Gönderen Konu: YAŞAYAN ARMAGEDDON-2  (Okunma sayısı 208 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.397
  • Puan: +30/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
YAŞAYAN ARMAGEDDON-2
« : Nisan 15, 2008, 11:36:25 ÖÖ »
Elbette müzik dinleyecegiz , elbette dans edecegiz ama bütün bunlari yaparken onlarin sanat degerlerinin rencide olmasina ve estetik degerlerinin yipranmasina göz yummamak sartiyla. Ne kulak zevkimizin kalitesini yozlastiralim ne de göz zevkimizin. Bana
dünya'nin en yüce sanati nedir? diye sorsalar bir an bile tereddüt etmeden "Insan yetistirmek" cevabini veririm. Televizyon kanallarimizda " çocuk programi" adi altinda yayinlanan programlar dis yüzüyle siddet'i iç yapisi itibariyle de komplo Teorisyenligini
körpe beyinlere pompalayip duruyorlar. O kadar ki benim diyen komplo Teorisyenleri bile konulari manalandirabilmek için üstün bir gayret sarfetmek zorundadirlar. Teknoloji'nin marifeti ile olusturulmus Bilim- Kurgu tiplerinin sürekli bir biçimde çarpistirildigi ,
siddetin her türlüsünün "Hakim güç" olmak ugrunda kullanildigi dikkatlerden kaçacak gibi degil. Degerli okuyucum! Simdi soruyorum:
Bütün bunlarin SEVGI, DOSTLUK, BARIS, KARDESLIK ve Hukuk'un üstünlügüne dayanan Adalet anlayisinin ülkeler üzerinde hakim güçler olmasi inanci ve gayesi tasiyan insanlari yetistirmesi mümkünmüdür?
Elbette degildir.
Bu arada Mitolojik inanç anlayisinin Modernize edilerek enjekte edildigi gerçegini de gözden kaçirmamak lazim. Anne, baba konumunda bulunan insanlarimiz maç kritikleri, erotik filimler, pembe diziler,müzik eglence programlari gibi yayinlari takip edecegiz diyerek , Millet'in gelecegini karartmanin temellerini bizzat çoçuklarimizi ve gençlerimizi kullanarak onlara attirmakta olduklarini farketmiyorlar mi? Dehset ki ne dehset! Isin en aci taraflarindan biri de gözlerimizin önünde ve de gözlerimizin içine baka baka isledikleri bu cinayetleri en yakin çevrenizde olanlara dahi anlatmakta zorluk çekiyorsunuz.
Memleketimizde bir yandan çok renkli suni hayatlarin Medya marifeti ile yansitilmalari bombardiman misali halkin kafasina, kalbine ve ruhuna yagdirilirken diger yandan Ekonomi darbe üzerine darbe yiyiyor fakirlik sari hastalik gibi yayilirken hemen her alanda körlük, sagirlik,dilsizlik ülkede yasayan herkesin ortak ahlak anlayisi olup çikmis durumda.
Siyaset anlayisimiza gelince; eski direklerarasi orta oyunlarinin ya da Karagöz- Hacivat ikilisinin gösterilerinin restorasyon görmüs hali dersem abartmis olmam. Türkiye son elli
yildir popüler siyasetçi tipi yetistirmekte rekor üzerine rekor kirmakla mesgul. Ne yazik ki Devlet adami sikintimiz MUSTAFA KEMAL'i kaybettigimiz o kapkara günden beri devam ediyor. Ciddiyetten uzak, tüccar kafali ,siyaseti meslek edinmis , "NE MUTLU AVRUPALIYIM
DIYENE" çigliklari atarak, bir elleri ceplerinde dolasan,Televizyon programlarina katildiklarinda onlari dinleyecek olanlarin Millet olduguna aldirmaksizin bacaklarini ya genis açi yapacak kadar açip oturan ya da bacak bacak üstüne atarak oturan pervasizligi kendisine
taninmis bir imtiyazmis gibi gören kisiler için en uygun etiketi varin siz bulun.
Bu adamlar ortak menfaat alanlari söz konusu oldugunda birbirlerine karsi son derece töleranslidirlar. Bilhassa Devlet'i ve Millet'i soyup sovana çevirmede öylesine siki bir isbirligi
içerisine girerler ki aralarindan degil sivi gaz bile sizamaz.
Ancak birbirlerinin menfaat alanlari üzerinde hakimiyet kurmak için birbirlerine çelme atmaya kalktiklarinda ortaligi tozu dumana katar Yüce Divan çigliklari atip Millet'e sikayette bulunmak tehditleri savurup , sabahtan aksama kadar Seçim provalari yaparlar.
Eger bir takim pazarliklar sonucu istediklerini elde edebilirlerse o zamanda hep birlikte icat ettikleri Yüce Divan'a çikip birbirlerini aklayip paklarlar.

Simdi de biraz Egitim Sistemimize göz atalim. Maalesef bu konu da digerleri gibi yürekler acisi manzaralar sergiliyor. Adi "Milli Egitim" olan sistemin yöneticisi konumunda olanlar isin Egitim
kismini Kaf daginin arkasina Illizyon marifetiyle göndermisler, Milli kismini da bir güzel devsirip "Egitimin Millisi olmaz" diyerek Milletimize bunu da yutturup kollari sivamislar.
Bunlarla da yetinmeyip yabanci dille egitimi sisteme monte ederek ögrenmeye degil ezbere dayanan Test usulü yöntemler ile desteklenen, hangi dilde konustugu ve kendisini kim olarak gördügü meçhul milyonlarca insan yetistirdiler.
