Kıbrıs'ın 1974 yılında bölünüp,iki ayrı devlet şeklinde örgütlenmesinden sonra,sıra Kıbrıs sendikal hareketi içinde rekabete ve bu rekabetin yarattığı parçalanmaya geldi.
Türk-Sen'in, 2000 yılına gelindiğinde politikalarında da önemli değişiklikler yaşanmış,
Türk-Sen ile Türk-İş Kıbrıs sorununun çözümü konusunda zıt politikaları savunur hale gelmişlerdir.
Türk-Sen Genel Başkanı
Arslan Bıçıklı,
Türk-İş KKTC Temsilciliği'nin açılması ve Ahmet Çaluda'yı tanımayacağını neden açıklamış idi?
Peki Ahmet Çaluda,
Mehmet Ali Talat'a neden teşekkür etmişti?
Hepsinden önemlisi de Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Sendikası Genel Başkanı
Mustafa Özbek Türk-İş KKTC Temsilciliği'nin
hayırlara vesile olmasını neden dilemişti?
Özbek hani Talat'a karşı duruş sergiliyor du?
Türk-İş'in Aralık 2007'deki Olağan Genel Kurulu'ndan sonra yeni seçilen Türk-İş yönetiminin Genel Kurul'daki,seçim oyunlarına destek vermeyen Türk-Sen'e karşı hasmane tutum sergilemeye başlamasını neyle ve nasıl açıklayabilirsiniz?
1968'de Kıbrıs işçi ve memurunun kurduğu 9 sendika,Türk-İş'e üye olarak Türk-Sen halini alması belki de en büyük hata idi.
1974 Kıbrıs Barış harekatı'nın akabinde bölünen adada bir de
işçilerin güç birliğinin bölünmesi gerekiyordu.(Aman KKTC'ye karşı olduğum izlenimi çıkartılmasın sakın)
2000'li yıllarda ise Türk-Sen ve Türk-İş Kıbrıs politikalarının çözümündeki ayrı düşünceleri nedeni ile siyasi faaliyetlere girince olan oldu.
Rumların sanayileşme düzeyi gelişirken Türklerin örgütlenmesiyle oluşan bu girişim neden Türk-İş tarafından destekleniyor görüntüsü ile bitirildi anlıyormusunuz?
Zamanın Ulusal Birlik Partisi (UBP)Genel Başkanı Dr.Derviş Eroğlu ve Eski Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Raif Denktaş'la birlikte Ergenekon örgütlenmesine girecek kadar savunucusu olan bir Özbek,acaba neden Türk-İş KKTC Temsilciliği'nin açılması esnasında böyle konuşabilmiştir?
Yoksa Talat'ın başkanı olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi(CTP) ile
zımni bir bağlantısı var da biz mi çözemiyoruz?
Yoksa ben hayal mahsulü konularla mı uğraşmaya başladım?
Dilerim ki ben hayal mahulü şeylerle uğraşmış olayım.
Sadece not olsun diye şu bilgileri de vereyim istedim.
Eroğlu ve Soyer'in aralarında geçen bir ergenekon krizi vardı anımsarsanız.
Eroğlu,"Seçimlere asıl müdahalenin 2005'te AB,ABD ve İngiliz Yüksek Komiserliği tarafından yapıldığını,Ergenekon iddianamesinde adı geçen Metal-Sen Başkanı
Mustafa Özbek'in sadece kendisiyle değil, CTP lideri Soyer'le de görüşmeler yaptığını" ifade ediyordu?
Soyer ise şöyle diyordu:
"İddianame ve iddianameyle ilgili olayları görünce şok oldum,Özbek'in evrakları arasında bulunan ve Derviş Eroğlu'na sunulması için hazırlanmış bir rapor var".
Daha sonra Eroğlu ise "Soyer'in içeriğinden ayrıntılar aktardığı raporda adı geçen
Mustafa Özbek ile dostane bir ilişkisi bulunduğunu,Özbek'in Cumhurbaşkanı
Talat ile de diyalog içinde olduğunu" söylüyordu.
Ne ilginç bir şey değil mi?
Neyse fazla uzatıp kafa ütülemeyim.
Ben ne demek istediğimi gayet açık izah ettiğimi düşünüyorum.
Şimdi sendikal mücadelenin tahminen nerelere varacağını,neden bu şekilde bir kaos yaşandığını anlatabildim mi?
Sendikalar
sarardıkça ve siyasallaştıkça bu oyunlar ne Kıbrıs için ne Türkiye için ne de dünyanın hiç bir sistemleri için sonuç üretemez.
Olsa olsa bizlerin tartışmaları büyük bir kesime
"Ne diyor bu adamlar? Anlayan bizede anlatsın" şeklinde tezahür eder.
Vaktiniz olur ise
1 MAYIS'TA CIA,GÜLEN PARMAĞI VE AĞALARIN SAVAŞI başlıklı yazımı bu günlerde bir kez daha gözden geçirin derim.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=821.0Saygı ile...
Ahmet Dursun