Gönderen Konu: 10 yılda ekonomi: Neo-liberal dönüşümün iktisadi bilançosu  (Okunma sayısı 1606 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
10 yılda ekonomi: Neo-liberal dönüşümün iktisadi bilançosu



AKP iktidarı 10. yılını doldururken, Türkiye'nin 12 Eylül ile birlikte girdiği neoliberal iktisadi dönüşüm de ekonominin tüm noktalarına nüfuz ederek mantıksal sonuçlarına ulaştı. AKP iktidarı özelleştirme ve piyasalaşma ile birlikte kurulurken, işsizlikteki artış ve yoksullaşma dikkat çekici unsurlardı.

Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 34 oy alarak tek başına iktidara gelen ve 2007 ile 2011 genel seçimlerinde oylarını arttıran AKP, bugün onuncu yılını tamamlamış oldu. AKP iktidara geliş süreci itibarıyla iktisadi, siyasi, sınıfsal, bölgesel ve uluslararası dinamiklerin bir araya geldiği özel bir konjonktürün ürünü olarak değerlendiriliyor.
 
“Milli görüş gömleğini” çıkaran AKP kendini siyaset bilimi literatürüne getirdiği “muhafazakâr demokrasi” kavramıyla ifade etti. Buna göre, AKP temel hedefini “toplumda derin kökleri bulunan yerel değerleri muhafazakâr gelenekle” yeniden üretmek olarak tanımlandı.

AKP’yi “biricikleştiren” temel unsurun, tarihsel olarak AKP’nin varlığının ülkede 1980’li yıllarda Özal iktidarı ile başlayan ancak 1990’lı yıllarda yavaşlayan neo-liberal dönüşüm ile emperyalizmin Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme projesi ile üst üste gelmesi olduğu söylenebilir. Bu özgün durum 2000’li yıllarda, çok geniş bir yelpazede kurulan yeni bir ittifak ilişkisinin AKP’de cisimleşmesine yol açtı.

Türkiye siyasal tarihinde ilk kez İstanbul merkezli geleneksel sermaye ve onun temsilcisi TÜSİAD ve liberaller yanı sıra Anadolu sermayesi ve onun örgütü MÜSİAD, TUSKON, Gülen ve Nakşibendî cemaatleri gibi irili ufaklı birçok cemaat AKP tarafından temsil edilirken, aynı AKP hem küresel sermayenin hem de Petro-dolar zengini Arap sermayesinin de desteğini arkasına alabildi.
 
AKP= neo-liberalizm + İslam
Söz konusu neo-liberal dönüşüm siyasi bir özne olarak AKP’nin ideolojik dönüşümüyle çakışmış, böylelikle AKP’nin ekonomiyi, siyaseti, toplumu ve tabi ki dini yeniden tanımlayıp kendini dünya ölçeğindeki değişimle uyumlu olarak tekrardan var etmesine olanak sağlamıştır. Bu nedenledir ki AKP’nin sadece din daha özelde İslam ile demokrasiyi değil, aynı zamanda İslam ile neo-liberalizmi bir araya getirdiğinin altını çizmek gerekir.
 
En genel ifadesiyle neo-liberalizm, içinden geçtiğimiz dönemde krizde olduğunu hatırlatmakla beraber dünya tarihinin son otuz yılına damgasını vuran, sermaye birikiminin önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılmasına ve ülke ekonomilerinin küresel piyasa ile mali ve ticari serbestleşme temelinde yeni bir entegrasyona tabi olması ve ülkelerin hukuki ve siyasi yapılarını buna uygun olarak yeniden inşa etmesine dayanır.
 
Otoriter devlet yapısının devamı olan AKP iktidarı neo-liberal dönüşümün öncüsü
 Bu bağlamda neo-liberal politikaların tüm kurum ve kurallarıyla hayata geçirilmesi hegemonik iktidar bloğunu temsil eden AKP iktidarının temel misyonu olarak nitelendirilebilir.

İslami restorasyonun öncüsü olan AKP hükümeti, bir kopuştan çok sürekliliğe dayanan baskıcı devlet yapısı ile otoriter popülizm anlayışını İslamcı-muhafazakâr bir model üzerinden yeniden kurgulayan bir iktidar pratiğine sahip. Bu çerçevede 24 Ocak kararlarıyla Turgut Özal öncülüğünde başlayan ancak 1990’larda sekteye uğrayan neo-liberal dönüşüm AKP’li yıllarda ciddi bir ivme kazandı.
 
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gücünü mali sermayeden alan neo-liberal dönüşümün ekonomik krizlerden beslenerek önemli bir ivme kazandığı görülür. 2001 finansal krizinin ardından "kurtarıcı" olarak Amerika'dan gönderilen Kemal Derviş öncülüğünde “15 günde 15 yasa” çıkarılarak IMF ve Dünya Bankası’nın ülke ekonomisinin iplerini eline alma süreci, AKP iktidarıyla hız kazandı. AKP eliyle devam ettirilen neo-liberal kurumsallaşma sürecinde başta eğitim, sağlık olmak üzere birçok alanın piyasaya açılması, bir “yük” olarak tanımlanan kamu kaynaklarının hızla elden çıkarılması, emeğin kazanımlarının bir bir tasfiye edilmesi gerçekleştirildi.
 
AKP iktidarının ilk 5 yılı
 AKP hükümetleri Kemal Derviş’in öncülüğünde ve IMF direktifleriyle hazırlanan ekonomi politikalarını otoriter devlet anlayışına yaslanarak harfiyen uyguladı. AKP, 2002-2007 yılları arasını kapsayan ilk beş yıl boyunca dünya ekonomisindeki olumlu havayı arkasına alarak 2001 krizinin etkisiyle yıkıma uğramış olan ülkede belirli bir çıkış elde etmesi şaşırtıcı olmadı. 1995 yılında olduğu gibi 2001 krizinin ardından toparlanma yüksek büyüme hızlarıyla sonuçlandı.
 
Kriz sonrası toparlanma özellikle milli gelir artışı ile başladı. 2001 krizi sonrasında hem sermaye hareketleri hem de dış talep bakımından hareketlenen dünya ekonomisi Türkiye’deki büyüme hızını da yukarıya çekti. Buna göre 1998-2002 yılları arasında ortalama -0,5 olan büyüme hızı, 2003-2007 yılları arasında ortalama yüzde 7 olarak gerçekleşmişti. AKP’li yıllardaki yüksek büyüme hızları, neredeyse her yıl kesintisiz olarak artan dış kaynak hareketleri ile bağlantılı oldu. AKP iktidarında özellikle ilk yıllarda çok önemli bir yer sahip olan sıcak para girişlerinin 2007 yılı sonunda 108 milyar dolara ulaştığı ifade ediliyor. 2005’te yabancı kökenli net sermaye girişlerinin yüzde 40’ı sıcak para öğesinden oluşur.
 
Dolaysız yabancı sermaye yatırımları (DYY) da hızla artmış, 2005’te 10 milyar dolar, 2006’da 20, 2007’de 22 milyar dolara ulaşmıştı. İktisadi büyümeye karşılık AKP’nin ilk yıllarında 116 milyar dolara ulaşarak ekonominin kırılgan öğesi olarak ortaya çıktı. Dış borçlardaki hızlı artış ise bir başka dikkat çekici öğe olarak karşımıza çıkıyor. 2002 yılında Türkiye’nin dış borç stoku 130 milyar dolarken bu rakam AKP iktidarının ilk beş yılında 247 milyar dolara ulaşmıştı.

Özel sektörün dış borçlarının toplam içindeki payı sürekli olarak yükselerek 2008’in ortalarında 200 milyar dolara yükseldi. Ekim 2008-Ekim 2009 arasında ise sıcak para kaçışları ve dış borç anapara ödemeleri nedeniyle, yabancı sermaye net çıkış göstermiş; bu olgu ekonomiyi bunalıma sürüklemişti. Belli bir büyüme hızı ise, giderek artan oranlarda cari açık yaratmış, 2005 ve 2011’de cari işlem açığının milli gelire oranı yüzde 4,6’dan yüzde 10’a çıkmıştı.
 