Okullarimiz ayni zamanda farkli kalitede ögretim hizmeti vermektedir. Milli Egitim Bakanligina bagli okullarda parali egitime Resmen olmasa da fiilen 1983 yilindan itibaren baslandi. Son yirmi yildir yasadigimiz Dershane sayisindaki patlama Egitim dünyamizin sergiledigi kalitesizligin tipik örneklerinden biridir. Tüccar zihniyeti her konuda oldugu gibi Ilim sahalarini da ele geçirmis durumda. Kimi okullarda paraya kuvvet diplomali cahiller ordusu
yetistirilirken kimilerinde( Meslek Liseleri ,Yüksek Okullar ) adi sani duyulmamis ,Türkiye'de is sahasi karsiligi olmayan egitimlerin verilmekte oldugunu bazi aydinlarimizin yazip çizdiklerinden okuyoruz.
Uzun lafin kisasi hangi alana elimizi atsak Seytan'in mühürü ile karsi karsiya kaliyoruz. Hani eskilerin bir tabiri vardir ve ancak birden çok sorun ile karsilastiklarinda söylerler ya: "Dert bir tane degil ki findik fistik ile besleyeyim". Dünya Milletleri ve Türk Milleti! Hep birlikte kolkola, agiz agiza, burun buruna yasadigimiz bu amansiz düsmani bireyler olarak hayatlarimizdan,toplumlar olarak da Vatanlarimizdan söküp, bogup,asil mekani olan Cehennemine kogmadikça Istiklal ve Istikbal beklemeyin.Iste akillilik iste sarhosluk. Ikisi arasinda yapacagimiz tercih bizim ahlak anlayisimizin ifadesi olacaktir.
Bugün Tarih'in derinliklerinde kalmis nice Medeniyetler ne fakirligin bir neticesi olarak çöktü, silindi gitti ne de Ilim ve sanat'tan bihaber olduklari için.Onlari yeryüzünden silip süpüren
yegane faktör ahlak anlayislarinin hayvanlardan daha asagi seviyelere inmesidir.

Hukuk sistemimizi uzun uzun yazip çizmeye gerek yok.Adliye korüdorlaridaki hesaplasmalari, kisilere ve zümrelere has koruma-kurtarma ile ilgili yasalarin Meclisten nasil da jet hiziyla
geçtigini yalniz hepimiz degil bu Ülke'nin kargalari bile biliyor.
Ülkelerde Idari modellerin uygulanis biçimleri temeli ahlak anlayisi olan Hukuk anlayisi ile ilgilidir. Iste bu yüzdendir ki Demokrasi dedigimiz model uygulandigi her Ülkede farkliliklar gösterir. Sinif atlamanin ahlak fedakarligina bagimli kilindigi bir Ülkede vicdanlara ipotek konmasindan daha dogal ne olabilir? Vatan topraklarini arazi parçasi gibi gören zihniyet elbette o'nu en çok parayi kim verirse ona satacaktir.

Saglik sistemimize gelince: En kisa ifade ile hayvanlar aleminin bile haysiyetini rencide edecek uygulamalarin zulmü altinda inim inim inleyen insanlarimiz sürü muamelesine muhatap kilinmakta ve bunun Hukuk Devletine yakisir bir uygulama olmadigi ancak mevcut
uygulamalarin eldeki imkanlara göre en iyisi oldugu yetkililer tarafindan savunulmaktadir diyebilirim. Dikkatimizi odaklamamiz gereken bir baska konu da bütün Devlet Hastahanelerinin, S.S.K Hastahanelerinin,özel Hastahanelerin, kizilay,Verem Savas
birimlerinin bunlara ilave olarak özel muayenehanelerin her günün her saati tiklim tiklim dolup tasmasi gerçegidir.

Degerli okuyucum bu gerçek öyle göz ardi edilecek,kulak arkasina atilacak cinsten bir hadise degil. Acaba bir Ülkede yedisinden yetmisine neredeyse nüfusun tamamina yakin sayida insanin saglik problemleri yasamasi sadece gelir düzeyinin düsüklügü ile izah
edilebilirmi?
Yoksa sebeplerin çok daha farkli noktalarda aranmasi mi gerekiyor? Bana göre bir Ülkenin kalkinmislik derecesi öyle gayri safi Milli hasilanin kaç bin dolar oldugunla falan degil
Hastahanelerindeki, Hapishanelerindeki ve nihayet batakhanelerdeki insan sayisi ile ölçülebilir ve yine bana göre Medeniyetin de ölçüsü budur kalkinmisliginda ölçüsü budur. Eger söylediklerimin aksi dogru olsaydi daha önce de söz konusu ettigim bu gün yikintilari arasinda dolasirken biraktiklari eserleri hayranlik ile seyrettigimiz O dev medeniyetler çöküp Tarihten silinmezlerdi.
Bugünün imkanlari ile onlarin aynisini yapmak söyle dursun benzerlerinin dahi yapilabilecegine ihtimal vermiyorum. Demek ki ahlakin çöktügü yerde ilmin, sanatin ve tecrübelerin hiç bir önemi kalmiyor.
ARMAGEDDON'un efendisi idealine dogru büyük bir sabir ve azimle ilerlerken yolu üzerinde ona Kutsal davasinda engel teskil edecek ne varsa silip süpürmekte ancak bu topyekün imhasini kendisini göstermeden sinsice ve zalimce gerçeklestirmektedir.
KUR'AN-I KERIM NAHL SÛRESI 99,100.Ayetlerde Alemlerin Rabbi Seytan hakkinda sunlari söylüyor: " Gerçek su ki: Iman edip de Rabbine tevekkül edenler üzerinde onun hiç bir hakimiyeti yoktur.
Onun hakimiyeti ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak kosanlaradir.
KUR'AN-I KERIM FÂTIR SÛRESI 6. Ayet: Haberiniz olsun ki : Seytan size düsmandir sizde o'nu düsman tutun çünkü o etrafina toplanan yandaslarini ancak alevli cehennemlik dostlarindan olsunlar diye davet eder.
