Gönderen Konu: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.  (Okunma sayısı 656 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.464
  • Puan: +32/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« : Ağustos 07, 2008, 03:35:45 ÖS »
Güneydoğu'da bölücü örgüte karşı verdiği mücadeleden dolayı 'Efsane komutan' olarak anılan emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, bir parti kurarak siyasete atılmaya hazırlanıyor.

Pamukoğlu, 28 Temmuz 2008 tarihinli "Anadolu ve Trakya'da yaşayan Türk halkına çağı" başlıklı açıklamasında, 'Hak ve Eşitlik Partisi' adını vereceği yeni partinin kuruluş ilkelerini özetle şöyle açıklıyor:
* Milletvekili, üst bürokrat, memur dokunulmazlığı kaldırılacak, herkes adalet önünde hesap verecektir.
* Ülkenin baş düşmanları olan fakirlik ve cehalete, bütün kaynaklar seferber edilerek savaş açılacaktır.
* Siyasi partiler ve seçim yasaları gerekli değişiklik yapılarak tam bir demokratik düzene sokulacaktır.
* Bölücülerin önü kesilecek, halk teröristlerden soyutlanarak dağlar silahlı eşkıyalardan temizlenecektir.
* Yolsuzluk, hırsızlık ve rüşveti önlemek için gerekli yasal düzenlemeler yapılacak ve tam tatbik edilecektir.
* Ulusal kaynakların kullanımında öncelik, sosyal güvenlik sistemi, eğitim ve sağlık alanlarında olacaktır.
* Dış siyasette her tavır, her görüşme, her tutanak, her antlaşmada ilke 'Başı dik, onurlu millet' olacaktır.
* Ordunun siyasi sürece müdahalelerine son verilecek, ordu, direkt veya dolaylı siyaset dışı kalacaktır.
* Tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik (kayıtsız şartsız milli hâkimiyet) bütün faaliyetlerin temel fikridir.
* Topraklarımıza, sularımıza, ormanlarımıza sahip çıkmak, yapılabilecek en büyük hizmet olacaktır.
***
Yeni partinin kuruluşunu duyar duymaz, klavyesinin başına geçen bir vatandaş şöyle diyor:
- "Ey ihanet dünyasının alçak ruhları iyi dinleyin. Efsane komutanımız Osman Pamukoğlu geliyor. Başbuğumuz Gazi Mustafa Kemal'den hemen sonra, kanı bozuk satılmışların, devşirmelerin, Atatürk'ü kendisine maske yapmış riyakârların, hakikatte korkak olan soysuzların, büyük Türk milletine devlet adamı, devlet temsilcisi, devlet koruyucusu veya siyasi parti lideri olarak tanıtılıp dayatıldığı, onların yandaşlarının eliyle cumhuriyetimizin yıktırıldığı, devletimizin ve topraklarımızın resmen adım adım işgal ettirildiği şu günlerde büyük Türk milleti kendini bütün özellikleriyle temsil edecek, sözde değil, özde Türk liderini bağrından çıkarmıştır."
Heyecana kapılan bir başka vatandaş ise daha da ileri giderek aynen şunları yazıyor:
- "O, vatanına ve milletine âşık bir asker... O, Güneydoğu'da askerleriyle omuz omuza savaşan ilk ve tek general... O, Atatürk'ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği en başarılı subay... O, Atatürk'ün 21'inci yüzyıla düşen gölgesi... O, Türk milletini içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtaracak bir hareketin öncüsü... O, adının hakkını sonuna kadar veren bir efsane komutan... O, şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin ve milletinin hizmetinde."
***
Sanalevren'de (Internet) kurduğu 'www.osmanpamukoğlu.com.tr' adresi üzerinden, il ve ilçe teşkilatlarını belirlemeye çalışan Osman Pamukoğlu'nun yakın çevresine şöyle dediği söyleniyor:

- "PKK'yı durdurdum, AKP'yi de durdururum."
Türkiye'yi 'uçurumun kenarına' getiren süreç belli.
Bu süreç, bugüne kadar gerek 'sağ', gerek 'sol' adına iktidara gelenlerin, 'milli' ve 'bağımsız' bir inisiyatif ortaya koymak yerine, 'ABD/AB/İsrail' ekseninde sürdürdükleri 'teslimiyetçi' politikalardır.
Ama Osman Pamukoğlu'nun parti kurma gerekçelerinde, bu konuda 'net' ve 'anlaşılabilir' bir tek cümle dahi yok.

İşte bu noktada Pamukoğlu'na soruyoruz:

Türkiye'nin ufkunu açacak, somut 'plan' ve 'projelerin' var mıdır?
'ABD/AB/İsrail' eksenindeki politikalara karşı alternatifin nedir?
'Sermayenin millileştirilmesi' için neler yapmayı düşünüyorsun?
AKP'ye oy veren kitleleri, 'uyandıracak' çözüm önerilerin nedir?
Bu sorulara 'bir diyeceğin' varsa eğer, buyur yolun 'açık' olsun.
Yok, "Ben de diğerleri gibi siyasetin gereği neyse onu yapıp nabza göre şerbet vereceğim" diyorsan, o zaman de get işine de bu milleti bir de sen boşuna oyalama.
***
Biz ne 'kurtarıcılar' gördük, aslında yoktular.
  İsrafil K.KUMBASAR
***********
Osman Pamukoğlu 08.08.2008 tarihinde Art Tv'de Hulki Cevizoğlu'nun sunduğu ve saat 22.00 de başlayacak olan "Ceviz Kabuğu" programına konuk olacaktır.

http://forum.efsanekomutan.org/newthread.php?do=basvuru
****************
Gelecek Liderlerimizi ABD Yetiştiriyor

DÜNYADA BUGÜN
ALİ SİRMEN

Gelecek Liderlerimizi ABD Yetiştiriyor,Bilin!
Mustafa Yıldırım’ı okurlarımız tanırlar ve değerli yazarın çok ilginç yazılarına zaman zaman burada yer verdiğimi bilirler. Bugün de kendisinin başkaca yoruma gerek bırakmayan “Bush’un Partisi ve 100 Türk Genci” başlıklı yazısını bilginize sunuyorum. Söz M. Yıldırım’ın:

“Arizona deyince akla Amerikan kovboy filmleri kadar uçsuz bucaksız çöl de gelir. Arizona deyince önümüzdeki birkaç ayı ve belki de yedi yılı düşünmek zorunda kalıyoruz; çünkü Amerikan Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı John S. McCain III yıllardır Arizona senatörüydü.

