Gönderen Konu: ''Göç göç oldu göçler yola dizildi, uyku geldi ela gözler süzüldü''  (Okunma sayısı 3703 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Osmanlı zayıflayınca Kafkas ve Balkanlarda Türk ve Müslüman halklar için de umutsuzluklar, göçler, ölümler, işgaller, ana vatanlardan kopuşlar, tehcirler başladı. Ülke ülke göçler:

""Göç göç oldu göçler yola dizildi, uyku geldi ela gözler süzüldü""... Rus işgalinden ve Ermeni mezaliminden canlarını, yavrularını kurtarmak için kaçan Erzurum halkının göç türküsü böyle başlar. 

Osmanlı Devleti"nin zayıflaması ile işgale uğrayan Kafkas ve Balkan coğrafyasında yaşayan Türk ve Müslüman halklar için de umutsuzluklar, göçler, ölümler, işgaller, ana vatanlardan kopuşlar, tehcirler de başlamış oldu. Göç hikayeleri, göç türküleri ayrı dillerde söylense de duygular, hüzünler hep aynı noktaya işaret ediyordu. Sürgün edilen, ana vatanlarından koparılan, hastalıklara yenik düşen, yollarda ölen, açlık ve sefaletle karşı karşıya kalan bu halkların acısı, ne yazık ki dünyanın gelişmiş ülkelerince bir türlü görülmedi.

Tehcir edilen halkların sığınağı haline gelen Türkiye"yi, yıllardır Ermeni iddialarıyla karşı karşıya bırakan birçok gelişmiş ülke, ne yazık ki Kafkaslar ve Balkanlardan sürülen milyonlarca halkın yaşadığı acıları bir türlü görmek istemedi.

AA muhabirinin Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Kafkas Vakfı ve Balkan Medeniyet Derneği yetkililerinden derlediği bilgilere göre, Osmanlı İmparatorluğu"nun zayıflamasıyla 19. yüzyıldan itibaren Kafkaslardan ve Balkanlardan Anadolu"ya göçler başladı.

Rus Çarlığına bağlı askeri birliklerin 1859 yılında Kafkasya"ya girmesiyle bu coğrafyada göçler de beraberinde başladı. Rus birliklerine karşı verilen savaşı kaybeden Kafkas halklarını büyük bir dram bekliyordu. Çar"ın Kafkasya temsilcisi Grandük Mişel"in 1864 Ağustosunda Batı Kafkasyalılara, ""Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde, bütün nüfus savaş esiri olarak Rusya"nın muhtelif mıntıkalarına sürülecektir"" şeklindeki fermanı, bölgedeki sürgünleri ve göçü tetikledi.

-YÜZDE 30"U YOLCULUĞUNU TAMAMLAYAMADAN ÖLDÜ-

Rus Çarlığının emriyle 1864 yılında 1 milyon 500 bin Kafkasyalı yurdundan oldu. Tehcire zorlanan Kafkas halklarının birçoğu sürgün yolculuğunda açlık ve kötü koşullara yenik düşerek can verdi, binlercesi Karadeniz"in azgın dalgalarına dayanamayan gemilerin batmasıyla engin sularda boğuldu, yüzlercesi kalıcı hastalığa yakalandı. Karadeniz"deki Taman, Tuapse, Anapa, Soçi, Sohum, Poti ve Batum gibi limanlardan Rus, Osmanlı ve İngiliz gemilerine bindirilen muhacirler, Trabzon, Ordu, Samsun, Sinop, Varna, Köstence ve İstanbul"a getirildi. Arşiv kayıtlarına göre, Kafkaslar"dan sürgün edilen insanların yüzde 30"una yakını, yolculuk tamamlanamadan öldü.

KAFKAS HALKLARININ İKİNCİ SÜRGÜNÜ

Kafkasya"da sürgünler 1864 yılıyla sınırlı kalmıyordu. 1864 sürgünüyle dünyaya savrulan Kafkasyalılar, tekrar ana vatanlarında toparlanma fırsatı bulamadan bu sefer 1943 ve 1944 yıllarında SSCB lideri Josef Stalin"in emriyle geniş çaplı bir sürgüne maruz bırakıldı. Bu sürgünde ise Kafkas halkları, asılsız bir şekilde II. Dünya Savaşı"nda Almanlarla iş birliği yapmakla suçlanıyordu.

KARAÇAY BALKARLARIN SÜRGÜNÜ

SSCB"ye bağlı Karaçay Özerk Bölgesi, 2 Kasım 1943"te Sovyet askerlerince kısa süre içinde boşaltıldı. Emirlere uymayan Türk kökenli bu halk, anında infaz edildi. Karaçay halkından 32 bin 929"u çocuk olmak üzere 63 bin kişi tıpkı diğer Kafkas halklarına yapıldığı gibi hayvan vagonlarına doldurularak Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan"ın iç bölgelerine gönderildi. 8 Mart 1944"de ise Balkarlar, Karaçay halkının maruz kaldığı acı sürgünü yaşadı.

