2007 Mayıs aylarında yazılmış eski bir yazımdan güncel konulara ışık .....
Adı geçen bazı kişiler her ne kadar eskimiş,unutulmuş görünse dahi,kavramsal açıdan okunmaya değerdir.
Türkiye ile ABD arasındaki savaş mı?Bu da nereden çıktı?
Aylardır söylüyor,yazıyor çiziyoruz.Bazı okuyucular destekliyor,bir kısım okuyuıcular ise saçmalık olarak görüyor.
Bir yazımda söylemiş idim.Sayın Kezban Hatemi'nin bir TV de yaptığı konuşma da,eski bir CIA ajanının anılarını derlediği bir kitabı okuduğunu ve bu kitabı ABD'nin piyasadan toplattığını söylemiş ve sadece 5 adet olarak ABD tarafından bulunamadığını,toplatılamadığını belirtmiş idi.
O bulunamayan 5 adetten birisinin de kendisi tarafından okunduğunu ve bunu tam olarak okuduğunuz da çıkan anlamın şu olduğunu söylemiş demiş,bir yazımda bundan bahsetmiş idim.
Kısaca ABD'nin yaptığı tüm hazırlıkların Türkiye'yi bölmek için yaptığını ve bu bölme işlemindeki BOP serüveninin son ayağının Türkiye olduğunu,sayın Hatemi kitabı okuyunca anlaşıldığını söylemiş idi.
Kitabın yazarı da sonradan öldü mü öldürüldü mü belli olmayan bir şekilde hayta veda etmiş idi.
Şu an o kitabın adı da,yazarının adı da aklımda değil.
Zira okumadığı şey insanın aklında tam olarak kalmıyor.
Neyse konuya dönelim.
ABD'nin Türkiye üzerindeki oyunlarını nereden başlamalı,neresinden anlatmalı diye düşünürsek aslında Kurtuluş savaşı ile başlaması gerektiğini sanırım ki hepimiz artık fark ediyoruz.
Şimdilere dönecek olursak,bir Kuzey Irak lafı dolanıp gidiyor.
Kuzey Irak neresidir?Böyle bir devlet mi var?Neden Irak'ın Kuzeyi değil de Kuzey Irak?Hiç dikkatinizi çekiyor mu?
Son zamanlarda artık hem basında,hem köşe yazarlarında,hem de birçok yazışmalarda artık Kuzey Irak sözcüğü anlam kazanmış bulunuyor.
Yani BOP projesinin devreye sokulduğundan bu yana ne yazık ki beyin kontrolünde bayağı ilerleme kaydeden ABD,artık bu ilerlemeyi fiiliyata dökme zamanının geldiğini söylemektedir.
Bunun en iyi uygulama alanı da yine Türkiye üzerinden yapılacağı kesinleşmekte ve biz ne yazık ki seyirci olarak bakmaya devam etmekteyiz.
Bir kere ABD,Afganistan ile başlattığı hareketi Irak ile devam ettirmekte hem de Türkiye'yi parçalama hareketini hızlandırmaktadır.
Afganistan'ı Komünizme kaptırmamanın mücadelesini verirken nasıl ki Taliban adında bir yönetim oluşturdu ve sonra da Taliban'ın demokrasi ile bağdaşmadığını söyleyerek ortadan kaldırdı ise aynı uygulamayı Saddam için de yapmıştır.
Ta ki saddam iki büyük hata(ABD'ye göre hata)yapana kadar.
1-Yeraltı kaynakları Millidir diyerek.
2-Artık petrolün dolar ile değil,avro ile alış verişinin yapılacağının kararını alması Saddam'ın işinin bitmesini sadece hızlandırmıştır.Ayrıca Saddam'ın ortadan kalkmadığı süre içerisinde ne yazık ki Irak'ın Kuzeyi(kabul ettirdiği hali ile Kuzey Irak)oluşumu da suya düşecek,Irak'ın bütünlüğünü parçalama hedefi yarım kalacak idi.
Peki ABD Irak'ı neden parçalayacak ki?
Çıkarı ne olabilir?
