Gönderen Konu: Yeni oluşum liderliği anketinden kimler çıktı?  (Okunma sayısı 1177 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yeni oluşum liderliği anketinden kimler çıktı?
« : Temmuz 18, 2008, 11:21:48 ÖÖ »
Yeni oluşum liderliği anketinden kimler çıktı?
 
AKP için açılan kapatılma davasında geri sayım sürerken merkez  sağda yeni siyasi oluşum bağlamında bir süredir kollar sıvanmış görünüyor.
TÜSİAD'dan TOBB'a ve TİSK'e kadar işveren örgütlerinden İstanbul dükalığının baronlarına kadar pek çok çevrede arayışlar hızlandı.
Büyük patronların arayışlarında eski başbakanlarımızdan Mesut Yılmaz tabir yerindeyse mihmandarlık yapıyor.
Yılmaz kısa bir süre önce biri İstanbul biri de Göcek'te olmak üzere dükalığın önemli isimleri ile iki kez zirve yaptı.
Dahası Mesut bey Bodrum'da Aydın Doğan'la da bir araya geldi.

Dinlediğime göre İstanbul toplantısında eylem, yani harekete geçme kararı çıkmış..
Toplantıda bulunan Rahmi Koç dahil pek çok isim her türlü somut katkıyı vereceklerini dillendirmişler... Buluşmada "Bu adam (Tayyip bey) bunu öğrenirse üzerimizden silindir gibi geçer" diyerek  tereddüt geçiren Erdoğan Demirören'i ise bizatihi Rahmi bey ikna etmişmiş.
İddialara göre yıllar önce "Tayyip beyin 1 milyar doları var, nereden buldu bu parayı" demesine rağmen Rahmi Koç'a cevap vermeyip mahkemeye bile gitmeyen Erdoğan'ın birkaç gün önce "Ben işyerimde sakallı, bıyıklı, mini etekli ve kot pantolonlu çalıştırmam"  sözünü etti diye Koç imparatorluğunun patronunu hedef alması Başbakan'ın örtülü mesajı olarak yorumlanıyor..
Derler ki Tayyip beyin bu gizli toplantıdan ve orada Rahmi Koç'un inisiyatif almasından haberdar olmuş ve bundan ürkerek ona dolaylı mesajlar göndermiş!

Gelelim toplantıların içeriğine?
Mesut bey Japon modeli, yani ANAP misali parti içinde koalisyon kurulması, yani her eğilimi partiye almayı teklif etmiş.
Yılmaz'ın ajandasında kendi liderliği yok.
Katılımcıların tamamı lider isimlerini sorgulamış.

Adı geçen isimler şunlar:
Abdüllatif Şener, Prof. Dr. Mehmet Haberal, Kemal Derviş, Rifat Hisarcıklıoğlu, Mustafa Sarıgül, Köksal Toptan, Melih Gökçek, Murat Yalçıntaş, Ali Coşkun, Sinan Aygün, İlhan Kesici, Süleyman  Soylu, Deniz Ülke Arıboğan, Bedrettin Dalan, Prof. Ersin  Kalaycıoğlu, Prof. Süheyl Batum, Sadettin Tantan ve Tansu Çiller.

Mesut Yılmaz bu isimler bağlamında iş dünyası ve halkta yaptırılan araştırma sonuçlarını açıklamış.

Buna göre Abdüllatif Şener öndeymiş.
Hemen arkasından Prof. Dr. Mehmet Haberal geliyormuş!.

Melih Gökçek, Rifat Hisarcıklıoğlu, Mustafa Sarıgül ve diğerleri  de bu iki ismi takip ediyormuş.
İstanbul dükalığının baronları Kemal Derviş özlemini saklamamış, ancak Mesut Yılmaz,Derviş isminin merkez sağ hinterlantta birinci adam olarak kabul görmeyeceğinin ısrarla altını çizmiş.

Keza bazı katılımcılar Şener bağlamında siyasi kökleri itibarıyla kuşkularını belirtirken Prof. Haberal, Rıfat Hisarcıklıoğlu ve Mustafa Sarıgül'ün yakından izlenmesine dikkat çekmişler!

İki toplantıda ortak özlem adı geçenlerin tamamının yeni oluşumda bir arada olmasıymış!
Sonuç bugün itibarıyla şudur: İlk kez ciddi bir teşebbüs ya da arayış var gibi görünüyor...
Ancak bu fotoğrafa bakıp her şey tamam demek de mümkün değildir.

Tersine fevkalade zor bir sürece giriliyor ki 2007 benzeri bir bütünleşme fiyaskosu da Erdoğan'ın katkılarıyla hâlâ ihtimaldir.
Konuşulan konulardan biri de Şener ya da Prof. Haberal'ın DP'nin başına geçirilmesi ve şemsiyenin bu partinin olmasıdır.
Bu cenahta olanları aktarmayı sürdüreceğiz. Bizi izlemeye devam edin.
Sabahattin Önkibar,Yeniçağ
***********
Kaynak: Musa'nın Çocukları
Yazar: Ergun Poyraz [14 aydır Ergenekon tertibi ile tutuklu]
 
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök, gazetecilerle yaptığı konuşmalarda Ecevit'in hasta olduğunu, artık çekilmesi gerektiğini söylüyordu. Amerika'dan Derwish gelmiş, kurtarıcı edasıyla piyasaya sürülmüştü. Bu arada her zaman olduğu gibi masonlar devreye giriyor, Ecevit'e "Hastasın görevi bırak" baskıları yapıyorlardı. Ecevit mason Mehmet Haberal'ın hastanesine yatırılıyor, buradan Gata'ya kaçarak canını kurtarması filmlere bile konu oluyordu.

Bu süreçte Masonların faaliyetlerini "Tarikat Siyaset, Ticaret ve Cinayet" adlı kitabımda şöyle anlatmıştım:

Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde kendine isyan eden gurupların başını da mason milletvekilleri çekiyordu. Ecevit'in o dönemde hastalandı(!) diyerek yattığı hastanenin sahibi Mehmet Haberal, Ankara'da bulunan Doğuş Locasının 424 no'lu üyesiydi.

Tayyip Erdoğan'ın, selefi Ecevit'in eski doktoru Haberal'ın ricasıyla Başkent Üniversitesi Hastanesi'ni açmak için Konya'ya gittiği basında yer alıyor ve 'komplo' iddiası nedeniyle Ecevit'in tedavisinden el çektirilen Prof. Mehmet Haberal'la hastane açarken, 'Ona sahip çıkacağım' dediği haber oluyordu. Tayyip; Haberal'ın kendisine İhsan Doğramacı'nın emaneti olduğunu vurguluyordu.

Erdoğan ve Haberal,hastane açılış törenini, protokolde kendilerine ayrılan yerde 'el ele' izledi. Erdoğan sık sık Haberal'ın kulağına eğilerek bir şeyler anlattı. Daha sonra kürsüye çıkan Erdoğan, "İhsan Doğramacı bana, 'Bu Haberal'a sahip çıkın' dedi. Biz görevde olduğumuz sürece Haberal'a sahip çıkacağız. Bu ülkede taş üstüne taş koyanı başımızın üstünde taşırız. Derdimiz üzüm yemek, bağcıyla işimiz yok" dedi.

Ecevit'i düşürmek için isyan bayrağı açan ve 9'lar olarak isimlendirilen gurubun başı olan DSP eski milletvekili Cengiz Güleç Ankara Doğuş Locası'nın 551 No'lu üyesiydi. Cengiz Güleç, 14 temmuz 2002 tarihinde Zaman Gazetesi'nden Nuriye Akman'a verdiği demeçte "DSP'li 9'lardan Prof. Dr. Cengiz Güleç: Özkan hiçbir zaman Ecevit'in oğlu olmadı" diyordu.

Güleç'in, Bir zamanlar etrafında pervane olduğu yoldaşları ile ilgili Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Zaman Gazetesi'ne verdiği demecinde şunlar da yer alıyordu.

"DSP'nin psikiyatrisi milletvekili, 9'lu muhalif gruptan Prof. Dr. Dr.Cengiz Güleç, son günlerin çok konuşulan isimlerinin karakter analizini yaptı.

Nuriye Akman'a konuşan Güleç'e göre Kemal Derviş'in çok naif bir kişiliği var. Çabuk kırılabiliyor ve duygusal tepkiler gösteriyor. Siyasi manevrayı önceden okuyabilme sezisi yok. İsmail Cem ise inat derecesinde kararlı. Aynı zamanda yeni angajmanlara çevresini çabuk ikna edebilen bir yapısı var. Ancak DSP'den ayrılırken yaptığı konuşma inandırıcı değildi. Hüsamettin Özkan ise aşırı nazik görünüyor. Ancak Güleç'e göre, aşırı nazik kişiliğin arkasında genelde saldırganlık eğilimi yatıyor.

Güleç'in Ecevitler'le ilgili değerlendirmesi ise şöyle: "Bülent Bey, hayatı çekip çevirmede çok becerikli değil. Böyle olunca, o yapıya Rahşan Hanım'ın koruyucu, kuşatıcı, anaç rolü denk düşer. Sayın Ecevitler'in sosyal ilişkilere açık oldukları iddia edilemez."

Cengiz Güleç, Sosyal Demokrasi Derneği Bilim Kurulu Üyesiydi.