KUR'AN-I KERIM YASIN SURESI 60. Ayet: Ey Adem ogullari ben size Seytan'a kulluk etmeyin o size açik bir düsmandir diye and vermedimmi?
ARMAGEDDON tamamen Seytan'in rehberliginde insan oglunun kurtulus adina sürüklendigi Cehennem'in ta kendisidir. YEHOVA SAHITLERI de öyle isin gerçegini bilmeyen saf iman
sahipleri falan degiller. Kime hizmet ettiklerini gayet iyi biliyorlar. Fakat bunu insanlik aleminden mümkün oldugu kadar gizlemeye çalisiyorlar. Dikkat edilecek olursa yeni bin yila
girerken bütün Dünyada Satanizm yeniden hortlatildi.
1980'li yillardan bu yana Uzay dini de denilen ve Dinlerin yeniden yorumlanisiymis gibi gösterilen güçlü bir akimi baslattilar.
Kitaplar yaziliyor, belli mekanlarda toplantilar tertipleniyor, ev Kiliseler kuruluyor, Spritualizm ögretisi adi altinda seminerler veriliyor Sifacilar, Medyumlar yerden mantar biter gibi üreyip
halkin içerisinde veba mikrobu misali kol geziyorlar.
Misyoner gruplar özellikle sokak çocuklarinin, depremzede ailelerin, depremde ailelerini kaybetmis çocuklar ve gençlerin bulunduklari mahallerde insani yardim yapan hayirsever kisbesi altinda icraatleri ile mesguller.
Altin çagin Altin Kitabi olan BILGI KITABI son Kutsal Kitap olarak takdim ediliyor ayrica fasüküller halinde de görevlileri tarafindan bilhassa gençlerin yogun olarak bulunduklari mekanlarda dagitiliyor.
Bu Kitabin içinde Allahin düzeni diye tarif edilen düzen aslinda Seytan'in düzenidir ve ögretilerin zorlanmadan tesiri altinda kalanlar da ne yazik ki Dinlerini kendi kaynagini agir agir, düsüne düsüne okumayip filan ekolün ehlinden, fesmekan Hocanin yazdigi
kitaplardan ögrenmis insanlardan baskalari degiller. YEHOVA SAHITLERI ARMEGEDDON projesinin hayata geçmesi ve nihai hedefine ulasmasi için çalisanlarin sadece bir koludur. Bu konuda mesai harcayan baska teskilatlarda vardir. Sirasi geldikçe hepsinden özet
bilgiler vermeye çalisacagim.
Amacim çok fazla ayrintiya girerek ana konuyu takip etmeye çalisacak olanlarin kafalarini yormak degil. Yazimin bas tarafinda teferruata girmeden meselenin önemli noktalarini anlatacagimi ve bunu herkesin rahatlikla anlayabilmesi için günlük konusma dilini
kullanacagimi belirtmistim.
YEHOVA ARMAGEDDON konusunda KITABI MUKADDES 'in ISAYA BAB 65,
66/ 17, 18 TEKVIN BAB 11/ 1, 2 bölümlerinde planin baslangiçtan beri nasil sekillendigini ve büyük gün geldiginde son perdenin nasil oynanacagini bakin nasil anlatiyor.
TEVRAT ISAYA BAB 65/ 17, 18: Çünkü iste ben yeni gökler ve yeni yer yaratmaktayim , ve önceki seyler anilmayacak ve fikre gelmeyecek. Çünkü ben onlarin islerini ve düsüncelerini bilirim , bütün Milletleri ve dilleri toplayacagim vakit geliyor.
TEVRAT TEKVIN BAB 11/ 1, 2 : Ve bütün dünyanin dili ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki sarka göçtükleri zaman sinar diyarinda bir ova buldular ve orada oturdular.
Simdi de bütün Dünya'nin dili ve sözü bir degil mi? Egitim dilinden tutun da ticaret,siyaset,basin, yayin, sanat dünyasina kadar özellikle sömürge ülkelerinde ayni dil konusulup ayni dil yazilmiyor mu? Bugün yeryüzünde yasayan pek çok Millet biz de dahil
olmak üzere geçmislerimizden bihaber yasamiyormuyuz?
Dünya tek dilin , tek dinin , tek kültürün , tek bayragin altinda toplanmiyor mu? Öz elestiri adi altinda Milletlere kendi Tarihlerini,kendi inançlarini, kendi kültürlerini asagilatip hakaret ettirmeyi bir erdem olarak kabul ettirmediler mi? Önce geçmisleri
ile aralarina kimliklerinden utanç duymalarini saglayan nifak tohumlarini ekip , geçmisleri ile baglarini kestikten sonra Cografyalarini degistirmediler mi? Bu çalismalar hala son hizla
devam etmiyor mu?
Bu güne kadar ayri ayri sürüler halinde güttükleri Milletleri simdi küresellesme, insan haklari, Hümanizm,dostluk, baris,kardeslik masallari ile uyutup gerçek manada egemenliklerini ele geçirmediler mi?
Uyanin Dünya Milletleri! Uyan Türk Milleti! Madem ki bütün dejenerasyona ragmen hala yasiyoruz o halde ortak düsmanimizdan ebediyyen kurtulmamizin mutlaka bir yolunu bulabiliriz demektir. Bu dava bütün Milletler için kutsal bir dava olmalidir. Besili esirler
olarak onursuz yasamaktansa Istiklallerimiz için onurumuz ile ölmeyi göze almaliyiz. Tasin, topragin, hayvanlarin bile kendilerine mahsus birer kimlikleri var iken ve onlar bile birbirlerine benzemedikleri için degerlerini muhafaza ediyorlarken , yeryüzünün en saygin
varligi Insan nasil oluyorda bunlardan kendisine ders çikaramiyor?

