Gönderen Konu: Mehmet Şevket Eygi kimdir?  (Okunma sayısı 2031 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Mehmet Şevket Eygi kimdir?
« : Mart 28, 2008, 11:43:07 ÖÖ »
6. FİLO'NUN KORUYUCULARI VE KANLI PAZAR OLAYI  

 

6. Filo'nun ülkemize gelişini protesto etmek için 16 Şubat 1969 Pazar günü devrimciler öncülüğünde bir yürüyüş düzenlendi. Bu yürüyüşü kana bulamak için günler öncesinden hazırlıklara başlayan oligarşinin amacı, katliamla halka korku salmak, devrimci mücadeleyi ezmek ve tüm devrimci-demokrat kesimleri sindirmekti.
İslamcılar ve faşistler de oligarşinin katliam hazırlıklarına gönüllü olarak katılmakta gecikmez. Önde gelen tarikatçılardan Mehmet Şevki Eygi, Bugün gazetesinde yayınlanan yazısında islamcıları şu sözlerle kışkırtır:
"Büyük fırtına patlamak üzeredir. Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün bir savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tesbihimi çekerim, etliye sütlüye karışmam deyip de zulüm edenlerden olma, gözünü aç bak... Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur. Canını veren şehitlik şerefini kazanır. (...) Ezanlar susturulmasın, Müslümanlar komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar."

Halkımızın değerlerini, emeğini, ülkemizin bağımsızlığını savunan devrimcilere karşı "cihat" çağrısında emperyalizme tek laf söylenmez. Çünkü emperyalizm tarafından beslenirler. Devrimcilerin halkın dini inançlarına saygılı olduğunu, emperyalizme karşı mücadele ettiğini bu din bezirganı da iyi bilmektedir. Ancak Eygi ve Eygi gibilerin görevi halkı devrimcilere karşı kışkırtmaktır.
Komünizmle Mücadele Dernekleri Genel Başkanı İlhan Darendelioğlu, Kanlı Pazar öncesi Milli Türk Talebe Birliği binasına topladığı faşistlerine şunları söylemektedir:
"(...) Pazar günü komünistler miting yapacak, biz bu mitingde savaşacağız. Silahı olan silahıyla, olmayan baltasıyla gelsin..." (a.g.y.)

16 Şubat 1969 Pazar günü geldiğinde miting alanında katliam senaryosuna uygun düzenlemeler yapıldı. 6. Filo'nun gelmesi nedeniyle toplu namaza kapatılan Dolmabahçe Camii, o gün toplu namaz için açılmış ve yüzlerce gerici faşist, kıblesini 6. Filo'ya dönmüş namaz kılmaktadır. Devrimciler ise 30 bin kişi ile Taksim'e doğru yürüyüşe geçti:
"(...) Taksim Parkı'nda üç araba oradaki gerici topluluğuna sopa ve silah dağıtıyormuş. O zaman verilen bilgiye göre bu üç araba şunlardı: '34 HV 189', '34 DD 363' ve '34 FR 054' plakalı Opel araba idi.
"Bu arabalardan dağıtılan silah ve diğer döğüş malzemesine polisin aldırmadığı ve bazı sivil polislerin bu dağıtımda görev aldıkları orada bulunan arkadaşlar tarafından bize anlatılacaktı.
"Bizim yürüyüş konvoyu oldukça uzundu. Yürüyüşün önü Taksim'deki Sular İdaresi'nin önünü dönerken, bombalar patladı. Bombaların çoğu Ayazağa'da meydana çıkan yerde patlamış ve yürüyüşün büyük çoğunluğunun Taksim'e çıkması önlenmişti. Ben de tam meydana çıkış noktasında idim. Patlayan bombalar arasında yukardan taş ve sopa yağıyordu. Fakat bu noktada kalabalığı geri püskürten taşlar ve bombalar olmadı. Kalkanlı toplum polisleri üstümüze saldırdı ve geri çekilmek zorunda kaldık.(...)" (Harun Karadeniz, Olaylı Yıllar ve Gençlik, syf:200-201)

Polis 30 bin kişilik kitleyi ikiye bölmüş ve alana yanlızca 2-3 bin insanı bırakmıştı. Önceden alanın çevresine yerleştirilen gerici-faşistler de alanda yalnız bırakılan 2-3 bin kişilik kitleye saldırdı. 6. Filo'yu kıble edinerek namaz kılanlar, ellerine tutuşturulan silah, sopa, balta, çengelli demir ve bıçaklarla yaptıkları saldırıda yüzlerce insanı yaralarken, Duran Erdoğan ve Turgut Aytaç isimli iki devrimciyi de katlettiler..
AMERİKANCI OLDUĞUNU KENDİ DİLİYLE SÖYLEYEN MEHMET ŞEVKİ EYGİ "VİCDANIM GAYET RAHAT"

Kanlı Pazar'da sorumluluğum yok, vicdanım gayet rahat

İslami faaliyetlerinden hiç pişmanlık duymadığını söyleyen Mehmet Şevket Eygi, kanlı pazar olayları için "yine aynı şeyi hiç tereddütsüz yapardım" diyor

73 yaşındasınız. Geriye dönüp baktığınızda pişmanlık duyduğunuz bir şey olmadı mı hayatınızda?

Prensip olarak yaptığım İslami faaliyetlerden hiç pişman değilim. Ama metotlarında, üsluplarında hata yapmış olabilirim. İnsan yaşlanıp durulunca keşke şöyle yapmasaydım diyor tabiî.

Bu pişmanlık Kanlı Pazar'ı da kapsıyor mu? Kendinizi vicdanen sorumlu hissetmiyor musunuz?

Yo, vicdanen hiçbir rahatsızlık, sorumluluk hissetmiyorum. Bugün aynı şartlar olsa yine aynı şeyi hiç tereddütsüz yapardım.

Olay iki kişinin ölümüyle sonuçlanmış olsa bile mi?

Bundan kesinlikle sorumlu değilim. Haberim bile olmadı. Yazdığım yazının gazetede o gün çıkacağını bilemezdim. Suudi Arabistan'daydım. 15-20 yazıyı postayla gönderiyordum gazeteye. Yazı o gün basılmış.

AMERİKA'YA KARŞI SOVYET EMPERYALİZMİ EHVEN-İ ŞERDİ

16 Şubat 1969'da solcular Amerikan 6. Filosu'nu protesto ediyorlardı. Siz Sovyet emperyalizmine karşı Amerikan emperyalizmini tercih ettiniz.
Türkiye büyük güç olmadığı için mecburen Amerikan tarafındaydı. Bu Amerikan emperyalizmini desteklemek manasına gelmez. Seçim zorunluydu. Ben tabii ki ehven-i şer olanı seçtim.

Amerika ehl-i kitap olduğu için mi ehven-i şer?

Amerikan emperyalizmi yumurta üretimine mahsus bir tavukçuluktur. Tavukları besler, hastalandıklarında tedavi eder ve yumurtalarını alırlar. Sovyet emperyalizmi ise tavuk eti üzerinedir. Tavuğun gırtlağını keser ve et üretirler. Eğer tavuksanız neyi seçeceksiniz? Tabiî ki yaşamak için yumurtayı.

Ama biz tavuk değiliz!

Tavuğa benziyoruz efendim. Bazı benzetmeler aslına uygundur.Yeni Şafak 11/04/2006

http://www.kanalturk.com.tr/uyeler/yazi.php?yazi_id=1351

-------------------
1964–1965 Yıllarında Kıbrıs bunalımı patlak vermişti. Bu durumda Türkiye Kıbrıs’a müdahele edecekti. Ancak bu müdahale ABD başkanı Johnson’ın İnönü’ye gönderdiği “Türkiye’nin müdahelesi halinde 6. Filo’nun bunu engelleyeceği…”nin yazılı olduğu mektupla engelleniyordu.

