Gönderen Konu: Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?  (Okunma sayısı 473 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?
« : Eylül 16, 2008, 11:52:55 ÖÖ »
''Ne kadar paraya ne kadar zekat gerekir?' 
 Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman'ı bencillikten korumuş, egoistlikten uzak tutmuştur. Bu sebeple İslam'la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra yoksula yardım mükellefiyeti duymayabilirler. Ama Müslüman, çevresine böyle ilgisiz kalamaz. Çünkü iman ettiği İslam ona mükellefiyetler yükler.'' AHMED ŞAHİN   Zaman

Zaman yazarının sorusunu söylede sorabiliriz.

Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?

Yaratıcı, insanoğlunun bencil olduğunu  biliyormuydu ?
Büyük bir olasılıkla öyle.
Belkide en korkunç cezaları onun için sundu.
Belkide, gidilecek cennet beklentisi bu dünyada adem oğlunu  yola getirecekti.

Getiriyormu ?

Ne  sosyalizmin bu Dünya da ne de Dinin öbür Dünyada vaat ettiği cennet insanoğlunun bir işine yaramadı.
En katı disiplinler inançlar bile mülkiyet ve iktidar hırsı karşısında yenildi.
Zaman gazetesi yazarı boşuna konuşuyor, dönüp kendilerine bakabilecek durumdalarmı  ?

Yarattıkları dünya eşitsizliğe, haksızlığa ve yolsuzluğa dayanıyor.
Enişte, damat, tarikat, kara para, naylon şirket, sahte fatura…

Yimpaş, Kombasan, Deniz feneri..

Ya kayıp triliyonlar?

Bunların zekatı kaç para ?

Din her zaman egemenlerin, yönetenlerin bir aracı oldu.

Kapitalizmin yarattığı  tüketim toplumunda din pazarın bir parçası haline getirildi.
Türkiye gibi az gelişmiş bağımlı bir ülkede ise din yolsuzluğun, çıkar ilişkilerinin de bir parçası oldu.

Küresel Dünyanın karanlık yüzünde Vatikan, Siyonizm, Ilımlı İslamın olması boşuna değil.

Fethullahçı  zaman yazarı İslam adına konuşuyor,

‘’ Müslüman, çevresine böyle ilgisiz kalamaz. Çünkü iman ettiği İslam ona mükellefiyetler yükler.’’

Ne yükler ?

Biri yoksula , ikisi cebe.

İki kişiden biri olmayı böyle yarattılar.



Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?
« Yanıtla #1 : Eylül 16, 2008, 05:15:25 ÖS »
Aman ha,
Sakın sakın diyeyim.
Durup dururken milleti neden uyandırıyorsunuz ki?
Ne de güzel uyuyorduk.
Ne oldu da böylesine bir uyanış sergilemeye çalışıyorsunuz ki?
Size(haliyle bize)mi kaldı insanları uyandırmak?
Bırakın tanrı aşkına.
Ne de güzel uyuyoruz.
Yapmayın,toplumu uyandıracak soruları sormayın.
Ola ki siz de dinden çıkmış falan olmayasınız.
Bir gün birileri toplumu uyandırma görevini kendinde hissederek bazı gerçekleri sunmaya kalkarsa bakarsınız ya hain ya da birşeylerci olmakla suçlanabilirsiniz.
ne cesaretle bu gerçekleri tolumun önüne sunabiliyorsunuz ki?
Siz kim oluyor da insanları aydınlatıyorsunuz derler ise ne yapacaksınız?
Bırakın da rahat rahat uyumaya devam etsinler.
A.Dursun

Çevrimdışı TOGEÇ

  • Kemal Denizer
  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 980
  • Puan: +34/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı
Ynt: Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?
« Yanıtla #2 : Eylül 16, 2008, 07:24:35 ÖS »
Annemin baş ucumda mırıldandığını doğal olarak hatırlamıyorum ama, oğlum ve kızımın baş ucunda mırıldandığım ninnilerden birisini hatırlattı yazdıklarınız, Ahmet bey.

"uyusun da büyüsün niiiinniiii
tıpış tıpış yürüsün niiiiinni"

Acaba bu ninniler çok mu etkili, çok mu kalıcı uyku hali yaratıyor da  HALÂ UYANAMIYORUZ...


Tüm dünyada çeşit çeşit kandırmacalar var. Çeşit çeşit de kandırma yolları.