Bir başka isyancı gurupla 11 Temmuz 2002 tarihinde Ecevit'e bayrak açarak 6 arkadaşı ile birlikte istifa eden Samsun DSP Eski milletvekili Mason Doğuş locası üyesi Tarık Cengiz AKP hükümeti döneminde hentbol federasyonunun başına getiriliyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasındaysa, Ecevit'in Haberal'ı Cumhurbaşkanlığına aday göstermesi basında şu şekilde yer alıyordu:
Sayfa: 74-75
 

"Ecevit'te Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Başkent Hastanesi'nin sahibi Mehmet Haberal'ı aday gösterdi. Burada Ecevit'in tercihlerine bir paragraf açmak gerekiyor. Ecevit'in Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği İsmail Cem, kısa bir süre sonra DSP'yi parçalayarak YTP'yi kurdu. Mehmet Haberal ise Ecevit'in rahatsızlığında yanlış tedavi uygulamakla suçlandı. Yani Ecevit'in seçtiği iki isim de ilerleyen günlerde kendisinin hasmı oldu. Ne kadar acı değil mi?"

Haberal, 2000'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer önerilmeden önce, dönemin Başbakanı Ecevit'in cumhurbaşkanı adayıydı.

İsrail Ecevit'in "Filistinlilere soykırım yapılıyor" şeklindeki sözlerinin ardından Ankara ve Telaviv nezdinde rahatsızlığını iletmek üzere iki ayrı girişimde bulunduğu ortaya çıkıyordu. İsrail'in bu girişimlerini "Diplomatik" olarak maskelediği görülüyordu.

2 Temmuz 2002 tarihinde Financial Times Gazetesi; "Türkiye Ecevit ile yola devam edemez" başlığı ile çıkıyor, "Ecevit vazgeçilmez olmadığını bilmeli" diyordu.

Bu kampanyayı 5 Temmuz 2002 tarihinde The Times takip ediyor, "Ecevit Avrupa'nın hasta adamı" manşetiyle çıkıyordu.

6 Temmuz 2002 tarihinde The Times'in haberi Hürriyet Gazetesi'nden tekrar duyuruluyordu.

12 Temmuz 2002 tarihli Radikal, "Batı Başbakanı terk etti" manşetini atıyordu.

14 Temmuz 2002'de yırtık çoraplı CIA ajanı Paul Wolfowitz Türkiye'ye geliyordu.

Wolfowitz; Türkiye'nin Irak konusundaki söyleminin ABD için son derece tehlikeli olduğunu söylüyordu. TESEV açık deyişle Türkiye Ekonomik Sosyal Etütler Vakfı'nca Conrad Otel'de düzenlenen konferansta konuşma yapıyor, ardından Mustafa Koç'un Kanlıca'daki yalısına geçiyordu. Burada Mustafa Koç, Cüneyt Zapsu, Kemal Derviş, ABD Büyükelçisi Robert Pearson, ABD İstanbul ABD İstanbul Başkonsolosu Dr. David Arnett katılıyordu.

Bilindiği gibi TESEV'in Başkanı Can Paker, Tayyip'in yanaklarını okşayan Mehmet Barlas'ın kayınbiraderiydi. Barlas kızını, Fahrettin Aslan'ın yakın arkadaşı 1936 yılında Urfa'dan İstanbul'a göçen Yahudi ailesinden Nesim Anter'in torunuyla evlendirmişti.

15 Eylül 2002 Tarihli Milliyet "Artık Bırakın Sayın Başbakan" manşetini, "Türk Basın tarihinin en büyük mutabakatı" başlığı ile besliyor, Milli Gazete'den Zeki Ceylan, Vakit'ten Abdurrahman Dilipak, Zaman'dan Tamer Korkmaz, Güngör Mengi, Hasan Cemal, Güneri Civaoğlu, Ertuğrul Özkök ve diğerlerinin Ecevit'in Başbakanlığı bırakması konularındaki yazılarına yer veriyordu.

Yanakçı Mehmet Barlas, Ecevit'in başbakanlıktan indirilmesi için "MGK tavsiye kararı almalı" şeklinde akıl veriyordu.

Ecevit tüm komplolara direniyor, başbakanlığı bırakmıyordu. Ancak ABD ve İsrail, İngiltere'nin desteği ile yeni bir oyun daha sergiliyordu; Erken seçim!.. Seçimi kaybedeceğini bile bile siyasi partiler her ne hikmetse erken seçime gidiyorlar ve sözde iktidarı Tayyip ve AKP'ye altın bir tepsi içinde sunuyorlardı.
Yahudi Şair Eşref gerek Jöntürkler'e gerekse İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne Yahudi kökenlilerin hakimiyetini dile getirmek için çok anlamlı bir dörtlük söylemiştir. Bu dörtlüğünde şöyle diyor: "Avdetiler ile hükümetimiz, Benzedi devlet-i Yehuda'ya, Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip, Verdiler en nihayet Musa'ya"

Açıklaması:
Hükümetimiz Dönmeler yüzünden, adeta Yahudi devletine dönüştü. Fetva makamını da Yahudilerin kontrolüne sokup, sonunda Musa'ya verdiler."Sayfa: 76-77
Sunuş:K.Şimşek
***************
Yeryüzündeki hiç bir otomobil onun kadar yanlış tanıtılmadı, onun kadar aşağılanmadı. 40 yıla yakın bir süre boyunca -olanca masumiyetine karşın- 27 Mayıs darbesinin simgesi gibi görüldü ve gösterildi. Kimileri "modeli çalıntı" dedi, kimileri ise " başarısız girişimlerinden biri olduğunu" savundu. Ama "devran er ya da geç döner" demiş atalarımız. Çoğu otomobil kullanmayı dahi bilmeyen 23 Türk mühendisinin 129 günlük onur mücadelesinin ürünü olan "Devrim", şimdi artık yavaş yavaş iade-i itibarına doğru emin adımlarla ilerliyor.

Devrimin hikayesini okumak için tıklayın
http://www.milligorusportal.com/showthread.php?t=6920
A.Latif Şener" a.latifsener@gmail.com
Ak Türkiye

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Milli irade Sarıgül diyor
« Yanıtla #1 : Aralık 01, 2009, 07:35:09 ÖS »
Milli irade Sarıgül diyor


Güler BUĞDAY
1.12.2009

Bu başlığa hiç kimse kızmasın!
Çünkü inanın ben demiyorum… Bu sözü Başbakan Tayip Erdoğan’ın tanımlamasıyla “Milli İrade” diyor…

Nasıl mı?
Bir zamanlar  “Tayip Erdoğan” dediği gibi.  Artık “Çare Sarıgül” diyor.

Neden mi?
Gözlemlediğim, tespit etiğim, sorup soruşturduğum ve anladığım kadarıyla:

İhtiyaçtan, mecburiyetten, çaresizlikten, çözümsüzlükten…

Hatta yıllardır “bir ömür boyu” muhalefete kazık çakıp, inatla koltuğa yapışanların beceriksizliğinden…
Basiretsizliğinden… Samimiyetsizliğinden ve despotizminden…

Ama en önemlisi ülkeyi savaş alanına çeviren, insanları kamplara ayıran ve ötekileştiren AKP’ye alternatifsizlikten dolayı artık insanlar, “Çare, Mustafa Sarıgül” diyor.

Olur mu olur…  Ayrıca neden olmasın?

Hikmetyar’ın dizi dibinde vaziyet tutmuş, Arap krallarının yamacında olabilmeye razı olan, Atatürk’e yapılan hakaretlere sessiz kalırken; soykırım suçlusu “El Beşir’e” sahip çıkan, milletin çocuğu açlıktan ölüp, işsizlikten intihar ederken, kendi çocuklarına trilyonlar kazandırabilen Tayip Erdoğan bu ülkeye Başbakan olduysa!!!...

 Erzincan Yiğidosu (!) Mustafa Sarıgül  “Düğün Bayramla” olur.

Vallahi ben bile artık “Oluuur” diyorum.  Hatta, hatta, şaşıracaksınız ama “varsın olsun…” diyorum…

Uzun yıllardır tanıdığımız; gençliğindeki siyaset yapma biçim ve metodunu  “sol/sosyal demokrat” ideoloji ve tavırla fazlaca örtüştüremediğimiz Mustafa Sarıgül, umarım ve dilerim ki gerçekten değişmiş ve gelişmiştir.

Sadece popülizmle halkın sevgisini kazanmıyordur. Onların temiz duygularını kendi geleceği için kullanmıyordur.

Tayip Erdoğan gibi halkın sırtına basa basa yükselip “Ne yapıyorsak milli irade istiyor” masalıyla halktan oy alıp, sonunda onun gibi zalimleşmez.

Malûmunuzdur:
Tarihte de örnekleri çok olduğu gibi, seçimle gelmelerine rağmen öyle hükümetler gelmiş geçmiştir ki;
Halkın ezilmesine, yokluktan sürünmesine, hukuk yok sayılarak; hürriyetleri kısıp, zulüm ve işkence görmelerine sebep olmuştur.
Yine bu iktidarlar kendi saltanatları ve varsıllaşmaları uğruna padişahlardan, diktatörlerden daha fazla istibdat uygulamışlardır.

Yedi yıldır tek başlarına iktidar olan AKP’lilerin ve Başbakan’ın dilinden hiç düşürmediği Milli İrade:
Aslında Demokrat Parti’yle birlikte Türk siyasi literatürüne giren sağ bir söylemdir.  

Aslında millet’in kendi geleceği ile ilgili kararları kendi gücü ve temsili ile uygulaması anlamına gelir…

Oysa bizde hiç böyle olmamıştır. Tam aksi iktidarlar kendi arzu ve isteklerini dayatarak milli iradeyi kendi iradelerine uyumlu kılmışlardır.

