Arap Kavminin Türk Düşmanlığı Duygularıyla Yoğrulmasını Sağlayan Kur'an Ayetleri Muhammed'in Günlük Siyasetinin SonucudurKur'an'ın Kehf ve Enbiya surelerinde "Ye'cuc" ve "Me'cuc" adları geçer ki, Araplar ve tüm insanlık için felaket kaynağı sayılan bir milleti tanımlar ve bu millet, Muhammed'in söylemesine göre, Türklerdir. Konuyu Arap Milliyetçiliği ve Türkler başlıklı kitabımda incelediğim için burada kısa bir özetleme ile yetineceğim.
Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, insanlığa zarar veremesinler diye vaktiyle Orta Asya'daki Türkleri bir set ile çevirtmek istemiş ve bu işi yapmaya da Zülkarneyn'i (ki "Büyük İskender" diye bilinir) görevli kılmıştır. Kehf Suresi'ndeki anlatışa göre Tanrı tarafından "iktidar ve kudret sahibi" kılınan Zülkarneyn, güneşin battığı bir yere gittiğinde
"kafir" bir milletle kaşılaşır.
Tanrı ona şöyle emreder:
"Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin." Zülkarneyn, kendisine verilen emre uyacağını söyleyerek yoluna devam eder ve bu kez güneşin doğduğu yere gider. Orada bir kavme rastlar ki, Tanrı "onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştır. " Sonra yine yoluna devam eder ve bu kez iki dağ arasında bir yere ulaşır; görür ki orada hiçbir sözü anlamayan bir kavim yaşamaktadır. Bunlar Zülkarneyn'e şöyle derler:
* Kehf Suresi, ayet 8389; Enbiya Suresi, ayet 96. "Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Yecuc ve Me'cuc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?"
Zülkarneyn onlardan para istemez, sadece kendisine güç vermelerini söyler ve:
"Bana, demir kütleleri getirin"der. Bu getirilen demir kütleleriyle dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirir ve vadiyi doldurur, sonra da onlara:
"Üfleyin (körükleyin)" der. Onu kor haline sokunca:"Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim"der.
Ve bu suretle öylesine bir set kurmuş olur ki, onu ne aşmak ve ne de delmek mümkündür (Bu hususlar için bkz. Kehf Suresi, ayet 8389). Ve kıyamet günü bu set açılacak ve orada yaşamakta olanlar her tepeden akın ederek çıkacaklar ve nankörlüklerini, kafirliklerini anlamış olarak "Bizler zalim idik" diye çırpınacaklardır (bkz. Enbiya Suresi, ayet 96).'
Ye'cuc ve Me'cuc olarak tanımladığı bu Türkleri Muhammed, mümkün olduğu kadar tiksinti verici kılıkta göstermeye çalışmış ve örneğin "yayvan suratlı, basık burunlu, kırmızı yüzlü" olarak tanımlamıştır. Ve anlatmıştır ki, bu Türklerle savaşılmadıkça ve onlarla öldürüşülmedikçe kıyamet günü gelmiş olmayacaktır. Bu konuda bıraktığı hadislerden biri şöyle:
"Küçük gözlü, kırmızı yüzlü, basık burunlu ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzeyen Türklere karşı savaş.
1 Yorum için bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.IV, s.3371.
Türklere karşı savaşmadıkça hüküm günü (kıyamet günü) gelmeyecektir. Ve hüküm günü gelmeyecektir, ta ki, sizle kıvrık kıldan yapılmış sandallar giyen (Türklere) karsı savaşana kadar. "2
Bunlara eklenebilecek diğer benzeri aşağılamaları göz önünde tutacak olursak diyebiliriz ki, tarih içerisinde hiç kimse Türk milletini, Muhammed kadar kötü tanıtmamıştır. Muhammed'in Türkler aleyhinde getirdiği hükümler ve söylediği sözler, sadece Arabın "tarihi Türk düşmanlığı" duygularını oluşturmakla kalmamış ve fakat genel olarak bütün insanlığı Türke karşı diş bilemeye vesile yaratmıştır.
