Gönderen Konu: BASININ YAPISI ve TSK/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu  (Okunma sayısı 171 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
BASININ YAPISI ve TSK/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu
« : Kasım 07, 2009, 12:56:33 ÖS »
BASININ YAPISI ve TSK
 
İletişim Sektörünün inanılmaz bir hızla geliştiği çağımızda, Türkiye’de yayımlanan yazılı ve görsel medya ürünlerini yayın politikaları ve sahiplikleri ile açık bir şekilde bilmemiz gerek.
 
Genel bir gruplama yapmak gerekirse; BİRİNCİ GRUP,
1) Fethullah Gülen Tarikatına mensup yayın organları; Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Aksiyon Dergisi, Sızıntı Dergisi, Samanyolu TV
2) Taraf Gazetesi; Çetin Altan’ın büyük oğlanı ve eşi CIA çalışanı olan Yasemin Çongar’ın müştereken çıkardıkları gazete. En önemli işleri, dış istihbarat teşkilâtlarının bu ikiliye verdikleri çoğu yönlendirilmiş belgeleri yayınlamak. Maddi destek almadan yaşaması mümkün değil. Aldıkları para desteğinin kaynağı belli değil.
3) Akraba Basını; Sabah Gazetesi (Damat), Yeni Şafak Gazetesi (Dünür), Star Gazetesi (Emine Hn. Akrabası), ATV (Damat), Kanal 7 (Oğlandan Bacanak), Ülke TV, Kanal 24,
4) Devlet Basını, TRT’nin tüm kanalları. Devlet Televizyonu olan TRT, tam bir AKP yayın organı gibi kullanılmaktadır.
5) Tetikçi Basın; Vakit Gazetesi (Başbakan’ın Gazetesi)
6) Med TV, ROJ TV; Bölücü yayın yapan TV ve Gazete- Dergiler,
 
Bu grubun gerçek hedefleri, “Lâik Cumhuriyeti” öncelikle yıkmak, TSK’ni yıpratarak felç haline getirmek ve sonunda İslam- Kürt Cumhuriyetini kurmaktır. Başbakanın “ Demokrasi benim için amaç değil, araçtır, tren gibidir. Gideceğim yere kadar biner, istediğim yere gelince inerim” demesinin gerçeği budur. Anayasa Mahkemesi’nin “ AKP Lâiklik karşıtı eylemlerin odağıdır” kararı bunun en önemli işaretidir. Bunlardan tarikat basınının davranışlarını belirleyen eylem planları şudur. “ NİHAİ HEDEFE ULAŞANA KADAR, HER YÖNTEM VE YOL MÜBAHTIR. BUNUN İÇİNE YALAN SÖYLEMEK VE İNSANLARI ALDATMAK DA GİRER. YETER Kİ HİZMET KESİNTİYE UĞRAMASIN. HİZMET DENİLEN ÇALIŞMANIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, SESSİZ VE DERİNDEN OLMASIDIR. BU GİZLİLİK DE GÜÇLÜ OLUNCAYA KADAR DEVAM EDECEKTİR. CEMAATIN TEMEL FELSEFESİ BUDUR”
 