McCain, Bush’lar yönetiminin en kışkırtıcı savaş meraklılarındandır. Geçen yıl Bağdat’a gittiğinde Irak’a daha çok Amerikan askeri gönderilirse barışın daha çabuk geleceğini söylüyordu. ‘İsrail’e her türlü silahı vermeliyiz’ diyen McCain, 2002’de ‘İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturan İran, Irak, Suriye gibi kızıl rejimler silahlarını geliştirirken öyle durup bekleyemeyiz’ diyerek bir yandan Amerikan silah satıcılarının önünü açıyor, bir yandan da Ortadoğu işgalinin genişlemesi için ortam hazırlıyordu.
***
‘Güzel yaz sabahı nerden çıktı şu kan kokulu Amerikan başkanlığı öyküsü?’ demeyin. Daha bir ay önce ‘IRI’nin Staj Yemi’ başlıklı yazıda Amerikan Cumhuriyetçi Parti organı IRI (Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü) derneğinin Türkiye’de Gençlik Meclisi Staj Programı’ndan (Aslında Ankara’da toplu eğitim) söz etmiştik.

IRI’nin Türkiye bürosunun Ayşegül Gizem Kargı imzalı çağrısında da ‘14 Haziran 2008 - 11 Temmuz 2008 tarihinde gerçekleştirilecek olan’ programla ‘Türk gençliğine siyaset ve yönetim alanında teorik bilgilerini pratiğe çevirebilme olanağı sağlamak ve deneyim kazanabilmeleri için fırsat yaratmayı amaçlamaktadır’ deniliyordu.

Amerikan Cumhuriyetçi Parti, seçmece 100 Türk gencini Ankara’da TBMM’de topladı. Bir ay boyunca onları masum masum eğiterek sempatilerini kazandı. Onların AKP merkeziyle, MHP ile ilişkilerini kurdular; bir parti nasıl çalışırmış gösterdiler. Adalet, Tarım, Dışişleri, Milli Eğitim bakanlarıyla çalıştılar; sivilce örgüt yöneticileriyle halvet oldular.

Masrafları IRI’nin Amerikan hazinesinden NED aracılığıyla aldığı dolarlarla karşılanan çalışma arasında Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Deniz Baykal’la da buluşan gençler, AKP milletvekili Alev Dedegil (aynı zamanda İstanbul Kadın Araştırma Merkezi kurucusu) ve İnsan Hakları Gündemi yöneticisi Günal Kurşun’dan birer eğitici konferans dinlediler.
***
Yugoslavya’da, Gürcistan’da, Azerbaycan’da, Kırgızistan’da, Kazakistan’da vb. birçok ülkede olduğu gibi bir model meclis oluşturuldu; gençler geleceğin ‘demokrasi’ liderleri olarak bilgi ve becerilerini arttırdılar. Amerikan dolarıyla bir ay boyunca Ankara’ya konuk olan 100 genç ayrıca, master ve doktora çalışmaları için Amerika’dan burs almak isterlerse hangi kapıyı çalacaklarını da öğrenmiş ve Amerikan Cumhuriyetçi Parti ile kimler aracılığıyla ilişki kuracaklarının da bilincine varmış olabilirler.

Gerçekten çok; ama çok iyi niyetli(!) gençlik çalışmalarıyla ABD başkan adayı, savaş çığırtkanı John S. McCain III’ün cumhuriyetçilikten öteye bir ilişki var. McCain, yurdumuzda sivil ağ kurucusu, besleyicisi IRI’nin yönetim kurulu başkanıdır. Middendorf, Kirkpatrick, Eagleburger, General Scowcroft gibi eski kirli işler deneyimlileri ile Irak işgal yöneticisi Paul Bremmer de aynı yönetim kurulundadır. (Tam liste ve özellikler için S.Ö.A.)

IRI 2007’de, ABD hazinesinden yalnızca Türkiye eylemleri için (Genel seçim öncesi parti eğitim(!) çalışmaları dahil) 700.000 dolar aldı. İç siyasetimize açıktan karışmak için çok para değil.

Bu durum karşısında en azından diyeceksiniz ki; yurdumuzda milyarca dolara sahip işadamları, siyasetçiler durup dururken gençlerin masrafları için neden işgal yanlısı Amerikan örgütlerine muhtaç olunuyor? Ya da ‘40 milyon genç arasından 100 genç seçmekle demokrasimiz mi kurtuluyor’ diye merak da edebilirsiniz.

Böyle bir merak ‘abesle iştigal’ ise Kuran kursu binasının altında can veren küçümencik yavruların ana-babalarının dedikleri gibi ‘Takdir-i ilahi’ diyerek vicdanınızı rahatlatabilir misiniz?”

asirmen@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet 05.08.2008

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.464
  • Puan: +32/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Radovan Karadziç Bence Doğru Söylüyor!
« Yanıtla #1 : Ağustos 07, 2008, 03:45:00 ÖS »
Üstteki konu ile ilgisiz demeyin,bence okuyun derim.
bakınız nelerle bağlar kurabileceğinizi göreceksiniz.Yorum yapmıyorum.A.Dursun
------------------------
Radovan Karadziç Bence Doğru Söylüyor!

Ne olursa olsun AKP’nin kapatılmaması, ülkemiz için hayırlı olmuştur. Hayırlı olmasına hayırlı olmuştur da, kararda bir tuhaflık vardır. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bir kez daha ifade edelim ki; bu karar her ne kadar hukuki görünse de daha çok siyasi bir karar olarak hukuk ve ülke tarihimize geçmiş bulunmaktadır. Çünkü bize göre; Anayasa Mahkemesi, hukuki nedenlerden çok siyasi ve ekonomik nedenleri, yani ülkemizin sürüklenmesi muhtemel siyasi ve iktisadi kaos ortamını hesaba katmıştır kararını verirken. Yoksa sadece söylemlerine bakarak “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” gerekçesiyle RP ve FP’yi kapatan bir mahkemenin, bu konudaki söylemi eyleme dönüştüren, yani türbanı hedef alarak anayasal düzenleme yapmaya kalkışan AKP’yi kapatması gerekirdi. Yani pozitif hukuk bunu gerektiriyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin kararı farklı tecelli etmiştir. Daha doğrusu Anayasa Mahkemesi’nin kararı henüz tecelli etmemiştir! Şu andaki durum defacto bir durumdur! Yani ortalıkta fiili bir durum söz konusudur.


Bunu biz söylemiyoruz. 2007 yılında bir ara AKP tarafından Cumhurbaşkanı yapılacağı da gündeme gelen Konyalı Sami Selçuk söylüyor. Peki, Sami Selçuk kimdir? Sami Selçuk, bu ülkenin belli başlı hukukçularından birisidir. Yargıtay Onursal Başkanıdır. İki dönem önce Yargıtay’ı o yönetiyordu çünkü. O, ayrıca bir hukuk profesörüdür. Şu anda Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Açık söylemek gerekirse; Sami Selçuk, söylediklerine itibar edilmesi gereken bir şahsiyettir. Tıpkı Sabih Kanadoğlu ve Vural Savaş gibi... 