ARMAGEDDON konusunda Kitabi Mukaddes'in MEZMURLAR bölümünden de bir kaç örnek vermek istiyorum.
TEVRAT MEZMUR 2, 82 , 89 / 6,7,8,9 1,6,7 7 : Fakat ben Kralimi Mukaddes dagim Sion üzerine koydum. Fermani ilan edecegim, Rab bana dedi:Sen benim oglumsun. Ben seni bu gün tevlit ettim. Iste benden ve miras olarak sana Milletleri, mülkün olarak yeryüzünün uçlarini da verecegim. Onlari demir çomakla kiracaksin. Bir çömlekçi kabi gibi onlari parçalayacaksin. Allah'in cemaatinde Allah durur, ilahlar arasinda hükmeder. Ben dedim : Siz ilahlarsiniz ve hepiniz yüce olanin ogullarisiniz. Fakat insan gibi öleceksiniz. Mukaddesler
meclisinde çok heybetli bir Allah'tir ve çevresinde olanlarin hepsinden korkunçtur.
Bu son kelimeye çok dikkat edin degerli okuyucularim.Kullanilacak pek çok kelime var iken Allah neden kendini ve etrafindakileri "KORKUNÇ" kavrami ile tanimliyor , yoksa
Allah'in kelime fakiri olmak gibi bir acizligi mi var? Elbette yok.YEHOVA kendisini nasilsa öyle tarif etmis hepsi bu.

- DINLERDE YOZLASMA NASIL BASLADI? -
Insanlarin hayati ne olarak algiladiklari kalben inandiklari degerler ile ölçülebilir. Kadim zamanlardan beri bu degerlerin zirvesinde oturan daima inançlar olmustur. Birine göre batil olan digerine göre Hak olabilir ancak insanin mutlaka bir seye inanmasi insan için gereklidir.
Gerçek su ki : Insanlar bir seylere inanarak dogmazlar fakat mutlaka bir seylere inanarak ölürler. Iste bu bakimdan inanç kendisini meydana getiren degerler açisindan son derece
önemlidir.Inanç denilince bu her zaman Din adi altinda ifade edilecek diye de bir kural yoktur. Çünkü zaten hiç bir seye inanmamak söz konusu bile degildir. Bana göre inançlarin dil ile tarif edilmeye kalkilmasi yanlistir. Inanç tarif edilemez ancak yasanir. O halde bir insanin inanç degerleri yani Dini o insanin söylediklerine göre degil yaptiklarina göre
isimlendirilebilir.Kisacasi irademizi kullanarak yaptiklarimiz bizim Dinimizdir.Irade disi yapmaya zorlandiklarimiz ise bizi onlari yapmaya mecbur birakanlarin Dinidir.
Din anlayisi temelde iki kola ayrilir.
a) Vahye dayali Din
b) Felsefeye dayali Din.

Vahye dayali Din'i Felsefi degerler ile yorumlamaya çalismak Vahyi felsefilestirmek anlamina gelir ki bu yanlistir. Çiplak göz ile göremedigi halde var olanlara bakarak var oldugunu kesin olarak kabul eden insan için Yaratici güç soyut olmaktan çikmis görülemeyen fakat bilinenlerin somut kayitlarina geçmistir. Kimyasal alanda da pek çok var olani göremeyiz ama
fonksiyonlarina bakarak var olduklarini biliyoruz. Ayni bilimsel kanunlar ve isbatlar Fizik ve daha bir çok bilim dali için de geçerlidir. Oysa Felsefe bilineni degil bilinmeyeni arastirir.
Bilinenler Felsefenin kapsamindan çikip müsbet Ilmin kapsamina girerler. Ayrica insanin bilgiyi sezgi yolu ile edinebilecegi de bilimin tarifleri arasindadir. Dinde yozlasmanin nasil basladigi
konusuna geçerken yazdiklarima mümkün oldugu kadar sahit olduklarimi da ilave etmeye çalisacagim.
Dinin Ibadetler ve ameller diye ikiye ayrilip uygulamaya sokulmasi bastan sona yanlistir. Çünkü bizim Din diye nitelendirdigimiz olgu amellerimizin bir kismi degil tamamidir.
Insan oglu kültür alaninda edindigi aliskanliklari Dinin ibadetler alani diye kabul ettigi ortama sokmus ve böylelikle Dinde yozlasmayi baslatmistir. Bu konu ile ilgili kadim bilgiye yine TEVRAT'ta rastliyoruz.
TEVRAT MEZMURLAR MEZMUR 150: Rabbe hamdedin. Allaha makdisinde hamdedin; Ve kudretinin felekinde ona hamdedin. Kudretli isleri için ona hamdedin; Büyüklügünün çokluguna göre ona hamdedin; Boru sesi ile ona hamdedin; Santur ve çenk ile ona hamdedin. Tef ve raks ile ona hamdedin; Sazlar ve borular ile ona hamdedin. Sesli zillerle ona hamdedin;Yüksek sesli zillerle ona hamdedin. Bütün nefes sahipleri RABBE hamdetsin. RABBE hamdedin.

Isa INCIL'in VAHIY Bölümü BAB 2 / 25, 26, 27, 28'de söyle söylüyor: Fakat ben gelinceye kadar sizde olani siki tutun. Ve galip olup sona kadar islerimi tutana ben de Babamdan nasil aldimsa ona Milletler üzerine hakimiyet verecegim. Çömlekçi kaplari parçaladigi
gibi onlari demir çomakla güdecektir. Ve ona Sabah Yildizini verecegim.
YEHOVA SAHITLERI'nin ARMAGEDDON projesinin gerçeklesmesi için çalisan gruplardan sadece biri oldugunu daha önce yazmistim.