İKİNCİ GRUP;
1) Doğan Medya Grubu; AKP Hükümetinin uyguladığı baskılar sayesinde, diz çökmüş durumdalar. Hükümetin uygulamalarına sessiz kalarak bu sıkıntıdan çıkabileceklerini sanıyorlar, yanılıyorlar. Hedefi gerçek demokrasi olamayan bir yönetimle uzlaştığınızı düşünürseniz, en önce varlığınızın sebebi demokrasiye ihanet edersiniz. Sonra sizin işinizi bitirirler.
2)Ciner Medya Grubu; Başta Nükleer Santral ihalesi olmak üzere, enerji santralleri ve madencilik işleri sebebiyle, Hükümetle işleri devamlı ve çok olan grubun, “ gücü özgürlüğünde” sloganı lafta kalmıştır. Genç yaşında fırıldak gibi dönmeye başlayan Yiğit Bulut ve Atatürkçü olduğu için gruptan kovulan Prof. Yaşar Nuri Öztürk bunun en önemli kanıtıdır.
3) Karamehmet Medya Grubu; TMSF canı sıkıldıkça bu gruba vurmakta ve doğrulmasına imkân vermemektedir.
Bu gruptaki medya organları, baskı altındadırlar. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bir hükümet, devletin güvenlik güçlerini ve vergi sistemini kullanarak, basına yok etme operasyonu yapmaz, yapamaz.
4) Doğuş Medya Grubu; Sn. Ferit Şahenk, AKP ile mükemmel bir uyum içinde çalışıyor. Zaman bulup rahmetli babasının kendisine verdiği nasihatleri hatırlarsa, yayın organlarında karşıt seslere de yer vermesi gerektiğini hatırlar.
 
ÜÇÜNCÜ GRUP; Öncelikle Batırılacak Medya ve Susturulacak Yazarlar ve Madalyalılar;
1) Batırma işlemine kaldığı yerden devam edilecek ve Biz TV’den sonra ART ve Kanal B batırılıncaya kadar her türlü baskıya devam edilecektir.
2) Emin Çölaşan’ın işini bitirdikten sonra, sıra Bekir Coşkun’a geldi. Onu Fatih Altaylının şefkatli kollarına bıraktık, haftanın 3 günü çiçek, böcek yazıyor. Fakat o Yılmaz Özdil yok mu? 6- 7 satırda AKP’nin aylarca yaptığı propagandayı yerle bir ediyor. Öncelikle susturulması gerek. Genel Yayın Yönetmeni ve İzmir’in Kahramanlar semtinin “Kahraman” adamı ne yapacak, bekleyelim, görelim.
3)Madalya verilmesi gereken, AKP’nin çizgisini aynen takip eden yazarlarımız var. Hasan Cemal, Cengiz Candar, Mehmet Barlas, Fehmi Koru gibi. Sayı çok olduğu için, belirleme işini Akif Beki’ye verilmesi uygun olur.
 
DÖRDÜNCÜ GRUP; Milletin Medyası,
1)Yeniçağ, Cumhuriyet, Sözcü gibi gazeteler. Kıt ekonomik olanaklarına rağmen bu ve benzeri medya organları direnmeye, Atatürk’ü ve Lâik Cumhuriyeti korumaya devam ediyorlar.
2) Internet Medyası; Muhteşem bir güç. Olağanüstü haberleşme ve dayanışma sistemi. Milleti
Uyarmada tarihi bir görev yapıyorlar.
3) Anadolu Medyası; Ülkenin gerçek sahipleri. Anadolu’nun riyasız, samimi sesini tüm Türkiye’ye duyuruyorlar.
 
Birinci grup, devamlı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine onun şerefli komutanlarına hakaret etmekte, psikolojik baskı uygulamakta ve ellerindeki medya gücünü haysiyetsizce kullanarak TSK’ni felç etmek istemektedirler. Bunu yaparken en önemli araçları; Demokrasi ve Demokrat olmak saptırmasını kullanmalarıdır. Burada iddia ederek söylüyorum. BUNLAR ASLA DEMOKRAT DEĞİLDİR: Biat (itaat etmek- şartsız kabul etmek-tartışmadan kabul etmek) kültürü ile yetişen insanlar demokrat olabilirler mi? Ömürleri emir almak ve düşünmeden yerine getirmekle geçen insanlar demokrat olabilir mi? Maddi olanakları, malvarlıkları, cemaat yapıları tamamen saklı olan insanlar demokrat olabilirler mi? OLAMAZLAR, OLAMAZLAR, OLAMAZLAR.
Hedeflerine giden yolda en büyük engel olarak TSK’ni görmekteler ve onu yıpratmak için her türlü yalanı, yöntemi kullanmaktalar. Bakın, İrtica belgesini TSK dört kez istediği halde göndermemişlerdir. Albay Çiçek savcılığa çağırılmadığı halde, bir haftadır “ gelmedi” diye yazıyorlar. Yazıklar olsun.
İkinci gruptakilerde yanlışın içindeler. Erzurum’da Ermenilerin Türk köyünde, bizim saf köylüyü kandırması gibi teker teker yok edilmeyi bekliyorlar. Beklesinler.
 