Diğer taraftan bölüşüm göstergelerine bakıldığında beş yıllık AKP iktidarı boyunca 2001 krizinin emekçi sınıflar için yarattığı tahribat aşılamamış. Reel ücretler, katma değerde ücret payı, istihdam gibi göstergeler bakıldığında ise emek lehine bir telafinin gerçekleşmediği söylenebilir.
 
2007-2012 krizli yıllar
 2007 yılında baş gösteren kapitalizmin yeni krizinin Türkiye ekonomisinde de yıkıcı etkiler yaratması bekleniyor. Kapitalizmin krizine kadar hızla büyüyen ekonomi, 2008’de durgunlaştı; krizden etkilenerek 2009’da küçüldü. Ardından iki yıllık tekrar hızlı bir büyüme sürecine girmesine karşın 2012’nin ilk altı ayının iktisadi verileri ekonominin yeniden durgunlaştığını ortaya koydu.
 
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, 10 yıllık süreçte ülke ekonomisi en yüksek büyümeyi, yüzde 9,4 ile 2004 yılında yaşadı. 2007'de yüzde 4,7 büyüme gösteren ülke ekonomisinde, küresel krizin etkilerinin hissedilmeye başlandığı 2008'in son çeyreğinde bozulma işaretleri gözlendi ve yıl toplamında büyüme yüzde 0,7'de kaldı. 2009 yılında ekonomideki toplam daralma ise yüzde 4,7 oldu.
 10 yıllık dönemde Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla gelişme hızları, sabit fiyatlarla sektörler bazında incelendiğinde ise şunlar söylenebilir:
 
İnşaat sektörü, 2001 krizinde yüzde 17,4 daralma gösterdikten sonra büyüme sürecine girdi ve dalgalı bir seyir izledi. Sektör, 2002'de yüzde 13,9, büyüyen sektörde, 2009 yılı küçülme oranı yüzde 16,3'ü buldu.
 
Toptan ve perakende ticarette de benzer bir seyir meydana geldi. Bu sektörde de 2001'de yüzde 16,1'lik keskin düşüş gözlendi. 2002'de büyüme trendine giren sektör, yine en yüksek büyüme oranını yüzde 13,8 ile 2004'te kaydetti. 6 yıllık büyümenin ardından bu sektörde de 2008'de yüzde 1,5 daralma gözledi ve daralma oranı 2009 yılı toplamında yüzde 10,4'e ulaştı.
 
İmalatta da seyir, farklılık göstermedi. Sektör, 2001'de yüzde 7,6 küçüldü. 2002'de yüzde 2,9, büyüme kaydeden imalat sektörü, 2009'da yüzde 7,2 daraldı.
 
2008-2009 arasında ise sıcak para kaçışları nedeniyle, yabancı sermaye net çıkış göstermiş; bu olgu ekonominin tıkanmasına yol açtı. 2009 krizi öncesinde, büyüme etkisi yaratan yabancı sermaye girişlerinin yüzde 50-60’ı dış borç yaratan öğelerden oluşuyordu. Kriz sonrasında bu oran tırmanmış; 2012’nin ilk altı ayında yüzde 73’ü aşmış; toplamda 318 milyar dolara ulaşmış oldu. Özel sektörün tasarruf açığını kısa vadeli dış borçlanmayla aşmaya çalışmakta.

Ayrıca sermaye hareketlerinin serbestleşmesi yabancı sermaye girişlerini artıracağı, ulusal tasarruflardaki yetersizliği telâfi edeceği ve böylece sermaye birikimini arttıracağı yönündeki neo-liberal beklenti Türkiye’de gerçekleşmemiş, 1998 ile 2011 arasında sermaye birikim oranı ise yüzde 22,9’dan yüzde 21,7’ye düşmüştür.
 
İslamcı sermayenin AKP ile altın yılları
 Turgut Özal’ın başlattığı neo-liberal dönüşümün 21. yüzyıldaki taşıyıcısı olan İslamcı/muhafazakâr AKP, 10 yıllık iktidarı boyunca burjuvazinin tüm kesimlerini çatısı altında birleştirebilmekle beraber var oluşunun temel dayanaklarından biri olan İslamcı sermayenin daha da güçlenmesine yol açtı.
 
Özal döneminde ilk gelişme ivmesini sağlayan İslamcı sermaye 1990’larda hem işletme ölçekleri hem de sermaye birikimlerini oluşturmaları açısından bir farklılık yaşadı. Özellikle MÜSİAD üyelerinin önemli bir kısmı 1980’lerde Arap finans kurumlarınca fonlanan, Vakıflar Yasası’ndaki değişiklikle kentsel rantlardan daha çok yararlanabilen cemaatlerin oluşturduğu çerçevede şekillendi.

Geleneksel küçük burjuvazi içinden gelip, organize sanayi bölgelerinde sağlanan ayrıcalık ve teşviklerle gelişen KOBİ sahipleriyle, belediyeye iş yapan ticaret ve inşaat sektörü temsilcilerinin bu sermayenin en dinamik unsurları olduğu biliniyor. Ayrıca emek-sermaye ilişkisi içinde değerlendirildiğinde İslamcı sermayenin, sendikal hak ve özgürlükleri devre dışı bırakarak emek maliyetlerini asgari düzeyde tutmayı sağladığı ve kişisel ilişkilere dayalı, otoriter bir ilişki biçimini hâkim kıldığı söylenebilir.
 
1980’lerde görünür hale gelen İslamcı sermaye AKP’li yıllarda ise büyük kâr oranlarıyla ciddi bir gelişme dinamiği yakaladı.
 
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl yayımlanan ve Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunu sıralayan 2009 yılı İSO 500 çalışması, hükümet yandaşı-İslamcı sermayenin çarpıcı biçimde yükselişine tanıklık etti.
 
Listeye 2009’da İslamcı Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) üyelerine ait 31 firma girdi. Dernekten verilen bilgiye göre derneğin ilk kurulduğu yıl olan 1990’da bu sayı 8, 2007’de ise 23 idi.
 
Öte yandan, Fethullah Gülen cemaatinin sermaye kuruluşu Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), 2009 listesinde 45 şirketiyle yer aldı. 2005 yılında kurulan derneğin kısa sürede bu ağırlığa erişmesi, cemaatin Afrika ve Ortadoğu’ya yönelik hükümet destekli girişimlerle kazandığı gücü gösteriyor.
 
Bir başka örnek ise İslami sermayenin amiral gemisi olan Ülker Grubu’ndan verilebilir. “En zengin 100 Türk” araştırmasına bu yıl 3. sıradan giren Ülker’in ismi en son otoyolları ve köprülerin özelleştirilmesinde Koç holdingle yaptığı ortaklıkla anıldı.
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
"İmamlarla çevirdim ana yurdu dört baştan"
« Yanıtla #1 : Kasım 03, 2012, 03:00:49 ÖS »
Ülke tarihi boyunca işçi düşmanlığı, yolsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlik tanımlarının en çok yapıldığı dönemlerden birisi oldu 10 yıllık AKP iktidarı… İktidara geldiği günden bu yana emekçi düşmanı ve adaletsizlik dolu politikaların en büyük güvencesi ise gericileştirme politikaları oldu.
 
“Ateist bir nesil yetiştirmemizi mi bekliyorsun? O belki senin işin olabilir, biz muhafazakâr bir nesil yetiştireceğiz, bunun için çalışıyoruz.” Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri 10 yıllık AKP iktidarının izlediği sistematik gericileştirme politikalarının kısa bir özetini de içeriyor.
 