Prof. Dr. Sami Selçuk, “AKP hakkında açılan Kapatma Davası ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin kararı henüz oluşmamıştır” diyerek iddia makamını, yani kapatma davasını açan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya’yı itiraza ve duruma vaziyet etmeye çağırıyor! Şu sözler kendisine aittir:


“... Oylamaya göre, devlet yardımının kesilmesi yaptırımı ancak dört oyla çıkmıştır.
Bu durum karşısında hem mahkemenin yasal biçimde oluşması, hem de toplama kuralı çiğnendiği için oylama butlan (hiçlik) ile sakatlanmış; karar çıkmamıştır. C. Başsavcılığı, karara karşı olağanüstü yollara başvurmalı, bu önemli kararın hukuka uygun biçimde çıkmasını sağlamalıdır.  Bu süreç işlemedikçe devlet yardımının kesilmesi yaptırımı uygulanamaz. Unutmayalım. Hukuk zar atmaz.”(bkz. Sami Selçuk, “Oylama geçersiz; karar çıkmamıştır” başlıklı makalesi, Star Gazetesi, 01.08.2008).
***
Bu yazımızda asıl üzerinde durmak istediğimiz konu bu değil elbette. Ancak bu konu, gündemin diğer konuları için bir örtü görevi gördüğü için mecburen değinmek zorunda kaldık. Üzerinde asıl durmak istediğimiz konu Radovan Karadziç’tir. Daha doğrusu onun bazı sözleri.


Malum; Bosnalı Sırpların lideri ve Bosnalı yüzbinlerce Müslüman’ın öldürülmesinin sorumlularından birisi olan Radovan Karadziç, 13 yıllık kaçak hayatı! yaşadıktan sonra nihayet yakayı ele vermiş durumdadır. Şu anda insanlık suçu işlediği gerekçesiyle Lahey’de yargıçların karşısındadır. 1992-1995 yılında yaşanan Bosna iç savaşında soykırıma tabi tutulan yüzbinlerce Müslüman Boşnak’ın öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Slobodan Miloseviç’ten sonra ikinci sorumlu olarak Lahey’de. Bu ikisi, Bosna’da yaşanan Genosit (soykırım)’in siyasi sorumluları olarak bilinmektedir. Geriye kaldı General Ratko Miladiç. Yani soykırım hareketinin askeri kanat sorumlusu... 


Medyaya yansıdığına göre; Radovan Karadziç’in yakalandığı sırada yapmış olduğu meslek de son derece ilginç. Karadziç, alternatif tıp üzerinde çalışıyormuş. Uzmanlık alanı erkeklerin ereksiyon sorununa çözmekmiş! Belli ki; Bosna-Hersek’te ırzına geçilen ve tecavüz edilen onbinlerce Müslüman Boşnak Kadını, Karadziç’e ilham kaynağı olmuş! Demek oluyor ki; bu konuda hayli tecrübeli ve beceriklidir! Umarız, tez zamanda o da Miloseviç’in akıbetine uğrar ve mahkeme sonunu göremeden geberip gider! Ancak hemen değil. Önce Bosna-Hersek’te döndürülen uluslar arası dolapları ve oynanan milletlerarası kirli oyunları bir güzel anlatsın, sonra nasıl olsa bir şekilde geberip gider...


Onca hengâmede Dikkat ettiniz mi bilmiyorum; Radovan Karadziç Lahey’de ilginç laflar ediyor. Bir şekilde ABD’nin kirli çamaşırlarını ortaya boca ediyor. Mahkeme heyetine demiş ki; “Amerikalı diplomat Richard Holbrooke, 1996’da -Kaçarsan seni kovalamayacağız- diye bana söz verdi. Şimdi beni temizlemek istiyorlar!”(bkz. 02.08.2008 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde bulunan “Holbrooke ölümü istiyor” başlıklı haber, s. 24). 


Habere göre; Amerikalı diplomat Richard Holbrooke ile 1996 yılında bir anlaşma imzaladığını da ileri süren Karadziç, siyasetten çekilip ortadan kaybolması karşılığında asla yargılanmayacağı garantisinin kendisine verildiğini, ancak Holbrooke’un son röportajlarında kendisi için “İdam cezasını hak etti” ifadesini kullandığını hatırlatarak şöyle konuşmuş; “O ve diğerleri beni temizlemek istiyorlar. Bu, ölüm-kalım meselesi. Bay holbrooke, hala ölmemi istiyor ve burada ölüm cezası olmamasına üzülüyorsa, merak ediyorum, acaba kolu buraya uzanabilecek kadar uzun mu?”(bkz. Aynı haber). 


Hürriyet’in aynı haberinde “Holbrooke: Anlaştık Ama Garanti Vermedik” alt başlığı altında ise Bosna savaşını sona erdiren Dayton görüşmelerinin ve dolayısıyla Bosna Barışının sözde mimari olarak bilinen Richard Holbrooke’un şu sözlerine de yer veriliyor:


“Karadziç’in sözlerindeki doğruluk payı sıfırdır. Kendisiyle böyle bir anlaşma yapmam ahlak dışı olurdu. Kesinlikle böyle bir şey yok. Uydurulmuş bir hikâye. 1996’da Belgrad’a gidip Solobodan Miloseviç ve Karadziç’in iki adamıyla masaya oturdum. Karadziç’in siyasi hayattan çekilmesi konusunda anlaşmaya vardık. Bu anlaşma, görüşmelere katılmayan Karadziç tarafından da isteksizce imzalandı. Ancak ABD, Karadziç’e asla yakalamayacağı ve yargılamayacağı yönünde bir söz vermedi...”
***
İşte size Radovan Karadziç’in ve Richard Holbrooke’un sözleri. Şimdi burada sizlere “Acaba hangisinin sözleri doğrudur?” ya da “Karadziç mi, yoksa Holbrooke mu yalan söylüyor?” diye sormayı abesle iştigal sayarım. Zira her ikisi de yalan söylüyor olabilir. Karaziç’in sözlerine “İftira”, Holbrooke’un sözlerine ise “Yalan” diyebilirsiniz. Ancak bana sorarsanız, Radovan Karadziç doğru söylüyor! Yalan söyleyen Richard Holbrooke’dur! Üstelik Holbrooke, Karadziç’le bir anlaşma yaptığını itiraf da ediyor. Slobodan Miloseviç’in akıbetine uğramak üzere olan R. Karadziç durduk yerde neden yalan söylesin ki? Zira söyledikleri yalan da olsa, gerçek de olsa artık bitmiş bir adam olduğunun kendisi de farkındadır. Üstelik ABD’nin “Önce kullan sonra deliğe süpür” şeklinde özetlenebilecek dış politikası ortada iken...


Ayrıca Richard Holbrooke;  “... ABD, Karadziç’e asla yakalamayacağı ve yargılamayacağı yönünde bir söz vermedi...”  diyerek “Secaat arzederken Merd-i Kıbti, sirkatin söyler” Türk atasözüne de uygun davranışlar sergiliyor. Anlaşalıcağı üzere; ABD, artık Radovan Karadziç’in teslim edilmesi vaktinin geldiğine karar vermiştir. Ya da AB’ye girmeye çalışan Sırbistan, Ulusal Kahramanı Karadziç’i satarak güya AB’ye ve ABD’ye cilve yapma kahpeliğinde bulunmuştur! Açık söylemek gerekirse; 13 yıldır bir türlü yakalanamayan Radovan Karadziç, kendisi gizlenmiyordu, bizzat birileri tarafından saklanıyordu. Demek oluyor ki; vakt-i kerahat geldi ve Karadziç’in bir şekilde teslim edilmesi zorunluluğu doğdu. Gerisi, büyük ölçüde lâf-ı güzaftır zaten...   


