Gönderen Konu: Gül,PKK'nın fikir babasını ödüllendirdi!  (Okunma sayısı 648 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gül,PKK'nın fikir babasını ödüllendirdi!
« : Ekim 21, 2008, 12:12:49 ÖS »
Aslında başbakan da farklı tutum izlememiş idi.

Abdullah Gül - Gizli Anlaşma

----------
Unutanlar için hatırlatma....
Bakınız...
BAŞBAKAN;PKK DÜŞMAN DEĞİL.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3376.0
---------------------------
Gül,PKK'nın fikir babasını ödüllendirdi!

Prof. Nurullah Aydın, "Gül, Dışişleri Bakanı'yken PKK'nın manifestosunu yazan, Atatürk'e diktatör diye dil uzatan Hollandalı Türkoloğa ödül verdi" dedi.

Abdullah Gül PKK'lıya teşekkür belgesi verdi.
Prof. Dr. Nurullah Aydın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Dışişleri Bakanlığı yaptığı 2005'te, PKK'nın manifestosunu yazan Hollandalı bir profesöre devlet eliyle teşekkür belgesi verdiğini açıkladı:
  "1993'te PKK Avrupa'da bir manifesto yayınlıyor. Bunun içinde PKK'nın Türkiye topraklarında bir devlet kuracağı yazıyor. Buna göre; bölgede kendi polisi, mahkemesi olacak şekilde bir yapılanma için çalışılıyor. Bunu yazan Hollandalı bir yazar. Avrupa fonlarından destek aldığı bilinen,Türkiye karşıtı her olayda akıl danışılan bir yazar bu...

Ermeni iddialarını destekleyen kitapları var.
Bu profesör, yazdığı kitaplarda da Atatürk'ün 'diktatör'olduğunu savunuyor. Atatürk'e diktatör diyen, PKK'nın anayasasını yazan bu kişi 2004 yılında Türkolog olarak Türkiye'ye çağrılıyor...
Konuşmalar yapıyor,seminerlere katılıyor, konferanslar veriyor...
Ermeni soykırımı iddialarını destekleyen birçok kitabı olan ve Atatürk için Diktatör diyen biri bu...
11 Haziran 2005 yılında ise bizzat Abdullah Gül'ün elinden kendisine 'Türkiye-AB ilişkilerine katkısı'nedeniyle
Teşekkür Belgesi ve Atatürk Amblemi veriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nden emekli maaşı alıyorlar
Bu olay ortadayken Abdullah Gül'ün terör konusundaki açıklamaları ne kadar inandırıcı olabilir? Kandil Dağı'nda bugün PKK terör örgütünü yönlendiren dört kişi, bunların başında eski milletvekili Zübeyir
Aydar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden emekli milletvekili maaşı alıyor. DTP milletvekilleri, devletin kırmızı plakalı araçlarıyla terörist cenazelerine giderek terör propagandası yapıyor ve teröristlere 'gerilla' diyor. Böyle bir ortamda, terörle mücadelede nasıl bir başarı elde edebiliriz ki?..

Kesilmesi için dava açılabilir
Bu açıklama üzerine bir izleyici bu milletvekilinin maaşının kesilmesi için dava açıp açamayacağını sordu. Eski DGM Savcısı Talat Şalk, bu yönde bir dava açılabileceğini belirtti. Şalk, Türkiye Cumhuriyeti devlet adamlarının devletin güvenliğinin korunması gerektiğini bilmediklerini söyledi. Şalk, " Devletin güvenliğini korumadan
demokratikleşsek ne olacak? " dedi. Prof. Aydın, Öcalan'ın asıl adının Artin Agopyan olduğunu açıkladı. PKK'nın ASALA terör örgütü'nden doğduğunu belirten Aydın, Öcalan'ın 10 Nisan 1998'de Ermenistan
Başbakanı'na bir mektup yazarak Ermeni soykırımını tanıdığını ve Ermeni soykırımının Nazilerin yaptığı soykırıma örnek olduğunu yazdığını söyledi.
***********
Gül,PKK’nın söylemini kullandı
Muhalefeti çok kızdırdı