Gerçek demokrasilerde ise irade millileştirilemez.

Aksine iradeler çelişir, çekişir, farklılıklar ortaya konur ve bunlar konuşulup tartışılır. Çözüm yolları; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgür iradenin temsil anlayışı temelinde sağlanır.

Bizdeki siyasiler ne yazık ki sandıktan çıkmayı “milli irade” diye yıllardır millete yutturmaya çalıştılar.
Halkın gerçek gücünü, azmini, inançlarını, emeğini, ama en önemlisi umutlarını tükettiler.

2009 yılını da yoksulluk ve çaresizlik içinde tüketen halk, yine bunaldı... Yine şaşkın ve çaresiz.   Kurtuluş için yeni çareler daha doğrusu yeni kurtarıcılar (kahramanlar) arıyor.

Çünkü; çare diye uğruna yıllanmış siyasi partileri  “yerle-yeksan” eden halk, AKP iktidarında bir kez daha şapa oturdu.

Çare sanıp, ilahlaştırdığı Tayip Erdoğan’da da yanıldığını bir kez daha gördü. Ayrıca anladı ki “Katranı kaynatsan olmuyor şeker…”.

Bu nedenledir ki son günlerde milli irade cenahından esen rüzgârda “Çakma Ecevit”  formatındaki Mustafa Sarıgül’ün kanatlarını (Yelkenlerini)  şişiriyor.
                                 *****
Nedense bu güne dek siyasi tercihlerim hiç milli iradeyle (!) örtüşmedi.
Sürekli ben hata yapıyorum diyeceğim; lakin ülkenin içine düşürüldüğü darboğazı ve milli iradenin (!) düştüğü çaresizliği ve ezilmişliği gördükçe de tercihlerimde ve tespitlerimde hata yapmadığımı anlıyorum.

Yine umutsuzluğa giren milli irade (!) esen  rüzgarla yeni bir tercihe yelken açıyor!!!

Ben yine “olmaz” diyeceğim… “Çare böyle aranmaz,  çözüm böyle bulunmaz” diyeceğim ama nafile konuşmuş olacağımı biliyorum.

Onlara, “çözümü şahıslarda, kurtuluşu liderde arama! Arayacaksan sistemde ara, seni sömüren bozuk düzeni yıkmakta ara… İnsanca ve uygarca yaşamak istiyorsan; gerçek bir sol/sosyal demokrat iktidarda ara” diyeceğim ama dinleyen nerede.

Zaten o rüzgâr estiğinde, hatta esmeye başladığında ortalık oluyor toz duman… Beni ve biz gibi düşünenleri o arbedede sallayan ve anlayan kim olacak?
 
Aslında halka kızmaya, onları yanlış tercihler yapıyor diye suçlamaya ve küçümsemeye de hakkı olamayan bizleriz.

Çünkü;

Bizler, bir ömür boyu yaptığımız gibi yine siyasi platformlarımızda toplanır, bilimsel veriler doğrultusunda dertleşiriz...
Ülkemizin ve insanımızın nasıl sömürüldüğünü ve nasıl sömürtüldüğünü birbirimize ajitasyon çekerek uzun uzun anlatırız.

Sonra “Acaba bu yıl mı, yoksa ileri ki yılarda mı partileşsek? Yalnız başımıza mı bu işi yapsak? Yoksa yanımıza solu mu, solumtrakları mı alsak ta yapsak?” diye tartışır dururuz.

Yine bizler; “Bu yıl, 10 Aralıkta mı partileşsek? Yoksa 10 Aralıkta toplanıp; biz gibi küskün/kızgın/kırgın/yok sayılan, ama kirlenmemiş, yozlaşmamış, satılmamış, yamulmamış tüm mağdurlarla mı bütünleşsek acaba?” diye düşünür dururuz.

Bizler kim miyiz?

Bizler, 12 Eylül faşist darbesine kadar özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren, emperyalizme karşı savaşan, emek diyen, alın terine saygı duyan, halkların kardeşliğini savunan, okuyan, düşünen ve halkın acılarını yüreğinde hissedebilen “Zümrüdü Anka”lardık.

Daha sonra çağdaş bir sol/sosyal demokrasi anlayışını ülkede hâkim kılmak amacıyla uçmaya çalışan “Anka Kuşu”nun sol kanadı olmak için uğraş verenlerdik.

Ancak statükoyu savunan ve gelenekçi kadroların egemenliğindeki CHP’de sol kanat kırılıp atılınca, sonunda kelaynağa dönen, şimdide dinozorlaşan idealist romantikleriz.

Bu arada anımsatayım:

Anka’nın en meşhur özelliği, küllerinden yeniden doğmuş olması kadar; kimseye muhtaç olmadan kendi başına yaşadığı için kanaati temsil etmesidir.
Yine bu özelliği sebebiyle kimseden birşey beklemeden darda kalan herkese yardım eden bir misyonu yüklenmesidir.
               *****
Şimdi gelelim milli iradenin (!) yeni tercihi olacağının işaretlerini aldığımız Türkiye Değişim Hareketi’nin lideri MUSTAFA SARIGÜL’e:

Gördüğü her yerde insanlar ne diyor?

“Başbakan SARIGÜL… Çare SARIGÜL… Umudumuz SARIGÜL:..”

Şahsen benim bu taleplere de bu tanımlamalarda itirazım şu koşullarda yoktur.

Benim en büyük itirazım bu tanımlamalara “SOLCU veya SOLUN temsilcisi SARIGÜL” eklenirse olur…
Ki, en çokta bu tanımlamayı hak etmiş bir liderin halka umut olmasını isterdim.

Ne yazık ki olmuyor... Şer güçler oldurmuyor… Emperyalist güçler izin vermiyor.

Çünkü düzenlerinin yıkılacağını, hesap sorulacağını bildiklerinden amaca ulaşmak için yükselen tüm kuşların sol kanadını kırıyor daha doğrusu kırdırıyorlar!!!

Özellikle CHP’de Deniz Baykal ve ekibi yıllardır bu misyonun temsilcisi olarak görev yapıyor.

O halde AKP despotizminden bunalan ve alternatif arayan insanlar ne yapacak?

Önce sol kanadını kırıp tek kanatla “ben sağdan uçarım” zannıyla her seçimde baş aşağı düşen CHP’nin ipini artık serbest bırakacaklar sanıyorum.

Bu koşullarda CHP hiç boşuna “İmdat batıyorum…” diye bağırmasın!

Yıllardır insanlar, kızdı, bağırdı, ama sonunda “laiklik elden gidiyor” dedi, “şeriat gelir” dedi, “millet ümmetleşir” dedi.
Ve “ülkeyi soyup soğana çevirtenlerin ekmeğine yağ sürmeyelim” dedi… dedi de, dedi ve her koşulda ve defalarca kerhen de olsa CHP’ye oyunu verdi.  

AKP’nin güçlenmesine katkı yapmamak için insanlar hep sustular… Susturuldular… Acaba bu sefer akıllanırlar mı diye yıllardır boş yere CHP Politbüro’sunun insafını beklediler.

Bu koşullarda bizlerden de paso artık…

Gittikçe kıyma makinesine dönen CHP’deki hukuksuz, keyfi, ilkesiz, despot uygulamalara “kol kırılıp yen içinde kalır, partiyi kamuoyunda küçük düşürmemek lazım” diyerek, bundan böyle sessiz kalınmayacak.

Herkes kalsa bile şahsen ben kalmayacağım:

Her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, antidemokratik uygulamaları, hileyi/hurdayı ve despotizmi bundan sonra alenen konuşurum da yazarımda!
Kimsede kusura bakmasın, hatta bundan da kim yararlanırsa yararlansın, kim zarar görürse görsün umurumda olmaz…
  
Yeter artık….   Olacak şey mi?

Bu ülkede yılardır “demokrasi” diyen, “insan hakları” diyen, “halkların kardeşliği” diyen, “düşünce özgürlüğü ve demokrasiyi” savunan bizler CHP’nin sapmaları sonucu olduk birer gerici!
Düne kadar dinci yobazlar diye tanımlananlar ve AKP yağdanlıkları oldu özgürlükçü ve demokrasi havarisi.
Pes yani…
Gerçekten traji-komik bir durum.

Bütün bunlar sol kanatsız uçamayan, yönünü ve yolunu sapıtmış sağ kanadın ağırlığından baş aşağıya sağa doğru pike yapan CHP ve onun köhnemiş hak hukuk tanımaz kadrolarının sayesinde oldu.
 
Yine her türlü etnik kimlik siyasetini reddeden, inançların siyasete malzeme edilmesine karşı mücadele eden bizler:
Ceberut Devlet’e karşı sosyal devlet anlayışını egemen kılmak için ömürler tüketen bizler, sonunda olduk “Hıra dağı kadar Türk, Tanrı dağı kadar Müslüman” diyen MHP’nin kopyası.

Ayıptır… ayııııp:

Bu ülkede Kürt sorununu çözmek, hele hele Alevileri savunmak AKP’ye kaldıysa ve buna da sebep olan CHP’nin Genel Başkan yardımcısı ve onu koruyan yöneticileriyse bizlere sadece “İmdaaaat” diye bağırmak düşer.  