Bunlar Dini vaazlar verdikleri için her inançtan insan üzerinde etkilidirler. Hangi inanca mensup toplumun içinde bulunuyorlarsa o toplumun inançlarinin dilindeki kavramlari kullanarak vazederler ve kiyafetleri de o toplumun benimsedigi cinstendir. Ayrintiya
olaganüstü dikkat ederler çünkü bu onlar açisindan basarinin yeganesartidir. Toplumlarin farkli katmanlarinda farkli isimler altinda çalisirlar. Lions , Rotary kulüpler ve Mason Localari gibi. Onlara sorsaniz asla ayni inanci paylasmadiklarini , farkli inançlarin
mensuplari olduklarini ayrica hizmet ettikleri gayelerin benzer taraflari oldugu gibi hiç benzemeyen yönleri de bulundugunu savunurlar.
Toplumlarin katmanlari meselesinde de önemli buldugum bir noktadan kisaca bahsetmek istiyorum.
Toplumlari siniflarin meydana getirmesi normal ve gerçektir. Fakat sinif atlayabilmenin hangi degerler esliginde gerçeklesebilecegi konusu karanlikta kalmistir.
Ideal anlamda sinif atlayabilmenin ilk sarti ekonomik güçün kuvvetinden ziyade ahlak anlayisi, dogru bilgi ve nihayet ilmi kuvvet olmalidir.Peki bu zikrettiklerim günümüzde ne kadar geçerlidir acaba?
Ekonomik güç yukarida saydiklarimdan ahlak anlayisi hariç digerlerinin gelismesinde ancak yardimci unsur olabilir. Fakat bu gün yegane faktör olmasi dogru olana degil de geçerli olana iltifat etmenin akil üstünlügünün bir isaretiymis gibi kabul edilmesine yol
açmistir. Liberal ekonominin ticari ahlak kaygularindan uzak Mataryalist sistemlerde uygulanisi tesadüf olabilir mi? Elbette olamaz.Ve yine ideal anlamda sinif atlayabilmenin önüne çikartilan engelleri Emperyal zihniyetin üretmedigini kim savunabilir?
Ahlaksizlik ve vicdansizlik anlamlarina gelen ne varsa hepsi ayni Seytani gücün lanetlenmis beyninin mahsulleri degil mi?
Hakikatlerden bihaber yasayanlarin hayatlarini nasil olur da inandiklarini savunduklari Din sekillendirmis olabilir? Su çok iyi bilinmelidir ki : Ana gayeleri bütün nimetleri ile Dünya'nin hakimi olmak olan bu kavim yeryüzünde sayisiz fesatlar çikartmis , bedellerini zaman zaman ödemis fakat islahi mümkün olmamis tek kavimdir. Inananlar için Allah'in yapin diye emrettigi ne varsa Felsefeyi kullanarak dejenere etmis , yürünmesi gereken yol tek iken
yüzlerce suni yol icadetmis, oda yetmemis her yol sahibini yek digerinin üzerine püskürtüp kafirlikle suçlatmistir.
Felsefeye dayali Dinlerin birden fazla olusu kaynagi ile çelismez. Çünkü akil her an farkli bir düsünceyi benimsemek yada üretmekle mesguldür yani sabit degildir. Aklin ürünü olan her sey degisebilir ve yadirganmaz Ancak degismeyen seyler akli degil naklidir. Mesela akil ahlaki icadedemez fakat Vahiy bize ahlakin ne oldugunu izah eder . Akla söyle bir soru sorsak : Su Kainati baska bir sistem olarak yaratma gücüne sahip olsaydin o sistemi nasil
tarif ederdin? Bu konuda plan yapip birbirimiz ile tartisabilirmiyiz? Akil örnek üzerinde oynayarak onu kismen degistirebilir fakat ana ilkesini degistiremez. Bu tipki farkli
aletler ve farkli mataryeller kullanarak dokudugumuz el ya da makine ürünlerine benzer. Her ikisinde de ana ilke ilmektir. Aksi halde dokuma olmaktan çikar baska bir isim alir.
Dinde yozlasma konusunda KITABI MUKADDES'den örneklere devam ediyorum. TEVRAT YEREMYA BÖLÜMÜ BAB 1/ 7, 8, 9, 10 : Ve Rab bana dedi: Ben çoçugum deme; çünkü kime seni gönderirsem gideceksin, ve sana emrettigim her seyi söyleyeceksin. Onlarin yüzünden korkma; çünkü seni kurtarmak için ben seninle beraberim, Rab diyor. Ve Rab
elini uzatti , ve agzima dokundu; ve Rab bana dedi: Iste sözlerimi senin agzina koydum; bak bu gün Milletler üzerine, ve ülkeler üzerine, kökünden sökmek ve yikmak için, helak etmek ve yok etmek için, bina etmek için ve dikmek için seni koydum.
YEHOVA'nin bu talimatlarina uyan Israil ogullari ilk defa batida Manastirlarda yetistirdikleri adamlari vasitasi ile Kiliseden ve doguda Iranda, Irakta,Iskanderiyede Tekke ve benzeri olan yerlerde yetistirdikleri adamlari vasitasi ile de Islamiyetten tölerans istemeye basladilar. Hem batida ve hem de doguda Filozoflar yasadiklari cografyalarin Dini inançlarina göre motifler gelistirdiler. Batida Kilisenin geleneksel teolojisini zaafa
ugrattilar ve böylece en kestirme yoldan ortaçag kültürüne çok güçlü bir darbe indirip RÖNESSANS'a götüren kapilari açtilar. Reform adi altinda Yahudilerin istedikleri deforme yapildi ve Iskenderiyede kurulan okullar batida Yunani yikarken doguda da müthis
deformasyonlara sebep oldu.
