Gönderen Konu: KURBAN HAKKINDA BİR YAZI.  (Okunma sayısı 2350 defa)

0 Üye ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KURBAN HAKKINDA BİR YAZI.
« : Temmuz 19, 2008, 11:26:55 ÖÖ »
Kurban bayrami niz kutlu olsun (mu?)
 Cocuk, evlerinin bahcesindeki agaca baglanan "kuzu"yu (koyun ile kuzu, koc ile koyun arasindajki farki bilmezdi) her aksam, her sabah ve her oglen severdi..
 "Kuzu"sunun basini oksar, ona elleriyle ot yedirir, tastan su icirirdi..
 
 Arkadaslarina, "Bak bu bizim "kuzu"muz, benim "kuzu"m" diye gosterir, sevdiklerine kuzusunu sevdirirdi..  Sonra...
 Sonra "o sabah" geldi.. Cocuk, dedesinin bir elinde kova, bir elinde kocaman bir bicak gordu.. Omuzuna da kalin bir halat atmisti..  
 Kuzu bir kez daha meledi..
 Bogazindan kanlar fiskirirken bacaklari titredi.. Cirpinmaya calisti.. Ama iple baglanmis bacaklari sadece titredi.. titredi.. titredi..  
 Kuzunun meleyen bogazindan bu kez hiriltilar cikti..  

 Hiriltilar.. Hiriltilar.. Hiriltilar.. .
 Bu arada dede, "Allahu ekber allahu ekber, la ilahe illallah, allahu ekber, allahu ekber" diyordu.. Dedenin yuzunde bir mutluluk ifadesi vardi, can vermekte olan kuzuya bakarken..  
 Dede, vahsi bir sekilde can vermis kuzuyu bahcedekii agaca ayaklarindan tepe ustu asti..
 Dede, bicagiyla kuzunun derisini yuzdu.. O guzel kuzu, sadece et olmustu..
 Dede, kuzuyu parcaladi.. Oglen mutfakta kavurma pisti..
 Cocuk kavurmayi yiyemedi, yemedi.. Annesi, babasi, dedesi, ninesi "Yesene, kurban
eti.. Sevap.." dediler..

 Cocugun midesi bulandi.. Gozunun onune kuzusu geldi..  Cocuk buyunce cok da parasi olsa bir kez bile "kurban" alip kesmedi.. Sonra "kurban bayrami"nin esasini, kokenini ogrendi:

Kurban  
 Adem'in iki oglu vardir. Kabil ile Habil. Birincisi ciftci, ikincisi ise koyun cobanidir. "Efendi"ye yani "Tanri"ya birer kurban sunma yoluna giderler. Ciftcinin kurbani ne olabilir? Kuskusuz tarim urunlerinden. Ve ciftci bu tur bir kurban sunar. Cobansa, "surunun ilk doganlarindan" ve "yaglilarindan" getirip koyar. Tanri, cobanin kurbanina bakar, yani kabul ettiggini gosterir
bu kurbani. Ciftcininkine ise hic bakmaz. Yani bu kurbani kabul etmedigini belli eder. Bu hikayenin anlatildigi Tevrat'ta daha sonra, duruma icerleyen ciftcinin (Kabil), kardesi cobani (Habil)
oldurerek hincini aldigi yazilir. (Tevrat, Tekvin,4:1-7)  

 Tanri her kurbani kabul etmez  
 Iyi ama, "Efendi-Tanri ", zavalli ciftcinin sundugunu niye kabul etmemistir?  
 Anlatilmak istenen su olmali: Birincisi, ciftcinin "kurban" olarak sundugu "tarim urunu" belki de "turfanda" yani "yeni ilk yetisen" turden degildi. Oysa, "kutsal kitap"ta, Efendi-Tanri' nin hep "turfanda" turunden urun istedigi islenir. (Tevrat, Cikis, 22:29;23:16, 19; Sayilar, 18:12; Suleyman'in Meselleri, 3:9). Efendi-Tanri' nin begendigi bu.  
 Ayrica, Kabil'in(ciftc i) sundugu "kan" degildi. Sunulan kurbanin da daha cok "kan" olmasini ister. Islam'a da bu gecmistir. Dahasi, kurbanda kan dokulmesi vazgecilemeyecek bir kosuldur.

O denli ki, tum "fikih" kitaplarinda anlatildigina gore, "Kan akitilmazsa, kurban caiz olmaz." Kurban bayramindaki kurban soyle tanimlanir: "Kosullarin olusmasi durumunda, Tanri yakinligini
saglamak amaciyla, belirli gunlerde, belirli yasta kesilen (yani, kani akitilan) belirli hayvandir." (Durer Kitabu'l-Udhiyye, 1/265 ve oteki fikih kitaplari) Kurbanda kan temel amac oldugu icin "hacc" sirasinda sunulan kurbanlardan kiminin bir adi da "kan" anlamina gelen "dem"dir. (Fikih kitaplari, "cinayetler" bolumu)Sonra, Efendi-Tanri, kendisine sunulan "kurban"in "ozursuz" olmasini ister.

Bu da Islam'a gecmistir. (Fikih kitaplari, Udhiyye bolumu). Kurban, en iyisinden olmalidir.  
 Yine, Efendi-Tanri, sunulan kurban, "ilk dogan"lardan olursa daha cok begenir. Tevrat'ta, bu da ozellikle anlatilir. (Tevrat, Cikis, 13:1, 12, 13,15; 22:29, 30; 34:19; Levililer, 27:26; Sayilar, 3:13;8:16,17; 18:15,17; Tesniye, 15:19) Kabil'in kurbaninin niye kabul etmedigi, Habil'inkinin ise niye kabul edildigi Incil'de ise soyle anlatilir: "Habil, Tanri'ya, Kabil'den daha iyi bir kurban
sundu.." (Incil, Ibraniler, 11:4)  
 Demek ki, Efendi-Tanri' nin istedigi kosullara uygun olan kurban, Habil'in kurbaniydi. "Kan" vardi, kurban "en iyisi"ndendi ve de "ilk dogan"di.  

 Her adimda kurban  
 Anadolu'da yeni evlenen ciftlere kurban kesilir. Ciftler kurbanin uerinden atlarlar. Kanlarini da alinlarina surerler. Nedeni, evliliklerinin mutlu gecmesi. Kan akitmak, ugur ve mutluluk anlamina geliyor. Yagmur yagmadigi zaman Cuma gunleri duaya cikilir ve kurban kesilir. Yagana kadar bu olay tekrarlanir. Toplumumzda her onemli gelismeye kurban kesmek eski bir gelenektir. Yani bir ritueldir. Yeni bir araba mi alindi? Hemen kurban kesilir. Araba, kanin uzerinden gecer, ugur sayilir. Devlet buyukleri de kurbanla karsilanir. Fabrika ve isyerleri acildiginda, cocugu olmayanlarin kutsal yerleri ziyaretlerinde, futbol takimlarinin sezon acilislarinda..Adi ustunde, Kurban Bayrami'nda ise katliam boyutlarina ulasir.  
 Kurban kesmenin kokeni nerede? Islami bir gelenek mi? Yoksa, daha eski caglara mi uzaniyor?

 Ibrahim Ve Oglu  
 Ilk doganin tanriya kurban edilmesi cok eski bir gelenektir.

Kuran'dan okuyalim:  
 "Iste bir ona (Ibrahim'e) uslu bir oglan mujdesini verdik. (Cocuk dogup buyudu) Cocuk kendisiyle birlikte calisma cagina erisince, (babasi):'Ogulcug um! Dusumde seni kesiyor oldugumu gordum. Bir dusun, ne dersin?' dedi. (Oglan da) 'Baba! Sana buyurulani yap. O zaman Tanri dilerse, beni sabredenlerden bulursun!' diye karsilik verdi. Ikisi de boyun egince, ve (babasi)
onu alni uzerine yatirinca, biz seslendik ona: 'Ey Ibrahim! Dusunu dogruca yerine getirdin. Biz iyi davrananlari boyle odullendiririz. !' Apacik bir denemeydi bu kuskusuz. Biz kurtulmalik (fidye) olarak ona buyuk bir kurbanlik verdik." (Saffat:101- 107)
 
 Bu ayetlerde anlatilan oykuye gore ozet olarak tunlar olmuş:
 1)Ibrahim bir cocuk istemis Tanri'dan. "Soyle, akilli uslu olsun!" ve de "oglan!"  
 2) Ibrahim'in bu dilegi kabul edilmis. Bir oglu olmus.  
 3) Ne var ki, bu ilk oglani kurban olarak kesmesi gerekmis. Cunku, Tanri'dan oyle buyruk almis. Hem de "dusunde!"  
 4) Oglan biraz buyuyunce babasi dusunu acmis. Oglan da kesilecegini ama bunun bir Tanri buyrugu oldugunu anlayinca, babasina, buyurulani cekinmeden yapmasini soylemis.  
 5) Ve, Ibrahim, kesmek icin oglani yuzustu yatirmis. Kesecek!  
 6) Iste tam o sirada Tanri, "Ibrahim!" diye baslamis seslenmeye. Oglunu kesmemesini bildirmis, dusunde gordugune bagli kaldigini, "sadakat" gosterdigini anlatmis. "Bu bir denemeydi (seni
denedik!)" demiş.
 7) Ve de, (kuskusuz gokten) bir kurbanlik gondermis. "Bir buyuk kurbanlik"  

 Sorular, sorular..  
 -Ibrahim, cocugunu kurban etmek, kesmek icin, bir "dus"u nasil kanit saymis? Bunun Tanri'dan olabilecegini nasil (daha dogrusu nicin) dusunmus? "Bu olani bir armagan olarak veren
Tanri'ysa, nasil olur da yatirip kesmemi buyurur? Boyle "armagan" olur mu? Tanri'nin amaci armagan vermek mi, yoksa cinayet isletmek, oz cocugumu oldurterek sonsuz acilara gommek mi? diye niye
dusunmemis?  
 -Burada oldugu gibi, baska konularda da Kuran'da, Tanri'nin insanlari denediginden soz edilir. Tanrinin denemeleri kime karsi, nicin? Birsey ogrenmeye ya da kanitlamaya gereksinimi mi
var?  
 -Bir baska kisi de, "Dusunde gordugunu kanit sayarak," Ibrahim'in tutumunu gosterirse (yaptigini yapmak isterse) ne olur? Ibrahim'in oykusuyle buna yol acilmis olmuyor mu?  
 Hemen belirtilmeli ki, bu yola giden muslumanlara da rastlanmistir!  
 -Tanri, Ibrahim'e -duste de olsa- "oglunu kesmesini" gercekten buyurmus da, sonradan buyrugunu geri mi almistir? Boyleyse, Tanri'likla bagdasir mi bu?  
 -Tanri, Ibrahim'e cocugunu kestirmeyeceg ini bildirirken oglanin yerine bir "kurtulmaliga" (fidye) niye gerek gormus? Bir baska canliyi kurban etmek niye? Ya da bunun icin bir kurbanlik
yaratip gondermek?  

