TARİHÇE
http://bianet.org/bianet/emek/2023-1-mayisin-tarihi 1 Mayısın Tarihi
Dünya işçilerinin birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, Amerikada işçi sınıfının verdiği mücadele sırasında doğdu. 1886da 8 saatlik işgünü için greve giden işçilerin üstüne ateş açıldı. Bu olayla ilgili olarak 4 işçi lideri idam edildi.
1886. 1 Mayıs'ta ABD'nin Chicago kentinde işçiler iş gününün 8 saatlik iş günü için genel greve gittiler. Polisin ateş açması sonucu, çok sayıda işçi öldü ve yaralandı. İşçi liderlerinden Albert Parsons, August Spies, Adolph Fıscher ve George Engel düzmece tanıklar ve kanıtlarla idam edildi.
1889. II. Enternasyonal, 1 Mayıs'ın, bütün dünyada işçilerin birlik ve mücadele günü olmasını kararlaştırdı.
1906. 1 Mayıs Türkiyeli işçi ve emekçiler tarafından da kutlanmaya başladı.
1921. Tersane İşçileri, işgal altındaki İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutladı. İştirakçı Hilmi önderliğinde Halk İştirakiyyun Fırkası'nın düzenlediği 1 Mayıs'a işçiler kızıl bayraklarla katıldı ve Kasımpaşa'dan Şişli Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ne kadar yürüdüler.
1923. İstanbul'da tütün işçileri, askeri fabrika ve demiryolu işçileri, fırıncılar, İstanbul tramvay, telefon, tünel, gazhane işçileri 1 Mayıs'ı sokakta kutladılar. "Yabancı şirketlere el konsun", "8 saatlik iş günü", "Hafta tatili", "Serbest Sendika ve Grev Hakkı" pankartlarını taşıdılar.
1925.Takrir-i Sükun Kanunu'yla her türlü gösteri ve yürüyüş yasaklanınca, 1 Mayıs da kitlesel olarak kutlanamaz hale geldi.
1976.50 yıllık aradan sonra 1 Mayıs İşçi Bayramı İstanbul Taksim Meydanında yapılan büyük bir mitingle kutlandı. DİSK'in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) düzenlediği 1976 1 Mayıs'ı, Türkiye'de kitlesel 1 Mayıs kutlamalarının başlangıcı oldu. 1977. DİSK tarafından Taksim Meydanında düzenlenen 1 Mayıs mitingine 500 bine yakın işçi, emekçi katılmıştı. Akşam saat 7'yi biraz geçe, alana giriş sürerken Sular İdaresi binasının üzerinden ve Intercontinental Oteli'nden (şimdiki The Marmara Oteli) kalabalığın üzerine ateş açıldı . Silah sesleri dinmeden polis panzerleri sirenlerini çalarak topluluğun üzerine yürüdü. Birkaç kişi kurşun yarasıyla ya da panzer altında kalarak, ama çoğu çıkan panik sırasında ezilerek 37 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Resmi yetkililer ve medyanın olayı sol gruplar arasındaki çatışmayla ilişkilendirmel çabalarına karşın, yargılama sonucunda bir çatışma olmadığı olayların bir provakasyon sonucu patlak verdiği belirlenmesine karşın sorumlular yakalanamadı. Susurluk kazasından sonra, 1 Mayıs katliamı sorumlularının da yargılanması için bir kampanya yürütüldüyse de bir sonuç alınamadı. 1 Mayıs 1997'de, 20 yıllık hukuki zamanaşımı süresi doldu.
1979. İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı ve sokağa çıkma yasağı kondu. 1 Mayıs'ta İstanbul'da sokağa çıkan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Behice Boran ve 1000'e yakın kişi gözaltına alındı. Behice Boran ve 330 Türkiye İşçi Partili 6 Mayıs'ta tutuklandı. DİSK'e bağlı bir grup sendika ise İzmir'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı.
1980. 12 Eylül darbesinden önce son "yasal" 1 Mayıs kutlamaları yapıldı . Sıkıyönetim altındaki İstanbul, Ankara ve İzmir'de gösteriler yasaklandı. DİSK, Mersin'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, o zamana kadar "Bahar Bayramı" adıyla resmi tatil günü olan 1 Mayıs çalışma günleri arasına dahil edildi.