 
Cumhurbaşkanı’nın "Kürtlere ayrımcılık yapıldı" açıklamasına siyasilerden sert tepki geldi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Alman Der Spigel dergisine verdiği mülakatta ’Kürtlere ayrımcılık yapıldı’ ifadesini kullanması tepkilere neden oldu. Muhalefet sözcüleri Cumhurbaşkanı’nın böyle bir sözü kullanırken ne amaçla söylediğini açıkça ortaya koymamasının devlet adamlığı açısından önemli bir çarpıklık olduğunu ifade etti.
 
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=10208

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
12 Eylül, ve PKK
« Yanıtla #1 : Ekim 21, 2008, 01:54:07 ÖS »
PKK'nın son otuz yılda, ortaya çıkış nedenleri arasında yakın tarihimizde 12 Eylül 80 darbesinin önemi yadsınamaz.

Öncelik ile bilinmesi gereken, PKK çıkış ve oluşum süreci onun Kürt Bucak aşiretine  ve ardından, Barzani yanlısı Türkiye'de yer alan KUK isimli örgüte saldırmış ve daha sondada Türk soluna yönelmesi ile başlar. Bu çatışmalarda yüzlerde kürt öldürülmüş, onlarca Türk devrimcisi yaşamını yitirmiştir. Tekoşin isimli bir kürt orgütü, PKK tarafından ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra Avrupada da bir çok Türk devrimcisi ve kürt  PKK tarafından öldürülmüştür.

1979 ve daha sonrası 80 döneminde, Türk solu Askeri darbe altında dağılırken, demokratik kitle örgütleri, sendikalar kapatılmıştır. Bu dönem biliniyor. Aynı dönem içerisinde, orta doğuda yer alan alan Türk örgütlerinin gücü ve olanakları yanında PKK küçük bir guruptur. Türk solu orta doğudaki olanaklarını Askeri rejime karşı bir mücadele yapmak yerine kendi yapısına son vererek dağıtmıştır. Örneğin bu dönem Devrimci Yol olarak bilinen örgüt Türkiyede silahlı bir direnişin yalnış olacağını düşünerek ve orta doğu gibi tuhaf bir alandan çekilmiş Avrupaya ve Türkiye dönerek kendi örgütsel yapısına son vermiştir.


Orta Doğu Filistin Kampları, Bölgedeki Arap istihbarat ve kimi Filistin ve Kürt örgütleri ile iç içe çalısan İsrail gizli servislerinin ve özellik ile Suriye gizli servisinin PKK nin güçlenmesindeki rolü ve görevi ortadadır.
Burada özellik ile, Hafız Esad'ın kardeşlerinin ( bunlar ortadoğudaki her türlü yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para gibi işlerin içindedirler) PKK ile ilişkileri ve onun güçlenmesindeki rolü önemlidir. Bu dönemde PKK Lüblan da Filistinliler ile birlite İsraile karşı bazı Filistinli örgütler ve Suriye tarafından kullanılırken bu ilişkiler aynı zamanda bu örgütün maddi ve silah kaynaklarınıda oluşturmuştur.

 ( filistin örgütleri ve haretketi bir başka tartışma konusudur, kendi başlarına hiç bir zaman bir güç olamayacak örgütler Sovyet desteği ile ayakta kalmış, bu bitince Dinci örgütler egemenlik kurmuşlardır. Bu örgütlerin iç yapısındaki İsrail unsuru ve İsrail haber alma olanakları başlı başına bir araştırma konusudur)

Türk solu dağınıklık ve yenilgi ve geri çekilme aşamasında, PKK nın ortaya çıkış koşulları özet ile orta doğu ve diğer Kürt örgütlerine saldırı ortamında oluşmuştur.

