Gönderen Konu: YAĞMUR DUASI;3240 YIL ÖNCE DUA YERİNE BARAJ YAPILIYORDU  (Okunma sayısı 362 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
3240 yıl önce yağmur duası yerine baraj yapılıyordu
Anadolu'da yaşayanlar, 3240 yıl önce (İstanbul ve Ankara'da yaşayanların yaptığını yapmıyor),susuz kalmamak için yağmur duasına çıkacak yerde baraj yapıyorlardı.
12 / 08 / 2007

İki bin yıl önce bu topraklarda yaşayanlar (o zamanlar demir boruları olmadığı için) kilometrelerce uzaktaki, dağlardaki suları, su kemerleriyle yerleşim bölgelerine taşıyorlardı.
Sayın okuyucularıma, Çorum'un 45 kilometre güneyindeki Alacahöyük antik kentinde, MÖ 1240 yılında, Hitit Kralı IV. Tudhaliya'nın Tanrıça Hepat adına inşa ettirdiği, 3240 yıl sonra da (günümüzde) su tutan ve işe yarayan "Hitit Barajı"nın hikâyesini anlatacağım.
Alacahöyük'te 1997 yılında tekrar başlatılan araştırma çalışmalarına başkanlık eden A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu'nun anlatımına göre, Kral IV. Tudhaliya döneminde Anadolu'da büyük bir kuraklık oldu. O yıl buğday yetiştirilemeyince halkı doyurmak için Mısır (Mızri) ülkesinden 5 gemi dolusu buğday getirildi.
Bunun üzerine kral, Anadolu genelinde 13 baraj yaptırdı. Bu barajlar insan gücüyle yapıldığı için şimdiki barajlara göre küçük, gölet sayılabilecek yapılardı.

Tarihin en eski barajı
Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu başkanlığındaki araştırma heyeti, Alacahöyük'te işte bu 13 barajdan birini ortaya çıkardı. Tarihin en eski barajı sayılan bu baraj, 110 m uzunluğunda, 100 m genişliğinde. Taş dolgu setin uzunluğu 130 m. Dolgu seti, barajın su toplama havzasından daha uzun. Andezit kayalar üzerine, "konglomera" denilen kayacın içine yapılmış. Barajın suyu bu kayaçların arasından çıkan kaynak suyundan oluşuyor. En derin yeri 2.5 m. Tahminlere göre, 2.200 ton su tutma kapasitesi var. Taş dolgu seti 15 m. genişliğinde ve 3 aşamalı. Havza kısmında su kanalı, güneyinde 3 kademeli savağı var.
Sayın okuyucularım, bunları neden yazıyorum:
(1) Kuraklık Tanrı'nın yazgısı değil. Tanrı, insana akıl vermiş. Yağmur duasına çıkacak yerde, baraj, su kemeri yaparak boru döşeyerek dağdan, nehirden su taşıyın diyerek yol göstermiş.
(2) Bundan 3240 yıl önce bu topraklarda yaşayanlar kuraklığa çare bulmuş. Yağmur duasına çıkarak değil, baraj, su kemeri yaparak su ihtiyaçlarını karşılamış.
(3) Atatürk, Alacahöyük'ü hiç görmediği halde 1935 yılında kazılmasını ve gün ışığına çıkarılmasını emretmiş. 1936 yılında başlayan kazı çalışmalarına 1983 yılında son verilmiş. 1997 yılında kazılara yeniden başlanmış. Bu işe gönül verenler Alacahöyük'te kıt imkânlarla gece gündüz çalışıyor. Onların maddi ve manevi desteğe (ilgiye) ihtiyaçları var.
(4) Ankara'nın, Çorum'un gerçek anlamıyla "burnunun dibindeki" Alacahöyük'e gidiniz. Çok şey öğreneceksiniz. Çok beğeneceksiniz.
GÜNGÖR URAS
------------------
İyi ki yağmur duasına çıktınız. 
Çok yağmur yağdı da barajlar doldu çünkü.
Bu beceriksiz adamlara nohut karşılığında oy verip, sonra da yağmur duasına çıkmak neyin nesi?
 
Hadi yağmur duasına çıktınız, diyelim ki su sorunu tamam... 
Pekiii, işsizlik için ne yapacaksınız ?. .
 
Terörü durdurmanın duası var mı ?..
 
