Gönderilen bir emaili buraya aktarmak istiyorum. Şu anda amerikada doktora yapan bir arkadaşın mailidir.
Aziz dostum,
yaptigim calisma hizlandiricilar ile ilgili.CERN Isvicre de. Burada 2007 acilacak sekilde bir
hizlandirici yapiyorlar. Ismi LHC (Large hadron collider). Bu hizlandirici proton ile protonu
carpistiracak. Her protonun 7 tera elektron volta kadar hizlandiracak. Carpisma 14TeV lik olacak. LHC circular bir hizlandirici. Bu halkanin yarisi Isvicre topraklarinda, yarisi da Fransa da.
Bu projeye dunyanin bir cok yerinden universiteler omuz veriyor.Turkiye den Bogazici, odtu, cukurova.
Bu hizlandiricinin uzerinde bir kac tane detektor konuluyor. En onemli ikisi CMS ve ATLAS detektorleri.
Carpisma sonucunda 14TeV lik enerji, E=mc^2 ile kutleye donusecek. Bu sayede buyuk kutleli parcaciklar var ise onlar uretilecek. Yani bu deney, yeni su ana kadar gozlenmemis parcaciklar bulacak diye umuluyor.
Carpisma sonucu olusan ve daha kucuk kutlelere decay eden parcaciklar bu detektorlerin icine yagacak.
Detektorler celik ve sinyal toplayici maddelerden olusuyor. Parcacik girecek, detektorun obur kismindan akim elde edilecek. Biz bu elektronik sinyalleri kullanarak giren parcaiklari, onlarin hangi parcaiklardan geldigini, varsa yeni parcaiklari bulamay calisacagiz.
Benim tezim CMS detektoru ile ilgili. Bu detektorun ve hizlandiricinin bilgisayarda simulasyonlari yapilmis durumda. Yani deneyi simdiden bilgisayarda yapabiliyoruz. Henuz deney gercek data uretmedigi icin, bilgisayarda data uretip, analiz ettim. Bu benim
tezim olacak ins.
Fakat hayali datalarla doktora alamayacagimiz icin, bu yaz buraya geldik. CMS detektorunun bir kac onemli parcasini parcaciklarla (beam) ile test ediyoruz.
Yuksek enerjili elektron, pion filan gonderip, cikan akima bakiyoruz. Enerji kalibrasyonu yapiyoruz. Bu sekilde elde edilen datayi analiz edip tezime koymam gerekiyor mezun olabilmek icin.
Bu anlattigim seyler devasa projeler aslinda. Burada bu test calismalar icin dunyanin dort bir yerinde gelmis insan var. Ben sadece ogrenmeye calisiyorum, ufak tefek yardim ediyorum.
LHC kendisinden cok sey beklenilen bir deney. Fizigin bazi teorileri yikilacak, azilari yerini saglamlastiracak deniyor bu deney sayesinde. Cunku bir cok teori var, supersimetri gibi, deneyle desteklenemedigi veya curutulemedigi icin ortalikta
geziyor. LHC bir cok seyi degisitirecek deniyor.
En cok da aranan ve bulmak istenilen parcacik Higgs parcacigi. Bu cok populer bu aralar. Higgs Electromagnetic alan gibi bir alan. Higgs alani. Ayni zamanda parcaik. EM alanin parcacigi foton mesela.
Higss alanin parcacigi da Higgs. Bu alan uzayi doldurmus durumda. Bir cesit Higgs denizi icinde yuzuyoruz yani. Ve bu alan parcaciklara kutlesini veren alan deniyor. Neden elektron 0.5 MeV/C^2. Kutleyi nereden aliyor. Kutlenin evrende sebebi ne.
Iste bunun cevabi Higgs diyorlar. Temsil yaparsak, mesela sudaki agirligimiz ile havadaki agirligimiz ayri. Parcaiklarin agirligi icinde yuzdukleri Higgs ten oturu diyorlar. Bazi kendini bilmez bilim adamlari Higgs parcacina God particle bile dediler. Varligini
matematikle ispat ettiklerini soyluyorlar. Ama bulunma ihtimali esit sanirim. LHC varsa eger bu parcacigi bulacak diyorlar.
