Murdoch 1931 yılında Avustralya'nın Melbourne kentinde doğmuştu. Babası, Murdoch daha henüz ingiltere'deki Oxford üniversitesinde 21 yaşında bir öğrenci iken ölüveren Sir Ketih Murdoch idi.
Keith Murdoch 250bin'den fazla türk gencinin de öldüğü Çanakkale savaşındaki tutarsızlığı görüp çanakkale savaşlarının durdurulmasını sağlamış olan kişidir.
Rupert'in babası Keith Murdoch, 1915 yılında Avustralya'daki Melbourne Age gazetesininin savaş muhabiri olarak Mısır'a ve ege'ye gönderilmişti. London School of Economics'de siyaset eğitimi alan ve askeri konularda bilgi sahibi olan Murdoch cepheye geldiği sırada Anzak kuvvetleri Çanakkale yarımadasını işgale çoktan başlamıştı. Kısa sürede cephedeki durumun ingiliz gazetelerinde anlatıldığı kadar iyimser olmadığını anlayan muhabir bir mektup kaleme almaya karar verdi. Bölgedeki gazetecilerin haberleri derin bir sansürden geçiriliyor ve İngiltere'deki Savaş Kabinesi çıkartmanın başarılı devam ettiğini düşünüyordu.
Keith Murdoch 1915 yılının eylül ayında kaleme aldığı 8 bin kelimelik mektubunda Anzak güçlerinin verdiği kayıpların gerçek sayıları, cephedeki kötü koşulları, türk güçlerini savunma çemberinin kırılmasının güçlüğü ve kat ettiği ilerlemeleri anlattı. Murdoch "Gelibolu Mektubu"nu doğrudan dönemin Avustralya başbakanı Andrew Fisher ve ingiltere başbakanı Herbert Asquith'e ulaştırmayı başardı.
Rapor Londra'daki üst düzey yöneticilerin eline geçince İttifak Güçleri alarma geçti. "Gelibolu Mektubu" acil olarak toplanan Savaş Kabinesi'nde 'savaş raporu' olarak okundu. 17 Ekim tarihinde Gelibolu cephesinin komutanı General Ian Hamilton görevden alındı ve cepheden çekilme süreci başladı.
Ocak 1916'da Anzaklar'ın bölgeden ayrılmasıyla çekilme tamamlandı. sıradan bir muhabir olan Keith Murdoch, ülkesine döndükten sonra ulusal The Herald & Weekly Times medya şirketinin başına geçti. Ülkede birçok yerel gazetenin kurulmasını sağlayan Murdoch, 1933 yılında savaşın kaderini değiştirmesinden dolayı "Sir" ünvanıyla onurlandırıldı. Sir Keith Murdoch, 1952'de hayatını kaybedince oğlu Rupert Murdoch'a daha sonra dünyanın en büyük medya şirketi olan News Corp'un temelini oluşturacak gazetesini bıraktı.
Halen Rupert Murdoch'un News Corp şirketi halen her gün 75 televizyon kanalıyla 600 milyon, 175 gazetesiyle de 6 milyon kişiye ulaşıyor.
Avustralya'da 1931 yılında doğan Murdoch'un, Oxford Üniversitesi'ni bitirip babasından kalan Adelaide News gazetesiyle ulusal yayıncılığa ilk adımı atması 1951'de oldu.
60'larda Sydney'de The Mirror ile egemenliğini ilan ederken 1969'da The Sun'u alarak sınırlarını genişletti. Amerika'ya ilk adımı ise bir yıl sonra 600bin tirajlı New York Post'u satın alarak attı. İngiltere'de hakimiyetini 80'lerde kurdu. Times ve Sunday Times'ı alan Murdoch, 1985'de Amerikan Televizyonlarına sahip olabilmek için ABD vatandaşlığına geçti. Hemen ardından 20th Century Fox'un %50'sini alarak sinema endüstrisine girdi. Şirket 1997 yılında "Titanic" ile 1.8 milyar dolar hasılat yaparak tarihe geçti. 1986'da kurulan Fox ile CNN'in tahtına oturmayı kafasına koyan Murdoch 2002'de günde 2.2 milyon izleyiciye ulaşarak CNN'i geçti. The Sun 3.5 milyonluk tirajı ile ingiltere'nin 1 numarası olurken, The Australian, Wellington Dominion, gibi gazetelerle de Avustralya ve Yeni Zelanda'ya hakim durumda.