Hele ki yapılan gaf ortalığı toz dumana sokunca özür dilemek adına yapılan Atatürk istismarı ve yine hatayı ceberut devlet anlayışının ardına sığınıp savunmaksa asla kabul edilemez.
Olmuş bir hata diyelim;
Çıkmış ağzınızdan kastınızı aşan bir söz!!! Çıkın ortaya yüreklice deyin ki o günlerdeki koşulları doğru anlamaya çalışmalıyız:

Zor günlerdi, zor koşullardı. Bir imparatorluk çökmüş ve mucize gibi bir durumla tüm düşmanlara karşın genç bir cumhuriyet kurulmuş.

Ancak ne içerde ne dışarıdaki düşmanlar pes etmemiş.  Dış destekli isyankârlar,  yobazlar, toprak ağaları, feodal güçler kurulan cumhuriyete başkaldırmış...
Mümkündür…Eğer bir ülkede isyan varsa tabiî ki bastırılacak.

Ancak bu bastırmada sivil insanlar, yaşlılar ve çocuklar hedef olmayacak. Toplu katliama dönüşmeyecek. Yine güç kullanımı kontrolsüz olmayacak.
En önemlisi de bu tür durumlarda komuta eden, sorumluluk taşıyanlar; sadist, ruhsal dengesi bozuk, hoşgörüsüz, kompleks küpü insanlardan seçilmeyecek ve yaptığı katliamlara hiçbir koşulda izin verilmeyecek!!!

Yapılan katliamın üstü örtülmeyecek ve bu tür hatalarla yüzleşmekten korkulmayacak.

Ayrıca kapanmaya çalışılan yaraya yıllar sonra devleti kutsamak adına da olsa küstahça, tahripkâr ve tahrikkar bir ifadeyle tuz basılmayacak.  

Ne yazık ki Onur Öymen ve CHP farkında olarak veya olmayarak yaraya tuz basmıştır. Daha doğrusu bu hatayı yapanın onuru (!) için basmaya da devam etmektedir.

CHP’de bu hataları yetmez gibi tüm illerde yıllardır uygulanan; ancak son günlerde bazı illerde özellikle ilimiz Bursa’da akıl almaz orandaki haksız hukuksuz uygulamalar bardağı taşırmaktadır.

Yapılan üçkâğıtçılığa, hileye-hurdaya ve keyfiyete izin verilmesine, hatta yukarıdan yön verilip yol gösterilmesine daha fazla suskun kalınmayacağını bildiğimden bu seçimde birçok insanın CHP’nin ipini serbest bırakacağını gözlüyorum.

Bu köhne anlayış, yönetimleri bırakıp temizlenmediği sürece bundan sonra CHP için çok kimsenin kılını kıpırdatmayacağını da biliyorum.

Çünkü bu sefer artık insanlar için CHP mecburiyet olmayacak!  Mahkûmiyet ise hiç olmayacak.

Üstelik ülkenin başına Erdoğan’ı Başbakan yapan Deniz Baykal, zaten Tayyip’e alternatif olamıyoooor.   Üstelik rahatını bozup olmakta istemiyor…

AKP’den şamarı yiyen ve Tayip Erdoğan’dan hayal kırıklığına uğrayan halkımız artık Başbakan olarak Mustafa Sarıgül’ü görmek istediğini işaret ediyor.

Varsın olsun ne diyelim.

Ama yinede bir şeyler diyelim:

Sayın Mustafa Sarıgül,

Şahsen sizleri test etmeden kendi oyumu sizlere veremem… Ancak bundan sonra verene de yapma demem...
Hoş desem ne olur ki?

Sevgili Okur,

Özellikle güngörmüş, çeşitli çileler çekmiş yaşlı kadınlarımızın; hiç siyaset bilip anlamasa da önsezilerine ve tercihlerine çok değer veririm.

Onların anketinde para-pul dönmez! Onların tercihlerinde çıkar, menfaat, getirim ve gelecek kaygısı yoktur.
Üstelik onların ana yüreği bilir ki:
Analar ağlamasını anaları ağlatanlar söyleyemez… Gerçekten milli iradeyi halkının yarısını ötekileştiren zihniyet temsil edemez.

Onların tercihi ve bakış açıları gönül gözleriyle olur. Çoğunlukla da doğrudur. Bunları neden mi yazdım?

Sarıgül rüzgârının şiddetini ölçmek için önce onların yani yaşlı teyzelerimizin nabzını tutmak istedim. Görüp tanıdıklarıma sordum.
Ortak nokta:
Çoğunluk oyları Sarıgül’e gidiyor.
Ancak Baykal’ı CHP’nin başında görmeye devam etsin diyenlerde bile kendisini başbakan olarak düşünene ve isteyene pek rastlamadım.

Yaşlı teyzelerimin tercih sebeplerinde ortak nokta:
Sarıgül’ün sempatikliği, halka olan yakınlığı, güler yüzlü ve tüm insanlara saygılı oluşu ağırlık kazanıyor.

Özelliklede çocuklarına ve gençlere onun iş-aş bulabileceğine inanıyorlar. Onu becerikli ve başarılı buluyorlar.
İşte bu nokta çok, çok önemli…

Çünkü eninde sonunda AKP’yi, yarattığı çıkar düzeninde memleket soyulup, sağdırılırken ve bu işten birileri palazlanırken, işini ve aşını kaybedenler götürecektir.

Ayrıca Sarıgül, herkesin bir şeyi olmuş!!!

Çoğunluk Sarıgül’ü, kendi oğluna, kardeşine, dayısının veya emmisinin çocuğuna benzetiyor ve yakın hissediyor.

Yaşamında CHP’den hiç vazgeçmemiş, sülalesi Dersim mağduru ve sürgünü olmuş dünürüm Feride, bile “Artık Sarıgül” diyor…

Başlangıçta Tayyip rüzgârı tüm ülkeyi sararken de benzer bir tablo vardı. İşte bunun için kadınlarımızın tavrını çok önemsiyorum.

Bu nedenle Sayın Mustafa Sarıgül’e sesleniyorum:

Milli irade seni tercih ederse, Tayip gibi şımarıp- şaşırma. Ne oldum delisi olma. Konuşurken “Beni, bizleştir” ve anlamını içselleştir.

Kim ne derse desin “Garajlara” bundan böyle sadece arabalarını koy!!!  Asla bir daha insanları kategorize eden, öteleyen, inciten “Garaj Toplantıları” yapma...

Ülkede hukuksal düzeni alt-üst eden adaletsizliklere göz yumma. Kuracağınız partide iktidar mücadelesi yapacakların bu ilkel yöntemi kullanılmasına izin verme.

Açlığın kol gezdiği, ekonomik dengesizliklerin, paylaşımdaki adaletsizliklerin vicdanlara sığmadığı, işsizliğin ve gelecek kaygısının insanlara hâkim olduğu iklimi acilen değiştir.  

Görgüsüzce savurganlıklara, üretmeden tüketmek isteyen bedavacılara, çıkarcılara, rantçılara, ve yağdanlıklara bundan böyle yol ve yer verme…  

Popülizm ve ucuz oy uğruna eğitimin, kültürün, sanatın gerici yobazların elinde ve kontrolünde olmasına destek verme.

Yoksul halkın sağlık hakkını elinden alan ve kendi kurdukları veya gizli ortak oldukları özel hastanelere rant sağlayan (katkı payı- katılım payı) gibi sosyal devlet anlayışına sığmayan uygulamalara son ver.  
 
Devlet kurumlarındaki ve hastanelerdeki, denetimsizlik, kontrolsüzlük, ilgisizlik, pislik, hastane ve hekim yetersizliği ve bu alanlarda da kalite problemleri, ilaçsızlık sorunlarını çözmeyi öncelikli görevin say. (Bu alanda şahsi bir mağduriyetim olduğu için üstüne basıyorum)

Tüm yerel yönetimlerdeki ve devlet ihalelerindeki  yolsuzluk, hırsızlık, çıkarcılık yollarına bundan böyle set koy!!!

Her ne yaparsan yap ama önce “İnsan” de… Derken de lafta deme, söylemde bırakma, tüm bunları icraata  sok..  

Görüyorsun tüm iktidarları halk getiriyor yine halk götürüyor. Hak ederek gelmek istiyorsan, itibar görmek ve gerçekten halkın sorunlarını çözmek istiyorsan her sese, her söze kulak ver.

Eğer bu güne kadar gelenlerin yaptığı hataları yapmak istemiyorsan, sonunun onlar gibi olmasını istemiyorsan “Anka Kuşunun” sol kanadı güçlü olsun. Yolun yönün o kanadın ağırlığında olsun.
6
Çözümü ve kurtuluşun başka yolu da yok adresi de yok. Ayrıca lafı daha fazla uzatmaya da gerek yok.
 
Bundan önceki yazımda Bursa’yı hak etmeyen Onur Öymen’e şahsım güle güle derken biricik kızım gazeteci Özlem Buğday Yağmur’da şık bir önermede bulunmuş.

Kendilerine,  “Madem yanlış anlaşıldınız,  Alevileri de çok seviyormuşsunuz o zaman bırakın Bursa’yı gidip Tunceli’den aday olun” demiş… Çok tuttum bu öneriyi.

Bizler güle güle demeyi bildiğimiz kadar “Hoş Geldin “demeyi de biliriz. Yeter ki gelenler;

Halkına ihanet etmesin ve insanına hiçbir ayrım yapmadan sahip çıksın. Gücünü halktan alsın borcunu ona ödemeye niyet etsin.

