Gönderen Konu: DOĞU TÜRKİYE'nin Kürtçülük ve dincilik üzerinde plasebo etkisi.  (Okunma sayısı 3876 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
DOĞU TÜRKİYE'nin Kürtçülük ve dincilik üzerinde plasebo etkisi.

Aslında konuya plasebo nedir sorusu ile yaklaşmak gerek.
Plasebo hoşnutluk anlamına gelse de beyindeki kabul görme olarakta algılayabiliriz.

Tabii ki bu etkiye maruz kalmak için öncelikle beyin sahibi olmamız gerekir.
Aklın,beyini olan her canlıda olmadığını düşünsekte,beynin kabul merkezi akıldır tanımlaması belki basit anlamda uygun düşebilir.

Uzatmadan plaseboyu nasıl duydum?
Bir belgesel kanlında ilaçların plasebo etkisinden bahsediyor idi.
Bir tür MR görüntülemesi ile hastaların ilaçları alırken beyinlerindeki kabul merkezlerinin renk değiştirdiğinden bahsediyor idi.

100 kanserli hastadan,sadece tuzlu su verilen 50 kişiyi ve sadece gerçek ilaç tedavisi uygulanan diğer 50 kişiyi bu MR cihazında ilaçları alırken kabul merkezlerini incelemişler.

Kimin gerçek ilaç aldığını,kimin gerçek olmayan ilaç(plasebo)aldığını sadece deneyi yapan birkaç uzaman biliyor.

Sonuç şu:

İlaç alırken...
-Evet bu ilaç ile ben iyileşeceğim,diyen tüm hastaların kabul merkezleri aynı renk görüntü veriyor ve bu renk görüntü veren tüm hastalar iyileşiyorlar.

Bu ister gerçek ilaç,isterse plasebo kullanan hastalar olsun fark etmiyor.

İşte bu ilginçtir.
Salt tuzlu-şekerli su verilen hastalarda ki iyileşmenin nasıl olduğu konusu ilginçtir.
Bu olay,beynimizin bir olguyu nasıl gördüğü,nasıl algıladığı ile direkt ilgili olduğu düşüncesini ortaya atıyor.

İşte zihin kontrolünün ilgi alanına girebilecek bir yöntem de belki de böylece inceleme konusu bulabilecektir.

Çok ilginçtir ki,toplumlar gözleri ile gördükleri,kulakları ile işittikleri halde aldanmaya,kandırılmaya,kendilerini ahmak yerine koyanlara nasıl olupta aldandıklarını hala çözebilmiş değilim.

Acaba diyorum:

Andolsun,cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık /hazırladık.
Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar,gözleri vardır bununla görmezler,kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar.İşte bunlar gafil olanlardır.(A'RAF SURESİ/179)

Acaba 179/ bundan/bunlardan mı bahsediyor demeden edemiyeceğim.

Yine anlamak istemeyenlere,ülkeyi bölmek için uğraşanlara neden körler/sağırlar komitesi gibi,pirim vermekteyiz hiç düşündünüz mü?

Oysa ki kendisini müslüman diye adlandıran(zanneden)şahısların büyük çoğunluğu için bölücülüğü inançarının da yasakladığını bilmeden,bölücülere pirim vermelerini anlamak çok zor bir kavramdır.

Ne diyor inançları gereği kurtsal metinleri onlara?

Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah,onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir.Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa,artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.(NİSA SURESİ / 88)

Onlar,işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar/bölünmeler/ yaptılar/;hepsi bize döneceklerdir.(ENBİYA SURESİ / 93)

Bizi yönetenler nasıl yönetiyor,hangi unsurları/söylemleri kullanıyor neden düşünmezler?

Bir insan salt bir inanç sahibidir ya da öyle görünüyor diye kayıtsız bir şekilde başka bir insana teslimiyet içinde olabilir/olunabilir mi?

Kendisini Kürt olarak niteleyen ve buna inananlar acaba bir KÜRDİSTAN kurulacak olsa nasıl bir hayat,nasıl bir özgürlük kendilerini bekliyor anlamazlar mı?

Onların hangi özgürlükleri eksiktir?
Ben de Kürdüm diyen bir şahıs cumhurbaşkanı olmuş,genelkurmay başkanı olmuş,başbakan olmuş,devletin bir çok kademesinde görev alabilmiş iken,nasıl olur da hala özgür olmadıkları yalanına kanabilirler?

Peki kendisini müslüman,hristyan,ateist vs..olarak tanımlayanlara ne demeli?

Hanginiz inançlarınızı yaşadınız da ya da inkarcılığı seçtiniz de size zorlama,baskı yapıldı?

Camiye mi gidemediniz?
Kiliseye mi,havraya mı?
Yoksa şeytana taptığınız için yargılanıp hapse mi atıldınız?
Yoksa namaz kıldığınız için yargılanıp hapse mi atıldınız?


Hanginizin hangi özgürlüğü elinizden alındı?

Ancak biliyorum ki insanlar ellerindeki değerleri kaybetmedikçe asla bunun bir değer olduğunu anlamayacaklardır.

Evet,bunların hiç birine verecek bir yanıtınız ne yazık ki yoktur.
Ancak Şeriat adı ile topluma sunulan uydurmacanın da tıpkı Kürtlere özgürlük,daha fazla demokrasi,dinler arası diyalog vs...aldatmacaları da birer psikolojik plasebodan başka birşey değildir.


Doğu Türkiye söylemini neden seçtim?

Uzun zamandır söylüyorum.

Kuzey Irak neresidir?

Neden Kuzey Irak denir de,Irak'ın kuzey kesimi denmez diye.

Bazı akıllı insanlar çıkıp eleştirmişler idi.
Neymiş efendim AB/D o bölgeye Kürdistan demiş,biz de Kürdistan dememek için Kuzey Irak diyoruz.
İşte size bir plasebo daha.

Öyle ise Kuzey Kıbrıs,Kuzey Kore,batı Almanya vs...de salat öylesine söylenmiş sözcüklerdi öyle mi?

O halde Doğu Türkiye kavramı da gücümüze gitmemeli.Öylesine söylenmiş diğerleri gibi algılanmalı mı?

Ben de diyorum ki Türkiye'nin doğusunda vaad edilmiş toprakların adını önce Kürdistan,sonra da doğu Türkiye olarak değiştirmesinler diye direkt doğu Türkiye diyorum dersem haklı bir gerekçe mi ileri sürmüş olacağım.

Efendiler,
Sadece Türkiye'nin doğu bölgesi mi vaad edilmiş topraktır?
Anadolu diye adlandırdığımız topraklar vaad edilmemişmi dir?

Unutmayınız ki hristiyan dünyası da anadolu topraklarının hristiyan olduğunu ve bir gün o toprakların yeniden hristiyanlaşacağı hayallerini hala unutmuş değillerdir.

Aslen benim açımdan inançsal bir sakınca olmamasına rağmen,bölücülük unsurlarının içinde hem hristiyanlık-islam vs..dinci unsurlar,hem de etnik bölücülük ortaklaşa hareket ettiği için bu sakıncalara dikkat çekmek durumundayım.

Bir taraftan dinci bölücülük,diğer taraftan etnik bölücülük ülkenin altında patlamaya hazır bir bombadır.

Aslen dünya halkları arasında hiç bir sorun yoktur.Sorun ülke halklarını yönetmeye talip olan zihniyetlerin çıkarcılıklarını becerisizlikle sergilemelerinden kaynaklanmaktadır.

Peki bu çıkarcılıklar nelerdir?
Bu sorunun yanıtı bir çok alanda incelenmesi gerekse de aslen enerji kaynaklı olduğu için karşımıza adı PETROL olarak çıkmaktadır.

Öyle ise petrolün tarihçesine kısaca bakalım.
Petrolle ilk tanışma,M.Ö.3000 yıllarında Mezopotamya'da gözlenen yarı katı ve çamurlu bir maddenin çatlaklar arasından sızması rastlanmıştır.

Sızıntı kaynaklarının en ünlüsü Babil Şehri civarındaki Hit Bölgesi(şimdiki adıyla Bağdat)olarak görülmektedir.