Eğer ki bu uygulamayı gerçekleştiremese idiler,PKK illetini nerede konuşlandıracak,besleyeceklerdi ki?
Ayrıca da,BOP'un tam hayata geçirilebilmesi için tabii ki elzem bir karardır bu karar.
Yani son ayak olan Türkiye'nin de topraklarından alma emelleri ne yazık ki yarım kalacaktır.
Çünkü Batının ve dahi Emperyalizmin Ortadoğuda ki gelişme,Hristiyanlaştırma,zenginlikleri ele geçirme hayallerinin tek engeli tarih boyunca Türkler olmuştur.
İşte bu nedenle Osmalı'yı hallettikleri bir anda yeni bir devlet kuran Türkler tekrar engelden başka birşey olmayacaklardır.
Bunu da 33 dereceli bir masonun kendi itiraflarından okuduk,biliyoruz.
Hani şu Atatürk'ün silahla ortadan kaldırılması konusundaki yazıyı diyorum.
Okumayanlar var ise bana yazsınlar.Arşivimi açabilirim(-ki burada arşivlemiştim).
Her neyse,ABD'nin Irak'ın Kuzeyinde bölünmüş ve Türkiye topraklarından da bir kısmı içine katılmış bir Kürt devleti kurma çalışmaları acaba nedendir?Kürtleri çok mu sevmektedirler?
Tabii ki bunun çok sebepleri var elbette.Birincisi direkt Türkiye ile savaşmak istemiyor olması,İkincisi Etnik bir çatışma ile bunun Türkleri birbirine kırdırıp seyretmesi olarak göstermekle birlikte sebeplerin diğer ekonomik ve siyasi boyutlarını da göz ardı etmemekte fayda var.
Tüm bunların altında yatanları daha evvel de sıralamış idim.
Şimdi gelelim Türk siyasetçilerine.
ABD ile yapılan gizli bir Türk- ABD savaşı yaşanmaktadır.Bunu nereden mi yuduruyorum.
Eğer ki Tezkere çıkmış olsa idi sanırım ki ABD askerleri girdiği yerden çıkmadığı gibi Türk topraklarından da çıkmayacak ve Türk Kurtuluş savaşında zımni olarak yaptıkları mücadeleyi aleni olarak yapmak zorunda kalacaklardı.
Ayrıca,Başına çuval geçirilen askerler acaba ABD'nin müttefiklerimiz dediği Türk askeri değilmiydi?
Hatta yanlış hatırlıyor isem birileri lütfen düzeltsin.
Irak'a giden yardım konvoylarımızı ki sanırım Kızılay konvoyu olsa gerek,esir almamışlarmı idi?
Yani hala ABD ile bir savaşın yapılmadığını iddia edebilen çıkacak mı acaba merak ediyorum?
Geçen ki yazımda
kime oy vermeliyiz diye bir soru yöneltmiş ve yine kendim yanıtlamış idim.
Bir maddesinde demiştim ki
"ABD ile Irak'ın Kuzeyinde yapılan zımni savaşı,PKK'ya desteğini 2 ay içinde çekipte PKK adı altında savaşan ABD askerlerini geri çekmez ise bu savaş Türkiye tarafından alenen yapılacaktır" demeyen bir partiye oy vermeyeceğim demiş idim.
Bunu hangi siyasi parti lideri söyleyebilir sorarım size?
Sayın Mumcu ile Sayın Ağar'ın birleştiği parti mi?
AB projelerini açıkça destekliyeceğini ve bunu devam ettireceğini söyleyen CHP mi?
Nerede küçük te bir çıkar görse yanar dönerlikten taviz vermeyen,her sözünün gerçek mi yanlış mı dolu olduğu kesinlik kazanmamış,PKK ile her fırsatta görüşmüş,sadece ve sadece seçim zamanı hamsete soyunan siyasiler mi?
Kim,hangi siyasi parti lideri açık ve net olarak Türk Milleti ile kimse oyun oaynayamaz.
Biz ne AB'nin ne de ABD'nin ellerinde mahkum,ya da oyuncağı değiliz diyebilmiştir ki?
İMF programlarını iktidara gelir gelmez sonlandıracağız diyen biri var mı?