Sir Keith Murdoch, oğlu Rupert'e sadece Adelaide News ve Brisbane Courier Mail isimli iki gazete bırakmıştı. Rupert bu noktadan başlayarak dünyanın en büyük global multimedya konglomerasını kurdu. Daha 80'lerin başlarında New York Post ve aralarında Times of London'un da bulunduğu 5-6 büyük londra gazetesi ile dünya çapında bir yayıncı haline gelmişti.
Her zaman yeni fırsatlar peşinde olan Murdoch'un yöneticileri Londra'da yeni kurulmuş bir haber kanalı olan Satellite TV plc isimli bir kanala gözlerini diktiler. . Satellite Television plc bir ingiliz TV yapımcısı(prodüktörü) olan Brian Haynes tarafından 1981'de kurulmuştu. Haynes, European Space Agency (ESA) yı Orbital Test Satellite (OTS) isimli uydularını program yayınlamak için kullanmasına izin vermeye ikna etmişti. Ancak Haynes bu girişiminden henüz sürekli zarar etmekte iken Murdoch ortaya çıktı.
Murdoch Satellite Television plc isimli bu şirketi 1984 yılında satın alarak adını Sky channel yaptı. Şirketin önceki sahibi gibi Murdoch'da ilk işletme yıllarında Sky şirketinden ağır zararlar yapmaya katlandı. Ama, uydu televizyonu işinin günün birinde kanatlanacağına olan inancını hiç kaybetmedi. 1986 yılında o sıralar çok riskli görülen 10 yıllık bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşmaya göre minik bir avrupa ülkesi olan Lüksemburg'da yeni kurulan Societe Europeene des Satellites (SES) isimli bir şirketten uzun süreliğine transponder kiralamıştı.
Luxembourg, Fransa, Belçika ve Almanya'nın komşusu olan minik bir prenslik. Nüfusu 400,000 kişiden az. Ancak, orada daha o zamandan çok başarılı olmuş bir yayıncı olan CLT var. Bu şirket 1960'ların sonlarında RTL kanalının ünü sınırlarının çok ötesine taşan çok dildeki uydu yayınlarının öncülüğünü yapmıştı.
Luxembourg o sıralarda gerilemekte olan kömür ve çelik endüstrisine dayalı ekonomisini çeşitlendirmenin yollarını aramakta olan geçiş konumunda bir ülke idi. CLT’nin gösterdiği yüksek başarı üzerine uydular mantıklı bir mantıklı bir seçenek haline geldi.
Uydu teknolojisini harekete geçiren öncü kişilerden biri Lüksemburg'un ABD elçisi Candace Johnson'un eşi olan genç amerikalı idi. Johnson ABD ordusunun telekom başkanı ve Nixon yönetiminin telekom danışman yardımcısı olan general Johnny Johnson'un kızı idi. Bu kişi Lüksemburg hükümetinin kendi uydu sektörünün ve adı daha sonra SES olacak şirketin kurulması için ABD'deki ilişkilerinden yararlanarak kulis faaliyetleri yürüttü.
Bir başka önemli oyuncu da Clay “Tom” Whitehead. Bu kişi ABD'nin telekom strateji dairesi eski başkanı ve “Open Skies”(açık gökyüzü) siyasetinin formülasyonunun baş mimarı olan kişidir. 1983 yılında Whitehead, Hughes şirketinin Galaxy bölümünün başkanı idi. Bizzat Lüksemburg'a giderek GDL/Coronet Projsi adı verilen bir doğrudan uydu yayın sisteminin kuruluşunu hazırladı. Ancak, görüşmeler başarılı yürümedi ve Whitehead amerikaya geri döndü.
Astra 1A, Lockheed-Martin (GE Astro Space) yapısını temel alan 1.0 metrik ton ağırlığında, AS-4000 serisi platforma sahip bir uydu idi.
