Evet, `asker milletiz` vesselam...
Asker, nasıl ki,
`koruma ve kollama` görevini yerine getirdiği gerekçesiyle, zaman zaman `ülke yönetimine el koyduğunu` ilan ediyorsa, `asker millet`in fertleri olan insanlar da, olaylara `el` koyarken, `koruma-kollama` içgüdüsüyle hareket ediyor!..
Kimi `yakınlarını` kolluyor, kimi `yandaşlarını`, kimi de `yoldaş`larını!.. `Yeğen`lerini koruyanlar, `verdimse ben verdim, size ne?` diyenler de `asker millet` olduğumuzun açık kanıtları!..
Bir üst düzey komutan, `akredite gazeteciler`in katıldığı bir toplantıda; aklımda kaldığı kadarıyla şöyle bir laf etmişti: `Sizler de, yaptığınız görev itibariyle sivil general sayılırsınız!`
`Akredite` meslektaşlarımız, bu `rütbe`yi bir `onur` saymışlar ve ondan sonra, `askere iliştirilmiş` anlamında kullanılan `embedded`liğe soyunup, `koruyucu-kollayıcı` yazılar döktürmeye başlamışlardı!..
Öyle ya, `general` demek, `korumak-kollamak` demekti!.. Üst düzey bir komutan tarafından `sivil generalliğe terfi` ettirildiklerine göre; `görev`leri de belliydi: `Korumak, kollamak!` İtiraf etmek gerekir ki, `görev`lerini hala başarıyla sürdürüyorlar!.. `Koruyorlar, kolluyorlar!`
`ŞAPKA`LAR BİRBİRİNE KARIŞINCA! Yalnız, bazen `gazetecilik` ve `sivil generallik` şapkalarını karıştırıyorlar!.. İşte o zaman `kimlik çatışması` yaşıyorlar!.. Dolayısıyla, `koruyacakları-kollayacakları` kişi, kuruluş ve kavramlar da, bir anda `İstanbul trafiği`ne dönüveriyor!..
Mesela, `gazeteci` olarak, `Türkiye`nin AB üyeliği`ne sıcak bakıyorlar!.. Bu üyeliği zedeleyecek, engelleyecek her eylem ve söyleme karşı çıkıyorlar!.. Yani, `AB üyeliği`ni koruyorlar, kolluyorlar!.. Mesela, `8 Mart Dünya Kadınlar Günü`nü, gününden 2 gün evvel, yani `6 Mart`ta kutlayan, üstelik, `fırsat bu fırsat` diyerek, `PKK lehinde sloganlar` atıp, `Apo posterleri` açan gruba yönelik `polis müdahalesi`ne ateş püskürüp, `Bu kafayla AB zor!..
Sabotaj gibi!.. Kadınlara dayağın hesabı sorulacak!` diyen `kartelci` gazetelerimiz; belki `görev` icabı, belki de farkına varmadan `PKK`ya koruma-kollama` yaptılar!..
Bunun lamı-cimi, aması-maması yok; 7 Mart günü attıkları o başlıklar, resmen ve alenen `PKK yandaşlarını korumak ve kollamak`tı!..
Ne var ki; `Zaman ve zemin` değişip de, `esen rüzgarlara göre konsept` belirlenen bu ülkede; gazetecilerimizin `görev, sıfat ve şapka`ları da, işte bu `zaman, zemin, konsept ve rüzgar`a göre `değişkenlik` arz ediyor!.. Bir de bakmışsınız; `Gazetecilik yelekleri`ni çıkarmışlar, `sivil generallik` şapkalarını geçirmişler kafalarına!..
Daha dün `PKK yandaşlarını koruma ve kollama` görevi üstlenenler, bugün `sivil general` şapkasıyla, başlamışlar esip-gürlemeye; `PKK yandaşları azıttı!.. Ortalığı savaş alanına çevirdiler!..
Provokatörlere dikkat!..
Bu oyuna gelmeyelim!..
Vatanın birliği ve dirliği için omuz omuza!..
Gün, bir ve beraber olma zamanıdır!` Hani neredeyse, MHP`lilere ve ülkücülere özenip, `Şehitler ölmez, vatan bölünmez!.. Türkiye Türk`tür, Türk kalacak!` diye manşetler atacaklar!.. Demek ki, `şapka` değişince, `görev` de değişiyor!..
Öyle olmasa; 7 Mart`ta `PKK yandaşlarını koruma-kollama` görevini üstlenirken, şu son günlerde `Türkiye`yi koruma-kollama`ya soyunmazlardı!..
Ve yine; o günlerde; `Apo`cu kadınlara niye müdahale ettiniz?` diye polisi suçlarken, bu defa da `Niye cami avlusundaki göstericilere müdahale etmediniz?` diyerek, yine polise çullanmazlardı!..
`Çift kişilik` taşımak, zor bir zenaat olsa gerek!..