 Akla gelebilen ama, karsiliksiz kalan sorulardir bunlar.  Ayetlerden anlasilan o ki, "ilk dogan oglan"in, "Tanriya kurban edilmesi" bicimindeki eski inancin bir yansimasi var burada.  

 Kuran'daki öykunun kaynagi, kuskusuz Yahudi kaynaklari ve en basta da Tevrat. Ayni oyku Tevrat'ta da anlatilir.  

 Mal anlayisinin yansimasi Ibrahim'in oglunu kurban olarak sunmaya goturmesinden soz edilmesi, bir durumu daha yansitir.
  Bu dinlerde "insan" kimi durumlarda "mal"dir. Ornegin kole, sahibinin "mal"idir. Cocuk da ozellikle babanin "mal"idir. Ibrahim'e, cocugunu kurban etme yetkisi verilmesi bundan.  

 Muhammed: "Ben iki kurbanligin ogluyum"  
 Muhammed'in boyle dedigi aktarilir. Ve yorumlanir ki, kurbanliklardan biri Ibrahim'in oglu Ismail'di, oburu de Muhammed'in babasi Abdullah. (Bkz. Acluni, Kesfu'l-Hafa, Arapca, 1985, 1/230,
hadis no:606. Ayrica, bkz. Tefsirler, ornegin, F. Razi, 26/152)  

 Gelin gorun ki, bir terslik var gibi: Ibrahim'in oglu, Tevrattaki ve Kur'an'daki "Efendi (Bab) Tanri" icin adanmisken; Muhammed'in babasi Abdullah, Muslumanlarin "put" saydiklari "Hubel" icin adanmisti.
(Bkz. Ibn'ul-Kelbi, Kitabu'l-Esnam, tahkik:Ahmed Zeki Pasa, Ankara, 1969, Arapcasi, s.18, Turkcesi "Putlar Kitabi", cev. Beyza Dusungen, s.36, Ilahiyat yay.)

Yani, peygamberin babasi bir put icin kurban olarak adanmis ve bu adama "put"lara karsi gosterile gelmis olan Muhammed'ce de benimsenmis.  

 Aslinda bunda bir terslik yok. "Put" denen "Hubel", gercekte "el Ba'l" anlamindadir.
Yani Fenikelilerin en buyuk ve unlu Tanrisi Ba'l. Mezopotamya' da ve Araplar icinde de son derece yaygin bir tapinma alani bulan, taninan "Ba'l"in anlami da "Efendi"dir. Su demek oluyor: Kuran'in ve Tevrat'in "Tanri"si nasil "efendi (rab)" niteligini tasiyorsa, bunlara kaynaklik eden "Ba'l" da bu
nitelikteydi.
(Bkz. Dr. Muhammed Abdulmuid Han, El Esatiru'l-Arabiyye Kable'l-Islam, Arapca, Kahire, 1937, s.114 ve ot.)  

 Demek ki, babasinin "Ba'l"e (Hubel'e) kurban olarak adanmisligini Muhammed'in benimsemesinde, gercekte bir terslik yok. Kendi Tanri'siyla, bu "Tanri" arasinda bir fark olmadigi icin.  

 Peki, Muhammed'in babasinin kurban olarak adanmasi olayi nedir?  
 Muhammed'in dedesi Abdulmuttalib, "on tane oglu olursa, birini 'Tanri'ya kurban edecegini" soyleyerek adakta bulunur.

Sonra 10 oglu olmustur. Ogullari gelisme donemine girince, durumu bildirir onlara.
"Andim, adagimdir, icinizden birini kurban olarak kesecegim."
Hepsini toplar, Kabe'ye, Hubel'in onune goturur. On tane okun uzerine on oglunun adini yazar.
Ve, Muhammed'in babasi Abdullah'in adinin yazili bulundugu ok cikar sonunda. Kurbanlik, Abdullah'tir. Kurban yeri olan Isaf ve Naile adli putlarin yanina goturulur. Abdulmuttalib bicagi eline almistir. Sakasi yok, kesecek oglunu. Ama sonunda Kabilesinden kisiler onu bu isten vazgecirirler.

Bir takim oneriler gelistirerek. .Sonunda "deve"nin basina corap orerler. Abdullah'in yerine deve kurban edilir.
(Bkz. Ibn Ishak, E's-Sire, tahkik: Muhammed Hamidullah, Arapca, Konya, 1981, s.10-18, fikra:16-22;Ibn Hisam, e's-Sire, 1/50; Beyza Dusungen, Putlar Kitabi, s.75, not:190)
 
 Yine, anlatildigina gore, Abdulmuttalib' in adagi 'zemzem' kuyusunu kazma sirasinda olmus. Abdulmuttalib, kurbanlik olan oglunu kesecegi sirada, kendisine: "Tanri'ni razi et de oglunun yerine deve kurban edilmesini kabul etsin.." demisler. Sonra oyle olmus ve adam 100 deve kurban ederek isin icinden kurtulmus.
( Bkz.Acluni, 1/230; F. Razi, 26/152. Ve oteki tefsirler.)  

 Abdulmuttalib' in Kurban olarak kestigi anlatilan "yuz deve"den soz edilince, Muhammed'in kestigi ve kestirdigi "yuz deve" akla geliyor ister istemez:  

 Buhari'nin de yer verdigi hadise gore,
Muhammed, "Veda Hacci"nda 'Yuz Deve Kurban' olarak sunmustu. Bunlardan buyuk bir kesimini de kendi eliyle kesmisti. Kalanini, damadi Ali'ye kestirmisti. ( Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Hac/ 121-122; Tecrid, hadis no: 829; Muslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Hac/ 348-349, hadis no: 1317)  

 Muhammed'in "yuz deve" kurban edebilmis olmasi, servetinin buyuklugunu de ortaya koyuyor. Yahudilerden elde ettigi "ganimet" olarak cokca ve cok onemli hurmaliklari olan Muhammed, cok da yoksul tanitilir.  

 Enes, sunu anlatiyor:  
 "Bir arpa ekmegi ve bir bayat yagla peygambere vardim. Peygamberin zirhi da, Medine'de bir 'Yahudi'ye rehin olarak verilmisti"
(Bkz. Tecrid, hadis no: 966)
Yani, "Peygamber bu denli yoksul" demek istenir. Ve Muhammed'in bu yoksullugu cami cemaatlerine de anlatilarak inananlar aglatilir.  

 Kurban Bayrami, "kurban"in, "kurbanliklar"i n bayramidir. Ve en eski caglarin "tanrilara kurban" gelenegini yansitir."  
(Not: Bu yazi, Turan Dursun'un "Din Bu" c.1, kitabinin sf.122-127 den aynen aktarilmistir)
*****
Bazı yorumlardan seçmeler.

  Birkac kelime de benden:  
 Masala (efsaneye) gore, Ibrahim'in hangi oglu kurban olacakti?
 Ibrahim'in guzel isi Sara'dan cocugu olmuyordu. Sara ne yapsin? Cariyesi Hacer ile kocasini evlendirmis, bu birlesmeden Ismail dogmus. Ibrahim, 100 yasinda iken bu kez de Sara'dan bir oglu olmasin mi!.. Bu cocuga Ishak adi verilmis.
 
 Tanri, Ibrahim'in inancini sinamak istiyormus, oglunu kurban etmesini buyurmus.. (Bu tanri nasil bir tanri olmali..)  

 Hangi oglunu?  
 Yahudilere gore Ishak'i, Muslumanlara gore Ismail'i kurban etmek istemis Tanri; ama, Ibrahim peygamber tam bicagi cocugun bogazina dayadigi an, gokten bir koc inmis, Ishak ya da Ismail kurtulmus.. (Oglunu bogazlamayi dusunen bu insan da psikopat olmali...)

 Kurban Bayrami bu soylenceye mi dayaniyor?  
 Ne var ki, is bununla da kalmamis. Muslumanlar, Ismail'in soyundan geldiklerine inanirlar, Yahudiler de Ishak'in soyundan geldiklerini ileri surerler, bu "baba bir, ana ayri" iki erkek kardesin soylari arasinda kavga ve kizilca kiyamet hic eksilmez!..  
 Islam'da Kurban Bayrami, Hicret'in ikinci yilinda, yani Isa'dan sonra 623 yilinda basliyor.
 Neden?  
 Inanc dunyasinda nedenler sorgulanmaz. Kurban, ilkel toplumlardan beri var. Belayi defetmek, tanrilarin ofkesinden kurtulmak icin insanoglu tarih boyunca kimi zaman hayvanlari, kimi zaman cocuklari, kadinlari, erkekleri kurban etmis..  623'te Medine'de ortaya cikan kurban kesme olayinda ise, bir avucluk toplumda, ne belediye var, ne mezbaha.. Col toplumu bu.. Koy ya da kasabada kesilen kurbanin kanini toprak emiyor, colde kumdan bol ne var?

 623'ten bu yana 1383 yil gecti.. Istanbul'un nufusu 10 milyonu gecti, Ankara, Izmir, Bursa, Adana derken kentlesen Turkiye'de sehirler betonlasti, caddelere asfalt dosendi, kum ve toprak gorulmuyor bircok sehir merkezinde.. Belediye ve mezbahalar var kentlerde.  
 2006 yilinda, ulkeyi acik mezbahaya cevirerek bayram mi kutlanir?  