-ÇEÇEN VE İNGUŞLARIN SÜRGÜNÜ-

Kızılordu"nun 23 Şubat 1944"te Kızılordu"nun 26. kuruluş yıldönümünü şenliklerine davet edilen Çeçen ve aynı etnik kökene sahip olan İnguşlar, apar topar ve binlerce insanın ölümü pahasına Sibirya"ya sürüldü.

Sürgüne gönderilen her aileye, yanlarına almak için ancak 20 kilogram bagaj izni verildi, insanların tüm mal varlıklarına ve hayvanlarına el konuldu. Felaketin en büyüğü ise sürgün yolculuğunda gerçekleşti. Sürgün edilen insanların yüzde 20"si kötü hava koşulları ve açlıktan öldü. Ölüm Çeçen ve İnguşlar"ın yakasını yerleştirildikleri yeni yerlerde de bırakmadı. Gerek iklim gerek ağır çalışma koşulları ve bunlara bağlı salgın hastalıklar nedeniyle pek çok muhacir yaşamını yitirdi. Çeçen ve İnguş halkının sürgündeki nüfus kaybının yüzde 38 oranında olduğu kaydediliyor.

Sovyetler Birliği Yüksek Şurası, 9 Ocak 1957 yılında aldığı karar ile 1944 yılında topyekun sürgün edilen Çeçen ve İnguşların ana vatanlarına dönmelerine izin verdi. 7 Mart 1944 tarihinde lağvedilen ve toprakları çeşitli ülkelere paylaştırılan Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ise 1957 yılında yeniden kuruldu. 1939 yılının resmi kayıtlarına göre 488 bin olan Çeçen-İnguşların nüfusu sürgünden sonra 200 bine kadar düştü. 1959 yılında ise Çeçen-İnguş Cumhuriyeti"ndeki tüm İnguş ve Çeçenlerin sayısı 311 binden ibaretti.

Sovyetler Birliği"nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan"da Rus birlikleriyle yerel direnişçiler arasında savaş başladı. 1994-96 yılları arasında bir milyon civarında nüfusu olan Çeçenistan, bu savaşta yaklaşık 120 bin kurban verdi. 1999-2001 yılları arasında yaşanan ikinci savaşta ise 100 bin Çeçen öldü, 30 bin Çeçen ise sakat kaldı.

-KIRIM TATARLARININ SÜRGÜNÜ-

Stalin döneminde sürgün sadece Kuzey Kafkasya ile sınırlı kalmadı. Sürgün kararından en çok etkilenen bir diğer halk ise Kırım Tatarlarıydı. 18 Mayıs 1944 gecesi başlayan sürgün furyası, 3 gün içinde 220 bin Kırım Tatarı"nın zorla yurtlarından koparılmasıyla sonuçlandı.

Orta Asya"nın ücra köşelerine götürülmek üzere ölüm katarlarına bindirilen Kırım Tatarlarının yüzde 42"si zor koşullara dayanamayarak ya da yapılan baskılar sonucu yaşamını yitirdi. Vatanlarına dönmek için çok yoğun bir mücadele veren Kırım Tatarları, hedeflerine ulaşmak için 1980"li yılları beklemek zorunda kaldı.

Yıllar sonra terk ettiği topraklarına gelen insanları başka bir hazin tablo bekliyordu. Kırım Tatarları yurtlarına döndükleri zaman evlerinin, iş yerlerinin ve topraklarının Ruslar ile Ukraynalılara dağıtıldığını gördü.

-AHISKALILARIN SÜRGÜNÜ-

Gürcistan"ın Ahıska bölgesinde yaşayan ve ""Osmanlı Türkleri"" olarak da bilinen Ahıskalılar, 14 Kasım 1944 yılında tarihin en acı olaylarından birini yaşadı. Aradan geçen 65 yıla rağmen Ahıskalılar, halen yurtlarına dönemedi. Anavatanlarından koparılan ve gittikleri yerde hayatta kalan Ahıskalıların torunları bugün Rusya Federasyonu, Özbekistan, Kazakistan, Türkiye, Ukrayna, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD"de yaşamlarını sürdürüyor.

Stalin"in emriyle bir gece ansızın gelen haber üzerine doğup büyüdükleri vatanlarını zorla terk ettirilen Ahıska Türkleri, ""ölüm katarı"" olarak adlandırılan hayvan vagonlarına istiflenerek bir bilinmez yolculuğa çıktı. Sibirya"ya ve Sovyetlerin iç bölgelerine gönderilen yaklaşık 250 bin Ahıska Türkünün birçoğu yolda hastalıktan, açlıktan yaşamını yitirdi. Ayrı ayrı bölgelere dağıtılan Ahıska Türkleri yıllarca birbirinden haber alamadan yaşadı.

