Aslında bir fıkra ile başlamak gerke ki konu daha net anlaşılsın.İşte fıkra.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/3167216/Şimdi dönelim konuya.
Sayın Başbakan ne demişti?
ABD'yi kasdederek,"Binlerce km.öteden kime sorupta geliyorsunuz?"Gerçekten de haklıydı.Evet demiştim.
İşte tam da aradığımız sözleri söylüyor.Hiç tasvip etmesem de ilk kez evet demiştim.
Sanırım ki başbakanımız ilk kez milletinden aldığı gücü yansıtmaya başlıyor diye düşünmüş idim.
Lakin ne oldu?
Oval ofis malumunuz mimli bir yer.Hatırlatmaya gerek var mı?Neyse,oburpeygamber Hz.Buş(Bush),sabıkalı oval ofiste acaba ne söyledi de sayın başbakanımızın yüzü bir karış dışarı çıktı?
Tüm söylediklerini unutup istemediklerimizi söylemeye başladı?
Peki nedir istemediklerimiz?
En can alıcısını ben söyleyim o halde.
Bir de bazı TV lerde "
Buş ile beraber çıkarsa,birlikte görünürlerse,hele bir de dostum derse vs.."gibi ucubik yakıştırmalar aldı başını gitti.
Ta ki sayın başbakanımıza açıklama sırası gelene kadar.
Peki ne dedi sayın başbakanım?
Farkında olanlar hemen algılamış olmalı.
Konuşmasının sonlarına doğru,"Tabii ki Irak'ın istikrarı bizim içinde son derece önemli"dedi.
Tam 1,5 saniye sonra Buş'ile göz göze geldiğinde
"Tabii ki Kuzey Irak'ın da"diyerek ekleme yaptı ve aynı anda başı ile de
"nasıl unutmadım ama değil mi?Kuzey Irak dedim"dercesine açıklamalarına devam etti.
İşte benim için hayallerin bittiği an o andı.
O anı yakalamak için videonun 4:47 dakikasına dikkat ediniz.
4:53 dakikasında ise Kuzey Irakın'da dedikten hemen sonra Buş'a bakışını kaçırmayınız derim.
5:03 dakikasında ise başı ile de onay alma hareketine bakınız.Şimdi şok kısıma gelelim.5:04'de "Ama onların huzursuzluğu bizim huzursuzluğumuz" derken göz göze gelişi ve başı ile onay alırcasına memnun edici ifadeyi kullandım değil mi?anlamındaki hareketine bakınız.Tüm haber kanallarında ise ne yazık ki ilk söylemi verildi ve büyük bir ustalık ile "Tabii ki Kuzey Irak'ın da "sözü kesildi,yok sayıldı.
İyi ki canlı yayın var da dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmıyor.
Peki ne varmış Kuzey Irak dediyse canım,bu ne saçma bir abartı,ne saçma bir ayrıntı diyeceksiniz değil mi?
Peki sorun bakalım sayın başbakanıma;"Kuzey Irak neresidir,hangi paralleleri içerir"deyiniz eminim ki bilmeyecektir.
Burada konuyu açıklamak için iki adet görüşe ihtiyaç vardır.
İlginçtir ki ikisi de Huntington görüşüdür.
Oysa ki 36'ncı paralel Osmanlı'nın nihayetinden bugüne gündemdeki önemini,yerini korumaktadır.Bir Huntington,1859'da ABD misyonerleri tarafından kurulan Evangelist Ermenilerin hizmetkarı Harput Koleji'nde ders veren
Ellsworth Huntington'dur ve onun coğrafya tezini kaç kişi hatırlıyor acaba?Kısaca söyleyim:Coğrafi determinizm savunucusu olarak karşımıza çıkan Ellsoworth Huntington aslında bazı uygarlıkların gelişiminin özellikle 30 ve 60 gibi belirli paralleler arasında oluştuğunu varsayan indirgemeci sonuçlardan bahseder.Bu paralellerin de dikkatinizi çekeceğini sanıyorum.Bir Huntington daha var ki o evlere şenlik.Hani şu meşhur“Medeniyetler Çatışması” tezi,kitabı ile gündeme gelen Samuel Huntington'dan bahsediyorum.Söz konusu kitabında diyor ki,
Türkiye, “Kimliği parçalanmış ülkeler” arasındadır.Neden iki Huntington örneklediğimi sanırım ki anlayanlara ayrıca izaha gerek yoktur.
Evet bu görüşte işte o meşhur Samuel Huntington'a ait,başka bir deyişle S.Huntington,çağımızda yaşanacak olan savaşları dine, kültüre, medeniyetler çatışmasına bağlıyor.
36'ncı ve 40'ncı paralelin bir geçiş ve savaşlar dilimi olduğunu, egemen ülkelerin 40'ıncı paralelin kuzeyinde yer aldığını söyleyen bu ırkçı teorisyenlerin tezileri acaba şimdilerde haklılığını koruyor mu dersiniz?Peki ya Irak'ın Kuzeyi değil de özellikle Kuzey Irak denmesinin altında toplum mühendisliği aramamın acaba beni septik bir yapıya mı büründürdüğünü şimdi sizler yorumlayın.
Terörün ve teröröizmin staj yaptığı,bölücülüğün profesörlük ünvanı kazandırıldığı coğrafya değil mi buralar?
Birbaşka yazımda
Kezban Hatemi'den dinlediğim ve burada yazdığım ABD'nin sinsi planının nasıl da adım adım gelişimini yeşertirdiği doğru değil mi?
36’ncı paralele göz atacak olursanız nereden nereye uzandığını açıkça göreceksiniz,taliplilerini de tabii ki.
Cezayir, Antalya, Adana, İncirlik, Halep, Musul, Tahran, say say bitmiyor...... İşbirlikçilerin olduğu yerle,kapsam alanında olan yerler,AB,vs...
Yahu ben acaba çok mu septik oldum?E.Huntington ve uygarlıklar çatışması tezinin sahibi,"
Türkiye’nin yeri İslam dünyası, Batı’da işi yok "diyeninden bir diğeri S. Huntington'a kadar söylenecek çok şey vardır.
ABD'nin,Sayın Hatemi'nin de belirttiği gibi,ve de Sayın eş başkanın da oluru ile projelerinin işlediği artık görülemiyor ise kör ya da
Atatürk'ün dediği gibi,Gaflet,.....içindemiyiz acaba?Sayın Büyükanıt 16 Mart’ta, Özal dönemine atfen" ,“
Bugün ürettiğiniz çözümler yarınlara sorun olarak yansıyacaksa, bu büyük bir hatadır. 1991 yılında Irak’ta ellerimizle 36’ncı paraleli çizip ona destek vererek Kuzey Irak’ta bugünü yarattığımız bir gerçektir. Kendi yaptığımız hataları da başkasına yükleme şansımız yoktur.” diyerek acaba kime ne mesaj vermişti hatırlayanınız var mı merak ediyorum.
Üzülürüm de sadece bunları Ahmet Dursun'mu görüyor diye üzülürüm.Nerede yetişmiş siyasilerimiz,devlet adamlarımız,bürokratlarımız?
İşte milletin gözünden kaçan,kaçırılan,gizlenen gerçekler burada saklıdır.
Yoksa Hazreti Buş efendinin,"
Türkiye'nin düşmanı bizim de düşmanımızdır" demesi ayrıca incelenecek bir toplum mühendisliği aldatmacasıdır.
Burada daha fazla uzatmayım.Sadece dikkat ediniz,
Türkler'in düşmanı demiyor,Türkiye'nin düşmanı diyor.
Yani Türkiye'yi savunacak,bölünmesini engelleyecek herkes tabii ki onların düşmanıdır.Çünki Türkiye'yi bölecek olan kendileridir.Başkasının bölmesine asla izin vermezler.Eyalet halindeki haritaları hatırlayınız gerçekleri göreceksiniz.
Saygı ile...
Ahmet Dursun
Kaynak:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-hazreti-bush-un-oval-ofisteki-tokadi/2553347***************
Not:4/3/2007 12:48 tarihinde ki yazımda bu detaylandırılmış idi.
EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/2160396/*************
Oval Ofis’ten örtülü mesajlar
http://www.ntvmsnbc.com/news/425333.asp**************
Sn. Ahmet Dursun;
Yazlarınız, bilgilendirmeleriniz ve emeğiniz için teşekkür ederim.Devamını diliyorum...
Sevgi ve saygılarımla,
N.DEMİR
-----------
Sayın Demir,
Devamı bloğumdaki BİZZAT başlıklı yazılarımda mevcuttur.Lakin tabii ki devam edecektir.
Saygı ile...
Ahmet Dursun
------------
Can Dündar (Milliyet - 06.11.2007)
Ortak düşman kim?ABD Başkanı Bush, Erdoğan görüşmesinin ardından, hayal kırıklığı yaratan açıklamasında gönül almak için, tıpkı Dışişleri Bakanı Rice gibi, Türkiye'ye "PKK ortak düşmanımız" dedi.
Rice'ın açıklamasından iki gün sonra da ABD, tam da Erdoğan Washington'a uçarken "ortak düşman"a baskı yapıp esir askerlerin bırakılmasını sağlamıştı.
Böylece, "Düşman"a söz geçirebildiğini de kanıtlamış oldu.
Sonda diyeceğimi başta yazayım:
Türklerle Amerikalıların düşmanı ortak mı bilmem; ...ama Türklerle Kürtlerin düşmanı ortaktır.
* * *
Eski dosyaları karıştıralım:21 Ocak 2002 günü PKK Başkanlık Konseyi'ni temsilen Mustafa Karasu, ABD Dışişleri'ne bir yazı gönderdi.
İki sayfalık bu yazıda, o ay, bir Ortadoğu ülkesinde, PKK ile Amerikalı yetkililer arasındaki görüşmede sağlanan mutabakattan söz ediliyordu.
"Görüşme memnun edici geçti. Görüşlerimiz örtüşüyor" deniliyor ve şu vaatte bulunuluyordu:
"PKK, ABD ile her alanda işbirliği yapacaktır."
* * *
Belgede, işbirliği için yapılacaklar 9 maddede sıralanıyordu:
1. PKK, ABD'nin Irak'a müdahalesine tam destek verecek.
2. PKK, bölgede demokrasinin gelişmesi için işbirliği yapacak.
3. Kürtlerin merkezi ve yerel iktidara katılması, Irak'ta Kürtlere federal bir statü tanınması, Kürt sorununun 4 parçada birbiriyle ilişki içinde çözüme kavuşturulması, işleri kolaylaştıracak.
4. Kürtler arası birlik için PKK, isim değişikliği dahil yeni adımlar atacak.
5. Kürtler arası ittifak için ABD çaba harcayacak.
6. PKK'nın uluslararası çalışmalarına kısıtlamalar kaldırılacak.
7. Öcalan'ın koşulları düzeltilecek. İdam cezası kalkacak.
8. ABD, HADEP'in baskı görmemesi için girişimde bulunacak.
9. ABD ile görüşmeler Kuzey Irak'ta heyetlerle devam edecek.
* * *
Çok önemli bir belgeydi bu... Milliyet'ten Namık Durukan, Kuzey Irak'ta ele geçirmişti.
Ben de 18 ve 19 Ocak 2003 tarihinde bu köşede yazmıştım.
Hatta son maddede heyetler halinde sürdürülmesi istenen görüşmelerden bir fotoğraf da yine bu köşede yayımlanmıştı.
Dönemin Amerikan Büyükelçisi Robert Pearson, elinde o fotoğrafın olduğu Milliyet'le ekrana çıkmış ve "İğrenç yalanlar bunlar" diye bağırmıştı.
O günden bugüne yaklaşık 5 yıl geçti.
Şimdi yukarıdaki 9 maddeye bakın; hükmünüzü verin:
PKK, Irak'ın işgalinde ABD'ye tam destek verdi.
İsmini değiştirdi.
Uluslararası çalışmalarında rahata erdi.
Barzani ile çatışmaya son verdi; ABD'nin arabuluculuğuyla Kürt örgütler arası işbirliği gerçekleştirildi.
ABD ile müzakerelere Kuzey Irak'ta devam edildi.
Bu arada Türkiye'de idam cezası kaldırıldı.
Kürtlerin yerel yönetimlerde ve Meclis'te temsil imkânları genişletildi.
* * *
Yani "Ocak 2002 mutabakatı"ndaki çoğu madde 5 yıl içinde gerçekleştirildi.
ABD'nin, bunca yakınlaştığı PKK'yı şimdi "düşman" ilan etmesinin inandırıcı bir yanı var mı?
Türkiye dün, Ortadoğu'nun baş antrenörüne bir takım oyuncusunu şikâyet etti. O da, oyuncusunun biraz kulağını büküp tansiyonu düşürmeye, Türkiye'yi sakinleştirmeye çalışıyor.
Ama yarın oyun bozulursa "Büyük Ağabey"in işine yaramayan oyuncuyu satmakta hiç tereddüt etmeyeceğini tarihten biliyoruz.
O yüzden dedim ya; Türklerle Amerikalıların ortak düşmanı belli değil ...ama, Türklerle Kürtlerinki belli...