Gönderen Konu: YÖK TARİKAT YURTLARINI NASIL DESTEKLİYOR?  (Okunma sayısı 611 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
YÖK TARİKAT YURTLARINI NASIL DESTEKLİYOR?
« : Eylül 11, 2008, 12:43:02 ÖÖ »
Konu:Altta sizlere sunacağım açıklamalar ışığında YÖK'ün tarikat yapılanmasını nasıl bir gizem içinde desteklediğini bulacaksınız.
Bu tamamen şahsi düşüncelerim kapsamında olup sadece bir iddia gibi görülse de açıklamalarımla bu fikre nasıl sahip olduğumu göreceksiniz.
----------
Hangi üniversite ne zaman açılıyor?

AÇILIŞ TARİHLERİ
Bazı üniversitelerin yeni akademik yıla başlama tarihleri şöyle:

- Dicle (13 Eylül);
-Balıkesir,Celal Bayar,Cumhuriyet,Çanakkale Onsekiz Mart,Dumlupınar,Ege,Erciyes,Eskişehir Osmangazi, Fırat,Gazi,Gaziantep,Gaziosmanpaşa,İnönü,İstanbul Teknik,Kafkas,Kırıkkale,Mersin,Muğla,Mustafa Kemal,Niğde,Pamukkale,Selçuk,Süleyman Demirel,Uludağ,Van Yüzüncü Yıl,Atılım,Haliç,Koç (18 Eylül); ODTÜ (20 Eylül);Adnan Menderes, Afyon Kocatepe, Anadolu, Ankara, Atatürk, Boğaziçi, Çukurova, Dokuz Eylül, Gebze Yüksek Teknik Enstitüsü, Giresun, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karadeniz Teknik, Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Sakarya, Trakya, Yıldız Teknik, Başkent, Çağ, Çankaya, Doğuş, Fatih, İstanbul Bilgi, İzmir Ekonomi, Ufuk (25 Eylül); Rize (26 Eylül); İstanbul, Ondokuz Mayıs, İstanbul Ticaret, Maltepe (2 Ekim); Marmara (3 Ekim), Işık, Okan, Yaşar (9 Ekim).

Bazı fakültelerde derslerin başlama tarihi eğitim-öğretime başlama tarihi ile farklılık gösterebileceğinden, öğrencilerin üniversitelerinden bilgi almaları gerekiyor.

Bu arada, Akdeniz, Kocaeli, Bilkent ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 11 Eylülde öğretime başladı.
Üniversitelerde yeni akademik yılın başlaması dolayısıyla, öğretime başlanıldığı gün veya başka bir tarihte açılış töreni düzenlenecek. Afyon Kocatepe, Boğaziçi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde açılış tören yapılmayacak.

Abant İzzet Baysal Ünv. bazı kaynaklarda 20 Eylül gösterilmesine rağmen,açılış tarihi 15 Eylül dür.

Kaynak: KanalD
http://www.kanaldhaber.com.tr/
-----------
İşte 2008 yılı YÖK sınav takvimi:
07 Kasım 2008,Özel Yetenek Sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan yükseköğretim programlarına kesin kayıt yaptıran adayların bildirilmesi için son gün.
http://www.yok.gov.tr/takvim/takvim.htm
---------------
Şimdi YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 2008 YILI AKADEMİK TAKVİMİni inceleyecek olursak görülecektir ki takvim 2008 yılı için geçerli olmak üzere hazırlanmıştır.
O maddeyi bir kez daha görelim.

Ne diyor?
07 Kasım 2008,Özel Yetenek Sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan yükseköğretim programlarına kesin kayıt yaptıran adayların bildirilmesi için son gün.

Kim diyor?
YÖK.....

Peki ne oldu da Özel Yetenek Sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan yükseköğretim programlarına kesin kayıt yaptıran adayların bildirilmesi için son gün değiştirildi?

Bu işin altında ne var?
Zira benim bahsettiğim eğitim kurumları gibi bir çok eğitim kurumunda uygulama aynen başlamıştır.

Buraya kadar yazdığım belki bir çok insanın gözünden kaçıyor olabilir.Bu nedenle konuyu değişik ifadesi ile daha açık izah etmeye çalışayım.

Öğrenciniz Özel Yetenek Sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan bir kuruma baş vuru yaptı.
Sınavı kazandı ve kayıt hakkını elde etti.

Gidip kaydınızı yaptırdınız.
Size okulun 10-15-20 Eylül'de eğitime başlayacağını söylediler.

Peki buraya kadar iyi.
Diyelim ki siz İstanbul,Ankara vs.. gibi bir yerdeki okula kayıt yaptıracaksınız.
Ancak Şanlıurfa,Gaziantep,Maraş,Siirt,Mardin vs..gibi uzak yerlerden hiç tanımadığınız bir yere çocuğunuzu getiriyorsunuz.

Üstelik kız öğrenci.
Yatacak,barınacak bir yeriniz olmadığı gibi,tanıdığınız kimse de yok.
Olması da zaten zorunlu ya da yasal bir gereklilik değil.Öyle ya devletinize güveniyor yola çıkıyorsunuz.Tüm sınırlar içinde vatan bir bütün değil mi?

Peki şimdi incelemeye devam edelim.
Özel yetenek sınavı ile bir yere yerleştirilmiyor olsa idi yurt başvurularını zaten yapmış olacak idi.Ve yurt çıkıp çıkmayacağı da birkaç gün içinde kesinleşecek idi.
Ancak meslek çıkışlı öğrenciler hala devletin üvey evlatları olduğu için bunların yurt başvuruları hala yapılamıyor.

Çünkü,yurtlar açısıdan,22 Eylül'de başlayıp,9 Ekim'de bitecek bir yurt baş vuru süreci var.

Peki okullarda eğitim süreci,bu süre bitmeden başlıyor mu?
Evet başlıyor.

Yani 10-15-20 Eylül gibi bir tarihte değişmek üzere eğitim başlamış olacak.

Yukarıda bazı üniversitelerin başlama tarihlerini verdim.

Diyelim ki 10 Eylül'de eğitime başlandı.

Siz çocuğunuzu nerede barındıracaksınız?

Ev tutsanız kimlerle anlaşacağı/anlaşamayacağı belirsizdir,henüz arkadaş çevresi dahi yoktur.
Özel yurta yerleştirseniz size hemen o gün tüm yılın maliyetini karşılayacağınıza dair senet imzalatıyorlar ve zorunlu olarak tüm yıl orada kalmak durumundasınız.

Yani öyle bir kaç günlük taviz yok.
Tanıdığınız,akrabanız yok ise yandınız.
Hani Cumhuriyet kimseizlerin kimsesi idi?surusunu ister istemez aklınıza getirdiler mi?
Evet getirdiler.
Demek ki cumhuriyet düşmanlığı için iyi bir başlangıç yapmış oluyorlar.

Hani vatanın her karış toprağı bizimdi?
Hani devlet her durumda vatandaşının zorluklarını sırtlanırıdı? Soruları aklınıza geldi mi?