Yine sırası ile şöyle görmekteyiz.
M.Ö.3200,Mezopotamya'da ve Babil kulesinde;asfalt ve harç
M.Ö.1700,Çin'de ısıtma aracı
M.Ö.450,yıllarında heredot,tunus ve yunan adalarında petrol sızıntılarından bahisle,hastalıklara ilaç olarak,su yalıtım malzemesi olarak ve savaşlarda yakıcı madde olarak kullanıldığı da bilinmektedir.

İlkel yöntemlerle asfalt ham petrol ve yağ olarak üretilip kullanıldığı dönemlerden hemen sonra,1745 yılında Fransa'da Pechelbronn'da ilk petrol kuyusu açılmış,Kral xvLouis tarafından La Sorbonniere'e ye lisans verilince de bu zat dünyanın ilk petrol rafinerisinin sahibi olmuştur.

1815,Çekoslovakya-Prag'da cadde aydınlatmasında kullanılmış,
1847,yılında İskoçya`da james young tarafından petrol ürünleri işlenmeye başlanmış,
1857,Romanya- Petrol üreten tek ülke olmuş,ve aynı yıl,(1857) ABD'de Albay Drake tarafından Pennsylvania'da ilk petrol üretim kuyusu açıldığında ise  kablolu sondaj makineleri ilk kez kullanılmıştır.

Dünyada Seven Sisters diye bilinen 7 dev firma vardır.(British petroleum, Shell, Mobil, Exxon, Gulf, Texaco , Chevron)

1960 yılına geldiğimizde ise artık herşey farklılaşmış ve durum şöyle olmuştur.
Organization of Petroleum Exporting Countries(OPEC) diye bildiğimiz 11 üyeli oluşum artık dünya petrol rezervlerinin %77'sine sahip ve dünya üretiminin de %40'ını yapmaktadır.

Zeki Yamani'nin,"Taş Devri,taş bittiği için bitmemiştir;Petrol Çağı da dünyada petrolün bitmesinden çok daha önce bitecektir" sözüne vurgu yapan Prof.Dr.Volkan Ş.Ediger'in Osmanlı'da Neft ve Petrol adlı eserinde geniş kapsamlı detaylar bulacaksınız.

http://www.v-energy.net/
---------
http://www.v-energy.net/makaleler/dgd2.pdf

Peki bu enerji kaynağı olan petrolün Türkiye cumhuriyetinin bölünmesi ile ne ilgisi olabilir?

Bunun için öncelikle Osmanlı dönemine kısa bir ziyaret gerekir.

Osman Aysu'nun aynı adlı romanından esinlenilerek yapılan Musul ve Kerkük'te şimdiye kadar gizli kalmış,bilinmeyen birçok gerçeği ortaya çıkardığı iddia edilen "MİRAS" filminin galası Cevahir Alışveriş Merkezi'nde yapılmış idi.Acaba hatırlayanınız var mı?

Sultan 2.Abdülhamit' in,(Nefçi ailesinin ve Doğramacı ailesinin hak sahibi oldukları iddia edilen) Musul ve Kerkük civarındaki büyük topraklar,uluslararası mahkemelerde karar beklediğini ve hala bu kararın çıkmadığını ve bunun nedenlerini bilen var mı?

Üstelik o dönemlerde Irak operasyonunun da sıkça tartışıldığını hatırlar isek tüm bunların aklımızda bir plasebo etkisinden söz etmek saflık mı olur dersiniz?

Abdülhamit'e neden "KIZIL SULTAN"denmiş olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Ülkemizde petrol nerelerde bulunur?


Acaba İsrail'e toprak satmadığı için mi,yoksa 1901 yılında Alman ve Türk mühendislere petrol haritasını hazırlatınca o haritalarda Mardin, Bitlis ve Hakkari'de zengin petrol yataklarını gösterdiği için mı"KIZIL SULTAN" lakabını almıştı dersiniz?

Neyse bunların tamamını sizlerin merakına ve araştırmacılığınıza havale ederek işin Türkiye ayağına dönelim.

Aslında Osmanlının parçalanma sebeplerine bakacak olursanız işin Türkiye ayağıda kendiliğnden ortaya çıkmaktadır.

Yoksa Kürtlere daha fazla özgürlük plasebeosu,Kürdistan plasebosu,özgürlük,kardeşlik plasebeosu birer zihin kontrol operasyonundan öte bir şey değildir.

Başka bir örnekte Şeyh Said isyanı için şunlar da söylenebilmektedir.

(Ankara:isyan dış destekli
Ankara’ya göre bu isyan “dış güçlerin”, özellikle de, “emperyalizm” diye tanımladığı İngiltere ile Fransa’nın “tahriki” sonucu patlak vermişti.
Oysa tarih gerçeklerinin dokusu öyle değildi.Gerçekler söylemleri tekzip ediyordu.

1923 yılında Lozan’da imzalanan anlaşma ile TC’nin sınırını çizen,tapusunu veren Fransa ile İngiltere idi.Kürt sorununu yadsıyan da…

İki yıl önce çizdikleri sınırlardan pişmanlık duymaları için bir neden yoktu.Ayrıca Türkçe’ye de çevrilmiş belge, bilgi ve kitaplar da “emperyalizmin oyunu” söylemini yalanlıyordu. Çünkü suçlananlar Türkiye Cumhuriyeti’ne yardımda bulunmuştu.

Ermeni yazar Garo Sasuni, "Kürt ulusal hareketleri ve Ermeni Kürt ilişkileri" adındaki kitabında Şeyh Said isyanının bastırılması için İngiltere ve Fransa’nın yaptığı yardımları
uzun uzun anlatıyor.)


Görüldüğü üzere hala destekçileri aynı oyunları kullanmaya devam etmekte hiç bir sakınca görmüyorlar.

Ya tarih bilmiyorlar-ki bilmese bunları iddia edemezler,ya da aleni bir ihanet içindeler.

Bu ihanetlerini de yine toplumsal plaseboyu kullanarak gerçekleştirmektedirler.

Halbuki islam devleti olmakla ya da KÜRDİSTAN kurmakla yapabilecekleri tek şey petrol kaynaklarına ulaşmaya çalışan emperyalizmin kıyakçılığını yapmaktadırlar.

Bu konu detaylı olarak incelenmiş idi.
Bakınız...
EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=312.0

Hani şu son günlerde "yaftalamayın"(etiketlemek)reklamı yapan bir malum medya var ya.
İşte aynen öyle....
Yaftalamayın?
Neden?
Çünkü o işi siz yapmayın bize bırakın demek istiyorlar.

Oysa ki ihanet yaftasını boyunlarında asılı dolaştıklarını dahi milletin anlamadığını,toplumsal mühendislik projesiymiş gibi sundukları DOĞU TÜRKİYE/BATI TÜRKİYE bölücülüğüne ne kadar aleni destekçi olduklarını,kulakları varken duymayan,gözleri varken  görmeyen insanlar topluluğu olmamız için ne denli çalıştıklarını anlayamadığımız yanılgısı ile devam ettirmekte sakınca görmüyorlar.

Tarihimizde İngiliz ve Alman hançerlerini sıkça yiyen bir millet olmamıza rağmen,Araplar tarafından sıkça ihanete uğramış olmamıza rağmen hala dış güçlerin uşaklığını yapabilenin bırakın Türk olmayı,bu vatanın sevgisinden bahsedebilir olması mümkün mü?

DTP başkanı Türk'ün son günde söylediklerine ne demeli?
-Erdoğan'ın tekçi ve ırkçı..
-ABD'den icazetli bir Başbakan...
-Toplumdaki hassasiyetlerinde dikkate alınması ile İmralı sistemine artık son verilmelidir...
-kürt sorununun Demokratik çözümü...


Yahu sen mi salaksın,bizleri mi salak sanıyorsun efendi?
AKP yönetimi ile DTP yönetimi kardeş değilmi?
İkinizin de destekçisi,mimarı ABD değil mi?