Özbekistan"da sürgün hayatı yaşayan Ahıskalılar, 1989 yılında ikinci büyük sürgün daha yaşadı. Fergana"da çıkan olaylarda yaklaşık 100 bin Ahıska Türkü ikinci vatan edindikleri Özbekistan"dan komşu ülkelere ve Rusya"nın Krasnodar bölgesi ile Ukrayna"ya göç etmek zorunda kaldı. Türkiye"de bir süre önce çıkarılan yasa ile Ahıskalıların Türk vatandaşlığına geçişi kolaylaştırıldı.

1944"de sürgün edilen Kafkas halklarından hiçbir şekilde yurtlarına dönüş yapamayanlar ise Ahıskalılar oldu. Gürcistan, Avrupa Konseyi"ne kabul edilirken Ahıskalıların yeniden kendi vatanlarına yerleştirilmesi konusunda taahhüt altına girdi, ancak bugüne kadar verilen sözler yerine getirilmedi.

-KARABAĞ"IN ""KAÇGINLARI""-

Ermenistan"ın Azerbaycan"ın Dağlık Karabağ bölgesini 1992-94 yıllarında yaşanan savaşta işgaliyle başlayan süreçte en çok zarar gören, sivil halk oldu. İşgale uğrayan topraklarından kaçan yaklaşık 1 milyon Azeri Türkü, halen zor koşullar altında Azerbaycan"ın çeşitli vilayetlerinde yaşamlarını sürdürüyor.

BALKANLARIN OSMANLI"NIN ELİNDEN ÇIKMASIYLA SIRBİSTAN,BULGARİSTAN, ROMANYA, YUNANİSTAN, MAKEDONYA VE KOSOVA"DAN 3.5 MİLYONA YAKIN TÜRK VE AKRABA TOPLULUK, ANADOLU"YA GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI

Üsküp, Kalkandelen, Manastır, Ohri, Selanik, Saraybosna, Prizren, Şumnu, Varna, Deliorman, Belgrad, Sancak... Rumeli Türklerinin ""çil çil kubbeleriyle"" geride bırakıp gelmek zorunda kaldıkları şehirlerden sadece birkaçıydı.

Rumeli Türkleri, ayrı bir anı, ayrı bir acı, ayrı bir özlemle terk edilmeye zorlanmıştı ecdat yadigarı toprakları....

Şehzade Süleyman Paşa"nın 1352 yılında Rumeli"ye geçişi ve art arda devam eden fetihlerle Osmanlı, kısa sürede Balkanların tek hakimi haline geldi. Türklerin Rumeli"ne yerleştirilmesi ve bölgenin yerli halkları olan Arnavutlarla, Boşnakların da İslam"ı seçmesi Balkan coğrafyasını ikinci bir Anadolu yaptı. Yaklaşık 500 yıl idaresi altında yaşadıkları Osmanlı"nın zayıflamasıyla birlikte bu bölgede yaşayan Türkler ve Müslüman halkları da zor günler bekliyordu. 1912 yılında yapılan 1. Balkan Savaşı"nın kaybedilmesiyle de elden çıkan topraklardan milyonlarca Türk, Boşnak ve Arnavut, Anadolu"ya göç etmek zorunda bırakıldı. Göç etme imkanı bulamayanlar ise kaldıkları coğrafyada çeşitli asimilasyonlara maruz kaldı.

Göçlerin en acı yanı ise 500 yılı aşkın Osmanlı idaresinde kalan coğrafyadaki Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri olan eserlerin yok edilmesi oldu. Osmanlı"nın 15 bin 787 mimari yapı inşa ettiği Balkanlar"da göçlerle birlikte bu tarihi eserler de sahipsiz kaldı. Osmanlı"nın izlerini yok etme pahasına birçok tarihi cami, han, hamam yıkıldı, geri kalan bir çok tarihi eser ise aslından uzak görünümle restore edilip amacı dışında kullanıldı.

-BALKANLARDAN İLK GÖÇLER SIRBİSTAN"DAN BAŞLADI-

Balkanlardan Anadolu"ya göçün ilk dönemi, 1804 yılında Sırp isyanı ile başladı. 1804"te isyan eden Sırpların şiddet hareketleri sırasında, Semendire"ye bağlı yerlerde Türklere karşı girişilen katliamdan kaçanlar, Rumeli ve Bosna-Hersek"e göç etti. 1826"da yapılan Akkerman Antlaşması ile 150 bin Türk, Sırbistan"dan göç etmek zorunda kaldı. 1867 yılında Sırpların zulmünden kaçan 150 bin civarında Boşnak da Türklerle birlikte Anadolu"ya göç etti. Yine 1908-23 yılları arasında 300 bin, 1923"“33 yılları arasında da 350 bin Türk Sırbistan"dan göç etti. Göç edenlerin bir kısmı ise yollarda hastalık ve açlıktan öldü.

