Gönderen Konu: Türklere Uygulanan Soykırımlar...  (Okunma sayısı 1696 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı simsekr

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 79
  • Puan: +6/-0
Türklere Uygulanan Soykırımlar...
« : Ocak 05, 2008, 01:03:30 ÖÖ »
Yunan Ayaklanması Günlerinde Mora"daki Türkler Nasıl Yok Edildiler?

Paralarını gizledikleri sanılan Müslümanlara işkence yapılıyor ve St. Clair"la Howarth, İngiliz Sömürgeler Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı raporlarına göre, "kollarıyla ayakları kesilerek ateşte yavaşça yakılıyorlardı"


Mora"da Rus-Grek Düzenleri
"Peloponez (Peloponisos)" adıyla da anılan Mora Yarımadası, ilkin Sultan Beyazıt I tarafından 1397"de Bizanslılardan alınarak kısmen Osmanlı İmparatorluğu"na bağlanıyor; Yunanistan"ın her yanında, Katolik Lâtinlerin zulmü altında inleyen Ortodoks Hıristiyan Grekler, 1460"da Mora"yı tümüyle fetheden Sultan II. Mehmet"i bir kurtarıcı olarak karşılıyorlardı[1]. 1698"de imzalanan Karlofça Antlaşması"yla, Osmanlılar, Mora"yı Venediklilere vermek zorunda kalıyor; ama 1718"de aktedilen Pasarofça Antlaşması"ndan sonra, Mora, yeniden Osmanlı egemenliğine geçiyordu[2]. Yunanistan tarihi uzmanı olan ve şimdi hayatta olmayan Profesör Dr. Douglas Dakin, Unification of Greece, 1770-1923 (Yunanistan"ın Birleşmesi) adlı kitabında şöyle der:

"Mora"nın (Grek) sakinleri, yeniden kurulan Türk yönetimini Venediklilerin yönetimine tercih ediyorlardı, çünkü vergiler daha hafifti; yönetim daha az yetenekli olmakla birlikte daha ılımlıydı ve kâfir (yani Osmanlı), Roma Katoliğine oranla daha çok tolerans sahibi idi[3]."

Osmanlılar Mora"da bir paşalık (vilâyet) kuruyor; 400.000 kadar Grek"in yaşadığı bu ilde, zamanla 50.000 kadar Türk ve öteki Müslüman da yaşam sürmeye başlıyordu. Grekler ve özellikle kentlerde yaşayanlar, tüm rahatlıklarına karşın Çar Deli Petro zamanında Ruslarla düzen çevirmeye başlıyor; Rus ajanlar Mora"yı dolaşarak halkı isyana kışkırtıyor ve Bizans İmparatorluğu"nun diriltilmesi için yapılan bu düzenler, İmparatoriçe II. Katerina döneminde de sürüp gidiyordu[4].


Fransız-Grek Düzenleri


John (İoannis) Kapodistrias


1789 yılında patlak veren Fransız İhtilâli, Ortodoks Hıristiyan Rum toplum önderlerinden bazılarını oldukça etkiliyor; Rus Çarı ve ögeleriyle çevirmekte oldukları düzenlerde başarı sağlayamayan bu önderler, Napolyon Bonapart"ın sahnede belirmesi üzerine, ümitlerini Fransa"ya aktarıyorlardı. O sırada Balkanlar"da dolaşmakta olan Fransız ajanlar, Grekleri durmadan kışkırtıyor; Fransız koruyuculuğu altında özerklik veya bağımsızlık sözleriyle onları çeliyorlardı[5]. Napolyon"un saygınlığı Grekler arasında o kadar yayılıyordu ki, güney Mora"daki Mani bölgesinin Rum kadınları, onun resmini, evlerindeki putların koleksiyonuna ekliyorlardı[6].

Ancak, İngiliz orduları Başkomutanı Wellington Dük"ü, 1815 yılı Haziranında Napolyon"u Waterloo"da yenilgiye uğratınca, Grekler, ümitlerini yine Çarlık Rusyası"na bağlıyor; Çar I. Aleksander"in Rum asıllı dışişleri bakanı John (İoannis) Kapodistrias"tan yardım görmeyi ümit ediyor[7]; dış ülkelerde gizli tedhiş ve ihtilâl örgütleri kurmaya, gazete ve dergiler yayınlamaya başlıyorlardı.


Grek İhtilâl ve Tedhiş Örgütleri


Filiki Eteria


Bu örgütlerden Athena adlısı, Yunanistan"a, Fransa"nın yardımıyla, Phoenix adlısı da Rusya"nın yardımıyla bağımsızlık sağlamaya ümit ediyordu; ama, bu iki örgütten daha azılı ve hırslı bir örgüt olarak, 1814"te, Odesa"da, Filiki Eteria kuruluyor; aralarında Balkan Hıristiyanları da olmak üzere, tüm "Helenleri" kapsayacak bir ayaklanma kışkırtmak için eyleme geçiyor[8]; bu tedhiş örgütünün pençesi, 1818 yılı Ekim ayında Kıbrıs"a kadar uzanıyordu. O tarihte, Eteria"nın Mısır ve Kıbrıs gizli ajanı, Metsovolu Dimitrios İpatros, Kıbrıs"a giderek, başpiskopos Kiprianos"u örgüte üye kaydediyor ve ondan maddi ve manevi yardım sözü alıyordu[9].

Yunan ayaklanmasının başlıca kışkırtıcıları, Yunanistan"ın dışında yaşayan ve Avrupa"daki akımlara benzer ulusçu bir akım yaratmak hevesine kapılmış olan "dış Helenler" (apodimi Ellines)"di. Ayaklanmayı ilk başlatan ve finanse edenler de onlardı. Ancak, Filiki Eteria,bu akımın öncülüğünü üstleniyor; her yana bir ahtapot gibi yayılıyor; Osmanlı İmparatorluğu"nda geniş kapsamlı bir ayaklanma plânlıyordu[10]. O sıralarda adalar ve Mora"daki Rus konsoloslar, Grekler arasında düzen çevirerek onları ayaklanmaya kışkırtıyor; Greklere yurtseverlik duygusu aşılamaya çalışıyorlardı.

Ne var ki, ayaklanmanın öngünlerinde, Osmanlı İmparatorluğu"ndaki Rumlar gönenç ve dirlik içinde yaşam sürüyor; varlıklı ve eğitim görmüş olanlara devlet kapıları açılıyordu. İmparatorlukta Rumların çoğunlukta oldukları bölgelerde onların kendi belediyeleri, devletten müdahale olmadan çalışıyor; merkezi İstanbul"da bulunan Rum Ortodoks Patrikhanesi, İmparatorluğun yönetimine katılan imtiyazlı bir kuruluş haline geliyordu[11]. Öyleyse Yunan ayaklanması niçin patlak verdi?

Sabırlı ve kararlı bir padişah olan II. Mahmut, yıllardan beri zayıflamakta olan Osmanlı İmparatorluğu"nu yeniden dinçleştirmek için eyleme geçince, Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa ile arası açılıyor; onun 1820"de padişaha karşı ayaklanması, Yunan ayaklanmasına da neden oluyordu. Ali Paşa"nın başkaldırmasından yararlanan Grek âsiler, Türklerin gücünü bölmek için ivedilikle harekete geçiyorlardı[12].

Başta vali Hurşit Paşa olmak üzere, Mora"daki Osmanlı yetkililer, Grekler arasındaki akımın farkına varınca, Tripolitsa kentinde toplanarak, yerel Grekleri, silâhlarını yetkililere teslime ve bazı Grek önderleri durumu kendileriyle görüşmek üzere, kişisel olarak Tripolitsa"ya gitmeye çağırıyorlardı. Ancak, bu Grek önderler, verilen emre karşı çıkıyor ve ayaklanmayı körüklüyorlardı.

Yunanlılar, Mora"daki ayaklanmayı 6 Nisan 1821"de şu sloganla başlatıyorlardı: "Mora"da tek bir Türk bırakılmamalıdır". Âsiler, bu slogana tamamen uyacak ve tüm Türk ve öteki Müslümanları yok etmeye başlayacaklardır[13].


Yunan Ayaklanması Nasıl Başladı?