 Muhammed, gozlerini acip Anadolu'daki muslumanlari seyretse:
 "Hey cahiller, ben kurban kesimini 1384 yil onceki kosullara gore duzenlemistim. O zaman ne Mekke'de ne de Medine'de apartman vardi.. Ne belediye ne de mezbaha vardi.. Et kesimi zaten evlerde yapiliyordu. Bugun sag olsaydim, bayramin kurallarini baska turlu duzenlemez miydim!.." dese, Muhammed'e ne yanit verilebilir?  

"Allah'in resulu oldugunu iddia eden Muhammed efendi..
Muslumanlar cahil olmasaydi, 21. Yuzyili yasadigimiz su anda Hiristiyanlardan bu kadar geri kalirlar miydi?" derdik.. Malum, ekonomide, bilim ve teknikte, sosyal yasamda, politikada, askeri konularda Islam ulkeleri, gayrimuslim ulkelerden geride bulunuyor..  
 Herkesin kentteki evi onunde koyun, koc, manda, deve bogazlamak ozgurlugu, insan haklarindan midir?
  
HAC KURBANI'NIN EKONOMİYE ZARARI:
 Turkiye'den Suudi Arabistan'a son 10 yilda 700 bine yakin kisi gitti. Toplam 1 milyar 260 milyon dolar harcandi. YaklasIk 630 bin kurban kesildi. Kuma gomulen bu kurbanlar icin de 63 milyon dolar odendi.  

 Son 10 yildir, hac gorevini yerine getirmek icin Turkiye'den Suudi Arabistan'a giden 700 bine yakin kisi, toplam 1 milyar 260 milyon dolar (yaklasIk 1.6 katrilyon lira) harcadi. Diyanet Isleri Baskanligi ve A grubu seyahat acenteleri araciligiyla hacca gidenlerden, kisi basi ortalama 1800 dolar (yaklasIk 2430 Turk lirasi) hac ucreti aliniyor. Hacca gidenlerden yuzde 99'u bu ucret grubunu tercih ediyor. Yuzde 1'lik grup ise 2-3 kisilik odalarda, mustakil, yemeksiz 2750 dolarlik (yaklasIk 3710 Turk lirasi) ya da yemekli 3250 dolarlik (yaklasIk 4385 TL), Kabe'ye uzak, kisa sureli 5 yildizli odalarda konaklanan 4500-5500 dolarlik,Kabe'ye yakin, kisa sureli 5 yildizli odalarda konaklanan 5500-9500 dolarlik kategorileri tercih ediyor. Diyanet Isleri Baskanligi, bu yil 1620 dolar ve 210 lira hac ucreti aliyor. Bu ucretin 685-700 dolari THY ve Suudi Arabistan Hava Yollari ucaklari ile gidis-donus ucakbileti olarak veriliyor. Geri kalan 1100 dolarlik kisim ise vize
islemleri, kira, ulasim gibi ucretleri kapsiyor.  

 KURBAN 100 DOLAR:
 Hacca gidenlerin yuzde 90'i Suudi Arabistan'da kurban kesiyor. Kurbanlarin kesim ve dagitim isi Islam Kalkinma Bankasi araciligiyla yapilirken, kurban kestiren her hacidan 325-375 Suudi Arabistan Riyali (yaklasIk 100 dolar) ucret aliniyor. Son 10 yilda Turkiye'den bu ulkeye giden hacilardan yaklasIk 630 bin kurban (Bu kurbanlarin buyuk cogunlugu degerlendirilemedig i icin kuma gomuluyor) icin toplam 63 milyon dolar (yaklasIk 82.5 trilyon lira) para harcadigi hesaplaniyor. (Kaynak: Hurriyet 02.02.2002)  
 Hac'da kesilen kurbanlarin etleri Turkiye'ye Arap hayvanlari hastalikli oldugu icin getirilmeyecekmis.

  Hastalikli hayvani kurban etmek dinen caiz midir?
****
 Butun mesele kor, yalan yanlis,sorgusuz-sualsiz inanclarin yani sira bilgiye ulasmakta.Onun icin "Bas Kesme" yazisinda, dini bilgileri (kitaplari) tarih bilgisi paralelinde okumak tavsiye edilmisti.  

Ben insanligin drami diyecegim icinde bulundugumuz kor degerler, inanclar kargasasina.
  Sahsen, butun dinler hakkinda bilgilere ulastikca ve aklin suzgecinden gecirdikce gozlerimin acilmaya ve icinde bulundugumuz durumun ne kadar acikli oldugunu anlamaya baslama sureci icindeyim. Daha once hic sorgusuz, sualsiz, kor inancla o kurbanlik koyunlar gibi idim.
 Yasamim boyunca Ibrahim Peygamber ve Ibrahim dedemin isimlerini tasimakla gurur duydum. Edindigim bilgiler neticesinde bu sevdadan vazgecmem lazim.  

 Muslumanlar 1400 yil boyunca kan akitmayi marifet bilmisler de, Museviler 4,000 yillik tarihleri boyunca niye benzer bir din kurali koymamislar? Ve bildigim kadariyla Museviler, Ibrahim peygambere, Muslumanlardan fazla sahip cikarlar. Kanada'da adimi duyanlar once Yahudi olup, olmadigimi sordular hep.  
 Allah butun Muslumanlarin, bir vesiler ile gozlerini acsin ve akil, fikir versin.
 
 Dipnot: Butun dostlari belgelerle ve bilgiyle bizleri aydinlatmaya cagiriyorum. Bu konularda, bu gunlere kadar dokunulmamis, tabu ve gunah sayilmis ve aydinliga cikarilmasi gereken cok konu var.  Yasamda en buyuk ugrasi HAK ve ADALET'e ulasmak olmali.

****
 Ankara Universitesi DTCF Etnoloji Anabilim Dali Baskani degerli bilim adami Prof. Dr. Gurbuz Erginer'in Yapi Kredi yayinlarindan cikan  Kurban:Kurbanin Kokenleri ve Anadolu'da Kanli Kurban Rituelleri adli degerli calismasini da daha ayrintili bilgi icin salik verebilirim.  
*****
sevgili Turan Dursun'un kitaplarının setini taa lisedeyken almıştım. dinin ipliğini pazara çıkartıp, buyrun söylediklerimi çürütün demişti dursun; ama din alimleri çok iyi bilirki, dinlerin gizlenecek yeri kalmamıştır. fakat ne mutlu ki, müslümanım diye dolaşan yığınla insan daha kendi kutsal kitaplarını bile okumaktan acizdiler. ilk emir "oku" idi ama bugün hala bu dinler yaşıyorsa, bunu okunmamalarına borçlular. bu nedenle, yapılacaka tek şey vardı, her cümleleri hoşgörü diyerek başlayan bu insanların her zaman yaptıkları şey yapılmalıydı ve yapıldı; sevgili turan dursun ankara koşu yolunda bir kış günü öldürüldü.  

aşağıdaki yazı dursun'un "din bu" serisinden alınmış. bence o kısa yazıyı okumayın ve kendinize bir iyilik yapıp, bir turan dursun kitap seti alın. önce kulleteyn'den başlayın. turan dursun'un hayatını okuyun. sonra din bu 1'den başlayarak, kutsal kitabınızla karşılaştırarak, size çocukluğunuzdan beri öğretilen dogmalarla yüzleşmeye başlayın.  

yalnız ibrahim bey'i sanırım yanlış anladım. sanki islam kötü bişey de, musa'nın dini iyi bir şeymiş gibi bir cümle kurmuş sanırım. yahudilikte de kurban olduğunu ve ayrıca yahudilerin hayvanları nasıl kestiğini yani koşere uygun hayvan kesimini incelemesini öneririm. şu din iyi bu din kötü gibi bir ayrım yapılırsa, ben orada samimiyetsizlik ya da bilgisizlik görürüm. hele ki yahudilik gibi insan dışı hayvan ve insan tüm canlıların üstünde ibrani ırkını gördüğünü söyleyen şovenist bir dinse bu...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1678503/
*****************
+16 Kim insan,kim hayvan?Kurbanın canlı canlı ayağını kesti
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=8242.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KURBAN HAKKINDA BAŞKA BİR YAZI.
« Yanıtla #1 : Temmuz 19, 2008, 11:29:35 ÖÖ »
Üyesi olduğum bir gruptan kurban hakkında bir yazı geldi.Aynen paylaşmak istiyorum....

Insanimsinin ihtiyaclari sinir tanimiyor. Bu ihtiyaclarina karsilik her turlu katliami mubah/sakincasi z gorebiliyor. Kurban, insanimsinin katliam tutkusunun bir yansimasi olarak karsimiza cikarken, toplumsal ve doga acisindan da buyuk yaralar acmaktadir.
 Kurban kesme cok eskilere dayanmaktadir. Kuran'da kurbanin hikâyesi soyle anlatilmaktadi r:
 "Iste bir ona (Ibrahim'e) uslu bir oglan mujdesini verdik. (Cocuk dogup buyudu) Cocuk kendisiyle birlikte calisma cagina erisince, (babasi):'Ogulcug um! Dusumde seni kesiyor oldugumu gordum. Bir dusun, ne dersin?' dedi. (Oglan da) 'Baba! Sana duyurulani yap. O zaman Tanri dilerse, beni sabredenlerden bulursun!' diye karsilik verdi. Ikisi de boyun egince, ve (babasi) onu alni uzerine yatirinca, biz seslendik ona: 'Ey Ibrahim! Dusunu dogruca yerine getirdin. Biz iyi davrananlari boyle odullendiririz. !' Apacik bir denemeydi bu kuskusuz. Biz kurtulmalik (fidye) olarak ona buyuk bir kurbanlik verdik." (Saffat:101- 107)
 