 Cemaatler her yerde
 AKP iktidarı ve gericilik denildiğinde akla ilk olarak cemaatler geliyor. Cemaatlerin hemen her kurumda ciddi bir güç elde ettiği bilinirken, bu konuda akla gelen ilk örnekler emniyet ve özel yetkili savcılar oluyor. AKP ve cemaat işbirliği ile Türkiye’de onlarca siyasi dava gerici isimlerin yönlendirmesi ve karar vericiliğine bırakılmış durumda. Yine dersanaler aracılığıyla çocuklar cemaatlere teslim edilirken, yine AKP eliyle binlerce öğrenci cemaat yurtlarına yönlendirildi. Toplumun hemen her yerini saran cemaatler arasında en büyük gücü toplayan Gülen cemaati, AKP iktidarının da en temel dayanaklarından birisi haline geldi.
 
 Her kuruma imam hatipli başkan
 10 yıldır imam hatip mezunları tarafından yönetilen Türkiye’de devletin neredeyse tüm kurumlarının başına imam hatip mezunları atanırken bu konuda örnekler saymakla bitmiyor.
 
-Polis Akademisi'nin başına İmam Hatip Lisesi mezunu Prof. Remzi Fındıklı atandı.
 
-Dışişleri Bakanlığı bakan yardımcılığı görevine İzmir İmam Hatip Lisesi mezunu ve Fehmi Koru’nun kardeşi Naci Koru atandı.
 
- YÖK Genel Sekreterliği'ne, imam hatip kökenli Diyanet Vakfı Genel Müdürü Süleyman Necati Akçeşme getirildi.
 
- Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali mescidi imamının, 143 milyon 829 bin lira bütçesi olan RTÜK’te sayman yapılmasının ardından, İmam Hatip lisesi mezunu bir memur da "Sayman yardımcısı" olarak atandı.
 
 - İçişleri Bakanlığı’nın 2011 yılında verdiği bilgiye göre, 81 valinin 12'sinin imam hatip mezunu olduğunu açıklamıştı. Bu sayı yaklaşık olarak her 7 validen birinin imamlık eğitimi aldığını gösteriyor. Emniyet müdürleri ve kaymakamlar arasında da sayının yüksek olduğu tahmin ediliyor.
 
- 2009 yılında mecliste kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AKP hükümetinin iktidarda olduğu 3 dönemde atanan 529 yöneticiden 5 il 55 de ilçe milli eğitim müdürünün din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olduğunu açıkladı. Çiçek’in verdiği rakamlar AKP’nin atadığı her 10 il ve ilçe milli eğitim müdürünün birinin din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olduğunu ortaya koydu.
 
- Sağlık Bakanlığı da 2010 yılının Mart ayında yayımladığı yeni "Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik" ile etik kurullara ilaç araştırmalarını dine uygunluk yönünden incelemek üzere ilahiyat fakültesi mezunlarının atanmasına karar verdi.
 
 "İmamlarla çevirdim ana yurdu dört baştan"
 AKP’nin birçok kuruma imam hatipli atamasının yanında yaptığı bir diğer uygulamada imamları toplumsal yaşamın merkezine oturtmak için attığı adımlar oldu. İşte o adımlardan bazıları:
 
-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kadına Şiddete Karşı Ulusal Eylem Planı çerçevesinde 100 bin imama eğitim verecek.
 
Toplumun hemen her yerini saran cemaatler arasında en büyük gücü toplayan Gülen cemaati, AKP iktidarının da en temel dayanaklarından birisi haline geldi.
 
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun (SHÇEK) yürürlüğe koyduğu “Ünvan Değişikliği Sınavı” sonucunda din görevlisi adı altında imamlar, SHÇEK kuruluşlarında il müdür yardımcısı, ilçe sosyal hizmetler müdürü, şube müdürü ve kuruluş müdürü olmaya başladı. Böylece kimsesiz çocukların imamlara tesliminin önü açıldı.
 
- AKP’nin imamları sosyal yaşama daha fazla müdahil etmek için yaptığı uygulamalardan birisi de aile imamlığı uygulaması oldu. İmamların sosyal hayata daha katılımcı olması için ev ve esnafları gezmesi, çocuklarla ilgilenmesi, sosyal aktiviteler düzenlemesi gibi yeni görevler tanımlanırken, bu uygulamaya 5 ilde pilot olarak başlandı.
 
-Diyanet'in 'aile imamlığı' projesinin ardından, benzer bir çalışma da MEB tarafından başlatıldı. İmam hatip liseleri bünyesinde ailelerle toplantı yapılarak anne, baba, öğrenci ilişkileri ve ergenlik konularında eğitimler verilecek. İmam hatip liselerinden oluşturulacak heyetler ev ziyaretleri de yapacak.
   
 4+4+4: Gericileştirmede son nokta
 AKP’nin toplumu gericileştirme ve Erdoğan’ın açıkladığı gibi “dindar” ve “kindar” bir nesil yetiştirme adına attığı son adım eğitimde gericileştirme projesi olan 4+4+4 oldu. 4+4+4 eğitim sistemini kabul etmeyen öğrenciler Başbakan Erdoğan tarafından gerizekalı olarak tanımlanırken, yüzlerce okul imam hatibe dönüştürüldü.
 
AKP'nin dindar gençlik yetiştirme adına attığı en net adımlardan olan 4+4+4 sistemiyle ilgili AKP Muğla Milletvekili Ali Boğa yaptığı açıklamada en az Erdoğan kadar net konuşarak şöyle konuştu:
 

"Şu anda imam hatipliler olarak veya müttefikleri, sevdalıları olarak buradayız. Şu anda bir şans geçti elimize. Biz bütün okulları, elbette bu okulların kaydında kuydunda sayıyı artıracağız. Ama bütün okulları imam hatip okulu yapma şansını elde etmiş durumdayız. 4+4+4’ten sonra Kurankerim ve Peygamberimizin hayatının seçmeli ders olmasından sonra bu şansımız var. Buradaki topluluğa imam hatip okulunu yaşatmak, devam ettirmek, orta kısmı açmak, daha yeni kampüsleri açmanın yanı sıra hepimizin omzuna bir yük daha biniyor."
 
Yeni eğitim sisteminden manzaralar:
 
-İstanbul Kartal’da bulunan Öğretmen Zekeriya Güçer İlköğretim Okulu’nda, imam hatip ortaokulu ile ilkokul ve ortaokul öğrencileri arasına yönetmeliği yerine getirmek adına çam ağaçları konuldu…
 
AKP’nin imamları sosyal yaşama daha fazla müdahil etmek için yaptığı uygulamalardan birisi de aile imamlığı uygulaması oldu. İmamların sosyal hayata daha katılımcı olması için ev ve esnafları gezmesi, çocuklarla ilgilenmesi, sosyal aktiviteler düzenlemesi gibi yeni görevler tanımlanırken, bu uygulamaya 5 ilde pilot olarak başlandı.
 
-İstanbul Sarıyer’de engelli ve özel öğrencilere yönelik olarak düzenlenmiş tek okul olan Mehmet Sevim Ulusal İlköğretim Okulu’nun 4+4+4 eğitim yasası kapsamında imam hatip ortaokuluna dönüştürüldü.
 
- 10 Eylül’de başlayacak eğitim için çocuklarını formalarıyla, çantalarıyla okula getirdiğinde okulun imam hatibe dönüştürüldüğünü öğrenen veliler ve öğrenciler hafta boyunca eylemdeydi.
 
-AKP'nin 4+4+4 düzenlemesi ile birlikte türban ilköğretim okullarına da girmiş oldu.

-Yeni eğitim-öğretim dönemi için hazırlanan 18 seçmeli dersin birçoğu için öğretmen dahi bulunmazken, bu derslerin büyük bölümü açılamadı. Öğrenciler birçok okulda zorunlu olarak din dersi seçmek zorunda kaldı.
 
-Keçiören Kamil Ocak İlkokulu'nda 5 buçuk yaşındaki öğrencileri bodrum katında içinde "kuyu" bulunan sınıfa mahkûm eden Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), velilerin itirazı nedeniyle Kardelen İlkokulu'nda açılamayan imam hatip ortaokulu için villa kiraladı.
 
