Gönderen Konu: Molla,yargıçlık yapabilir mi?  (Okunma sayısı 422 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Molla,yargıçlık yapabilir mi?
« : Haziran 12, 2009, 02:20:43 ÖS »
Değerli dostlar,
Bir dostumuzun bir sorusu olmuş.Bu soruya dilim döndüğünce,bilgim el verdiğince yanıt vermeye çalıştım.
Sizlerle de paylaşayım istedim.Hem arşivlerimizde bir kaynak olsun da istedim.
Ahmet Dursun
-----------
Soru:Ahmet Bey,bir arkadaşım İranlı mollaların yargıçlıkla ilgisinin olup olmadığını sordu.
Bu konuda hiçbir bilgim yok. Sizin var mı?
Selamlar
M.T
--------
Bunun için önce molla kavramını bilmek gerek.
Hz.İbrahim'in bazı kelimeleri(Bekke,Mele gibi)Kur'an dan önce kullandığı söyleniyor.

Molla için Kur'an sıkça Mele kavramını kullanmıştır.
Mele söz birliği yapmak anlamındadır.
Tabii ki bu birlik içerikleri farklı dahi olsa bir amaç birliğini anlatır.

Aslına bakacak olusrak Molla ya da Mele kavramı,İslamdan öncede kullanıldığı görülüyor.

Şöyle ki;
İslamlaşma sürecinde etkin güçlerden olan,sünni ve şiilerce de kabul görmüş Mele,Kökü itibarı ile,Sümerlerin başkenti Tello'ya kadar uzandığı söyleniyor.

Tevrat peygamberlerin ünvanı olarak,Kur'an ise tüm peygamberlere karşı olanlar için (bir istisansı hariç) kullanılmıştır.

Mele kavramının istisansı,(Neml/29-33) için görülüyor.
Bunun dışında dediğim gibi hep peygamber karşıtı olarak vermiştir.

Hüdhüd'ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs/Dedi ki: "Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı." (NEML SURESİ /29)
Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen /biz uygularız/. (NEML SURESİ /33)

Şimdi de diğerlerine bir göz atalım.

Kavminden/Nuh’un kavminden küfreden mele/ileri gelen inkârcılar "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine,biz sizi yalancılar sanıyoruz" edi. (HUD SURESİ /27)

Arş-u Ala ya Kur’an, "mele’i ala" der.Yani yaratılanlardan farklı olanlar,söz birliği yapan,yapabilenler belki de  melekler topluluğu anlamındadır.

"Mele-i ala /yüce topluluk/ tartışıp dururken,benim hiç bir bilgim yoktur." (SAD SURESİ / 69)


Başta da belirttiğim gibi Bekke kavramı da tartışmalaıdır.

Kur'an ın Bekke olarak ifade ettiği Mekke dir.
Yaklaşık beylerin beyi,efendisi;evlerin efendisi anlamı taşır.

Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev,Bekke /Mekke'de/o, kutlu ve bütün insanlar için hidayet olan
/Ka'be/dir.(AL-İ İMRAN SURESİ /96)

Sonuç olarak Mele kavramına dönersek,günümüzde mele kavramı içinde devleti yöneten gruplar,sermaye grupları vs..gibi söz birliği,amaç birliği yapan gruplar anlaşılabilir.

İşin ucunda Molla Kasım'lar olursa tabii ki durum değişir.
Bence mollalar ya da başkaları için ne dendiği önemli değildir.

Zaten Kur'an;"beşeri bir kural kabul edilmiş ise biz de bunu kabul ediyoruz" diyor.

Örnek olarak aile ve nikah kavramı.
Kur'an nikahı aile başlığında toplamıştır.

Bu konuda ise beşeriyet nikah için neyi kabul etmişse islam dini de onu aynen kabul etmiş sayılır demek istiyor.

Yani öyle müezzin,imam nikahı falan yoktur,uydurmadır.

Dini nikah vardır diyebilirz.
Dediğim gibi bunu da toplumlara bırakmıştır.Şekil açısından ise gelenekleri ne ise onu kabul ediyor.