ABD Akdeniz’de görev yapan aynı 6. Filo’yu 10 Şubat 1969 günü İstanbul’a gönderiyordu. Zamanın yüksek öğrenim gençliği ise 6. Filo erlerini karaya çıkartmamaya ve bu Filo’yu Türkiye’den kovmaya and içmişti. 6. Filo’nun İstanbul’a demirlediği 10 Şubat günü İslamcıların “mücahit” yazarı ve örgütleyicisi Mehmet Şevket Eygi’nin gazetesi “Bugün” haberi şöyle veriyordu:

“Amerikan 6. Filo’sunun Türkiye’de bulunması Türkiye’nin zararına değildir”

Oysa gelen 6.Filo Türkiye’yi Rusya’dan korumak için gelmiyordu. Çünkü artık Rusya Kars ve Ardahan’dan toprak ve Boğazlardan üs isteyen Rusya değildi. Hatta bu tutumları yüzünden Türkiye’yi Amerika’nın kucağına ittiklerini de biliyorlar ve bu tutumlarından vazgeçtiklerini söylüyor ve özür diliyorlardı.

Amerika’nın Kıbrıs konusunda ki tutumuna ve Rusya’nın tutumuna bakarsak farkı çok açık şekilde görürüz.

Amerika Dışişleri Bakanlığı’nda hazırlanan 22 Mart 1947 tarihli bir belgede, Kıbrıs’ın Yunanistan’a geçmesine Amerikan hükümetinin muhalefet etmeyeceği bildiriliyordu. Ayrıca Johnson, İnönü’ye gönderdiği mektupta “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahelesine Amerika’nın en acil bir şekilde tepki göstereceğini” söylüyordu. Peki Rusya’nın o zaman ki tutumu ne idi?

Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Gromiko, 7 Aralık 1964’te yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Toplantısı’nda; iki ulusal topluluğun varlığını kabul etti ve savundu. 22 Ocak 1965’te İzvestiya gazetesine verdiği demeçte de ”Adada yaşayan iki toplumun özel durumlarını içine alıp iki ayrı eyaletten kurulmuş tek ve bağımsız federal bir Kıbrıs Hükümeti kurmanın mümkün olabileceğini” belirtmişti.

Sosyalist Arnavutluk’ta 1965’te yapılan Birleşmiş Milletler genel görüşmelerinde Türk tezi doğrultusunda oy kullanan beş ülkeden biri olmuştu. Enver Hoca, 1967’de yapılan Halk Cephesi Kurultayı’nda Kıbrıs konusunda şunları söylemişti:

“Türkler, Kıbrıs’ta yaşayan kardeşlerinin hak ve çıkarlarına karşı yapılacak her saldırıya aynı biçimde karşı koymaya hazırdır. Arnavut milleti, Türklerin kanuni haklarını korumak amacıyla giriştikleri mücadelede kendilerine daima yardımcı olmuş ve gelecekte de olacaktır…”

Sosyalist Arnavutluk başbakanı Mehmet Şehu’da “Arnavut Silahlı Kuvvetleri, Türk kardeşlerinin her an emrindedir.” demişti.

Bu hatırlatmalardan sonra konumuza geri dönelim. 6. Filo Karadan askeri kuvvetler ve polis, denizden de donanmaya ait hücumbotlarımızın muhafazası altında Dolmabahçe ve Beşiktaş açıklarına demirledi. Mehmet Şevket Eygi’nin İslamcı Bugün gazetesi haberi şöyle duyurdu “6.Filo geldi ve demirledi. Solcular karşılarında orduyu görünce sinip oturdular.”

Gelgelelim bu sinme çok kısa sürdü. Harun Karadeniz “olaylara meydan vermeden direneceğiz” demiş ve öğrenciler “Bağımsız Türkiye” diye bağırarak yürümüştü. O gün polisin müdahelesi ile 15 öğrenci yaralanmış ve 20 öğrenci gözaltına alınmıştı.

Amerikan 6.Filosu erleri aylardır denizlerde kadınsız dolaşıyorlardı. İstanbul’a gelmiş karaya çıkıp genelevlere uğramak için can atıyorlardı. Karşılarına Türk Gençliği dikilmiş, sizi karaya çıkartmayız, defolun evlerinize, Yankee Go Home! diye bağırıyorlardı. Eygi’nin İslamcı gazetesi Bugün; Türk Öğrencilerin bu direnişini 13 Şubat’ta bakın nasıl haber yapıyordu:

“Kızılcıklar dün de tehdit ve tecavüze devam ettiler”. Bu arada Eygi aldığı bir hapis cezası ile soluğu hacda almıştı. Yazılarına oradan da devam ediyordu. Amerikan askerinin Türk topraklarına inişine engel olmaya çalışan gençliğin yaptığı hareketi tehdit ve tecavüz olarak niteleyen Eygi Arabistan’dan cihad çağrıları da yapmaya başlamıştı. 14 Şubat’ta ilgili gazetede çıkan yazısında “16 Şubat Pazar günü, gün doğmadan Bayezıt camiinde toplanınız! Kafirler bizim cemaatimizi görünce hapı yutar zaten” diyordu. Bahsettiği “kâfirler “ ise o gün Taksim meydanı’nda 6. Filo’ya karşı toplanacak olan Türk Gençliği idi. Eygi’ye göre Amerikan askerleri değil, Türk gençliği kafir idi!

11 Şubat saat 19’da 6.Filo erleri korkularından sivil kıyafet ile gemilerinden inerek muhtelif araçlarla gece kulüplerine, pavyonlara ve İstiklal caddesi’ne dağılmışlardı. Bu haber duyulur duyulmaz Çemberlitaş Kız Talebe Yurdu öğrencileri Bayezıt Meydanı’nda toplanarak yürüyüşe geçtiler. Ellerinde şu dövizler vardı:

Türkiye 6.Filo’nun genelevi değildir

ABD; istemedik, istemiyoruz, istemeyeceğiz,

Halide edip, bayrağını yıllar sonra taşıyoruz!

Ayrıca gösteri sırasında halka bildiri dağıtmışlardı. Bildirilerin bir cümlesi şöyle “Birinci Kurtuluş Savaşı’nda Türk erkeği ile omuz omuza çarpışan Türk kadını, bugün yine görevinin bilincindendir.

Türk gençliği bu tutumu sergilerken Mehmet Şevket Eygi Türk gençliğini komünist olmakla itham ettiği gibi dini hassasiyeti yüksek ancak bilinçsiz Müslümanları dolduruşa getirmeye devam ediyordu. 15 Şubat’ta ki Bugün gazetesinde deniyor ki

“Kızılları boğmanın vakti geldi.Kızıl emperyalizmin para ile tutulmuş uşaklarını en ufak kıpırdanışta gebertmek için and içildi”
Görüldüğü gibi Eygi’nin Bugün gazetesine göre 6. Filo’nun İstanbul’a inmesine engel olmak isteyen Türk çocuklarını gebertmek üzere and içilmişti. İslamcılığı “Amerikan Pezevenkliği” düzeyine düşüren Bugün Gazetesi dindar Türk insanını Amerikan askeri haline getirmeye çalışıyordu ve Amerikan uşaklığını utanmazca ibadet düzeyine yükseltiyordu.

