Bugün(03 Aralık 2008) az evvel bir TV kanalında sayın Prof.Dr.M.Kerem Doksat ile sayın Dr.Mustafa Merter'in bir söyleşine tanık oldum.(Tel.bağ. ile uzaktan)
Sayın M.Kerem Doksat'ı zaten az çok tanıyor sayıyorum kendimi.Bu nedenle direkt olarak diğer konuşmacı olan şahıs hakkında bir kaç küçük araştırma ile ancak şu kadar bilgiye ulaşabildim.
Ve merakımın ulaştırdıklarından küçük bir derleme yapayım.
Özetle kimdir Dr.Mustafa Merter?Transpersonal psychology,yani "
benötesi psikoloji"adını verdiği psikoloji konusunda
Türkiye’de çalışma yapan tek kişi.Yılllarca
Zen Budizmi ile ilgilendikten sonra tasavvufa yönelen Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter
terapilerde tasavvuftan yardım alıyor. Merter,"
Günümüzün hastalığı narsisizm ve korku" diyor.
Not:
Zen Budizmi nedir diyenler için kaynak.
http://tr.wikipedia.org/wiki/ZenZen bahçesi
San Francisco Golden Gate Park'ının Japon çay bahçesindeki
Zen bahçesi görülmektedir.

Mustafa Merter,bugün
adını İstanbul’daki Merter semtine veren bir ailenin ferdi.
Sipahi Mehmet Efendi’nin torunlarından,Ahmet Muhtar Merter’in torunu.
Babasının sonraki evliliğinden bugün işadamı olan Mehmet Berke Merter,annesinin evliliğinden de,genç yaşta rahmetli olan Recep adlı kardeşleri dünyaya gelir.
Mustafa Merter,
Bodrum’daki mağaralarda kalır 10-15 gün,Afganistan’a sürüklenir, üç hafta orada kalır,Himalayalar’a savrulur:
----------------
Not:Burada bakılması gereken özel bir yazıdan alıntı yapacağım.
Hz. Muhammed’in süt annesi Halime anlatıyor: “... Muhammed ile kardeşi evlerinin arkasında kuzu güdüyorlardı. Kardeşi koşarak gelip bana ve babasına:
“
Üzerlerine beyaz elbiseler giyinmiş iki adam Kureyşli kardeşimi tutup yere yatırdılar ve karnını yardılar. Şimdi de onun içini karıştırıyorlar!” dedi.
Bunun üzerine ben ve babası evden çıkıp Muhammed’in yanına vardık. Çocuğu yüzü sararmış bir durumda ve ayakta bulduk. Ben ve babası onu kucaklayıp “Ey çocuğum! Sana ne oldu? Deyince o bize “Üzerlerine beyazlar elbiseler giyinmiş iki adam beni yere yatırdılar. Karnımı yardılar ve karnımdan bir şey çıkardılar. Sonra onu yine yerine koydular.” dedi. Bunun üzerine çocuğu alıp birlikte döndük.” 10
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3334.0Açıklama:
Burada o yıllarda tanımlanmamış olan epilepsi belirtilerinden bir seyir varmıdır/yokmudur?Bunun yanıtını değerli psikiyatristlerimiz mutlaka verecektir.-----------------
"Genelde insanlar garipsiyorlar;ama pek de dokunmuyorlardı.Hanım hep anlayışla karşıladı beni. Hatta zaman zaman derdi ki "
Ya senin vaktin geldi. Sen git." (Gülüyor) Uzun seneler süren bir arayış döneminden sonra bir gün bana,"
Sen bu işi artık çok yapıyorsun. Biz seni Türkiye sorumlusu yapalım."dediler. O zaman kafayı kazıtacaktım. Budist rahipler gibi yaşayacaktım çünkü.”.......
“
Bireyin psikolojik açıdan iki temel fonksiyonu var.
Birincisi nefs katlarında yükselmeyi sağlamak,ikincisi ölüm korkusunu azaltmak.” diyen Merter,ara katta sıkışıp kalmış ve ontoloji (
varlıkbilim) ile ilgili olarak bu alanda bir daral yaşayan insanlarda bütün
dinî sembollerin ciddi kaygı uyandırdığını söylüyor:
Mustafa Merter,
deproasyona girenler için umreye gitmeyi bir tedavi olarak öneriyor.
Bu yazının tamamı için bakınız...
http://haber.nur.tc/haber_detay.php?haber_id=16896**************
Bu arada Prof.Dr.Nevzat Tarhan'ın
Kaliforniya Sendromu aklıma geldi ve birkaç küçük satır ile ona da değineyim istedim.
Ünlü psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise ABD'yi kasıp kavuran bu rahatsızlığın Türkiye'de de görülmeye başlandığı uyarısında bulunuyor.
Nevzat Tarhan'a göre
Kaliforniya Sendromu'nun üç ana belirtisi şöyle:
Zevke düşkünlük,benmerkezcilik ve yalnızlık. Bu belirtileri mutsuzluk izliyor.Tarhan,eğlence,zevk ve para düşkünlüğünün kişiyi içinden çıkılamaz bir kısırdöngüye düşürdüğünü söylüyor.
Yaptığı işler nedeniyle mutsuzlaşan kişinin bu duygudan kurtulmak için daha fazla eğlenceye yöneldiğini vurgulayarak,"Daha çok eğlence ve zevk düşkünlüğüyle üretmediği halde tüketen,yardım etmeyen,sadece kendine harcayan,parasal hedefleri kutsallaştıran,toplumsal yapıyı önemsemeyen bir anlayış yaygınlaşıyor.