Bu vesile ile Mollaların karar mercii olup olamayacağınz siz karar verin.
Saygı ile...
12 Haziran 2009

Bütün dinler bütün devlet yönetimlerinden uzaklaştırılmadıkça insanlık savaşlardan ,felaketlerden kurtulamayacaktır.Çünkü dinler açıkça allahın yasalarının dışındaki ifadelerden oluşmaktadır.

Ahmet Dursun
----------------
Ben dervişim diyene
Bir ün edesim gelir
Tanıyuban şimdiden
Varup yetesim gelir

Sırat kıldan incedir
Kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne
Evler yapasım gelir

Altında gayya vardır
İçi nâr ile pürdür
Varıp ol gölgelikte
Biraz yatasım gelir

Ta'n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun
Varuban ol tamu'da
Biraz yanasım gelir

Ben günahımca yanam
Rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam
Biraz uçasım gelir

Andan Cennet'e varam
Hak'kı Cennet'te görem
Hûri ile gılmanı
Bir bir koçasım gelir

Derviş Yunus bu sözü
Eğri büğrü söyleme
Seni sıygaya çeker
Bir Molla Kasım gelir

YUNUS EMRE

Çevrimdışı *POYRAZ

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 677
  • Puan: +37/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Molla,yargıçlık yapabilir mi?
« Yanıtla #1 : Haziran 12, 2009, 04:10:50 ÖS »

>Zaten Kur'an;"beşeri bir kural kabul edilmiş ise biz de bunu kabul ediyoruz" diyor.

Örnek olarak aile ve nikah kavramı.
Kur'an nikahı aile başlığında toplamıştır.

Bu konuda ise beşeriyet nikah için neyi kabul etmişse islam dini de onu aynen kabul etmiş sayılır demek istiyor.

Yani öyle müezzin,imam nikahı falan yoktur,uydurmadır.

Dini nikah vardır diyebilirz.<


Simdi iyice sastim ben bu nikah isine Ahmet bey.
Aslinda yazinin basinda ne kadar biliyordu isem sonunda da o kadar  bilir oldum...
anlayacaginiz, hic bir sey anlamadim.

Aslinda müezzin nikahi yokmus din'i nikah varmis,tamam.
Ama bu din'i nikahi kim kiyacakmis?
En önemlisi;kim bosayacak?

Su Beseriyat denilen seyin
nikah olayi icin neyi kabul edip neyi etmedigini nereden ve kime göre bilecegiz?
Ki,din Beseriyatin kabul ettigini esas aliyor....
Dinin Beseri(insan'i)kabul ettigi kurallar cercevesinde sayet bir nikah kiyici yok ise o zaman
bosayici da yoktur degil mi?
Sayet yoksa, tüm nikah-hocalarinin, imam nikahlari kiyarken aldigi paralar haram zikkim mi olacak?
Sayet nikah kiyici var ise, iste o zaman Molladan yargicta olur,hakimde.
Dedigim gibi saskinim...

En iyisi gerekirse  parmagi medeni adalete  kestirmek...
bu belirsizlik icerisinde Mollanin nereyi kesecegi de belli olmaz mazallah!


Selamlar,saygilar





Anladik ki,
bir adin boz atli Hizir
Bir adin Mustafa Kemal
Gayri alnimiza,
daga tasa yazilir

Ya Ölum Ya Istiklal.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Mollalar ve Servetleri
« Yanıtla #2 : Haziran 25, 2009, 10:37:49 ÖS »
Mollalar ve Servetleri

İran’daki rejimin temel direklerinden mollalar, ülkemizde dinci kimlikleriyle ön plana çıksalar da, onlar aslında ülkenin kaynaklarını sömürerek zenginleşen kapitalist bir sınıf aynı zamanda.


Onlar sadece dini değil, yoksul halkın emeğini de sömürüyorlar.

soL (DIŞ HABERLER) İran’daki rejimde mollaların yeri çok önemli. Mollalar birçok yerellikte, Şii halkın önderliği pozisyonunda bulunuyorlar. Bazı mollaların toplum nezdindeki önemi arttıkça, bunlar Ayetullah, yani dini lider mevkiine kadar çıkabiliyorlar.