Avrupada kurulan okullar ise ise Hz. Isa ve O'nun vazettigi INCIL'den basladilar. Ellerinde INCIL'in asli bulunmayan Papazlar Yahudi kökenli Rahiplere boyun egmekten baska çikar yol bulamadilar. M. Ö 325 yilinda yapilan Iznik Konseyinde de kimi kaynaklara göre
onlarca , kimi kaynaklara göre de yüzlerce INCIL tartisilmistir.
Hz. Isa'nin on iki Havarisi de dogal olarak Israil ogullari kavmindendiler. Zaten Hz. ISA'yi da içlerinden biri ihbar etmisti.Çarmiha gerdiremediler o da baska hikaye. Degerli okuyucum :
Vahyin son tekrari olan KUR'AN-I KERIM hiç süphesiz ki TEVRAT'in da, ZEBUR'un da, INCIL'in de orijinallerini bünyesinde muhafaza etmektedir.

Sayet ömrüm vefa edecek olursa bundan sonra yazmayi düsündügüm kitap Tevhid ve Takva konularinin saptirilma noktalarini dört Kitabin ayetlerini karsilastirmali vererek bizzat kendilerinden isbat'a yönelik olcaktir.
INCIL'in yazarlari Hz. Isa'yi Allahlastirmamis olsalardi kendilerini de O'nun Peygamberleri olarak ilan edemeyeceklerdi. Bu gün hala Katolik mezhebinde PAPA Hz. Isa'nin yeryüzündeki Peygamberi olarak kabul edilir. Dolayisi ile RUHULKUDÜS'le yani CEBRAIL'le
irtibat halindedir. Arada sirada Vatikandaki Mabet Sarayindan arzi endam ederek kehanetlerde bulunmasinin sebebi de budur. Benim bu kitabi okuyacak olanlara tavsiyem yazdiklarimin ne derece dogru olup olmadigini TEVRAT'i, ZEBUR'u, INCIL'i ve KUR'AN-I KERIM'i
karsilastirmali olarak okuyup test'e tabi tutmalaridir. Eger ben yanlis kanaatler edinmissem elestirileri sayesinde dogru bilgiye ulasmama yardimci olmus olurlar ben de kendilerine minnettar kalirim.
Saptirilma noktalari ile ilgili bir kaç örnek vermeden geçemeyecegim. Verecegim örnekler hakkkinda yorum yapmayacagim .
Yorumu size birakiyorum. Bu konu ile ilgili yazacagim diger kitap da size istirak edecegim.
KUR'AN-I KERIM AL-I IMRAN SURESI 18,59, 60, 65. Ayetler: Allah kendisinden baska tanri olmadigina sahittir. Bütün Melekler ve Ilim ululari da adaleti yerine getirerek sahittirler. O'ndan baska tanri yoktur, güçlüdür, hikmet sahibidir O.
Dogrusu Allah katinda Isa'nin durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yaratti sonra da ona "Ol" dedi o'da hemen oluverdi.
Bu gerçek senin Rabbindendir bunun için süphe edenlerden olma.
Ey kendilerine kitap verilenler, niçin Ibrahim hakkinda tartisiyorsunuz? Oysa Tevrat ve Incil ancak ondan sonra indirildi.
Bunu da mi kavrayamiyorsunuz?
KUR'AN-I KERIM ZUHRUF SURESI 81. Ayet: De ki: Rahmanin bir oglu olsaydi ben o'na tapanlarin ilki olurdum.
KUR'AN-I KERIM MAIDE SURESI 116. Ayet: Ve Allah söyle buyurdugu zaman: Ey Meryem oglu Isa sen misin o insanlara "Beni ve anami Allah yaninda iki tanri edinin" diyen? " hasa dedi sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir
sözü söylemem bana yakismaz. Eger söylemis olsaydim elbette sen bilirdin. Sen benim içimde olani bilirsin ben ise senin zatinda olani bilmem! Süphesiz sen gizlilikleri çok iyi bilensin.
KUR'AN-I KERIM TEVBE SURESI 30. Ayet: Yahudiler " Üzeyr Allah'in ogludur " dediler. Hristiyanlar da " Mesih Allh'in ogludur " dediler.Bu onlarin önceden Allah'i inkar edenlerin sözüne benzeterek, agizlarinda geveledikleri sözlerdir. Allah kahredesiceler , nereden saptiriyorlar?
KUR'AN-I KERIM BAKARA SURESI 13. Ayet: Yine bunlara " Insanlarin inandigi gibi inanin " dendigi zaman : "Biz de o budalalarin inandiklari gibi mi inanalim? " derler. Dogrusu budala kendileridir, fakat bilmezler.
KUR'AN-I KERIM BAKARA SURESI 11. Ayet: Onlara : " Yeryüzünde bozgunculuk yapmayin!" denildigi zaman:" Biz ancak düzelticileriz" derler.
Bu Ayetlere AL-I IMRAN 78, 187. BAKARA 79. Ayetlerini de ilave ederek okursaniz sapma noktalarini daha net görebilirsiniz.
Hz. Isa'nin INCIL'i yazmadigini , sagliginda yazdirmadigini sadece vazettigini biliyoruz. Eger yazdi ya da yazdirdi ise bu günkü INCIL'in Haham kökenli Papazlari nasil oluyor da INCIL'i sana göre bana göre diye ayirabiliyorlar? ( PAVLUS'A göre, MATTA'ya göre, YUHANNA'ya göre, MARKOS'a göre ). Bu Hahamlar INCIL'I mi yazdilar yoksa INCIL hakkinda yaptiklari yorumlarimi yazdilar?
Nasil ki Yahudiler KABBALA'yi TEVRAT'in derin anlaminin yorumu diye yutturup TEVRAT'i yok ettilerse ayni ögretinin ehli Haham Papazlar da INCIL'in vaazini bu yolu kullanarak degistirmis
olamazlar mi?
