Sayın Ahmet Dursun.
Önceki mesajımda yanlış anlamış olabileceğimi düşünerek, sizi lüzumsuz yere kırmış olma ihtimaline karşı baştan özür dilemiştim. Bu özürümü geri alıyorum. Lüzumsuz olan özür dilememmiş...
1. "Bunu demediğiniz zaten ifadelerinizden de anlaşılıyor olmasına rağmen, ülke kaynaklarını çarçur edenlerin de bir şekilde sorgulanması gerekmez mi?"
Sayın Dursun şimdi bu ne demek? BİR ŞEKİLDE... ne demek yani?
Mantığınızı ileri götürelim. Türkiye'yi yağmaladılar. Bunların içinde Dalan da vardı. Bu yanına kar kaldı. Şimdi Ergenekon nedeniyle içeri alınacak olması bizim yüreğimizi yağ bağlatır bizi rahatlatır. Hatta oldu olacak buradan tutturamazlarsa, fiili livata nedeniyle tutuklasınlar bana ne... nasıl olursa olsun bir şekilde olsun da...
Yani Ergenekon'dan içeri alınana hırsızlıktan mı ceza verilecek?
Paraları geri mi alınacak?
2. Mantığınıza devam ediyorum: "Askere gitttim. (sizin ağzınızdan yazıyorum) Orda bir komutanımız vardı. Habire küfreder ikide bir tokat atardı. Zaten bunların alayı böyledir. Şimdi bunlardan üç beş tanesi
içeri alındı ne güzel oldu... Böylece askerde tokat yiyen tüm Memetçiklerin intikamı alınmış olur. Ya da şöyle diyelim. Daha kabul edilir olsun: 12 martı, 12 eylülü yüksek rütbeli komutanlar yaptı.
Millete kan kusturdular. Gerçi şimdi içeri alınan Kenan Evren ve onun beşi biryerdeleri değil ama olsun ne farkeder? Ha Ali Veli, ha Veli Ali
3. Sayın Dursun. Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Bırakın 12 Eylül'de yedikleri dayaktan (haklı olarak) kafaları bulanmış ve ÖDP'de, Taraf gazetesinde konuşlanmış eski solcular böyle düşünsün.
Bırakın onlar, 12 mart işkencehanelerinden geçirilen, Erol Bilbilik,Talat Turhan, Celil Gürkan gibi subayları görmezden gelsinler. 12 Eylül' de ordudan atılan kovuşturmalara uğrayan 5000 subayı bilmesinler. Ama siz bilin! O bulanık ve bulaşık cepheyi daha da güçlendirmeyin.
4. Sayın Dursun. Yönlendirdiğiniz ve pek beğendiğiniz o profesörün yazısında beni en çok neyin rahatsız ettiğini söyleyeyim:
"Lakin dünya etme bulma dünyasıdır.
Herkes her şeyin hesabını bir gün gelir illa ki verir.
Ama bu dünyada ama başka yer ve zamanda."
Bu laflar pozitif bilim tedris etmiş bir adamın lafları olabilir mi?
Bu münevverimiz hangi medresede profesör acaba?
5. "Ülke kaynaklarını şahsi menfaatlerinde kullananların yargılanma yeri Ergenekon olamaz demiş olsaydınız belki haklısınız diyebilirdim."demişsiniz. İyi de ben ne demişim? "Dalan o yazıda yazılıp dökülenlerle suçlanmış ve dün kendisine yönelik yapılan işlem bu suçları açığa çıkarmak amacıyla mı yapılmış?" Sayın Dursun daha ne
diyeyim? Hem ne demek belki haklısınız derdim demek. Bu işin belkisimi olur?
