Gönderen Konu: Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?  (Okunma sayısı 790 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« : Ocak 07, 2009, 11:21:56 ÖS »
Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
Tabii ki bu sorunun kesin bir yanıtı olarak söylemiyeceğim.
Ancak yine de fikirlerimi,bazı olaylarla birleştirerek izaha çalışacağım.

Dalan suçlu mu?Suçsuz mu?
Elbet ki Bedrettin Dalan'ı yargılayacak değilim.Haddim de değil elbet ki.

Laikn yine de anladıklarımdan bir derleme yapacağım.
1987 yılında Erdemir genel müdürü Tümer Özenç adında bir bürokrat ile Bedrettin Dalan'ın ilişkisi varmıydı?

Bu soru,şimdilerde Dalan Ergenekon ile anılınca aklıma geliverdi.

Acaba gerçekten ilişkisi varmıydı ve nasıl bir ilişkisi olabilirdi?

Ben aklıma gelenlerden bahsedeyim de ilişki var mı yok mu okuyucuya kalsın.

1980 yılının ikinci yarısının ilk döneminde Erdemir hisselerinin bir kısmının da çalışanlara satılması kararı alınmış idi.

O dönemde genel müdür Tümer Özenç adında bir bürokrat idi.
Özenç'in Bedrettin Dalan ile de yakın ilişkilerinden sıkça söz edilmekte idi.

Sonra alınan karar gereği(idare meclisi kararı/genel müdürlük onaly olsa gerek)çalışanlara 1,200,000 TL lik bir bedel karşılığı hisse verilmesi kararlaştırıldı.

Bir kısım çalışan bu bedeli peşin olarak yatırıp almayı,bir kısmı da yarısı peşin yarısı taksitli alım yapmayı,başka bir kısmıise bu miktarın sadece yarısını(600,000 TL)almayı yeterli görmüş idi.

Her ne oldu ise peşin alım yapma kararı alanlara hisse senetleri verilmeyecek kararı çıktı.
Bu miktarın toplamda ne kadar olduğunu da o dönemde açıklamamışlar idi.
Böylece zaten alım gücü pekte yerinde olmayan işçiler sadece taksitli kısmını alabildiler.

Bu geri çekilen kısmın ise Bedrettin Dalan tarfından alındığı söylentileri sıkça yayılmaya başlandı.
Tabii ki bunlar çalışanlar açısından isbatı oldukça zor,söylentiden başka birşey ifade etmiyordu.

Daha sonraları TOFAŞ'ın kuş serisinden Doğan marka arabalarla ellerindeki hisse senetlerini değiştirenler de oldu.

Bu değişimin ardından 1,200,000 TL'lik senet karşılığında,Doğan marka arabaları alanları bir hüsran bekliyordu.

Çünkü o dönemde o arabalar tahminen 1,800,000-2,100,000 TL civarında iken 1,200,000 TL'lik bir bedel ile(Hisse senedi 1,200,000 TL olduğu düşünülürse) yani kar ile alınmış görülüyor idi.

Üstelik te henüz bedeli ödenmemiş bir hisse senedi olarak düşünülürse karlı ve taksitli bir alış söz konusu olmalı idi.

Fakat kısa bir süre sonra hisse senetleri borsada tavan yapınca çok iyi hatırlıyorum bir arkadaşım 18,000,000 TL'ye satılan bir yazlığı 1,200,000 TL'lik hisse senedi ile değiştirmiş idi.

Tabii ki bu da karlı görünüyor idi.

Zaman ilerledikçe bu hisse senedinin değeri o kadar yükseldi ki kimsenin hayal dahi edemeyeceği boyutlara çıktı.

İşte soru da burada aklıma geliyor.
Erdemir genel müdürü olan Tümer Özenç,Bedrettin Dalan'a acaba ne kadar senet vermiş idi?

Çünkü,Özenç'in,Dalan'ın kurması muhtemel siyasi partisine millet vekili adayı olması sıkça konuşulduğu bir dönem idi.

Şimdi bakalım,burada biraz duralım ve B.Dalan o dönemlerde ne yapmış bakalım.

Öncelikle 1994 yılı itibarı ile açıkladığı servetine bakalım.
1 milyar 250 milyon liralık hisse senedi,
1 milyar 100 milyon liralık banka mevduatı,
Eşi Ayseli Dalan'ın üzerine Tekirdağ'da 4 yazlık daire,
İstanbul'da 4 daire,
İki kooperatif üyeliği,
Citroen otomobil.
Hakkında açılmış dava yok

Türkiye’nin en büyük deniz taşımacılık filosuna sahip Deniz Nakliyatın satışa çıkarılan kamu hisselerine en yüksek teklifi 129 milyon dolarla Bedrettin Dalan veriyor.

İş dünyasına yıllar önce Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel’in yanında başlayan Dalan’ın ekonomi ve siyasetin vitrinine çıkması "İstanbul Belediye Başkanlığı" döneminde oluyor.
O tarihe kadar iş hayatını profesyonel anlamda "yönetici" olarak sürdüren Dalan'ın bugün sahip olduğu trilyonluk servetin kaynağı nasıl açıklanabilir ki?

Cevahir Çarşı Projesi 1989 yılında Bedrettin Dalan döneminde yapıldı.
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1&mid=8098&ItemID=7256&itemindex=0

Bu arada ilave bir bilgi daha sunayım.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dalan,bu görevi 26 Mart 1984-28 Mart 1989 tarihleri arasında sürdürdü.

21 EKİM 1989'da ANAP'tan istifa eden Mustafa Tınaz Titiz,eski istanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ile parti kurma çalışmaları sürdürdü.

Tümer Özenç ise daha sonraları Erdemir'in İdare Meclisi toplantısında alınan kararla ikinci kez olarak Genel Müdürlük makamına atandı.(12.6.1996,Cumhuriyet.)

Özenç daha evvel de Erdemir genel müdürü olarak görev yapmış idi.Bu atama ile ikinci kez aynı kurumun başına geliyordu.Sanki Türkiye'de başka yönetici kalmamıştı.

Özenç hakkında bir rivayeti de belirteyim.
Tümer Özenç döneminde, Özenç’in gece yarılarında yardımcılarını göreve çağırdığı ve toplantıda elindeki tespihin ipini bilerek kopartarak çevresindekilerin o tespih tanelerini toplamak için nasıl yarıştıklarını keyifle izlediği kuşaklar boyu anlatılıyor muş.

Yeri gelmiş iken bir de şu yazıya bakın derim.

Bedrettin Dalan ve Perpa projesi
Kuruluş / Erarslan Alkılıç
http://www.perpadergisi.com/arsiv/gundem2006_11.htm

Neyse kaldığımız yerden son bilgileri de vereyim.
Erdemir'in satışı gündeme geldiğinde sizlere daha evvel de yazdığım Mustafa Özbek hakkındaki yazımı ve ilave bir bilgiyi de sunmadan geçmeyeceğim.
1 MAYIS'TA CIA,GÜLEN PARMAĞI VE AĞALARIN SAVAŞI başlığındaki şahsi yazıma isteyenler bakabilirler.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=821.0

O dönemde Türk Metal Sendikası ise Erdemir'e talip oldu.
Türk Metal Genel Başkanı Mustafa Özbek,Tansu Çiller'in Erdemir'i satmayı önerdiğini ve Türk Metal'in de bu öneriyi kabul ettiğini açıkladı.

Özbek, satış protokolünün 1994 yılı Mart ayı sonlarına doğru imzalanacağını açıkladı.(Milliyet, 10.3.1994)

Mustafa Özbek, 2821 sayılı Sendikalar Yasası'nın bu konuda getirdiği kısıtlamanın kaldırılması için Tansu Çiller'den talepte bulundu.

1994 yılı Haziran ayında Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı Tezcan Yaramancı Türk Metal'i arayarak teklif verilmesini istedi.

