Gönderen Konu: KURAN'DA MATEMATİK HATASI  (Okunma sayısı 384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KURAN'DA MATEMATİK HATASI
« : Mart 10, 2009, 05:28:25 ÖS »
KURAN'DA MATEMATİK HATASI

Önce konumuzla ilgili Kuran ayetlerini görelim:

Nisa Suresi/11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Nisa Suresi/ 12. Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır (zevcelerinizindir). Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.

Bu ayetlere göre varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı.. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:

Üç kız evlada mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumu, matematiksel olarak hesaplarsak:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..)

Bu sonuç Kur'an'da verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü mirasın %112,5 u mirasçılara dağıtılamaz. Böyle %100'ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.

ÖRNEK:[/b
Adam ölüyor. Geride kalan varisler şunlar; eşi, 3 kız çocuğu, annesi ve babası..

Buna göre miras dağıtım oranları Nisa suresi 11. ve 12. ayetin de şöyle bildirilmiştir:

Kız çocuklarına mirasın 2/3 ü
Anneye mirasın 1/6 sı
Babaya mirasın 1/6 sı
Eşine mirasın 1/8 i
------------------------------------
Adamın kalan mirasını 120 milyar farzedelim:

120 x 2/3 = 80 çocuklara
120 x 1/6 = 20 anneye
120 x 1/6 = 20 babaya
------------------------------
toplam = 120 Görüldüğü gibi mirastan eşe hiç para kalmadı.

Eğer eş de almış olsa;
120 x 1/8 = 15 Eşe düşen pay
----------------------------
Toplam = 135 olacaktı.

Halbuki ortada 120 milyar var. Eşe 1 kuruş dahi kalmadı.

İşte bu Kur'an ayetlerinin hatalı olduğunu gösterir.

Halife Ömer'in Hataya Karşı Avl Yöntemi:

Bu hatayı düzeltmek için Ömer "avl", "avliye" olarak adlandırılan basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem allah’ın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir... Günümüzde İslam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır.

Avl yöntemiyle bir anlamda Kur’an ayetlerinin dışına çıkılmakta ve Kur’an’a göre şeriat uyguladıklarını söyleyenler, mecbur kalarak kendi uydurdukları hüküm ve yöntemi kullanmaktadırlar.

Avl yöntemi ile şu yol izlenir :

2/3 + 1/6 + 1/6 + 1/8 = 48/72 + 12/72 + 12/72 + 9/72 = 81/72 = 1,125

Burada payda 24’e değil de 72’ye yükseltilmiştir. Sonucun 1 çıkması içinse

Payda 81 yapılır;

48/81 + 12/81 + 12/81 + 9/81 = 81/81 = 1

Yani matematik olarak yanlış olan ama çaresiz ve zorunlu kalınarak hileli bir yöntemle

oranlar değiştirilmek suretiyle paylaşımın sağlanması yoluna gidilmiştir.

Böylece yeni oranlar:
üç kızın toplam payı= 48/81
annenin payı= 12/81
babanın payı= 12/81
zevcenin payı= 9/81
olacak şekilde değiştirilmiş olur.

Tabi elde edilen bu oranlar ayetlerde ifade edilenlerden farklıdır. Ayetlere baktığımızda bu oranları göremeyiz. Bu oranların sadeleştirilmiş şekillerine de bakalım:


üç kızın toplam payı = 48/81 = 0,593 Halbuki Kur'an 2/3 = 0,666 diyor
babanın payı = 12/81 = 0,148 Halbuki Kur'an 1/6 = 0,166 diyor
annenin payı = 12/81 = 0,148 Halbuki Kur'an 1/6 = 0,166 diyor
zevcenin payı = 9/81 = 0,111 Halbuki Kur'an 1/8 = 0,125 diyor

Görüldüğü gibi ayetlerde belirtilen oranların kullanımı mümkün olmadığı için bu oranlar değiştirilmiştir ve başka oranlar kullanılmaktadır.

Böyle basit bir dört işlem hatasının, her harfi, her kelimesi Allah sözü olduğu bildirilen Kur'an'da yer alması, Allah gibi kusursuz bir varlığın hatası olmasa gerek. O halde, bu hatanın sebebi ne olabilir dersiniz?

Bu, Kur'an'ı Muhammed'in uydurduğunun en önemli delili midir?

Bu hata şimdiye kadar izah edilememiş, mantıklı, bilimsel bir yanıt verilememiştir.

Diğer çelişkiler "müphemdi, müteşabihdi " diyerek, kelimeleri çarpıtarak, tahrif ederek, yanlış bilgiler verip demagoji yaparak bir şekilde geçiştirilebilir. Ancak Matematik laf değil, işlem ister. Matematik de mecazilik, müteşabihlik sökmez.