İşte isbatı.
HAZRETİ BUSH'UN OVAL OFİSTEKİ TOKADI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=311.0

Eski sol maskeli(solcu görünümlü kürtçü)siyasetçilerin yaptıkları ile AKP'nin ne farkı var?
Ya MHP'nin?
Tencere misali...
Bir deyiş vardır.
-Adın ne?
-Mülayim.
-Sert olsan ne yazar?


Neymiş milliyetçi....
Hadi oradan,hadi,hadiiii

Kimin milliyetçisi?
ABD'nin...

Var mı itirazınız sayın Bahçeli?
Var ise buyurunuz o halde okuyunuz....

Ben belgesiz,bilgisiz yazmam da konuşmam da....

TÜRKİYE'DE GİZLİ SAVAŞ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=345.0

Özetle söylersem neymiş?
Yakında bizi alıştırmaya çalıştıkları söylem DOĞU TÜRKİYE söylemi imiş.

Bazıları bu söyleme kızıyor ise onlara da kızmasınlar diye alıştıkları dilden söyleyim o halde.

Yani KÜRDİSTAN(Kuzey Irak)diyeyim de alınmasınlar.

YAŞASIN KÜRDİSTAN,YAŞASIN ŞERİAT
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=310.0

Erdal ŞAFAK,“Sevr Ve Lozan” başlıklı yazısında.....
"Öcalan karşıtı Kürt"gruplar,Lozan Antlaşması'nın reddini PKK/Kongra-Gel çizgisiyle mücadelenin simgesi, hatta bayrağı haline getirdiler.

İddiaları:
Lozan Antlaşması,Kürdistan'ı 4 devlet arasında paylaştırdı,oysa Sevr Antlaşması "Büyük Kürdistan" devleti kurulmasını öngörüyordu" şeklindeki ayrıntıya dikkat çekmekte,Gerçekten öyle mi?diye sormakta ve Sevr’in  maddelerini sıralamaktadır.

Sevr’e göre;
“Önce Ermenistan'ın sınırı çizilecek, ardından kalacak bir avuç toprak parçasında Kürtler için özerklik planı hazırlanacak.

Tüm ‘Kürdistan’ değil,o daracık bölgede yaşayan Kürtler bağımsızlık isterse ve Milletler Cemiyeti bu talebi uygulanabilir bulursa,o zaman bir Kürt devleti belki kurulabilecek” planının çizildiğini hatırlatan yazar,“Lozan Antlaşması'na özgür iradeleriyle firesiz destek veren Büyük Millet Meclisi'ndeki Kürt temsilcilerin bu tercihlerinde, iki neden etkili oldu:

Sevr'de aşağılanmaları ve Türkiye'den ayrılmayı reddetmeleri.
Mahabad ve yöresini İran'a bırakan Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın 1639'da imzalandığını,Irak sınırlarını çizen Türkiye-İngiltere anlaşmasının Lozan'dan üç yıl sonra hayata geçtiğini ve Londra'nın Kuzey Irak'taki Kürtler'in hiçbir talebini kabul etmediğini de hatırlatalım.
Kürt aydınlarına,İsmet Paşa'nın (İnönü) 23 Ağustos 1923'te Lozan Antlaşması'nın onaya sunulduğu Meclis birleşimindeki müthiş konuşmasını iyi irdelemelerini tavsiye ediyoruz.
Ve İnönü'nün yine o konuşmadaki son cümlesini anımsatıyoruz: ‘Artık işe koyulma zamanı geldi…’” demektedir.
SABAH

Artık lafı uzatmaya gerek var mı?

Oha bre densizler -dinsizler oha....dersem yanlış mı demiş olurum?

Elinizde belge diye sunduğunuz,Atatürk'ün annesinin de genel evden çıktığını iddia ettiniz ve sonra da Atatürk'te şeriatçi dediniz yetmedi mi?
Vatanını bir çift memeye satmadığı için mi?

Atatürk'e böylesine düşmanlığınız niyedir?
İngiliz efendilerinizden aldığınız emirler acaba sizi kurtaracak kadar garantörmüdür?

Yoksa başka tanımlamalar mı yapmalıyız....
Dinler arası diyalog masalının destekçisi hain prof.lar...

Başbakan Erdoğan'a,"TC terörist devlettir de" çağrısında bulunabilen hain gazeteciler..

Ülkemi bir çift kadın memesine satarım diyebilen şeref yoksunu akademisyenler...

Vatanı için canlarını toprağa feda etmişlere kelle,bunların katillerine sayın diyebilen başbakanlar...
Amerikan vatandaşı başbakanlar,ingiliz vatandaşı bakanlar....

İnançları uğruna iddiası ile toplumu bölmek üzere programlanmış ancak yazık ki seçilmiş maskesi ile başımıza gelebilenler...

Her söylediklerini dönüp tekzip etmek zorunda kalan vekiller....

Milli eğitimde milli olan herşeyi kaldırıp,yakalanınca da bir yanlışlık olmuş düzeltiriz diyerek hem yasalarla,hem yasa koruyucu hem de açıkça milletle dalga geçenler....

Özelleştiriyorum derken peşkeşliyorum demek isteyenler....

Tecavüzcüleri için yasa teklif edebilenler....

Biryerlerde birşeylerin başına gelirken tahta bavullar ile gelip,milyar dolarlarla ifade edilen servet yapanlar...

Bu servet avcısı soygunculara kurtarma yasası düzenleyenler.....

Adaleti yok edip milleti isyana teşvik edenler.....

Hak arayanlara orantısız güç kullanırken,teröristlere kırılacak cam bebek gibi davrananlar...

Yabancı dostlarımız dedikleri müstemleke valilerinden cevaz bekleyenler....

Nur dini peygamberleri türeterek onları yine türetenlerin yanlarında can güvenliği altında yaşatanlar,izin verenler,sebep olanlar....

Vah zavallı psikolojik harp maduru ülke insanlarımız....vah...

Son darbeyi nereden ve nasıl vurabileceklerini iyi bilen yabancı istihbaratların hizmetkarları...

Son olarak ta Cumhuriyetin kurucusuna,kurucu düşüncesine hakaret ve ihaneti sanat haline getirenler....

Artık ATATÜRK eskide kaldı,tartışılmalıdır...diyebilenler; neden işe daha eskide kalan Muhammed ile başlamıyoruz sorusunun sorulmasına neden olmaya çalışan din simsarları......

Atatürk'ün annesi genelevden çıkmış,ikinci evliliğini yapmıştır yazılarını yayınlama cüreti gösterebilenlerin aynı zamanda utanmadan,pişkinlik içinde Atatürk'ün de Şeriati övdüğünü aynı kalemler yazabilmekte ise....

(Düşünemedikleri ise,bir önceki iddiaları ile sonraki iddialarının kendilerinde bile çelişki yarattığını anlayamayacak kadar ihanetin gözlerini köreltmiş olmasıdır.)

Artık ülke insanlarımızın ağır bir ZİHİN KONTROLÜ altında nasıl bir travma yaşadıklarını varın siz düşünün.

Bunlar en basit ifadesi ile Türk milletini salak yerine koymak,ne verirsen yer anlayışı ile bakmanın birer ifadesinden başka birşey değildir.


Tanrı Türk milletini korusun


Saygı ile....
Ahmet Dursun

Bazı bilgiler için bakınız....

Plasebo ne demektir?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3619.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ülkemi bir çift kadın memesine satarım
« Yanıtla #1 : Kasım 28, 2009, 12:59:05 ÖS »
-Başbakan Erdoğan'a,"TC terörist devlettir de" çağrısında bulunabilen hain gazeteciler..
-Ülkemi bir çift kadın memesine satarım diyebilen şeref yoksunu,gazeteciler,sanatçılar akademisyenler...vs..vs..vs..
.../...