-YUNANİSTAN"DAN GÖÇLER-

Yunanistan"dan Türkiye"ye ilk göçler 1820 yılında Mora isyanından sonra başladı.

Avrupa"dan gelen gönüllü askerlerle Rum çeteciler, Teselya ve Ege adaları ile Mora"da oturan Türk ve Müslüman halka zulmetmeye başladı ve 32 bin Müslüman Türkü öldürdü. Rusya ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile 1826 yılında bağımsız Yunan devleti kuruldu ve Müslüman halkı Yunanistan"dan çıkarma kararı alındı. Bu kararla birlikte Türkler yüzyıllarca yaşadıkları coğrafyadan sürgün edilmeye başlandı.

Mora"nın ardından Girit"te de 1864 yılında Rumların sivil Türk halkına karşı katliamlara girişmesi üzerine, bu bölgeden Anadolu"ya ve İstanbul"a 60 bin kişi göç etti. Birinci Dünya Savaşı"ndan sonra da Yunanistan"daki Türklerden bir kısmı, Anadolu"ya kaçmak zorunda kaldı. Kurtuluş Savaşı"nı takip eden Lozan Antlaşması hükümlerine göre yapılan mübadelede ise Türkiye"ye 1923-1933 yılları arasında 384 bin kişi geldi.

Yunanistan"dan göçler, 1934-1960 arasında da devam etti. Bu tarihlerde 23 bin 788 kişi Türkiye"ye geldi. 1960-1970 arasında ise 20 bin kişi Yunanistan"dan Türkiye"ye yerleşti.

-BULGARİSTAN-

Rusların 1828"de Tuna"yı aşarak Edirne"ye kadar gelmesi ve Bulgarları Türklerin üzerine saldırtması sonucu 30 bin Türk, Anadolu"ya göç etti. 1876"da Rusya, Almanya ve Avusturya tarafından Balkanlar bölündü. Avusturya, Bosna-Hersek"i aldı, ayrıca Bulgarlar ve Sırplara, Rusya himayesinde bağımsızlık verildi.

Aynı yıl Bulgarlar, Türklere karşı şiddet hareketlerine girişti. Buradaki Türkleri korumakla görevli Türk ordusunun hareketi, Avrupa devletlerinin müdahalesiyle durduruldu. Binlerce Türk, Edirne, İstanbul ve Anadolu"ya göç etti. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı"ndan sonra yapılan Berlin Antlaşması ile Bulgaristan devletinin kurulması kabul edildi. Bu durum, Bulgaristan"daki Türkler için kötü sonuçlar doğurdu. 1876-1878 yılları arasında 200 bin Türk, Edirne ve civarına yerleşti. Sonraki yıllarda ise 300 bin göçmen, Rumeli"den Anadolu"ya geçti. Kuzey Bulgaristan"dan göç eden bir kısım Türk ise Rodoplar"da uğradıkları silahlı saldırılarda ağır kayıplar vererek Türkiye"ye gelebildi. Bu tarihlerde Doğu ve Batı Trakya ile İstanbul"un her yeri göçmenlerle doldu. Osmanlı bu göçmenlerin iskanı konusunda büyük zorluklar yaşadı.

Arşivlerde, 1885-1923 yılları arasında Bulgaristan"dan Türkiye"ye 500 bin kişinin göç ettiği belirtiliyor. 1923-1933 yılları arasında ise göç edenlerin sayısı 101 bin civarındadır. Yine Bulgaristan"dan 1934-1960 arasında 272 bin 971 kişi, 1968-79 yılları arasında da Bulgaristan"dan Türkiye"ye 116 bin 521 kişi Türkiye"ye göç etti.

Bulgaristan"dan son göç hareketi ise 1989 yılında Bulgar hükümeti tarafından burada yaşayan Türklerin Türkiye"ye göçe zorlanmaları ile başlatıldı. Göçmenler kitleler halinde trenlerle Türk sınırına bırakıldı. Böylece Türkiye, II. Dünya Savaşı"ndan sonra Avrupa"da görülen en yoğun ve zorunlu göç akımını yaklaşık üç aylık bir süre içinde kabul etmek durumunda kaldı. Bu dönemde 64 bin 295 aileye mensup 226 bin 863 kişi serbest göçmen olarak Türkiye"ye geldi. Bu tarihten itibaren 1995 yılına kadar da aralıklı olarak gelen serbest göçmenlerin sayısı 73 bin 957 kişiye ulaştı.

Bütün bu göçlere rağmen bugün Bulgaristan"da halen 1 milyonun üstünde Türk bulunuyor. 

-ROMANYA-

Romanya toprakları, Osmanlı İmparatorluğu idaresindeyken, Besarabya ve Kırım"dan on binlerce Türk buraya yerleşti. 1806-1812 Osmanlı-Rus savaşlarında, Rus ordularının Tuna"yı aşarak Şumnu"ya kadar ilerlemesi üzerine bu bölgede yaşayan Türkler göçe zorlandı. Şumnu ve Dobruca civarından, 1812 yılından sonra 200 bin Türk, Anadolu"ya göç ederek başta Eskişehir olmak üzere çeşitli bölgelere yerleştirildi. 

