Gönderen Konu: Abdullah Gül,kendisini PKK Cumhur-u resisi mi sanıyor?  (Okunma sayısı 287 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Abdullah Gül,kendisini PKK Cumhur-u resisi mi sanıyor?
« : Mayıs 30, 2009, 08:11:06 ÖS »
Abdullah Gül,kendisini PKK Cumhur-u resisi mi sanıyor?

Kırgızistan ve Tacikistan'a yaptığı resmi ziyaretlerin ardından yurda dönen Gül,gazetecilerin Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir sorusuna,"Terör ve şiddet olursa hiçbir şey olmaz. Terörün olduğu yerde demokrasi zor yükselir. Yaşanan terör ve şiddet olaylarını herkes kınamalı" karşılığını verdi.

Meclis’te temsil edilen partilerin liderleriyle Kürt sorununa ilişkin görüşmeler yaptığını hatırlatan Gül, önümüzdeki günlerde Meclis dışındaki siyasi partilerin liderleriyle de görüşebileceğini söyledi.

Haber bu şekilde verilmiş.

Gelelim irdelemeye.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk 6 askerin şehit olduğu mayınlı saldırı ile ilgili bir açıklamada ne demişti?

Bakalım ne demişti:
''İnsan yaşamını sona erdirmeye yönelik şiddet eylemlerini tasvip etmedik, tasvip etmeyeceğiz. Haftalardır yaptığımız çağrılarda askeri operasyonların durmasının önemine işaret ediyorduk, ancak ne yazık ki bu çağrılarımız ve iyi niyetli çabalarımız bugüne kadar hiçbir sonuç vermedi.

Bu saatten sonra her kim ki demokratik bir çözümden yana ise ve her kim ki silahsız bir çözüm arzuluyorsa mutlaka ama mutlaka elini tetikten çekmelidir. Siyasetin önünü açabilmenin olmazsa olmaz koşulu ölümlerin durmasıdır. Bu başarılamadığı zaman, ölümleri durduramadığımız müddetçe hiçbir sorunumuzun çözüm yoluna giremeyeceği gerçeğini bir kez daha tekrarlıyor, bu ortak acıların biz siyasetçilere daha fazla sorumluluk yüklediğinin önemle altını çiziyoruz''


Burada bir benzeşme sezinliyormusunuz?
Birisi Türkiye Cumhuriyetinin Cumhur-u Reisi,diğeri DTP'nin cumhur-u reisi.

Hadi gel de çık işin içinden.
Kim hangi anlamda doğru söyledi?
Ya da kim hangi anlamda ağız birliği yaptı?

Hatta anlayamayanlar için biraz daha irdeleyelim.
Başbakan Erdoğan ile DTP'liler arasındaki gerilim tırmandığı sıralarda PKK'lı ların söyledikleri bir slogan vardı.
Hatırlamyanlar var ise okusunlar.

PKK'lı lar(bazıları DTP'li ler diyor), ’Katil Erdoğan’, ’Canımızı sıkma, bizi dağa çıkarma’ sloganları atmışlardı.

Siirt'te güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada öldürülen ’Hebun’ kod adlı Müslüm Solmaz (31) ile ’Cudi- Cesur GAP’ kod adlı Mehmet Kurttekin’in (24) cenazelerinin bugüne kadar yakınlarına teslim edilmemesi üzerine, yaklaşık 300 kişilik DTP’li grup Şanlıurfa’da izinsiz gösteri yapıyorlardı.

DTP Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Demir, "Soydaşlarımızın cenazeleri teslim edilmedi, gıyabi şehit cenazeleri düzenleyeceğiz" diyebiliyor ve daha sonra terörist Solmaz’ın ailesine taziye giden DTP’liler, ’Katil Erdoğan’, ’Canımızı sıkma, bizi dağa çıkarma’ sloganları atıyordu.

Bu arada Emekçi Halk Partisi Eskişehir İl Sekreteri Halil Altunpolat adlı şahıs ne diyordu?
"Kürt halkı ezici bir çoğunlukla DTP'yi ve onunla ittifak halindeki demokrasi güçlerini Kürt sorununda çözücü irade olarak gördüğünü seçim sonuçlarıyla beyan etmiştir. AK Parti Kürt illerine tarihin çöplüğüne gömülmüştür."

Yoksa Altunpolat doğru söylüyordu da AKP seçmeni mi aynlış anlıyor du?

Hadi bu bir tesadüf olsun:
Öyle ise,DTP Çanakkale İl Başkanlığı ve Yurtsever Demokratik Gençlik’in (YDG) düzenlediği ‘Gençlikle Dayanışma Şöleni’ne katılan DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ne diyor du?

