Gönderen Konu: SİYONİZM,EVANJELİZM SAPKINLIĞI VE SİYONİZMLE İTTİFAKI  (Okunma sayısı 583 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
EVANJELİZM SAPKINLIĞI VE SİYONİZMLE İTTİFAKI
Evanjelizmin sözlük anlamı, “kutsal kitaba yönelmek”tir. Kelimenin kaynağı yunancada “iyi haber” veya “müjde” anlamına gelen “evangelion”dur. Ancak bugün için  evanjelizm, Amerika’daki Hıristiyan toplumunun en tutucu ve radikal kanadını ifade etmektedir.
Evanjelikler, eski ahitin(Tevrat ve Zebur) yahudilerin Tanrı’nın seçilmiş halkı olduğu, kutsal toprakların(Kenan diyarı veya Arzu Mevud) yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesihin gelişiyle birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük görevin ise yahudilerin dünya egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler. Bu bakımdan bir nevi Hıristiyanlık ve Yahudiliğin karışımından meydana gelen ve Protestanlığın bir alt mezhebi olan Evanjelistlere “Siyonist Hıristiyanlar” da denmektedir.
Bu noktada bir parantez açmak istiyorum: Son dönemlerde “Siyonist Müslüman” modellerin de ortaya çıkmış olduğunu görüyoruz. “Kim bunlar?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum… Fethullah Gülen cemaatine ait Aksiyon dergisinin Aralık 2003 tarihli sayısının kapak haberini bir hatırlayın isterseniz: “İnsanlık O’nu bekliyor: Hz.İsa”… Oysa Mesih inancının Kuran’daki ayetlerde olmadığı biliniyor. Buna rağmen Nurcular, “Müslüman İseviler” diye bir tanım ortaya çıkardılar. Buna göre, Mesih İsa yeniden dünyaya gelecek ve İseviliği Müslümanlıkla birleştirecek… Ayrıca bugün yine bu cemaatin öncülük ettiği “İbrahimi Dinler”, “Ilımlı İslam” ve “Dinler Arası Diyalog” gibi akımlarla İslamiyet’in protestanlaştırılmak istendiğini görüyoruz. Araştırmacı Kemal Akmaral’ın bir tesbitiyle bu parantezi kapatmak istiyorum: “Bugün bütün İslam dünyasında, samimi Müslümanlardan daha koyu Müslüman görünen bir sürü yahudi ajanı, casusu vardır. Yahudiliğin ve İsrail’in en şiddetli ve koyu düşmanı gibi görünen nice kodaman zengin İslami şahsiyet vardır ki, gerçekte İsrail’in hizmetinde çalışmaktadır.”
Evanjelizmin Gelişme Süreci ve Evanjelik İnanç
“Aşikar ki, Eski Ahit’teki eski peygamberlerimize ve Armageddon’la ilgili önceden haber verilmiş alametlere geri dönüp baktığımızda, ‘acaba olacakları görecek nesil biz miyiz?’ diye merak ediyorum… İnanın bana, bu kehanetler açık bir şekilde yaşamakta olduğumuz şu günleri tasvir ediyor.”    -Eski ABD Başkanı Ronald Reagan-
Hıristiyan siyonizmi olan Evanjelizmin kökenleri 17.yüzyıl İngilteresi’ndeki isyankar püriten küçük burjuvaziye kadar uzanır. Bunlar, Katolik kilisesini tanımadıkları gibi, İngiltere’deki yarı-katolik Anglikan kilisesinin hakimiyetini de kabul etmiyorlardı. Dünya üzerindeki hiçbir kralı tanımayan bu protestanlara göre, gerçek kral olan Mesih İsa, kıyametten önce geri gelecek ve Tanrı’nın dünya üzerindeki krallığının  başına geçecekti. Bunun için kendisine inanmayanlarla savaşacak ve hepsini yok edecekti.