İran’da 300 binin üzerinde molla olduğu hesap ediliyor. Bu mollalar, sadece halkın dini kanaat önderleri rolüne sahip değiller İran’da. 1979’daki İslamcı karşıdevrimin ardından İran’ın izlediği çarpık kapitalistleşme yolu, çok çeşitli mekanizmalarla ülke kaynaklarının ciddi kısmı üzerinde kontrol sağlayarak zenginleşen kapitalist bir mollalar sınıfı yaratmış bulunuyor.

İlk zenginleşme karşıdevrimle geliyor
İran’da mollaların ilk zenginleşme hamlesi, karşıdevrimin gerçekleşmesiyle aynı zamana rastlıyor. Şah’ın devrilmesinin ardından petrol gibi kritik sektörler yabancıların elinden alınarak millileştirilse de, oteller, bankalar gibi çok çeşitli işletmelerin denetimi, mollaların eline geçiyor. Bu şirketlerdeki hisselerin büyük kısmı, mollaların başında bulunduğu vakıflara devrediliyor. Mollalar, ilk ciddi zenginleşmelerini bu süreçte yaşıyorlar.

Aslında bakıldığında gündelik hayatında emek harcamayarak ülkedeki üretime hiçbir katkıda bulunmayan mollaların temel geçim kaynağı, yerel cemaatin bağışları. Bazı yerlerde bu paraların ciddi miktarlara ulaştığı biliniyor.

Fakat bugün İran ekonomisini kontrol eden mollaların arasında, akıl almaz zenginliğe sahip olanlar da var. Bu zenginleşme, genel olarak devlet yönetiminde tutulan bazı kilit pozisyonların, ailenin diğer fertleri açısından ekonomik kazanca dönüştürülmesi yoluyla oluyor.

Köşeyi dönen mollalar: Birkaç örnek
İran’da zengin molla deyince ilk akla gelen, ülkenin en zengini olarak kabul edilen Ayetullah Ali Ekber Haşemi Rafsancani. 1980’li yıllarda meclis sözcüsü ve Humeyni’nin sağ kolu olan Rafsancani, 1989’dan 1997’ye kadar devlet başkanlığı görevini üstlendi. Halen Düzenin Yararını Teşhis Konseyi’nin başında bulunuyor.

Fıstık çiftçisi bir ailenin çocuğu olan Rafsancani, İran İslam Cumhuriyeti’nde “özelleştirmenin” mimarı. Onun başkanlığı döneminde borsa yeniden açıldı, bazı devlet işletmeleri özelleştirildi, yabancı sermayeye kapılar açıldı ve petrol sektörüne özel şirketlerin girmesine izin verildi. Bu dönemde Tahran Ticaret Odası’ndaki birçok işadamı, sermayeye açılan işletmelerin büyük çoğunluğunda sözleşmelerin mollalara, özellikle de Rafsancani ailesi mensuplarına verildiğini belirterek isyan ediyordu.

Rafsancani’nin kardeşleri, damatları ve kuzenlerinin ellerinde tuttukları zenginlik ve mevkiler, ailenin ekonomik kudretini gözler önüne seriyor: ülkenin en büyük bakır madeni, 500 milyon dolara yakın fıstık ihracatı, devlet televizyonu yönetimi, Petrol Bakanlığı’nda kilit pozisyonlar, 1 milyar dolara yakın para harcanan Tahran metrosu inşası, Daewoo otomotiv fabrikaları, özel havayolu şirketi, Lavasan’da sadece arazi değeri 120 milyon dolarlık bir at çiftliği…

Ailenin İsviçre bankalarındaki hesaplarında ise milyarlarca dolar olduğu düşünülüyor.

Ülkede devletle ilişki içindekilerin bir başka vurgun yöntemi, döviz ticareti. Devletin ihracatta sübvanse ettiği 1,750 riyale alınan dolarları iç piyasada 8000 riyale satmak, sadece devlet içinde bir ihracat lisansı elde edebilecek tanıdıklara sahip olanları nasip oluyor. İranlı ekonomist Said Laylaz, her sene 3-5 milyar doların bu şekilde 50 aileye aktarıldığını belirtiyor.

