Gönderen Konu: TED ve FETHULLAH GÜLEN.  (Okunma sayısı 19770 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.706
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
TED ve FETHULLAH GÜLEN.
« : Temmuz 10, 2008, 12:07:56 ÖS »


Değerli okur, Bu nasıl bir mantık, düşünce, izandır ki kendi sitelerinde, ilgili habere cevabi nitelikli yanıtı olan haberi bizim siteden kaldırılmasını talep etmektedirler.

Üstelik ilgili cevabın bulunduğu fgulen.com adlı sitenin adresini bile verdiğimiz halde...!

Telif hakkından bahisle bunu yapıyoruz deseler bir anlayış mantığı bulmaya çabalardık ancak bu bir haber, üstelik kendi sitelerinde verilmiş bir haber.

Bunu kaldırmamızın kendilerine ne menfaati, kaldırmamamızın ne zararı olabilir anlayamadık.

İşte tüm açıklığı ile haber adresleri yukarıdadır ve bu yazıları salt bizim siteden kaldırılmasını talep etmenin manasını, yorumunu değerli okura bırakıyoruz.

Ahmet Dursun


HUKUK

a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Anayasa, mad. 24/3/

b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/

c) Herkes düşünce ve kanaatlerini; söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26

d) Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz. Bu düşünceler şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)


Her fırsatta ABD ve yargı sistemini bize örnek gösterenlerin okuması gerekli bir karar-haber.

ABD'den savcı Ömer Gündoğdu'ya tokat gibi hukuk dersi.

TED avukatı da tehdit ediyor.

TED'i Gulen mi ele gecriyor?

Evangelistler iş başında

Mehdi inancı Kur'an'a aykırıdır.

SEZEN AKSU'NUN BABASI (Sami Yıldırım) FETHULLAHÇI ÇIKTI!

***

Pek değerli avukat İrem Laçin;

Yönetimini üstlendiğimiz TOGEÇ  forum sitesi hakkında aşağıda bahsettiğiniz uyarı mesajınız için teşekkür ederiz.

Kaldırılmasını talep etmekte olduğunuz makale odatv.com sitesinde halen yer almaktadır (fgulen.com )

Dahası, müvekilleriniz hakkında herhangi bir hakaret, suçlayıcı ifade veyahut aşağılama yapıldığını iddia edebileceğiniz herhangi bir kelime yer almaz iken, sözü edilen Fetullah Gülen cemaatiyle birlikte anılması mı şikateye temel almaktasınız?  Bu durumda, cemaatle birlikte anılıyor olmayı mı “hakaret” ve  “kişisel haklara tecavüz” fiili kapsamında değerlendirmektesiniz.
 

Değerli avukat hanım,

Sizlerin de açıkça görebileceği üzere, ortada hiçbir suç yoktur ve talebiniz yersizdir.

Dava yolu ile siteye erişimi engelleyebileceğinizi belirtmektesiniz ki dava açmak sizin en doğal hakkınızdır. Tıpkı bizlerin de yaptıklarımızı yasalar karşısında savunma hakkımız olduğu gibi.
 

Cemaate hizmette beis görmeyen yargı memurlarının olduğu ortamda bu söylediğinizi yapmanız hiç de zor olmayacaktır.
 

Netice olarak;  odatv.com sitesindeki kaynak makaleyi kaldırttığınız anda biz de paylaşım sitemizdeki yansıtılmış makaleyi kaldıracağız.
 

Bilgilerinize sunar, çalaışmalarınızda başarılar dileriz.

Toplumsal Bilinç Çatısı yönetimi

K. Denizer

***
 

Not: Sayın Gökhan Ahi’nin şu beyanatı ilginçtir.   

"Mevcut yasanın (5651) erişim engellemeye yönelik maddeleri tamamen kaldırılmalı".

Avukat Gökhan Ahi 'Mevcut yasanın erişim engellemeye yönelik maddeleri tamamen kaldırılmalı' derken, Fikret İlkiz, 'İnternet alanına özgü yeni bir kanun şart' vurgusu yaptı. t24 Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın'a göreyse 'Hiçbir taraf masum değil'.

Haber: SERKAN OCAK / Arşivi
Haber: ERTAN KILIÇ / Arşivi
Haber: NESLİHAN TANIŞ / Arşivi

Erişim engellemelerine tepki gösteren hukukçu ve uzmanlar hemfikir
İSTANBUL - İnternete yasaklarına tepkiler devam ederken hukukçular, yeni bir kanun ve altyapı düzenlemeleri yapılmadan mevcut kaosun ortadan kalkmayacağı görüşünde. İstanbul Barosu Bilişim Hukuku avukatlarından Mete Tevetoğlu, erişimi engellenecek sitelere yenilerinin eklenmesine karşı çıkarken, Mustafa Gökhan Ahi, “Mevcut yasanın erişim engellemeye yönelik maddeleri tamamen kaldırılmalı” dedi. Avukat Fikret İlkiz ise “Yeni bir yasa çıkarılmazsa bu sistem sürekli sorun üretir” diye konuştu. www.t24.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın internet yasakları konusunda hiçbir tarafın masum olmadığını söyledi. Değerlendirmeler şöyle:

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku avukatlarından Mete Tevetoğlu: “YouTube erişim yasağı 5651 sayılı yasanın sekizinci maddesinin son fırkası kapsamında yapılıyor. Yasa kapsamında sekiz suç tipi var. Onlara dayanarak erişim engelleniyor. Bazı önerilere göre bunun kapsamının genişletilmesi isteniyor. Örneğin, terör içerikli sitelerin de bu yasa kapsamında kapatılması isteniyor. Biz bunun genişletilmesinden yana değiliz. Bu yasa aslında ailenin korunması amacıyla çıkarılmış bir yasa. Yani iki üç hafta boyunca çocuk pornosuyla ilgili gazetelerde ve televizyonlarda yayın çıkınca buna tepki olarak çıkarılmış bir yasa ve maalesef Atatürk’ün manevi şahsına hakarette son dakikada bu yasaya ilave edildi. Erişimi engelleme çoğunlukla pornoğrafik yayınlar ve Atatürk’ün manevi şahsına hakaretten yapılıyor. Engellenen sitelerin yüzde 60-70’i müstehcenlik ve pornografik yayınlardan kaynaklanıyor. Hakkında erişim engelleme kararı verilen site sahipleri, engellemeye neden olan içeriği sitesinden çıkaracak ve bu kararı veren mahkemeye bildirecek ve erişim yasağı kaldırılacak. YouTube olayında da dört tane video var kaldırılması istenen, bunlar kaldırılmadığı sürece biz de erişim yasağını kaldırmayacağız deniliyor. Erişim yasağının kaldırılması için, ya bu içeriği kaldıracak ve bunu beyan edeceksiniz. Ya da bir üst mahkemeye başvuraracaksınız ve mahkeme sizi haklı bulursa bu kararı iptal edecek.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku avukatlarından Mustafa Gökhan Ahi: Aslında, Google servislerine getirilen bir erişim yasağı yok. Böyle bir mahkeme kararı da yok. Google, YouTube ve birçok servisini farklı IP’den çıkış yapan sunucular yerine aynı IP’lerden çıkış yapan bir havuzdan sunuyordu. YouTube’un diğer servislerle paylaşım yaptığı IP numaraları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ( BTK ) tarafından engellenince, aynı IP’den yayın yapan diğer hizmetlere de ulaşılamaz hale geldi. BTK, eski bir mahkeme kararını usule ve yasaya aykırı olarak genişletti. Bu durum doğal olarak kabul edilebilir bir durum değildir ve gizliden bir sansür olarak adlandırılabilir. BTK’nın en kısa sürede bu tür bir IP bloklamayı kaldırması gerekir, nitekim yargı kararı olmadan yapılan bu uygulama kullanıcıların haberleşme, düşünce ve ifade hakları gibi Anayasal ve temel hakları zedelenmiş oldu. Google servislerini kullanan bir çok ticari işletme maddi zarara uğradı. Mevcut yasanın erişim engellemeye yönelik maddeleri tamamen kaldırılmalı. Çünkü burada öngörülen usul, tek taraflıdır ve önceden site sahiplerine savunma hakkı vermemekte. Erişim engellemeyle site değil, kullanıcılar cezalandırılmakta. Bunun yerine ‘uyar ve kaldır sistemi’ getirilmeli.

