Türkçe:Baş,Arapça'da
re's olarak ifade edilir.
Arapçası:
رأس Türkçe:Örtü
Arapçası:
غطاءTürkçe:başörtüsü
Arapçası:
الحجابTürkçe:Örtülerinizi
Arapçası:
الحجابTürkçe:baş örtülerinizi
Arapçası:
غطاء الرأسBirleşik yazarsak....Türkçesi:başörtülerinizi
Arapçası:
حجابكMü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.
اقول نساء المؤمنين ، فإنها قد تجنب العيون حرام ، لأنها محافظة على العفة.---------
Görünen kısımlar müstesna, zînetlerini göstermesinler.
عرض قطع استثنائية ، وإظهار الزينة.---------
Örtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.
صدق على الجانبين حتى الإفراج عنهم الغطاء.Not:Özellikle bu kısım şöyle de olabilir.على الجانبين حتى الإفراج عنهم الغطاء تا--------
şimdi de A’râf Sûresinin 41 .Ayetinde geçen örtü(
غطاء) kelimesine bakalım.
Neden A’râf diyorum?Çünkü,buradaki örtü(
غطاء) anlamına en yakın olanıdır da ondan.
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var.
بالنسبة لهم في نار جهنم من فراش وغطاء رأس من نار جهنم هي أيضا.İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.(A’râf/41)
وبهذه الطريقة يمكننا معاقبة الظالمين.-------
Hamr: Örtmek anlamında mastar; çiğ üzüm şırasından sıkılmış ve köpüğü atılmış şarabın ismi. İçkiye, aklı örttüğü için "humar" denir. Himar: Hımır maddesi, setr, örtü ve kapalılık;bundan dolayı(örtü/örtmek/kapamak anlamından dolayı) baş örtüsü olarak ta kesin hüküm olup olmadığı tartışmalara konu olmaktadır.
Bu konu daha önceki yazılarımda detaylı olarak incelenmiştir.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3004.0Görüldüğü üzere baş(
رأس) ne şekilde kullanılmıştır.
Ayrıca başkaca benzeşim için bakınız...http://www.pultar.org/~mustafa/YAS/R.htmlÖyle ise artık bu konuyu uzatmaya,eğip bükmeye gerek varmıdır?
********
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini
başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.' (NUH SURESİ / 7)
Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın,
başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (MAİDE SURESİ / 6)
Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar
başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır. (BAKARA SURESİ / 196)
Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden
başları yukarı kalkıktır. (YASİN SURESİ /

İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri konusunda çekiştiler. İşte o inkâr edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir;
başları üstünden de kaynar su dökülür. (HAC SURESİ / 19)
Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda
başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen. (SECDE SURESİ / 12)
"Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana
başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında." (İSRA SURESİ / 51)
İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi
başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" (BAKARA SURESİ / 76)
Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi
başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 119)
Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz. (A'RAF SURESİ / 134)
Ne zaman ki/yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup,
başları/ elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" dediler. (A'RAF SURESİ / 149)
Kendilerinden önce gelip geçmişlerin/
başlarından geçen/günlerin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim." (YUNUS SURESİ / 102)
"Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin
başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil." (HUD SURESİ / 89)
Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı /yine bu Kur'an olurdu/. Hayır, emrin tümü Allah'ındır. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah'ın va'di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya
başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.) (RA'D SURESİ / 31)
Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalbleri /sanki/ bomboştur. (İBRAHİM SURESİ / 43)
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar
başlarındadır. (HİCR SURESİ / 45)
Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek
başlarına' geleceklerdir. (MERYEM SURESİ / 95)
O söz,
başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler. (NEML SURESİ / 82)
Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar/
başlarına geleceklerin/şuurunda değillerdi. (KASAS SURESİ / 9)
Onun tomurcukları, şeytanların
başları gibidir. (SAFFAT SURESİ / 65)
Onları görürsün; zilletten
başları önlerine düşmüş bir halde, ona/ateşe/ sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba/veya yandaş/larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler. (ŞURA SURESİ / 45)
Ki bundan ne
başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. (VAKIA SURESİ / 19)
Onlara: "Gelin Allah'ın Resûlü sizin için mağfiret/bağışlanma/ dilesin," denildiği zaman
başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün. (MÜNAFİKUN SURESİ / 5)
Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-
başlarındadır; (MÜRSELAT SURESİ / 41)
Demek ki Allah(cc)
baş demeyi birçok yerde söyleme yetenek ve kaabiliyetindedir.
Öyle ise onun adına tevil yapacağım diyerek,parantezler içinde baş anlamına gelmeyen bir tevil nasıl olurda baş anlamı ile yorumlanır ki?
Bu anlam özellikle de neden Nur/31'e yüklenmektedir iyi düşününüz...
Konu hakkında detaylı bir yazım var idi.
Bakınız derim.13/9/2006
Kur'an yorumlamak için hangi bilgiler gerekir,halktan olanlar ne söylemiş,hangi alimler ne demiş.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4261500/Derleme:
Ahmet Dursun
Kaynak:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1108517/***********
İlk şeyhülislamın Nur:31 tercümesi http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6559.0