Özbek ise gerekli yasa değişikliğinin yapılmadığını, kısıtlamanın aşılması için bir şirket kurulacağını ve bu yolla ihaleye girileceğini açıklad. Yavuz Donat, "Yiğit Kime Derler," (Milliyet, 17.6.1994.)
 
Ancak Türk Metal böyle bir girişimde de bulunmadı. Buna karşılık Erdemir Çalışanları Vakfı 1994 yılı sonlarında bu konuda bir girişimde bulundu.7 bin aktif çalışanın ve 1500 emeklinin bağlı olduğu bu Vakfın 2 trilyon nakit varlığının olduğu ve Bank Ekspres'in yüzde 10,5'ine, Sörmaş'ın yüzde 10'una ve Sörmer'in de yüzde 30'una sahip bulunduğu açıklandı.
(Semra Çetin,"Erdemir'e Talip Var," Intermedya Ekonomi,11.12.1994.)

Şimdi soru şu?
Acaba Bedrettin Dalan'ın Ergenekon ile bağlantısı var ise,böyle bir bağlantı kuruluyor ise haklımıdır,haksız mı?

Elbet ki kararı yargı verecek.Biz de göreceğiz.

Lakin dünya etme bulma dünyasıdır.
Herkes her şeyin hesabını bir gün gelir illa ki verir.
Ama bu dünyada ama başka yer ve zamanda.

Bana göre ise yargılanması gereken daha çok isim var.
Özetle Atatürk sonrası dönem baştan sona kadar yargılanmalıdır.

B.Dalan'ın Ergenekon ile bağlantısının altında acaba T.Güney'in bir ifadesi de sebep olmasın?

Ne mi demek istiyorum?
Bakınız öyle ise...
Güney ise ısrarla "Pertevniyal'den çok Bedrettin Dalan'ın İstek Vakfı'na ait Tarabya Kemal Atatürk Lisesi’ne gidip geldim" diyor.
http://www.canadaturk.ca/ms_word.asp?haber=540

Son söz:
Atatürk'ü kullananlarda Atatürkçülerde,İnançları kullananlar da din tüccarları da belli olsun.
Aksi halde,senin hırsızın,benim hırsızım;sen çok yedin az da biz yiyelim düşüncesi insani ve hukuki değildir.
Tam bağımsız Türkiye için geleceğimiz olan evlatlarımıza miras olarak mal,bankada para,gayrimenkul değil,DÜRÜSTLÜK ilkesini miras olarak bırakmadıkça kurtuluş zordur.

Son olarak ta sıkça yazılarını sizlerle de paylaştığım sayın Prof.Dr.Mehmet Erdaş'ın bir yazısından özetle bitiriyorum.
Saygı ile....
Ahmet Dursun
Not:Tüm bu operasyonlar için şunu da diyebiliriz.
Rusya gaz kesti,Ergenekon gaza bastı.Bu da bir düşüncedir elbetki.Milletin kafasını meşgul etmek te bir yöntem olamaz mı?
Zam,Seçim,6 milyon fazladan seçmen,kesilen gaz sorunları vs..vs..vs...

Sayın Erdaş'ın haberi.
Dekan yardimcisi olarak yurt disindan getirilip görev verilen bir Profesörün , hileli ögrenci gecislerine ve sahte askerlik tecillerine karsi oldugu icin Bedrettin Dalan tarafindan tekme tokat ve silah tehdidiyle Yeditepe Üniversitesinden atilmasina seyirci olanlar sessiz kalanlar da yapanlar kadar hukuk ve medeniyet düsmanidirlar!

 Bedrettin Dalan'in 500 Milyon Dolarlik servetinin kaynagi nedir?
Ne kadar vergi verir devlete? Abdullah Catli ve Mafya ile Dalan in iliskisi neydi?
 Saygi ve Sevgilerimle,
 Prof.Dr.Mehmet Erdas
http://www.lightmillennium.org/isikbinyili/yaz_02/merdas_hukuk_mucadelesi.html

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bir yorum.Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« Yanıtla #1 : Ocak 08, 2009, 01:31:58 ÖS »
Sayın Ahmet Dursun.
Yönlendirdiğiniz yazıyı okudum. Link üstündeki yazının dışında bir yorum yazısı da olmadığı için bu yazıdaki fikirleri sizin paylaştığınızı ve değerli bulduğunuzu varsayarak cevap veriyorum. Eğer öyle değilse en baştan özür dilerim.

Dün son tutuklamalardan sonra Alper Görmüş bir kanalda konuşuyor: " Bu tutuklananlar birbirlerine benzer görüşler dile getirmiş ve hükümetin Türkiye için zararlı olduğuna karar vermiş insanlar. Benzer şeyler
düşünen insanların bir örgütlenme içine girmiş olmalarından şüpheleniyorlar diye soruşturmayı yürüten savcıları suçlayamayız.
Bunlar pekala bir gizli örgüt kurmuş olabilirler" dedi. Engizisyon döneminde bir kişinin cadı olduğundan şüphelenmek yeterdi. Bu kişiyi işkencehanede ölümü ister hale getirip cadı olduğunu itiraf ettirlerdi. Bu demokratların hukuk anlayışlarının bundan daha ilerde olmadığını biliyoruz da o yazıyı yazan prof etiketli kişinin ve bunu bizimle paylaşan sizin hukuk anlayışınız da bundan daha ilerde değil.

Dalan ANAP'ın, Özal'ın belediye başkanıydı. Türkiye'de iktidarların toplumsal serveti belli ellere yönlendiren distribütör gibi davrandığını, bunun, en kaba şekilde Özal döneminde uygulandığını toplumcu muhalefet cephesinde yer alanlar bilirler. Ancak ne ilginçtir ki Ergenekon operasyonunun kışkırtıcıları ve destekçileri aynı zamanda en koyu Özal taraftarları. Dalan o yazıda yazılıp dökülenlerle suçlanmış ve dün kendisine yönelik yapılan işlem bu suçları açığa çıkarmak amacıyla mı yapılmış?
Şöyle bir mantık olabilir mi? "Bu adam İstanbul'da hırsızlık yapmış o halde Çankırı'da cinayet işlemiş de
olabilir".

Yazık çok yazık. Eli kalem tutan, klavyeye parmak basan münevverlerimizin bu kadar naif  bu kadar karman çorman bir bilince sahip olmaları ve de üstelik toplumsal bilinç.org gibi bir vazifeyi üstlenmelerini acı içinde izliyorum.
Ahmet Rifat Korur
*************
Sayın Korur,
Bu demokratların hukuk anlayışlarının bundan daha ilerde olmadığını biliyoruz da o yazıyı yazan prof etiketli kişinin ve bunu bizimle paylaşan sizin hukuk anlayışınız da bundan daha ilerde değil.....
demişsiniz.
Sayın Profesörün savunuculuğunu yapmayacağım.Salt şahsıma yaptığınız eleştiriyi değerlendireceğim.
Sayın Erdaş yazıyı okur da yorum yapar ise size de ulaştırırım.

Yazınızın bir bölümündeki ifadenize geleyim.
Dalan ANAP'ın, Özal'ın belediye başkanıydı. Türkiye'de iktidarların toplumsal serveti belli ellere yönlendiren distribütör gibi davrandığını, bunun, en kaba şekilde Özal döneminde uygulandığını toplumcu muhalefet cephesinde yer alanlar bilirler......

Elbet ki bilirler.
Ancak acaba siz neyin savunuculuğunu yapmaktasınız anlamak çok zor.
Çünkü diyorum ki,milleti bölmek için illa ki bir yöntem kullanılmıyor.
O kadar çok ki...

Bunları sizin bildiğinize inanıyorum.
Şu kadarını söyleyim ki Atatürk'ün mirası olarak kabul ettiğim Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki sadece sakalı,sarıklı,takunyalı takıyyecilerden değil ne yazık ki kendi kendilerinelerine vatansever diye vasıf belirtenler de aynı ölçüde bilerek ya da bilmeyerek bu tehlikenin içindelerdir.

Atatürk döneminden sonra neler yaıpldı?
Kimler hangi yöntemleri kullandı?


