Başbakan Erdoğan'ın eşi,Emine Erdoğan,bakınız nereyi kapatmış!ALTTA EK OLARAK SUNUMA DA BAKABİLİRSİNİZ.Hani şu parası olmadığı için çocuklarını burs ya da dost desteği ile okutan,oğlu çürük raporlu,
Kasımpaşalı muhterem Başbakan'ın eşi hanımefendiden bahsetmişler.
Bizim gariban vatandaş ta kömür alacam diye kuyruklarda bekleşip durur.
Ya ekonomi?
Hak getire.
Ekonomistler hep öyle diyor tabii ki yalan demiyorlarsa.
Bakalım şimdi yazıya neler söylemişler....
-----------
İngiliz kökenli moda merkezi Harvey Nichols, 2006 yılında İngiltere'den sonra Türkiye'de de bir mağaza açtı.
Mağaza, lüks alışveriş merkezi Kanyon'da bulunuyor...
Net 8 bin metrekare kapalı alana sahip. İsterseniz siz buna 80 adet 100 metrekarelik daire' de diyebilirsiniz.
Üç katlı mağaza için 13 milyon dolar harcandı.
300 kişi çalışıyor.
300'den fazla marka ve 150 bin çeşit ürün yer alıyor.
En pahalı ürün 14 bin dolara satılan Bottega Veneta marka çanta.
En ucuz ürün ise 20 dolara çorap.
Günlük cirosu yaklaşık 120 bin dolar.
Birinci katında "klasik şıklığın duayeni"Giorgio Armani, "Holywood yıldızlarının ayaklarında
devleşen" ayakkabı markası Salvatore Ferragamo,"deri çantada dünyanın bir numarası" Loewe,
"kişisel bakımı bir ritüele dönüştüren" Kuaför Ata bulunuyor... Ayrıca bir de "Juice Bar..."
İkinci katta, "kişiye özel alışveriş hizmeti"veriliyor. Geniş ve rahat oturma grubu, aynalarla kaplı
duvarlar, yiyecek-içecek servisi ve emre amade satış elemanları... Chanel, Jo Malone, Lanvin, Pierre Hardy,Camilla Skovgarda gibi markalar da cabası.
Üçüncü katta yine dünyanın en pahalı markaları ve bir de "Gurme Market..."
--------
Gelelim bir "reklam yazarı" gibi bu mağazadan söz etmemin nedenine:
Böyle bir mağazayı sırf "rahat alışveriş edebilmek" için kim kapatır?
Dubai Şeyhi... Evet!
Suudi Kralı... Evet!
Dünyanın en zengin adamlarından Bill Gates... Evet...
Peki; Türkiye'den kim kapatabilir?Belki kapatabilecek başka birileri de vardır ama dün öğrendik ki bugüne kadar bunu yapan tek kişi,Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan olmuş...
Emine Hanım her ayın belli günlerinde...
Dikkat edin,"bir kez" değil...Her ayın belli günlerinde birkaç yakın arkadaşıyla akşam saatlerinde Kanyon'a gelir ve garajdan özel bir asansörle bu mağazaya çıkarmış...
O sırada da mağazaya başka hiçbir müşteri alınmazmış!Sonra da Hanımefendi'nin canı bazen film seyretmek istermiş... O zaman da mağazadan Kanyon'un konforlu sinema salonlarından birine geçermiş arkadaşlarıyla...
Tahmin edebileceğiniz gibi o salon da halka kapatılırmış!
-------
Başbakan'ın maaşı aşağı yukarı 12 bin YTL,bu mağazadaki bir çantanın fiyatı bile çok daha pahalı...
Demek ki Başbakan, "Maaşımla geçinmekte sıkıntı çekiyorum" derken, Emine Hanım'ın bu
"lüks merakı"nı anlatmaya çalışıyormuş aslında!
Allah'tan çocuklarının düğününde"yakınları"çok takı taktılar da,oğullarını-kızları nı "bursla" okutmak zorunda kalan bu ailenin "hanımefendisi" artık mağaza kapatabilir hale geldi!
-------
Dün bu konudan söz ettiğim bazı arkadaşlar, "Ne o,kıskandın mı?" diye sordu.
Hayır kıskanmadım... Böyle "zengin ve güçlü"bir Başbakanımız olduğu için gurur duydum...
Siz de kıskanmayın ne olur!
Çalışın, sizin de olur!
Mustafa Mutlu (vatan)
***********
TÜRBAN:EMİNE ERDOĞAN'DANBir yazışma esnasında geçenleri aynen aktarıyorum....
"Dinle Pasa" diye
Imam vaazina baslayarak Emine Erdogan'in turbanini cikarmasi yonunde tavsiyede bulunan Emekli Orgeneral Tuncer Kilinc'a Akli sira kadin-erkek esitligine icinden geldigi camianin ne kadarda onem verdigi Yalani ile sivanmis firca atma yelteniyor.