PKK ya göre işin başlangıcında bir güç olmak için diğer Kürt örgütlerini ortadan kaldırmak bir öncelik olarak öngörülmüş ve uygulanmıştır. Bu dönemde PKK nın Kürdistan İşçi Partisi olarak isin almasının tek nedeni kendi açısından o dönemin soğuk savaş koşullarında Sovyetler birlğinin desteğini olmak için düşünülmüş bir karardır. Kendilerini sosyalis, marksist olarak görmeleri ve öyle yansıtmaları ise tamamen kendi gerçeklerinin dışındadır.

Türkiye'de 12 eylülün baskı koşullarında, Türk solunun dağıtıldığı bir ortamda, PKK nın ilk saldırısı Bucak aşıretine yöneltmesi doğuda güç olabilmenin bir koşulu olarak düşünülmüştür. Kürtler sosyal ve tarihsel olarak ve genel olarak kim güçlü ise onun yanında yer alan bir özelliğe sahiptir. Bunu iyi bilen PKK nın ilk işi güç olmaktır. Bu amaca yönelik olarak aşiretlere, diğer kürt örgütlerine ve Türk soluna saldırması bilinçli bir adımdır.

PKK oluşturan ilk yönetim kadrosu ve Öcalan, geri aşiret ilişkilerinde, özellikle yoksulluğun ve feodolizmin egemen olduğu alanlarda bu alanların yapısal özelliklerini bilerek adım atmıştır. Öcalanını bir Kürt Hizbullahı olmaması tamamen, o dönemin ortadoğu ve Dünya özelliklerine bağlıdır. Esas olarak kullandıkları yöntem, içerik, hitap tarzı ise bir tarikat ilişkisinden de farklı değildir.

Öcalanın kendi taraftarları tarafıdan '' güneş'' ilan edilmesi, ortadoğu mitleri ve dinsel bir içerik taşımaktadır. Kendisi açısından bir tapınma kültü yaratmış, sonrada kendisi peygamber olmak isteyenler beni Tanrı ilan etti diye de uyduruk yazılar yazmıştır.

PKK yayın organlarında, öcalanın yazılarında ve yönlendirilmesinde ana tema kürtlere hakarettir. Önce yere düşürme sonrada ''sizi ben ayağa kaldırdım'' politikası dinsel motiflerle beslenmiş ve bazı  Kürtler açısından bir '' önderlik'' yaratılmıştır. Bu yazılar baştan aşagıya bir cehalet, tehdit ve hakaret içerir. PKK yalnızca Türklere değil, Kürtlerede hakaret etmektedir.

Bu şu anlama gelir, PKK nın üzerinde yükseldiği zemin Kürtlerin en geri ve  feodal ilişki tarzının en yaygın olduğu alanlardır. Bu koşullar o dönem Kenan Evren  tarafından yürütülen bir başka yanlış uygulama ile bütünleştiği ve PKK şiddetininde oluştuğu dönemdir.

Alanlara toplayıp sıradan kürt köylülerine, insan pisliği yediren bir anlayış bunların PKK 'yı desteklenmesinide yol veren yaklaşımların yalnızca bir örneğidir. Diyarbakır hapishanesinde yaşananlar o zamanki ismi ile Apocu şiddeti engellememiş onu güçlendirmiştir. Bölgede egemen olan yalnızca şiddettir. Halkın karşısında devlet ve pkk baskısının dışında bir alternatif yaratılamamış, seçenekler sınırlandırılmıştır. Köy koruyucusu olmak ya da dağa çıkmak ya da bölgeyi terk etmek dışında bu alanda geriye kalan ağa, aşiret, tarikat,  cehalet, işsizlik ve yoksullukluktur.

Baskı, yoksulluk gibi toplumsal, siyasal, ekonomik koşullar şiddetin bir gerekçesi yada nedeni elbette olamaz, ancak bu şartlar şiddetin beslendiği koşullardır. Sosyolojik olarak PKK yöneticilerinin ve örgüt birleşimine bakıldığında iki şey görülür Birincisi, pkk en cok aga aşiret ilişkilerinin olduğu sınır alanlarından beslenmekte ikincisi yurt dışında kültür ve kimlik bunalımı yaşayan, yaşadıkları topluma uyum sorunu olan kürt ailelerin ikinci, üçüncü kuşak çocuklarıdır.