Mehmet Şevket Eygi; Arabistan’da 9 Şubat’ta yazdığı ve 16 Şubat’ta Bugün gazetesi’nde yayınlanan yazısı ile Müslümanları cihada davet ediyordu.
“…Komünizmin küfrüne karşı derhal silahlan. Stalin’in ve Deccal’ın piçleri olan kızıl veledler bütün Müslümanları karşılarında bulmalıdırlar…( Eygi; Atatürkçü gençliğe hem komünistlikle hem de deccalın piçliği ile küfrediyor. Deccal kim ola?) “…bir şeyler olursa silahlar patlar patlamaz vazifeye koşmaya çalışacağız. İnşallah kızıl kafirlerin, deccal uşağı dinsizlerin tepelerine birer birer intihar uçağı gibi ineceğiz”
Ve sonunda olan olmuş, 16 Şubat 1969 günü, İslamcı Eygi’nin çağrısıyla toplanıp silahlanarak Türk Gençlerinin üzerine çullanan bilinçsiz Müslümanlar, 2 kişiyi öldürmüş, iki yüzden çok kişiyi ağır bir biçimde yaralamıştır. İşte Türk tarihine Kanlı Pazar olarak geçen olay budur. Olaydan bir gün sonra; Bugün gazetesi haberi şöyle veriyordu:
“Kızıllara unutulmaz bir ders veren halk, polisi ve askeri omuzlarında taşıdı”

Müslümanları camilerde toplayıp Amerikan 6. Filo’suna karşı direniş yapan Türk gençlerine saldırttıktan sonra Eygi’nin bankadaki hesabına 350 000 Dolar yatırılmıştı:

“Cidde>Hollanda Bankası Konte No: 86473/4936–8.3.1969-München Commerzbank A.G.>”Journalist”Mehmet Şevket Eygi: 350 000 USD”
Özakıncı’nın deyimi ile işte 6.Filo İslamcıları. -kuvvayimilliye-
Kaynaklar:
United States Of İrtica 1945-1999 "cengiz Özakıncı" Otopsi Yay.
Hürriyet Gazetesi 10-11-12-14 Şubat 1969
Bugün Gazetesi 10-11-12-13-14-15-16 Şubat 1969
Nazım Güvenç ”Kıbrıs Sorunu, Yunanistan ve Türkiye” Çağdaş Politika Yay. 1.Basım
İlhan Tekeli-Selim İlkin “Türkiye ve Avrupa Topluluğu” Ümit Yay. Ank. 1993 C2
M.Şahap Tan “Bugün’ün Dervişi Mehmet Şevket Eygi Kimdir?Belgelerle” Garanti Yay.İst 1970

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Mehmet Şevket Eygi...
« Yanıtla #1 : Eylül 18, 2008, 01:12:47 ÖÖ »
MEHMET ŞEVKET EYGİ

    Şimdi bu makaleye ancak gülünür. Çünkü baştan sona zırvayla dolu.

Mehmet Şevket Eygi gibi insanlar, güneşin aydınlığında, karanlığı yaşarlar. İşte bundan dolayı da gerek tarihsel anlamda ve gerekse yakın tarihte Aleviler üzerine uygulanan nice katliamlar, nice baskılar ve nice karalamalar apaçık ortadayken, bu gerçekleri tersine çevirip üzerlerini örtmeye çalışmak ancak bunu göremeyen kafaların yapacağı bir davranıştır.

      Mehmet Şevket Eygi, diyor ki “yakın tarihte en fazla Sünnilere zulüm edilmiştir.” Bu sözcüğün neresi doğrultulabilir ki?

      Oruç tutmadığı için dövülen, öldürülen, inancından dolayı dışlanan, horlanan, inancı aşağılanan; Ramazan da yemesi içmesi engellenen, ibadet evleri (Cem evleri) Cümbüş evi olarak değerlendirilen; “Mum Söndürüyorlar” denilerek gerçekle ilgisi olmayan iftiralara uğrayan, sürekli “potansiyel suçlu” olarak görülen, Sivas’ta cayır cayır yakılan, Gazi’de, Çorum’da, Sivas’ta, Maraş’ta….kıyımlara uğrayan, kendi ibadet evlerine izin verilmeyen (izin verilse bile, elektriği, suyundan….bedel alınan; oysa Cami’lerde bu bedeller alınmıyor…); yüzyıllardır korkutulanlar, kendi kimliklerine, aidiyetlerine yabancılaştırılanlar, zorla Sünni inancıyla eğitilenler…vs. kimlerdir. Acaba.

     Aleviler geçmişte Ebu Suud’un fetvalarını, Kuyucu Murat’ın kuyularını, zorla baskı yapılıp asimile edilerek Sünnileştirilmeleri… vs asla unutmadı ve unutmaz. Çünkü tarihin “ortak belleği” bu unutmaya isyan eder.

     Mehmet Şevki Eygi; kendi düşünsel mantığı içinde, olayları ters yüz ediyor. Doğruyu yanlış, yanlışı doğru gibi gösteriyor. Bu yazarın “amalgam” bir düşünceye egemen olduğunu hemen söylemeliyim.

     “Sünniler” baskı görüyormuş!...

     Vay be….

     Baskı gören “Sünniler” kimlermiş acaba.

     Bugün bu ülkede, binlerce cami, her beş vakit  okumakta, insanlar özgürce oruç tutmakta, isteyen Hac’ca gitmekte, isteyen sokakta “çarşaf” bile takmakta……

     Şimdi bunlar yapılmıyor denebilir mi?

     Mehmet Şevket Eygi diyor ki “Ezan yasak edilmiştir”.

     Akıl havsala alacak gibi değil. Eğer Türkçe Ezan’dan söz ediyorsa; burada “ezan”ın yasaklanmış mıdır? Yoksa halk tarafından anlaşılır olması mı? İstenmiştir. Bunu Mehmet Şevket Eygi, bence iyi bilmektedir. “Ama Onun amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek!”.

     Mehmet Şevki Eygi, bilinçaltındakileri çıkarsın.

     Yoksa bunlar, Atatürk’ün kurumuş olduğu Laik Cumhuriyet’e başkaldıran, İngiliz Emperyalizmine taraf çıkarak, Emperyalizmin güdümünde yeni kurulmuş olan Cumhuriyet’i yıkmak için; “31 Mart Vakası, “Şeyh Sait İsyanı… vs, gerici ayaklanmaya kalkan insanlardan mı? Yine kendisinin de içinde bulunduğu Nurculuk hareketinden mi? Ve bugün bu hareketin sürdürücüsü olan Fethullah’çılıktan mı….söz ediyor.

     Peki, daha yakın zamanda meydana gelen “Hizbullah” eylemi neydi?

     Eğer bunlar söz konusu ise, Mehmet Şevki Eygi, kurgusunu yanlış kurmuş; çünkü burada “Sünnilere” karşı bir duruş yoktur. Sadece Laik Cumhuriyet’i yıkmaya çalışanlara karşı, Cumhuriyet’i kurucu iradesinin kendisini koruma güdüsüyle bu isyanları ve karşı devrimci hareketleri durdurma eylemi egemendir. Bu davranışta “Sünniliğe”  karşı asla olumsuz bir duruş söz konusu değildir?...

     Eğer Mehmet Eygi, öyle düşünüyor ve buna da gerçekten inanıyorsa, o zaman benim önerim; Mehmet Şevket Eygi’ye biraz tarih, biraz felsefe, biraz da sosyoloji okumasını salık veririm.


     Mehmet şevket Eygi demiş ki “Derin devlet ve Ergenekon gibi çeteler, Sünnîleri ezmek, baskı altında tutmak için Alevîleri kullanıyorlar.”

     Kocaman bir haydaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

     Ben böyle bir şey görmedim…

     Okuyunca küçük dilimi yutacaktım.

     Olur, ama bu kadarı da olmaz.

     Alevileri bugüne kadar kimse kullanamadı. Mehmet Şevket Eygi, Tarihte ki örneklere bakarsa bunu hemen görür. Alevilerin tarihinde temiz bir sayfa vardır. Aleviler her zaman, haksızlığa, sömürüye, din simsarlarına, soyguna, inancı kendi çıkarları için kullananlara, hukuksuzluğa… vs karşı durmuşlardır

     Ya ben bu ülkede yaşamıyorum, algılamıyorum, görmüyorum, duymuyorum, ya da Mehmet Şevket Eygi, benim ya da bizim bilmediklerimizi biliyor.

     Birincisi, Ergenekon’da tutuklu olanların kaç tanesi Alevidir?...

     İkincisi, Ergenekon’da tutuklu olanların hepsi çete mi kurmuşlar…

     Gerçekten çete kurup, eylem yapan ve Mehmet Şevket Eygi’nin dünya görüşüne yakın olan Veli Küçük… vs. gibi insanların yanına, bugünkü iktidara muhalif olan aydınları, yazarları… vs eklemek ve bu yolla “Sol”u da bu eylem içinde göstermeye çalışmak maddi gerçeklere uyuyor mu? Ergenekon gerçeğini de hep birlikte ne olduğunu göreceğiz. Sapla samanı birbirine karıştırıp, bilinçleri ters yüz etmenin yapay sürecini yaşamaktayız. Zaman en büyük ilaçtır. Bakalım görelim. Kimmiş bu Alevileri kullanmaya çalışan “Derin Devlet” güçleri bilelim. 