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Besarabya"nın Rusların eline geçmesi Dobruca"nın ise Rumenlere bırakılması üzerine Türklerin göçü yeniden başladı. O yıllarda Dobruca"dan 80 bin civarında Türk, yurtlarını terk ederek Anadolu"ya yerleşti. 1923"ten sonra, Dobruca"dan yeni göçler başladı. 1923-1933 arasında 33 bin 852 kişi göç etti. 1934-1960 yılları arasında ise Romanya"dan göç edenlerin sayısı 87 bin 476"ya ulaştı.

-YUGOSLAVYA-

Yugoslavya"dan Türkiye"ye Cumhuriyet döneminde toplam 77 bin 431 aileye mensup 305 bin 158 kişi göç ettiği, resmi kayıtlarda yer alıyor.

Yugoslavya idaresinin baskıları sonucu 1946-1968 ve 1971 yıllarını kapsayan göçlerde özellikle Üsküp, Prizren ve Sancak bölgesinde yaşayan Türk, Boşnak ve Arnavutlar, evlerini ve mallarını cüzi fiyatlara satarak Türkiye"ye gelmek zorunda bırakıldı.


AA

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.476
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Çok çok eski zamanlarda insanlar tek bir dille konuşuyorlardı.
« Yanıtla #1 : Nisan 17, 2011, 02:24:50 ÖÖ »
NİÇİN BÖYLE KONUŞUYORUZ?

Dünyâdaki milletleri, öncelikle, yine de tabiî ki dilleri ayırıyor. Dil ve yazı, insanların hayâtında en mühim unsurlardır. Nasıl söylersen, seni öyle anlarlar: Kelimeler insanların fikirlerini naklederler.

Her milletin kendi yazı dili, kendi konuşma dili, kendi konuşma ve düşünme tarzı vardır. Bunu da etnografya fark ediyor. Dillerin nasıl ortaya çıktığı konusunu ise, çok eski devirlerde, henüz ilimlerin bulunmadığı bir zamanda toplanan efsâneler anlatıyor.

Çok çok eski zamanlarda "“efsâne ileri sürüyor- insanlar tek bir dille konuşuyorlardı. Birbirlerini tercümanlar olmadan anlıyorlardı. Fakat bir gün, çok az kimsenin kurtulduğu Büyük Tûfan oldu. İnsanlar, yeni bir tûfandan telef olmamak için, Babil şehrinde üzerinden göğe yükselinecek bir kule yapmaya başladılar. Bu, tanrıların öfkesine sebep oldu; onlar da kuleyi yıktılar. İnsanların yeni yapı hakkında söyleşmemeleri için dillerini değiştirdiler, onları yeryüzüne dağıttılar. Her millet, o günden beri sâdece kendi dilini biliyor. Milletler, gûyâ, böyle ortaya çıktılar.

Tabiî ki, bu sâdece bir efsâne... Ancak, bu uydurma, rastgele bir uydurma değildir. İnsanlar onda, bâzı kabilelerin veya milletlerin niçin diğerlerinden farklı olduklarının, niçin birinin diğerlerinin dilini anlamadığının îzâhını gördüler. Böyle bir îzah, onların çok işlerine geldi.

Eğer efsâneyi tâkip edersek, yüksek dağlarında iğne yapraklı ormanların yetiştiği, ışıl ışıl parlayan ırmaklarının kristal göllerde boğulduğu, dünyânın en yüksek ve en temiz göğünün bulunduğu yerde bir millet ortaya çıktı. Bu yer, Altay. Dünyâdaki en güzel yer. Ana-vatanın tâ kendisi.

"Altay" sözü ne mânâya geliyor? Kimisi onu "altın dağlar" olarak çeviriyor. Fakat öyle değil. Eskiden Türkler, onu başka türlü anlıyorlardı. Onlar, Altay"ı, kendilerinin, daha doğrusu, bizim Ana-vatanımızı, "˜atalar toprağı" veya "˜ilâhî ülke" diye adlandırıyorlardı.

Eski devirlerde, burada konuşulan dil de esas olarak Türkçe idi. Onu ilk olarak Çinliler işitmişlerdir.

"Türk"- "Tukû" sözünü ilk olarak asıl Çinliler yazdılar; ki bu, onların dilinde "sert / şiddetli", "güçlü" mânâsına geliyordu. Çin"in kuzey komşuları, dış görünüşleri ile herkesi şaşırtan Altaylılar hakkında, vaktiyle şöyle yazmışlardı: Onlar açık/sarı saçlı ve mâvi gözlü idiler; güçleri ve askerî ustalıkları ile fark ediliyorlardı.

