Gönderen Konu: ARAPLARLA TÜRKLERİN DOSTLUĞU  (Okunma sayısı 463 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ARAPLARLA TÜRKLERİN DOSTLUĞU
« : Aralık 11, 2008, 04:44:25 ÖS »
ARAPLARLA TÜRKLERİN DOSTLUĞU

ARAPLARA GÖRE TÜRKLER
Arab menaibinde ve bilhassa Tefsir ilimlerinde,Türkler insanlık düşmanı bir canavar şeklinde tasvir edilmişlerdir.Akıl ve izana sığmayacak iftiralara uğramışlar ve ezcümle yamyamlıkla itham edilmişlerdir."
                                                                                      İsmail Hakkı Danişment..
     Buhar-i,Tabar-i,Al-Bağdad-i,Al-Balhi,Beyzavi,Makdisi,Nesefi,Nüveyri,İbn'il Esir ve diğer Tüm Arab ulemaları;yecuc ve mecuc ün aslında Türkler olduğunu ve hem Arablara hemde insanlığa felaket getirici yaratıklar olduğunu savunmuşlardır.
 
      Al-Bağdad-i;Lubab üt-Tevilfi maani-it Tenzil adlı kitabında:yecuc ve mecuc ün Türkleri tanımladığını belirterekéyecüc sözcüğünün aslı ateşin seraresi ve ışığı anlamına gelen Ecic ünnar maddesindendir,onların bu adla çağrılmalarının nedeni ise "kesret ve şiddetleri itibariyle  Ecic e benzetilmelerindendir.Neslen Yafes ibn Nuh evladındandırlar ve Türkler onlardandır.Bu Türklerin ileri kollarının Suriye ve Horasanda bulunduğunu anlatır.
 
      Ahmed-i İskendernamesinde;Türk herşeyi yakıp yıkan yaratık olarak tanımlanmıştır.İbn Haldun un Mukaddime kitabında;Türkler,hırsız ve talan ruhlu,kaba ve haşin,ayağını bastığı heryeri harabeye çeviren,kanun ve hukuk duygusundan yoksun diye tanımlar.
 
       Türk lerle.Arapların ilk savaşı M.S.642 yılında Horasan,Maveraünnehir(Ceyhun,Seyhun ) ve Tohoristan bölgelerinde olmuştur.Görüldüğü gibi Arap orduları,TÜRK Yurtlarına saldırmışlardır.Arap tarihçilere göre güya Türkler 732 yılına kadar dayanabilmişler ve kafirler dağıyılmışlardır.Arapların;Türk Yurtlarında akıttıkları oluk oluk kan M.S.1000 li yıllara kadar devam etmiştir.Türk Kent lerinin Arablar tarafından yakılıp yıkılması,çocuklarının kadınlarının kitleler halinde kılıçtan geçrilmesi ,esir alınıp köle olarak Arabistana getirilmesi "cihat"gereği gösterilmiştir.Arab hutbelerinde"Ey.Allahım;Türklere ait ne varsa herşeyi yoket,onların güçlerini çökert,üzerlerine felaket yağdır"diye dualar edilmiş.Cemaatlerden de"hayır temenni etki,Allah onların ayaklarının altına buzlar yerleştirde kayıp düşşünler diye dualar istenmiştir.
 
       Cemal Abdulnasır;çocukluk yıllarımda havada ne zaman uçak görsem mırıldandığım"ey büyük allahım ingilizi yoket"bedduasını istemez ve eleştirirdim.Zamanla öğrendim ki bu sözler bize memluklardan kalma.Oysa dedelerim bu bedduayı Türklere(meluklulara9karşı edermiş."Allahım,sen Türk ün belasını ver"
       1919 yılı Paris konferasında;Emir Faysal,İngilterenin ve Fransanın isteği üzerine Türklere karşı birlikte savaş veren babamın isteğidir."İskebderiyeden itibaren,Diyarbakır hattının güneyinden Hint okyanusuna kadar olan bölgenin BM nin teminatı altında bağımsız Arab toprakları olarak tanınsın"
 