Özelikle de inançlar sıkça kullanılmış olup,ikinci sırada ise etnik çatışmalar gelmektedir.(Bana göre 3.dünya savaşı çıkacak ise de bu iki nedenden çıkacaktır.O hale getiriliyoruz)
Bunları da bir kenara bırakalım.

Mustafa Kemal'in ölümünden sonra her gelen işbirlikçilik duygularını,dışa bağımlılığı artırmadı mı?
Özellikle de bu yapılanların kimlerin güdülemesi ile yapıldığını artık tarih yazmaktadır.
Milli birliği bozan unsurlar saymakla bitmez derken,ekonominin salt kendilerine çalışması için yapılan örgütlenmeler yalan mı?

Tamam Ergenekon davası bir tertiptir.
Bunda zaten benim yazılarım da mevcuttur.

Evet,bir çok vatan severin salt bir zibidinin sözleri ile sorgulanması,daha iddia namenin hazırlanmamış olması ve hala hazırlanmıyor olması elbet ki bir yerlerden alınan emir ile yapılmış olması ihtimalini kuvvetlendiriyor.
Bunda da hem fikirim.

Ancak ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumun(-ki ben bildim bileli böyle,hiç rahat yüzü görmedik)sorumlularının neden incelenmesi bizleri rahatsız etsin ki?

Yineliyorum,bu sözüm asla Ergenekon tertibine evet anlamında algılanmasın.
Fakat,yıllardır yenen paraların,peşkeş çekilen ülke servetlerinin,49 yıllığına ABD ile yapılan gizli petrol çıkartmama anlaşmalarının,ülke ekonomisinin belirli zümreler arasında dönüp durmasının bu günlere gelmesinde hiç payı yoktur mu demek istiyorsunuz?

Bunu demediğiniz zaten ifadelerinizden de anlaşılıyor olmasına rağmen,ülke kaynaklarını çarçur edenlerin de bir şekilde sorgulanması gerekmez mi?

Şunu derseniz belki evet derdim.

"Ülke kaynaklarını şahsi menfaatlerinde kullananların yargılanma yeri Ergenekon olamaz"demiş olsaydınız belki haklısınız diyebilirdim.

Lakin untulmasın ki,milleti kandırmanın,birbirine düşürmenin,inançlarını sömürmenin en temel yolu, onları açlığa mahkum ederek bir kaç onursuzun ellerine teslim etmekten geçmektedir.

Aç insana ne diyebilirsiniz ne anlatabilirsiniz ki?Neye inanmaz ki?

Ülke kaynaklarının;yasaların boşluğundan,yönetenlerin boş vermişliğinden,bürokrsainin ehil ellerde olmayışından,yetkililerin sorumsuz/sorumsuzların da yetkili olmasından,yapanın yanına kar kalmasından,var olan yasaların uygulanmayışından,hesap verme/sorma sisteminin bozukluğundan,köşe dönmenin yasal kılıfı olarak siyasi partileri görmenin,çetelerin mafyalaşması,mafyanın holdinkleşmesi,holdinklerin de bazılarının siyasi parti haline gelmesi.. vs..vs..vs.. gibi nedenlerden dolayı dengesizce tüketilmesinden hiç rahatsızlık duymayalım mı?

İki yüzlü nüfus ve aile planlamalarının bu ülkeyi ne hale getirdiğini görmeyelim mi?
Siyasetçi olmanın milleti kandırmakla neredeyse eş değer olduğunu görmeyelim mi?

Nedir öfkelendiğiniz şey?
Bunları dillendirmiş olmamız toplumsal bilincin hatasımıdır?

Bedrettin Dalan sadece bir örnektir.
Daha neler neler var.
Söz konusu Ergenekon olduğu için ve içinde de Dalan adı geçtiği için bu örneği verdim.
Yoksa say say bitmez.

Acaba siz neden bu anlattıklarımdan neden rahatsızlık duydunuz?
Yoksa yazımın sonunda da belirtmiş olduğum gibi,"siz yeter yediniz,milleti fazlaca uyandırmayınız ve çekiliniz biraz da biz yiyelim"zihniyetini toplumsal bilinç çatısı altında ortaya koyduğum için rahatsızlık mı duyuyorsunuz?

Siz kimi ve neyi savunuyorsunuz?
Dediğim gibi salt tehlike saç,sakal,takunya vb..lerden gelmiyor.

Bu türlerin oluşumu,ortaya çıkartılması için de milletin fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşürülmüş olması gerekmez mi?

Evet gerçekten de bu şarttır.
Aksi halde Dalan'lar,Demirel'ler,Özal'lar vs..vs..vs..başkaca nasıl türeyebilirler di ki?

En iyisi sizler ve savunduğunuz düzen yaşasın demek mi olmalıydı?
Biz millet olarak nerede yanlış yaptık sorusunu hiç sordunuz mu?
Saygı ile...
Ahmet Dursun

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bir yorum devamı.Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« Yanıtla #2 : Ocak 09, 2009, 01:01:18 ÖS »
Sayın Ahmet Dursun.

Önceki mesajımda yanlış anlamış olabileceğimi düşünerek, sizi lüzumsuz yere kırmış olma ihtimaline karşı baştan özür dilemiştim. Bu özürümü geri alıyorum. Lüzumsuz olan özür dilememmiş...

1. "Bunu demediğiniz zaten ifadelerinizden de anlaşılıyor olmasına rağmen, ülke kaynaklarını çarçur edenlerin de bir şekilde sorgulanması gerekmez mi?"
Sayın Dursun şimdi bu ne demek? BİR ŞEKİLDE... ne demek yani?
Mantığınızı ileri götürelim. Türkiye'yi yağmaladılar. Bunların içinde Dalan da vardı. Bu yanına kar kaldı. Şimdi Ergenekon nedeniyle içeri alınacak olması bizim yüreğimizi yağ bağlatır bizi rahatlatır. Hatta oldu olacak buradan tutturamazlarsa, fiili livata nedeniyle tutuklasınlar bana ne... nasıl olursa olsun bir şekilde olsun da...
Yani Ergenekon'dan içeri alınana hırsızlıktan mı ceza verilecek?
Paraları geri mi alınacak?

2. Mantığınıza devam ediyorum: "Askere gitttim. (sizin ağzınızdan yazıyorum) Orda bir komutanımız vardı. Habire küfreder ikide bir tokat atardı. Zaten bunların alayı böyledir. Şimdi bunlardan üç beş tanesi
içeri alındı ne güzel oldu... Böylece askerde tokat yiyen tüm Memetçiklerin intikamı alınmış olur. Ya da şöyle diyelim. Daha kabul edilir olsun: 12 martı, 12 eylülü yüksek rütbeli komutanlar yaptı.
Millete kan kusturdular. Gerçi şimdi içeri alınan Kenan Evren ve onun beşi biryerdeleri değil ama olsun ne farkeder? Ha Ali Veli, ha Veli Ali

3. Sayın Dursun. Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Bırakın 12 Eylül'de yedikleri dayaktan (haklı olarak) kafaları bulanmış ve ÖDP'de, Taraf gazetesinde konuşlanmış eski solcular böyle düşünsün.
Bırakın onlar, 12 mart işkencehanelerinden geçirilen, Erol Bilbilik,Talat Turhan, Celil Gürkan gibi subayları görmezden gelsinler. 12 Eylül' de ordudan atılan kovuşturmalara uğrayan 5000 subayı bilmesinler. Ama siz bilin! O bulanık ve bulaşık cepheyi daha da güçlendirmeyin.

4. Sayın Dursun. Yönlendirdiğiniz ve pek beğendiğiniz o profesörün yazısında beni en çok neyin rahatsız ettiğini söyleyeyim:

"Lakin dünya etme bulma dünyasıdır.
Herkes her şeyin hesabını bir gün gelir illa ki verir.
Ama bu dünyada ama başka yer ve zamanda."