Bu yazıyı üstte okuyup o akademisyenin kim olduğunu bulabilirsiniz.
Şimdi o akademisyenin babasına bakalım....
A.Dursun
------------
Çetin Altan - 28 Mayıs 1960 - Milliyet

Bugün canım yazı yazmak istiyor
 
Yıllar ve yıllar boyu aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği, dilimizin döndüğü kadar  tarihlerden örnekler verdik, hukuk prensipleri sıraladık, kinayeli fıkralar anlattık. Kafasında en ufak bir izan fırdası bulunan bir insan bile bu ihanet yolunun geçit vermeyeceğini görür ver geri dönerdi. Hayır, bunlar öyle yapmadılar. Anayasayı çiğnediler. Hürriyetleri kestiler, hukuk dışı komisyonlar kurdular…
Artık yazı yazmıyor, yazı taklidi yapıyorduk.

Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. Onun kurduğu inkılâp Türkiye’sinin Cumhuriyetine bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, Üniversitesiz hatta Meclissiz idare etmek niyetine kapılmışlardı.

Silahlı Kuvvetlerimizin Büyük Ata’nın yıllar arkasından akseden manevi direktifi ile yaptığı bu hareket, demokrasimizin en sağlam teminatı olarak tarihimize geçecek ve hürriyetlerden kendi sefil benlikleri için faydalanmak isteyen gafillere her zaman için unutulmaz bir ders olacaktır.

Milli Birlik Komitesi Başkanı ve Türkiye Silahlı Kuvvetleri Başkumandanı Orgeneral Cemal Gürsel’in yayınladığı demeçte bizzat belirttiği gibi, memleket, yakın bir zamanda demokrasinin şartlarına uygun bir idareye kavuşacaktır. Kurucu Meclis gereken esasları tespit ettikten sonra hür ve endişesiz bir seçimle memleketi, memleketin sevdiği lekelenmemiş insanlara bırakacaktır.

Bugün bütün Türkler, parti çekişmelerinin çöplüğünden kurtulmuşlar ve yeni bir anlayışın dünyasına doğmuşlardır. Bütün küçük hesaplar, kinler ve nefretler tasfiye edilmiştir. İnsanca ve kardeşçe, sadece fikir tartışmalarından ibaret, herkesin eşit olduğu demokrasi rejimi, yakında bu güzel vatana layık olduğu mutluluğu getirecektir.

Kurucu meclisin faaliyete geçmesini sevinçle bekliyoruz. Silahlı Kuvvetlerimizin yaptığı hareket bir hırsın veya zümre menfaatinin dışında, sadece hukuk, insanlık ve vatan aşkının bir ifadesidir.


Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü, yıkılanların gayrimeşruluğu ve küçüklüğü ile makūsen mütenasip olarak bir abide gibi ortaya çıkmaktadır.

Türkler, âlimleri dalkavuk, Üniversitelileri maktul, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen hale getirererek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini kabul etmeyi, bütün dünya önünde reddetmişlerdi.

Menfaat bağlarıyla bu cehalet ve rezalet yuvalarına uşaklık etmiş olanları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Herhalde ıslah olacaklardır.  Islah olmamakta direnenler çıkarsa onlar da derslerini alacaklardır.

Bize bugünleri tattıran ve bir milletin haysiyetine konmaya çalışılan tozları bir üfleyişle temizleyiveren Türk Silahlı Kuvvetleri sağ olsunlar. Kardeş kanı dökülmeden yapılan bu hareketin aynı vakar içinde gerçek demokrasinin temellerini atmasını bekliyor, seviniyor, övünüyor; övünüyor, seviniyoruz.
**************
Mustafa Kemal'in emaneti makamlarda oturanlar,size sesleniyorum.
O makamlar milletin dir.


Millet kavramını bilmeyenler okuyunuz.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2515.0
---------------
Başbuğ,Sen Uyursan Millet ölür.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7770.0
--------------
Soros'un "Açık Toplum Enstitüsü" ile bağlantısı olan Abant Platformcuları.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1910.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD/TÜRKİYE SAVAŞI NE ZAMAN OLACAK?
« Yanıtla #2 : Ocak 06, 2010, 10:31:14 ÖS »
2007 Mayıs aylarında yazılmış eski bir yazımdan güncel konulara ışık .....

Adı geçen bazı kişiler her ne kadar eskimiş,unutulmuş görünse dahi,kavramsal açıdan okunmaya değerdir.

Türkiye ile ABD arasındaki savaş mı?

Bu da nereden çıktı?
      Aylardır söylüyor,yazıyor çiziyoruz.Bazı okuyucular destekliyor,bir kısım okuyuıcular ise saçmalık olarak görüyor.

Bir yazımda söylemiş idim.Sayın Kezban Hatemi'nin bir TV de yaptığı konuşma da,eski bir CIA ajanının anılarını derlediği bir kitabı okuduğunu ve bu kitabı ABD'nin piyasadan toplattığını söylemiş ve sadece 5 adet olarak ABD tarafından bulunamadığını,toplatılamadığını belirtmiş idi.

O bulunamayan 5 adetten birisinin de kendisi tarafından okunduğunu ve bunu tam olarak okuduğunuz da çıkan anlamın şu olduğunu söylemiş demiş,bir yazımda bundan bahsetmiş idim.

Kısaca ABD'nin yaptığı tüm hazırlıkların Türkiye'yi bölmek için yaptığını ve bu bölme işlemindeki BOP serüveninin son ayağının Türkiye olduğunu,sayın Hatemi kitabı okuyunca anlaşıldığını söylemiş idi.

Kitabın yazarı da sonradan öldü mü öldürüldü mü belli olmayan bir şekilde hayta veda etmiş idi.

Şu an o kitabın adı da,yazarının adı da aklımda değil.
Zira okumadığı şey insanın aklında tam olarak kalmıyor.

Neyse konuya dönelim.
ABD'nin Türkiye üzerindeki oyunlarını nereden başlamalı,neresinden anlatmalı diye düşünürsek aslında Kurtuluş savaşı ile başlaması gerektiğini sanırım ki hepimiz artık fark ediyoruz.
Şimdilere dönecek olursak,bir Kuzey Irak lafı dolanıp gidiyor.

      Kuzey Irak neresidir?
Böyle bir devlet mi var?Neden Irak'ın Kuzeyi değil de Kuzey Irak?

Hiç dikkatinizi çekiyor mu?
Son zamanlarda artık hem basında,hem köşe yazarlarında,hem de birçok yazışmalarda artık Kuzey Irak sözcüğü anlam kazanmış bulunuyor.
Yani BOP projesinin devreye sokulduğundan bu yana ne yazık ki beyin kontrolünde bayağı ilerleme kaydeden ABD,artık bu ilerlemeyi fiiliyata dökme zamanının geldiğini söylemektedir.
Bunun en iyi uygulama alanı da yine Türkiye üzerinden yapılacağı kesinleşmekte ve biz ne yazık ki seyirci olarak bakmaya devam etmekteyiz.
        Bir kere ABD,Afganistan ile başlattığı hareketi Irak ile devam ettirmekte hem de Türkiye'yi parçalama hareketini hızlandırmaktadır.
Afganistan'ı Komünizme kaptırmamanın mücadelesini verirken nasıl ki Taliban adında bir yönetim oluşturdu ve sonra da Taliban'ın demokrasi ile bağdaşmadığını söyleyerek ortadan kaldırdı ise aynı uygulamayı Saddam için de yapmıştır.

Ta ki saddam iki büyük hata(ABD'ye göre hata)yapana kadar.

1-Yeraltı kaynakları Millidir diyerek.
2-Artık petrolün dolar ile değil,avro ile alış verişinin yapılacağının kararını alması Saddam'ın işinin bitmesini sadece hızlandırmıştır.


Ayrıca Saddam'ın ortadan kalkmadığı süre içerisinde ne yazık ki Irak'ın Kuzeyi(kabul ettirdiği hali ile Kuzey Irak)oluşumu da suya düşecek,Irak'ın bütünlüğünü parçalama hedefi yarım kalacak idi.

Peki ABD Irak'ı neden parçalayacak ki?
Çıkarı ne olabilir?

Eğer ki bu uygulamayı gerçekleştiremese idiler,PKK illetini nerede konuşlandıracak,besleyeceklerdi ki?

Ayrıca da,BOP'un tam hayata geçirilebilmesi için tabii ki elzem bir karardır bu karar.
Yani son ayak olan Türkiye'nin de topraklarından alma emelleri ne yazık ki yarım kalacaktır.

