Gönderen Konu: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.  (Okunma sayısı 50950 defa)

0 Üye ve 12 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« : Temmuz 05, 2008, 11:49:21 ÖS »
Necip Fazıl,Cumhuriyet döneminde yetişen en büyük Türk düşmanlarından birisidir.



Ne hazindir ki; eğitim seviyesi düşük insanlar bu adamı milliyetçi bir kimse olarak tanırlar.
Türklük ve Atatürk düşmanı, fikrî dönek, kadın bacağına şiirler yazan bir müptezel olan bu şahsın herzelerinden ve saklanan adî kişiliğinden birkaç değerlendirmeyi dikkatinize sunmak isterim...

<a href="http://www.dailymotion.com/video/x37ori_n-f-k-belgeseli_people" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.dailymotion.com/video/x37ori_n-f-k-belgeseli_people</a>


MÜSLÜMAN (!) NECİP FAZIL HAKKINDA YAZILANLAR
"Üstat, yüz tikleri olan, çok sigara içen ve tanımadıklarının yanında az konuşan, at yarışlarına pek meraklı biriydi.
Devlet bankalarının genel müdürleri üzerinde büyük nüfuzu vardı. Örneğin; Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge’nin odasına kapıyı vurmadan girer ve "Oğlum Mithat. Bana para, sana da bir iki oyunca (skeç) lazım der" sonra genel müdürün özel çalışma odasına girer ve birkaç saat içinde Ankara Radyosu için nefis iki skeci kaleme alır ve merkez veznesinden gelecek binlikleri beklerdi. Oradan da bahis oynamaya Hipodrom"a. Çoğu kez o morlar orada erir ve üstat hiç üzülmezdi...
İçkiye çok düşkündü ve ben o gençlik yıllarında bu ehlî keyif yazarın nasıl olup da din simsarlarının idolü olduğunu anlamaya çalışır dururdum
."



27 Mayıs - Neslihan Kısakürek - örtülü ödenek davası
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xdgz12_27-mayys-neslihan-kysakurek-ortulu_news" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.dailymotion.com/video/xdgz12_27-mayys-neslihan-kysakurek-ortulu_news</a>



 NECİP FAZIL"IN TUTUKLANMA NEDENLERİNDEN BİRKAÇI:
- Türklüğe Hakaret: 9.6.1947 - 5.8.1947 (1 ay, 27 gün)
- Türklüğe Hakaret Davası Bitti, Son Posta, 6 Ağustos 1947
- Türklüğe Hakaret: 21.4.1950 - 15.7.1950 (3 ay, 25 gün)
- Tevkif Müzekkeresi, C. Savcı No: 950 / 5191
- Atatürk’e Hakaret:  15.10.1960
 18.12.1961 (1 yıl, 65 gün)- 1960 / 3349 numaralı mahkûmlar için müddet nâme Destân adlı şiirinde Cumhuriyet inkılâplarına ve Başbuğ Atatürk’e dolaylı yoldan hakaret vardır.


İşte millî devlet ve lâik rejime muhalefetini ispatlayan bir mısrası...
Ah küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!


NECİP FAZIL VE İBDA-C TERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİLERİ
İBDA-C (İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi)"
İBDA fikriyatı, İslamcı edebiyatçı Necip Fazıl Kısakürek ve onun Şeyhi Seyyid Abdülhakim Arvasi yanlısı akıncı gençler tarafından 15 Kasım 1975 tarihinde, Salih Mirzabeyoğlu öncülüğünde çıkarılan Gölge Dergisi çerçevesinde oluştu.