 Aleviler: Açılımdan ucubeye
 AKP iktidarının gericileştirme saldırılarının hedefinde olan kesimlerden birisi de Aleviler oldu. AKP'nin kendi Alevisini yaratma süreci olarak tanımlanan açılım politikalarıyla, Aleviler gericileşme sürecinin bir parçası haline getirilmek istenirken, bu konu da AKP iktidarının "sınıfta kaldığı" alanlardan birisi oldu. Türlü saldırılara rağmen Alevi örgütleri AKP saldırlarına karşı net bir tavır alırken, AKP'nin kendi Alevisini yaratma süreci ise başarısızlıkla sonuçlandı.
 
Başarısız sonuçlanan açılım politikalarının ardından Erdoğan Alevileri hedef tahtasına oturtarak cemevlerini ucube ilan ederken, Alevileri miting alanında yuhalatmaya kadar ilerledi.
 
AKP iktidarının Alevi açılımından geriye ise Erdoğan'ın şu açıklamaları kaldı:
 
-Erdoğan Karacaahmet Cemevi ile ilgili olarak “…o cemevi bir ucube olarak yapıldı orada. Hala kaçaktır. Ruhsatı yoktur. Karacaahmet Türbesi’nin yanında ucube olarak durur”

-Seçim meydanlarında sürekli olarak Alevi inancına gönderme yapan Erdoğan, Alevi inancına sahip yurttaşları Kılıçdaroğlu üzerinden yuhalatmış, durum Aleviler tarafından büyük tepki çekmişti.
 
 Seküler birikim yok edilebilir mi?
 AKP'nin toplumun her alanında yürüttüğü sistematik saldırılara karşı seküler birikim bir türlü yok edilemiyor. 4+4+4 eğitim sistemi ile ortaya çıkan gerici saldırılara karşı birçok okulda ciddi bir direnç gösterilirken, özellikle Kardelen İlköğretim Okulu'ndaki mücadele sonucunda sağlanan kazanım AKP'nin bu konuda attığı geri adımların simgelerinden birisi olmuştu.
 
AKP iktidarının gericileştirme saldırılarının hedefinde olan kesimlerden birisi de Aleviler oldu. AKP'nin kendi Alevisini yaratma süreci olarak tanımlanan açılım politikalarıyla, Aleviler gericileşme sürecinin bir parçası haline getirilmek istenirken, bu konu da AKP iktidarının "sınıfta kaldığı" alanlardan birisi oldu.
 
Kürtaj ve sezaryen konusunda AKP'nin atmaya çalıştığı gerici adımlar sokaklara dökülen ve AKP'ye tepki gösteren binlerce kadının mücadelesi sonucunda geri adımla sonuçlandı.
 
AKP'nin saldırılarının yoğunlaştığı bir diğer alan sanat olurken, bu konuda yapılan türlü saldırılara karşın "muhafazakar" sanat konusunda ilerleme sağlanamadı. Fazıl Say'ın hedef haline getirildiği saldırılar sonucunda Say'a büyük bir kamuoyu desteği ortaya çıkarken, gerici saldırılarda hedeflenen başarı sağlanamadı.
 
Tiyatroların da "muhafazakar" bir forma sokulması için atılanadımlar başarısızlıkla sonuçlanırken, tiyatro emekçilerinin mücadelesi sonucunda AKP bu alanda da ilermele sağlayamadı.
 
Saldıların merkezinde yer alan konulardan birisi bilim olurken, bu alanda evrim karşıtı türlü safsatalar özellikle öne çıkarıldı. Tüm bu saldırılara karşı "Evrimi Savunuyorum" diyen bilim insanları önemli bir mücadele yürütürken, bu konuda yapılan çalışmalar toplum nezdinde büyük destek gördü.
 
(soL – Haber Merkezi)
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
AKP'li yıllarda emekçi düşmanı saldırının bilançosu
« Yanıtla #2 : Kasım 03, 2012, 03:04:24 ÖS »
 
Milli Piyango’dan, köprü ve otoyollara, elektrik dağıtım işletmelrinden İGDAŞ’a, Başkent Doğal Gaz’dan Tüpraş’a, Halkbankası’ndan Türk Telekom’a, Petkim'den İdo’ya kadar bir hayli kalabalık AKP’nin özelleştirme listesi.
 
2003 yılında Seka Balıkesir İşletmesi, Petkim Standart Kimya Şirketi, Seka Aksu İşletmesi, Kuşadası limanı, TCDD İzmir Limanı, 2004’de EBK Manisa Et ve Tavuk Kombinası, Kütahya Şeker Fabrikası, THY'deki kamu hisselerinin %23'ü, ETİ Gümüş, Sümerbank Diyarbakır İşletmesi, Tekel Alkollü İçkiler Sanayi, 2005’te Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura, Seka İzmit İşletmeleri, Türk Telekom, Tüpraş, Eti Seydişehir Alüminyum , 2006’da Tüpraş, Erdemir, TCDD Derince Limanı, 2008’de Pektim, TCDD Bandırma ve Samsun Limanları, Ankara Doğalgaz Üretim'ne ait 9 santral, Tekel Sigara Sanayi İşletmeleri, 2009’da Başkent Elektrik Dağıtım, Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba şeker fabrikaları satılan kurum ve kuruluşlardan bazıları.
 
Önce iş kanunu sermayenin ihtiyaçlarına göre değişti
 Birinciden farklı değerlere, zihniyete, paradigmaya sahip olan ve yeni rejimin kurucu metni olan yeni bir Anayasa hazırlığı içindeki AKP, gerici ve sınıfsal karakterine uygun olarak birçok alanda hukuki dayanaklarını oluşturmaya devam ediyor.
 
AKP iktidarı 2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu ile bireysel iş ilişkileri alanını kısmen de olsa “güvencesiz, esnek ve taşeron” çalışma biçimine göre yeniden düzendi.
 
2000 ve sonrasında bir yandan piyasada yaygınlaşmış bulunan güvencesizlik yasal düzenlemeye bağlanırken, öte yandan sendikal hareketi baskı altında tutan engelleme ve yasaklar da sürdürüldü. 2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı yeni İş Yasası AKP iktidarının 24 Ocak kararları ve 12 Eylül düzeninin bir devamı olarak sermaye yanlısı politikalarla varlığını sürdüreceğini açıkça ortaya koydu. Bu iş yasası ile iş güvencesi geriletilmiş, işçilerin çalışma koşulları güvencesiz hale getirilmiş, esnek çalışma biçimleri düzenlenmiş ve birçok kazanılmış hak yok edildi.
 
Sonra yeni yasayla sosyal güvenlik tasfiye edildi
 İşçi düşmanı AKP hükümeti yalnızca İş Kanunu’na değil, sosyal güvenliği de piyasaya açtı. 1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’la emeklilik yaşı 65'e yükseltilirken, bu yasaya tabi olanlar emekli olduklarında ücretli bir işte çalıştıkları takdirde maaşı kesilecek. Ayrıca emekli maaşı da kademeli olarak düşürüldü.
 
2008 yılında yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Yasası ile sağlık ve emeklilik alanında hak kayıplarına yol açan ve ücret dışı işgücü maliyetlerini azaltma hedefiyle uyumlu yeni bir sosyal güvenlik düzeni oluşturuldu. 2011 yılında yürürlüğe konulan 6111 sayılı Torba Yasa ile işsizlik sigortası fonunda birikmiş kaynaklara el koymanın yolu açılmış, tarihin en büyük sürgünü yaşatılarak kamu çalışanlarının güvenceleri geriletilmiş, yerel yönetimlerde taşeronlaşmayı daha fazla yaygınlaştıracak tasfiyeler düzenlenmiş ve bazı esnek çalışma türlerini yasalaştırma amaçlandı.
 
AKP bir an önce "mezarda emeklilik" istiyor
 Geçtiğimiz ağustos ayında yapılmış olan Bakanlar Kurulu'nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bütçenin "kara deliği" olarak tanımladığı sosyal güvenlik açıklarının neden kapanmadığı konusunu gündeme getirmişti. Bakanlık, bütçe açığına çare olarak ise emeklilik yaşının biran önce yükseltilmesini görüştüklerini bildirmişti.
 