Örneğin 1980’li yıllarda Ticaret Bakanı olan, dolayısıyla dış ticaret lisanslarını dağıtan Habibullah Asgaroladi’nin küçük kardeşi Asadollah Asgaroladi, fıstık, kimyon, kuru meyve, karides ve havyar ihraç edip, şeker ve ev aletleri ithal ederek yarım milyon dolara yakın servet edindi.

Bir başka örnek olan Muhsin Refikdost, Devrim Muhafızları Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra OYAK benzeri bir kurum olan Mustazaflar ve Gaziler Vakfı’nın başına geçti. Bu vakıf, İran Ulusal Petrol Şirketi’nden sonra ülkenin ikinci büyük şirketi. 400 bine yakın işçi çalıştıran vakfın gelirleri 10 milyar dolar civarında. Kağıt üzerinde bir hayır kuruluşu olan vakıf sayesinde Refikdost dudak uçuklatacak bir zenginlik edindi. Benzer bir hikayesi olan bir diğer vakıf, Oniki İmam’dan sekizincisi olan Ali er-Rıza’nın mezarının bakımını üstlenen Rızavi Vakfı. Vakfın varlığı 15 milyar dolar olarak hesap ediliyor.

Bonyadlar
İran ekonomisinin beşte birine yakını, bonyad olarak bilinen vakıf benzeri oluşumlar tarafından temsil ediliyor. Humeyni tarafından 1979’dan sonra yoksullara yardım etmesi amacıyla kurulan bu vakıfların faaliyet alanı, giderek sosyal devlet uygulamalarından ticari uygulamalara kaydı. Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı gibi hükümet kurumları tarafından denetlenemeyen bonyadlar uzun süre vergiden de muaf tutuldular.

Bonyadlar, bulundukları yerelliklerde zenginlerin fitre ve zekatlarını topluyor. Bonyadlar, artık büyük oranda başında bulunan mollaların yasadışı gelir kapısı halini almış durumda.

Dünya petrol rezervlerinin yüzde 9’una, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 15’ine sahip olan İran’da halk, böylesi bir zenginliğe rağmen yoksulluk ve işsizlikle boğuşuyor. Ülkenin mollaları yağmayla yeni bir sömürücü sınıf oluşturmuşken, İran halkı zengin ülkelerinde sefalet çekmeye devam ediyor.
haber.sol.org.tr

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Doğu dalga dalga vurdu, / taht bir yana şah bir yana"
« Yanıtla #3 : Haziran 26, 2009, 12:25:05 ÖÖ »
Doğu dalga dalga vurdu, / taht bir yana şah bir yana"
ABD'nin yeryüzündeki pervasız egemenliğine karşı çıkan herkes, 11 Şubat 1979'da (22 Behmen) işbirlikçi Şah Rıza Pehlevi'nin diktatörlüğünün "ak kefenlere bürünmüş ağır Safavilerin" büyük yürüyüşünün sonucu yıkılmasını, Zülfü Livaneli'ye ait bu dizelerle selamlamıştı.
Ve tahtın yerle yeksan oluşunun getirdiği coşku o denli büyük oldu ki, sonrasında yaşanacakları pek az kişi tahmin edebilirdi. Aradan geçen 29 yılın, mollalar açısından hayli kazançlı geçtiğinden kimsenin kuşkusu yok. Görünen o ki, yakında başlatılacak özelleştirme hamlesi bu tabloyu perçinleyecek ve mollalar, Rusya'nın oligarkları gibi ülkenin tüm zenginliğini ele geçirebilecekler.

Elbette ki, bu tablo gökten zembille inmiş değil; arka planında devrimin müthiş bir iç hesaplaşma hikâyesi var: Şahı deviren dalganın liderliğini Ayetullah Humeyni'nin üstlendiğine hiç kuşku yoktu ama mücadele verenler de mollalardan ibaret değildi. Liberallerden komünistlere kadar geniş bir yelpaze, büyük bedeller ödeme pahasına mücadeleden geri durmamıştı. Şah rejimine karşı oluşan cephede, mollalar dışındaki üç büyük örgüt ise, Tudeh (İran Halk Partisi), Halkın Mücahitleri ve Halkın Fedaileri'ydi.