Nitekim Halife Ömer'de sökmediğini görmüş ve Avl denilen aldatma yöntemi uygulamıştır.

Bu ayetlerdeki hatayı anlayanlar ve çözüm bulamayanlar ama hala Kur'an'ı Muhammed'in uydurmadığını düşünenler aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalışmalıdırlar. Çünkü ana-babadan alınmış, hazıra konulmuş imanın tazelenmesi ve sorgulanması gerekir. Gördüğü yanlışlara rağmen imanında direnmek imansızlıktan daha kötüdür. Eğer Tanrıya inanıyorsanız ve bilen, gören, işiten, hesap soransa Tanrı, sahte imanları da, gerçek imanları da iyi bilmesi gerekir. Aldatılamaz, kandırılamaz. Kendisini alet ederek dünya menfaatleri elde edenlerden de, yanlışı göre göre, bile bile onların peşinden gidenlerden de hesap sormasını iyi bilir.

Sorular:

1- Muhammed vahyi mi yanlış anlamıştır?
2- Ortada vahiy diye birşey yok ilham mıdır hepsi?

İlhamlar da hata içerir mi diyorsunuz?

3- Yoksa Kur'an toparlanırken mi hata yapılmıştır?
4- Ya da Kur'an tahrifata mı uğramıştır?

Halife Osman ayetlerle oynamış olabilir mi?

5- Yoksa Allah da hata yapabilir mi diyorsunuz?
6- Allah değil de Muhammed mi matematikten anlamıyordu?
7- Yoksa bu konudan uzak duralım, ele almayalım,

Şeytani bir soru mu diyorsunuz? Şeytani bir soruya neden olan hatanın Kur'an'da ne işi var?

Bu konu hakkında detaylı tartışmanın yapıldığı forum sayfasına gitmek için aşağıdaki linke tıklayınız:

 http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1464&highlight=matematik

Kaynak:
http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=21&p2007_articleid=2
****************
KURAN'IN ORİJİNALLERİ YAKILDIĞI İÇİN YOK
http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=14&p2001_articleid=10

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eşdinsellik
« Yanıtla #1 : Mart 10, 2009, 05:44:47 ÖS »
Eşdinsellik:

İlahi Din kavramının, yaratıcı tarafından kendisinden önce gönderilen diğer dinleri hükümsüz kılmak ön koşulu ile insanlara tebliğ edildiğini bilmek için, din bilgini olmaya gerek olmadığı konusunda sanırım hem fikirizdir.
Vatikan 1965’te kabul ettiği “Dışa Açılma” stratejisini iki yönde uygulamaktadır. BunlardaVatikan 1965’te kabul ettiği “Dışa Açılma” stratejisini iki yönde uygulamaktadır. Bunlardan birincisi “Ekümenizm”dir. bu strateji çerçevesinde Vatikan Hıristiyanlığın diğer mezheplerini yönlendirmektedir. İkinci ise “Ekümenizm”e bağlı olarak ortaya çıkmış olan ve özellikle Müslümanları hedefleyen “Evangalization” adlı Hıristiyanlaştırma projesidir.

Vatikan bu projesini hayata geçirebilmek için 1940’lardan başlayarak kurulmuş olan bazı örgütlerin çalışmalarına 1965’ten sonra hız verdirdi. Bu örgütler şunlardır. Focolare; Catecumenante ve Communion ve Liberty. Bu Katolik örgütlerinden başta “Hoşgörü” (Tolerans); “Dinler Arası Diyalog” ve “İbrahimi Dinlerin Birliği” şeklinde formüle edilmiş olan planları uygulamaları istenmişti. Onlar da bu projeleri hızla hayata geçirdiler. Özellikle Türkiye’de belirli bir İslamcı çevre bu tuzağa düştü. Gaipten sesler duyduğunu ve rüyasında İslam’ın büyük Erenleri’yle konuştuğunu öne süren biri bu Hoşgörü ve İbrahimi Dincilikten öylesine etkilendi ki kendisini “Ahir Zaman Mehdisi” olarak ilan etmeyi bile düşünmeye başladı. Ne yazık ki eski Milletvekili Hasan Mezarcı ondan önce davrandı ve kendisini Mesih ilan etti. Sonuçta ABD’nin desteklediği Mehdi (!), Almanya destekli Türkiye’nin maaşlı Mesih’i karşısında tutunamadı. Türkiye’de Mesihlik ve Mehdilik  Televolelik oldu.Bu 2 yurttaşın tek ortak özelliklerinin eşdinsellik olması gerçekten ilginç bir durumdur

Peki bence nedir eşdinsellik ?? eşdinsellik dinlerin aralarında fark olmadığını var saymayı ve dini ılımlılaştırma adı altında farklı hareket biçimlerini diğer dinlerin kapsama alanındaki uygulamaları içine alması durumunun ,inanılan dinin özüymüş gibi davranılması durumudur bence , yanı kadın bedeninde erkek ya da erkek bedeninde kadın gibi davranan eşcinseller sizin için neyse , din içinde Müslümanken ılımlılaşan , hristiyanken ekümenleşen de eş dinseldir. Yani gerçeği inkar ve kabullenmeme durumudur.