Peki efendim yurt çıkmasını bekleyin diyenler olacaktır.

İşte mesele de bu ya.
Özel Yetenek Sınavı sonuçlarına göre yerleştirilen öğrencilere ne yazık ki yineliyorum,22 Eylül ile 9 Ekim tarihleri arasında yurtlara baş vuru yapma hakkını vermişler.

Böylece Özel Yetenek olmaz olsun dedittiriyorlar.Sanata ve sanatçıya bakış açınızı değiştirtiyorlar mı?

Şimdi çocuğunuzu otele mi yerleştireceksiniz?
Şahsım olarak ilgili Üniversitenin eğitim fakültesi dekanı ile yaklaşık 35 dakika görüştüm.

Dikkatlerinden kaçmış olma ihtimalini sorguladık.
Lakin onların da yapabilecek bir şeyi omadığı belli.Emir büyük yerden deyimi vardır ya işte tam da böyle bir durum.

Siirt,Şanlıurfa,Mardin vs..den gelenler ne yapacak?
Devamsızlık süresi sanırım ki hala 20 gün olmalı.
Yurt çıkıp çıkmayacağı ise ne yazık ki baş vurunun son tarihi olan 9 Ekimden dahi epey sonra belli olacak.

Öyle ise burada hangi sorular sorumalı?
Haydi soralım öyle ise.....

Eğitim başlangıç tarihi 10-15-20 Eylül tarihlerinden biri olsun.
Barınma durumunun kesinleşeceği tarih en iyimser sonuç ile 9 Ekim olsun(olmaz ancak öyle olsun).

Arada kaç gün var?
En iyimser hali ile 30 gün.
Devamsızlık hakkı kaç gün?
Bildiğim kadarı ile 20 gün.
Peki nerde kalacaksınız?
Çocuğunuz nerede kimle kalacak?
Sizin işiniz yok mu?İzin süreniz sınırsız mı?
Yoksa çok mu zenginsiniz?


Zaten öyle olsa idi ne diye okutacaktınız ki?Kurardınız bir özel üniversite,çocuğunuz mezun olduğunda ise kapatırdınız our biterdi.Çok mu uç espiri oldu?

Peki tüm bunlara sebep olan kim?
Üniversite mi?
Veliler mi?
Hükümet mi?
YÖK mü?
ÖSYM mi?
Kim,Kim bunların sorumlusu(sorumsuzu)?
Ben söyleyim.
Prorgamına sadık olmayanlar.
Bakınız...
Eğitim Fakültelerinde Uygulanacak Yeni Programlar Hakkında Açıklama
http://www.yok.gov.tr/egitim/ogretmen/programlar_aciklama.doc
---------
Programlar ve Ders İçerikleri
http://www.yok.gov.tr/egitim/ogretmen/muzik_ogretmenligi.doc

Şimdi soruyorum.
Hem de can alıcı bir noktadan bakarak.
Bu çocuklar 35-45 gün arası ne yapacaklar?
Eğitimlerine nasıl devam edecekler?

Bunları hiç düşünmediniz mi?Ya da kimler adına böylesi başarılı bir uygulamayı yapabilme cüreti sergiliyorsunuz?


Kime neye hizmet amaçlı bir uygulama yapıyorsunuz?
Yoksa asıl sorulması gereken can alıcı noktayı bizler kaçırıyormuyuz?

Yani yer bulamayan ya da ucuz hatta parasız barınma imkanı sağlayan TARİKAT yurtlarının eline bu çocukları yem yapma politikanız bu da bizler farkında değilmiyiz?

İşte işin başına ehlini getiren,işi ehline tesilm eden hükümet anlayışı,işte YÖK'ün başına getirilen zihniyetin nifak tohumları bunlar olmasın?

Bir veli olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki.
Asla çocuklarımızı bu TARİKAT zihniyetine teslim etmeyeceğiz.

Kula Kul olmayı değil,insan olmayı,mürit,şakirt omayı değil,eğitilmiş birey olmayı hedefleyen her ebeveynin de aynı düşüncede olacağını biliyorum.

Meslek liseleri statüsünde olduğu için yıllardır mahkumiyet hayatı yaşayanların neler çektiğini,hangi statükocular tarafından ser sefil halde bırakıldığını görmeyelim mi?

Atatürk'ten sonra gelen tüm iktidar sahipleri ne yazık ki ülkede Atatürk ilkeleri ile bir hesaplaşma içinde olmuşlardır.

Adaletten uzak iktidarlar,insanlıktan nasiplenmemiş yöneticiler,sorumlu ancak yetkisiz,ya da yetkili ancak sorumsuzlar,ahbap/çavuş ilişkisi içinde yiyici takımları devleti daha ne kadar işgal edecek?

AKP ve temsil ettiği zihniyetin iktidar olmasında bu geçmiş zihniyetler sorumlu değilmidir?

Ancak onların da diğerlerinden hiç bir farkı olmadığını,bu şansı tesadüfen mi yakaladığı da belli olmadığı halde fırsatı iyi kullanamayan/kullanmayan bir zihniyet olduğu gerçeği ile,bu çıkmazı millet olarak düzeltemeyecek olur isek bizler daha çok başımıza siyasetçi adı ile gelen mafya,çete savaşlarının galiplerini taşır dururuz.

Dilerim ki milletimiz bir an evvel soygun,talan,yalan,dolan düzeninin temsilcilerine artık dur diyebilecektir.

Yıllardır ülkeyi kötü yöneten kime hesap sorulmuştur?
Hesap sormak sadece sandıkta cezalandırmak mı olmalıdır?
Sandığa gömülen diğer soyguncular ne yapmaktadır?
Milletten çaldıkları ile bazı köşelerde semirmektedirler.
Bir süre sonra da nasılsa kamuoyu bir şekilde unutur,mevcutlardan sıkılır,biz de bir yerlerden tekrar hortlarız diye beklemektedirler.

Bu mudur hesap sormak?
Bu mudur cezalandırmak.

Öyle ise millet olamkta değil ancak vekili olmakta fayda vardır.
Ne de olsa ye babam ye....

Başaramaz isen nasılsa millet senin beceriksizliğini ödeyip duruyor.
Dünyanın neredeyse tüm ülkelerine borçlandır.
Nasıl olsa millet gün gelir öder.
Tüm beceriksizliğini sergile.
Nasıl olsa milletin sesi çıkmıyor.Devletine saygılı.
Devletin imkanlarını önceki iktidarların yaptığı gibi ehline teslim ettiniz.

Sizler de aynısınız.
Onlar nasıl bir ehil seçme sistemi kurdular ise sizler de aynı sistemi devam ettirdiniz.
tek fark ile.