Politika ve buna yön veren unsurlar,  anlayış, yöntem olarak şiddetin beslendiği koşulları ona karşı yürütülen mücadelede göz ardı ederek görmezden gelerek sorunu bu güne büyütmüş ve taşımıştır. Bu sorun süreç içerisinde uluslarası güç ve çıkar ilişkilerinin içerisinde dışarıdan yönlendirilen bir unsur olarak gündemde tutulmaya ise devam etmektedir.

Politika ve onun alanları daraltılarak, şiddet  ona karşı yalnızca şiddet uygulanarak ortadan kaldırılacağı düşünülmüş sorun yalnızca askeri olarak ele alınmış ve asker bu sorun ile yalnız ve baş başa bırakılmıştır. Daha sonrada ABD'nin neden Öcalanı Türkiye'ye teslim ettiği o dönemin başbakanıda dahil olmak üzere kimse  bilinmemekte ve bugun bile tartışılmaktadır.

Oysa İmrali Türkiye'nin gündeminde olmaya devam etmektedir.


Saygılar.



Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ergenekona son verin PKK bitsin.
« Yanıtla #2 : Ekim 21, 2008, 02:57:15 ÖS »
Ergenekona son verin PKK bitsin.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek şok ifadelerde bulundu. İşte o açıklamalar...

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek şok ifadelerde bulundu. Partisine yakın Aydınlık dergisinde röportajı yayınlanan Perinçek, PKK terörünün bitmesi için Ergenekon operasyonunun sona ermesi gerektiğini savundu. Perinçek ‘Ergenekon soruşturması bitmeden PKK terörü bitmez’ iddiasında bulundu.

GÖNDERME DE Mİ BULUNDU
Ergenekon Operasyonlarının başlamasının ardından Ergenekoncuların PKK ile ilişkili olduğu iddiaları ortaya atılmış hatta PKK'nın Ergenekon örgütü tarafından kurulduğu öne sürülmüştü. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de PKK kamplarında Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmelerde çekilen fotoğraflar değişik medya organlarında yer almıştı. Perinçek'in bu açıklaması akıllara, "PKK saldırılarının arkasında Ergenekon terör örgütü mü var?" sorusunu getirdi.

ERGENEKON TERTİBİNİN SONU ÇÖZÜMÜN BAŞLANGICI
Perinçek Aydınlık dergisinde yayınlanan röportajında şu ifadelerde bulundu: “ABD, Ergenekon operasyonuyla Türkiye’yi parçalama ve ekonomisini çökertme planını uyguluyor. Ordu’yu yıpratıyor, bölücü teröre karşı etkin olmasın diye. İşçi Partisi’ni hedef aldı; Türkiye bağımsız ve halkçı bir iktidar kuramasın diye. Bölücü teröre karşı bugün ilk ve en etkin uygulama, Ergenekon operasyonuna son vermektir. Bu yapılmadan Türkiye cephesini etkin olarak bölücü teröre dönemez. Bu yapılmadan ekonomik çözüm de üretilemez. Ordu’nun bir futbol topu gibi her gün tekmelendiği bir ortamda, Aktütün Karakolları basılır, Ordu’ya karşı yıpratma kampanyaları çok daha ileri boyutlara götürülür, Milli Hükümet’in önü tıkanır. Ergenekon tertibine son verilmesi, tüm çözümlerin başlangıcıdır."