Bizler, milletin medyasını ve yazarlarını okuyanlar, interneti kullananlar, milyonlarca kişiyiz. Bizler Atatürk’üz, bizler Misak-ı Milli’yiz, Bizler Lâik Cumhuriyetiz, Bizler Anadolu’yuz. Biz ayağa kalktığımızda, irtica kaçacaktır. Biz Türkiye’mizi aydınlattığımızda bu kara cübbeli, kara ruhlu tarikat kalıntıları kaçacak delik arayacaktır. 7 seneleri gitti, çok azı kaldı. Bizler yani Türk Milleti demokratik seçimle bunları, çok istedikleri ortaçağa göndereceğiz. Bu arada ordumuza ve şerefli mensuplarına sahip çıkacağız.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle. 07. Kasım. 2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
------------------
ŞEYHÜLİSLAMDAN DANIŞMAN;NURCU HOCADAN VERGİ DAİRESİ MÜDÜRÜ.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7879.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
TELEKULAK CEMAATİ/Eski Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu
« Yanıtla #1 : Kasım 13, 2009, 02:04:57 ÖS »
TELEKULAK CEMAATİ:
 
Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek; “Toplumda herkes, sade vatandaş dahi dinlenildiği, izlendiği paranoyası içindedir. Umarım ki bundan sonra yargı ile ilgili konularda son derece dikkatli ve duyarlı davranılır. Çünkü bu Türkiye’nin, sistemin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir durumdur. YARGI ŞU ANDA SAVUNMA KONUMUNDADIR. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, kuvvetler ayrılığı sistemini değerlendirdiğimizde yargının savunma konumuna düşürülmüş olması son derece sıkıntı vericidir.”
Sorumluluk sahibi, bulunduğu konumun vakar’ı içinde ve bir Yüksek Yargıç zarafetiyle ifade edilen bu kelimelerin her biri, Demokratik ve Lâik Cumhuriyete inanmış, aklı yerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için “GÜLLE” ağırlığındadır. Daha ne desin bu yargıç? Yargı olarak şu an sadece kendimizi savunuyoruz, diyor.
 
Türk Yargısı savunmada ise, SALDIRANLAR- HÜCUM EDENLER kimler? Bağımsız Türk Yargısı kimlere karşı kendini savunuyor? Bu kadar saldırgan olup ta, yargıyı savunma konumuna getirten ve yargıya, bu durumu Türk Milletine anlatmaktan başka çare bırakmayanlar kimler?
 
Bakalım kimlermiş;
 
Bir Bakan, bakanlığında çalışan tüm çalışanların siyasi temsilcisidir. Bakanlık mensuplarının haksız yere suçlanması karşısında, gereğini yapar. Hem kurumu hem de çalışanları savunur.
Adalet Bakanı ne yapıyor? Temsil ettiği yargıya basın toplantısı ile saldıran bizzat Bakan Bey! Bakan beyin sırtında “ALİ DİBO” gibi ihale yolsuzluğu - haksız zenginleşme yükü var ve TBMM’de dokunulmazlığının kaldırılması için dosyası bulunmakta. Kendisini TV’lerden izliyorum; Ürkek, korkak yürüyüşü, aldığı kanunsuz ve uygunsuz emri uygulayan insanın çekingenliği görüntüsü veriyor. Bakan yapılmasının diyetini ödemeye çalışıyor. Yazık.
 