Bu koşullarda halkın gönlüne taht kurmayı başaran ve 5 Aralıkta Bursa’mıza konuk olacak olan Sayın Mustafa Sarıgül’e de, “Hoş Geldiniz…” diyoruz.
-----------------
Kuyruklu Kürt Olmak!..
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7305.0

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
VE SARIGÜL’E DİKKAT!!!(Fethullah'ın TRUVA ATI'mı?)
« Yanıtla #2 : Aralık 01, 2009, 07:36:51 ÖS »
VE SARIGÜL’E DİKKAT!!!

“F. GÜLEN aleyhinde olan insanlarla görüşmem, laf söyletmem, konuşulanları dinlemem, yazıları da okumam.”

Bu sözler D. Baykal’ın bilinen muhalif isim M. Sarıgül’e ait…
– Yoksa, Sarıgül, F. Gülen’nin yeni prensi mi?
- Görüşmem dediği kişi ise N. Veren…!
– AKP her geçen gün kan kaybederken Mustafa Sarıgül ve TDH parlatılıyor mu, daha kurulmayan bir parti için trilyonlarca liralık binalara satın alınıyor…
Sarıgül neden her yerde “ben 2.Özal’ım” diyor…

Onur Öymen’in Dersim örneğinin abartılarak çarpıtılması ve bunu gündemde tutma çabaları ve Alevileri kışkırtma çabalarının öncülüğünü Fethullahçıların ve DTP’lilerin yapması, Cumhuriyet’in ve CHP’nin çimentosu Alevileri CHP’den koparıp Sarıgül’e yöneltmek için büyük bir psikolojik harekat mı…Bu ABD’nin açılımına ket vuran ve anketlerde AKP’yi yakalayan CHP’ye kurulan bir tuzak mı?
Sarıgül STV’nin kuruluş yıldönümünde canlı yayında “Bu kanalı kuranlardan,yaşatanlardan Allah razı olsun” demişti…

İşte hiçbir zaman tekzip edilemeyen, eski ama güncel bir yazı ve uyarı…
Şişli belediye başkanı M. Sarıgül’ü Ağustos ayında yakın bir arkadaşı beraberinde N. Veren olduğu halde ziyaret etti. N. Veren yanında bulunan “ABD’nin Truva Atı Fethullah Gülen Hareketi KUŞATMA” isimli kitabı Sarıgül’e uzattı. Sarıgül kitabı gördüğünde, filmlerde vampirilere gösterilen haç gibi geri çekildi ve korktu… Ayrıntısına girmek istemediğim, N. Veren ile M. Sarıgül arasında kısa süreli bir tartışma çıktı.

Bu arada N. Veren’i tanımayanlar için kısa bir hatırlatma yapayım, F. Gülen’nin 35 yıldır arkadaşı, FGÖ’nün dışa açılma, yurt, dershane, okul, finans ve basın-yayın gibi faaliyetlerinin bizzat uygulayıcısıdır.

Çeşitli söylemler ile D.Baykal’ı eleştirerek CHP’ye aday olan bir isim,F. Gülen’den “korkması” nasıl yorumlanmalı, ona geçelim…

Bir kere şuanda Türkiye’nin önüne konulan rejim değişikliği kökü eski olduğu gibi yeni ve görünen aktörü, APO benzeri bir piyon olan F. Gülen’dir. AB-D-İNG’li sapkınların Türkiye’deki en büyük destekçisi FGÖ’dür. O çokça söz edilen “ılımlı İslam’ın” tam karşılığı ise bir türlü ifade edilmeyen “Protestan İslam”dır.

Türkiye’de Atatürkçü olmayı beceremeyen, Cumhuriyet’in kurum ve kuruluşlarını yaşatamaya üşenen, aynı zamanda tembel olan sözde laik kesim; vatandaşın, aşırı dincilerin etkisine gireceğini de hesap ederek, FGÖ yapılanmasının önünü açtı ve o “Protestan İslam” tuzağına düştü!… Diğer bir ifade ile kolayına geldiği için Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni bu yolla korunacağını planladı. Laiklik ise Müslüman’lara ne yazık ki İslam karşıtlığı olarak algılatıldı ve öğretildi. Hedef, binlerce yıldır dini kurumları kullanarak dünyayı idare eden, “kolay yönetim alışkanlığının” karşısında duran Cumhuriyeti yok etmekti.

Laikliğin, İslam dinin de olduğu gibi, ve bütün dinleri tanınmaz hale getiren “o aracıları hedef alan temel yönü” bir türlü anlaşılmadı… Bugün anlaşılmayan yön, T.C. Devletinin merkezine oturdu. Her konuda olduğu gibi gözdeden kaçırıyoruz ama “Protestan İslam” CHP’yi, M. Sarıgül’de bu yönde esen rüzgarı arkasına almak istiyor.

M. Sarıgül, tabii ki FGÖ’den korkacak…
Lafazanlık yapacağına, ben laik Cumhuriyet’ten yanayım, “Protestan İslam”a ve F. Gülen’e karşıyım desin de görelim. İşte o zaman “amuda bile kalkarım.”

Muammer KARABULUT

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Mustafa Sarıgül,"Fethullah Gülen solculuğu" yapıyor.
« Yanıtla #3 : Aralık 01, 2009, 07:47:12 ÖS »
Aleviler Sarıgül'e kapıyı kapattı!

Parti hazırlığındaki Alevilerden Mustafa Sarıgül’e: ‘Fethullah Gülen solculuğu’ yapıyor!

Türk siyasetinde bölünmeler sürüyor. Solda ve merkezde oluşan yeni siyasi oluşumlara bir yenisi daha katılıyor. Bu kez Aleviler yeni parti hazırlığında..

Bir süredir devam eden partileşme çalışmaları yeni yılın ilk aylarında tamamlanacak. İki gündür özellikle Alevi ve Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın açıklamaları dikkatleri çekiyor.


Balkız son olarak kendilerinin de yer aldığı ve medyada “Alevi partisi” olarak yer alan siyasi oluşum için NTV’ye konuştu. Yeni partinin sol ve sosyal demokrat bir çizgide olacağını belirten Balkız, çok sayıda akademisyen ile 10 Aralık Platformu, Özgürlükçü Sol Hareket ve SHP’nin de yeni oluşum çalışmalarına katkı verdiğini söyledi.

YENİ YILDA YENİ PARTİ
“Onlar bizlerin, bizler onların toplantılarına katılıyorduk. Yeni yılın ilk aylarından İçişleri Bakanlığı’na ‘merhaba biz geldik’ diyebiliriz..”

GENEL BAŞKAN KİM OLACAK?
“Genel başkan henüz belli değil.. Ama bir kollektif yönetimin olacağı, sorumluluğun kollektif paylaşılacağı bir durum şimdiden gözüküyor”
 

SARIGÜL’LE BAĞLANTISI YOK
Balkız yürütülen yeni siyasi oluşum çalışmalarının Mustafa Sarıgül’den bağımsız olduğunu vurguladı ve şunları söyledi:

“TDH ile yollarımızın kesişmesi söz konusu değildir.. Diğer yandan CHP de sol kimliğini kaybetti. Artık onların sol bir parti olmadığını biz biliyoruz, Aleviler de biliyor.

Sarıgül hareketi kendinden menkul bir hareket. Tabanı olmayan, heyecana ve şova dayalı bir hareket. ‘Fethullah Gülen solculuğu’ Türkiye’nin problemlerine derman bulunmaz..”

URAS DA PARTİYE DESTEK VERİYOR
CNN Türk’ün haberine göre ise “Alevi partisine” Ufuk Uras da destek veriyor. Ancak Uras’ın partinin lideri olması pek mümkün gözükmüyor.. Kanalın haberinde Alevi Bektaşi Federasyonu’nun önderliğinde oluşturulacak siyasi parti kurulduktan sonra herkesi davet eden bir söylem içinde olacak.
haber3.com
******************
Milliyetin çok açık niteliklerinden biri "dil" dir.Türk Milletindenim  diyen insan,her  şeyden önce ve mutlaka Türkçe  konuşmalıdır.
Türkçe konuşmayan bir insan Türk düşüncesine bağlı olduğunu iddia ederse,buna  inanmak doğru olmaz.
                                                                     
                                                                                                                     Mustafa Kemal ATATÜRK
(Önder Mehmet , Atatürk'ün Yurt Gezileri.T.İş Bankası Kültür Yayınları , Ankara , 1998 , s.8 )

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ali Balkız ve Mustafa Sarıgül'le Türkiyede Parti Enflasyonu Dönemi
« Yanıtla #4 : Aralık 02, 2009, 02:01:27 ÖÖ »
Ali Balkız ve Mustafa Sarıgül'le Türkiyede Parti Enflasyonu Dönemi

Ali Görgün

Son dönemin asiri gündem yogunlugu arasinda yeni parti kuruluslari ile dolduruyor.acilimlar acila dursun,Acilim hevesli bir cok parti kuruldu.
Olanlarin hic birine gigi cikmayan parti kurunca bagiracagini ve birilerinin duyacagini saniyor.Ama kendileri kimseyi duymuyor.
Ve Görmüyor.
Bunlar icinde sol adina söylemleri ile öne cikan M.Sarigül ve Ali A.Balkiz ( Alevi Bektasi Federasyonu Baskani) ve Ü.Cevizoglun un DSHP si hepsi salon toplantilarindan bu güne geldiklerini söyleselerde firtina yeni basliyor.

Nedenmi: Kisadan ,i.Dogan in kurdugu Baris Partisi ne oldu..?
U.Uras ÖDP de neden tutunamadi. Aralarina yapistirici gibi giren yillarin SHP.si DSP si Siyasetin neresinde kaldi.