              Bu hikâye diger dinlerden Kuran'a gecmis bir hikâyedir. Orhan HANCERLIOGLU Kurbanin, dua, yasalara saygi, erdem, bayram, efsaneler ve kendinden gecis hali en ilkel totemizmden cok gelismis dinlere kadar butun dinlerin ortak temasi oldugunu soyluyor ve ilk kurban kesme ve dua etme yerlerinin de mezarliklarin oldugunu ekliyor.
 Bu durumda karsimiza uc oge cikiyor. Olum, sahip olma (mulkiyet, hukmetme) ve surulesme. Kurban, bu uc ogenin sonucudur diyebiliriz ve bu maddeleri de kendi aralarinda dallara ayirtabiliriz.
  Insanimsinin evrimlesememis beyni onu caresizlige, dusunememeye itmektedir. Bunu bir kusur sayarsak, bu kusur insanimsinin degil doganin bir kusurudur. Daha dogrusu yasanilmasi gereken bir surectir bu.
 Insanimsinin caresizligi onu bir guce yonlendiriyor. Bu guc olumun veya sahip olamamanin (tatminsizlig in sonu) korkusu karsisinda sigindigi bir siginaktir. Bu siginak da, dusunemeyen insanimsilarin olusturdugu surulerdir. Kurbanin birinci on sarti surulesmeden kaynaklanmaktadi r. Niteliksiz, dusunemeyen, uretemeyen bir suru bu. Birey olamamis doga ile birey arasina sIkismis parazitler toplulugu. Dogayi yakip yikan, kendi cikari icin oyalanan, bireyci ve acimasi olmayan insanimsilar toplulugu.
 Herkes kurban kesiyorsa insanimsi da keser. Peki, herkes kurban kesmezse insanimsi kurban keser mi? Belki de hayir. Insanimsi icin sorun sadece kurbanin kesilmesi veya kesilmemesi degil sorun cikar ve tatminsizligin kendisidir. Bununla birlikte insanimsilarin olusturdugu surulerin eylemleri her zaman cikar amacli olmustur. Yiyemeyecekleri bir hayvani asla kurban etmezler. Insanimsi icin cikar ve bu cikar pesinde kosan suruler onemlidir.
 Olumun caresizligi icerisinde kivranan insanimsi gelenekleri yasatarak kendi cikarlarini da yasatmaktadir. Olum karsisinda kivranmamanin en onemli sarti oyalanmaktir. Oyalanmak icin insanimsinin her seye sahip olmasi ve diger insanimsilarla yaris icerisinde olmasi gerekmektedir. Ne kadar cok seye sahip olursa insanimsi o kadar cok oyalanabilir ve kendini olumun korkunc yuzunden soyutlayabilir. Her seye sahip olmak icin dua eder ve kendi kafasinda uydurdugu bir tanriya yalvarir. Sizofrenik bir sekilde kendi kendine gorevler verir. Hic ortadan bir sey yok iken bu gorevleri yaparak kendini her seye sahip olmaya adapte eder. Kurban da insanimsinin "sahip olma" yolunda attigi bir adimdir. Kurban kesmeli ki insanimsi, her seye sahip olabilsin. Boylece yarista en onde gidebilsin.
 Zengin olmak, her seye hukmetmek, yarista onde gitmek insanimsinin en buyuk hayali. Bu oyle bir hayal ki, ayni dogada yasadigi canliyi goz kirpmadan katledebilmekte, bogazlayabilmektedir . Islam dininin sevgi, kardeslik, baris dini oldugunu soyleyenler bu akan kanda bogulabileceklerini hic dusunmezler mi?
 Peki, insanimsi kurban keserken neler hissediyor veya neler hissedemiyor? Insan tanimadigi kisiyi veya canliyi tanimak icin her turlu insani yolu dener. Tanimak ve bu yolda emek harcamak insan icin bir onurdur. Oysa insanimsi tanimadigini dusman olarak gorur. Onu tanimak istemez. Cunku savasmak veya yarismak icin bir dusmana ihtiyaci vardir. Insanimsi dusmansiz yasayamaz. Kurban keserken de kurban onun icin bir dusmandir. Bu dusmani oldurerek -hayatina son vererek- bir yaris kazanmis gibi olur ve bu durumdan zevk alir. Bu zevk yarisi onde tamamlamis hissi verir. Kendin yap kendin ye! Sizofrenik bir yaklasimla kendi yarattigi dusmani yine kendisi oldurur. Bu oldurme, katletme, bogazlama yapilirken hissedilenden cok hissedilmeyenler onemlidir. Bu katliamda insan olma, dusunme, sevme, yasami paylasma, onur, emek gibi kavramlar hissedilmiyor. Hissetmedigi her insani davranis icin insanimsi zevk almaktadir. Insan olmak insanimsiya aci vermektedir.
 Bir baba evine bir koyun alir. Cocuklari bu koyunu severken baba bayram adi verilen gunun sabahinda cocuklarinin sevdigi bir canliyi yine cocuklarin gozu onunde bogazlar. Cocuklar sevdigi canliyi babalarinin elinde bogazlandigini gorunce kendilerini bir ikilemde bulurlar. Sevmek ve oldurmek. Sevmek insani bir davranis iken oldurmek insan disi bir davranistir. Cocuklar kendilerini bu iki secim arasinda secmeye zorlayacaklardi r. Gelecegi, ya babalari gibi kana bulayacaklar ya da kendileri gibi sevgiye bulayacaklardi r. Herkes kurban kesip dunyayi kana buladigina gore cocuklar da buyudugunde babasinin yolunu sececeklerdir. Suruden ayrilani kurt kapar! Kurt da suruden baskasi degildir.
 Tanri adina yapilan hayvan katliami gun geldiginde insan katliamina donusebilmektedir. Katliami insanimsinin bir gerilim bosaltma eylemi olarak gorebiliriz. Birilerinin aci cekmesi veya oldurulmesi insanimsiyi streslerinden arindiriyor ve gecici bir mutluluk hissi yaratiyor.
 Ilhan ARSEL bu konu ile ilgili bilgiyi soyle acikliyor:
 Din adami'nin insanlarimiza bellettigi seriat verileri arasinda Tanri adina kan akitmayi "kutsal" ve "faziletli" bir davranis diye tanimlayanlari vardir ki bunlardan biri Muhammed'in sozleri olarak aynen soyledir: "Allah rizasi ugrunda akitilan kan damlasindan daha kiymetli damla yoktur". 47
 Soz konusu "kan damlasi" insan kani olabilecegi gibi hayvan kani da olabilir. Tanri ugrunda "kâfir" kani akitmak ne kadar makbul ise, Tanri adina kurban kesip kan akitmak da o kadar makbul hatta gereklidir. Cunku kurban kesme gelenegi kisi'yi kan akitma eylemine alistirir ve kisi bu aliskanlikla insan kani akitma konusunda gucluk cekmez, huzursuzluk hissetmez.
 Bilindigi gibi kurban kesimi, yani kan akitma gelenegi, eski cag'larin "tanri" anlayisindan kalma bir gelenektir. Insanlarin, Tanri'yi korkulacak ve gaddarligindan ve kindarligindan kacinilacak bir guc seklinde kabul etmeleri nedeninden dogma bir uygulamadir. Ilkel insan icin Tanri, her kotulugu yapabilen ve yaptirabilen, kiskanc, keyfi bir "Yaratan'dir"; hikmetinden soru sorulamayacak bir "Guc'tur". Ilkel insan'a gore Tanri'yi (ya da Tanricalari) hosnut edecek seyleri yapmak, O'na dalkavuklukta bulunmak gerekir. Felaket, hastalik vb... her sey O'ndan geldigi icin O'na yaranmak, O'nu yatistirmaga calismak kosuldur. Bunun bir yolu O'na kurban adamak, kurban kani akitmaktir. Gecen yuzyilin unlu Fransiz bilginlerinden Ernest Renan, ki ayni zamanda bir din adamidir, kurban kesimi konusunda soyle der: "Ilkel insan icin Tanri, her seye kadir, ustun bir Yaratandir ve O'nu (rusvet yolu ile) kandirmak gerektir. Bundan dolayidir ki kurban kesme gelenegi Tanri korkusundan ve bir takim cikarlar saglama kurnazligindan dogmustur. Tanri'nin inayetini kazanmak icin Tanri'ya tapanlar O'na hediyeler, ornegin bol yagli yemekler, etler, saraplar vb... sunmuslar, kurbanlar kesmislerdir. Bu yoldan Tanri'nin gazabindan kurtulabileceklerin i ya da o'nun magfiretine siginabileceklerini, gunahlarini affettirebilecekler ini dusunmuslerdir. Tanri'yi tipki insan niteliginde bir yaratik olarak gordukleri icindir ki bu sekilde davranmislardir"
 Bugun hala kurban adama, ya da kurban kesme gelenegini surduren toplumlar gecmis caglarin ilkel zihniyetinden henuz kurtulmus degillerdir. Cesitli toplumlarda ve dinsel inanclarda gunah'tan kurtulmak, basariya ulasmak, Cennet "hurilerine" , guzellerine kavusmak vb... gibi dusuncelerle bugun hala hayvan bogazlama, kan akitma gelenegi surdurulmektedir.
 
              Bu yazı Tansel Semir tarafından kaleme alınmıştır.
Yararlanilan Kaynaklar:
 
 Sukru GUNBULUT, Ortadogu Din Kulturu, Kaynak yayinlari, 1996
 Ana Biritanica, Kurban sozcugu
 Orhan HANCERLIOGLU, Dusunce Tarihi, Remzi Kitapevi
 Erdogan AYDIN, Islamiyet Gercegi I, Doruk Yayimcilik, 1996
 Turan DURSUN, Din Bu I, Kaynak yayinlari, 1990
 Ilhan ARSEL, Din Adamlari, Kaynak Yayinlari

***

Turan Dursun ise kurban konusunda sunlari anlatiyor:
 Anadolu'da yeni evlenen ciftlere kurban kesilir. Ciftler kurbanin uzerinden atlarlar. Kanlari da alinlarina surerler. Nedeni evliliklerin mutlu gecmesi. Kan akitmak, ugur ve mutluluk anlamina geliyor. Yagmur yagmadigi zaman, cuma gunleri duaya cikilir ve kurban kesilir. Yagana kadar bu olay tekrarlanir. Toplumumuzda   (topluluklarda) her onemli gelismeye kurban kesmek eski bir gelenektir. Yenir bir araba mi alindi? Hemen kurban kesilir. Araba kanin uzerinden gecer, ugur sayilir. Devlet buyukleri de kurbanla karsilanir.   Fabrika ve yeni isyerleri acildiginda, cocuklari olmayanlarin kutsal sayilan yerleri ziyaretlerinde, futbol takimlarinin sezon başlarında vs.......