Bu laflar pozitif bilim tedris etmiş bir adamın lafları olabilir mi?
Bu münevverimiz hangi medresede profesör acaba?

5. "Ülke kaynaklarını şahsi menfaatlerinde kullananların yargılanma yeri Ergenekon olamaz demiş olsaydınız belki haklısınız diyebilirdim."demişsiniz. İyi de ben ne demişim? "Dalan o yazıda yazılıp dökülenlerle suçlanmış ve dün kendisine yönelik yapılan işlem bu suçları açığa çıkarmak amacıyla mı yapılmış?" Sayın Dursun daha ne
diyeyim? Hem ne demek belki haklısınız derdim demek. Bu işin belkisimi olur?

6. Gelelim Vehbi'nin kerrakesine...
 a) Tuncer Kılınç; Amerikan yanlısı bir kontrgerillanın mümessili olduğu için değil, Türkiye Avrasya'da müttefikler bulmalı. Amerikan hegamonyasından çıkmalı. İran ve Rusya ile ittifak yapmalı dediği için
kovuşturuluyor.
 b) Kemal Yavuz; Özal "Amerikan birlikleri ile birlikte biz de Habur'dan girelim, Kerkük'ten çıkalım nasıl bu fikir paşam? bu senaryoyu ben yazdım" dediğinde (Birinci Körfez savaşında 2. ordu komutanı idi), Sayın cumhurbaşkanım o senaryoyu başkaları yazdı. Siz o filmde olsa olsa figuran olursunuz dediği için alınıp götürülüyor.
Yoksa faşist bir general olduğu için değil...
 c) Bedrettin Dalan; Bld. başkanı olduğu zamanda (bir iddiaya göre)çalıp çırptığı için değil, Fethullah Gülen'in eğitim alanındaki girişimlerinin arka planına dikkat çeken ve eleştiren kitaplar yazdığı, konuşmalar yaptığı için bu muameleye maruz kalıyor.
 d) Yalçın Küçük; Apo ile görüştüğü için değil, bu savcı suçludur dedi diye içeri alınıyor.
 f) Veli Küçük Susurluk nedeniyle değil, Eşref Bitlis kaza sonucu değil bir CİA suikasti ile öldü dediği için Silivri'de 
e) Sabih Kanadoğlunun evi Danıştay'a bomba koydurduğu için değil,Fazilet partisini kapattırdığı ve 367 nin mucidi olduğu için talan ediliyor.
 f) Doğu Perinçek ve Emin Gürses gibileri hiç söylemeyeyim. Hem ben yorulmayayım. Hem de sizin bilgi dağarcığınızı ve bilincinizi küçümsemiş olmayayım.

Sayın Dursun. Toplumların/milletlerin tarihinde kritik dönemeçler vardır. Bu gibi hallerde insan istese de istemese de, bilincini tazelemek, yerini belirlemek zorunda kalır. Başka zamanlarda hoş görülebilecek ruh ve kafa karışıklıkları, o kişinin virajı alamaması ve merkezkaç kuvvetlerin etkisi ile savrulup gitmesi sonucunu doğurur.

O nedenle bana yönettiğiniz soruyu (ki böyle bir soru sormak hakkınızdır) birinci çoğul şahıstan birinci tekil şahısa çevirerek size tevzi ediyor ve saygılar sunuyorum: Hiç düşündünüz mü ben nerde hata yapıyorum diye?
Ahmet Rifat Korur
**************
Sayın Korur,
Yazdılarımı tam anladığınızı sanmıyorum.
Ya tam sindirerek okumadınız ya da işinize gelmedi.
İlk kez benim için sanki"Ergenekon destekçisi"imiş gibi bir algılama içinde olan bir anlayış ile karşılaşıyorum.
Bu çok ilginçtir.

Gerçekten böyle bir anlayışı bana nasıl olup ta ihdas edilmiş olduğunu hala anlamış değilim.
Korkarım ki ilerideki yazışmalarımız(bu tarzınızla devam edecek olur isek) bazı teknik terimler bağlamında hakarete dahi varabilecek görünmesi endişe vericidir.

Örnek olarak bir hukuki(teknik anlamda)terim olan fiili livata terimini kullanmanız bunun gelecek yazışmalarımız için bir öngörüsünü veriyor dersem belki ön yargılı olabilirim.

Ancak hiç te hoş olmayan bir üsluba gidecek ise fazlaca birbirimizi anlamaya çalışmasak belki de iyi olacak.

Size tavsiyem öncelikle Ahmet Dursun kimdir? başlığına göz atmanızdır.
Bakınız.. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=279.0 adresinden.

Neden?
Çünkü haytım boyunca tam bağımsızlıktan yana bir tavır,Atatürk ilkelerine,düşüncelerine sonuna kadar bağlı bir insan olarak bu tür elştirileri hak etmediğimi düşünüyorum.

12 Eylül evveli fikirlerim de aynı idi.
Yani sonuna kadar Atatürk fikirlerini savunuyor olmamdan bahsediyorum.
Tabii ki tıpkı inançlar bağlamında herkesin bir ilahı olduğu gerçeği su yüzüne çıkması gibi,herkesin de bir Atatürk'ü olduğu gerçeğini de artık görüyoruz.

Bu yazışmamızda görülen bir şey daha var ki,o da herkesin menfaati olduğu bir adalet anlayışı toplumumuzda tahsis edilmiş durumdadır.
 
Yineliyorum.
Ergenekon denen düzmeceyi asla tasvip etmiyorum.
Suçlu var mı yok mu tartışmıyorum.


Benim söylemek istediğimi yineleyim.
Bir zibidinin (Tuncay Güney) ifadesinden bahsediliyor ancak henüz ortaya gelmedi,bir şemadan bahsediliyor ortada birşey yok olmasına rağmen bazı gazetecilerin,bazı taraflı medyanın ellerinde diz üstü bilgisayarlarında ulu orta dolaştırılıyor vs..vs..

Evet doğrudur.

Yanlış olan kimsenin dokunulmaz olması ya da birilerinin dokunulmaz olması anlayışına teslim olunmasıdır.

Evet hukuk devleti olmak demek;dokunulmayan hiç bir kişi,zümre vs..olmaması demektir.
Herkesin adalete hesap veriyor olması demektir.

Bu da doğru.

Ancak yanlış olan şudur;
Eğer ki hukuk vardır denmek(herkese ulaşabiliriz düşüncesini topluma kabul ettirmek)isteniyor ise,ve bu düşünce yargısal yollar ile kabul görecek ise,bu soruşturma üzerinden rejim kavgası yaratıldığının düşünülmesi istenmiyor ise,yapılması elzem olan şeyinde yapılması gerekir.

Yani elzemden kastım,hukuk ve toplum vicdanının rahatlamasını sağlayacak olan ve savcıların birincil görevi arasında gelen delil toplama yöntemlerini edepli şekilde yapmalarıdır.

Bu da salt aleyhte delil toplamakla olmaz.
Sanık,tutuklu ya da şüphelilerin lehinde olacak delillerin de toplanması ile vicdanlarda açılacak yaraların engellenmesi ile hukuk ihdas etmiş olur.

Aslında bunları yazmamın belki de gereği de yoktu.
Lakin tüm bunları anlatmamdaki asıl gerekçe ise,maddeler halinde sıralamya çalıştığınız bir anlamda da  hukuk anlayşınızın tek tarflı oluşunu size sergilemek olmakta dır.
 
Maddeler hailnde açıklama yapmak yerine bir bütün olarak değerlendirmeye çalıştım.
 
Umarım ki taraf olma anlayışı bizleri yanlış hukuki anlayışlara olur vermeye,benim hırsızım,senin hırsızın(hırsız deyimi dava kapsamında değildir)anlayışının tesis edilmesine engel olur.
 
Elbet ki yukarıda basettiğiniz yaklaşık tüm isimler ile ilgili ifadelerinize ve tesbitlerinize katılıyorum.
Zaten yazılarımı takip etmiş olsa idiniz bu eleştiriyi yapmanızın ne denli yersiz bir tavır olduğunu da anlamış olacaktınız.
 
