Gönderen Konu: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri  (Okunma sayısı 9760 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« : Ağustos 28, 2008, 01:51:38 ÖÖ »
TANRIÇA

Arabiya bir kısaltmadır. Bugün bile özgün sözcük Arbastan"dır. Kökü de Arvastan"dır.
Bilindiği gibi Sanskrit "V", "B"ye dönüşür.Sanskritçede arva at demektir. Arvastan atların ülkesini ifade eder, hepimizin bildiği gibi Arabistan atları ile ünlüdür.

M.S 6 ve 7. yüzyıllarda Batı Asyada, geçmişten tam bir ayrılma dalgası yayılmıştı. Geçmişle bütün bağlar koparılmış, imajlar parça parça olmuş, kutsal kitaplar yok edilmiş, eğitim yarıda bırakılmış, ve bütün Batı Asya bölgesi arkasından yüzyıllarca süren derin bir cehalete dalmıştı. Belki de bugün bile bu durum belli bir oranda sürmektedir çünkü bütün dünyada modern bilimsel ve eğitimsel gelişmeye inatçı ve yerleşik bir direnç varsa, o da Batı Asya ülkelerindedir. Merhum eski Suudi Arabistan yöneticisinin kendi başkentinde mollaların muhalefeti yüzünden radyo yayın istasyonu açılmasına izin veremediği söylenmişti. Sonra bir hileye başvurmuş. Mollalar konseyi ile toplantıdayken daha önceden çabucak kurdurduğu bir küçük bir verici istasyondan Kuran okunurken radyo açtırmış. Habere göre mollalar, Allah sözünü gaipten geliyormuşçasına duymaktan memnun olmuşlardı. Kral onlara Allahın sözünü yayınlayan bir düzeneğe ne itirazları olabileceğini sordu. Molların da kabul etmeleri ile küçük radyo yayın istasyonu sonunda onaylandı.

Britannika Ansiklopedisi ve Seance Islamia"ya göre Araplar İslam öncesi kendi tarihlerinden habersizler. Tuhaf bir örtmeceyle o devri cehalet ve karanlık dönemi olarak tanımlarlar. Muhtemelen dünyada başka hiçbir ülke 2500 yıllık kendi tarihini, geçmişle bütün bağlarını kopartıp yok ederek, kasten silmemiştir. İslam öncesi dönemin bütün izlerini kafalarından silmişler. Geçmişlerinden bilgisiz kalmayı seçmişken, ironik olarak da Müslümanlık öncesi dönemi cehalet dönemi olarak adlandırıyorlar.

Neyse ki İslam öncesi Arabistan tarihinin izini sürebiliyoruz. Bütün kanıtların şaşmaz bir şekilde yok edilmesi gibi bir şey olmadığı bilinen bir darbımeseldir. İslam öncesi Arabistan tarihi, Vedik (Vedic) yaşam tarzını izleyen insanlarla Hint Kışatriyalarının (Kshatriya) o topraktaki hikayesidir.

İslam öncesi Arabistan"ın hikayesini su yüzüne çıkarmak için ülkenin kendi adıyla başladık. Daha önce açıklandığı gibi bu isim tamamen Sanskritçedir. Başlıca hacı merkezi Mekke de Sanskrit ismidir. Sanskritçede Mekha kurban ateşini ifade eder. Vedik ateş ibadeti İslam öncesi zamanda bütün Batı Asya"da yaygın olduğundan Mekha ateşle ibadetin önemli tapınağı olan yeri ifade etmektedir. *

Çok eskiden beri Mekha, yani Mekke"de, kurulmakta olan senelik haccın büyük pazarı ile Müslümanların senelik haccı hiç de yenilik değil, sadece eski haccın devamıdır. Bu gerçek ansiklopedilerde yazılıdır.

VİKROMADİTYA
Bütün Arabistan"ın Büyük Hint Kralı Vikramaditya"nın uçsuz bucaksız *imparatorluğunun bir parçası olduğunun kanıtı artık mevcuttur. Vikramaditya"nın imparatorluğunun büyüklüğü dünyaca ünlü olmasının başlıca nedenlerinden biridir. Sırası gelmişken, bu aynı zamanda Arabistan hakkındaki çok merak uyandıran özellikleri de açıklamaktadır. Eğer Vikramaditya, Arvastan"ı ele geçiren ve hükmüne alan ilk Hint Kralı ise, bu yarımadaya ismini de o vermiş olabilir.

İkinci merak vesilesi ise bir Şivalinga veya Mahadeva ambleminin Mekke"deki Kabe tapınağında mevcudiyetidir. Hala Mekke"deki Müslüman ibadetlerinde kalmış eski Vedik ayin ve isimlerinde daha fazla detaya girmeden önce Vikramaditya"nın dominyonlarından bir parçasını oluşturan Arabistan hakkında hangi kanıtlarımız olduğunu göreceğiz..

ESKİ ARAPÇA ŞİİR ANTOLOJİSİ: SAYAR-UL-OKUL
Türkiye İstanbul"da eski Batı Asya edebiyatının en geniş koleksiyonuna sahip olmasıyla ünlü Mekteb-i Sultani adlı bir kütüphane vardır.Bu kütüphanenin Arapça bölümünde eski Arap şiirinin bir antolojisi vardır. Bu antoloji 1742 yılında Türk Hakanı Sultan Selim"in buyruğuyla daha önceki bir çalışmadan derlenmiştir*. Kitabın sayfaları harir denilen ve üzerine yazı yazmakta kullanılan bir çeşit ipekten yapılmıştır. Her sayfanın dekoratif süsle kenarları vardır. Kutsal kitaplardaki sayfa süslemesinin Java ve başka yerlerde bulunmuş Sanskrit yazıtlarıyla ilgili eski bir gelenek olduğunu anımsayın. Antolojinin kendisi Sayar-ul Okul olarak biliniyor. Antoloji 3 bölümlüdür, birinci bölümde biyografik ayrıntılar ve İslam öncesi Arap şairlerin şiir derlemeleri bulunmaktadır. İkinci bölümde Muhammet Peygamberden hemen sonra başlayarak Emevi (Banee Ummayya) Hanedanının sonuna kadar olan dönemdeki şairlerin şiirleri *ve yorumları bulunur. Üçüncü bölüm ise Halife Harun Reşit zamanı sonuna kadar olan daha sonraki şairlerle ilgilidir. Sırası gelmişken Banee, Vanee demektir ve Ummayya da Krişnaya gibi Sanskritçe isimlerdir. Ebu Amr Abdül Asama, seçkin bir ozan ve Harun Reşit Sarayının resmi şairi, antolojiyi derlemiş ve yayına hazırlamıştır.

Sayar-ül Okul"un ilk çağdaş baskısı 1864"te Berlin"de basılmış ve yayımlanmıştır. Bir sonraki b askısı 1932"de Beyrut"ta yapılmıştır. Bu çalışma, eski Arap şiirinin en önemli ve geçerli antolojisi olarak görülmektedir. Eski Arabistan"daki yaşam tarzı, gelenekler, görgü kuralları ve eğlence şekilleri üzerine ciddi ışık tutan kitap aynı zamanda eski Mekke tapınağı, şehir ve OKAJ diye bilinen ve her yıl düzenlenen fuar hakkında detaylı açıklamalar içeriyor. Bu herhalde okuyucuları Müslümanların her yıl yaptıkları haccın yeni bir uygulama değil, eski fuarın devamı olduğuna ikna etmiştir.

Ama OKAJ fuarı bir karnaval olmaktan çok uzaktır. O zamanların Arabistan"ın da yaygın olan Vedik kültürünün sosyal, politik, dini, yazınsal ve diğer yönlerini tartışılması için seçkinlere ve bilgelere bir forum sağlamaktaydı. Sayar-ul okul, o tartışmalarda elde edilen sonuçların tüm Arabistan"da geniş saygı gördüğünü ileri sürmektedir. Dolayısıyla Mekke, toplulukların manevi mutluluk için bir araya gelmesi sırasında bilge insanların aralarında tartışmalarına da olanak sağlayarak Varanasi geleneğini izlemiştir. Hem Hindistan Varanasi hem de Arvastan Mekke"deki ana tapınaklar Şiva mabetleriydi. Hala bugün bile hem Varanasi hem de Mekke"de ana saygı nesneleri eski Mahadeva amblemleridir. Müslüman hacıların Kabe"de saygıyla dokundukları ve öptükleri Şankara taşıdır.

GAYRİ-MÜSLİMLERİN GİRİŞİNİN YASAKLANMASI
Mekke"nin birkaç kilometre ötesinde herhangi gayri-müslimin bölgeye girmesini yasaklayan büyük bir tabela vardır. Bu, yeni kurulan İslam inancı için tapınağın saldırılarak ele geçirildiği günlerden kalma bir anımsatıcıdır. Maksat, belli ki geri alınmasını önlemekti.

Hacı Mekke"ye doğru ilerlerken, başını ve sakalını tıraş etmesi ve özel kutsal bir kisveye bürünmesi istenir. Bu beyaz kumaştan iki tane dikişsiz çarşaftan ibarettir. Bir tanesi bele, diğeri de omuzlara sarılır. Bu iki töre de; temiz tıraşlı ve kutsal, dikişsiz, lekesiz beyaz çarşaflar; Hindu tapınaklarına girişteki eski Vedik uygulamalarından kalmadır.

Mekke"deki Şiva amblemini barındıran ana tapınak Kabe olarak bilinir. Kara bir örtüyle kaplanmıştır. Bu gelenek de, geri alınmasında cesaret kırıcı olması açısından gerekli görüldüğü günlerde ortaya çıkmış olabilir. Britannica ve İslam ansiklopedilerine göre Kabe"de 360 tane put vardı. Geleneksel kayıtlarda tapınağa saldırıldığında tahrip edilen 360 puttan birisinin Satürn, bir diğerinin Ay ve yine bir diğerinin Allah olduğu belirtilmektedir. Hindistan"da *9 gezegene tapınılan Navagraha puji göreneği halan itibardadır. Bu dokuzun iki tanesi ay ve Satürn"dür. Bunun yanı sıra, ay her zaman Tanrı Şankara ile ilişkilendirilmiştir. Şiva ambleminin ön cephesinde her zaman bir hilal bulunur. Kabe tapınağında baştaki put Tanrı Şiva, yani Şankara, olduğundan üzerine hilal de resmedilmişti. İşte o hilal şimdi İslam"ın dini sembolü olarak kabul edilmiştir. Başka bir Hint geleneği, nerede bir Şiva Tapınağı varsa orada kutsal Ganj akıntısının da birlikte var olmasıdır. Bu geleneğe uygun olarak Kabe yakınında kutsal bir kaynak vardır. Suyu kutsal sayılır çünkü İslam öncesinden beri başka bir Ganj olarak görülmektedir. Kabe tapınağını ziyaret eden Müslüman hacılar *7 kez etrafında dönerler. Başka hiçbir camide bu dolaşma yoktur. Hindular da hep tapınakları etrafında dolaşırlar. Bu da Kabe tapınağının, Hindu dolaşma töresinin hala titizlikle uygulandığı İslam öncesi Şiva mabedi olduğunun bir diğer kanıtıdır.

Allah, Sanskritçe bir kelimedir. Sanskrit dilinde Allah, Akka ve Amba eşanlamlıdırlar. Bir tanrıça veya anneyi *ifade ederler. Allah deyimi Sanskritçe ilahilerde tanrıça Durga"nın (Bhavani) himayesi istenirken ortaya çıkar. Dolayısıyla tanrı yerine İslam"ın Allah kelimesi yenilik değil, eski Sanskrit isminin alıkonularak İslam tarafından kullanılmaya devam edilmesidir.

Yedi kez dönmek de belirgindir. Hindu düğün törenlerinde gelin ve damat kutsal ateş etrafında yedi defa dönerler. *Mekke"de Kabe tapınağı etrafındaki yedi kez dönme töresi, dolayısıyla, bir Hindu Vedik adetidir.

