Ön söz:
Tayyib'in evladına gemicik,Milletin evladına şehitlik yaraşır.*********
Hafızalarınızı zorlarsanız hatırlayanlarınız elbet ki olacakatır.
Neyi mi?
Bazı başlıkları.....
Beşer şaşara hatırlatmalar....Anayasa Mahkemesi,köy boşaltmalarına ilişkin ilginç bir karar almış idi.Hatırlamayanlar baksınlar derim.
Peki doğrumuydu,yanlış mı?
Elbet ki mahkemenin aldığı karara saygı duymak zorundayız.Bu hukuka saygılı olan için geçerli bir kuraldır da.
Zaten öyleyiz de.
Lakin yine de bu karar doğrumuydu tartışılır o ayrı.
Kou hakkında yorum yapmak yerine yazılmış bir gerçek öyküyü okuyalım derim....
..................
Bakıyorsun adam köylü,sonraki gün dağa çıkmış,sana ateş ediyor.
Köyün yüzde sekseni korucu,onların da kendi aralarında çatışmaları var,birden sinirlenirler ateş ederler falan.
Hiç unutmam,Davus tepesi diye bir yer var,sivilin girmesi yasak,bir korucu orada dolaşıyor.
"İn aşağı" diyemezsin,çok uzakta,duyamaz................
http://www.hakkarim.net/cgi-bin/veriler.cgi/1375/Izlenim/Bir-askerin-izlenimleri-Nisan-1998#ust************
Peki bu PKK illeti gerçekten de Türk devletinden güçlü mü?İster isemez bu soru yine PKK'nın faaliyetleri ile gündeme geliyor.
Biz biliyoruz ki PKK denen meret ABD'nin bizatihi himayesindeki ve özellkle de yine ABD'nin eliyle beslenen ve dahi ABD'nin eğitimli askerlerinin de içinde olduğu bir oluşum.Kısaca söylersek eş başkanlığını bir ülkenin başbakanının yaptığı bir oluşumun,bir sürecin ürünü.
Tıpkı 12 Eylül öncesi oluşum gibi.Yani hem
sağcının ABD'li hem
solcunun ABD'li olduğu yıllar.
Biz yaşadık ta biliyoruz.
Yeni yetme gençler,evlatlarımız bilmese de anlatıyoruz dilimiz döndüğünce.
Bakınız....
TÜRKİYE'DE GİZLİ SAVAŞ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=345.msg462#msg462Farklı bakıştan detaylar için bakınız...
27 MAYIS 1960'TAN,12 EYLÜL 1980'E GERÇEK BAKIŞhttp://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=889.msg1217#msg1217Ayrıca bakınız...
Terör PKK'nın insiyatifiyle Artmadı Baş Aktör Küresel Güçler- Dr.Turhan ÇÖMEZ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=104.0**************
Peki ABD'yi neden durup duruken suçluyorum ki?Derdim nedir?
PKK’nın yeniden eylemlere başladığı 1984 yılından bu yana herhangi bir fotoğraf,ele geçirilen Amerikan malı malzeme vs............. yok.
Pamukoğlu kitabında farklı bir şey daha anlatıyor:
PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda kara saplanan bir Türk helikopterini Amerikalı uzman bir ekip çıkartıyor.
Aynı dönemlerde diğer devletler,örneğin Almanya bize doğuda(yani PKK’ya karşı savaşta) kullanılacağı endişesiyle silah satmıyordu anımsarsanız.
Amerika’nın Öcalan’ın yakalanışında verdiği destek de biliniyor. http://www.muratyildirimoglu.com/makaleler/amerika-pkk.htm************
Ayrıca bu konuda başka bir haber....
'O pusuda 2 Amerikalı yakalandı'Şok iddia...
Türk Birliği,PKK’lılar tarafından baskına uğruyor.
PKK,8 Türk askerini kaçırıyor ama,Türk Askeri de,2 PKK’lıyı rehin alıyor.
Ve şok eden tablo;O iki kişi ABD'li çıkıyor. http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=42249***********
Yine başka bir destekleyici bilgi....Terör örgütü PKK'nın Amerikan yapımı silahlar kullandığı yönündeki iddiaları güçlendirecek yeni deliller ortaya çıktı. Tunceli'de öldürülen 6 teröristin üzerinden M-16 silahlarının çıkmasının ardından dün de Şırnak'ta ölü olarak ele geçirilen 10 teröristin üzerinden yine M-16 silahı çıktı.
http://www.kerkuk.net/haberler/haber.aspx?dil=1055&metin=2007082751**************
İşte başka bir bilgi....
Amerikan yapımı silahlar..
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=5678***********
Hala anlamayanlar var ise baksınlar...
Bombalar da Amerikan malı çıktı.Teröristlerin Dağlıca saldırısında çoğunlukla Amerikan yapımı M-16 makineli tüfek kullandıkları,askerlerimizin üzerine attıkları
parça tesirli el bombalarının da ABD malı olduğu belirlendi
http://www.idealsohbet.com/forum/ideal-acik-oturum/bombalar-da-amerikan-mali-cikti-t52184.0.html;msg637471#msg637471**************
Peki bu denli bilgi ışığında TBMM ne yapar?Görevi nedir derseniz asılnda o görevi benim söylememe de gerek kalmıyacak.
Zira bir zamanlar kendisinin de içinde olduğu meclis çatısınadaki vekillere selenen birinden bahsetmek sanırım ki yeterli olacaktır.
Ne diyordu o malum zat-ı muhterem?
Üstelik te kendisi de aynı mecilste vekil olduğu halde.
ŞEVKİ YILMAZ."
Pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu."
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2808.msg4648#msg4648*************
Gerçekten de Şevki Yılmaz haklımıydı?Bu sözleri için CHP dava açmış idi ancak sonuç ne oldu açıkçası ben de bilmiyorum.Gerçi sonuç o denli önemli de değildi.