Ayrıca her hangi bir düşünce nedeni ile de özür dilemenize hiç mi hiç gerek yoktur.

Her düşünce saygı değerdir.
Tabii ki benim hırsızım senin hırsızın düşüncesi vb..leri hariçtir.

HUKUK
a) Kimse,dinî ayin ve törenlere katılmaya,dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz;dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.Anayasa, mad. 24/3/

b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/

c) Herkes düşünce ve kanaatlerini;söz,yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26

d) Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz.
Bu düşünceler şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)
Saygı ile....
Ahmet Dursun
Bazı yazılarımdan başlıklar........(kendisine ulaştırılmıştır.)

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yorum 2.Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« Yanıtla #3 : Ocak 09, 2009, 01:37:22 ÖS »
Sn Dursun,
Bedrettin Dalan ve benzerlerinin yaninda  asil incelemeye 1950 yilindan baslayarak, o zamanin tum milletvekillerinden, onlara yakin durmus burokratlardan ve sonra da, basta Demirel olmak uzere, Yilmaz ve ozellikle Ciller'den, Sahinkaya gibi Silahli Kuvvetlerimize leke surmuslerden baslamak gerekir.
İncelemenin Ataturk donemine de genisletilmesi  savi utanmazca bir yaklasimdir.
Ulku Bassoy
**********
Sayın Bassoy,
Siz böyle düşünüyorsunuz da başkaları da başka ekilde düşünüyor.
Son söylediğinize tamamı ile katılıyorum.

Zaten amaçta bu değil mi?
Atatürk ve dönemini yargılamak.

Yoksa gerisi tam bir saptırmaca ve hikayeden ibarettir.
Özetle Atatürk'ten sonraki dönemlerin tamamı yeniden yargılanmak durumundadır.
Tam bağımsız mahkemelerce ve hukuk ölçülerinde...
Eğer ki işin ekonomik,hırsızlık,soygun vs.. boyutları da göz ardı edilmeyecek olursa her şey net olarak açığa çıkacaktır.
Teşekkürler.
A.Dursun

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yorum 3. Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« Yanıtla #4 : Ocak 09, 2009, 01:56:46 ÖS »
Değerli Ahmet Dursun ve Rıfat Korur arkadaşlarım
 
Tartışmanızı yararlanarak takip ediyoruz.
 
Düzeylice gerekçelerini ortaya koyarak yapacağımız değerlendirmeler, karşı değerlendirmeler, ilerletici katkı yapıcı olacaktır.
 
Ancak tartışmanın düzeylice ve gerekçelerini açıkca sağlam olarak ortaya konarak yapılması ve gerçeği kavramaya daha yaklaşmak, tartışma sonrasında kendimiz dahil hepimizin bundan yarar sağlaması temel amaç olmalıdır.
 
Bilmemeyi, yanlış bilmeyi, eksik bilmeyi; gurur meselesi yapmalıyım. Tartışmayı kişiselleştirmeyelim.
 
İkiniz de değerli arkadaşlarımızsınız. İkinizin de yurtsever devrimci çizgide olduğunuzdan kuşkumuz yok. Kurulmakta olan sitemizde de "kurucu üye" olarak yer alacaksınız.
 
Daha önce de söylediğim üzere, buradaki çabalarımızın bir nedeni de, "halkçı devrimci iktidar mücadelemizin" ardına "yüksek akıl" koymaktır.
 
Bu niyetle ve bundan dolayı iyi niyetle yapılan eleştiri ve karşı değerlendirmelerdeki bazen sertleşmeleri mazur görmelisiniz.
 
Tartışmasını ve tartışmalardan katkı yarar sağlamasını yeniden öğrenebilmemiz gereklidir.
 
İçten sevgi ve saygılarımla
K.Şimşek
************
Sayın Şimşek,
Sayın Korur arkadaşım ile ve diğer tüm tartışmalarım,yorumlarım asla hakaret ya da incitici bir düzeyde bildiğiniz gibi olmamış ve olamaz da.
Bundan siz de söylediğiniz gibi eminsiniz.
Ancak bazı hukuki teknik terimlerin de kullanım yerlerinden ötürü sayın Korur arkadaşıma uyarıdan çok hatırlatma amacı ile yönlendirdim.
Aksi halde fikirler asla yargılanmamalı ve tartışmaya açık olmalıdır.
Önemli olan herkesin aynı şeyleri düşünmesini sağlamak değil,doğrularda birleşmesini sağlamaktır.
Siyasi bağlamda doğru olan ise Tam bağımsız,Atatürk ilkelerine tam bağlı gençlerin,aydınlık beyinlerin yetişmesi ve buna yapılacak katkılardır.
Yoksa şu ya da bu düşünceden ötürü insanları yanlış söylüyorsunuz diyerek salt eleştirmiş olabilmek için sözler sarfetmek,arkası gerçeklerle doldurulmamış iddialarda bulunmak elbet ki haksızlıktan başka ne olabilir ki?

Ben şahsen şahit olduğum bir konudan bahsediyorum.
Yaşadığım bazı gerçekleri kimseyi incitmeyecek bir düzeyde algılanmasını sağlamaya çalışıyorum.
Herkes dilediğince anlama ve yorumlama hakkına sahip elbet ki.
Ancak şahsen yaşadığım bir konunun direkt şahidi olunmadan nasıl olur da eleştirilir de demiyorum.
Tam aksine varsa belgeniz/bilginiz(iddiam ile alakalı)buyurun ortaka koyun ve çürütün.
Ben de haksız olduğumu kabul edecek kadar ne dediğimi elbet ki bilirim.

Ancak salt eleştirmek amacı ile düstursuz yapılacak ve görünüşte de buna doğru gidecek bir yazıya özellikle tesbit yapmak sureti ile müdahale etme hakkım da sanırım ki saklıdır.

Sayın Korur'a her hangi bir olumsuz anlamda eleştirel yaklaşımım dahi yoktur.
Sadece daha delil taşıyan bilgilerle eleştiri yapması gereğini anlatıyorum.
Yaoksa sayın arkadaşım ile hiç bir alıp veremediğimiz de olmaz,olamaz.

Sonuçta kendisi de saygın bir dostumuzdur elbet ki.
Önemli olan dediğiniz gibi herkesin bilgilerini paylaşarak bazı gerçekleri ortaya koymasıdır.
Bunun da bu ortamda oluştuğunu biliyor ve inanıyorum.

Devrimci ruh,esarete katlanamaz,hele haksızlığa asla...

Bu ruhun burada olduğuna inanıyor ve tüm dostalrıma saygılar sunuyorum.
Tartışmamızdan rahatsız olanların bildirmesini,katılmak isteyenleri de beklerim.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yorum 3 devamı.Bedrettin Dalan adı Ergenekonda neden geçiyor?
« Yanıtla #5 : Ocak 09, 2009, 07:45:24 ÖS »
Değerli Ahmet Dursun arkadaşımızın iyi niyetinden ve halkçı yurtsever duruşundan kuşkumuz yok.
Kendisi tartışmaya diğer arkadaşlarımızın da katılmasını beklediğini söylemiş ama ben kendi adıma şu anda ayrıca söylenecek bir söz bulamadım açıkcası.
Benim düşüncelerini dobraca paylaşan biri olduğum artık çoğu arkadaşım tarafından biliniyor olmalıdır.
Ahmet Dursun arkadaşımızı kırmak istemem ancak Rıfat Korur arkadaşımızın değerlendirmelerine genel hatları ile katılmaktayım.
K.Şimşek
---------------------
Sayın Şimşek dostum,
Eleştirilere kırılmak demek,fikirsiz olamak demektir.
Bu nedenle sizin eleştirilerinize ve dahi diğer dostların eleştirlerine her daim açık olduğum bilinmelidir.
Zira eleştirilere(olumlu/olumsuz) tahammül edemyenler ne yazık ki yanlışlarla kendilerini yönlendirenlerdir.
Buna inanırım.

