Gönderen Konu: +16 Kim insan,kim hayvan?Kurbanın canlı canlı ayağını kesti  (Okunma sayısı 327 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Elbet ki bir yanlış ile hiç kimsenin inançları,düşünceleri yargılanamaz,suçlanamaz;bundan da ötesi emsal teşkil edemez.
Lakin bu manzaranın salt bu güne ve bir kereye mahsus olmadığını düşünürsek bazı şeylerin yeniden sorgulanması gerekmez mi?

Kurbanın canlı canlı ayağını kesti
İzleyiniz
http://www.haber7.com/video-galeri.php?cID=2598
---------------
Büyük insanlık bu mu?
Kurban bayramınız kutlu olsun (mu?)
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2035.0




Çevrimdışı Yazar

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 74
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Kardeşlik Dostluk Barış, Birbirimizi Anlayış Ümidi
Ynt: +16 Kim insan,kim hayvan?Kurbanın canlı canlı ayağını kesti
« Yanıtla #1 : Kasım 30, 2009, 05:17:59 ÖS »
haberin web sitesine aglayarak gittim, ve okuyanlarin bu gaddar adama ne kadar kizdiklarini, hayvancagiza nasil uzulduklerini gordum, ferahladim. Vicdanli imsanlar var Turikiyede, sukur.
Hayvan diyoruz ama, bak, zavalli boga ayaklari kesildikten sonra bile yasamak icin cabaliyordu. Evet, hayvanlarda bizim gibi, yasamak istiyor. Biz hayvanlari anlamiyoruz ama onlar bizi anliyor. Asagilik yaratik, hayvan degil, insanoglu.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: +16 Kim insan,kim hayvan?Kurbanın canlı canlı ayağını kesti
« Yanıtla #2 : Kasım 30, 2009, 05:44:43 ÖS »
Kendisini müslüman,hristiyan vs...sanan bir çok zavallı inandığını söyledikleri kitaplarının ne dediğinden haberi olmadığı gibi,insan olmanın onurundan dahi habersizlerdir.
Bunlar hangi dine mensup olursa olsunlar hayvandan daha,daha aşağılık mahluklardır.

Kitab-ı mukaddes sayılan kaynaklarda insana yapılan özel vurgular bir çok satırda  anlatılmış olmasına rağmen,ne yazık ki insanlıktan nasiplenmemiş pislikler inançları da sömürmekten geri durmamaktadırlar.

A'RÂF (179) : Celâlim hakkı için Cinn-ü İnsten bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların öyle kalbleri vardır ki onlarla doymazlar, ve öyle gözleri vardır ki onlarla görmezler ve öyle kulakları vardır ki onlarla işitmezler, işte bunlar behaim gibi, hattâ daha şaşkındırlar, işte bunlar hep o gafiller.

BAKARA (171) : o kâfirlerin meseli sade bir çağırma veya bağırmadan başkasını duymaz bir kulakla haykıranın hâline benzer, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.

FURKÂN (44) :Yoksa onların ekserîsini işitirler veya akıl ederler mi zannediyorsun? Onlar sırf hayvan gibi hattâ gidişçe daha sapkındırlar.,
----------------
Mat.12: 43 "Kötü ruh insandan çıkınca kurak yerlerde dolanıp huzur arar, ama bulamaz.

YUHANNA:  Yu.12: 43 Çünkü insandan gelen övgüyü, Tanrı'dan gelen övgüden daha çok seviyorlardı.

15. Mezmur Davut'un mezmuru:  Mez.15: 4 Aşağılık insanları hor görür, Ama RAB'den korkanlara saygı duyar. Kendi zararına ant içse bile, dönmez andından.

MEZMURLAR (ZEBUR) :  Mez.15: 4 Aşağılık insanları hor görür, Ama RAB'den korkanlara saygı duyar. Kendi zararına ant içse bile, dönmez andından.

NAHUM :  Nah.1: 14 RAB, "Artık soyunu sürdürecek torunların olmasın"Diye buyurdu, ey Ninova."Tanrılarının tapınağındaki oyma ve dökme putları yokedeceğim" diyor."Mezarını hazırlayacağım.Çünkü sen aşağılıksın."

Ve daha nicelerini görmezden gelmekle kime,neye hizmet ettikleri ise artık sır değildir.

Dilerim ki gerçek insan olmanın erdemini yakalayamayanlar hiç bir dinden nasiplenmesin.
A.Dursun

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
'' yaa insan gibi bir ineksin kardeşim ''
« Yanıtla #3 : Kasım 30, 2009, 10:11:56 ÖS »
İnsan ile hayvanı birbirinden ayıran nedir?