Çinli bilgeler, Altaylıları "tele" diye de adlandırdılar. Fakat hepsini değil, sâdece dış görünüşleri Çinlilere "tanıdık" gelenleri; yâni aynen Çinliler gibi koyu saçlı ve kahverengi gözlü olanları.

Türkler arasında çok eski zamanlardan beri göze çarpan bu farklılıklar, bugüne kadar muhâfaza edildi. Çok eski devirlerden beri "Türk" sözü, milletlerin târihlerinde yaşıyor... Tabiî ki, Çinliler, bu sözü yine aynı Türklerden duydular; fakat onu, seslerini biraz tahrif ederek aldılar. Her millet, yabancı bir kelimeyi kendi diline alırken, kendi telaffuzuna uygun hâle getirmek için umûmiyetle onu tahrif ediyor.

Demek ki, farklı milletler, sesleri bile farklı telaffuz ediyorlar.


İskitler "“Esrârengiz Bir Halk mı?

Hediye Edici Tengri

Gök Tanrı

Türkler ve Hristiyanlık

Avrupa Mâbedleri Üzerindeki Haç

Türkler ve Bizans

İmparator Konstantin"in İhâneti

Prof. Dr. Fahri UNAN

Tamamı...
http://yunus.hacettepe.edu.tr/~unan/kipcaklar.html#GökTanrı

 

Son İletiler/Konular

Bebek katili Öcalan Nevruz'da serbest mi bırakılacak. Gönderen: ahmetdursun
[Bugün, 02:53:28 ÖÖ]


Kürt isyanları (Tedip ve Tenkil) dosyalar, haberler. Gönderen: ahmetdursun
[Bugün, 02:41:16 ÖÖ]


Soru Çalarak Yargıç Olanlar, ve Himaye Edenler Hakkında. Gönderen: ahmetdursun
[Bugün, 02:35:58 ÖÖ]


Sahip çıkılan ecdatlarının emanetleri...! Gönderen: ahmetdursun
[Bugün, 02:28:15 ÖÖ]


24 NİSAN’IN ANLAMI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 02, 2015, 02:22:06 ÖÖ]


Rüya Tabiri Ve Günümüzdeki Aldatmaca. Gönderen: halukgta
[Şubat 26, 2015, 05:54:00 ÖS]


DOSTLUK ve ULUSAL ONUR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 24, 2015, 07:52:34 ÖS]


Patriotism perverted (Bozulan Vatanseverlik) İngilizce Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 24, 2015, 01:07:12 ÖS]


İç Güvenlik Paketi, Bank Asya ve Fuat Avni neden suskun? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 12:10:06 ÖS]


TSK, Doğu Türkistan uyruklu şahıs yakalandı diye açıklama yapmış. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 03:05:32 ÖÖ]


Fırat Yılmaz Çakıroğlu ile ilgili ilginç detay... 2011 Türkiye İç Savaş Raporu Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 02:51:10 ÖÖ]


JÖN-TÜRKLER’İN SAĞI SOLU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 22, 2015, 10:33:37 ÖS]


Sayın Erdoğan, bizim kadim inanç sistemimiz dinsizliktir. Türkler Dinsiz Ya da.. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 05:15:45 ÖS]


AK Soygun durmuyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:53:07 ÖS]


Ne gözü doymaz Vekillerimiz varmış, ne kadar açgözlülermiş, bir kurtulamadık... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:48:00 ÖS]


TSK, Süleyman Şah Türbesine Opersyon düzenlendi. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:40:15 ÖS]


FETİH ve FESİH Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 21, 2015, 10:34:24 ÖS]


1908 TÜRK DEVRİMİ ve 1789 FRANSIZ DEVRİMİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 20, 2015, 02:28:24 ÖS]


Kadına Şiddet Ve İdam Cezası. Gönderen: halukgta
[Şubat 18, 2015, 08:07:04 ÖS]


LORD ZEKİ SARIHAN’A YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 18, 2015, 01:16:21 ÖS]


ABD 30 ülkeden binlerce kişiyi izliyor Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 17, 2015, 03:49:20 ÖS]


MERHABA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2015, 05:21:51 ÖS]


Elektrik hırsızlarına "DUR" demek için Eyaletlere mi bölüneceğiz? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 14, 2015, 02:20:29 ÖÖ]


Ynt: 5N1K, İlk Özel Kürtçe TV. Gönderen: hikaye10
[Şubat 14, 2015, 02:01:05 ÖÖ]


Söz konusu Büyük İsrail ise, gerisi teferruattır. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 14, 2015, 01:13:11 ÖÖ]


OYUN MASASI - Soner Yalçın Gönderen: Kemal Denizer
[Şubat 14, 2015, 12:03:56 ÖÖ]


Suriyeli mülteciler için yasa hazırlanıyor, seçimlere az kaldı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 05:37:48 ÖS]


Torbada kanun, çorbada da sinek olmaz. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 05:09:04 ÖS]