Adi ustunde Kurban Bayraminda ise hayvan kesimi katliam boyutlarina ulasir.
              Insanimsinin istekleri/cikarlari /onursuzluklari dunya yasamini kana bulamaktadir. Onuruna erisecek insan doga icin mucize/olaganu stu sayilmaz. Cunku onurlu insanlarin az da olsa- oldugunu bilmek, insan ve doga icin bir kurtulustur. Akitilan kanlar, kendini bilmeyen insanimsinin evrimlesmesiyle son bulacaktir.
Diğer detaylar için bakınız...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1512299/
***************

UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
--------
Kur'an yorumlamak için hangi bilgiler gerekir,halktan olanlar ne söylemiş,hangi alimler ne demiş.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4261500/
---------
KUR'AN DA BAŞ KELİMESİNİN GEÇTİĞİ BAZI AYETLER
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=621.0
---------
AMERİKAN KUR'AN'I,FURKAN
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=620.0
-----
Hz. Muhammed’in süt annesi Halime anlatıyor:
“... Muhammed ile kardeşi evlerinin arkasında kuzu güdüyorlardı. Kardeşi koşarak gelip bana ve babasına:
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3334.0
----------
TÜRKLERLE ÖLDÜRÜŞME;HZ.MUHAMMED'İN TÜRKLERE BAKIŞI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=642.0
-----------
HZ.MUHAMMED'İN İDRARINI İÇMEK SEVAPTIR.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=305.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Hayvan Kurban Sunma Ayinlerinin Kökenleri
« Yanıtla #2 : Kasım 08, 2009, 05:47:06 ÖS »
Hayvan Kurban Sunma Ayinlerinin Kökenleri

"Bitkisel  sunu" olarak kutsal  ‘ilk ürün’de (Turfanda) olduğu gibi, "hayvan kurban" sunumunda  da eski toplumun en gerçek yaşamsal ilişkilerini buluyoruz.

Eski toplumda insan, giderek ‘insan kurbanı’ halini alacak olan başlangıçtaki yamyamlık geleneğinin dışına çıkabilme yollarını bulmaya çalışmış olmalıydı. Eski Toplumda, canlı ve ölü bireylerle ilgili olan ‘iç veya dış yamyamlık’ biçimlerinden uzaklaşabilmenin bir çözüm biçimi olarak, insan (kurbanı) yerine geçmek üzere, hayvan ve bitki ‘geçişmesi’ (substitution) geliştirilmiş görünmektedir. Tarihte totem tapınmasının ortaya çıkışı, eski toplumun yamyamlıktan uzaklaşmaya başladığı işte bu dönemi de işaret eder.

Toplum yaşamındaki rol ve görünümleri incelenince, hayvan ve bitkilere sunulmuş kutsiyetin hiç de karşılıksız olmadığı anlaşılıyor. Bu kutsallık örtüsünün hemen altında, toplum birimlerin hayvan veya bitki totemlerinin insan yaşamını kurtarıcı özelliği ile karşılaşırız.

Eski toplumda,  ‘insan yerine’ geçirilerek, yamyamlığın giderilmesi doğrultusunda bir çözüm aracı olarak kullanılan hayvan ve bitki, bunun karşılığında da insan tarafından kutsanmıştır.

Kutsal totem olarak, "kurtarıcı hayvan ve bitki",  işte bu nedenle tapınmaya hak kazanmışlardı. En 'ilkelinden' en gelişmişine değin, bugünkü bütün toplumların yaratılış öykülerinde, bayraklarında, yöresel sembollerinde, eski toplumun giyim-kuşam biçimlerinde ve şaman-büyücü-cadı araç-gereçlerinde sistemli bir biçimde hayvan veya bitki motifi bulunuyor olmasının altında onların insanı yamyamlıktan kurtarma derin etkisi yatar.

Yaşamını borçlu olduğu "kurtarıcı totem"i olan hayvan ve bitkiye verdiği kutsallığın asıl kaynağı, hiçbir şekilde eski insanın, cehalet veya kurguları değildir. Tersine, eski insan, yamyamlığı aşabilmeyi hayvan ve bitki dünyası aracılığıyla sağlayabildiğine göre, bugünkü torunlar, atalarında deha keşfetmeliydiler. (*1)

 

Eski toplumun canlı ve ölü yamyamlığı, göreneklerde en ağır izleri taşıyan bir uygulamadır. Farklı isim veya görünümleriyle “İsa'nın göğe çekilişi”,  ‘Nevruz’,  ‘Kurban bayramı’ veya değişik karnavallar vb. üzerinden günümüzde de yaşamaya devam eden bozulmuş görenek kalıntıları, eski toplumun ilk ve son yaz ittifak yenileme buluşmalarının devamıdır ve bu görenekler şu veya bu şekilde eski yamyamlık ve daha sonra onun yerine geçmiş olan insan kurban uygulamalarını yansıtırlar. Bunu bütün tören, bayram veya özel günlerin yeme ve içme (kurban) ile sıkı sıkıya bağlı olan yapılarında da izleriz. Törensel yiyeceklerin dağıtım ve pişirme biçimleri de (çiğ, kızartma, haşlama vb. ) doğrudan doğruya eski toplumun kurban sunma biçimleriyle bağlantı halindedir. Kurbanın kanını akıtma veya kan akıtmaksızın boğma yoluyla öldürülmüş kurban sunma da eski toplum birimlerin geçmiş yamyamlık geleneklerine bağlanır. Ölü ruhuna sunulan yemekler ise ölü yamyamlığının yerine, zamanla geçirilmiş bir uygulama gibi görünmektedir. (*2)

Toplulukların bayrak veya yöresel sembollerinde totem hayvan veya bitkinin eski toplumda böylesine önemli olmasının asıl nedeni, bu bakımdan onların, insan kurbanını engellemeye yardımcı olma özelliğinden başka bir yerde bulunmaz.

‘Kurban’ (sunu) ile ‘insan’ geçişmesi, dilbilimsel bakımdan da izlenebilir. Bütün toplulukların yaşamında derin etkilere sahip olan 'Kurban' sözü, Hintçede, kurban edileni olduğu kadar kurban edeni de içeren bir anlatım özelliği taşımaktadır; kurban eden, kendi için, kendi adına kurban edilen anlamına gelmektedir. Bay Olivier Herrenschmidt şöyle diyor:

''Gerçekten de, kurban eden (sacrifiant), yajamana, kurban etmek (Yaj) fiilinin şimdiki çekilmiş zamanıdır. Kurban eden, kendi için kurban edilendir...

Kurban olayının merkezindeki şahsiyet, bizim 'kurban sunucu' dediğimiz şahsiyet, sonuçlarını kendisi için toplamak üzere kurban sunan, kurbanın merkezindeki şahsiyettir...


Kurban sunucunun (Yajamana) kurban sunması kendisi için ve kendi etrafında örgütlenen bir eylemdir. " (Olivier Herrenschmidt: L'homme. Janvier-Juin 1978. S. 8)

 

Kurban kelimesi, Sümercede de "puhu", yani ‘insanın yerine geçen’ demektir. Dahası, "dinanu" olarak da adlandırılmaktadır ki, burada artık sunulan kurban ile kurban sunucu aynılaşan bir anlam taşımaya başlamaktadır:



“Koyun (urişu), insanın (dinanu) bizzat kendisidir: insan hayatı için bir koyun sunacak; koyun başını insan başı için, koyun boynunu insan boynu için, koyun ğöğsünü insan göğsü için (yerine) sunacak.” (E. Dhorme. Les Religions de Babylonie et d’Assyrie. Page. 229)

 

İnsan ile hayvan geçişmesini, kuzey Afrika’daki latince yazılarda da buluyoruz. Burada kurban, ‘vicarius’ (vicaire) olarak adlandırılmaktadır ki, bu tam olarak ‘yerine geçen’ demektir. (a.g.e - s. 230)

 

Kuran’da ise ‘kurban gerdanlığı’ sözcüğü, insan-kurban geçişmesinin şekilsel bir izi olarak bulunmaktadır:

 “Ey iman edenler, Allah'ın (koyduğu dini) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. ”

Kuran'ın burada saygı gösterilmesini istediği ve gerçek anlamı daha Muhammed zamanında sislere gömülmüş olması gereken 'kurban gerdanlığı', sonraları ‘kurbanın süslenmesi’nin parçası olarak devam etmiştir. Bu ‘kurban süsleme’ işlemi gerçekte, bireyin (aidi olduğu toplum birimin) kimlik belirlenim sembollerinin (renk, totem, damga vb. biçiminde) kendi yerine, kendi adına ve kendi olarak kurban ettiği hayvana taktığı araçlardan başka bir şey değildir.

 

13.04.2004

Safa Kaçmaz
**********
NOTLAR...