Fakat eminim ki, hiçbir ülkede geniş kitleleri kandırmak ve kandırılmadığına inandırmak bizim ülkemizdeki kadar kolay olmamıştır, olamamıştır.

İşin en acaip yanı da ne biliyormusunuz;   SEVAP kazanmak için aracı kullanıp da GÜNAH'a "bilmeden" ortak olanlar, bu günahkârları savunmaya çalışıyorlar , HALÂ !

Dana nasıl ortaya çıkması gerekiyor bu cepçilerin yediği herzeler? Almanya'da görülen ve yarın (17 09 2008) günü büyük ihtimalle kesinleşecek olan hapis cezaları, Türkiye'deki bir mahkemede görülüyor olsaydı, 1,5 yılda değil 5 yılda karar aşamasına gelemez;  hakimler savcılar değiştikçe değişir, duruşmalar ilden ile aktarılır, avukatlar binbir hileyle erteleme talep eder ve en acısı siyasi baskı sonucu hakimler ve savcılar "derinleştirmeye" cesaret edemez halde korkutulurlardı. Diyelim ki karar alındı ve mahkum edildi zanlılar. Bu mahkumiyet kararını alacak hakimin de burnundan fitil fitil getirilmek için seferber olunurdu.

Şimdi esas merak ettiğim konuya geliyorum.

Bugün (16 Eylül 2008) Alman savcının dile getirdiği bir konu var.  "Buzdağının görünmeyen kısmı Türkiye'de!"

Rüştünü ıspat etme ihtiyacı elzem olan Türk Hukuk Sistemi Almanya'daki dosyaları isdetip, incelemesini tam olarak yapabilecek mi?

Bildiğimiz kadarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açmış durumda. Bu soruşturma nihayete erdirilebilinecek mi?

O cesur Arslan savcılar gizlendikleri tilki kovuklarından çıkıp da ormanda salına salına dolaşabilecekler mi?

Yoksa Orman Kanunları'nın çakalların hükümranlığında devam etmesini gizlendikleri kovuklarda izlemeye devam mı edecekler?

Birilerinin televizyonlara kasım kasım kasılarak çıkıp "cesur savcıları italyadan mı ithal edelim?" dediği gibi biz de "cesur savcıları ALMANYA'dan mı ithal edelim?" diyebilirmiyiz?

Ben yine de eminim ki,  hukukun üstünlüğü prensibi halen can vermemiştir bu ülkede.

O cesur savcıya bir ipucu da ben vereyim :  SPK , TMSF , BDDK gibi devlet kuruluşlarının da "MALİ DENETİMİNİ" yapan kuruluş, ayni zamanda Türkiye'deki Deniz Feneri derneğinin de "MALİ DENETİMİNİ" yapmış ve uygunluk raporu vermiştir.  Sayın savcım,  bu firmanın sahibinden en etkisiz çalışanına kadar incelemenizi salık veriyorum.  Bakın o zaman hangi usulsüzlükler, kayırmacılıklar ve servet kaydırmaları nasıl da su yüzüne çıkacak.

Bu akşamlık benden bu kadar tüyo yeter.  Soran olursa zulada beklettiğim başla tüyolar da mevcuttur.

Saygılarımla,

Kemal Denizer
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?
« Yanıtla #3 : Eylül 16, 2008, 08:00:07 ÖS »
Sevgili dostum,
Aslında dışardan şunu bunu ihraç edeceğimize başbakan ihraç etsek nasıl olur?
Zira dürüst başbakan nedir,nasıldır,neye benzer hala bilenimiz yok.
Tabii ki bir iki istisna hariç.

Milli Eğitim seferberliğimize bakarmısınız?
Uyu Ali uyu,yat Ayşe yat,Fatma hu çek,Allah bilir Hamza allah bilir,vs.....

Dostum bu sistemden ne beklersin ki?
Daha net yazacak olursam sanırım ki Ergenekon suçlusu olacağım.

Çünkü,milleti uyandırmak suçtur suç.
Sakın ola ki bu suça beni de iştirak ettirmeye kalkmayın.