Ayaklanma şöyle başlamıştır: 1819"da Filiki Eteria"ya üye kaydedilmiş olan Patras metropoliti Yermanos, Tripolitsa"ya gitmek için almış olduğu emirden kaygılanarak yola çıkıyor; bir dağ kenti olan Kalavrita"ya yakın Ayia Lavra manastırında konaklıyor; orada, kendisi gibi, ne yapacaklarına karar veremeyen öteki piskoposlarla buluşuyor; sonunda, Türklerin kendilerini hapse atacakları veya öldürecekleri yolunda bizzat bir mektup sahteleyerek orada bulunanlara okuyor; halkın arasında baş gösteren coşkudan yararlanarak, 6 Nisan 1821"de isyan bayrağını çekiyor ve Grekleri silâhaltına çağırıyordu. Âsilerin ilk bayraklarının üzerinde, altı üste getirilmiş bir hilâlin veya kesilmiş bir Türk kafasının üzerinde bir haç"ı tespit ediyordu[14].

Metropolit, öteki piskoposlarla birlikte Patras"a dönerek, orak, sopa ve kamalar taşıyan ve sayıları gittikçe kabaran ayak takımı onlara eşlik ediyordu. Piskoposlar, geçilen her yerde, Grek güruhu, "dinsiz Müslümanları yok etmeye" kışkırtıyor; kleftes olarak anılan haydutlarlaarmatoli olarak anılan Grek uç bekçileri, dağlardan inerek Türk köylerini yağmalamaya başlıyorlardı. Çok geçmeden, ayaklanmanın elebaşları, âsiler üzerindeki etkilerini yitiriyor; tüm ülke, her yanı kasıp kavuran silâhlı âsilerin eline geçiyordu. İngiliz yazar William St. Clair"a göre, Grekler arasındaki bu "vahşice öç alma iştiyakı, çok geçmeden katletme zevkine dönüşüyordu". David Howarth adlı başka bir İngiliz yazar da, "Grekler, bu cinayetleri işlerken, herhangi bir neden aramıyorlardı. Kan dökme şehvetine kapıldıkları için öldürüyorlardı" der[15]. Bu sırada, Patras"taki Rus konsolosluğu, Filiki Eteria ile Mora"daki Eteria ajanları arasında yapılan yazışmaları kolaylaştırıyor; âsilerle Rus hükümeti arasında bağlantı kuruyordu[16].



Türkler Yok Ediliyor

1821 yılı Mart ayında, Mora"da 50.000"e yaklaşık Müslüman"ın yaşadığı tahmin edilir. Bunların arasında kadın ve çocuklar da vardı. Bir ay kadar sonra Grekler paskalyalarını kutlarken, Mora"da tek bir Müslüman kalmamıştı. Aralarından pek az sayıda kişi kaçarak, müstahkem kentlere sığınmışlarsa da, açlık çekmeye başlamışlardı. Her yanda öldürülen Türklerin gömülmemiş cesetleri çürüyordu. Yine İngiliz yazar St. Clair şöyle der: "Yunanistan"ın Türkleri pek az iz bıraktılar. 1821 yılı ilkbaharında ani olarak, tümüyle ve dünyanın haberi olmadan, yok edildiler".

St. Clair şöyle devam eder:

"20.000"i aşkın Türk erkek, kadın ve çocuk, birkaç hafta süren boğazlamalar sırasında Grek komşuları tarafından katledildiler. Onlar kasten ve vicdan azabı duyulmadan öldürüldüler... Çiftliklerde veya tecrit edilmiş toplumlar halinde yaşayan Türk aileler, kısa bir sürede öldürüldüler; yakılan evleri, cesetlerinin üzerine yıkıldı. Olaylar başlayınca evlerini bırakarak en yakındaki kente sığınmaya çalışanlar da, Grek güruh tarafından yollarda öldürüldüler. Küçük kentlerde, Türkler, evlerine kapanarak kendilerini korumaya çalıştılar, ama pek azı kurtulabildi. Bazı yerlerde açlığa dayanamayarak, hayatlarının bağışlanacağına dair onlara söz veren âsilere teslim oldular, ama yine de öldürüldüler. Ele geçirilen Türk erkekler derhal öldürülüyor, kadınlarla çocuklar köle olarak âsilere dağıtılıyor, ama daha sonra onlar da öldürülüyorlardı.


Petros Mavromihalis


Mora"nın her yanında, sopa, orak ve tüfeklerle silâhlı Grek âsiler, çevreyi dolaşarak öldürüyor, yağmalıyor ve ateşe veriyorlardı. Çoğu kez Ortodoks paapazlar, onlara önderlik ediyor ve bu sözde "kutsal" eylemlerinde onları kışkırtıyorlardı"[17].

Rum Ortodoks Kilisesi"nin tarihini yazan İngiliz yazar Steven Runciman, kilisenin Basil (Vasili) gibi büyük babalarının, 1821"de Mora"da isyan bayrağını çeken piskoposların bu hareketinden tiksinti duyacaklarını kaydeder[18]. Bu, Yunanlıların bağımsızlık veya kurtuluş savaşı değildi; Türklere ve öteki Müslümanlara karşı başlatılmış olan bir yok etme savaşıydı ve başlıca kışkırtıcılar, Rum Ortodoks Hıristiyanlardı.

Ayaklanma başlar başlamaz, Grek haydut Petros Mavromihalis, öteki adıyla Petrobey, çapulcularıyla birlikte dağlardan inerek, liman kenti olan Kalamata"ya giriyor ve Patras"taki güruhu gölgede bırakacak bir şekilde bütün Müslüman erkekleri öldürüyor; genç kadın ve çocukları köle olarak satıyordu. Bu "zaferi" kutlamak için kentteki ırmağın kenarında 24 papaz ayin düzenliyordu. Kalamata felâketini, Patras ve Livatya"daki bütün Müslümanların katli izliyordu[19].


Diri Olarak Ateşte Yakılan Türkler

Nisan ayında Hidra, Spetsa ve Psara adalarının Grek sakinleri âsilere katılıyor; Osmanlı bayrağını taşıyan gemilere saldırıyor; gemicileri yakalayarak öldürüyor veya denize atıyorlardı. Mekke"ye Hacca gitmekte olan birçok Müslümanları da yakalayarak öldürüyorlardı. St. Clair, Howarth ve Miller gibi İngiliz yazarların anlattıklarına göre, bir Türk gemisinin 57 tayfası yakalanarak, zafer çığlıkları arasında Hidra adasına götürülüyor ve orada, sahilde, diri olarak ateşte yakılıyorlardı[20].

Tesalya, Makedonya ve Halkidiki"de birçok Grekler ayaklanmaya katılıyor ve acımasızca Türklere saldırıyorlardı. Bazı bölgelerde âsi önderler, bütün Greklerin ayaklanmaya katılmalarını sağlamak amacıyla Türkleri kasten kırımdan geçiriyorlardı. Türk komşularını gaddarca öldüren alelâde Grek köylüler, bu ayaklanmayı dinsel yok etme olarak görüyor; onlara önderlik eden piskoposlarla papazlar da aynı görüş ve duyguları paylaşıyorlardı[21].



[1] F. Babinger: Mehmed der Eroberer und seine Zeit, Munich, 1853, s. 195; Selahattin Salışık: Türk-Yunan İlişkileri Tarihi ve Etniki Eterya, İstanbul, 1968, s. 17.

[2] Douglas Dakin: The Greek struggle for independence, 1821-1833 (Yunan bağımsızlık savaşımı), Londra, 1973, s. 5.

[3] Douglas Dakin: Unification of Greece, 1770-1923, (Yunanistan"ın Birleşmesi), Londra, 1972, s. 10.

[4] N. Jorga: Geschichte des Osmanischen Reiches, Gotha, 1908-13, c. IV, s. 30 ve 173; J.L. Burkhardt: Travels in Syria and the Holy Land (Suriye ve Kutsal Yerlerde geziler), Londra, 1822, s. 4; Steven Runciman: The Great Church in captivity, (Yüce Kilise esarette), Cambridge, 1968, s. 337; Lord Kinross: The Ottoman Centuries - the rise and fall of the Ottoman Empire, (Osmanlı yüzyılları - Osmanlı İmparatorluğu"nun yükselişi ve yıkımı), Londra, 1977, s. 365; İsmail Hakkı Uzunçarşılı: Osmanlı Tarihi, Ankara, 1972-83, s. 71 ve 391 vd.; William Miller: The Ottoman Empire and its successors, 1801-1927 (Osmanlı İmparatorluğu ve varisleri) 4 cilt, Londra, 1966, s. 7 ve 26; Stanford J. Shaw ve Ezel Kural fihaw: History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, (Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye"nin Tarihi), Cambridge, 1977, c. 1 s. 248-9; ayr. bkz. Lionel Kochan ve Richard Abraham: The making of Modern Russia (Modern Rusya"nın kuruluşu), Londra, 1990.