Bu nedenle şunu sormak isterim.
Sayın Korur dostumuzun(-ki fikirlerine katılmıyor olmak dostlukları zedelemez-)fikirlerine katılıyor oluşunuzun arkasındaki sebepleri de öğrenmek isterim.

Çünkü,az çok,iyi kötü fikirlerimi biliyorsunuz.
Cunta ve dahi 12 Eylül öncesi faşizan eyilimlerce de yargılanmış birisi olarak nasıl olur da şimdiki söylediklerimde katılmadığınız yerleri açıklamıyor olabilirsiniz?

Elet ki katılmadığınız bölümleri açıkça dillendirmemiş olmanızdan dolayı net bir yanıt vermiyorum.

Özetle şunu söylemeliyim.
Devrimci ruh hepimizde var ise(-ki var olduğu bes belli)nasıl olur da hırsızların da yargılanması gerekir sözüme hiç bir destek bulamıyorum?(En azından henüz yazıştıklarım içinde.)
 
Dostlarım,
Eğer ki doğrudan,dürüstlükten yana isek,(-ki bundan hiç kuşkum olmamıştır) nasıl olur da hırsızın da(ya da teknik ifadesi ile ölenin de hiç suçu yokmudur) hakkını arıyor durumuna düşüyoruz doğrusu anlamış değilim.

Yineliyorum.............
Diyorum ki şahsen şahit olduğum,içinde yaşadığım bir ortamdan bahsediyorum.
Evet diyebilirsiniz ki belgen var mı?
Meşhur bir söz vardır.
Rüşvetin belgesi olur mu....be adam......
İşte bu nedenle bana inanıyor iseniz,belgelemiyecek durumda olsam dahi iddiamın sonuna kadar arkasındayım.

Daha evvel de Mustafa Özbek hakkında iddialarım olmuş idi.
Bir arkadaşımız(başka bir gruptan)ağabeyinin şahitliği ile karşıt bir duruş sergilemek istemiş idi.
Ancak anlaşıldı ki,salt yaşanmamış bir süreç üzerinde ahkam kesmeye başlamıştır.
Bu nedenle de konuya olan yanıtını sonlandırmak zorunda kalmış idi.

Bu da tıpkı bunun gibi bir şeydir.

Son kez yineliyorum.
Ergenekon bir tezgahtır.
Bir siyasal hesaplaşmadır.Özetle ve net ifadesi ile bir rezalettir.

Ancak salt Ergenekon'da geçiyor olması hasebiyle değil,şahit olduğum,yaşadığım olaylar nedeni ile bu satırları yazmış bulunmaktayım.

Lütfen dürüstlük ilkesini her satıhta uygulamaya çalışalım.
Hukukun üstünlüğüne inanıyor isek mutlaka dokunulmazlık safsatasından vaz geçmeliyiz.
Aksi halde bir gün gelir ki savunduklarımızdan,söylediklerimizden pişmanlık da duyabiliriz.

Örnek olarak rahmetli Ecevit'i hatırlayınız.
Ecevit'i 1972 yılında tanıma şansına erişmişidim.

O yıllarda dağlara,taşlara "KARA OĞLAN" yazmış idik.
Lakin anladık ki kara oğlan'da kararıp kaldı.

Soruyorum Atatürkçülük iddiasında olanlara.
Bu soruyu ADD gen.baş.yrd. sayın D.Ali Ercan hocamada sormuş idim.
Lakin çok garip yanıtlar aldığımı da söylemek isterim.

Konu hakkındaki yazışma adresini de sizlere sunacağım.

İşte söylemek istediğim şudur.
Toplumumuzun beyni uyuşturulmuş,yıkanmış,önümüze konan bir kaç kırıntı bilgi ile birbirimizi yemekteyiz.

Dostlarım,Unutmayalım ki bu günlere gelmemizdeki en büyük hatalardan bir de göz göre göre hırsızlığa pirim verilmiş olmasıdır.

Süleyman Demirel'in akrabaları,Çiller'in anasından kalma bir kaç kuruşlarının büyük servetlere dönüşmesi,Mesut Ylmaz ile Kemal Derviş'in kamu önünde tartışırken Yılmaz'ın bir süre sonra Derviş'in konuşma yapamayacağı yerlere onun yerine katılmış olması,CHP'nin parti programına dahi almış olduğu ve Baykal'ın"AB'ye laf söyleyeceklerin bu partide işi olamaz" açıklamaları,MHP'nin ve Türkeş'in CIA ve MI5 tarafından özellikle sçilmiş olması hatta Pantürkizm görevinin kendisine verilmiş olması,Nurculuk denen sayıklamanın İngiliz istihbaratı ile nasıl kurulduğunu vs..vs..vs..ne de çabuk unuttuk.

Daha o kadar sayacak şey var ki....
Zaman el verirse bunları da elbet ki yeniden yazacağım ya da yazılarımın başlıklarını yineleyeceğim.
 
Unutmayalım ki,Tam bağımsızlık bir hayal değildir.
Tam bağımsız olmak için ise,öncelikle kendimizi yargılayabilmemiz şarttır.
Bu bir lüks değil,bir zorunluluktur.

Geleceğimiz kabul ettiğimiz evlatlarmıza mal,para vs..ler bırakmak yerine DÜRÜSTLÜK ilkesini bırakmayı seçmedikçe kurtuluş asla mümkün değildir.
Saygı ile...
Amet Dursun
***********
Millet "BİRLEŞİN"dedi; Emperyalistler birleşiyor.(Bölüm 1)
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=291.0
----------
Millet "BİRLEŞİN"dedi; Emperyalistler birleşiyor.(Bölüm 2)
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=292.0
-----------
Not:Bu yazıya gelen soru ve yorumlara bakmak için...
ADD genel başkan yardımcısı sayın Prof.Dursun Ali Ercan'ın bu yazıma verdiği yanıtı ve tartışmamızı bulacaksınız...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/2917792/

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bedrettin Dalan'ın burs listesi ilişkileri ortaya çıkarır.
« Yanıtla #6 : Ocak 15, 2009, 10:29:05 ÖS »
Profesörden ilginç iddia:Dalan'ın burs listesi ilişkileri ortaya çıkarır

Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınmasına karar verilen Bedrettin Dalan'ın kasasından çıkan burs listesi incelemeye alındı.

Konuyla ilgili tartışmalar sürerken Dalan'ın sahibi olduğu Yeditepe Üniversitesi'nin eski bir öğretim üyesi ilginç iddialarda bulundu. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde dekan yardımcısı olarak görev yapan Prof. Dr. Mehmet Erdaş, burs verilen isimlere bakılması halinde ilişkiler ağının deşifre edilebileceğini savunuyor. Özellikle asker ve istihbaratçı çocuklarına ücretsiz eğitim imkanı sağlandığını ileri süren Erdaş, burs bağlama kriterini şöyle özetliyor: "O listede askerî kesim geniş yer tutar, kapıda kuyruklar oluşurdu. Dalan ilişkilerinde seçicidir. Mesela yakın çevresi sadece Alevilerden oluşur. Dalan, başarı durumuna göre veya maddî durumunun kötülüğüne göre öğrenciye asla burs vermezdi. Çok cimri ve para düşkünüdür, kendisine fayda getirmeyecek hiçbir şey yapmaz. Burs veriyorsa, arkasında mutlaka bir getirisi vardır. Burs verilecek öğrenci velisi ya etkili bir yerdedir ya da istihbaratçıdır. Ona nüfuz artışında bir şey sağlıyordur. Öyle adamların çocuklarına burs verir."

Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında arama kararı çıkarılan Dalan'ın bunu 'hukuksuzluk' olarak nitelendirmesini eleştiren Erdaş, Dalan'ın kanun tanımayan davranışlar sergilediğini iddia ediyor. Erdaş, "LES sınavına giremeyen, asker kaçağı bir sürü adam doları bastırınca okula alınırdı. Dalan'ın eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve YÖK üyesi emekli paşalarla arası çok iyiydi." diyor. Prof. Dr. Mehmet Erdaş, usulsüzlükleri ifşa edeceği için Bedrettin Dalan'ın kendisine silah doğrultarak ölümle tehdit ettiğini, ardından da üniversiteden uzaklaştırdığını söylemişti.