KAYNAK
http://www.fizikogretmeni.com/higgs-parcaciklari-esir-maddesimidir/****
MÜTHİŞ BİR BULUŞ !!! 
"Düşen meteorda" yaşamın kökeninin "uzaydan" gelmiş olabileceğine dair kanıt bulundu
Gerçeğe adım adım yaklaşış...
* İnsanoğlu acaba, uzaydan gelmiş olan bir bakteri mi ?..
* Uzaylılar, insanoğlunun
efendileri mi ?
Bilim adamları, yaşamın kökeninin uzaydan gelmiş olabileceğine dair kanıt buldular.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) bilim adamları, 2000 yılında Kanada’daki donmuş Tagish Gölü’ne düşen bir gök taşı (meteorit) üzerinde yaptıkları analizlerde, meteoritin Güneş’ten de eski organik maddeler içerdiğini tespit ettiler.
Böylesi bir maddenin Dünya’da yaşamın gelişiminde hayati rol oynadığı tezi üzerinde duran bilim insanları, meteoritin yapısındaki materyalin büyük bölümünün Güneş Sistemi ile aynı yaşta, ancak gök taşındaki mikroskobik organik "damlacıkların" çok daha eski olduğunu belirlediler.
NASA’nın Texas eyaleti Houston kentindeki Johnson uzay merkezinden Scott Messenger, organik maddenin meteorit doğduğunda muhtemelen oluşmadığını, zira Güneş Sistemi’nin o sırada yaşama olanak vermeyecek derecede çok soğuk olduğunu belirterek, "yaratık" maddenin Güneş Sistemi’nin dışından gelmesinin olası olduğunu kaydetti.
Tagish Gölü’nde bulunan gök taşının çok iyi korunmuş durumda olmasından ötürü farklı bir özellik taşıdığını belirten bilim adamları, dilimlere ayırdıkları meteoritin elektron mikroskobuyla incelenmesinde, "geniş çapta karbon, hidrojen, nitrojen ve oksijen" içeren "damlacıkları" tespit ettiklerini kaydettiler.
Kaynak:
http://www.haberevi.com/bugun/kategori_haberi.php?ID=101149**
Uzaydan dünyayı projektör gibi tarayan sinyal keşfedildi.
Avrupalı astronomlar, uzaydan gelerek Dünya’yı projektör gibi tarayan çok yüksek enerjiye sahip sinyal keşfetti.
Şimdiye kadar tespit edilen sinyalden yüz bin kat daha yoğun olan bu gama ışınımı, LS 5039 adı verilen yıldız çiftinden geliyor. Çift, Güneş’ten 20 kat büyük bir yıldızla nötron yıldızı ya da kara delik olabilecek fazlasıyla yoğun bir gökcisminden oluşuyor.
Evrenin derinliklerinden gelen sinyaller, 60’lı yıllardan beri biliniyor. İlk zamanlarda bu sinyalleri dünyalılarla haberleşmek isteyen uzaylıların gönderdiği bile düşünülmüştü.
Bu sinyalleri, genellikle kendi çevrelerinde çok hızlı dönen "pulsar" (atarca) adlı minik yıldızlar yayıyor. Bu yıldızlar, kutuplarından elektromanyetik parçacık saçıyor. Yıldız kendi etrafında döndüğü için, bu enerji demeti, uzayı tıpkı deniz feneri gibi tarıyor ve Dünya’dan da belli aralıklarla tespit edilebiliyor.
Grenoble (Fransa) gözlemevinden Gillaume Dubus, AFP muhabirine bilgi verirken, şimdiye kadar bine yakın "pulsar" belirlendiğini, bunların sadece 10 kadarının güçlü gama ışını yaydığını, ama bunların en güçlüsünün bile LS 5039’un ışınımı karşısında çok cılız kaldığını belirtti.
"Pulsar" sinyallerinin modülasyonu (aralık), birkaç saniyeyle birkaç milisaniye arasında değişiyor. Buna karşılık LS 5039’un yaydığı sinyal modülasyonu ise 3,9 gün. Uzmanlar, bu durumu anlamaya çalışıyor.
"Astronomy and Astrophysics" dergisinde yayımlanan çalışma, Fransız ve Alman astronomlarca Namibya’daki HESS gözlemevinde dört teleskop kullanılarak yürütüldü.