Necip Fazıl Kısakürek’in "BÜYÜK DOĞU" fikriyatından etkilenerek ortaya çıktığı iddia edilen, Osmanlı Devleti modelinde federatif yapılı bir İslam Devleti kurulması amacını güden ve bu amaç doğrultusunda silahlı mücadele yöntemini benimseyen terör örgütüdür.
http://www.yesil.org/teror/ibdac.htm

İslami Büyük Doğu, Necip Fazıl Kısakürek"in düşüncelerini yansıtan bir dernektir.
Akıncılar Birliği de 80 öncesinin MSP Gençlik Kolları"nın kurduğu dernektir. Bu iki dernek birleşmiştir, İBDA-C’yi oluşturmuşlardır. 
http://arsiv.sabah.com.tr/2003/12/14/yaz33-10-107-20031205.html

Tayyip Erdoğan'ın 80 öncesi MSP Gençlik Kolları'nda görev yapmasından yola çıkılarak söylenen "Erdoğan İBDA-C'nin ilk yöneticisidir" suçlaması, ciddiye alınacak bir suçlama değildir. Çünkü İBDA-C, öyle birleşmelerden filan doğmamıştır ve legal değildir. Dolayısıyla 'ilk yöneticisi' diye bir şey söz konusu olamaz. Ahmet Hakan Coşkun
http://arsiv.sabah.com.tr/2003/12/05/coskun.html

 "Necip Fazıl Kısakürek, the IBDA-C’s ideologue, published 130 books on Islamic thought, Islamic arts and other issues. His thought continues to influence the IBDA-C."
http://www.intelligence.org.il/Eng/var/yf_12_03.htm

Necip Fazıl Kısakürek için yürüyüş yapan İBDA/C’ciler
http://www.milliyet.com.tr/2006/05/25/son/sontur34.asp

Necip Fazıl "Son Devrin Din Mazlumları" isimli kitabında Dersim İsyânı’nı, Şeyh Said’i, Said’i Kürdî’yi vs. öve öve bitiremez.
1937’de Tunceli isyanında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin katliam yapıp bilmem kaç yüz bin Kürt’ün öldürdüğünü iddia eder.

Necip Fazıl, 1946’da İstanbul’da verdiği bir konferansta Atatürk’ü sâhte kahraman ilan etmiştir.
Abdullah Öcalan denen insan ziyânı olan aşağılık köpek, Necip Fazıl ile ilgili bir soruya aynen şöyle cevap vermiştir.
"20 yaşlarında ya vardım, ya yoktum. Necip Fazıl Kısakürek’in konferanslarına gider, bayağı da etkilenirdim..."
Apo ve PKK adlı kitaptan
Okumak için.

Tayip Erdoğan’ın başdanışmanı olan, Amerikalılara "bizi delikten aşağı süpürmeyin diyen" Kürt Cüneyt Zapsu’nun dedesi Abdürrahim Zapsu, Necip Fazıl’ın yazdığı haftalık "Ehli Sünnet" dergisinin yayıncısıdır.

Bu sahtekârın meşhur şiiri "Kadın Bacakları”nı okuyalım da,nasıl bir Müslüman (!) olduğunu da görelim.

Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var,
Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.
Ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar,
Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü,
Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın,
Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü,
Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın.

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe,
Bacakların ruhudur şekil veren diyorum.
Bacakları bir kalın örtüde saklı diye,
Mermerde kalbi çarpan Venüs"ü sevmiyorum.
Boynuma doladığın güzel putu görseler,
İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını.
Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler,
İsa"nın eli diye, bir kadın bacağını.


Bu şiire göre Necip Fazıl"ın, bir ayak fetişisti olduğu ortaya çıkıyor.
Necip Fazıl, 1934 yılına dek kadınların bacaklarına şiirler yazacak kadar nefis düşkünü bir adamdı. Eğlence ve kadınlar onun hayatının baş unsuruydu. Daha sonra da bu pislik hayatını devam ettirmediğini iddia etse de "döneklerden, dönenlerden" hayır gelmez.

Devam edelim, Bu müfteri ayrıca Türkçe düşmanıdır.
Türkçeye ağır hakaretler içeren yazısını aktarıyorum.