M.Sarigül'ün yoklamadigi parti kaldimi bilmiyorum.
Neymis, Sosyal demokratmis. Nerde mechul. Normali salon kiralama agasi desek daha iyi olur.

Ertugrul Günay'in Talebesi.
Bildigim kurulmus her sol yada sosaldemokrat Partiye gitmis Kabrislerini yenememis,yeni olusumlarda medet umar olmus bulundugu Kurumlarida yipratan bir kisilik haline gelmistir.

Bunlardan sol yada Devrimcilik adina ne cikar saniyorsunuz.Solu tarif et desek bunlardan kaci tarif edebilir ve durusve programlari sol mu olacak saniyorsunuz.
Sol veya Devrimcilik; Emek sermaye celiskisinde emegin emekcinin yaninda olmak, Bunlari Maksizm vesosyalizm teorileri ile Türkiyeye uyarlamak oldugunu biliyormu saniyorsunuz.

Bunlardan bu güne kadar böyle bir laf duyan oldumu.?
Direksiyon solcusu bunlar.
Digeri.
Emperyalzm ve kapitalizm talan ve yagmaciligina karsi durmak.Bunlarin hayatinda böyle bir izler varmidir.Varsa nerde..?

Bir parti idolojik ve siyasi birlikten dogar.
Bunlarin idoloji ve siyasetleri yok ki partisi olsun.Bunlar Internet partisi, ; kes yapistir Parti olsun...

Bütünlük görüs ister ,fikir ister,siysi cizgi ve ilke ister.
Parti kurmak herkesin hakki karsi olmak ne haddimize,Biz yalniz Carsambanin gelisinden Persembe yi hesabliyoruz.

Herkese kolay gelsin.
Bunlar ayda yasamadiklari halde nicin böyle bir girisimde bulunuyor Türkiyede iktidar olmak icin mi..? Hadi canim sende.

O zaman nicin: Memleketi cok seviyorlar ondan.Hayatlari politika olmus bunu meclise tasiyacaklar. O zaman bizde reklam gibi olacak bes N bir K yapistiralim bunlarin anlina siz hata yapmazsaniz sonuc dogru cikacaktir.Bunca deneyimi tepenler bu Halktan ne isteyebilirlergörelim.

Bu bes yargi sorusunun sonundan baslayalim
1-K si Kim?yada Kimler, bu isimler belli oranda biliniyor.Yukarda yazdik
2. N. Ne de ortada guya Parti. Internet yazimi gibi bir sey, kes yapistir bütüne ulas.yada bürosu var kendi yok. Idoloji yok.sempatizan araniyor. Program yolda.
3.N Nicin:Türkiyenin sorunlarina cözüm mü üretecekler,her hangi bir konuda söyledikleri yada yaptiklari hafizamizda,Bir eylemi varmi.? En azindan Türkan Saylan kadar olabilmismidirler..?Hayir. Bunlar kendi sorunlarini karara baglayana kadar ,ati alan üsküdari gecer, Bunlar toplan dagil patisi kurarlar.? allah ömür versin...Rahmetli cok genc gitti..
4- Nasil: Sen surdan ben burdan azami ihtiyac,azami tolerans ,Kuranlar biraz katki gerisi sarozdan.A.Balkiz alevi celiskilerini iktidarlami cözecek bilmiyoruz,cem vakfini ne yapacak? AADF (Avrupa Alevi Dernekleri Federasyonu) ile birlikte hareket edebilecekmi..? Sanmam.

Yalniz Alevi partisimi olacak..
Ufuk mezhep mi degistirecek? Nasil sor sor bitmiyor. Nicin kendileri ve yaptiklarinin Türkiye ile alakasi yokta ondan.

U.Uras DTP ye kardes partimi kuruyor.? Nasil yani..? icinde bulundugu olusumu ÖDP yi tepele hice say, Ayril tepede yer ara...?ilkesizligin ve Oportonizmin daniskasi.

Belediye Baskanligi ni memleket meselesi ile karistiranlar, Yada muhtarligi ciflik olarak görenler nasil olurda Basbakan olacaklar. Halk beni seviyor. Tamam desek, sen halki seviyormusun.?Ara sira der herhalde.

5-Nerde; Bu kurulacak bu partiler nerede kime hizmet edecekler,ne zaman.? Türkiye mi diye sorasi geliyor insanin.. olanlara Ne yaptilar ki,Olacaklara ne yapacaklar.?

Agaci görüp Ormani göremiyorlar. Iktidar ve isbirlikci hirsidir bu. Resmen aday olanlar var.
Cünkü bunlar Türkiye'nin ve Halkin cikarlarini savunduklarini ,ellerini tasin altina koyduklarini duyan gören yok.

Tayyip ve ekibi Türkiye'yi Kibris'i Pazara koymus Yetisen aliyor,Sivil diktatörlük uyguluyor,bunlarda güllük gülistanlik.Bunlar piyasada yok. AKP varken bu Partiler niye.
AKP ye katilsinlar olsun bitsin. Ya da DTP ye.

Aciklamalarindan biliyoruz bunlarin ülkesi yok.Ilkesi yok.Ülkesi olmayanin partisi nereye hizmet verecek belli degil. Ülkesinin cikarini görmeyen yada göremeyenlerin siyasette ne isi olabilir. Olsa olsa kendi cikarlari olur. Kimisi esbaskanliga aday, kimisi bulundugu konumu hayatta birdaha göremez, bunu degerlendirmek istiyor,guya kitle önderi ya.. Fikir Toplama olunca icraat siparis olur.
Bu konuda da Akp'de var. Nicin Bunlar.

O zaman nicin pareti kuruyorlar..?
Bildiler ki Tayyip ve Takimi halkin nezlinde bitti bitiyor ya, Söyle yada Böyle Pastadan pay kapmak, Yetisen aliyor. Hem de CHP ye ders vereceklermis. Ne zaman:

Köprüden gecerken, firsat varken.Firsatcilik derler buna.Bu olaylardan ders almayanlar yok degil,
Dereden gecerken At degistirilmez..Bunu yaparsan avi kacirir basina is acarsin.Islanirsin Zarar verirsin.
Hazimet kacinilmaz olur.Zararin herkese olur. Bunu yapanlar iyi seyler yapacak olsalar önce burasini düsünürler. Bunlar dalgakiran rölünü oynuyorlar,bu biline. Pireye kizip yorgani yakiyorlar. DBaykaldan dolayi.
Bu Türkiye ye zarar veriyor.Sizlere acimam Haydan gelen huya gider.
Bu cagriyi ulusal cikarlarimiz ugruna yapiyorum.

Milli Birlik Hükümeti kurulmalidir.
Isbirlikci Tayyibi ve Gülü kurtarmak degil ,yüce divana sevketmelidir.
ABD -AB nin isbirlikciligine karsi durmalidir.

Türkiyenin Birligine Hizmet etmelidir.
ABD ve AB ile iliskilerini kesmelidir. Teröre Bölücülüge Karsi durmalidir.
Toprak Agalina son vermelidir.

Ulusal degerlerimize ancak böyle sahip cikilabilir. Gerisi yalandir.
Bunlar bu yükün altindan kalkamazlar. Hüsran olur,kötü olur.
Zamanlamasi da yanlistir. Zaman bölük pörcük partiler degil,
Birlik ve beraberlik zamanidir. Tüm ulusal gücler birlesmelidir.
Bu tür cikislar böl parcala yut politikasinin yutturmacalaridir. Akp nin oyunudur,AB ve ABD nin tertiplerindendir.
Teribe alet olanlar büyük sorumluluk altina girerler.
Halk bunu untmaz. Hesabini sorar.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Sarıgül’ün Yükselişi Partisi, Bir Ayet ve Sorular!
« Yanıtla #5 : Aralık 04, 2009, 04:41:24 ÖS »
Sarıgül’ün Yükselişi Partisi, Bir Ayet ve Sorular!
 
Aytun Çıray
aytunciray@turktime.com   
 
“Tıpkı sizden öncekiler gibi. Onlar kuvvetçe sizden daha zorlu, mallar ve çocuklar bakımından daha zengindiler. Kendi nasipleriyle zevk sürdüler. Siz de kendi payınıza düşenle zevk sürdünüz. Tıpkı sizden öncekilerin kendi nasipleriyle zevklendikleri gibi. Tıpkı onların dalıp gittiği gibi siz de dalıp gittiniz. İşte böylelerinin amelleri dünyada da âhirette de boşa çıkmıştır. İşte böyleleri hüsrana batmıştır.(Tevbe,69/Y.N. Öztürk meali)
***
Talât Atilla’nın son yazısını okuyunca aklıma yukarıdaki ayet geldi...

Atilla’nın yazısına göre Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden birinin başkanı olan Mustafa Sarıgül, sonu benzemesin Cem Uzanvari bir operasyon başlatmış.

Anlaşılan, uzun zamandır yaptığı partileşme çalışmalarında seçime girecek şekilde örgütlenemeyeceğini anlayınca, seçime girme hakkı olan Halkın Yükselişi Partisi’ni almaya karar vermiş.

Bana sorarsanız almış.

Çünkü yine Atilla’nın yazdığına ve benim de doğrulattığıma göre..

“Şişli Belediyesi’ne ait Kentyol A.Ş.’de çalışan Necmi Hayal, eski Kumburgaz Belediye Başkanı Dr. Hüseyin Çorbacıoğlu ve Kentyol A.Ş.’de çalışan eski Durusu Belediye Başkanı Engin Akman şu anda HYP’nin Genel Başkan Yardımcılığına getirilmişler.”