Çünkü Batının ve dahi Emperyalizmin Ortadoğuda ki gelişme,Hristiyanlaştırma,zenginlikleri ele geçirme hayallerinin tek engeli tarih boyunca Türkler olmuştur.

İşte bu nedenle Osmalı'yı hallettikleri bir anda yeni bir devlet kuran Türkler tekrar engelden başka birşey olmayacaklardır.
Bunu da 33 dereceli bir masonun kendi itiraflarından okuduk,biliyoruz.
Hani şu Atatürk'ün silahla ortadan kaldırılması konusundaki yazıyı diyorum.
Okumayanlar var ise bana yazsınlar.Arşivimi açabilirim(-ki burada arşivlemiştim).

      Her neyse,ABD'nin Irak'ın Kuzeyinde bölünmüş ve Türkiye topraklarından da bir kısmı içine katılmış bir Kürt devleti kurma çalışmaları acaba nedendir?Kürtleri çok mu sevmektedirler?

Tabii ki bunun çok sebepleri var elbette.
Birincisi direkt Türkiye ile savaşmak istemiyor olması,İkincisi Etnik bir çatışma ile bunun Türkleri birbirine kırdırıp seyretmesi olarak göstermekle birlikte sebeplerin diğer ekonomik ve siyasi boyutlarını da göz ardı etmemekte fayda var.

Tüm bunların altında yatanları daha evvel de sıralamış idim.

Şimdi gelelim Türk siyasetçilerine.

       ABD ile yapılan gizli bir Türk- ABD savaşı yaşanmaktadır.

Bunu nereden mi yuduruyorum.

Eğer ki Tezkere çıkmış olsa idi sanırım ki ABD askerleri girdiği yerden çıkmadığı gibi Türk topraklarından da çıkmayacak ve Türk Kurtuluş savaşında zımni olarak yaptıkları mücadeleyi aleni olarak yapmak zorunda kalacaklardı.
Ayrıca,Başına çuval geçirilen askerler acaba ABD'nin müttefiklerimiz dediği Türk askeri değilmiydi?

Hatta yanlış hatırlıyor isem birileri lütfen düzeltsin.
Irak'a giden yardım konvoylarımızı ki sanırım Kızılay konvoyu olsa gerek,esir almamışlarmı idi?
Yani hala ABD ile bir savaşın yapılmadığını iddia edebilen çıkacak mı acaba merak ediyorum?

       Geçen ki yazımda kime oy vermeliyiz diye bir soru yöneltmiş ve yine kendim yanıtlamış idim.

Bir maddesinde demiştim ki "ABD ile Irak'ın Kuzeyinde yapılan zımni savaşı,PKK'ya desteğini 2 ay içinde çekipte PKK adı altında savaşan ABD askerlerini geri çekmez ise bu savaş Türkiye tarafından alenen yapılacaktır" demeyen bir partiye oy vermeyeceğim demiş idim.

       Bunu hangi siyasi parti lideri söyleyebilir sorarım size?

Sayın Mumcu ile Sayın Ağar'ın birleştiği parti mi?
AB projelerini açıkça destekliyeceğini ve bunu devam ettireceğini söyleyen CHP mi?
Nerede küçük te bir çıkar görse yanar dönerlikten taviz vermeyen,her sözünün gerçek mi yanlış mı dolu olduğu kesinlik kazanmamış,PKK ile her fırsatta görüşmüş,sadece ve sadece seçim zamanı hamsete soyunan siyasiler mi?
Kim,hangi siyasi parti lideri açık ve net olarak Türk Milleti ile kimse oyun oaynayamaz.

Biz ne AB'nin ne de ABD'nin ellerinde mahkum,ya da oyuncağı değiliz diyebilmiştir ki?
İMF programlarını iktidara gelir gelmez sonlandıracağız diyen biri var mı?
Sayın Cem Uzan var derseniz o da ayrı bir muamma.

ABD şimdilerde neden AKP'den vazgeçti?(Dikkat bu yazının kaleme alınma tarihi yaklaşık bir yılı geçiyor.Tarih tekerrür etmeye başladı)

Şimdilerde tıpkı Saddam,Afganistan örneklerinden neden vaz geçtiğini hatırlarsak konu daha iyi anlaşılır..

Yani AKP'den de neden vazgeçtiği arık yavaş yavaş belli olmaya başlamıştır.

Çünki  AKP,ABD'nin gizli bayrağını içimize kadar işletme görevini başarı ile tamamlamış yeni görev için yeni adaylar seçmiştir.


Düz ovada avcılık ile düz ovada siyasetçiliği karıştıranları nasıl oluyor da ABD destekliyor ki?

ABD'nin yeni misyonu nedir?
Seçtiği yeni başbakan kimdir?

Sayın Ağar,ne kadar Milliyetçi(Atatürk Milliyetçiliğinden bahsettiğimi her seferinde belirtmeye gerek yok ancak yine de belirteyim)olabilmiştir ki PKK sorununu ben çözebilirm diyor?

PKK ile Kürt ayrımını dahi yapmaktan biçare olanlar nasıl olurda bu sorunu çözeceklerine inanıyor?

ABD acaba neden Mehmet Ağar'ı başbakan yapmak istiyor? Hatta nasıl başarmıştır?
Başarmıştır evet,kesinlikle yeni başbakan Mehmet Ağar olacak ve bunda da ne yazık ki bazı STK'lar öncülük yapmışlardır.

Milletin birleşin çağrısından bahsetmiyorum.
Birazıcık kör ve unutkan olmayanlar hafızalarını tazeler ise bunun ne anlama geldiğini de açık seçik göreceklerdir.

Birleşmenin elzem olduğu doğrudur.
Ancak bu birleşme ne yazık ki Ağar ile Mumcu'nun birleşmesini kolaylaştırmak ve bazı olguları kısa süre de olsa milletin gözünden kaçırtılmak için yapılmış,entrika dolu bir süreçtir.

Bunun böyle olduğunu Sayın Ağar başbakan olunca göreceğiz.
        Tabii ki Sayın Rahşan Ecevit ile(özellikle Rahşan Diyorum),Sayın Baykal'ın hazin bir şekilde bir araya gelmeyişleri de ayrı bir inceleme konusudur.

Sayın Rahşan hanımefendi,Erdal İnönü'ile "Ben o adamın odasına gitmem" demesinin altında yatan nedenleri tarih birgün yazacaktır.

Ben buradan ne yazsam boş olacak ve havada kalacaktır.
Bırakıyorum bunu tarih bir gün yazacak ve ömrümüz olursa biz de göreceğiz.

Yalnız burada bir hatırlatma yapmak isterim.
Rahmetli Ecevit'in Vahdettin hakkındaki söylediklerine bakınız.

Bu sözleri hatırlayınız.Hilafetin neden ve nasıl yeniden tezgahlandığını,DSP'nin o dönemde kimlerden oy aldığını da iyi tahlil ederseniz sanırım ki tarih yazmadan evvel de sizler yazma inkanına sahip olabilirsiniz?

Yani Hilafet özlemcileri ile,bunların ağa babalarını çok iyi tahlil ediniz.Nereleden besleniyorlar? Kimlerden oy alıyorlar?

Nurcular ,Turgut Özal,Süleyman Demirel,Bülent Ecevit,Said-i Nusi(Kürdi)vs...

Kürt-PKK aynı olmasa da ABD bunu aynı imiş gibi göstermeyei başarmıştır.
Uzatmaya gerek var mı? Kimlerle iş birliği içindeler,bunları yaşadık. Hala aklınıza birşey gelmiyor ise bırakın da tarihçiler yazdığında okuyunuz...

     Hani bazılarımız derler ya ammada şüphecisiniz yahu,amma da komplo teorileri üretiyorsunuz şu ABD hakkında diye.....

İşte gerçekten de adamlar bu konuda çok çok iyiler.
Nerede nasıl bir yönetim oluşturacaklarını,ne şekilde iktidara taşıyacaklarını iyi biliyorlar vesselam.

Şimdi Mehmet Ağar'ın neden başbakan olacağını iddia ettiğimi acaba anlatabildim mi?