Eski dostlar düşman oldu
Şah'ın ülkeden kaçışının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra mollalar inisiyatifi ele aldı. Asıl amaçlarının İran'ı bir İslam cumhuriyeti haline getirmek olduğunu gizlemiyorlardı ve dolayısıyla kendilerine engel olabilecek örgütleri de düşman ilan ettiler.
Ülke çapında tutuklamalar başladı. İlk kurbanlar, Marksist silahlı bir direniş örgütü olan Halkın Fedaileri ile burjuva liberal çizgideki Halkın Mücahitleri'ydi. Şaha karşı "azatlık, eşitlik, adalet" diyerek ayağa kalkanların kaderinde asıl büyük darbeyi 'dost' kuvvetlerden yemek vardı. Siyasi çizgi olarak Sovyetler Birliği'ne yakın olan Tudeh ise mollalarla uzlaştığını sanıyor, ülke çapında hızla yaygınlaşan tutuklamalar, cinayetler ve işkencelere rağmen "anti emperyalist" diye nitelendirdiği iktidara destek vermeyi sürdürdü. Mollalar, diğer engelleri bir bir temizledikten sonra İran devriminin 3. yıl dönümünün hemen ardından bu kez Tudeh'e yöneldiler. 12 Şubat 1981'de yasadışı ilan edilen Tudeh'in on binden fazla üye ve sempatizanı tutuklandı. Tudeh yeraltına çekilme kararı aldığında ise iş işten geçmiş, bütün önder kadrosu yok edilmişti. 1990'lı yıllarda yaşanan dramatik tablonun değerlendirmesini yapan Tudeh, "Humeyni'nin anti-komünist çizgisini görmezden gelmenin yanlışlığı" konusunda özeleştiri verse de artık iş işten geçmişti. Irak kökenli Ortadoğu uzmanı Sami Zubaida'nın ifadesiyle, "bir liderliğe sahip ve açık bir stratejisi olan, iyi örgütlenmiş tek toplumsal güç olan, Humeyni'nin arkadaşları ve müritlerinden oluşan ulema, öğrencileri ve taraftarlarının teşkil ettiği şebeke" İslam Cumhuriyeti'ni kurdu. Adı artık resmen 'İslam' ön takısıyla anılan o heyecan verici devrimin üzerinden geçen 29 yılda, Şah dönemini bilenleri hayretlere düşüren kimi ilerlemeler olsa da, büyük hayal kırıklıklarına neden olan gerilikler egemen rolde. Ve tüm doğu masalları misali, İran az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş Şah rejimini yıkmak için yola çıkanlar arkalarına dönüp bir bakmışlar ki, 'azatlık, eşitlik, adalet' talebinde bir arpa boyu bile yol alınamamış. İşte 2008 İran'ından sokak notları:


İran'ı mollalar paylaşacak
İran'ın zenginlerinin kim olduğunu sorsanız, hiç kimse bunları isim olarak sayamıyor. İslam Devrimi sonrasında, Şah'ı desteklediği için ülkeden kaçan zenginlerin mallarının el değiştirdiği kesin. Fakat bu mallar ve sonrasında edinilenlerin kimlerin elinde toplandığını bilen yok. Dahası yakın bir süreçte başlaması beklenen özelleştirme furyasında 'talih kuşu'nun kimin başına konacağı konusunda ancak yorumlar yapılabiliyor. Buna göre, özelleştirme ile birlikte, İslam devrimi sayesinde yükünü tutmuş olan mollalar, ülkenin oligarkları haline dönüşebilir.
İran'da yatırım yapmak isteyenler için açık olan bir borsa var. Fakat, bu ülkede borsa oyunculuğu pek yaygın değil. Dolayısıyla borsanın hacmi de oldukça düşük. İnsanlar pek yeni araba da almıyor. Caddelerde çok fazla lüks araca rastlamak mümkün değil. Arabalar genellikle eski ve yerli yapım. Asıl yatırımın emlak piyasasında olduğu söyleniyor. Ev alanların yıllık kârı yüzde 50-100 civarında.