Bir yanda `gazetecilik` mesleği ve `ideolojik yandaşlık`; bir yanda `sivil generallik` görevi!.. Üstelik, `zaman, zemin, konsept ve rüzgar` da sık sık değişiyor!.. `Ayak uydurmak` zor iş vesselam!.. Hele düşünün, bir de `asker millet`in fertleri olmasak var ya, `kartelciler`in işi, hepten zorlaşırdı!.. Doğrusu, yine de `iyi kıvırıyorlar` bu işi!.. Bazen `PKK`yı, bazen de `Türkiye`yi koruyucu-kollayıcı strateji takip etmek, kolay mı sanıyorsunuz?!? İyi kıvırıyorlar, iyi!.. Böylesine bir `kıvırma`yı Asena bile beceremez!..
FATİH ALTAYLI, ŞİMDİ TU-KAKA! Alın, son bir `koruma-kollama` örneği daha... Hele hatırlayın; Fatih Altaylı`nın Hürriyet`te yazarlık, Kanal D`de yöneticilik yaptığı günlerde, `ondan iyisi yok`tu ve Fatih Altaylı, `harbi delikanlı` idi!.. Ona-buna sövüp saysa da, el üstünde tutulur, `korunur-kollanır`dı!.. Onca `hakaret`lerine rağmen; ne Basın Konseyi kınardı onu, ne Gazeteciler Cemiyeti!..
Ne zaman ki; gitti, `sövdüğü Sabah`a transfer oldu, bir anda gözden düşüverdi!.. Her akşam, eve `eli dolu` gelen adamın, bir gün `eli boş` gelince; karısının, `Aaa herif, senin bir gözün de körmüş!` demesi gibi, Fatih Altaylı`nın da `iftira, hakaret, lekeleme ve dedikodu` türü yazılar yazdığı görülüverdi!..
Şu hale bakın; Daha düne kadar, tüm `kartel` tarafından `korunan-kollanan` ve `kahraman` muamelesi gören bir adama, bir anda `müfteri` damgası vuruldu!.. Vuran kim?.. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti!.. Sebep?..
Fatih Altaylı, 3 Ağustos tarihli yazısında Vatan gazetesinin başyazarı Güngör Mengi`nin karısı Ruhat Mengi için, `Ne zaman adam oluruz?.. Başyazarla yatarak, yazar olunmayacağını anladığımız zaman` diye yazmış da, ondan!.. Peki, bu bir `hakaret` ise; aynı Fatih Altaylı`nın `başörtülüler` için `iğrenç ifadeler` sarf ettiği günlerde neredeydi bu Konsey ve TGC?!?
Eee, o zaman; `konsept` başkaydı, `zemin` müsaitti ve `rüzgar`, Altaylı`dan yana esiyordu!.. Üstelik, `onların adamı`ydı!.. Dolayısıyla `korunuyor-kollanıyor`du!.. Şimdi ise; Altaylı Sabah`ta yazıyor!.. Yani, `rakip holding`te!.. O halde, vur abalıya!..
İşin ilginç yanı şu:
Altaylı`yı kınayıp bu defa da Ruhat Mengi`yi koruyan-kollayan TGC Basın Senatosu`na başkanlık eden Necmi Tanyolaç, halen `Aydın Doğan Holding`te, iyi mi?!?.. Altaylı da `Turgay Ciner Holding`te olduğuna göre, `koruma-kollama`nın nasıl, ne zaman, kime ve ne şekilde yapıldığını, varın siz düşünün!..
AHH ŞU KURŞUN ASKERLİK OLMASA!.. Sözün özü; evet, `asker millet`iz!.. `Koruma-kollama` içgüdümüz de, `asker millet` olduğumuzun en büyük kanıtı!..
Hani, demem o ki; `Koruma-kollama` görevlerini zaman zaman karıştırdığımız gibi; `askerlik` ile `kurşun askerliği` de birbirine karıştırmasak!..
`Asker millet` olmaya eyvallah da; şu `kurşun askerlik` yok mu, işte o, biraz `omurgasızlık` gibi geliyor bana!..
`Kartel`in bu durumu, çok üzüyor beni çoookk!.. Utanması gerekenler kim? Devlet Bakanı Mehmet Aydın, `Sosyal adalet açısından İslam dünyasının durumu utanılacak haldedir` demiş...
Doğru, `Utanılacak` haldeyiz...
Ama, sayın bakan, `utanması gerekenler`in kimler olduğunu da söylemeliydi. İşte Polonya İslam Cemaati Lideri Tomasz Miskiewkz`nın sözleri: `İsrail Cumhurbaşkanı Polonya`ya gelince, `Benim Yahudi soydaşlarım nasıl?` oluyor. Papa geldiği zaman `Benim Katolik kardeşlerim nasıl?` diyor.
Müslümanların bir halifesi olmadığı için; bizim halimizi soran yok.` Demek ki, sadece `sosyal` değil, `siyasal` yönden de utanılacak haldeyiz... Bu insanları `sahipsiz` bıraktığımız için!..
http://www.tumgazeteler.com/?a=1006771