Bu arada bir şey daha.Az kalsın atlıyor idim.
Bakınız yazışma gruplarımdan bir arkadaşımın ilginç bir iletisi var.
ABD'nin neden AKP den vaz geçtiğini sanırım ki daha iyi anlatıyor.
    Onumuzdeki secimlerde Fethullah Gulen Cemaatinin, sanılanın aksine AKP'yi  degil, Mehmet Agar'ın baskanlıgındaki DYP'yi destekleyecegi belirtilmektedir.

Buna delil olarak cemaate yakınlıgı ile tanınan gazeteci  Nevval Sevindi'nin DYP'ye kaydolarak, artık bu partide siyaset yapacagını  acıklaması gosterilmektedir.

Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk  oylamasında, Mehmet Ağar'ın katılmayacakları yonundeki acıklamasına rağmen  partisinin iki milletvekili Abullah Gül lehine oy kullanmıştır.

AKP'nin tek  basına iktidar olamaması halinde plan, iki partinin koalisyon  yaparak  anayasayı değiştirecek ve Cumhurbaşkanı seçecek çoğunluğa erişmeleridir.  

Humeyni'nin yıllarca surgun oldugu Fransa'dan İran'a nasıl dönüp te başa  geçirildiği göz önüne alınırsa bunun diğer partilerin aymazlığı ve seçim  kanununun azizliği sayesinde hiç de uzak olmayan bir ihtimal oldugu ortaya  çıkmaktadır.

Ciddi tedbirler alınmaması halinde ve  iktidara gelmeleri halinde  Fethullah Gulen'i yakında  Cumhurbaşkanı olarak gormek hic de sasirtici olmayacak.
Bilginize....
Paylaşım:IBRAHIM ÖNER

    Tabii ki bunun tam aksi bir bilgi de yaklaşık aynı zamanlarda elimize ulaşmış idi.
İzninizle bu bilgiyi de alıntı yaparak nakletmek istiyorum.
Sözde hocaefendi Fethullah Gülen, cemaatine 22 Temmuz seçimleri için AKP'yi işaret etti. Gülen ve saz arkadaşları bugünlerde AKP ile harıl harıl milletvekili pazarlığı yapıyorlar. İşte JÖNTÜRK farkıyla detaylar:

Türkiye'de hakkında açılan davalardan sıyırmak için ABD'ye sığınan sözde hocaefendi Fethullah Gülen'in Pennsylvania'da kaldığı çiftlikte (Fethullah Gülen'in bir çiftliği var, çiftliğinde...) geçen hafta epey haraketli anlar yaşandı.
Evet, sözde hocaefendi, geçen haftayı en yakın ekibi ile istişarelerde bulunarak geçirdi. Konu, Türkiye'deki seçimlerdi ve Gülen ile saz arkadaşlarının yaptığı istişareler sonucunda, 22 Temmuz'da yapılacak seçimlerde AKP'nin desteklenmesi kararı çıktı.

Edindiğimiz bilgilere göre, bu hızlı trafiğe AKP'nin bazı etkili ve de yetkili kurmayları da telefonla katıldılar...

Her ne kadar Milli Görüşçüler ile yıldızının pek barışmadığı söylense de, Gülen, bu seçimlerde AKP'ye destek vererek, kendisine çok yakın bazı isimleri milletvekili olarak seçtirmek istiyor...

Gülen ve saz arkadaşlarının, AKP'nin etkili ve yetkili isimleri ile yaptıkları istişarelerde, bazı bakanlıkların kendilerine verilmesini destek için şart olarak öne sürdükleri öğrenildi...

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gülen'in desteğine büyük önem arzettiği de gelen bilgiler arasında...

Evet bir yanda sözde hocaefendi Fethullah Gülen ve saz arkadaşları, diğer yanda çıkışı bu tür desteklerde arayan AKP...

Yakışır....

Fakaaaat, Türkiye hiç bir zaman şeyhler, tarikatlar, sözde hocaefendiler ülkesi olmayacak....

Bu açıdan bakıldığında ise yakışmaz....

Paylaşım:handan

      Görüldüğü üzere çok farklı bilgi paylaşımları var.Tabii ki bu paylaşımların ne denli doğru ya da yanlış olduğunu veya gerçeğe en yakın hangisidir onu burada tartşmayacağım.

Benim demek istediğim şudur.
ABD ile Türkiye arasındaki muhtemel savaş sinalleri ne alemdedir?
Gizlice yapılan bu savaşta hangi argümanlar kullanılmaktadır?

ABD'nin Milletimizin beynini yıkama operasyonları ne derecede başarılı olmuştur?
Hatta ABD'nin gizli bayrağı olarak kabul ettiğim ve başkaca hiç bir müslüman ülkede olmayan şekli ile Türban(Boneli Türban ve bağlanış şekli) neden sadece ve sadece bizim ülkmizde kullanılmaktadır?

Bu kısım hiç dikkatinizi çekmiyor değil mi?
Onu da daha evvel izah etmiş idim ancak bir satırla özetleyim.
ABD oluşturduğu cemaatlerin ne kadar insana ulşatığını görmek ister.
Bunun göstergesi olarak ta taraftarı oluklarının ellerine bir bayrak verse taşırlar mı?

Tabii ki hayır.

Ancak ülkede ki inançları kullanarak onu yapmak ta mümkündür.
İşte bu ABD'nin gizli taraftarlarının birbirlerini tanımaları için kullandıkları simge ne yazık ki TÜRBAN dır.

Bazı gafiller için not:
Baş örtüsü ya da baş örtmekten bahsetmediğimi umarım ki anlayacak kapasiteleri hala vardır.

      Umarım ki zımni(gizli,örtülü)olarak yapılan ABD ile savaşın en kısa zamanda açık olarak yapılmasını görürüz.

Ya da ABD bu sevda dan vaz geçer.
Yeniden bir kurtuluş savaşı gerekiyor ise bu millet onu da yapacak güç ve kararlılığa sahiptir.

Yalniz şunu siyasilerin iyi bilmesi gerkiyor ki AB veya ABD adı altında inim inim inleyen bu milletin ve dahi islam aleminin önüne neden bir Türk birliği düşüncesini koymuyorsunuz?

Neden Türk birliği sağlamayı hedef olarak görmüyorsunuz?
Yoksa şimdiye kadar bizi yöneten hiç Türk olmadı mı?

     Son olarak şunu söylemeliyim.
Siyasilerin önlerine neler kondu bilmem.Ancak yakın bir dönem sonunda yeni oluşan meclisteki siyasiler milletin önüne ne koyacaklar onu da göreceğiz umarım.
Bir İran Türkiye savaşı mı?Bir Irak'ın Kuzeyine giriş mi?Ya da daha farklı bir seçenek mi bilinmez.Ancak bilinen birşey var ki o da artık AB'nin Türkiye'yi istemediği açık bir gerçektir.

      Zaten AB ilk önceleri ABD'nin ileride tek hakim olması korkusuna bina edilmiş,biraz da iyice kaybolmaya başlayan Hristiyan ruhunu birlik altında tutmanın ve Kilisenin gücünün artırılması çabaları ile,doğunun zenginliklerinden nasiplenmenin amaçlandığı bir birlik olarak kurulmuştur.

Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı kadar akıllı olmayan siyasetçilerimiz var mı ki,hala AB'den bu milletin medet umacağını sanıyor ve bu milletin de hala kendilerine kandığını düşünebiliyorlar merak ederim.

      Son söz:
Dünya'da Türk birliğnin sağlanmasını ve Türk toplumuna yakışan yasaların hem hızla çıkarılmasını hem de acilen fiiliyata geçirilmesini vaad etmeyen hiç bir açıklama,bu milletten oy almayı asla ve kesinlikle hak etmiyor.Artık hamaset ne karın doyuruyor ne de oy toplamaya yetiyor...

Duyurulur.

Bu yazımda bazı arkadaşların yaorumlarından katkılarda yapılmıştır.