Sivil milisler çok örgütlü
Molla rejimi, asıl gücünü milis örgütlenmesinden alıyor. İranlıların polisten ziyade bu sivil milis örgütlenmesinden çekindiği söylendi. Zaten polislerin toplumsal olaylara müdahale ettiği de pek görülmüş bir durum değilmiş. Çünkü bu görev milislere ait. Milisler, kendi aralarında kurdukları telefon zinciri sayesinde, iktidara karşı düzenlenen her tür eylemi bastırma imkânına sahipmişler. Üstelik protesto eylemlerini mi-lislerin bastırması, hem iktidarın adının 'anti demokratik' bir hareketle anılmasını önlüyor, hem de 'halk müdahale etti' görüntüsünün elde edilmesini sağlıyormuş.


Suç ve işsizlik oranları
Adalet sistemi, bir ülkede işlerin yolunda olup olmadığının aynası gibidir. Bu bakımdan İran'da durum pek iç açıcı değil. Anlatılanlara bakılırsa, mollaların en örgütlü oldukları dolayısıyla İslami kuralların çok katı uygulandığı Kum kentinde yargıçların idam cezasına çarptırdıkları bir kişi, İsfahan'da yargılansa beraat edebilirmiş. Kum'daki ceza tarifesine göre, alkol kullanmak 8 kırbaç, porno film bulundurmanın cezası ise cinayet işleyenlere ya da rejime karşı örgütlenenlere verilen cezayla aynı: İdam! İranlı bir gazeteci, bu ağır cezanın en son iki hafta önce bir cinayet davası sonucunda uygulandığını söyledi.
Suç ve işsizlik oranları Türkiye'ye çok yakın. İran'da da aynı Türkiye gibi hapishaneler suçlu, sokaklar ise potansiyel suçlularla dolu. Aklı başında İranlılar, ülkelerinde suçun artan gücünü, haklı olarak adaletin giderek zayıflamasına bağlamaktalar.



--------------------------------------------------------------------------------


Evde kadının, dışarıda erkeğin egemenliği var
İran'da İslam Cumhuriyeti'nin kurallarından en çok etkilenenler kadınlar. Turist ya da gayrimüslim olsun bütün kadınların başını örtmesi zorunlu. Bu sadece bir kural değil, aynı zamanda kısa bir süre önce çarşaflı lise öğrencilerini organize ederek yollara dökenlerin sloganlarında olduğu gibi kadının güzelliğinin gereği... Tahran'da bir alışveriş merkezinin giriş kapısına asılmış hicaplı kadın resminin üzerinde yazanlar mollaların örtünme konusundaki teşvikini çok iyi özetliyor aslında: "Hicaptaki kadın, istiridye içindeki inci gibidir." Buna mukabil, tabelanın hemen altındaki bir başka panoda görülen erkek fotoğrafına, herhangi bir Batılı ülkede de rastlayabilirsiniz. Kadınların her yerde başı örtülü gezdiği İran'da, Türkiye'deki türban tartışmaları da yakından izleniyor. Üniversitelerde türbanlı öğrencilere uygulanan yasağın kaldırılması yönündeki adımlar, muhafazakâr İranlıları sevindirmiş. Gelişmeleri "geç kalmış olumlu adım" diye tanımlamaktalar.
Kadınlara örtünmeyi kabul ettiren sistem, onlara bazı haklar da tanıyor. Kadınların belediye otobüslerinin arka tarafında ayrı bir bölüme tıkılması konusunda Şah döneminden bu yana ilerleme yok. Öte yandan kadınların yollarda araba kullanması devrim öncesiyle karşılaştırıldığında çok daha yaygın. Şah döneminde kadınlar pek araba kullanmazlarmış. Evde kadınların hâkimiyetinin olduğu söylense de erkeğin iki kadınla evlenmesine yasaların izin vermesi bu rivayetin doğruluğunu kuşkuya düşüren ciddi bir emare. Fakat asıl yaygın olan evlilik çeşidi tekeşli.