- Kısa heceler...
Aşağıdaki cümleyi, ona hususî bir mâna biçmeden, onda ayrı bir mâna murad edildiğini hesaba katmadan, sadece Türkçe olarak okuyunuz.
- Ciğerimi delici, yüreğimi yakıcı, kafamı kemirici soru şu ki, gericiliğe mi, ilericiliğe mi, ne tarafa döneceğini bilemeyene, ne diyeceğini, ne edeceğini bulamayana, baba izini görmeyene, anadilini yitirene, yolunu şaşırana, ya kuzu gibi boyuna budalaca acı acı meleyene, ya da kısa heceli ölü kelimeleri dizi dizi boşuna sıralayana, şu yeni kuşağa ne demeli; acımalı mı, acımamalı mı?

İçinde 50 kelime ve 162 hece bulunan bu cümlede tek bir uzun hece yoktur ve böyle bir lisan yeryüzünde mevcut değildir.
- Bu hâl, tarihin ilk çağlarında, henüz hançeresi gelişmemiş bir millete işarettir.
- Tek heceler...
Dilimiz umumiyetle tek, hiç değilse az heceli kelimelerden örülü: al, kal, çal, dal, ol, sol, dol, yol, ser, ver, ger, yer, ar, ban, kan, san, at, kat, tat, çat, kap, sap, tap, yap, say, yay, kay, cay, sil, bil, ek, çek, şiş, piş, ye, de, filân, falan, sayısıza kadar giden bir dizi...

Askerî kumanda sesine benzeyen ve sonlarına birer "mak" veya "mek" edatı eklenince ancak iki heceli mastarlığa çıkabilen emr-i hâzır’lardan ibaret bu tek veya az heceli kelimeler kalabalığı içinde yabancı dillerden devşirilmiş dolgun heceler de Türk hançeresine uymadığı için bölünmüştür:
Psomi (Rumca ekmek) İpsomi... Fikr-Fikir... Spor-Sipor... Film-Film... Nefs-Nefis... Remz-Remiz... Vesaire...

- Başka dillerde tek hecede 4-5 sese kadar çıkabilen (rast, drops) dolgun heceler Türkçede 2-3 sesi aşamaz ve ancak kültürlü insanların hançeresinde yer bulabilir.

- Bir dilde uzun, dolgun ve çok heceli kelimeler, tefekküriyet ve medeniyet işaretidir.

- Türk Milleti"nin, ruhunu dayayacağı üstün bir medeniyet mihrakı buluncaya kadar sürdüğü hayat içinde dili, kısa heceler bahsinde olduğu gibi, konuşmaya ve dolayısıyla düşünmeye vakti olmayan bir topluluğu ifade eder.

- Mücerret mefhum...

Türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur.
 Aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların Türkçe karşılığını arayınız:
Zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, Allah ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz.

Mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile Türkçede bulamazsınız.
Allah’ adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile Türkçede yoktur. "Tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez.
"Mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır.
 "Vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir.

- Neticede, sade ve mahdut madde isimlerine mahsus, beşerî tefekkür malzemesinden mahrum bir lisan karşısında kalıyoruz. Hattâ "dil" bile "lisan" kelimesine uymuyor ve ağızdaki et parçasından ibaret kalıyor.

- Cedlerimiz İslâm"ı kabul edip kâinat çapında bir tefekkür ve tahassüs hazinesini yüklendikleri an, takdir ettiler ki, kumanda seslerinden ibaret tek ve kısa heceli, âhenksiz sadece yalçın madde plânına bağlı, mücerret mefhumdan sıfır derecesinde bir dille ne insan, ne cemiyet, ne de devlet teşkil edilebilir.

Artık Türk, madde fatihliğinden, onunla beraber mâna fâtihliğine geçmiştir; bunun için de maddî kılıcına eş bir mâna kılıcı lâzımdır. Hâlbuki elinde, mânevî kılıç adına, çelik değil, bir saman parçası bile yoktur? Ne yapsın?