“PKK bu savaşın nedeni değil sonucudur. Eğer siz bu nedenleri ortadan kaldırırsanız bu halkın haklarını verirseniz o zaman PKK de kendiliğinden sosyal yaşama katılır” dedi mi demedi mi?

Merak ediyorum şimdi.
Acaba sayın Gül'ün söylemlerinin kaynağında bu tehditlerin ne kadar rolü olmuştur?
Öyle ya Kürt meselesinde çok iyi şeyler olacak derken bizim anlamadığımız bir yerlerden tehdit mi alıyordu?

Bunca Mehmetçik boşuna mı can veriyor?

DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal,DTP'li Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk ve Siirt Milletvekili Osman Özçelik ile birlikte Mecliste basın toplantısı düzenleyerek cezaevi sorunlarının çözümü için ''genel af'' çıkarılması gerektiğini söyleme cüretini acaba kimden,nereden almaktadırlar söylermisiniz?
Yoksa güdümüne sokulmaya çalıştığımız(!)dostlarımızın tavsiyesi(!)mi dir?

Soruyorum sayın Gül,siz kimin,hangi ülkenin cumhurbaşkanısınız?

Öyle ya,koskoca Türkiye Cumhuriyetinin başı(sembolik olsa dahi) nasıl oluyor da PKK'lı lar ile aynı söylemi kullanabiliyor?

Yoksa Tayyip bey ile aranızdaki örtülü sürtüşmenin sebebi kimin daha vatansever olduğu kavgası mı,yoksa Türkiye'yi tarafı olduğunuz hangi işgalcinin teslim alacağı kavgası mı?

Unutmayınız ki Mustafa Kemal tarafından yaveri Cevat Abbas Bey'e 21-22 Haziran 1919 gecesi yazdırılan temel esaslar bu milletin hala temel eseri olarak varlığını en ulvi şekilde korumaktadır.

Bu ulviyet milletin azim ve kararlılığında hala saklıdır.

Bir kez daha hatırlayalım istiyorum.
Madde 3:Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır
Madde 4:Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
Madde6:Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkılması gerekmektedir.


Merak buyurmayınız.
Millet yine azim ve kararlılık içerisindedir.

9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ile birlikte eski Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Bey tarafından imzalanan Amasya Tamimi’nin bütün dünyaya duyurulduğu şekliyle en kısa zamanda yine dünyaya bu milletin bir duyurusu olacağından hiç kuşkum yoktur.

Bu kez de hukuk çerçevesinde yapılacağına inandığım duyuru da,tüm dünya sömürgelerinin  suratlarında bir tokat olarak patlayacağından hiç kuşkum yoktur.

Mustafa Kemal,padişah tarafından kendisine verilen 9. Ordu Müfettişliği yetkilerinin aşmış,kendi sorumluluğunda olmayan batı bölgelerine de bir tamim yayınlamış ise şimdi de Türk milletinin mümtaz evlatları aynı kararlılık içindedir.

İnanıyorum ki yakında tüm dünya,Türk milletinin azim ve kararlılığına yeniden şahit olacaktır.
Yeter ki bizi yönetme iddiasındakiler engel teşkil etmesin,ağızlarından çıkan her sözcüğün Türk milletince ne anlam ifade ettiğinin bilindiğini ve sıkı takipçisi olduğunu bilsinler.
Saygı ile...
30 mayıs 2009
Ahmet Dursun
---------
Kürtçü teröre karşı Mustafa Kemal çözümü.
DTP bildiriyor: PKK'nın istekleri kabul edilirse kimse ölmeyecek!
Geçtiğimiz hafta PKK, Şemdinli'deki Aktütün Karakolu'na ağır silahlarla saldırdı. Çıkan çatışmada 17 askerimiz şehit oldu ve 20 asker de yaralandı. Türkiye'nin dört bir yanı şehit cenazeleriyle sarsılırken, birkaç gün önce de Diyarbakır'daki Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksekokulu'ndan çıkan servis PKK'nın saldırısına uğradı ve 4'ü polis biri şoför 5 kişi daha şehit düştü.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3365.0.
----------------
Siyasetçilere namus dersi
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi ihalesinin İsrail’de kalacak olmasının kuvvetle muhtemel olması tartışmaları alevlendirdi.  Başbakan,Erdoğan, olaya küresel sermayenin Türkiye’ye girişi olarak bakıyor. Ama ne gariptir bu küresel sermaye denilen garabet, ne hikmetse fabrika kurmak, üretim yapmak, işsizleri çalıştırmak gibi bir somut sonuç getirmek için girmiyor bu ülkeye. Ya ne için giriyor? Toprak satın almak, gayrimenkulleri ele geçirmek, maden yataklarını talan etmek, sınır bölgelerine sahip çıkmak için giriyor.
Böyle bir yabancı sermaye girişinin dünyada örneği yok.
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=9004495&tarih=2009-05-28