Sonuç yapılan bir tesbitten ibaretti.CHP,Şevki Yılmaz hakkında dava açmış idi.
http://arsiv.sabah.com.tr/1997/05/31/p03.htmlMilleti köle gören,lakin kendisini
Tanrının bile sahip olmadığı şelikde dokunulmazlık zırhına sokanlar kimlerdir?
Onun için de bir yazım mevcuttu elbet ki.
TBMM,550 EFENDİ,75 MİLYON KÖLE http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=420.msg559#msg559**********
Burada ilginç bir konu daha var.
O da TSK'nın ne yapabildiği,ne yapamadığıdır.Bu konu hakkında daha evvel yazdığım bir makaleyi bilgilerinize sunmayı uygun buluyorum.
TSK bölünmenin neresinde? http://www.akilcagi.com/?p=2398*******************
PKK'lı teröristler artık uzaktan kumandalı mayınlar kullanıyorlar.Peki neden?
TSK'dan ya da TC'den daha mı akıllılar dersiniz?
Merak etmeyiniz onu da kapsayan bir başka makalemde açıklamış idim.
Bakınız...
26/3/2007 21:44,tarihinde
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNÜ İPTAL EDİNİZ başlıklı bir yazı paylaşmış idim.
Bu yazımda belirttiğim üzere Teröröistler özellikle
uzaktan kumandalı düzenekler kullanmaktadır.
Bunun nedenini yine yazımın alt kısmında açıklamış idim.
Dileyen bakabilir.
Özet olarak
Cenevre sözleşmesinin bir maddesine dayanarak uzaktan kumanda düzenekleri kullanıdığını,bunun teröristler tarfından bilindiğini ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin bilmeyeceği gibi bir durumun olma ihtimalinin neden olamayacağını izah etmiş idim.Yani TC'de bu sözleşmeye imza koyup koymadığını incelemiş idim.
Burada sadece sözleşmenin bir kısmındaki Çekinceyi alacağım.Dileyen tamamına bakmak için üstteki yazımda ilgili kaynağı bulacaktır.
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNÜ İPTAL EDİNİZ.http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-emniyet-mudurlugunu-iptal-ediniz_2399703.htmlAyrıca kapsam genişletmek için bakınız....
Anlaşma uzaktan kumandalı mayınları kapsamıyor.http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=34067Yine aynı konuda başka bilgiler....
1949 CENEVRE SÖZLEŞMELERİ Yazan,:
Profesör Zeki Mesud Alsan http://auhf.ankara.edu.tr/dergiler/auhfd-arsiv/AUHF-1950-07-03-04/AUHF-1950-07-03-04-Alsan.pdfHPG gerillaları PKK KCK gerilla Kongra-Gel http://www.gundemonline.org/search/HPG**************
YAŞASIN KÜRDİSTAN YAŞASIN ŞERİAThttp://ahmetdursun374.blogcu.com/4695234/-----------
UÇKUR TANRISI,TÜRBAN,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAThttp://ahmetdursun374.blogcu.com/4261500/---------------
AB TÜRK HALKININ GÜNDEMİNDEN NEDEN DÜŞTÜhttp://ahmetdursun374.blogcu.com/4611652/------------
HAZRETİ BUSH'UN OVAL OFİSTEKİ TOKADIhttp://ahmetdursun374.blogcu.com/4533708/---------------------
ŞEHİTLERE TÜRBAN ÖRTELİMhttp://ahmetdursun374.blogcu.com/4347099/ ---------------------
Peki tüm bu bilgilerin ışığında gerçekten de
TSK bir bölünmeye ışık mı yakmaktadır?
Bakınız...
TSK bölünmenin neresinde başlığında buna bir nebze de olsa değinmiş idim.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4702342/Peki bütün bu zorlama yazımı,akıllarımızın kuşatılmışlığını neden böylesine bir başlıkta ifade etmek zorunda kaldım?
Çünkü,PKK ile AKP'nin açıkça bir kardeşlik içerisinde olduğunu düşünüyorum.Bu tabii ki şahsıma ait bir düşüncedir.
Neden böyle düşünüyorsun diye sanırım ki suçlanacak halim yok.
Bu sadece beni bağlayan bir düşüncedir.Nakşibendilik ile PKK'nın kardeşliğini görmezden gelmeyenlere diyecek hiç birşeyim yok elbet ki.
Onun dışındakiler uyumaya devam edebilirler.
Çıkartılan yasalara bakınız....
AKP'nin TMBB'deki uygulamalarına bakınız.
Elektriğe
yapılan zamlara bakınız bir de
verilen zamlara....
Yahu bu millet bu denli aptal sanılıyorsa burada ya bir yanılgı ya da aleni bir ihanet vardır.
Bunu görmemek için kör olmak gerek.
Efendilerimiz ne yapıyorlar.Ör:Bir CHP,ne yapmaktadır?
AKP zihniyetinin yıllardır yaptığı uygulamalara(
başka parti adları dahil olmak üzere)pirim vermekten başka ne yapmıştır?
İmam hatip okulları sayısı artırılacak,yasaya parmak kaldıranlar CHP'li.
Terörist başı ile uyumlu hareket edilecek olur EVET diyenler MHP'li.
İdam cezası kimin zamanında ve kimlerin oyları ile kaldırıldı?
Peki PKK meclise giriyor,ilk el uzatan kim?MHP.
Tayyip ERdoğan vekil seçilmemiş derdi kime düştü?Baykal'a.Tarikatler politize olmuş,NURCU-NAKŞİ kavgası yaşanıyor,nasıl?
POLİTİK TARİKAT: NAKŞİBENDİLİKhttp://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1380.msg1825#msg1825***********
Nurcular ve AKP,BOP içinde misyon üstleniyorlar ancak milletin haberi yok.Peki nasıl oluyor da haberi olmuyor?