Sizin soyguncularınız aynı zamanda iman sahipleri de olarak.
Nasıl bağdaştırdınız,nasıl becerdiniz ise anlamak için arif olmak gerek.
Bütün bunlar milletin tam bağımsızlığını tehlikeye düşüren hareketlerdir.
Değerli dostlar,ey iman edenler,ey milli birlikten bahsedenler,ey vatanı uğruna canını seve seve feda edenler ve etmeye hazır olanlar,
Demek ki kandırılıyoruz.......
Nasıl mı?

İşte okuyunuz....
Kur'an İrtica için ne diyor?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-kur-an-irtica-icin-ne-diyor_2825627.html

Saygı ile....
Ahmet Dursun  11 Eylül 2008 00:45
----------
İlgisini çekenler için ilave bilgiler.
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) Genel Müdürlüğü`nden yapılan açıklamaya göre, 2008-2009 öğretim yılında kurum yurtlarında barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen, halen bir yükseköğretim kurumuna devam eden ara sınıf (önlisans, lisans ve yüksek lisans) öğrencilerinin başvuruları 1 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Yüksek lisans, doktora, ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile yüksek öğretim programına girecek öğrenciler ise başvurularını 22 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında yapabilecek. Başvurular YURTKUR`un www.kyk.gov.tr adresindeki internet sayfasından yapılacak. Kurum yurtlarında barınmakta iken yükseköğretim kurumunu süresi içinde bitirememiş artık yıl öğrencileri 8-24 Eylül tarihleri arasında 2007-2008 öğretim yılında barındıkları yurt müdürlüklerine başvuruda bulunabilecek. Asıl listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtları 1-12 Eylül tarihleri arasında, kalan boş yatak sayısına göre hazırlanacak olan birinci yedek listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kesin kayıtları 15-19 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Bundan sonraki her Pazartesi günü ilan edilecek olan yeni yedek listedeki öğrencilere 5`er gün kayıt süresi tanınacak. Yedek listeden öğrenci alımına 8 Aralık Pazartesi günü son verilecek. Yurtlar 8 Eylül`de hizmete açılacak.
http://www.kyk.gov.tr
-----------------
ÜNİVERSİTELERİN MÜZİK BÖLÜMLERİ TELEFON,VE WEB ADRESLERİ için bakınız ve inanmıyor iseniz bu konuyu sorunuz.
http://agsl.wordpress.com/2007/09/20/universitelerin-muzik-bolumleri-telefon-ve-web-adresleri/#more-81
-----------
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-yok-tarikat-yurtlarini-nasil-destekliyor_23888081.html

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
23 rektörden 16'sı 'türbana özgürlük' demişti.
« Yanıtla #1 : Eylül 11, 2008, 11:34:14 ÖÖ »
23 rektörden 16'sı 'türbana özgürlük' demişti.

ANKA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni kurulan 23 üniversitenin rektörlerini atadı. Gül'ün onayına sunulan 69 rektör adayından 36'sı “türbana özgürlük” bildirilerine imza atarken, atadığı rektörler arasında da tam 16 isim “türbana özgürlük” diyen isimler arasından seçildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, toplam 517 adayın başvurduğu yeni kurulan 23 üniversitenin rektörlerini atadı. Cumhurbaşkanı Gül’ün atadığı isimlerin ortak özelliği “türbana özgürlük” demeleri oldu, YÖK tarafından kendisine gönderilen 69 rektör adayından 36'sı türban tartışmalarının yaşandığı dönemde “türbana özgürlük” bildirisine imza atmıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakkari Üniversitesi için rektör adayı olan ve “türbana hayır” bildirisine imza atmasına karşın YÖK tarafından kendisine birinci sırada gönderilen Prof. Dr. İbrahim Belenli’yi Hakkari Üniversitesi’ne rektör olarak atadı.

YÖK listesinde rektörlük için daha önce şansını deneyen ama başarısız olan adaylar da yer buldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, en fazla talep gören üniversite olan Yalova Üniversitesi’nde de kendisine birinci sırada gönderilen; YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın danışman olarak atadığı Prof. Dr. Mustafa Solak’ı atamayarak, türbana özgürlük bildirisine imza atan üçüncü sıradaki aday Prof. Dr. Niyazi Eruslu’yu rektör olarak atadı.

-TÜRBANA “EVET” DEDİLER REKTÖR OLDULAR-

Cumhurbaşkanı Gül, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğü’ne YÖK tarafından ikinci sırada kendisine gönderilen ve türbana özgürlük bildirisine “evet” diyen Prof. Dr. İrfan Aslan’ı atadı.

Gül, Ardahan Üniversitesi’ne ise YÖK’ün kendisine yine üçüncü sırada gönderilen ve “türbana özgürlük” diyen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ı rektör olarak atama kararı aldı.

Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörlüğüne ise Sakarya Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Mehmet Duman atandı. Duman, Bilecik Üniversitesi'nde rektör adayı olmuş, birinci sırada yer almasına karşın YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç tarafından liste dışı bırakılmıştı. Duman, "türbana özgürlük" bildirisine imza atan isimler arasında yer alıyor.

-MEB’DEN TÜRBANA ÖZGÜRLÜKÇÜ REKTÖR

Cumhurbaşkanı Gül, Bartın Üniversitesi’ne MEB Milli Eğitim Akademisi Başkanı Prof. Dr. Ramazan Kaplan’ı rektör olarak atadı. Kaplan da “türbana özgürlük" bildirisine imza atan isimler arasında yer alıyor.

Batman Üniversitesi Rektörlüğüne ne yine “türbana özgürlük” bildirisine imza atan ve YÖK tarafından Gül’e ilk sırada gönderilen Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam atandı.

Gül, Bingöl Üniversitesi’ne YÖK tarafından kendisine ikinci sırada gönderilen “türbana özgürlük” bildirisi sahibi Prof. Dr. Gıyasettin Baydaş’ı rektör olarak atadı.

Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğüne YÖK’ün ikinci sıra adayı Prof. Dr. Mahmut Doğru atandı. Doğru, da “türbana özgürlük” bildirisine imza atanlar arasında yer alıyor.

Gül, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğüne YÖK’ün birinci sıradaki adayı “türbana özgürlük” diyen Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş’ı atadı.

-TÜRBANA “EVET” DİYEN, BÜROKRATI GEÇTİ-

Iğdır Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Hakkı Yılmaz atanırken Yılmaz da, türbana evet diyenler arasında yer aldı.

Gül, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Sabri Gökmen’i getirdi. Gökmen, YÖK tarafından birinci sırada Gül’e gönderilirken, “türbana özgürlük” bildirisine imza atmıştı.

Türbana “özgürlük” diyen ve YÖK tarafından Gül’e ikinci sırada gönderilen Prof. Dr. Mustafa Aykaç, Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğüne atandı.

Gül, Mardin Artuklu Üniversitesi’ne 2004'den bu yana Sağlık Bakanlığı'nda komisyonlarda görev yapan Prof. Dr. Mehmet Zeki Taner’in YÖK tarafından ilk sırada gönderilmesine karşın Rektörlüğüne Prof. Dr. Serdar Bedii Omay’ı atadı. Omay da türbana özgürlük bildirisine imza atmıştı.