Ahmet Dursun
**********
Yorum:

Ahmet bey sevgili biraderim,
Uzun uzadıya, tafsilatlı, detaylı açıklamalar ile sanal aleme aydınlık taşıma çabalarınızı takdir ile karşıladığımı bilmenizi isterim...ancak, bizim millet, 3-5 entellektüel, meraklı sanal vatandaşımız dışında, pek fazla okumayı sevmez.., o nedenledir ki, bendeniz gibi naçiz bedenler, sizin bu aşağıda yazageldiğiniz gerçeklerin çözümünü, tek bir kelimede toplayıp, şartlanmış vatandaşlara sunmayı yeğlemekteyim...
 
Ne yapacağız.ne yapılabilir, bunca, her biri biribirinden mandacı ve de mandalaşmış yalaka partiler arasında...nasıl çare olabilir herhangi bir "demokletik" seçim bu şartlarda???
 
Olamaz, olmayacaktır, olamayacak...!
Dolayısı ile nedir yegane çare?Şudur;

DAR BE.....

Ama vatandaşımız, sağolsun yalaka liboş ve dantelli enteller ile satılmış kalemlerin şartlamaları, darbe deyince korkar olmuştur..aynı, hani, bir zamanlar Almanyayı kurtarmak için yola çıkmış bir "nasyonel Sosyalist" ideolojinin, sonradan, holivut filim şartlamaları ile, "Nazi" dendiğinde elalemi titreten bir olgu yapıldığı gibi..oysa, bugün olması gereken "zaruri" bir darbe, bir "Milli Idare" nin kuruluşuna öncülük edebilecek, Erol manisalı, Oktay Sinanoğlu, Anıl Çeçen vb değerli beyinleri işin başına getirebilecek, en az 10 yıl idareyi ele alacak, ve bu "demokrasi" aldatmacası ile, namerdin "plan" larının ve girişimlerinin önünü tıkayabilecektir...
 
Bugün, 72 muhtırası ve 80 cuntası ile kıyaslanmayacak şartlar mevcuttur..bir kere, bugün, Askerimiz , kimin "gerçek düşman", kimin "gerçek dost" olduğunun idrakindedir..nato basamaklarını ikbal değil, şeytanın aldatmacası olarak nitelendirmektedir (kanımca..), ve bugün, başına çuval geçirilmiş, kendisine kurşun sıkan terör, "sözde müttefik" leri tarafından "göz göre göre" desteklenmiş bir Asker vardır karşımızda..ve bu Askerin, "gayrımilli" bir cunta girişimi, TC yi, iddia edildiği gibi "geri" götürecek bir girişimi olmayacaktır, olamaz...gezegen koşulları çok değişmiştir, bugün olacak bir "müdahale", bu milletin ve bağımsızlığımızın hayrına olacaktır...o nedenle, demokratız, falanız, fişmekanız demek, bence bu ülkeye ihanet edenlerin jargonudur artık....
 
Yegane yol, fiili bir Askeri müdahale ile kurulacak "Milli anlayışlı" bir icraattır..
Başka yolu yok, olmayacak....

Biz hep kıçımızda yarım bir "b.k" kalmasına ve bunun verdiği sızıya alıştık, hatta bundan zevk alır olduk, oysa, bu b.kun tamamını ıkınıp çıkartmamız tam yarar ve temizlik getirecektir...bu yarım bırakılmış s.çma eylemlerimiz bizleri süleymanlara, mesutlara, sarışın bacılara,tonton amcalara ve nihayetinde, hem kippalı hem takkeli siyonist imamlara kadar getirdi...
 
Şu işi, hiç olmazsa bu sefer, yarım yamalak bırakmayıp, bu e-muhtıranın arkasını "derhal" getirip, bir kerede ve  tam halledersek, komedi dizisinde gaffurun dediği gibi "tam süper olacak"...:-)
Sevgiler,H.Argun
*********
Bağımlı AB-D politikalarından kurtulup,ulusal bir programın uygulanmaklığı için darbe şarttır tezini savunagelmektesin. "27 Nisan TSK muhtırasının devamı getirilmelidir" beklentisi içinde,ilk ve son çarenin " darbe " olduğunu yazılarında dile getiriyorsun. Senin bu serzenişin ve temennin beni hayli eski günlere götürdü.
 
1957 yılıydı.Ekim ayının son günlerini yaşıyorduk.Her ne kadar gündüzleri sıcak olsa da geceler serinlemişti.Sonbahar tüm güzelliği ile kasabamıza inmişti.
Babam, daha memurluktan istifa etmemiş,Malmüdürlüğünde çalışmaya devam ediyordu.Kadir dayım babasından kalan dükkanında zahire tüccarlığı yapıyordu.İşinden başka iki uğraşı vardı.Horoz döğüşü ve particilik.

CHP nin üyesiydi.
Bizler o ılık sonbahar akşamüstü ninemin evinde toplanmıştık.Babamı ve dayımı merak ederek  bekleşiyorduk.O gün , 27 Ekim seçim günüydü.

Babam sandık görevlisi olarak kasabamızın bir köyüne gönderilmiş,dayım ise parti tarafından yakın birkaç köyde gözlemci olarak görevlendirilmişti.
Oy verme işlemi bitmişti.Sandıklar kapatılmış,oylar torbalara  doldurulup sıkıca bağlandıktan sonra Gönen Mahkeme koridorundaki seçim merkezi odasına getiriliyordu.
1957 yılının ulaşım şartlarında köylerden şehre inmek epey  zor ve zahmetliydi.Üç beş köy birleşir,korucuları n refakatinde ,sandık görevlileri kah yaya olarak kah at arabası ile şehre inerlerdi.Korkumuz karanlık ve ıssız yollar değildi.Korkumuz  azgın Demokrat partililerdi. Propaganda döneminde sert söylemler olmuştu.İnsanlar adeta iki kutupta,hemşehri,dost ve akraba olduklarını unutup hasım gibiydiler.Fanatik Demokratların CHP lilere nasıl davranacağını kestiremiyor, endişeleniyorduk.
 
1957 seçimlerinde "çoğunluk sistemi" uygulanıyordu.
Haberler,  Demokratların önde olduğu yönündeydi.Uzaklardan gelen klarnet ve davul sesleri kutlamaların başladığına işaretti.Sesler giderek yaklaştı.Artık klarnet ve davul gürültüsü ,yaşa varol seslerine karışıyor adeta evin içinde yankılanıyordu. Nihayet camlar zangırdamaklı oldu.

Ninem,- Konyalı Huriye- göğsündeki para kesesini çıkardı.
İçinden bir miktar avucuna alıp sokak kapısına yöneldi.Peşi sıra ben de gittim.Evin önünde bir kamyon duruyordu.
Üzerinde Özadalıların Neriman ablanın kocası terzi Kara Fikret ile birkaç DP'li ,klarnet ve davulun eşliğinde zafer şarkıları söylüyorlardı.Ninemi görünce tempoyu arttırdılar,davulcu daha kuvvetli vuruyor,Terzi Kara Fikret avurtları şişmiş,kan ter içinde Demirkırat diye bağırıyordu.Sessizce dinledik.Bir müddet sonra ninem -eliyle- susun işareti verdi.Çalgıcılara elindeki parayı uzattı,Kara Fikret'e dönerek;

-Oğlum,biz çok umur gördük.Şimdi sıra sizde.Çalın eğlenin! İnşallah gidişiniz de gırnata -davul  ile olur ,dedi ve onların cevabını beklemeden içeriye girdi.
 
Ninem yanılmıştı.Demokratları n gidişi,gırnata-davul ile değil,27 Mayıs Silahlı Kuvvetler DARBE'si ile oldu.
 
"Tarih tekerrür eder" diyorlar.Beklentin   boşuna olmasa gerek.
Gözlerinde öperim.