Sayın Cem Uzan var derseniz o da ayrı bir muamma.
ABD şimdilerde neden AKP'den vazgeçti?(
Dikkat bu yazının kaleme alınma tarihi yaklaşık bir yılı geçiyor.Tarih tekerrür etmeye başladı)
Şimdilerde tıpkı Saddam,Afganistan örneklerinden neden vaz geçtiğini hatırlarsak konu daha iyi anlaşılır..
Yani AKP'den de neden vazgeçtiği arık yavaş yavaş belli olmaya başlamıştır.
Çünki AKP,ABD'nin gizli bayrağını içimize kadar işletme görevini başarı ile tamamlamış yeni görev için yeni adaylar seçmiştir.
Düz ovada avcılık ile düz ovada siyasetçiliği karıştıranları nasıl oluyor da ABD destekliyor ki?
ABD'nin yeni misyonu nedir?
Seçtiği yeni başbakan kimdir?
Sayın Ağar,ne kadar Milliyetçi(
Atatürk Milliyetçiliğinden bahsettiğimi her seferinde belirtmeye gerek yok ancak yine de belirteyim)olabilmiştir ki PKK sorununu ben çözebilirm diyor?
PKK ile Kürt ayrımını dahi yapmaktan biçare olanlar nasıl olurda bu sorunu çözeceklerine inanıyor?
ABD acaba neden Mehmet Ağar'ı başbakan yapmak istiyor? Hatta nasıl başarmıştır?
Başarmıştır evet,kesinlikle yeni başbakan Mehmet Ağar olacak ve bunda da ne yazık ki bazı STK'lar öncülük yapmışlardır.
Milletin birleşin çağrısından bahsetmiyorum.
Birazıcık kör ve unutkan olmayanlar hafızalarını tazeler ise bunun ne anlama geldiğini de açık seçik göreceklerdir.
Birleşmenin elzem olduğu doğrudur.
Ancak bu birleşme ne yazık ki Ağar ile Mumcu'nun birleşmesini kolaylaştırmak ve bazı olguları kısa süre de olsa milletin gözünden kaçırtılmak için yapılmış,entrika dolu bir süreçtir.
Bunun böyle olduğunu Sayın Ağar başbakan olunca göreceğiz.
Tabii ki Sayın Rahşan Ecevit ile(özellikle Rahşan Diyorum),Sayın Baykal'ın hazin bir şekilde bir araya gelmeyişleri de ayrı bir inceleme konusudur.
Sayın Rahşan hanımefendi,Erdal İnönü'ile
"Ben o adamın odasına gitmem" demesinin altında yatan nedenleri tarih birgün yazacaktır.
Ben buradan ne yazsam boş olacak ve havada kalacaktır.
Bırakıyorum bunu tarih bir gün yazacak ve ömrümüz olursa biz de göreceğiz.
Yalnız burada bir hatırlatma yapmak isterim.
Rahmetli Ecevit'in Vahdettin hakkındaki söylediklerine bakınız.
Bu sözleri hatırlayınız.Hilafetin neden ve nasıl yeniden tezgahlandığını,DSP'nin o dönemde kimlerden oy aldığını da iyi tahlil ederseniz sanırım ki tarih yazmadan evvel de sizler yazma inkanına sahip olabilirsiniz?
Yani Hilafet özlemcileri ile,bunların ağa babalarını çok iyi tahlil ediniz.
Nereleden besleniyorlar? Kimlerden oy alıyorlar?Nurcular ,Turgut Özal,Süleyman Demirel,Bülent Ecevit,Said-i Nusi(Kürdi)vs...
Kürt-PKK aynı olmasa da ABD bunu aynı imiş gibi göstermeyei başarmıştır.
Uzatmaya gerek var mı? Kimlerle iş birliği içindeler,bunları yaşadık. Hala aklınıza birşey gelmiyor ise bırakın da tarihçiler yazdığında okuyunuz...
Hani bazılarımız derler ya ammada şüphecisiniz yahu,amma da komplo teorileri üretiyorsunuz şu ABD hakkında diye.....
İşte gerçekten de adamlar bu konuda çok çok iyiler.