Avukat Fikret İlkiz: “23 Kasım 2001’de imzalananan Siber Suç Sözleşmesi’ni Türkiye imzalamalı ve onaylamalı. Bu yapılırsa yasaların yeniden gözden geçirilmesi gündeme gelecek. Çünkü Türkiye’nin mevcut kanun internet ortamında işlenen suçlarla mücadele hakkında bir kanun. Yani internet ortamı ile ilgili düzenlenmiş bir yasa değil. Bu alana özgü yeni bir kanun çıkarılması şart. Bu yapılmadığı sürece bu sistem sürekli sorun üretir. Hem teknik hem de yasal ortam devamlı sorun ürettiğinden bu sistemden kalarak sorunu çözmek mümkün değil. Bu iş için de temel bir felsefenin olması gerekir. Panik mevzuatı terk edilmeli, özgürlük esas alınmalı. Bu internet ortamındaki internet yayınlarının özgürlüğü esas kabul edilecek yeni yasal düzenlemeleri de beraberinde getirmelidir. Bunların yapılmadığı durumda getirilecek yasaklar istense de istenmese de sansür niteliğindedir.

‘Adli Bilişim’ başlı başına Türkiye’de kurulması gerekli olan bir sistemdir. Bu konuda yeni bir yasa ve bir altyapı kurulmadığı sürece çözüm mümkün değil. Türkiye’de uluslararası ilişkiler bakımından bir suç kolluğu ve savcılığın yeniden kurulması gerekiyor. Merkezileşme şarttır. İnternetteki özgürlüğün şiddetle korunması gerekir. Bu nedenle kişisel verilerin gizliliği ile ilgili olan tasarı acilen kanunlaşmalı ve gündeme getirilmelidir.”

www.t24.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın: İnternet yasaklarıyla sonuçlanan süreci incelediğimizde hiçbir tarafın masum olmadığını görüyoruz. Sonuçta yasanın mutlaka değişmesi, internette savunulması imkânsız yasaklara dayanak olan yayın durdurma-kapatma kriterlerinin hassas ölçülerle yeniden tanımlanması... Yargının internetin doğasına aykırı olan ve Türkiye’yi zor durumda bırakan aşırı yorumlardan uzak durması... Bu amaçla Başbakan’ın internet medyasıyla buluşmasında da dile getirilen, ‘bilişim mahkemeleri’ gibi ihtisas mahkemelerinin oluşturulması... Ve Google - YouTube’un ciddi bir ekonomik hacim yarattıkları Türkiye’de ‘vergi ödemeden büyük kazançlar elde etme’ ısrarından vazgeçmesi gerekiyor.

Doğan Gazetecilik Proje Yöneticisi Selahattin İmamoğlu: “Google ile ilgili IP kısıtlaması, Türk web sitesi sahibi ve yayıncıları çok ciddi etkiledi. Özellikle Google’ın Web İstatistik ve Analiz aracı olan Analytics, Türkiye’de neredeyse sitelerin tamamına yakınında kullanılmaktadır. Google’nin IP kısıtlamasından sonra, tüm bu siteler erişim sorunu yaşamaya başladı. Yıllardır değişmeyen yazılım kodları da gözden geçirildi ve hemen kaldırıldı. Küçük site sahipleri maalesef bu kadar şanslı olamadı ve sitelerine erişim güçleşti. Bunun dışında , analytics’i kullanan medya planlamacıları , reklam verenler, site sahipleri veri analizlerini yapamadı. İnternet kullanıcıları açısından da bakılacak olursa sürekli girdikleri ve zamanında yazılım müdahalesi yapılmayan internet sitelerine erişemedi. Yurtdışı sitelerine de erişim güçleştiği için engellemeleri aşacak farklı metotlara başvuruldu. Tabii Google’nın Docs ve Calendar gibi servislerin de etkilediği kullanıcı sayısı az değildi.

radikal.com.tr

***

From: Irem Lacin [mailto:iremlacin@gmail.com]
Sent: Wednesday, January 30, 2013 4:12 PM
To: yonetim@toplumsalbilinc.org

Cc: M.Gökhan Ahi
Subject: İçeriğin Kaldırılması Talebi

Sayın Yetkili,

Müvekkiller Türk Eğitim Derneği, Genel Başkan Selçuk Pehlivanoğlu ve Genel Müdür Sevinç Atabay hakkında sitenizin toplumsalbilinc url adresli linkinde bulunan sayfada ‘TED ve FETHULLAH GÜLEN’ başlıklı konu altında düşünce ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, Türk Eğitim Derneği’nin saygınlığını ve itibarını zedeleyen, diğer Müvekkiller Selçuk Pehlivanoğlu ve Sevinç Atabay hakkında kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan gerçek dışı haber ve yorum içeriklerinin yayınlandığını tespit etmiş bulunmaktayız. Bahsi geçen adreste yer alan içeriklerin aksine Türk Eğitim Derneği, çağdaş ve ilerici vizyona sahip, kurulduğu günden bu yana yalnızca Türk eğitim hayatına gerek maddi gerek bilimsel anlamda katkı sağlamak hedefiyle hareket eden bir dernek olup diğer Müvekkiller de bu amaç doğrultusunda dernek bünyesinde görevlerini yürütmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesi ve ilgili diğer Kanun maddeleri gereğince dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Müvekkiller hakkında yukarıda bahsi geçen url adresli linkte yer alan, kamuoyunu yanlış bilgilendiren ve Müvekkillerin saygınlığını ve itibarını zedeleyen ilgili haber ve yorum içeriklerin tamamının işbu bildirimin size ulaştığı tarihten itibaren 2 gün içerisinde kaldırılmasını ve kaldırıldığına dair bizlere bilgi verilmesini ihtar eder, aksi halde derhal yasal yollara başvuracağımızı bildiririz.