Bu hastalık sosyal bir kanser gibi hızla yayılıyor."uyarısında bulunuyor.
Şimdi bu açıklamanın sayın Merter ile ne alakası var diyenleriniz olacaktır elbet.
Lakin sayın Merter'in yaşanından kesitlere bakacak olursanız özellikle bir arayış içinde olduğu görülmüyor mu?
Başka ifade ile
Kaliforniya Sendromu'nun 3 belirtisinden hangisine daha yakın olduğuna siz karar verin.
Ben konuyu başka yönden inceleyeceğim.
Zen Budizmi incelemelerinden hemen sonra,
benötesi psikoloji adı ile sadece kendisinin bildiği,sadece kendisinin inandığı yeni bir bilim(!) dalının adeta bir kurucusu gibi çalışıyor.
Haklıdır/haksızdır.
Bu ayrı bir olgu.
Ancak bilim dünyasının tek başına karşısında olmak gibi bir olgu adeta.
"Dr.Ziya Özel içinde aynı şeyleri söylemişlerdi ancak Özel Zakkum ekstresinin patentini aldı ne oldu şimdi?"diyenler de olacaktır elbet.
Ancak bu daha farklı bir açıdan incelenmesi gereken bir kavramdır.
Sayın Merter,eşcinselliğin bir hastalık ve tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu söylüyor ve altında yatan gerekçeler için de dini yaklaşımlar temelini adeta öncül bir savunma olarak görüyor.
Tabii ki aile,çevre ve kişinin durumdan kurtulma isteğini de söylemekle birlikte özellikle islam dininin bu durumu yadırgadığını belirtmeyi birincil vazife ve zorunluluk olarak ön plana çıkartıyor.
Oysa ki ABD başta olmak üzere birçok bilim araştırma kuruluşları artık eşcinselliğin bir hastalık olduğunu artık kabul etmiyor ve hastalık kapsamından da çıkartılmış durumdadır.
Bütün bunlara rağmen hala bir rahatsızlık olarak görmeye çalışan Merter acaba ne yapmak istiyor?
Sayın Doksat ile yaptığı küçük fikir alışverişinde,bir rahatsızlıktır derken rahatsızlık sözünün aynı anda hastalık için kullanıldığını acaba bilmezden mi gelmeye çalışıyor?
Günümüzde bölünmenin birçok modeli artık hemen herkes tarafından bilinmektedir.
"Etnik bölünme,dinsel bölünme vs..derken şimdi de bilimsel bölünmenin ülkemizde aralamaya çlıştığı kapının acaba bir temsilcisimidir sayın Merter?"sorusunu ister istemez akılma getirmeden edemiyorum.
Her neyse.
Sayın Merter acaba bu soruya ne yanıt verir bilinmez.
Lakin benimki bir suçlamadan çok,akıllara gelen bu soruyu aydınlatmaya çalışmak olsun istedim.
Elbetki bilim farklı düşünceden,değişik yöntemlerden,çok yönlü bakış açısından doğar.
Ancak unutulmamalıdır ki;"Fikirlerinde sabit olanlar ölülerle ahmaklardır"sözü her daim geçerliliğini korumaktadır.
Yani birzamanlar eşcinselliğin bir hastalık olduğunu öngören bilimdünyası şimdilerde hastalık kapsamından çıkarmakta iken,özellikle sayın Merter'in yeniden bu kapsama sokmaya çalışmasını anlamaya gayret ediyorum.
Ben eşcinsel falan değilim.Bunu öncelikle belirteyim.
Ancak kendisini öyle hissedenleri adeta suçlu imiş ve mutlaka tedavi görmeli imiş gibi algılamak ya da algılatmak asıl suç olan düşünce olmalıdır diyorum.
Sayın Merter'in mutlaka bildiği ancak birçok insanın bilmediği bazı konuları da başlıklar halinde vermeyi yeterli buluyorum.
Bu konu çok uzun yazı gerektirse dahi burada kesmek istiyorum.
Çünkü,uzun yazıların okunmadığı düşüncesi buna zorunluluk doğuruyor.
Saygı ile...
Ahmet Dursun
İlgili bazı başlıklar.
OSMANLI'DA HEREMİN İÇ YÜZÜ.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/osmanli-osmanli-da-heremin-ic-yuzu_3905956.html-----------
EŞCİNSELLİK VE ŞAMANİZM BAĞLANTISI VAR MI?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/samanizm-escinsellik-ve-samanizm-baglantisi-varmi_4681007.html----------
ESKİ ARAP TOPLUMUNDA EŞCİNSELLİK
http://ahmetdursun374.blogcu.com/escinsellik-eski-arap-toplumunda-escinsellik-ve-islam_3527832.htmlYa da
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=302.0---------------
PADİŞAHLAR CARİYELERİNİ NASIL SEÇERLERDİ?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/osmanli-padisahlar-cariyelerini-nasil-secerlerdi_918870.html----------
HUMEYNİ-Risalesi,kadın kullanma elkitabı.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/humeyni-risalesi-kadin-kullanma-el-kitabi_28066001.html**********
ÇALI DİBİ SEX,NAMUS BEKÇİLERİ,FİLLİ LİVATA VE SOĞAN
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-cali-dibi-sex-namus-bekcileri-filli-livata-ve-sogan_3408968.html