Emeklilik sisteminde özel şirketlerin yer alacağı, işveren katkısı gözetmeden tüm primlerin çalışan tarafından karşılanacağı Bireysel Emeklilik Sistemiyle, sosyal güvenliğin özelleştirilmesinde önemli bir adım atan AKP hükümeti, şimdi de zaten 65 olan emeklilik yaşının tarihini öne çekmeye hazırlanıyor.
 Mevcut düzenlemeye göre, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile emeklilik yaşı kadınlar için 58 erkekler için 60 olmasına karşın AKP hükümeti, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanun ile 2035’ten itibaren kademeli artış ile birlikte 2048 yılında hem kadın hem de erkeklerin 65 yaşında emekli olmasına neden olmuştu.
 
Kademeli artış ile ancak 2048’de uygulamaya geçecek olan yüksek emeklilik yaşını geç bulan AKP, şimdi de bu tarihi öne çekmek için kolları sıvamış durumda.

Ve daha sonra sendikalar ve toplu iş ilişkileri yasası sermayeye göre düzenlendi
 Öncelikle bireysel iş ilişkileri alanını kısmen de olsa “güvencesiz, esnek ve taşeron” çalışma biçimine göre yeniden biçimlendiren AKP, son olarak söz konusu ilkeler çerçevesinde sendikal alana ve toplu iş ilişkilerine müdahale etti
 
Buna göre AKP iktidarının toplu iş ilişkileri yasası 18 Ekim 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Meclis’te kabul edilerek Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (STİSK), neo-liberal emek rejiminin yasal dayanaklarından biri olarak kabul edilmelidir.
 
Meclise yürümek isteyen işçilere polis saldırısı!
 Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı'nı meclis önünde protesto etmek isteyen DİSK ve Sendikal Güç Birliği Platformu üyelerine polisten sert müdahale.
 
Bu bağlamda, devlet ve sermaye arasındaki bütünleşmenin ciddi bir sıçrama yaşadığı AKP’li yıllarda egemenlik alanını genişleten ve sağlamlaştıran sermaye sınıfının, toplu iş ilişkileri alanını da esneklik paradigması çerçevesinde biçimlendirdiği söylenebilir. Böylece toplu iş ilişkilerinin de Türkiye’deki çalışma ilişkilerinin bir gerçeği olan ve fiilen uygulandığı bilinen taşeron, güvencesiz, esnek ve geçici çalışma biçimine dayalı olan esneklik paradigması doğrultusunda yeni bir yasal düzenlemeye tabi kılındığı rahatlıkla ifade edilebilir.
 
Sendikaların toplu iş sözleşmesi yapmak için sahip olmaları gereken ehliyet ve yetki barajları 6356 sayılı yeni yasadaki en tartışmalı başlıklarda biri olarak karşımıza çıkıyor. AKP hükümetinin kamuoyunu yanlış yönlendirerek yüzde 10’dan yüzde 3’e düşürdüğünü iddia ettiği iş kolu barajı kademeli olarak arttırıldı. İşkolundaki yüzde 3 barajının yanı sıra, iş yerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının (İşyeri barajı %50+1,), işletmede ise yüzde 40'ının kendi üyesi bulunması şartını arayacak.
 
Böylece 12 Eylül yasalarının gerisine düşülerek emekçilerin en önemli tarihsel kazanımlarından biri olan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hakkı artık hayal oldu.
 
Ucuz, güvencesiz istihdam stratejisi
 Son olarak AKP hükümeti tarafından gündeme getirilen Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı yukarıda kısaca özetlenen saldırıların devamı olarak gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Ekonomik gelişmenin sağlanması ve işsizliğin geriletilmesi emekçilerin güvenceleri zayıflatılarak ve kazanılmış haklar yok edilerek gerçekleştirilmeye çalışılmakta.

Strateji belgesinde yer alan; belirli süreli sözleşmeler sürekli hale getiren, taşeronluk sistemini tüm işlere yaymayı amaçlayan, özel istihdam bürolarıyla işçilerin her türlü güvencesini yok eden, asgari ücreti bölgelere göre farklılaştırmaya yönelik ve işletmelerin maliyetlerini azaltmak amacıyla kıdem tazminatının fona devrini öngören tüm düzenlemeler bu durumun açık örnekleri niteliğinde.
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2009 yılından bu yana hazırlıklarını sürdürdüğü "Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı 2012-2023" ismiyle 08.02.2012 tarihinde taraflara sunuldu. Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) temel olarak büyüme ile istihdam arasındaki bağın koptuğu günümüz kapitalizminde, derinleşen işsizlik sorununa verilmiş neo-liberal bir cevap. Amacı ise fiiliyatta uygulanan taşeron, güvencesiz, esnek ve geçici çalışma biçimine hukuki dayanak kazandırmak.
 
UİS belgesiyle mevzuatta yer alan kısmi süreli çalışma, belirli süreli çalışma ve çağrı üzerine çalışmaya ek olarak geçici istihdam büroları aracılığıyla geçici süreli çalışma, uzaktan çalışma, iş paylaşımı ve esnek zaman modeli gibi yeni çalışma biçimlerinin uygulanması planlanıyor.
 
Ayrıca kamuoyunda “modern kölelik” olarak bilinen bu uygulamaya göreyse, özel istihdam büroları iş bulmaya aracılık etmekten ziyade bizzat kendileri işveren olacak ve kendilerine üye işçileri başka şirketlere kiralayabilecekler.
 
Diğer taraftan UİS belgesinde sermaye üzerinde, işçilik maliyetinden kaynaklanan mali “yükleri” azaltmak ve işverenin rekabet edebilirliğini arttırmak için bölgesel asgari ücret uygulamasına geçileceği beyan ediliyor. Mevcut uygulamaya göre tespit edilen asgari ücret zaten açlık ve yoksulluk sınırının altında kalıp, işçinin geçimini sağlamaktan uzakken; asgari ücretin bölgesel olarak belirlenmesi ise söz konusu sefaleti daha da derinleştirecek.
 
Ve tabi kıdem tazminatı. Sermayenin ve AKP’nin göz diktiği kıdem tazminatının fona devredilmesi isteniyor. Bu fon emekçilerin kazanılmış haklarını gasp edecek bir uygulama. Çünkü işçinin birikmiş emeğinin bedeli olmasının yanı sıra iş güvencesinin teminatı olan kıdem tazminatının fona devredilmesi işçinin kolaylıkla işten çıkarılmasına neden olacak.


http://haber.sol.org.tr/sonuncu-kavga/akpli-yillarda-emekci-dusmani-saldirinin-bilancosu-haberi-61841
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Erdoğan: Menderes'in Özal'ın Erbakan'ın yolunu izledik!
« Yanıtla #3 : Kasım 03, 2012, 03:34:02 ÖS »
Erdoğan: Menderes'in Özal'ın Erbakan'ın yolunu izledik!

Erdoğan, AK Parti'nin 10. kuruluş yıldönümünde konuştu: Menderes'in, Özal'ın, Erbakan'ın takip ettikleri yolu izleyerek bugünlere gelmiş bir siyasi partiyiz

- Bu millet için eser üretemeyenlerin yerinde yeller esiyor. Ürünler yaparak hizmet üreterek iktidarımızın 10 yılını geride bıraktık. İnşallah devam edeceğiz.

http://www.hurhaber.com/haber/erdogan-menderes-in-ozal-in-erbakan-in-yolunu-izledik/490757
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.665
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ERBAKAN NASIL BERTARAF EDİLİR?
« Yanıtla #4 : Kasım 03, 2012, 05:55:33 ÖS »
Kazan’dan 28 Şubat itirafı!
‘RP’nin hatalarını yazarken en başa kendimi koydum. Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ı cezaevinde ziyaret etmem hataydı. Aleviler için ‘Mum yakıp söndürüyorlar’ dedim. En sevdiğim kardeşlerim Alevilerdir.’