      Bu ülkede Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç... vs. gibi aydınlarımız öldürüldü. Bunu Aleviler mi? Laik Cumhuriyet’ten yana olan“Sünniler” mi yaptı. Kocaman hayır.

      Bunu, göbekten Emperyalizme bağlı olanlara sormak gerekir. Ne Aleviler ve ne de Sol’cular bu ülkede “Emperyalizm”e yandaş olmadılar. Her zaman Atatürkçü, ilerici, devrimci, Laik, hukuka inanan ve sosyal bir devletten yana oldular. Bağımsız ve onurlu yaşamayı ilke edindiler.

      Mehmet Şevket Eygi, kendi “şeriat”çı anlayışını, Laik Cumhuriyet’e karşı duruşunu ve Atatürk’e karşı olan görüşünü bir takım genel değerlendirmeler yaparak kendince Alevilere, solculara, ilericilere, devrimcilere ve Atatürkçülere çamur atmaya çalışıyor.

      Ama bu çamur tutmaz…

      Çünkü hayatın pratiği Mehmet Şevket Eygi’yi yalanlıyor.
                              17.09.2008
Süleyman Zaman

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABDULLAH GÜL ve KANLI PAZAR OLAYI
« Yanıtla #2 : Şubat 21, 2009, 11:00:14 ÖS »
Abdullah Gül'ün KANLI PAZAR OLAYINDA tertip komitesindeki görevi neydi?
Erol Blbilik yazdı.
Ekten indiriniz....


MÜDAFAA-İ HUKUK TEMMUZ SAYISI -GÜL’ÜN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ ÜNİVERSİTEDE
 
 
ÖZEL DOSYA
GÜL’ÜN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ İSRAFİL KURTCEPHE

- VIII -
KADROLAŞMANIN SONUÇLARI,GÜL’ÜN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ ÜNİVERSİTEDE
 
ANTALYA’DAN PARİS’E YERÇEKİMSİZ UÇUŞ YAPACAK VE ABD’DEN ASTRONOT GETİRECEK OLAN BİLİM ADAMI KİM?
Recep Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Aksu, Ali Coşkun, Cemil Çiçek, Prof.Dr.Ömer Dinçer v.b. ile birlikte Birlik Vakfı’nın kurucularından.
Fethullah Gülen’in Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu’unda da ders veren bir kişi.
MÜDAFAA-İ HUKUK TEMMUZ SAYISINDA
www.mudafaaihukuk.com
-----------
Mehmet Şevket Eygi,F.Gülen taraftarlarınca tehdit edildiğini ima etti.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3735.0
------------
Mehmet Şevket Eygi Fethullah Gülen’i suçladı.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3489.0
-------------
SOLCULAR SOKAKTAYDI,İSLAMİ STK'LAR TATİLDE
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2508.0

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
MEHMET ŞEVKET EYGİ’DEN BİLDİRİ
« Yanıtla #3 : Temmuz 06, 2009, 05:59:19 ÖS »
MEHMET ŞEVKET EYGİ’DEN BİLDİRİ
 
Aşağıdaki BİLDİRİ, e-posta kutuma düştü.
Adam, İslam’ı çok güzel biçimde tanımlıyor.   
İşte İslam budur.
1400 yıl önce ne söylenmişse, ne yazılmışsa uyulacaktır; bunun dışına çıkmak küfürdür…
Bu 29 madde içinde en ilginç de 13. maddedir:
On üçüncü madde: Bugün Müslümanların parçalanmış, geri ve cahil kalmış olmaları, İslâm'ı doğru şekilde anlayıp uygulayamamaları; İslâm'ın mükemmel din olduğu iddiasını çürütemez. İslâm ile bugünkü Müslümanlar özdeşleştirilemez.
Bu maddeden; bu gün İslam dünyasında yaşayanlar Müslüman değil gibi bir anlam çıkmıyor mu?
Bu 29 maddeyi tek tek yanıtlamak benim için güzel bir uğraşı olacaktır….
Hele sizler, şimdilik şu 29 madde üzerinde düşünüp durun….
Av. Eren Bilge Balta, 3.7.2009
+
BİLDİRİ
 
Birinci madde: İslâm dinini Avrupa Birliği standartlarına uydurmaya, âyet ve hadîs hükümlerini AB normlarına göre tevile çalışmak Hak Din İslâm'a hıyanet demektir.
İkinci madde: Bir Müslüman’ın vazifesi, İslâm'ı AB ölçü, norm ve standartlarına uydurmak değil; Avrupa'yı İslâm'a çağırmak maksadıyla tebliğ ve dâvet yapmaktır.
Üçüncü madde: Kur'ân ayetleri ve hükümleri, icazetli gerçek İslâm âlimleri tarafından Peygamberin (Salat ve Selam olsun ona) Sünneti ışığında yorumlanır.
Dördüncü madde: Oryantalist aklıyla İslâm'ı yenileme ve çağa uydurma çabaları tecdid değil tahriptir.
Beşinci madde: Batı medeniyetinin değerleri, ilkeleri, ölçüleri, kıstasları, normları evrensel değildir.
Altıncı madde: Batı'nın İslâm'a ters düşen ölçüleri bozuktur.
Yedinci madde: Avrupalıların günümüzde teknik, ilmî araştırmalar, zenginlik bakımından üstün ve güçlü olmaları onların dinlerinin, inançlarının, ilkelerinin, medeniyetlerinin doğru olduğuna delâlet etmez.
Sekizinci madde: Müslümanlar Avrupa'nın müspet ilimlerinden, tekniklerinden, hikmete uygun metotlarından yararlanabilirler ama İslâm medeniyetini bırakarak Avrupa medeniyetini bütünüyle benimseyip iktibas edemezler.
Dokuzuncu madde: Avrupa medeniyeti fıtrata, insan boyutlarına uygun, yeryüzünde adaletin, barışın, güvenliğin, sosyal adaletin, korkusuz yaşamanın gerçek şekilde var olmasını sağlayacak hak bir nizam değildir.
Onuncu madde: İslâm dininin ve medeniyetinin temel değerlerinden olan iffet ve hayâ Avrupa medeniyetinde artık yoktur.
On birinci madde: İslâm hukuku, Avrupa hukukundan üstündür.
On ikinci madde: İslâm medeniyetinde, Avrupa medeniyetinde olmayan boyutlar vardır.
On üçüncü madde: Bugün Müslümanların parçalanmış, geri ve cahil kalmış olmaları, İslâm'ı doğru şekilde anlayıp uygulayamamaları; İslâm'ın mükemmel din olduğu iddiasını çürütemez. İslâm ile bugünkü Müslümanlar özdeşleştirilemez.
On dördüncü madde: Kadını bir seks aracı olarak gören, seksi ve şehveti ön plana çıkartan bir medeniyet sapıktır.
On beşinci madde: Kur'ân'a ve sünnete dayalı İslâm'ın kadınla ilgili bütün kesin hükümleri doğrudur. Bu hükümlere ters düşen hükümler yanlıştır.
On altıncı madde: Kur'ân ayetleri ve Peygamber hâdisleri feminist ideolojiye göre yorumlanamaz, tevil edilemez.
On yedinci madde: İslâm'da cihad fi sebilillah farizası vardır. Avrupalılar bundan hoşlanmıyor diye cihadı hükümden kaldırmaya yeltenmek küfre yol açar.
On sekizinci madde: Kur'ân "Allah katında (hak) din İslâmdır" buyuruyor. Bu ayet hiçbir şekilde tartışılmaz. Zamanımızda "üç hak İbrahimî din vardır" diyenler Kur'ân'a, Sünnet'e, icmâ-ı ümmete ters düştüklerini iyi bilsinler.
On dokuzuncu madde: Kur'ân "Peygamber"e itaat eden Allah'a itaat etmiş olur" (Nisa, 80) buyurmaktadır. Peygamber'e isyan eden Allah'a isyan etmiş olur. Sünnetsiz İslâm olmaz.
Yirminci madde: İslâm dini ilahî, münzel (Allah katından indirilmiş), Şeriatının hükümleri Kıyamet'e kadar devam edecek dindir. İslâm'da reform, yenilik, değişiklik yapılamaz. İslâm'ın kesin ve muhkem hükümlerinde ilave ve çıkartma olmaz.
Yirmi birinci madde: İslâm'ın Kitab, Sünnet, İcmâ-i ümmet ile sâbit olan hiçbir hükmü tarihsel değildir. Hepsi de zamanların sonuna kadar yürürlükte olacak ve kalacaktır.
Yirmi ikinci madde: İslâm Dini ve Kur'ân Allah tarafından korunmuştur, korunmaktadır, korunacaktır.
Yirmi üçüncü madde: Cumhur-i ulema yoluna aykırı bütün dini yorumlar bid'attir, şazdır, gayr-i muteberdir.
Yirmi dördüncü madde: Dini kendine ve bozuk ideoloji, kültür, değer, norm ve medeniyetlere uydurmak sapıklıktır.
Yirmi beşinci  madde: Muhbir-i Sâdık'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) mütevâtir hadîslerle bildirmiş olduklarını inkâr etmek küfürdür.
Yirmi altıncı madde: İnsanlık tarihinin en hayırlı topluluğu Ashab-ı Kiram radiyallahu anhüm ecmâin hazeratıdır.
Onların hepsi din konusunda âdildir.
Bazı içtihatlarında hatâ etmiş olmaları ve şahsî kusurları bu adalete gölge düşürmez.
Peygamber olmadıkları cihetle onlar mâsum değildir.
Mehmet Şevket Eygi, 22 HAZİRAN 2009
İleti:Av.Eren Bilge Balta