-SAADET PARTİSİ’NİN KURUCULARINDAN AKMAZ’A REKTÖRLÜK-

Gül, Muş Alparslan Üniversitesi Rektörlüğüne türbana özgürlük diyen Prof. Dr. Nihat İnanç’ı atadı. İnanç, AKP'den Van milletvekili aday adayı olmuş, listeye giremeyince Abdüllatif Şener ile birlikte hareket ettiği ileri sürülmüştü.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Siirt Üniversitesi Rektörlüğüne de yine türbana evet diyen Prof. Dr. Recep Ziyadanoğulları’nı atadı.

Gül, Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne ise Saadet Partisi Kurucular Kurulu'nda bulunan ve türbana özgürlük bildirisine de imza atan Prof. Dr. Ali Akmaz’ı atadı.

Gül, Nevşehir Üniversitesi’ne ikinci sırada kendisine gönderilen Prof. Dr. Filiz Kılıç’ı Rektör olarak atadı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörlüğüne ise Cumhurbaşkanı Gül, Prof. Dr. İhsan Günaydın’ı atadı. Bayburt Üniversitesi Rektörlüğüne, Cumhurbaşkanı Gül’e YÖK tarafından ikinci sırada gönderilen Prof. Dr. Murat Mollamahmutoğlu atandı. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörlüğüne de YÖK’ün ilk sıradaki adayı Prof. Dr. İsmail Güvenç atandı. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Rektörlüğüne ise Cumhurbaşkanı Gül, kendisine üçüncü sırada gönderilen Prof. Dr. Orhan Büyükalaca’yı atadı. Tunceli Üniversitesi Rektörlüğüne YÖK’ün ikinci sıradaki adayı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ atandı.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Kayıtta tarikat kıskacı.
« Yanıtla #2 : Eylül 14, 2008, 07:04:19 ÖS »
Barınma,üniversiteye başlayanlar için büyük sorun oluştururken,öğrenciler kayıt alanlarında tarikat üyelerinin kıskacına takılıyor.
Paylaşım:N.Kaptan.

Kayıtta tarikat kıskacı



Ege Üniversitesi'ne kayıt yaptıran öğrenciler de, tarikat üyelerinin takibinden kurtulamıyor.
Tarikatlar, daha üniversiteye adım atar atmaz öğrencileri etki alanlarına almaya çalışıyor. Özellikle barınma gereksinimindeki açık tarikatların öğrenci avına çanak tutuyor.

HİCRAN ÖZDAMAR
Öğrenciler, cemaat yurtlarına emanet. ÖSS'yi kazanarak farklı kentlerdeki üniversitelere kayıt yaptıran öğrenciler, tarikatların eline düşüyor. Tarikatlar, olanaklarını kullanarak, özellikle barınma gereksinimi olan öğrencileri daha üniversiteye kayıt aşamasında etkisi altına almaya çalışıyor. Barınma, öğrenciler ve veliler için büyük sorun oluştururken, öğrenciler üniversite kayıt alanlarında tarikat üyelerinin kıskacına takılıyor. Ege Üniversitesi'nde de bu durum kayıt döneminde gün yüzüne çıkıyor.

BROŞÜRLER ÇANTADA
Üniversite kütüphanesinde öğrenciler, kayıt işlemlerini tamamlarken, veliler için ayrılan bölümde tarikat üyeleri, özel yurtlar hakkında bilgi veriyor. Öğrenci ve velilere yaklaşan özellikle türbanlı genç kızlar, kentte barınma zorluklarına dikkat çekiyor. Çantalarından çıkardıkları broşürlerle veli ve öğrencileri ikna etmeye çalışıyor. Üniversite güvenlik görevlilerinin kampüs alanından uzaklaştırmaya çalıştığı kişiler, gözden kaybolup bir süre sonra yeniden ortaya çıkarak, veli ve öğrencilere yaklaşıyor. Daha sonra okula yakın yerlerde bulunan yurtlara öğrenci ve velilerini götürerek, odaları, binadaki olanakları gösteren türbanlı kişiler, aileleri ikna etmeye uğraşıyor. Devlet yurtlarında yer bulamayan ya da yedekte bekleyen öğrenciler de üç öğün yemek, 24 saat sıcak su, dinlenme salonları, internet, etüt odalarının olduğu tarikat yurtlarına yöneliyor. Kent merkezi dışında bulunan okullarda da öğrenciler, tarikat evlerine konuk ediliyor.
Ege Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Necla Nişli, öğrencilerin tarikatların eline düştüğüne dikkat çekerek, “Bu çok önemli bir sorunumuz. Bu konuda tarikat ve cemaatlar çok önemli yol almış durumda. Yurtlar denetlenemiyor. Cemaatler destek de buluyor ve cesur davranıyorlar” dedi.
Barınmanın büyük bir sorun olduğuna dikkat çeken Nişli, bu konuda alternatif üretemediklerini söyledi. Nişli, “Veli ve öğrencileri başka yere yönlendirme gibi seçeneğimiz de yok. Yurtlar yeterli değil. Velilerimiz, böyle tuzaklara fark etmeden ya da bilerek düşüyor. Bizler de yurt yapmak istiyoruz ancak bağış için kurumlara başvursak bile olanaklar yeterli olmadığı için destek bulamıyoruz” diye konuştu.

CEMAATLERİN ELİNDE
Eğitim- İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Yurt-Kur'a bağlı yurtların üniversite öğrencilerinin üçte birinin barınma sorununu çözdüğüne dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Öğrencilerin üçte ikisi açıkta kalıyor. Bunun yanı sıra aylık net gelirini belirtmeyen varlıklı ailelerin çocukları devlet yurtlarına yerleşirken, dar gelirli ailelerin çocukları bu yerleri yedekte kazanıyor. Kayıt döneminde de çocuklar tarikatlar ve cemaatlerin eline düşüyor. Çok az bir para karşılığı öğrencilerin barınma sorununu çözüyorlar. Bu, yıllardır sürüyor. Tarikat ve cemaatlere gün doğuyor. Öğrencilerin sıkıntılarını çözerek, kendilerine yandaş kişiler yetiştiriyorlar. Son yıllarda bu açık bir şekilde yapılıyor. Devlet öğrencisine bakmak zorunda ancak bunun tersini yapıyor. Eğitimi paralı hale getirerek, kaynakları başka yerlere aktarıyorlar. Özel yurtların yüzde 20'si iyi niyetliyken yüzde 80'i tarikatların elinde bulunuyor.”
Cumhuriyet Ege 05.09.2008

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yol kıyağından sonra şimdi de tarikat yurdu.
« Yanıtla #3 : Eylül 23, 2008, 10:58:07 ÖÖ »
Yol kıyağından sonra şimdi de tarikat yurdu.