Bırakın ne güzel geçiniyoruz.
Elektirğe % 80 civarı,doğal gaza % 52 civarı,su zaten hak getire...vs......
Emekli memnun,çalışan ha keza.
İşçi memnun,patron ha keza.....
İş kazaları mı?
o da ne ki?
Saflık yapıp ta kader olan şeyleri kaza ile karıştıran şeyten da kim?
Tanrının işine burnunu sokan fitneci de kim?

Yapmayın dostlarım yapmayın.
Millet uyanacak olursa soygun çetesi nereye kacacak ki?

Allahtan iyi mi bileceğiz?
Haşa,sümme haşalar devreye girecek.

Hatta zenginliği,zekayı,özel yeteneği allahın kime vereceğini biz onlardan daha mı iyi bileceğiz?
Dikkat edin allahtan demiyorum,onlar dan iyi mi bileceğiz diyorum.
Kim onlar?
Allah adına söz hakkı olduğu iddiasında olanlar.
Ermişler,dervişler,şeyhler,şıhlar,vs......

Allah adına konuşma yetkisi üstelik bize de verilmemiş ki.
Salt onlara verilmiş iken..........

Uyu Mehmedim,uyu Ahmedim,uyu Ayşem,uyu Fatmam vs....

Aramızdaki fark nedir diye sormuş ve yanıtını da vermiş idim.

Aslında o yazımda dediğim gibi ne ülkemiz diğerlerinden verimsiz,ne insanlarımız daha aptal ya da onlar daha akıllı değil,üstelik liderlerimiz de onların liderlerinden ahmak değil elbet.
lakin tek fark:
Çocuklarımıza ne zaman ki ev,araba,bankada para vs..gibi maddi değerler değil de DÜRÜSTLÜK ilkesini miras olarak bırakacak olur isek,işte o vakit kurtuluş vardır.

Gerisi masalcı teyzeliktir.
Öteye gitmez.
YALAN MI?Saygı ile...
Ahmet Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ŞEVKİ YILMAZ."pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu"
« Yanıtla #4 : Eylül 16, 2008, 08:15:46 ÖS »
Türk parlamenter sisteminin gördüğü en zavallı ama bir yandan da en eğlenceli adamlardan biridir hiç şüphesiz,hac esnasında ihram içindeyken "bu pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu..." sözü unutulmazdır. unutulmaz oluşu bu sözü ihram sarnımışken etmesi değil, henüz kendisi de hala "Türk parlementosu"nda bir milletvekiliyken etmiş olmasıdır.
-----------------
Hürriyet gazetesinin 16 temmuz 2000 tarihli sayısında Murat Bardakcı, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un bir hastahanenin başhekimini ağır hakaretlerle kovmasını haklı bulduğunu ve eskiden olsa kovulan başhekimin iyi bir dayak da yiyeceğini yazmıştır. ''…zira biz yabancı elçileri bile pataklayıp kapı dışarı ederdik.'', diye övünerek yazısını sürdürmüştür. Sultanların vezirlerine yönelttikleri pezevenk sözcükleri ile süslü hakaretlerini örnek vererek yazısını uzatmıştır. Bunları yazarken devleti pezevenklerin yönettiği düşüncesinin yayılmasına neden olacağını hesaplamamıştır anlaşılan. Saldırgan yasadışı davranışları ile ünlenen Sağlık Bakanı Osman Durmuş, MHP üyesi tanınmış bir cinayet sanığıdır. Durmuş, 1970'li yılların başında diğer MHP'li arkadaşları ile birlikte demokratik görüşlere sahip doktor Necdet Güçlü'yü vurarak öldürme gerekçesiyle gıyabında yargılanmış ve kaçıp saklandığı için hapse girmekten kurtulmuştur.
----------------
1947'den bu yana Türk siyaset sahnesinde siyasilerin birbirlerine hakaret etmek için kullandıkları poşetlik muzur sözlerin en meşhurlarını sizler için derledik: (ben derlemedim - topik sahibinin notu)

Siyasetçilerimin "profesyonel cani"den "sapık"tan başlayıp "hırsız"a "psikopat"a, Meclis Genel Kurullarında ağızların dökülen "peze....", "Eşşoğlueşşek" ve "hayvan"a kadar uzayan geniş literatürüne geçmişten bugüne değin bakıldığında ortaya hayli ilginç bir hakaret listesi çıkıyor. İşte siyasetçilerimizin birbirlerine reva gördükleri, poşete girmesi gereken "muzur" sözleri:

Yengemin şeyi olsa eniştem olur (Merhum Turgut Özal'ın Demirel'i hedef alan eleştirileri)

Gaspçı, Siyasetin kısa pantalonu, ikiyüzlü, yüreksiz, ortamalı, ebleh (DYP Genel başkanı Süleyman Demirel'in Özal'a cevabı hakaretlerinden)

Siz bunu küçük Turgut'a anlatın (8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dan SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'ye)

Yalnız Turgut beyin küçüğü yok herkesin var (Dönemin SHP Milletvekili Cüneyt Canver)

Oyarım (Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler'den milletvekillerine)

Tükürürüm ben böyle sanatın içine (Ankara Büyükşehir belediye Başkanı Melih Gökçek'ten müstehcen heykele)

Bu atın çok şahsiyetli olduğunu gösteriyor, üstünde tutmadığına göre (Necmettin Erbakan'dan R. Tayyip Erdoğan'ı sırtından atan ata)

Peze....lerin oluşturduğu türk parlamentosu ihanet içindedir.. Bizi idare eden 60 yıllık iktidarların yüzde sekseninde deve kadar namus yoktur (Şevki Yılmaz'ın 1997'de kıyametler kopartan konuşmasından)

Deyyus-u ekber dışarı (CHP milletvekili Sabri Ergül'ün Şevki yılmaz için hazırlattığı pankart)

Sütü bozuk, şerefsiz, soysuz, sopsuz serseri.. (Mecliste sık sık yapılan kavgalarda milletvekillerinin favori sözleri)

Şerefsiz onbaşı (DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'den Mesut Yılmaz'a hitaben söylenen ve kendisine milyonlarca liraya mal olan ünlü hakaret)

Allahsız (Cem Uzan'ın Bursa Mitinginde Tayyip Erdoğan'ı hedef alan ve cezaya çarptırılmasına neden olan hakareti)

Yavşak (Cavit Çağlar'ın DYP milletvekiliği döneminde Mesut Yılmaz'ı hedef alan hakareti)

Öküz (Necmettin Erbakan'ın bir oturum sırasında Bülent Ecevit'e kızarak böyle mırıldanmıştı)

Çüşş! (1965 yılında Çetin Altan'ın milletvekiliği sırasında kendisine hakaret edenlerin annesine hakaret etmesine kadar ileri gitmesi üzerine söylediği ünlü söz... Bu sözün ardından gelişen olarlarda Altan'a 'Hoşt, sarhoş, kızıl köpek' gibi hakeretler yapılmış hatta bir toplantıda üzerine yürünerek linç edilmeye kalkışılmıştır. Çetin Altan'ı linçten kurtaran milletvekili Nermin Neftçi'nin "Adam öldürüyorlar" çığlığı olmuştur)

Provokatör oros...lar (RP milletvekili Halil İbrahim çelik'in iki kadın gazeci için kullandığı ünlü hakeretlerden)

Menderes, hastalıklı ve psikopat bir ruhun ifadesi (Dönemin Başbakanı Recep Peker'in Demokrat Parti milletvekili Adnan Mendres'i hedef alan eleştirisi)

Elinin körü utanman lazım (ANAP'lı bakan Ekrem Pakdemirli'den Demirel'e hitaben)

Ben otel ayısıyım (ANAP'lı Bakan Mustafa Taşar kendisini övmeye çalışıyor) kaynak: Haberturk
-----------------------
şevki yılmaz:
-adam ayı.. yook ne ayısı.. tam ayı pezevenk
-madem o kadar eşitlikten yanasın be pezevenk adam.. götür karını o genelevine de o eşitlik sağlansın o zaman (Celal Ddoğan'a hitaben)
-------------
Refahlı Yılmaz'dan hakaret yağmuru

Parlamento'yu ihanetle suçlayan Şevki Yılmaz TRT, işadamı Cem Boyner ve Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'a ağıza alınmayacak sözler söyledi