Üniversite mezunu ama...
Kızlar arasındaki genel okullaşma, erkeklerden aşağı değil. Hatta üniversitede okuyan kız öğrenci sayısı, erkeklerden bile fazla. Ama gel gör ki, kadınların çalışma hayatındaki yeri erkeklere göre çok düşük. Yaklaşık 20 bin kişinin çalıştığı bir işletmede çalışan kadınların oranı yüzde 5. Bu kadınların da sadece yüzde 3'ü orta ya da yüksek düzey yönetici konumda.


İran'da 'çene altı' geçmez
Türkiye 'çene altı' formülüyle uğraşmaya devam etsin, İran'da kadınların azımsanmayacak bir bölümü saçlarının sadece bir kısmını örtmekle yetiniyor. Üstelik bazıları boyunlarının görünmesine bile aldırış etmiyor. Ta ki mollalar, ucunun kaçtığını düşündükleri ipleri sıkmaya karar verinceye dek... O zaman 'devrim milisleri' sokaklara dökülüp önce uyarıyorlar. Sonrasında da 'tekdir ile uslanmayanın' hakkını veriyorlar! Zaman zaman artıp iyice bunaltan baskıların, gençlerin enerjisini alt etmeye muktedir olduğunu söylemek pek de doğru olmaz. Bu yüzden yollarda erkek arkadaşlarıyla birlikte paten kayan, itişip eğlenen ya da sevgilisiyle ele ele tutuşup gezen kızlara rastlamak hiç de sürpriz olmaz.


Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Molla konulu derlemelerden.
« Yanıtla #4 : Haziran 26, 2009, 08:07:46 ÖS »
Bazı yazılardan ilgili konu üzerine derleme.

Molla'larımızın Büyük Özlemi!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4915.msg8592#msg8592
-------
Kürt şeyhi Sait Mollanın ipe gidişinin hazin öyküsü.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1506.0
----------
Nurlu hiristiyanlar.
Türklük bilincinden yoksun molla yetiştiriyorlar. Ama bu okullardaki.... 
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1892.0
---------
ANADOLU'DA MANDA İDARESİ KURMAK.
23 Mayıs 1919 Sait Molla, 'İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin  ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1518.0
---------
MOON TARİKATI'NIN,ORTADOĞU MASLAHATGÜZARI
Nurcular Molla Said'den aldıkları dersle askerliği bir  ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=341.0
----------
Barzani’li,Şeyh Said’li sergi
Kürtdistan Demokrat Partisi kurucusu Molla Mustafa Barzani ile isyancı Şeyh Sait' ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1353.0
---------
UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
ve Rusların güdümünde başlayan Molla Selim ve Şeyh Şahabettin  ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
---------
Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
Necip Fazıl KISAKÜREK denen kişi bugün molla, takunyalı, çarşaflı, şalvarlı, şeriatçı ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1778.0
----------
Kılıç Ali’nin oğlu babasının cinayetlerini itiraf etti.
“Buradaki kişi Molla Said olmasın” diyenlere deriz ki  ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1560.0
---------
Işık Evlerinde Uygulanan Prosedür ve Yemin Metni.
...  bilmeyen,Türklük bilincinden yoksun molla yetiştiriyorlar. Ama bu okullardaki Tü ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1613.0
---------
TÜRKLER ZORLA MI MÜSLÜMAN OLDU?
...  ve bilim insanlarına bir bakın. Arap ve Molla kültürü ne kadın erkek eşitliğini ne de  ...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=637.0
-------
MALTA ZİNDANLARINA GİDEN YOL.
Damat Ferit ve Sait Molla  ...
... , Âdil ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Rahip Frew (Fru)  ...
...  tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla 'nın derneğin açıktan yaptığı  ...
...  FRU,ROBERT FREW İNGİLİZ AJANI-1/SAİD MOLLA İLİŞKİSİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1739.0
--------
Yine Dengir Fırat,yine tartışma(Bu kadar da Atatürk düşmanlığı olamaz)
...  sağlayacaksan kapıyı sana açalım' diye. Molla Gürani ve Akşemseddin kabul etmiyor. Çü ...