- Türk, İslâmiyeti kabul ettikten sonra düşünmeye başlamıştır. Bu, anlayan ve insafı olan için riyazî bir hakikattir. İşte bu Türk, yani İslamiyet"i kabul ettikten sonra gerçek Türk"ü bulan Türk, ilk iş olarak, kaba müşahhaslardan ileriye geçemeyen dilini zenginleştirmek zaruretini idrak etmiştir.
Bunun için de, Batılının, Yunan ve Lâtin kaynaklarına uzanışı gibi, öz kültür kaynağının iki örnek diline el uzatmış ve Türkçenin çarşafı üzerine Arap ve Fars ağaçlarının meyvelerini silkelemeyi tek yol kabul etmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yay.



Bu yazıda Necip Fazıl, Türk diline hakaret ederek, Arap dilini kutsadığı gibi "Türkler Müslüman olduktan sonra düşünmeye başlamıştır" diyerek de koskoca İslâm öncesi Türk tarihine ve Türklerine bile sövmüştür.
Sanırım bu kadar bilgi Necip Fazıl"ın Türk ırkı için ne kadar tehlikeli bir yaratık olduğunu ispata kâfidir.

Necip Fazıl KISAKÜREK denen kişi bugün molla, takunyalı, çarşaflı, şalvarlı, şeriatçı takımına mâl olmuş yobazın ve Türk düşmanının biridir.


Necip Fazıl KISAKÜREK, Nazım Hikmet RAN gibi kişiler için "Kendisi, kişiliği işe yaramaz ama şiirleri iyidir!" demek, Ahmet KAYA"nın bir PKK’lı olduğunu bile bile "Olsun be, müziği çok güzel!" deyip dinlemek gibi bir şeydir.

Bir şiiri: Destan

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir lâf var, buyurunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvak tan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp.


1  N. Fazıl, 1947 ve 1950 iki defa olmak suretiyle Türklüğe ve 1960’da Atatürk’e hakaret suçlamasıyla yargılanmış mıdır?

2- Necip Fazıl, 5816 sayılı Atatürk’ü koruma yasası uyarınca İstanbul Toplu Basın Mahkemeleri’nce 8.7.1981 tarihli ve 1977-137 sayılı kararı ile Atatürk’e hakaretten mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi"nin 17.2.1982 tarih 1982-13 esas ve 1982-786 sayılı kararı ile onanmış mıdır?

3- N. Fazıl, 17 Temmuz 1959’da Büyük Doğu dergisinde yayımlanan bir yazısında "Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerika’dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz.
Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez (birbirinden ayrılmaz) bir siyaset vahidine (tekliğine) göre ayarlamakta büyük ve her işe hâkim bir mânâ gizlidir." diyerek Amerikan emperyalizmin savunuculuğunu yapmış mıdır?

4- "Son Devrin Din Mazlumları" adlı kitabında İngiliz desteğiyle gerçekleştirilen Dersim’deki Kürtçü ayaklanmaları desteklemiş midir? Bu kitabında bölgede Kürtleri tepeleyen kahraman Türk askerlerini katliamcı ve soykırımcı olmakla suçlamış mıdır?

5- "Ah küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap / Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp" şeklindeki mısraları ile kast ettiği "maymun" ve "inkılâp" nelerdir? Bu soruyu büyük bir ıstırap ve utanç ile sorduğumu da belirtmeliyim"

6- İrticaî terör nedeniyle yitirdiğimiz en kutlu ve kutsal şehitlerimizden biri olan Şehit Kubilay ve menfûr Menemen hadisesi hakkında N. Fazıl"ın Büyük Doğu dergisinde bu işin devlet provokasyonu olduğu iddia edilmiş midir? Bu yazı ile o devrede devletin başında bulunan Başbuğ Atatürk zan altında bırakılmış mıdır?