SON BİR YILLIK BİLANÇO KABARIK
Ergenekon operasyonlarının başlatıdığı son bir yılda terör saldırılarında ciddi bir artış yaşandı. Geçtiğimiz yıl 21 Ekim'de Dağlıca'ya saldıran teröristler 13 askeri şehit ederken 8 askeri de kaçırmıştı. 3 Ekim'de Aktütün Karakolu'na yönelik saldırı da ise 17 asker şehit oldu. Bugün meydana gelen saldırılarda 5 askerimizin şehit olduğu haberleri geldi. Yine son bir yıl içerisinde değişik yerlerde düzenlenen saldırılarda çok sayıda asker PKK'lı teröristler tarafından şehit edildi. 8 Sütün

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Fethullahcılar Apo ağzı ile konuşuyor..
« Yanıtla #3 : Ekim 23, 2008, 12:24:36 ÖÖ »
Fet(h)ullahcılar Apo ağzı ile konuşuyor..
Arkadaşlar Zaman Gazetesi’nde Ali Bulaç’ın 20 Ekim 2008 tarihindeki köşe yazısını dikkatinize sunuyorum..
Fetullah Cemaatinin PKK ağzıyla konuştuğunun en belirgin örneği..
Adamın önerilerine dikkat edin.. Apo ne diyorsa aynısını söylüyor..
Bunların islamiyetle ilgileri falan yok.. Bunların  kuyruk acıları Türkle ve Türkiye ile artık anlayalım.. Ve saf temiz Müslümanların bunlara verdigi desteği asgariye indirmeye çalışalım. Bu ihanete yeter diyelim..
Yorum:ilbekutank
************
Ali Bulaç
Zaman Gazetesi 20.10.2008   
 
Kürt sorunuyla ilgili çözümleri düşünürken, iki hususun altını çizmek gerekir: a) Sorun bütünüyle çözülse bile "terör" bütünüyle bitmeyebilir. Ancak lokalize olur, dağa çıkışlar asgariye iner.
Terörle mücadele, sorunun kaynaklarına inip sahici ve kalıcı çözümlerin bulunup hayata geçirilmesine mani değildir. b) Form olarak üniter yapıyı değiştirmek gerekmez, belki bugüne kadar ısrarlı olunan yaklaşımlara daha eleştirel bakılabilir. Bu çerçevede mevcut sorunun şu taleplerin karşılanmasıyla çözülebileceğini düşünüyorum:

1. Kürt kimliğinin tanınması ve bunun her kademe ve alanda kabul edildiğinin dile getirilmesi. Belki anayasada şu veya bu kimlik yer almaz, ama şu veya bu kimlik beyanı ve talebinin önündeki yasal ve anayasal engeller ortadan kaldırılabilir.
2. Resmî dil Türkçe olmak üzere, isteğe bağlı ana dil veya ana dilde eğitim yapma imkânlarının Kürtçe veya başka dil konuşan gruplar için tanınması.
3. Bütün dil grupları, medya yoluyla kendilerini görünür kılmak isterken (gazete, dergi, kitap, TV, radyo, kaset, video, film, CD, DVD, internet vs.) engellerle karşılaşmaması. TRT'de Kürtçe kanalın faaliyete geçmesi, özel TV yayınlarına izin verilmesi.
4. Etnik kimliğin fırsat eşitliğine engel teşkil etmemesi, objektif liyakat, hizmet, ehliyet ve faydanın kıstas seçilmesi.
5. İnsan haklarına tam riayet. Her türlü etnik ve bölgesel ayırımlara son verilmesi. Baskı, işkence, hukuk ihlalleri ve özel uygulamalara son verilmesi, faili meçhullerin aydınlatılması.
6. Terör yoluyla fiilen kan dökmemiş olup dağa çıkmış herkes için kapsamlı bir af çıkarılması.
7. Bölgenin ekonomik geri kalmışlığına köklü, kalıcı ve sahici çözümler bulunması, sınır ticaretinin geliştirilmesi; bölgeler arasındaki farkın ciddi tedbirlerle kapatılması. Bölgesel, sektörel ve projeler seviyesindeki yatırımların teşvik edilmesi.
8. Türk ve Kürt halkı arasında derin ve kalıcı husumetlere yol açan davranışlardan kaçınılması, kışkırtıcı yayın yapan medya üzerinde sivil baskıların artırılması.
9. Yerel ve tarihsel isimlerin iade edilmesi; köy, dağ, tepe, göl, bölge, nehir, otlak, mezra, ova, yayla, şahıs, aşiret vb. veya çift isim (Türkçe ve Kürtçe) kullanılması.
10. Diğer ülkelerdeki (Suriye, Irak ve İran) Kürt bölgeleriyle beşerî, turistik, ekonomik, ticarî, kültürel vb. ilişkilerin geliştirilmesi, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'yle iyi ilişkilerin korunması; ancak yasadışı silah ve uyuşturucu trafiği üzerindeki kontrollere devam edilmesi.
11. Dört ülke arasında parçalanan ailelerin birleştirilmesine imkân tanınması, bu ailelerin ikinci ülkedeki mal ve mülkiyet varlıklarının teminat altına alınması.
12. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkeziyetçilikten vazgeçilmesi, merkezî politik otoriteyi zedelemeden yerinden yönetime geçilmesi.
13. İslamî temelde bütün etnik gruplar arasında kardeşlik ve işbirliği ruhunun güçlendirilmesi, gönüllü ve eşit ortaklı birlik ve beraberliğin bölünme ve parçalanmadan daha yararlı ve hayırlı olduğu fikrinin anlatılması; bunun bir eğitim politikası olarak öğretilmesi.
14. Doğu ile Batı bölgeleri arasında başlamış bulunan sivil yardımlaşma köprülerinin güçlendirilmesi, bu etkinliklere devam edilmesi.
15. Türk-Kürt çatışmasını, ırkçılığı ve nefreti körükleyen tutum ve davranışlara karşı tavizsiz önlemler alınırken, sorunun kendisi ve çözüm yollarıyla ilgili sağlıklı tartışmalar yapılması, ifade özgürlüğünün özenle korunması.
Yakın tarihte bütün İslam dünyası büyük acılar yaşadı. Müslüman halk ve kavimlerin ağır bedeller ödeyerek yaşadıkları bu tecrübeden Türkler ve Kürtler gerekli dersleri çıkarmak zorundadır. Hedefimiz daha küçük parçalara bölünmek değil, daha çok genişlemek ve bütünlüğe doğru yönelmek olmalıdır. Bu tarihsel süreçte, özellikle hayatında İslam dinini rehber seçen insanlara büyük görev ve sorumluluklar düştüğü inancındayım. Mahallemizde çıkan bu feci yangının üzerine bir bidon benzinle değil, belki evimizdeki içecek bir kova su ile gidelim.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Britannica Ansiklopedisi Güneydoğu'yu Kürdistan'a ait gösterdi
« Yanıtla #4 : Eylül 04, 2009, 07:29:50 ÖS »
Britannica Ansiklopedisi 2008 baskısında Güneydoğu'yu Kürdistan'a ait gösterdi


http://www.britannica.com/EBchecked/topic/325191/Kurd

Nurullah AYDIN

3 Eylül 2009
 
 


ABD’de, AB’de Türkiye’yi bölünmüş gösteriyor!


Türkiye’de Kürt açılım tartışmaları devam ederken, uluslar arası bir programda yayın yapan CNN, 21 Ağustos 2009 tarihinde böyle bir habere bir imza atıyor.. Programda Irak hakkında bilgiler yer verilirken yani oradaki terörizm hakkında bir şeyler konuşulurken Türkiye haritasının içinde bir Kürdistan haritası vermişler.  


Onların sözcüsü olan yandaş medya ise haber veriyor. CNN’nin özür dilediğini yazıyorlar. Özür dilese ne dilemese ne! Dünyaya o haritayı yayınladıktan sonra..


Daha başka nerede yer almıştı  acaba!

Bakın; batının bölünmüş Türkiye özlemi, Amerikalı albayın haritası olarak NATO toplantılarında Pentagon dergisinde yayınlanmıştı.


Britannica'dan skandal!!!