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1612.0

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Zülfü Livaneli,Ermeni açılımı yaptı.
« Yanıtla #5 : Ekim 21, 2009, 08:12:45 ÖS »
Zülfü Livaneli,Ermeni açılımı yaptı.

İsrail'in Haaretz gazetesinden Benny Ziffer soruyor:  Sizin görüşlerinize göre Ermeni soykırımı oldu mu, olmadı mı?

Bağımsız Milletvekilinin cevabı aynen şöyle:
 
"Yes, there was. But most Turks don't believe that anything happened. When the Turkish Republic came into being, there was a desire to silence and to erase. Including the traumas that the Turks experienced in World War I. You know, five million Turks were killed in that war. People imposed silence on themselves and imagined that thus they could start a new page. For example, for many years, no one told me that in World War I, Russian soldiers killed my relatives who had remained in eastern Turkey. The debate about the Armenian tragedy is part of a more general discussion that Turks need to have in order to face reality with eyes open. And the discussion about this is a lot more important than the external pressure exerted on Turkey to accept its responsibility for the Armenian tragedy."  kaynak :(http://www.haaretz.com/hasen/spages/858176.html)
 
( "Evet oldu! Türkiye Cumhuriyeti kurulma aşamasında susmak ve her şeyi silmek için bir arzu vardı. Buna, I.Dünya Savaşının incinmeleri de dâhil. Biliyorsunuz 5 milyon Türk bu savaşta öldürüldü. İnsanlar susmayı tercih ederek, yeni bir sayfa açacaklarını hayal ettiler. Mesela uzun yıllar, benim ailemde Ruslar tarafından öldürülmüş akrabalarımızın olduğunu uzun zaman bana söylemediler. Ermeni trajedisi, daha geniş çaplı Türkler tarafından açık gözlerle kabul edilmesi gereken bir tartışma. Ve bu, Türkler tarafından, dış baskılar olmadan kabul etmeleri gereken bir trajedidir" ) diyen ama gazetede çıkan röportajı inkar etmekle ünlü Ermeni açılımcısı.

Tekzip yolladığını basın yoluyla ilan etti! 4 senedir tekzibi çıkacak Haaretz de , ama hala çıkmadı...  

İsteyen İngilizce' sinden bu röportajı okuyabilir. Kaynak
(http://www.haaretz.com/hasen/spages/858176.html)
 
Hatta bu röportajın devamında 2002 yılında çıkardığı Mutluluk adlı romanına rücu ederek açıklamalarda bulunurken röportajın tırnak içine alınan bir bölümünde şöyle diyor;  (In Turkey, by the way, there is a tradition of sexual relationships among men, and many male singers in Turkey were homosexuals or transvestites. ) En can alıcı noktasının tercümesini yapayım ( Bu arada  Türkiye de Erkekler  arasında homoseksüel ilişkiler gelenekseldir ve bir çok erkek sanatçılar Türkiye de homoseksüel veya transversistti)diyor....

Sonra da; Türk devletine, Ruhat Mengi'nin Her Açıdan programında TV ekranlarından çatıyor, "UNESCO başkanlığı için neden kendisinin devlet tarafından desteklenmediğini bunun yerine, Türkiye'nin Mısır adayını destelediğine dair" hesap soruyor. Türkiye ye fecii içerliyor canlı yayında,  elinden gelse Türk devletine saydıracak! kaynak: (http://www.aypost.com/author_article_detail.php?id=433)
 
Haydi Türk halkı, avuçların patlayıncaya kadar, açılımcıları alkışlamaya devam et... Hatta onları baş tacı et...

Konserlerine git, filmlerine git, sahnelerine  git ki, küplerini senin paranla doldursunlar...

Sesleri ile kulaklarımızı tırmalasınlar ve sonra sana dönüp,  Türklüğüne  yetmedi mi, erkekliğine çemkirsinler....
Alıntıdır.