        1924 lerde Mersinde Arab casusları"Arab Ocakları"adı altında örgütlenmişler ancak"İstiklal Mahkemeleri"örgütlenmeyi darmadağın etmiştir.
        1965 yılında BM de Kıbrıs oylamasında Türkiye aleyhine oy kullandılar.1976 yılında BM de Türkiyenin Kıbrıs ı terketme oylamasındada çekimser kalarak Türkiye aleyhine karar çıkmasına neden oldular.1975 yılında Mısır Başkanı Enver Sedat;Kıbrıda dönen Makarios a kardeşlik telgrafı çekmiştir.O dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat;kıbrıs rumlarına"Biz sizleri kardeş mücadeleciler sayıyor,sizin zaferiniz bizimde zaferimiz olacaktır çünkü Düşmanımız ortak düşmandır."demiştir.Makariosun ölümünde tüm Arab Ülkeleri Bayraklarını yarıtya indirerek 3 günlük yas ilan ettiler.
 
        Bu Kavm-i Necip ler,1900 yıllarda Anglo-saksonlarla işbirliği yaparak TÜRK ü arkadan harçerlemiş ve topraklarına onları yerleştirerek ,Güney bölgelerimizin işgaline yardım etmişlerdir.Türklerin içlerine sızarak genellikle şeyhülislamlık makamlarına gelmişler.Çıkardıkları fetvalarla ,Anadaolu Türklerini aşağılamışlar,yönetimin güvenine dayanarak kavm-i Necip(üstün kavim)ünvanıyla hertürlü hileye başvurmuşlardır.İngiliz Lawrens le  işbirliği ederek onları korumak amacıyla orada bulunan Türk askerini arkadan harçerliyerek Arap çöllerinde binlerce Vatan evladını şehit etmişlerdir.
 
        Tüm bu ihanetler ATATÜRK döneminde;Türk çocuğu öğrensin diye ders kitaplarına konulmui ancak onun ölümünden sonra ki 10 yıllık devrede kitaplardan çıkartılmıştır.Türk ün 7000 yıllık islamiyet öncesi şanlı Tarihi görmezden gelinerek ,1071 başlangıç alınarak Türk evladına "Türk-İslam"sentezi uygulanmış.MS 642 den bugüne Arab ın Türk e olan kini yok sayılmıştır,sayılmaktadır.
 
        Terörist her türlü melanet ;güneydoğu sınırlarımızdan gelmektedir.Bugün Batılı güçler tarafından beslenen,desteklenen Pkk lılar,ermeni diasporası.mavri mira yanlıları(ekümenikler) arap topraklarındaki kamplarda eğitilerek üzerimize salınmaktadırlar. 
        Ancak;ben Türk Milletini sıradan bir ferdi olarak;ortadoğu topraklarında ABD ,İngiltere ve koalisyon güçlerinin ve İsrail in uyguladıkları amansız şiddeti ve kan dökmeyi şiddetle kınıyorum.Çocuklara,kadınlara,savunmasız sivil halka uygulanan vahşet insanlık dışıdır.
 
       Türk ü laik rejimi nedeniyle kafir ilan edenler;bombalanan camilerde ibadet eden müslümanlara uygulanan kanlı saldırılara karşı ne yapıyorlar.
        Eminim 70 milyon Türk ün ;bu yapılanlar karşısında içleri sızlamaktadır."Türkün Türk den başka dostu yoktur".1984 yılından bugüne 5600 Türk askeri şehit edilmiştir.Vatan için şehit olan kahraman Türk evlatlarının kanında;her komşumuzun ve komşumuz olmayan Batılıların parmağı vardır.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/turk-araplarla-turklerin-dostlugu_1167976.html