Sayar-ul-okul bize İslam öncesinde yıllık Okaj fuarlarında tüm kalburüstü şairlerin katıldığı Arap şiiri sempozyumlarının *düzenlendiğini bildiriyor. En iyi olduğu düşünülen şiirlere mükafat veriliyor, altın levhalara kazınarak mabet içine asılıyordu. Diğerleri ise deve ve keçi derisine baskı yapılarak mabet dışına asılırdı. Böylece Kabe binlerce yıldır en iyi Arap şiirsel düşüncesinin hazinesi olmuştur. Bu gelenek çok eski zamanlardan beri antiktir. *Ama Şiirlerden çoğu Muhammet Peygamberin kuvvetlerinin Kabe"ye saldırısı sırasında kaybolmuş ve tahrip olmuştur.

Sayar-ul-okul, Ömer-bine-Hasnam"a ait bir şiirdir. (Şiir adı: Ebul-hikem yani, Bilginin babası). Ömer-bine-Hasnam, Muhammet peygamberin amcası olup, Müslüman olmayı reddetmişti. Müslüman olmayanları yok etmek isteyen Müslüman fanatiklerin elinde şehit oldu. Bu şiiri Kabe"de yıllık fuarda en iyi olarak ilan edilmişti:


Kefa vinek zikra min ulumin tav eseru kaluben ayetül heva ve tezekkuru
Ve tezekkuruha uden *ilel vedae lilvara veluk yank *zatullahe yum tab aseru
Ve ehluleha *ezahu ermiman mahadev o menazel ilamuddine minhum ve seyattaru
Ve sahabi kiyem feem kamil hinde yovmen ve yakilun lete hazan feynnak tevajharu .
Meyasseyare akhalekan hasenen kullahum naimun azaed *summ gebul Hindu.

--------------------------------------------------------------------

Bir adam ki, tüm yaşamını günah ve erdemsizlikle geçirsin, yaşamını tutku ve öfkede yitirsin,
Sonunda pişman olup erdemliliğe dönüşü isterse, bir yol var mıdır kurtuluşu için?

Eğer bir kere bile samimiyetle Mahadeva"ya ibadet ederse, dürüstlük yolunda en yüksek konuma ulaşabilir.

Ah tanrım! Tüm yaşamım yerine Hint"de bir günlük kalış ihsan eyle; nasıl ki ruhen özgür olur o kutsal toprağa ulaşan.

Hint"e bir hac sayesinde soylu davranışların mükemmelliğini kazanır insan, ve ayrıcalığını elde eder ideal Hindu hocaların dindar üslubunun.

***************************

* 1742 Tarihi ve Sultan Selim (III) uyuşmuyor (1789 "“ 1807 arası tahtta). Tarihin 1792 olması daha olası. Selim (II) çok erken, 16. asırda. III Selim ise edebiyata meraklıydı. Şair ve hattat idi. Kütüphane onun kişiliğine daha uygun.


Yazı başlığı (Tanrıça) çeviri kaynağından alınmıştır. Kaynakta İslam öncesi putlarla Hint tanrıları arasında bağlantı kurulmaktadır. Hint ve İslam törelerindeki benzerlikler için aşağıdaki çeviri kaynağı sitenin resimlerini inceleyebilirsiniz:

http://volker-doormann.org/the0.htm


Guest...T.Dursun

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #1 : Eylül 22, 2008, 02:50:26 ÖÖ »
İslama kadar Arapların esas tapınma nesnesi AY idi. Arapların soyu olan İbrahimin oğlu İsmailin HİLALLERİNDEN bahseder Tevrat. [Türk bayrağındaki AY ve YILDIZ da islam kaynaklıdır]. Camilerin tepesindeki HİLAL, AY da bu ay tapınmasının devamıdır. Yahudi dininin değil milliyetçiliğinin simgesi DAVUT YILDIZI olduğu gibi İslam da da devam ettirilen HİLAL simgesi milliyetçi bir eski tapınma biçimidir. Çünkü Ne Tevratta ne Kuranda Güneşe, Yıldıza, Aya tapınmaya izin verilmemiştir. Bunlar tamamen halkların kendi PUTlarıdır. Demek ki camilerden hilallerin sökülmesi gerekir, eğer biz putperest değiliz demek istiyorlarsa.


http://www.turandursun.com/index.php?categoryid=21&p2007_articleid=9


Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #2 : Eylül 22, 2008, 04:41:31 ÖÖ »
Mustafa bey,


paragraf ile  verdiğiniz link ilintisiz..  Link vermekteki amacınız, okuyucuya araştırma yolu açacak kaynak adresi ise,   linkte gelen sayfayla paragrafınız alakasız.  En azından  paragrafın içeriğini destekler bilgiler vermiyor.
 
Yok eğer,  kaynak adresi olarak değil de  araştırma yolu olarak vermiş iseniz, linki tıklayanın neyle karşılaşacağının tek cümlelik tanımını da yazarak ekleyiniz.

Yazılan paragrafı destekleyecek bir ikinci link"i de vermenizi gerekli buluyorum. 

Kaynağa dayandırılmamış bir düşünceni ise;  o zaman da  düşünceniz, kanaatiniz olduğunun anlaşılmasını sağlamalısınız diye düşünmekteyim.

Kesin ifadelerle  belirttiğimiz yazılarımızın sadece yorumumuz ve düşüncemizden ibaret olduğu anlamı çıkmıyor.

İyi sabahlar,

Kemal
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #3 : Eylül 22, 2008, 09:54:28 ÖÖ »
O zaman tek tek tekrar edeyim.

TARTIŞMASIZ KESİN OLAN NOKTALAR

1. İslam öncesi Arapların 1500 (bin beş yüz) yıllık dinsel tapınması esas olarak AY üzerineydi. Verdiğim link bu çok iyi bilinen gerçeğin sadece bir belgesi olması niteliğindeydi, yani ilintisiz değil.

2. Tevrat ve Kuran AY, GÜNEŞ, YILDIZ tapınmasını yasaklar. Bu da herkesin malumu.

3. Bütün bunlara rağmen yine herkesçe görülüyor ki, Arap kültürü AY nesnesini sembolleştirmeye devam etmiş İslamdan sonra bile, bugüne kadar gelmiş.

TARTIŞMALI KESİN OLMAYAN HUSUSLAR

1. Camilerin tepesindeki hilal nereden geliyor?

2. İslam ülkelerinin bayraklarındaki HİLAL ne kaynaklı?

Bu kesin olmayan hususların araştırılması gerekiyor. Ama bazıları da şöyle düşünebilir: "Nereden geliyorsa geliyor, önemli olan benim zihnimde yarattığı asosiyasyonlardır, ilişkilendirilmelerdir, hatırlattıklarıdr, gerisi beni ilgilendirmez. Buna da dudak bükerek saygı duyarım, çünkü kişi olaya PUTPERESTLİK açısından yani dinsel açıdan bakmayabilir. Herkes istediğini seçmekte, olaylara istediği açıdan bakmakta, neresinden tutmak isterse oradan tutmakta, istediği kısımları değerlendirmeye almamakta tamamen serbesttir, kimse sansür uygulayamaz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 24ncü madde, Din ve Vicdan Özgürlüğü. Yeterki başkalarının üzerine bu inançlarını ZORLA, SİYASİ YOLLA, DİKTATÖRLÜKLE "sen de böyle düşüneceksin" diye yaymaya kalkmasın, yani din ile siyaseti bir araya getirerek laikliği sulandırmasın. Saygılar TOGEÇ"e.

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #4 : Eylül 22, 2008, 01:44:54 ÖS »
Sayın Tarafsız1,

Tartışmasız(!) ve tartışmalı doğrular diye nitelediğiniz konuları tartışmak değil fakat doğruya yaklaşmak için konuşmak gerektiği kanaatindeyiz.

Bu bağlamda,  tüm ülke bayraklarını aşağıdaki linkten görebilirsiniz.  Dikkatlice bakacak olursanız,  Arab hakimiyetindeki ülkelerin genellikle ay sembolünü bayraklarında taşımadıkları, bunun yanında  Arab ırkından gelmeyen müslüman ülkelerin bayraklarının ise genellikle ay sembolüne bayraklarında yer verdiği görülür.

İslam öncesi kutsal sayılan nesnelerin devam ettirilmeye çalışılması yani sizin deyiminizle putlaştırılması söz konusu değil gibi geliyor bana.


Kimsenin sansür uygulayamayacağı konusunda ise yanılıyorsunuz. 

Özellikle, belirli bir amaç için oluşturulmuş ortamlarda  dileyen dilediğini yapma serbestisine sahip değildir, olmamalıdır.  Mesela,  futbol için düzenlenmiş bir futbol sahasında  çim hokeyi oynamak isteyen birileri çıkıp bunu yapma serbestisine sahiplermidir?

Kişisel özgürlükler ve  fikir beyan özgürlüğü diye düşünülen insan haklarını sınırsız özgürlük anlamında yorumlamak sanırım ki mümkün değildir.

Ayni şekilde;   kirlenen bilginin temizlenmesi,  gizlenen bilginin açıklanması için gayret gösterilen bu ortamda,  subjektif (göreceli) doğruları mutlak doğru imiş gibi  yazıya dökmek sakıncalı olduğu kadar yanlıştır da.

Lütfen düşüncelerimizi paylaşırken bu konularda titizlik gösterelim  ve düşüncemizin temelindeki kaynakları da paylaşalım ki,  hatalı düşüncenin kişiye değil kaynağa ilişkin olduğu anlaşılabilsin. Kaldı ki,  hiçbir kaynağı da "mutlak doğrudur" diye kabul etmemek benim birincil prensibimdir. Bu nedenle kaynaklar da irdelenmeli ve yanlışları karşılaştırmalarla su üstüne çıkarılmalıdır.

Katkılarınıza teşekkürler.

TOGEÇ


http://tr.wikipedia.org/wiki/Irak_Bayra%C4%9F%C4%B1


" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #5 : Eylül 22, 2008, 03:57:17 ÖS »
Evet birçok Arap ülkesinin ay ile ilişkisi yok. Olanlar şunlar. İlginç bir araştırma konusu olabilir. Acaba bu ülkelerin ortak veya ayrıldığı noktalar nedir diye. Neden Bazı Arap ülkeleri Ayı kullanırken bazıları kullanmıyor, özellikle Ay tapınmasının kökeni olan Suudi Arabistan. Bu konuyu dikkate sunduğunuz için teşekkür ederim,daha dikkatli olmalıyım. Saygılar MD

Yıldız ve Ay olayına önem veren hiçbiri Arap olmayan (veya islam ülkeleri) şunlar:

Cezayir, Pakistan, Singapur, Kuzey Kıbrıs T.C., Tunus, Türkiye, Türkmenistan, Azerbaycan, Özbekistan

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #6 : Eylül 22, 2008, 04:03:41 ÖS »
Bu ülkelerden Tunus ve Cezayir dahil (Arap değil berberidir) hiçbiri Arap ülkesi değil, fakat Arap kültürü etkisinde olan ülkeler. İlginç olarak Arap tapınmasının etkin olduğu Arap ülkeleri AY ve Yıldıza önem vermezken, Arap kültürüün ve dininin (islam) etkisinde olan ülkeler Türkiye, Pakistan (Pakistan"da Arap değil sanırım) vb. gibi Ay ve Yıldıza önem veriyor. Dikkatiniz sayesinde ilginç bir nokta çıkarttığınız ortaya. Sağolasın TOGEÇ. MD

Not: Bu durum ayrıca araştırılması gereken bir durumdur. Toparlıyalım konuyu: "Ay tapınmasının sahibi Araplar (İsmaililer) olmasına rağmen hiç bir orijnal Arap ülkesi AY simgesine özel bir saygı duymamaktadır. Ama islam (yoksa Arap veya Osmanlı mı desek) kültürü altındaki ülkeler (aşağıdaki ay yıldızlı bayraklar) AY YILDIZI dalgalandırmaktadır. İlginç bir gerçek ortaya çıktı, böylece. TOGEÇ bana uyarı yapmasaydı, bunu bulamayacaktık. Şimdi sıra bunun neden böyle olabileceğini düşünmeye ve araştırmaya geldi. Bakalım daha karşımıza neler çıkacak. İslam ansiklopedisi sanırım yardım edebilir. Tekrar teşekkür TOGEÇ. MD

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #7 : Eylül 23, 2008, 01:48:41 ÖÖ »
Komor Adaları"nın doğru adı Kamer Adaları"dır. Osmanlı kayıtlarında ve Arapça"da bu isimle geçer. Kamer kelimesi Arapça"da ay anlamına gelir. Ancak Fransızlar bu ismi "Komor (Comores)" olarak okumuşlar ve resmiyette de bu ad kullanılmıştır. Komor Adaları"na İslam 14. yüzyılda girmiştir ve halkın tamamı Müslüman olmuştur.