[5] Miller, s. 4-5; Runciman, s. 392-3; Dakin: Greek struggle..., s. 27; Benjamin Braude ve Bernard Lewis: Christians and Jews in the Ottoman Empire (Osmanlı İmparatorluğu"nda Hıristiyanlar ve Museviler), C. 1, New York, 1982, s. 18-9.

[6] Dakin: Greek struggle..., s. 27.

[7] Runciman, s. 396-8.

[8] Emmanuel Protopsaltis: İ Filiki Eteria, Atina, 1964, s. 19-20; ayr.bkz. S.R. Sonyel: Minorities and the destruction of the Ottoman Empire (Azınlıklar ve Osmanlı İmparatorluğu"nun parçalanması), Ankara, 1993, s. 1, 21 ve 68; N. Botsaris: Visions balkaniques das la préparation de la révolution grecque, 1789-1821, Paris, 1962, s. 83-100.

[9] John T.A. Koumoulides: Cyprus and the war of Greek indepennce, 1821-1829 (Kıbrıs ve Yunan bağımsızlık savaşı), Atina, 1971, s. 69-70.

[10] Sonyel, s. 173.

[11] William St. Clair: That Greece might still be free - the Philhellenes in the war of independence (Yunanistan"ın özgürlüğü için - .bağımsızlık savaşında Helen Yandaşları), Londra, 1972, s. 7; David Howarth: The Greek adventure - Lord Byron and other eccentrics in the war of independence (Yunan macerası - bağımsızlık savaşında Lord Byron ve öteki eksentrikler), Londra, 1976, s. 19; Dakin: Greek struggle..., s. 18-9.

[12] St. Clair, s. 9-10; Dakin: Unification..., s. 43; Salışık, s. 154.

[13] Kinross, a.g.e., s. 444; Miller, a.g.e., s. 72.

[14] St. Clair, s. 9 ve 27; ayr. bkz., Dakin, a.g.e, s. 59; Miller, s. 71.

[15] St. Clair, s. 12; Howarth, s. 28.

[16] Charles A. Frazee: The Orthodox Church and independent Greece, 1821-51 (Ortodoks Kilisesi ve bağımsız Yunanistan), Cambridge, 1869, s. 13.

[17] St. Clair, s. 1; Miller, s. 72.

[18] Runciman, s. 411.

[19] Sonyel, s. 175-6.

[19] Sonyel, s. 175-6.

[20] St. Clair, s. 1-2; Howarth, s. 30-31; ayr. bkz. Miller, a.g.e., s. 72
Öğrenmeden, çalışmadan, Yorulmadan yaşamayı ihtiyat haline getiren toplumlar; önce özgürlüklerini sonra haysiyetlerini ve en sonunda da İSTİKLALERİNİ kaybederler... M.K.Atatürk...

Çevrimdışı simsekr

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 79
  • Puan: +6/-0
Yanıt: Türklere Uygulanan Soykırımlar...
« Yanıtla #1 : Ocak 05, 2008, 01:05:21 ÖÖ »
HOCALI KATLİAMI

Türklere Karsi Yapilan soykırımlar ve Hocali soykırımı.

Tarih Türklere karsi yapilan soykırımlarla doludur. Biz Türkler agit yakmayi bilmedigimiz (veya bunu yapmadigimiz icin) hicbir zaman bize karsi yapilan soykırımlari, zulumleri pek tarih yaddasimiza kazimamis, cabuk unutmusuz. Oysa Türklerin Bati"da Viyana"dan Doguda ise Kafkaslardan cekilmeye baslamalari onlarin hep soykırıma ugradiklari hadiselerle doludur. Viyana"da, Bosna"da, Mora"da, Tri Police"de Balkanlarin diger bolgelerinde; yakin tarihimizde Bosna"da soykırıma ugrayan hep biz Türkler ve Muslumanlar olmusuzdur. Diger taraftan Kafkaslara baktigimizda yine son iki yuzyilin tarih sayfasinin hep Türklere karsi yapilan soykırımlarla dolu oldugunu gostermektedir. Biz Igdir"da cocuklugumuzda hep dedelerimizden, ninelerimizden o trajik 97 harbini ve Igdir bolgesinde (gaca gac) olarak bilinen hadiseleri dinleyerek buyumusuzdur. O hadiselerde Ermeniler bizim atalarimizi camilere doldurup yakmistir, onlarin isbirlikcileri bu soykırımdan kurtulanlari soyup bircogunu da oldurmustur. Irevan hanliginda, Baku"de, Gence de ve daha nice Türk bolgesinde katledilen hep Türkler olmustur. Ancak bugun Bati kamuoyuna baktigimiz zaman bu suclamalara maruz kalan ne tezattir ki, hep Türklerdir.


Azerbaycan"in Ugradigi Tehcir ve soykırımlar

1988 yilindan baslayan Azerbaycan - Ermenistan savasinda Azerbaycan topraklarının yuzde 20"den fazlasi işgal edilmis ve 1 milyondan fazla insan gocmen durumunda yasanmak mecburiyetinde birakilmistir. 8 milyon nufusu olan Azerbaycan"da bir milyondan fazla insan diger bir ifade ile ulkede yasayan her 8 kisiden birisi gocmen durumundadir. Gocmen nufusun toplam nufusa bolumunde ortaya cikan rakam acisindan Azerbaycan dunyanin en cok gocmen barindiran ulkesidir. Azerbaycan topraklarının yuzde 20"si Ermenistan tarafindan işgal edilmistir ve nufusunun yuzde 13"u kendi tarihsel yurtlari icerisinde gocmen durumundadir.

Ermenilerin "Büyük Ermenistan"i" kurmak icin Azerbaycan Türklerini ilk planli tehcir ve soykırımi 1905-1907 yillari arasinda gerceklesmisir. Azerbaycan Türkleri daha sonra 1918-20 yillarinda ikinci defa guc tatbik edilerek kendi topraklarindan surulmustur. SSCB doneminde Ermenistan"da yasayan Azerbaycan Türkleri 1948-53 yillarinda "büyük göçe" tabi tutarak yaklasik 150 bin Azeri tarihi yurtlari olan Ermenistan"dan kovulmus ve Azerbaycan Türkleri ucuncu kez tehcire maruz birakilmistir. Son tehcir ve soykırım ise modern dunyanin gozleri onunde 1988 yilinda baslayan catismalarla gerceklesmistir.

1988 yilinda silahli catismaya donusen Dağlık Karabağ sorunu kisa sure sonra Dağlık Karabag"in sinirlari disina tasmis ve cephede kazanilan askeri basarilar Ermenilerin Azerbaycan"in iclerine kadar sokulmalarina olanak saglamistir. Netice itibariyle Azerbaycan topraklarının yuzde 20"si Ermenistan Silahli Kuvvetleri tarafindan işgal edilmistir. Bu işgal sirasinda 20 binden fazla Azerbaycan vatandasi oldurulmus (bu konuda bazi yazarlar her iki taraftan 1988-1994 yillari arasinda toplam 35 bin kisinin oldugunu ifade etmektedirler), 20 binden fazlasi yaralanmis, 50 bini sakat olmus ve 5.101 Azerbaycan Türku ise kayip olmus ve/veya esir edilmistir. Esir olan Azerbaycan Türklerinin 66"si cocuklardan ibarettir. Azerbaycan"da aile fertlerinden bir ve/veya birkaci savasta oldugu icin 7.737 aile "sehit ailesi" statusu almistir. Genelde Azerbaycan nufusunun 1/3"u Dağlık Karabağ savasindan dogrudan veya dolayli olarak zarar gormustur. Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili olarak ta sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlardan butun ulke vatandaslari etkilenmektedir.

Savasin Maliyeti:

Ermeni isgali Azerbaycan"in onemli miktarda ekonomik kaybina da sebep olmustur. 60 Milyar $ olarak hesaplanan bu ekonomik kayip ile Azerbaycan"in bu bolgesinde 7.000"e yakin sanayi, tarim ve diger muesseseler kapatilmistir. Bu muesseseler ile ulke ekonomisinde toplam tahil hasilatinin % 24"u, alkollu icki imalatinin % 41"i, patates uretiminin % 46"si, et uretiminin % 18"i ve sut uretiminin ise % 34"u karsilanmaktaydi. Yanisira; bu bolgede bulunan 616 okul, 242 cocuk yuvasi, 683 kutuphane, 464"den fazla tarihi eser ve muze, 695 hastane, poliklinik ve saglik ocagi, Azerbaycanlilarin meskunlastigi 724 sehir, koy ve kasaba işgal edilmistir. Azerbaycan"in bu bolgelerinin isgali ile beraber ulkenin ekolojik sistemine onemli miktarda zarar verilmis, bolgedeki ormanlar tahrip edilmistir.