Saygılarımızla,

Türk Eğitim Derneği, Selçuk Pehlivanoğlu, Sevinç Atabay

Vekilleri

Av. Mustafa Gökhan Ahi

Av. Burcu Erdoğan

Av. Şebnem Ahi

Av. İrem Laçin

--

Av. İrem Laçin

Ahi Avukatlık Bürosu

Tel      :0216 486 11 11
Faks   :0216 486 16 11
ATA 2 Sitesi, Meşe Sok,
Villa 9 - Çengelköy /İSTANBUL


http://www.ahi-taygun.av.tr
http://www.bilisimhukuk.com
http://www.hukukcu.com

Sezen Aksu’nun Babası Zaman’a Konuştu

17 Ağustos 2010 
Sezen Aksu"nun babası Sami Yıldırım"ın yıllarca cemaatin okullarında müdür düzeyinde görevler yaptığını Muammer Karabulut, İLK KURŞUN’da yazmıştı.
TOGEÇ arşivlerinden derleme.

SEZEN AKSU'NUN BABASI FETHULLAHÇI ÇIKTI!

TGC: Basın ve ifade özgürlüğü cezalandırılamaz

12/06/2013
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), basın ve ifade özgürlüğünün korunması ve basın emekçilerinin görevlerini güvenli bir biçimde yapabilmeleri için iktidarı, muhalefeti ve medyayı göreve çağırdı.
Radikal

Şeriatçı düşünce cezalandırılamaz.
16.03.2005
Yargıtay, Aydarın laikliği savunanları dinsiz olarak niteleyen ifadeleri için, "Şeriat düzenini savunan ifade cezalandırılamaz" hükmüne vardı.

Gerekçesiyle birlikte 47 sayfa tutan 23 Kasım 2004 tarihli karara ilişkin süreç, Selahattin Aydarın 11 Eylül 2001de Milli Gazetede yayımlanan yazısı ile başladı. Aydar, laikliği savunanları, "dinsiz, ehli küfür" saydığı yazı üzerine, TCK 312 / 2 maddesi uyarınca, "halkı kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapisle cezalandırıldı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi de, 2ye karşı 3 oyla kararı onadı. Ancak Başsavcılığın itirazı üzerine YCGK mahkûmiyet kararını kaldırdı. "Başsavcılık itirazı üzerine alınan bir karar olması" nedeniyle tekrar yerel mahkemeye gitme olasılığı bulunan dosyaya ilişkin YCGK kararında, "suçun; tehlikeli, şiddet çağrısı içeren bir kışkırtma eylemiyle oluşabileceği" vurgulandı ve özetle şu görüşlere yer verildi.

FİKİR HAPİSLE ÖNLENEMEZ: Söyleyeni hapsedilmekle dillendirilmesinden vazgeçilen bir düşünceye tarihin tanıklığı olmamıştır. Aksine en zararlı düşünceler bile söyleyeni mahkûm edildiğinde ya merak saiki ya da acıma duygularıyla yandaş bulur, çoğu kez illegalite karanlığına inerek kontrolsüz bir gelişime kavuşur. ŞOK DÜŞÜNCE DE ÖZGÜR: Yazıdaki kimi sözcüklerin rahatsız edici olduğunda kuşku yoktur. Kimi ifadeler, laiklik ilkesiyle çelişir ölçülere ulaşmıştır. Ancak düşünce özgürlüğü, AİHMce de benimsendiği üzere "rahatsız edici, hatta şok edici olanlar" için de geçerlidir. Artık halkın ve o halkı oluşturan laik demokrasi sevdalılarının benimsemediği fikirler karşısında şiddet ve kavga içgüdüsüne katılacağı görüşü terk edilmelidir.

DEVLET DEĞİŞTİ: Yakın tarihimiz yeniden hatırlanmalı, "devlet düzeni" olarak kabul olunan ve "kamu düzeni" namıyla korunan nice "resmi ideoloji"nin olağan ya da ara rejimlerle değiştirildiği, yerine ikame edilenlerin, yine "devlet düzeni" adı altında "yeni doğrular" olarak hukukun korumasına alındığı, bunların da yerini yenilerine terk ettiği hatırlanmalıdır. Halkı, yönetenlerin düşüncelerini kabule zorlamanın olanaklı bulunmadığı, "kamu düzeni"nin, ideolojik "devlet düzeni" ile her zaman örtüşmediği sonucuna varılmalıdır.ZİHİNLERE KAZINMALI: Yakın tarihte birbirleriyle ölümcül düzeyde ideoloji kavgası yapanların şiddetten arındıklarında aynı koalisyonda hizmet verebildikleri de göz önüne getirilmelidir. Düşünceleri mahkûmiyetle durdurarak korunmayı yeğleyen bir kamu düzeninin, çelişen düşünceleri hoşgörü ile yaşatmaya ve değerlendirmeye çalışan kamu düzenine üstün olamayacağı ve tercih edilemeyeceğinin zihinlere nakşedilmesi gerekir.

RESMİ İDEOLOJİ ELEŞTİRİSİ: Yönetenlerce önerilen kurallar her zaman "kamu düzeni" ile örtüşmez. Çoğu kez yönetim gücünü yeddinde bulunduran "resmi ideoloji" adı altında birçok düzenlemeyi "uyulması zorunlu kurallar" olarak halka dayatıp, "korunması gereken düzen" namıyla hukukun himayesine aldırmış olanların halkını geri kalmışlığa mahkûm ettiği gerçeği hatırlanmalıdır. ŞERİAT CEZASI KALDIRILDI: Dava görüşülürken dile getirilen "şeriat konusundaki düşüncelere şiddet çağrısı içermese dahi kamu düzeni ve ulusal güvenlik yönünden sınırlama getirilmesi" gerektiği yönündeki görüşlerin de karşılandığı kararda, şöyle devam edildi: Laikliğe aykırı söylemlerin ceza ile karşılanıp karşılanmayacağı yasa koyucunun takdirindedir. Yasa koyucu bu eylemleri yaptırıma bağlayan TCKnın 163. maddesini kaldırmış ve başka bir yasal düzenlemeye gerek görmediği gibi bu türden suçların 312/2. madde kapsamında değerlendirmesine yönelik bir irade ortaya koymamıştır. Yasa koyucunun, bu iradesi ile "laiklik" ilkesini korumasız bıraktığı düşünülmemelidir.