Biz insanlar bilmek,  bilinç ve bir vicdan sahibi olmak ile diğer yaratıklardan

ayrıldığımızı söylerken bu tablo bizim bu konuda yanılabileceğimizi de anlatıyor.

Bu hayvanlar bir başka hayvana eziyet ediyor...

İnekler, koyunlar, köpekler, eşekler ve diğerleri...konuşabilselerdi, duygularını

anlatabilselerdi insanları nasıl tarif ederlerdi acaba?

 ya insan gibi bir ineksin

Tabii bu dünya insanlar ile dolu

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: +16 Kim insan,kim hayvan?VAHŞETE 969 TL CEZA
« Yanıtla #4 : Aralık 01, 2009, 03:13:27 ÖÖ »
VAHŞETE 969 TL CEZA

Şanlıurfa'da kesime götürülerken kaçan kurbanlık bir boğayı elektrik direğine bağlayarak ayak bilekleri ve boynuna attığı bıçak darbesiyle etkisiz hale getiren kasaba 969 TL idari para cezası verildi.

Alınan bilgiye göre, görüntülerin basında yer almasının ardından harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kasap M.H.Ç'yi sabah saatlerinde evinden alarak Yenişehir Polis Merkezine getirdi.

Burada 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun “Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar ile hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak” gibi hükümlerini kapsayan 12. ve 14. maddeleri gereği 900 TL ceza uyguladı.

Zabıta Müdürlüğü ekipleri de Kabahatler Kanununun ilgili maddesi gereği kasaba 69 TL para cezası kesti. Kasap M.H.Ç, işlemlerin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.

Şanlıurfa'da dün kesime götürülürken kaçan, birkaç kez uyuşturucu iğne yapılarak sakinleştirilmeye çalışılan ve elektrik direğine bağlanan boğanın, ayak bilekleri ve boynuna atılan bıçak darbesiyle etkisiz hale getirilmeye çalışılmasına tepki gösteren bazı vatandaşlar, hayvan sahipleri ve kasapla tartışmıştı.



Kaçan hayvanları zapt etmek için eziyete varan yöntemler kullanıldı. ‘Acemi kasaplar’ rastgele kurbanlıkları boğazlarken, bıçak, satır ve baltayla 2 bin 365 kişi kendini yaraladı. Kurban kesimi sırasında kalpten ölen ve beyin kanaması geçirenler de oldu.

ANTALYA’da kesim yerine götürülürken kamyonetten atlayan dana, 1.5 saat süren kovalamaca sonunda girdiği bir evin avlusunda yakalandı. Dananın boynuz darbeleriyle yaralanan sahibi Cuma Bozoğlan da hastaneye kaldırıldı.

Rize’de dananın ayak darbesiyle başından yaralanıp 2 metre yüksekten düşen Ömer Faruk Doğanay, beyin kanaması riskine karşı tedavi altına alındı.

Rize’de oturan Ahmet Balcı (62), kurban kestikten sonra kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Balcı, öldü.

Trabzon’un Pelitli Beldesi Konaklar Mahallesi’nde bir arkadaşının kurbanını kesen 48 yaşındaki Seyfettin Şentürk, dinlendiği duvarın üstünden düşüp beyin kanaması geçirdi, hastanede öldü.

Sivas’ın Esentepe Mahallesi’nde Mustafa Karslı (75), kurban kesimine başladığı sırada rahatsızlandı. Hastaneye kaldırılan Karslı’nın beyin kanaması geçirdiği belirlendi.

Kayseri’nin Yeşilhisar İlçesi’nde çiftçi Ali Ekber Karga (45), kestiği kurbanın etinden pişirip yemeye başladı. Ancak iri bir parça Ali Ekber Karga’nın boğazına takıldı. Hastaneye kaldırılan Karga yaşamını yitirdi.

2 bin 365 acemi kasap yaralandı

161 yaralıyla Erzurum başta olmak üzere Türkiye’de 2365 kasap iş kazasına uğradı. 103 kişinin yaralandığı Kayseri’de hastaneye kaldırılan bir kasap.

Çocuklar her şeyi gördü

Uzmanlar uyarmıştı. “Kurban kesilirken gören çocuğun psikolojisi bozuluyor, 12 yaşına kadar çocuklar kesimi görmemeli” diye. Uyarılara rağmen çocuklar oradaydı.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KURBAN VE NEFSİN ISLAHI
« Yanıtla #5 : Aralık 02, 2009, 02:31:18 ÖS »
KURBAN VE NEFSİN ISLAHI

Rahmi Yıldırım
1 Aralık 2009

Bir Kurban Bayramı daha geride kaldı.
Kimisi için tatil bayramı oldu, kimisi için et ve kefaret bayramı.
Can Yücel’e sorulsaydı, derdi ki,
“Koyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı,
Bu barış var ya bu barış,
Cephedekiler için o kadar barış.”