CHP Marmaris İl Genel Meclisi Üyesi Dursun Kaplan, Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Kıyra Köyü, Oyru Mahallesi’nde, kuran kursu adı altında tarikat yurdu bulunduğunu ve bu yurdun Çiçekli’deki yol kıyağında da adı geçen AKP Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır’ın kayınpederi İlhan Armutçuoğlu’na ait olduğunu iddia etti.

Kaplan,“Muğla’nın ve Marmaris’in peşkeş çekilmesine ve tarikat odağı haline getirilmesine CHP asla ve asla izin vermeyecektir” dedi.  

Süleyman Akbulut
Kısa bir süre önce AKP Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır’ın Çiçekli Köyü’nde kayınpederi İlhan Armutçuoğlu’na devlet kaynaklarıyla 400 metre parke taş döşemeli özel yol yaptırdığını iddia eden CHP Marmaris İl Genel Meclisi Üyesi Dursun Kaplan, şimdi de, Ula ilçesine bağlı Kıyra Köyü, Oyru Mahallesi’nde yine Hıdır’ın kayınpederine ait kaçak kuran adı altında tarikat yurdu bulunduğunu iddia etti.

“CUMHURİYET DEVRİMLERİNE VE LAİKLİĞE AYKIRI BİR TARİKAT YURDUDUR”
Kaplan, CHP İl Teşkilatı’nda yaptığı basın toplantısında, önceki hükümet döneminde bu tarikat yurdunun açılmasına izin verilmediğini vurgulayarak, “Ancak, AKP iktidarı gelir gelmez, kaçak yapı olan ve bir bölümü orman arazisi içerisinde kalan 4 katlı binanın gayri resmi ve izinsiz çalışmaya başladığı iddia edilmektedir. Burası yazın yaklaşık 80 kız öğrencinin yatılı olarak kaldığı, kışın 200 ila 300 arası Türkiye’nin her tarafından kız çocuklarını toplayarak yatılı kuran kursu adı altında Cumhuriyet devrimlerine ve laikliğe aykırı eylemlerin ve toplantıların yapıldığı bir tarikat yurdudur. Her yıl dinimizin önemli günlerinde yaklaşık 20 araçla 400-500 kişinin ziyaret ettiği Nakşibendi tarikatı mensuplarına ait toplanma yeridir. Yöredeki vatandaşların iddiasına göre kız çocuklarını aynı tarikattan olan erkeklerle evlendirerek, dini törenlerin yapıldığı nikah sarayıdır. Gözden uzak ve orman içerisinde yer alan bu tarikat yurdunu AKP’li bakanların ve milletvekillerinin Muğla’ya her gelişlerinde ziyaret ettiği hatta AKP Muğla Milletvekillerinin sıralamasının da burada belirlendiği, tarikat, siyaset ve ticaret üçgeninin toplantı merkezidir ” dedi.

“EV, TARİKAT EVİ; KURAN KURSU DA TARİKAT YURDURUR”
Kısa süre önce AKP Milletvekili Hıdır’ın Çiçekli Köyü’nde kayınpederine devlet kaynaklarıyla 400 metre parke taş döşemeli özel yol yaptırdığını CHP olarak iddia ettiklerini belirten Kaplan, “Sayın Hıdır bunu yalanlamadığı gibi artan taşlarla yapıldığını ve kadastral yol olduğunu dile getirmişti. Oysaki bu yol, kadastral yol değildir ve artan taşlarla da yapılmamıştır. Ormana tecavüz edilerek, kayınpederine parke taş döşemeli özel yol yaptıran AKP Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır’ın kayınpederinin tarikat yurdunu geceleri gizlice ziyaret ettiği, orada çalışanlar ve yöre halkı tarafından açıkça dile getirilmektedir. Araştırmalarımızın sonucunda, Çiçekli’deki özel yol yapılan evin, tarikat evi olduğu, Kıyra Köyü’nün Oyru Mahallesi’ndeki sözde kuran kursunun da tarikat yurdu olduğu açık ve net bir şekilde görülmektedir” dedi.

“YETKİLİLERİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ”
Bu iki olayın arkasında AKP’nin ve Muğla Milletvekili Hıdır’ın parmağının olduğunu iddia eden Dursun Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sözde T.C Ula ilçesi Müftülüğü’ne bağlı olduğu iddia edilen Kuran kursunun, neye kimlere hizmet ettiği belli olmadığı gibi maddi kaynağının da Deniz Feneri gibi nereden kimler tarafından karşılandığı bilinmemektedir. Oyru’daki yurt ve Çiçekli’deki ev ile ilgili gereken yasal işlemleri yapmak için acilen tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz.”

MUĞLA’NIN TARİKAT ODAĞI GETİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Daha yerel seçimleri kazanmadan, Marmaris’in yüzde 52’sini maden araması adı altında turizmi katlederek peşkeş çekenlere, Muğla’nın tarikat odağı haline gelmesi için seferber olan AKP’ye kesinlikle izin vermeyeceklerini vurgulayan Kaplan, sözlerini şöyle noktaladı:

“Türkiye’de her şeyi satan bu AKP hükümeti, Muğla’nın koylarını, ormanlarını ve sit alanlarını satmak için Muğla’da yerel yönetimleri almak istiyor. CHP Muğla örgütü olarak diyoruz ki; ‘Sayın Başbakan başka kapıya. Muğla’da sana ekmek, yandaşlarına mama çıkmaz, Muğla’yı size vermeyeceğiz’ Muğla’nın ve Marmaris’in peşkeş çekilmesine ve tarikat odağı haline getirilmesine CHP, asla ve asla izin vermeyecektir.”
http://www.mugladevrim.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1713:yol-kyandan-sonra-imdi-de-tarikat-yurdu-&catid=1:son-haberler

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Şeriat Üniversitesi’nden haberi olmaması YÖK’ü kurtarır mı?
« Yanıtla #4 : Nisan 26, 2009, 10:06:28 ÖÖ »
Şeriat Üniversitesi’nden haberi olmaması YÖK’ü kurtarır mı?

Meğer Avrupa İslam Üniversitesi isimli Şeriat Üniversitesi’nin İstanbul’un göbeğinde eğitim verdiğini herkes biliyormuş...

Sözde üniversitenin http://iueurope.com/ adresli internet sitesine girince görüyorsunuz ki; devlet üniversitelerinin ilahiyat fakültelerinde görev yapan bir çok öğretim üyesi, bu sözde üniversitede “seminer” adı altında ders vermiş.

Dünyadaki bütün şeriat üniversiteleri, bu sözde üniversiteye tanıtım ve destek gezileri düzenlemiş; plaketler getirmiş!

Belediye başkanları, parti temsilcileri nezaket ziyaretinde bulunmuş!

Halen 815 öğrencinin, yılda 2 bin TL vererek devam ettiği bu sözde üniversiteden; sadece, görevi “üniversitelerin kurulmasına izin vermek ve denetlemek” olan Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın (YÖK) haberi olmamış!