NURCULARIN VE AKP'NİN BOP İÇİNDEKİ MİSYONU http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=977.msg1326#msg1326Ayrıca bakınız....
BÖLÜNMEDE NAKŞİLERİN ROLÜ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=330.msg447#msg447***********
Şimdiler de bırakın TC'nin bölünmesini,
hangi bölünme şekli TC'ye daha uygundur diye tartışılıyor ancak kimse farkında değil.
Türkiye Yugoslavya olmasın diyorsanız. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=329.msg446#msg446*************
Birzamanlar karşı olduğumuz şeyleri savunmak durumunda bırakılmışız ve adına da uluslacı hareket denmiş haberimiz yok.
YÖK'e karş iken birden savunur olmuşuz ancak nihayet yanlışı yeniden anlamak üzereyiz.
YÖK aleni olarak tarikatleri destekler olmuş haberimiz yok.YÖK TARİKAT YURTLARINI NASIL DESTEKLİYOR? http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2698.msg4446#msg4446*************
Başbakanın aile eşrafı köşe dönmede rekor üstüne rekor kırmış biz hala takdir etmekteyiz.
EMİNE ERDOĞAN bakınız nereyi kapatmış!http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2749.msg4510#msg4510*************
Tüm kaleler zapt edilmiş hala uyuyoruz.Son kale Anayasa mahkemesi demişler o da 17-18 yıl evvel elden çıkmış kimsenin haberi yok.
Özal'ın 17 yıllık yatırımı,HAŞİM KILIÇ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=324.msg439#msg439***********
Ha bire yasa,anaysa değiştirmeye kalkıyorlar,oysa ki değişen hiç bir şey yok.
Ağalık düzeni ise aynı yerinde sayıyor....
ANAYASA YERİNE AĞALIK DÜZENİNİ DEĞİŞTİRİN.http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=383.msg511#msg511***********
Bir başbakanımız var ki evlere şenlik.
Dost Görünen Düşman ABD,Yahudi Kökenli
Soros CFR’nin de de Hizmetine girmiş haberimiz yok.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=197.msg278#msg278************
Peki bu bahsi geçen CFR öyle bir plan sunmuş ki
eş başkanımız başbakanımıza,kimsenin haberi yok.
Peki ya sizin haberiniz var mı?
TAYYİP ERDOĞAN'A GÖNDERİLEN CFR PLANI http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=355.msg474#msg474***********
Tüm bunların amacı nedir?
TÜRK ORDUSU ZAYIFLATILMALIDIR.Çünkü,TÜRK ORDUSU ZAYIFLATILIRSA ABD ORDUSU GELİR. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2197.msg3526#msg3526**********
Eh artık şimdi
Şevki Yılmaz haksız mıydı diye sormanın zamanı gelmedi mi?
Yani özetle Şevki Yılmaz söylerken yanlşı mı söyledi?
Yanlış ise neden PKK'ya milletin vergilerinden hala maaş ödüyor bu TBMM?Neden MHP,CHP bunu sorgulamıyor? Neden toplu istifa etmiyorlar?Daha kaç vatan evladının şehit düşmesini bekliyorlar?
Yoksa TMBB'de birilerinin kardeşliği var da biz mi anlamıyoruz?
Yokmu allah aşkına şu anda mecliste olanların dışında bir parti?
Yok mu aklı selim başbakan adayı,cumhurbaşkanı adayı?
Yazık yazık.
Şu Amerikan halkının da Türk halkının da diğer dünya halklarının da
yöneticilerinden çektiğine yazık.
Bizlerin tek isteği var.
İnsan olarak yaşayabilmek.
Lakin yöneten adi,pisliklerin o kadar çok isteği var ki.Bitmiyor,tükenmiyor.(
istisnalar elbet ki var.)
Bazen diyorum ki dağda çoban olmak varmış.
Hiç birşeyden anlamadan yaşamak.
Çoban gelmek,çoban yaşamak,çoban ölmek.
Ne güzel olurdu.
Kimsenin bizi kandırdığını anlamadan yaşardık.Saf,temiz,arı/duru bir yaşam.
Şerefsizlerin,namussuzca mücadelelerinden uzak.
Üstelik anlamadan,algılamadan.
Ne yazık ki dünya insanlarının çok büyük bir bölümü,tıpkı örnekteki çobanın özlenen yaşamını,yine ne yazık ki şehirlerde hatta eğitimli olduğunu iddia edenlerin de içinde olduğu yerlerde topluca yaşamalarına rağmen bunun farkında değiller.
Mesele budur.
Yoksa Katil ABD,Terörist Avrupa vs...boş laflardır.Eğitimsizlik insanların sömürülmesinin tek sebebidir.Adamlara bakınız,sınır karakolları kuruyorlar birer harabe,adeta gecekondu.
Mayınlardan şehit,gazilerimiz hat safhada.
Sormuş idim TSK'ya bir yazı ile....
TSK neden "HOVERCRAFT"kullanmıyor diye.
İngiliz ordusu terör olaylarında kullanmayı planlamış ve olası saldırılarda başarılı olmuştur.
Mayınlara karşı yüksek dirençten dolayı bu üstünlüğünü doğuda neden kullanımıyor?
Bakınız...
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3221.msg5502#msg5502Maliyeti ABD silah baronlarının sağladıklarından daha mı yüksektir?Yoksa baronlar izin vermemektemidir?Sınırlara uç karakol kurmuşuz evlere şenlik.
Rüzgar,soğuk,sıcak vs.. her şeyin içinde olduğu yerler.
Yahu sen devlet isen oralara saray dikmelisin ki oranın vatandaşı da demeli ki,"evet burası TC devletinin".
Bizler de TC'nin vatandaşlarıyız diyebilmeli.
Eğitimsiz insanlara herşeyi yutturuyorsunuz.