Bedrettin Dalan'ın sahibi olduğu Yeditepe Üniversitesi'nde ve Acıbadem İstek Vakfı Okulu'nda yapılan aramada silahlar, binlerce mermi ve 7 bin kişilik burs listesi bulunmuştu. Listede çok ilginç isimlerin çocukları olduğu iddia ediliyor. Bedava okutulan çocuklardan birinin şu an tutuklu bulunan eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan'ın çocuğu olduğu belirtiliyor. Bir dönem Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışan Saçan'ın, Tuncay Güney'in sorgu görüntülerini de Dalan'ın odasında Veli Küçük'e verdiği iddia edilmişti.
Melik Duvaklı,zaman.com
13 Ocak 2009, Salı
***********
Prof.Dr.M.Erdaş'ın yazısı için bakınız.
Ey Fethullah Gülen Cemaati İleri Gelenleri ve İdari Kadrosu
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3105.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Arkadaşım Bedrettin Dalan üzerine..
« Yanıtla #7 : Ocak 16, 2009, 10:09:04 ÖS »
'UTANMASALAR ERGENEKON'U YAZMIYOR DİYE BENİ SAVCIYA İHBAR EDECEKLER!' ULUÇ ERGENEKON SESSİZLİĞİNİ BOZDU!..   
 
'Liberal demokrat yazarlar, Ergenekon davasını etkilemek bir yana, bitirdiler ve mahkûm ettiler bile..'
 
Arkadaşım Bedrettin Dalan üzerine..
Ergenekon üzerine yazmamaya özel bir özen gösteriyorum.. Mektebi Mülkiye'de felsefesini okuduğum Hukukun temel ilkesine saygımdan.. Görülmekte olan bir duruşmayı etkilemek, karara en küçük etkide bulunmak bir hukuk, ötesinde bir insanlık suçu olduğundan..

Netice bu konuda karar verecek yargıçlar da insan.. Okuyorlar, duygulanıyorlar, etkileniyorlar. Doğal değil mi?.. Gökten inmiş robot değiller ya..

Hatırlarsınız.. Bir tarihte Kocaeli'nde maça gitmiş, dönüşte sınıf arkadaşım olan valiyi eleştirmiştim..
"Yahu senin yanında, Şeref Tribünü'nde oturan adam sandalye fırlatıyor hakeme, ses etmiyorsun, sen nasıl valisin" diye.. Nuri ertesi gün aramıştı..

"Yahu Hıncal, o sandalyeyi fırlatan adam, ilimiz savcısı.. Kimi kime şikâyet edeceğim?.."
Öylesi insanlar hepsi.. Bizim gibi, hepimiz gibi..

Ama sağ olsun, liberal, demokrat arkadaşlarımız, Ergenekon davasını etkilemek bir yana, bitirdiler ve mahkûm ettiler bile.. Hem de öyle mahkûm ettiler ki, benim gibi susup, kararı bekleyen hukuka saygılı insanları Ergenekoncu faşistler olarak ilan bile ederek bir mahalle baskısı yarattılar. Bir köşe yazarı olarak itibarını korumak istiyorsan, sen de karar verecek, hatta infaz edeceksin ki itibarını koruyasın. Utanmasalar hatta, savcıya ihbar edecekler..

"Sayın Savcı, Hıncal Uluç Ergenekon yazmıyor. Demek onlardan, onu da almak için ne bekliyorsun?.."
Dün akşam televizyonu dinlerken yazmaya karar verdim. Uğur Dündar anlatıyordu. Bir çete ele geçmiş, planları arasında Uğur Dündar'ı öldürmek var. Uğur da gazeteci olarak, bu çetenin lideriyle röportaj yapmaya karar vermiş. Bu arada soracak "Beni niye seçtiniz" diye..

Ayni şey benim de başımdan geçmişti. Aktüel, ünlü köşe yazarlarından ünlülerle röportajlar diye bir diziye başlamıştı. Bana da geldiler. "Birini seç konuş" diye.. Alaattin Çakıcı'yı seçtim.. "Yahu beni niye vurdurdun" diye soracaktım. Vuran ve vurulanın konuşması ilginç de bir gazetecilik olacaktı. Çakıcı hapisteydi, Adalet Bakanlığı izin vermedi, konuşamadık.

Uğur konuşmuş.. Sonuç.. Ergenekon iddianamesinde, o çete reisi ile Uğur Dündar, dost, arkadaş olarak geçiyor.. Kanıt da o röportaj.. İyi mi?.

2500 sayfa iddianame yazar, duyduğun her şeyi geçirirsen, böyle şeylerin olması doğal..
Sabih Kanadoğlu.. Olayın şekli skandal.. Ortada fol yok yumurta yokken devlet televizyonu TRT, Kanadoğlu'nun evinin basılacağını haber veriyor.. Baskın saatler sonra?.. Nasıl oluyor bu?.. Kimse merak etmiyor..

Kanadoğlu hukuka saygılı ve inançlı.. Ama şekilden üzgün.. "Terör örgütü üyeliği" ile suçlanmasından yıkılıyor.. Teknik takibe alınmış, yani telefonlarının dinlenmesine karar verilmiş olmasından yıkılıyor. Onuncu dalga içinde bazı mafya babaları ve de özellikle İbrahim Şahin ile ayni operasyonda basılmasından yıkılıyor. O Şahin ki, Kanadoğlu'nun müthiş iddianamesi ile beraattan kurtulup mahkûm olmuştu. Şimdi ayni terör örgütündeler.. Buyrun!..

Şimdi bir de Dalan var.. Ötekilerle tanışmam bile.. Ama Bedrettin Dalan askerlikten beri arkadaşım..
Kaç kez yazdım, "Keşke İstanbul'un başında bir dönem daha kalabileydi" diye.. İstanbul'u dolaşın. Dalan'ın imzasını görmeyeceğiniz tek köşe bulamazsınız.. Öyle başkandı.

Özal hızla parlamasından korktu, yolunu kesti. O da siyasetten çekildi, kendini eğitime adadı. Önce İstek Liseleri, sonra o muhteşem Yeditepe Üniversitesi..

Kayışdağ'daki kampus açıldığında beni davet etti, gezdirmek için.. Hayran hayran dolaşıyorum.. Bir yandan da Dalan'ı yokluyorum.. Aklı hâlâ siyasette, hâlâ en büyük aşkı İstanbul'da gibi geldi bana.. Yemekte " Sakın ha başkan.. Sakın ha..

Artık siyaset miyaset yok.. Sen işini buldun. Eğitim ordusuna katıldın. Bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin başındasın. Sakın ha.."

Mırın kırın etti.. Lafı geçiştirdi..
Yıllar geçti aradan.. Geçen yıl, gene yemek yiyoruz..
"Ülke nereye gidiyor?.. Bize yeni bir parti gerek" dedim.. "Bu Baykal, bu Bahçeli'yle bir şey olması mümkün değil.. Yeni bir lider, yeni bir parti, yeni bir umut gerek.." Lafı nereye getireceğimi anladı.
"Atatürkçü kesimin en büyük şikâyeti Fethullahçı okullar değil mi?. Mücadele o okulları yıkma, yok etme yolları aramakla mı olur, yoksa, daha iyilerini yapmakla mı?. Öyle liseler, üniversiteler kurarsın ki, buradan yetişen pırlanta gençler ülkenin geleceği olur, senin de 'Nereye gidiyoruz' diye endişe etmene, Fethullah Okullarından korkmana sebep kalmaz.."

Sonra hedeflerini anlattı.
"Yeditepe iyi üniversite olacak. Ama iki fakültesini, Dişçilik ve Hukuk Fakültelerini dünya çapında yapacağım göreceksin.."