Ali İmran Suresi 187. Ayet Ve Allah a Verdiğimiz Söz. Gönderen: halukgta
[Şubat 13, 2015, 03:24:12 ÖS]


Konuşan gavat, Nerde Pezevenk Varsa Laiktir demiş. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 01:37:44 ÖS]


Ukrayna’daki durum üzerine Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 12:41:14 ÖS]


Pepe Escobar: Rusya ve Çin, “böl ve yönet”le alay ediyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 12:28:08 ÖS]


HABERİMİZİN ARKASINDAYIZ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 01:28:50 ÖÖ]


Profesör Ercan Candan, Ne yapsalar boş, kaderin üstünde kader vardır Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 12, 2015, 04:37:27 ÖS]


MAHKUM YAKINLARINDAN MEKTUPLAR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Şubat 12, 2015, 02:16:46 ÖS]


Ynt: Türk Toplumunda Cehaletin Yükselişi Gönderen: sisi06
[Şubat 12, 2015, 11:54:39 ÖÖ]


CEZAEVLERİ DOLDU TAŞTI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Şubat 10, 2015, 01:57:49 ÖS]


Ynt: Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 09, 2015, 04:43:05 ÖS]


Diyanet; Müzik indirmek caiz değil, Yarın da dinlemek haram derlerse? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 09, 2015, 04:41:13 ÖS]


Toplu sex havaalanına ilk uçak iniyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:10:49 ÖS]


Bu konuşma CHP'yi ileri götürmez ancak bu seçimde de bitirir. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:06:11 ÖS]


Türkiye'de Syriza, Çipras fantazisi... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:04:08 ÖS]


Polis, PKK'nın atadığı valiyi koruyor mu? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:01:28 ÖS]


Babamın katili AKP kurucusu Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:54:22 ÖS]


BDDK Başkan Vekili Mutalip Ünal'a vekillik sözü verildi. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:38:20 ÖS]


Her devrim önce çocuklarını yer. Çanlar Zekeriya Öz için çalıyor. İslamofaşist.. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:35:14 ÖS]


Utanma Osmanlı çocuğu utanma, sadece bildiğimizi bil. Cizre ile birlikte ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:26:05 ÖS]


ISIS insan yakmadan önce, beyaz adam da siyah adamı yakmıştı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:20:18 ÖS]


MOSSAD, AKP'NİN RUHUNDA... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:16:37 ÖS]


IŞİD'i Allah mı yönetiyor bre pezevenk? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:07:06 ÖS]


Erdoğan'ın sır küpleri ülkeyi nereye götürecek? PKK'yı desteklemeye mi ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:02:31 ÖS]


Mehmet Cengiz'in vergi borçları... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:58:33 ÖS]


AK AÇILIM DEVAM EDİYOR, ŞIRNAK ULUDERE'DE ASKERE DOÇKALI SALDIRI Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:55:54 ÖS]


AKP seçmeni, Obama'nın Başbakanı böyle çağırması sizi gururlandırıyor mu? Garson Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:50:04 ÖS]


Ynt: Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: Yasin Altunoglu
[Şubat 07, 2015, 10:56:28 ÖÖ]


Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 06, 2015, 04:53:45 ÖS]


JEAN JAURES’E GÖRE 1908 ‘TÜRK DEVRİMİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 06, 2015, 03:33:32 ÖS]


Hadisler Ayetlerin Hükmünü Kaldırabilir mi? Gönderen: halukgta
[Şubat 04, 2015, 10:55:46 ÖS]


HOCA RÜYASINI GÖRDÜ MÜ ACABA ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2015, 03:08:08 ÖÖ]


Bu Türkiye Sizin Seçiminizdir, akan suyun nereye gittiğini seyredeceksiniz Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 02, 2015, 12:55:55 ÖS]


‘PERİNÇEK SEFERBER EDİYOR’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 31, 2015, 12:48:16 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ocak 30, 2015, 09:31:55 ÖÖ]


MEMLEKETİN SAHİPLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2015, 12:43:50 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: bcdeniz
[Ocak 29, 2015, 09:34:16 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ocak 29, 2015, 12:22:59 ÖS]


İslam İnancında Fetva Verme Konusu. Gönderen: halukgta
[Ocak 28, 2015, 10:18:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: HektorX
[Ocak 28, 2015, 03:11:51 ÖS]


TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 25, 2015, 04:53:24 ÖS]


STARSBOURG’DAN SONRASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2015, 08:28:25 ÖS]


AKP’NİN EBU CENDEL’LERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2015, 01:54:29 ÖS]


KAPANA KISILMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 23, 2015, 01:15:41 ÖÖ]


Ynt: IŞİD'den yeni katliam Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 22, 2015, 12:34:18 ÖÖ]


50 GÜNDE 9741 İŞÇİ İŞTEN ATILDI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ocak 21, 2015, 08:19:55 ÖS]


AVRUPA’DA ‘SİYSAL DEPREM’ OLASILIǦI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 20, 2015, 11:05:23 ÖS]