Artık okul yerine cami açma rekorları kırarak,toplumu eğitimlerini dini temellere dayalı insanlardan oluşturdunuz.
Sadece bu hükümet değil,Atatürk'ten sonra gelen tüm partiler,Atatürk'ün kurduğu düzeni sinsice ve büyük parçalar halinde böldüler.
Artık TMBB'nin kurucu zihniyete karşı(
Tabii ki bu zihniyet demek TC demektir,daha evvel ki yazımda açıklamış idim)açık ve aleni ihanet ve ihanetin kurucuları da TBMM çatısı altında
maaşlı devlet teröristi kadrosundan ücret almaktadırlar.
Bunları da alkışlayan,içlerinde barındıran yine aynı TBMM'dir.
Özetle ihanet ve Ş.Yılmaz'ın deyimi ile
Pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu olmadığını acilen TBMM kanıtlamalıdır.
Bunun eskide kaldığını,bu söylemlerin yanlış olduğunu defaten kanıtlamak durumunadır.
Aksi halde şehitlerimiz haklarını asla helal etmemiş olacaklardır.İnançlı olduğunu başkalarına isbatlama çabasındaki sahtekarlara duyurulur.
Bu millet makuz talihini ne zaman yenecek?Ben hala aziz milletimden ümidimi hiç ama hiç kesmedim.
Artık kendisini aldatanları tanıdı.
Neyle aldattıklarını ise ezbere biliyor.
Güzel günler göreceğiz.Kimsenim kuşkusu olmasın.
Ağzından çıkandan haberi olan,sözünün arkasında olan,sadece ve sadece milletinden destek alan insanlara söylüyorum.
Yolunuz açık olsun.
Ahmet Dursun
Not:yazılarımın hiç birinde direkt olarak hiç bir ülke halkı hedef alınmamaktadır.Hedef olanlar her üleke halklarını yönetmeye talip olan aciz ve zavallı yönetici müsvetteleridir.Bilgilerinize.***************
Yanlış anlaşılmayı önleyici notlar:pezevenk-gi(TDK)
isim,kaba konuşmada Ermenice
1 . Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse,dümbük,godoş,muhabbet tellalı,kavat,astik,dasnik.
2 . ünlem Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden anlamında kullanılan sövgü sözü.
------------
Pezevenk: farsça “pejavend” kelimesinden geldiği söylenir.O dildeki anlamı “
kapı tokmağı” veya “sürgü” imiş.
Türkçe’ye de “
kapıda bekleyen adam” anlamıyla girmiş.
Pezevenk:Ermenice Pozavak’ın Türkçe’deki hali.
Poz fahişe demek. Avak ise bir şeyin sahibi demek.
-----------
'pejavent' farsçada kapı tokmağı anlamına gelmekle beraber eski farsçada 'kapı arkasında bekleyen kişi' anlamına gelmektedir..
bir ilginçlik ve iddia daha varki oda 'pozavak' kelimesinden türediği..
'poz' fahişe 'avâk' ise ermenicede (bey) anlamına geliyor..
***********
Türkçede Argo:Argonun Türk edebiyatında ilk kullanılış örneklerini Dîvânü Lugati’t-Türk’tegörmekteyiz.
Örneğin “ohşagu” (oyuncak) sözcüğünün ikinci anlamı argolaşmış olarak kadınanlamında kullanılmıştır.(Devellioğlu 1970:51)
Eserde oynaş (başka biriyle birlikte olankadın),oynak (karışık işler) yap yup (hile) anlamında bir çok argo sözcük tespitedilmiştir.(Aktunç 1990:18)
Zaman içinde “
dilin gizli örgütü” olan argo Karagöz ve orta1 Dursun YILDIRIM:
Türk Edebiyatında Bektâşî Fıkraları, Ankara, 1999, s. 37, 38.2
Pertev Naili BORATAV’ın görüşleri Bektâşîlik ve Bektâşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz (Önsöz),Bektâşî Dedikleri adlı çalışmadan nakledilmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------
Oyundan bir çok seyirlik ve edebî alanlarda kendini zenginleştirerek varlığını günümüzedeğin sürdüregelmiştir. Fıkranın temel esprisinde yer aldığı gibi Bektâşî fıkraları dagüldürürken düşündüren, öğreten ve eğiten bir özellik taşır. Bektâşî, hayatı kendi doğallığıiçinde yaşar.
Argonun alaya alma fonksiyonuyla zeki, nükteci ve hazır cevap olanBektâşîlerin bu özelliği biraraya gelince sonuçta mizah yönü güçlü hoş fıkralar ortayaçıkmıştır.
Çalışmamızda argo olarak düşündüğümüz ifadeleri ve bunların geçtikleri fıkralarla,fıkralardaki argoların kullanılış şekil ve anlamlarını tespit etmeye çalıştık.
İlk tespit ettiğimiz argo sözcük “
pezevenk” sözcüğüdür.
“Pezevenk” sözcüğü Bektâşî fıkralarında sıkça geçmektedir.
Farsça olan bu sözcüğün aslı “pejvend” olup anlamı “
yolgösteren” demektir.
Zamanla Türkçede pezevenk olarak yerini alan sözcüğün Türkçe kullanılışlarda anlamı “Erkeklere kadın bularak yolsuz birleşmelere aracılık eden kimse”(Türkçe Sözlük1988:183) olarak tanımlanmaktadır.
Bu sözcükten türeyen “
pezevenklik”sözcüğü de “
yolsuz davranış” anlamında kullanılagelmiştir.
“Mahabbet dellalı anlamına da gelen kelime bilhassa Bektâşîler ve Bektâşî meşrepli tasavvuf ehli yol gösteren rehberlik edenanlamına bu sözü söylerler;
övgü olarak “
koca pezevenk”derler”(Gölpınarlı1977:274)
Bektâşî fıkralarında “pezevenk” sözü, esnek olarak iki anlama gelecek şekildekullanılmıştır.