Üstelik ABD, “Kullan at” politikasını her zaman uygulamıyor mu? Bu politikayı geçtiğimiz çeyrek asır içinde ilk önce İran’da uyguladı ABD. Şah Rıza Pehlevi’yi önce iyice pohpohlayıp şişirdi. Böylece Şahın elindeki petrolü ucuza kapattı ve karşılığında kendi elinde bulunan bütün demode ve külüstür silahları Şah’ın yönetmiş olduğu İran’a sattı. İran’dan alacağını aldıktan sonra Şah’ı Humeyni’ye teslim etmekte hiç tereddüt göstermedi. Bu sefer Saddam Hüseyin’e yöneldi ABD. Irak petrollerini ucuza kapatma adına Saddam Hüseyin’i şişirdikçe şişirdi ve sonunda onu İran’a ve Kuveyt’e saldırttı. Saddam Hüseyin ile işi bitince de onu ezeli düşmanı olan Iraklı Şiilere ve Kürtlere teslim edip, geldi Irak’taki petrol kuyularının ve su havzalarının başına bağdaş kurup oturdu. 


ABD aynı politikayı Afganistan’da da uyguladı. Önce Sovyet işgalini bahane ederek Peştunlara “Taliban” isimli bir örgüt kurdurdu ve bu örgüt üzerinden Afganistan’a yerleşti. Bu örgütün Rusları kovmasından sonra da bu örgüte cephe aldı. Aynı politikayı bu kez Yugoslavya’da uyguladı ve yine başarılı oldu ABD. Önce Yugoslavya’yı küçük küçük devletlere ayırdı. Ancak Yugoslavya AB’ye, özellikle de Almanya’ya yakın olduğu için burada rahat hareket edemedi. Çünkü AB, parçalanan Yugoslavya cumhuriyetlerinden bazıları ile bazı doğu bloğu ülkelerini hemen içine alarak ABD’nin Avrupa’daki yayılmasının önünü tıkamış oldu. Ancak Balkanlar’a yerleşmeyi kafasına koyan ABD, bu kez de önce Bosna’da, arkasından Kosova’da iç savaş çıkardı ve bu savaşları bahane ederek gelip Bosna-Hersek’e ve Kosova’ya yerleşti. İç savaş çıkarmayı uygun görmediği veya böyle bir savaşı başaramayacağını düşündüğü bazı ülkelerde ise (Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Kırgızistan vs) “Turuncu Devrim” adı altında devrimler yaptırarak kendisine yakın idareleri iş başına getirdi.

Şu anda ABD, Bosna-Hersek ve Kosova vasıtasıyla Balkanlar’a, Irak ve Kıbrıs’taki İngiliz üsleri vasıtasıyla Ortadoğu’ya, Gürcistan vasıtasıyla Kafkasya’ya, Kırgızistan ve Afganistan vasıtasıyla Merkezi Asya’ya, Güney Kore vasıtasıyla da Uzak Doğu’ya yerleşmiş durumdadır.  ABD’nin bu şekilde sarıp sarmaladığı ve etki altına aldığı ülkelerdeki ekonomik ve politik sistemler ile hukuk sistemlerinin, ABD’yi görmezden gelerek bağımsız bir şekilde işlediğini iddia edebilir misiniz? Eğer bu soruya “EVET” diyebiliyorsanız, o zaman Prof. Dr. Sami Selçuk’un “Oylama geçersiz; karar çıkmamıştır” başlıklı yazısını bir kez daha okuyunuz lütfen. Hem bu yazıyı okuyunuz, hem de Cüneyt Zapsu’nun bir zamanlar ABD’de söylemiş olduğu iddia edilen ve siyasi darbı mesel haline gelmiş o meşhur özdeyişini bir kez daha hatırlayınız...

5 Ağustos 2008
Ö.Sağlam

Çevrimdışı Yazar

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 74
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Kardeşlik Dostluk Barış, Birbirimizi Anlayış Ümidi
Ynt: Radovan Karadzic (bence) yalan soyluyor
« Yanıtla #2 : Ağustos 07, 2008, 05:16:19 ÖS »
Sayin Okuyucular
bu konuda uzun bir yanit yazdim, cok ciddi bir yanit, uzulerek, inanmiyacaksiniz ama, hatta aglayarak
yazdi ve Onizleme'yi tiklayinca, yazi kayboldu.
Tekrar yazacak kafam yok,
haksiz yonler ve bu yazida, dogru yonler de var ama haksiziligi cok cok cok
baska yazilar da var burada yanitlamak istiyorum
ama belki de susmam daha iyi
belki de yazinin kaybolmasi, kismet?
Ne de olsa bosuna nefes harcamis oluyorum
kimse dinlemez zaten demek istiyor belki...

:-(((((((((((((((((

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.464
  • Puan: +32/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #3 : Ağustos 07, 2008, 07:32:17 ÖS »
Yanılıyorsunuz sevgili kristina ablam.
Yazılarınızın yol göstericiliği bizim için çok önemlidir.
Bakınız bu ağrılarıma rağmen sizin yazınız işlgimizi çekiyor.
Lütfen yeniden yazınız.
Belki de Türkiye'de ki dostlarınızın gerçekleri öğrenme zamanı gelmiştir.
Lütfen yazınız...
Saygılar...
A.Dursun
*********************************
osman pamuk <osmanpamukoglu@gmail.com>

HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ KURULUŞUNDA GENEL MERKEZ, İL ,İLÇE VE BELDE TEŞKİLATLANMALARI İÇİN GÖREV ALMAK İSTEYENLER
TC KİMLİK NO, ADI SOYADI, DOĞUM TARİHİ, MESLEĞİ, AÇIK ADRESİ VE İRTİBAT NUMARARLARI osmanpamukoglu@gmail.com
adresine görev başlıklı mail göndermeleri yeterlidir bu mail genel merkeze aktarılacaktır
saygılarımızla
Osman Pamukoğlu

Çevrimdışı AliDemirtas

  • Ali Demirtaş
  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 263
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #4 : Ağustos 07, 2008, 07:54:02 ÖS »
Dün parti kaydı için başvuru formunu doldurup gönderdim
Şöyle bir durumla karşı karşıya kaldım bu haberi bir kaç kişiyle paylaşınca
bundan bir hafta önce toplumsalbilinç ve efem dergisinde parti kurulacağının haberini yapmıştım
dergide yazarlarımız olan iki zıt görüş biri aşırı sağcı biri ulusalcı iki yazar aynı konuda hem fikir olmuşlardı
her ikiside paşayı tanıyor seviyordu. ve takdir ediyordu. Üstüne üstlük parti çalışmalarında bulunmak istediklerini söylüyorlardı.