(*1) Gelgelelim, ünlü AnaBritannica’nın kurban sunma kurumunun kökenini  anlamaya ilişkin tavsiyeleri hala, ‘kurgusal’ alanda dolanmaya devam etmektedir:

“İnsanın kutsal gerçekliğe ilişkin deneyiminin bir görünümü olarak kurbanın dinsel bilinçte derin kökleri vardır. Bu nedenle kurban geleneğinin olası kökenleriyle ilgili her önerme, dinin kökenleriyle ilgili önermeler gibi büyük ölçüde kurguya dayanmak zorundadır. ”
(Cilt 14, sayfa 72)

Kurbanın ve eski toplumun bir çeşit yasal düzenlenmesi olan dinin kökenini cehalette, düşler ve korkular dünyasında aramaya pek meraklı 20. yüzyıl bilim dünyasının genel eğilimini de ifade eden bu tavsiye eski toplumun, dolayısıyla yeni toplumun gerçek ilişki yasalarının anlaşılmasının önünü tıkamaktan başka bir işe yaramaz. Nitekim, AnaBritannica okurunu ‘kurgulara’ yönelten tavsiyelerinin sonucunun ne olduğununu da, peşi sıra, büyük bir içtenlikle ve kibarca itiraf etmektedir: 

“Özellikle E.B. Taylor, W. Robertson Smith ve J. G. Frazer'ın bu konudaki araştırmaları kurban geleneğinin anlaşılmasına büyük katkılarda bulunmuş, ama doyurucu sonuç vermemiştir. ”

(*2) Kuran’ın 7. yüzyılda hala, insan ‘ölü eti yemekten’ bahseden sözlerini tarihsel bir tanıklık sayabiliriz:

‘Ey iman edenler... Sizden biriniz, kardeşinin ölü (halindeki) etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah' tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır. ’
(Hucürat Suresi- 12)
-----------
Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'İnsanlık'a-(1-9) arası
http://toplumvetarih.blogcu.com/hayvan-kurban-ve-bitki-sunu-lardan-insan-lika-1_4792746.html

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Kan bayramı
« Yanıtla #3 : Kasım 25, 2009, 01:27:52 ÖS »
Kan bayramı

25 Kasım 2009/hurriyet.com.tr


250 binden fazla hayvanın Hindu tanrıçası Gadhimai onuruna topluca kurban edildiği festival, Nepal’in başkenti Katmandu’da başladı. 500 bini aşkın Hint ve Nepalli Hindu’nun toplandığı tapınak kan gölüne döndü. Çıkan izdihamda 2 çocuk öldü. Festival hayvan hakları örgütlerinin büyük tepkisini çekiyor.

NEPAL’de, 250 binden fazla hayvanın topluca kurban edildiği, hayvan hakları savunucularını n tepkisini çeken Gadhimai festivali başladı. Festival için Hindistan’dan gelen ve Nepalli 500 bini aşkın Hindu, dün sabah saatlerinden itibaren başkent Katmandu’nun güneyindeki Bara bölgesinde bulunan Gadhimai tapınağında toplandı. Tapınakta iki gün içinde 250 binden fazla bufalo, keçi, koyun, tavuk, fare, domuz ve güvercin Hindu tanrıçası Gadhimai onuruna kurban edilecek.

2 çocuk ölü
Tapınağın başrahibinin “Çok yaşa Gadhimai” diye bağırdıktan sonra iki sıçan, iki güvercin, bir horoz, domuz ve kuzu kurban etmesiyle birlikte, festival başladı. Bufaloların eğri palalarla art arda kesilmesiyle, etraf kan gölüne döndü. Binlerce kişiden oluşan kalabalık, başrahibin hayvan kurban edişini izlemek için yığılınca, çıkan izdihamda iki çocuk öldü.

Protestolar
Hayvan hakları eylemcileri ve dini gruplar, geçen haftalarda Katmandu’da ve Gadhimai tapınağı yakınındaki kentlerde festival nedeniyle protesto gösterileri düzenlemiş, ancak Hindu yetkililer, ülkenin çok eski bir geleneği olduğu gerekçesiyle hayvanların kurban edilmesine engel olmayacakları nı belirtmişti.

Bardot’dan mektup
Hayatını hayvanları korumaya adayan Fransız oyuncu Brigitte Bardot da Nepal Devlet Başkanı Ram Baran Yadav’a bir mektup yazarak hayvan katliamına son vermesini istemişti. Gadhiami festivali 5 yılda bir kutlanıyor. Festivale katılanlar, Tanrıça Gadhiami için hayvanların kurban edilmesinin kötülüğü sona erdireceğine, şans ve refah getireceğine inanıyor. Ayrıca, adak adayanlardan, çocuğu olduğu için tanrıya teşekkür edenlere kadar yüzbinlerce kişi, kurban edilecek hayvanını alıp geliyor. Bir kişi, adağı yerine geldiği için 105 bufalo getirdi.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
"Deniz Feneri"ne kurban bağışlayacaktım ki....
« Yanıtla #4 : Kasım 25, 2009, 03:49:32 ÖS »
Değerli dostlar,
Deniz feneri denen oluşum durmadan kurban bağışı kampanyaları yapmaktadır.
E-posta adresleri:
haber@denizfeneri.org.tr
BAHOS@HOTMAIL.COM
fener@denizfeneri.org.tr

Gelen bir mailde şu ibare vardı.

Bu e-posta adresinize, Deniz Feneri Derneği üyesi olduğunuz için gönderilmiştir.
E-posta gönderimleri ile ilgili tercihlerinizde değişiklik yapmak için tıklayın.
http://www.denizfeneri.org.tr/mailiptal.aspx?email=BAHOS@HOTMAIL.COM

Ben de nedir bu diye tıkladım ve karşıma ne çıktı biliyormusunuz?
Bakın aynen kopyalayım.
Bu mail adresi daha önce listeden çıkartılmış...

Tabii ki ben de çok üzüldüm(!)...

Neyse üzülmemi bir kenara bırakırsak bunlar kimden ne geleceğini nasıl tahmin ediyor,nereden biliyorlar ki benim e-posta adresimi daha önceden listeden çıkartmış oluyorlar?

Yoksa bir çete,bir şebeke ile mi karşı karşıyayız dersiniz?

Aman dikkat ediniz.
Samimi inanç sahiplerini uyarma görevimizi yerine getirerek bu bilgiyi sizlerle paylaşıyım istedim.

Tüm Kurban derilerinizi Türk Hava Kurumuna özellikle bağışlayınız derim.
Tabii ki herkesin kendi tercihidir.
Benimkisi bir tavsiye.
Kurban etlerinizi de herzaman olduğu gibi bu sefer de lütfen gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırınız.

Saygı ile...
Ahmet Dursun
Not:Yukardaki adresi tıklayarak sizin de bu listeden çıkıp çıkmadığınızı(yani onlara göre sanırım ki kandırılmayacak kadar sağlam inançlı demek oluyor) olup olmadığınızı öğreneblirsiniz.
---------------
KURBAN KUZUSU
Hz. İbrahim Tanrı'ya olan sevgisi ve sözünden ötürü biricik oğlunu kurban ediyordu. Bu ileride İSA MESİH'in bizim için yapacağinin öğretilmeye başlanması demekti. Yüce Tanrımız bütün insanlığı günah yükü altından kurtarmak için kendi sözü İSA MESİH'i bize önceden bildirdiği gibi kurban kuzusu olarak sunmuştur. Böylelikle bize olan kurtarış sözünü yerine getirmiştir.

"Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi. İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!" (Yuhanna 1/29)

"Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken Mesih bizim için öldü." (Romalılar: 5/8)

Çarmıh'ın Yüceliği

7.Bölüm
İşte Tanrının Kuzusu
http://www.muhammadanism.org/Turkish/books/zwemer/glory_cross_turkish.pdf
-----------
Şirk Tağut ve Endad


Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ilk kurban, günümüzün kurbanlıkları
« Yanıtla #5 : Kasım 26, 2009, 03:08:15 ÖS »
Bazi islam kaynaklarina gore Hz. Ibrahim`in karisi Sara`dan cocugu olmuyormus.Allah` a  dua etmis ve bir cocuk dilemis.Ibrahim ve Sara yaslari cok ileri olmasina karsin mucizevi bir sekilde cocuk sahibi olmuslar.Adini Ishak koymuslar.Bir gun Hz. Ibrahim ruyasinda oglu Ishak`i  bogazladigini gormus.Ogluna anlatmis." Dusun bakalim,ne dersin" diye sormus. Oglu; " Allah tarafindan emrolundugun seyi yap" diye cevap vermis. Ibrahim oglunu kurban kesecek iken Cebrail kucaginda bir koc ile cikagelmis." .. Allah` a olan inancini basariyla gectin,oglunun yerine bu kocu kurban et, "  ve boylece kurban gelenegi surdurulerek dini bir farz olarak gunumuze gelmis.,
Ancak Sumer`lerin kil tabletlerinden ogrendigimize gore Tanri/Tanrilara hosnutlugu ve inanci gostermek uzere kurban kesilmesi taaa Nuh peygamber zamanindan kalmistir.
Niburu/Marduk Bastanrilari insanlara ceza vermek ister. Onlari buyuk bir sel felaketiyle yok etmek dusuncesindedirler. Fakat Kurnaz Tanri Enki Kral Ziusudra`ya bu felaketi onceden haber verip bir gemi yapmasini soyler.Sumer krali Ziusudra (Nuh,Noah) malum gemisini yapar ve tufan Sumer ulkesini kapladiginda yedi gun yedi gece azgin sularda kaldiktan sonra Gunes Tanrisi Utu` isigini her yone sacarak Zuysudra`nin gemisinin karaya oturmasini saglar. Ziusudra Tanru Utu` ya kurban keserek hosnutlugunu bildirir.Kurban etinin kokusuna diger tanrilar ususur:
 
Olaganustu kuvvatli firtinalarin hepsi, bir olup saldirdilar,
Ayni anda tufan ibadet merkezlerini kapsadi.
Yedi gun,yedi gece boyunca,
Tufan ulkeyi kasip kavurdu.
Firtinalar koca gemiyi azametli dalgalar carpip dururken,
Isigini yere goke sacan Utu cikti,
Ziusudra koca geminin bir penceresini acti,
Kahraman Utu isinlarini koca geminin icine saldi.
Kral Ziusudra ,
Utu`nun onunde yerlere kapandi,
Bir okuz kesti kral,bir koyun kesti.(Tarih Sumer`de Baslar.S.N. Kramer S.192)
 
kurban etinin kokusuna gelen Anu ve Enlil Ziusudrayi bagirlarina basip ona Tanrilarin ki gibi hayat verdiler."
Sumerlerin bu tabletinden ogrendigimize gore ilk kurban Nuh tufanindan sonra kesilen okuz ve koyundur.Tanrilari hosnut etmek uzere kurban kesilmesi Mezopotamya/ Arabistan yarimadasinda bir gelenek olarak Hz.Ibrahim`e ve Ibrahim`den tektanrili ve cok tanrili dinlerde uygulanarak  gunumuze gelmistir.Burada bir hususu belirtmek istiyorum.Sumer mitinden ogrendigimize gore Niburu/Marduk tanrilari kendilerine verilen ziyafetten,sunulan kurbanlardan hayli memnundurlar. Avanta bulduklarinda gokten inerek masaya oturmaktadirlar. Gunumuzde de benzer durum vardir.   Gunumuzde dini kurbanlar yerine politik ve ekonomik kurbanlar mevcuttur. Bu kurbanliklar yer alti, yer ustu kaynaklari ,bankalar,fabrikala rdir. Emperyal patronlar kendilerine sunulan bu kurbanlardan( !) hayli memnundurlar.
Bayraminiz kutlu olsun,saglik, mutluluk ve esenlikller dilegiyle..