Püritenliğin en önemli özelliği; Martin Luther ve Calvin’in başlattığı “Eski Ahite yönelme” hareketini daha da radikal bir çizgiye götürmesi ve Eski Ahiti yani Tevrat’ı neredeyse inançlarının tek kaynağı haline getirmeleri olmuştu. Zaten Evanjelizm adını ilk kullanan kişi de Reform hareketinin lideri Martin Luther’dir.
İngiltere’de baskı gören bu püritenlerin önemli bir kısmı “yeni dünya Amerika”ya göç etti. Kendilerini, İsa Mesih'in geri döneceği ortamı hazırlamak üzere Tanrı tarafından seçilmiş bir grup olarak görmeye başladılar. Amerika da onların vaadedilmiş topraklarıydı. Ama ilk başlarda Amerikan siyasetine, protestan Amerikalıların yayılmacılık doktrini olan ve 19. yy'ın başlarında batıda Kaliforniya’ya, güneyde Teksas’a doğru yayılmanın ideolojik, mistik ve ahlaki altyapısını oluşturmuş olan “Manifest Destiny”(“Tanrı’nın öngördüğü” anlamına gelir) doktrinine katkı yapmak dışında fazla etkileri olduğu söylenemez. Çünkü Washington eliti çoğunlukla seküler aydınlardan oluşmaktaydı. ABD, II.Dünya Savaşı’na kadar da içe kapalı politikaları benimsediğinden dünya siyasetinde de pek fazla etkileri olmadı. Politika ve Washington yönetimiyle araları genellikle soğuktu evanjelistlerin.
II.Dünya Savaşı sonrası ise Nixon ile yavaş yavaş politikaya ısınmaya başlayan Evanjelist taban, asıl uyanışını ise Reagan döneminde gerçekleştirdi. Clinton döneminde bir miktar geri planda kalsalar da, kendisini “Tanrı’nın kelamını dünyaya getiren adam”, beyaz-Anglo Sakson-Protestan(WASP) Amerikalıları da  “Tanrı’nın seçtiği halk” olarak tanımlayan ve İncil kehanetlerine inanan oğul Bush döneminde Neo-conlarla kolkola tekrar sahneye çıktılar. Bugün Evanjelistlerin, ABD’nin ulusal ve uluslar arası politikalarını etkileyecek güçte olduğu tartışılmaması gereken bir gerçektir. Bush ve Neo-conlar’ın  yaşama geçirmeye çalıştıkları GOP(Genişletilmiş Ortadoğu Projesi)’un, Evanjelistlerin “Yahudilere vadedilmiş topraklar” ve “Armageddon Savaşı” inançlarıyla birebir ilintili olduğu dikkat çekmektedir.
Evanjelistler dünya çapında güçlü televizyonlardan, gazete ve yayınlardan, internet sitelerinden, video oyunlarından, sinema sektöründen ve kurgu-bilim romanlarından yararlanarak misyonerlik yapmaktadırlar. Bunun neticesinde Amerika’daki Evanjelist Protestanların sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir. Evanjelistler 1987’de Protestan nüfusun yüzde 41’lik bir dilimini oluştururken, 2004’e gelindiğinde bu oran yüzde 54’e ulaşmıştır. Nüfusu 300 milyonu bulan Amerika’da Evanjelistlerin sayısı 100 milyonu aşmıştır. 1950 yılında tüm dünyadaki sayıları 4 milyon kadarken, 2004 yılı rakamlarına göre 500 milyonu aştıkları görülüyor.