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #8 : Eylül 23, 2008, 01:50:22 ÖÖ »
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ay_Y%C4%B1ld%C4%B1z

Ay Yıldız, Hilâl halindeki ay ile güneş veya yıldız işareti, Türk bayrağı da dahil olmak üzere birçok Müslüman ülkenin bayrağında yer alan yaygın bir semboldür.

Selçuklu ve Osmanlı devrinde hilâl ile güneş veya yıldız işareti hakkında araştırmalar mevcuttur. Ancak bu işaretlerin kökeni çoğunlukla astral ikonografi bakımından zengin olan Yakındoğu"da aranmıştır. Hâlbuki Türk kültürünün doğduğu İç Asya çevresinde, proto-Türk olarak kabul edilen milletlerin ve Türklerin gök ibadeti kozmolojisi içinde yer alan astral ikonografi de aynı derecede zengin ve köklüdür. Astral simgeler, piktogram ve tamga şekline kadar gelişmiştir; hatta Kök Türk yazısında fonogram olarak görünürler. [1]

Bugün kullanılan ay yıldıza benzeyen ve gökte gün ile ayın kavuşumunu temsil eden bir motif, MÖ 1. binyılda, proto-Türk olarak bilinen Chouların (MÖ 1028-281) baş bayrağında görülüyordu. Gündüz ve gece, aralıksız devam eden parlaklığın simgesi olan astral motifler, o devirden beri daima proto-Türk, Türk ve akraba milletlerin simgeleri arasında yer almış ve astral tanrıların alameti olmalarının dışında, devlet başkanlarının ve önemli şahısların da alameti olmuşlardır.[2]

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #9 : Eylül 23, 2008, 01:53:21 ÖÖ »
İnsan ne kadar yanılabiliyor. Arapların ay tapınması nedeniyle AYA önem veridği söylemiştim (Camilerdeki hilal nedeniyle). Ama tam tersi çıktı, Arapların hiçbiri ayı kullanmıyor ama Türk kökenliler kullanıyor. O zaman şu akla geliyor, Arap ülkelerindeki camilerin hilalleri var mı? Ben şimdi ondan da kuşkulandım. bakalım. Teşekkürler TOGEÇ uyarısı sayesinde bir yol açıldı bize. MD

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #10 : Eylül 23, 2008, 02:01:55 ÖÖ »
Yani Mustafa bey?

mö. 1. binyılda islamiyetten bahsedemeyeceğimize göre...

"örtülü" Türk tarihi"nin üzerindeki örtü kalkabildiği ölçüde...

Sümer-Aka / hitit  uygarlıklarındaki Türk kökenlilik kabul edilebildiği ölçüde...

taşlar yerli yerine oturmaya başlayacaktır..

Mezopotamya  (potamya = akarsu/nehir/dere ,  mezo = orta/merkez ) uygarlıklarının kökleri yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktır.  Bu konusa eşsiz bir kaynağımız var lakin onu daki siyasi sofraya meze etmekten çekinmeyen bir halkımız var :  Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ !

Muazzez hanımın tespitlerini dahi ağız-burun bükerek dinleyen (sözde) aydın tarihçilerimiz,  8.000 yıllık Türk Yurdu Anadolu"yu içlerine sindirememişken,  batılı tarihçilerin ayak diremesi pek doğaldır.

Medeniyet Türkler"le başladı.

"Türk Ulusu atalarını tanıdıkça, kendisini bulacaktır" ....  

Selamlar,

Kemal
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #11 : Eylül 23, 2008, 02:04:07 ÖÖ »
Aslında yanılmadınız Mustafa bey...  sadece etkileşimi ters düşündünüz sanırım...


ARAB > TÜRK    yerine   TÜRK > ARAB > İSLAM ALEMİ   

şeklinde bir etkileşim zinciri verileri daha çok anlamlandırmaktadır.

Selamlar,

Kemal
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #12 : Eylül 23, 2008, 02:07:40 ÖÖ »
Ali Demirtaş bu ay olayına bir yazı gönderdi. Buyrun:

BAYRAKTAKI AY YILDIZ NEYI SEMBOL EDIYOR?
 
Bize Ay Yildizin Kurtulus savasinda sehitlerimizin akan kani uzerine dusen Ay ve Yildizin goruntusu oldugu soylenirdi. Peki boyle olsaydi Osmanlida da vardi Ayyildiz hemde denizci donanmalarindada... hatta ve Osmanlidan onceki, cok onceki donemde hatta Roma Imparatorlugu Hiristiyanligi kabul etmeden once MS 2 y.y. da bile Ay yildiz bu topraklarda vardi.
http://www.haksoz.net/print.php?sid=3825 den alinmadir.
Arkeolojik kazılar sonucu bulunan ve MS. 2. yy"a tarihlenen bir Bizantion (Bizans) parasıyla Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında basılmış para arasındaki şaşırtıcı benzerliği yandaki resimde görmek mümkün.
1998-99"da İstanbul"daki üniversitelerde okuyan Müslüman öğrenciler tarafından çıkarılan Özgür Üniversite dergisinin 5. sayısında Murat Özer"in araştırma yazısı ay-yıldız figürünün, ilahi bir figür ya da manevi bir boyut taşımadığını ortaya koyuyor. Bizantion"a ait söz konusu para henüz Hristiyanlığın kabul edilmediği, paganist bir döneme ait. Bayrak tartışmasının güncelliği üzerine yazının tamamını ilginize sunuyoruz:

 
BİR ULUSAL SEMBOL OLARAK TÜRK BAYRAĞI
Tüm halklar, toplumlar, dinler ve uluslar kendilerini ifade edecek sembollere ihtiyaç duyarlar. Bayrak, işte bu sembollerin en belirgini, görünenidir. Türkçe bir kelime olan bayrak, "Divan-ı Lugati"t Türk"te batrak şeklinde geçmekte ve savaşlarda kullanılan, üzerine bir ipek parçası takılan mızrak şeklinde açıklanmaktadır. Ulusal devletlerin ortaya çıkışına kadar, toplumların kullandıkları bayraklar çok çeşitliydi ve toplum/devlet tek bir bayrak ile temsil edilmiyordu. Haliyle bayrağın ifade ettiği anlam yüceltilirken, bayrağın kendisine kutsiyet atfedilmiyordu. Türkiye Cumhuriyeti"nden önce onlarca devlet kurmuş olan Türklerin, kurdukları bu devletleri sembolize eden bayraklar ne şekildeydi: Bugün, adeta kutsanan ve saygı gösterilmesi için hakkında kanun çıkartılan "Türk bayrağının" ve üzerindeki temel figür olan ay-yıldızın tarihi alt yapısı nedir? Ay ve yıldızın Türk ulusal kimliğini sembolize edebilecek, Türk tarihiyle ilgili önemli bir geçmişi var mıdır? Bu soruları cevaplayabilmek, Türkler"in tarih boyunca kurdukları devletlerin bayraklarını tanımakla mümkündür. İslamiyet"ten önceki ve sonraki Türk kabilelerinde ve devlet kuruluşlarında kullanılan bayraklar şöyle özetlenebilir:
İslamiyet"ten Önceki Türk Bayrakları
Hun İmparatorluğu"nda tuğ ve bayrak olduğu bilinmekle beraber, bayrağın şekliyle ilgili kesin bir bilgi yoktur. Çin kaynakları Kırgızların bayraklarının kırmızı renkte olduğunu, Ebu Dülef ise 10. yy"da Kırgızlara ait bayrağın renginin yeşil olduğunu söylemektedir. Dokuz Oğuzların siyah renkli bayrakları olduğu bilinmektedir. Kıpçak-Kumanların kırmızı ve beyaz bayrakları olduğunu İgor Destanı"ndan öğrenmekteyiz.
İslamiyet"in Kabulünden Sonraki Türk Bayrakları
İslamiyet"i ilk kabul eden Türk sülalesi olduğu bilinen Tolunoğulları, çeşitli renklerde bayraklar kullanmışlardır. Hanedana mahsus resmi bayrak yanında prenslere, kumandanlara ve valilere diğer hakimiyet sembolleriyle beraber bayrak da veriliyordu. Türklerde ilk defa ay figürünün Gazneliler"de kullanıldığı sanılmaktadır. Gazneliler"in bayraklarında hilal şeklinde bir ay ve hüma kuşu olduğu edebi metinlerden anlaşılmaktadır. Saltanata ait rengin siyah olduğu, ancak kumandanlara kırmızı renkli kumaştan bayraklar verildiği göz önünde tutulursa, resmi bayrağın mutlak bağlayıcılığı olmadığı ve kutsanmadığı anlaşılmaktadır. Orta Asya"da kurulmuş olan ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar"ın bayrağı turuncu renktedir. Büyük Selçuklu Devleti"nin resmi bayrağının üzerinde ise ok ve yay figürü vardır. Tuğrul Bey"den itibaren Selçuklular, Abbasiler"den diğer hakimiyet sembolleriyle beraber siyah bayraklarını da almışlardır. Ancak yine devleti tek bir bayrak sembolize etmiyordu. Mesela, Alparslan"ın Malazgirt savaşında kullandığı bayrak, büyük bir kelime-i şehadet yazılı bayraktı. Dönemin şairlerinin manzumelerinden anladığımız kadarıyla, Büyük Selçuklu bayraklarının arasında, koruyuculuğun sembolü ejderha, güç ve kuvvetin sembolü arslan ve hüma kuşu figürlüler de vardı. Anadolu Selçuklularının ordu bayraklarının sarı ve kırmızı renklerde olduğu ve üzerlerinde diğer Türk bayraklarında gördüğümüz sembollerin bulunduğu bilinmektedir. Resmî bayraklarının ise B. Selçuklular"da olduğu gibi siyah olduğu sanılmaktadır. Diğer tüm Türk devletlerinde olduğu gibi Harezmşahlar"da da hükümdar, veliaht ve komutanların farklı bayrakları vardı. Devletin resmi bayrağı ise düz siyah renkliydi.
Kudüs"ü fetheden Eyyubiler"in bayrağı sarı renkliydi ve bu bayrak Mısır-Suriye halkı tarafından imparatorluk rengi olarak tanınıyordu. Mısır merkezli olmak üzere kurulan Memlukluların resmi bayrakları sarıydı. Sultanın bulunduğu yere dikilen bu bayrağa ısabe adı verilirdi. Bu bayrak çeşitli mücevherlerle süslenirdi. 14. yy"da yaşamış olan fransisken bir rahibin seyahatnamesinde; sarı zemin üzerinde beyaz bir hilal ve yine sarı bir zemin üzerinde siyah bir daire içinde arslan figürünün varlığından bahsedilmektedir. Moğollar"ın devamı niteliğinde olan İlhanlı Devleti"nin bayrağı beyaz renkliydi. İlhanlılar bayraklar üzerinde ejderha, arslan ve karakuş gibi çeşitli resimler kullanmakla, bir taraftan eski Türk-Moğol geleneklerinin, diğer taraftan Gazneliler ve Selçuklular devrinden beri İran"da hakim olan yerli geleneklerin tesirinde kalmışlardı. Karakoyunlu Devleti"nde kullanılan bayrağın beyaz bir zemin üzerine resmedilmiş siyah renkli bir koyundan ibaret olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde, Oğuzlar"ın Bayındır kolundan gelen Akkoyunlu Devleti"nin resmi bayrağı, beyaz zemin üzerinde beyaz bir koyundur. İran"da hükümdarlık kurmuş olan Safeviler"in (devletin kurucusu Şah İsmail Türk"tür) resmi bayraklarının yeşil renkli olduğu ve üzerinde ayetler yazılı olduğu bilinmektedir.
Osmanlılar"da Bayrak
Türkler"in kurdukları devletlerin içerisinde en uzun ömürlü ve en çok toprağa sahip olan Osmanlılar 15. yy"a kadar hükümdarlık işareti olarak beyaz renkli bir bayrak kullanmışlardır. Osmanlı Beyliği"nin kurucusu Osman Bey"e otorite işareti olarak, Selçuklu hükümdarı tarafından verilen bu beyaz bayrak uzun süre etkinliğini muhafaza etti. Ordunun sarı ve kırmızı renkli bayrakları da vardı. Kanuni döneminde yeşil ve siyah bayraklar da kullanılmaya başlandı. I. Selim döneminde hükümdarlık alameti olarak beyaz bayrağın yanında siyah bayrak da kullanılmıştır. Osmanlı donanmasının bayrağının yeşil renkli olduğu, Fatih"in ve Barbaros"un gemilerindeki bayraklardan anlaşılmaktadır. Kaptanıderya Küçük Hüseyin Paşa"nın teşebbüsüyle 18. yy sonunda gemi bayraklarında daha çok kırmızı renk kullanılmaya başlandı. III. Selim döneminde, hilalli kırmızı bayrakların üzerine sekiz köşeli yıldız figürünün ilave edilmesiyle, ilk defa ay-yıldız birlikte bir Türk bayrağı üzerinde görülmektedir. Ay-yıldızlı kırmızı renkli bayrağın devletin resmi bayrağı olması, 1793 tarihine rastlar. Sultan Abdülmecid döneminin bayraklarını gösteren bir albümde, biri hariç tüm bayraklar kırmızı renkli ve ay-yıldızlıdır. Abdülmecid"in saltanatının son yıllarında sekiz köşeli yıldız, beş köşeli yıldıza dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti"nin bayrağının bugünkü şekli 29 Mayıs 1936 tarihinde kabul edilmiştir.
Ay-Yıldızın Kökeni
19. yy. ile birlikte tarih sahnesine ulusal devletlerin çıkması, her ulusun kendi tarihi ile alakalı bir rengi veya figürü bayraklaştırmasına sebep olmuştur. Tarih boyunca kendi kurumlarını, ordularını, kişilerin mevkilerini belirtmek üzere bir devletin çok sayıda ve farklı şekillerde bayrağa sahip olması tarihi bir hakikattir. Bir devletin, tüm kurumlarınca kullanılan ve kendisine bir nevi kutsiyet atfedilen bayraklar ulusal zihniyetlerin tezahürüdür, Türkiye Cumhuriyeti"nin ulusal kimliğinin sembolü olan ay-yıldızlı kırmızı renkli bayrağın, Türk tarihindeki kökeni görüldüğü üzere çok eski değildir. Türklerin 18. yy"a kadar kurdukları hiçbir devletin bayrağında ay-yıldız birlikte kullanılmamıştır. Ay-yıldız figürünün Türk tarihi açısından, kaynağı ve ifade ettiği anlam izah edilebilmiş değildir. Bu figürü, ulusal bir kimlik sembolü haline getirecek amillerin neler olduğu konusunda Türk tarihi cevap veremediğinden, figürün başka kavimlerde kullanılıp kullanılmaması önem kazanmaktadır. Yapılan araştırmalar, ay-yıldız figürünün Ortadoğu"dan, Afrika"ya kadar geniş bir kullanım bölgesine sahip olduğunu göstermektedir. Ancak işin en ilginç tarafı arkeolojik kazılar sonucu bulunan ve MS. 2. yy"a tarihlenen bir Bizantion (Bu isim, Hristiyanlığı kabul etmeden önce Roma İmparatorluğu"nun adıydı) parasıyla Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında basılmış paranın şaşırtıcı benzerliğidir. Bizantion (Bizans) parasının henüz Hristiyanlığın kabul edilmediği, paganist bir döneme ait olması, buradaki ay-yıldız figürünün, ilahi bir sembol olmadığını göstermektedir ve o dönemde neyi sembolize ettiği de bilinmemektedir.