ŞEBNEM HOŞGÖR / VATAN ANKARA
02.11.2012


‘Erbakan ‘Kanlı mı olacak, kansız mı olacak’dedi. O gün benim hatamdır. Erbakan’ın bu konuşmayı neden yaptığını açmam, anlatmam lazımdı.’

28 Şubat sürecinin sembol isimlerinden, Refahyol döneminin Adalet Bakanı Şevket Kazan, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda, özeleştiri niteliğinde açıklamalarda bulundu. Komisyon Başkanı Nimet Baş’a, ‘Refah Gerçeği’ adlı 4 ciltlik kitabının 28 Şubat dönemini anlattığı 3. cildiğini hediye eden Kazan’ın dile getirdiği görüşler ve sorulara verdiği yanıtlar özetle şöyle:

LİDERLER GÜLÜP GEÇTİ: MGK toplantısının ardından Erbakan partili bakan arkadaşlarıyla yaptığı görüşmede, ‘28 Şubat toplantısında askerlerin sergilemiş oldukları manzara demokrasiyi tehdit eder niteliktedir. (Ortak bir bildiri için) Mesut Yılmaz, Deniz Baykal ve Bülent Ecevit’i ziyaret ettik. Ama üzülerek ifadeye edeyim ki, tüm liderler teklifimize gülüp geçtiler. Askerin davranışlarına alkış tuttular. Medya da destek verdi.

ABD DİKTE ETTİRDİ: 28 Şubat’ın başlangıç noktasında, perdenin arkasında ABD’nin olduğunu unutmayalım. İşaretler, talimatlar oradan gelmektedir. ‘28 şubat kararları’ diye basında yer alan 18 maddenin tamamı Pentagon’dan dikte edilmiştir.

ASKER DEVREYE GİRDİ: 1995 seçimlerinde RP 1. parti oldu. Demirel temayüle uydu önce görevi bize verdi. Hükümeti kurmaya muffak olamadık. Bu arada asker devreye girdi. Genelkurmay Başkanı ve bazı komutanlar bu hükümetin kurulmaması noktasında TBMM Başkanı Mustafa Kalemli’yi ziyaret etiler. Tam hükümeti kuracakken, vazgeçildiğini gördük. Anayol kuruldu.

ERBAKAN NASIL BERTARAF EDİLİR?: O sıralarda biz neticeyi tahmin ettiğimiz için DYP ile ilişki içine girmiştik. Refahyol’u kurduk. 20 Temmuz tarihinde Washington Enstitüsünde ‘Erbakan’ın Başbakanlığında Türkiye Nereye Gider?’ paneli yapıldı. Orada söylenen ‘Erbakan’ın başbakan olması, ABD ve İsrail’in aleyhinedir. Fazla kalmamalı, en kısa zamanda bertaraf edilmesi lazım.’
[Çiller Refahyol Döneminde Gül, Erdoğan ve arkadaşlarını eğitim sürecinden geçirdiğini ve radikal bir grubun bir parçasını merkeze çektiğini açıklıyor. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=18293.0]

AK PARTİ’YE GÖNDERME: Bu nasıl olacak? İki rota çiziyorlar. İlki, Erbakan’ı hükümette başarısız kılmak. Başarısız kılarsak Çiller dayanamaz hükümetten çekilir, bertaraf edilmiş olur. “Ya başarılı olursa” deniyor. Eğer başarılı olursa o zaman ileride RP’nin içinde mutlaka bir darbe düşünüyoruz. İç darbe. Çünkü mesele Erbakan. Bu RP’de olmadı çünkü hemen kapatıldı. Ama daha sonra demokratik şekilde bu oldu zannediyorum. Oraya girmiyorum. Ama plan orada yapıldı.

ENTERASAN TARİHLER: 28 Şubat öncesinde bazı enterasan tarihler var. 11 Aralık 1996’da, Atina’da Türk-Yunan işadamları toplantısı düzenlendi. ABD’nin Atina Büyükelçiliği’nde yapılan toplantıda 28 Şubat sürecinde ortaya çıkan aktörlerin hemen hepsi vardır. Askerler, patronlar, işçi sendikalarının liderleri vardır. Aynı gün Hürriyet, Milliyet, Sabah gazetelerinde tam safya ilanlar başlıyor; ‘Yarın Türkiye Başka Bir Türkiye Olacak’ diye. 21Aralık’a kadar 10 gün süreyle. Refahyol’a karşı veriliyor bu ilanlar. Daha sonra öğrendik ki bunları Milliyet ilan servisi hazırlamış. Arada nasıl bir ortaklık var bilemem. 22 Aralık’ta da Ertuğrul Özkök’ün meşhur ‘Bu defa sivil kuvvetlerler halletsin’ köşe yazısı yayımlanıyor.

1 NUMARALI STRATEJİST GÜVEN ERKAYA: Özkök birisiyle konuşarak bunu belirtiyor. O kim, Güven Erkaya. Erkaya 28 Şubat sürecinin 1 numaralı stratejisttidir. Tüm stratejiler onun tarafından belirlenmiştir. 1 Ocak’tan itibaren Refahyol hükümetine karşı her şey o merkez tarafından organize edilmiştir.

BEKİR YILDIZ’I ZİYARET (MHP’li Özcan Yeniçeri’nin “o dönem siyasetçilerin ne tür hataları oldu” sorusu üzerine): Ben hükümet karşıtı pek çok olayı, kitabımı yazarken farkettim. RP’nin hatalarını yazarken de en başa kendimi koydum. Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ı cezaevinde ziyaret etmem hataydı. Olay olunca kendisine, ‘Bizden habersiz nasıl büyükelçiyi çağırırsın’ diye çok büyük hakaretler ettim, sonra da gidip cezaevinde gönlünü alayım diye düşündüm. Bu ziyaret Anayasa Mahkemesi tarafından teröristleri cesaretlendirme kapsamına sokulup, karar geçirildi.

ÇANAK TUTMUŞUZ: (MHP’li Yeniçeri’nin “Mum söndü lafı şeytanın gözüne parmak sokmak değil mi? Siz de söylemlerinizle çanak tutmuşsunuz” eleştirisi üzerine): “Tutmuşuzdur. Aleviler için ’mum yakıp söndürüyorlar’ dedim. En sevdiğim insan ve yakın olduğum kardeşlerim Alevilerdir. Hiçbir Alevi ile kavgam olamaz.

ABD’den Susurluk mesajı verilmiş

Susurluk kazasıyla Adalet Bakanı olarak yakınen ilgilendim. Karmaşık bir olayı 2-3 ay içinde neticelendirdik. Ama Mesut Yılmaz kendisi Başbakan olduğu tarihe kadar ‘Susurluk Susurluk’ demiştir. Susurluk, Refahyol aleyhine kullanılan konulardan biri haline gelmiştir, hiçbir eksik noksan bırakmadığımız halde. Onun da sonu gelmiş gene ABD’ye dayanmıştır. O tarihte milletvekillerinden (ANAP-Iğdır) Adil Aşırım, iki milletvekiliyle beraber ABD’ye gidiyorlar. Washington Enstitüsü’ndeki kendilerine ‘Susurluk karıştırmayın bu sizin sonuna varacağınız iş değildir’ diyorlar. Ama biz o süreçte Topal cinayetini bile çözdük.

Şubat ayına gelindiğinde ışık yakmalar söndürmeler, yürümeler başladı. 24 Şubat’ta Çevik Bir ABD’ye gitti. Basının 28 Şubat MGK toplantısını o tarihte propaganda etmeye başlaması bize ‘Bir ABD’den izin almaya gitti’ diye düşündürdü. Pentagon’dan izin almadan olmuyor tabi.”