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
''Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır''
« Yanıtla #4 : Temmuz 07, 2009, 03:11:41 ÖÖ »
Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır
Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözü doğru mudur? Bence bu söz son derece doğrudur ve son derece hikmetlidir. Açıklama ve gerekçelerim şunlardır:

1. Burada şeyhten maksat rabbanî âlim ve kâmil mürşiddir. Her zaman şeyh kılığında şeytanlar olagelmiştir, elbette ki, onlar kasd edilmemektedir.

2. Şeyh, insanları hidayete, doğru yola, ebebî saadete yönlendiren rehber, kılavuz, hâdi demektir.

3. Böyle bir şeyh, kopuksuz bir silsile ile Resûl-i Kibriya efendimize bağlıdır. Resûl-i Kibriya efendimiz ise zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah-u Telâlâ'ya bağlıdır. Böyle bir şeyhe bağlanmış olan Allah'a bağlanmış olur.

4. Nefs-i emmâre derecesinde bulunan insan kendisini çekip çeviremez. Nefs-i emmâre sahibi Kur'ân okur, o Kur'ân hançeresinden aşağıya gönlüne inmez. Kâmil bir şeyhin, rabbanî bir alimin nefs derecesi yüksek ve temizdir. Ona bağlanan nefsinin tutsaklığından ve tuzaklarından kurtulma imkanı ve fırsatını bulmuş olur.

5. Rabbanî âlimlerin ve kâmil mürşidlerin en büyüğü, reisi, kaad-i âzamı Fahr-i Kâinat aleyhi ekmelüttahiyyat Efendimizdir. O, Ashabını (radiyallahu anhüm ecmâîn) yetiştirmiş. Ashab Tâbin'i, Tâbiîn Tebe-i Tâbiîn'i yetiştirip kemale erdirmişlerdir.

6. Hayat çok tehlikeli bir yolculuktur. Hayatın dar boğazları vardır. İnsan hayatıyla, varlığıyla imtihan edilmektedir. Kişi sadece kendi aklı ve ilmi ile dar boğazları selametle geçip kendini kurtaramaz. Nasıl ki, gemiler boğazlardan geçerken, kılavuz kaptan alıyorlarsa, insanın da böyle kılavuzlara çok ihtiyacı vardır.

7. Şeyh demek mükemmel ve mükemmil alim, mürşid ve rehber demektir. Mükemmel ve mükemmil olmayan kişiyi şeyh sanan feci şekilde aldanmış olur.

8. Her devirde olduğu gibi bu devirde de rabbanî alim ve kamil mürşid kibrit-i ahmer gibi nâdir bulunan çok kıymetli bir şeydir.

9. Söylemeye hacet yok ki, müteşeyyihler (şeyh taslakları, sahte şeyhler, şeyh müsveddeleri) gerçek şeyh değildir.

10. Rabbanî alimler ve kamil mürşidler nefs-i kâmile derecesine yükselmiş kişilerdir. Dünyaya değil ahirete dönüktürler. Onların ücretleri halka değil, Hâliq'a aittir. Mahlukattan para, pul, menfaat istemezler. Verilirse kabul etmezler. Gerçek muttakilerdir. Güneş gibi aydınlatırlar. Onlar yeryüzünde Allah'ın Şâhidleri ve Resulullah'ın (Salat ve selam olsun ona) varisleri, vekilleri ve halifeleridir. Onlar, mü'minlerin kendilerine itaat edilmesi gereken emîrleridir.

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözü doğru mu yanlış mı anlamak isterseniz etrafınıza bakınız, aynaya bakınız.

Aynalar yalan söylemez.

Şevket Eygi


http://www.milligazete.com.tr/makale/sahsî-yanlislarim-varsa-lutfen-duzeltilsin-131482.htm

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
VELİ,ŞEYH,ŞEF EDİNENLERE ONLARA MÜRİD OLANLARA KUR'AN NE DİYOR?
« Yanıtla #5 : Temmuz 08, 2009, 10:17:20 ÖÖ »
VELİ,ŞEYH,ŞEF EDİNENLERE ONLARA MÜRİD OLANLARA KUR'AN NE DİYOR?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/kur-an-veli-seyh-sef-edinenlere-onlara-murid-olanlara-kur-3/559570
---------
KUR'AN,İRTİCA İÇİN NE DİYOR?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-kur-an-irtica-icin-ne-diyor/1512737
---------
İRTİCA:VE KUR'AN KURSLARI ARASINDA BAĞ VARMI?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/irtica-ve-kur-an-kurslari-arasinda-bag-varmi/588741
---------
Ay Tanrısı:Al-İlah (Allah)

Hilal Putunun Altında.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3540.0
--------
BAŞ ÖRTMEK diğer kitaplarda nasıl ifade bulmuş?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=616.msg4343#msg4343
----------
TÜRKLERLE ÖLDÜRÜŞME;TALİBAN'I KİM BİLMEZ?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=640.0
----------
UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
------------
İMAM-I GAZALİ'DEN İNCİLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=306.0
-----------
Laiklik,obur peygamber,Türban
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=322.0
----------
Kur'an yorumlamak için hangi bilgiler gerekir,halktan olanlar ne söylemiş,hangi alimler ne demiş.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-uckur-tanrisi-turban-kur-an-daki-ayrac-seriat/2384985
---------
KUR'AN DA BAŞ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ BAZI AYETLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=621.0
-----------
İSLAMDA KADIN
1 yaşındaki kızla da evlenilir!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3958.msg6775#msg6775
----------
KADIN OLMAK SUÇTUR BU TOPLUMDA
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1154.0
------------
AMERİKAN KUR'AN'I,FURKAN
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=620.0
-----
Hz. Muhammed’in süt annesi Halime anlatıyor:
“... Muhammed ile kardeşi evlerinin arkasında kuzu güdüyorlardı. Kardeşi koşarak gelip bana ve babasına:
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3334.0
----------
TÜRKLERLE ÖLDÜRÜŞME;HZ.MUHAMMED'İN TÜRKLERE BAKIŞI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=642.0
-----------
HZ.MUHAMMED'İN İDRARINI İÇMEK SEVAPTIR.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=305.0
-----------
Gizlenen Kitap,Tolstoy-Hz.Muhammed
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1820.0

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Oha be oha..!!!Öyle bebekler var ki insanı tahrik ediyor..
« Yanıtla #6 : Temmuz 08, 2009, 10:31:45 ÖÖ »


Nakşibendi Tarikatı’nın İsmailağa Kolu’nun etkili ismi Cüppeli Ahmet Hoca resmi internet sitesinde yayımladığı fetvasında oyuncak bebek kriterlerini açıkladı:

Öyle bebekler yapıyorlar ki, saçlarını tarıyorlar, uzun bacaklı falan, bunlara izin yok. Normal insanı tahrik edecek gibi. Tıpatıp bebekler, üstelik çıplak gibi."