------------
Her bayram gizli ve kiskanc bir arzu ile gokyuzune,taa uzak gokyuzune bakarim.
 
Cocuktum.Kurban bayramini birkac gun oncesinden tatli bir telas ile karsilamaya baslardik.Gecen yildan sakladigimiz nacak,satir ve bicaklari cikarir;bilemeye verirdik.Tamirci Erdogan'in derme catma atelyesinin kosesindeki igde agacinin altina,bileyici tezgah kurardi.Ben, Berber Muzaffer'lerin evinin duvarina yaslanir,gozlerimi kirparak,bileyicini n ayak pedali ile cevirdigi carktan cikan kivilcimlarin yildizli dunyasinda kaybolup giderdim.
Bayram oncesi,ninelerimiz, annelerimiz Sunnetcilerin Ayse teyzelerin evinde toplanirlardi. Imeceyle baklava acarlar,burus tatlisi yaparlardi.Kalayli bakir tepsilerde evlere tasinan tatlilar,bir kosede,hazine gibi bayram sabahina saklanirdi.
 
Dort kardestik.Sali pazarindan alinan ucuz bayramlik giysilerimiz, Portakal Huseyin Amca'nin dukkanindan veresiye alinan ayakkabilarimiz misafir odasindaki sedir uzerine ceyiz gibi dizilirdi.Sik sik kapi esiginden iceriye bakardim.Kadife pantolonum ve karyoka ayakkabilarim kardeslerimkinden hep guzeldi.Hayalimde giyinir,el opmeye gittigim Pakize Halam,Mehmet Amcam,Kadir Dayim ve Emine Yengem'in bu cici giysiler icinde beni gorduklerinde daha fazla para vereceklerini dusleyip sevinirdim.Annemin gri bir mantosu vardi.Yuklukten cikarilir,utulenir, kol icine ipek esarpi konur ve kapi arkasina asilirdi.Babam, bayram icin ceketini ters-yuz edilsin diye mahallemizdeki terzi Omer'e verirdi.Yetisememes i endisesiyle heycanlanir, hop oturur hop kalkardi.
 
Babam,"aptest alanin yuzune nur iner"demisti. Yanindan gectigim insanlarin, isil isil parlayan yuzume baktiklarini dusunur,hafif utangac,kizararak, Imren lokantasinin onunden,Carsi Camii'ne dogru babamin ardi sira bayram namazina giderdim.Namaz ertesi kabristana gitmek adetti.Aile ve es dost mezarlari ziyaret edilir,fatihalar okunup dualar edilirdi.Sonra eve doner, merak ve heyecan ile kasap beklerdik.Avlular birbirlerine komsuydu.Sag tarafta Zehra Teyzeler vardi.Otesinde Kavak Kadriyelerin avlusu,Kocadonlular in tezek kokulu bahcesi,icinde dort dondugum Cavus Emine Halamin avlusu uzanirdi.Diger tarafta Aydedelerin ustu tahta ve cinko kapli salasi,Meddetlerin nar agacli bahcesi,Gombak Alilerin daracik avlusu vardi.Evlerden kurbanliklarin 'meee,meee' sesleri yukselir ,yanan ocaklarin dumani raksederek serin,mavi goge karisirdi.Kavak Kadriyelerin duvarina bitisik erik agacinin altina cukur kazardik.Saglamca bir dalina ip ve kanca asilirdi.Kurbani burada keserdik.Anneannemi n sabirla tigladigi, dut islemeli patiska bezi ,baraka penceresinde, kurbanin gozunu kapatmak icin beklerdi.
 
Cesur cocuklardik. Kesimi gozumuzu kirpmadan izlerdik.-oysa ne huzun verici seydir-Kasap Fehmi amcanin maharetli elleriyle hasarsiz cikardigi tulumu,porta arkasina tasirken,ellerimde hissettigim anlatilamaz sicaklik ucup gitmesin diye avuclarimi simsiki sikardim.Parcalara ayrilan kurban eti,sirli sinilerde  odaya tasinir,hisim akrabaya,fakir fukaraya dagitmak uzere paketlenirdi. Sundurmaya atilan yastac kenarina comelen ninem,kavurma icin ciger ve etleri  dograrken annem bahcedeki ocak atesinde  bir parca kurban eti kizartirdi.Babam kurban orucunu bununla acardi.Anneannemi izlemeye doyamazdim.Etleri kusbasi dograrken bize Nuh Tufanini  anlatirdi;
'...Hazret-i Nuh Peygamber Efendimizin gemisi gunler sonra karaya oturmus.Nuh Peygamber Allah'a sukur ve hamd icin kurban kesmis.Kurban etinin kokusunu  duyan Melekler gokyuzunden asagiya inmisler ve Hazret-i Nuh'u kutsamislar. ." Kimseler gormesin diye gizlice gokyuzune bakardim. Gokten inecek Meleklerin beni kutsamalari arzusu ile taa uzak gokyuzune bakardim.
Bugun evimden yurdumdan cok uzaklardayim. Kurban kesemeyecegiz. Ama, ben, Azeri bakkaldan takim ciger ve kusbasi et alacagim.Bayram sabahi karim,oglum, gelinim henuz uyanmadan etleri dograyip,tencereyi ocak ustune  koyacagim.Biraz sonra fokurdar.Kapak araligindan 'tiss tiss" sesleriyle,kopuk baloncuklar ucusmaya baslar.Et kokusu havaya yayilirken pencereyi acip,cocuksu bir ozlem ile gokyuzune,taa uzak gokyuzune bakacagim.
Gurol Ficici/22.Aralik. 2006-San Diego
*************

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Vallahi siz çok nankör bir insansınız. Nankörlük bir yana, toplum zararlısı kamu düzenini bozmak amacıyla yazaılar yazan yatacak yeri olmayan birisisiniz.
Dinimizde kötü konuşmamak tavsiye edilir ancak ben nefsime uyarak size şunu söylüyorum. Bu dine yaptıklarınızdan ötürü çoluk çocugunuzdan hayır görmeyin inşallah. Yedikleriniz, ölmeden boğanızdan birer birer geri gelsin inşallah. Çoluk çocuğunuz sizin aksinize dinine sıkı sıkıya bağlı gerçek birer müslüman olsunlar inşallah.
S. Ömer Şimşek
------------
Hayırdır?
Feneriniz sönecek diye mi korktunuz?
Allah hidayet nasip etsin ama müslümanım ayağı yapmayın siz müslüman da değilsiniz diyebilirmiyiz?

Bak ey müslim iddiasındaki vatandaş.
İyi oku...
 
Bana soordun mu müslümanmısın,nesin diye?
Allaha inanırmısın diye?
Ama oturup ahkam kesmeyi biliyorsun.

Benden geçtim zaten sizin tayfanın yaptığı hep aynı.Çamur at izi kalsın.Taktiğiniz bu...

Zaten müslümanım diyen birine hayır değilsin diyemezsiniz.Bunu Kur'an engellemiştir.Şöyle ki:Birkere ben müslümanım diyene asla şüphe ile bakamazsınız.Bunu ben demiyorum.Yüce allah diyor.(Hiç değilse inandığınızı iddia ettiğiniz kaynak)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız zaman gerekli araştırmayı yapın ve size selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: " Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (NİSA SURESİ/94)

Şimdi buradan kinaye niyeti ile de olsa bana ya da başkalarına şüphe duyduğunuzu dahi söylemenin hata olduğunu sanırım ki anladınız.

Devam edelim.
Herkesin aklı var mı?
Öyle ise herkes değişik şekilde yorum çıkartabilir mi?Peki o halde şu ayetlere bakalım.

Bu dine yaptıklarınızdan ötürü çoluk çocugunuzdan hayır görmeyin inşallah.demişsiniz...
Sizin dininiz budur efendi bu....

Ömrüm yettiğince,sizlerin allah adına uydurduğunuz dinlerle,sahte inançlarla,sade inanç sahiplerinin sizler tarafından yaratılan ve onların inançları ile dalga geçtiğiniz yaratılmış dinlerinizle ile mücadele edeceğim.
Yediklerim her yerimden gelse dahi.