İǦNEYİ KENDİMİZE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2015, 05:41:35 ÖS]


DEVLET KUŞU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2015, 03:21:49 ÖÖ]


Bu son fırsat, El-Kaide'ye yollanan silahların belgesini indirin. Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 17, 2015, 02:19:17 ÖS]


İslam a İftira Atanların Hezeyanı. Gönderen: halukgta
[Ocak 17, 2015, 12:38:37 ÖS]


Ynt: KARAÇARŞAFIN TARİHÇESİ Gönderen: akil28
[Ocak 17, 2015, 10:39:02 ÖÖ]


TERÖRÜN T’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 16, 2015, 04:05:11 ÖÖ]


DÜŞÜNÜYORUM O HALDE… Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2015, 07:56:26 ÖS]


MADALYONUN İKİ YÜZÜ : ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2015, 03:54:37 ÖÖ]


CHARLIE’NİN NİYETLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 13, 2015, 02:45:35 ÖS]


Ynt: Çeşitli Kitaplar... Gönderen: bespecter
[Ocak 12, 2015, 03:08:23 ÖS]


CUMHURİYET’İ SİNEGOGA KAPATMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 11, 2015, 10:05:48 ÖS]


Paris'te komplo teorisi olsa ne olmasa ne .. Gönderen: Talat Alp
[Ocak 11, 2015, 12:17:06 ÖÖ]


FRANSA’DA FRANSIZ OLMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 10, 2015, 10:17:20 ÖS]


Ynt: VAYY BEE.. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 10, 2015, 05:19:40 ÖÖ]


VAYY BEE.. Gönderen: Talat Alp
[Ocak 09, 2015, 11:16:42 ÖS]


PARİS’TE HARÇ BİTTİ İNŞAAT PAYDOS Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2015, 10:01:17 ÖS]


CHARLİE HEBDO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2015, 03:22:32 ÖÖ]


Ynt: BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 10:22:38 ÖS]


Ynt: BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 06:43:49 ÖS]


BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 02:38:16 ÖS]


PAÇASINDAN ASILMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 07, 2015, 11:48:39 ÖS]


BİR ÇUVAL CEVİZ (2) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2015, 09:53:12 ÖS]


BİR ÇUVAL CEVİZ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2015, 07:12:36 ÖS]


Nur Suresi 31. Ayeti Nasıl Anlamalıyız. Gönderen: halukgta
[Ocak 05, 2015, 04:09:55 ÖS]


Ynt: TEORİ VE PRATİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2015, 03:20:07 ÖÖ]


TEORİ VE PRATİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2015, 01:04:07 ÖÖ]


ALGI BOZUKLUĞU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 31, 2014, 03:10:35 ÖÖ]


VESAYET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 30, 2014, 02:16:01 ÖÖ]


SURİYE MAHKEMEYE GİDİYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 29, 2014, 03:10:20 ÖÖ]


Ynt: Hangisi doğru? Allah samed midir, yardıma muhtaç mıdır? Allah yaratmak !!! Gönderen: Kemal Denizer
[Aralık 27, 2014, 05:07:31 ÖS]


Ynt: Hangisi doğru? Allah samed midir, yardıma muhtaç mıdır? Allah yaratmak !!! Gönderen: Flesteen
[Aralık 27, 2014, 04:08:54 ÖS]


KARINCA VE AĞUSTOS BÖCEĞİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 27, 2014, 02:59:47 ÖS]


OSMANLICA’NIN O’SU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 26, 2014, 09:25:07 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 26, 2014, 02:09:08 ÖÖ]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: Talat Alp
[Aralık 24, 2014, 08:37:39 ÖS]


Timeo Hominem Unius Libri Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 24, 2014, 04:44:46 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 24, 2014, 04:20:17 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: Talat Alp
[Aralık 24, 2014, 03:08:26 ÖS]


ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (11) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 24, 2014, 08:18:16 ÖÖ]


Kur'an ı Nasıl Okumalıyız. Gönderen: halukgta
[Aralık 23, 2014, 03:04:50 ÖS]


ATMA RECEP ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 22, 2014, 09:23:31 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 17 kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 22, 2014, 12:01:27 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 15 kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 20, 2014, 10:04:14 ÖÖ]


BUNALIMI ÖNGÖRMEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 20, 2014, 06:00:57 ÖÖ]


PUTİN’İN ‘GÜNAHLARI’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 19, 2014, 08:43:14 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 14. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 19, 2014, 07:52:21 ÖS]


Ynt: ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 09:57:20 ÖS]


Ynt: ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 09:23:39 ÖS]


ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 04:54:47 ÖS]


TAŞERON İŞÇİSİNİN ZAFERİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Aralık 18, 2014, 04:46:39 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 13. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 18, 2014, 01:10:29 ÖS]