NAKŞİBENDİ Tarikatı İsmailağa Kolu’nun önemli isimlerinden ’Cüppeli Ahmet Hoca’ lakaplı Ahmet Ünlü, bir fetvayla cemaatinin ’İslami oyuncak bebek’ standardını belirledi. Ünlü oyuncak bebeklerle ilgili şunları söylüyor: "Öyle bebekler yapıyorlar ki, saçlarını tarıyorlar, uzun bacaklı falan, bunlara izin verilmiyor. Çünkü normal insanı tahrik edecek gibi. Tıpatıp bebekler, tıpa tıp benzetim var, sanki resim gibi, üstelik çıplak gibi."

Ahmet Ünlü’nün resmi internet sitesinde yayımladığı fetvasındaki diğer detaylar da şöyle:

Fotoğraf caiz heykel haram

Vesikalıklar ve boy resmi de olsa caizdir. Çünkü gölgeyi hapsetme, durdurma kabilindendir. Ancak haram olan kısmı; duvara asarsan, oraya doğru namaz kılarsan, penyelere basarsan haramdır. Kesinlikle haram olan kısım, heykel kısmıdır. Yani gölgesi olan suretler haramdır. Ama bir manzara kabartmış; bunda bir sorun yok. Gölgesi olması haram etmez. Ancak hayvanların da heykelleri haramdır. Canlı şekli verdin, ama can veremedin. Canı çıktı Japonya’nın robot yapana kadar. Ufacık bir robot yaptı, o da buradan buraya yürüyemiyor.

Çocuk varsa 2’ncisi tüp bebek olamaz

2’nci çocuk için tüp bebek yapması caiz değildir. Allah bir çocuk vermiş, daha ne istiyorsun. Tek çocuğu var ve ikincisi erkek olsun diye yapılan muamele haramdır. Ama hiç çocuğu olmayan için bu ihtiyaçtır. Kadının rahmine işlemi zerk edecek kişinin kadın olması şarttır.

Zaruret varsa erkek doktor olur ama...

Neden kadının avret yerini erkek görsün? Ancak ölüm döşeğindeyse olur. O zaman erkek doktor, kadını kurtarır. Ama bu işlemi yapan kadın doktor varken, bu işlemi erkeğin yapması haramdır. Erkeğin yapmasından başka yol yoksa; o erkek tek başına kalmayacak. Teke tek kalırsa ’halvet’ denir, haramdır. Zaruretinin gerektirdiği yer dışında fazla yer açılmayacak. Ne kadar gerekliyle o kadar yer açılacak.
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12018083

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bir garip yarışma "benimle çiftleşir misin?"
« Yanıtla #7 : Temmuz 08, 2009, 06:59:06 ÖS »
Dilerim ki şaka haberdir.
Yoksa bir oha daha...
A.Dursun
----------
Bir garip yarışma "benimle çiftleşir misin?"

'Dinler Yarışıyor' yarışması tepkilere ve itirazlara neden olmuştu aynı kanaldan bir 'garip' yarışma daha gündemde..

Hayvanların çiftleştirileceği "Benimle Çiftleşir misin" adlı yarışma çok tartışma yaratacağa benziyor. İşte yarışmanın tanıtımı için kanaldan gönderilen tanıtım metni.

Kanal televizyon’dan yarışmaların kralı şeklinde duyurulan ‘Benimle Çiftleşir misin?’de her şeyin ortada ve sansürsüz olacağı da vurgulanıyor.

Kanal televizyon Medya Grup Başkanı Seyhan Soylu’ya ait olan proje ‘’Hayvani- İzdivaç‘’ ile bir devri kapatıp yeni bir devir başlatacağı iddiasında.

Tuhaf yarışmanın duyurusu şöyle devam ediyor:

10 Birbirinden çapkın ve yağız erkek, 10 dünya güzeli ve birbirinden cilveli dişi…
Bir çiftlik evi ve 16 Kamera…
Bu defa her şey ortada!
Bu defa gizli - saklı yok…
Kah banyoda, kah lavaboda, kah yatak odasında…
20 yarışmacı bu kameralarla en mahrem anlarını sizlerle paylaşacaklar…
Her şey, gözlerinizin önünde canlı , canlı olacak ve bitecek.
Bu yarışmayı izlerken, zaman zaman kızacak, zaman zaman hüzünleneceksiniz.
Bazen sinirlenecek, bazen de güleceksiniz…
Onlar ruh ikizlerini sizinle beraber arayacak…
Onlar aradıkları aşkı bu programda bulacak…
Onlar sevecek, vuslata erecek ve ayrılmayacak…
Ve onların kavuşma anlarında göz yaşlarınızı tutamayacak belki de hıçkırıklara boğulacaksınız.
Belki siz de bu programda olmak için yanıp tutuşacaksınız…
10 Birbirinden yakışıklı ve çekici erkek, 10 seksi ve öldüren cazibeli dişi, hayvani duygularıyla doğru eşini bulacak. Çiftini bulan hayvanlar ‘’ Hayvani- İzdivaç ‘’ ile hem eğlenip hem evleniyorlar.
Sunuculuğunu Türkiye’nin en ateşli hayvan hakları savunucusu Panter Emel’in (Emel Yıldız) yapacağı ‘Benimle Çiftleşir misin?’ yarışmasında eşleşen hayvan çiftlere Büyük Ödül olarak 1 yıllık Veteriner hizmeti, 1 yıllık mama ve kuaför ödülü verilecek.
Yarışmaya dışarıdan katılımcı hayvan severlere ise ödül olarak çiftleşmeden doğan yavruları hediye ediyoruz.


Hazır olun ve koltuklarınızda geriye yaslanın.
‘Benimle Çiftleşir misin?’ Kanal televizyon ekranlarında çok yakında başlıyor…
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=199094

Çevrimdışı *POYRAZ

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 677
  • Puan: +37/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Oha be oha..!!!Öyle bebekler var ki insanı tahrik ediyor..
« Yanıtla #8 : Temmuz 11, 2009, 05:31:30 ÖS »

------------
Jetskici ulema…
Yılmaz Özdil

Eskiden tarikatçıydı bunlar.

Parayı buldular.

“Tahrik”atçı oldular.

*

Devamlı tahrik oluyorlar.

*

Bakın, jetskici olanı demiş ki:

“Öyle bebekler yapıyorlar ki…

Uzun bacaklı falan.

Saçları taranıyor.

Üstelik çıplak.

Tahrik edecek gibi.”

*

Şeytan diyor, koy Barbie fotoğrafını manşete, gözüne de bant at…

Bak bi daha yapıyor mu şıllık!

*

(Şimdi anlıyor musunuz, o garibim kadınlar niye çarşafa giriyor? Normalde, işi sağlama almak için brandaya girmeleri lazım… Hatta bırak kadınları, ben kendi payıma, bunların önünde secdeye bile varmam, ki, n’olur n’olmaz…

Veya, alüminyum don.)

*

Şaka bir yana…

Aklını yitirdi Türkiye.

*

Çağdaş, aydınlık, Atatürkçü bilim insanlarını hoyratça içeri tıkarsan, cüppeli müppeli hocalara “sivil toplum örgütü” diyen “züppeli hoca”ları demokrat profesör zannedersen, dindarım ayaklarına yatan dolandırıcıları baş tacı edersen, iktidar nimetlerinden yolunu bulmak için gelene ağam gidene paşam dersen… Varacağın adres bellidir.

*

Bindik bir jetskiye…

Gidiyoruz kıyamete.

*

Dolayısıyla…

Yerim sizin demokrasinizi!

Hani jetskilere plajlara yaklaşma yasağı filan konuyor ya… Bunlara da insanlara yaklaşma yasağı konsun kardeşim.
Anladik ki,
bir adin boz atli Hizir
Bir adin Mustafa Kemal
Gayri alnimiza,
daga tasa yazilir

Ya Ölum Ya Istiklal.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Namaz kılanlara Alüminyum don dönemi mi başlıyor?
« Yanıtla #9 : Temmuz 12, 2009, 07:17:44 ÖS »
Sayın Özdil'in espirisine katılmamak mümkün mü?

Ben de diyorum ki mütedeyyin(din örtüsüne saklanmayan) inanç sahipleri acele tarafından Alüminyum don  yaptırsınlar.
Neme lazım ben olsam bir Alüminyum don siparişi verirdim.
Yazık yazık....
A.Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bu bebek falan değil,karının minyatür hali.
« Yanıtla #10 : Temmuz 26, 2009, 12:51:29 ÖS »
“Bu bebek falan değil, karının minyatür hali. İnsanları tahrik edecek oyuncak bebekler yapılıyor” açıklamasıyla tepki çeken Cübbeli Ahmet Hoca, Habertürk’te Fatih Altaylı’nın “Teke Tek” programında Barbie bebek gösterilince, “Biz bundan tahrik oluyoruz demedik” dedi

Barbie açıklamasını iki yıl önce yaptığını söyleyen Cübbeli Ahmet Hoca, “En örtülüsünü bulmuşsunuz? Bu bebekte tahrik edicilik yok. Bikinilisinden bahsediyoruz. Bu kadar uzun saç, bebek saçı değil. Benim demek istediğim, çocuklara rol model olması yanlıştır. Bu büyük kadının figürüdür, bebek değildir. Bebek ise caizdir” diye konuştu.

‘Zevksiz biri değilim’
Cübbeli Ahmet Hoca, “Herkes çok garipsedi” diyen Altaylı’nın sözünü keserek, jet ski’ye binmesi konusunda şunları söyledi:
“Öcü gibi gösterilince, bir de böyle olunca, beni zannettiler ki zevksiz, kültürsüz, yaşamı bilmeyen, mağaradan çıkmış biri... O hainliği yapan, benim yanıma gidip gelen cemaatten biriydi. Bizi tatile davet etti, ‘Burası kayalık denize girilmez’ dedi. Çok bunalmıştık, devamlı camii, cemaat... Eşimizi aldık... Dediler ki ‘Açıkta denize girer misiniz?’ Ne ile gideceğiz? Milyon dolarlar vererek gemi tutacak halimiz yok. Haşemamız var, avret yeri örtülü. Başımız mecbur açık olacak, takke denizin dibine giderse alamayız. Adam demiş ki, ‘Bizi çek’. Meğerse gazete gazete gezip, 10 bin TL’ye satacakmış.”
“Depremde mevlam zina yuvalarını vurdu” gibi sözleri anımsatılarak, “Deprem olsa yine söyler misiniz?” sorusuna, Cübbeli, “Her doğru her zaman söylenmez” yanıtını verdi.
İSTANBUL Milliyet

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Cüppelileri, çarşaflıları ‘medya starı’ haline getirenler çok mu masum?

Mustafa Mutlu
gazetevatan.com
 
Özel televizyonların yayına başlamasıyla, TRT kadrosunda yetişip bu kanallara geçen bazı haberci büyüklerimiz “çarşaf”a sarıldı...

Devlet televizyonunun katı kuralları nedeniyle giremedikleri konuları tartıştırmak ve “aslında ne kadar demokrat” olduklarını kanıtlamak ister gibiydi hepsi...

Haftanın en az iki akşamı, ulusal kanalların birinde tartışma programı düzenleniyor ve o güne kadar kimsenin tanımadığı çarşaflı-türbanlı kadınlar “İslamcı Entelektüel” diye takdim ediliyordu...

Bu kadınların entelektüelliği ise; bir üniversitenin ilahiyat fakültesini bitirmiş olmalarından kaynaklanıyordu çoğunlukla...


***


Sonra aynı arkadaşlar, sakallı-cüppeli mollaları, zamanında bir gazeteciye kurşun sıkmış bugünün çocuk tacizcisini ekranlara getirmeye başladılar...

Yaptıklarının haklılığına ve gerekliliğine o kadar inanıyorlardı ki, asla eleştiri kabul etmiyorlardı...

Oysa kimi kez “dalga geçmek” için ekrana çıkardıkları o kadınlar ve adamlar, toplumun eğitimden yeterince nasibini almamış kesimini inanılmaz bir hızla etkiliyordu.

Çünkü ağızlarını açtıklarında “din” diyorlardı...

Bütün dünyevi gelişmeleri dini büyüteçle analiz ederek, yorumluyorlardı.

Onlar din dedikçe, cami dedikçe, başörtüsü dedikçe; Türkiye’nin dört bir yanındaki binlerce insanın dünyaya bakışı değişiyordu.

Bilimi, çağdaşlığı, sanatı, insanca yaşamayı, eğlenmeyi, coşmayı, sevmeyi, sevişmeyi, heykeli, resmi, müziği ayıp görmeye başlıyorlardı...

Kendilerine “rol model” olarak, o kara çarşaflı kadınları ve cüppeli adamları örnek alıyorlardı.


***


İddia ediyorum ki; Türkiye’nin bu hale gelmesinde sadece dini kullanan o kadınların ya da adamların değil, onların propagandasına alet olan dönemin ünlü sunucularının, habercilerinin de rolü var...

Özellikle de iki ismin:

Ali Kırca ve Mehmet Ali Birand!

Onlar ve diğerleri; biraz “demokrat görünmek”, biraz da “ilginç tipleri ekranlara çıkartıp reyting pastasındaki paylarını artırmak” için, yıllar boyunca bu programları yapıp durdular...

Şimdi aynı istismar; dinci sermayenin kontrolündeki televizyon kanallarında rutin bir hâl aldı. O kanallara çıkan neredeyse her “uzman” türbanlı ya da sakallı!


***


Bazı ulusal kanallar da; Ali Kırca’nın ve Mehmet Ali Birand’ın açtığı yoldan yürüyen programcılarla doldu...

Son örneği geçen hafta yaşadık:

Ünlü programcı Fatih Altaylı, Cüppeli Ahmet’i programına çıkardı.

Bunu da büyük bir televizyonculuk başarısıymış gibi günlerce anons ettirdi.

Altaylı; Cüppeli Ahmet’in adının karıştığı “jet-ski”, “oyuncak bebeklerin cinsel isteği artırdığı” gibi skandalları gündeme getirdi ama...

Asıl olarak; onu bir “din âlimi” olarak kabul edip, dinsel içerikli konularda ahkâm kesmesine, insanları yalan-yanlış bilgilendirmesine ve yönlendirmesine olanak sağladı...

Böylece; o programı izleyen binlerce kişinin kafasının karışmasına, bu adamın üyesi bulunduğu tarikata, sempati duymasına neden oldu.


***


Gazetecilik mesleğinin etik kuralları belli... Bu tür programları yaparken bunların tümüne uyarsanız, iyi gazeteci olursunuz...

Ama bu, tuttuğunuz yolun doğru olduğu anlamına gelmez!

Toplumu bir yerlere sürüklemeye niyetlenenlere hizmet ettiğiniz için, artık o taşın altında sizin de parmağınız vardır!

Bir kez bu hataya düştükten sonra kırk yıl “Ben çağdaşım, ben laik devletten yanayım, ben demokratım” diye bağırsanız; nafile...

Adınız çıkmıştır doksana... İnmez seksene!