Erbakan 18 maddeye imza atmamış

Şevket Kazan, tarihi MGK toplantısındaki 18 maddeye, Erbakan’ın imza atmadığını savundu. Kazan şunları söyledi:

“Erbakan, ‘Sadece ve sadece MGK açıklamasını imzalarım’ dedi. Demirel de ‘Tamam öyle olsun’ dedi. Erbakan, kararların hukukçular tarafından incelenmesini istedi. Hoca, 4 gün imzalamadı. MGK Genel Sekreteri 4 gün boyunca gelerek, kararları imzalatmaya çalıştı. Erbakan da sonunda 4 madde ile sınırlı olarak kararları imzaladı. 18 maddenin altında İlhan Kılıç’ın imzası var. Erbakan’ın imzaladığı 4 maddelik karara, 18 madde ek olarak ekleniyor.”

Kazan, Erbakan’ın tarihi konuşmasıyla ilgili de şunları söyledi: “Hoca’nın o konuşmayı yapmasının sebebi, biz o zaman belediye başkanlıklarını kazandık, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı sona eren zatın hanımı, Ankara’da yürüyüşler gerçekleştirdi, ’Ankara Melih’e mezar olacak’ dedi. Bize, ‘Kanımızı dökeceğiz, vatanımızı koruyacağız’ diye fakslar gelmeye başladı. Bunun üzerine Erbakan da grupta ’Türkiye’de elbette bir değişim olacak, iyiye gidecek, bu kanlı mı kansız mı olacak, buna millet karar verecek’ dedi. Yani kanlı-kansız buradan geldi. O gün benim hatamdır. Grup başkanvekili olarak ben kürsüdeydim. Erbakan’ın bu konuşmayı neden yaptığımı açmam, anlatmam lazımdı.

Karadayı’nın sözleri

Kazan, Genelkurmay eski Başkanı Karadayı’nın “En dikkatimizi çeken şey Erbakan’ın kanlı kansız konuşmasıydı” sözlerine de dikkat çekerken, şu anısını anlattı: “Halbuki benkendisini o dönemde ziyarete gittiğimde, ‘10 dakika özel görüşebilir miyiz?’ dedi. “Sizin dürüstlüğünüzden, vatanseverliğinizden şüphemiz yok. Sizden endişemiz de yok” dedi.

http://haber.gazetevatan.com/kazandan-28-subat-itirafi/490921/1/G%C3%BCndem

 

Son İletiler/Konular

MÜLKİYET SEVERLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 10:01:49 ÖS]


Yeni kadro mu geliyor, neden muhtesiplik belediyelerde konuşulur oldu? Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 06:35:45 ÖS]


Delta Force, Suriye ve Irak'ta PKK'yı idare ederken. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2015, 08:09:07 ÖS]


DEVLET ÜSTÜNE (3) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 01, 2015, 03:43:40 ÖÖ]


DEVLETİN BAȘINA GEÇİRİLEN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 29, 2015, 08:57:56 ÖS]


Laboratuar ortamında Beyin Üretildi, Bilim Allah'ı tekrar yendi. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 28, 2015, 09:47:07 ÖS]


TCK'nın Cinsel Saldırı suçlarını düzenleyen 102. Maddesi’nde değişiklik talebi. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2015, 02:44:25 ÖS]


TÜM DİNLER KADINLARA DÜŞMAN-Teslime Nesrin Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2015, 12:13:18 ÖS]


Hac, Arefe Ve Kurban Bayramı. Gönderen: halukgta
[Ağustos 25, 2015, 11:22:38 ÖÖ]


HALK İRADESİ ve GENEL İRADE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 24, 2015, 10:08:29 ÖS]


«DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU»SUN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 24, 2015, 02:15:44 ÖÖ]


Anadolu Boşaltılıyor Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2015, 08:29:48 ÖS]


‘BAȘKAN’A ‘AÇIK MEKTUP’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 23, 2015, 02:59:49 ÖÖ]


DALTON KARDEȘLER ‘DEMOKIRASİ’ PEȘİNDE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 22, 2015, 02:03:32 ÖÖ]


Hristiyanlık da zulüm dinidir. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 21, 2015, 02:56:41 ÖS]


Diyanet’e 5.7 milyar TL yetmemiş. 2015 Beklentiler Raporu... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 20, 2015, 11:43:19 ÖÖ]


ÖZERKLİK ÜSTÜNE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 19, 2015, 12:27:30 ÖÖ]


Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Düşmüştür, Yurtdışı yasağı konarak yargılanmalıdır. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2015, 05:51:20 ÖS]


AYIYA BAK! (Devlet Üzerine II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 16, 2015, 05:10:17 ÖS]


İngiliz ajanlar IŞİD içinde yakalanmış. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 15, 2015, 06:04:04 ÖS]


Meclis seçim kararı alamıyor... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 14, 2015, 08:12:50 ÖS]


‘KOALİSYON’ TİYATROSU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 13, 2015, 07:24:36 ÖS]


Kur'an Gerçeklerinin Ortaya Çıkmasından Telaş Edenler. Gönderen: halukgta
[Ağustos 11, 2015, 08:13:28 ÖS]


Süper Bilgisayarlar... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 11, 2015, 04:24:52 ÖS]


DEVLET ÜSTÜNE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 11, 2015, 04:34:39 ÖÖ]


2 milyon Suriyeli sığınmacı, Türkiye'den dönmeyecek. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 11, 2015, 01:31:19 ÖÖ]


Sultanbeyli saldırılarını Halk Savunma Birliği üstlenmiş. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 11, 2015, 12:05:04 ÖÖ]


Teknoloj, dikizci ve ispiyoncu toplum yaratacak. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 10, 2015, 04:06:21 ÖS]


İman etmiş yobaz, kızının ölümünü izledi. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 10, 2015, 03:07:29 ÖS]


Komünist başkan nohut hasadına başladı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 10, 2015, 12:39:09 ÖS]


İslamcı Gençlik, 4 çocuğa tecavüzden tutuklandı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 09, 2015, 12:29:20 ÖÖ]


Beyaz Saray Türk hükümetini, "PKK'ya operasyon yapma" diye uyardı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2015, 06:02:53 ÖS]


İşbirlikçilerin elinde koskoca bir İsmet Paşa ve CHP vardı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2015, 04:02:31 ÖS]


İsrail Savunma Bakanı, İran'ı açık açık tehdit etti. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2015, 02:45:36 ÖS]


ASKERİ KIRDIRAN ENVERÎ PAȘA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 07, 2015, 03:01:25 ÖS]


ORTA-DOĞU’DA YENİDEN KARILAN KARTLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 06, 2015, 03:14:31 ÖÖ]


Amerikalik mashhur tarixchi olim Hasan Bulent Paksoy Gönderen: PLMPLM
[Ağustos 06, 2015, 12:14:18 ÖÖ]


THOMAS PIKETTY’E GÖRE YUNANİSTAN’IN HALİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2015, 04:05:21 ÖÖ]


Garcia’ya Mektup ve zihin kontrolü. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 04, 2015, 02:23:20 ÖÖ]


Ynt: Menderes Domuz Eti/Yağı Yedirdi Mi? Gönderen: göcen
[Ağustos 03, 2015, 11:20:46 ÖÖ]


ÜMİT ZİLELİ TÜRKÖNE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 02, 2015, 05:08:33 ÖS]


YUNANİSTAN DERSLERİ (Ekonomi Politiğe Giriș) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 01, 2015, 01:17:34 ÖÖ]


TBMM gibi değil, Teksas-Tommiks Meclisi gibi çalışıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 31, 2015, 04:38:58 ÖS]


Beyaz Saray "Bağımsız Kürdistan" için imza kampanyasına cevap vermiş. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2015, 04:24:59 ÖS]


BİR RECEP FIKRASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 29, 2015, 11:54:34 ÖS]


ADINI DOĞRU KOYMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 29, 2015, 03:03:45 ÖS]


İMKANLAR, MEMUR VE EMEKLİYE SINIRLI Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 29, 2015, 02:10:29 ÖÖ]


Ruhani'den 'Biji Kürdistan' mesajı. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 28, 2015, 06:16:31 ÖS]


İslam karşıtı Geert Wilders hakkında soruşturma. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 28, 2015, 05:45:32 ÖS]