1989. İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutlamak için İstiklal Caddesi'nden Taksim'e yürümek isteyen 2000 kişilik grup polis tarafından dağıtıldı. Olaylar sırasında alnından vurulan Mehmet Akif Dalcı adlı genç bir gün sonra öldü. 400'ü aşkın gösterici gözaltına alındı.
1990. İstanbul'un çeşitli semtlerinde yapılan 1 Mayıs eylemlerinde 40 kişi yaralandı, 2 bin kişi gözaltına alındı. Yaralılardan Gülay Beceren felç oldu.
1994. İstanbul ve Ankara'da 1 Mayıs'ı kutladıktan sonra dağılan gruplar polis tarafından coplandı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Milletvekili Salman Kaya da polisten dayak yedi. İki gün sonra milletvekili Salman Kaya'yı döven 3 polis ve Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar görevden alındı.
1996İstanbul Kadıköy'de yapılan 1 Mayıs gösterilerinde olaylar çıktı. 3 kişi öldü, 67 kişi yaralandı, birçok işyeri tahrip edildi. (NA/NU)
1 MAYIS 2008 YILMAZ ÖZDİLİN MAKALESİ: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8828550&tarih=2008-05-01 Taksim
Kliment Vefremoviç Voroşilov...
Var mı tanıyan?
Mihail Vesilyeviç Frunze?
*
Hadi bi soru daha... Erkek ceketlerinin düğmeleri sağda mı olur, solda mı?
*
Voroşilov, adı üstünde, Rus.
Frunze de.
Bolşevik devriminin generalleri.
Atatürk için "özel" adamlardı.
Çünkü, Kurtuluş Savaşı'nda dünya bize silah doğrultmuşken, bize destek veren Sovyetler'in "apoletli elçileri"ydi onlar... Frunze, 1921'de TBMM kürsüsüne çıkmış, Rus halkı adına, Sakarya Zaferimizi kutlamıştı. Voroşilov ise, "silahsa silah, paraysa para, isteyin verelim" demek için, savaşın en zorlu günlerinde Ankara'daydı.
Atatürk, onları unutmadı hiç.
*
Diyeceksiniz ki, e-ee?
E'si şu...
Taksim Meydanı'yla ilgili ne zaman bir tartışma olsa, aklıma geliverir Voroşilov ile Frunze... Çünkü, Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda heykelleri var onların... Bizzat, Atatürk'ün emriyle dahil edildiler, Anıt'taki figürler arasına... 1928'den beri orada, Taksim'in göbeğinde, Atatürk'ün hemen yanıbaşında duruyorlar.
*
Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda "ne var, niye var" gibi soruları merak etmeyen, orada "kim"lerin olduğundan haberi bile olmayan bir toplumun, "Taksim'e çıkarım, çıkartmam" diye kavga etmesinin manası var mıdır? "Gomünistler Moskova'ya" diyen dangalakların, Taksim Anıtı'nda Bolşevik generallerin önünde saygı duruşunda bulunması veya onları sendikalardan koruması, komik değil midir?
*
Habire önünden gelip geçtiğimiz Taksim Cumhuriyet Anıtı yıllardır orada dururken, Atatürk, Rus generalleri yanına yerleştirmişken; nasıl oldu da, 1950'den itibaren, Kurtuluş Savaşı'nda bize kurşun sıkanlarla kanka olup, bize destek verenlere düşman olduk? Atatürk o heykeli, kafasına kuş pislesin, siz de seyredin diye mi dikti?
*
Amaaaan, bana ne be...
Sıkıldık tarihten.
Magazine geçelim...
Erkek ceketlerinin düğmeleri sağda olurken, Taksim Cumhuriyet Anıtı'ndaki Atatürk'ün ceket düğmeleri neden solda?
Yılmaz Özdil. 1 Mayıs 2008
YORUM: En kutsal değer olan emeğin sonsuz sömürüsüne dayanan emperyalizme tarihte dersini vermiş , emperyalistlerin planlarını bozmuş, onları süklüm püklüm evlerine geri göndermiş, doğunun iki büyük ülkesinin birlikte yan yana durduğu, emeği ve doğunun ezilen (ama baş kaldırıp kazanan)halklarını kutsayan çok önemli bir anıt avar Taksimde.