1 Mart 1985 günü Lüksemburg hükümetinin, ve Deutsche Bank ile Dresner Bank'ın lüksemburg şubelerinin destekleriyle SES şirketi kuruldu. 1986 yılında SES ilk uydu siparişini RCA-Astro Electronics şirketine verdi. Ancak, fırlatıcı şirket Arianespace'in yaşadığı bazı teknik sorunlar nedeniyle uydunun yerine yerleştirilmesi 1988'e kadar sürdü. Gecikmeler SES şirketine uydunun kapsama alanlarının İngiltere, Fransa, ve Almanya üzerinde yoğunlaştırabilmesi için gerekli modifikasyonları yapma fırsatını verdi. ASTRA 1A adı verilen uydu sonunda 11 Aralık, 1988 günü yörüngeye yerleştirildi. Murdoch’un Sky kanalı uydunun 16 transponderinin dördünü finansal kiralamayla aldı.
Avrupa'nın ASTRA uydusuna ilk tepkileri çok olumsuz idi. Çünkü ASTRA çok büyük ölçüde ABD programlarını ve ABD'nin çok uluslu şirketlerinin reklamlarını yayınlamakta idi. Ayrıca, en önemlisi uydunun sinyalleri daha önce televizyonları devlet tekeline sahip ülkelere kadar da uzanmakta idi. Fransa devletinin Sosyalist cumhurbaşkanı Francois Mitterand ASTRA uydusu için “coca-cola uydusu” demişti.
Kanalının sinyallerini ASTRA 1A uydusuna çıkartan Murdoch İngiltere'de doğrudan British Satellite Broadcasting (BSB) yayınları ile rekabete başlamıştı. Luxembourg malı bir uyduyu kullanan Murdoch’un Sky şirketi çapraz mülkiyetleri yasaklayan İngiliz yasalarına da uymamakta idi(Murdoch bazı ingiliz gazetelerinin de sahibi idi). 80'li yıllardaki Fleet street gazetelerinin rekabet savaşlarına benzer çok sıkı rekabetçi bir mücadelenin sonucunda, ve ASTRA'nın faaliyete girmesinden sadece altı ay sonra BSB şirketi Sky ile birleşmeyi kabul etti. Yeni ortaya çıkan birleşik şirketin adı BSkyB oldu.
İşte Murdoch'un avrupadaki eşsiz boyut ve derinlikteki güce sahip global uydu imparatorluğunun başlangıç noktası böyle olmuştur. Avrupadaki doğrudan eve yayıncılık(DTH) pazarını domine eden BSkyB, Murdoch’un News Corporation şirketiyle bu başarısını dünya çapındaki diğer pazarlara taşımıştır.
80'lerin sonunda 3 milyarı aşkın nüfusuyla Asya hızla dünyadaki telekom ürünleri ve hizmetlerinin en büyük tek pazarı haline gelmekte idi. Çoğu asya ülkesi işletmeciler arasında sağlıklı rekabet koşullarının yaratılabilmesi için bağımsız üst kurullar oluşturmaya başladılar.
Bölgedeki değişen çevre koşulları Hong Kong'lu işadamlarını 1988 yılında Asia Satellite Telecommunications Co. Ltd. (AsiaSat) isimli şirketi oluşturmaya özendirdi. Bu şirket Asya'nın ilk bölgesel özel uydu işletmecisi olmuştur. Şirketin sahibi olan Hong Kong-merkezli konsorsiyum'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin devlet mülkiyetindeki dev konglomera'sı "China International Trust and Investment Corporation" ile Hong Kong'un Hutchison Whampoa ve İngiltere'nin Cable and Wireless kuruluşları da yeralmakta idi.
AsiaSat'ın fırlatılışı
AsiaSat ticari haberleşme pazarına ilk olarak 7 Nisan 1990 yılında yerleştirilen AsiaSat 1 uydusu ile girmiştir. Bu uydu Çin'in Xichang kentindeki Çin Seddi fırlatma tesislerinden fırlatılan bir Uzun Yürüyüş(Mao'nun anısına) Roketi ile yörüngeye yerleştirilmiş. Asiasat 1 uydusunun kendisi Hughes HS-376 platformuna göre yapılmış bir uydu. Aslında altı yıl önce 1984 yılında Westar 6 adıyla uzaya fırlatılmış. Ancak yörünge düzeltme (perigee kick) motorlarından birindeki bir arıza nedeniyle Uzay Mekiği tarafından uzaydan alınıp geri getiriliyor. Baştan aşağı yenileniyor ve çin'e veriliyor. AsiaSat 1 uydusunun bir CZ-3 buster roketi ile transfer yörüngesine yerleştirilmesi aynı zamanda Çin'in de ilk ticari uydu fırlatma işi olmuş.
