3240 yıl önce yağmur duası yerine baraj yapılıyorduAnadolu'da yaşayanlar, 3240 yıl önce (İstanbul ve Ankara'da yaşayanların yaptığını yapmıyor),susuz kalmamak için yağmur duasına çıkacak yerde baraj yapıyorlardı.
12 / 08 / 2007
İki bin yıl önce bu topraklarda yaşayanlar (
o zamanlar demir boruları olmadığı için) kilometrelerce uzaktaki, dağlardaki suları, su kemerleriyle yerleşim bölgelerine taşıyorlardı.
Sayın okuyucularıma, Çorum'un 45 kilometre güneyindeki Alacahöyük antik kentinde, MÖ 1240 yılında, Hitit Kralı IV. Tudhaliya'nın Tanrıça Hepat adına inşa ettirdiği, 3240 yıl sonra da (günümüzde) su tutan ve işe yarayan "Hitit Barajı"nın hikâyesini anlatacağım.
Alacahöyük'te 1997 yılında tekrar başlatılan araştırma çalışmalarına başkanlık eden A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu'nun anlatımına göre, Kral IV. Tudhaliya döneminde Anadolu'da büyük bir kuraklık oldu. O yıl buğday yetiştirilemeyince halkı doyurmak için Mısır (Mızri) ülkesinden 5 gemi dolusu buğday getirildi.
Bunun üzerine kral, Anadolu genelinde 13 baraj yaptırdı. Bu barajlar insan gücüyle yapıldığı için şimdiki barajlara göre küçük, gölet sayılabilecek yapılardı.
Tarihin en eski barajıProf. Dr. Aykut Çınaroğlu başkanlığındaki araştırma heyeti, Alacahöyük'te işte bu 13 barajdan birini ortaya çıkardı. Tarihin en eski barajı sayılan bu baraj, 110 m uzunluğunda, 100 m genişliğinde. Taş dolgu setin uzunluğu 130 m. Dolgu seti, barajın su toplama havzasından daha uzun. Andezit kayalar üzerine, "konglomera" denilen kayacın içine yapılmış. Barajın suyu bu kayaçların arasından çıkan kaynak suyundan oluşuyor. En derin yeri 2.5 m. Tahminlere göre, 2.200 ton su tutma kapasitesi var. Taş dolgu seti 15 m. genişliğinde ve 3 aşamalı. Havza kısmında su kanalı, güneyinde 3 kademeli savağı var.
Sayın okuyucularım, bunları neden yazıyorum:
(1) Kuraklık Tanrı'nın yazgısı değil. Tanrı, insana akıl vermiş. Yağmur duasına çıkacak yerde, baraj, su kemeri yaparak boru döşeyerek dağdan, nehirden su taşıyın diyerek yol göstermiş.
(2) Bundan 3240 yıl önce bu topraklarda yaşayanlar kuraklığa çare bulmuş. Yağmur duasına çıkarak değil, baraj, su kemeri yaparak su ihtiyaçlarını karşılamış.
(3) Atatürk, Alacahöyük'ü hiç görmediği halde 1935 yılında kazılmasını ve gün ışığına çıkarılmasını emretmiş. 1936 yılında başlayan kazı çalışmalarına 1983 yılında son verilmiş. 1997 yılında kazılara yeniden başlanmış. Bu işe gönül verenler Alacahöyük'te kıt imkânlarla gece gündüz çalışıyor. Onların maddi ve manevi desteğe (ilgiye) ihtiyaçları var.
(4) Ankara'nın, Çorum'un gerçek anlamıyla "burnunun dibindeki" Alacahöyük'e gidiniz. Çok şey öğreneceksiniz. Çok beğeneceksiniz.
GÜNGÖR URAS
------------------
İyi ki yağmur duasına çıktınız.
Çok yağmur yağdı da barajlar doldu çünkü.
Bu beceriksiz adamlara nohut karşılığında oy verip, sonra da yağmur duasına çıkmak neyin nesi?
Hadi yağmur duasına çıktınız, diyelim ki su sorunu tamam...
Pekiii, işsizlik için ne yapacaksınız ?. .
Terörü durdurmanın duası var mı ?..
Asgari ücret, açlık, yoksulluk, kapkaç, hırsızlık, orman yangınları, IMF, AB, ABD'ye tutsaklık, Kıbrıs...
Hukuksuzluk. ..
Rüşvet...
Yolsuzluklar. ..
Tüm bunlar için de duaya mı çıkacaksınız
Misal; şekerpancarı taban fiyatı duası...
Ya da gıda maddelerinden KDV'nin kaldırılması duası...
Var mı?..
*
Az-çok idrak sahibi insan, Allah'ın insanoğluna verdiği o müthiş aklın yüceliğini ve önemini bilir.
Tüm su kaynaklarını berbat etmek...
Derelerin içine mahalleler kurmak...
Kanalizasyonları ırmaklara-göllere bağlamak...
Bunlar yetmiyormuş gibi "çalsın ama iş yapsın" diye diye ve göz göre göre bu adamlara oy vermek...
Sonra da yağmur duasına çıkmak...
Bu çağın insanının yapacağı iş midir ?
Ki tüm Batı medyasında alay konusu oldu Türkiye.
*
Nohut alıp oy verdiniz.
Ama nohutları ıslatacak su yok.
Şimdi ister misiniz teklif vermiş o yabancı (ecnebi) firmalardan birisi gelip yağmur bombası ile yağdırsın yağmuru?
Çünkü; akıl en büyük nimettir insanoğluna.
O aklı veren, makarnayla, kömürle, rüşvetle kutsal oy'unu satan kulunun nohut suyu ile uğraşmaz.
En geçerli duadır:
Ahlaklı, akıllı, bilgili, gören, anlayan, doğru yorumlayan, doğru karar veren, uygar insan olmak...
……….
Alıntı: Haluk TARCAN