HABER MERKEZİ
REFAH Partisi Rize Milletvekili Şevki Yılmaz, yine açtı ağzını, yumdu gözünü. Türkiye'nin 70 yıldır Hıristiyanlıkla yönetildiğini öne süren Yılmaz; "Bu peze.. oluşturduğu Türk parlamentosu ihanet içindedir" dedi. TRT, işadamı Cem Boyner ve Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'a da hakaret yağdıran Yılmaz, "Suç olsa da konuşacağım. Mertseler beni mahkemeye verirler" diye konuştu.
RP'li Yılmaz'ın Ankara Etimesgut ve Almanya'da Milli Gençlik Vakfı'nın toplantılarında yaptığı iki konuşmanın bandı, dün akşam Kanal D'deki Arena programında ve Show TV ana haber bülteninde yayınlandı. Yılmaz'ın kamuoyunu şok eden konuşmalarından bazı bölümler özetle şöyle:

`Ülke hainlerin elinde'

* "Bir ülkenin alimleri bozulursa o ülke bozulur. Yeter artık korkaklıktan. Ne olur, 10 sene Sağmalcılar Cezaevi'ne atar. Ölümden öteye ceza verebilirler mi? Ne olur, bu ülkenin Hak'ka dönmesi için şahadete razı olun, hazır olun. Siyasetten ilgisiz kalanlar, meydanı din düşmanlarına terkederler. Ama muvaffak olamadık, önümüze kanun çıktı; bu pezevenklerin oluşturduğu Türk parlamentosundan. Türkiye tehlikededir. Türkiye'nin başı, parlamentosu da ihanet içindedir. Bu ülke, hainlerin elindedir, bu ülke alçakların idaresindedir. Bizi idare eden 60 yıllık iktidarların yüzde 80'inde deve kadar namus yok.
* Dıştaki düşmanların işgalini kolaylaştırmak için; bu ülkede vatan için, bayrağı için, ülkesi için can vermeye hazır imam hatip okulu talebelerini tehlike olarak Köşk'e rapor etme zilletliğini, alçaklığını ve şerefsizliğini göstermiştir, Cem Boyner denilen Selanikli p.. Kendisi Selanik Yahudisinden doğma bir p..'tir.

`Türkiye işgal altında'

* Türk televizyonu işgal altındadır. Vallahi Türk televizyonunun tahribatını dokuz tümen Rus gavur ordusu yapamaz. Amerikan filmleriyle, ahlaksız sahnelerle bir milletin evleri dinamitleniyor. Vallahi şu TRT'nin, şu Milli Eğitim'in yaptığı ihanet, Ebu Cehil ve Firavun'un yaptığı ihanetten daha büyüktür. TRT'yi huzurunuzda kahpe olarak ilan ediyorum. Bu konuşmaları başkentte yaparak huzurunuza geldim. Mertseler beni mahkemeye verirler, kendilerine güveniyorlarsa!
* Ölmek isteyen kafir Ortadoğu'ya gelsin. Gebermek isteyen kafir, Ortadoğu'ya gelsin. Mezar kuruldu mezar. Allah'ın izniyle Muhammedimizin, memleketimizin, bütün dünya Müslümanlarının başkenti Mekke'yle Medine'yi İsrail'e mezar yapmazsak namerdiz.

`Be pezevenk, deyyus..'

* Akdeniz'de bütün pavyonları Amerikan askerleri kapattı. Bir haftadır Amerikan askeri, Ayşe'ye Fatma'ya saldırıyor.
Antep'e gittim geçen ay. Cuma akşamı spor salonunda konuştum. Antep'te fuhuş evi törenle açıldı. Tekbir sesiyle. Zina yapılacak yer `Allahuekber' diye diye, kurban kesilerek açıldı. Belediye Başkanı (Celal Doğan) dedi ki: `Sosyal demokratım, eşitlikten yanayım. Fuhuş yapmak istemeyen gence saygı duyarım, ama arzu edenlere de hizmet ederim.'
Ben de kendisine dedim ki: `Be pezevenk deyyus başkan. Başkasının aldatılmış, beyaz kadın tüccarlarının aldatılmış kızlarıyla eşitlik sağlayacağına, hanımını gönder de eşitliği böyle sağla, alnından öpeyim.'
İstanbul'un fethinin 544. yıldönümü nedeniyle Sakarya'da Milli Gençlik Vakfı'nın gecesine katılan Şevki Yılmaz, bu konuşmasında yine medyaya saldırdı.
milliyet.com.tr
Kaynak:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/3639269/
**********
TBMM,550 EFENDİ,75 MİLYON KÖLE
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=420.msg559#msg559

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ynt: Ne kadar yolsuzluğa ne kadar zekat gerekir ?
« Yanıtla #5 : Eylül 16, 2008, 10:46:15 ÖS »
Sayın Dursun

Ne diyelim haklısınız...