Azerbaycan"da işgal Edilen Topraklar:

1988 yilinda silahli catismaya donen Azeri-Ermeni sorunu kisa bir surede Azerbaycan ve Ermenistan"in bir bolgesel savasina donusmus ve Ermenistan silahli kuvvetleri bu catismalar neticesinde 1988 yilindan ateskesin yapildigi 12 Mayis 1994 tarihine kadar Dağlık Karabag"in tamami da olmak uzere toplam 890 rayon, koy, kasaba ve yerlesim biriminden ibaret Azerbaycan topraklarının % 20"sini işgal etmistir. Dağlık Karbaga"da Azerbaycanlilar 2 sehir, 1 kasaba ve 53 koyde meskunlasmislardi.

Ermenistan silahli kuvvetleri;
1991"de Esgeran Hadrut"u
18 Subat 1992"de Hocavend"i,
25 Subat 1992"de Hocali"yi,
26 Subat 1992"de Susa"yi,
18 Mayis 1992"de Lacin"i,
4 Nisan 1993"de Kelbecer"i,
23 Temmuz 1993"te Agdam"i,
24 Agustos 1993"te Fuzuli"yi,
27 Ekim 1993"te Zengilan"i,
26 Agustos 1993"te Cebrayil"i,
31 Agustos 1993"te Gubadli"yi işgal etmislerdir.

işgal edilen bolgelerden 4.388 km2"lik toprak sahasina sahip Yukari Karabag"dan 192.300 kisi, Lacin"den (1.835 km2) 59.500 kisi, Susa"dan (970 km2) 29.500 kisi, Kelbecer"den (1.936 km2) 50.500 kisi, Agdam"dan (1.093 km2) 158.000 kisi, Fuzuli"den (1.386 km2) 100.000, Cebrayil"den (1.059 km2) 51.600 kisi, Gubatli"dan (802 km2) 30.300 kisi ve Zengilan"dan (707 km2) 33.900 kisi olmak uzere bu yerlesim birimlerinde yasayan toplam 676.100 kisi yillarca yasadiklari ata yurtlarindan kovularak Azerbaycan"in iclerinde cadirlarda yasamaya mahkum edilmislerdir.

işgal olunmus Dağlık Karabağ ve onun etrafindaki butun sehirlerdeki tarihi eserler yok edilmis, doga ve cevreye kalici zararlar verilmistir. Dağlık Karabağ savasi sirasinda cevreye ve sivil yasama onemli olcude zarar verilmistir. Ancak bu savasta Hocali koyunde yasananlar savas ortamina dahi sigmayacak niteliktedir ve tam anlamiyla bir soykırımdir.

soykırımin Yapildigi Yer: Hocali

Yukari Karabağ bolgesinin en stratejik tepelerinden birisinde olan Hocali koyu stratejik olarak Ermenistan Silahli Kuvvetleri icin askeri bir hedef niteliginde idi. Hocali stratejik olarak Karabağ dag silsilesinde Agdam-Susa, Eskeran-Hankendi yollarının uzerinde yerlesmektedir. Hocali"nin cografi-stratejik konumu Ermeni silahli birliklerinin buraya saldirmasina musaitti. Hocali Hankendi"nden 10 km uzaklikta guneydogusundadir. Karabag"daki tek havaalani Hocali"dadir.

Hocali 1991 yilinin Ekim ayindan itibaren ablukadaydi. Ekimin 30"unda kara yoluyla ulasim kapanmis ve tek ulasim vasitasi helikopter kalmisti. Hocali"ya son helikopter 1992 yili Ocak ayinin 28"inde gitmisti. Susa sehrinin semalarinda sivil helikopterin vurulmasi ve bunun sonucunda 40 kisinin olumunden sonra bu ulasim da kesilmisti. Ocak ayinin 2"sinden itibaren sehre elektrik verilmemisti. Subatin ikinci yarisindan itibaren Hocali, Ermeni silahli birliklerinin ablukasina alinmis ve her gun toplardan, agir makineli silahlarla bombalanmistir.

936 km2"lik alana sahip ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kisinin yasadigi Hocali kasabasi 26 Subat 1992 tarihinde yuzyilin en acimasiz soykırımina maruz kalmis ve kasaba tamamiyla yok edilmistir. Hocali bu katliamin yasandigi sirada Azerbaycan Silahli Kuvvetlerinin korumasi altinda degildi ve tamamen savunmasiz bir durumdaydi. Hocali da daginik halde elinde hafif silahlar bulunan 150 kisi bulunmaktaydi. Azerbaycan silahli kuvvetleri Hocali halkina yardim edemedi, hatta uzun sure cesetlerin alinmasi bile mumkun olmamistir.

Ermenistan Silahli Kuvvetleri koyu uc yonden kusatmis, helikopter ve agir silahlarin yardimi ile once koyu bombalamis ve ardindan da koye girerek katliam yapmistir. Ermeniler bu koyu işgal ederek butun bolge halkina bir mesaj vermek istemekteydiler. Nitekim Azerbaycan Türkleri icin agir bir mesaj vermis oldular. Hocali işgal edilerek ve neredeyse tamamen yok edilerek bolgedeki cozulme hizlandirilmis oldu. Ermeniler bu hamleyle ayni zamanda onemli bir stratejik mekani da işgal edilerek askeri acidan onemli bir basari elde edilmistir. Ancak insanlik adina tarihin en acimasiz soykırımi gerceklestirilmistir. Diger taraftan Ermeniler icin bu soykırım kendilerinin iddia ettigi 1915 yilinda yasananlarin bir ocu niteligi de tasimaktaydi.

Hocali"da Neler Yasandi:

Ermenistan Silahli Kuvvetleri 1992 yilinin 25 Subati 26 Subata baglayan gecede bolgedeki 366. Alayin da destegi ile once giris ve cikisini kapadigi Hocali koyunde sivil, kadin, cocuk, yasli ayirimi yapmadan resmi rakamlara gore 613 kisiyi katletmislerdir. Katledilenlerin 83"u cocuk, 106"si kadin ve 7"ten fazlasi ise yasliydi. Normalde en siddetli savaslarda dahi savas disinda tutulan, dokunulmayan bu kesime Ermeniler yasli, kadin ve cocuk demeden cok acimasiz iskenceler yaparak katletmistir. Bu katliamdan toplam 487 kisi agir yarali olarak kurtulmustur. 1275 kisi ise rehin alinmis ve 150 kisi ise kaybolmustur. Cesetler uzerinde yapilan incelemelerde cesetlerin bircogunun yakildigi, gozlerinin oyuldugu, kulaklari, burunlari ve kafalari ile vucutlarının cesitli uzuvlarının kesildigi gorulmustur. Ayni vahsetten hamile kadinlar ve cocuklar bile nasibini almistir.