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #13 : Eylül 23, 2008, 02:16:09 ÖÖ »
Evet o anlaşılıyor

ARAB > TÜRK    yerine   TÜRK > ARAB > İSLAM ALEMİ   

Şimdi merakım iyice arttı. Orijinal Arapların camilerinde ay ne durumda, acil bunu bulmamız gerek. MD

--------
Bir siteden:

Camilerimizin kubbelerinde `hilal` sekli var. Bunlari koymakla biz ona da tapmis olmaz miyiz? Islamiyete sekilcilik olmadigi icin bunu soruyorum. Ayrica bu `hilal`in tarihi nerden basliyor?

Camilerde hilal olması ona tapınmak manasını çıkarmaz. Hilal yalnızca bir semboldür.

Hristiyanlığın simgesi olan haç ve yahudiliğin simgesi olan yıldıza bedel, İslamın simgesi ve alameti olan hilal İslami yapıların üzerinde bulunur. ayrıca bu hilaller, paratoner özelliğe sahip maddeden yapılmakla, yıldırımlarada mani olmaktadır.

Hilal"in günümüzdeki dini sembollük işlevi Hz.Muhammed döneminde bulunmamaktaydı zaten Hilal Arapların fethinden önce de Sasani İmparatorluğunun sembolüydü. Arapların imparatorluğu ele geçirmesinden sonra sembol Müslüman idareciler tarafından benimsendi ve güçlerinin sembolü olarak muhafaza edildi. Hilal aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğunun da sembolüydü.

Günümüzde pek çok müslüman ülkenin bayrağında veya armalarında (Kızılay"da olduğu gibi) Hilal sembolü kullanılmaktadır.
-------------
Bir siteden:

bu konuyu kafama ilk sokan "kuran,tevrat ve incil"in sümer de ki kökeni" adli kitabin yazari olan sayin muazzez i. çığ hanim olmuştu..

ona göre bu ikon,müslüman araplarda bulunmayan ve ancak kökleri sümerlere dayanan türklerin sümer de ki "ay kültü" nedeniyle islama girdiğini savunuyordu..
-----------

Bir siteden:

Hilal sembolü Türklerce kullanılmış Türklerin İslamın koruyucusu kollayıcısı ve yayıcısı olması ve dünya üzerinde hakimiyet kurması nedeniyle diğer İslam toplumlarıda kullanmıştır. İslamın özüyle bir alakası yoktur. Ancak bu sembol İslam toplumlarının kendini ifade etmesini sağlamış özellikle Osmanlı topraklarında kurulmuş devletelr bayraklarında bu hilali kullanmıştır.

----------

Nickimi aldığım Türklerin eski Tanrılarından biri olan Ay"ata nın sembolü hiladir....onun eril karşılığı ise Gün"ana dır ve sembolüde güneştir...

---------
İslam Kültürüne en büyük katılım Türk Milletindendir.
İslamın 1500 yılık geçmişinin 1300 yılı Türkle doludur.
Minarelerin en güzellerini de Türkler yapmıştır.
Bu yüzden hilal motifinin Türki olması doğal.

------------

istanbul"un fethine kadar hilal hicbir islam ulkesinin bayraginda ya da cami minaresinde bulunmuyordu. fatih sultan mehmet constantinopolisin simgesi olan hilali osmanli bayragina ekledikten sonra hilal yaygilasti.

arap ulkelerinde -tunus ve cezayir haric- hilalli bayrak yoktur.

constantinopolis bayragindaki hilal ise isa"dan once gothlarin kusatmasinin yenilgiye ugratilmasinin serefine eklenmisti. o gun, soylendigine gore ay takviminin ilk gunuydu.

---------

vardı araplar sasanilerden hilali alıp islam devletinin sembolü yaptılar,arap sembolünü biz de aldık.


Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #14 : Eylül 23, 2008, 02:56:38 ÖÖ »



Mustafa bey,


Yukarıdaki resimde bulunan iki adet madeni para,  AKSUM İmparatorluğu"nun  kontrolündeki iki tane önemli baharat-yolu limanındaki ticarette kullanılıyormuş.

Bu devlet,  bugünkü  Yemen, Etyopya, Eritre, Somali"yi de kapsayan topraklarda hüküm sürmüş ve hristiyanlığa ilk toplu geçiş yapan devlet olma özelliğini de tarihinde barındırıyormuş.


Konuya ilişkin detaylı bilgi linki aşağıdadır.

Size göstermek istediğim şu ki;

İÖ. 4. yüzyıla dayanan ön Aksum kökleri,  hristiyanlığı kabul ettikleri İS: 325 yılına kadar gelmekteyken,  225 - 237 yılları arasında kullanıldığı tarihlenen madeni paralarının üst tarafında dikkatinizi çekeceğine inandığım bir sembol var .  " AY ve YILDIZ"

Buyurun detayını okuyun.  http://en.wikipedia.org/wiki/Kingdom_of_Aksum

" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.962
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #15 : Eylül 23, 2008, 03:05:21 ÖÖ »
Görünen o ki Mustafa bey,

"işkembe-i kübra"dan sallayanların yanında,  gerçekleri biraz olsun araştıranlar da olabiliyor bazı site yorumlarında. 

Mesela verdiğiniz alıntıların birisi

"bu konuyu kafama ilk sokan "kuran,tevrat ve incil"in sümer de ki kökeni" adli kitabin yazari olan sayin muazzez i. çığ hanim olmuştu..

ona göre bu ikon,müslüman araplarda bulunmayan ve ancak kökleri sümerlere dayanan türklerin sümer de ki "ay kültü" nedeniyle islama girdiğini savunuyordu.."
 

derken, 

bir diğeri

"istanbul"un fethine kadar hilal hicbir islam ulkesinin bayraginda ya da cami minaresinde bulunmuyordu. fatih sultan mehmet constantinopolisin simgesi olan hilali osmanli bayragina ekledikten sonra hilal yaygilasti.

arap ulkelerinde -tunus ve cezayir haric- hilalli bayrak yoktur.

constantinopolis bayragindaki hilal ise isa"dan once gothlarin kusatmasinin yenilgiye ugratilmasinin serefine eklenmisti. o gun, soylendigine gore ay takviminin ilk gunuydu."


diye sallayabiliyor. 


Bize düşen ise,  işgembe gurultularıyla, bilgi sızıntılarını ayırt etmek için bizzat araştırmak.
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

YeniToplum

  • Ziyaretçi
Ynt: Islam öncesi Arabistan ve Hint töreleri
« Yanıtla #16 : Eylül 23, 2008, 09:46:48 ÖÖ »
Evet bu iki adet para birimi mükemmel bir araştırma çok teşekkür ederim Kemal bey. Bu benim düştüğüm duruma (Araplar - AY- hilal) hatam psikolojide nasıl isimlendiriliyor acaba bu sefer de bunu merak ettim. Yani yanılsamamı, duyguların mantığı yönlendirmesi mi, objektif olmamak mı nedir, yardımcı olabilir misiniz? MD

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
''Kadim İbranice ve Hintçe Arasında Bir Bağ Var Mı?''
« Yanıtla #17 : Temmuz 26, 2009, 11:32:01 ÖS »
Kadim İbranice ve Hintçe Arasında Bir Bağ Var Mı?