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Türkiye'nin Galile'si Mustafa Kemal
« Yanıtla #1 : Mayıs 30, 2009, 08:26:29 ÖS »
Galile'ye sövmenin onursuz rantı

Yaşar Nuri Öztürk

1642 yılında ölen Galile (özgün yazılışı ile Galileo Galilei), sadece bir kişinin adı değil, bilim, onur, ıstırap ve direnç ilkelerinin de sembolik ifadesidir.

Dünyanın döndüğünü keşfettiği için başına gelenleri biliyoruz. Onu zamanın üstüne çıkaran sözü de biliyoruz:
"Ben dönmüyor desem de dünya dönüyor."

Şimdi tablonun ibret kısmına bakalım:
Galile "Dünya dönüyor" dediğinde bunun aksini söyleyenler, Allah ile aldatan egemen güçler tarafından ödüllendiriliyordu. Dünyanın döndüğünü söyleyerek Galile'ye katılanlar ise işkence ve hapse mâruz kalıyor, aileleri, yakınları takibe alınıyordu.

Yani dünyanın dönüyor olması (gerçek), onun dönmediğini söyleyen alçaklığı (çıkarcılık) etkisiz kılamıyordu.
Galile işte bize bunları hatırlatan bir ışık devi...

Galile'ye o gün sövmenin büyük rantı vardı. Ona sövmek para, mevki, alkış getiriyordu.
Ve gerçeği değil de çıkarı esas alan bütün alçaklar, namussuzlar, omurgasızlar, yalcılar, yalakalar, yüzünden ışık yerine riya irini akan bilcümle şerefsizler Galile'ye söverek 'muteber adam' oluyorlardı. Çünkü kitleleri sürüye döndürenler, kutsalı paravan yapanlar, Allah ile aldatanlar, Galile'ye sövmenin alkış getireceğini kabul ettirmişlerdi.

Galile'ye söven rahat ediyordu, bir eli yağda, bir eli balda yaşıyordu.
Ve erdemsizliğin ucuzluğunu öne çıkaran alçaklık, vicdanların onayladığı Galile'yi yenik düşürüyordu...

GALİLE'NİN SİMGELEDİĞİ GERÇEK:İŞLETİLEN AKIL
Kur'an, 'aklını işletmeyenler üzerine pislik indirileceğini' söylüyor. (Yûnus, 1000)
Bu, bir anlamda, aklın sembolü olan Galilelerin devre dışı tutulmasının ifadesidir.
Geri kalmışlığı dinleştirmiş ülkelerde ölen Galileler doğanlardan daima fazla.

İslam dünyası kendi toprağından çıkan Galilelere yaptığı zulümlerin faturasını ödüyor, cezasını çekiyor. Daha çok çekecek. Çünkü henüz bu aslî günahının bilincine vararak gerekli tövbeyi yapmamıştır. Önce bu bilince varacak, sonra tövbe edecek, daha sonra da gerekli ıstırabı çekerek kurtulacak.

İslam dünyası henüz birinci aşamanın eşiğinde... İslam dünyasının asırlardır işlediği suç, Galilelerini yok etmek veya çileye mâruz bırakmaktır. Yoksa bu hallere düşer miydi?

İslam dünyasının esas ıstırap kaynağı İsrail füzeleri değil, Galilelerine yaptığı kötülüklerin günah faturası.
Bir yandan, "Bizim dinimizde engizisyon yok, engizisyon Hıristiyanlığın malıdır" diye nutuk atıyorlar, öte yandan her gün onlarca Galileyi "Dünya dönmüyor" demeye mecbur bırakıyorlar.

Uzağa gitmeye ne hacet! İslam dünyası, en büyük 'Galilesi' olan Mustafa Kemal'i dışlamaya devam ediyor. Oyunu sürekli Galilelerden yana kullanan Tanrı ise İslam dünyasını bir belanın girdabından çıkarıp bir başka belanın girdabına sokuyor.