Eşcinsellikte olduğu gibi bu durumda kimi zaman tedavi edilemeyen gensel bir bozukluk ,ruhsal bozukluk ,ahlaksal bozukluk ya da maddi şehvetlerin  peşinde koşarken bunu araç olarak kullanıp daha sonra aracın hayatın kendisi haline gelmesinden ibaret bir tür hastalıklı davranış ya da inanış biçimidir.

Her hangi bir dini inanış eğer ilah bir inanış ise , ve eğer ki bu dinin bir kurallar bütününü ifade eder kitabı var ise , hele ki o kitabın içinde dinin ancak bu kitabın açıklama emir ve yasakları ile uygulanabileceği ve insanların dinin üzerinde bir etkisi olamayacağı yönünde ibareler var iken tutup onu şekilci bir şekilde , ‘’ılımlı ,evangelist ,ekümenist ‘’ gibi formatlar altında pazarlamaya çalışan , bunlara ariç biçip pazardan alan insanlar EŞDİNSEL olarak adlandırılmayı peşinen kabul etmiş olurlar.

Ben insanların yaşayış ve inanışlarına saygı duyarım , ancak saygı duymak demek , eleştirmemek ya da yanlışı söylememek anlamına gelmez , eşcinselliği yaşamak isteyen birine saygı duymam , beni eşdinsel yapmayacağı gibi , eşdinsel inanışların yanlış olduğunu , kimilerinin ruhsal bozukluklar kimilerininde çıkar uğruna eşdinsel bir yaşam tarzı seçmelerinin yanlışlığını anlatmam benim suçum sayılır değimli ?
Memleketimizde maalesef pek çok eşdinsel bulunmaktadır , bunlar üzerlerinden bir gömlek çıkartıp bu eşdinsellik gömleğini giyerek insanlığı sömürme düzenin bir parçası olma ümidiyle yola çıkmışlar ve kısmende olsa bu gün başarmış görünmektedirler. Bu sayın olarak adlandıramayacağımız eşdinsel inanışlı yurttaşlarımızın gavur illerinde yaşayıp gavur illerini yurdumdaki yandaşlarına cennetin tasvirlerini anlatır gibi anlatan birde kocabaşları vardır ,kendisi ABD nin bir semtinde CIA tarafından himaye ya da gerçek şekliyle kullanımında olup buradaki eşdinsel yandaşlarının hareket tarzını planlamakta ve finanse edilmesine katkıda bulunmaktadır .

Bilin bakalım kimdir bu artık MÜSLÜMAN olarak adlandırmanın doğru olup olmadığını ancak Yaradan’ın söyleyebileeği bu eşdinsellere kimlerdir ? Nerelerde ikame etmek ve neler yapmaktadırlar

Saygılar
VATANSEVER
Kaynak:
http://ciddiyizbiz.biz/index.php?topic=1174.0


Çevrimdışı kurtdereli

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 30
  • Puan: +2/-0
Ynt: KURAN'DA MATEMATİK HATASI
« Yanıtla #2 : Mart 10, 2009, 11:59:00 ÖS »
KURAN'DA MATEMATİK HATASI

Halife Ömer'in Hataya Karşı Avl Yöntemi:

Bu hatayı düzeltmek için Ömer "avl", "avliye" olarak adlandırılan basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem allah’ın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir... Günümüzde İslam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır.

Avl yöntemiyle bir anlamda Kur’an ayetlerinin dışına çıkılmakta ve Kur’an’a göre şeriat uyguladıklarını söyleyenler, mecbur kalarak kendi uydurdukları hüküm ve yöntemi kullanmaktadırlar.

Avl yöntemi ile şu yol izlenir :

2/3 + 1/6 + 1/6 + 1/8 = 48/72 + 12/72 + 12/72 + 9/72 = 81/72 = 1,125

Burada payda 24’e değil de 72’ye yükseltilmiştir. Sonucun 1 çıkması içinse

Payda 81 yapılır;

48/81 + 12/81 + 12/81 + 9/81 = 81/81 = 1

Yani matematik olarak yanlış olan ama çaresiz ve zorunlu kalınarak hileli bir yöntemle

oranlar değiştirilmek suretiyle paylaşımın sağlanması yoluna gidilmiştir.

Böylece yeni oranlar:
üç kızın toplam payı= 48/81
annenin payı= 12/81
babanın payı= 12/81
zevcenin payı= 9/81
olacak şekilde değiştirilmiş olur.

Tabi elde edilen bu oranlar ayetlerde ifade edilenlerden farklıdır. Ayetlere baktığımızda bu oranları göremeyiz. Bu oranların sadeleştirilmiş şekillerine de bakalım:


üç kızın toplam payı = 48/81 = 0,593 Halbuki Kur'an 2/3 = 0,666 diyor
babanın payı = 12/81 = 0,148 Halbuki Kur'an 1/6 = 0,166 diyor
annenin payı = 12/81 = 0,148 Halbuki Kur'an 1/6 = 0,166 diyor
zevcenin payı = 9/81 = 0,111 Halbuki Kur'an 1/8 = 0,125 diyor

Görüldüğü gibi ayetlerde belirtilen oranların kullanımı mümkün olmadığı için bu oranlar değiştirilmiştir ve başka oranlar kullanılmaktadır.

Böyle basit bir dört işlem hatasının, her harfi, her kelimesi Allah sözü olduğu bildirilen Kur'an'da yer alması, Allah gibi kusursuz bir varlığın hatası olmasa gerek. O halde, bu hatanın sebebi ne olabilir dersiniz?

Bu, Kur'an'ı Muhammed'in uydurduğunun en önemli delili midir?

Bu hata şimdiye kadar izah edilememiş, mantıklı, bilimsel bir yanıt verilememiştir.

Diğer çelişkiler "müphemdi, müteşabihdi " diyerek, kelimeleri çarpıtarak, tahrif ederek, yanlış bilgiler verip demagoji yaparak bir şekilde geçiştirilebilir. Ancak Matematik laf değil, işlem ister. Matematik de mecazilik, müteşabihlik sökmez.

Nitekim Halife Ömer'de sökmediğini görmüş ve Avl denilen aldatma yöntemi uygulamıştır.

Bu ayetlerdeki hatayı anlayanlar ve çözüm bulamayanlar ama hala Kur'an'ı Muhammed'in uydurmadığını düşünenler aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalışmalıdırlar. Çünkü ana-babadan alınmış, hazıra konulmuş imanın tazelenmesi ve sorgulanması gerekir. Gördüğü yanlışlara rağmen imanında direnmek imansızlıktan daha kötüdür. Eğer Tanrıya inanıyorsanız ve bilen, gören, işiten, hesap soransa Tanrı, sahte imanları da, gerçek imanları da iyi bilmesi gerekir. Aldatılamaz, kandırılamaz. Kendisini alet ederek dünya menfaatleri elde edenlerden de, yanlışı göre göre, bile bile onların peşinden gidenlerden de hesap sormasını iyi bilir.

Sorular:

1- Muhammed vahyi mi yanlış anlamıştır?
2- Ortada vahiy diye birşey yok ilham mıdır hepsi?

İlhamlar da hata içerir mi diyorsunuz?

3- Yoksa Kur'an toparlanırken mi hata yapılmıştır?
4- Ya da Kur'an tahrifata mı uğramıştır?

Halife Osman ayetlerle oynamış olabilir mi?

5- Yoksa Allah da hata yapabilir mi diyorsunuz?
6- Allah değil de Muhammed mi matematikten anlamıyordu?
7- Yoksa bu konudan uzak duralım, ele almayalım,

Şeytani bir soru mu diyorsunuz? Şeytani bir soruya neden olan hatanın Kur'an'da ne işi var?

Bu konu hakkında detaylı tartışmanın yapıldığı forum sayfasına gitmek için aşağıdaki linke tıklayınız:

 http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1464&highlight=matematik

Kaynak:
http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=21&p2007_articleid=2
****************
KURAN'IN ORİJİNALLERİ YAKILDIĞI İÇİN YOK
http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=14&p2001_articleid=10



Sayın Dursun,

Bahsettiğiniz konu ile ilgili detaylı açıklama aşağıdaki linkte mevcuttur, buraya yeniden almayacağım.

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=15888&keyword=miras

Yukardaki linkten alıntıladığım bir cümleyi burada nakletmekle yetineceğim:

"Sözgelimi, sizin üç elmanız olsa ve bunları dört kişiye bölmek zorunda kalsanız, “Allah neden bu üç elmayı her birimize/dördümüze de birer tane düşecek şekilde bir sistem kurmamıştır?” diyebilir misiniz?"

Açtığınız bu konu vesilesi ile bir kaç cümle de ben söylemek isterim; İslamiyet'e inananlar (kendim dahil), bugüne kadar İslami hükümler dolayısı ile (miras meselesi de dahil olmak üzere) kendilerini hiç bir zaman bunalmış bir durumda hissetmemişlerdir. İnanmıyor olabilirsiniz ama inanmaya da zorlanıyor değilsiniz ki? Sizin inanmadığınız ama başkalarınca gönülden inanılan ve saygı gösterilen ve "inanç" olarak kabullenilmiş bir din ve onun peygamberi hakkında; "Bu, Kur'an'ı Muhammed'in uydurduğunun en önemli delili midir?" tarzında bir cümle kurabilmenizi doğrusu yadırgadım. Sözgelimi Budizm'den bahsederken; "Buddha'nın uydurduğu..." diye başlayan bir cümle kurmayı şahsen aklımdan dahi geçirmez ve bunu budistlere büyük bir saygısızlık olarak kabul ederdim.

Kısacası, İslam'ı kullanarak ve onu çarpıtarak çıkar peşinde koşanlardan ve onların hepimize verdiği zararların büyüklüğünden ne kadar muzdarip de olsak, bu ızdıraptan bizzat İslam'ın kendisini sorumlu tutmak ve onu bir "hiç" mesabesine indirme gayreti gütmek bir aydının tutacağı en son yol bile olmamalı diye düşünüyorum. Zira, aksini ispat etmeye çalıştığınız şey ne bir matematik teoremi ne de bir fizik kuramıdır; o bir inançtır ve inançlarına saygılı olunmasını beklemek ona inananların en tabii bir hakkıdır, diye düşünüyorum.





Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: KURAN'DA MATEMATİK HATASI
« Yanıtla #3 : Mart 13, 2009, 01:34:35 ÖS »
Sayın Kurtdereli,
Bu açıklamanın bana ait olmadığını sanırım ki kaçırmışsınız.
Tabii ki bu yazıyı paylaştığım için az da olsa katıldığımı düşünmeniz normaldir.
Dinlere(Felsefi inançlar dahil)inanmadığım doğrudur.
Lakin allah inancımın olmadığını kimse söyleyemez.
Desit olmam allah inancım yoktur anlamına gelmez.
Bunu DEİZM balşığında açıklamış idik.
Bakınız...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3566.0

Verdiğiniz ilginç örneği alalım.
"Sözgelimi, sizin üç elmanız olsa ve bunları dört kişiye bölmek zorunda kalsanız, “Allah neden bu üç elmayı her birimize/dördümüze de birer tane düşecek şekilde bir sistem kurmamıştır?” diyebilir misiniz?"

Üç elmemız olsa ve 4 kişiye bölmek zorunda kalsak nasıl olurdu izah edeyim.
İki baba iki oğul arasında eşit olarak bölebilirdik.
Nasıl mı?

Dedenizin oğlu kim?
Babanız

Babanızın oğlu kim siz.

Kaç kişi saydık.
Üç kişi.
Yani dedeniz,babanız ve siz...

Peki size kaç kişi önerdim.
4 kişi...
Yani iki baba,iki oğul...
Kaç kişi oldunuz...?
4 kişi saydık değil mi?
Lakin ortada üç kişi var....
Demek ki allah aklını kullanarak üç elmayı iki baba iki oğul arasında eşit bölebileceğiniz aklı sizlere/bizlere vermiş.
Eh o halde kelime oyunları ile uğraşmak yerine akıl ile allah inancımızı birleştirsek kötü mü yapmış oluruz?
KUR'AN:AKIL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=614.0
Saygı ile....
Ahmet Dursun
--------------
BENİM TANRIM SENİN TANRINI DÖVER.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=626.0
---------------
UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
------------
Laiklik,obur peygamber,Türban
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=322.0
----------
KUR'AN DA BAŞ ÖRTMEK NEDİR NASILDIR?
Evrensel  ÇAĞRI/KUR'AN MEÃLİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=616.0
--------------
KUR'AN:SÜS KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1993027/
------------
KUR'AN:DA BAŞ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ  AYETLER
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1108517/
----------------
KUR'AN:DA ÖRTÜ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1108503/

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Diyanet’e gore yoga ‘tehdit’
« Yanıtla #4 : Mart 13, 2009, 01:48:49 ÖS »
Diyanet’e gore yoga ‘tehdit’

Diyanet Isleri Baskanligi'nin, "Vaaz ve Irsat Hizmetleri Calistay " raporu, kurum personelinin, yoga ve benzeri anlayislari "dis tehdit" olarak algiladigini ortaya koydu. Iste rapordan tehdit unsuru olarak gosterilen bazi unsurlar:

- Raydo ve televizyon programlarinda ozellikle canli yayinlarda maksatli ve ideolojik soru gelmesi..

- Yoga ve benzeri anlayislar ile satanizm ve benzeri akimlarin olumsuz etkilerinin olmasi..

- Hanimlarin Cuma ve bayram namazlarindan istifade edememesi..

- Laiklik kavraminin yanlis anlasilmasinin faaliyetlere olumsuz etkisinin olmasi..

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Engizisyon diyor ki..
« Yanıtla #5 : Mart 13, 2009, 01:54:48 ÖS »
Engizisyon diyor ki;
Gülmenin bu kadar kötü olan tarafı nedir?
Gülme korkuyu öldürür ve korku olmadan inanç olmaz.
Çünkü Şeytan korkusu olmazsa Tanrı'ya ihtiyaç kalmaz.
Gülme işte böylesine Şeytanidir.
 
 
Gülmek sıradan insanın eğlencesinde hep varolacaktır
Ama ya bu kitaplar sayesinde insanlar, her şeye gülünebileceğini öğrenirlerse ne olacak?
İnsan Tanrıya gülebilir mi, Dünya kargaşaya sürüklenmez mi?
 
Artık kitaplar okunmamalı, bilgiye ihtiyaç yok.
Söylenen, tüm bilgi denen şeyler gönderilmiş olanın küçük kırıntılarından ve tekrarlarından  ibaret,
Düşünme artık gereksiz, bildirilmiş olan ezberlenmeli ve sindirilmeli...
 
Bir rahip gülmemeli,
Gülme insanların yüz hatlarını deforme eden ve insanları maymun gibi gösteren bir rüzgardır
İlahi takdir beyhude şeylerin yüceltilmesini istemiyor...
Mizah insanlara Tanrı ile bile alay edilebileceğini öğretir.
Mizah Şeytanidir.
 
Bu kitaplarda insanı  Tanrı'nın Dünyası'nın şaşmazlığından şüpheye düşürecek fikirler var.
Ve Şüphe, inancın asli düşmanıdır.
Öyleyse saklanmalı, yakılmalı, yok edilmeli ve de gün ışığı görmemeli...
 ...
İşte böyle oldu Aziz Dostum
Engizisyon ilk yıllarında cezalandırmayı değil iyiliği yaşatıyordu.
Sonra politik çıkarların elinde bir silaha dönüştü, adalet unutuldu.
Ve barış unutuldu
Ve de insanlık...
 
TUNCAY TEMİZ
15/8/2007
Umberto Eco'nun Gülün Adı romanından derlenmiş ve yorumlanmıştır.

Çevrimdışı kurtdereli

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 30
  • Puan: +2/-0
Ynt: KURAN'DA MATEMATİK HATASI
« Yanıtla #6 : Mart 13, 2009, 08:13:50 ÖS »
Sayın Kurtdereli,
Bu açıklamanın bana ait olmadığını sanırım ki kaçırmışsınız.
Tabii ki bu yazıyı paylaştığım için az da olsa katıldığımı düşünmeniz normaldir.
Dinlere(Felsefi inançlar dahil)inanmadığım doğrudur.
Lakin allah inancımın olmadığını kimse söyleyemez.
Desit olmam allah inancım yoktur anlamına gelmez.

Demek ki allah aklını kullanarak üç elmayı iki baba iki oğul arasında eşit bölebileceğiniz aklı sizlere/bizlere vermiş.
Eh o halde kelime oyunları ile uğraşmak yerine akıl ile allah inancımızı birleştirsek kötü mü yapmış oluruz?
KUR'AN:AKIL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=614.0
Saygı ile....
Ahmet Dursun



Sayın Dursun,

Öncelikle yönelttiğim eleştirileri cevaplama nezaketi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Şunu hemen belirtmek isterim ki; siz dahil kimsenin inancını sorgulamak haddim değildir. Böyle bir "yetki" bırakın sıradan insanları, peygamberlere dahi tanınmış değildir. Bu bakımdan "inançlar" adı, tarzı ve şekli ne olursa olsun, bu ad, bu tarz ve bu şekil üçüncü kişilerin hak ve hürriyetlerine zarar vermediği ve "inananla" "inanılan" arasında kaldığı müddetçe saygı duyulmaya değerdir. Bu bakımdan siz "deist" de olsanız, "ateist" de olsanız benim sizin durumunuzu yargılamak ve sorgulamak gibi bir davranış içine girmem sözkonusu bile olamayacağı gibi bu görüşlerinize ve düşündüklerinizi açıklama hakkınıza da saygı duymam gerekir. Burada sadece vurgulamak istediğim; "bu da benim inancımdır" dediğim bir konudan bahsedilirken daha dikkatli bir dil kullanılmasını beklemenin hakkım olduğunun altını çizmekten ibaretttir. Nasıl ki; "deizm" ve "deist" olanlardan söz ederken; "Kendisine 'deist' diyen kimileri...", ya da '"deistlik" diye bir şey uyduranlar..." gibi bir cümleler kurarak "deizm"i ve "deistler"i eleştirmek hakkına sahip değilsem, eleştirilerine "Muhammed'in uydurduğu..." gibi kelimelerle başlayanların da bunun "müslümanları" rencide edeceğini bilmeleri gerekliliğidir.


3 Elma'nın 4 kişiye bölüştürülmesi meselesine gelirsek:

Siz bölüşümü "miras paylaşımından yola çıkarak" "babalar ve oğulları" arasında yapmışsınız ama ya bu 4 Kişi birbirine tamamen yabancı idiyse? Neyse, tabii ki onun da bir çözümü vardır ama aslolan çözümün oranlar korunarak adilane bir şekilde olmasına dikkat etmekten ibarettir. Burada benim asıl üzerinde durduğum şey bu değil şudur: Siz bu konuya açıklık getirme çabası içerisindeyken benim de bahsetmek istediğim ama sizin benden önce davranarak vurguladığınız çok önemli bir husus var. Bu şey "akıl"dır. Kuran-ı Kerim'de  ısrarla üzerinde durulan "akıl" ve müslümanlardan "akıllarını kullanmaları" talebi, üzerinde durulmaya değer bir şeydir. Kuran-ı Kerim, bir hazır reçeteler kitabı değil, aksine insanın karşılaştığı problemleri "akıl" yolu ile çözmelerini daima salık veren ve bunun üzerinde ısrarla duran bir kitaptır. Bu bakımdan yukardaki problemin çözümü bulacak olan da elbette "akıl"dır ve böyle bir çözüm de "din dışı" ve "dine rağmen" bir çözüm demek değildir.

Bu vesile ile asıl üzerinde durmak istediğim bir diğer konu; çarpıtılmış ve içine kimi hurafeler ve örf ve adetler katılarak işte "İslamiyet" budur ve biz buna inanıyoruz diyerek kendilerine "yapay" bir din yaratmış olanların bugüne kadar kendilerine ve etraflarına verdikleri zararların bir an önce önüne geçilmesi zaruretidir. Zira, insanlığın ilerleyişine ciddi bir tehdit teşkil eden ve başkalarının hak ve hürriyetlerine pervasızca el atma hakkını kendinde gören bu bağnazlık ne yazık ki "İslamiyet" adı altında yapılmakta ve bu duruma haklı bir itirazda bulunan diğer insanlar üzerinde de "İslamiyet" hakkında bir husumet uyandırmakta ve bizatihi "İslamiyet"in kendisi hakkında da olumsuz bir kanaat hasıl olmasına yol açmaktadır. Bunun siyasi etki ve sonuçlarından ve bundan Atatürk Türkiye'sinin gördüğü zarardan daha fazla bahsetmeyi bile artık lüzumsuz buluyorum. Cumhuriyet aydınlarına düşen iş ise ne halkının dinini aşağılama yanlışı içine girerek onu din sahtekarlarından medet bekler duruma düşürmek, ne de "çarşaf açılımları" vb. ile bir yanlışı başka bir yanlışla gidermek yanlışına sapmaktır. Yapılacak şey, tarihimizi, geçmişimizi ve Mustafa Kemal'imizi olduğu gibi ve dosdoğru bir şekilde anlamak ve anlatmak, akla ve bilime hakettikleri değeri verebilmektir. Sözümü sizin sözlerinizle bitireyim:

“Kelime oyunları ile uğraşmak yerine akıl ile Allah inancımızı birleştirsek kötü mü yapmış oluruz?”

Cevap: En doğrusunu yapmış oluruz!


Kalın sağlıcakla…


Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Zeki insanlar daha az inanıyor
« Yanıtla #7 : Mart 13, 2009, 09:58:09 ÖS »
Sayın Kurtdereli,
İnançlar insan yaşamında olmaz ise olmazlardanmıdır?
Bu soruya benim yanıtım evet olmaktadır.
Ancak ne şeklilde inançlar omalı gibi bir soru olursa buna kesin bir yanıt bulmak zordur.
Adı üzerinde İNANÇ.
Öyle inanıyorsanız öyledir.Aksi halde değildir.
Lakin sizinde bahsettiğiniz gibi birilerini zorla,hile ile vs.. yöntemlerle kendi inançlarınız yönünde salt baskı yolu ile ikna edecekseniz bu yanlıştır.
İşte bu nedenle de ikna ancak ve ancak aklın kabulü ile oluyorsa doğrudur.
Gerisi hurafeler ve detaylarla doldurmadan öteye gitmeyecektir.

İşte meselenin kopma noktası da buradadır.
Benim gibi düşünmüyorsan dinsizsin.Ki dinsizlik büyük bir suç,günah vs..gibi kavramlarla dolduruluyorsa da korku mekanizması çalışmış olur.
İşte orada nasıl bir tanrı isterseniz öyle bir tanrıyı dayatma imkanınız da mevcuttur.
Çünkü,bir kere korku devreye girmiştir.Artık korkuyu yenmek tıpkı yanlışı düzeltmek kadar zor olacaktır.

Bakınız bir yazı paylaşmak istiyorum.

Zeki insanlar daha az inanıyor
Yapılan son araştırmalar zeka ve dini inançlar arasında ilginç bir bağlantı kurdu. Araştırmacılara göre zeka oranı daha yüksek olan insanlar daha az inanıyor

Ulster Üniversitesi'nde emekli psikoloji profesörü olan Richard Lynn entellektüel kesimdeki pek çok insanın kendilerini, sıradan insanlara göre daha inançsız olarak tanımladıklarına dikkat çekti.

Richard Lynn, yüzyılı aşkın süredir dinde görülen çöküşün zeka seviyesi yüksek insanlarla doğrudan ilişkilendirildiğine dikkat çekiyor.

İnanç ve zeka arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söyleyerek tartışmanın fitilini ateşleyen Lynn, üniversitelerdeki akademik çevrelerin toplumdaki diğer her kesime göre tanrıya daha az inandıklarını söylüyor.

Araştırmada İngiltere'nin entellektüel seviyesi yüksek araştırma topluluklarından "Royal Society" içindeki anket sonucu ele alınmış. Ankete Royal Society içindeki insanların sadece yüzde 3.3'lük bir kısmı Tanrı'ya inanırken İngiltere genelinde yapılan ankette toplumun %65.8'lik kesimi kendisini inançlı olarak tanımlıyor.

90'larda yapılan başka bir anket ise, Amerikan Bilim Topluluğu'ndaki üyelerin sadece % 7'lik bir kısmının tanrıya inandığını gösteriyor.

Ayrıca Lynn, ilkokul çağındaki çocukların çoğunun tanrıya inandığını, ama ergenlik dönemi sonrasında yani zeka seviyeleri yükseldiğinde, tanrının varlığından kuşkuya düştüklerini belirtiyor.

Profesör, "Times Higher Education" dergisine verdiği bir röportajda şunları söylüyor: "Neden akademisyenler toplumdaki genel nüfusa göre daha az inanıyorlar? Bunun cevabının çok açık bir şekilde zekanın göstergesi olduğuna inanıyorum. Akademisyenler toplumdaki diğer sıradan insanlara göre daha yüksek bir IQ ya sahip. Several Gallup'ın anketleri de gösteriyor ki zeka seviyesi yüksek insanlar daha az inanma eğilimindeler."

Lynn, 20. Yüzyılda gelişmiş 137 ülkede dini inancın gittikçe zayıfladığını çünkü insanların zeka seviyesinin yükseldiğini de sözlerine ekliyor.

Buna karşılık, Profesör Gordon Lynch Birkbeck Üniversitesi'nde Çağdaş Toplum ve Din Merkezi Müdürü, Lynn'nin tezinin ekonomik,tarihsel ve sosyal faktörleri dışladığını belirtiyor.

London Metropolitan Üniversitesi'nde görevli Dr. David Hardman'da, IQ ve dini inanç arasında direkt bir ilişki olduğunu söylemenin çok zor olduğunu belirtirken, zeka seviyesi yüksek insanların sorunlar karşısında daha akılcı davrandıklarını ve kurumlara karşı daha güçlü inanca sahip olduklarını da sözlerine ekliyor.
Kaynak:ulusalgundem.net
--------------------
İşte korku,baskı,yanlış bilgi gibi unsurlar devreye girmiş ise gelecekte insan,bilgi edinme sürecinde bazı itici (kendi aklına ters gelen ancak sorgulamaya kapatılan)noktalarına açıklayıcı olduğunu sandığı bazı bilgilerle birlikte başlarda isyan belirtileri kendisini gösterecektir.
İşte yukarıdaki yazıda dikkatten kaçan nokta da budur.

Bu nedenle söylediğiniz gibi başkalarının inançları ile dalga geçmekte,yok saymakta,zorlamak ta aynı sonucu verecektir.
Böylece dejenerasyon başlayacak ve yanlışlar ne yazık ki başka yanlışlarla düzeltilme yoluna gidilerek,büyük çelişkiler toplumlara yön verecektir.
İşte bana göre de dinlerin bozulmasının(gerçeklerinden sapılmasının)asıl nedenlerinden bazıları da bunlardır.

Sorgulamayan inanç akılcı değil,körü körüne inançtır.
Gerçek olan ise akıl süzgecinden geçmiş,sorulamış olan inanç şeklidir.

Allah insanı zorlamaz.tercihlerine bırakır.Şeytan ise zorlayıcı olandır.
Zorlama inançların tamamı bu nedenle şeytani inançlardır.
Aklın yolu birdir.
Saygı ile....
Ahmet Dursun