Osman Pamukoğlu uzun süredir takip ettiğim birisiydi. Ondan Böyle bir hareket bekliyordum. Bunu bir kaç dostumlada paylaşmıştım. Velasılkelam bu haberi alınca çok mutlu oldum. Efsane Paşa parti kuruyordu. İnanın ilk gönüllü olmak için hemen başvuruyu yaptım. Çünkü kişiliğini ve liderlik vasfını ( altını çizmek gerek ) sevdiğim ve takdir ettiğim üstün başarılara imza atmış bir kişi bu harekette bulunmuştu.
Düşünüyorumda  Atatürk'te askerdi. Birçok Başarılı Savaşlarda Komutanlık yaptı ve sonra TBMM yi kurarak milli mücadeleyi başlattı. Osman Paşa'da doğuda hükümet -amerika-israil vs dış etkenler olmasına rağmen bir çok başarılı operasyona imza atmıştır. ve şimdi oda siyaset hayatına atılıyor.
Sanırım artık Atadan sonra ona layık onun izinde yürüyebilecek bir lider daha geliyor. Hepimiz bu oluşma destek vermeliyiz bence.

SAYGILAR
Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #5 : Ağustos 07, 2008, 08:29:22 ÖS »
'' Sanırım artık Atadan sonra ona layık onun izinde yürüyebilecek bir lider daha geliyor. Hepimiz bu oluşma destek vermeliyiz bence. ''

Sayın Ali Demirtaş,

Duygularınızı ve heyecanınızı anlamaya çalışıyorum. Hepimizi bu girişime çağırmanız'da kendi açınızdan anlaşılır.

Yalnızca size bir şeyi anımsatmak isterim, Türkiye'de ortaya çıkan her ' lider ' Atatürk adına yola çıkmıştır. Gelinen yer ise biliniyor.



Şu soruları tartışıyor yada soruyormuyuz?

1. IMF' ye ve uluslarası fınans kurumlarına olan borçlarınızı ne yapmayı düşünüyorsunuz?

2. ABD ile olan ilişkileri gözden geçirecekmisiniz?

3. Avrupa birliği ile olan ilişkiler hakkında somut bir görüşünüz varmı?

4.Türkiye'nin işsizlik sorununu nasıl çözeceksiniz?

7. Tüketen bir ekonomiden üreten bir ekonomiye nasıl geçeceksiniz?

8. Türkiye'nin bölgedeki ve Dünyadaki yeri nasıl olacak, öngörü ve amaçlarınız nedir?

Bu soruları çogaltabiliriz..

Mesela, Nükleer silahlar barındıran İncırlık üssünü ne yapacaksınız?

Ülkedeki tarikatlar hakkında bir planınız varmı?

Kuru fasulyeyi bile Çinden alan.,Türk tarımı hakkıdaki önerileriniz nedir?

Kamu sektörü için bir düşünceniz nedir?

Özelleştirilen kurumları ne yapacaksınız?

Yabancı Sermaye ne demektir?

Eğıtım ve sağlık politikanız varmı?

Mustafa Kemal Atatürk' ün tarihsel rolu dağılmış ve isgal altındaki bir ülkede Cumhuriyet kurmaktı.


                                                                                     Saygılar.


Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.464
  • Puan: +32/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #6 : Ağustos 07, 2008, 08:49:57 ÖS »
Sayın Özgür,Sorularınız çok makul,mantıklı ve yerindedir.
Ancak bu sorunun direk muhattabı sayın Dmirtaş değil,aslen milletimizin biztihi kendisidir.
ne yazık ki bu soruların net yanıtlarını verebilecek oransal sayıyı soracak olursanız bence %1,5 dahi değildir.
Bu oaran için şunu söyleyebilirim.
1972 yılında(14 yaşımda iken)rahmetli amcam ile tartışıyor idik.
bana sormuş idi.
"Söyle bakalım,Türkiye'de gerçek anlamda aydın oranı nedir?Dikkat et,tahisilli,diplomalı saysını sormuyorum,aydın sayısını soruyorum"demiş idi.
tabii ki gençliğin verdiği bir tecrubesizlik ile % 25 demiş idim.
Rahmetli amcam da bana"Deseydin ki % 2,5 belki seninle tartışabilirdik,Eğer ki % 2,5 aydın oaranımız olsa idi şimdi müreffeh bir toplum olurduk"dediği hiç aklımdan çıkmaz.
Şimdilerde bunu daha iyi anlıyor ve üzülüyorum.

Bu nedenle sorularınızın ehemniyeti açısından yerinde olmakla birlikte,yanıtlanması bakımından pekte yanıt alabileceğinizi sanmıyor bu nedenle de üznüntü duyuyorum.
Bunun sorumlusu elbet ki sayın Demirtaş değildir.
Kendisini tenzih ederim.Sadece bunları yazmamıza neden oduğu için kendisine teşekkürü de borç bilirim.

Aslında bu soruların yanıtlarını belki de şovenist yaklaşım izah edbilir gibi görülse de aslen doğru değildir.
Zira bu yaklaşım bazen aşırı kafatasçı milliyetçilik ile de bağdaşabileceği için sorun çözümsüz,sorular yanıtsız kalmaya mahkum olamaktadır.

Keşke zamanım ve sıhhatim el veriyor olsaydı da daha uzuan izah edebilseydim.

Bu yazımı olumsuz eleştiri olarak almayacağınızı bildiğim için iletiyorum.

Çözüm için kısaca özet gerekirse gerçek anlamda Atatürk'ün yolundan geçer diyebilirim.
Özetleçözüm:Tam bağımsız ve özgür iradeli fertlerin sayısının artması ile doğru orantılıdır.
Saygı ile...
A.Dursun
Not:Şovenizm yaygın olarak aşırı milliyetçilik anlamında kullanılır.En geniş anlamıyla şovenizm,herhangi bir gruba olan aşırı,nedene dayanmaksızın oluşan bağlılıktır.Sıklıkla karşı gruba olan nefret ve kötü niyet duygularını da bebaberinde getirir.

Bu kavramın isim babası Nicolas Chauvin'dir.Napoleon'un ordusunda asker olan bu Fransız,17 kez yaralandı ve yine de Fransa için savaşmaya devam etti.Kendisini ülkesi uğruna feda etmekten kaçınmayan Napoleon un askeri Chauvin'i model alan saldırgan vatanseverlik için şovenizm denilmeye başlandı.
Bu not,ilgisini çekenler içindir.