Asgari ücret, açlık, yoksulluk, kapkaç, hırsızlık, orman yangınları, IMF, AB, ABD'ye tutsaklık, Kıbrıs... 
Hukuksuzluk. ..
Rüşvet...
Yolsuzluklar. ..
Tüm bunlar için de duaya mı çıkacaksınız ???
Misal; şekerpancarı taban fiyatı duası...
 Ya da gıda maddelerinden KDV'nin kaldırılması duası...
Var mı?..
*
Az-çok idrak sahibi insan, Allah'ın insanoğluna verdiği o müthiş aklın yüceliğini ve önemini bilir.
Tüm su kaynaklarını berbat etmek... 
Derelerin içine mahalleler kurmak... 
Kanalizasyonları ırmaklara-göllere bağlamak... 
Bunlar yetmiyormuş gibi "çalsın ama iş yapsın" diye diye ve göz göre göre bu adamlara oy vermek...
 Sonra da yağmur duasına çıkmak...
Bu çağın insanının yapacağı iş midir ?
Ki tüm Batı medyasında alay konusu oldu Türkiye. 
*
Nohut alıp oy verdiniz.
Ama nohutları ıslatacak su yok.
Şimdi ister misiniz teklif vermiş o yabancı (ecnebi) firmalardan birisi gelip yağmur bombası ile yağdırsın yağmuru?
Çünkü; akıl en büyük nimettir insanoğluna. 
O aklı veren, makarnayla, kömürle, rüşvetle kutsal oy'unu satan kulunun nohut suyu ile uğraşmaz.
 En geçerli duadır: 
Ahlaklı, akıllı, bilgili, gören, anlayan, doğru yorumlayan, doğru karar veren, uygar insan olmak... 
……….
Alıntı: Haluk TARCAN

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
NE MUTLU - ÖZELLİKLE - TÜRKÜM DİYENE/Halûk Tarcan
« Yanıtla #1 : Ekim 04, 2009, 11:40:15 ÖÖ »
NE MUTLU - ÖZELLİKLE - TÜRKÜM DİYENE  


AB, “ne mutlu Türküm Diyene”  cümlesinin ırkçı olduğu iddiasıyla kaldırılmasını istemiş.

Bu cümle aslında kanun karşısında herkesin bir ve eşit olduğunu vurgular ; Osmanlı döneminde halk, Müslüman ve hristiyanlar yani, azınlık diye ikiye ayrılıyordu, Türkiye Cumhuriyeti bu ikilemi reddetmiş ve herkesin Türk vatandaşı olduğunu kabul etmişti. Atatürk 10’ncu yıl nutkunda Ne Mutlu Türküm diye haykırdığında bu durumu dile getirmişti ; zaman içinde olayları izleyelim .


Ben, Cumhuriyet’iin ilk kuşaklarındanım.İlkokulu İzmir’de okudum. Bu yıllarda, henüz

Osmanlı imparatorluğunun kalıntıları süregeliyordu.
1300’lerde bir İslâm devleti olarak kurulan bu imparatorlukta  
Vatandaş kavramı yoktu, teb’a kavramı vardı ; yâni, herkes Sultan’a tâbi idi.
Bu da, - İslâm devleti gereği- İmparatorluk topraklarında yaşayanların

Müslüman olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılmasını gerektiriyordu. Müslüman olmayanlar
AZINLIK statükosunda bulunuyorlardı.
 

İşte, Batılılar bu azınlığı oluşturan kişilerden

İmparatorluğu parçalamak,
Türkleri Anadolu’da etkisiz hâle getirmek ya da Orta Asya’ya sürmek için
faydalanma becerilerini geniş bir şekilde kullanmışlardı.
Azınlığa,

Hristiyan ve Musevî teb’aya,
İtalyan, Fransız, Belçika, İsviçre vb pasaportları vererek,
İmparatorluk içinde devlet kurmuşlardı. Yaşadığım bir örneği verebilirim : diplomasını aldığım bir okulda, Türkiye’de doğmuş ve fakat İtalyan pasaportuyla yaşamış ve 1960’larda emekli olunca İtalya’ya gitmiş ve orada ölmüş olan bir öğretmen vardı.
 

Bu tür kişiler,

imparatorluğa karşı herhangi bir harekette bulunduklarında örneğin,
eli silâhlı başkaldırmalar,
düşmanla işbirliğine girişip katil suçları işleyenler,
pasaportlarına sarılıp
ilgili devletlerin himâyesini elde ediyorlardı.
İmparatorluğun iç işlerine rahatça karışabilmek için bu tür olaylar, Batılılar için en geniş şekilde istifade edebilecekleri, sabırla bekledikleri birer fırsat idiler..
 

Ayrıca bu kişiler – genel olarak-

koskoca bir İmparatorluğu küçük görmeyi de öğrenmişlerdi; kulağımla duydum, evimize gelen bir büyük ticarî kuruluşun müdürü babamla Fransızca  konuşurdu.Türkçesi çok bozuktu, babam ,
neden Türkçe öğrenmiyorsunuz diye sorduğunda
“Türkçe lüzumsuz bir dil, uluslararası hiç bir değeri yok niye öğreneyim”, diyebilmişti.
 