Britannica Ansiklopedisi 2008 baskısında Güneydoğu'yu Kürdistan'a ait gösterdi
 
Geçmiş yıllarda gazetelerin yaptığı promosyonlarla hemen hemen her eve giren Britannica Ansiklopedisi 2008 baskısında Güneydoğu'yu Kürdistan'a ait gösterdi  
 
İnternette İngilizce olarak yayınlanan ansiklopedide Diyarbakır, Van, Bitlis sözde Kürdistan toprağı olarak gösteriliyor. Ayrıca haritada İç Anadolu kesimlerinin bir kısmı ve İstanbul'un bir kısmı yine Kürdistan toprağı olarak gösteriliyor.  
 
www.britannica.com adresindeki sayfada Kurdistan maddesi için, Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarına dağılan bölge tarifi yapılıyor ve bu sözde bölgenin önemli şehirleri arasında Türkiye'den Diyarbakır, Bitlis ve Van sayılırken, Irak'tan Musul ve Kerkük, İran'dan Kırmanşah sayılıyor. Maddede, "1920 yılındaki Sevr anlaşmasıyla 'Kürdistan' topraklarının" birbirinden ayrıldığı ve bu durumun kabullenilemediği yazılıyor...
 
Sitede PKK için yazılan ayrı bir maddede ise terör örgütü için Kürt Ulusal Partisi adı kullanılıyor ve bu "parti"nin Türk hükümetiyle savaş halinde olduğu iddia ediliyor!
 
Ansiklopedide ayrıca "1920'de imzalanan Sevr Antlaşması'nda bölge, Kürtlere bırakılmak istense de bu asla onaylanmadı." gibi bilgiler de göze çarpıyor. En sık ziyaret edilen arama motoru Google'ın uydu görüntülerini aktardığı programı Google Earth'te de Britannica'nın çirkin ifadeleri yer buldu. Bir Google Earth kullanıcısının Kars ve Muş üzerinde işaretlediği noktalarda Kürdistan'ın Türkiye'de 190 bin, İran'da ise 125 bin kilometrekare alan üzerinde var olduğu da ileri sürülüyor.  


Oxford'dan Türkiye aleyhine ifadeler

  Oxford Üniversitesi'nin yayınladığı bir kitapta Türkiye aleyhine ifadeler kullanıldığı anlaşıldı.  
 
TBMM Başkanlığına sunulan soru önergede, Oxford Üniversitesi'nin İngilizce öğretmenleri için hazırladığı, Resource Books For Teachers isimli İngilizce Öğretmenlerine Kaynak Kitabı'nda yayınlanan bir makalede, terörist başının ''Kürt gerilla lideri'' olarak nitelendirildiğini belirterek, ''Türk ordusu ve polisinin Kürt halkına karşı savaş açtığı ve azınlık olarak görmediği'' iddialarına yer verildiği belirtiliyor..
 
Önergede başka hangi sorular var: ''Oxford Üniversitesi Yayınları Türkiye'de hangi bayii tarafından dağıtılmaktadır? Bu yayınları dağıtan bayiinin, Türkiye'de öğretmenlere dağıttığı kitaplar Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu tarafından denetlenmiş midir? Denetlendiyse, kitaptaki bu ifadeler denetimden nasıl geçmiştir? Denetlenmemişse, bu durum görevi ihmal kapsamına girmekte midir? Kitaptan Türkiye'de ne kadar dağıtılmıştır? Bahsi geçen kitabın toplatılması için bir girişimde bulunulmuş mudur? Türkiye'de Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan kaç kitap kaynak olarak kullanılmaktadır? Bu yayınlar ve kullanımı hakkında tavır alınması düşünülmekte midir?''


Şimdi siz AKP’lilerin niye iyi şeyler olacak sözünü ve yıl sonuna kadar bu açılımı yapmalıyız sözünü niye söylediklerini anlıyor musunuz?


Verilen sözler var, yapılacak işler var. İşbirlikçiler açılımı övüyor, kaçınılmaz diyor. Diyorlar da diyorlar. Peki ama kimin adına ne için? Yeteri kadar anlaşılmıyor mu?

Biz boşuna Osmanlının damat Feritleri işbaşında demiyoruz. İbretle görmek gerekir.