Okuyunuz...
UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
 
Neye inandığını bilmeyenlere okuması tavsiye olunur......
A.Dursun

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
MEVLANA HZ VE KURBAN OLAYI
« Yanıtla #7 : Kasım 26, 2009, 03:19:00 ÖS »
MEVLANA HZ VE KURBAN OLAYI
 
Aklı, zekayı sat da hayranlığı satın al akıl ve zeka,; zandır, hayranlıksa bakış görüş!
Aklı, Mustafa (as)’nın önünde kurban et “Hasbiyallah” de, yani “Allah’ım bana yeter”! (4/115/1407-1408)
 
İyi talihli ve insan olan kişi bilir ki; zeki olmak, akıllı geçinmek iblisin yoludur; aşk ve kulluk da Âdem’indir.”
“Şeytan gibi zeki olanlar, okyanusta yüzenler gibidir. Koca bir okyanusta yüzen kimsenin kurtulması, nâdirdir. Nihâyet batar, boğulur; yâni aklına güvenip şerîat gemisine binmeyenler, sonunda helâk olurlar.”
“Sen yüzmeyi bırak, kendini beğenmekten vazgeç, kini terket! Yüzdüğün su; dere, ırmak değildir, okyanustur! Bu okyanus, aslında kazâ ve kader denizidir!” (c.4, 1402-1404)
Hz. Mevlânâ Mesnevî'sinde vehmin sâlik (yâni "Hakk yolunun yolcusu") için pek büyük bir engel olduğunu beyân etmektedir (V/2649)[1]. Bu gerçekten de öylesine büyük bir engeldir ki Hz. İbrâhim gibi bir peygamber bile vehme kapılınca, gözlerini ve sağduyusunu bağlayan vehim ve hayâl âlemi ona müşâhede ettiği yıldız için "İşte bu benim Rabb'imdir" dedirtmiş (V/2650); gördüğü rüyânın sahih rüyâ olduğu vehmiyle de, bu rüyânın te'vîle ihtiyâcı olduğunu idrâk bile etmeden, oğlunu kurban etmeğe kalkışmıştır ( Saffât/100-107)[2].
Tepesinde vehim gibi bir zebellânın nöbet tuttuğu akl-ı cüz'î ise ancak mezara kadar olan şeyleri görür (IV/3311). Vehim zâten akl-ı cüz'înin âfeti olduğu içindir ki (III/1558) dağ gibi muhkem akıllar bile vehmin ve hayâlin denizlerinde iz bırakmadan kaybolur gider (V/2654). Akl-ı cüz'îye esir olan, sonunda usanırsa, bunun ne gibi bir ayak bağı olduğunu bâzen idrâk edebilir de gururundan dolayı Hakk erlerinden yüz çevirip nasıl bir vehim ve hayâl denizinde çırpınıp durmuş olduğunu anlayabilir (IV/3353-3356). Hz. Mûsâ ile cidalleşecek kadar akıllı ve filozof (V/2660) olan Firavun dahi halkın kendisini "Sen İlâhsın, Pâdişâhsın!" diye ululayıp secde etmesinden ötürü vehim marazına kapılmış (III/1556), Allahlık dâvâsında azmanlaşıp ejderhâ kesilmiş, doymak nedir bilmez bir Rubûbiyyet şehvetiyle mâlûl olmuş değil miydi? (III/1557). Bu ne büyük bir ibrettir!
Şehvet aklın zıddıdır; şehvetin menşei de akıl değil vehimdir. Şehveti dokuyan akla akıl denmez. O, akıl görünümü altında kendini izhâr eden, fakat aslında akıl altınının kalpı olan vehimdir. Vehim hep akılla savaşır durur; ona benzer ama o değildir! Vehmin akla nisbeti, baştanbaşa vehimle mülevves olan Firavun'un ahvâlinin hakikî akla (Akl-ı Meâd'a) sâhip olan Mûsâ'nın ahvâline olan nisbeti gibidir. Vehim, âlemleri yakıp yıkan Firavun'a, akıl ise canlara cilâ çeken Mûsâ'ya aittir (IV/2301 ve sonrası).
Vehmin gözü perdelidir; hakîkatı göremez (IV/3278). Ayrıca, zâhirde, vehmi akıldan tefrik etmek de çoğu kere mümkün olmaz. Bunun için her ikisini de şaşmayan-şaşırtmayan bir mehenk taşına vurmak gerekir ki vehmin ne kadar kalp olduğu kabak gibi ortaya çıksın. Bu işteki mehenk taşı ise Kur'ân'dır ve peygamberin sünnetidir, vesselâm! (IV/2304)
Vehimle akıllı adam bile delirir gider (III/1530). Yüzbinlerce taklîd ve istidlâl ehlini pek küçük bir vehim da
hi hemen şüpheye düşürür; çünkü bunların taklîdleri de, delille bir hükme varmaları da ve hattâ bütün kolları kanatları da zan ile kāimdir (I/2125-2126). Zan ise insanı kıyâsa zorlar. İblîs'in ayağının kayması da kendisinin Hz. Âdem'den üstün olduğunu vehmetmesinden ve bunu bir kıyâsla dile getirmesinden ötürü değil midir? (A'raf/12)

Uğur Özaltın

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KURBAN ETLERİ KÖFTECİLERE Mİ GİDİYOR/Toptan Kurban Eti Ticareti
« Yanıtla #8 : Aralık 06, 2009, 03:28:27 ÖS »
Eygi hazretleri salt karşı duruş sergilemekle kalmıyor,araya fetvasını sıkıştırmayı da ihmel etmiyor.
Fetvacı başı Eygi hazretleri buyurmuş.

Yatılı talebe okutan Kur'ân kurslarına verilebilir.

Eh fetva ABD'li,iyi huylu,naif,ılımlı ulemadan gelince bize de susmak düşüyor....
A.Dursun
**************
Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, tanık olduğu bir olayı da ele alarak kurban etlerinin ticaretinin yapıldığını, kurban etlerinin yoksullara dağıtılması gerekirken bazı cemaatler tarafından bunun yapılmadığını anlattı. Eygi, etlerin bir kısmının lokantalara satıldığını da söyledi. Eygi'nin anlattığına göre bazı cemaatler kurban için topladıkları paralar ile Türkiye dışında kurbanın ucuz olduğu ülkelerde kurban kesiyor. Kurban etiyle cemaat ihya etmenin dine uygun olmadığını söyleyen Eygi, bunların kıyamet alameti olduğunu ifade etti.

İşte Eygi’nin “Toptan Kurban Eti Ticareti” başlıklı o yazısı:

“Çoğunluğunu lokantacıların teşkil ettiği bir sohbet toplantısıydayım. Kurban bayramına birkaç gün kalmış. Birara konu, Kurban parasıyla hayır yapılabilir mi? Hayır, kurban mutlaka usulüne göre ya bizzat, yahut vekâleten Allah rızası için kesilmelidir... Bahsine geldi. Köfte dükkanları zinciri olan bir zat söze karıştı ve şunları söyledi:
- Bir yerden telefon geldi, "Bayramda elimizde epeyce et olacak, bunları satın alır mısınız?.." denildi. Reddettim...
Bunu öğrenince çok üzüldüm ve öfkelendim. Demek ki, kurban etleri de ticarete âlet edilmeye başlanmış.
Sen Müslümanlardan kurban topla ve sonra bunları sat... Olacak şey değil.
Kurbanların etleri öncelikle fakirlerin hakkıdır.
Komşuların da hakkı vardır.
Fakir öğrencilerin hakkıdır.
Yatılı talebe okutan Kur'ân kurslarına verilebilir.
Öğrencilerine yemek veren talebe yurtlarına, pansiyonlarına...
Resmî veya özel vakıfların imarethânelerine (Aş evlerine)...
Her hâl ü kârda kurban etinin ticareti yapılamaz.
Allah diye bağıracak, Kur'ân diyecek, Sünnet diyecek, hayır ve hasenat diyecek ve topladığı kamyonlarla eti pazara sürecek. Ya Rabbi ne günlere kaldık!
Dinî konu ve hizmetlerde büyük bir fetret devri yaşıyoruz. Fitne ve fesat ayyuka çıkmıştır.
Bazı dernek ve vakıflar, biz kurban kesmeyeceğiz, kurban parasını toplayıp bütçemize katacağız diyorlar. Halktan bunları destekleyenler de var.
Kurban parasıyla sadece kurban kesilir, hayır yapılamaz.
Peki hayır yapılmasın mı? Böyle diyen yok. Kurban kesilsin, ayrıca hayır da yapılsın.
Hepsini suçlamıyorum ama bazı dernek ve vakıflar halktan kurban parası topluyor ve sonra dünyanın en ucuz ülkesinde kurban kesiyor.
Bu da bir dengesizliktir.
Dünya çapında zengin bazı cemaatler zekât topluyor, kurban topluyor... Fıkha, şeriata, usulüne kaidesine uygun olarak mı? Maalesef...
Elimizde fıkıh kitapları var. İlmihal kitapları var. Fetva kitapları var. Şeriat ahkamını açıkça bildiren kitaplar ve kaynaklar var. Gerek zekat verme ve toplamada, gerekse kurban kesmede bunlardaki hükümleri esas almalıyız.
Zekatın iki temel hükmü şunlardır:
1. Temlik yâni zekat olarak verilen paranın veya malın o zekâtı alan kimseye verilmesi, onun mülkü olması.
2. Zekatın kimlere verileceği Kur'ân'da açıklanmıştır. Bunlar öncelikle Müslüman fakirler ve miskinlerdir. Zekat tüzel kişilere (derneklere, vakıflara, cemaatlere, tarikatlara...) verilemez, mutlaka hakikî kişilere verilmelidir.
Allah yolunda cihad yapanlara verilebilir ama buradaki cihadın mânası e'âm (geniş mânada, genel) değildir. Çığırından çıkartırsanız, herif "Ben nefsimle cihad yapıyorum, hem de büyük cihad yapıyorum..." diyerek zekat toplayabilir.
Beyimiz İslâmî makaleler yazıyor, o da ben de cihad yapıyorum, gelsin zekatlar diyebilir.
Şimdiye kadar belki on defa yazdım, bin kere yazsam gerek, zekat parasıyla cami bile yaptırılamaz. Cami başka hayır paralarıyla yapılabilir.
Derneklerin, vakıfların müdürleri, personeli "İslâm devletinin zekat toplama âmilleri" değildir. Onlara zekat verilmez, onlar zekat parasından maaş alamaz.
Zekat paralarıyla din baronunun reklamı yapılamaz.
Zekat parasıyla cemaatçilik yapılamaz.
On milyondan fazla işsiz, fakir, düşkün Müslüman zar zor geçinirken, bazısı sürünürken zekat paraları bir takım derneklerin, vakıfların, cemaatlerin kasalarına ve bütçelerine girmemelidir.
Allah'tan korkalım, Peygamber'den utanalım...
Köfte firmasına telefon edilip "Elimize epey kurban eti geçecek, bunları satın alır mısınız?" diye sorulması Kıyamet alametidir.”

Odatv.com