Ve muazzam petrol paraları, bu bela girdaplarını etkisiz kılmaya değil, servet ve tarikat şeyhlerinin karı, otomobil ve saray sayısını artırmaya yarıyor.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
HIYANET-İ VATANİYYE ?!
« Yanıtla #2 : Mayıs 30, 2009, 09:00:43 ÖS »
HIYANET-İ VATANİYYE ?!

İSRAİL, İRAN'I VURMAYA HAZIRLANIRKEN, AKP SÖZ VERDİĞİ HALDE "MAYINLI ARAZİ"Yİ NEDEN YAHUDİLERE VERMEK İSTEMİYOR
 
YA DA
 
GÜL'ÜN, GÜLEN'İN, ERDOĞAN'IN, DOĞAN'IN DA İÇİNDE OLDUKLARI ARAÇLAR MAYINA ÇARPAR MI
 
VEYAHUT
 
TSK'YI MAYINLI ARAZİDE KİM DOLAŞTIRMAK İSTİYOR?!
 
 
Hıyanet-i Vataniyye?!
 
Hakkari, Çukurca'da, altı Türk askeri daha şehid!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Askeri araç mayına çarptığı için!
Ölenler kimin çocukları?!
Senin, benim, bizim!
Peki, Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Gül'ün, Başimam Gülen'in bebeleri arasında ölen var mı?!
Yok!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Koç, Sabancı, Kiler vb isimlerin bebeleri arasında var mı?!
Yok!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Aydın Doğan, Ahmet Çalık, Turgay Ciner, Mehmet Emin Karamehmet, Albayraklar, Dumanlı vb isimlerin bebeleri arasında, araçları mayına çarpıp şehid olan var mı?!
Yok!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Emniyet Genel Müdürü ve İstihbarat Daire Başkanı, F Tipi yapının bebeleri arasında mayına çarpıp şehid olan var mı?!
Yok!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
MİT Müsteşarı'nın evlatları arasında şehid olan var mı?!
Yok!
Halbuki olmalıydı değil mi?!
Şehidlik en yüce mertebe olduğuna göre olmalıydı!
Nitekim...
"Tarihi fırsat" açılımı projesini hazırlayan MİT (CIA; MOSSAD; MI6)!
Bu yüzden Müsteşar Taner'in görev süresi 6 ay uzatıldı!
BOP'taki "Turkuvaz devrim" bağlamında, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Emniyet, F Tipi yapı eli ile PKK'ya bir devlet bahşedilmek isteniyor!
Bu yüzden kınalı kuzular art arda ölüyor, göz göre göre öldürülüyor!
Neden?!
Niçin?!
Niye?!
Şimdi Türkiye'deki derin güçlerden biri olan MİT açıklamalı, askerlerimiz neden şehit oluyor!?
PKK'nın içine, tepe kadrosuna hakim MİT; mutlaka açıklamalı, kınalı kuzuların içinde olduğu araçları, mayına kim neden hangi amaçla çarptırıyor?!
Bu anlamda birkaç soru daha:
Hasan Cemal'i, Kandil Dağı'na, Karayılan ile söyleşi yapmaya yollayan da aynı MİT değil miydi?!
Evet!
Aynı "postacı" Hasan Cemal ile vekaleten Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü'nde buluşup konuşacaktı, oluşan tepkiden çekinip satmadı mı, görüşmeyi ertelemedi mi?!
Evet!
Aynı satışı daha sonra Erdoğan da yapmadı mı?!
Evet!
Mardin katliamı için hala korucu, töre cinayeti diyeniniz kaldı mı?!
Buradan AKP ile işbirliği içinde olan her adrese açık ve de seçik sormak istiyorum:
Neden sadece garibanların çocuklarının olduğu araçlar mayına çarpar?!
Niçin Gülen'in, Gül'ün, Erdoğan'ın, Doğan'ın, Çalık'ın, Koç'un, Sabancı'nın, Kamer'in, Unakıtan'ın vb isimlerin çocuklarının içinde oldukları araçlar, mayına çarpıp havaya savrulmaz?!
Niye, tarihsel fırsat açılımını gündeme getiren MİT Müsetaşarı Taner, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan vb isimlerin ve/veya çocuklarının da, şehadet şerbetini içmesine izin verilmez?!
Görünen o ki...
Değişen konjonktür ile birlikte, çok sıcak geçeceği belli olan yaz mevsiminde, bu ihanete ortak olan her ismin aracı bir şekilde o mayınlarla buluşacak!
Sözün özü, şimdi mayına çarpma, gözyaşı dökme, bedel ödeme sırası AKP ve AKP ile perde arkasında iş tutan o güruhta!
Sözün özü:
"Tarihi fırsat" açılımının ve/veya ihanetinin ortalık yerde dolaştırıldığı bir konjonktürde, PKK ile pazarlık yapan, PKK ile mücadele edenlere, BOP'a karşı olanlara terörist muamelesi yapan AKP ve onlarla işbirliği içinde olan bürokrasi Türk Milleti'ne cevap vermeli:
TSK'yı mayınlı araziye kim ya da kimler çekmek istiyor?!
Bu soruya ister Ergenekon yapıyor der, daha sonra da bir kıyıya çekilip gelişmeleri izlersiniz.. .
Ya da işin doğrusunu anlatıp, nedamet getirirsiniz!
Karar o güruhun hür iradesine kalmış!
Kaldı ki, Erdal Sarızeybek isimli bir komutan, terörle mücadelenin gerçekte nasıl yapılması gerektiği konusunda ekrandan defaatle anlattı.
Önce arşiv, sonra kasa, ardından para kaynakları, bankalar, uyuşturucu trafiği vs...
Bunları yapmadan PKK ile masaya oturmak, çözüm adı altında Neo Sevr planına göre, Türk Devleti'ni bölüp siyasal Kürtçülere devlet bahşetmek kimin haddine?!
Hülasa, ha PKK ha AKP!
Ezcümle, biri açık, diğeri (deşifre olmuş) gizli tehdit!
Ve...
Son olarak...
(Hazırlığı yapılan) "Hıyanet-i Vataniyye" kanunu yeniden gün yüzüne çıkmalı!
http://forum.erdalsarizeybek.com.tr/vatana-ihanet-nedir-1-t2120.html?s=040dc46b008ba9e30ffadf6750bf4c97&