engsehol

  • Ziyaretçi
Ynt: ARAPLARLA TÜRKLERİN DOSTLUĞU
« Yanıtla #1 : Aralık 12, 2008, 07:33:17 ÖS »
çok isabetli yorumlarınız olduğundan kutlarım sizi.  her insan akıl ile düşünerek, kutsallık giydirdiği nesnelerden korkarak, sorgu gücünü kullanamıyor. araplar bütünüyle Türk düşmanıdır. bunu kuran'da görünce islam dinin, arapların istila aracı olduğunu us'uma yerleştirdim. Tetrük, arapçada Türk demektir. muhammetin yazdığı kuranda Türk sözcüğü, araf 176 ncı ayette geçer.  muhammetin yazdığı arapca kuran da, tetrükhü neyi kanıtlar ?? çok şeyi kanıtlar. birincisi, kuran'ın insan ürünüyle hazırlandığını kanıtlar. ikincisi, tüm araplar gibi, muhammetin de Türklere karşı duyduğu nefreti kanıtlar.

in tahmil aleyhi yelhes / üzerine varsan nefes'nefese'kalır

ev Tetrük'hü yelhes / veya Türklesen'onu nefes'nefese'kalır (araf 176)

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
A'RAF suresi 176. ayet
« Yanıtla #2 : Aralık 13, 2008, 12:03:06 ÖS »
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلَـكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

A'RAF suresi 176. ayet
(Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

Okunuş:Ve lev şi'na le rafa'nahü biha ve lakinnehu ahlede ilel erdi vettebea hevah fe meselühu ke meselil kelb in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhü yelhes zalike meselül kavmillezine kezzebu bi ayatina faksusil kasasa leallehüm yetefekkerun.
Diyanet Çevirisi:Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

Elmalılı Orijinal:Eğer dilese idik biz, onu o âyetlerle yükseltirdik ve lâkin o, yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının ardına düştü, artık onun meseli o köpeğin meseline benzer: üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar solur; bu işte âyetlerimizi tekzib eden o kavmin meseli, kıssayı kendilerine bir nakl eyle, gerektir ki bir düşünürler.

Elmalılı Sade.1: Eğer dileseydik Biz onu ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere alçaklığa saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun hali, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan dilini sarkıtıp solur! İşte böyledir ayetlerimizi inkar eden o kimselerin durumu; kıssayı kendilerine bir naklet, belki biraz düşünürler.

Elmalılı Sade.2: Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

Muhammed Esed:İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu (kışkırtılan) bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp harlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanmaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.

Y.N. Öztürk: Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, yere saplandı, iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.

S. Yıldırım: (175-176) Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı.Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu.Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.

Tefhimü-l Kuran: Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek olan haberi onlara aktar. Umulur ki düşünürler. 

Fizilalil Kuran: Eğer dileseydik bu ayetler aracılığı ile onun düzeyini yükseltirdik, fakat o yere saplandı kaldı. Onun durumu üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp horlayarak soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu hikâyeyi onlara anlat, ola ki, üzerinde düşünürler.

Yusuf Ali (EN): If it had been our will, we should have elevated him with our Signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires. His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue, or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject our Signs; so relate the story; perchance they may reflect.

M. Pickthall (EN): And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefore his likeness is as the likeness of a dog; if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Arap Kavminin Türk Düşmanlığı
« Yanıtla #4 : Ekim 08, 2009, 03:11:00 ÖS »
Arap Kavminin Türk Düşmanlığı Duygularıyla Yoğrulmasını Sağlayan Kur'an Ayetleri Muhammed'in Günlük Siyasetinin Sonucudur

Kur'an'ın Kehf ve Enbiya surelerinde "Ye'cuc" ve "Me'cuc" ad­ları geçer ki, Araplar ve tüm insanlık için felaket kaynağı sayılan bir milleti tanımlar ve bu millet, Muhammed'in söylemesine göre, Türklerdir. Konuyu Arap Milliyetçiliği ve Türkler başlıklı kitabım­da incelediğim için burada kısa bir özetleme ile yetineceğim.
 

Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, insanlığa zarar veremesinler diye vaktiyle Orta Asya'daki Türkleri bir set ile çevirtmek istemiş ve bu işi yapmaya da Zülkarneyn'i (ki "Büyük İskender" diye bilinir) görevli kılmıştır. Kehf Suresi'ndeki anlatışa göre Tanrı tarafından "ik­tidar ve kudret sahibi" kılınan Zülkarneyn, güneşin battığı bir yere gittiğinde "kafir" bir milletle kaşılaşır.

Tanrı ona şöyle emreder:
"Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin."

Zülkarneyn, kendisine verilen emre uyacağını söyleyerek yo­luna devam eder ve bu kez güneşin doğduğu yere gider. Orada bir kavme rastlar ki, Tanrı "onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamış­tır. " Sonra yine yoluna devam eder ve bu kez iki dağ arasında bir yere ulaşır; görür ki orada hiçbir sözü anlamayan bir kavim yaşa­maktadır. Bunlar Zülkarneyn'e şöyle derler:  

* Kehf  Suresi, ayet 8389; Enbiya Suresi, ayet 96.

"Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Yecuc ve Me'cuc bozguncu­luk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?"

Zülkarneyn onlardan para istemez, sadece kendisine güç ver­melerini söyler ve:
"Bana, demir kütleleri getirin"der. Bu getirilen demir kütleleriyle dağın iki yanı arasını aynı sevi­yeye getirir ve vadiyi doldurur, sonra da onlara:
"Üfleyin (körükleyin)" der. Onu kor haline sokunca:"Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim"der.

Ve bu suretle öylesine bir set kurmuş olur ki, onu ne aşmak ve ne de delmek mümkündür (Bu hususlar için bkz. Kehf Suresi, ayet 8389). Ve kıyamet günü bu set açılacak ve orada yaşamakta olan­lar her tepeden akın ederek çıkacaklar ve nankörlüklerini, kafirlik­lerini anlamış olarak "Bizler zalim idik" diye çırpınacaklardır (bkz. Enbiya Suresi, ayet 96).'

Ye'cuc ve Me'cuc olarak tanımladığı bu Türkleri Muhammed, mümkün olduğu kadar tiksinti verici kılıkta göstermeye çalışmış ve örneğin "yayvan suratlı, basık burunlu, kırmızı yüzlü" olarak tanım­lamıştır. Ve anlatmıştır ki, bu Türklerle savaşılmadıkça ve onlarla öldürüşülmedikçe kıyamet günü gelmiş olmayacaktır. Bu konuda bıraktığı hadislerden biri şöyle:

"Küçük gözlü, kırmızı yüzlü, basık burunlu ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzeyen Türklere karşı savaş.

1 Yorum için bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.IV, s.3371.

Türklere karşı savaşmadıkça hüküm günü (kıyamet günü) gelmeyecektir. Ve hüküm günü gelmeyecektir, ta ki, sizle kıvrık kıldan yapılmış sandal­lar giyen (Türklere) karsı savaşana kadar. "2

Bunlara eklenebilecek diğer benzeri aşağılamaları göz önünde tu­tacak olursak diyebiliriz ki, tarih içerisinde hiç kimse Türk milletini, Muhammed kadar kötü tanıtmamıştır. Muhammed'in Türkler aley­hinde getirdiği hükümler ve söylediği sözler, sadece Arabın "tarihi Türk düşmanlığı" duygularını oluşturmakla kalmamış ve fakat genel olarak bütün insanlığı Türke karşı diş bilemeye vesile yaratmıştır.