Mülkiyeti tümüyle Çin'e ait olmasına, ve nüfus kütüğüne resmen Çin'in bir domestik haberleşme uydusu olarak geçmiş olmasına karşın AsiaSat 1 uydusunun hüzme genişliği Uzak Doğu'dan Orta Doğuya kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. .
AsiaSat'ın en büyük hssedarlarından biri Hutchison Whampoa, Hong Kong’un en eski hong'larından(uluslararası ticaret şirketlerinden)dır ve imalat(A.S. Watson Group), perakendecilik, liman işletmesi, enerji(Hong Kong Electric, Husky Energy), telekomünikasyon(sabit telefon şebekesi, GSM(cep telefonu), paging hizmetleri), ve altyapı şirketleri (enerji santralları, paralı otoyollar, inşaat malzemeleri) gibi alanlarda büyük holding şirketlerine sahptir.. Ayrıca, Hutchison Whampoa Hong Kong'da çok sayıda otel ve gayrimenkullere sahiptir. Şirketin ayrıca Çin Halk Cumhuriyetinde ve Asya/Pasifik coğrafyasının diğer bölgeleri dışında Avrupa ve Güney Amerika'da da operayonlara sahiptir.
Hutchison Whampoa dünyanın en zengin adamlarından birisi olan Li Ka-shing tarafından kontrol edilmektedir. Bay Li, Hon Kong'da hemen her alandaki bir büyük oyuncu konumunda bulunduğundan yerel basında ona "Süpermen" denmektedir.
1987 yılında Li Ka-shing o sırada bir Kanada yatırım bankasında fon yöneticisi olarak çalışmakta olan ve Stanford Üniversitesinden terk 21-yaşındaki oğlu Richard'ı (çin ismi “Tzar Kai”) ülkeye getirerek Hutchison'un uydu kısmının başına geçirdi. O zaman için bu pek büyük bir iş de sayılmazdı, ancak Richard Li yeni uydu teknolojisindeki potansiyeli görmüştü.
Hutchison şirketi o sıralarda uydu teknolojisni telekomünkasyon hizmetlerinde yeni yeni kullanmaya başlıyordu. Li, uydunun televizyon yayınları için büyük olanak yarattığını görmüştü. Doğrudan evlere yapılacak uydu tv(DTH) yayınları sayesinde tüm asyadaki devlet tekeli kontrolundaki televizyon yayını kanallarının etrafından dolaşma imkanı olduğunu düşünmekte idi. Bu fikir özellikle de Hutchison Whampoa şirketine Hong Kong kablo televizyonunda bir yayın izni lisansının verilmemesi üzerine daha da düşünülerek geliştirildi.
Li hemen tüm enerjisini toplayarak Asya'daki pazara hitap edecek bir uydu televizyonu üzerine düşünmeye başladı. Şirketindeki tepe yöneticileri bu işe yönlendirdi. Tereddütlü durumda olan babasını da kendisine ödünç para vererek tüm asyadaki girişimcilerin bir çanak anten ve diğer yerel dağıtım malzemeleri ile uydu tv işine soyunmaya teşvik etme konusunda ikna etti. O sırada asyada çok az kişinin evinde uydu çanağı bulunmakta idi. Ancak, Li her bölgedeki özel girişimcilerin bir çanak alarak kendi bölgelerindeki tüm evlere uydu TV yayınlarını dağıtabileceklerini görmüştü.
Richard Li
Richard Li babasından aldığı $62.5 milyon dolar sermayeyi kısa sürede $125 milyon dolara çıkararak 1991 yılında Asiasat 1 uydusundan yayın yapacak olan Satellite Television Asia Region TV ya da STAR TV yi kurdu. İki yıl içinde, STAR TV Hindistan ve Çin'in en ücra köşeleri ile asya'nın büyük kısmında bulunan 45 milyon izleyiciye ulaşmayı ve hükümetlerin kamu yayın şebekelerinin etrafından dolanmayı başarmıştı.