Büyük bir olasılıkla - tarihte ZÜMRAN adıyla- bir Ön-Ata şehri olan (Rus kaynakları KM)

İzmir , İmparatorluktan koparılmıştı, adı
Gâvur İzmir olmuştu, sokaklarında  Rumca, Giritlice, Fransızca biraz da İngilizce ve Almanca konuşulurdu…(ana tarafım İzmir’dendir).
 

Atatürk, İmparatorluğun

bu zayıf ve hasta tarafını
Cumhuriyet ve vatandaş kavramıyla yok etmişti ; bugün herkes kanun karşısında eşittir.
Ülkemizde herkes Türk vatandaşıdır. Aynı toprakta doğup, bu toprağın nimetlerinden faydalanıp aynı toprakta ölüyoruz.
 

TBMM tüm vatandaşlara,

Kürt, Çeçen, Lâz, Gürcü, Ermeni, Musevî, Katolik, Ortodoks(*)tümüne açıktır..Hepsi
istedikleri işi tutabilir, istediği yerde çalışırlar.
Hepimiz,

Türk bayrağı altında Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında eşitiz.
 

Atatürk 10’ncu yıl nutkunda

“kısa zamanda büyük işler başardık” dediğinde
vatandaşlar arasında her hangi bir ayırım yapmamıştır, düşünmemiştir,
ülkemizi hep beraber kurduk biz, bir bütünüz demiştir.
Bu nedenle,

Birlik ve beraberliğimizi çok güzel ifade eden,
bu vatan hepimizindir anlamına
NE MUTLU TÜRKÜM diye dünyaya haykırmıştı.
Bu aynı zamanda, Batılılara,

beni rahat bırak, bizde azınlık yoktur, artık ülkemden ELİNİ ÇEK demektir…Nedeni olduğun kan ve gözyaşı dinmelidir…
 

ABD, vatandaşına,

Portoriko’lu, İrlanda’lı, Polonya’lı, Çinl’li vb...Okula başladığında  ona önce,
I AM AMERICAN demesini öğretir. Hatırlayalım…
 

Halûk Tarcan Bilimsel araştırmacı(CNRS-Paris)(araştırmacı yazar değil)  


(*) 40bin kişiye1 milletvekili seçilir.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gülen'den yağmur duası dersi
« Yanıtla #2 : Nisan 08, 2010, 01:11:46 ÖS »
Yapılan yağmur dualarına okyanus ötesinden eleştiri geldi. Dua öyle olmaz!

09 Ağustos 2007

Zamanında gerekli önlemler alınmadığı için kuraklıkla yüzyüze kalan Türkiye çareyi yağmur duasında arıyor. Günlerdir ülkenin dört bir yanından yağmur duasına çıkan vatandaşların görüntüleri geliyor ekranlara. Sonunda Diyanet de yağmur dualarıyla ilgili bir karar alarak Miraç Kandili olan Cuma günü camilerde yağmur duası edileceğini açıkladı.

Ancak susuzluğa karşı umut bağlanan yağmur duaları için okyanus ötesinden tepki geldi. Amerika’da yaşayan Fettullah Gülen, yağmur dualarının yapılış şeklini eleştirdi. Yağmur dualarındaki görüntüleri eleştiren Gülen, “Böyle televizyonu çağıracaksınız, kameralar çalışacak. Öyle şovla, yağmur duası olmaz ” dedi.

YAĞMUR DUASI ÖYLE OLMAZ
Kişisel internet sitesindeki ses dosyasında kuraklık ve susuzluk konusunu değerlendiren Fettullah Gülen, ABD’ye gittiği yıl hiç yağmur yağmadığını, beraberindeki arkadaşlarına yağmur duası yapmalarını istediğini belirtti ve “Ertesi gün yağmur başladı. O gün bugündür yağıyor” dedi.

Gülen yağmur duası ile ilgili görüntüleri şöyle eleştirdi: “Televizyonun verdiği şekilde gördüm. Öyle olmaz o mesele. O mesele icabında yüreğin durur, yüreğin durur bayılırsın yere yığılırsın, elbiseni tersine çevirirsin, Allah resulü öyle yapmış ve saatlerce durmuş.
------------
Yağmur duası:3240 yıl önce dua yerine baraj yapılıyordu
http://ahmetdursun374.blogcu.com/yagmur-duasi-3240-yil-once-dua-yerine-baraj-yapiliyordu/2150178