Gönderen Konu: Darbe; askeri suçmu,sivil suçmu?Albay Çiçek sivil mahkemede yargılanabilir mi?  (Okunma sayısı 247 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Darbe; askeri suçmu,sivil suçmu?Albay Çiçek sivil mahkemede yargılanabilir mi?

Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan kanun.
Yasa koyucu, yürürlükte var olan bir yasa ile çelişen başka bir yasa çıkartabilir mi?
Çıkartırsa ne olur?

Konuyu Anayasa’nın Askeri Yargı başlıklı 145.maddesi ile açalım.

Madde 145:
Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri
mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.

İşte askeri kısmını ilgilendiren düzenlemelerin yaklaşık tamamı da bu madde üzerinden düzenlenmiştir.
Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerde ki sorunun kaynağı da buradan kaynaklıdır.

Şimdi 145/2'yi biraz kurcalayalım.
Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.

Şimdi de Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne bakalım.

Sözleşme madde 6/f.1
Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleri ile ilgili nizalar, gerek cezai sahada
kendisine serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan kanuni, müstakil
ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içerisinde hakkaniyete uygun ve aleni olarak dinlenmesini istemek hakkına haizdir.

Bu ne anlama gelmektedir?
Sivil ve asker olanların askerlik dışındaki, asker ve sivillere karşı işledikleri suçlardan ötürü bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanması anlamına gelir.
Bağımsız mahkeme ile kasıt askeri olmayan,doğal olan(_ki hukukta buna tabi hakim ilkesi denir) mahkemelerce yargılanması anlamına gelir.
 
Bir zamanlar Anayasa Hukukçusu Prof.Dr.Ergun Özbudun ne diyordu?
Anayasa'nın 145.maddesinine vurgu ile, askeri suçların askeri mahkemede yargılanmasını düzenlediğini belirterek, "Darbe yapmak askeri suç değildir" diyordu.

Hatta "CHP darbecilerin yargılanmasında samimi ise geçici 15. madeninin kaldırılması yanında 145. maddenin değiştirilmesini gündeme getirsin" diyordu.
Neyse Özbudun kısmını geçiyorum.

Ancak yeni düzenleme ile getirilen yasanın eskisi ile çelişkisinin ortadan kaldırılması için 145/2'nin kaldırılması gerektiği de açıktır.

Bunların dışında bir konu daha varki o da gayet önem arz etmektedir.

353 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluşu hakkındaki yasanın özellikle de 2 ve 3. maddeleri.

Bana göre bu tamamen hukuka aykırı bir durum arz etmektedir.
Yani hukuk eğitimi almamış,hakim sınıfından olmayanların da mahkeme üyeliklerine getirilmeleri ile ilgili olan bölümler.

Gerçi çok mu önemli?
Öncelikle Anayasa mahkemesine hukukçu olmayanların getirilmesi önlensin de diyebilirsiniz.
Tabii ki bu da çok çok önemli.
Baksanıza hukuktan anlamayan bir adam,çıkıyor Anayasa mahkemesi başkanı oluveriyor.

Yukardaki ne derece yanlış ve karşı isem bu da o derece yanlış ve karşıyım.

Son olarak tam bağımsız yargı için olmaz ise olmaz kuralımı da söyleyim.
Adalet Bakanı ve müsteşarının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan çıkartılması ve Adalet müfettişlerinin HSYK emrine verilmesi şarttır.
Aksi halde adalet siyasallaşmaktan hiç bir iktidar tarafından kurtarılamayacaktır.

Her neyse,buraya kadar yaptığım açıklamalardan hiç bir şey anlamadım diyen var ise İstanbul Barosu'nun bir basın açıklaması var idi.
Onu okumasını tavsiye ederim.
"5918 SAYILI YASA ANAYASAYA AYKIRIDIR" diye bağırmasının altındaki gerekçeleri de detaylandıran açıklaması için bakınız derim.
http://www.istanbulbarosu.org.tr/Print.asp?ID=4339


Özetle  "...savaş ve sıkıyönetim hali dahil askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır" hükmünün, "... savaş ve sıkıyönetim halinde askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır" olarak değiştirilmesi ile zaten askerlerin sivil mahkemelerce yargılanmasının önü açılarak durum netleştirilmiştir.

Daha neyi tartışacak bu ülke?

Şunu da söyleyim;çelişki arayanlar boşa kendisini yormasın.
Her ne kadar çıkar yol arasalar dahi  hukukun temel ilkelerine göre, sonra çıkarılan kanun, önceki kanunla çelişkili bir hüküm taşıyorsa, önceki kanunun zımnen yürürlükten kalkmış sayılır.

Böylece tartışmalar burada biter.

Ve Albay Dursun Çiçek paşa paşa yargılanır.
CHP'nin kendisini boş yere paralamasına da gerek yoktur,AKP'nin elinden hamaset edebiyatını almaya çalışarak göz boyamasına da.

Eğer ki CHP hukukun üstünlüğüne inanıyordu ise soruyorum?
Hala TBMM'de ne işleri var?
Baykal yarın bir gün olmaz ya kazara iktidar olurlarsa acaba Tayyip beyden farklı bir tutum mu izleyeceğini sanıyoruz?

Yukarda bahsettiğim yasayı Gül onaylayınca yaptığı konuşmada ne diyordu Baykal?
"Bunu da AB yolunda Türkiye yalanının arkasına saklanarak yapacaksın. Madem AB diyorsun gel Türkiye'yi gerçek Avrupalı yapalım"

Hatta bir zamanlar da aklımda kaldığı kadarı ile şöyle dememişmiydi?
AB'ye karşı olanların bu partide işi olamaz.