Star TV'nin günde 24 saatlik yayını ile AsiaSat ülkelerin yerleşik milli denetim ve düzenleme bürokrasilerini aşmış oldu. Uydunun ayak izinin tüm asyayı kapsaması sayesinde üç metrelik çanaklar kullanılarak geniş mesafeler üzerinden ses, görüntü ve data sinyalleri aktarılabilmektedir. Uyduya erişim Asyadaki milyonlarca insanın Televizyon izleme deneyimini bambaşka bir boyuta yükseltti, ve daha çok sayıda insana her zamankinden daha fazla yeni seçenekler getirdi. uydunun faaliyete geçmesinden itibarn iki yıl içinde STAR TV gerek içerik ve prodüksiyon, gerekse çeşitlilik bakımından yeni standartlar getirmişti.
Ancak üç yıl sonra, abone sayısındaki artışın da sürmesine karşın STAR TV gelir potansiyelinin yeterince farkına varamadığı için para kaybetmeye başladı. Babası da onu şirketi satmaya zorlamaya başladı.
Para kaybetmekte olmasına karşın STAR TV'nin izinden gitmek üzere yeni şirketler ortaya çıktı. Bunlardan biri de ingiltere'deki BSkyB, ve ABD'deki Fox şebekeleri ile Asya'da da kendisine yer arayan medya devi Murdoch idi. 1993 yılında Richard'ı akdeniz'deki yatında bir görüşmeye çağırdı. Murdoch, STAR TV'yi $525 milyon ABD dolarına satın almayı kabul etti. Böylece 26-yaşındaki Li'de üç yıldan kısa sürede 400 milyon dolardan fazla bir kar sağlamış oluyordu.
Murdoch bir süreden beri ABD pazarını gözlemekte idi. Daha önce 1980'lerin başlarında kısa bir süre SkyBand adındaki şirketle ABD'deki DTH pazarında başarısız bir girişim yaşamıştı. 1985 yılında Murdoch, Twentieth Century Fox film ve TV studyolarını $575 milyon dolara, altı adet TV istasyonunu da $1.9 milyar dolara Metromedia'dan satın alarak Fox yayın şebekesini kurdu. O sırada ABD iletişim yasasında yabancıların yayın lisansı almasını yasaklayan bir madde bulunmakta idi. Bu engeli aşabilmek için Murdoch 4 Eylül 1985 gününde Amerikan vatandaşlığına geçti.
Doğrudan evlere TV yayını(DTH) ABD'de 80'li yılların başlarında Stanley S. Hubbard'ın U.S. Satellite Broadcasting (USSB) şirketi ile başlamıştı. Bu şirket doğrudan yayın lisansını 1981 yılında aldı. Ondan başka birkaç girişim daha oldu ancak yeterli fonlara sahip olmamaları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. ABD'de İlk başlamış olan DTH yayınları kocaman C-Bandı çanak antenleri ile alınabilmekte idiler. Az sayıda programı izleyebilmek için kocaman ve pahalı çanaklar kullanılması gereği bu yayınlara sınırlı sayıdaki meraklı dışındaki geniş kitlelerin erişimini engellemekte idi.
1990 yılında Hughes Communications, NBC. Cablevision ve Murdoch’un News Corp. şirketleri müşterek bir girişimlerini açıkladılar. "SkyCable adı verilen daha güçlü Ku-Bandı DTH yayınlarını başlatacaklarını duyurdular. Projeye göre büyüklüğü 30-45cm çapında olacak uydu çanakları ile tüketiciye 100'den fazla TV kanalı sunulacaktı. Ancak bu girişim sonunda hiçbir zaman gerçekleşemedi.
Hughes ile yaptığı bu girişim Murdoch'un ABD'deki DBS pazarında başarısız SkyBand olayından sonraki ikinci başarısız girişimi olmuştu. Ancak, Murdoch'un dünyadaki bu en büyük DBS pazarından vazgeçmeye niyeti yoktu. Bu arada dünyanın diğer taraflarındaki global yatırımlarına ağırlık verdi. Kendi anavatanı Avustralya'da ASkyB şirketini Japonya'da da JSkyB şirketlerini ve yayınlarını kurud.
1993 yılında Hughes Electronics Corporation kendi başına DIRECTV DTH yayınlarını başlatacağını açıkladı. 1994 yılında digital olarak sıkıştırılmış 150 TV kanalı tüm amerika çapındaki evlere bir pizza çapındaki( 60 cm) çanaklarla sunulmaya başlandı..