Bir araştırmacı küresel çapta kadim bir Hint etkisi konusunda inanılmaz kanıtlar sunmaktadır.  

Hazırlayan Gene D. Matlock, B.A., M.A.
Türkçe"ye Tercüme Eden: Kemal Menemencioğlu - Translation Copyright © 2002 hermetics.org
               

Bu yazının İngilizcesi http://www.viewzone.com/matlock.html sayfasında bulunur.

Hintlilerin en kutsal bölgesi olan Hindistan"ın bu bölgesinde bir çok kentin adı gaon ekiyle biter. İbranice"de gaon "dahi, din alimi" anlamına gelir. Ayrıca bu bölgede Yadava asillerin favori yeri Naşik vardı. İbranice"de Naşik "Asil Prens" anlamına gelir. Ayrıca Satana"ya yakın Kandeş ([Kardeşi Habil"i öldüren Adem"in oğlu Kabil/ Kenan/Kain], Kenan Ülkesi) bulunmaktadır. Ayrıca Kodeş bölgesi de bulunur. Kod ve Kad "İlk", "Başlangıç" veya "Tanrı" anlamına gelen Sanskritçe kelimelerdir. İbranice"de Kadeş Yahudi takviminde ayın ilk günüdür. Dikkat ederseniz bütün bu isimler her iki dilde de benzeri anlam ve dini mana taşımaktadırlar. Okurların bu konuyu irdelemesini davet ediyorum.

Hint ve İbrani isimlerin benzerlikleri erken dönem Avrupalı sömürgecilerin akıllarına epey takılmıştı. Yahudilerin aniden Arap çölünden peyda olmadıkları veya yakınlarda bir yerde okuduğum gibi uzaydan gelmediklerini, ama Tevrat"ta yazdığı gibi doğudan geldiklerini kabul edemeyen bu insanlar bunları kafalarından silerek bir şekilde kendilerine bunların rastlantı olduklarını ikna ettiler. Bu rastlantıların binlerce oluşu ve Hindistan"ın her köşesinde hortlaması buna engel olmadı.          
Bir 19. Asır İngiliz Alimi Batılıların Neden Yahudilerin Hint Kökenlerini Öğrenemediklerini Anlatmaktadır
Günümüzde fazla iyi tanınmamasına rağmen, Godfrey Higgins (1772-1833), arkeolog, siyasetçi, hümanist, sosyal reformcu ve yazar, erken 19. asır İngiltere"nin en bilgili ve aydın kişilerinden biriydi. Kendisi Yahudileri taktir eden ve bu kadim dini gruba yönelik her türlü zülüm ve kıyıma şiddetle karşı olan ikonoklast bir rasyonalistti. Yahudilerin Hint kökeni konusunda 1600 sayfaya varan ince puntolarla yazılı iki ciltlik bir eserin yazarıdır. Anacalypsis adında bu iki cilt son derece nadirdir ve en son 1965 yılında University Books, NY. tarafından basıldı [Aslında elimde daha yeni bir baskısı vardır, Kessinger Publishing Co., Montana, U.S.A.] Bu okunması zor bir kitaptır, çünkü yazar en küçük ayrıntıları kanıtlamak için çok gayret sarf eder. İyi ve hızlı okuyucular bile onu sadece birkaç hafta da bitirebilmektedirler.
Kitabın ilk baskısı sadece 200 sayıda gerçekleşmişti. Yirmisini vermek zorundaydı ve sadece kalan 180 kitap satıldı. Yaklaşık olarak 30 yıl boyunca İngiliz ve Avrupalı dini cemaatler sessizce kitabı engellediler. Yaklaşık olarak üç kez basıldı ama ilk baskısı dahil hiç bir zaman binden fazla kitap basılmadı. Kütüphanelerde nadiren bulunur. Yinede bir çok yazar ondan alıntı almıştır ve çalmıştır. Birçok sahte spiritüelist, şarlatan mistik, psişik hassas kişi ve Mormon Kitabı"nın dayandığı romanı yazan Presbiter papaz Anacalypsis"i kullanmıştır. 19. asır mistik ve Tesofik Cemiyeti kurucusu Madame Blavatsky, bu harika eser hakkında dünya insanlarının cehaletinden faydalanarak Higgins"in bilgilerinden faydalanarak safları "Akaşik Kayıtlar" denilen duyu dışı kaynaklardan "mistik bilgiler" aldığı konusunda inandırmıştır.    
Godfrey Higgins, Hıristiyanlığın ve İslam"ın Batı"da yayılmasından sonra Hindistan ve Orta Doğu arasında halk, dil, felsefe ve yer isimleri benzerliklerinin neden unutulduğuna dair her zaman savunduğum bir görüşü açıklamaktadır:.    
"Burada açıkladığım toplulukların tarihleri harita yapanların ve tarih yazanların yer isimleri gördükleri gibi kaydetseydiler daha da belirgin olurdu. Ancak dini önyargıları ve tarihsel gelişmeler hakkında cehaletlerinden dolayı aynı yer ve insanların hem Doğuda, hem de Batıda olabileceğini tam aynı isimlere sahip olacağı onlara absürd gelmiştir ve hemcinsleri tarafında alay konusunu olmamak için mümkün olduğu kadar bu isimleri değiştirmişlerdir. Dolayısıyla, David-pouri demeleri gerekirken Daud-poutr demişlerdir. Solomon"a Suleyman demişlerdir, Johnquior"a Jahanquior demişlerdir, vs. Aynı şekilde, herhangi bir kötü niyet beslemeden eski Yahudi yer isimlerinin nispeten yeni zamanlarda Müslümanlar veya Türkler tarafında verildiğini iddia ederek gerçeği kendilerinden bile gizlemeye başarmışlardır.  Oysa, bu hatta bir anlık önyargısız düşünceyle ortaya çıkardı. Burada şu kadarını söylemek isterim, gerek Doğuda, gerekse de Batı"da Yahudi kabilelerinin yerleştiği bölgelerde büyük benzerlikler fark ettim. Görünüşe göre Batı bölgelere Doğudan göç edilmiştir."  (Cilt. I, sayfa: 437-438.)

"İlk Müslüman fatih Gaznalı Mahmur, Lahor"a saldırdığında müdafaasının Daood veya Davut isminde bir Hint prens tarafından yapılığını fark etmişti. Bu basit olay, yer isimlerinin Müslümanlar tarafından verilmediğini göstermek için yeterli olması gerekir."  (Cilt. I; sayfa. 432.)    

"Okurlarımın Hindistan"ın kadim harabelerin göz atmasını davet ediyorum, bunların arasında Agra, Delfi, Oude, Mundor gibi bir çoğu bir zamanlarında Londra"dan çok daha büyüklerdi, örneğin bunların sonuncusunun çapı 37 mildi. Bunlar dünyanın en eski mimar sitili olan Siklop taşlı/Megalitik (büyük taş) yapıtlardı. Bu durumda küçük bir Yahudi dağ kabilelerin ("Kayıp Kabileler") bu denli büyük şehir kümelerinin kurucuları olabilecekleri fikrinin saçmalığını idrak etmeleri gerekir. Ayrıca unutmamak gerekir, neredeyse Hindistan"da bulunan neredeyse bütün yer isimlerini Batı Suriye"de bulmak mümkündür. Sanırım, bu durumları izah edebilecek tek bir açıklama olduğunu kimsenin inkar edecek gücü yoktur, o da şudur: Çok kadim zamanlarda tek bir evrensel inanç vardı ve bu dünyanın her tarafına Kuzey Hindistan"dan göç eden kabileler tarafından taşınmıştı." (Cilt I; sayfa 432.)  

"...Yahudi asılı olduklarını iddia eden Keşmir (Cashmere) ve Afganistan yerlileri, ülkelerini hükmetmiş krallarının soy ağaçlarını dip köküne kadar verirler ve bununla yetmeyip Hz. Süleyman tarafından inşa edilmiş mabetleri Nuh ve diğer kadim dini simaların heykellerini gösterirler... Afgan geleneklere göre soyları Iouda veya Yuda kavmine dayanıyor ve bu konuda haklılar, zira Yuda kabilei Eusebius"un tespit ettiği gibi Hz. Yakub"un oğlu Batı Suriye"de doğmadan önce varlığını sürüyordu. Yuda kavminden Batı Yahudiler Brahmin (Hz. İbrahim) ile birlikte inip göçtüler (Cilt 1, sayfa 740)      

"Keşmir vadisinde, bir göle yakın bir tepede Hz. Süleyman mabedinin harabeleri bulunmaktadır. Tarihi kayıtlara göre Hz. Süleyman bu tepe haricinde bütün vadiyi sular altında buldu. Dağlarda bir yol açarak suları boşaltmıştır, böylece Keşmir"e güzel düzlüklerini vermiştir. Tepenin üzerindeki mabedin ismi Tucht Suliman. Forester"e göre: "Müslüman fethinden önce Keşmir orada yerleşik Brahminler"in ilimi ve irfanı ve mabedin muhteşemliği açısından önlüydü." Şimdi bundan ne anlam çıkarabiliriz, bu Brahminler Yahudi miydi? Yoksa Yahudiler Brahmin miydi? Forester"ın dolaylı anlatım biçimi yanılsama olasılığını bertaraf ediyor...      

"Bernier"in anlatığına göre onun zamanında Keşmir"deki Tuct Soliman (Süleyman Mabedi) bir harabeydi. Onun  Müslümalara ait değil, "putperestlere" ait olduğu bilinmekteydi. Müslümanlar onun çok kadim çağlarda Hz. Süleyman tarafından inşa edildiğini kaydetmişlerdir. Bütün bunlar, binanın Müslümanlar tarafından inşa edildiği düşüncesini yalanlamaktadır ve bölge Yuda-poor, İod-pore gibi Yahudi isimli köyler de buna destek vermektedir. Bernier"e göre Mousa veya Musa adları yerliler arasında yaygındır ve Musa Keşmir"de ölmüştür. Hatta yerliler harabe şeklinde kabrini göstermektedirler. Batı Suriye Yahudilerinin Hz. Musa"nın nerede gömüldüğünü kimsenin bilmediğini dedikleri bakımından bu epey düşündürücüdür."  (Cilt. I; sayfa 771.)

Yahudi dergisi Moment"in Nisan 1997 sayısı, bir zamanlar Hindistan"ı güçlü bir Yahudi varlığın hakim olduğu olasılığını tartışmıştır:  

"Pakistan"ın muhtelif bölgelerinde bulunan ve sayıları 15 milyon civarında olan Pathanlar adında bir Suni Müslüman kavmi vardır. Pathan dili Tevrat İbranice"sine benzemektedir ve soylarını Kral Saul"a dayandırıyorlar. Cuma akşamları mum yakmak, dört köşeli bir dua kıyafeti giymek ve sekizinci günde sünnet yapmak gibi 21 Yahudi adeti takip ettikleri söylenir.

"Sonra da sayıları yaklaşık olarak beş milyona varan Kuzey Hindistan"daki Keşmirliler vardır. Genelde D,Suni Müslüman olmalarına rağmen, Klep (Kalep), İsrail, Hahana ve Lavni gibi Tevrat"ta kullanılan isimler kullanmaktadır. (Kayıp Kabileleri Arama, yazan Winston Pickett, sayfa 51.)  

İspanyolca"nın Portekizce"ye ne kadar yakınlığı varsa, İbranice"ye o denli yakınlığı olan Aramikçe dili ilk kez Afganistan ve Pakistan"da gelişti. Hem Afganistan, hem de Pakistan bir zamanlar Hindistan"ın parçalarıydı. Afganistan 18. asırda Hindistan"dan ayrıldı, Pakistan da 2. Dünya Savaşı sonrasındaki ayrımda Hindistan"dan kopmuştu. Aramikçe ayrıca günümüzde İsrail"de kullanılan modern karesel İbrani harflerinin menşeidir. İbrani karesel harfler ve İbranice"nin Aramikçe"nin bir lehçesi olması, Yahudilerin Hint menşeini kanıtlamaktadır.