Hem de...
“Sarıgül’e yakın bu üç isim Yaşar Nuri Öztürk’ün bilgisi dahilinde partiye alınmışlar.”
***
Nitekim Öztürk’ün sağ kolu olduğunu bildiğim HYP’nin şimdiki Başkanı Önder Aysoy’u arayıp olan biteni sorduğumda...

“Spekülâsyon” dedi ama...

Haberi yalanlamaya yanaşmadı.

Zaten kendisi -Sarıgül’ün hafta sonu miting yapacağı- Bursa’da olduğu için “Atilla’nın yazısını” tam olarak okuyamadığını söyledi!!
***
Mustafa Sarıgül’ün partileşme süreci o kadar çok sorunun sorulmasını akla getiriyor ki...

Bunlardan birini geçenlerde bir siyasi partinin Genel Başkanı soruverdi:

“Bir miting yapmak örgütlü bir parti için bile ciddi bir harcamaya neden olurken, Sarıgül bu parayı nereden buluyor?”

Tabii ben işin bu yanını bilemem...

Bu konu eninde sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun alanına girer.

Benim merak ettiğim başka.
***
Benim merak ettiğim şey, Türkiye’nin en borçlu ilk üç belediyesinden birinin Başkanı kazanamayacağını bile bile neden parti kurar?

Hakkında bu kadar iddia olmasına karşın neden soruşturmaya maruz kalmaz?

Onun kuracağı parti, birkaç puan alsa kime yarayacak?
Türkiye bir büyükşehir belediye başkanından kurtulmaya çalışırken...

Neden Şişli Belediye Başkanı’nı seçsin?

Ex eşi “Sarıgül mağduru oynuyor” derken neyi kast etti?

Eminim merakıma mucip bu soruların cevapları olumlu veya olumsuz aydınlanacaktır.

Fakat bir başka şeyi daha merak ediyorum ben...

TV’lerde Erdoğan’a verip veriştiren...

Hülya Avşar’ın programını “Başbakan’a yağcılık yaptığı” iddiası ile terkeden Yaşar Nuri Öztürk, nasıl oluyor da AKP’ye böyle bir kıyak çekiyor?

Öyle ya; Sarıgül’ün kuracağı parti en çok Erdoğan’ın partisine yarayacak.

Ve yukarıdaki ayet geliyor aklıma.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Sarıgül, Yaşar Nuri Hoca'nın Partisini 3 Arkadaşıyla Teslim Aldı!
« Yanıtla #6 : Aralık 04, 2009, 04:46:30 ÖS »
Sarıgül, Yaşar Nuri Hoca'nın Partisini 3 Arkadaşıyla Teslim Aldı!

Talat Atilla
talatatilla@turktime.com

Mustafa Sarıgül gökkuşağı gibi renkli bir kimlik…
 
İddialı, hırslı, tecrübesiz ve hangi partiye geçtiğini takip etmekten yorulduğumuz bir imaj adamı…
 
(Şimdilik ve sayabildiğimiz kadarıyla ; CHP, YTP, DSP ve Değişim Hareketi)
 
İyi görüntü veren bir manken, rolünü ezberlemiş yetenekli bir aktör.
 
5 yıl boyunca Şişli hududundaki Migros yolu kaldırımlarını seçimlere 2 hafta kala yapan bir iletişim dehası…
 
Piyasaya çıkan her kitabın yalnızca arka sayfa özetini okuyan bir entelektüeli hatırlatıyor bana.
 
Bilmekten çok, biliyormuş gibi yapan bir aydın (!)
 
CHP liderliğine oynarken çok yaklaştığı koltuğu kaçırmasını halen unutamadı!
 
Bir partide, hatta, CHP’de liderliği hak etmediğini söylemek insafsızlık olur belki ama kaçamak ve öfkeli bakışlarıyla Türk seçmeninin güvenini hak etmediği de açık…

Kilise, Havra, Cami, Cem Evi...
 
Sağ, sol, kuzey ve güneyin adalet dağıtan şerifi rolünü iyi oynadığına şüphe yok…
 
Sarıgül’ü beraber okuduğu liseli arkadaşları şöyle tanımlıyor, “İyi ve yardımseverdir. Hava atmayı ve farklı görünmeyi sever…”
 
İyi ve yardımsever olması hoş ama hava atma ve farklı görünme merakına zoom yapmak sanırım faydalı olacak…
 
Sarıgül, Şişli’deki bir sokağın kaldırımlarının genişletilmesini sokak sakinlerinin oyuna sunacak kadar demokrat, bu büyük icraatını (!) saatlerce tüm televizyonlardan verdirecek kadar da mütevazi (!) bir siyasetçidir…
 
Sarıgül’den televizyonunuzu kapatarak kurtulamazsınız!
 
0, her yerdedir!
 
Nerede bir açılış ya da tören görse soluğu orada alır, nerede iki kişi fotoğraf çekiliyorsa üçüncüsü Sarıgül’dür!
 
Aylin Sarıgül, “Sarıgül mağduru oynuyor!...”
 
Hürriyet’te CHP’yi nasıl kurtaracağını anlatırken, Yeni Şafak’ta hac ibadetinden aldığı lezzeti, Cumhuriyet’te Atatürk ilkelerini, Alem Dergisi’nde Koç’la çak yaparken rastlamanız kuvvetle muhtemeldir diyemeyeceğim, kesindir…
 
Nikahları genellikle şu ritüelle gerçekleştirir.
 
Şampanyaları onuncu yıl marşı eşliğinde açtırır ve, “Atatürkçü çocuklar yetiştirirsiniz inşallah…” der.

Baykal’a gerilim vermeyi beceren, Türkiye’ye, “Acaba?” dedirtmeyi başaran Sarıgül en ölümcül yumruğu eski eşi İnternethaber yazarı Aylin Sarıgül’den aldı.
 
Aylin Hanım aynen şu sözleri söyledi, “Sarıgül hala mağduru oynuyor!..”
 
Tüm bunlara rağmen iki noktada Sarıgül’ün hakkını teslim etmek vicdan borcum.
 
Sarıgül’ün hareketine bulduğu isim muhteşem. Türkiye ‘Değişim’ Hareketi.
 
İnsanı, kültürü, felsefesi, ideolojileri, sosyolojik genleri değişmiş bir Türkiye için bundan daha güzel bir isim bulunamazdı.
 
İkinci takdirim işine gösterdiği özen…
 
Turktime’da, “Sarıgül, 400 araba konvoyu ile Türkiye turunda “ diye başlık atmıştık.
 
Beni aradı ve aynen şu sözleri kullandı, “Talat bey, öncelikle yaptığınız haber için teşekkür ederim ama haberinizde bir eksiklik var. Biz 400 araçla değil, 600 araçla yola çıktık…”
 
Sarıgül işte böyle bir lider.
 
Şişli’nin 1 numarası Sarıgül’ün, Türkiye’nin 1 numarası olma yolundaki serüveni ilginç bir kavşağa girdi.
 
Bu kavşakta kırmızı ve sarı yok, yalnızca yeşil var!
 
Abarttığımı düşünüyorsanız; buyurun o zaman!

Yaşar Nuri Hoca’nın Partisini ele Geçiriyor!
 
Bir süredir DP’ye geçeceği söylenen Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün kurduğu Halkın Yükselişi Parti’si rota değiştiriyor.
 
Öztürk, kısa süre önce Habertürk’de yazmaya ve asıl işine adayacağını söyleyerek Genel Başkanlık görevini bırakmıştı.
 
Habertürk yönetimi, Yaşar Nuri Öztürk’le, “Kişisel kızgınlıklarını gazete ve televizyona yansıttığı” gerekçeleriyle yollarını ayırdı.
 
Bu gelişmeler üzerine Öztürk, DP’ye iltihak çalışmaları başlattı.
 
DP’ye iltihak çalışmaları tam olgunlaşma aşamasına girerken çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.
 
Öztürk, direksiyonu Sarıgül cephesine kırdı.
 
Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre HYP yöneticileri ve Sarıgül birleşme pazarlığına oturdular.
 
Kamuoyunun gözünden kaçan çok önemli bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum;
 
Sarıgül, 3 arkadaşını HYP’nin Başına Geçirdi!
 
Mustafa Sarıgül’ün Şişli Belediye’sine ait Kentyol A.Ş.’de maaşlı olarak çalışan üç arkadaşı birden HYP Genel Başkan Yardımcılıklarına seçildiler.
 
Necmi Hayal, Hüseyin Çorbacıoğlu ve Engin Akman.
 
Şişli Belediyesi’ne ait Kentyol A.Ş.’de çalışan Necmi Hayal, eski Kumburgaz Belediye Başkanı Dr. Hüseyin Çorbacıoğlu ve Kentyol A.Ş.’de çalışan eski Durusu Belediye Başkanı Engin Akman…
 
Engin Akman’ın başka bir özelliği de, DSP’ye Mustafa Sarıgül ile birlikte geçmeleri.
 
Sarıgül’e yakın bu üç isim Yaşar Nuri Öztürk’ün bilgisi dahilinde partiye alındılar.
 
Yani;
 
Şu anda Yaşar Nuri Öztürk’ün partisi HYP’nin üç genel başkan yardımcısı, Mustafa Sarıgül’ün yakın arkadaşı ve başkanlığını yaptığı Şişli Belediyesine ait Kentyol A.Ş.’nin eski çalışanları!
 