Şimdi fıkralarda bu sözcüğün kullanılışını inceleyelim:“Kabahat Tarlayı Gösteren Pezevenkte” adlı fıkra şöyledir:
“ Bir köyde yağmur duasınaçıkarlar. Bektâşî de bunlara uyar. Cemaatin arkasından giderken eline geçirdiği bir ağaç dalınıkendi tarlasına dikerek başını yukarı kaldırır:
- Bizim tarla da işte burası. Bari iyice bir yağmur yağdır da sulansın, der.
Yağmur duası biter, herkes evine döner ve o akşam şiddetli bir yağmur ve dolu yağar.
Bektâşîsabahleyin tarlasını gezmeye gider. Bir de ne görsün, dolu kendi tarlasındaki ekini mahvediptoprağa katmış. O vakitte başını yukarı kaldırarak Allah’a şöyle hitap eder:
-Kabahat sende değil
tarlayı sana gösteren pezevenkte. (Alptekin 1997:42)
Görüldüğü gibi bu fıkrada Bektâşî kendine pezevenk olarak hitap etmiş sözcüğü Bektâşîlikteki yaygın anlamını gözönünde bulundurarak kullanmıştır.
“
Amma da Çokmuşsunuz Ha” adlı fıkrada da Bektâşî pezevenk sözcüğünü kendine yakıştıranlara iade ederek güzel bir ders verir.
Fıkra şöyledir:
“İhtiyar bir Bektâşî varmış,gündüzleri Yemiş İskelesi civarındaki dükkanında alış veriş edermiş.
İkindiden sonra dazenbilini sırtına vurur, ağır ağır Uzunçarşı’nın yokuşunu çıkar, Soğanağa Mahallesi’ndeki
evine gidermiş.
O zamanlar Uzunçarşı esnafı terbiyesi pek noksan bir takımkülhanbeylerinden mürekkepmiş.
Akşamları ihtiyar Bektâşî ağır ağır yokuşu çıkarken:
-
Bizim pezevenk geçiyor,uğurlar olsun, koca pezevenk vs. gibi bir takım terbiyesizce şakalarla zavallı Bektâşîyi taciz ederlermiş.
Fakat Bektâşî pişkin bir adammış.
Bu küstahçaşakalara katiyyen aldırmazmış. Bir akşam yine Bektâşî zenbilini sırtına vurmuş.
İki tarafın söz atan esnafları arasından ağır ağır geçtikten sonra yokuşun başında durmuş.
Geniş bir nefesaldıktan sonra elini şakağına dayamış. Sesinin bütün kuvvetiyle;
-Ulan pezevenkler !... diye bir nara atmış.
Bu narayı duyanlar derhal dükkanlarından fırlamışlar. Ne oluyor diye yokuşun üst başındaduran ve alaylı alaylı gülen Bektâşîye bakmışlar. Bektâşî yokuşu dolduran kalabalığa birkaçsaniye bakmış:
-Yahu amma da çokmuşsunuz ,diye bağırmış.(Yıldırım 1999:210)
Fıkralardapezevenk sözcüğünü halk genellikle
Bektâşîleri hafife almak için kullanmışlar.
Fakat Bektâşîler bu sözcüğün kendileri için kullanılmasına hep karşı çıkmışkeskin zekasını kullanarak sözü sahibine iade etmesini bilmiştir.
Bektâşîlerin bu sözü yolgösteren anlamında da olmak üzere kendilerine yakıştırmadıkları ve bu anlamdakullanmadıklarını görmekteyiz.
Pezevenk sözcüğüyle aynı anlama gelen “
teres” sözcüğü de fıkralarda kullanılmıştır.
Bu sözcük genellikle Bektâşîler tarafından muhataplarına karşı kullanılmıştır.
“
Sabaha Kadar Namaz Mı Kıldıracaksın” adlı fıkra şöyledir:
“Ağanın biri ramazanda bir Bektâşîyi iftaradavet etmiş, akşam yaklaşınca ağa Bektâşîye:
-Baba bizim adetimizdir. Evvela akşam namazını kılar, ondan sonra iftar ederiz artık bugünbize uy demiş, Bektâşî de:
-Pekala demiş .Ağa da imamına :
-Namazda biraz uzunca bir sure oku, demiş imam da fatihadan sonra “
vedduha”deyince Bektâşî:
-Seni
teres seni bana bir lokma ekmek yedireceksin diye sabaha kadar namaz mıkıldıracaksın? diyerek namazı bırakmış ve gelmiş sofranın başına, yemeği yemeğe başlamış.(Alptekin 1997:42)
Bir başka fıkrada Bektâşî muhatabına “Bir meteliğe kıyamayanteres” şeklinde seslenerek sözcüğü kullanır.
Kısa surelere göre uzunca bir suredir.
Bir diğer fıkrada; Bektâşî gasılhânede bekçilik yapar.
Bir akşam nöbetçi doktor bir ölügetirir teslim eder, bunu yarın yıkarsın şimdi vakit geç yarın defnedilecek der.
Aradan bir ikisaat sonra hafif bir inilti duyulur. Sonra az önce getirilen adam birden bire doğrulur:
-Yahu ben ölmedim, beni buraya niçin getirdiniz ? diye bağırmaya başlar.
Bektâşîistifini bozmadan:
-Yat
teres, doktor bey söyledi. Sen vefat etmişsin onun kadar bilecek değilsinya.(Yıldırım 1999:202)
Bektâşî fıkralarında argo olarak tespit ettiğimiz bir başka sözcük “
demlenmek”ifadesidir. Sözcüğün kökü olan “
dem” Farsça
içki anlamındadır.