Bir zamanlar on - otuz milyon arası Yahudilerin Afganistan, Pakistan ve Kuzey Hindistan"da yaşadıklarını inanmak istemeyen Hıristiyan ve Yahudi yetkililer, bu denli kabile ve yer isimlerinin Tevrat isimleri taşımalarının bir "rastlantı" olduğunu söylüyorlar. Diğerleri bu kabile ve yerlerin isimlerini Müslümanların koyduğunu iddia ediyorlar. Godfrey Higgins açıkladığı gibi bu isimler daha İslam doğmadan binlerce yıl önce ve aynı isimler Orta Doğu"ya yayılmadan yüz yıllar önce bu bölgelerde varolmaktaydı. Bazı İsrail"li kabile ve yer isimleri Sargon II ve Nebuchadnezzar Yahudilerin çoğunu bu bölgelere sürgün gönderdiğinde Afganistan, Keşmir ve Kuzey Hindistan"da gözükmeye başladı. Bu kabile ve yer isimleri konusundaki kafa karışıklığı, Hint-Yahudilere tarihteki yerlerini vermemeye inat ettiğimiz sürece her zaman varlığını koruyacaktır. Aryanlar ve Hint-Yahudiler yaklaşık olarak M.Ö. 2000 yıl önce ve Nuh ve soyu konusundaki öykü doğruysa belki de daha bin yıl öncesinde Hindistan ve Orta Doğuyu istila etmişlerdir.

Bir şekilde yıkanmış beyinlerimiz, İbrani, Hibru; Hapiru ve Apiruların kadim Mısırca ve Akkadça isimlerinin Hint-Yahudi lehçeden geldiğini ve "Ofir oğulları" anlamına geldiğini kabul etmemektedir. İbraniler konusundaki gerçek bize bağırmaktaydı, ama kulaklarımızı tıkadık.

  

Aşağıdaki listeye ne anlam veriyorsunuz?
Batı dünyasında yaygın olarak bilinen isimler Hint dillerinde eş isimler
Minoa (Kadim Akdeniz Ülkesi).  Meena (Minoalıların Hint ataları)
Turbazu (Filistinli Aşiret) Turvazu (Hint-Yahudi kabile)
Kopt; Guptas (Kadim Mısırlı Hanedan) Gupta (Kadim ve güçlü bir Hint hanedan)
Sarasenler (Kadim Türkler) Sauresena (Kadim Hindistan"da bir bölge ve halk)
Arabea (Araplar) Arabi (Şu anda Pakistan"ın bir bölgesi olan Makran"ın esas Hint-Yahudi yerlileri)
Islam (Müslüman dini) Işalayam (Tanrının Mabedi)
Kurus, Küreyiş (Hz. Muhammet"in mensup olduğu güçlü Arap aşiret) Kurus (Kadim Hint-İbrani kabile)
Mekka (Müslümanların en kutsal şehri) Makka (Arabi Makran"ın başkenti)
Riyad (Sudi Arabistan"ın başkenti) Ray (Bilgelik) + Yuddha (Savaşçı)
Muhammet  Maha-Atma (Büyük Ruh)
Jidda (Sudi Arabistan şehri) Yuddha (Savaşçı)
Kabul (İsrail"de bir şehir) Kabul (Afganistan"ın başkenti)
Başan (Ürdün"de bir bölge) Bazana; Vaşana (Gujarat"ın kadim başkenti)
Manesseh (İsrail"de bir bölge ve kabile) Manasa (Himalaya"da Meru dağı yakınlarında bir göl, aynı zamanda bir yılan tanrısı)
Laiş (Kenan ülkesinde bir kent ) Laiş (Afganistan"da bir kent)
Kutha (Kadim Güney Mezopotamya"da bir kale ve şehir) Kuth; Kathia; Kutç (Gujarat"ın bir bölgesi)
Helenler (Kadim Yunan bölge ve halk) Helenler; Alinas (Kadim Hint bölge ve halk).
Javan (Tevrat, Tekvim"de geçen Yunanlıların atası). Yavana (Kadim Hint-Yahudi kabile)
Iberya (İspanya) Abhira (Hint-Yahudi Ülke)
Brit (İngiltere) Bharat (Hindistan"ın gerçek ismi)
Angles (İngiltere"nin kadim bir halkı) Anguli (Hindistan"ın kadim bir halkı)
Jutes, Jutis (Avrupa"ya istila eden ve yerleşen kadim doğulu bir kabile) Yuddhi (Kadim Hint savaşçılar)
Gotlar (Avrupa"ya istila eden ve yerleşen kadim doğulu bir kabile) Guti; Gauda (Orta Doğuya göç eden kadim bir Hint kavmi)  
Yemen (bir Arap ülkesi)  Yamuna (Hindistan"da bir nehir)  
Yehudi (Yahudi halkı)  Yutiya; Yah-Khuda (Hint-İbrani Yadus"luların Sanskritçe ismi.)  
Roma (İtalya"nın başkenti)  Roma; Romaka (Küzey Hindistan"da bir halk ve bölge)  
Dubai (Arap Emiretlerde bir ülke)  Dwab (Kadim Afganistan"da bir bölge)  
Şeba (Kadim Habeş krallık)  Siva; Sibi (Kadim Yaudheyapura, Hindistan"da bir bölge)  
Suriye (Orta Doğu"da kadim Yahudilerin mekan ettiği ülke)  Suriya (Efsanevi Hint bölge)  
Succoth (Ürdün ve Mısır"a yakın bir yer)  Sukhothai (Kadim Hint ve Tayland"lı krallık)  
Talmud (Kutsal Yahudi yazıtlar)  Tal-Mudra (palmiye yapraklarında yazılı kadim Hint öğretiler)  
Tallit (Yahudi dua şalı)  Tal-Ata (Yağmur karşı omuzlarda giyilen Palmira yaprakları)  
Kippot (Ortodox Yahudiler tarafından takke)  Kaparda (Bir zamanlar ilk Hint-Yahudilerin ataları  tarafından başların üstündeki saç bağıları)  
Şalmanezer ("Kayıp Kabileleri" Hindistan"a süren Assur kralı)  Şalmanev (Uzun boylu, etkileyici kişi)  
Baal (Hz. Musa"dan önce Yahudilerin taptığı Altın buz boğa) Balesar (Hindistan"da tapılan kutsal boğa)

 
Dil Biliminde İbranice ve Keşmirce Arasında Benzerlikler
Holger Kersten "İsa Hindistan"da Yaşadı" eserinde şöyle yazmaktadır:

"Kadim İsrail ve Keşmirce arasındaki ilişki dil biliminde neredeyse açıkça gösterilir. Keşmirce, menşei Sanskritçe olan  bütün diğer Hint dillerinden farklıdır. Keşmirce"nin gelişimi İbranice tarafından önemli derecede etkilenmiştir.  Abdul Ahad Azad şöyle yazar: "Keşmirce dili İbranice"den gelmiştir." Geleneksel kaynaklara göre kadim çağlarda Yahudiler buraya yerleşmiştir ve dilleri günümüzde konuşulan Keşmirce"ye dönüşmüştür. Keşmir diline açıkça bağları olan birçok İbraniçe kelime vardır" (sayfa 68-69)    

Kersten"in yazdıklarından Keşmirce"nin Sanskritçe"den gelmediğini inandığı ima edilmektedir. Bu konuda hemfikir değilim. Grierson"un Keşmirce sözlüğünden İbranice kelimeler çıkarırken Keşmirce"de İbranice kelimelerden fazla Sanskritçe kelimelerinin bulunduğunu keşfettim. Ama yine de İbranilerin bu az bilinen dile önemli bir katkıda bulunduklarını kabul etmiyorum.  

"Lord Krişna"nın Yedu kabileleri, Yahudiler Dwarka bölgesinden ayrıldıktan sonra, Lodr Krişna zamanında konuştukları esas Sanskritçe önemli değişime ve eklemeler uğramıştır, böylece 5,742 yıl önceki Sanskritçe artık günümüzün İbranice"sine dönüşmüştür."  (Dünya Vedik Mirası; yazan P. N. Oak; sayfa 530.)  

Alman yazarı Siegfried Obermeir "İsa Keşmir"de Öldü mü?" kitabının İspanyolca baskısında ("¿Murio Jesus en Cachemira?"), yazar dilin Sanskritçe menşeini tanımaktadır:

"İnsan belki de Keşmirce olarak bilinen dilini İbranice ve Aramikçe"nin yakın akrabası olabilir mi? Buna yanıt kesin bir hayırdır. Keşmirce Sanskritçe"den gelir. Bunun tek bir açıklaması olabilir. Keşmir"e göç eden Yahudiler oraya dillerini getirdiler." (sayfa 150)  

Ülkesinde Hz. İsa"nın yaşamı konusunda bir otorite olan Keşmirli Profesör Fida Hassnain, "Tarihi İsa için Arayış" eserinde şöyle yazmıştır: "Günümüzde Keşmirce % 30 Acemce, % 25 Arapça ve % 45 Sanskritçe ve diğer dilleri içerir, bunların arasında % 9 İbranice de vardır." (sayfa 10) Prof. Hassnain kitabından San Tomas"ın oraeda bulunduğunu teyit eden Taxila"daki Gondaforus şatosunda bulunan Aramikçe bir yazıttan söz ediyor. Yazıtta şöyle yazmaktadır: "Tanrı"nın Oğluna adanmış çok itibarlı ve dindar bir yabancı marangoz, büyük kral için sedir ağacı ve fildişinden bu sarayı inşa etmiştir. Bu yazının yanında San Tomas"ın taş bir kabartması durmaktadır. Hint arkeologlar bunu teyit etmiştir.    

Kadim Yahudiler hiç bir zaman hükmettikleri halkalara her ne kadar dinlerini empoze ettiklerse de, dillerini zorlamadıklar için yazarlar Obermeir ve Hassnain"in fikirlerine katılıyorum.  

Eski çağlarda Keşmirce bugünkü gibi ayrı bir dil değildi. Tarihi Keşmirce metinleri Brahman ve Kaşatriya kast sınıflarının Sanskritçe konuşurlardı, Vaişyas ve Sudralar, Tamilce"nin yozlaşmış bir türü olduğu sanılan Ap-Abram-Sha denilen bir dil konuşurlardı. Acaba bu esas Asura dili veya proto-İbranice olabilir mi? Bazı Hint alimleri böyle düşünüyorlar. Hz. İbrahim bir kaç farklı halkın, dinin ve Sami lehçenin babasıydı. Hz. İbrahim"in etkisi Yahudiliğin, Yunan ve Roma dini uygulamaların, Zerdüştlük, Hinduizm ve başkaları. "Kayıp Kabileler" Kuzey Hindistan"a sürüldüklerinde, orada benzeri din, dil ve kültürel özelliklere sahip bir halk buldular. "Kayıp Kabilelerin" tamamen asimle olmaları çok efor gerektirdi. daha sonra, İbranice, Dardik, Apabramşa, Sanskritçe, Arapça ve diğer diller bir araya gelerek günümüzde Keşmirce olarak bildiğimiz dili oluşturdular. Bazı alimler Müslümanların Keşmir"de Apabramşa ve İbranice"nin konuşulmasını yasakladığını savunurlar.  

Budistlere göre Abhiranlar "Abhiraca" konuşurlardı. Hindistan"da halen yaşayan esas proto-tipik Yahudiler de Abhiri denilen bir dili konuştuklarını iddia ederler. "Bharata"lı Natyasastra eseri de dili Abhiri veya Sabari olarak tanımlamıştır. Abhirilerin dileri Abhirca olduğu iyi bilinmektedir." (Çağlar Boyunca Yadavaslar - Yadavas Through the Ages, yazan Yadav Singh; Cilt II, sayfa. 4.) Yadav Singh"in bu fikri doğru olabilir. Günümüzde bile kökleri, İsrail toprağında bulunan İsrail"li Yahudilere "Sabaras" denilir.