Bati Basininda Hocali soykırımi:

- Krua l"Eveneman Dergisi (Paris), 25 Subat 1992 tarihi: Ermeniler Hocali"ya saldirmistir. Butun dunya vahsice oldurulmus cesetlere sahit oldu. Azeriler binlerin oldugunden bahsediyor.
- Sanday Times gazetesi ( Londra) 1 Mart 1992 tarihi: Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmistir.
- Financial Times gazetesi (Londra) 9 Mart 1992 tarihi: Ermeniler Agdam"a dogru giden orduyu kursun yagmuruna tutmustur. Azeriler 1200 kadar ceset saymis. Lubnan"li kameraman, ulkesinin zengin Ermeni Tasnak lobisinin Karabag"a silah ve asker gonderdigini onaylamistir.
- Times gazetesi (Londra) 4 Mart 1992 tarihi: Bircok insan cirkin hale getirilmis, masum kizin sadece kafasi kalmis.
- Izvestiya ( Moskova) 4 Mart 1992 tarihi: Kamera kulaklari kesilmis cocuklari gosterdi. Bir kadinin yuzunun yarisi kesilmisti. Erkeklerin arasinda kafa derisi soyulmustu.
- Le Mond gazetesi (Paris) 14 Mart 1992 tarihi: Agdam"da bulunan basin mensuplari, Hocali"da oldurulmus kadin ve cocuklar arasinda kafa derisi soyulmus, tirnaklari cikarilmis uc kisi gormusler. Bu, Azerilerin propagandasi degil bir gercektir.
- Izvestiya gazetesi (Moskova) 13 Mart 1992 tarihi: Binbasi Leonid Kravets: "Ben kendim tepede yuze yakin ceset gordum. Bir erkek cocugunun kafasi yoktu. Her tarafta iskenceyle oldurulmus bayan, cocuk ve yaslilar vardi."
- Valer Actuel dergisi (Paris) 14 Mart 1992 tarihi: Bu "ozerk bolgede" Ermeni silahli birlikleri yakin doguda uretilmis yeni teknolojiye, ayrica helikoptere sahiptiler. ASALA"nin Suriye ve Lubnan"da askeri kamp ve silah depolari vardir. Ermeniler yuzden fazla Musluman koylerine saldiri duzenlemis ve Karabag"daki Azerbaycanlilari oldurmusler.
- R. Patrik, Ingiliz Muhabir (olay yerinde bulunmus): "Hocali"daki vahsiliklere dunya kamuoyunda hicbir sekilde hak kazandirilamaz !!!"
- Golos Ukraini: V Stacko: Savasin yuzu olmuyor. Yalniz cokca maske, kanli gozyaslari, olum, bedbahtlik, yikimlar. Hocali"da bebekleri ne icin katlettiler?, ya anneleri? Allah insani cezalandirmak isteyince onun aklini aliyor."
- Nie Gazetesi: (Bulgaristan) Violetta Parvanova: "Hocali insanligin faciasidir."
- 3 Mart 1992"de BBC1 Morning News saat 07.37 yayininda durumu soyle aksettirmis; "Canli yayin muhabirimiz 100 den fazla Azeri erkek, kadin ve bebek dahil olmak uzere cocuk cesetleri gordugunu ve bunlarin baslarina yakin mesafeden ates edilerek olduruldugunu rapor ediyor."
- 16 Mart 1992 tarihli Newsweek"te Pascal Privat ve Steve Le Vine tarafindan hazirlanan haberde katliam su sekilde yansitilmis: "Gectigimiz hafta Azerbaycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasina gecici olarak kurulmus morga suruklenerek getirilmis duzinelerce ceset ve yas tutan multeciler... Bunlar 25 ve 26 Subat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafindan istila edilen Yukari Karabağ bolgesindeki Hocali koyunun Azeri sakinleriydi. Cesetlerin cogu kacmaya calisirken yakin mesafeden vurulmustu, bazilarının yuzleri paramparca idi, bazilarının kafa derileri yuzulmustuâ€Â¦"
- Human Rights Watch Hocali katliamini Karabag"in isgalinden bu yana cereyan eden en kapsamli sivil kirimi olarak nitelendirilmistir.
- Amerikali gazeteci Thomas Goltz: "Fotografci arkadasim oyle etkilenmisti ki fotograf cekebilmesi icin kendisini objelerin uzerine dogru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanlari anlatmak, dunyaya duyurmak gerekliydi. Hayatta kalanlari bularak hemen orada neler dediklerini kaydettik. Bazi cesetleri tanimaya calistim ama yuzlerinden vurulanlar, taninmayacak halde olanlar vardi. Bazilarının kafa derileri yuzulmustu."
- Hocali katliamina tanik olan ve daha sonra Beyrut"a yerlesen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, "For the Sake of Cross" (Haç"ın Hatiri Icin) isimli kitabinda (Sayfa: 62-63) vahseti soyle anlatiyor: "...Gaflan denen ve olulerin yakilmasiyla gorevli Ermeni grup, Hocali"nin 1 kilometre batisinda bir yere 2 Mart gunu 100 Azeri olusunu getirip yigdi. Son kamyonda 10 yasinda bir kiz cocugu gordum. Basindan ve elinden yaraliydi. Yuzu morarmisti. Soguga, acliga ve yaralarina ragmen hálá yasiyordu. Cok az nefes alabiliyordu. Gozlerini olum korkusu sarmisti. O sirada Tigranyan isimli bir asker onu tuttugu gibi oteki cesetlerin ustune firlatti. Sonra tum cesetleri yaktilar. Bana sanki yanmakta olan olu bedenler arasindan bir ciglik isittim gibi geldi. Yapabilecegim bir sey yoktu. Ben Susa"ya dondum. Onlar Hac"in hatiri icin savasa devam ettiler."

Uluslararasi Tepkiler

Butun dunyanin gozleri nunde gerceklesen bu katliama BM, AB gibi uluslar arasi kuruluslar gereken ozeni gostermemislerdir. Birlesmis Milletler Guvenlik Konseyi genel olarak 1993 yili Nisan-Kasim aylarinda 822, 853, 874, 884 sayili kararlar karar kabul etmistir. Bu kararlarla Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafindan işgal edildigi belirtilmistir.Isgalin sona erdirilmesi icin bugune kadar bir caba gosterilememistir. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi"nin 25 Ocak 2005 tarihli ve 1416 sayili kararinda Ermenistan"in Azerbaycan topraklarini halen isgali altinda tutmasi icin de soz konusu oldugu belirtmistir. Gelismelere seyirci kalan BM ve Batili devletler, Ermenilerin yaptiklari katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki gostermemislerdir. Ermenilerin Mayis 1992"de Nahcivan"a saldirmalarindan sonra Türkiye 1921 Kars Anlasmasi cercevesinde bolgeyi korumak icin askeri mudahalede bulunabilecegini aciklamistir.

7 Mayis 2003"de, Ingiltere"de yasayan Azerileri temsil eden "Vatan" orgutunun gonderdigi mektuba, Disisleri Bakanligi Uluslararasi Isbirligi Komitesi"nden gelen cevabi mektupla, Ingiliz Hukumeti"nin Hocali katliamini cok tarafli olarak inceledigi ve Ermeni askerlerin yaptiklari katliami "insanliga karsi islenmis bir suc" olarak kabul ettigi belirtildi.

Ayrica, ABD Kongresi"nin Uluslararasi Iliskiler Komisyonu Uyesi Don Barton, Kongreyi "Hocali soykırımi"ni tanimaya cagirmis ve Temsilciler Kurulu"nun toplantisinda yaptigi konusmada, "Dunyadaki tum toplumlar bunu bilmeli ve hatirlamalidir. ABD Kongresi, Hocali soykırımini tanimakla uluslararasi toplumun uzun yillardan beri bu konuyla ilgili sessizligini bozacaktir."demistir.

1994 yilinda iki taraf arasinda ateskes ilan edilmistir.

Hocali Katliamini soykırım Olarak Kabul Ettirmek:

Azerbaycan"in Yukari Karabağ Bolgesindeki Hocali koyunde 26 Subat 1992 yilinda yasanan katliam uluslararasi camianin suc olarak kabul ettigi soykırım ve insanliga karsi suclar kapsamindaki tanimlamalarla birebir ortusmektedir.

Hocali soykırımina katilmis Ermenilerin ve onlarin yardimcilari yaptiklari insan haklarina aykiriliklar, uluslararasi hukuki antlasmalarin - Cenevre Sozlesmesi, Insan Haklari Beyannamesi, Vatandas ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararasi Sozlesme, Ateskes Zamaninda ve Askeri Catismalar Zamani Kadin ve Cocuklarin Korunmasi Beyannamesi"ne karsi olarak islenmis bir soykırımdir.

Ayrica Hocali soykırımi 9 Aralik 1948"de BM tarafindan kabul edilen ve 12 Ocak 1951 tarihinde yururluge giren Birlesmis Milletler"in "soykırım Sucunun Onlenmesine ve Cezalandirilmasina Iliskin Sozlesmesi" 2. Maddesinde yer alan "milli, etnik, irki veya dini bir grubu kismen veya tamamen imha etme" biciminde tanimlanan Jenosit/soykırım kavrami ile tamamen ortusmektedir. Ermenilerin Hocali"da yaptiklari katliam BM soykırım Anlasmasinda, soykırım gerceklesmis sayilacagi kosullarini sayan 2. maddesinde yer alan bes bendin ilk ikisi ile uyum gostermektedir. Ilgili maddede soykırımin gerceklesmesi icin bu bentlerde duzenlenen eylemlerden birinin yeterli oldugunu belirtilmektedir. Ermenilerin Hocali"da yaptiklari toplu katliam BM soykırım Anlasmasinda soykırımi duzenleyen 2. maddenin a) bendinde yer alan "bir grubun uyelerinin katledilmesi" ve b) bendinde yer alan "grup uyelerinin bedeni ve akli acidan ciddi bicimde zarar verilmesi" kosullari ile birebir uyusmaktadir.