Türkçede “
demlemek” sözüçayın rengi ve kokusu suya geçmek, pilav için piştikten sonra bir süre bekletilerek kıvamagelmek, teklifsiz konuşmada ise içki içmek anlamındadır.(Türkçe Sözlük 1988:351)
Fıkralarda Bektâşîler içki içme işini dem çekmek olarak kullanmışlardır. Fıkralardageçen birkaç örnek cümle şöyledir:
“Fakirin alışkanlığıdır, akşamları dem çekerim”, “Bektâşîmeyhanede oturmuş demleniyormuş”, “Bugün canım burada demlenmek istedi.”
Canlardanbiri bir meyhanede demleniyormuş” Bir başka fıkrada ise içki içmek “kafayıtütsülemek”(Şişliler 1996:57) şeklinde kullanılmıştır.
Aynı durum “körkütük sarhoş”(Şişliler1997:61) olarak da ifade edilmektedir.
Fıkralarda sarhoşluğu ifade etmek için kullanılan birbaşka argo sözcük de “
küfelik” tabiridir. Küfelik, “ayakta duramayacak kadar sarhoş”(Aktunç1990:184) anlamındadır.
Fıkralarda ifade “
tam küfelik olmuş”(Şişliler 1997:72) şeklindekullanılmıştır.
Bu sözcüklerin kullanıldığı fıkralardan bazılarını seçtik. “
O Senin Dediğin Ramazanda Olur”adlı fıkra:
“Canlardan biri meyhanenin caddeye bakan penceresinin önüne oturmuşdemleniyordu.
Birisi ona dedi ki:
-Baba erenler, gelen geçen seni görüyor, şöyle arkada kapalı bir yere çekilerek için daha iyiolmaz mı?Bektâşî yanıt vermiş:
-Erenler o senin dediğin ramazanda olur.”(Pehlivan 1993:40)
“
Artık Fazla İçmeyeceğim” adlı fıkra:
“Meyhanede demlenirken üç kadehten sonraBektâşî arkadaşlarına dedi ki:-Yeter artık fazla içmeyeceğim.Arkadaşları inanamadılar.
-Yahu sen bu kadarla yetinir misin hiç ? Neden icap etti böyle?-Yeni taşındığım evin merdivenleri mermerden de ondan.”(Pehlivan 1993:44)
“Küfelik” adlı fıkra da şu şekildedir:
“Bektâşî bir gün Balıkpazarı’nda öyle içmiş kitam küfelik olmuş. Meyhaneci onu bir küfecinin sırtına bindirerek eve yollamış. Bektâşî ovaziyette evine giderken yolda sağa sola yalpa vuran bir sarhoş görmüş küfecinin omzunavurarak:
-“Sarhoşa bak sarhoşa ! ” demiş.”(Pehlivan 1992:72)
Fıkralarda tespit ettiğimiz bir başka argo ifade “
tezkiyesi bozuk” ifadesidir.
Busözcükle kastedilen şarap şişesidir. “Tezkiyesi Bozuk” adlı fıkrada niçin şarap şişesine buismin verildiği de açıklanmaktadır. Fıkra şöyledir:
“ Bektâşî babalarından biri binlik şarapşişelerine tezkiyesi bozuk namını verir. Tezkiyesi bozuk getir, tezkiyesi bozuk götür dermiş.Bir gün buna sormuşlar;-Baba , tezkiyesi bozuk ne demek niçin şişeye bu namı veriyorsunuz ? Bektâşî cevaben:
-İşret ma’mul olunur, her kimin elinde görseler içinde sirke zeytinyağı ve hatta gül suyu bileolsa şaraptır, derler.İşte tezkiyesi bozuk onun için ben öyle tesmiye ettim”(Hakkı h.1338:13-14)
Argo olarak tespit ettiğimiz bir başka sözcük “
Çömez” ifadesidir. “Çömez” sözcüğü“Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci”(Türkçe Sözlük1998:321) anlamındadır.
Argoda birinin kendi işini öğreterek yetiştirdiği kimse anlamındadır.Sözcüğün geçtiği “
İyi Hesaplayın” adlı Bektâşî fıkrası şu şekildedir:
“Canlardan biriçömeziyle bir meyhanede demlenirken “
Kaptan Paşa Çavuşları” denilen kabadayılardan üçkişi dervişin beri tarafındaki masaya oturup çömeze yan yan bakarak taşkınlığa başlarlar.
Canı sıkılan derviş:
-Ağalar, der, bu gidişle burada bir dırıltı çıkaracaksınız. Eğer ben elinizdeki bıçakları alıp dasizi kapı dışarı edersem “Bir derviş üç dayı ile uğraşıp haklarından gelmiş” derler. Siz benihaklarsanız “üç kabadayı yaşlı bir dervişi dövmüş” diye ayıplarlar. Artık buradan iyicehesaplayın da ona göre davranın!” Kabadayılar bakmışlar ki pabuç pahalı hiç ses çıkarmadanoradan uzaklaşmışlar” (Pehlivan 1993:110)
Bektâşî fıkralarında geçen bir başka argo sözcük “halt” sözcüğüdür. Arapça olankelimenin sözlük anlamı “bir şeyi başka bir şeyle karıştırma” demektir.
Argo olarakuygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma anlamındadır.(Türkçe Sözlük 1998:602) BirBektâşî fıkrasında sözcük şöyle kullanılır;“Bektâşînin biri II.Mahmut’un daveti üzerine Topkapı Sarayı’na gider. Sofra kuruluryenilir içilir.
Bektâşî bu arada sorar:
-Evlat bu debdebe senin eserin mi yoksa babadan mı kalma ?
-Babadan kalma.
-Belli, senin yiyeceğin halt değil bu” (Alptekin 1997:233)
Bir başka fıkrada sözcük şöyle kullanılır:“Kaba, ipsiz sapsız konuşmalarıyla tanınan bir molla bir Bektâşîye yaklaşarak:
-
Baba erenler tuvalette sakız çiğnemek günah mıdır? diye sormuş.