90'lı yılların ortaları itibariyle ABD'de birbiriyle rekabet etmekte olan dört tane DTH işletmecisi ortaya çıkmıştı. DIRECTV, EchoStar, PRIMESTAR ve USSB (bir de kısa ömürlü olmuş olan Alphastar var) Ancak kısa süre içinde diğerlerinin devreden çıkması ile yarış sadece DIRECTV ile EchoStar arasında sürmeye devam etti.
1998 yılında Hughes Electronics Corp. USSB şirketini nakit ve hisse olarak $1.3 milyar dolar bedelle satın aldı. Anlaşma Hughes'in altyapısı ile hem DIRECTV yayınlarının, hem de USSB’nin premium flm kanallarının müştereken yayınlanması imkanını sağlamakta idi. Bununla DirecTV buketindeki toplam yayın sayısı 185' den 210 kanala çıkmakta idi. .
22 Ocak 1999 tarihinde Hughes Electronics şirketi PRIMESTAR, Inc. şirketini ve 2.3 milyon aboneye sahip orta güçlü uydu altyapısı ile Tempo yüksek güç uydu sistemlerini iki ayrı alışverişle toplam yaklaşık $1.82 milyar dolar bedelle satın aldı. Böylelikle DIRECT 119 derece batı slotunda bulunan 11 transponder ile Tempo Satellite Inc.'in i,ki uydusuna sahip olmuş oldu. Bu sayede DIRECTV üç uydu konumunda bulunan yüksek güçte DBS frekansları ile 101, 110, ve 119 derece batı konumlarındaki tüm ABD çapında kapsama alanına sahip olmuş oldu. .
EchoStar Communications şirketi ise 1981 yılında çok farklı kişilikte bir uydu girişimcisi olan Charles “Charlie” Ergen isimli şahıs tarafından sıfırdan kurulmuştu. Ergen meslek olarak University of Tennessee'de finans eğitimi almış Tennessee'li bir CPA(yeminli muhasebeci). Üniversiteyi bitirdikten sonra Frito-Lay şirketinde çalışmış. EchoStar şirketini de Denver, Colorado'daki evinden çalışarak karısı Candy ile bir arkadaşı Jim DeFranco birlikte kurmuşlar. Bu işe ilk başladıklarında batıdaki üç eyalette büyük C-Bandı çanakların dağıtımını yapıyorlar. Ergen, şirketin giren çıkan her kuruşu kollayan işbitirici baş satıcı kişisi. Kendisinin bu özelliği şirket çok fazla büyüdükten sonra bile bir şöhret olarak arkasından gelmiştir.
1995 yılında, EchoStar ilk uydusu EchoStar 1'i atabilecek konuma geldi. Uydu 28 Aralık 1995 tarihinde faaliyete geçti. Maliyeti ucuza getirmek için uydu Çin'in Xichang'daki ÇinSeddi fırlatma tesislerinden fırlatılarak yörüngeye yerleştirildi. Böylece 1996 yılının başlarında DISH Network yayınlarına başladı. Hızla büyüyerek aynı yılın sonuna kadar 350 bin abone sayısına ulaştı.
EchoStar’ın başarısı Murdoch'un dikkatini çekti ve herkesi şaşırtan bir şekilde 24 Şubat 1997 tarihinde Ergen ile Murdoch tutarı $1 milyar doları bulan bir anlaşma imzaladıklarını duyurdular. Anlaşmaya göre Murdoch’un News Corp. EchoStar şirketinin %50 hissesine sahip olacak, Murdoch'un Avustralya,'daki DTH şirketi ASkyB, News Corp. ile EchoStar'ın ortak şirketi olacakl. ASkyB'nin adı Sky Television olarak değiştirilecek ve yeni şirkette Ergen President, Murdoch, Chairman olacak.
Sektörün uzman gözlemcilerine bu anlaşma öyle şaşırtıcı, şoke edici gelmişti ki EchoStar'dan “Death Star” diye söz edenler bile oldu. Sonunda eleştirilerinde haklı da çıktılar. Ergen ve Murdoch çok farklı iki kişilik idiler ve pek çok konuya aynı açıdan bakmaları imkansızdı. Anlaşma sonunda yürümedi de. Bu Murdoch’un ABD'nin DBS pazarından pay edinmek için yaptığı üçüncü başarısız girişim oldu. Anlaşmanın çökmesi heriki taraf arasında düşmanca tavırlara da yol açtı. Ama Murdoch ABD'nin DBS pazarına girmeye çalışmaktan yine de vazgeçmedi.