Nerede nasıl bir yönetim oluşturacaklarını,ne şekilde iktidara taşıyacaklarını iyi biliyorlar vesselam.
Şimdi Mehmet Ağar'ın neden başbakan olacağını iddia ettiğimi acaba anlatabildim mi?
Bu arada bir şey daha.Az kalsın atlıyor idim.
Bakınız yazışma gruplarımdan bir arkadaşımın ilginç bir iletisi var.
ABD'nin neden AKP den vaz geçtiğini sanırım ki daha iyi anlatıyor.
Onumuzdeki secimlerde Fethullah Gulen Cemaatinin, sanılanın aksine AKP'yi degil, Mehmet Agar'ın baskanlıgındaki DYP'yi destekleyecegi belirtilmektedir.
Buna delil olarak cemaate yakınlıgı ile tanınan gazeteci
Nevval Sevindi'nin DYP'ye kaydolarak, artık bu partide siyaset yapacagını acıklaması gosterilmektedir.
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk oylamasında, Mehmet Ağar'ın katılmayacakları yonundeki acıklamasına rağmen partisinin iki milletvekili Abullah Gül lehine oy kullanmıştır.
AKP'nin tek basına iktidar olamaması halinde plan, iki partinin koalisyon yaparak anayasayı değiştirecek ve Cumhurbaşkanı seçecek çoğunluğa erişmeleridir.
Humeyni'nin yıllarca surgun oldugu Fransa'dan İran'a nasıl dönüp te başa geçirildiği göz önüne alınırsa bunun diğer partilerin aymazlığı ve seçim kanununun azizliği sayesinde hiç de uzak olmayan bir ihtimal oldugu ortaya çıkmaktadır.
Ciddi tedbirler alınmaması halinde ve iktidara gelmeleri halinde Fethullah Gulen'i yakında Cumhurbaşkanı olarak gormek hic de sasirtici olmayacak.
Bilginize....
Paylaşım:IBRAHIM ÖNER
Tabii ki bunun tam aksi bir bilgi de yaklaşık aynı zamanlarda elimize ulaşmış idi.
İzninizle bu bilgiyi de alıntı yaparak nakletmek istiyorum.
Sözde hocaefendi Fethullah Gülen, cemaatine 22 Temmuz seçimleri için AKP'yi işaret etti. Gülen ve saz arkadaşları bugünlerde AKP ile harıl harıl milletvekili pazarlığı yapıyorlar. İşte JÖNTÜRK farkıyla detaylar:
Türkiye'de hakkında açılan davalardan sıyırmak için ABD'ye sığınan sözde hocaefendi Fethullah Gülen'in Pennsylvania'da kaldığı çiftlikte (
Fethullah Gülen'in bir çiftliği var, çiftliğinde...) geçen hafta epey haraketli anlar yaşandı.
Evet, sözde hocaefendi, geçen haftayı en yakın ekibi ile istişarelerde bulunarak geçirdi. Konu, Türkiye'deki seçimlerdi ve Gülen ile saz arkadaşlarının yaptığı istişareler sonucunda, 22 Temmuz'da yapılacak seçimlerde AKP'nin desteklenmesi kararı çıktı.
Edindiğimiz bilgilere göre, bu hızlı trafiğe AKP'nin bazı etkili ve de yetkili kurmayları da telefonla katıldılar...
Her ne kadar Milli Görüşçüler ile yıldızının pek barışmadığı söylense de, Gülen, bu seçimlerde AKP'ye destek vererek, kendisine çok yakın bazı isimleri milletvekili olarak seçtirmek istiyor...
Gülen ve saz arkadaşlarının, AKP'nin etkili ve yetkili isimleri ile yaptıkları istişarelerde, bazı bakanlıkların kendilerine verilmesini destek için şart olarak öne sürdükleri öğrenildi...
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gülen'in desteğine büyük önem arzettiği de gelen bilgiler arasında...
Evet bir yanda sözde hocaefendi Fethullah Gülen ve saz arkadaşları, diğer yanda çıkışı bu tür desteklerde arayan AKP...
Yakışır....