***


İyi bir gazeteci olmak, elbette benim için de çok önemli... Ama eğilip, bükülmeden... Değerlerimden taviz vermeden...

Gerektiğinde ağaçlar gibi ayakta ölerek!

*****


GÜNÜN SORUSU


Gün geçmiyor ki bazı ünlüler, “Etiler’deki bir kaçak kumarhane”ye yapılan baskında yakalanıp, emniyete götürülmesin... Son olarak da televizyonların üç ünlü ismi yakalandı, fotoğrafları çektirilerek teşhir edildi.

Kumar oynamak Türk Ceza Kanunu’na göre suç sayılmadığı halde, polis acaba bu insanları neden her yakaladığında emniyete götürür?
*****
BÜYÜKANIT ARTIK KONUŞMALI

Sayın Büyükanıt... Acaba esrarengiz Dolmabahçe buluşmasından sonra yolunuz hiç Dolmabahçe’ye düştü mü? Düştüyse; neler hissettiniz?

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Mehmet Şevket Eygi ŞEYHİ OLAN CEMAATE YÜKLENMİŞ
« Yanıtla #12 : Ağustos 25, 2009, 05:45:58 ÖS »
Mehmet Şevket Eygi ŞEYHİ OLAN CEMAATE YÜKLENMİŞ.
Allahallah kimler dğişti de bir ben değişemedim.
Yuh olsun bana...
A.Dursun
----------
İSLÂMCILAR HARAM GANİMETLER PEŞİNDE
 
Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü yazısında Türkiye’nin nehale geldiğini yazdı. Yazısında İslamcıların haram ganimetler peşinde olduğunu söyleyen Eygi, şöyle devam etti: “Şu Ramazan eğlencelerine, etkinliklerine bakınız. Başımıza taş yağacak” İşte Eygi’nin yasından ilgili bölümler:
Bazı zamane sofuları "Biz orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, umremizi yapıyoruz, tesbihimizi çekiyoruz, hoparlörümüzü bağırtıyoruz, hurmamızı yiyoruz..." diyeceklerdir. Allah kabul etsin ama kurtulmak için bunlar yetmez. Namazın, orucun yanında emr-i mâruf nehy-i münker farizasını da yerine getirmemiz gerekir. Bu farzı bilkülliye terk eden Müslüman bir toplumun başına azap ineceğini Peygamber-i Zişan Efendimiz (Salat ve selam olsun O'na) haber veriyor.
Sevda Türküsev hanımın yazısını okuyunuz da ülkenin ahlâk bakımından ne hale geldiğini anlayınız.
Kur'ân-ı Azimüşşan haber veriyor:
"Öyle bir musibetten korkunuz ki, o içinizden sadece kötü olanlara gelmez (genel gelir)."
Ülkedeki şu zina ve bina çılgınlığına bakınız.
Riba riba riba...
Fısk ve fücur ayyuka çıkmış.
İsyan ve tuğyan.
Aşırı lüks aşırı tüketim, aşırı israf, sefahat, beyinsizlik...
İslâmcılar haram ganimetler peşinde.
Şu Ramazan eğlencelerine, etkinliklerine bakınız. Başımıza taş yağacak.
Göklerde uçan mübarekler, zemine inin de şu Ümmet-i Muhammed'in hal-i perişanını görün.
Din iman elden gitmiş, bazıları nelerle uğraşıyor.
Benim şeyhim çok uçar... Şeyhin kadar taş düşsün başına!..
Ramazan geldi, Pideler bol susamlı ve çörek otlu...Ramazan münasebetiyle hoparlörler iyice yağlandı, pasları silindi, gür sesle ezan okunuyor. Sarı hafız yatsı ve teravihi 12 dakikada bitirecek ama Diyanet izin vermiyor. Camiye yardım camiye yardım!.. Saçlarını deve hörgücü gibi yapmış, başına sekiz renkli eşarp takmış, elbiseleri de rengarenk sözde tesettürlü genç hanım o kadar dikkati çekiyor ki, sokakta erkekler hep ona bakıyor. Tesettür dediğin böyle olmalı!..
Medreseler kapalı, ilim yok.
Tekkeler kapalı, irfan yok.
Onların dinleri para, kıbleleri karıdır.
Ümmet birliği yok, tefrika var.
Elifi görse mertek sanır, ictihad yapmaya kalkıyor.
Efganî'yi tenkit edenler onun taharet bezi olamaz. Ya öyle mi?
Yahu konuyu yine dağıttık. Türkiye nurlu ve parlak ufuklara doğru mu koşuyor, yoksa karanlıklara doğru mu?
Siz ne dersiniz?
Odatv.com
25 Ağustos 2009

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Mukaddesat mı dersiniz, kutsal değerler mi dersiniz, işte onlar kesinlikle süflî siyasete, kirli ticarete, pisleten para işlerine, şeytanî ihtiraslara, riyaset sevgisine âlet edilmemelidir.

Kutsal değerler nelerdir?

Yüce İslâm dinidir.

Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm'dir.

Şeriattir.

Tarikattir.

Turuk-i aliye-i islâmiyye (Tarikatlar) holdinglere, marketlere, ticarethanelere, bezirganlık müesseselerine dönüştürülmemelidir.

Süflî politika kirletir.

Para kirlidir, o da kirletir.

Şeriat ve Tarikat kutsaldır, yücedir.Pis, kirli, necis paraya, ihtirasata, çeşitli şehevata âlet edilemez.

Mukaddesat sömürüsü ve bezirganlığı yapanlar karı satanlardan daha alçaktır.

Haram para saymaktan tesbih çekmeye vakit bulamayan sahtekârlar mutasavvıf değil şeytandır.

Dini imanı para olan kişiler gerçek Müslüman değildir.

İslâm dini, Kur'ân, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Şeriat, tarikat kutsaldır ve yücedir.

Bu mukaddes değerleri,

Lüks meskenler,

Lüks yazlıklar,

Lüks binitler,

Lüks eşya,

Lüks bir hayat,

Büyük servet sahibi olmak,

İnsanlara caka satmak,

Yeryüzünde gurur ve kibirle dolaşmak,

Nefs-i emmâresini tatmin etmek,

Riyasete, makama, mevkie ulaşmak,

Ve bunlara benzer dünya gurur ve oyalanmaları uğrunda âlet, istismar ve istihdam edenler haindir, merduttur, münafıktır, fasık ve facirdir, şerir ve şakîdir.

Onlar ihlassız, mürüvvetsiz, ahlâksız, faziletsiz, fütüvvetsiz haşarattır.

Bu haşaratın dine, imana, Kur'ân'a, Ümmet'e verdiği zararı harbî kâfirler veremez.

Müslümanlar!..

Bu adamlara kanmayınız... Bunların tuzaklarına düşmeyiniz... Bunların sizi aldatmasına fırsat vermeyiniz...

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Mehmet Şevket Eygi kimdir?
« Yanıtla #14 : Mart 30, 2010, 05:14:04 ÖS »
Konunun özeti;
"Onların tuzağına düşmeyin,bizim kucağımıza düşün..."

A.Dursun

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ynt: Mehmet Şevket Eygi kimdir?
« Yanıtla #15 : Mart 30, 2010, 11:30:25 ÖS »
Sayın Ahmet Dursun, konuyu özetlemişşiniz,

Sunlar kendi aralarında da anlaşamaz,

En iyi iman kimde,

En iyi inanan kim,

Yaratıcı adına kim konuşacak?

Bu işin altından bir türlü çıkamadılar çıkamazlarda.

Ahmet Hocasın'dan Fethullahına, Erbakan hocalarından Nakşi şeyhlerine, Baran dergisinden, Menzil tarikatına oradan Haydarbaş'a kadar onlarca Tarikat şeyh,

İşleri güçleri inanların önünde birer tuzak olarak durmaktır.

İlginç tarafı hepsi '' Müslüman'' bir bakıyorsunuz bir birlerinin işlerini, hasaplarını, kitaplarını ortaya döküyorlar.

İyi de yapıyorlar !