7- Başlık içerisinde belirtilen Türkçe hakkında düşünceleriyle, Türkçede bulunan tek heceli kelimelerin fazlalığını dolayısıyla "Türkçeyi kalitesizlik ve Türkleri kafasızlıkla" ithâm etmiş midir?

8- Yine aynı yazısında "Türk, İslâmiyeti kabul ettikten sonra düşünmeye başlamıştır." diyerek binlerce yıllık İslâm öncesi Türk tarihine, medeniyetine ve Müslüman olmayan Türklere hakaret etmiş midir?

9- Yüce Başbuğ Atatürk"ün Gençliğe Hitâbesi"ne nâzire olarak kaleme aldığı kendi Gençliğe Hitâbesi"nde "....halka değil Hakk"a inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakk"ındır" düstûruna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakk"a kölelikte bulan bir gençlik..." şeklinde düşünceleriyle Başbuğ Atatürk"ün "Egemenlik kayıtsız-şartsız milletindir" düşüncesini tel"in ve tekzip etmiş midir?

10- Bizzat en yakınlarının şahâdetiyle ile "Büyük Doğu" dergisine DP iktidarının bilhassa son yıllarında Menderes tarafından örtülü ödenekle para aktarıldığı şeklindeki iddialar doğru mudur?


Necip Fazıl Kısakürek 7 Temmuz 1959 Büyük Doğu Dergisinde; Bugün de ABD nin şefkatli(!) kucağında oturan biri de yakın zamanda benzer sözleri etmişti.

Üstadının öğüdünü ne güzel tutmuş değil mi?

Fazıl’ın Türk töresini, dilini; Arap töresinden, dilinden aşağı gören birçok yazısı da var arasanız bulursunuz.
Fazıl’ın ve onun ardından gidenlerin bilmediği ya da görmezden geldiği nokta şudur kavm-i necip olarak dillendirilen Arap bin türlü rezilliğe saplanmışken, onlarca puta taparken, Şamanist diye küçümsenmek istenen Türk ataların, Tanrıya olan inançlarını ifade biçimleridir.

Bengütaşların doğu yüzünden birkaç satır;
Davar, at, sığır, kazlar kendi dilince neyler?
Horozlar tan atmadan öter bu ödke söyler. (ödke: zaman, bu ödke Tanrının kullarının uyanık olmasını istediği zaman)
Kuşlar bile uyumaz o çağ uyanık olur!
Dağ sırtına çıkan kurt o çağda neden ulur?
Ağaçlar dallarını sallayıp hışırdatır.
Otlar yere eğilip bize neler anlatır?
Kendi dilince söyler her biri bize neler?
Usu olanlar anlar sesleri kulak deler..
Her birisi yalvarır, derler yaratanına,
Sen bizleri var ettin, eriştik bu tanına.
Bizden saygı, arpağı kabul et ey Tanrı"mız! (arpağ: dua, yakarış)
Vermeseydin güneşi ağarmazdı tanımız...
Dinle Bilge Kağa"nı boşa gönül avutma!
Geleceği öğütler, iyi öğren, unutma!...
Tanrı üstte gökleri, içinde varlıkları,
Altta yağız yerleri, ışık, karanlıkları...
İkisi arasında kişiyi yaratmış,
Kopuna üstün kılmış bellek, usla donatmış. (Kopu: topu, hepsi)
Gökte, yerde var kopu da yaratılan.
Benzemez yaratana sonradan yaratılan.
Kökte Tengri, Yerde Biz;
 
İleti: H.M. Çelik
 
************

Burada 80 yıl önce, 80 yıl sonra başlığında verdiğim yazıyı yinelemeden geçemeyeceğim.
Dikkatle bakınız kimler ne demiş?
Şimdi daha iyi anlaşılmaktadır bölücülükte nasıl işbirliği yapıldığı, neleri kullandıkları.
Dincilik ile Kürtçülük üzerinden nasıl ve ne zamandan beri ülke bütünlüğü, ULUS devlet yıkılmaya çalışılmaktadır. İzleyiniz ibret alınız. (A.Dursun)