Bilim adamlarından "katil robot" uyarısı Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 28, 2015, 04:52:17 ÖS]


IMF, Türkiye'nin döviz borcunda iyleşme yok. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 27, 2015, 05:05:53 ÖS]


Yeniden seçim ya da Kürdistan için ne kadar kan dökülmesi gerek? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 27, 2015, 02:29:04 ÖÖ]


İȘID’IN ÖNÜ-ARKASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 24, 2015, 11:06:25 ÖS]


Fuat Avni'den İŞİD iddiası. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 05:12:11 ÖS]


2. GEZİ mi olacak? Barış yürüyüşüne katılım çağrısı Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 05:01:01 ÖS]


TSK'nin IŞİD operasyonu liderlerine sızdırıldı mı? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 04:24:16 ÖS]


Erdoğan'dan yeni masallar... Gereken her türlü adım atılacak Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 03:37:44 ÖS]


IŞİD’den internet yasağı, tıpkı bizimkiler gibi... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 02:48:34 ÖS]


IŞİD vahşeti ve İslam, Şaban Ali Düzgün ve Nevzat Tarhan yorumluyor Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 11:43:15 ÖS]


Lozan'ın 92. yıl dönümüne bir gün kala TSK IŞİD'le savaşıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 11:31:28 ÖS]


Ağabeylerinden aldığı talimata kapatılarak bomba patlatılmıştır. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 06:23:34 ÖS]


Coniler ve Mehmetler sözleri Atatürk'e ait değil mi? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 12:35:23 ÖÖ]


Ynt: Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Gönderen: canpeker11
[Temmuz 22, 2015, 10:58:18 ÖÖ]


Menderes Domuz Eti/Yağı Yedirdi Mi? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 21, 2015, 11:10:04 ÖS]


Vahdettin’in İslam Dinine İhanetleri, Kur'an'ı yasaklatması. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 21, 2015, 10:57:41 ÖS]


SURUÇ’U GEÇECEKSİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 21, 2015, 02:57:40 ÖS]


SYRIZA’NIN S’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 20, 2015, 09:36:39 ÖS]


Ölümlü kazada firma gizlemeye son Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 20, 2015, 12:07:35 ÖÖ]


Millî Demokratik Devrim Üzerine Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 19, 2015, 06:45:40 ÖÖ]


MEB davalı kitapların hepsini listeden kaldırdı, KAZANDIK! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 18, 2015, 04:24:47 ÖS]


Erdoğan kime iyilik yapıp denize atacakmış. Komedi gibi… Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 17, 2015, 06:24:20 ÖS]


SINIF SAVAȘI ve DEVRİM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 17, 2015, 01:28:01 ÖÖ]


‘DEVRİM’İN ADI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 15, 2015, 05:12:16 ÖS]


Kur'an Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Işıktır. Gönderen: halukgta
[Temmuz 15, 2015, 11:37:35 ÖÖ]


Ynt: Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: heronero
[Temmuz 12, 2015, 10:32:33 ÖS]


Ynt: Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: heronero
[Temmuz 12, 2015, 10:31:29 ÖS]


KARA KAPLI KİTAP ÇARPSIN SİZİ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 11, 2015, 06:27:09 ÖÖ]


YUNANİSTAN DERSLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 10, 2015, 08:25:49 ÖS]


KEMER SIKMA ve PALAVRA SIKMA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 10, 2015, 02:19:32 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: andemirkan
[Temmuz 09, 2015, 08:34:37 ÖS]


Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station-ISS). Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 09, 2015, 05:26:54 ÖS]


YUNANİSTAN ‘KRİZ’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 09, 2015, 04:30:19 ÖÖ]


Saadettin Tantan "Yeni Zemin Dergisi"ni işaret etti Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 09, 2015, 12:43:17 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 08, 2015, 10:16:57 ÖS]


YSK'DA ERKEN SEÇİM HAZIRLIĞI MI VAR? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 08, 2015, 09:43:36 ÖS]


Kur'an da Geçen HURİLER Ne Anlama Geliyor? Gönderen: halukgta
[Temmuz 08, 2015, 01:48:58 ÖS]


DERİN DEVLET’İN SIĞ YORUMLARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 07, 2015, 03:29:04 ÖS]


Ynt: Tarihin büyük sırları, Paul Aron. Gönderen: rimpo
[Temmuz 07, 2015, 01:55:41 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: andemirkan
[Temmuz 07, 2015, 12:50:37 ÖÖ]


Dünya dışı yaşam bulundu mu? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 06, 2015, 11:58:05 ÖS]


ȘU YUNANLI ‘BÜYÜK MİLLET’ VESSELAM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 06, 2015, 08:46:01 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: TurkumDogruyum
[Temmuz 05, 2015, 09:22:19 ÖS]


5 KİŞİ BİR İNSANA GİRDİK BU KURBAN BAYRAMINDA! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 05, 2015, 01:51:59 ÖS]


YUNANİSTAN’IN DEMOKRASİ SINAVI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 05, 2015, 12:56:45 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kamilonaran
[Temmuz 04, 2015, 10:52:41 ÖS]


Ynt: Çiftlik cennetimiz, Bilet namazımız. Gönderen: ByEmre
[Temmuz 04, 2015, 04:51:34 ÖS]


BAS DEHASI MARCUS MILLER Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 04, 2015, 02:31:19 ÖS]


Sınırımızda 3 bin MOSSAD ajanı, palavra mı? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 03, 2015, 01:47:20 ÖÖ]


İran: Esad’a müdahele ederseniz Türkiye’yi vururuz. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 02, 2015, 01:56:07 ÖS]


ÜMİT ÖZDAĞ’DA STRATEJİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 02, 2015, 06:08:22 ÖÖ]


YENİ DÜNYA DÜZENİNDE SONUN BAȘLANGICI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 01, 2015, 02:21:51 ÖÖ]


Doğu Türkistan' yalanları... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2015, 05:46:00 ÖS]


Erdoğan'ın yargılanma sürecinde çok vahim gelişmeler oluyor, IŞİD'linin kimlik.. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2015, 05:10:15 ÖS]


DÜZEY KAVRAMI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 29, 2015, 08:08:42 ÖS]


28 HAZİRAN TAU-GÜNÜ Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2015, 04:58:59 ÖS]


NASA SpaceX roket patlamasını sansürlemeyi tercih etti. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2015, 04:50:33 ÖS]


Sezen Aksu 7 Haziran'da Hepimize Ayar Verdiler! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2015, 11:30:23 ÖS]


Yazık oldu Erdoğan'a, biletini erken kestiler. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2015, 01:30:25 ÖÖ]


EY SOLCU ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 27, 2015, 05:39:13 ÖS]


Obama, eşcinsel evlilik kararına sevindi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 27, 2015, 03:40:53 ÖS]


FRANSA’DAKİ KESİK BAȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 27, 2015, 12:51:41 ÖÖ]


CİHAN DURA’NIN ‘MİLLET’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 26, 2015, 10:42:15 ÖS]


Teravih Namazı Ve Peygamberimiz...... Gönderen: halukgta
[Haziran 25, 2015, 08:34:48 ÖS]


BATI ERDOĞAN’I NASIL GÖRÜYOR ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 25, 2015, 12:57:17 ÖÖ]


TBMM genelev değildir. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 24, 2015, 02:21:27 ÖS]


ZERRE-İ MİSKAL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2015, 05:37:49 ÖÖ]


Avrupa'da Müslüman antipatisi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 23, 2015, 02:01:37 ÖS]


EMPERYALİZM’İN M’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2015, 02:24:52 ÖÖ]


ERMENİ FAALİYETLERİ Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 04:47:58 ÖS]


Gizli hesapları Amerikalı ajan bildirdi Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 12:07:17 ÖS]


ÖZEL HASTANELERE GİDERKEN YANINIZDA BULUNSUN. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 01:14:23 ÖÖ]


HDP artık PKK değildir. PKK, AKP ile iş birliği içindedir. Bahçeli Efendiye ilan Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 12:44:51 ÖÖ]