Evanjelik inanca göre; Tanrı’nın Evanjelik Protestan Hıristiyanlar için olan uhrevi(cennetle ilgili) ve Yahudiler için de dünyevi(yeryüzüyle ilgili) olmak üzere iki planı vardır. Öteki dinlere mensup insanlar ise Tanrı için önem taşımazlar. Tanrı’nın yahudilerle ilgili planı gereği Yahudiler, vaadedilmiş topraklara dönüp Büyük İsrail’i kuracak ve dünyaya egemen olacaklar. Evanjelikler ise bu  plana destek olacaklar ve kendileri için kurtuluş ahirette gerçekleşecektir. Eski Ahit(Tevrat ve Zebur) ve Yeni Ahit(İncil)’ten oluşan Kitabı Mukaddes’e göre, İsa Mesih’in yeryüzüne yeniden inebilmesi için yahudilerin, “Kenan Diyarı” olarak da adlandırılan ve kendilerine Tanrı tarafından vaadedildiğini iddia ettikleri topraklarda toplanmış olması gerekmektedir. Evanjelist Hıristiyanlar’ın Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır. Mesih geldiğinde Yahudiler ve Evanjelikler bir yanda, bunların haricindeki diğerleri ise bir yanda olacak ve iki taraf arasında büyük bir savaş, yani “Armageddon Savaşı” yaşanacak ve Hz.İsa önderliğindeki Yahudiler ve Evanjelikler savaşı kazanarak dünya egemenliğine ulaşacaklardır.
Neresinden tutsanız sapkınca ve tutarsız olan bu inanışa göre; İsa, yeniden yeryüzüne geldikten sonra Armageddon(İbranicede Megiddo Tepesi anlamına gelir ve İsrail’de Kudüs’ün güneyinde Megiddo Ovası vardır) Savaşı’nda Deccal’ı ve ordusunu yenecektir. Ancak İsa’nın yeryüzüne dönebilmesi için gelişini tamamlayacak alametlerin tamamlanması gerekmektedir. Vuku bulacağına inanılan yedi aşama şunlardır:
Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri (Hitler’in zulmünden kaçarak Filistin’e dönen Yahudilerin, 1948 yılında İsrail Devletini kurmaları ve ardından 1967 yılında Kudüs’ün tamamını ele geçirmeleri, Evanjelik Protestanlar tarafından Mesih’in gelişinin yaklaştığına dair güçlü ipuçları olarak değerlendirilmektedir.)
Büyük İsrail’in kurulması (“Büyük Ortadoğu” veya “Genişletilmiş Ortadoğu” olarak adlandırılan proje çerçevesinde Irak ve Afganistan’ın işgal edilmesi, İran ve Suriye’yi de işgal etme planları ve Irak’ın kuzeyi ile Güneydoğu Anadolu bölgemizi içine alan bir kürt devleti kurma hazırlıklarını da bu çerçevede değerlendirebiliriz.)
Yahudiler de dahil olmak üzere tüm dünya uluslarına İncil’in “müjde” olarak vaaz edilmesi (Misyonerlik faaliyetleri bununla bağlantılıdır.Rice Üniversitesi sosyoloji profesörü William Martin’e göre, “yabancı memleketlerde faaliyette bulunan Protestan misyonerlerin yaklaşık yüzde 90’ını Fundamentalistler ve Evanjelikler oluşturmaktadır.”)
Yedi yıl sürecek olan felaket dönemi(Türbülasyon veya Kaos olarak da adlandırılan bu dönemde Yecüc Mecüc Orduları tarafından İsrail işgal edilecek ve ABD ile İngiltere İsrail’in yardımına geleceklerdir. Acaba bu inanıştan yola çıkarak ABD ve İngiltere, İsrail’in yardımına kolayca koşabilmek için Kıbrıs’ı üs olarak kullanıyor olabilir mi?..)
Hz.İsa’nın ikinci kez dünyaya gelişi
Armageddon Savaşı
Kıyametin kopması ve İncil’e ve İsa Mesih’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri
Evanjelistlere göre, insanlığın kaderi ilahi bir senaryo ile önceden belirlenmiştir ve herkes gibi Yahudiler de bu kozmik tiyatroda kendilerine biçilmiş rolü(Büyük İsrail’i kurmak) oynamaktadırlar.