YÖK Başkanlığı, bana gönderdiği açıklamada aynen şunları söylüyor:

“Avrupa İslam Üniversitesi adlı oluşumun ve Türkiye’de onu temsil ettiği söylenen oluşumun bugüne kadar; tanınma, şube açma, bölüm açma, diploma denkliğinin tanınması dahil olmak üzere, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın yetkisi alanındaki hiçbir konuda Başkanlığımız ile ilişkisi ve yazışması olmamıştır.”

Diyelim ki Sağır Sultan’ın bile duyduğunu, öğrendiğini; bu beyler duymadı, öğrenmedi...

İyi de benim yazılarım sayesinde öğrendikten (!) sonra, yaptıkları açıklama bu kadar mı olmalıydı? Kapatılması için hemen harekete geçmeleri gerekmez miydi?
***
Şimdi size bir hafta sonu bulmacası:

Bu Şeriat Üniversitesi’nin arkasında hangi siyasetçiler ve tarikatlar var?
Biraz düşünün... Söz; yanıtı bulmanızda size yardımcı olacağım!
*****
KURUCU!
Sözde Avrupa İslam Üniversitesi’nin kurucusu, Türkiye Temsilcisi ve İslamî İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmed Ağırakça, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’ndan 1999’da emekli oldu. 1999-2000 eğitim yılında Rotterdam İslam Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanlığı yaptı. 2001’de Rotterdam’da bir grup arkadaşıyla birlikte Avrupa İslam Üniversitesi’ni kurdu.

Prof. Ağırakça, İstanbul Üniversitesi’ndeki görevi sırasında türbanlı öğrencilerin kurduğu derneğin açılışına katılıp destek verdiği için ceza almıştı.
*****
GÜNÜN SORUSU
Yargıtay Onursal Başsavcısı’nın bile “Beni de dinlediler” diye isyan ettiği bir dönemde, yasa dışı bir Şeriat Üniversitesi kuran insanları dinlemek kimsenin aklına gelmedi mi?
*****
Kamuoyu önünde suç duyurusu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Aykut Cengiz.
Arpa Emini Mahallesi, Vatan Caddesi, Zaviye Sokak No:12 4/1 Fatih adresinde faaliyet gösteren, YÖK Başkanlığı’na başvuruda bile bulunmayan, bir yılda 1,5 milyon liradan fazla para toplayan Hollanda merkezli sözde Avrupa İslam Üniversitesi’nin mütevelli heyeti, yönetim kurulu, rektörü, dekanları ve öğretim üyeleri hakkında yasaları ve Anayasa’yı ayaklar altına almaktan...

Üç yıldır faaliyet gösteren bu oluşum karşısında “Haberimiz olmadı” demekle yetinen YÖK Yönetim Kurulu ile görev ve sorumluluk alanında bu yasadışı oluşumu engellemeye yönelik hiçbir adım atmayan İstanbul Valisi hakkında görevi ihmalden...

Bu sözde üniversitenin sözde temsilcilik binasına gidip destek ziyaretinde bulunan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve AKP Fatih İlçe Başkanı Ahmet Baha Öğütken başta olmak üzere tüm kamu görevlileri ve siyasi parti temsilcileri hakkında da “suça teşvik ve yüreklendirmek” ten ...

Sıradan bir vatandaş olarak suç duyurusunda bulunuyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Mustafa Mutlu
Vatandaş

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ULUSAL SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİRLİĞİ’NDEN KAMUOYUNA DUYURU

Aşağıdakilerin hepsi Suudi Arabistan’da yaşandı,  29 yıl önce İran’da başladı, şimdi Fas, Afganistan, Sudan, Endonezya, Cezayir, Malezya’da aynen yaşanıyor. Ve tüm olanlar önce “baş örtüsüne özgürlük” sloganı ile başlıyor, mahalle baskısı ile devam ediyor, hükümetler “dur” dese bile artık çok geç !

Üniversite ve liselerde okuyan kızlarımıza türban özgürlüğü tanındı diyelim:

Peki sonra ne gelir? Üniversitede türbanla okumasına izin verilen ve kamu hizmeti yapmak isteyenlerin, türban taktıkları için kamu hizmetinden engellenmeleri insan haklarına aykırıdır, savcı, doktor, memur, polis tüm kamu kurumlarındaki kadınlar da türban taksın denir.
 
Sonra ne gelir? “Kız ve erkek öğrenciler ayrı okullarda okusun” denir.
 
Sonra ne gelir? “Kadın hastayı kadın doktor, erkek hastayı erkek doktor muayene etsin” denir.
 
Sonra ne gelir? “Parlak renkli tesettür caiz değildir, kadınlar siyah veya  kahverengi çarşaf giysin, başını aynı renk örtüyle kapatsın” denir.
 
Sonra ne gelir? Satıcılara “siyah ve kahverengi çarşaftan başka giysi satma, yoksa dükkanını  tahrip ederiz” denir.
 
Sonra ne gelir? “Çarşaf giymeyen kadın fahişedir, sokakta fahişe kadın görmek istemiyoruz” denir.
 
Sonra ne gelir? Din polisi “çarşaf giymem” diyen kadınları toplar.   
 
Sonra ne gelir?  Sonra sıra erkeklere gelir.
 
Erkeğe ne denir? “İslamiyet’ te kravat yoktur, çıkar o batı özentisi kravatı” denir.
“İslamiyet’ te kadın erkek bir arada toplanamaz” denir.
“İslamiyet’te dans etmek yoktur, dans müziği çalamazsın” denir.
“İslamiyet’te kadınla beraber denize girilmez, sen İslami mayo ile erkekler denizinde gir” denir.
“İslamiyet’te içki kesinlikle yasaktır. İçkiyi satan da içen de cezalandırılır, ayağını denk al” denir. 
 
Sonra ne gelir?  Bunlara uymayan erkek, kravatından tutulup sokaklarda sürüklenir, kısa kollu gömlek giyeni, içki içeni, dans edeni güvenlik güçleri toplar.
 
Sonra ne olur? Üniversiteli kızlarımız ve toplum bin kere pişman olur. 
 