Hemen belirtmeliyim ki, Muhammed Arapları Türk düşmanlığı duygularıyla yoğurmayı, dışa yönelik siyasetini gerçekleştirmek amacıyla gerekli görmüştür. Şu nedenle ki, Medine döneminde çe­te saldırıları ve savaşlar sayesinde iyice güçlendikten ve Yahudi ka­vimlerini yok ettikten sonra, artık kendisini dünyanın fatihi gibi ha­yal etmeye başlamıştır. Dıştan gelebilecek bir tehlikeyi haber ver­mek suretiyle hem Arapları birlik halinde tutup kendisine bağlı kıl­mak ve hem de dışa açılmak yollarını denemiş olacaktı. Zengin ti­caret yolu ve merkezi sayılan Orta Asya bölgelerine karşı girişile­cek saldırıların çok büyük kazançlar getireceğini düşünmüş olmalı­dır ki, EskiAhit'de sözü edilen Ye'cuc ve Me'cuc efsanesini kendisi­ne malzeme edinmiştir.3 Ve nitekim istediği olmuş ve Arap ordula­rı, Orta Asyalara açılarak oradaki Türk kavimlerini kılıçtan geçir­mişler, zengin bölgeleri fethetmişlerdir.4
----------
2 Bu ve buna benzer diğer hadisler ve yorumlar için bkz. İlhan Arsel, Arap Milli­yetçiliği ve Türkler.
3 Konu hakkında daha geniş bilgi için bkz. ilhan Arsel, Arap Milliyetçiliği ve Türkler.
4 Bu konuda özellikle bkz. Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk?, Başak Yayın'an, İstanbul 1994.
turandursun.com
**************
Bazı özet alıntılar

Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten de çıkmışlardır. Türkler sair unsurlar gibi Müslim ve Gayri Müslim olarak iki kısıma inkişam etmemiştir. Hâlbuki küçük unsurlar bile hem Müslim, hem Gayri Müslim iki kısımdır.

Veda Haccı’nda Kâinatın Efendisi (s.a.v.), Kusva isimli deve üzerinde “Cahiliyet devrine ait her şeyi çiğniyorum! Ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a üstünlüğü var! Hepsi insanoğlu, insansa topraktan...’’ buyurmasına rağmen, ne Emeviler, ne Abbasiler, ne de Acemler bu hadisi şerifin mana ve ruhuna sadık kaldılar. Nitekim Elmalı Hamdi Yazır’ın tefsirinde; “Arap ve Fars hizmette saf dışı kalınca bu defa Allah, Türkleri gönderdi. İslâm devleti Türklerin elinde kaldı. İstanbul fethi hadisi şerifinin Allah’ın gönderdiği ve övdüğü milletler camiasına Türkler de dâhil oldu’’ diyor.

“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse... bir kavim getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar...’’ (Maide Suresi, Ayet 54)  ayetini XVll. asrın büyük Türk âlimlerinden Vani Mehmed Efendi, bu kavmin Türk kavmi olduğuna kanaatine vardığı gibi (Beyazıd Kütüphanesi ‘nde 67 numarada kayıtlı, Ara’isül-Kur’an Tefsiri), aynı zamanda Vani Mehmet Efendi, “Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz’’ hadis-i şerifini de delil olarak gösterir.

“İki camiayı kışkırtmayınız. Türklerle, Habeşliler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz.” (Kütüb-i Sitte İmam Ebu Davud Kitab-ı Sünen 1280)
 
Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyin. Çünkü milletimin mülkünü ve Allah’ın ona olan ihsanını onun elinden evvel kantara nesli alacaktır.” (Teberani Mücem’ül-Kebir ve Mücemül Efsat eserinde İbn-i Mesut’dan rivayet, Türk Irkı Niçin Müslüman oldu, İsmail Hami Danışmend, S. 78, 79, 80, 81.)

Lügatüt Türk’ün kalemi Kaşgarlı Mahmut, Buhara ve Nişabur hadis imamlarından olup, şu hadisi şerifi nakleder: “Türk dilini öğreniniz. Çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.” (Divan-ı Lügatüt Türk C.1, S.23.)