Bu noktadan sonra diğer alt başlığa kadar Evanjelizm inancıyla ilgili kendi yorumlarımı aktarmak istiyorum:
Evanjelizm inancı o kadar tutarsızlıklarla doludur ki, ben bu konuyu araştırırken bir çok defa gülmekten kendimi alamadım. Şöyle ki;  kimi Evanjeliklere göre, İncil’e ve Mesih’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri Armageddon Savaşı’ndan önce vuku bulmaktadır. Yani eğer Evanjelikseniz, hem yedi yıl sürecek olan felaketler döneminden, hem de Armageddon Savaşından yırtmış oluyorsunuz. Peki öyleyse bu savaşta “Deccal ve ordusu” olarak adlandırdıkları düşmanla kim savaşmaktadır?..
Bazısına göre ise; sadece 150 bin kadar Yahudi, İsa’ya iman edeceği için bunun haricindeki yaklaşık 12,5 milyon Yahudi de Armageddon Savaşı’nda yok edilecek. Yani  savaştan önce göğe yükselen Evanjelik Hıristiyanlar’dan sonra, kala kala 150 bin Yahudi kalıyor. Bu 150 bin Yahudi mi (“cennete yükselen” 500 milyon Evanjelisti de çıkarsak) diğer yaklaşık 6 milyar insanı yenerek yeryüzünden silecek?..Ve savaştan sonra İsa, krallığını kurunca çoban misali bu 150 bin yahudiyi 1000 yıl boyunca yönetecek. Sonra hep birlikte cennete gidecekler!..
Kimi Evanjeliklere göre ise, İncil’e ve Mesih’e iman edenler Armageddon Savaşı’ndan zaferle çıktıktan sonra cennete yükseltilmektedir. Peki öyleyse bu durumda “yeniden dirilerek yeryüzüne dönen İsa, Davud’un tahtına oturarak 1000 yıl boyunca dünyayı yönetecek olduğu krallığını kuracak” inancından yola çıkarsak ve diyelim ki Armageddon Savaşı’ndan zaferle çıkan Yahudi ve evanjelistler göğe yükseltildiyse ve bunların haricindekiler de yok edildiyse dünya üzerinde kimse kalmamış oluyor. Öyleyse İsa, tek başına kaldığı dünyada, kendi kendinin kralı mı olacak?..
Yani yukarıda saydığımız söz konusu aşamalar, her bir Evanjeliste göre kendi içinde yer değiştirebiliyor. 7’nci ile 5’inci, 6’ncı ile 5’inci veya 6’ncı ile 7’nci isteğe göre veya kimin işine nasıl gelirse yer değiştirebiliyor!.. Kimine göre ise İsa, belirli aralıklarla İncil’e iman edenleri ve kendini Mesih olarak benimseyenleri cennete yükseltmek için yeryüzüne gelip gidecekmiş!..Yani parti parti cennete sefer düzenleyecek!..
Bu ne komikliktir ve bu ne hastalıklı bir zihniyettir!.. Resmen Tanrı’yla, kutsal kitaplarla ve peygamberlerle dalga geçiliyor!..
Evanjelizm ile Siyonizm’in Kutsal(!) İttifakı
“1948’de İsrail’in kurulması, Yahudilerin, yüzyıllar önce sürgün edildikleri yerden sonunda İncil’de sözü geçen yere tekrar döndüğü anlamına gelmektedir…İsrail devletinin kurulması, İncil kehanetinin gerçekleşmesidir.”   -Eski ABD Başkanı Jimmy Carter-
Yahudilerin, Tanrı’nın seçilmiş halkı olduğuna ve Yahudilere vaadedilmiş topraklara iman, eski Hıristiyan öğretisinde var olmayan bir düşüncedir. Hatta Hz.İsa’yı Yahudilerin öldürmüş olması, Kiliseyi geleneksel olarak yahudi düşmanı haline getirmiştir. Eski Hıristiyan öğretisinde “Kudüs” ve “Siyon” gibi kavramlar, öteki dünyaya ait ilahi ve sembolik kavramlardır.