6. Gelelim Vehbi'nin kerrakesine...
a) Tuncer Kılınç; Amerikan yanlısı bir kontrgerillanın mümessili olduğu için değil, Türkiye Avrasya'da müttefikler bulmalı. Amerikan hegamonyasından çıkmalı. İran ve Rusya ile ittifak yapmalı dediği için
kovuşturuluyor.
b) Kemal Yavuz; Özal "Amerikan birlikleri ile birlikte biz de Habur'dan girelim, Kerkük'ten çıkalım nasıl bu fikir paşam? bu senaryoyu ben yazdım" dediğinde (Birinci Körfez savaşında 2. ordu komutanı idi), Sayın cumhurbaşkanım o senaryoyu başkaları yazdı. Siz o filmde olsa olsa figuran olursunuz dediği için alınıp götürülüyor.
Yoksa faşist bir general olduğu için değil...
c) Bedrettin Dalan; Bld. başkanı olduğu zamanda (bir iddiaya göre)çalıp çırptığı için değil, Fethullah Gülen'in eğitim alanındaki girişimlerinin arka planına dikkat çeken ve eleştiren kitaplar yazdığı, konuşmalar yaptığı için bu muameleye maruz kalıyor.
d) Yalçın Küçük; Apo ile görüştüğü için değil, bu savcı suçludur dedi diye içeri alınıyor.
f) Veli Küçük Susurluk nedeniyle değil, Eşref Bitlis kaza sonucu değil bir CİA suikasti ile öldü dediği için Silivri'de
e) Sabih Kanadoğlunun evi Danıştay'a bomba koydurduğu için değil,Fazilet partisini kapattırdığı ve 367 nin mucidi olduğu için talan ediliyor.
f) Doğu Perinçek ve Emin Gürses gibileri hiç söylemeyeyim. Hem ben yorulmayayım. Hem de sizin bilgi dağarcığınızı ve bilincinizi küçümsemiş olmayayım.
Sayın Dursun. Toplumların/milletlerin tarihinde kritik dönemeçler vardır. Bu gibi hallerde insan istese de istemese de, bilincini tazelemek, yerini belirlemek zorunda kalır. Başka zamanlarda hoş görülebilecek ruh ve kafa karışıklıkları, o kişinin virajı alamaması ve merkezkaç kuvvetlerin etkisi ile savrulup gitmesi sonucunu doğurur.
O nedenle bana yönettiğiniz soruyu (ki böyle bir soru sormak hakkınızdır) birinci çoğul şahıstan birinci tekil şahısa çevirerek size tevzi ediyor ve saygılar sunuyorum: Hiç düşündünüz mü ben nerde hata yapıyorum diye?
Ahmet Rifat Korur
**************
Sayın Korur,
Yazdılarımı tam anladığınızı sanmıyorum.
Ya tam sindirerek okumadınız ya da işinize gelmedi.
İlk kez benim için sanki"
Ergenekon destekçisi"imiş gibi bir algılama içinde olan bir anlayış ile karşılaşıyorum.
Bu çok ilginçtir.
Gerçekten böyle bir anlayışı bana nasıl olup ta ihdas edilmiş olduğunu hala anlamış değilim.
Korkarım ki ilerideki yazışmalarımız(
bu tarzınızla devam edecek olur isek) bazı teknik terimler bağlamında hakarete dahi varabilecek görünmesi endişe vericidir.
Örnek olarak bir hukuki(
teknik anlamda)terim olan
fiili livata terimini kullanmanız bunun gelecek yazışmalarımız için bir öngörüsünü veriyor dersem belki ön yargılı olabilirim.
Ancak hiç te hoş olmayan bir üsluba gidecek ise fazlaca birbirimizi anlamaya çalışmasak belki de iyi olacak.Size tavsiyem öncelikle
Ahmet Dursun kimdir? başlığına göz atmanızdır.
Bakınız..
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=279.0 adresinden.
Neden?Çünkü haytım boyunca tam bağımsızlıktan yana bir tavır,Atatürk ilkelerine,düşüncelerine sonuna kadar bağlı bir insan olarak
bu tür elştirileri hak etmediğimi düşünüyorum.
12 Eylül evveli fikirlerim de aynı idi.
Yani sonuna kadar Atatürk fikirlerini savunuyor olmamdan bahsediyorum.