Fakaaaat, Türkiye hiç bir zaman şeyhler, tarikatlar, sözde hocaefendiler ülkesi olmayacak....
Bu açıdan bakıldığında ise yakışmaz....
Paylaşım:handan
Görüldüğü üzere çok farklı bilgi paylaşımları var.Tabii ki bu paylaşımların ne denli doğru ya da yanlış olduğunu veya gerçeğe en yakın hangisidir onu burada tartşmayacağım.
Benim demek istediğim şudur.
ABD ile Türkiye arasındaki muhtemel savaş sinalleri ne alemdedir?
Gizlice yapılan bu savaşta hangi argümanlar kullanılmaktadır?
ABD'nin Milletimizin beynini yıkama operasyonları ne derecede başarılı olmuştur?
Hatta ABD'nin gizli bayrağı olarak kabul ettiğim ve başkaca hiç bir müslüman ülkede olmayan şekli ile Türban(Boneli Türban ve bağlanış şekli) neden sadece ve sadece bizim ülkmizde kullanılmaktadır?
Bu kısım hiç dikkatinizi çekmiyor değil mi?
Onu da daha evvel izah etmiş idim ancak bir satırla özetleyim.
ABD oluşturduğu cemaatlerin ne kadar insana ulşatığını görmek ister.
Bunun göstergesi olarak ta taraftarı oluklarının ellerine bir bayrak verse taşırlar mı?
Tabii ki hayır.
Ancak ülkede ki inançları kullanarak onu yapmak ta mümkündür.
İşte bu ABD'nin gizli taraftarlarının birbirlerini tanımaları için kullandıkları simge ne yazık ki TÜRBAN dır.
Bazı gafiller için not:
Baş örtüsü ya da baş örtmekten bahsetmediğimi umarım ki anlayacak kapasiteleri hala vardır.
Umarım ki zımni(gizli,örtülü)olarak yapılan ABD ile savaşın en kısa zamanda açık olarak yapılmasını görürüz.
Ya da ABD bu sevda dan vaz geçer.
Yeniden bir kurtuluş savaşı gerekiyor ise bu millet onu da yapacak güç ve kararlılığa sahiptir.
Yalniz şunu siyasilerin iyi bilmesi gerkiyor ki AB veya ABD adı altında inim inim inleyen bu milletin ve dahi islam aleminin önüne neden bir Türk birliği düşüncesini koymuyorsunuz?
Neden Türk birliği sağlamayı hedef olarak görmüyorsunuz?
Yoksa şimdiye kadar bizi yöneten hiç Türk olmadı mı?
Son olarak şunu söylemeliyim.
Siyasilerin önlerine neler kondu bilmem.Ancak yakın bir dönem sonunda yeni oluşan meclisteki siyasiler milletin önüne ne koyacaklar onu da göreceğiz umarım.
Bir İran Türkiye savaşı mı?Bir Irak'ın Kuzeyine giriş mi?Ya da daha farklı bir seçenek mi bilinmez.Ancak bilinen birşey var ki o da artık AB'nin Türkiye'yi istemediği açık bir gerçektir.
Zaten AB ilk önceleri ABD'nin ileride tek hakim olması korkusuna bina edilmiş,biraz da iyice kaybolmaya başlayan Hristiyan ruhunu birlik altında tutmanın ve Kilisenin gücünün artırılması çabaları ile,doğunun zenginliklerinden nasiplenmenin amaçlandığı bir birlik olarak kurulmuştur.
Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı kadar akıllı olmayan siyasetçilerimiz var mı ki,hala AB'den bu milletin medet umacağını sanıyor ve bu milletin de hala kendilerine kandığını düşünebiliyorlar merak ederim.
Son söz:
Dünya'da Türk birliğnin sağlanmasını ve Türk toplumuna yakışan yasaların hem hızla çıkarılmasını hem de acilen fiiliyata geçirilmesini vaad etmeyen hiç bir açıklama,bu milletten oy almayı asla ve kesinlikle hak etmiyor.Artık hamaset ne karın doyuruyor ne de oy toplamaya yetiyor...
Duyurulur.
Bu yazımda bazı arkadaşların yaorumlarından katkılarda yapılmıştır.