Sonra ne olur? Hükümetler “dur” dese bile, toplum içinde belli güce ulaşanlar, din adına istediği baskıyı yapmakta engel tanımaz, onları durdurmak artık mümkün değildir.
Kaynak:
http://www.ulusalstkb.org/

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bolu da Tarikat yurtları –evleri
« Yanıtla #6 : Mayıs 20, 2009, 08:45:51 ÖÖ »
Bolu da Tarikat yurtları –evleri
Sevgili okurlar hatırlarsanız AİBÜ kayıtları zamanında “Aibü’de Öğrenci Avı Başladı” diye bir haber yapmıştım. Yasak olmasına rağmen okula çıkan yurt öğrencileri, cemaat yurtlarının tanıtımını yapıyorlar, bunu bir tek güvenlikçiler bilmiyorlardı!
Haber çok ses getirdi. Gerekli merciilere yaptığım şikayet sonucunda biraz da olsa önlem alındığını gördüm. Hatta içeriden (Cemaat yurdunun içinden) aldığım duyuma göre yaptığım haber sonrasında bazı fakültelerde kendilerine göz açtırmamışlar. Bunun için başta İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi yönetimini kutluyotum.
Daha önceden de tanıdıkları beni okulda fakültelerin önünde her gördüklerinde ayrı bir yere kaçarak uzaklaşmaları, psikolojilerini çok da iyi anlatıyordu. Sonuçta hukuk dışı bir iş yapıyorlardı ve bunun farkındaydılar. Tabi ne yapsınlar, emiri büyük yerden alıyorlar.
Onlara kızmıyorum...
Emirleri büyük yerlerden geliyor.
AİBÜ Kayıt Danışma yazısının altına stand açan yurt için ise henüz birşey yapıldığını duymadım. Resimle belgelememe rağmen bu konuda hiçbir adım atılmaması çok manidar!
Neyse geçti bitti, yine içeriden aldığım habere göre son günlerde fazlasıyla rahatsız oldular. Yaptıkları kanunsuz işi rahatca devam ettiremediler. Bu arada da kulaklarımı çok çınlattılar.
Bu yazıdan sonra daha da çok çınlatacaklar.
Hatta bundan sonraki yazımda onlar konuşmaktan, ben kulak çınlamasından uyuyamaycağım.
Malumunuz avlanan öğrenciler cemaat yurtlarına yerleştiler. Birinci sınıf öğrencilerini yurtlarına, üst sınıfa gelenleri evlerine yollayan cemaat yurtları, isteyene 3 isteyene 4 kişilik ve her birinin başında farklı bölümlerden ablalar bulunan evleri öğrencilere açıyorlar.
Fakat bu yıl, her yılki aldığımduyumlardan fazlasını alıyorum. Cemaat yurtlarından bugüne kadar çıkan ve bayramdan sonra diğer NORMAL yurtlara geçecek olan kız öğrenci sayısı geçen yıla göre çok fazlaymış. Bunun da nedeninin bu yıl daha da bir artan manevi baskı olduğunu söylüyorlar.
İki kavramı açıklayayım. Normal yurt, öğrencilere barınma ve yiyecek temin eden yurt anlamına gelir. Burada insanlara zorlama ve manevi baskı yapılmaz, namaz kılmadı, askılı giydi diye yurttan atılmaz.
Manevi baskı dediğim de şöyle oluyor. Evdeki ablalar öğrencilere soruyor: “Namaz kılıyor musun?” Öğrenci hayır derse “Tüh, keşke kılsaydın” diyor. Evde yabancılanıyorsun, odanda yabancılanıyorsun, yanındakiler sana yabancılaşıyorlar. Eskisi kadar çok konuşmuyorlar ama küsmüyorlarda.
Özellikle sabah namazlarında tüm ışıklar açılıyor, uykudan kaldırılıyorsun.
“Oruç tutuyor musun?” diye soruyorlar, tutmuyorsan akşam aç kalabiliyorsun. Zaten bu ikisini yapmaman, dışlanman ve açığının aranması için yeterli bir sebep oluyor.
Bu gibi olaylar başına gelen kızlarımızın içine yurttan atılabileceği korkusu doğuruluyor. Kalacak yeri olmayan veya parası olmayan kızlar ise mecburen isteklere uyuyor. Hala o yurtlarda kalan kaç kişi biliyorum “okul bitene kadar katlanacağım ama onlar gibi olmak istemiyorum ama mecburum” diyen.
Birde sohbetler var. Devlet yurtlarında kendi içlerinde, kendi yurtlarında ise yurtcana düzenlenen. Burada neler anlatılıyor biliyor musunuz?
Muhtemelen bilmiyorsunuz. Merak etmeyin bunları “F tipine hayır” diyen köşe yazarlarımızın çoğu da bilmiyor.
Bir sonraki yazımda sıra bu hikayelere geliyor.
Ne demiştim? Korkmazsanız size geleceğinizi göstereceğim. Gelecekteki öğretmenlerinizi, doktorlarınızı, idarecilerinizi, gelinlerinizi göstereceğim...
İsimlerini de vereyim mi?

Bolu’da Tarikat yurtları – evleri 2

Dün demiştim, sizlere geleceğinizi göstereceğim diye. Bu gün de tarikat yurtlarında anlatılan hikayelerle devam edelim isterseniz.
Her hikayenin olduğu gibi benim de bir giriş yapmam şart tabi...
Bir an düşünelim. Dindar bir insansınız veya hiçbir inancınız yok. (iki örneğin de şahidiyim, farazi konuşmuyorum)
Tek ortak noktanız var. Zor şartlar altında çocuğunuzu okutma derdindesiniz. Ardından gözyaşı dökerek otobüse bindirdiğiniz kızınızı yine bilerek/bilmeyerek ama ellerinizle yazdırdığınız tarikat yurduna gönderiyorsunuz.
Üniversite okuyup aydınlanacak olan çocuunuza yurtta sohbet adı altında neler mi anlatılıyor?
Sohbet yapılan odanın kapısında meleklerin olduğu, isteyerek girenlerin günahlarının arındığı, istemeyerek girenlerin ise sırf isteyerek girenlerin hürmetine günahlarının affedildiği söyleniyor-muş...
İçeride tabii ki dini konular konuşuluyor. Söylenene göre ilk zamanlar konular başka yerden açılsa da ablalar lafı bir zaman sonra dini konulara getiriyor. İlerleyn zamanlarda direkt damardan giriliyor.
Deniyor ki kapıdaki melekler tüm düşünceleri okuyorlar-mış...
Deniyor ki başını kapatmayanların saçları öbür tarafta yılan oluyor-muş...
Deniyor ki diğer yurtlarda .......... yapılıyor-muş...
Deniyor ki ....... derneklerinin amacı kızları pazarlamak-mış...
Deniyor ki, Atatürk’e “Deccal” deniyor-muş...
Diyorlarmış ki diğerlerine uyulursa, kişi namaz kılmazsa, anlatılanlara inanmazsa öbür tarafta yanacak-mış.
Diyorlar-mış ki aslında “Medrese ne zaman yıkıldıysa millet o zaman yıkılmıştır.“
İstedikleri yerlere gitmeleri engelleniyor, belli bir saatten sonra yurttan dışarı çıkamıyorlar-mış... Sanmayın ki akşam 10’dan bahsediyorum...
Tıp fakültesine gönderdiğiniz kızınıza erkekleri tedavi etmenin günah olduğu öğretilmiş. Ne güzel değil mi? Öğretmen olmak için gönderdiğiniz kızınız anaokulu çocuklarına yanlışı değil günahı öğretmiş.
İşte modern bilimin geldiği son nokta. Haydi, her tarikat evinde bir ablanın – abinin olmasını anladık. Onların da üstüne semt ve bölge imamı olmasını, fakültelerde nasıl örgütlendiklerini ve kim olduklarını da öğrendik.
Peki ya devlet yurtları, okul yurtları çok mu temiz?
Her odaya organize şekilde yayılmış olmaları tesadüf mü? Yurt odalarında istişareler yapmaları çok mu “görünmez”?
Cemaate yardım eden dükkanlardan alışveriş yapmaları, Atatürkçü kişilerden birşey alınmamasını söylemeleri çok mu “organize”?
Devlet yurtlarında bu kadar rahat çalışmalarını engelleyenleri, onu da geçtim anlattıklarının tersini savunanları ve doğruları anlatanları sudan bahanelerle yurt sorumlularına şikayet etmeleri çok mu “cüretkar”?
İsmi bende saklı olan 3 yurt, Bolu dışından üniversiteyi kazanan öğrencilerin evlerine gidiyor.
Bazılarının cep ve hepsinin ev telefonlarını öğreniyorlar, düşünün ev adreslerine kadar gidiyorlar. Bu da yetmiyor otobüs terminalerine bile geliyorlar. Sadece hizmet için mi?
Rektörümüz Bolu’da yurt sorunu kalmayacağını belirtirken acaba bahsi geçen “Tarikat Yurtlarını” da bahsettiği yurtların arasına koyuyor mu?
Atatürkçü ve aydın kimliğiyle tanıdığım Rektörümüzün bu tür faaliyetler gösteren yurt ve tarikatlara karşı tutumu, Bolu’nun en üst düzey yöneticisinin “Tarikat da olsa dernek de olsa eğitime destek veren herkesin destekçisi olduğunu söylemesiyle nasıl da paralellik gösteriyor değil mi?
Peki kimse sormuyor mu “Acaba okulu kazanan öğrencilerin kayıtlarını nereden alıyorlar?”
Gözler okulların yönetimlerine kayıyor. Bu kadar önemli ve gizli olması gereken bilgileri acaba nereden ve kim sızdırıyor? Bu sızıntıya karşı YÖK veya okul rektörlüğü harekete geçiyor mu dersiniz?
Sorular o kadar çok ki. Keşke yukarda yazdıklarımın isimlerini verdiğimde birşeyler değişecek olsa...