Bursalı İsmail Hakkı Efendi’nin “Hadis-i Erbain” (Kırk Hadis) adlı eserinde; “Âdem, Cennet’e Lisan-ı Türk ile Hakk demekle kıyam edip çıkmıştır. Zira dünyada ahir tasarruf Türkün’dür.” (Sinan Omur, Bugün Gazetesi, 12.2.1971)

II. Âdem olarak nitelendirilen Hz. Nuh’un Ham, Sam, Yasef adındaki üç oğlundan insan soyunun dal budak saldığı gerçeğinden hareketle Yasef’in de Türklerin atası olduğunda bütün tarihçiler ittifak halindedir.

Selçuklu Tarihi müellifi Râvendi, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin bir duasının nakleder: “Ey Allah’ım ben senin için Muhammed’in şeriatını takrir ettim. Eğer içtihadım doğru, mezhebim haksa bana yardım et” der. Gaipten hafiften gelen bir ses O’na: “Sen doğru söyledin, kılıç Türklerin elinde bulundukça mezhebine zeval yoktur” diye Ravendi nakleder. (Bkz. Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, Prof. Osman Turan S.936)

II. Abdülhamit zamanında sarayda görevli olan bir Arnavut, bahçıvanlık yapan bir Türk’e mayası icabı; “Pis Türk” diye haykırır. Ulu Hakan penceresinde bu durumu işitir işitmez, şöyle haykırır: “- Unutma ki ben de Türküm!”

Dünyada Mehmet adında yalnız Müslüman Türklerde vardır. Askerine “Mehmetçik” unvanını veren milletimiz, “Muhammed” ismine hürmeten Türk askerine bu ismi layık görmüşler.


Cay-ı dikkat bir hal Türk milleti anasarı İslâmiyet içinde en kesretli olduğu halde, dünyanın her tarafında olan Türkler ise müslümandır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten de çıkmışlardır. Türkler sair unsurlar gibi Müslim ve Gayri Müslim olarak iki kısıma inkişam etmemiştir. Hâlbuki küçük unsurlar bile hem Müslim, hem Gayri Müslim iki kısımdır.
**************
Boynuzlu/lar dersem ne anlaşılır?
Argo anlamı ile hepinizin malumudur.
Lakin,ZÜLKARNEYN deseydim ne anlardınız?
Sanırım ki bir çok okuyucu kelimenin kökeni nedeniyle uhrevi bir anlam yüklemeye çalışırlardı.

Uzatmadan,Zülkarneyn hakkında çok rivayet vardır ancak doğrusunu ne yazık ki kesinlikle bilen olduğunu sanmıyorum.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4574.0
**********
Nuh’un 4 oğlundan biri olan YASEF’ten doğan TÜRK’ten adını alan TÜRKLERİ; GURANİ ve TURANİ olarak ikiye ayırtmaktayız. Bu iki ismin UR veya URARTU medeniyeti ile ilişkisini görmekteyiz. UR’un başına G harfini getirdiğimizde GUR(ani), T harfini getirdiğimizde TUR(ani) olur. Türk olan SUGURların(Sümerler) baş şehri UR(fa) kentinin de GURANİ ve TURANİlerle ilişkisi vardır. GURANİLER; Gurmançlar, Lurlar, Kelgurlar ve Kırtlar(Zaza) olarak ayrılılar. Zazalara DIMBILİ(Dumbelular) de denilmektedir.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=356.0
***********
TÜRKLERİN ANAYURDU KAYIP MU KITASI MI?
 "Efendiler,
Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselamın oğlu Yasef'in oğlu olan kişidir."


Atatürk 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 130. toplantısının birinci oturumunda yaptığı konuşmada Türklerin kökeni hakkında böyle diyordu. Tesadüfi bir konuşma değildi ve onun Türklerin kökenine ilgisinin devamı da gelecekti...

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3256.0
************
DOĞU ANADOLUYA ÖN-ATALARIMIZ i.Ö. 13 BİNDE GELMİŞLERDİR

Halûk Tarcan
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6765.0
************
Türk Tarihi Tezini destekleyen Gene D. Matlock Eylül’de Türkiye’de
Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7199.0
************
Atatürkçülük Öldü:Nakşîler,Nurcular İlericidir
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7304.0