Benim bağzen kafam takılır soru sormak aklıma gelincede öyle yazarım

Nasıl anlaşılacağınıda açıkçası fazla düşünmem.

Sonuç olarak, dincilerin dünyası bir tuhaftır. Bir yanda cennette yaşayacakları güzel günleri hayal ederler, bu tarafta ise kendi çıkar Dünyalarına karışamazsınız, söz söyleyemezsiniz.

Sonsuz bir yaratıcı adına, ömürleri kısa, beyinleri sınırlı biz insanların söz söylemesini karar vermesini ben kendi adıma anlayamıyorum.

Zekat vermek denilebirki toplumsal yaşamda bir paylaşım aracıdır. Bu böyle ise doğrudur.

Ama bundan bahsedenlere bakın,

Türkiye'nin dış borçu 11 milyarı geçti

Siz bunlardan hiç duydunuzmu bize kim zekat verecek sorusunu?

IMF heyeti önüde, kardeşim biz Müslümanız bizden kazandınız, şimdide bize zekat verin diyen varmı?

Bunuda bir kenara bırakalım. Müslümanlıkta faiz haram demiyorlarmı?

Türkiye ne kadar faiz ödedi?

Hiç duydukmu faiz haramdır biz ödemeyilim diyeni?





Sevgiler Saygılar.














Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Siz Özal için Papaz dediniz.Haham dediniz,faizci dediniz..

Vay Şevki Yılmaz vay… sen neymişsin be abi!

Mahmut Mustafaoğlu
 
Şevki Yılmaz epey bir zaman siyasetin içinde çok aktif, hareketli ve üslup olarak da farklı bir tipti. Onun siyaset üslubunu hiçbir zaman benimsemiş, önemsemiş biri değildim.
Avazı çıktığı kadar, hançeresini yırtarak konuşması, kendini kaybeden bir karakteri benimsemem düşünülmezdi. Bağırarak konuşması, pervasızlığı bir vaiz tipi oluşturması halk üzerinde etkiliydi. Kasetleri elden ele dolaşıyor, o bir siyasetçi tipi yerine tam bir çığırtkan vaiz tipiyle hocalık unvanını edinmişti.
Ona kitleler “Şevki Yılmaz Hoca”, “Şevki Hoca” sıfatını yakıştırmıştı. Aşırıcılığı, bazen üslubuyla söylediklerinin nerelere vardığını düşünmeden saçıp savuruyordu.

Bu, öyle ki bir tükürük gibi insanın üzerine yapışıyordu. RP’nin kapatılmasında onun aşırı üslubu da bir sebep olarak görülmüştü. Mahkûm olmuş, yurt dışına gitmişti. Gidiş o gidiş fakat farklı bir gidiş. Gelişi de farklı. O “görevli” Şevki Yılmaz gitmiş yerine bir başkası gelmişti. Siyasetin içinde olmadan, ama aktif siyaset yapan biri oluvermişti. Rize’de bir televizyon programında ve katıldığı toplantılarda Erbakan Hoca’ya demediğini bırakmamıştı.
 
Üsküdar ve Ümraniye bölgesinde şu sıralar yeniden ortaya çıktı. AKP’nin manevi hocası, önderi olarak ev sohbetlerine katılıyor. Kendisini bir bilge yerine konumlandırarak.

Şevki Yılmaz AKP’nin manevi önderi konumunda bir role soyunmuş. Fetva veriyor. İftira ederek, olayları çarpıtarak. Bütün bunlara da dini meşruiyet vererek yapıyor.

Katıldığı iki ev sohbetinde, ana başlıklarla ileri sürdüğü iddiaları öğrenince insan bir tuhaf oluyor. Bir insan olayları nasıl bu denli çarpıtıyor. Bir de aynı ortamda kendi kendisini tenakuza düşürüyor. Konuşmasının ana başlıkları şöyle:
 
“D-8 o kadar önemli değildir. Ondan daha önemli olan, ondan daha önce D-4’ler kurulmuştur. D-4’leri kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir.”
 
