Gönderen Konu: Gazi Paşa’nın Emaneti “Cumhuriyet”… Prof. Dr. Ramazan Demir  (Okunma sayısı 716 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gazi Paşa’nın Emaneti “Cumhuriyet”…


Prof. Dr. Ramazan Demir


Varlığımızla borçlu olduğumuz Gazi Paşa, 86 yıl  önce şöyle hitap ediyordu Türk Gençliğine; “Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK


İçinde bulunduğumuz şartları (şerait), bulunduğumuz durum ile sahip olduğumuz imkânları düşünmeden Cumhuriyeti savunmak, korumak görevini veriyor Gazi Paşa…

Neden bu görevi veriyor?

Çünkü Cumhuriyet demek fazilet demektir, uygarlık demektir, çağdaşlık demektir, kısaca insan olmak demektir…

Rejim olarak da halkın iradesi demektir.

Cumhuriyet yönetiminde milletin onayı esas alınır.

Cumhur demek, “Halk” demek ise, Onun kendini idare etme hakkının yine kendinde olması gerektiği için, bu görevin yine halkla yapılması zorunluluğu vardır.

Peki, sistem nasıl işliyor?

Halk, kendisini yönetmek üzere birilerine yetki verir. Yönetme yetkisini vereceği kişileri, hür iradesiyle yasaların öngördüğü şekilde seçer.

Türkiye’de bu iş nasıl işliyor, sorusuna verilecek cevap aslında bellidir ve herkes de bilir.

Gazi Paşa, Cumhuriyet’i ilan etme projesini planlarken; çok yönlü düşünmüş, belli grupların, kişilerin egemenliğine ve diktatörlüğüne meydan vermemek için ilkeler manzumesi geliştirmiştir; bu ilkelerin birincisi milletin, kendi kendisini yönetme ilkesidir. Yani milletin yegâne söz sahibi olmasını istemiştir.

Bir kişinin ya da ailenin ya da grubun diktatörlüğüne son vermek için “Cumhur’un” egemenliğini esas almıştır. Şayet Gazi paşa isteseydi ilelebet bir “Cumhur’un” diktatörü olabilirdi, bunu asla düşünmemiş ve istememiştir.


Cumhur’un iradesini esas alan sistemlerde her şeyiyle halka dayanan ve ilkeler bütününden oluşan bir yönetim şekli hiç bir dönemde olamamıştır. Cumhur, yönetimi sağlayacak temsilcileri seçmesine karşın “devlet” sisteminde kurumların çeşitliliği kaçınılmaz olmuştur. Gazi Paşa’nın kurduğu Cumhuriyet idaresi temelde halkın iradesine dayanır, doğrudur, fakat “devlet” kurumlarında kuvvetler ayrılığı yoktur. Yani tüm kuvvetler, güçler, kurumlar bir bütündür, birbiri zıddına işlem yapamazlardı. 


Zaman içinde bu ilke, “kuvvetler ayrılığı” esasına dönüştürüldü. Çünkü politika ve yönetme sistemi “milli hedeflerden” saptırılmaya başlandı. Buna çare olarak devlet sistemini koruyan ve halkın iradesine sahip çıkan sistemler geliştirildi. Nitekim 1960 ve 1982 Anayasaları bu gerekçelerle (doğru-yanlış) hazırlandı.

En önemli gelişme, hak-hukuk-sosyal adalet esasına dayalı “laik cumhuriyet” idaresinin gelişmesidir. Buna göre kurumlar arasında uyum olacak, fakat birini bir diğeri gerektiğinde denetleyebilecek şekilde geniş manevra alanları oluşturuldu. 


Tüm bu kuverler ayrılığının tepesinde mutlaka “hukuk” vardır. İcrayı da, yasamayı da hukuk denetler. Hukuk yoksa hiçbir şey yok demektir. Kanunların olması hukukun olduğunu göstermez. 


Dünyada Cumhuriyet’le idare edilen birçok ülke vardır. Örneğin Libya Cumhuriyeti, Çek Cumhuriyeti, İran Cumhuriyeti gibi… Çarpıcı üç örnek verelim; Çek Cumhuriyeti (formu tam belli olmayan bir cumhuriyet), İran İslam Cumhuriyeti (bir İslam cumhuriyeti). ABD Federal Cumhuriyeti (federal bir cumhuriyet). Bunlara karşılık Türkiye Cumhuriyetine bakıldığında, çok önemli bir farkı görmek mümkündür. Bu farklılık, her cumhuriyette bir “bütünlük” halinde bulunmayan farklılıktır. İşte o farklılığın temel ilkeleri: milletin egemenliğine dayalı olması, laik olması, demokratik olması, çağdaş olması ve hukukun üstünlüğünün esas alınması ilkeleri. Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Paşa, bu ilkelere dayalı bir projeyi hayata geçirmiş ve korunması için bize bırakmış, görev vermiştir; bunu yukarıda veciz ifadeleriyle hatırlattık.


Türkiye Cumhuriyetini farklı yapan en önemli ve üstün özelliği, şüphesiz ki “laiklik” ilkesidir. Fazilet olan Cumhuriyet rejimini bize sağladığı için önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha değil, binlerce kez minnet ve şükranlarımı sunuyorum.


Bu satırlarımı  okuyan herkesin Cumhuriyet Bayramını kutlarken, Gazi Paşa’nın bu emanetini ilelebet yaşaması için onu korumak, savunmak ve geliştirmek için tüm benliğimle çalışacağıma söz veriyorum.

Sizlerin de söz vereceğinize inanıyorum. 28.10.2009


R.Demir

www.r-demir.com

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
TSK,Türbanlı kutlama yapıyor.
« Yanıtla #1 : Ekim 29, 2009, 03:50:30 ÖS »
Acaba TSK'nın kutlama mesajındaki bu görüntü psikolojik savaşın TSK tarafından destekli yapıldığını mı anlatıyor?

Resimdeki 3 türbanlının görüntüsüne dikkat ediniz.
Resmin üzerine tıklayıp görüntüyü düzeltin ve şimdilik bayrakların arkasına TSK tarafından saklanan türbanları görünüz.

Yakında da en önde göreceğimizden hiç şüpheniz olmasın.
Bu da TSK'nın Türban açılımı olsa gerek.
Demek ki İrtica artık TSK'nın birinci önceliği olmaktan çıkmıştır.

Diyeceksiniz ki ne var bunda?
Onlar bu vatanın evlatları değil mi?

Evet onlar bu vatanın evlatları peki ya siz,biz?

Bu vatanın evlatları değilmiyiz?
Kurucu zihniyetin yıkılmasını daha nasıl ifade edebilirsiniz?
Bunları daha evvel de yazmış idim.
3.Cumhuriyet dahi yıkıldı.Bırakın ikincisini.
Bu da ne yazık ki TSK'nın aleni psikolojik savaşta kaybettiğinin açık belgesidir.

Yeni Türkiye adını ne olarak değiştirecek?
Acaba Turgut Özal'ın düşündüğü gibi ülkenin adı ANADOLU(Anatolia)olacak mı dersiniz?
Başbakanın son gezisinde Cezayir bayrağına benzer bir Türk bayrağı dikkatinizi çekti mi?
Belki bayrağımız da değişti ama hala uyuyoruz.
İyi geceler Türkiye.
A.Dursun



Kaynak:
http://www.tsk.tr/10_ARSIV/10_4_Diger_Haberler/2009/29ekim_cumhuriyet_bayrami/1b.jpg

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
86. YILINDA CUMHURİYETİMİZ! (NEYİ KUTLUYORUZ)
« Yanıtla #2 : Ekim 29, 2009, 04:07:27 ÖS »
86. YILINDA CUMHURİYETİMİZ! (NEYİ KUTLUYORUZ)

Cumhuriyetimizin 86. yıldönümünü kutladığımız bu günlerde, Türk toplumu olarak Cumhuriyetle elde ettiğimiz kazanımlarımızı içten ve dıştan çabalarla hepimizin kaygıyla izlediği siyasal bir tartışma ortamında bulunuyoruz.

Toplumda her ne kadar "Demokratik açılım" programı biçiminde sunulan, fakat Cumhuriyetin neredeyse tüm kazanımlarının reddetme noktasına vardırıldığı, hatta Türkiye'nin ulusal bütünlüğünü tehdit eden boyutlara ulaştığı görülmektedir.
Kurulduğu dönemin koşulları dikkate alındığında, Cumhuriyet Türk tarihinin en önemli devrimlerinden biridir. Bu devrim, "Zora ve dine dayanan yarı teokratik bir monarşiden; halk egemenliğine dayanmaya çalışan laik bir Cumhuriyete ve teokratik monarşinin 'Kul'undan, laik Cumhuriyetin 'vatandaşına' geçiştir. Öz olarak Cumhuriyet "Tanrı egemenliğinden", "Halk egemenliğine", yani yönetim erkinin (ve gücünün) Tanrıdan halka verilmesidir. Böyle bir toplumsal yapıda insanın "Cumhur" vatandaş olduğu bir toplulukla gerçekleştirilebilir." Atatürk ve arkadaşları, rejimin adını "Cumhuriyet" koyarken, bu bilinçle hareket etmişlerdir. Ulusal kurtuluş savaşı mücadelesinde ve sonrasında, mücadele yöntemi ve araçlarını da bu bilinçle kullanmışlardır. "Milli Mücadele", "Millet Meclisi", "Milli Hükümet", "Millet Mektepleri", "Halkevleri", "Köy Enstitüleri" kavramlarının tümü bu bilincin ürünleridir. Cumhuriyet rejiminin halk egemenliğine dayalı bir rejim olması nedeniyle, mücadele ve kurumlarını oluştururken bunları da halka (Cumhura) dayalı olarak gerçekleştirmiştir.

Elbette Cumhuriyet bir demokrasi değildi. O günkü koşullara göre, olamazdı da zaten. Cumhuriyetin demokratik bir niteliğe dönüşmesi için, belirli devrimlerin yapılması gerekiyordu. Cumhuriyetin bu tartışılmaz ilke ve devrimlerinin gerçekleşmesi için, önce insanın bu toplumsal yapıyı oluşturacak yapıya uygun "Cumhurun" vatandaşı oluşturmayı hedeflemiştir. Bu da ancak çağdaş, bağımsız ve laik bir toplumsal yapı içinde gerçekleşebilirdi. Cumhuriyet rejiminin yeni bir "insan" ve yeni bir "toplum" yaratmayı amaçlaması bundan kaynaklanmaktadır. Bunun için, toplumun tümünü kapsayacak biçimde eğitim, ulaşım, hukuk, toplumsal yaşam, uluslar arası ölçüler gibi alanlarda kurumsal ve yasal düzenlemeler getirilmiştir.

Cumhuriyetin 86.yılında, bu yapıya ulaştık mı?
Kesinlikle hayır!
Eğitim birliği sağlandı mı?
Hayır!
Ekonomik ve siyasal bakımdan bağımsız mıyız?
Hayır!
Ulusal bütünlük sağlandı mı?
Hayır!

Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri bağlamında bu soruları ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım, hayırların arttığını görürüz. Cumhuriyet Gazetesi'nin 4 gündür ilk sayfada verdiği NEYİ KUTLUYORUZ sorusu çok anlamlı bir soru haline gelmekte ve Cumhuriyetimizin 86.yılında her "Cumhuriyet" vatandaşı bu soruyu kendine sormak ve yanıt aramak zorundadır.

Ancak Türk ulusu, Türkiye Cumhuriyeti üzerinde kurgulanan bu oyun ve senaryoları bozacak ve karşı koyacak bilince sahiptir. Tarih bunun somut örnekleriyle doludur. Atatürk'ün en büyük eserim dediği "Cumhuriyeti" koruyacak ve onun ilkelerine sahip çıkacak içtenliğe ve yüreğe sahiptir.

Bu duygularla en büyük bayramımız olan "Cumhuriyet Bayramı"nı içtenlikle kutluyorum.
29.10.2009 / Cumhuriyet
İleti:N.Kaptan

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
CUMHURİYET ERDEMDİR...Prof.Dr. Süleyman ÇELİK
« Yanıtla #3 : Ekim 29, 2009, 04:09:41 ÖS »
"Türk milleti, kendisinin ve ülkesinim çıkarları aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, satılmış, sefil, hain, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin hezeyanlarındaki gizli ve kirli niyetleri anlayamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir toplum değildir." 
Mustafa Kemal ATATÜRK
 

Büyük Türk Milletinin,86 yıl önce olduğu gibi, bugün de emperyalistlarin ve onların uşakları hainlerin oyunlarını bozarak Türkiye Cumhuriyeti'nim sonsuza dek yaşatacağı inancıyla en büyük bayramınızı kutlarım.

Prof.Dr. Süleyman ÇELİK
Ondokuz Mayıs Üniversitesi.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Sözcü durumu özetlemiş.
« Yanıtla #4 : Ekim 29, 2009, 04:38:07 ÖS »
Sözcü durumu özetlemiş.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
O FOTOĞRAFTAKİ KADIN, ÇOGUNLUK OLARAK TÜRBANLI OLMAYINCA
« Yanıtla #5 : Ekim 29, 2009, 06:39:03 ÖS »
İki üstte TSK,Türbanlı kutlama yapıyor, başlıklı yazıya bir yorum gelmiş.
Yanıtımı da ekleyerek sizlerle paylaşayım.

SEVGILI  AHMET  DURSUN  BEY

O  FOTOGRAFTAKI KADIN COGUNLUK OLARAK TURBANLI  OLMAYINCA BU CUMHURIYET HALKA INMIS  OLAMAZ  OLAMAYACAKTIR!

KOYLU  KADINININ, KASABA KADINININ, VAROSLARIN KADINININ, KAGNININ BASINDAKI KADININ CUMHURIYETI  OLAMAZ,  OLAMAYACAKTIR

SAYGILARIMLA

ZEKI  KENTEL
---------------
Sevgili Kentel ağabey,
Bu Cumhuriyet halka inanmamış olmaz tespitinize bir yerde katılırım.
Zaten kaılmamak için gerçekten de Cumhuriyeti benimsememiş olmak gerek.

Ancak,O  FOTOGRAFTAKI KADIN COGUNLUK OLARAK TURBANLI  OLMAYINCA...

İşte burada birbirimizi /halkımızı aldatmaya hakkımız yok..,

Çünkü,amaç çoğunluğun türbanlı olmasına verilen uğraş mı,yoksa gerçek anlamını benden daha iyi bildiğinize inandığım Cumhuriyetten yana olmak mı?
Bu önemlidir.

Madem ki Cumhuriyet hem çoğulculuk,çoğunluk hem de halkın ortak kararı...
O vakit neden zorlama var?

Geçenlerde değinmiş idim.
Henüz rüştünü ispatlamayı bırakın,adını söyleyemeyen sabilere zorla bir şeyi diretmenin neresi demokrasi,özgürlük,insan hakkıdır.
Ya bunların tarafısınız ya değil.
 
Hem demokrat olacaksınız hem kişi hak ve hürriyetlerini hiçe sayacaksınız.
Herzaman dediğimi yineliyorum.
"Ben inandığım için başımı örtüyorum diyenin elini öperim."
Ancak gerçekten mi söylüyor,takıyye mi,çıkarları mı üstün bunu da varın siz değerlendirin.
 
İnançları tartışmayacağım.
Bunun gereksiz olduğuna inanıyorum.
Ancak siz yaşça benden büyük olmanıza rağmen nasıl oluyor da türban vari bir örtünün halkın iradesi ile bağdaşabildiğini düşünebiliyorsunuz?
Bu meret kaç yıldır müslümanların başında,kaç yıldır hristiyanların?
 
İcat edilmiş bir bez parçası nasıl olur da inançların odağına oturur, hiç düşünmüyormusunuz?
Ya da Ilımlılaştırılmaya çalışılan inançların nasıl kullanıma açıldığını, hala mı göremiyorsunuz?
 
Sayın Kentel ağabey,
Yapmayın,yeter artık yeter.
 
Bırakın insanları özgür iradelerine bakalım kaç kişi,kaç hanım başını bu tarz inandığı için örtecek görelim.

Allah inancın varsa doğruyu söyle lütfen.
Kızların başlarını iradeleri ile örttüğünü söyleyebilir mi siniz?
Ancak önce kendiniz inanın.Zira benim inanmam kolaydır.Önemli de değildir.
 
Eperyalizmin uşaklığını yapanlara bu millet her zaman olduğu gibi neden kanar,inanır?
Çünkü ülkem içerden değil dışardan yönetilmektedir.
Bunda şahsım adına düşüncelerimi söyleyecek olursam ilk kazmayı İsmet İnönü'nün vurduğuna inanmaktayım.

Bir çok fikirdaşım buna karşı çıksa dahi,salt birşeyleri savunabilmek adına doğruları ört bas edemeyiz.

Ha!..
İnönü hainmidir,Özal hainmidir tartışması yapmıyorum.Onlar ayrı bir konu.

Ancak gerçek anlaşılacak ise,gerçekleri söyleyecek isek bu böyledir.
Bilinçli-bilinçsizce yapılmış olsa da bu böyledir.
Zaman onu gerektirmiş olsa dahi bu böyledir.

Örneğin,2.dünya savaşına girseydik daha iyi olurmuydu?
Örneğin,2.dünya savaşına giren ülkelere bakacak olursanız mağlupları dahi kazançlı çıkmış görünmektedir.
Bu nedenle İnönü haksızdır diyenler olsa da,tam aksini savunanlar olsa da bu böyledir.
 
Benim için hainliğin tek ölçütü vardır.
Atatürk'e dil uzatabilecek herkes benim için haindir.
 
Atatürk'ün millet tanımı;Cumhuriyet'in,"Türk milletinin karakterine en uygun yönetimdir" demesi boşunamıdır?

Sizin ulema tarafından ağzı salyalar içinde birkaç çapulcu tarafından yönetilecek olmanız,yanlış anlamıyorsam buna taraf olmanızın komünizmle,örnek olarak polit büronun yönetimi altında olmakla ne farkı vardır?
 
Ha yeşil komünist,ha kızıl komünist ne farkı vardır sayın Kentel ne farkı?
 
Salt rengi yeşil diye gözünüze alıcı mı gelmektedir?
O halde kızıl rengi sevenlri neden eleştirelim ki?
Mesele renk ise.
 
Renklerle zevkler tartışılamaz.
 
Tartışmaya çalıştığım şey Cumhuriyetten vaz geçilip geçilmediği dir.
 
Yukarıda Cumhura(halk) karşı olmadığınızı anlatmaya çalışırken cumhurun tarafında olmayı,türbanlının tarafında olmak ile karıştırmanızı gerçekten hayret ile karşılıyorum.
 
Yani siz literatüre yeni bir kavram eklemeye mi çalışıyorsunuz?
 
Ör:Türbanlı Cumhur,Türbansız Cumhur.
 
İşte sizin yapmak istediğiniz tam da budur.
 
Ya Cumur(halk)iyet tarfaındasınızdır ya da değil.
 
Karar verin;siz hangi cumhurdan(-haliyle Cumhuriyetten) yanasınız gibi bir soru ile karşı karşıya kalmamak üzere...

Zaten 2.Cumhuriyetiniz de yıkıldı.3.Cumhuriyetiniz yıkılınca da empercumhuriyet ile tanışacaksınız.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bir müslümanın yorumu:ulan ibne
« Yanıtla #6 : Ekim 29, 2009, 06:52:59 ÖS »
Kimden: RECEP AYKAN <recep.aykan@yahoo.de>
Tarih: 29 Ekim 2009 16:41
Konu: ulan ibne

ulan ibne, bu memleket o basi kapalilarinm, sen ise yunan dölü müsün nesin?
---------------
Kendisini her ortamda müslüman olarak tanıtan bu zat,basettiğim müslümanlara örnek oluşturması bakımından herkesin okumasını ve bu tür ulema atıklarına kanmamaları için mesajını olduğu gibi paylaşıyorum.
İşte müslümanın ağzındaki bakla.Bunların yaklaşık tamamına yakını böyledir.
Dillerinin dönmediği yerde beyinleri ancak bu kadarına yetiyor.
 
Ahmet Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Türban konusu ne yazık ki, hiç anlaşılamadı./Muazzez İlmiye ÇIĞ
« Yanıtla #7 : Ekim 29, 2009, 07:05:11 ÖS »
Türban konusu ne yazık ki, hiç anlaşılamadı.

Herkes kendi kafasına göre bir yorum yapıyor.
Laik devletin kurumlarında din kıyafeti ile okunmaz ve çalışılamaz. ayni şekilde sarık ve cübbe ile de olamaz. Yalnız sarık ve cübbe ayni zamanda kıyafet kanununa girdiği için sokakta da o kıyafette dolaşılamaz.
Oysaki şimdi bunlar fütürsuzca dolaşıyor. Kanun icracıları bunları görmüyor. Kadınlar için bir kıyafet kanun yasağı konmadı. Yalnız çarşaflar çıkarıldı.Okullarda devlet kurumlarında hiç baş örtülmedi.
Annelerimiz başlarına normal bir örtü örttü.
Resmi olmayan toplantılara hele sokatakilere katıldı. Resimde olan bayan da Cumhuriyet coşkusuna başındaki örtü ile katılması hiç anormal değil. Ama Cumhurbaşkanı , başbakan ve diğer resmi zevatın karıları resmi toplantılara hele kocalarının yanında devlet gezmelerine gidemez. Ama yaptılar ve yapmaktalar, kimse ses çıkarmadı, benden başka.
Sokaktaki kadına karışmaya gerek yok. Yeterki çarşaf geymesin. Ne yazık ki, o da aldı yürüdü. Çünkü tarikatlar fakir kadınlara para ile geydiriyorlar, kimse onları görmüyor.
Muazzez

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: TSK,Türbanlı kutlama yapıyor.
« Yanıtla #8 : Ekim 29, 2009, 07:13:20 ÖS »
Byt grubu moderateörünün  notu:
 
Niçin son günlerde bu kadar büyük "telâş" ve "çaba" içindesiniz Sayın A.Dursun ?!
Yoksa, sizde mi, "kan çorbası kazanına" somununu artık bandıramayacak olanlar arasında  yer alıyorsunuz ?
"Toplumsal Bilinçlenme"ye katkı değil sizin son günlerde yaptıklarınız !.. Oysa geçmişte son derece yararlı bilinçlendirme çalışmalarınız oluyor ve naçizane bendeniz dahi çok şey öğreniyordum.
Bizlerin kimseye vereceğimiz bir hesabı yoktur !.
Ya sizlerin...
Diyarbakır ve diğer Türkiye yörelerinde düzenlenen Cumhuriyet Kutlamaları da sizleri son derece rahatsız etmiş olmalı ki, kin ve öfkenizin odak noktasına TSK oturmaya başladı !
Ne yazık ki, artık sizlerin (bizim nesiller gibi) de devri sona ermek üzeredir !.
Son çırpınışlarınız çerçevesinde aman 'bir kaşık suda boğulma' sözünü anımsatırcasına, kan çorbası kazanının içine düşüp (tepe taklak, somununuzu bandırmak isterken) kendinizi yaralamayınız lütfen.
Terörle mücadelede, savaşta şehit olanların anaları türbanlı iken iyi de, elinde Türk Bayrağı, çoşkulu bir şekilde bayram kutlamalarına katılınca, tribünlerden Milli Takım lehine tezahürat yapınca  mı kötü oluyorlar. Kimdir bilmiyorum ama o 3 hanımefendinin yerinde olsam size ve övgüyle sözünü ettiğiniz kişiye derhal dava açardım.
Türk Ordusu'nu son günlerde hedef almaya başlayanlarınızın, bir tarafta asker yanlısı gözüküp, öte yandan nifak tohumları serpmesinin de, İsrail, ABD, Avrupa, Nato ile ilişkilerin limonileştiği bir zamana denk düşmesi de dikkatimizden kaçmıyor !.
 
Eh ne de olsa hep yinelediğim gibi gerginlik, çatışma, darbe, iç ve dış savaş durumlarından parsayı götürenler, ellerinden oyuncakları alınan çocuklar gibi ağlamaya başlamışlarsa, zarara uğradıkları veya uğrayacaklarınına dair "bilinçlenme" aşamasına dayanmışlardır, demektir ve de bizler, onların telâş içindeki heyezanlarını büyük bir zevkle seyrederiz !.
 
Eğer yukarıda yazdıklarım çerçevesine siz girmiyorsanız, ve belki de samimî bir şekilde dış görüntülerin de etkisiyle telâş içinde, 'acaba neler yapabilirim?', sorusundan hareketle çabalıyorsanız, o zaman söylediklerimi lütfen üzerinize alınmayınız.
 
Kendisi ile yakından uzaktan tanışıklığım bulunmadığı gibi, çoğu politikasını da eleştirmeme karşın, Sayın Devlet Bahçeli'nin son uyarılarını en ince ayrıntısına kadar okuyun lütfen !.
 
Saygı bizden ve de samimi ise, karşılıklıdır...
n.
----------------
Merhaba,
Notunuzu okudum.
Gayet nazikhane bir biçimde uyarı yapmışsınız.
Çok ta iyi yapmışsınız.
Lakin benim demediklerimi demiş gibi algılama yeteneğinizin var olması da ayrıca hayret vericidir.

Sayın Kentel'de benzeri bir şekilde yorum yapmış idi.
Dilerseniz uzatmadan o yorumu sizinle paylaşayım.
Çünkü yaklaşık aynı şeyleri anlatacağım.
Saygı bendendir.
Ahmet Dursun
İlgi için lütfen bakınız...
O FOTOGRAFTAKI KADIN COGUNLUK OLARAK TURBANLI OLMAYINCA
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7805.msg13769#msg13769

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bir araç da frene basılır basılmaz o anda duramaz
« Yanıtla #9 : Ekim 29, 2009, 07:24:47 ÖS »
Durmakta olan bir araç, 1-2 saniye içinde 100 km hıza erişemez öyle değil mi?
Fizik kanunlarına aykırıdır.
Ortalama 10 saniye gereklidir ki; 100 km hıza erişebilsin.
100 km ile giden bir araç da frene basılır basılmaz o anda duramaz.
25-30 metre kızaklar ve ancak durur.
Doğru mu?
Doğru.

Bilmem anlatabildim mi?
Arifler, ayrıntılı tarife ihtiyaç duymaz.
Kenan Kilimci
-------------
O araç birileri tarafından kumanda ediliyorsa hiç durmaz.
Nereye gideceği,kime çarpacağı da hiç belli olmaz.
Herşeye aklı erenler acaba buna akıl erdiremiyorlar mı?
 
Ancak o araç çizgi film karesinde (-ki gibi) araç ise o vakit o film karesini durdurular,aradan o sahneyi çıkartır ve filme devam ederler.
Bu da ikinci yoludur.
Hangisini seçmek isterdiniz?
A.Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Bir müslümanın yorumu:ulan ibne
« Yanıtla #10 : Ekim 29, 2009, 07:40:18 ÖS »
ulan ibne, bu memleket o basi kapalilarinm, sen ise yunan dölü müsün nesin?

Recep kardes nicin böyle saygisizlik yapip  Ahmet Dursun Kardesine hakaret ediyorsun....
Bu ahlakina insanligina yakisiyormu...?
bu yazidan önce o haberi ve resmi gördüm.
orada demek istiyorki bakiniz Türbanli,basörtülü de olsa artik cummiriyet kutlamalarina katiliyorlar.
Yani yazip cizdiklerimiz artik ise yariyor demekistiyor.
Bak kardes sen böyle hircinlik yapacagina,,,,
Acaba ne demek istedi..? Bir daha okuyayim... Tepkini cok ama cok farli yönden verebilirdin.
Bunun bir örnegini sitenin biri icin ben yapmistim aynen gönderiyorum.
Sana gelince Tanirmisin Ahmet Dursun'u
Hakkinda,cevresinden ne biliyorsun..? Onu dinsiz bile olsa böylemi karsilaman lazim.
insan böyle bir seyi önce  okur ögrenir,düsünür gerekeni yapar.
 
Sen Allahin degil Duygulariyin nefsinin esiri olmussun.
 
Bu islam mi..? Bu hangi din.?.Bu ahlakimi...? Annen  Baban sana bäyle ögretmisse,yada cemat, yanlis yapmislar,günah etmisler... seni gerektii gibi egitememisler.

Bizler de bu ülkenin insanlariyiz.Nicin bu davranislara girelim.. Halikimizin müslüman olmasi,kapali olmasi beni hicmi hic rahatsiz etmez.
Islamla kandirilmasi cok agrima ,zoruma gider.
Bu olmadi ,böyle olmaz.  bari özür dilesen kabul edermi Ahmet Dursun bilir.
 Ama sen benimde icinde bulundugum bir din adina bunlari yapmayacaktin.
 
Kayserili  bir yasli sakalli  Dede  Mersinde  kamyondan inmis. yil 1940 yanina Polis yanasmis demis dede kimlik..? dede bakmis polis israrci. Sakalini tutmus polise al sana kimlik demis.
Polis.-ayip degilmi dede ben kimlik istiyorum sen sakal gösteriyorsun deyince,
Dede hiddetlenmis:
Evlat sen kimlik sormaya utanmiyorsunda ben sakalimi göstermeye nicin utanayim.Bu benim kimligim,yasim.
Buralari Mersin i Fransizlar isgal etmisti..Anan dahil namus birakmadilar. Onlarla buralarda ben savastim buralardan kovduk;
sen yasiyorsun. Utanmazligim burdan demis.
 
 sonuc: küfrettiginle ayni degerleri paylasmak zorunda olman.
o bilerek sense maalesef bilmeden.
 
Bilerek ise bunu devam ettirmek herkesin hakki. Ama adabina uygun bir yöntemle.
Hakaret ve küfürle degil.Kaldiki o yazidan senin anladigin cikmaz.
Bilmeyene de ne demeli...? sen düsün...?
 
Cumhuriyet Bayrami hepimize Kutlu olsun......
 
Hakkini ve hukukunu yasayana daha cok cumhuriyet olsun.
 
Ali Görgün,

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
“Kunû yâ ibadallahi ihvana!”
« Yanıtla #11 : Ekim 29, 2009, 07:57:57 ÖS »
1992 yazıydı sanırım, bir gurup arkadaşla İran’a gitmiştik. Tahran’da milyonluk Cuma namazındayız…Cuma namazını Rasancanî veya Hamaney kıldırıyordu. Kalabalığın içine karışmış halde namazı kıldık. Namazdan sonra, orada herkes sağ ve sol yanında oturanla musafaha (tokalaşma; Allah kabul etsin deme) yapıyor. Selam verir vermez kalabalık sarmaş dolaş oluyor.

Yanımda Tahran’a yakın bir köyden geldiği belli olan bir İranlı Azeri oturuyordu. Solundaki ile musafahalaştıktan sonra baktım bana dönmedi. Tereddüt içinde bekliyordu. Namazda baktıki bizim secde ettiğimiz yerde “Kerbela taşı” yok, bir de biz ellerimizi göbek hizasında bağlıyoruz, ne olur ne olmaz necistir bunlar diyerekten hiç oralı olmadı.

Yüzüme öyle bir baktı ki, o bakışta 14 asırlık Şiî-Sunnî ayrılığının bütün serancamı vardı. “Sen Türkiyeliseen” diye kelimenin sonunu Fars ağzıyla melodi gibi uzatarak sordu, “Beli” (Evet) dedim. Ardından “Sunnîseen, ellerini bağlisen, Kerbela taşı yohtur secdende, Hz. Hüseyin’in şefaatinden mahrum olmuşsen” dedi.

Sanırım beni necis sayıyor olmalı ki bana dokunmuyor bir türlü. O tereddüt içinde beklerken ben birden eline yapışıp kendime doğru çektim. Pazarlık yapar gibi sıkı sıkıya sallamaya başladım. Sallarken “o cümleyi” okuyordum; “Kunû yâ ibadallahi ihvana!” (Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz!).

O bana şaşkın şaşkın bakarken şöyle şeyler söyledim: “Agacan! Dere tepe aşmışam, yedi gün yedi gece yol gelmişem. Yanına oturmuşam, omzumu omzuna vermişem. Aynı kıbleye yönelmişiz, aynı fatihayı okumuşuz, aynı Allah’a yakarmışız, aynı peygambere salavat getirmişiz. Sen hala tereddüt edirsen, necis mi acaba diye düşünirsen. Ver elini ben senin gardaşınam…”

Bu minval üzere konuşmalar yaptıkça adamcağız “Agacan! Doğru söylirsen. Heyli zemon ki sunni görmemişem. Biz böyle nemaz kabul olmaz bilirik, sen iyi okumuşsen, bağışlayasan” dedi. Boynuma öyle bir sarıldı ki sanki 14 asırlık bir hasret vardı gözlerinde….

“Köyümüze gel, konağımız ol. Aşımız, ayranımız yahşidir” dediyse de işimiz vardı ayrıldık. Ayrılırken ona dedim ki: “Eğer ki bir gün sen bizim konağımız olursan secdede Karbela taşı ile, kolların yanda namaz kılarsan, namazdan sonra Ali’ye, imamlara böyle mersiyeler okursan, senin bana yaptığını sana yapacak “necisler” göreceksin. Benim sana yaptığımı sen de onlara yap; tut ellerini ben sizin gardaşınızam de…
Tamamı ve devamı için bakınız...
http://ihsaneliacik.wordpress.com/2009/10/18/ey-allahin-kullari-kardes-olunuz/
************
HANGİNİZ MUHAMMED?

Bu öyle bir soru ki, sorulduğu an, peygamberin kürsüsünde oturarak elde edilmiş bütün kisveleri tiril tiril döker.

Bu öyle bir soru ki “ihram” ve “kefen” dışında adamda hiçbir şey bırakmaz, her şeyini sıyırır döker. İnsanı yalnızca imanı ve yalnızca ameli ile baş başa bırakır.

Bu öyle bir soru ki Allah, Kitap, Peygamber namına konuşan/onun kürsüsünde oturan bütün rütbe, kisve, servet, şan ve şöhret sahiplerini eğer imanları varsa utanç içinde bırakır.

Böyle öyle bir soru ki, sorulunca bütün kastlar yıkılır, hiyerarşiler yerle bir olur.

Bu öyle bir soru ki, sorulunca mağrur rütbeler sökülür, kibirli kasıntılar iflas eder.

Bu öyle bir soru ki efendi-kul ilişkileri ile örülmüş kerpiçten duvarları yer ile yeksan eder.

Onun için “Hanginiz Muhammed?” sorusu üzerine ne kadar düşünsek azdır.

İnsanları, makam, mevki, mal, zenginlik ve iktidar yani “sosyal statü” bakımından birbirinden ayıran ve sınıflaştıran, dahası buna göz yuman bir din, bilin ki “Muhammed’in getirdiği din” değildir.

Onun estirdiği ruh “Hanginiz Muhammed?” sorusunda gizlidir.

Allah’ın selamı, sevgisi ve merhameti “onun” ve güzide “arkadaşlarının” üzerine olsun!

Anam babam bu sorunun muhatabına feda olsun!
Tamamı ve devamı için...
http://ihsaneliacik.wordpress.com/2009/08/12/hanginiz-muhammed-yeni/

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yobazın hakareti taktirinden evladır
« Yanıtla #12 : Ekim 29, 2009, 08:06:21 ÖS »
Degerli Ahmet Dursun,
Biz sizin de kim oldugunuzu biliyoruz, Recep Aykan yobazinin da.
Dilerim sizin gibi vatanseverlerin sabri tükenmeden bu yobazlari
indiririz. Keyfinizi bozmanıza gerek yok. Yolunuza devam edin.
Bizim taktirlerimiz size yetmiyor mu?
Yobazların taktirini de mi bekliyordunuz?
Kem söz hep sahibine aittir.
Sevgiyle...
M.Azuz
------------
Yobazın hakareti taktirinden evladır.
Saygı ile...
A.Dursun
-----------
Sevgi Ahmet Dursun,
 
Biliyor musunuz ben artık uzun zamandır bu ‘’tiplere/yaratıklara’’ kızmıyorum,
tam tersine kahkahalarla gülüyorum. Çoğu zaman cevap ta vermiyorum,verdiğim zaman da biraz daha dalga geçerek ona çok güldüğümü vurguluyorum.
İnanın kuduruyorlar…
 
Bilmiyorum hatırlıyor musunuz? Bir TV Programında türbanlı bir kız ‘’ben Atatürk’ü eleştirmek istiyorum ama yasak’’ demişti.  Programı yöneten ona ‘’ama Atatürk olmasa idi senin ülken şimdi belki İngiliz işgalinde olacaktı’’ dediğinde ‘’o zaman beklide daha iyi olurdu’’ demişti sırıtarak.
Şimdi, beyinleri böylesine devşirilmiş tiplerden normal bir davranış beklemek mümkün mü?
 
Bırakın sokaktaki bu tipleri, ya ülkemizin yönetimine getirilmiş tipleri ne yapacağız? 
 
Yapmamız gereken tek şey bunları ilk seçimlerde geldikleri yere göndermek ve dokunulmazlıkları kalkar kalkmaz tüm kirli dosyalarını mahkemelere taşımak olmalıdır!   Üzmeyin canınızı o zamanlar da gelecek!
 
Saygı ve sevgilerimle.
Atakan Mert
---------
Sayın Mert,
Degerli Emniyet Mudurlerimizden Mutlu Çelik'in "Ne Ararsin Tanri Ile Aramda" adlı şiiri vardır.
Onun şiirindeki satırlarından bir alıntı sanırım ki hepsine yeter.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et:

Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz


Tamamı ve Rakı Name için bakınız...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/raki-name_729106.html
A.Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Şeriatçıların en kanlısı...
« Yanıtla #13 : Ekim 30, 2009, 02:43:05 ÖÖ »
Bu adam Almanya'da yasiyor ve seriatcilarin en kanlisi.. en adisi.. girebildigi tum gruplarda surekli seriat propagandasi yapar ve agzi cok bozuktur. Beni msn'ine bile ekleme kustahligini gosterip cevabini almisti. Yazdigi kitaplar var. Adi ..... biri bu, hic adam yerine koymayin.
F.T
-----------
Takmayin Ahmet bey...it urur kervan yurur...
 
Aslinda yaptigi hakaret TCK ya gore ceza grektirir. Isterseniz bu hakkinizi kullanabilirsiniz.
Iste o zaman ezilir kafasi.
Ç.Çalış
-----------
Hukuki zemine taşımalısınız konuyu. Hakaret hakettiğini bulmalı.
S.GÖKÇEOĞLU
---------
Asıl dava açarsam adam yerine konmuş olur,satamadığı müsvetteleri de kitap yerine geçer.
A.Dursun
---------------
Özür diliyorum dostlarım.
Demek ki ülkemizin sahipleri aslında birer mumyaymış !..
 
Ahmet Dursun kardeşimiz gerçeklerin bilinmesi konusundaki uğraşısını sürdürüyor.
Ama bu meczupların işine gelmiyor. Zaten hiç bir pozitif fikir ve bilimsel sonuç onları ilgilendirmez.
Hepsi de islam düşmanlarının kandırmacaları olarak görülür...
Asla düşünülemeyen gerçek şudur:
Tepeden tırnağa cehaletle yoğrulan ve fanatik bir inanca dönüşen akıl dışılıkların  
dayatılması gerçek olmadıklarının en büyük kanıtıdır...

Yanlışlar, sahtekarlıklar ortaya çıktıkça inatçı direniş sürer.
Geçmişte kısır bir çevre içinde geçerli olan  ekstrem yaklaşımlar daha çok benimsenmiş durumdadırlar...
Akıl dışılık arttıkça fanatik düşmanlığın dozu da yükselmektedir...
Bu bir matriks gibidir. Hem gelişmekte hem de yeni direnç noktaları oluşturmaktadır...

Bu durumda bilimin kazanması zordur.
Ne zaman ki onların bütün dayanaklarını yok edersiniz, hepsinin yalan olduğuna gerçekten inandırırsınız, onları o zaman pes ettirir ve kazanısınız...
Dünyada henüz böyle bir başarı yoktur...
En gelişmiş ülkelerde bile en saçma tarikatlar belli bir çevreye sahiptirler...
Önemli olan eğitim sisteminin bu kanalları tıkayacak önlemlere sahip olmasıdır. Böylece sapkınlığa ve meczuplıuğa bir sınır konulabilir...
 
Ama son 50 yılda Türkiye Cumhuriyetleri hükümetlerinin yaptığı genelde meczupluğu beslemektir...
Bu meczuplukla da ne akılla, ne bilimle, ne de inançla savaşamzsınız...
Çünkü bütün dünya ve yaşam ile saplantılı bir durumdadırlar. Onlar için saplantıları dışında  hiç bir gerçek olamaz...
İşte bu yüzden dünyaya, uygarlığa, insanlığa , üretime kin ve nefretten başka hiçbir katkıları yoktur...
Bunlar  insanlık açısından bir zararlı böcek olmaktan ileri gidemezler...
Hepsi budur...
Altan ARISOY
-----------------
Burada zaman zaman ölçünün kaçırıldığı sert ifadeler kullanılıyor. Zaman zaman biz de ağır ifadeler kullanıyoruz ama, bu itoğlu itin kendini bu derece açıkça ifade ettiği laflar burada hiç kullanılmadı. Kızdığımız kişinin aleyhinde böyle lafları içimizden dahi geçirmeyiz.
 
Bu müslüman geçinen dinsiz şeytanların yüzündeki maskeler indikçe, İ. Melih'ten daha  İ (yi)ler oldukları ortaya çıkıyor.
 
Allah belanızı yine de bu asil milletin elinden verecek.
 
Bu millet bugibi dinsiz şeytanları memleketlerine doğru döndürür ve gerekli nokta atışını yapar.
Kemal Sandık
----------
Bu  durum veya tutum, komutanların tavize ne kadar mütemayil olduklarının  delili olsa gerek...
Zira, medem bu mümkündü, neden daha önce yasaklamışlardı...
Madem yasaktı, şimdi ne sebepten dolayı buna müsamaha ediliyor?
muharip
-----------
Memleket turbanlilarinmis. Ay cok sevindim en sonunda gercek belli oldu. Ben de salak gibi kandi memleketim sanip sahip cikiyordum . O turbanlilar evde popoyu 44 bedene buyuturken sokaklarda ABD ye tepki veriyordum. Vay benim aptal kafam meger memleket onlarinmis. Simdi tam super oldu iste....
Yeşim.B.
*************
DEGERLI DURSUN,
 
BU ADAMLAR SOYLEYECEK BIRSEYLERI OLMAYINCA,
DOGAL OLARAK KUFUR ETMEYE BASLIYORLAR.
 
CUNKU SAHIP OLDUKLARI KULTUR VE TERBIYE ANCAK BU KADAR.
 
BANA DA BIRCOK KEZ BU SEKILDE VE HATTA DAHA DA AGIR
SOZLERLE HAKARET ETMEYE CALISTILAR.
 
FAZLA MUHATAP OLMAMANI ONERMEK ISTERIM.
 
LUTFEN MORALINI DE BOZMA.
 
KOLAY GELSIN.
 
SEVGI VE SAYGILARIMLA.
 
Prof.Dr.Mehmet Ali Körpınar
-----------
Merak etmeyiniz sayın hocam,
Umusadığım yok ancak kur'an tevilcilerinin kim olduğunu bu millet anlasın istedim.
Saygı ile..
A.Dursun
------
DİNİN AFYON YÜZÜ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7821.0

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İşte kahraman Gazimizin hazin sonu.

Devleti Yönetenlere YAZIKLAR OLSUN
Gazi Paşa'nın Emanetini böyle mi koruyorsunuz?
Açıla açıla boğulacaksınız ancak kör oldunuz.
Gözünüz var görmezsiniz,kulağınız var duymazsınız.
Allah belanızı defalarca versin.

Biraz da Gazi,Emekli açılımı yapsaydınız bu günleri görmezdik.
Bir gemiciğimiz dahi yok.

Gemicik değil, devletin var olduğunu hissetmek istiyorlar.
Gazi anasının dediği gibi PKK'lı olsalardı belki bunlar olmazdı.

Şehit anaları;"bir gün şehit kanlarında boğulabilirsin"diyor.
İzleyiniz
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7857.0
A.Dursun
----------
Barakada yaşıyordu. Açlıktan öldü

Muğla'nın Milas İlçesi'nde oturan Kore gazisi Muharrem Topçu (80), terk edilmiş bir restoranın baraka benzeri bölümünde ölü bulundu. Kimsesiz Kore gazisinin üç gün önce yaşamını yitirdiği anlaşıldı. Bir deri bir kemik kalan gazinin, açlıktan, takatsiz kaldığı için ölmüş olabileceği belirtildi. Milas- Bodrum Karayolu'nun 3. kilometresindeki terk edilmiş bir restoranın baraka benzeri kısmında yaşamını sürdüren Kore gazisi Muharrem Topçu, günlerdir maaşını almaya gitmeyince arkadaşları eve giderek buldu.
İzleyiniz...
http://webtv.hurriyet.com.tr/?cid=1&vid=1486&hid=12885312