Charles “Charlie” Ergen
Ergen ise EchoStar şirketini büyütmeye devam etti. 2000 yılının sonuna kadar da DIRECTV ile arasındaki mesafeyi kapattı. EchoStar'ın çalışmaya başlamasından itibaren sadece dört yıl içinde 5.26 milyon abonesi olmuştu. Oysa sadece kuruluşu için 6 yıl gerekmiş olan ve iki rakibini aboneleri ve tüm tesis ve uydularıyla birlikte satın alması gerekmiş olan DIRECTV’nin de abone sayısı sadece 9.55 milyon idi.
Sektörde büyük değişimlerin yaşandığı 2000 yılının sonuna doğru Hughes'in ebeveyn şirketi General Motors (GM) Hughes Electronics şirketini ve içinde DIRECTV, cihaz üreticisi Hughes Network Systems ve uydu işletmecisi PanAmSat da bulunan hisselerini satılığa çıkarmaya karar verdi. Hem Ergen hem de Murdoch’un News Corp. şirketi Hughes Electronics’ in hisselerine taliptiler. Daha en baştan Ergen Hughes Electronics için en agresif teklif olan $30.4 milyar doları hisse olarak teklif etti. GM bu teklifi Ekim 2001'de kabul eti. Bu anlaşma aynı zamanda ABD'de ayakta kalmış son iki DBS şirketinin de birleşmeye gitmesi anlamını taşıdığından (antitekel yönünden) FCC'nin de onayını gerektirmekte idi. Ergen daha önce Microsoft'u ve Al Gore'u da savunmuş olan ünlü Antitröst avukatı David Boies'ı işe koştu. Dava çok uzun sürdü ve sonunda FCC, Ergen'in anlaşmasını 10 Ekim, 2002'de reddetmeye karar verdi. FCC'nin anlaşmayı reddetmesinin ertesi günü GM şirketi Murdoch'u aradı ve Hughes'i satın almakla hala ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
9 Nisan, 2003 tarihinde Murdoch’un News Corp.şirketi ile GM, DIRECTV dahil Hughes Electronics'in %34'ü, PanAmSat'ın %80'i dahil toplam $ 6.6 milyar dolar bir bedel karşılığı bir alışverişe imza attılar. 19 aralık, 2003 günü FCC ve adalet bakanlığı alışverişi onayladılar.
Nihayet, dördüncü denemesinde Murdoch ABD'nin DBS pazarında bir pay edinebilmiş oldu. İngiltere'deki BSkyB, italya'daki Sky Italia, Asya'daki STAR TV, ve güney amerika'daki Sky Latin America, Avustralya'daki FOXTEL ve Japonya'daki Sky PefectTV! ile birlikte global bir DBS kralı oldu. 2004 yılında Murdoch’un News Corp. şirketi ""dünya'nın en büyük"" medya konglomera'sı oldu. News Corp. sahip olduğu gazeteler, TV istasyonları, film stüdyo'ları, dergiler, kitap basımevleri, kablo sistemleri ve uydu sistemleri ile halen $52 Milyar dolar değerinde yatırım değerine ve yıllık $22 milyar dolar gelire sahip.
2004 yılında News Corp. şirket merkezini de Avustralya'dan ABD'ye taşıyarak ABD merkezli bir çok uluslu kuruluş haline geldi.
RUPERT MURDOCH uyduda seyrettiğimiz veya emuyla çözmeye çalıştığımız bir çok digital platformun sahibi.Hotbird uydusunda bir çok kanalda parmağı var. Ben Aydın Doğan'a ,M.Emin Karamehmet'e kartel,tekel vs diyordum ama bu adamın sahip olduğu şirketleri görünce çok şaşırdım.
Murdoch:1931 Avusturalya doğumlu olup, amerika da yaşamaktadır.
yatırım yaptığı yerler:asya,pasifik,ingiltere,amerika,avusturalya ve avrupa'nın birçok ülkesi.oxford mezunu.