CEZAYA GEREK YOK: Toplumun ulaştığı sosyal ve kültürel düzey itibarıyla "laiklik" kavramının günlük yaşama girdiği ve reddedilemez ve zayıflatılmaz düzeyde benimsenir olduğu saptanmış, kahir çoğunluğun sahiplenmesine tevdi edilmiştir. Artık böylesine korumaya alınmış bir kavramın ceza tehdidi ile himayeye tabi tutulması gereksiz addedilmiştir. Yasa koyucunun yaptırıma bağlamadığı bir eylemin ülke koşulları nazara alınarak zorlamalı yorumlarla cezalandırılır sayılması kuvvetler ayrılığı sistemini zedeler mahiyette olacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), laiklik karşıtı düşünceler konusunda bıçaksırtı bir oylamayla tarihi bir karara imza attı. 13e karşı 14 üyenin oyuyla alınan kararda "şeriat düzenini savunan ifadelerin cezalandırılamayacağı" hükmüne varıldı. Ancak, tartışmalara yol açan bu görüşün, "Siyasi partilere laiklik karşıtı faaliyetleri yasaklayan Anayasa kuralını zayıflatamayacağı" not edildi. Tek oy farkla "muhalif" kalan üyeler ise, Sivas katliamının unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, "karşı oy" yazısı yazdılar. Dava konusu yazının kendi içindeki yetersizlik, ölçüsüzlük ve ifade zafiyeti nedeniyle yandaş bulamayacağı açıktır. Yazarın savunur göründüğü dinin kutsal kitabında, "Oku, Rabbinin adıyla oku" ayetiyle zıtlaşan bir düşünceyi dile getirmesi nedeniyle, kendi okuyucu kitlesiyle de kabul edilmeyeceği, reddedileceği düşünülmelidir. Zorunlu eğitimin 3 yıl daha artırılmasının, okumayı emreden Tanrı buyruğuyla neden zıtlaşır görüldüğü o okuyucu kitlelerince sorulabilecek ve savunulan fikrin hatalı olduğu açığa çıkarılabilecektir. Böyle bir fikir müsademesi yaratmak ve görüşün geçersizliğini ortaya koymak yerine zorlamalı bir kabulle yazarına verilebilecek bir mahkûmiyetin fikri eğilimi artırabileceği ve "kamu düzeni"ni daha ziyade zedeleyebilecek bir sonuç yaratabileceği düşünülmelidir. Kurandan alıntı yapıldı Bu değerlendirmelerin, kesinlikle ve hiçbir şekilde Anayasanın 68. maddesinde siyasi partiler için getirilen "tüzük, program ve eylemlerin laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağı" kuralına "yeni bir açılım kazandırıyor ve bu kuralı zayıflatılıyor" biçiminde algılanmaması gerekir. Böylesine kapsamlı bir incelemeye 312/2. madde uygulamalarında oluşan dağınıklığı gidermek ve yorum farklılıklarının "suç ve cezanın kanuniliği" kapsamında birleştirmek amacıyla gerek görülmüştür. Kişiye serbest partiye yasak Muhalif üyeler, karşı oy yazılarında çarpıcı benzetmeler kullandılar. 10. Ceza Dairesi Başkanı Şener Güngör ve 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktanın karşı oy yazısında şöyle denildi:"Sanık laikliği savunanları dinsiz, dessas, ehli küfür olarak nitelemektedir, ki bu sözlerde ayrıca şiddet aranmasına gerek bulunmamaktadır. Düşünsel içerik taşımayan bu ifadeler kin ve nefret dolu bir söylem oluşturmaktadır." 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker de, Türkiyenin toplumsal yapısı ve tarihsel geçmişi nedeniyle "baskı ve şiddet olmadan bile taraftar bulabilecek demokrasi ile bağdaşmayan düşünce açıklamaları" için de "şiddet veya şiddete çağrı" unsuru aramanın, anayasal düzeni yok edici düşüncelere kucak açma anlamını taşıdığını vurguladı.Ülker, şunları kaydetti: "Bu kapsamda iki sistemin yan yana var olabileceği söylemleri de yok değildir. Son dönemlerde ılımlı İslam Cumhuriyeti gibi kavramların telaffuz edildiği ve Türkiyeye yakıştırıldığı bilinen bir gerçektir. Bu kavram kuşkusuz yoz bir demokrasiyi esas almaktadır. İfade özgürlüğünün olmadığı bir model, ifade özgürlüğünü kendisine kalkan yapamaz. Şeriata yönelik söylemlerde şiddete çağrı anına ya da şiddet anına kadar müdahale etmeyerek şiddet unsurunu aramak, cihat ilanına kadar ya da cihadın yapılacağı o ortamın oluşacağı ana kadar eyleme müdahale etmemek sonucunu da doğurmaktadır. Cihat anını beklemenin pratikte Cezayirde ortaya çıkan sonuçları gözler önündedir."Ersan Ülker, 2 Temmuz 1993te Sivasta 37 kişinin yakılarak ve boğularak öldürüldüğü "Madımak Oteli olayı"nın unutulmaması gerektiğini vurguladı.8. Ceza Dairesi üyeleri Hulusi Özek ile Ali Erol Özgenç de, sınırlama olmadan toplumsal düzen sağlanamayacağını vurgulayarak şu görüşleri dile getirdiler:"Laiklik ilkesi yurttaşların dini inançlarına göre ayrışmasını önleyerek ulusal birliği güçlendirir, yarattığı uzlaşmayla kardeşlik yayar. İslami söylemde küfür ehli sözcüğü Tanrının varlığını ve tekliğini toptan inkâr edenler için kullanılır. Bu sözcük aynı zamanda bir mesaj, öldürme emri taşımaktadır. Sanığın nefret kıvılcımları saçmasına ve şiddet çağrısına göz yumulamaz. Demokrasilerde kamu düzeni bizzat devletin kendisi tarafından korunur. Kamu düzeninin akıbeti yurttaşların açacağı hakaret veya tazminat davalarına havale edilemez." Madımakı unutma.
Milliyet

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.706
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: TED ve FETHULLAH GÜLEN.
« Yanıtla #1 : Ocak 30, 2013, 09:59:45 ÖS »
Buyurun işte kaldırdım, umarım hep birlikte huzura ereceğiz.

Tek şey soracağım.

Türkiye'deki Hukuk Fakültelerinde bilişim dersi olmadığından hukukçular ve diğer hukuki kurumlar anlamadıkları konular hakkında bari bilirkişilere danışmış olsalardı biz bu yazıları kaldırsak da, kaldırmasak da bu yazıların internet ortamında sürekli, başka başka şekillerde var olmaya devam edeceğini bileceklerdi.

Neden Hukuk Fakültelerinde bilişim dersleri konması için mücadele veren hukukçu tanımıyorum?
Sahi özellikle Türkiye’deki Avukatlık mesleği internetten haber takip merkezine mi dönmüş durumdadır?

Bir tavsiye.

Bunun en doğru çözümü ilgili yazılar olduğu halde yazının altına tekzip yayınlatmak olmalıdır. Zira önbellek görüntülerine Türkiye'den engel getirilse dahi (-ki getirilmiştir) bunun arama motorlarına maliyetini bilmeyenlerin söylediğimi anlayacaklarını da sanmıyorum.

Uğurlar olsun özgürlüklere...