Tabii ki tıpkı inançlar bağlamında
herkesin bir ilahı olduğu gerçeği su yüzüne çıkması gibi,
herkesin de bir Atatürk'ü olduğu gerçeğini de artık görüyoruz.
Bu yazışmamızda görülen bir şey daha var ki,o da
herkesin menfaati olduğu bir adalet anlayışı toplumumuzda tahsis edilmiş durumdadır.
Yineliyorum.
Ergenekon denen düzmeceyi asla tasvip etmiyorum.
Suçlu var mı yok mu tartışmıyorum.Benim söylemek istediğimi yineleyim.
Bir zibidinin (
Tuncay Güney) ifadesinden bahsediliyor ancak henüz ortaya gelmedi,bir şemadan bahsediliyor ortada birşey yok olmasına rağmen bazı gazetecilerin,bazı taraflı medyanın ellerinde diz üstü bilgisayarlarında ulu orta dolaştırılıyor vs..vs..
Evet doğrudur.
Yanlış olan kimsenin dokunulmaz olması ya da birilerinin dokunulmaz olması anlayışına teslim olunmasıdır.Evet hukuk devleti olmak demek;dokunulmayan hiç bir kişi,zümre vs..olmaması demektir.
Herkesin adalete hesap veriyor olması demektir.Bu da doğru.
Ancak yanlış olan şudur;
Eğer ki hukuk vardır denmek(herkese ulaşabiliriz düşüncesini topluma kabul ettirmek)isteniyor ise,ve bu düşünce yargısal yollar ile kabul görecek ise,bu soruşturma üzerinden rejim kavgası yaratıldığının düşünülmesi istenmiyor ise,yapılması elzem olan şeyinde yapılması gerekir.
Yani elzemden kastım,hukuk ve toplum vicdanının rahatlamasını sağlayacak olan ve savcıların birincil görevi arasında gelen
delil toplama yöntemlerini edepli şekilde yapmalarıdır.
Bu da salt aleyhte delil toplamakla olmaz.Sanık,tutuklu ya da şüphelilerin
lehinde olacak delillerin de toplanması ile vicdanlarda açılacak yaraların engellenmesi ile hukuk ihdas etmiş olur.
Aslında bunları yazmamın belki de gereği de yoktu.
Lakin tüm bunları anlatmamdaki asıl gerekçe ise,maddeler halinde sıralamya çalıştığınız bir anlamda da
hukuk anlayşınızın tek tarflı oluşunu size sergilemek olmakta dır.
Maddeler hailnde açıklama yapmak yerine bir bütün olarak değerlendirmeye çalıştım.
Umarım ki
taraf olma anlayışı bizleri yanlış hukuki anlayışlara olur vermeye,benim hırsızım,senin hırsızın(
hırsız deyimi dava kapsamında değildir)anlayışının tesis edilmesine engel olur.
Elbet ki yukarıda basettiğiniz
yaklaşık tüm isimler ile ilgili ifadelerinize ve tesbitlerinize katılıyorum.
Zaten yazılarımı takip etmiş olsa idiniz bu eleştiriyi yapmanızın ne denli yersiz bir tavır olduğunu da anlamış olacaktınız.
Ayrıca
her hangi bir düşünce nedeni ile de özür dilemenize hiç mi hiç gerek yoktur.
Her düşünce saygı değerdir.
Tabii ki
benim hırsızım senin hırsızın düşüncesi vb..leri hariçtir.
HUKUK a) Kimse,dinî ayin ve törenlere katılmaya,dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz;dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Anayasa, mad. 24/3/ b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Anayasa, mad. 25/ c) Herkes düşünce ve kanaatlerini;söz,yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Anayasa mad. 26 d)
Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz.
Bu düşünceler
şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)
Saygı ile....
Ahmet Dursun
Bazı yazılarımdan başlıklar........(kendisine ulaştırılmıştır.)