O anıtın orada durması, emperyalistlerin en büyük karın ağrısı idi. Çünkü onlarca sömürülmesi gereken doğunun ezilen ulusları, olur da gerçeklerin farkına varırsa; sömürü düzenine baş kaldırı dünya çapında yaygınlaşacaktı.
İlk haberde geçen " 1976.50 yıllık aradan sonra 1 Mayıs İşçi Bayramı İstanbul Taksim Meydanında yapılan büyük bir mitingle kutlandı." sözleri emekçilerin 50 yıl boyunca nasıl sindirildiğinin göstergesidir.
Ama asıl önemli olan tam bir yıl sonra yani o kanlı 1977 de emekçilerin düzenlediği ve 500.000 kişinin katılımı ile gerçekleşen eylemdi.
Emperyalistler bir sene içinde bu kadar büyük bir uyanış ve kitlelerde bu kadar büyük bir bilinçlenme beklemiyorlardı.
BİR AN ÖNCE TAKSİM YASAKLANMALI YASAĞA DA BİR MAZERET BULUNMALIYDI. 1977 de ve sonrasında emekçilerin 31 yıl bu meydandan bu antiemperyalizm anıtından uzak tutulmasının yegane nedeni buydu.
Bunun için emperyalistlerce yönetilen kotrgerilla bri katliam planlayıp uyguladı.
Sonuç : güvenlik nedeni ile, 31 yıl kitleler taksimden uzak tutuldu.
Bugün toplumda bir çok kesim, "neden bu taksim inadı diye soruyor ?"
"Gidin kardeşim , 10 bin kişi ile Çağlayanda, 100.000 kişi ile Kadıköyde, bir milyon kişi ile Hazerfen de kutlayın" diyorlar.
Bugün işçilere sorduğumuz da kimisi "Taksim isteminin altında 1977 de katledilen işçilere olan saygı nedeninin yattığını savunuyor." Buna bazı yazarlarımız da katılıyor.
Kimisi de "emniyet ile olan inatlaşmayı" söylüyor.
Taksim deki anıtın, emperyalistlere dersini vermiş, onları süklüm püklüm evlerine gönderen doğunun iki halkının dayanışma içinde durduğunu gösteren bir anıt olduğu,
kısaca:
Taksimdeki anıtın, antiemperyalizm ideolojisinin kutsal anıtı olduğunun anlaşılacağı, ve özümseneceği günler elbet yakındır. Bütün korkuları bundandır.
Bugün yer yüzünde 2,5 milyar insan günde sadece 2 dolarlık ücret karşılığı bu emperyalist ülkeler adına mal üretiyor.
Emperyalistler de kendilerini zengin eden, bu düzenin bozulmasından korkuyorlar.
Onlara Hatırlatırım ki korkunun ecele faydası yoktur.
Demem o ki bugün ülke içinde ve dünya genelinde yaşadığımız bu krizli günlerin sorumlusu emperyalizmdir, Üretim araçlarına el koyup, komünizm kuralım filan diye savunmuyor bugünkü gençlik. Öyle bir düzenin kurulması için en erken 300 yıl daha hatırı sayılır bir toplumsal kültür birikiminin oluşması gerektiğini görüyoruz.
Bugünkü sıkıntımız, emperyalizm pençesinde sömürülen ve yoksulluk içinde, savaş içinde yaşayan insanların çoğalması, yüksek kar elde etmek amacı ile, dünya kaynaklarının da emperyalistler tarafından yağmalanması nedeni ile yaşanılabilir ekolojik çevrenin de her gün katledilmesidir.
İnsanca bir yaşam ve sağlıklı bir doğada yaşam için Emperyalizm ile mücadele edilmelidir.
Bunun için de gereken güç geçmişteki kazanılan zaferlerin hatırlanmasından toplanabilir.
Taksim deki anıtın ve taksim meydanının değeri buradan kaynaklanmaktadır .
Saygılarımla
DENİZİNOĞLU