Fethullah Gülen Cemaati tüm yayın organları, gazeteleri, dergileri, televizyonları ile Türk Yargısını baskı altına almaya çalışıyorlar. Emniyetteki F Tipi kadrolaşma buna en büyük desteği veriyor. Bunlar sözüm ona Müslüman, sözüm ona dindar. Amerika’da refah ve zenginlik içinde yaşayan, halife özentisi hocalarına yaranmak için, hiç utanmadan haysiyet cellâtlığı yapıyorlar, insanları karalıyorlar. Bunlar Kuran-ı Kerim’in emrettiklerini yapmıyorlar, yaptıklarına Kuran- ı Kerim’i uydurmaya gayret ediyorlar, Allahtan korkmadan.
 
Türk Milleti tarafından “Devlet ve Millet Düşmanı” statüsüne oturtulmuş yazarlar, çizerler.
Bunlar kendilerini Demokrat ve Liberal olarak tanımlarlar. Askeri Darbelerde önce sinerler, sonra en güçlü darbeci kesilirler, Askere vurmak moda olduğunda ise, en saldırgan bunlar olurlar.
Hepsi AB fonlarından yemlenir. Hangisi TSK’ne ve Türk Yargısına daha çok yara verirse o daha fazla para alır. Bunlar için vatan, kadının iki memesine eşdeğerdir! Yazıklar olsun.
 
Bölücüler ve Kürtçüler; Bu cennet vatanı adım adım bölünmeye götürecek plânı uygulayan, PKK’nın siyasi uzantısı olduğunu açıkça ilan eden DTP’liler, uyuşturucu kaçakçılığı ve her türlü terörü acımasızca uygulayan PKK denen katiller sürüsü ve destekçileri de, hem basın organlarında, hem de devletin içine sızan militanları ile Türk Yargısına saldırıyorlar. Bu Kürtçüler, Kürt kökenli vatandaşlarımızı da istismar etmekte ve bu vatana bağlı kardeşlerimizi kullanmaktadırlar. Bu güruh için Barzani denen eşkıya kahraman olarak kabul edilir! Yazıklar olsun.
 
Bu saydığım grubun destek aldığı, güvendiği, beslendiği tek yer AKP İktidarıdır. Devlette her türlü örgütlenmeyi organize eden de, buna imkân veren de bu iktidardır. Ilımlı İslam’ la başlayıp, İran tipi bir İslam Cumhuriyetine gidecek yolda en büyük iki engel olan TSK ve Türk Yargısını yıpratmak, sindirmek için bu saldırılara izin veren de bu yönetimdir. Bunu herkesin görmesi ve çevresine anlatması gerekir.
 
Bizler, Lâik, Sosyal Hukuk Devletine ve Atatürk Cumhuriyetine inananlar ne yapmalıyız?
Öncelikle Türkiye’nin en örgütlü sivil toplum örgütü BAROLARI, Avukat arkadaşlarımız aracılığı ile uyarmalıyız. Barolar şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacaklar? Gerekiyorsa, toplumun dikkatini çekmek için belli bir süre (7 Gün) davalara girmesinler. Bizler yapılanın yanlış olduğunu AKP’li milletvekillerine mesaj veya mektupla anlatalım, uyaralım. Bence en önemlisi Yüksek Yargıya kişisel desteğimizi yine, ileti, mesaj veya mektupla iletelim.
 
“İrtica korkaktır. Atatürk’e ve Lâik Cumhuriyete, Çağdaşlığa inananlar bir araya gelip ayağa kalktıklarında, irtica kaçacaktır”
 
Tehlike varsa, bizde sıkıntıyı göze alıp, bu tehlikeyi yok edeceğiz.
 
Sağlık ve başarı dileklerimle, 13. Kasım.2009
 
Rifat Serdaroğlu
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı