Gönderen Konu: AKP gidici mi?Le Monde: Gül için Fransa'da minimum protokol  (Okunma sayısı 72 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ne oluyor bu AKP'ye?
Batan gemiyi önce fareler terk edermiş.
Giden AKP'yi de önce avrupalı dostları(!)mı terk ediyor acaba?
Hele en alttaki haber iyice dikkat çekici değil mi?
Neden?
Çünkü,AKP'de Arap hayranı değil mi?
A.Dursun
---------
Le Monde: Gül için Fransa'da minimum protokol.
Engin AKGÜRBÜZ / LYON, (DHA)
Le monde gazetesinin verdiği habere göre Türkiye sezonu için "Görkemli bir açılış" isteyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Fransa'dan "minumum protokol" yapılıyor.


Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Cumhurbaşkanı Nicolas Sakozy'nin Abdullah Gül ile görünmek istemediğini iddia eden Le Monde, Grand Palais'de yapılacak "Bizans'tan İstanbul'a" isimli serginin açılışında açılış konuşmasını yapacak olan Türkiye Sezonu Komiseri Nazan Ölçer'in bu konuşmayı Türkçe yapacak olmasına "Fransızca konuşulmasını istiyorum" diyerek karşı çıkan Nicolas Sarkozy'nin isteğine Fransız tarihçi Pierre Chuvin'in yapacağı Fransızca konuşmanın da eklenmesinin diplomatik bir sıkıntıyı önlediğini iddia etti.

Yarım saat gibi rekor bir sürede yapılacak olan açılış kutlamaları, sergide yapılacak üç ziyaretle sınırlı kalacak. Çarşamba akşamı "Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü"nde Gül onuruna verilen ve basına kapalı gerçekleşen akşam yemeğinde hiç bir Fransız bakanın olmamasına dikkat çeken gazete, Elysée sarayında iki cumhurbaşkanın buluşacakları yemekten sonrada basın toplantısı olmayacağını açıkladı.
***********
Le Monde: Bardağı taşıran Deniz Feneri haberleri
http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1140578&Date=08.10.2009&Kategori=ekonomi&b=Le%20Monde:%20Bardagi%20tasiran%20Deniz%20Feneri%20haberleri
************
Fransa'da iç içişleri bakanının yaptığı gaf büyük tepki çekti... Hortefeux, Arap kökenli genç için, “Prototipe uymuyor. Bir tane olsalar iyi, çok olunca sorun” diyor.
http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1138483&Date=08.10.2009&Kategori=dunya&b=Fransa%20Icisleri%20Bakaninin%20olay%20sozleri...

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Sarkozi, Gül'ün konuşmasını Fransızca yapmasını istiyor muş.
« Yanıtla #1 : Ekim 08, 2009, 11:32:43 ÖS »
BİZE TÜRKÇEDEN VAZGEÇİN DİYENLERE BİR BAKIN!

Ne kadar ayıp bir şey. Cumhurbaşkanı gül Pariste bilmem ne açılışını yapacak ve bir konuşma yapması gerekiyor. Ancak, Fransız Cumhurbaşkanı N. Sarkozi, Gül'ün konuşmasını Fransızca yapmasını istiyor. Fransada yüksek lisans ve doktora yapmış biri olarak onları çok iyi tanıdığımı söyleyebilirim. Öylesine iki yüzlü, çıkarcı ve kendini beğenmişlerdir ki, inanamazsınız.

Fransız ekonomisinin dünyanın 4. büyük ekonomisi olması da onlara bu gururun doyasıya yaşanmasını sağlıyor sanki. Ama bir şey var ki onlarda da ABD'ne karşı bir aşağılık kompleksinin olduğunu ve derinlerde bir yerde durduğunu biliyorum.

Şimdi asıl sorun, Türkiyenin Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını Sarkozi'ye uyarak gerçekten Fransızca mı yapacak?

Ne kadar ayıp, aşağılayıcı bir tutum!. Eğer bu konuda ısrar ederlerse ki edecekler gibi görünüyor,Gül'ün yerinde ben olsam, herşeye rağmen Türkçe konuşurum ve
tercümanlar kullanırım. Hem yeni Osmanlıcılık taslayıp, kendine padişah süsü vereceksin, hem de hiç bir Osmanlı Padişahının yapmadığı yabancı dilde bir konuşma yapacaksın. bu şaşkınlık değilse nedir allah aşkına?

Eğer gerçekten ısrar edilecekse, o zaman da kusura bakmayın deyip dönmek en gurur okşayıcı şey olur herhalde Türkiye için. Ama A. Gül bunun yapamaz.

Elin adamı kendi değerlerine nasıl sahip çıkıyor görüyorsunuz değil mi? Ama bize dayattıkları şey, Türkçeden vazgeçin oluyor. Allahın şaşktın kulları.

Şevki, uzaklardan yazdı.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Fransız Cumhurbaşkanı, Gül'ü ağzında sakızla karşıladı
« Yanıtla #2 : Ekim 11, 2009, 12:46:14 ÖS »
Sarkozy'den yüz kızartan karşılama

Aslı AYDINTAŞBAŞ/Akşam 
 
Fransız Cumhurbaşkanı, Gül'ü ağzında sakızla karşıladı

Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye sergisinin açılışında Gül'ün yanında sakız çiğneyerek, ilgisiz görünerek Türkiye'yi AB yolundan caydırabileceğini sanıyor.

Görüntü utanç verici. Paris'in güzel müzelerinden Grand Palais'de dünya kültürü ve Batı medeniyetinin de beşiği olan Anadolu ve Bizans tarihiyle ilgili bir sergi açılıyor. Kültüre en ufak ilgisi olan herkesin heyecanla gezebileceği bir sergi 'Bizans'tan İstanbul'a: İki Kıtanın Limanı'. Bir yanda 72 milyonluk Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Yanında kısa boylu, sıkılmış görünen, sakız çiğneyen bir adam var: Carla Bruni'nin kocası ve 5'inci cumhuriyet'in lideri: Nicolas Sarkozy.

Fransız Cumhurbaşkanı'nın devlet politikalarını bile aşan Türkiye alerjisi, tüm Fransa tarafından biliniyor. İç politika hesabıyla yapılan şova dönük bir siyaset. Ancak bu politikanın ciddi bu ölçüde çocuksu bir kabalıkta tezahür edeceği kimsenin aklına gelmezdi.

Abdullah Gül'ü Paris'e getiren, ikili bir devlet gezisi değil, burada 400 etkinlikten oluşan 'Türk Mevsimi'nin açılışı. Bu yüzden de Fransız devletiyle temasları sınırlı. Yine de devlet protokolü uygulanıyor. Gül, Başbakan, Cumhurbaşkanı ve iki Senato lideriyle görüştü. Sarkozy faktörüne rağmen, Fransa'nın resmi politikası değişmiş de değişmiş. Üst düzey bir Fransız yetkilinin dün özel bir yemekte aktardığı gibi 'Karar bu hükümetin değil. Üyelik kararı, 10-15 yıl sonra, o zamanın Fransa'sı, Avrupa'sı ve Türkiye'si tarafından alınacak. O yüzden bu soruyu sormanın anlamı yok.'

Yine de Fransız lider, iç politikada sağ muhafazakar ve yabancı düşmanı çevrelerden oy toplamak amacıyla bu geziyi fırsat bilip nezaketsiz tavrını sergiliyor. Önce Le Monde gazetesine sızdırılan 'Türkiye'ye asgari servis' haberi var. Haber aslında Gül'ü değil Fransız lideri küçük düşürüyor.

İstemediği her şeyi yapmak zorunda kalan Sarkozy, tavrını buluşma anında çocukça bir biçimde sakız çiğneyerek koyuyor. Adab-ı muaşeret kurallarını bizzat icat eden Fransızlar, istedikleri zaman kaba olmayı biliyorlar. Sarkozy, sergiye 10 dakika geç geliyor, (Gül de otelden geç çıktığı için Fransız lideri beklemiyor), Türkiye Cumhurbaşkanı'nın yanında sakız çiğniyor ve sergide mihmandar birbirinden güzel tarihi eserleri gösterirken ilgisiz gibi gözüküyor. Çıkışta resmi defteri imzalamak zorunda kalıyor. Sinirlenmiş gibi gösterişli bir hareketle kalemi deftere vuruyor, duruyor biraz, sonra devam ediyor. Gül, kaligrafik el yazısıyla güzel bir sayfa yazmış. Sarkozy, Türkiye'ye tavır yapacak ya, tutmuş yalnız imzasını atmış!

SARAYDA BULUŞMA

Gül ve Sarkozy, Elysee Sarayı'nda çalışma yemeğinde bir araya geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Cumhurbaşkanı Gül'ü Elysee Sarayı'nın kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki çalışma yemeğine Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Devlet Bakanı Egemen Bağış da katıldı.

CARLA BRUNİ GELMEDİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile birlikte 'Türkiye Mevsimi' etkinlikleri kapsamında, 'Bizans'tan İstanbul'a: İki Kıtanın Limanı' adlı sergiyi açtı. Serginin organizatörlerinden Nazan Ölçer, sergiyi gezdirerek, bilgi verdi. Öte yandan Hayrünnisa Gül'ün katıldığı programa Sarkozy'nin eşi Carla Bruni'nin katılmaması dikkat çekti.

EYFEL HATIRASI

Fransa'da devam eden 'Türkiye Mevsimi' etkinlikleri çerçevesinde Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin resmi davetlisi olarak Paris'te bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk bayrağının renkleriyle ışıklandırılmış Eyfel Kulesi'ni ziyaret etti. Gül onuruna verilen akşam yemeğinin ardından eşi Hayrünnisa Gül ile saat 24.00'da Eyfel Kulesi'nin karşısındaki Trocodero meydanındaki, Türk bayrağını yansıtan ışık gösterisini izledi. Eşiyle kol kola ışık gösterisini izlemeye gelen Gül'ü, meydanda bulunan bir grup Türk vatandaşı alkışlarla karşıladı. Meydandaki vatandaşların, 'Neden ışıklandırmada ay ve yıldız da yok?' sorusuna, 'Gökteki ay ve yıldız zaten tamamlıyor' yanıtı verdi.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
AKP, Türkiye ve Azerbaycan’ı aldattı
« Yanıtla #3 : Ekim 11, 2009, 01:06:02 ÖS »
AKP, Türkiye ve Azerbaycan’ı aldattı

Mehmet Ali Güller
11 Ekim 2009
“Ermenistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin kurulması hakkında protokol”  3 saat 15 dakika gecikmeli imzalandı. İmzalar, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun imza sonrası yapacağı konuşma metnindeki Karabağ vurgusu nedeniyle gecikti. Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan, protokolün önkoşulsuz imzalanacağını belirterek, imzadan çekildi. 3 saat 15 dakika süren kriz, konuşma faslının toptan ortadan kaldırılmasıyla çözüldü.
Krizin nedeni AKP’dir
Protokolü Türk milletinden gizleyerek hazırlayan AKP, oluşacak tepkileri gidermek adına defalarca “Karabağ çözülmeden sınır açılmayacak” açıklaması yapmıştı. Ancak Karabağ ne protokol metninde yer alıyordu, ne de protokolün bir önkoşuluydu. Oysa “Ermenistan’la ilişkilerin normalleştirilmesi, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne” bağlıydı. Türk Devleti böylece bu konudaki önemli bir politik dayanağını AKP eliyle yitirmiş oldu.   
Başbakan Erdoğan protokol tartışmaları sırasında kamuoyuna söz vermiş ve “Karabağ çözülmeden sınır açılmayacak” demişti. AKP son bir gayretle, en azından konuşma metninde Karabağ’a yer vererek iç kamuoyuna, “durduğu yerin değişmediği” mesajını verecekti. Ermenistan buna bile razı olmadı!
Dışpolitika rezaleti
AKP protokolü 14 Ekim’den sonra imzalamak istedi. Ancak Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan kırmızı çizgi çekti ve 14 Ekim’deki Türkiye-Ermenistan maçına gelme şartını protokolün imzalanmasına bağladı. Önkoşulsuz, şartsız Erivan’a maç izlemeye giden Gül’ün çizgisine inat, Sarkisyan bu konuda geri adım atmadı.
Buna karşın dış politika ustası Davutoğlu’nun bulduğu formül müthişti!
Protokol madem maçtan önce imzalanacaktı, o zaman 13 Ekim’de imzalanmalıydı! Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Baykal’ı bilgilendirirken bu tarihi de açıkladı. (Hürriyet, 16 Eylül 2009) AKP, böylece sınırlarımızı tanımayan ama tanımadığı bu sınırlarımızı açmamızı isteyen Ermenistan’a güya diplomatik manevra yapacaktı. 13 Ekim, Ermenistan’ın tanımadığı Kars Anlaşması’nın 88. yıldönümüydü. Ermenistan bunu da kabul etmedi! Ki Kars Anlaşması zaten protokolde de yoktu.
Anlaşma Ermenistan’ın istediği doğrultusunda 10 Ekim’e alındı.
BOP protokolü
AKP ile Ermenistan arasında imzalanan protokolün, öyle basit, sıradan bir protokol olmadığının altını çizelim. Protokolün tarafları olan Türkiye ve Ermenistan Dışişleri Bakanı dışında, protokol imza töreninde bulunan devlet yetkililerin listesi bile bu protokolün önemini tek başına gösterir. İki bakan protokolleri imzalanırken arabulucu ülke İsviçre’nin Dışişleri Baknı Micheline Clmy-Rey’in yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, AB Bakanlar Komitesi Başkanı sıfatıyla Slovenya Dışişleri Bakanı Samuel Zbogar ve AB Dış Politika-Güvenlik Yüksek Komiseri Javier Solana hemen arkalarında ayakta durdular.
Bu arada protokol hazırlıkları sırasında uzun süre sessiz kalan Rusya’nın, engel olamayacağı bir sürecin dışında kalmamak için son dakikada imza törenine katıldığını hatırlatalım.
Protokol, Türkiye’den gizlendi
Öte yandan AKP ile Ermenistan arasında imzalanan protokolün Türkiye’den gizli hazırlandığını belirtelim. Hazırlık, 2007’den beri sürüyor.
Ancak  ilk defa resmi olarak 23 Nisan 2009’da, saat 23:15’da ilan edildi! Protokol 24 Nisan’a 45 dakika kala, yani ABD Başkanı Obama’nın, Ermenistan’ın sözde soykırım günü ilan ettiği 24 Nisan’da yapacağı konuşma takviminden hemen önce ilan edildi. Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan ABD’ye, “Ermenistan ile ilişkilerin normalizasyonu için mutabık kaldık ve yol haritası belirledik” mesajı iletildi. Ki zaten ABD Başkanı Obama 6 Nisan 2009’da TBMM’de yaptığı konuşmada, “Ermenistan’la sınırlarınızı açın” talimatı vermişti.
Protokol, Gül’ün gizli anlaşmasında var
Aslında protokol 2007’den de çok önce vardı! Öyle ki, bu protokol AKP’nin iktidar yapılma şartlarından da bir tanesiydi. Protokol, AKP’nin ilk Başbakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında imzalanan “2 sayfalık 9 maddelik” gizli anlaşmanın da maddelerinden birisiydi!
Sürecin köşe taşları özetle şöyle döşendi:
Abdullah Gül 18 Mayıs 2004’deki Azerbaycan ziyareti sırasında “bizim Karabağ’la ilgili yeni bir planımız var” dedi ama içeriğini açıklamadı. (Azeri Ekpress Gazetesi, 19 Mayıs 2004). Başbakan Tayyip Erdoğan, 15 Nisan 2005’te Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan’a mektup gönderdi. Dışişleri Bakanlığı’ndan iki yetkili, bir Avrupa ülkesinde, Ermeni heyetiyle buluştu. Türk tarafı, kamuoyundan gizlenen görüşmede, ilişkilerin normalleşmesi için önerilerini sundu. (Milliyet, 12 Temmuz 2005)
Ve sonrasında İsviçre’nin arabuluculuğunda başlayan ve defalarca yapılan heyetlerarası gizli görüşmeler…
Azerbaycan: Prensipten sapmalar olumlu değil!
Öte yandan protokolün paraf edilmesi sırasında tepki gösteren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, tepkisini imzadan sonra da sürdürdü: “Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşı protokollerinin imzalanmasıyla iki ülke arasındaki sınırın açılacak olmasının Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden Karabağ sorununa barışçıl çözüm bulunması görüşmelerine de katkıda bulunacağı görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Azerbaycan bu konudaki tutumunu daha önce dile getirerek iki sürecin paralel, birbirine bağlı yürümesi gerektiğini dile getirmişti. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın ancak ve ancak Karabağ meselesine çözüm bulunduğunda açılması gerektiğini dile getirmiştik. Bu prensipten sapmalar olumlu değil, istenmedik sonuçlar veriyor. Moldova başkenti Kişinev’deki Azerbaycan-Ermenistan Karabağ zirvesi maalesef olumlu hiçbir sonuç alınmadan sona ermiştir. Ermenistan, Türkiye ile yürütülen uzlaşı görüşmelerini büyük kazanım sayarak Kişinev’de bize karşı daha uzlaşmaz tavır takınmaya başlamıştır. Bu uzlaşmaz tavırla ilgili verebileceğimiz örnekler de vardır.”
Sonuç
AKP, Türkiye adına Ermenistan’la protokolü imzaladı, ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi TBMM’nin onayına bağlı. Şimdi Türkiye AKP’nin bu anlaşmasına TBMM mevzisinden direnecek.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la görüştüğünde şöyle demişti: “Anlaşmayı imzalayacağız, ancak meclisimiz kabul etmeyecek. Onlar ne zaman işgal altında tuttukları Azerbaycan’ın 7 bölgesini tahliye etmeye başlayacak, işgale son verecekler, o zaman anlaşma meclisten geçecek. Bu konuda olumlu işaretler alıyoruz”. (Hürriyet, 16 Eylül 2009)
Baykal’a da “TBMM, Karabağ çözülmeden anlaşmayı kabul etmeyecek” diyen AKP’nin çizgisi böyle. Mevzi mevzi ilerleme…
Daha doğrusu Türkiye’nin mevzilerini teker teker teslim etme…
Önce görüşmeyi, sonra parafı, sonra imzayı Karabağ’ın çözümüne bağladılar. Ancak sözde bağladılar. Şimdi de TBMM onayına bağlıyorlar. Güya…