Çevrimdışı AliDemirtas

  • Ali Demirtaş
  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 263
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #7 : Ağustos 07, 2008, 09:44:32 ÖS »
Sayın Özkan size şöyle bir açıklama yapabilirim aslında. Olay bu sefer çok farklı bu bir karaoğlan yada çoban sülo değil yada çiller yada hocacı biri değil. Farklı bir kişi Emperyalizme karşı dış kuvvetlere karşı duran bunu kitaplarında da gösteren bir kişi. Türkiyenin coğrafyasını iyi tanıyan biri. Sonuç olarak Uzan gibi hayde deyip parti kuracak biride değil. Arkasında sermayede yok sadece kendi emekli maaşı ve kitaplarından elde ettiği bir gelir var sadece. Ezeli belli yolu görünüyor. Yani demek gerekirse bizim cepci siyasetçilerden değil. Tabi bu noktada Osman Paşayı savunmak bana düşmez. Ben kişileri değil fikirleri savunurum . Fikirlerini özümle birleştirebildiğim için böyle bir heyecana kapıldım ve sizlerle paylaştım ve sizleri davet ettim. Ben genç bir vatandaşım ve sizlere nazaran çok az şey gördüm, yaşadım ama allah hepimize düşünüp tartmamız için bir akıl vermiş. Akıldır bizi eşit kılan, düşünebilmektir.

Şu an son aldığım haberlere göre iki ay içinde başvuru tamamlanacak parti çalışmalarıda bu yönde devam ediyor. Ben umuyorum ki aklınızda olan tüm sorular net şekilde cevaplanacaktır. www.osmanpamukoglu.com.tr/  adresinde parti kuruluşunun haberini verdiği bir yazısı var sayın paşanın belli konulara parmak basmış nasıl çözümler getirilebilir yüzeysel olarak toparlamış. Tabi bu yeterli değil tabiki. Bunun içinde en kısa zamanda Edirne'den Kars'a tüm Türkiye'yi dolaşarak propagandasını anlatacak. Yüzyüze soru cevap şekilnde sorularınızın yanıtlarınıda alabilirsiniz. Yada sorularınızı yukarıda Sn Dursun'un verdiği mail adresine iletebilirsiniz.

Bu oluşuma sizi davet etmemdeki bir sebebi şu. Bugüne kadar hiç bir parti halkı kadroları kurmaya davet etmedi sanırım bildiğim kadarıyla. Kendisinin dediği gibi siyaset hayatı yaşamış olan hiç kimse bu oluşumun yönetiminde bulunmayacak sözü bazı şeyleri yeteri kadar açıklıyor sanırım. Bunun sebebi bu güne kadar siyaset içinde bulunanların ne kadar pisliğe bulaştığı bazılarının kuklaları olduklarını bildiğindendir. O yüzden özgeçmişi yazılı başvuru formlarıyla yönetimler oluşturulacak. Yani self servis gibi bir nevi hizmet bekliyorsan hizmet et. Nasıl ki ağacı sular bakarsan sana meyve verir bu olayda aynen onun gibidir. Biz kendimiz bu oluşumun içinde yönetimi ve temelinde bulunursak eğer bu oluşumdaki farklılık halkın kendisinin gerçekten kendisini yönetmesi olacaktır. Gerçek demokrasi olacaktır. Bu şekilde halka inmek gibi sorun kalmayacak çünkü halkın kendisi bu oluşumda olacaktır.

Benim görüşlerim kısacası bu kadar

Saygılar
Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #8 : Ağustos 07, 2008, 10:01:43 ÖS »
Verdiğin, bilgiler için teşekkür ederim..

                                  Sevgıler,

Çevrimdışı AliDemirtas

  • Ali Demirtaş
  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 263
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #9 : Ağustos 07, 2008, 10:03:56 ÖS »
rica ederim
Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

Özkan Özgür

  • Ziyaretçi
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #10 : Ağustos 07, 2008, 10:44:30 ÖS »
Sayın Ahmet Dursun,

Düşünce ve görüşleriniz de haklısınız... Ne yazıkkı Aydın ve buna uygun bir davranış Türkiye'de yeterli bir düzeyde bulunmuyor...

Ya işbikçilik ya da gericilik Türk insanına 'aydın' tavrı olarak sunuluyor.

Bugünkü gazetelerde okudum, Denizleri anlatan üç fidan kitabını yasaklamışlar, ama üç kadınla evlenmek ise hukuka uygunmuş. Türkiye bu garip çelişkileri yaşıyor.

Fethullanın yıkıntı altında kalan kızlarımız için söylediklerini siz bu aktarmıştınız...

İnanılacak gibi değil. Ama gerçek işte

Sorulması gereken konuları ise maalesef tartışamıyor, ya da yanıtlarını veremiyoruz.

Ülkemizde, kendi topraklarımızda bağımsız değiliz.

Politika, siyaset yapılacaksa parti kurulacaksa bu sizinde söylediğiniz gibi bağımsız olmaktan geçiyor.

Bunu söylemekte yetmiyor..

Açık seçik, Emperyalistler ile yapılan her türlü eşit olmayan ekonomik, politik antlaşma yırtılmadan bunu hedeflemeyen hiç bir partinin, parti girişiminin doğru olacağını düşünmüyorm.

Türk sermayesine bakın, Ulusalmı? Ulusal olabilirmi?

İsleri güçleri üretmeden alıp satmak, daha fazla kar..

Kimsenin  bu ülkenin çalışanı, köylüsü, memuru, genci, işsizi  umurunda değil.

Kendirelerine küresel rol biçenler, küresel sermayenin işbirlikçileri olduğunu gizlemek için, din bayrak her şeyi kullanıyorlar.

Serbest piyasa, ülkenin serbestçe satılmasına dönüştü.

Kimsenin umurundamı?

AKP hızla kadrolaşıyor, kendi milletvekili adaylarını rektör atıyor.

CHP ise zırhlı araç pesinde..


Sayın Ahmet Dursun

Bu arada size geçmiş olsun

Sağlıklı ve uzun bir yaşam dilerim..

Daha yapacak işlerimiz var bu Dünya'da...

Bizim kusağın sözü bitmedi..!!!!



                                                                                  Saygılar.


Çevrimdışı kurtdereli

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 30
  • Puan: +2/-0
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #11 : Ağustos 07, 2008, 11:02:16 ÖS »
Emperyalizm anlaşma imzalamak için bir masa hazırlamış. Bizi o masaya oturtmaya çalışıyor, çözüm bulmak ve antlaşma yapmak isteyenler o masaya oturmak istiyor. Halbuki gerçek çözüm o masayı bir tekme ile devirmekten geçiyor!...

Çevrimdışı AliDemirtas

  • Ali Demirtaş
  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 263
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Osman Pamukoğlu,parti kuruyor.
« Yanıtla #12 : Ağustos 07, 2008, 11:35:39 ÖS »
Yapılacak olan ilk çalışma aslında gençlere milli bilinci tekrardan aşılamaktan geçiyor. Kendi benliği ve kültüründen uzaklaştırılmış pasifşeştirilmiş, en kötüsü acıya duyarsız hale getirilmiş gençlere el atmak lazım en başta. Bu ülkenin geleceği gençler ise yatırımlarda onların üzerine olmalıdır.