Cok sevdigi gazeteci abilerinin tabiri ile "zibidi yavsak" diye nitelendirilen Kalemi ile Tuncer Kilinc'in Kadını bireyden bile saymadığını, dolayısıyla yeterince aydınlanmadığını soyluyor.
Peki bu zibidi
Emine Hanim'in Abisinin dayak zoru ile ortundugunu bilmiyor mu?Bal gibi biliyor.Maksat egosunu tatmin etmek,
Kendisini pataklayacak ortam yaratmak.Asagida Emine Erdogan nasil ortundugunu kendisi anlatiyor.
Iyi oku!
***
EMİNE ERDOĞAN:"AĞABEYİM BANA ÖRTÜN DEDİĞİNDE İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNDÜM"
Emine Erdoğan başını kapatma öyküsünü "Nasıl Örtündüler?"e anlatmış: Ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm...
23 Mart 2004 Salı 10:35
Emine Erdoğan başını kapatma öyküsünü "Nasıl Örtündüler?"e anlatmış: Ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm... Yazar Gülay Atasoy'un "Nasıl Örtündüler?" kitabında, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ağabeyinin zorlamasıyla başını kapadığı yer aldı. Erdoğan o dönemi, "O kadar ki ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm" diye anlatıyor.
Nesil Yayınları'ndan 1995'te ilk baskısı çıkan "Nasıl Örtündüler?" adlı kitabın geliştirilmiş 18. baskısı geçen şubatta yayımlandı. Kitapta Emine Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 21 kadının başını kapatma öyküsüne yer verildi. Emine Erdoğan, kitapta şunları anlatıyor:
"Nasıl olurdu da örtünürdüm? Çevremde bir tane örneği yoktu. Köy gibi bir yerde olsam neyse... Orada dikkati çekmezdim. Ama burada olamazdı. Bu karışık duygular içerisindeyken bir vesile ile Şule Yüksel Şenler'le tanıştım.
Bu tanışma beni çok etkiledi. Böylelikle bir Müslüman hanımın hem modern hem kültürlü hem de örtülü olabileceğini gördüm. Hemen o anda örtünmeye karar verdim. O günden beri örtümü gururla taşıyorum."
Erdoğan, kitapta eğitim kurumları ve devlet dairelerindeki başörtüsü yasağını esefle karşıladığını söyleyerek şöyle bir değerlendirme yapıyor: "Bu uygulama, buna sebebiyet verenlerin bir yüz karası olarak tarihe geçecektir. Fakat her şeye rağmen mağdur edilen bu genç kızlarımız ve hanımlarımız, bir gün kendilerini ilim ve faziletle donatıp 'fikir ve inanç hürriyeti'nin nasıl olması gerektiğini göstereceklerdir."
Emine Erdoğan, zorla türban taktığı yönündeki haberlerin kısmen doğru olduğunu söyledi. Erdoğan, ağabeyinin zoruyla örtünmesiyle ilgili soruya "Haber kısmen doğru. Ama bu çocukluk hatırası. O zaman 15 yaşındaydım ve ağabeyimin örtünmem konusundaki ısrarına o çocuk halimle karşı çıkmışım. 15 yaşında örtünmek istememiş olmam doğal ama şimdi bu halimden memnunum. İyi ki örtünmüşüm" yanıtını verdi.
'Örtü semboldür' Kitapta, yazarın Erdoğan'la eşinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu sırada yaptığı röportaja da yer veriliyor:
İmkân elinize geçtiğinde kadınların örtünmesini mecburi mi edeceksiniz? Açık kadınları manevi bir baskı altında mı tutacaksınız?
- Herhangi bir kimsenin, başkası hakkında böyle bir karar alma yetkisi yoktur. Maalesef bir kısım medya, halkımıza empoze ediyor. Çünkü partimiz herkese açık.
Başörtüsü bir amblem olarak görülüyor!
- Örtü, İslam kadınının sembolüdür. Allahü Teala, Müslüman hanımların namahremlerinin yanında örtünmesini emretmiştir.
Örtünün ilericilik ve gericilikle bir ilgisi var mı?
- Örtü, tek başına bir anlam taşımaz. Örtü, bir bütünün vazgeçilmez bir parçasıdır. İslami yaşama biçiminin bir sembolüdür. 'İlerici - gerici' ayrımı ise modernistlerin bir dayatması olup suni bir ayrımdır.