Kemal Bey,

Sevgili Avukatlarımıza müjdeli haberi vermenizi öneriyorum.

Sağlıkla kalın...

31 Ocak 2013/23:00

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.706
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Şuh-u güzeşte var ki nice nevcivân değer
Geçmiş zaman olur ki hayâli cihân değer.
Hayâlî

Yani diyor ki; öyle cilveli kadınlar vardır ki, elde etmek için genç sevgiliden vazgeçsen de yine yazık etmezsin.
Asıl Adı Mehmet olmakla birlikte “Bekâr Memi” diye de tanınır.
Gerçi Hayâlî'nin bu sözlerindeki nevcivân (-genç adam, delikanlı, genç ve güzel sevgili-*) nedeniyle oğlancılık ifadesi olduğunu iddia edenler olsa dahi bu çarpıtmadır, anlatmak istediğini kendi adıyla (Hayâlî) eşleştirdiğinizde ortaya çıkan anlamı da sezinleyeceksiniz.

Neyse biz bakalım internet için Sayın Ahi'nin ne dediğine.

Bizden yayın kaldırtanlar şimdi ne hakla şikâyet ediyor ya da serzenişte bulunuyor, neyi eleştirip, savunuyor acaba?

Hukuk bir gün size de lazım olacak demiştik.

Yukarıda bizden talep ettiğine bakın, şimdilerde söylediğine.

Dedik ya, Geçmiş zaman olur ki hayâli cihân değer.

A. Dursun

***

Youtube yasağında Atatürk şoku

Video paylaşım sitesi YouTube TİB'in re'sen kararı ile engellendi. Engel Dışişleri'ndeki güvenlik toplantısında Suriye konulu bir toplantının kaydının yayınlanmasının arkasından geldi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dün akşam yaptığı açıklamada, sitenin erişime kapatılmasının ulusal güvenlikle ilgili olduğunu belirtti, dünyanın her yerinde, her ülkenin, ulusal güvenliğiyle ilgili bir husus söz konusu olduğunda tedbir aldığını söyledi.

Kanun gereği TİB'in re'sen kararının ardından 4 gün içinde mahkeme kararı verilmesi gerekiyor. İşte o mahkeme kararı da bugün ortaya çıktı. YouTube.com'un mahkeme kararıyla kapatılma gerekçesinde gösterilen kanun maddesinin Atatürk'e hakaret içeren kanunu işaret ettiği ortaya çıktı.

TİB'in internet sitesi sorgulama sayfasında yayınlanan mahkeme kararı şaşırttı. Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi'nin YouTube'u kapatma gerekçesi aynen şöyle:

"Bu İnternet sitesi (youtube.com) hakkında Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 27/03/2014 tarih ve 2014/358 sayılı kararına istinaden ve 5651 sayılı kanunun 8. Madde 1/b bendi uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından KORUMA TEDBİRİ uygulanmaktadır."

AHİ: BÖYLE BİR KANUN YOK

Konuyla ilgili Hürriyet'e açıklamalarda bulunan Bilişim Hukuk Uzmanı Av. Gökhan Ahi, istihbarat, iç güvenlik gibi nedenle internet sitelerinin ülkemizde kapatılması için bir kanun bulunmadığını, bu nedenle söz konusu videoların kaldırılması için başka bir kanunla sitenin kapatıldığını söyledi.

Ahi, internet sitelerinin Türkiye'de kapatılması için üç yöntemin bulunduğunu kaydetti ve sözlerine şöyle devam etti: "5651 sayılı internet yasası, 5846 sayılı fikir sanat eserleri yasası, Medeni kanunun 24. maddesi..."

Mahkemenin kapatma gerekçesinde yazılı olan 5651 sayılı kanunun 8. madde 1/b bendini değerlendiren Ahi, Atatürk aleyhine işlenen suçlarda bu maddenin devreye girdiğine dikkat çekti. Ahi'ye göre Suriye ses kayıtlarının YouTube'a düşmesiyle birlikte site kapatmak için gerekçe bulamayan TİB, Atatürk'e hakaret içeren herhangi bir videoyu sitede bulup sebep göstererek bahane yarattığını ve YouTube erişimini kapattığını söyledi.

http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/26136326.asp

***

Ok gibi hûblar beni yaydan yabana attılar
Bilmediler kadrimi ucuz bahâya sattılar
Neydi vaktinde güzeller bûseler vâdettiler
Bir söz ile hâsılı şu gönlümü aldattılar

Hani ya sâdık deyû methettiğin ol nevcivân
Dün gece ol dilberi bir bâdeye oynattılar
Gördüm ol hûrî sıfat ağyâr ile ülfet eyler
Hasedinden Dertli’yi toplar gibi patlattılar

Güfte: Âşık Dertli

Günümüz lisanıyla; Güzeller, beni yaydan ok atar gibi uzağa attılar. Kadrimi bilmediler, ucuz pahaya sattılar. Ne vakitlerdi… Güzeller öpücükler vaat ettiler. Kısacası, bir söz ile şu gönlümü aldattılar.

Hani, ‘sadık’ diye methettiğin o genç ve güzel sevgiliyi, dün gece bir içki karşılığında oynattılar. Gördüm ki o melek sıfat başkalarıyla dostluk ediyor. Hasetinden Dertli’yi toplar gibi patlattılar.

Türk Müzik Kültürünün Hafızası-Nota Arşivi
* Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Topluluğu

TED Koleji’nden Tayyip’e tarihi ayar | Sözcü Gazetesi
TED Ankara Koleji 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında yapılan törende konuşan TED Ankara Koleji Vakfı Genel Müdürü Sevinç Atabay'ın sözleri.
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=5OeJmt-ozBA" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.youtube.com/watch?v=5OeJmt-ozBA</a>


Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.706
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Sezen Aksu 7 Haziran'da Hepimize Ayar Verdiler!
« Yanıtla #3 : Haziran 28, 2015, 11:30:23 ÖS »
Sezen Aksu, 7 Haziran'da Hepimize Ayar Verdiler!
28 Haziran 2015

 40'ıncı sanat yılını kutlayan Sezen Aksu, son yıllardaki politik tavrı nedeniyle ve dönem dönem AKP'ye verdiği destek nedeniyle bazı kesimler tarafından kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdi. Aksu, "Birileri bize bu ülkede kalıcı barışı tesis edeceğine ve evrensel hukuk kuralları içinde Türkiye'yi demokratikleştireceğine dair bir söz verdi. Ben de bu vaatlere şans tanıdım." dedi. "Pişman mısınız?" sorusuna ise "'Pişman mısın' gibi soruları ya da 'Özür dile' gibi buyurgan yaklaşımları özgürlükçülük bağlamında henüz yeteri kadar olgunlaşmamış oluşumuza bağlıyorum. İnsan umudundan pişman olmaz." yanıtını verdi.

7 Haziran'da halkın "çatışmayı brakın, uzlaşın" mesajı verdiğini söyleyen Aksu, "Ayar verdiler, hepimize ayar verdiler" ifadesini kullandı.