Keşmirce Sözlüğümden İbranice"ye benzeri telaffuz ve anlamlı kelimeler içeren uzun bir liste çıkardım. Kolaylıkla yüzlerce kelime daha dizebilirdim, bunların çoğunu başka yazılarımda açıklayacağım. Ancak aşağıdaki listeler, dünyanın en az bilinen dilleri arasında bulunan Keşmirce"nin daha yakın ilgi hakkettiğini ikna eder.    

  

Yahudilik ve Hint Şaivizm (Şiva Dini) ile Aynı Tanrı İsimleri Paylaşmaktadır

Yahudilik Şaivizm
Iş; Yiş; Is; Isa; Issa; El; Al; etc.
("Tanrı için ön ekler ve son ekler) Aynı şey Şaivizm"de geçerli
Yahve; Jahve; Tseeva (Tanrı) Şiva; Şaiva; Siva (Tanrı)
Elohim; Elokhim (Dişi çoğul son ekli, Tanrı) Lakhimi (Refah Tanrıçaşı); Lokhi; Lukh (Şiva)
El Shaddai (Her şeye gücü yeten Tanrı ) Saday; Sada (Şiva)
Ha-Kadoş (Kutsal Olan) Hakh-e-Kheda (Tanrının Görevi)
El Elyon (Dünya ve Cennetin Hakimi) Il Layun (Tanrı içinde erimek)
Yesoda (Çift Cinsiyetli) Özellik Yeşoda (Şiva"nın Çift Cinsiyetli Özelliği)

Benzeri kutsal sembolizm ve ikonografi gerek İbrani Yah-Veh ve Keşmiri Şaiva"da bulunmaktadır: Kutsal Üçlem, alev, çerubim, koruyucu melek, yılan, boğa, boğa boynuzu üflemek, vs.  

  

 

Keşmirce ve İbrani Kabalistik Terminoloji Yaklaşık Olarak Aynıdır:

  

İbranice
 Keşmirce
 
Ani (Yaşam kıvılcımı) Agni (Vedik ateş tanrısı)
Avoda (emek, çalışma) Vud; Wud (vasıflı işçilik)
Ayin (boşluk; hiçlik hali) Ayen (sonsuzluk)
Kabala (kabullenme) Kabul (kabullenme)
Guevara (zorlama) Gav"r (sarıp saldırmak)
Keter (taç) Kash"r (baş tacı)
Kijum (kader) Ko-Yimi (ölüm yolu)
Klim (hiçlik) Kholi (hiçlik)
Malkuth (krallık) Mulakh (krallık)
Nefeş (nefs) Naf"s (nefs)
Sefirot (ruhsal enerji merkezleri) Sipat (ruhsal enerji merkezleri)
Yesu; Yeş; Yeh; Yahu; Yakhu; Yah; Yao; Ie
(Maddi evreni) Aynısı
Yeş me Ayin (Yaratılışın Amacı) Yeç me ayen (Yaratılışın Hiçlikle Bütünleşmesi )
Zohar (parlaklık) Swar; Svar (cennet; ışık; parlaklık)

 
Dil Bilimi Açısından Hindistan ve Orta Doğu Arasındaki Bağ Hakkında Daha Çok Kanıt  
Yahudilerin ve Kutsal Toprakların Hint menşei konusunda araştırmalarında bir ilke imza atmış değilim. 19. asrın ortalarında, İsrail"in On Kayıp Kavmini araştırmaya adanmış Londra Kimlik Derneği (the Identification Society of London), Afganların; Tibetlilerin, Keşmirlilerin ve diğer Kuzey Hint kabilelerin ya İsraillilerin torunları oldukları, veya tersi geçerli olduğunu kanıtlamak üzere aşağıdaki listeyi hazırlamışlardır: Listelerindeki bütün kabile, kast sınıfı, alt sınıf vs. Yahudiliklerini koruyamamıştır. Ancak, neredeyse hepsi Yahudi kökenlerini tanımaktadırlar. Bu listeyi okurken, Josephus"un [Nuh oğlu] Sami"nin soyundakilerin yerleştiği bölgelerde bulunduklarını unutmayınız. "Bunlar bir Hint nehir olan Kophen"de (Kabul Nehri) ve etrafındaki Asya topraklarında bulunurlardı." (Josephus..., Bölüm VII-4).

Birçok alim Dravidlerin prototip Yahudilerin ataları, Tibet düzlüklerden veya Turanlıların anayurdu Orta Asya"dan (Sami soyunun yerleştiği bölge) gelen Meluhhanlar olabileceğini inanmaktadırlar.      

Kuleshwar Rai"nin Kadim Hindistan (Ancient India) eserinde yazdığı gibi:

"...Bir zamanlar Sind, Baluçistan ve Punjab dahil Dravidler Hindistan"ın tamamına hakim olduğu bir devir vardı. Onlar sonradan yavaş yavaş Mezopotamya"ya da göç ettiler." (sayfa. 19.)
Aşağıdaki listede sol tarafta Hint kabile, kast sınıfı, alt kast sınıfı ve yer isimleri sol tarafta yazılmıştır. Kitabi Mukaddes ve İbrani isimler her bir Hint kelimeden sonra yazılır, son olarak da Kitabi Mukaddes"teki kitap, bölüm ve satır verilecektir. Dikkat ederseniz benzeri kelimer ya aynıdır veya oldukça yakındır. Farklar önemsiz derecedir. Dil bilimci olmayan biri bile bu kelimelerin aynı kaynaktan geldiklerini fark edebilir. Benzerlikler rastlantı olamayacak kadar fazladır. Mümkün olduğu kadar mülayim davranarak sadece kısmi bir liste sunuyorum. Ama ne kadar kısa ve mülayim olsa da, Hindistan"ın bir zamanları Kutsal Topraklara hakim olduğunu inandıracak kadar örnek sunduğumu inanıyorum:  


Kabileler, Kast Sınıfları ve Alt Kast Sınıfları
Abri- Ibri (1 Tarihler 24-27)
Amal - Amal (1 Tarihler 7:35).
Asaul - Asahel (2 Tarihler 17:18)
Asheriya - Asher (Tekvim 30:13)
Azri - Azriel (! Tarihler 5:24)
Bal. - Baal (1 Tarihler 5:5)
Bala; Balah - Bala (Yeşu 19:3)
Bakru - Bokheru (1 Tarihler 7:6)
Baktu - Baca (1 Tarihler 8:38)
Banniya - Baana (1 Tarihler 11:30)
Bellu - Bela (Tekvim 14:9)
Bera; Baru - Beerah (1 (Tarihler 5:6)
Basaya - Basseiah (1 Tarihler 6:40)
Beroth - Beeroth (2 Sam. 4:2)
Bilgai - Bilgah (Neh. 12:5)
Buhana - Bohan (Yeşu 15:6)
Buir - Beor (Ps. 23:4)
Butt - Bath (1 Krallar 7:26)
Caleb; Kleb - Caleb (1 Tarihler 2:18)
Dar; Dhar; Darku - Dor (1 Krallar 4:11)
Dara - Dara (1 Tarihler 2:6)
Dum - Dumah (1 Tarihler 1:30)
Gabba - Geba (Yeşu 18:24)
Gaddar - Gedor (1 Tarihler 4:4)
Gadha - Gad (1 Tarihler 2:2)
Gaddi - Gaddi (Sayılar 13:11)v Gani; Gani - Guni (1 Tarihler 1:40)
Gareb - Gareb (1 Tarihler 7:13)
Gomer - Gomer (Tekvim 10:2)
Hahput - Hatipha (Neh. 7:56)v Iqqash - Ikkesh (1 Tarihler 11:28)
Ishai - Ishui (1 Sam. 14:49)
Israel - Israel (Tekvim 32:28)
Kahan Masu - Kahana; Kan, Kanah (Yeşu 19:28)
Kalkul - Calcol (1 Tarihler 2:6)
Kanaz - Kenaz (Hakimler 3:9)
Kar - Careah (2 Krallar 25:23)
Karrah - Korah (Sayılar 26:9)
Kaul - Caul (İşaya 3:18)
Kadu; Kaddua; Khadu - Cauda (Resullerin İşleri 27:16)
Kotru - Keturah (Tekvim 25:4)
Laddu - Lud (1 Tarihler 1:17)
Lavi; Laveh - Levi (1Tarihler 2:1)
Magar - Magor (Jeremya 22:3)
Mahlu - Mahali (Çıkış 6:19)
Maikri - Machir (Yeşu 17:1)
Malla; Maula - Maaleh (Yeşu 15:3)
Mallak - Mallouck (1 Tarihler 6:44)
Matri - Matri (1 Samuel 10:21)
Meresh - Meres (Ester 1:14)
Mir - Mearah (Yeşu 13:4)
Mahsa; Mahsi - Massah (Çıkış 17:7)
Moza - Moza (1 Tarihler 7:36)
Musa - Moses
Nehru - Nahor (1 Tarihler 1:26)
Opal; Upal - Ophel (2 Tarihler 28:3)
Pareh - Paruah (1 Krallar 4:17)
Phalu; Pau - Phallu; Puah; Pua (Sayılar 26:23)
Poot; Put - Phut; Put (2 Tarihler 1:8)
Raina - Rinnah (1 Tarihler 4:20)
Raphu - Raphu (1 Krallar 11:23)
Reshu; Resh; Reshi - Rhesa (Lukaya 3:27)
Reu; Reu-wal - Reu (Tekvim 12:18)
Reual - Reuel (Sayılar 2:14)
Sachu - Sechu (1 Samuel 19:22)
Sam - Shem (Tekvim 5:32)
Sapru; Sapra - Saphir (Mika 1:11)
Seh - Siah (Nehemya 7:47)
Shahmiri - Shamir (1 Tarihler 24:24)
Shaul - Shaul (1 Tarihler 4:24)
Shavi - Shaveh (Tekvim 14:17)
Shora - Sherah (1 Tarihler 7:2)
Shuah - Shuah (1 Tarihler 4:11)

 

Son İletiler/Konular

Ynt: EĞİRDİR PETROLLERİ NASIL UNUTTURULDU?!.. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 20, 2014, 05:27:54 ÖS]


EĞİRDİR PETROLLERİ NASIL UNUTTURULDU?!.. Gönderen: Delimemed
[Ağustos 20, 2014, 01:35:21 ÖS]


ERDEMİR KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI BAĞLANTI YOLLARININ YAPILMASI Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 19, 2014, 02:29:33 ÖS]


Güçlü Ve Sağlam Bir İmanın Yolu..... Gönderen: halukgta
[Ağustos 18, 2014, 06:49:11 ÖS]


Tak Türbanı, her yol serbest olsun. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 05:53:54 ÖS]


Adam yeni Allah'a oy veriyor normaldir. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 03:32:15 ÖS]


Yeni otomobil alacaklar dikkat, Sürüş Destek Sistemleri-Şoförsüz sürüşe az kaldı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 02:44:07 ÖS]


Türban, bayraktan neden daha önemlidir? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 10:02:29 ÖÖ]


ABD-Dünyaya Demokrasi dersi verirken, özgürlükleri kısıtlamak… Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 09:52:10 ÖÖ]


YSK "Devlet Başkanı seçilmiştir" dedi, TC ibaresini kaldırdı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 03:53:18 ÖÖ]


IŞİD Kürdistan için devreye sokuldu. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 03:16:33 ÖÖ]


Türklerde "Diz vurma" töresi Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 06:27:51 ÖS]


IŞİD'den yeni katliam Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 01:24:10 ÖS]


Bütün analar tek kalptir-Fatima ana Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 12:33:40 ÖS]


Cono larla ilgili bilgisi olan varmı? Gönderen: Delimemed
[Ağustos 16, 2014, 11:23:49 ÖÖ]


YABANCIYA TOPRAK SATIŞI...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 10:36:12 ÖÖ]


Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 15, 2014, 11:52:53 ÖS]


Yunan, adalarımıza el koydu haberin var mı? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 15, 2014, 10:12:39 ÖS]


Ynt: Sosyal Çatışma ve Din; Sosyal Psikoloji Nedir? Gönderen: efiratcan
[Ağustos 15, 2014, 09:42:42 ÖS]


Arkeoloji Dergisi 1-26 Cilt arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 14, 2014, 06:38:13 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: hasanturk
[Ağustos 14, 2014, 06:08:28 ÖS]


Araç sahipleri sevinecek mi? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 14, 2014, 03:31:34 ÖS]


Terörist başının tutukluluk koşulları AİHM'e aykırı...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 05:49:18 ÖS]


IŞİD Erdoğan'ı tehdit etti, Bize Biat Etsin Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 04:34:29 ÖS]


''Kılıçdaroğlu bıraksın'' diyen altı kişilik gruba sert tepki... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 03:59:33 ÖS]


DR CÜNEYT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 12, 2014, 06:29:53 ÖS]


Prof. Tolga YARMAN: CB SÜRECİ BİTMEDİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 12, 2014, 03:13:39 ÖS]


Ekmelettin İhsanoğlu, Amacıma ulaştım çok mutluyum...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 12, 2014, 01:19:57 ÖS]


Milletin karısına, kızına orospu damgası vuran müftü...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 11, 2014, 05:03:29 ÖS]


KİME OY VERMİȘ OLDUK ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 09, 2014, 04:09:20 ÖS]


Fırdöndüler Erdoğan'a bağış izdihamı yarattı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2014, 06:58:58 ÖS]


Tuğrul Türkeş, Ermeni olmak suç mu? Demiş...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:58:55 ÖS]


IŞİD'li çeteler İstanbul'da halkı tehdit ediyor. AKP buna neden göz yumuyor. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:25:40 ÖS]


CB adaylarının yüz analizi ortaya çıktı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:14:30 ÖS]


NSA, Tundra Freeze kodlu yüz tanıma sitemi kullandığını açıkladı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:05:26 ÖS]


Boykot Neden intihardır, Dr. Orhan Çekiç...! CIA ERDOĞAN’I NEDEN HEDEF ALDI... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:50:03 ÖS]


Başbakan ülkenin CEO'sudur Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:38:54 ÖS]


ŞEYTANIN DEMOKRASİSİ...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:10:13 ÖS]


HAKİKAT VE GERÇEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 07, 2014, 01:49:02 ÖS]


SOMA, TUNÇBİLEK VE ORHANELİ’Nİ DE SATIYORLAR. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 06, 2014, 06:46:38 ÖS]


MİLYONDA BİR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 06, 2014, 12:04:06 ÖS]


Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 06, 2014, 12:30:29 ÖÖ]


Kimlikte Din Hanesi kaldırıldı, dava açmaya gerek yok. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 05, 2014, 03:21:16 ÖS]


Ynt: ‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 05, 2014, 12:59:34 ÖS]


HAKİKAT ve DÜȘÜNCE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 05, 2014, 12:50:06 ÖS]


Ynt: ‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: ferdi
[Ağustos 04, 2014, 05:54:32 ÖS]


‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2014, 02:45:48 ÖS]


11 AĞUSTOS 2014 Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2014, 01:37:50 ÖÖ]


'Berlusconi'den Ruby'ye 6 milyon Euro sus payı'. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 03:29:43 ÖS]


Allah, Felsefe ve Bilim - Caner Taslaman (Mehtap TV - Tek Parça) Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 03:10:49 ÖS]


Kıbrıs Konulu dosyalar... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 02:26:20 ÖS]


ATATÜRK ve ANA DİLDE İBADET Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 01:48:59 ÖS]


MASONİK BİLDERBERG,TÜRKİYE, CFR-Kamuda Tehlikeli Reform Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 11:21:34 ÖÖ]


BASİRETİ BAĞLANMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 02, 2014, 11:34:01 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Delimemed
[Ağustos 01, 2014, 08:07:36 ÖS]


SURİYELİ İŞÇİ TEHLİKESİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 01, 2014, 06:59:45 ÖS]


İŞÇİLER NEDEN SAĞ PARTİLERE OY VERİYOR? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 01, 2014, 06:55:01 ÖS]


ULUSAL SOL İDEOLOJİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 31, 2014, 11:56:16 ÖS]


ȘU FİLİSTİN DAVASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 31, 2014, 04:24:55 ÖÖ]


Âmin kelimesi geleneksel İslam’a Hıristiyan ya da Yahudi kaynaklarından girmiş. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 04:43:33 ÖS]


1-893 Nolu Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 12:36:31 ÖS]


İSRAİL ENFORMASYON MERKEZİ-İSRAİL Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 11:57:23 ÖÖ]


Ynt: Meryem Anamızın Aslında Evli Olduğunu Söyleyen.... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 29, 2014, 08:15:54 ÖS]


AFFERİM MAHMUD Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 27, 2014, 02:36:24 ÖÖ]


Bizi Yönetecekleri EHİL İnsanlardan Seçelim. Gönderen: halukgta
[Temmuz 26, 2014, 12:38:35 ÖS]


‘MİLLİ İRADE' ve KOMPLO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 25, 2014, 03:17:55 ÖÖ]


NİHAYET YSK DOĞRU SEÇMEN SAYISINI AÇIKLADI Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 23, 2014, 11:02:40 ÖS]


PARANIZLA KUMAR OYNUYORLAR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Temmuz 23, 2014, 06:25:51 ÖS]


Kürt petrol satışlarının perde arkası Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 22, 2014, 04:58:33 ÖS]


VE ZEKERİYA ȪZ GİTTİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 22, 2014, 01:07:31 ÖÖ]


Meryem Anamızın Aslında Evli Olduğunu Söyleyen.... Gönderen: halukgta
[Temmuz 20, 2014, 05:27:42 ÖS]


‘İĞFAL’ YILLARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 20, 2014, 01:11:19 ÖÖ]


VAH FİLİSTİN VAH Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 19, 2014, 01:53:43 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 18, 2014, 04:10:25 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: aysedogu
[Temmuz 18, 2014, 02:02:36 ÖS]


Bakara 184. Ayeti Nasıl Anlamalıyız. Gönderen: halukgta
[Temmuz 18, 2014, 10:47:21 ÖÖ]


REJİM TEHLİKESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 17, 2014, 04:37:13 ÖS]


NASA, Yalnız olmadığımız kanıtlanacak dedi. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 16, 2014, 08:47:10 ÖS]


EMEKLİNİN KADERİNİ EMPERYALİST MERKEZLER BELİRLİYOR! Gönderen: Mehmet Akkaya
[Temmuz 16, 2014, 05:45:25 ÖS]


TIPIȘ TIPIȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 15, 2014, 01:00:35 ÖS]


HAVA KURȘUN GİBİ AĞIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 14, 2014, 05:27:10 ÖS]


ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUSUR? (Kara M Yayınevi) Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 13, 2014, 05:41:28 ÖÖ]


Ey ‘Millet’ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 12, 2014, 05:38:00 ÖS]


Ynt: Mübarek Ramazan Ayını İdrak Edebilmek. Gönderen: turtem
[Temmuz 11, 2014, 12:48:54 ÖS]


Mübarek Ramazan Ayını İdrak Edebilmek. Gönderen: halukgta
[Temmuz 10, 2014, 11:37:36 ÖS]


HALK VE HALKÇILIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 09, 2014, 05:01:48 ÖS]


ORTA-DOĞU’NUN HAYAL(ET) DEVLETLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 06, 2014, 01:50:51 ÖS]


BİLİM ve EKMEL BEY Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 05, 2014, 10:37:45 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 05, 2014, 01:04:10 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Bruno
[Temmuz 04, 2014, 11:19:15 ÖS]


Kocası itiraf etti... Meğer Defne Samyeli Kocasını çatır çatır aldatmış! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 02, 2014, 02:28:09 ÖS]


Benim vekillerim'i açıkça tehdidimdir Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:59:49 ÖS]


KARNINDAN KONUŞAN EMİNE ÜLKER TARHANIN MİSYONU NEDİR? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:46:00 ÖS]


EMİNE ÜLKER TARHAN’LA BAŞLAYAN YENİ SÜREÇ VE BAZI KAYGILAR Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:18:04 ÖS]


Emine Ülker tarhan hakkında yazışmalardan... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 09:44:25 ÖS]


Diyanet işleri e. başkan yrd. Nursaçan (Cevşen), Haram para ile hacca gidilir. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 03:29:27 ÖS]


Bu rapor Erdoğan'ı bitirecek, C. Başsavcılığı kapatma istemek zorunda olacak. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:09:01 ÖÖ]


Kadına şiddet erkeğin hakkıdır. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2014, 10:34:52 ÖS]


Ayaan Hirsi Ali: Bakire Kafesi Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2014, 10:29:46 ÖS]


Hacer-ül Esved Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2014, 10:16:08 ÖS]


TÜRKMENLER IŞİD’İN İNSAFINA MI TERK EDİLECEK? Gönderen: Kemal Denizer
[Haziran 30, 2014, 07:00:01 ÖS]


Askere Din Kitabı-Diyanet yayınları Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2014, 09:01:26 ÖS]


HALKIN YOLU/ HAKKIN YOLU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 29, 2014, 05:00:07 ÖS]


Kdz. Ereğli Belediyesi paraları kimlere peşkeş çekiyor? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2014, 04:32:39 ÖS]


Kürdistan artık resmen ilan edildi. Türkiye bölündü, hamd olsun. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2014, 11:42:55 ÖÖ]


TÜRKİYE'YE ABD MÜDAHALESİ İÇİN SEBEBLER YARATILIYOR…! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2014, 12:24:05 ÖÖ]


Beyinsiz mürit Cumbaba seçecek. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 10:53:25 ÖS]


İbn Meymūn'un Yemen Mektubu Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 10:07:24 ÖS]


Fethullah da Said Nursi gibi Tımarhanede yatmış! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 09:54:51 ÖS]


Muharrem İNCE’NİN DİBE ÇÖKÜŞÜ Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 08:22:13 ÖS]


Konuşarak İkna Psikolojisi, Kevin Hogan Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 02:59:19 ÖS]


İknanın Psikolojisi, Robert Cialdini Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2014, 02:49:55 ÖS]


Yaptığımız Yanlışa Çarpıcı Bir Örnek. Gönderen: halukgta
[Haziran 27, 2014, 07:57:17 ÖS]


Ynt: GELECEK ile YÜZLEŞMEK (tüm kitap ilişik) Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 27, 2014, 12:59:26 ÖS]


BAYKALLIK YAPMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 26, 2014, 02:18:16 ÖS]


Ynt: GELECEK ile YÜZLEŞMEK (tüm kitap ilişik) Gönderen: PLMPLM
[Haziran 24, 2014, 09:02:56 ÖS]


Ynt: BAYKAL’DAN BEKLENEN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2014, 03:58:59 ÖS]


BAYKAL’DAN BEKLENEN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2014, 10:20:10 ÖS]


Tolga Yarman, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 21, 2014, 11:28:37 ÖÖ]


Emperyalizm MUHALEFET'i nasıl şekillendirir? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 21, 2014, 12:01:09 ÖÖ]


Terörist Ömer el-Beşir, Ekmeleddin İhsanoğlu...! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2014, 11:56:24 ÖS]


Kredilerle ilgili ipotekler ile bu konutların tapuya tescilinde harç uygulaması Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2014, 11:14:15 ÖS]


Memurların iş güvencesine son veriliyor Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2014, 07:37:36 ÖS]


Sağlıklı olmak için 20 öğüt... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2014, 06:58:54 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yonetim 2011 MD goktasinin dunya yakinindan gecmesinin animsattigi Gönderen: PLMPLM
[Haziran 20, 2014, 06:52:30 ÖS]


Duvar Yazıları...! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2014, 06:47:48 ÖS]