Gürol Fıçıcı  17mayıs2007- ANKARA(SHB=Sevgili Haluk Biraderim)
----------------
Bir neo-con'un 'dili sürçtü': Hedef İran değil Türkiye!
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=41357
************
İP GENEL BAŞKANI PERİNÇEK: ABD'YE KARŞI SAVAŞTA MOLA VERİLDİ
http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=7643&Itemid=0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
George Friedman'a göre Türkiye ile ABD savaşabilir...
« Yanıtla #3 : Ocak 06, 2010, 10:39:41 ÖS »
TÜRKİYE-ABD SAVAŞABİLİR
Friedman'ın en önemli iddiası Türkiye ile Japonya'ya dair. Friedman önümüzdeki yüzyılın sonlarına doğru çıkabilecek bir savaşın ABD ile Türkiye-Japonya ittifakı arasında olacağını öne sürerek şu iddialara yer veriyor:

İNANILMAZ BİR SAVAŞ OLACAK
“Bu savaş bugüne kadar var olan klasik silahlarla yapılan savaşlardan tamamen farklı olacak. Yani bugünden bir tür bilim kurgu gibi görünen bir savaş yaşanacak."

Friedman'a göre 21. yüzyılın gidişatını bu savaşın sonucu belirleyecek. Ancak o döneme kadar, yani yüzyılın sonlarına kadar ABD başlıca egemen güç olmaya devam edecek. 


Öyle bir savaş olacak ki...
CIA'ye yakınlığı ile biliniyor. Ona "gölge CIA" deniyor. Türkiye ile ilgili öyle bir kehaneti var ki... Bu öyle böyle bir savaş olmayacak.
ABD'nin önde gelen think tank kuruluşlarından Stratfor'un sahibi stratejist George Friedman, Türkiye'yi de içine alan gelecek öngörülerinde bulundu.

Friedman, "Çince'yi boşverin, Türkçe, Japonca ve Meksika dilini öğrenin. Önümüzdeki yüzyılın dünya güçleri Türkiye, Polonya, Japonya ve Meksika olacak" dedi.

Friedman'a göre Türkiye ile ABD savaşabilir...
CIA'ye yakınlığı nedeniyle “gölge CIA olarak da tanınan Stratfor'un sahibi, ünlü stratejist George Friedman, önümüzdeki yüzyılın sonlarında Çin ve Rusya gibi ülkelerin gerileyip yerlerini Türkiye, Japonya, Meksika ve Polonya gibi yeni dünya güçlerine bırakacağını öne sürdü.

ÇİN İÇİN ENDİŞEYE GEREK YOK
Friedman, “Next 100 Years: A Forecast for the 21st Century (Önümüzdeki 100 Yıl: 21. Yüzyıl İçin Öngörüler) adlı yeni yayınlanan kitabında, Rusya ve Çin gibi güçler için önümüzdeki yüzyılda endişelenmeye gerek olmadığını savunarak bu ülkelerin komünizmin çökmesine benzer bir çöküş yaşayacağını yazdı.

HEPSİNİ BIRAKIN TÜRKÇE ÖĞRENİN
Yazısını "Rusça'yı veya Çince'yi bırakın, Türkçe, Japonca, Polonya ve Meksika dillerini öğrenmeye bakın" diye sürdüren Friedman, "ABD'nin başlıca odak noktası olan İslami militanlarla savaşa gelince, o da tarihin derinliklerinde kalacak" dedi.

Friedman'ın kitabına yer veren The Washington Post'a göre, bütün bu öngörülerinin Rusya'nın yeniden uyandığı, Çin'in ekonomik patlama yaşadığı ve aşırı İslamcılara karşı savaşın kontrolden çıkmış bir halde tırmandığı bir dönemde saçma görünebilir.

Ancak Friedman tersini savunuyor. Çünkü bütün bu veriler 21. yüzyılın sadece başını tanımlarken, kendisi 21. yüzyılın sonlarına ışık tuttuğunu belirtiyor.
*************
GÖLGE CIA'YA DAİR İLGİNÇ BİLGİLER

Stratfor ya da "Gölge CIA" 1996'da, Teksas'ın Austin kentinde kurulan özel bir istihbarat kurumu. Başında ünlü stratejist ve siyaset bilimci George Friedman bulunuyor. Friedman aynı zamanda "Amerika'nın Gizli Savaşı", "Savaşların Geleceği" gibi best-seller kitapların yazarı. Türkiye'deki son gelişmelerle ilgili olarak, George Friedman tarafından kaleme alınan analizi "Türkiye-Yeni Osmanlıcılık" ve yeni ABD yaklaşımı konusunda ilginç bir çalışma olarak nitelenmişti.
Friedman ve başında bulunduğu Stratfor, Pentagon'a da danışmanlık yapıyor. 70 kişinin çalıştığı kurumda soyadlar pek bilinmiyor. Eski istihbaratçı olan çalışanlar arasında yer alan eski Rus ajan sadece "Viktor" olarak biliniyor.

Srtatfor'un, Asya'da 1997'de bir krizin yaşanacağını da ABD yönetimine çok önceden bildiren ilk kurum olmuştu.
internethaber.com

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KADINDA FAHİŞELİK EĞİLİMİ OLMALI.
« Yanıtla #4 : Haziran 12, 2010, 10:52:41 ÖÖ »
Timur SELÇUK.DÖNEKLER
Timur SELÇUK.DÖNEKLER

-------------
Ülkemi bir çift kadın memesine satarım
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3646.msg14554#msg14554
-------
KADINDA FAHİŞELİK EĞİLİMİ OLMALI.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3149.0
--------
Eski ARAP toplumunda EŞCİNSELLİK
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=302.10
--------
H.C.Armstrongun yazmış olduğu Bozkurt
http://ahmetdursun374.blogcu.com/h-c-armstrongun-yazmis-oldugu-bozkurt/4359449
---------
KEMALİZM KURU BİR İDEOLOJİ Mİ?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/archive/2008/11
-------------
KIBLENİN İKİ KEZ DEĞİŞTİRİLMESİ
http://ahmetdursun374.blogcu.com/din-kiblenin-iki-kez-degistirilmesi/887128
http://ahmetdursun374.blogcu.com/archive/2007/1
-----
TÜRKÇE EZANIN ÖYKÜSÜ
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ezan-turkce-ezanin-oykusu/2008363
---------
MİKROFONSUZ İNSAN SESİ İLE OKUNAMAZ MI?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ezan-mikrofonsuz-insan-sesi-ile-okunamaz-mi/1689348
-------
GAZETELERDE ÇIKMAYAN HABER.ERDOĞAN'A EZAN OKUNDU
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ezan-gazetelerde-cikmayan-haber-erdogan-a-ezan-okundu/1953590
------
"Gerçek müslümanlık Hz. Muhammed'in ölümüyle sona erdi"
http://ahmetdursun374.blogcu.com/gercek-muslumanlik-hz-muhammed-in-olumuyle-sona-erdi/4466453
---------
'Dersim' iftirasına Avrupa desteği!
http://ahmetdursun374.blogcu.com/dersim-iftirasina-avrupa-destegi/4359321
---------
Atatürk dostlarına,MUSTAFA...Doç.Dr.Orhan Çekiç.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ataturk-dostlarina-mustafa-doc-dr-orhan-cekic/4359323
----------
MEHDİ KAVRAMI VE ATATÜRK MİTİ.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/mehdi-kavrami-ve-ataturk-miti/4359325
--------
Atatürk,Kur'an-ı herkes anlasın istiyordu.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ataturk-kur-an-i-herkes-anlasin-istiyordu/4359330
---------
ATATÜRKÜN YAVERİNDEN/Anti Emperyalist ve Halkcı olmak
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ataturkun-yaverinden-anti-emperyalist-ve-halkci-olmak/4359332
--------
MUSTAFA FILMI HAKKINDA ADD YE YAZILAN AYRINTILI RAPOR.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/mustafa-filmi-hakkinda-add-ye-yazilan-ayrintili-rapor/4359335
----------
MUSTAFA değil,Kitabın Asıl adı Ölümsüz Atatürk'tür.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/mustafa-degil-kitabin-asil-adi-olumsuz-ataturk-tur/4359339
---------
ATATÜRK:"KEMALİZM KURU BİR İDEOLOJİDİR"Mİ?-1
http://ahmetdursun374.blogcu.com/ataturk-kemalizm-kuru-bir-ideolojidir-mi-1/4359257
----------------
Vatanı bir kiraz ağacı ve bir kadın memesine satarım
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7256.0