Ancak Protestanlar bu kavramları dünyevi kavramlar olarak yorumlayıp Yahudileri önemli bir konuma yerleştirdiler. Bu durum reformasyondan sonra başlamıştır. Ondan önce Filistin, Hz.İsa’nın “kutsal vatanı”dır sadece. O güne kadar geçerli olan öğreti, ne yahudilerin Filistin’e tekrar geri dönme olasılığına, ne herhangi bir seçilmiş millet kavramına, ne de bir Yahudi milletinin varlığına yer veriyordu. Kimse Yahudileri, Tanrı’nın Filistin’e tekrar dönmeyi kendilerine mukadder kıldığı “Seçilmiş Millet” olarak görmüyordu.
Reformla birlikte pek çok Hıristiyan, Yahudilik ve Yahudilere karşı olan düşmanlıktan(anti-semitizm), philo-semitizm(Yahudi sempatisi) adında bir başka ayrımcılığa yöneldi. Bu anlayışa göre; Yahudiler, Yahudi oldukları için ve Yahudilik dinini tatbik ettikleri için değil de, Hıristiyanların kurtuluşunda ve İsa’nın yeniden dünyaya gelmesinde bir rolleri olduğu için “aziz” bir dost idi.
Bazı tarihçiler bu durumu Rönesans ve Reform hareketlerinin İbrani literatürüne olan ilgisine ve özellikle de Reform’un eski ahit yani Tevrat ve Zebur üzerindeki vurgusuna bağlamaktadırlar. Reform’un bu özelliği Yahudilere karşı bir ilgi yaratmış ve Yahudileşme diyebileceğimiz eğilimler gösteren Protestan mezhepleri doğmuştur.
Protestanlıkla birlikte  gündeme gelen “Yahudileşme”, aynı zamanda “Hıristiyan Siyonizmi”nin de ortaya çıkış noktasıdır. “Yahudi olmayan Siyonizm”(non-jewish zionism) denen bu kavram, Yahudi olmadıkları halde Filistin’de bir yahudi devleti kurmayı isteyen Protestanların düşünce yapısını açıklamaktadır.
Hıristiyan Siyonizminin tarihi aslında bugünkü İsrail devletinin kurulmasını hedefleyen politik siyonizmin teşekkülünden de öncedir. İlk Siyonist Kongresi 1897 yılında Basel’de toplanmıştır. Ancak Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulmasının, Mesih’in gelişinin alametlerinden biri olacağına dair fikirler ilk olarak Oliver Cromwell ve Paul Felgenhauever gibi 17.yy. protestan lider ve teologlarının söylemlerinde görülmektedir. 18. ve 19. yüzyıllarda da birçok Protestan mezhebi, Yahudilerin, Kitab-ı Mukaddes’teki kehanete uygun olarak kutsal topraklara dönmeleri gerektiği yönündeki düşünceyi felsefelerinin temeline oturttular ve bu inanç felsefesi bugüne kadar geldi.
1985 yılında Basel’de, ilk Siyonist Kongre’nin yapıldığı yerde bir Siyonist kongresi daha yapılmıştır. Ancak bu kongrenin ilk kongreden çok önemli bir farkı vardır. Çünkü kongrenin adı “1.Hıristiyan Siyonist Kongresi”dir. Bu kongrenin sonucunda bazı kararlar alınmıştır. Bunlar arasında “tüm dünya yahudilerinin İsrail’e göç etmeye çağırılması” ve “İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria’yı ilhak etmesi” de yer almıştır. Bu karar sonrasında izleyicilerden bir yahudi, ayağa kalkarak “bu son karara Yahudi halkının üçte ikisinin karşı olduğunu ve bu kararın yumuşatılması gerektiğini” söylemiştir. Ancak bu tutum karşısında Uluslararası Hıristiyan Elçiliği Temsilcisi’nin verdiği yanıt çok ilginçtir:
“İsrailliler’in ne düşündüğü umurumuzda değil. Biz Tanrı’nın ne söylediğine bakarız ve Tanrı, o toprakların Yahudi malı olduğunu söylüyor.”