Hürriyet'ten Çınar Oskay'ın sorularını yanıtlayan Sezen Aksu'nun açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

Son 12-13 yıl içinde Türkiye çok politize oldu. Çalkantılar, savrulmalar, fikir ayrılıkları yaşandı. Bu dönemde siz de kendinizi savrulmuş hissettiniz mi?

- Hissetmedim. Çünkü hayatım boyunca bir grupla, partiyle ya da kalabalıklarla bir aidiyet duygusu içinde ortak ses çıkarmadım. Doğru bulduğuma "Doğru" dedim, yürüdüm. "Ringe çıkan yumruk yer" sözünü gayet iyi içselleştirdiğim için olabilecekleri aşağı yukarı öngördüm. İnandığım şeylerden sapma olmadı. Her şeyde olduğu gibi bende de değişen ve gelişen şeyler oldu. Onun dışında durduğum yerde duruyorum. Ama 'Yetmez ama evet' meselesini soruyorsanız...

O süreç ve dönemin başbakanı Erdoğan ile yaptığınız telefon görüşmesi çok tartışıldı...

- Kürt açılımına destek verdim. 2002 yılında 'Türkiye Şarkıları'nda, Türkiye'de yaşayan farklı kimliklerden müzisyenlerle kendi dillerinde ben de onların dilinde şarkı söyledik. Sonra bütün ekip gitti ifade verdi, nedense bir tek bana ilişmediler. Çok hastaydım o sıra. Osman Müftüoğlu "Ne olursa olsun sahneye çıkacaksın" dedi. Hastalığım sistemimi çökertebilirdi, adrenalin salgılamamam gerekiyordu. İçimde bir korku vardı. Başıma bir şey gelirse, içimde kalmasın, bunu yapmış olayım istedim.

Siyasi tepkiler o zamandan başladı sanırım...

- Yolun başında insan bu konularla ilgilenince kendini değerli ve önemli hissediyor. Ama sonra başkalarının acısıyla hakiki bir empati geliştirdikçe, gerçekten dertlenmeye başlıyorsun. Yıllar geçtikçe, olgunlaştıkça, adalet duygum yara aldıkça gerçekle yüzleşmekten başka çare olmadığına ikna oldum. Bir salyangoza "Sen neden salyangozsun" diye sorulur mu canım! İnsanları yok mezhebinden, yok etnik kökeninden dolayı ayırmak... İnsanlığın hâlâ böyle bir noktada olması... Ne kadar ilkel... İnsanı hayvanlardan düşüncesi, duygusu ayırır. Bu yüzden tekamülümüzün epeyce yolu var...

Karamsar mısınız?

- Güç odakları ve iktidar kademelerinde bizim hiç bilemeyeceğimiz katman katman, uçsuz bucaksız labirentler olsa da Çetin Altan'ın hep söylediği gibi "Enseyi karartmayın" derim ben... Bu ülkenin çeşitli halklardan oluştuğunu ve bu halkların bugüne kadar bir arada yaşamayı nasıl becerdiyse, bundan sonra da becerebileceğini adım gibi biliyorum.

Bazıları bir dönem AK Parti'ye sorgusuz sualsiz destek verdiğinizi düşündü. Sizi seven pek çok kişi bu yüzden size küstü. Bunlar sizi nasıl etkiledi?

- Birileri bize bu ülkede kalıcı barışı tesis edeceğine ve evrensel hukuk kuralları içinde Türkiye'yi demokratikleştireceğine dair bir söz verdi. Ben de bu vaatlere şans tanıdım. "Hayır" demek de bir seçenekti, o da onların fikriydi. Akademik çevrelerin bu süreçleri en ince detayına kadar araştırması, yaşanan acıları tarihsel bir yüzleşme için akademik platformda belgelendirmesi gerekiyor. Bu veriler elimize geçtiğinde, okumaktan biraz imtina eden kamuoyu da vakit ayırıp bilgilendiğinde gerçek bir muhasebe yapabilir herkes. Sabırlı bir insanım, doğruyu beklerim. O zaman hangi eleştiri yerli, hangisi yersiz görülür.

Babanızın Fethullah Gülen'in ilk açtığı okulun müdürü olduğu, Cemaat ile AK Parti arasında çatışma çıkınca sizin de iktidara desteği kestiğinizi yazanlar oldu... Bunları nasıl yorumluyorsunuz?

- Ben doğru bulduğum şeyi destekler, eğri bulduğumda da muhalefet ederim. Bir kere benim mürit olmam, moda deyimle 'fıtratıma' aykırı. Bunu geçelim... Ciddiye alınacak bir tarafı yok. Zaten Gülencilik ile de kalmadı bana söylenenler; internette Yahudilikten Hıristiyan misyonerliğine kadar her şey çıktı. İsteyen istediğini desin. Çok ilgilenmiyorum. 40 yıldır ortadayım, her konuda yazmışım, fikrimi söylemişim. Alacağım tepkiden filan çekinmem. Kendimi anlatmaktan zaten hoşlanmam. Bu, 40 yıl boyunca her gün samimiyet sınavına maruz bırakılmak anlamına geliyor... Neden-sonuç ilişkisi kurabilmemiz, bilgiyi referans alma ihtiyacımız ve hafızamız biraz sorunlu.

Öyle ya da böyle size küskün olanlara söyleyeceğiniz bir şey var mı?

- Fikrimden dolayı onlar bana küs olabilirler; ben onlara küs değilim. Tepkilerde bir doz aşımı olduğu gerçek. Ama neticede refleks olarak en keskin dili kullansalar bile temelde çoğunluğun düşünce özgürlüğünden yana olduğuna eminim. Bu inancın layıkınca hayata geçirilmesinin çok kolay olmadığını biliyoruz. "Zaman" diyorum...

Seçim sonuçlarını nasıl karşıladınız?

- Siz de beni iyice politikacı zannettiniz! Sandıktan ortak bir irade çıktı. "Uzlaşın" dedi halk. "Önce hizmet edin. Çatışmanızı nezaketle yapın. Gelir kaynaklarının adaletsiz dağılımı başta, düzeltilmesi gereken onca şey varken sizin bu kavgalarınızı seyretmeyeceğiz" dediler. "Çatışmayı da tartışmayı da âdâbıyla yapın. Ayar verdiler, hepimize ayar verdiler.

Hepimize derken?

- Türkiye'de her şeyi devletten bekleme gibi bir alışkanlık var. Bu sorumluluğu paylaşmalıyız. Onarımdan bahsediliyor, elbirliğiyle omuz vermeliyiz. Çözüm, uzlaşma için çaba sarf etmeliyiz.

'Yetmez ama evet' gibi siyasi süreçlerde sizinle aynı yerde duranlar vardı. Fakat bir kısmı daha sonraki otoriterleşme yöneliminde özeleştiri yaptı, "Yanılmışım" dedi. Siz AK Parti'ye verdiğiniz destek konusunda pişmanlık hissediyor musunuz?