Ahmet Dursun
**********
Yorum:
Ahmet bey sevgili biraderim,
Uzun uzadıya, tafsilatlı, detaylı açıklamalar ile sanal aleme aydınlık taşıma çabalarınızı takdir ile karşıladığımı bilmenizi isterim...ancak, bizim millet, 3-5 entellektüel, meraklı sanal vatandaşımız dışında, pek fazla okumayı sevmez.., o nedenledir ki, bendeniz gibi naçiz bedenler, sizin bu aşağıda yazageldiğiniz gerçeklerin çözümünü, tek bir kelimede toplayıp, şartlanmış vatandaşlara sunmayı yeğlemekteyim...
Ne yapacağız.ne yapılabilir, bunca, her biri biribirinden mandacı ve de mandalaşmış yalaka partiler arasında...nasıl çare olabilir herhangi bir "demokletik" seçim bu şartlarda???
Olamaz, olmayacaktır, olamayacak...!
Dolayısı ile nedir yegane çare?Şudur;
DAR BE..... Ama vatandaşımız, sağolsun yalaka liboş ve dantelli enteller ile satılmış kalemlerin şartlamaları, darbe deyince korkar olmuştur..aynı, hani, bir zamanlar Almanyayı kurtarmak için yola çıkmış bir "nasyonel Sosyalist" ideolojinin, sonradan, holivut filim şartlamaları ile, "Nazi" dendiğinde elalemi titreten bir olgu yapıldığı gibi..oysa, bugün olması gereken "zaruri" bir darbe, bir "Milli Idare" nin kuruluşuna öncülük edebilecek, Erol manisalı, Oktay Sinanoğlu, Anıl Çeçen vb değerli beyinleri işin başına getirebilecek, en az 10 yıl idareyi ele alacak, ve bu "demokrasi" aldatmacası ile, namerdin "plan" larının ve girişimlerinin önünü tıkayabilecektir...
Bugün, 72 muhtırası ve 80 cuntası ile kıyaslanmayacak şartlar mevcuttur..bir kere, bugün, Askerimiz , kimin "gerçek düşman", kimin "gerçek dost" olduğunun idrakindedir..nato basamaklarını ikbal değil, şeytanın aldatmacası olarak nitelendirmektedir (kanımca..), ve bugün, başına çuval geçirilmiş, kendisine kurşun sıkan terör, "sözde müttefik" leri tarafından "göz göre göre" desteklenmiş bir Asker vardır karşımızda..ve bu Askerin, "gayrımilli" bir cunta girişimi, TC yi, iddia edildiği gibi "geri" götürecek bir girişimi olmayacaktır, olamaz...gezegen koşulları çok değişmiştir, bugün olacak bir "müdahale", bu milletin ve bağımsızlığımızın hayrına olacaktır...o nedenle, demokratız, falanız, fişmekanız demek, bence bu ülkeye ihanet edenlerin jargonudur artık....
Yegane yol, fiili bir Askeri müdahale ile kurulacak "Milli anlayışlı" bir icraattır..
Başka yolu yok, olmayacak....
Biz hep kıçımızda yarım bir "b.k" kalmasına ve bunun verdiği sızıya alıştık, hatta bundan zevk alır olduk, oysa, bu b.kun tamamını ıkınıp çıkartmamız tam yarar ve temizlik getirecektir...bu yarım bırakılmış s.çma eylemlerimiz bizleri süleymanlara, mesutlara, sarışın bacılara,tonton amcalara ve nihayetinde, hem kippalı hem takkeli siyonist imamlara kadar getirdi...
Şu işi, hiç olmazsa bu sefer, yarım yamalak bırakmayıp, bu e-muhtıranın arkasını "derhal" getirip, bir kerede ve tam halledersek, komedi dizisinde gaffurun dediği gibi "tam süper olacak"...:-)
Sevgiler,H.Argun
*********
Bağımlı AB-D politikalarından kurtulup,ulusal bir programın uygulanmaklığı için darbe şarttır tezini savunagelmektesin. "27 Nisan TSK muhtırasının devamı getirilmelidir" beklentisi içinde,ilk ve son çarenin " darbe " olduğunu yazılarında dile getiriyorsun. Senin bu serzenişin ve temennin beni hayli eski günlere götürdü.