'Emine ile Tayyip'i ben tanıştırdım' Emine Erdoğan'ın kendisine özenip örtündüğünü açıklaması üzerine Habertürk'e konuşan yazar Şule Yüksel Şenler, Recep Tayyip Erdoğan'la Emine Erdoğan'ı kendisinin tanıştırdığını öne sürdü. Şenler, şöyle konuştu: "1967 - 1968 yıllarında Emine Hanım'la tanıştık. Çok aktif, kültürel sahalarda çalışmasını seven birisiydi. Beraberliğimiz ve çalışmamız oldu. Ben tesettüre gireli birkaç yıl olmuştu. Emine Hanım ile Tayyip Bey'in karşılaşmalarına ben neden oldum. Erbakan Taksim'de konuşuyordu. Tayyip Bey anons yapıyordu. Yine coşturucu şiirler okuyup gelenleri takdim ediyordu. Biz ön sıradaydık. Karşılıklı bir çekim oldu. Sonra Emine'ye 'Ne oldu yüzün kızardı' dedim. O da 'Ben o zatı rüyamda gördüm. Benim onunla evleneceğim söylendi' diye yanıt verdi. Tayyip Bey'le konuştum. Onun da niyeti olduğunu anlayınca birliktelikleri oldu."
Erdoğan'ın başörtüsü konusundaki tereddütlerini gideren Şule Yüksel Şenler'in hikâyesi de kitapta bulunuyor. Şenler, Risale-i Nur derslerine giden ağabeyinin ısrarı üzerine bazı derslere gittiğini belirterek sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "AP'nin yılbaşı partisi vardı. Beni aşağı kata çağırdılar, baktım karşımda ağabeyim. Elinin tersiyle bana bir tokat attı. Arkasından 'gerici yobaz' diye bağırdım. Ama bu benim son balom oldu. Yavaş yavaş örtünmeye başladım."
'Kadınların arkasındayım'
--------------
Ahmet HAKAN
ahmethakan@hurriyet.com.tr Dinle Paşa....
SAYIN Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılınç...
Sayın Paşa...
Verdiğiniz beyanatta şöyle buyurmuşsunuz:
"Tayyip Bey eşinin başını açarak gidip oraya oturursa, başımla beraber otursun."
Sayın Paşa!
Bu beyanatınızla Tayyip Erdoğan’a, "Açtır eşinin başını, Çankaya sana helal olsun" demeye getiriyorsunuz.
Hayır, hayır...
Demeye getirmiyorsunuz...
Basbayağı böyle söylüyorsunuz.
* * *
Sayın Paşa...
Evliliklerde "kadın tarafı", "erkek tarafı"nın buyruğunda değildir.
Yani...
Tayyip Bey’in, "Emine Hanım, artık başını açıyorsun. Hadi bakalım" şeklinde "şak" diye emredeceğini, Emine Hanım’ın da "Emrin olur haşmetmeap hazretleri" şeklinde "tak" diye bu buyruğa boyun eğeceğini varsaymak...
Hele bu varsayımı, "olağan" ve "meşru" bir veri olarak kullanmak...
Tam anlamıyla sizin "erkek egemen" bir kafaya sahip olduğunuzu gösterir.
Hatta biraz daha zorlarsak...
Sizin kadını bireyden bile saymadığınızı, dolayısıyla yeterince aydınlanmadığınızı bile söyleyebiliriz.
Bu o kadar böyledir ki...
Tayyip Bey’in Emine Hanım’a emirler yağdırdığını ve Emine Hanım’ın da bu emirlere harfiyen uyduğunu gözünüzle görseniz dahi...
Durum değişmez.
Değil mi ki siz, önerinizi "erkek tarafı"nın buyurganlık makamında, "kadın tarafı"nın da buyruk alma makamında bulunması üzerine kurguluyor ve bunu meşru bir durum gibi algılıyorsunuz.Olay bitmiştir.
Gerisi hikáyedir, önemli olan bu algıdır.
* * *
Diyeceğim o ki Sayın Paşa...
Bırakın laikliği, Cumhurbaşkanlığı seçimini, türbanı, memleketin durumunu falan da siz öncelikle olaya ABC’den başlayın.
Çünkü...
Herhangi bir kimseye "Emret de karın başını açsın" önerisinde bulunan birinin...
Laiklikten de, cumhuriyetten de, demokrasiden de önce, çok temel bir "aydınlanma" ihtiyacı vardır.
Sayın Paşa...
Eğer işin bu kısmını hallederseniz, sizinle Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olup olmamasıyla ilgili sağlıklı bir tartışma yapabiliriz.
Ancak...
Bu aşamayı geçmeden ne söylesek havanda su dövmüş oluruz.
Bilmem anlatabildim mi?
****
Not:Bu yazılar arşivimden alınmış eski yazılar olup,güncelliğini korumakta olduğu için yinelenmiştir.
Bu yazının arkasına sanırım ki şu yazı okunmalıdır...
KARAÇARŞAFIN TARİHÇESİ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=426.msg571#msg571