Günün Sözü: Tarihten ders almayan, kendini güçlü zannedenlerin akibeti, her zaman aynı olmuştur.
*************
The Kurdish language and traditional way of life
http://www.britannica.com/EBchecked/topic/325191/Kurd

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Açılım, Powell, Gül ve Gizli anlaşma./Prof.Dr.Nurullah Aydın
« Yanıtla #5 : Ekim 22, 2009, 06:23:42 ÖS »
Bağımsızlık kimlerin neresine batıyor anlamakta zorlanıyorum.
Bağımsız olmadan nasıl müslüman olunacağını ise hiç mi hiç anlamış değilim.
Esir müslüman nasıl olunur bilen varsa anlatsın da anlayalım.

Tam bağımsızlığı görüldüğü üzere Kur'an da emretmiştir.
Bakınız...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3290.0

Peki ya,Kur'an İrtica için ne diyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=286.0

A.Dursun
-----------

AÇILIM, Powell, Gül ve GİZLİ ANLAŞMA!

Nurullah AYDIN
22 Ekim 2009

Türkiye İş Kadınları Derneği İstanbul’da Anneler Teröre Karşı konulu konferans düzenliyor ve Kürt açılımının mimarı olan ABD’nin eski Dışişleri Bakanı ve CIA ajanı Colin Powell’ı konuşmacı olarak davet ediyor...  Tam da teröristlerin dağdan indiği gün...

Gül’le Powell protokol imzalıyor. Bugüne kadar yalanlanmayan protokol,üniter devlet yapısının terk edilerek federasyona geçilmesini gerektiriyor.

Abdullah Gül, gizli anlaşmayı itiraf etmişti.

24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde Sedat Sertoğlu’na açıklamalarda
bulunan Gül,  bir soru üzerine şunları kaydetmişti: “Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (eliyle koltuğa vurarak) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell,Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var.” Bu açıklamaların hemen sonrasında 9 maddelik mutabakat basına sızmıştı.

Mutabakatta şu maddeler yer alıyordu:

ABD müdahale edebilir
1- Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, aşamalı olarak Türkiye sınırları içine çekilecek.  Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtlarda bulunmayacak.
2- PKK/KADEK’e karşı Türkiye devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına haber ve bilgi verilecek,izin alınacak. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD Hükümeti, uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askeri yaptırımları saklı tutacak.

Pentagon’a üs verilecek
3- Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek.
4- Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek, özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak.

Kürdistan tanınacak
5- Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve ’Kürdistan’adı verilen devlet resmen ilan edildikten sonra Türkiye tarafından da resmen tanınacak.
6- Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak.

Eyaletleşmenin önü açılacak
7- Kamu Reformu Yasası ve Yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek. Türkiye,dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona geçecek.
8- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ’Arafat modeli’ denen uygulamayla devre dışı bırakılacak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak.
9- Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek, sınır ticaretinde Ermeniler lehinde düzenlemeler yapılacak.

ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyaretinde, Türkiye’nin iç ve dış sorunlarıyla ilgili önerilerini de hatırlarsak değişen bir şeyin olmadığını görürüz.

Yani! Yanisi şu; Okyanus ötesinin planları aynı, değişmiyor. AKP’liler bir program çerçevesinde taleplere uygun icraatlarda bulunmaya devam ediyorlar.

Bunun gibi AKP yetkilileri, 7 yıllık süre içinde acaba ABD ile daha başka hangi gizli anlaşmaları imzalamıştı? Bilen var mı?

Dönemin Gn.Kur.Bşk. Org. Büyükanıt’la Dolmabahçe gizli görüşmesi gibi Baykal’la da görüşmek istemesi neyin ürünü? Gizli görüşme ısrarının nedeni açık değil mi?

Şimdi; AKP’nin iktidarda kalmak uğruna, devletin bekasını Milletin varlığını tehlikeye atan hangi gizli anlaşmalar yaptı diye sorular, akla gelmiyor mu?

Günün Sözü: Devlet adamı; ülkesinin yararını ve halkın esenliğini her şeyin üzerinde tutan kişidir.