Tarihi seyri bilmeyen ev sohbetine katılanları nasıl yanılttığı bu ilk iddiası ile ortada.
Söz konusu olay şudur: “Bağdat Paktı (1955-1958), Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Birleşik Krallık arasında, Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu'da nüfuz kurmasını önlemeye yönelik olarak kurulan güvenlik ve savunma örgütüdür.
Şubat 1955'te Bağdat Paktı adıyla kuruldu, 1958'de Irak'ın pakttan çekilmesi üzerine ABD'nin de dahil olduğu yeni bir antlaşma yapıldı. Merkezi Ankara’ya alındı adına CENTO dendi. 1979'da önce Pakistanın ardından da İran’ın çekilmesiyle CENTO'nun varlığı sona erdi.”
Şevki Yılmaz, burada Bağdat Paktı’nı kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir diyor. Şah Rıza Pehlevi’yi savunur duruma düşüyor. Amerika’nın kontrolündeki bir oluşu savunuyor, dolayısıyla da D-8’i de küçümsemiş oluyor. Menderes’in idamı özel bir durumdur. Diğer ülke liderlerinden hangileridir biz bilmiyoruz. Bunlar kafa karıştırıcı şeyler.
 
“Erbakan İsrail ile birçok anlaşma imzalamıştır” diyor.
Ev sohbetinde bulunanlar şu itirazı dile getiriyorlar. Erbakan kaç defa bunu yalanladı. Bununla ilgili iddialar bir iftira ve yalandan başka bir şey değildir denilince: “Siz benden daha mı iyi biliyorsunuz, ben içindeydim” diyor. Erbakan Hoca hayatta, bu konu çok yazılıp çizildi, defalarca yalanlandı. Bu bayat iftiraların ardı arkası kesilmeyecek tabiî.

“Erbakan zamanında İncirlik hava üssünden Amerikan uçakları tam 7000 sorti yaptı”
Bunları duyunca gülmekten kendimizi alamadık. 11 aylık Erbakan hükümeti sırasında nereye sorti yapıldı? Amerika Irak’ı mı, Suriye’yi mi, Türkiye’yi mi vurdu? Hangi savaştan söz ediyor. Bunları şunun için söylüyor AKP’nin manevi hocası. Irak işgali sırasında Türkiye üzerinden Irak’a yapılan 5000’e yakın olan sortilerin üstünü örtmek, ya da Erbakan Hoca’nın da ne kadar Amerikancı olduğunu ihsas için bunları söylüyor. BOP eş başkanlığı, Yahudi lobilerinden alınan ödüller söylenince iyice köpürüyor.

“İmam Hatip okullarının kapatılması sırasında Erbakan Hoca’nın ve parti grubunun yeterli direnişi göstermediklerini. Okulların kapatılmasına Tayip Erdoğan’ın İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini, eğer bu karara karşı çıkılmaz ise Rize’ye gidemeyeceğini” söylüyor. “Erbakan Hoca’nın Şevki Bey ne söylüyorsa ona uyulmasını istediğini, bunun üzerine ise grubun bu karara direndiğini ifade ediyor.”

Şevki Yılmaz burada kendisinin ne kadar önemli bir konumda olduğunu iddia ediyor. Dahası Sayın Erdoğan’ın İstanbul’dan gelerek dahletmesiyle sonucun değiştiğini ifade ediyor. Bunları duyunca gülünür mü ağlanır mı? Daha neler.

Konuşmasına Menderes ve Turgut Özal ile devem edip konuyu Erdoğan’a ve onun büyüklüğüne getiriyor. Burada da söylediklerine dikkat kesilelim.

“Turgut Özal Milli Görüş’çüydü. Erbakan Hoca onunla görüşür ona talimatlar verirdi. Ben bunun şahidiyim. Adapazarı’nda bunu yaptı.” Diyor.

Sohbette bulunanlardan biri itiraz ediyor. “Hocam diyor biz yıllarcı sizin kasetlerinizi dinledik. Siz Özal için Papaz dediniz. Haham dediniz, faizci dediniz. Bunlar sizden duyunca inanamıyorum.” Sinirleniyor. “Siz bu sohbeti provake etmeye gelmişsiniz. Toplantıyı dağıtmaya gelmişsiniz. Tabii ki o zaman biz öyle söyleyecektik. Biz ona Milli Görüşçü deseydik yapacağı işleri yapamazdı. Burada şunu ihsas ettirmeye çalışıyor Şevki Yılmaz. Erbakan Hoca gizli gizli Erdoğan’la görüşüyor şunu şöyle bunu böyle yapın diye talimatlar veriyor. Ben Erbakan Hoca’ya saldırıyorsam, Bu AKP’nin yapacağı güzel ve iyi işler var. AKP’yi Milli Görüşçü sanmasınlar diye.