Hz. Isa'nin Yunanca'yi da, Ibranice'yi de iyi bildigini INCILIN ve KUR'ANIN konu ile ilgili Ayetlerinden biliyoruz. Hz. MUSA da kendi döneminin yazi dilleri olan Çivi yazisini ve Hiyeroglif'i iyi biliyordu. Orijinal TEVRAT'in normal olarak bu iki dilden biri ile yazilmis olmasindan daha dogal ne olabilir? Fakat nedense Israil ogullari konusunda çok titiz olan YEHOVA bu isi de üstlenmis ve Tur dagina çagirdigi Hz. MUSA'ya kendi parmagini kullanarak yazdigi tas tabletleri vermistir?

Dogu ve Bati Mistitizm'i hiç süphe yok ki kaynagini Mitolojiden almistir. Yine her iki yönde yetisen Rahipler sinifi ayni zamanda Dünya'nin Ilk felsefe adamlari yani ilk Filozoflari olmuslardir. Pek çok insan bu adamlarin müsbet Ilimler ve Teoloji ile ugrastiklarini bilmez. Bu anlamda kendi dönemlerinin en güçlü insanlaridirlar. Din ve Bilim onlarin tekellerindeydi. Okuma yazma bilenler yok denecek kadar azdi. Bu bakimdan bunlarin her söyledikleri söz kayitsiz sartsiz dogru kabul edilirdi.
Manastirlarda çok özel egitimlerden geçirilen Filozoflarin üç ayri çalisma alanlari olmustur.
Birinci gruba girenler Krallarin Saraylarinda, ikinci gruba girenler Manastirlarda, üçüncü gruba girenler de halkin arasinda yerlerini aldilar.
Genel anlamda ugrastiklari bilim dallari Matematik, Geometri, Astronomiydi. Simya ve Astroloji ile de ayrica ilgilenmislerdir. Halkin arasinda dolasanlarindan çok azi talep üzerine halktan bazi kisilere okuma yazma biraz da Matematik ögretmistir.
Içlerinde yasadiklari Milletleri bir yandan agir vergiler koydurtarak Saraylar'a diger yandan Kiliseye yardim adi altinda Kiliselere ve Manastirlara soydurdular.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 12/ 35, 36: Ve Israil ogullari MUSA'nin sözüne göre yaptilar; ve Misirlilardan gümüs seyler ve altin seyler ve esvap istediler; ve RAB Misirlilarin gözünde kavma lutuf verdi, ve istediklerini verdiler. Ve Misirlilari soydular. Degerli okuyucum
gerçek bir peygamberin aldatarak soygun yaptirmasi ve bunu ALLAH emretti demesi nasil kabul edilebilir?

INCIL PAVLUS'un 2. KORINTOSLULARA MEKTUBU BAB 11/4, 5, 6, 7, 8:
Çünkü gelen adam vazetmedigimiz baska bir ISA'yi vazederse, yahut almadiginiz baska bir ruhu, yahut kabul etmediginiz baska bir INCIL'i alirsaniz iyi tahammül ediyorsunuz.Çünkü hiç bir seyde en faik resullerden eksigim yoktur sanirim. Fakat kelamda avamdan isem
de, ancak bilgide degilim; ve her suretle her sey de bunu size gösterdik. Yahut siz yükselesiniz diye, kendimi alçaltarak günah mi ettim? Çünkü Allah'in INCILI'ni meccanen müjdeledim. Sizin hizmetiniz için, ücret alarak baska Kiliseleri soydum.
Görüldügü gibi daha Pavlus dönemlerinde INCIL üzerinde ciddi ihtilaflar var ve halktan toplanan paralarin hangi amaçlar ugrunda harcandiklari da ortada. Bütün bu yazdiklarim bana ait vehimler degil ve uydurmam için de bir sebep yok. Iste TEVRAT iste INCIL iste
KUR'AN-I KERIM.
TEVHID'in ve TAKVA'nin parçalanma sebebi Kitap ehilinin Dünya nimetlerine karsi olan Seytan'i hirslarindan baska bir sey degildir.
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 4/ 36: Resuller tarafindan Barnabas ( ki, tercüme olunursa, Teselli oglu demektir ) lakabi ile anilan asli Kibrisli Yusuf'un , Levili bir adamin, tarlasi vardi; ve onu satti, ve parayi getirip Resullerin ayaklari önüne koydu.

Barnabas'in da yazdigi bir INCIL vardir fakat her nedense pek bilinmez. Yunan dilinin bu günkü adi ile Orta Dogu diye isimlendirilen cografya üzerinde egemen oldugu dönemler de bu
dönemlerdir. Sayet INCIL'in Hz. ISA döneminde yazilmis nüshalari varsa bunlarin hiç olmazsa bir kisminin o dönemin Yunan alfabesi ile yazilmis olmasi gerekir.
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 9/26, 27, 28, 29: Saul Yerusalime vardigi zaman , sakirtlere katilmaga çalisiyordu; ve hepsi onun sakirt olduguna inanmayarak kendisinden korkuyorlardi. Fakat Barnabas onu alip Resullere getirdi, ve yolda nasil Rabbi görüp Rabbin ona söyledigini, ve Samda ISA'nin ismi ile nasil cesaretle vazeyledigini onlara bildirdi. Saul Yerusalimde Rabbin ismi ile cesaretle vazederek onlarla girip çikmakta idi; ve Yunanca konusan
Yahudilerle de söylesip çekisiyordu;
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 14/ 8, 9, 10, 11, 12: Listrada ayaklari tutuk bir adam oturuyordu, anadan dogma topal olup hiç yürümemisti. Bu adam Pavlusu söylerken isitti ; o da kendisine göz dikip sifa bulacagina imani oldugunu görerek yüksek sesle. Ayaklarin
üzerine dikil, dedi; o da siçrayip yürüdü. Ve Pavlusun ne yaptigini halk görünce , seslerini yükseltip Likaonya dili ile dediler:
Ilahlar insan suretinde yanimiza indiler! Barnabasa ZEFS ve söz sahibi oldugu için Pavlusa ERMIS dediler. Bu konularda daha bir çok örnekler verilebilir. O zamanlar henüz Kiliseler yoktu dolayisi ile yeni dini vazetmeye çalisanlar Havralarda Hahamlar ile birlikte
bulunmak durumunda olduklarindan INCIL'in KABBALA telkini altinda vazedilmesi fazla yadirganacak bir durum olmasa gerek.