Can Baba’nın söyledikleri elbette bayramcıların umurunda olmadı. Ahali önceki senelerde nasıl bayram ettiyse bu sene de öyle bayram etti. Geçen Kurban Bayramı’nda ne gördük ne yaşadıysak, bu bayramda da gördük yaşadık.

Dini bayramların ekonomi politiğine, ideolojisine dalmadan söylemek gerekirse; kurbanın ve bayramın hem Tanrı’ya yaklaştırıcı ibadet yönü var hem de insanları birbirlerine yaklaştırıcı sosyal bir işlevi var. Bayramlar günlük didişmeye ve gerilime ara vermenin, birbiriyle kucaklaşmanın da vesilesi. Ama çoktandır, değil sosyal gerilimi azaltmak, günlük didişme ve gerilime ara vermek bile mümkün olmuyor.

Türkiye birkaç on yıldır öyle kutuplaştı ki, en sade dini vecibeler bile bu kutuplaşmanın parantezinde anlam kazanmaya başladı. Herkese göre farklı anlamları olabilen dinsel değerlerin kamusal alan için referans haline getirilmesi bayramları da etnik, dinsel, sınıfsal, politik kutuplaşmanın parçası yaptı. Bayrama atfedilen dinsel boyut sosyal işlevinin önüne geçti.

Bayramın dinsel boyutunda, insanın Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanma güdüsü ön planda. Yanı sıra günahlarına karşılık bir bedel ödeme kaygısı, bunun için de başka bir canlıyı kurban ederek iç huzuru elde etme güdüsü var.
Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmak için kurban kesmenin şart olup olmadığı son yıllarda epey tartışıldı. Ama, ulema ve kerameti kendilerinde menkul evliyalar, Tanrı’nın ne söylediği konusunda fikir birliğine varamadılar.

Biliniyor ki, fidye olarak kurban kesilmesini emreden ayetler olduğu gibi, örneğin hac için, “Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar.” (Bakara, 196) ayeti de var. Yani Kur’an’da kurbanın yerine geçecek bir seçenekten de söz ediliyor. Oruç tutmanın yanı sıra başka bir seçenek de sadaka vermek.

Hatta, “Kurbanlıkların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na sizin takvanız ulaşır.” (Hac, 37) ayeti, kimi ilahiyatçılara göre, kurban kesmenin şart olmadığının delili.

Ancak ayetler ve ulema ne derse desin, cemaat bildiğini yaptı. Ameliyat parasına muhtaç, çocuğunun cebine koyacak okul harçlığı olmayan yoksul bile ne yapıp etti, kurban kesti.

Cemaat bildiğini yaparken dinden imandan, insanlıktan çıkanların vahşeti, bayram sevincini gölgeledi. Medya bir kez daha İstanbul Boğazı’nın kan kırmızı aktığını yazdı. Sokak ortasında can havliyle direnen boğayı yatırabilmek için orasından burasından yaralayan, ayaklarına satır vuran kasaplar kameralara sırıtarak poz verdiler.

Gerçi İspanya’da boğalar bizdeki gibi ibadet amacıyla da değil, eğlence amacıyla vahşete kurban ediliyor; ama biz kendimize bakalım.

Cehaleti imtiyaza çeviren kimileri, kurban kesimini bir kere daha vahşi bir cinayete dönüştürdüler. Küçücük çocukların gözleri önünde kurban kesenlerden, kurban kanını gururla çocukların alnına sürenlerden geçilmedi.

Oysa beş on yıldır kurban kesimini bir düzene sokma yolunda hayli mesafe alındı. Caddelerin, sokakların, yol kenarlarının mezbahaya dönmemesi için belediyeler kurban satış merkezleri ve kesimhaneler açıyorlar. Ama gidilecek daha çok yol var ki, vahşet ve cehalet önlenemiyor.

Kur’an’da kurbanın yerine geçebilecek sadaka ve oruç gibi seçeneklerden de söz edildiğine göre, İslam’ı kanla özdeşleştiren cehaletle yüzleşmenin, din adına sergilenen vahşeti sorgulamanın vakti gelmedi mi?

Kurban nefsi ıslah etmenin yolu ise, en makbul kurban, eşitsizlik ve ayrımcılıkla sakatlanmış, hurafelerin tutsağı bireysel ve sosyal ego değil midir?