Mustafa Sarıgül’ün seçimlere girme hakkı elde etmiş bir partiyi “almaya” kalkışması, geçmişte Cem Uzan’ın siyasi taktiğini hatırlattı.
 
Bir zamanlar Cem Uzan’da, ülke çapında teşkilâtlanmanın zorluğunu bildiğinden, Hasan Celâl Güzel’in partisini alarak, adını Genç Parti yapmış ve seçimlere öyle girmişti.
 
Sarıgül cephesindeki rutin dışı işler ve gelişmeler oluyor!
 
Türkiye’nin haberi olsun istedim!

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
MUSTAFA SARIGÜL KİMİN HİMAYESİNDE?/NED,Soros,CFR,...
« Yanıtla #7 : Aralık 04, 2009, 04:56:15 ÖS »
MUSTAFA SARIGÜL KİMİN HİMAYESİNDE?

İstanbul Bilgi Üniversitesi (IBU) hakkında bir yorum:
Sonuna kadar okuyun lütfen; çok ilginç bir ilişkiler ağı.

Soru : Kemal Derviş, DSP lideri Ecevit tarafından Türkiye'ye ilk davet edildiğinde kimin evinde kalmıştı ? En yakın ilişki içinde olduğu kişi kimdi?
Yanıt : Asaf Savaş Akat!..

Soru : Başka ?
Yanıt : Hurşit Güneş;...

Soru : Asaf Savaş Akat, hangi üniversitenin eski rektörlerindendir?Halen hangi üniversitenin Mütevelli Heyeti üyesidir? Ve şu anda da orada öğretim üyesidir ?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI. ..

Soru : Asaf Savaş Akat hangi gazetede yazmaktadır?
Yanıt : VATAN gazetesi..

Soru : Vatan gazetesinin sahibi kimdir ?
Yanıt : Zafer
Mutlu...

Soru : Zafer Mutlu hangi üniversitenin Mütevelli H eyeti üyesidir?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI. ..

Soru : Mustafa Sarıgül hangi üniversitenin Mütevelli Heyeti üyesidir ?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI. ..

Soru : Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Oğuz Özerdem, başka hangi "sivil" toplum örgütünün (!) yönetiminde görevlidir ?
Yanıt :AÇIK TOPLUM ENSTITÜSÜ...

Soru :Açık Toplum Enstitüsü'nün arkasında kim vardır ?
Yanıt : George SOROS

Soru : Soros Türkiye'ye geldiğinde hangi üniversitede konferans vermişti ?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI

Soru : Soros'un desteklediği ve bağlantılı olduğu Ünivesite hangi Üniversitedir?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI

Soru : George Soros ve Açık toplum Üniversitesi Türkiye'de nereye maddi destek
sağlar?
Yanıt : Bilgi Universitesi, Sabancı Üniversitesi, TESEV.

Soru :George Soros ve Açık Toplum Universitesi başka nereye yardım sağlar?
Yanıt : Kadın Derneklerine (Uçan Süpürge, Kadın Girişimciler Derneği,Kadın Yurt taş; gibi), sözde Demokrasi derneklerine.

Soru :TESEV (Türkiye ve Ekonomik ve Sosyal Etudler Vakfı;) yurtdışında başka hangi kurumlarla ilişki içindedir?
Yanıt : CFR (Council on Foreign Relations), Bilderberg ve Trilateral Komisyon.

Soru : Nerden biliyorsunuz CFR ilişkisini?
Yanıt : Çünkü CFR Uyeleri 2003 Temmuz ayında TESEV'e gelip, MGK'nin TSK etkisinden arındırılması ve MGK ile TSK'nın zayıflatılması için TESEV'de toplantı
yapmışlardır.

Soru :Kimlerle?
Yanıt : TESEV başkanı Can Peker, Cengiz Çandar ve diğer Amerikancı başka vakıf üyeleriyle.

Soru : Sonra ne olmuştur?
Yanıt : MGK etkisizleştirilmiş ; ve TSK'ya karşı bir psikolojik savaş zinciri başlamıştır.

Soru : Siz paranoyak mısınız?
Yanıt : Hayır, gazeteleri ve çıkan kitapları takip ediyorum.

Soru :Bilderberg ve CFR nereye bağlıdır?
Yanıt : Amerikan National Security Council'a,ya da ABD Derin Devletine. Tüm CIA ve istihbarat örgütle ri yöneticileri CFR üyesidir.

Soru :Yok canım,abarttınız!
Yanıt : Sadece soruları yanıtlıyorum.

Soru :Peki Soros'la bağlantılı başka vakıflar var mıdır?
Yanıt : Neden olmasın. Democracy Project isimli Sivil Demokrasi Projesinin finansörü NATIONAL ENDOWMENT FOR DEMOCRACY (NED), ki demokrasilerin içindeki bir truva atıdır, bu ilişkileri ve projeleri finansal olarak desteklemektedir.

Soru :Aklım karıştı, şu TESEV'in İNSAN HAKLARI raporunu ve Liberal Düşünce
Topluluğunun yaptığı TSK aleyhindeki anketi de NED finanse etmemiş miydi?
Yanıt : Evet. Tam üstüne bastınız. TSK aleyhindeki her hareketin finansörü NED'dir, kendi demokrasilerine göre TSK işlerini bozuyor ya!
Liberal Düşünce Topluluğu ve TESEV tamamen Amerikan Vakıfları gibi çalışmaktadır ve SOROS VAKFI VE AÇIK TOPLUM ENSTITÜSÜ VAKFI ile ilişkilidir.

Soru :Sorosun AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ, TÜSIAD, TÜSEV, AÇEV, Uluslarası Basın
Derneği vb. Sivil Örü mcek Kuruluşları da desteklemiyor mu?
Yanıt : Evet. Bu kadar da değil. Tablo çok daha büyük. Türkiye içinde NED'in ve SOROS'un artık devlet içinde devlet olduğunu söyleyebiliriz.

Soru :Yani Mustafa Sarigül Amerikan Vakıfları ve istihbarat yapılanmaları tarafından mı destekleniyor?
Yanıt : Bravo, BILGI Üniversitesi de bu eylemler için merkez Üniversite.

Soru : Mustafa Sarıgül, Şişli Belediye Başkanı seçildikten sonra eski Şişli Belediye Başkanı (ve tabii yine Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi !) kanun kaçağı Gülay (Atığ) Aslıtürk zamanında yapılan Bilgi Üniversitesi ile ilgili usulsüzlüklerin üzerine gitmiş midir ?
Yanıt :Gitmiştir canım, niye gitmesin !..

Soru :Â Â Hurşit Güneş'in öncülerinden olduğu Yeniden CHP Hareketi Kemal Derviş'i ve Mustafa Sarıgül'ü destekliyor mu?
Yanıt : Buna şüphe var mı ?

Soru : Yeniden CHP Hareketi'nin çıkardığı derginin adı nedir ?
Yanıt : AÇILIM...

Soru : Taner Berksoy, Serhat Güvenç, Erol Katırcıoğlu, Ayhan Kaya, Şule Kut, Pınar Uyan, Boğaç Erozan gibi AÇILIM dergisi yazı kurulu üyeleri hangi üniversitede öğretim üyesidirler?
Yanıt : BILGI ÜNIVERSITESI. ..

Soru : BILGI ÜNIVERSITESI aslinda bir Amerikan Üniversitesi mi acaba?
Yanıt : GÜNAYDIN!

Dr. Ahmet N. İMRE
GSM: +90-5x4-XX-XX 65
NOT:Ulaşma imkanımız olur da izin alabilirsek telefon nosunu tamamen yayınlarız.
**************
Mustafa Sarıgül denilen şahıs BATMAN'da geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmasında KÜRTÇE SEÇMELİ DERS OLSUN diyendir.
Erzincan'dan İstanbul'a geldiği günlerde sırtında sadece ceketi olan bir adamdı.Biraz da bu mu bellesin ...mızı?
N.ATAOĞLU
-----------
TAYYİP ERDOĞAN'A GÖNDERİLEN CFR PLANI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=355.0
------------
Yahudi mafyasi ADL basbakana reddemeyecegi bir teklif yapmis.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1394.0
-------------
Derindevletler içinde GİZLİ YAPILANMA
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=664.0
----------
MASALLAR DİYARI,İLLUMİNATİ GERÇEĞİ/Tapınak Şövalyeleri
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=670.0
---------
RAND CORPORATİON RAPORU VE ABD'NİN ILIMLI AĞI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=547.0
-------
Türkiye Yugoslavya olmasın diyorsanız.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=329.0
------------
BÖLÜNMEDE NAKŞİLERİN ROLÜ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=330.0
---------------
GÜLEN LORDLAR KAMARASINDA
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=489.0
-----------
SAİD-İ NURSİ:İNGİLİZ İSTİHBATARININ NURCULUĞU KURMASI-1
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1507.0
-----
ÇOK GİZLİ:1961 TARİHLİ NATO BELGESİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=333.0
----------
RAHİP FRU,ROBERT FREW İNGİLİZ AJANI-1/SAİD MOLLA İLİŞKİSİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1504.0
----------
RAHİP FRU,ROBERT FREW İNGİLİZ AJANI-2/SAİD MOLLA İLİŞKİSİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1503.0
-----------
Atatürk ve Kürtler.(ÖZEL DOSYA-1)
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1526.0
--------------
ANADOLU MANYETİZMASI TÜRKLERİ APTAL MI YAPIYOR?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2224.0