Ayrica Hocali katliami, uluslararasi hukukta saygin bir yere sahip Nurenberg Mahkemesi Kurulus Senedinde ve Mahkeme Kararinda Taninan (kabul edilen) Uluslararasi Hukuk Ilkeleri" metnin 6. ilkesinin ii) bendinin de c. firkasinda tanimlanmis insanliga karsi islenen suclar (Crimes Against Humanity) kapsaminda da ele alinmalidir.

Hocali"da savas suclari acsindan, diger suc kategorileri ve uluslararasi temel belgeler acisindan da suc islenmistir

Hocali soykırımi Konusunda Neler Yapilmalidir:

Hocalida yasananlarin bir soykırım oldugu gerceginden hareketle su hususlarin yapilmasi gerektigi dusunulmektedir:

Azerbaycan Devleti Olarak Yapilmasi Gerekenler:

Azerbaycan"in Yukari Karabağ Bolgesindeki Hocali koyunde yasanan vahsetin bir soykırım oldugunun uluslararasi camiada kabulu icin yasal prosedur baslatilmali ve Azerbaycan devleti resmen Lahey Adalet Divanina basvurarak 9 Aralik 1948"de BM tarafindan kabul edilen Jenosit Sozlesmesi cercevesinde dava acmalidir. Basvuruda gerekli deliller cercevesinde Ermenistan"in bugunku Devlet Baskani Robert Kocaryan ve Savunma Bakani ve gelecek devlet baskanligi secimlerinin guclu adayi Serj Sarkisyan da dahil Hocali soykırımini gerceklestiren butun siyasi ve askeri komutanlarin ismi net bicimde belirtilmeli ve cezalandirilmasi istenmelidir. Hem Ermenistan (1993"de) ve hem de Azerbaycan (1996"da) BM soykırım Anlasmasini imzaladiklari icin bu anlasma kendilerini baglamaktadir. Ornegin, Bosna Hersek bu mahkemeye basvurarak Yugoslavya eski Devlet Baskani Slobadan Milosevic"in yargilanmasi icin dava acmistir. Ve uluslararasi mahkeme Milosevic davasinda 1995"de Srebrenitsa kentinde yedi bin Bosnak"in katledilmesini soykırım olarak kabul etmis ve sanigi bu suctan da yargilamistir.

Diger taraftan Azerbaycan"in elindeki petrol kozunu Hocali konusunda ve genelde Ermeni sorunu konusunda etkin bir sekilde kullanmasi gerekmektedir. Gectigimiz gunlerde Azerbaycan Devlet Baskani Ilham Aliyev"in Fransa ziyareti sirasinda Fransiz Cumhurbaskanindan odul almasi bu konudaki zafiyeti gostermektedir. Fransa"nin sozde soykırımi suc kabul etmesinden kisa bir sure sonra gerceklesen bu ziyaret ve alinan odul bu konuda Türkiye ve Azerbaycan arasinda bir koordinasyonsuzluk oldugunu gostermektedir. Ayrica da bu tur hadiseler karsisinda Aliyev"in biraz duyarli olmasi gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Olarak Yapilmasi Gerekenler:

Azerbaycan Parlamentosu 1994"te Hocali"da yasanan katliami soykırım olarak kabul etmistir. Yapilmasi gereken hadise her turlu bilgi ve belgesi olan bu vahseti TBMM"nin de soykırım olarak kabul etmesidir. Bununla beraber Azerbaycan ile koordine halinde bu konu uluslar arasi gundeme tasinmali, ermeni sorunu konusunda guclu bir arguman olarak gorulmelidir.

Ankara"nin Kecioren Belediyesi resmi olarak 9 Mart 2005"de Hocali"da yasanan trajik olaylari "soykırımi" olarak tanimis ve bir de soykırım aniti yapmistir. Diger yerel yonetimler, sivil toplum kuruluslari ve universiteler de benzer yola gitmelidir.

Türk ve Azerbaycan Sivil Toplum Orgutleri Birey ve Olarak Yapilmasi Gerekenler:

Türkiye, Azerbaycan ve dunyanin bircok bolgesindeki Türklerin bireysel ve toplu olarak Lahey Adalet Divani"nda dava acmalari saglanmalidir. Ozellikle yakinlarini kaybeden ve zarar goren Hocali"li kardeslerimizin bunu yapmalarina onayak olunmalidir.

Imkani iyi olan STK"lar ve isadamlarının bu konuda kaynak ayirarak Avrupa ulkelerinin birisinde bir Enstitu acilmasina yardim edilmeli ve bu enstitu vasitasiyla bu isler bilimsel bir zeminde incelenmeli ve bu calismalara yon verilmelidir.

Hocali soykırımi gerceginin ve butunlukte Karabağ veya sozde soykırım iddialarının onunde etkili bir set olusturmak icin ilgili konulari ele alan bilimsel calismalarin tesvik edilmelidir. Bu calismalarin yabanci dillere tercume edilerek yayimlanmasi icin caba gosterilmelidir.

26 Subat gunu arifesinde butun dunyada Hocali soykırımi ve Karabağ gercegini anlatan sergilerin duzenlenmesi icin caba gosterilmelidir.

Azerbaycan Milli Meclisi (Parlamento) her yil Subatin 26"sini "Hocali soykırımi Gunu" ilan etmistir. Her yil Subatin 26"sinda saat 17.00"de Azerbaycan halki Hocali soykırıminin kurbanlarının hatirasini anma toreni yapmaktadir. Bu torenleri koordineli bir sekilde butun dunyada yapilmasi onemlidir.

Hocali soykırımini biz kendimize anlatmanin yani sira (ozelikle biz ermeniyiz diyenlere) yurt disinda basilan kitaplar ve acilan sergilerle kuresel gundeme cikmasina yardimci olmaliyiz. Butun bunlarla beraber bu konulari surekli gundemde tutmali, bu konudaki bilgi, belge ve yazilari paylasmali ve dagitimina yardimci olmaliyiz.

Hocali Sahitlerinin Ifadelerinden soykırım:

Cemil Cumsudoglu Memmedov:  Nehcivanik koyune gidip Ermenilere torunuma acimalarini soyledim. Bana hakaret edip komutana verdiler. O da bizi hapsetmelerini emretti. Burada cok sayida kadin*kiz, cocuk vardi. Sonra bizi Askeran"a getirdiler. Karim, kizim, enistem oradaydi. Tirnaklarimizi cektiler. Zenciler havaya sicrayip, yuzume tekme atiyorlardi. Cok iskenceden sonra beni Ermeniler ile degistirdiler. Karim, kizim ve torunumdan hic haber alamadim.
Seriye Talibova: Gozumun onunde 4 Mesket Türk"unun, 3 komsumuzun basini Ermeni askerinin mezari basinda kestiler. Ermeniler, anne babalarının onunde cocuklarina iskence yapip oldurduler. Sonra cesetleri buldozerlerle dereye doktuler.
Cemal Allahverdioglu Orucov: 16 yasindaki oglumu kursunladilar. 23 yasindaki kizimi iki ikiz oglu ve 18 yasindaki hamile kizimi elimizden aldilar.
Hatice Abdullayeva: Bir sure yalin ayak ormanda kaldiktan sonra babam, annem ve 16 yasindaki kiz kardesim soguga dayanamadilar. Esir dustum, tasnak esirlerle degistirildim. Simdi iki ayagimdan da mahrumum.
Mirza Allahverdiyev: Ermenilerin saldirisindan sonra ormana kactik. Burada 3 gun ac-susuz kaldik. 28 Subat aksami bizi kusattilar. Bizi Askeran"da olum hucresine aldilar. Her gun birkac adami goturup olduruyorlardi. Altin dislerimi kelpetenle cikardilar. Babami, iki kardesimi, kardesimin oglunu oldurduler.
Nesibe Aliyeva: Ormandan cikar cikmaz Ermeniler ates actilar. 40 kisiydik. 26 kisiyi aralarinda oglumu ve esimi de oldurduler.
Hatice Orucova: 8 yasindaydim. Gozumun onunde babami, annemi, 6 yasindaki kiz kardesimi Ermeniler kursunlayip oldurduler. Kursun bana da geldi.
Muhammed Orucov: Ermeniler esirler arasinda 10-13-15 yaslarinda kizlari ayirarak goturduler.
Cemil Memmedov: Sehre giren tanklar ve zirhli tasiyicilar evleri yikiyor ve insanlari eziyordu.
Talibov Samed: Yapilan iskenceler karsisinda seslerini cikaranlari hemen olduruyorlardi. Esirlikte gordugum dehseti hic unutamayacagim.

Doktor Raporlarindan:

soykırım sonrasi cesetler uzerinden yapilan incelemelerden doktor raporlarina gecen bazi olum vakalari:

Orucov Telinan Enveroglu:                  Kafa derisi yuzulmus,
Abdulov Yelmar Enveroglu:                  Kafa derisi yuzulmus,
Aliekberov Tevekkul Iskenderoglu:      Nahcivanik yolunda kursun yarasi ile olmus, cesedi üstunde 10 bicak darbesi var.
Hasanova Fitat Ehedkizi:                     Tecavuz edilmis, Gozleri cikarilmis.
Hasanova Gulcohre Yakupkizi:            Gogus kafesinden ve karnindan kursun yarasi almistir. Sol eli bilekten kesilmistir.
Hasanov Sohlet Usuboglu:                  Gogus kafesinden kursun yarasi, ust tarafinin kesilmis oldugu gorulmustur.
Selimov Bahadir Mikayiloglu:                Nahcivanik yolunda yakilmis, cinsi uzvu kesilmis, gozleri cikarilmistir.
Abisov Ali Abduloglu:                           Ezici aletle vurulmus, kemiklerinin cogu kirilmis.
Aslanov Ikbal Kuluoglu:                       Cinsi uzuvlari kesilmis, yakilmis.
Sahip:                                                  Cesedi ustunden tank gecmis
Nuraliyeva Dilara Orucgizi:                   Gozleri ve gogusleri kesilerek goturulmus.
Abbasov Taleh Umidvaroglu:               Olduruldukten sonra kulagi kesilmis.
Abisova Meruze Muhammedkizi:          Gozleri cikarilmis, gogus uclari ve burnu kesilmistir.
Kerimov Sarman Sultanoglu:                Katledildikten sonra gozleri cikarilmis, sise ile iskence edilmistir.
Kerimova Firengul Muhammedkizi:       Bedeni tam dogranmis, gozleri cikarilmis, kulaklari ve gogusleri kesilmistir.
Kerimov Frunz Salmanoglu:                 Diri diri yakilmistir.
Selimov Araz Bahaduroglu:                  Yarali halde yakalanmis, kucuk cocugunun gozleri onunde dovulerek oldurulmustur.
Huseyinov Allahverdi Kuluoglu:            88 yakilarak oldurulmustur.
Imam Agyar Salmanoglu:                     Uc yasindaki bu cocuk Ermenilerce yakilarak oldurulmustur.
Bedelov Tunar:                                    Cesedi uzerinde vahsi uygulamalar yapan Ermeniler, kulaklarini kesmis ve gozlerini cikarmislardir.
Ferzeliyev Canan Binnetoglu:              Yakilmistir.
Mehmedova Tamara Selimkizi:             Gozleri cikarilip, gogusleri kesilerek oldurulmustur.
Nuriyev Hafiz Yusufoglu:                        Elleri telle baglanarak kafasi kesilmistir.
Bilinmeyen Kisi:                        basi ve ust dudagi kesilmistir.
Bilinmeyen Kisi:                        Kafa derisi yuzulmustur.

Butun bu gerceklikler karsisina hepimiz gonullu olarak calisip bu vahseti soykırım olarak tanitmaliyiz. Ancak bu sekilde soykırım kurbanlarina karsi borcumuzu odemis olacagiz. Diger taraftan Türkiye"de hepimiz Ermeniyiz diyen kesimlerin bu gercekleri ogrendikten sonra cocuklari katleden, esirlere turlu turlu iskenceler yapar olduren Ermenilerden olmaya devam edeceklermidir.
Öğrenmeden, çalışmadan, Yorulmadan yaşamayı ihtiyat haline getiren toplumlar; önce özgürlüklerini sonra haysiyetlerini ve en sonunda da İSTİKLALERİNİ kaybederler... M.K.Atatürk...

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ERMENİ:Tun şahetsar,ınger(Sen kazandın, yoldaş)
« Yanıtla #2 : Haziran 24, 2009, 08:18:54 ÖS »
Elleri bir ağaca arkadan baan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars"ta Ağrı"da Van"da Erzurum"da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.
 
Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)

-Akçik...
(Kız)

Bu cevap üzerine "oğlan" diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

-Tun şahetsar,ınger...
(Sen kazandın, yoldaş)

-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver)

Aynı dakikalarda Hocalı"nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

Bu iki olay Hocalı"da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

Türkiye"de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

26 Şubat"ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi"nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366"ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı"ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı"da dehşet verici olaylar yaşandı.

Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık?

Ermenistan"daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye"nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan"ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı"nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı"nda "Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün" denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

Dağlık Karabağ Bölgesi"nde bulunan Hocalı"ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri"ne ait 366.Alay"ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk"ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

Fakat katliam sonrası Hocalı"ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı"da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet"nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

"Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı"daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz" Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996"da Ermenistan Başbakanı oldu.

Karabağ"da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,"Hocalı Katlia! mı" baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı"¦"¦"¦"¦..

Yazıklar olsun "¦
ALINTIDIR.

 

Son İletiler/Konular

Ynt: TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: ahmetdursun
[Bugün, 03:13:27 ÖS]


TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: yoruk
[Bugün, 07:42:26 ÖÖ]


ÇİN ve RUSYA KATILACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Bugün, 05:08:39 ÖÖ]


Soygunun yeni şekli, 10 yılda bir kimlik parası 18 TL. Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 03:46:05 ÖS]


ANLAMAK SEVGİLİM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 02:29:54 ÖS]


Ynt: ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Talat Alp
[Dün, 01:10:11 ÖS]


Kur'an a Bakış Açımızda ki Yanlışlıklar. Gönderen: halukgta
[Dün, 10:29:20 ÖÖ]


KMÜ’DE BOYNUİNCELİ YÖRÜKLERİNİN DİLİ ARAŞTIRILDI Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 02:46:45 ÖÖ]


Kedi veya çiğ etten geçen parazit sizi yönetiyor mu? Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 01:42:42 ÖÖ]


Ynt: Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Delimemed
[Dün, 12:42:42 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: temellica
[Dün, 12:30:17 ÖÖ]


Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Talat Alp
[Dün, 12:13:13 ÖÖ]


Kur'an ın Emrettiği Namaz, Oruç ve Zekatın Özünü Amacını Doğru Anlamak. Gönderen: halukgta
[Ekim 20, 2014, 08:00:12 ÖS]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 19, 2014, 10:06:56 ÖÖ]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 18, 2014, 10:33:10 ÖS]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 18, 2014, 09:10:14 ÖÖ]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 18, 2014, 02:05:50 ÖÖ]


Erdemir Vakfı'na kesilen 129 milyon lira ceza % 5'e indirildi. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 17, 2014, 11:43:38 ÖS]


Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 17, 2014, 11:16:31 ÖS]


ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 17, 2014, 04:54:04 ÖS]


Müftü, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 16, 2014, 02:15:08 ÖÖ]


AKP'den CMK'yı değiştiren teklif. 'Faşizme çeyrek kala...' Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 10:37:03 ÖS]


AKP’NİN ‘ORTA VADELİ PLAN’ININ ŞİFRELERİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 15, 2014, 10:09:51 ÖS]


Altan Tan, Bahçeli olmasa Türkiye'de iç savaş çıkar...! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 05:34:26 ÖS]


Türk askeri IŞİD'le hatıra fotoğrafı çektirdi iddiası. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 04:30:28 ÖS]


ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-(6) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 15, 2014, 03:46:08 ÖS]


Yüce Divan yargılamalarında bugüne kadar kaç kişi yargılanmıştır? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 03:43:48 ÖS]


IVIR-ZIVIR KONULAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 03:58:56 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 02:12:12 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: dyy2002
[Ekim 14, 2014, 12:36:46 ÖÖ]


VATAN YAHUT… ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (5) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 13, 2014, 05:03:55 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ekim 13, 2014, 09:50:19 ÖÖ]


BÜYÜMENİN SONU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 12, 2014, 03:10:23 ÖS]


Allah Klonlamadan sonra 3D yazıcısını da öğrenecek Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 02:44:29 ÖS]


“Co-bahni 1915!” Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 01:14:08 ÖÖ]


TANI DA BÜYÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 03:14:04 ÖS]


İdrar Sıçraması Kabir Azabına mı Neden Olur? Gönderen: halukgta
[Ekim 09, 2014, 02:00:37 ÖS]


KİMLİK ve EKONOMİK/ ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (4) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 02:18:31 ÖÖ]


BU KAÇINCI DEPREM, EY VAN! Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 08, 2014, 05:30:15 ÖS]


Bilim ve Teknik Dergilerinin bazı sayıları-İNDİR Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 07, 2014, 01:05:41 ÖÖ]


520 çocuk 'Benim namazım' şenliğinde buluştu Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 06, 2014, 02:24:10 ÖS]


SAVAȘ VE BARIȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 03, 2014, 03:53:20 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-1 Gönderen: Delimemed
[Ekim 03, 2014, 10:21:13 ÖÖ]


Kdz. Ereğli Hastanesi, İş birliği ile yol tedbiri. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 02, 2014, 11:04:13 ÖS]


DEVLETSİZ OLMAZ (Ulusalcılık Sözlüğü III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 02, 2014, 05:42:01 ÖS]


ANAYASAL YURTTAȘLIK (‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 01, 2014, 11:49:40 ÖS]


ORHANELİ KALESİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 01, 2014, 05:53:03 ÖS]


Sezen Aksu'dan örtünme itirazı Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 30, 2014, 02:31:44 ÖS]


‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 29, 2014, 03:54:32 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: daliosma
[Eylül 28, 2014, 10:27:47 ÖS]


TELLAL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 28, 2014, 01:42:18 ÖÖ]


Mehmet Ali Alabora İngiliz vatandaşı oldu. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 27, 2014, 11:15:17 ÖS]


Ynt: Bir Kimlik Peşinde Türkiye Gönderen: marksist-leninist
[Eylül 27, 2014, 09:54:37 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Denis Diderot
[Eylül 27, 2014, 01:36:38 ÖÖ]


KAPIDAKİ KRİZE HAZIR MIYIZ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 26, 2014, 03:29:07 ÖS]


ÇIKAR MI ÇIKMAZ MI? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 24, 2014, 01:48:13 ÖS]


SENİN DEVLETİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 23, 2014, 04:52:56 ÖS]


Namaz Konusunda Düşünmemiz Gereken Bir Ayrıntı. Gönderen: halukgta
[Eylül 23, 2014, 12:55:53 ÖS]


Ynt: ANANIN DİLİ ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 19, 2014, 11:24:39 ÖS]


TORBA YASANIN KAZIKLARI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 19, 2014, 12:01:30 ÖÖ]


AKP TAŞERONLARI KAKA DA, CHP, MHP VE BDP TAŞERONLARI CİCİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 18, 2014, 11:59:25 ÖS]


ANANIN DİLİ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 18, 2014, 03:47:03 ÖS]


Belediye, AKP’nin eline geçtiğinden beri yalanda sınır tanımıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 18, 2014, 12:19:40 ÖS]


Erdemir vakfı, AKP iş birliği, işçinin sırtından doyan doyana...! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 17, 2014, 10:42:13 ÖS]


Sağırlar Uyarıldıklarında, Çağrıyı İşitmezler ki. Gönderen: halukgta
[Eylül 14, 2014, 10:27:46 ÖÖ]


İstanbul yeni başkent olmak için depremini mi bekliyor? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 13, 2014, 02:59:36 ÖS]


Ynt: Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:35:00 ÖS]


Tuz Gölü uyarısı, Böyle giderse yok olacak Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:09:50 ÖS]


Ehl-i Sünnet omurga çökertiliyor, adım adım... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:28:38 ÖS]


Sürücü Ehliyetlerinde T.C nosu zorunlu değil Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:05:00 ÖS]


Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: Delimemed
[Eylül 12, 2014, 10:05:54 ÖÖ]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 10:15:36 ÖS]


Ynt: GARACAOGLAN-5 Gönderen: yoruk
[Eylül 11, 2014, 09:02:29 ÖS]


CUMHURİYET TARIMI, CHP VE SHP DÖNEMİNDE TASFİYE EDİLDİ. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 11, 2014, 08:37:12 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:50:44 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:48:49 ÖS]


MEB, Kandil’de kurulan suikast okuluna öğretmen ataması yapmış mıdır? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 02:58:30 ÖS]


Orhun'dan Anadolu'ya Türk Damgaları Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 10, 2014, 11:55:10 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 10, 2014, 09:19:06 ÖS]


CHP, BAYRAĞINDAKİ GİBİ DEVLETÇİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 10, 2014, 09:01:22 ÖS]


TOKATLI ZEKERİYA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 09, 2014, 02:34:00 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 08, 2014, 06:10:03 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-3 Gönderen: Delimemed
[Eylül 08, 2014, 11:52:44 ÖÖ]


Der Spiegel, Erdoğan Devleti... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 10:35:34 ÖS]


DAVUTOĞLU HÜKÜMETİ VE ÖZELLEŞTİRMELER. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:26:42 ÖS]


BARİKATA ÇAĞRI... Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:25:42 ÖS]


Ynt: Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: nusty
[Eylül 04, 2014, 03:56:05 ÖS]


MAKAM-MEVKİ PEŞİNDE KOŞANLARA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 01:30:16 ÖS]


GERÇEK ve HAKİKAT (II) (YENİ REALİZM) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 04, 2014, 02:03:24 ÖÖ]


Ynt: Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 01:04:49 ÖS]


ARAPÇADAN ALDIĞIMIZ KİMİ SÖZLERİN ÇOK İLGİNÇ ÖYKÜSÜ Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 11:38:07 ÖÖ]


İSKOÇCA ‘APTAL’ NASIL DENİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 02, 2014, 12:43:21 ÖÖ]


Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: halukgta
[Eylül 01, 2014, 01:13:10 ÖS]


‘STRATEJİK DERİNLİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 31, 2014, 10:07:17 ÖS]


Egon Friedell-Antik Yunan Kültür Tarihi Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 06:17:25 ÖS]


Kürtçe Öğretmenlerinin Atama Çığlığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 02:05:39 ÖÖ]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ağustos 30, 2014, 01:11:18 ÖS]


Bir Görmemişlik, sonradan görmüşlük hikâyesi… Cumhurbaşkanı Forsu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 10:05:52 ÖS]


Sabancı Vakfı Üniversiteye Giriş Bursu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 04:08:15 ÖS]


Ynt: İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 01:18:21 ÖS]


Sırrı Süreyya Önder'den Emine Erdoğan'a: Türküm, tedavi oluyorum! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 12:55:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 28, 2014, 04:17:12 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: marksçı
[Ağustos 28, 2014, 03:02:26 ÖS]


İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: halukgta
[Ağustos 27, 2014, 12:37:07 ÖS]


Din tüccarlığının adı İNANÇ TURİZMİ olunca...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 26, 2014, 04:06:37 ÖS]


Vakıflar Dergisi 11-20 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 11:46:47 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 10:57:46 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 10:25:40 ÖS]


VAKIFLAR DERGİSİ 1-10 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:47:09 ÖS]


Küresel raporların tek konusu, "TÜRKİYE'DE KEMALİZM KRİZİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:36:17 ÖS]


Ynt: Aradığınız bazı E-Kitaplar Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 04:03:41 ÖS]


Babil Kitaplığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:33:48 ÖS]


İslam Ansiklopedisi 44 cilt Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:00:14 ÖS]


Eğirdir'de Özelleştirme Kararı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 01:27:10 ÖÖ]


Türk mezarı ile Caber Kalesi bambaşka yerlerdir. Süleyman Şah Türbesi yanlışlar. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 12:42:42 ÖÖ]


Ynt: Kur'an da Nesih Edilen Ayet Var mıdır Gönderen: halukgta
[Ağustos 24, 2014, 11:33:53 ÖÖ]


Türkiye ensest ve pedofilide Avrupa birinci liginde! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:53:11 ÖS]


Onur Öymen, ‘BND ile görüşme’ neden yalanlanmıyor? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:38:38 ÖS]


Cumhurbaşkanlığı Savunma Reformu Raporu. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:28:14 ÖS]


RESTORASYON Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 22, 2014, 07:22:06 ÖS]