Ben yeniden MEZMURLAR kismina dönmekte fayda görüyorum. Ama önce ALLAH'a Hamd'in,Dua'nin ve Sükrün nasil yapilmasi lazim geldigi konusunda KUR'AN-I KERIM'den iki örnek vermek istiyorum.
KUR'AN-I KERIM A'RAF SURESI 205. AYET: Sabah ve aksamlari içinden yalvararak, gizlice ve kendin isitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma.
KUR'AN-I KERIM A'RAF SURESI 55. Ayet: Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin! Gerçek su ki, ALLAH siniri asanlari sevmez.
Yüce Yaratici ALLAH KUR'AN-I KERIM'de kullarinin Kendisine gösteristen uzak, saygili ve samimi bir tavir içerisinde yönelmelerini, çünkü ALLAH ile kullari arasinda kurulacak olan
iliskide ALLAH'tan baska sahite ve vasita'ya ihtiyaç olmadigini söylüyor. Halbuki MEZMUR 150/ 1, 2, 3, 4, 5, 6'da Müzik aletleri, müzik ve raks esliginde hamdedin diyor.
Simdi Kutsal Kitaplara inananlarin hangi tavrin dogru hangisinin yanlis oldugu konusunda karar vermeleri lazim. Ayni tavir Ibadetler için de geçerlidir.Benim inancima göre ALLAH'a yönelirken ne herhangi bir vasita kullanmaya ve ne de ALLAH'in disinda sahitler
edinmeye ihtiyaç yoktur.
Ne yazik ki bazi Din bilginleri rehber yani vasita olmadan gerçek manada ALLAH'a yönelebilmenin mümkün olmadigini savunurlar hatta örnek olarak da Peygamberleri isaret ederler. Onlar ALLAH'tan aldiklari emirleri kullara iletmek için vasitalik yaparlar. Eger
ALLAH ile kullari arasinda vasita olmasaydi Peygamberler olurmuydu?
diye de isnat noktasi gösterirler. Peki simdi ben de soruyorum:Dogrudur Peygamberler ALLAH'tan aldiklari emirleri O'nun kullarina teblig etmislerdir fakat kullardan alip da ALLAH'a
ilettikleri herhangi bir mesaj varmidir?Olmadigini hepimiz biliyoruz. Hasa ALLAH'in hiç bir konuda vasita kullanarak bilgi edinmeye ihtiyaci yoktur. Hem gayb aleminin ve hemde sehadet aleminin bütün bilgilerinin tek kaynagi, tek hakimi odur.
Vahyin yegane muhatabinin insan olmadiginin bilgisi de ancak Vahiy yolu ile bildirilmistir. HAC SURESINDE ve NAHL SURESINDE geçen iki Ayet bize bu mesele hakkinda da bilgi verir.
KUR'AN-I KERIM HAC SURESI 75. AYET: ALLAH hem meleklerden peygamberler süzer, hem de insanlardan. Süphesiz ALLAH herseyi isiten, her seyi görendir.
KUR'AN-I KERIM NAHL SURESI 68.AYET: Rabbin bal arisina da söyle vahyetti: " Daglardan, agaçlardan ve insanlarin kuracaklari kovanlardan göz göz evler edin!
Vahyin algilanma biçimleri farkli oldugundan yorumlanma biçimlerinin de farklilik göstermesi dogal bir sonuçtur. Ancak Vahyin tamamina yayilmis olan Mesaj orijinal yapisi içinde kendi
kendisini tefsir kudretine sahip kilindigindan manalandirmada zorlanmaz ve çeliskiye de düsmez.
KUR'AN-I KERIM NISA SURESI 82. AYET: Hala Kur'an-i gerektigi gibi düsünmezler mi? Eger o, ALLAH'tan baskasi tarafindan olsaydi, elbette içinde bir çok ahenksizlikler bulacaklardi.

Yine KUR'AN-I KERIM MÜDDESSIR SURESI 30, 31. AYETLER ile AL-I IMRAN SURESI 7. AYETI dikkatlice okursaniz Dinde yozlasmaya sebep olan farkli yorumlari yapanlarin hangi amaçlar ile hareket ettiklerini daha net görürsünüz.
Degerli okuyucum her Peygamber dogal olarak içinden çiktigi kavmin dilini konusur. Teblig ettikleri Vahyin de kendi dönemlerindeki yazi dili ne ise o dilde kayitlanmis olmasi gerekir.
Birden çok dilin konusulmasi konusulan her dilin bir alfabesi oldugunu göstermez dolayisi ile konusma dilinin yazi diline çevrilmesi esnasinda bilerek ya da yetersiz bilgiden dolayi yapilan
hatalar bazi kalbi egriler için bulunmaz bir firsat olmustur. Iste bütün dolap da bu asamada çevrildi. Türlü Seytanliklarla halklari kendilerine ram edenler onlarin bu konudaki cehaletinden istifade ederek en saf duygularini bu yolla istismar ettiler.
Alim zannettiklerinin bir çogunun Seytandan daha zalim olduklarini asirlarca farkedemediler. Bakin bas düsmanimiz Seytan'in bile KUR'AN-I KERIM de Yüce yaratici ALLAH'a karsi olan duygu ve düsünceleri nasil anlatilmis: