Gönderen Konu: İbrahim Şahin'den şok açıklamalar: Türkiye'de iç temizlik yapacaktım  (Okunma sayısı 175 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
İşte Genelkurmay Başkanlığı'nın tepkisine neden olan Radikal gazetesinin haberi...

Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Ergenekon kapsamında tutuklanmadan önce çıkarıldığı savcılıkta; Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bilgisi dahilinde ve Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın talimatıyla 150-300 arası asker ve polisten oluşacak S-1 adlı birimi oluşturmak üzere çalıştığını iddia etti.

Şahin’in ifadesindeki iddialarına göre üst düzey askerler onu aradığında numaraları telefonunda görünmüyordu. Bu görüşmeler sonrası Genelkurmay’a giderek Gürak’la toplantılar yapıyordu. Bazı konularda detaylı bilgiler veren İbrahim Şahin’in pek çok soruyu yanıtsız bırakması da dikkat çekti.

‘S-1 listesi doğrudur’

Radikal Gazetesi'nden İsmail Saymaz'ın haberine göre, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili ve Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin, ‘Ergenekon’ kapsamında tutuklanmadan önce çıkarıldığı savcılıkta 107 sayfalık ifade verdi. Savcı Zekeriya Öz’ün sorguladığı Şahin’e, Ankara’daki evinde yapılan aramada, üzerine ‘S-1’ yazılı evrakları sordu. Bu evrakta polislerle, Ergenekon kapsamında tutuklanan askerlerin isimleri yer alıyordu. Ayrıca Şahin’in dinlemeye alınan telefon görüşmelerinde ‘S-1’ adlı oluşum sıkça anılıyordu.

Şahin, sorgusunda, bu listeleri kabul ederek, “Doğrudur, bu listeleri ben yaptım. Hepsini tanımam ancak benim tanıdığım kişilerin hazırladığı listedir” dedi.

‘Ekibi Gürak istedi’

Şahin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın talimatıyla bu oluşumu kurmak üzere harekete geçtiğini belirtti. Metin Gürak’ın bir ay önce kendisini Genelkurmay’a çağırdığını iddia eden Şahin, şöyle dedi: “Terörle mücadelede yeni ekip kurulduğunu, ekibin başına benim geçirilebileceğimi, konuyla alakalı ekip hazırlamamı istediler. Ben de Ankara’ya gittim. Eskiden tanıdığım terörle mücadele etmiş insanların listesini yaptım, evimden çıkan S-1 başlıklı listeyi ben yaptım. 150-300 kişilik liste yaptım. Bu konunun Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakan Beşir Atalay’ın imzasından çıktığı söylendi. Bu kişilerle ekibin resmi bir çalışma yaptığını bilerek görüştüm.”

‘Genelkurmay’da buluştuk’

Şahin, Gürak’la düzenli görüşme halinde olduğunu iddia ederek, “Gürak’la Genelkurmay’da görüştüm. Ben buraya alınana kadar sürekli Gürak paşayla görüşüyordum, yaptığım çalışmaları onlara anlatıyordum, onlar da bana ‘Şunu hazırla bunu hazırla’ diyorlardı. Ben bu listeleri bunların talimatlarına uygun olarak hazırladım” dedi.

İbrahim Şahin, dinleme kayıtlarında ‘Genelin bir numarası’ diye andığı Metin Gürak’ın kendisini telefonla arayıp çağırdığını söylerken savcılık Gürak’la ya da TSK’den başka bir yetkiliyle Şahin arasında bir telefon görüşmesi saptayamadı.

‘Numaraları görünmüyor’

Şahin, “Bu kişilerle nasıl ilişki kuruyordunuz” sorusu üzerine şunları söyledi: “Burada ‘genelin bir numarası’ dediğim kişi Metin Gürak paşadır. Onlar beni telefonla çağırıyor ancak onların numaraları düşmüyor.”

‘Başbuğ’un haberi var’

Savcılık ifadesine göre ‘görev emri verileceği’ gerekçesiyle Ankara’ya giden Şahin, askerler ve özel timcilerden S-1 listesi oluşturmaya başladı. Dinleme kayıtlarına göre asker ayağını örgütleyen, tutuklu sanık Teğmen Taylan Özgür Kırmızı (Reşadiye Komando Bölük Komutanı) ile Şahin, 13 Kasım 2008’de mesajlaştı. Şahin, Kırmızı’ya mesaj çekip, “Buğ paşamın haberi var yüzde yüz güvendiğin adamlar olmalı” diye yazdı. Savcı Zekeriya Öz’ün, “Bununla neyi kastediyorsunuz” sorusu üzerine Şahin, şunları söyledi:

“Gürak paşayla benim görüşmelerimde (Genelkurmay Başkanı Orgeneral) İlker Başbuğ’un benden bu işleri yapmamı istediğimi söylüyor, ben de bunların Taylan Özgür Kırmızı’ya bildirdim.”

‘Perşembe paşadaydım’

Savcının sorgusunda Şahin’e sorduğu görüşmelerin büyük kısmını Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda görevli olan ve Ergenekon’un 10. dalgasında tutuklanan Fatma Cengiz ile görüşmeleri oluşturuyor.

Şahin, aynı bilgiyi 4 Kasım’da tutuklu sanık Fatma Cengiz’e de vererek, “Perşembe günü de Başbuğ paşanın yanındaydım” diyor.

Şahin, 24 Aralık’ta kendisini arayıp, bazı belgeleri çaldığını anlatan Fatma Cengiz’e, “Onu isteyen zaten Başbuğ paşamız. Biz Başbuğ emir verdi diye yaptık bu işi yani” dedi.

Bunun üzerine Savcı Öz’ün, “Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ’la görüşmekte misiniz” ve ‘Bu ismi hangi amaçla kullanıyorsunuz?’ sorularını yanıtsız bıraktı. Ayrıca Fatma Cengiz’in telefonuyla yaptığı konuşmada ‘B Paşam çok önemli, o emir verdi’ şeklindeki sözüne ilişkin ‘Neyi kasdettiğinizi açıklayın sorusuna cevap vermedi.

'En büyük kim?' sorusuna yanıt yok

Şahin’e 2 Kasım 2008’de telefon görüşmesinde Fatma Cengiz’e ‘Akşam en son konuştuğum en büyük var ya?’ dediğini anlatan Savcı Öz, “En büyük diye hitap ettiğiniz şahsın kim olduğunu açıklayın’ dedi. Ancak Şahin bu soruya da yanıt vermedi.

Örgütün adı 'Sefir'

Ayrıca savcının sorduğu Şahin’in Fatma Cengiz ile yaptığı görüşmeden örgütün ismi öğreniliyor:? Fatma Cengiz Şahin’e “Rehber olarak Genekurmay’ı bilecek onun için askeri yapılanma içir Sefir koyduk ismini” diyor. Savcı Öz, “Sefir ismini koyduğunuz askeri yapılanmanın ne olduğunu açıklayın” şeklindeki soruyu Şahin yanıtsız bıraktı.

‘İç temizlikten sorumluyuz’

Savcılık ifadesine göre Şahin 18 Kasım’da da Kırmızı ve diğer tutuklu sanık Oğuzhan Sağıroğlu ile yaptığı görüşmede ekibin amacını “Türkiye’nin iç temizliğinden sorumluyuz” diye açıklayıp söyle dedi:

“Biz yetki olarak her şeyin üstündeyiz kimseden de emir komuta almıyoruz sadece benim söylediklerim yapılacak... En büyük bir numara ve yardımcılarıyla Kayseri’de toplantım var..”

‘Ekibin hepsi Türk olacak’

Savcı Öz, bu görüşmeleri de Şahin’e sordu. Şahin, görüşmeleri kabul ederek, “Doğrudur, Türkiye’nin iç temizliği derken Kuzey Irakta iç ve dış olarak söyledim. Bana ekiptekilerin hepsinin Türk olacağını Metin Gürak söyledi. Ben de bunları söyledim” dedi.

Görev emri için Ankara’da

Görev emri için Ankara’ya yerleşip haber bekleyen Şahin, 30 Kasım 2008’de ‘Tevfik’ adlı, askeri bir yetkiliyi aradı. Şahin, yetkiliden ilginç bir ricada bulundu: “Yarın saat ikiden sonra Genelkurmay’da tören var. Benim göreve başlama töreni. Müsaitseniz burada yanımda olun diye aramıştım komutanım” dedi. Savcı Öz, bu törenin içeriğini sorunca Şahin, “Beni daha sonra Ankara’ya çağırdılar. Görev tevdi edeceklerdi. Ben onun için 1.5 aydır Ankara’dayım, çalışıyorum, liste yapıyorum” diye açıkladı.

İbrahim Şahin’in iddiasına göre, şayet gözaltına alınmasaydı, 12 Ocak’ta kendisi için tören yapılacaktı. Ele geçirilen evraklar arasında, “Sayın Genelkurmay Başkanıma” yazılı bir sayfalık yazı vardı. Şahin “O metni törende Genelkurmay Başkanlığı’na sunmak üzere hazırladım.”

‘Bomba ve kroki’ soruları yanıtsız

İbrahim Şahin’in sorgulamasında ev aramasında ele geçirilen Ankara Gölbaşı'nda gömülü cephaneliğin krokisi soruldu. Şahin “bana ait değildir” dedi. Yine ‘Öğretmen ders notu’ başlıklı ve ‘konu: Sabotaj’ ibareli bomba yapımına ilişkin dökümanın da kendisine ait olmadığını belirtti. Şahin, “Notlarda verilen tariflere göre bir bomba hazırladınız mı?’ sorusuna ‘Hazırlamadım’ yanıtını verdi. “Bu konuda herhangi bir kimseye ders verildi mi, verildiyse amacı ne?’ sorusunu da yanıtsız bıraktı.

Yine evinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Ermeni Patriği Mesrop Mutafya, Alevi Bektaşi Genel Sekreteri Kazım Genç’in ev ve işyerlerine yönelik krokiler ile fotoğraflar üzerinde işaretlenmiş suikast hazırlığı evraklarının da kendisine ait olmadığını söyledi.

Oktay ile dikkat çeken yakınlık

İfadelerindeki sorular Şahin’in bugünkü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’la yakınlığı dikkat çekici. Şahin, 6 Ekim’de Oktay’dan tahsilat yapan bir grup özel timcinin ikaz edilmesini isteyip “Adi mafyadır, bizimki değil, bu şerefsizi bulun” dedi. Oktay da, “Abi yarın oraya çocukları gönderiyorum” dedi. Oktay, 22 Kasım’da bir başka görüşmede Şahin’e, “Abi her türlü şeye varım biliyorsun” dedi. Ancak Şahin, Oktay’dan pasaport ve silahla ilgili talepte bulunduğunda olumsuz yanıt aldı

Korkunç albümde Dink fotoğrafı

Şahin ve Cengiz’de ‘Özür Dileyenler’ başlığı altında doküman çıktı. Bu listede, özür dileyen 300’e yakın aydının isimleri yer alıyor. ‘Ermeni Yeni Klasör’ içerisindeyse ‘Genel Liste (Agos-Papaz-Öğretmen-Soykırım-AKP-) yazılı dosya bulundu. Bu dosyada yazar Ragıp Zarakolu, Prof. Dr. Halil Berktay ve tarihçi Taner Akçam’ın isimleri yer alıyor.

Ayrıca avukat Fethiye Çetin, siyasetçi Hikmet Çetin, MİT’çi Mehmet Eymür, MHP’li Mehmet Şandır, müzisyen Ahmet Kaya ve Fethullah Gülen’in Ermeni kökkenli olduğuna dair istihbarat notları...

'Ulusal Güvenliğe İhanet Edenler' başlıklı belgedeyse yazar Orhan Pamuk, Hrant Dink, tarihçi Taner Akçam, yazar Murat Belge, Prof. Dr. Halil Berktay ve gazeteci Oral Çalışlar’ın isimleri ve fotoğrafları yer alıyor. Ayrıca Fener Rum Patriği Bartholomeos, Süryani Kalotik Cemaati Lideri Yusuf Sağ, eski Vatikan Temsilcisi George Maroviç’in de fotoğrafları var.

Şahin’den ‘Ermeni ölmeli’ mesajı

Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan İbrahim Şahin, Fatma Cengiz’e (Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda memur olarak çalışan Fatma Cengiz Ergenekon’un 10. dalgasından gözaltına alınmıştı) attığı bir mesaj soruldu. Takibe aldıkları Sivas’taki Ermeni cemaatinin lideri olan Minas Duran Güler’e ilişkin mesajında Şahin “Yat Asena, görev var. Ermeni öldürülmeli” diye yazdı. Savcı Öz, bu mesajı okuyup Güler’a karşı eylem yaparak neyi amaçladığını sordu. Şahin, anlamsız bir yanıt verdi: “Alevi Kürt yoktur, Ermenidir’ dedim. Bu mesajı hatırlamadım.”

Şahin, Cengiz’e çektiği bir başka mesajda: “Ben de özel sopa yaptırıyorum sana Ermeni dövmen için. Talat komutanıma da baston, kaburgalarını kırman için..”

Savcının bir sorusu da şöyle: “‘Alevi derneklerinde silahlanma olduğu, bu şahısların Ermeni olduğu’ şeklindeki bilgileri ne amaçla toplandınız.”Şahin, Cengiz’e, DTP’de 580 Ermeni, Yahudi ve Süryani’nin bulunduğunu, listesini isteyeceğini söyledi. Savcı Öz, “Bu listeyle ne yapacaksınız?” diye sorunca yanıtı şu oldu: “Bir operasyon yapacaktık.” Şahin, Ermenilerle ilgili topladığı bilgileri 7. Ordu Komutanı Bekir Kalyoncu’ya da verdiğini iddia etti.

Savcı Öz, Cengiz’le Şahin arasındaki “Dün soba masası ile Kürt dövdüm.. Hem de Alevi... “Ermeni Kürttür ve benim düşmanımdır” şeklindeki diyaloglara dikkat çekti ve sordu: “Azınlıkları kendinize düşman görmektesiniz , neden çeşitli kökenlerden gelen gruplara tepkiniz var.”  


TSK'dan sert açıklama  
Genelkurmay'dan Ergenekon tutuklusu İbrahim Şahin'in savunmasına yönelik açıklama geldi: 700 BİN KİŞİNİN KOMUTANI YASADIŞI OLUŞUMA İHTİYAÇ DUYMAZ

1. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargı ve yargı sürecine, diğer bir deyişle Türk Adaletine karşı duyduğu güveni ve saygısı her zaman tamdır. Bu konularda büyük bir dikkat ve hassasiyetle hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin, diğer kişi ve kurumlardan da aynı şekilde hareket edilmesini beklemesi de doğaldır.

2. Tutuklu İbrahim ŞAHİN’in ifadesine atfen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazı personeline ilişkin haberlerin, 12 Ocak 2009 tarihinde, bazı yayın organlarında yer alması üzerine yapılan açıklamada, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı, aynı gün kamuoyuna açıklanmıştı.
3. 16 Ocak 2009 günü, Genelkurmay Karargahı’nda yapılan Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısında; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 157’nci maddesine göre, soruşturmaların gizli yürütülmesi gerektiği, aksi davranışların kişilere, kurumlara ve nihayetinde yargıya da büyük zararlar verebileceği ifade edilmişti.

4. Yaklaşık bir ay geçtikten sonra, aynı tutuklu kişiye ait ifadelerin bu sefer büyük bir bölümünün, 11 ve 12 Şubat 2009 tarihlerinde bir gazetede yer alması gerçekten düşündürücüdür. Bu haberler ile; Türk Silahlı Kuvvetleri, bir kurum olarak haberin odağına alınmaktadır. İfadeyi basına sızdıran veya servis edenler, neden 11 Şubat 2009 gününe kadar beklemişler ve bugün bu işlemi yapmaya karar vermişlerdir? Eğer söz konusu gazete bu bilgiye daha önce sahip ise, neden 11 Şubat 2009’a kadar beklemiştir? Sağduyulu medyanın ve kamuoyunun bunu sağlıklı olarak değerlendireceğini umuyoruz. Ayrıca, haberi sızdıran veya servis edenlerin telaş ve acz içinde olduklarına ve çaresiz kaldıklarına da inanıyoruz.

5. 11 ve 12 Şubat 2009 tarihlerinde bir gazetede yer alan haberlerde ismi geçen, Tuğgeneral Metin GÜRAK’ın, halihazırda yaptığı görevin hassasiyeti dikkate alınarak, konuya ilişkin olarak bilgisine başvurulmuş ve söz konusu kişi ile bugüne kadar hiçbir yerde ve hiçbir şekilde bir temas veya görüşmesi olmadığı tespit edilmiştir.

6. 700.000 kişilik bir orduya komuta eden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden birisini oluşturan “Hukuk Devleti”ne bağlılığı ile tanınan bir komutanın, 150 - 300 kişilik yasa dışı bir oluşuma ihtiyaç duyması ve bu oluşumu, daha önce aynı tip bir olaydan dolayı mahkum olmuş ve sağlık durumu tartışmalı olan bir kişiyle yapmaya kalkmasını düşünmek, gülünç ve gayri ciddi bir durumdur. Ancak, böyle bir durumu ciddiye alan kişi ve kurumların mevcut olduğunu görmek ise, gerçekten vahimdir.

7. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir kurum olarak, yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ve kurumlarla hiçbir ilişkisi olamaz.

8. Yargının kısır tartışmalar içine çekilmesinden çok büyük rahatsızlık duymaktayız. Yargı üzerinde şüpheler yaratılması, Türk Adaletine karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.

9. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, aşağıdaki soruları sorma ihtiyacını duymaktayız. Bu sorulara verilecek cevapları da merakla beklemekteyiz.

a. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157’nci maddesinin, habercilik adına çiğnenmesi bir suç olmasına rağmen, neden bu suçun işlenmesine devam edilmektedir? Bunu yapanların en azından etik değerlere karşı hiçbir saygısı yok mudur?

b. Söz konusu ifadede adı sıkça geçen ve Kayseri Hava İndirme Tugayında görevli olduğu iddia edilen tutuklu Fatma CENGİZ isimli kişinin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığının hiçbir biriminde görev yapmadığı tespit edilmiştir. Fatma CENGİZ kimdir? Kime ve hangi amaçlara hizmet etmektedir? Türk Yargısının da bunu açıklığa kavuşturacağına inanıyoruz.

10. 11 Şubat 2009 günü bir gazetede yer alan habere ilişkin, 12 Şubat 2009 günü, birkaç gazete hariç, çok sağduyulu bir davranış içinde bulunan yazılı medyaya da bu hassasiyetinden dolayı teşekkür ederiz.

11. Türk Silahlı Kuvvetleri, gelişmeleri büyük bir dikkatle yakinen izlemekte olup, kendisini tahrik etmek isteyenlerin amaçlarına hiçbir zaman alet olmadan, emir ve komuta birliği içinde bir bütün olarak, dimdik görevinin başındadır ve başında olmaya da devam edecektir. Bizim en büyük gücümüz, Türk milletinin ordusu olmamızdan gelmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
 

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Behçet Oktay intihar etmedi, işte bunun 11 kanıtı
« Yanıtla #1 : Kasım 07, 2009, 02:53:43 ÖS »
Behçet Oktay intihar etmedi, işte bunun 11 kanıtı.



Behçet Oktay intihar etmedi, işte bunun 11 kanıtı

Behçet Oktay’ın ailesi savcılığa başvurdu

Dosyası intihar ettiği gerekçesiyle kapatılan eski özel harekatçı Behçet Oktay’ın otopsisinde, kanında alkol ve uyuşturucu bulunmuş, göğüs kafesinde şüpheli kırıklara rastlanmıştı. Ailesi bunun üzerine soruşturmanın yeniden başlatılması için savcılığa başvurdu. Başvuru dilekçesinde eski adli tıp başkanının bilimsel yorumu ile Oktay’ın intihar etmediğine kanıt olarak 11 iddia sıralandı

ANKARA-Türkiye geçen Şubat’ta, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi’nin 13 yıllık başkanı Behçet Oktay’ın ölümüyle sarsıldı. Olayın cinayet mi, intihar mı olduğu tartışması aylarca sürdü. Ailesi intihar etmediğini iddia etti. Buna rağmen soruşturma dosyası da intihar olduğu gerekçesiyle kapatıldı. Ancak geçen ay çıkan otopsi raporu tartışmaları yeniden başlattı. Çünkü rapora göre Oktay’ın göğüs kafesinde 7 kırık vardı. Ayrıca kanında alkol ve uyuşturucuya rastlanmıştı. İşte bu noktalardan yola çıkan ailesi, soruşturmanın yeniden başlatılması için kolları sıvadı. Ailenin avukatı Ülkü Gedikli, Ankara Başsavcılığı’na dün dosyanın tekrar açılması için dilekçe verdi.

Uzman görüşü de eklendi
Dilekçeye Eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özdemir Kolusayın’dan alınan bilimsel bir mütalaa da eklendi. “Olayın intihar olması halinde vücudunda travma belirtilerinin olmaması gerekir” diyen Kolusayın’ın mütalaasının sonuç bölümünde şöyle denildi:

“Behçet Oktay’ın baş, göğüs, el ve ayaklarda travmatik belirtilerin bulunması, olay anında ölenin yanında bulunan şahsın elinde barut izi kalması, ölüm anında kandaki alkol miktarının kişinin direncini yok edecek derecede çok yüksek olması nedeniyle Behçet Oktay’ın ölümünün intihar olarak kabul edilmesinin pek mümkün olmadığı kanaatini bildirir bilimsel mütalaadır.”

Kırıklar öldükten sonra olmuş
Prof. Kolusayın’ın mütalaasında şu noktalara da dikkat çekildi:

KABURGA KIRIKLARININ NEDENİ KALP MASAJI OLAMAZ: Kişiye kalp masajı yapıldığı bildirilmiş, sağ ve sol kaburgalarında ekimozlu ve ekimozsuz kırıklar tespit edilmiştir. Bu durum, ekimozlu kırıkların kişi canlı iken, ekimozsuz kırıkların kişi öldükten sonra oluştuğunu kanıtlar.

EKİMOZLAR: Sağ gözde, sağ el sırtında, sağ ve sol bacakta ekimozlar (deri ve deri altı dokusunun içinde kan birikimi) tespit edilmiştir. Ekimozların rengi belirtilerek eski veya yeni, yani yaşı belirtilmemiştir. Otopside göğüs açıldığında cilt altında sağ 5. kaburga hizasında parasternal hatta ekimoz tespit edilmiştir.

KANDAKİ ALKOL MİKTARI: Hastaneye 25 Şubat 2009 saat 02.22’de getirildiği, 02.40’da öldüğü kanda alkol miktarının 268.96 mg/dl olduğu

TANIĞIN ELİNDEKİ BARUT ARTIĞI: Ölüm olayı gelişirken Behçet Oktay’ın yanında bulunan Halil Kesici’nin elinde barut artığı içi bulunmasının Kesici’nin ölüme yol açan ateşli silahı tuttuğunun ya da dokunduğunun kesin delilidir.

Ailesinin 11 maddelik iddiası
Avukat Ülkü Gedikli’nin Ankara Başsavcılığına verdiği dilekçede, daha önce “intihar” denilerek kapatılan olayla ilgili olarak şu şüpheler de dile getirildi:

1-İNTİHARA MEYİLLİ DEĞİL: Behçet Oktay intihara meyilli biri değildi. Ölümünden önce düzenlenen yemekte de gayet neşeli olduğuna ilişkin tanık beyanları var.

2-OKTAY SOLAKTI, YARA SAĞ ŞAKAKTA: Ateşli silah yaralanması sağ şakaktadır. Oysa Oktay solaktı.

3- TANIĞIN ELİNDE DE BARUT VAR: 25 Şubat 2009 tarihli atış artıkları analizine ilişkin ekspertiz raporu dikkate alınmamıştır. Bu raporda Oktay’ın iki elinde de atış artığı bulunmuştur. Ayrıca olay sırasında yanında bulanan Halil Kesici’nin de iki el avuç içi svaplarında atış artığı bulunmuş, tanığa bunun nedeni sorulmamıştır.

4- İKİNCİ EL ATEŞ EDİLMEK İSTENMİŞ: Ekspertiz raporuna göre, bir ateş fişeğin atıldığı, ikincisinin ise atılmak istendiği tespit edilmiştir.

5-8 METRE UZAKTA KAN İZİ: Olay yeri incelemesinde Oktay’ın bulunduğu yerden yaklaşık 8 metre uzaklıkta yoğun kan izine rastlanmış ancak inceleme yapılmamıştır.

6- ANAHTAR DIŞARIDA YERDE: Otomobilinin anahtarının dışarda karlar üzerinde bulunmasıyla ilgili çelişkiler tanığa sorulmamıştır.

7- SİLAHTAKİ PARMAK İZİ İNCELENMEDİ: Ölüme neden olan silah üzerinde parmak izi incelemesi yapıldığına ilişkin dosyada bilgi yoktur.

8- ARAÇ İÇİNDE DE İNCELEME YAPILMADI: Arabanın içinde, koltuklarda, kapılarda, yerde bulunan para, kürek ve anahtar üzerinde de parmak izi incelemesi yapılmamıştır.

9- SOL ARKA KAPI KİLİTLİ: Arabanın sol arka kapısı kilitli bulunmuştur. Bu kapı ancak içerden manuel olarak kilitlenebilir. Oysa bu kapıda da parmak izi incelemesi yapılmamıştır.

10- TELEFON KAYITLARI İNCELENMEDİ: Oktay’ın telefon kayıtları incelenmemiştir.

11- TANIK İFADESİ ÇELİŞKİLİ: Tanık ifadelerindeki çelişkiler giderilememiştir.
w9.gazetevatan.com