Şimdi bu Dalan "Dünyanın en iyi hukuk fakültesini yapacağım" diyen adam terör örgütü üyesi, rejimi yıkma eylemcisi olarak suçlanıyor.

İstanbul Barosu'nun tokat gibi açıklamalarını iyi okuyun.. Hatta kesin saklayın bir yerde..
Sonra da yargıya inanarak ve güvenerek Ergenekon davasının sonunu bekleyin.. Yapacak en doğru şey, bugün bu!..

Ben yargıya inanıyorum.. Yargısız infazcı Liberal ve Demokrat arkadaşlarım da "İnanıyorum" der altına imzalarını atarlar mı?.
Hadi atsınlar, görelim!.
HINCAL ULUÇ/SABAH

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
"Bedrettin Dalan isminin çete yöneticisi olarak geçmesinden üzüntü duydum".

Sevi Sarı,Bedrettin Dalan'ı anlatıyor.

Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında arama kararı çıkartılan Bedrettin Dalan bir süredir Amerika'da bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı ve İstek Vakfı'nın Kurucusu Dalan, eşinin sağlık sorunları nedeniyle geldiği Amerika'da kaldığı süre içerisinde, geçen yıldan beri yapmakta olduğu ve oldukça ilgi çeken Türk kadını ve tarihi ile ilgili programlar Amerika'nın ilk Türk radyosu olma özelliğine sahip Florida Amerika Türk Radyosu'nda yayınlanıyordu.

Aynı zamanda Mezun.com yazarlarından olan Florida Türk Radyosu kurucularından Sevi Sarı, yaşanan son gelişmeler ve Bedrettin Dalan ile geçirmiş olduğu günler ile ilgili bilgileri bizlerle paylaştı.

Ülkemizde yaşanan hukuki gelişmeleri ve Ergenekon soruşturması kapsamında gerçekleştirilen gözaltıları Amerika'dan bir göz olarak nasıl değerlendiriyorunuz?

Son günlerde memleketimizde yaşanan ve ne olduğunu hiç kimsenin anlayamadığı gergin atmosferde yürütülen soruşturmaya inanmakta zorlanırken, bu soruşturmanın Türk Milletinin doğuşunu simgeleyen Ergenekon ismi ile anılmasına da anlam veremiyorum.

Bir süredir Amerika'da programlarınıza konuk ettiğiniz Sn. Bedrettin Dalan için de bu soruşturma kapsamında arama kararı çıktı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir buçuk sene önce radyomuzun ilk kurulduğu günlerde, benim radyo programıma konuk olarak bu girişimimizden dolayı bizi kutlayan ve bu konuda her türlü desteğe hazır olduğunu belirten eski İstanbul Belediye Başkanı, Yeditepe Üniversitesi ve İstek Vakfı'nın kurucusu Bedrettin Dalan, konuk olarak katıldığı programın arkasından Türk tarihinde gizli kalmış gerçekler ve Türk kadınının tarihi hakkında programlar yapmaya başladı.

O kadar meşgul bir kişi olmasına karşın zamansızlığının içinde yüreğindeki vatan aşkı baskısı ile Amerika'daki radyomuza da katkıda bulunmak için her türlü fedakarlığa katlanan; dilimize, tarihimize sahip çıkan bu insan şu an Ergonekon çetesinin yöneticisi olarak suçlanıyor.

Çok yakından tanıma fırsatı bulduğum Dalan ailesi ile ilgili böyle bir suçlamanın yapılması inanın beni çok üzdü.

Bünyesinde ilkokuldan üniversiteye onlarca eğitim kurumunu barındıran bir vakfın başkanının bu şekilde gündeme gelmiş olmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Her lafında kardeşlik ve beraberliğın ülkemize hakim olması gerektiğini vurgulayan ve bunun için her türlü fedakarlığı yapan, binlerce kişiye burs veren ve burslu öğrencilerinin çoğunun yetimlerden ve şehit çocuklarından olmasına dikkat ederek ne kadar iyi bir kişiliğe sahip olduğunu kanıtlamış bulunan böyle bir kişiye yakıştırılan bu suçlama, aslında hepimize yapılmış bir suçlamadır diye düşünmekteyim.

Geleceğin modern Türkiyesinin ileri görüşlü gençlerini yetiştiren bir kurumun kurucusunun, ne olduğu tam olarak anlaşılmayan bir davayla ilişkilendirilmesi son derece üzücü.

Bedrettin Dalan’ın bu gelişmeler karşısındaki tutumu ne oldu?

Ergenkon davası ile ilgili olarak almış olduğu çok üzücü haberlere rağmen arayan taraflı tarafsız tüm gazeteci ve televizyonculara aynı mesafede, şefkatli bir baba üslubunda, sanki zor durumda olan kendisi değil gibi cevaplar vererek hukukun üstünlüğünün tartışılmaz olduğunu belirten beyanatlarda bulundu.

Son günlerde Dalan'ın İsrail'de bulunduğu iddia edildi. Bunun için ne söyleyeceksiniz?

Özellikle bu söylenti ile olayın art niyeti açıkça ortaya çıkmıştır. Bu tip haberleri yayanların hangi zihniyette olduğunu hepimiz çok net olarak görmekteyiz. Böyle bir şey kesinlikle doğru değildir.

İki aydır kendisi, eşinin bazı sağlık problemleri yüzünden Amerika'da bulunmaktadırlar. Son kontrollerinin hemen ardından Türkiye'ye döneceklerini kendi ağızlarından beyan etmişlerdir.

Böyle önemli kişiliklere değer vermemiz gerekirken çok yanlış yöntemlerle sanki intikam alırmış gibi saldırı usulünde yaklaşmak ve küstürmek inanın çok acı ve yanlış bir şey.

ABD seyahatinin büyük bölümünde Dalan ile birlikte oldunuz. Aklınızda yer eden bir anınızı paylaşır mısınız?

Dalan ailesi ile geçirdiğimiz günler aslında çok büyük dersler almama neden oldu. Bir müze ziyaretimiz esnasında Thomas Edison tarafından icat edilen ürünleri incelerken, bu icatlar hakkındaki bütün detayları önceden biliyor olması ve bizlere en ince ayrıntılarını bile sıkılmadan orada anlatması, bilime ve eğitime ne kadar önem verdiğini gösterdi. Ben şahsen Edison'un yalnızca lambayı ve ses kayıt cihazını icat ettiğini zannediyordum. Halbuki Edison'un yüzlerce ürünün mucidi olduğunu sayın Bedrettin Dalan'dan öğrendim.

Çok iyi bir tavla oyuncusu olmasına rağmen benim heyecanımı kırmamak için hissettirmeden ve bilerek bana yenilmiş olması da kendisi ile ilgili bir başka hoş anım.

Sizin eklemek istedikleriniz varsa alalım lütfen.

Unutulmasın ki biz Mustafa Kemal Atatürk tarafından çizilen ve henüz dünya üzerinde daha iyisi geliştirilememiş olan bir yaşam biçimini benimsemiş bulunuyoruz. Her ne kadar bunu engellemeye çalışan karanlık zihniyetler elinden geleni yapmaya çalışsa da, "Damarlarımızdaki asil kan" her tür güçlüğü yenmemizi tarih boyunca olduğu gibi şimdi de sağlayacaktır.

Yeryüzünde bir tane Türkiye var ve onu korumak, yükseltmek hepimizin görevidir.

Hukukun üstünlüğüne inanır ve onu doğru ve eşit şekilde uygularsak adil ve medeni bir yaşam sağlamış oluruz.

Sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz. Son olarak, Sn. Dalan ile yaşanan bu gelişmelerle ilgili olarak bir söyleşi yapma düşünceniz var mı?

Bu yöndeki çalışmalarım devam ediyor, gelişmeleri Mezun.com'daki köşemden okuyucularla paylaşacağım...
http://www.mezun.com/icerik/columnists/mezun_columnists/articles.cfm?ARTICLE=4462&COLUMNISTID=1521