“Bu seçimlerde AK Parti güçlü çıkmalı. Oylar bölünmemeli. O zaman Ergenekon çökertilir, Anayasa değiştirilir, Anayasa Mahkemesi düzene girer. Ondan sonra bütün partiler milli olur. Eğer oylar bölünür AK Parti zayıf çıkarsa bu dediklerim gerçekleşmez. Ak Partiye oy vermemek vebal olur.”

Ev sohbetine katılan iki kişi itiraz edince öfkesini yenemiyor. Geçmiş döneme ait kimi düşüncelerini tek tek önüne koyunca bu sefer şöyle bir tutum sergiliyor. Ak Parti’nin tek başına anayasayı değiştirecek gücü olduğu zamanları unutuyor. Milleti böyle böyle avutuyor. İyi ki eline bir Ergenekon kozu geçti.
“Ben de Milli görüşçüyüm. Milli Görüş kimsenin tekelinde değildir. Ben hem Erbakan’ı seviyorum, hem Erdoğan’ı seviyorum. Erbakan aracı kendisi için kullandı. Duvara tosladı. Erdoğan aracı yol için kullanıyor yoluna devam ediyor. Müslüman akıllı olmalı. Delikten bir defa geçilir.”

Burada da çok bayat bir usüle başvuruyor.
Kendisini Milli Görüşçü Erbakan’ı seven biri olarak sunuyor. Diğer taraftan da Erbakan’ı kendince yerden yere vuruyor. Nasıl bir ihanet içinde olduğunu ihsas ettiriyor. Öte yandan nasıl çelişkiler içinde olduğunun farkına bile varamıyor. Bu onun üslubu. Konuşurken neler saçıp savurduğu hala hafızalarda. Gaziantep Belediyesi eski başkanı Celal Doğan için söylediklerinin yenilir yutulur tarafı mı vardı? Bu ve benzeri absürdlüklerinin üstü örtülecek gibi değildi. Milli Görüş’te yer alan en uç adamlarından biriydi. Geldiği gibi gitti. AKP’nin oluşuna dolaylı destek verdi. Bu desteğini sürdürüyor.

Bir iddiası daha var ki hele, asıl o kabul edilebilir değil.
“Çiller Hükümeti kurulduğu zaman Mahmut Efendi beni aradı. Ben Erbakan’a ulaşamıyorum. Sen ulaş, Çiller ile hükümet kurmasın. Yılmaz ile kursun.”

Bu bölüm ne kadar ilginç değil mi. Bir hükümetin kuruluşuna Mahmud Efendi dahil oluyor. Üstelik Mahmud Efendi arzu edecek isteyecek Erbakan Hoca’ya ulaşamayacak. Bunlar doğru şeyler değil. Tipik bir Şevki Yılmaz Üslubu. Konuşurken ki nasıl tükürükler saçarak konuşuyor idiyse tıpkı öyle. Şimdi de söylediklerinin nereye varacağını düşünmeden tarihe ilişkin, siyasal oluşa ilişkin insanları yanıltıyor. Tarih bilgisi de yanlış olarak. Şu Bağdat paktı, CENTO olayındaki somutluklarda olduğu gibi.

Üsküdar ve Ümraniye’de manevi sohbetlerine başlamış. Ümmeti Muhammed’e duyuralım. Ne yapalım AK partiye lojistik destek veriyor, iyi de yakışıyor.   
Hele bu zamanda.
**************************
Hac esnasında ihram içindeyken;
"Bu pezevenklerin oluşturduğu Türk parlementosu..." sözü unutulmazdır.
TBMM,550 EFENDİ,75 MİLYON KÖLE
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=420.0
---------------
Pezevenkler TBMM'ye neden gider?
Ön söz:
Tayyib'in evladına gemicik,Milletin evladına şehitlik yaraşır.

Hafızalarınızı zorlarsanız hatırlayanlarınız elbet ki olacakatır.
Neyi mi?
Bazı başlıkları.....

Beşer şaşara hatırlatmalar....
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3216.0