Söylediklerinizin bir çoğunda doğruluk payı olduğuna inanıyorum.
Ancak;
Ülkemizde parayla yapılan sporlar dışında, Özellikle olimpiyatlarda yarışılan spor dallarının çoğunda gönüllülük esasına dayalı, sponsor yardımı ile yapılan sporlar olduğunu unutmayalım.
1- Sporun; ekonomik gücü olmayan birçok aile tarafından, çocuklarının yapmaması üzerine çalıştığı;
2- Nerdeyse hiç bir köyünde spor yapabilecekleri bir yerin olmadığını,
3- Kişisel yeteneklerin bir eğiticiyle karşılaşamadıkları için yok olduğunu,
4- Uluslararası bir başarı gösterene kadar hiç kimse tarafından değere alınmadıkları,
5- Okullarda bile malzemesizlik yüzünden istenilen saporlar için öğretim bile yapılamadığı,
6- Sapanca'da çalışma yapan Üniversite kürek takımı ŞORT giyiyor diye tartaklandığı,
dikkate alınırsa yaşananların normalden öte başarı sayılması gerektiğini düşünüyorum.
Aşağıda bir makaleden alıntıladığım Cumhuriyet Tarihinde sporla ilgili yapılan atılımlar ve nasıl bozguna uğratıldığı ile ilgili yazıyı bulacaksınız...
http://www.tubesk.org/dergiden-makaleler/sb0154-sayi20-sayfa9-cumhuriyet.htm....
Memlekette, “yurttaşların ulusal ve inkilapçı amaçlara göre yetiştirilmesini, herkesin Beden Terbiyesi almasını” hedeflemiş
16.07.1938 tarih ve 3530 sayılı bir Beden Terbiyesi kanunu çıkarılmış; Bir Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Başbakanlığı bağlanmıştır.
Bir süre denemeden sonra memlekette Spor iyi büyük işlerini yürütmesi beklenen bu Genel Müdürlük, eğitimle ilgisi göz önüne alınarak, 3.6.1942 tarih ve 4235 sayılı bir yasa ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlanır.1940’lı yılların ortalarındaVildan Aşir Savaşır bu Genel Müdürlüğün yönetim ve denetiminde olacaktır.
Bütün bu konuları bir düzene bağlamak, konuya emek vermiş ve vermekte olanların düşünce ve deneyimlerinden yararlanmak üzere Genel Müdür Savaşır, zamanın Mil. Eğt. Bakanın da desteği ile Ankara’da “Birinci Spor Şürası” toplanmasını sağlar. Türkiye’de Cumhuriyet döneminde Spor İşlerini düzenliyen Amatör “Türkiye İdman Cemiyetleri İktifakı” kuruluşunda , daha sonra “Türk Spor Kurumu’nda ve daha sonra Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü idaresinin ilk yıllarında görev almış, fahri çalışmış, deney kazanmış; hasılı Spor ve İdaresine emek vermiş kişilerle halen klüplerin yönetiminde çalışmakta olanlar ve eğitimciler, bu Şura’nın üyeleridir. (Bu satırların yazarı da o zaman Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Öğretmeni ve Enstitü Müdür Başyardımcısı olarak bu Şura’ya çağırılanlar arasındadır.)
Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasında toplanıp bir hafta kadar süre çalışan bu Şura’da, memlekette spor hayatının gidişi olması gereken istikamet, Spor Kulüplerinin birbirleri ile ve Okul-Spor Yurtları ile ilişkileri, Spor Kulüplerinin yarışçı fonksiyonu yanında bilhassa genç nesle hitap ederek ilerisi için hem kendilerine, hem de yurda yıldız sporcu yetiştirmeleri, Kulüplerin birer eğitim kurumu da olması; spor, sporcu ve yönetici ahlakı, müsabakalarda halka iyi örnekler verilip toplumda şevk ve zevk uygulandırılması… v.b. gibi” konular üzerinde, gerek Komisyonlar, gerekse Genel Kurul halinde oldukça yararlı tartışma ve konuşmalar olmuş, kararlar alınmış; uygulaması idareye ve kulüplere bırakılmıştır. (Bu Şüra’nın, komisyonlarla Genel Kurul tutanak ve kararlarının, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün arşivlerinde bulunması ümit edilir.)
V.A. Savaşır’ın Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü zamanındaki girişiminden biri de İstanbul, Ankara ve izmir’in önde gelen kulüpleri arasında lig maçlarının dışında önce “Maarif Kupası”, sonra Bakanlık adı değişmesiyle “Milli Eğitim Kupası” adı altında turnuvalar tertiplenmesi olmuştur. Bu hal 1950’ye kadar devam etmiştir.
Savaşır’ın bir başka girişimi de “Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü” açılması işidir. 3530 sayılı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Kanunu’nun bir maddesi bu Genel Müdürlüğe “ilerde bir Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü açılması” görevini vermiştir. Bu maksatla bir proje hazırlanır. Tamamı, (T) harfi şeklinde olan bu proje, (T)nin üst kanatlarından biri (200) yataklık kapasiteli ve içinde dershaneler, yemek ve toplantı salonu, idare odaları, alt katta bir küçük Jimnastik Salonu bulunan “ERKEK ÖĞRENCİ BÖLÜMÜ”; (T)nin diğer üst tarafı (100) yatak kapasiteli “KIZ ÖĞRENCİ BÖLÜMÜ”; (T)nin dik bölümü de üst kenara dikey gelecek ve arasından başlayacak şekilde alt katta “KAPALI YÜZME HAVUZU”, üst katı Jimnastik Salonu olacak bir KOMPLEKS’tir. Dershane ve yatakhane bölümleri Gazi Eğitim Enstitüsü Spor ve Atletizm sahasının hemen yanında Orman Çiftliği ve demir yolu cihetinde sahaya paralel gelecek şekilde yerleşecek; Yüzme Havuzu ile Jimnastik salonu da bunlara dikey gelecek şekilde demir yoluna doğru uzanacaktır. Çevrede de Açık Spor Tesisleri kurulacaktır. (Bu Kompleksin bir maketi, halen Körler Okulu’nun haksız işgalinde bulunan 200 yatak kapasiteli erkek öğrenci bölümünün bir yerinde olması gerekir.)
Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü bütçesinden ayrılan bir ödenekle, önce bu kompleksin bir tarafının, yani ERKEK ÖĞRENCİ BÖLÜMÜ’nün inşaatına girişilir. Formaliteler ve ödenek yüzünden inşaat geç yürümekle beraber, 1946-47 yıllarına doğru hayli ilerlemiş, bina az eksiği ile meydanında, şimdi EMEK İŞ HANI’nın bulunduğu yerde bir bahçe içinde olan Mil. Eğ. Bakanlığı binası, büyük bir felaket eseri olarak, bir akşam vakti çıkan bir yangınla tamamen yanmış; Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatı açıkta kalmıştır.
İlk anda bazı bölümleri Ankara İtfaiye Meydanındaki Gazi Lisesi binasında; Teknik Öğretim Bölümü ile Radyo Evi binası yanında Şimdi Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü binasında, geçici olarak yerleştirilen Milli Eğitim Bakanlığına bina aranmaya başlanmıştır.
Araştırmalar sonunda Ankara Tren Garı’nın Atatür Bulvarı tarafından o zaman “Devlet Demir Yolları Meslek okulu” olarak kullanılan ve Demir Yollarına ait olan bina, geçici olarak bu iş için uygun bulunmuş; ancak burada barınan “Demir Yolları Meslek Okulu’na bina bulmak gerekmiştir.
İşte bu sırada yukarda bahsi geçen, “Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü’nün 200 yataklı “ERKEK PAVYONU” akla gelmiş; son eksiklikleri o civardaki Yapı Meslek Lisesi imkan ve elemanlarıyla alelacele tamamlanmış; Demir Yolları Meslek Okulu o binaya yerleştirilmiş; Milli Bakanlığıda istasyondaki boşaltılmış binada çalışmaya başlamıltır. Böylece Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü için Bd. Terbiyesi Genel Müdürlüğünce yaptırılan bina, kendisine kullanmak nasip olmadan bir süre elden çıkmış; bu işgal, 1949 yaz ayları sonuna kadar sürmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığının halen kullanmakta olduğu bina o zaman henüz yoktu. İnşasına bile başlanmamıştır. Ancak Bakanlıklar sitesinde halen Ticaret Bakanlığı olarak kullanılan binanın bir kanadı, uzunca yıllar kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir; işgal ettiği tren istasyonundaki bina sahibine devrolunmuş; Demir Yolları Meslek Okulu kendine ait binaya geçmiş işgal ettiği; Yüksek Beden Eğitimi Kompileksinin bir bölümü olan bina boşalmıştır.
İki yıl kadar işgalde kalan bina yeniden bir reviziyondan geçirilmiş: 1949-1950 Öğretim yılı başında Tahsin Bangu oğlunun Milli Eğitim Bakanlığı zamanında savaşır girişimi ve bir bakanlık onayı ile yüksek beden eğitimi enstitüsü adıyla bir kuruluş meydana getirilmiştir.
Bütçesi ödeneyi kadrosu ve hiçbir ön hazırlığı olmayan üç yıl öğrenim süreli bu kuruluşa gazi eğitim enstitüsü beden eğitimi bölümünüm öğrencileri gececek ve bir bakanlık onayı ile enstitü kadrosundaki bu bölümün öğretmenleri burada görev yapacaklardı. O zaman beden terbiyesi genel müdürlüğü teşkilatı içinde bulunan nizamettin kırşan bu kuruluşun müdürlüğü: gazi eğitim enstitüsü müdür baş yardımcısı olan Cevdet arun’a da oradaki idari görevinden ayrılarak bu kuruluşta müdür yardımcılığı görevini üstleneceklerdir. Beden terbiyesi genel müdürlüğü kadrolarındaki iki memurda burada çalışacaklarmış. Genel müdürlükten bazı ufak ihtiyaçlar için bir küçük avans verilmiştir. Ödenek olarak
Bu kuruluşun yatak yemek sıra masa v.b. malzemesi ile yemek servisi hep gazi eğitim enstitüsü tarafından bu binada karşılanacaktır. Nitekim öle olmuştur. Yani özetle gazi eğitim enstitüsü beden eğitimi öğrencileri ana binadan çıkıp bu binada yaşamaya başlamışlardır. Öğretim kadrosu programı çalışma yöntemi hiç değişmemiş iğreti bir hava içinde bu binaya yerleşmiştir.
Bu hal iki öğretim yılı 1949-50-51 devam etmiş büyük bir yenilik ve değişiklik gösterme sürecine girememiş olan bu kuruşta önce gazi eğitim enstitüsü müdürlüğünün isteğiyle henüz idari görevine kimse atanmamış olan Cevdet Arun, 10.5.1951 tarihinde Gazi Eğitim Enstitüsü Müdür baş yardımcılığı görevine alınmış: öğretim yılı sonunda da öğrenciler ve öğretmenler tekrar Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü öğretmen ve öğrenciliği statüsüne dönmüş: üç yıl öğrenim süreli öğrenciler ana binadaki yerlerine geçmişler ve
YÜKSEK BEDEN EĞİTİMİ ENSTİTÜSÜ sahifeside böylece kapanmıştır.