1957 yılıydı.Ekim ayının son günlerini yaşıyorduk.Her ne kadar gündüzleri sıcak olsa da geceler serinlemişti.Sonbahar tüm güzelliği ile kasabamıza inmişti.
Babam, daha memurluktan istifa etmemiş,Malmüdürlüğünde çalışmaya devam ediyordu.Kadir dayım babasından kalan dükkanında zahire tüccarlığı yapıyordu.İşinden başka iki uğraşı vardı.Horoz döğüşü ve particilik.
CHP nin üyesiydi.
Bizler o ılık sonbahar akşamüstü ninemin evinde toplanmıştık.Babamı ve dayımı merak ederek bekleşiyorduk.O gün , 27 Ekim seçim günüydü.
Babam sandık görevlisi olarak kasabamızın bir köyüne gönderilmiş,dayım ise parti tarafından yakın birkaç köyde gözlemci olarak görevlendirilmişti.
Oy verme işlemi bitmişti.Sandıklar kapatılmış,oylar torbalara doldurulup sıkıca bağlandıktan sonra Gönen Mahkeme koridorundaki seçim merkezi odasına getiriliyordu.
1957 yılının ulaşım şartlarında köylerden şehre inmek epey zor ve zahmetliydi.Üç beş köy birleşir,korucuları n refakatinde ,sandık görevlileri kah yaya olarak kah at arabası ile şehre inerlerdi.Korkumuz karanlık ve ıssız yollar değildi.Korkumuz azgın Demokrat partililerdi. Propaganda döneminde sert söylemler olmuştu.İnsanlar adeta iki kutupta,hemşehri,dost ve akraba olduklarını unutup hasım gibiydiler.Fanatik Demokratların CHP lilere nasıl davranacağını kestiremiyor, endişeleniyorduk.
1957 seçimlerinde "çoğunluk sistemi" uygulanıyordu.
Haberler, Demokratların önde olduğu yönündeydi.Uzaklardan gelen klarnet ve davul sesleri kutlamaların başladığına işaretti.Sesler giderek yaklaştı.Artık klarnet ve davul gürültüsü ,yaşa varol seslerine karışıyor adeta evin içinde yankılanıyordu. Nihayet camlar zangırdamaklı oldu.
Ninem,- Konyalı Huriye- göğsündeki para kesesini çıkardı.
İçinden bir miktar avucuna alıp sokak kapısına yöneldi.Peşi sıra ben de gittim.Evin önünde bir kamyon duruyordu.
Üzerinde Özadalıların Neriman ablanın kocası terzi Kara Fikret ile birkaç DP'li ,klarnet ve davulun eşliğinde zafer şarkıları söylüyorlardı.Ninemi görünce tempoyu arttırdılar,davulcu daha kuvvetli vuruyor,Terzi Kara Fikret avurtları şişmiş,kan ter içinde Demirkırat diye bağırıyordu.Sessizce dinledik.Bir müddet sonra ninem -eliyle- susun işareti verdi.Çalgıcılara elindeki parayı uzattı,Kara Fikret'e dönerek;
-Oğlum,biz çok umur gördük.Şimdi sıra sizde.Çalın eğlenin! İnşallah gidişiniz de gırnata -davul ile olur ,dedi ve onların cevabını beklemeden içeriye girdi.
Ninem yanılmıştı.Demokratları n gidişi,gırnata-davul ile değil,27 Mayıs Silahlı Kuvvetler DARBE'si ile oldu.
"Tarih tekerrür eder" diyorlar.Beklentin boşuna olmasa gerek.
Gözlerinde öperim.
Gürol Fıçıcı 17mayıs2007- ANKARA(SHB=Sevgili Haluk Biraderim)
----------------
Bir neo-con'un 'dili sürçtü': Hedef İran değil Türkiye!
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=41357 ************
İP GENEL BAŞKANI PERİNÇEK: ABD'YE KARŞI SAVAŞTA MOLA VERİLDİ
http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=7643&Itemid=0