Avustralya doğumlu Amerikalı medya patronu Rupert Murdoch, onlarca ülkeden sonra sonunda Türkiye medyasına da girdi. İhlas Holding’den TGRT kanalını satın alan Murdoch, dünyada hiç de iyi bilinen bir patron değil. İşte “Center for American Progress”ten derlenen bir Rupert Murdoch portresi:
Savaş tüccarı Murdoch: Murdoch’un sahibi olduğu yüzlerce gazete ve televizyon, işgaldön önce ve işgal boyunca Amerikan hükümetini destekledi. Özellikle Fox televizyon kanalı, bu açıdan dünyada ün yaptı. Murdoch’un savaş hakkındaki görüşleri şöyleydi: “Şu anda geri basamayız. Bush çok ahlaklı ve çok doğru hareket ediyor.” Petrolcü Murdoch: Murdoch’un Irak işgalini desteklemesinin başlıca nedeni petrol. Murdoch savaştan önce bu konuda şöyle demişti: “Bundan dünya ekonomisi için çıkacak en iyi sonuç, petrolün varilinin 20 dolara gelmesi. Ülkedeki her türlü vergi kesintisinden iyidir. Irak bizim arkamızda oldukça, ucuz petrol her şeyden daha büyük bir uyarıcı olacak ve bütün dünya bundan yararlanacak.” Neo-con Murdoch: Murdoch’un Weekly Standard adında bir gazetesi bulunuyor. American Journalism Review verilerine göre bu gazetenin Washington çevrelerindeki etkisi çok büyük. Gazetenin editörü Bill Kristol, Washington’lu 40 “düşünce adamı” tarafından imzalanmış bir mektubun Bush’a verilmesine öncülük etmişti. Mektupta “teröre karşı savaş”ın askeri cephesinin güçlendirilmesi isteniyordu.
Gözdağlarının adamı Murdoch: Murdoch’un Fox kanalı Simpsons çizgi filminin yapımcılarını Fox’u konu alan bir parodi nedeniyle dava etmekle tehdit etti. Yapımcı Matt Groening de çizgi filmin Fox’un kardeş kanalı Fox Entertainment’ta yayınlandığını hatırlatarak haber kanalının nasıl bir dava açmayı düşündüğünü sordu.
Haber yazan Murdoch: New York Post gazetesi bütün gazeteleri atlatarak şöyle bir manşet attı: Senatör John Kerry ile birlikte milletvekili Richard Gephardt aday olacak! Haberin doğru olmadığı ortaya çıktı, ancak haber kaynağı Rupert Murdoch olduğu için bu asparagas fazla kurcalanmadı. Haberlere göre gazete çalışanları, Gephardt gafını diğer haber kuruluşlarıyla paylaşırlarsa işten atılmakla tehdit edildi.
Bush hayranı Murdoch: Savaştan hemen önce şöyle demişti: “Bush tarihe ya büyük bir başkan olarak geçecek, ya da çökecek. Ben iyimserim, birincisinin olma ihtimalinin 2’ye 1 olduğunu düşünüyorum. İnsan, onun büyük bir karakterin ve derin bir alçakgönüllük sahibi olduğunu hissediyor.” Sendika düşmanı Murdoch: 1986’da Murdoch’un İngiliz basın sendikalarına vurduğu darbe, hâlâ hafızalarda. Salt sendikayı devre dışı bırakmak için gazetelerini şehrin dışında örgütsüz bir işletmeye taşımıştı. 6 bin grevci işçiyi de işten çıkarmaktan çekinmemişti. Bu olay için sermaye basını bile “İngiltere’nin sanayi ilişkilerinde bir dönüm noktası” (Economist), “tarihte sendikalara vurulan en büyük darbe” (London Evening Standard) gibi yorumlar yaptı.
Vergi yüzsüzü Murdoch: Murdoch’un sahibi olduğu “News Corporation” ve ona bağlı şirketler 1998’den önceki dört yıl dünya çapında 32.5 milyon dolar vergi verdiği ortaya çıktı. Aynı dönemde vergi hesaplanmadan ettikleri kâr, 5.4 milyardı. Yani yalnızca yüzde 6 vergi ödemişti. Bu dönemde rakip kuruluş Disney’in ödediği vergi, kazancının yüzde 31’ine denk geliyordu.
Derleme