BOP operasyonunda, vatana ihanet edenler, dünya kamuoyunun ve Yüce Türk Milleti'nin gözü önünde ibret-i alem için yargılanmalı!
Nokta!
 
NOT 1: III. Dünya Savaşı ya da Post Modern IV. Dünya Savaşı'nda küresel aksta büyük gaz sıkışması: Kuzey Kore, nükleer deneme yaptı! ABD, AB'nin yüreği ağzına geldi! Çin, ABD, Kuzey Kore üzerinden saflaştı! Rusya, perde arkasında! Kuzey Kore'yi uyarma görevini de AKP'ye verdiler. Türkiye, bu büyük gerilimin merkezinde!
NOT 2: İsrail'in İran'ı vurma hazırlığı yaptığı bir konjonktürde. .. İran sınırının dibinde mayın temizleme, yeni tarım arazisi açma tartışmaları yaşanıyor! AKP, o toprakları daha önceden söz verdiği üzere İsrail'e vermesi gerekiyor! 1 Mart Tezkeresi'ndeki durumun aynısı bir tablo var önümüzde! Ne var ki, AKP, deliğe süpürmeyin kullanın dediği halde, hakim olduğu medya üzerinden İsrail aleyhine yayın yaptırıyor, İran'ı koruyor! Bu da, söz verip tutulmayan 1 Mart Tezkeresi'nde kimin kabahatli olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuş oluyor! Sözün özü, İran / İsrail saflaşmasında, AKP'nin mecburiyetleri Türkiye'yi zora sokuyor! Mayına çarpan araçlarımız, ölen askerlerimiz üzerinden AKP'ye mesaj verilmek isteniyor. AKP'nin mecburiyetleri daha doğrusu açgözlülüğü, diş kirası alma hastalığı, riyakarlığı yüzünden, mayınlar patlıyor, patlatılıyor! Bu vatanın evlatları göz göre göre öldürtülüyor!
NOT 3: Bir başka açıkdan: Velev ki, AKP'nin mecburiyetleri nedeni ile İsrailli bir firma o arazileri "tarım" yapma adı altında kiraladı ve bir süre sonra o topraklarda gizli bir askeri üs kurdu! Ardından da İsrail, İran'ı oraya yerleştirdiği füzeler üzerinden vurdu, ne yapacaksınız?! Görüldüğü üzere, AKP neyle oynadığını bilmiyor ya da AKP'nin günah dosyası üzerinden kaynaklanan mecburiyetler, Türkiye gündemini geriyor, kaos her geçen gün daha da derinleşiyor! Hülasa, AKP'nin, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması herkesin hayrına! Ezcümle, Genelkurmay'ı n mayın temizliği bağlamında gösterdiği adres, NATO bu işte en akılcı çözüm olarak orta yerde duruyor!
 
Sevgiler
28 Mayıs 2009
Hayrullah Mahmud Özgür