- Benim kuşağım büyük acılardan geçti. Darbelerden, faili meçhullerden, 'Cumartesi Anneleri'nden, işkencelerden gelir adaletsizliğine kadar... Hangi birini sayayım. Bütün bu acılardan süzülüp damıtılmış bir umuttu benim 'evet'im... Gerçek bir muhasebe, akademik düzeyde bilimsel kaynak ve referansa dayandırılmadan yapılamaz. "Pişman mısın" gibi soruları ya da "Özür dile" gibi buyurgan yaklaşımları özgürlükçülük bağlamında henüz yeteri kadar olgunlaşmamış oluşumuza bağlıyorum. İnsan umudundan pişman olmaz...

Bir söyleşinizde şöyle demişsiniz: "Çocukluğumun İzmir'inde rembetikoyla, Ermeni, Alevi türküleriyle büyüdüm. İzmir müthiş demokrat bir yerdir. Diğer kentlerden farklıdır." Bugünün İzmir'ini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Çok ilginç bir yer İzmir. Yüzde 10.5 çıktı HDP'ye. Hiç bekler miydiniz? İsteseniz de istemeseniz de Kürt de var, Ermeni de var, Alevi de var. İnsan bunlar yahu! Yok edip var edebileceğiniz canlılar değiller. Adalet esastır. Hakikatle yüzleşmedikçe bunlar kökünden çözülmez.

'Aşkı Türklere öğreten kadın' diye yazmış biri sizinle ilgili.

- İddialı olmuş yahu.

İddialı belki ama siz insanların hayatına dokunmuş birisiniz...

- Belki şarkılarım özgürleştirmiştir biraz. Benim üniversite yıllarımda aşkla ilgili şarkı yok gibiydi. O dönem çatışmalarda, hapislerde helak olan kuşağı nasıl hatırlıyorsunuz? Hayatı ıskaladı mı bu şanssız kuşak? Devrimci eşinize "Yahu hep 'aydınlık yarınlar, gelecek nesiller'.... Biz ne olacağız?" demişsiniz.

- Niye tamamen feda oluyoruz? Yani "Bir şeyler yapacaksak bize niye yaramıyor?" dedim. Kahraman olmak gerekli midir? Gerçekten inançla dönüştürme arzusunun içinde kendini hiçleştirecek kadar, bir sonraki kuşağı düşünecek kadar motive eden, biraz da bu kahramanlık içgüdüsü olabilir mi? Neyi insan faktöründen tam olarak ayrı değerlendirebiliriz ki?Ama bu, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı o cesur başkaldırının değerini etkilemez elbette. Az buz bir şey değildi ve tarihteki yerini de öyle aldı.

Bugünkü Gezi kuşağı bu bakışa daha yakın bir çizgiye mi geldi?

- Her hareketi kendi somut koşullarında değerlendirmek gerekir. Gezi kuşağı, bir tuşun ucunda dünyaya uyandı. Biçim farklı olsa da öz aynıydı bence: 'Daha adil bir dünya'. Onların farkı, doğası gereği yeni ve gülümseyen bir dil kurdular...Ve büyük bir dönüşümün başlangıcını, yeninin gücü ile gerçekleştirdiler.

Ben sizden bir sonraki jenerasyon olarak anlamak istiyorum. Eski fotoğraflara baktığım zaman insanların bakışları bile farklı görünüyor bana. Onların hayatı çok daha sert, daha gerçekmiş gibi... Siz de demişsiniz "Benim hırpalanmalarım, hayatımda zenginliklerdir" diye..

- Bundan 20-30-40 sene sonra da bu kuşağa öyle bakılır. Hiçbir zaman mükemmel bir dünya kurulamayacağına göre kendi dönemi içinde değerlendirmek lazım. Geçen gün bir yerde okudum: "Beş ay boyunca bir evde otursalardı Leyla'yla Mecnun birbirini boğardı!" Yaşadıklarımdan memnunum ama bugüne kıyaslayıp, "çok şahaneydi" diye şimdikinden üstün tutamam. Benim için esas olan şimdiki zaman, her zaman şimdiki zaman... (Kaynak: Hürriyet)

TED, Davutoğlu'nun çocuğuna % 100 burs verdi mi?

 

Son İletiler/Konular

DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 06:04:51 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 26, 2016, 02:49:54 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 25, 2016, 11:43:31 ÖÖ]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2016, 09:47:29 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2016, 04:58:39 ÖÖ]


“Fransız Basınında Genç-Türk Devrimi’’ Üzerine Söyleşi.. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2016, 01:32:46 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2016, 03:53:41 ÖÖ]


BEN BU KADINDAN KORKARIM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 20, 2016, 07:31:16 ÖS]


Yaptığımız Çok Büyük Yanlışların, Artık farkında Olalım. Gönderen: halukgta
[Haziran 20, 2016, 10:47:06 ÖÖ]


FRANSA’DA ‘DEVRİM’ ve ‘DEMOKRASİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 19, 2016, 05:19:46 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 18, 2016, 05:50:59 ÖÖ]


Müslüman Bir Aile, Kaç Çocuk Yapmalıdır? Gönderen: halukgta
[Haziran 13, 2016, 01:03:46 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 11, 2016, 05:24:03 ÖÖ]


‘KATİL ESED’ VE EKONOMİK NATO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 11, 2016, 03:15:55 ÖÖ]


Turk Dili (TDK) Temmuz 1985 "Alpamis ve Bamsi Beyrek: Iki ad, bir destan" Gönderen: PLMPLM
[Haziran 10, 2016, 12:41:16 ÖÖ]


MAŞALLAH EKONOMİSİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 09, 2016, 10:31:32 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Haziran 07, 2016, 12:16:02 ÖÖ]


FRANSA’DA POLİTİK DÜŞÜNCENİN EVRİMİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 05, 2016, 04:15:00 ÖÖ]


İslam ı Yaşarken, Yaptığımız Çok Büyük Yanlış. Gönderen: halukgta
[Haziran 03, 2016, 07:37:07 ÖS]


ŞU BİZİM FRANSIZLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 30, 2016, 03:23:35 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 28, 2016, 01:54:51 ÖÖ]


Saç Ekimi Bilgilendirme Gönderen: fbacker
[Mayıs 27, 2016, 12:50:33 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 25, 2016, 01:43:02 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 22, 2016, 08:46:46 ÖS]


Uzun Görüş Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 22, 2016, 12:30:06 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 22, 2016, 02:53:02 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 21, 2016, 04:22:19 ÖÖ]


Düşüncelerin Kökenine İnmek Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 20, 2016, 10:14:16 ÖS]


“Hiçbirşey Bilmemek Yönetimi” Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 20, 2016, 09:53:46 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 19, 2016, 11:45:10 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 18, 2016, 08:19:49 ÖS]


Bir Erkek, Eşinin Yaptıklarından Sorumlumudur? Gönderen: halukgta
[Mayıs 18, 2016, 09:58:39 ÖÖ]