Hemen belirtmeliyim ki, Muhammed Arapları Türk düşmanlığı duygularıyla yoğurmayı, dışa yönelik siyasetini gerçekleştirmek amacıyla gerekli görmüştür. Şu nedenle ki, Medine döneminde çete saldırıları ve savaşlar sayesinde iyice güçlendikten ve Yahudi kavimlerini yok ettikten sonra, artık kendisini dünyanın fatihi gibi hayal etmeye başlamıştır. Dıştan gelebilecek bir tehlikeyi haber vermek suretiyle hem Arapları birlik halinde tutup kendisine bağlı kılmak ve hem de dışa açılmak yollarını denemiş olacaktı. Zengin ticaret yolu ve merkezi sayılan Orta Asya bölgelerine karşı girişilecek saldırıların çok büyük kazançlar getireceğini düşünmüş olmalıdır ki, EskiAhit'de sözü edilen Ye'cuc ve Me'cuc efsanesini kendisine malzeme edinmiştir.3 Ve nitekim istediği olmuş ve Arap orduları, Orta Asyalara açılarak oradaki Türk kavimlerini kılıçtan geçirmişler, zengin bölgeleri fethetmişlerdir.4
----------
2 Bu ve buna benzer diğer hadisler ve yorumlar için bkz. İlhan Arsel, Arap Milliyetçiliği ve Türkler.
3 Konu hakkında daha geniş bilgi için bkz. ilhan Arsel, Arap Milliyetçiliği ve Türkler.
4 Bu konuda özellikle bkz. Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk?, Başak Yayın'an, İstanbul 1994.
turandursun.com
**************
Bazı özet alıntılarMüslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten de çıkmışlardır. Türkler sair unsurlar gibi Müslim ve Gayri Müslim olarak iki kısıma inkişam etmemiştir. Hâlbuki küçük unsurlar bile hem Müslim, hem Gayri Müslim iki kısımdır.
Veda Haccı’nda Kâinatın Efendisi (s.a.v.), Kusva isimli deve üzerinde “Cahiliyet devrine ait her şeyi çiğniyorum! Ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a üstünlüğü var! Hepsi insanoğlu, insansa topraktan...’’ buyurmasına rağmen, ne Emeviler, ne Abbasiler, ne de Acemler bu hadisi şerifin mana ve ruhuna sadık kaldılar. Nitekim Elmalı Hamdi Yazır’ın tefsirinde; “Arap ve Fars hizmette saf dışı kalınca bu defa Allah, Türkleri gönderdi. İslâm devleti Türklerin elinde kaldı. İstanbul fethi hadisi şerifinin Allah’ın gönderdiği ve övdüğü milletler camiasına Türkler de dâhil oldu’’ diyor.
“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse... bir kavim getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar...’’ (Maide Suresi, Ayet 54) ayetini XVll. asrın büyük Türk âlimlerinden Vani Mehmed Efendi, bu kavmin Türk kavmi olduğuna kanaatine vardığı gibi (Beyazıd Kütüphanesi ‘nde 67 numarada kayıtlı, Ara’isül-Kur’an Tefsiri), aynı zamanda Vani Mehmet Efendi, “Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz’’ hadis-i şerifini de delil olarak gösterir.
“İki camiayı kışkırtmayınız.
Türklerle, Habeşliler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz.” (Kütüb-i Sitte İmam Ebu Davud Kitab-ı Sünen 1280)
“
Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyin. Çünkü milletimin mülkünü ve Allah’ın ona olan ihsanını onun elinden evvel kantara nesli alacaktır.” (Teberani Mücem’ül-Kebir ve Mücemül Efsat eserinde İbn-i Mesut’dan rivayet, Türk Irkı Niçin Müslüman oldu, İsmail Hami Danışmend, S. 78, 79, 80, 81.)
Lügatüt Türk’ün kalemi Kaşgarlı Mahmut, Buhara ve Nişabur hadis imamlarından olup, şu hadisi şerifi nakleder: “Türk dilini öğreniniz. Çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.” (Divan-ı Lügatüt Türk C.1, S.23.)