Demek ki bozacı/şıracı kardeşleri oynuyorlar da haberimiz yok.

Neyse hukukun üstünlüğüne inanıyor isen yasalara saygılı olacaksın ki saygı bekleyesin.
Yoksa senin yasan,hukukun;benim yasam,hukukum anlayışı ile bir yere varamaz,yüce milletin en güvendiği kurumu yıpratmaya olsa olsa katkıda bulunursun.

Yalana,talana karşı isek salt bir parti ya da bir tarafın mensubu olduğumuz için olmamalı.
Aksi halde birileri de gelir sizi karşısına alır gücünüz yetmeyince sığınacak hukuk dahi bulamazsınız.

Atatürk'ten sonra oynanan oyunun adı budur.
Sen çok yedin acıkda bağa vir....
Saygı ile...
30 Ekim 2009
Ahmet Dursun

Not:İlgisini çekenler için yararlanabilecekleri kaynaklar.
 

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
http://www.anayasa.gov.tr/eskisite/kararlar/IPTALITIRAZ/K1999/K1999-26.htm
-----------
Bölgeli Devlet’de Egemenlik/Yetki Paylaşımı
http://www.e-akademi.org/makaleler/ncavusoglu-1.htm
*****************
Iğsız Paşa'yı açığa al zirvesi
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6390.msg13781;topicseen#msg13781
-----------------
Atatürk’ün ölüm yıldönümde Anıtkabir’e milyonlarca insanın toplanması için bir girişim başlatıldı.

http://www.odatv.com/Siyaset/ikinci_cumhuriyetciler_bu_eyleme_cok_kizacak-18213.html

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt:Islak İmza rezaleti
« Yanıtla #1 : Kasım 07, 2009, 12:17:28 ÖS »
Sayın bolat'ın ilginç tespitleri var.Bakalım tespitlerinde neler var.
E-postama yolladığı yazısı.
A.Dursun
---------------

Süreç şöyle işledi:
 
Önce Ankara'daki Amerikan askeri karargahı ODC'nin katkılarıyla Albay Çiçek'in imzası taklit edilerek sahte bir "İrticayla Mücadele" belgesi hazırlanıyor.
Belgenin hazırlanmasından gayet tabii Ergenekon Savcılığının ve Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Tayyip Bey'in bilgisi var.
 
Sonra bunun fotokopisi çekilerek sahte bir ihbar mektubu ilişiğinde Savcılığa postalanıyor.
Savcılık, her zaman yaptığı gibi "soruşturmanın gizliliği" ilkesini takmayarak fotokopiyi yandaş basına servis ediyor.
Gayet tabii fotokopi imzanın gerçek olup olmadığı teknik olarak anlaşılamayacağı için sürece bir ara veriliyor.
 
Sonra, sabaha karşı başka bir kanunun peşine monte edilen bir madde ile "askerin sivil mahkemelerde yargılanması" kanunu çıkarılıyor.
 
Daha sonra, Adli Tıp Kurumu'na iki yandaş doktor ataması yapılıyor.
 
İşte şimdi belgenin aslını ortaya çıkarma zamanı gelmiştir.
(Yandaş doktorlar daha önce atanabilseydi, önce fotokopi değil, doğrudan ıslak imza ortaya çıkarılacaktı)
 
Yine sahte bir ihbar mektubu ilişiğinde belgenin ıslak imzalı aslı Savcılığa postalanıyor.
 
Islak imza Adli Tıp Kurumu'na gönderiliyor.
 
Kurallara göre, inceleme yapacak olan heyet kura ile belirlenir.
Önemli vakalarda ise Adli Tıp Genel Kurulunun tümü incelemeye katılır.

 
Islak imzayı inceleyecek heyet ise, kurallara aykırı olarak, kura ile değil de tayin ile belirleniyor.
Kimler tayin ediliyor bilin bakalım.
Bilmeyecek ne var, bir hafta önce atamaları yapılmış olan iki yandaş doktor tabii.
Prof. Dr. Bülent Üner ile Uzman Dr. Hacı Mehmet Akın.
Heyetteki üçüncü üye ise yine gayet tabii yandaş Uzman Dr. Lokman Başer.
----------
Cezaevinde kanser olan Güler Zere için aylardır Adli Tıp raporu çıkmamıştı.
Geçen gün Abdullah Gül "Usulüne uygun belge hazırlanırsa tahliye işini inceleriz" demişt.
Aylardır çıkmayan rapor, bir gün içinde çıkıverdi.
 
Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, bu durumu şöyle açıkladı:
"Hastayla ilgili vereceğimiz kararda, hastanın yararını düşündüğümüz kadar, toplumun bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorundayız"
 
Vay canına...
Demek ki Adli Tıp Kurumu, sadece önüne gelen olaya bakarak karar vermiyor.
"Toplumun bazı kesimleri ne der" diye düşünerek karar veriyor.
Mesela kadın kanser. Cezaevinden tahliye edilmesi lazım.
Ama "toplumun bazı kesimleri" bu tahliyeyi istemiyorsa, Adli Tıp bu raporu hazırlamaz.
"Cumhurbaşkanımız" istiyorsa, rapor anında hazır...
 
Islak imza olayında da aynı şekilde "toplumun bazı kesimleri", bilhassa "Ergenekon Savcıları, Tayyip Bey ve bilumum Amerikancılar ne der" diye düşünülerek karar verilmiştir.
Bundan şüphesi olan, Adli Tıp Başkanı'nın yukardaki ifadesini tekrar tekrar okumalıdır.
A.Serdar Bolat