Bu nasıl yapılmalı?
Eğitim kurumları sil başan yeniden yapılandırılmalı. Öğretmenlerin her biri titiz bir şekilde seçilmeli. Çocuklar Ailelerinden uzak yetiştirilmeli. Köy enstitüleri tarzında okullar tekrardan kurulmalı. Din dersleri kaldırılmamalı. Öğrencilere din dersleri Bütün dinlere eşit açıdan bakılacak şekilde din tarihi anlatılmalıdır. Bu gün dini duyguların sömürülmesindeki temel sebeper dini yanlış tanıma tanıtma yayma dır. Her işin temelide eğitimde bitiyor.

Saygılar
Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.464
  • Puan: +32/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Osman Pamukoğlu ve HEPAR.
« Yanıtla #13 : Ağustos 20, 2008, 02:03:59 ÖS »
Bir yorumcunun yazısından alıntılar....
----------
Değerli Arkadaşlar,
Aşağıda ki yazıda syn. Kavcar'ın HEPAR konusunda ki soru ve düşünceleri hilafına şahsi görüşlerim bulunmaktadır. Değerlendirmeniz dileği ile...

İki hafta üst üste verilen Ceviz Kabuğu programındaki profili yakından izledim. TSK"nin PKK terör örgütü ile mücadelesini anlatmak için yurt genelinde dolaşıp hayırlı bir iş yaparken, muhtemeldir ki birileri "parti kurun, arkanızdan gelelim paşam" demiş.
Şahsen işin böyle, sandığınız gibi olmadığını düşünüyordum ki, syn.Pamukoğlu konuya açıklık getirip, bizi teyit etmiştir. Yani, kimsenin yönlendirmesi ile değil, bilakis, bu göreve talip  oldu, çünkü bir gün gelip kimse kendisine; madem vardınız da, neden siyasete atılmadınız (bunun yolu da parti kurmaktır, illa ki var olan bir partiye katılmak değil) diye soramasın, diye.
 O gece bağlanan ya da mesajla programa katılan epey bir kişi ya da aynı kişiler değişik adlarla "paşam"la başlayan ve Osman Pamukoğlu"nu gururlandıran, gaza getiren satırlar yazıp, kelamlar ettiler.
 Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensubu iken canını dişine takıp PKK"ya karşı nasıl mücadele ettiğini biliyor ve kendisiyle gurur duyuyoruz. Fakat partileşme apayrı bir kulvardır.
Hem Pamukoğlu"nu yer, hem de sevenlerini üzer.
 
Olabilir, olmaya bilir de… Bu görüş sadece size ait bir tahmindir.
 
 Arkandayız mesajı verenler, kimleri yarı yolda bırakmadı ki. Kendisi gibi düşünenler bu ülkenin tamamı kadardır. Ne hikmetse seçim günü gelip, sandık başına gidildiğinde kimse kolay kolay alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Türk Milleti siyasidir, söylenir kızar, ardından da partisine oy atar.
Bu sözlerinize hak vermek'in ne anlama gelip,  daha doğrusu millete  büyük   hakaret sayılacağını düşünüyor, dolayısı ile bundan özellikle imtina edip, (maalesef ki) bu yaklaşımınızı ret ediyoruz.
 
Kararsız, muhafazakâr seçmenler kanalize edilebilir sadece.
 Kararsız dediğiniz seçmen oranı bazen yüzde otuzu geçiyor, şimdi ise sanırım yüzde elliyi aşar ki, bunu değerlendirmek her halükardı yeter; iktidar olmak için.
O gece gönderilen birçok mesajdan öne çıkanlar "niçin var olan bir partiyi seçmiyorsunuz, "Cem Uzan"ın Genç Partisi gibi milliyetçi oyları bölmek için mi çıktınız yola" şeklinde ki sorulardı.
Bu tarz soruları soranlar, o, güya milliyetçi partilerin kemikleşmiş kadrolarında görevli, Yani, üç kuruşluk menfaat hesabı yapanlardır. Dolayısı ile de, muhayyer oy sahibi vatandaşlar için bunların hiçbir ehemmiyeti yoktur.
Hayli sinirlendi ve "milliyetçi olup da neye çözüm getirmişler.  "O Milliyetçi, o laik, o dindar.." diyerek toplumu bölüyorlar dedi. Syn.Pamukoğlu'nun söylediklerinin yersiz, mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu iddia edecek bir babayiğit yoktur. Çünkü aradan yeterince zaman geçip, denenmeyen kimse kalmış değildir; milliyetçi, laik veya dindan geçinen partiler olarak.
 
Bu hatadır. Çünkü son dönem belirginleşen bu ayrışmaya bakarak, Türk insanının bu saydıklarının tamamı ile mücehhez olmasının önünü tıkayanlara bakarak, Türk Milliyetçiliğine bölücü dersek, devletin kuruluş ruhunu anlamamış oluruz. Atatürk milliyetçiliği" deniliyor. Kişi milliyetçiliği olur mu? M.Kemal Atatürk Türk Milliyetçisi idi ve yaşadığı süre içinde bunu devlete perçinleyen icraatlarda bulunmuştu. Türk Milliyetçiliği hiçbir zaman bölücü olmamıştır, "Ne mutlu Türk"üm anlayışı"nı içermektedir. Bu ülkede yaşadığı ve Anayasasına tabi olduğunu bildiği halde, bu söyleme karşı çıkan azınlık ırkçılarına milliyetçi demekse yanlış olur.
 
Syn.Pamukoğlu'na bu sözlerinden dolayı kesinlik hak veriyor, yaklaşımını aynen paylaşıyoruz.
 
Pamukoğlu henüz partileşme aşamasına gelmediklerini, nabız yokladıklarını belirtti. Bana göre onun büyük yanılgısı, "PKK ile mücadele eden askere gösterilen teveccühü" "partiye kanalize ederek" bitirmesi olur.
Bu millette eğer, hala adamdan anlayan göz, izan, idrak, basiret, firaset ve kurtuluş ecrine dair bir nasip varsa, böyle yapmaz ve kendi partisini kurar, gerekeni yapar, kimseye eyvallah etmeden mükafatını da görür.
 
 Kurulan Internet sitesine binlerce mail gelmesinin hiçbir anlamının olmadığını birilerinin ona anlatması gerekir. Bugün sıradan bir haber sitesi bile binlerce sayfa çevrilmektedir. Parti olarak oy almak başka, Internet üzerinden yazışmalar apayrıdır.
 
Cem Uzan gibi olmalarının mümkün olmadığını, maddiyatlarını n buna izin vermediğini belirtti konuşma arasında. Eğer birileri onda Cem Uzan"ın ışığını görürse yola çıkmasını sağlayacaktır. O bunun farkında bile olmadan seçimlere girecek ve aynen Uzan"ın görevini yerine getirecektir. Parti kurun, peşinizden gelelim diyenler içinde samimi insanlarda vardır mutlaka. Fakat bu işe soyunmadan çok iyi düşünmesi gerekir.
 
Bu düşünce ve art niyette olanlar (sinsice hesaplar yapan fetbazlar) illa ki vardır, ama, bundan kaçınmanın çaresi kendi yolunu terk etmek olmasa gerek…
 
Bu konuda yazdığım satırlar, terörle mücadele etmiş Osman Pamukoğlu"nun üzülmemesi için kaleme alındığının bilinmesini isterim.
 