Bursalı İsmail Hakkı Efendi’nin “Hadis-i Erbain” (Kırk Hadis) adlı eserinde; “Âdem, Cennet’e Lisan-ı Türk ile Hakk demekle kıyam edip çıkmıştır. Zira dünyada ahir tasarruf Türkün’dür.” (Sinan Omur, Bugün Gazetesi, 12.2.1971)
II. Âdem olarak nitelendirilen Hz. Nuh’un Ham, Sam,
Yasef adındaki üç oğlundan insan soyunun dal budak saldığı gerçeğinden hareketle Yasef’in de Türklerin atası olduğunda bütün tarihçiler ittifak halindedir.
Selçuklu Tarihi müellifi Râvendi, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin bir duasının nakleder: “Ey Allah’ım ben senin için Muhammed’in şeriatını takrir ettim. Eğer içtihadım doğru, mezhebim haksa bana yardım et” der. Gaipten hafiften gelen bir ses O’na: “Sen doğru söyledin, kılıç Türklerin elinde bulundukça mezhebine zeval yoktur” diye Ravendi nakleder. (Bkz. Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, Prof. Osman Turan S.936)
II. Abdülhamit zamanında sarayda görevli olan bir Arnavut, bahçıvanlık yapan bir Türk’e mayası icabı;
“Pis Türk” diye haykırır. Ulu Hakan penceresinde bu durumu işitir işitmez, şöyle haykırır: “- Unutma ki ben de Türküm!”
Dünyada Mehmet adında yalnız Müslüman Türklerde vardır. Askerine “Mehmetçik” unvanını veren milletimiz, “Muhammed” ismine hürmeten Türk askerine bu ismi layık görmüşler.
Cay-ı dikkat bir hal Türk milleti anasarı İslâmiyet içinde en kesretli olduğu halde, dünyanın her tarafında olan Türkler ise müslümandır.
Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten de çıkmışlardır. Türkler sair unsurlar gibi Müslim ve Gayri Müslim olarak iki kısıma inkişam etmemiştir. Hâlbuki küçük unsurlar bile hem Müslim, hem Gayri Müslim iki kısımdır.
**************
Boynuzlu/lar dersem ne anlaşılır?Argo anlamı ile hepinizin malumudur.
Lakin,
ZÜLKARNEYN deseydim ne anlardınız?
Sanırım ki bir çok okuyucu kelimenin kökeni nedeniyle uhrevi bir anlam yüklemeye çalışırlardı.
Uzatmadan,Zülkarneyn hakkında çok rivayet vardır ancak doğrusunu ne yazık ki kesinlikle bilen olduğunu sanmıyorum.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4574.0 **********
Nuh’un 4 oğlundan biri olan YASEF’ten doğan TÜRK’ten adını alan TÜRKLERİ; GURANİ ve TURANİ olarak ikiye ayırtmaktayız. Bu iki ismin UR veya URARTU medeniyeti ile ilişkisini görmekteyiz. UR’un başına G harfini getirdiğimizde GUR(ani), T harfini getirdiğimizde TUR(ani) olur. Türk olan SUGURların(Sümerler) baş şehri UR(fa) kentinin de GURANİ ve TURANİlerle ilişkisi vardır. GURANİLER; Gurmançlar, Lurlar, Kelgurlar ve Kırtlar(Zaza) olarak ayrılılar. Zazalara DIMBILİ(Dumbelular) de denilmektedir.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=356.0***********
TÜRKLERİN ANAYURDU KAYIP MU KITASI MI?
"Efendiler,
Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselamın oğlu Yasef'in oğlu olan kişidir." Atatürk 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 130. toplantısının birinci oturumunda yaptığı konuşmada Türklerin kökeni hakkında böyle diyordu. Tesadüfi bir konuşma değildi ve onun Türklerin kökenine ilgisinin devamı da gelecekti...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3256.0************
DOĞU ANADOLUYA ÖN-ATALARIMIZ i.Ö. 13 BİNDE GELMİŞLERDİR Halûk Tarcanhttp://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6765.0************
Türk Tarihi Tezini destekleyen Gene D. Matlock Eylül’de Türkiye’de Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz!http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7199.0************
Atatürkçülük Öldü:Nakşîler,Nurcular İlericidir http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7304.0