Bakın Evanjelistlerin referans aldığı Scofield İncili’nde, Scofield ne diyor: “Hz.İsa’nın tekrar dönüşünü sağlamak için Yahudiler kendilerinden beklenilen şeyi yapmalıdırlar… Armageddon Savaşı’nda galip geldikten sonra İsa, Kral Davud’un tahtına oturacak ve dünyayı Kral Davud’un tahtından yönetecek.”
Yahudilerin, İsa’yı Mesih olarak kabul etmediklerini ancak en sonunda ya Hz.İsa’ya inanmak zorunda kalacaklarını ya da Armageddon Savaşı’nda öldürüleceklerini belirten Perlmutter ise Amerika’da Gerçek Anti-Semitizm(The Real Anti-Semitism in America) adlı eserinde şunları yazar: “Ancak bunlar ikincil meselelerdir. Şu sırada İsrail’i desteklemek gerektiğine inanan dostlara ihtiyacımız var…Şayet Mesih gelirse, önümüzdeki seçenekleri o gün değerlendiririz” ve Yahudileri kastederek ekler: “Şu an için, köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyelim”.
İşte inançları bu görüşler etrafında şekillenen Evanjelistler, Başkan Bush ve Neo-Con ekibi ile ABD gibi hegemon bir gücün başına geçmiştir.
“Acaba Huntington’un ‘Medeniyetler Çatışması’ tezi salt bu amaca hizmet etmek için ortaya atılmış, 11 Eylül provokasyonu bunun için icra edilmiş, Afganistan ve Irak bunun için işgal edilmiş olabilir mi ve bu doğrultuda NATO’ya yüklenmek istenen yeni misyon da bu amaçlı olabilir mi?” diye bir soru aklımıza takılmıyor değil. Ya da Evanjelizm sadece, emperyalizmin dünyanın en zengin enerji havzalarını ele geçirme ve dünyayı tek hakim güç olarak yönetme planlarına uydurulmuş dini bir kılıf mı?..
Şu anda Washington Repon on Middle East Affairs’in editörlüğünü yapmakta olan emekli dış hizmet memuru Richard Curtiss’ten bir alıntıyla bir sonraki başlığa geçmeden önce tekrar bir parantez açmak istiyorum:
“Biz Amerikan vergi mükellefleri, ufacık İsrail devletine her yıl dış yardım ve askeri yardım çerçevesinde 6 milyar dolardan fazla para veriyoruz. Bu rakama federal bütçenin diğer bölümlerinden İsrail’e giden yüzlerce milyon dolar vergi mükellefi parası dahil değildir.
…………………
1949’dan 1995’e kadar geçen 46 yıl boyunca, Amerikan vergi mükellefleri İsrail’e dış yardım olarak 62,5 milyar dolar ödemiştir… Bu rakam, yapılan resmi dış yardım rakamıdır. Bunun dışında, yine İsrail’e yönelik büyük meblağlı Amerikan vergi mükelleflerinin ilave yardımı bulunmaktadır. Söz konusu ilave yardım, gerek U.S. AID, gerekse ABD Dış Yardımları kayıtlarında görünmemektedir.
İsrail’e aktarılan ödenekler, en büyük pay Pentagon bütçesinden olmak üzere Ticaret Bakanlığı’ndan Enformasyon Ajansı’na kadar pek çok Amerikan kuruluşunun bütçelerine sokuşturulmuş vaziyettedir. Şayet bu ilave yardımları da ekleyecek olursanız, biz vergi mükellefleri İsrail’e 83 milyar dolardan daha fazla bir para ödemiş oluyoruz ki, bu da bugünün İsrail’inde her bir İsrailliye kişi başına yıllık 14 bin dolar ödediğimiz anlamına gelmektedir.”
Türkiye’de Evanjelist Misyonerlik Faaliyetleri:
Türkiye Protestan Kiliseler Birliği’nin resmi rakamlarına göre, birlik üyesi kiliselere bağlı yaklaşık 3.000 Türk vatandaşı, Evanjelist teolojiyi benimsemiş durumda. Bu rakamın, birlik üyesi olmayan kilise cemaatleri ile birlikte 5.000’i aştığı tahmin ediliyor. Tüm misyonerlik faaliyetlerinin altında Evanjelist teolojinin ana omurgasını oluşturan “Hz.İsa’nın müjdesini herkese ulaştırmak” şartı ve bu yolla İsa’nın dünyaya dönüşünün çabuklaştırılabileceği inancı yatıyor.
11 Eylül 2001 saldırılarının ardından, Bush gibi düşünen ve ondan etkilenen binlerce genç, Ortadoğu’da misyonerlik faaliyetlerine başladı. Afganistan ve Irak operasyonları sonrasında buralara akın eden binlerce genç Evanjelist misyoner, çalışmalarını bu coğrafyada büyük bir hızla sürdürüyorlar.
İstanbul Protestan Kilisesi’nin 2001 yılında kurmuş olduğu vakfın üyelerinden biri, kendisiyle yapılan görüşmede, Van doğumlu olduğunu, DEP Gençlik Kolları’nda yetiştiğini, DEHAP’a üye olduğunu, Azadiya Welat adlı kürtçü gazetede yazdığını ve PKK-Kadek’e sempati duyduğunu söylüyor ve ayrılıkçı-kürtçü faaliyetlerinde kilise çevrelerinden destek gördüğünü, örneğin iş verildiğini ve ev kirasının ödendiğini itiraf ediyor.
Söz konusu vakıf hakkında bir araştırma yapıldığında, ABCFM(American Board of Commissioners for Foreign Missions) adına rastlanıyor. ABCFM, bir Amerikan Protestan misyoner örgütüdür ve Osmanlı topraklarında kurduğu kolejler aracılığıyla Ermeni terörünün doğmasında hatırı sayılır bir  katkısı olmuştur. ABCFM, Amerika’da iktidarı her zaman tekellerinde tutan Beyaz Anglo-Sakson Protestan(WASP)ların yani Evanjelistlerin çatısı altında yer alır. ABCFM de Mesih’in yeniden gelmesi için İsrail devletinin kurulması ve Ortadoğu’da yayılması gerektiğine inanır.
Sonuç:
Bu yazıyı hazırlarken kaynak olarak faydalandığım kitaplardan birinin yazarı, kitabını şu şekilde sonuçlandırıyor:
“Çevremizde olup bitenler, patrikhanenin ısrarla ekümenik olarak tanınma dayatması, Karadeniz bölgesindeki pontus hareketleri, artık kendilerini gizlemeden açıkça çalışan misyonerlerin faaliyetleri, ikide bir hortlatılan sözde “ermeni soykırımı” meselesi, Avrasya coğrafyasındaki Kadife, Sedir, Portakal adı verilen sözde demokratik halk hareketleri, yaratılmak istenen azınlıklarla “yapı-bozum” çalışmaları, bölgemizdeki işgaller, ABD operasyonları, ülkemizden yabancıların toprak satın almalarının kaygı verici boyutlara ulaşması, Nevruz’da açılan konfederasyon paçavraları, federasyon talepleri ve son günlerde söz edilmeye başlanan “Turkuaz Devrimi” birbirinden bağlantısız, kendiliğinden oluşan münferit olaylar değildir. Hepsi, Evanjelistlerin Armageddon Savaşı inancı doğrultusunda hazırlanan “Büyük İsrail Projesi” çerçevesinde atılan adımlardır.” (Akmaral, Kemal, Ben Bush, Evangelist Bush, Şimdi Kitap Kültür Sanat Yayınları, İstanbul 2005, s. 280.)
Fakat ben, daha önceki satırlarımda da belirtmiş olduğum şu olasılığı da gözden uzak tutmamamız gerektiğini düşünüyorum: Yoksa Evanjelizm sadece, emperyalizmin dünyanın en zengin enerji havzalarını ele geçirme ve dünyayı tek hakim güç olarak yönetme planlarına uydurulmuş dini bir kılıf mı?..
Tanrı Türk’ü Korusun!
Kaynakça:
1)      Hallsell, Grace, Tanrıyı Kıyamete Zorlamak: Armageddon, Hıristiyan Kıyametçiliği ve İsrail, Kim Yayınları, Ankara 2003.
2)      Akmaral, Kemal, Ben Bush, Evangelist Bush, Şimdi Kitap Kültür Sanat Yayınları, İstanbul 2005.
3)      Vural, İsmail, Evanjelizm: Beyaz Saray’ın Gizli Dini, 2.baskı, Karakutu Yayınları, İstanbul 2003.
4)      Gönültaş, Nuh, Küresel Kıyametçilik: Bush ve Evanjelizmin Mesih Planı, 2.baskı, Q-Matris Yayınları, İstanbul 2003.
---Tolunay KUTOĞLU---
(BOZKURT Dergisi, sayı:31)

Tarafsız

  • Ziyaretçi
Ynt: SİYONİZM,EVANJELİZM SAPKINLIĞI VE SİYONİZMLE İTTİFAKI
« Yanıtla #1 : Haziran 26, 2008, 02:30:51 ÖS »
Bush ve Takımının İsa'ya inanmadığı, siyonistlerin aleti olduğu savaş yapmasından, siyasete karışmasından belli. İsa Mesih dünyaya kesinlikle karışmama uyarısı yaptı. Madem biz Tanrının Gökteki Krallığını bekliyoruz öyleyse dünya siyasetine karışmamalıyız. Hem yeryüzü cennetinden bahsedip hem de siyasette cengaver oynamanın mantığı yok. Bu şekilde ikiyüzlü davranan Bush ve benzerlerini (FG dahil) birkaç yıla kadar korkunç bir son bekliyor. Siyonizm ve Evanjelizm işbirliği konusunda çok ayrıntılı bir yazı yakında burada. MD-JW-Tarafsız 26.06.2008

Tarafsız

  • Ziyaretçi
Ynt: SİYONİZM,EVANJELİZM SAPKINLIĞI VE SİYONİZMLE İTTİFAKI
« Yanıtla #2 : Temmuz 17, 2008, 06:10:03 ÖS »
Bu filmi indirdim ve hafta sonu metnini buraya deşifre edeceğim. Ahmet bey, size madalya takmak gerek. MD

===========================================
 Zeitgeist: The Movie (Final Edition) [Zamanın Ruhu]
===========================================

What does Christianity, 9/11 and The Federal Reserve have in common?
(Hristiyan Aleminin, 9/11 ve Federal Reserve'in (ABD Merkez Bankası) ortak olarak sahip oldukları şey nedir?

Zeitgeist was created as a not for profit expression to inspire people to start looking at the world from a more critical perspective and to understand that very often things are not what the population at large think they are.

(Zeitgeist [Zamanın Ruhu] kar amaçlı olmayan bir ifade ile, insanların dünyaya daha eleştirici bir perspektiften bakmasına ilham vermek üzere ve insanların toplu olarak öyle olduklarını sandıkları şeylerin çok sık olarak öyle olmadığını anlamaları için yaratıldı.)

Size.........: 700MB
Video Codec..: XviD
Frame Size...: 640x480
Bit rate.....: 723 Kbps
FPS..........: 29.97
Audio........: MP3, 65 Kbps, 1 channel, VBR
Ripped by....: RiMMER
Supplied by..: SectoR
http://zeitgeistmovie.com

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Dinlere hakim olan.
« Yanıtla #3 : Temmuz 17, 2008, 06:36:25 ÖS »
Aslında tüm dini öğretiler dünyaya karışma diyor.
Lakin bunu kim biliyor?
Bilenlerden kim doğrusunu söylüyor?
Tamamı da şunu biliyor.
"Dinlere hakim olan dünyaya hakim olur."İşte dini öğretilerin arka planındaki gerçek te budur.
Saygı ile...
A.Dursun