Bolu Olay
Kaynak:
haberinyeri.net

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Diyanette doldur boşalt! dönemi, ‘’Yatay geçiş yeri’’
« Yanıtla #7 : Kasım 13, 2009, 04:06:01 ÖS »
Diyanette doldur boşalt!

Diyanette 2 bin 268 imam, hatip, vaiz ve müezzin başka kamu kurumlarına geçmesinin ardından, Diyanet’e 2 bin 295 yeni personel alınıyor. ‘’Yatay geçiş yeri’’ olan Diyanet’te gidenlerin yerine aynı oranda yeni personel alınması dikkat çekti. 


ANKARA- Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan 2 bin 268 imam, hatip, vaiz ve müezzinin başka kamu kurumlarına geçmesinin ardından, 2010 yılında Diyanet’e 2 bin 295 yeni personel alınıyor. Diyanet, kamu kurumlarına ‘’Yatay geçiş yeri’’ olurken, gidenlerin yerine aynı oranda yeni personel alınması dikkat çekti.
AKP iktidarının iş başına geldiği 2002 yılından bu yana, Diyanetten diğer bakanlık ve kamu kurumlarına, toplam 2 bin 268 kişi geçiş yapmıştı.  En çok tercih edilen yer ise Milli Eğitim Bakanlığı oldu. 6 personel Başbakanlık, bir personel ise Cumhurbaşkanlığına geçti. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik’in yaptığı açıklamaya göre, Diyanette çalışırken başka kurumlara naklini isteyen personel arasında 931 kişi ile Milli Eğitim Bakanlığı ilk sırada yer alıyor.
 
DEV BÜTÇE
Son 7 yılda 289 Diyanet personeli ise İçişleri Bakanlığına geçiş yaptı. 20 Diyanet görevlisi Adalet Bakanlığına geçerken, 115’i ise çeşitli belediyelerde görev aldı. Sağlık Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı da Diyanetçilerin yüksek oranda geçiş yaptıkları bakanlıklar arasında yer alıyor. 

Yaklaşık 85 bin personeli bulunan Diyanet İşleri Başkanlığının 2010 yılı bütçesi de, birçok bakanlıktan yüksek bulunuyor. Yüzde 80.5’i personel masraflarına giden bütçe, 2010 yılı için 2 milyar 650 milyon lira olarak belirlendi. Diyanetin bütçesi gelecek yıl 2009’a göre, yüzde 8.4 oranında artacak.
gazeteport.com.tr

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İstanbul'a dinci vakıf üniversitesi
« Yanıtla #8 : Kasım 30, 2009, 02:03:27 ÖS »
İstanbul'a dinci vakıf üniversitesi
 
MİLLİ Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda kabul edilen yasa tasarısıyla dini etkinlikleri ile bilinen İlim Yayma Vakfı tarafından İstanbul'da bir vakıf üniversitesi kurulacak.
 
MİLLİ Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda kabul edilen yasa tasarısıyla dini etkinlikleri ile bilinen İlim Yayma Vakfı tarafından İstanbul'da bir vakıf üniversitesi kurulacak.
 
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi adıyla kurulacak üniversitenin kurulmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda önceki gün kabul edildi.
 
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında komisyona bilgi verirken, üniversite sayısının bugün itibarıyla 94`ü devlet, 45`i vakıf olmak üzere 139`a ulaştığını, yeni kurulacak İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ile birlikte vakıf üniversitelerinin sayısının 46`ya çıkacağını söyledi. Çubukçu 2008-2009 öğretim yılında yaklaşık yüzde 94`ünün devlet, yüzde 6`sının ise vakıf üniversitelerinde öğrenim gördüğünü ifade etti.

Komisyonda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çubukçu, vakıf üniversitesi kurulması için 15 milyon liralık mal varlığı olması gerektiğini, yeni kurulacak üniversite için İlim Yayma Vakfı'nın 35 milyon liralık aktif kaynağa sahip olduğunu söyledi.
 
MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE BAĞLILIK
Yaptığı dini etkinliklerle bilinen İlim Yayma Vakfı 1972 yılında kurulurken,1974 yılında Bakanlar Kurulu kararnamesiyle "kamu yararına çalışan vakıflardan" ddedildi. Amacını "yurt içinde ve yurt dışında ilmin yayılmasını teşvik etmek gayesiyle" çeşitli faaliyetler yapmak olarak ifade eden vakfın, İstanbul'da "İbnü'l Emin Mahmut Kemal İnal Yurdu" adıyla bir öğrenci yurdu da bulunuyor. Vakfın internet sitesinde yurt ile ilgili verilen bilgilerde şu sözlere yer veriliyor: "Felsefesi, millî ve mânevî değerlerine bağlı seçkin bireyler yetiştirmek olan yurdumuz bu konuda elini ziyadesi ile taşın altına sokmaktadır."
gazeteler.tv