* * *
 
HEPAR
 
Kurulacak olursa partilerinin adının HEPAR, Hak ve Eşitlik Partisi olacağını belirtti Pamukoğlu. Başkanı üyelerin seçeceğini söyledi. Kurduğu partinin başında kalmama riskini göze alan bir genel başkan adayı, Türkiye"nin problemlerini nasıl çözecek?
 Tam aksine, bu yaklaşım, sayın Pamukoğlu'nun kendisine duyduğü yüksek güvenin en bariz göstergesi ve ölçütü iken, sizin gibi aydın bir kişinin bundan bihaber görünmesine sadece bıyık altından gülümsedim (artık bıyıklıyım ve bunu yapabilirimJ) Dediğiniz sorunu da sadece böyle birisi çöze bilir.
 
 
Internet"in Amerika kontrolünde olduğu düşünülürse, tehlike olduğu anda önünü kesilecektir. AKP"de ilk kurulduğunda başkanın demokratik usullerle belirli aralıklarla değişeceği maddesini partinin daha ayı dolmadan ilk onbeş gün içinde değiştirmişlerdi.
 Parti kurulduktan sonra artık internete o denli ihtiyaç duyacak değildir. O nedenle de,
Kimse çalışmasını, ilerlemesini sabote edemez. Öte yandan, "Biz değiştik" diyerek, siyasete yeni bir parti ile girenler ile, hiç yokken partileşenleri nasıl mukayese edersiniz?
Doğrusu şaşılacak bir yaklaşım Neval Hanım… Onların her an, her şekilde değişmeğe müsait oldukları ilk sözlerinden belli idi… Lütfen böylesi fahiş benzetmeler yapmayınız, zira arifan karizmanıza cidden yakışmıyor…J
 
Olmayacak duaya amin denmeyeceğini Pamukoğlu Paşaya mutlaka anlatılmalıdır.
Henüz duaya başlamadan amin demek zaten kimsenin aklına gelmeyeceğine göre, böyle bir şey olmayacak demektir. Parti ne zaman kurulur ve çalışmalar başlarsa, o zaman yapılan işler ibadet sayılıp, ondan sonra gelir Amin, demek…
 
Madenlerimizin tekrar devletleşmesi ya da kârının bu ülke insanına dönüşümünün yolu yeni bir parti kurmaktan geçmez. Türkiye"nin Ankara"dan yönetilmesi ile bu işlere çözüm bulunur.
Türkiye'nin, ülkemizin sorunları bir ve tek olup, bunların hallini sağlayacak olan da  hakkıyla  muktedir olmağı başarabilecek bir siyasi partidir. Şu halde bütün mesele o partiyi seçmek ve  ülkeyi yönetmek, sorunları çözmek görevini ona devretmektir.  Başkent Ankara olduğuna göre, bu işlerin buradan yapılacağı zaten belli olup, aksi söz konusu bile olamaz.
 
Vatandaş istediği genel başkanı seçmek değil, zenginliklerin eşit dağılımını, gelecek nesillerin emin olarak yetiştirilmesini ve Türkiye Cumhuriyetinin bekâsını istemektedir.
 Doğrudur lakin, bütün bu işleri yapacak olan da, karakteri sağlam, özgüveni tam, dirayetli bir Genel Başkan, yani Liderdir.
Arada ki ince nüansı iyi anlamak gerekir.
 
Nasıl ki Adalet ve kalkınma deyince ortada ne adalet ne de kalkınma bulamıyorsak, Hak ve eşitlik adı da topluma bunları getirmez.
Afra tafra manalı isimler ve parolalar'ın gerçekte bir kıymet-i harbiyeleri olmadığını geçmiş ve halimizde ki namdar partilerin ortaya koydukları performanslardan( !)  zaten biliyoruz. Fakat isimsiz de parti olmayacağı malumdur.
 
Sistemin baştan sona büyük bir temizliğe ihtiyacı var öncelikle.
 
* * *
 
Siyasetçi Kimliği İle Pamukoğlu
 
İlk defa siyasetçi kimliği ile halkın karşısına çıkan Osman Pamukoğlu paşaya, yol yakınken dönmesini tavsiye ediyorum. Dost acı söyler mukabilinden.
Neval hanım, ülkesi ve milleti için her bakımdan, her türlü mücadele için hazırlanmış (teröre karşı savaşmış olmak bunun sadece bir veçhesi) ve
gönüllü olan, kendisinde bu kabiliyeti ziyadesi ile gören, hisseden bir Adam'a,
 (ülkesinin bekasına dair ciddi kaygıları olan bir ferdi, bu garip ülkenin bir  vatandaşı olarak) bu tarz bir tavsiyede bulunmanızı, aydınlığınız ile bağdaştıramadığım gibi,  (samimiyetle söylüyorum), şahsınızı, artık bu milletin özüne, sözüne güveni kalmamış, mevcut (müzmin) düzenin kahrolası gücü ve  bunun asla değiştirilemeyeceği hissine saplanmış, bu bakımdan  çaresiz vaka olarak idrak ediyorum… maalesef ki…
 
Var olan bir partiye katılmayı "mevcut partiler ne ki himayesine gireceğim" şeklinde yaklaşan paşaya "bu işleri kolay mı sanıyor" diyorum.
Kolay olduğunu  söyleyen mi var? lakin, inanç, yürek ve azim sahibi Türk milleti için zorluklar aşmanın vereceği hazzı yaşamadan, sadece  masada oturup, kazanılan başarının ne önemi olur?
Ayrıca bu işlerde lider alçak gönüllü olmalıdır. Alçak gönüllü ve lider. Mevcut partiler Türk demokrasisi içinde kurulmuştur.
 
Sayın Pamukoğlu ile bizzat, birkaç kez şahsen telefon ile uzun uzun konuşmuş bir kişi olarak,  en ufak bir tevazu eksikliğini müşahede etmediğime herkesi temin ederim;  bilakis…   
 
 
Milyonlarca seçmene hitap etmektedir. Osman Pamukoğlu olsa da olmasa da siyasi hayatlarına devam edeceklerdir.
 
Osman Pamukoğlu"nun o gece ki konuşmasından akılda kalanlar içindeki önemli ayrıntı AB"ne bakış açısı idi. AB"ni devlet politikası kabul eden ve Türkiye"yi bölme noktasına getiren talimatların sona ermesini toplumda istiyor. Bu konuda bir mutabakatın oluşması ve AB ile olan ilişkilerin askıya alınması, problemlerin hafiflemesi manasına gelecektir. Anayasamıza sonradan eklenmiş bir madde vardır, o maddeyi kaldırmadan AB ile yapılan antlaşmalar ne yazık ki yok farz edilemez.
Syn.Pamukoğlu'nun, bu konuda ki beyanatını hatırlıyorum. AB konusunun Halkın oyuna sunulacağını, yani referandum yapılmasının yerinde olacağı kanaatinde idi…
H.ÖZEL