Bektâşî hemen cevabını vermiş:
-Günah olmasına günah değil amma görenler bir halt yediğini sanır.”(Alptekin1997:255)
Bektâşî fıkralarında geçen bir başka sözcük “
köftehor” sözcüğüdür.
Bu sözcük farsça“kufte” sözcüğünden değişime uğramış dövülmüş, kıyılmış et, köfte (Devellioğlu 1986:629)anlamındadır.
Argoda sevgiyle söylenen paylama ifadesidir.(Türkçe Sözlük 1985:907)
“
Ziyafet Dönüşü” adlı fıkra şöyledir:
“Bektâşî köprüde eski komşulardan sabıkalıhırsız Çamur Şevket’e rastlar:
-Böyle geç vakit nereden geliyorsun köftehor ?
-Bir ziyafetten geliyorum. Karımın zengin bir akrabası kızını nişanlamış da...
-Nasıl güzel yemekler içkiler var mıydı ?
-Ne söylüyorsun her şey gani. Çeşit çeşit mezeler ala rakılar hele yemek takımları,gümüş kaşıklar, bıçaklar, çatallar birer harika. Bektâşî manalı manalı gülümsedi.
-Göster şunlardan birini bakalım köftehor.” (Alptekin 1997:290)
Bektâşî fıkralarında sıkça geçen bir başka argo sözcük de “
imanım” sözcüğüdür.
Arapça “iman” sözcüğünden türeyen bu sözcük argoda “
kardeş, arkadaş anlamında bir sesleniş”(Türkçe Sözlük 1985:701) olarak kullanılmaktadır.
Bir Bektâşî fıkrası şöyledir:
“Hocanın biri vaaz ederken “Cennet-i alada havz-ı kevservar. Bunun suyu sütten beyaz,kardan soğuk, baldan tatlıdır. Bundan müslümanlar içecek.
Sakisi de Hz.Ali’dir. Yalnız burada içki içenler içemeyecek, yalan söyleyenler içemeyecek,kumar oynayanlar, beynamazlar içemeyecek” deyince vaazı dinlemekte olan Bektâşî:
-Öyle ise imanım Ali, kendin doldur kendin iç, buradan içecek olan yokdemiş”(Yıldırım 1999:189)
“
Zamanında” adlı fıkrada da “imanım” ifadesi geçmektedir:
“ Adam yaramaz oğlunudövmeden önce hep besmele çekiyormuş. Bektâşî demiş ki:
-İmanım, sen o besmeleyi oğlanı yapmadan önce çekmeliydin.”(Pehlivan 1993:73)
Bir başka argo sözcük kerata sözcüğüdür. “Kerata”, “Karısı , ilgili olduğu kadıntarafından aldatılan erkek, boynuzlu” (Aktunç 1990:165) anlamındadır.
Fıkralarda bu sözolumsuz tipler için genelleme yapılarak kullanılmıştır. “Tıkınmak” adlı fıkrada sözcük şuşekilde kullanılmıştır:
“Bektâşîyi ramazanda oruç yerken bir köşede kıstırıvermişler.
-Ulan ne halt ediyorsun böyle ? demişler. Bektâşî, üstüme varmayın demiş. Yılın onbir ayında herkes tıkınıp dururken biz aç geziyorduk. Şimdi fırsat çıktı da keratalar açdolaşırken ben de oturdum tıkınıyorum.” (Şişliler 1996:23)Fıkralarda geçen bir başka argo sözcük “mangır” sözcüğüdür. Mangır sözcüğüpara (Devellioğlu 1970:152) anlamındadır.
“
Karşılık” adlı fıkra şu şekildedir; “Çok zengin biradam konağın penceresinde otururken karşıdan gelen Bektâşî babası;
-Hu erenler, babaya bir kaç mangır ihsan eyle ! demiş.Adam başını çevirip yüksek sesle bağırmış;
-Mehmet ! Recep’e söyle, Recep de Vekilharca , o da Ayvaza söylesin, Ayvaz dagitsin şu Bektâşîye “Allah versin” desin! demiş.Bunun üzerine Bektâşî şu karşılığı verir:
-Ulu Tanrım Cebrâil’e söyle, o da Mikâil’e söylesin. Mikâil de İsrâfil’e söylesin,İsrâfil de Azrâil’e söylesin, Azrâil gelsin de şu herifin canını alsın”(Devellioğlu1970:152)
Bektâşî fıkralarında argo deyim olarak “
Ananın Örekesi” ifadesi geçmektedir.
Bu deyim “Bir davranış düşünce ya da sözün yersizliği, yanlışlığını belirtmek için kullanılır.(Aktunç 1990:38)
Aslı Rumca olan “
röka”, “
röke” den gelişen sözcük “
öreke”, yün ve pamukeğirmeye yarayan alettir.(Eyüboğlu 1988:532)
“
Bu Ananın Örekesi mi” adlı fıkra şöyledir;
“Çocuğun biri annesiyle giderken bıyıkları ağzını örtmüş bir Bektâşî görerek annesine;
-Anne bak, babanın ağzı yok deyince Bektâşî kızmış ve elinin tersiyle bıyıklarınıyukarı kaldırdıktan sonra şöyle demiş;
–Bu ananın örekesi mi ? (Yıldırım 1999:210)
Sonuç:Bektâşî fıkralarında ayrıca bu anlayışa mensup insanların kendi aralarındakullandıkları baba, dede, eren, can vb. özel terimler de geçmektedir.
Bu terimler argodan çok belli bir disiplin içindeki anlamı bu anlayış mensuplarınca bilinen erkana yönelikkavramlardır.
Başta da ifade ettiğimiz gibi fıkralarda geçen Bektâşîlerin günümüzdeki Bektâşîlerleaynı olabileceği genellemesinde bulunmuyoruz. Bektâşîlik bugün belli bir zümreden çokherkesi içine alan bir hayat tarzı haline dönüşmüştür. Bu zümreyi incitecek bir ifadekullandıysak engin Bektâşî hoşgörüsüne sığınırız.Fıkra türünü tercih etmemizin sebebi, fıkralardaki ilişki ve konuşmalarda halkındoğallığından ve tarafların birbirini daha çok argo tabirle iğnelemelerinden dolayıdır.Bektâşîlerin genel olarak fıkralarda kullandıkları argo, tespit edebildiğimiz ölçüde bukadardır. Görüldüğü üzere kullanılan argo deyim ve sözcükler, anlatıma mizah ve canlılık katmıştır.
Konuşma dilinin orijinal bir rengi olan Türk argosuna, Bektâşi fıkralarınınkatkılarınınolduğunu söyleyebiliriz. Fıkra dışında günlük hayatta da Bektâşi vb.toplulukların kullandığı argo ifadeler bu topluluklar üzerinde yapılacak derleme çalışmalarıylaortaya çıkarılabilir. Argo ifadeyi oluşturan kelime ve kavramlar sosyo-kültürel açıdandeğerlendirilebilir. Sonuçta argo kültür ve dilimiz için bir zenginliktir. Dille birlikte gelişmeve değişme süreci yaşayan genelde de sözel kültürde yaygın olan argolu söyleyişlerin kayıtaltına alınması bir gerekliliktir.
Kaynakça:AKTUNÇ, Hulki(1990), Türkçenin Büyük Argo Sözlüğü:(Tanıklarıyla), Afa Yayınları,İstanbul.ALPTEKDN, Ali Berat(1997), Halk Hikayelerinin Motif Yapısı. Ankara.ATALAY, Besim(1985), Divanü Lügat-it-Türk Tercümesi, Türk Dil Kurumu Yayınları,Ankara.Bektâşî Fıkraları, (1996), (Derleyen ?), Şişliler Yayınları, Dstanbul.DEVELDOĞLU, Ferit(1970), Türk Argo Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.ELÇDN, Şükrü(1986), Halk Edebiyatına Giriş, Ankara.GÖLPINARLI, Abdulbaki(1977), Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri,Dstanbul.GÜZEL, Abdurrahman - Ali TORUN(2003), Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Akçağ Yayınları,Ankara.GÜZEL, Abdurrahman(2002), Hacı Bektaş Veli ve Makâlât, Ankara.ÖZCAN, Hüseyin(2001), Bektâşî Âdâb ve Erkânı, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, DoktoraTezi Danışman: Abdurrahman GÜZEL, Ankara.PEHLDVAN, Battal(1993) Alevi Bektaşi Fıkraları, Alev Yayınları, Dstanbul.TUĞLACI, Pars(1985), Okyanus Ansiklopedik Türkçe Sözlük, Cilt 2, Cem Yayınevi,Dstanbul.Türkçe Sözlük (Komisyon), (1988) Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.YILDIRIM, Dursun(1999), Türk Edebiyatında Bektâşî Fıkraları, Ankara.
http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/huseyin_ozcan_bektasi_fikralarinda_argo.pdfBu yazı ALINTI dır.********************
Aslında bu taşlama mevzu bahi olaunca akla gelenlerden biri de Neyzen Tevfik olmaktadır.
İşte bazı örnekler.
Turk milleti gariptir,
her lafı kaldırmaz,
i.... dersin kızar da,
seversin aldırmaz...
*********
şu bok’a bok demeyin
boklar duyar ar eyler.
bok’un üstüne bir zerresi konsa
bok’u mundar eyler.
ZAMANIN VALİSİNE İTHAFEN
***********
Boka düştü teresin da'vası.
Pezevenk bulmuş iken bin şahit,
Şu kenef mahkemede kanunen
Valinin ağzına sıçtı Cahit!
sıçtın istanbul'a Lütfü'yü vali diye
tüy tak da uçur aleme karşı bokunu
milletin hısmını teskin edemezsin,
teresingö(
z?)üne soksan partinin altı okunu.
(Emekli maaşının kesilmesinden Lütfü Kırdar'ı sorumlu tutan Neyzen,o an sinirle yazıvermiş bunu)
**********
Rahmetli Neyzen Tevfik,tıpkı Alman şairi Hörderlin gibi,en kuvvetli şiirlerini,şuurunun zedelendiği anlarda yazan orijinal bir şairimizdir demiş bir yorumcu.
Neyzen Tevfik,kendisinin imparator muamelesi gördüğü kahvehanede geçirdiği zaman ile ilgili şöyle demiştir:
"Orada efsanevi bir hayat sürerdim.
Bir imparatordum.
Sanırım ki Tayyip bey de kendini imparator sanmaktadır bence tabii ki.A.Dursun
Pelas parelere bürünmüş o yarı çıplak insanlara ney üflediğim zaman, yüreklerini bir mıknatıs gibi çekip kopardığımı duyardım. Şişesi daima isli bir tavan lambasının abajuru benim şirvanı esrarengiz bir karanlık içinde bırakırdı. Ney üflerken hizmetime bakan Yakup adındaki pırpırı bir oğlanın gözlerinde o karanlık içinde pırıl pırıl parlayan gözyaşlarını zaman zaman hatırlarım, hatırladıkça da ağlarım..." (read less)
Öyle hürriyete aşık ki kadınlar, hatta
Hiçbir erkek olamaz onlara yol arkadaşı
Çıkar at çarşafı teklifine karşı, nitekimDonu fırlattı götünden, açacak yerde başıNeyzen Tevfik ****************
Bî-namaz deyip beni Hak'dan uzak gören,
Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
Ben her zaman onunla emîn ol beraberim.
Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanandır!
Kaynak ve detaylar için bakınız....http://www.neyzentevfik.org/