Ynt: Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 17, 2016, 03:01:30 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 17, 2016, 12:25:08 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 16, 2016, 11:50:57 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 14, 2016, 04:16:22 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 12, 2016, 04:05:28 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 11, 2016, 03:17:49 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 10, 2016, 01:28:23 ÖÖ]


OLASI BAŞKANLIK SEÇİMLERİ MANİFESTOM. Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 09, 2016, 03:39:31 ÖS]


KIMLIK Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 06, 2016, 01:41:52 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 05, 2016, 02:05:43 ÖÖ]


23 N​İ​SAN - JAPONYA'da B​İ​R OKULDA ÖĞRENCİLER. Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 04, 2016, 04:32:30 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 02, 2016, 06:58:26 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 01, 2016, 10:13:21 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Mayıs 01, 2016, 12:52:30 ÖS]


Mutlaka Takip ediniz >> http://www.isteataturk.com Gönderen: PLMPLM
[Nisan 30, 2016, 07:06:18 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 30, 2016, 04:14:55 ÖS]


Kur'an da Selamlaşma Konusu. Gönderen: halukgta
[Nisan 30, 2016, 10:59:20 ÖÖ]


Dogal Us, Yapma Us Gönderen: PLMPLM
[Nisan 29, 2016, 02:44:50 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 29, 2016, 05:02:14 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 28, 2016, 01:37:04 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 27, 2016, 04:37:49 ÖS]


AAA KİLİSE TOP MERMİSİ DÜŞMÜŞ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2016, 08:12:00 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2016, 01:44:23 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 25, 2016, 03:11:34 ÖÖ]


Anılarda Ermeni Soykırımı ve Yaşayan Görgü Tanıklarının Türkçe Şarkıları Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 24, 2016, 04:46:02 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 24, 2016, 04:10:40 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (I) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 23, 2016, 10:09:18 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 20, 2016, 01:17:07 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 19, 2016, 11:59:21 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 18, 2016, 03:00:05 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 12, 2016, 03:26:19 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Nisan 12, 2016, 12:47:58 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 08, 2016, 04:24:33 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 07, 2016, 06:16:17 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 06, 2016, 10:41:27 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 05, 2016, 09:48:12 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 04, 2016, 06:07:58 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 02, 2016, 10:09:59 ÖS]


İslam Hem Akıl, Hemde Vahiy Dinidir. Gönderen: halukgta
[Nisan 02, 2016, 06:13:54 ÖS]


FED’İN FESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 01, 2016, 03:02:43 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Mart 30, 2016, 05:01:18 ÖS]


İLBER ORTAYLI ve TARİH Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 29, 2016, 07:00:10 ÖS]


Çok değerli bir kaynak ve Atatürkün sesi çok net. Atatürk & Rıza Sah Pehlevi & I Gönderen: PLMPLM
[Mart 29, 2016, 12:51:04 ÖÖ]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 25, 2016, 05:33:48 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 25, 2016, 05:32:52 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 25, 2016, 05:31:49 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 25, 2016, 05:30:59 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 25, 2016, 05:30:02 ÖS]


Sizce ŞANS Ne Anlama Geliyor? Gönderen: halukgta
[Mart 24, 2016, 01:28:21 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 23, 2016, 07:39:26 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 23, 2016, 07:38:30 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (III) (Devrimin Ülkesi) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 23, 2016, 07:37:28 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 23, 2016, 07:36:35 ÖS]


EKONOMİ POLİTİĞİN EKONOMİSİ VE POLİTİKASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 23, 2016, 07:35:37 ÖS]


Ynt: HAYDAR BAŞ VE "ALLAH RIZASI ANONİM AŞ." Gönderen: ahmetdursun
[Mart 23, 2016, 02:44:36 ÖS]


Adnan Saklı’dan Erdoğan ile ilgili şok açıklamalar! Gönderen: ahmetdursun
[Mart 20, 2016, 12:13:29 ÖÖ]


"Bomba patlayacak "uyari önceden gelmis Gönderen: Gökbayrak
[Mart 16, 2016, 01:21:16 ÖÖ]


SUUDÎ ARABİSTAN’IN HALİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 11, 2016, 11:21:31 ÖÖ]


DİLLERİN DİLİ (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 08, 2016, 02:09:00 ÖS]


Ynt: 'İlk oğul' kurbanı ve Eski Ahit '' Gönderen: MahmutAbdulRauf
[Mart 07, 2016, 04:27:18 ÖS]


DİLLERİN DİLİ (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 07, 2016, 03:37:31 ÖÖ]


ZIRTTO’NUN Z’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 05, 2016, 01:16:05 ÖÖ]


Ynt: DİLLERİN DİLİ (V) Gönderen: Kemal Denizer
[Mart 04, 2016, 01:04:24 ÖÖ]


Nahl 43 ve Nisa 59. Ayetleri Nasıl Anlamalıyız. Gönderen: halukgta
[Mart 03, 2016, 07:50:29 ÖS]


DİLLERİN DİLİ (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 03, 2016, 06:00:48 ÖÖ]


DİLLERİN DİLİ (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 01, 2016, 11:27:34 ÖS]


DİLLERİN DİLİ (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 01, 2016, 03:40:49 ÖÖ]


DİLLERİN DİLİ-II Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 29, 2016, 12:19:32 ÖS]


DİLLERİN DİLİ-I Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 28, 2016, 05:46:36 ÖS]


Ynt: AMACIMIZ Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 26, 2016, 01:40:51 ÖS]


Ynt: İmamın Ordusu - Ahmet Şık Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 26, 2016, 01:33:34 ÖS]


Ynt: İmamın Ordusu - Ahmet Şık Gönderen: MrtC
[Şubat 25, 2016, 05:17:39 ÖS]


Ynt: AMACIMIZ Gönderen: siracusa
[Şubat 25, 2016, 03:43:42 ÖS]


El öper bacısını, bizden alırlar acısını. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2016, 11:38:44 ÖS]


‘ÜTOPİK KEMALİZM’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 21, 2016, 04:35:17 ÖÖ]


ÜRETİMİN Ü’SÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 19, 2016, 06:26:01 ÖS]


Fıkıh İnancı, Toplumu Kur'an dan Uzaklaştırmıştır. Gönderen: halukgta
[Şubat 17, 2016, 09:51:00 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Şubat 14, 2016, 07:08:18 ÖÖ]


KAPİTALİZM’İN ‘İZM’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 09, 2016, 01:27:07 ÖÖ]


Yenilendi-Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2016, 12:01:42 ÖS]


Ynt: SESLİ KİTAP > George Orwell - 1984 Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 06, 2016, 02:38:59 ÖS]


‘ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2016, 08:17:33 ÖÖ]


Ynt: SESLİ KİTAP > George Orwell - 1984 Gönderen: bariscumtr
[Şubat 03, 2016, 04:57:22 ÖS]


Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkûm kadınlara akşam dersleri ver Gönderen: PLMPLM
[Şubat 02, 2016, 06:58:55 ÖS]