YORUMSUZ; 80 YIL ÖNCE 80 YIL SONRA

80 yıl önce
"Ne mutlu Türküm diyene"
ATATÜRK

80 yıl sonra
"Sen ne mutlu Türküm dersen oda ne mutlu kürdüm der. Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir"
Tayyip Erdoğan 

"Cumhuriyetin ilanı İstanbul"un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür"
Kadir Topbaş
 
"Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir"
Leyla Zana 

"Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO Türklere Allahın bir lütfüdür.
İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir"
Ahmet Altan 

"Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir"
M. Ali Birand 

"Atatürk öldüğünden beri hala zenginlik ve özgürlük üretemiyorsak sebebi Kemalizm"dir"
Ahmet Altan 

"Vatan sevgisi nedir ki? Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin"
Çetin Altan 

"Memleketi bir çift kadın memesine satarım"
Ahmet Altan 

"Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim. Türkiye"de 1 milyon Ermeni"yle 30 bin Kürt katledildi"
Orhan Pamuk 

"Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sırtımızı Amerika’ya dönmeliyiz"
Fetullah (ya da Fethullah) Gülen 

"Boğazlar milletler arası bir komisyona devredilmelidir"
Rahmi Koç

Yorum yok, çünkü yoruma dahi gerek duyulmayacak kadar açık bu ifadelere sadece ulu önder Mustafa Kemal"den bir yanıt verelim yeterli olur.

"Bilirsiniz: Bizi yanlış yola sürükleyen kötüler, çoğu zaman, din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep "şeriat" sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz; görürsünüz ki ulusu gerileten, tutsaklaştıran, çürüten kötülükler hep din örtüsü altındaki geriliklerden, bayağılıklardan ve alçaklıklardan gelmiştir. Onlar her türlü davranışı dinle karşılaştırırlar."
M. K. Atatürk (1923)
*********

25 Aralık 1919, İngiliz Yüksek Komiserliği Baş tercümanı A. Ryan’ın raporu:

"Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz, bu gerçek ideali dinmiş gibi davranacak çıkarcı bir grubu idareci olarak takdim etmeye çalışacağız"

[Yoruma gerek varmı? Bu yöntem açık ya da dolaylı emperyalizmin başlıca silahıdır] kaynak:
1881-1938 Atatürk, Kurtuluş savaşı ve cumhuriyet kronolojisi, Turgut Özakman, Bilgi yayınevi, 1999, sayfa 93

********

[Kürsü] Dua, Allah’la gizlice (İngilizce diyecek dili varmamış olmalı) konuşmaktır.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=624734#
------------

Türkler nasıl mahvedilir?
Devrin Fener Patriği Grigoryos’un Rus Çarı I.Aleksandr’a yazdığı ve Türklerin nasıl mahvedileceğine dair tavsiyeleri şunlardır:
"Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayri mümkündür.
Çünkü Türkler başka milletleri gurur ve ifrada sevk edecek zaferler önünde olduğu kadar her türlü ümitleri kaybedecekleri mağlubiyetlere ve felaketlere karşı sakin, sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefislerine fevkalade düşkündürler.
Ferdi iradelerin üstündeki hadisatı değişmez mukadderat sayma inancına sahiptirler. Bu inanışları dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevkü idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar.
Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından ahlaklarının selabet ve safiyetinden bilhassa dinî ve manevî hayatlarını tanzim ve tedvin eden şahsiyetlere olan bağlılık ve hürmetlerinden gelmektedir. Türkleri evvela bu din ve maneviyat şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, buhran anlarında irşad vazifesini îfâ edecek şahsiyet ve mihraklardan nasipsiz kılmak icap eder.
Bunun da kestirme yolu dinî ve manevî hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri milletleri üzerinde müessir kudret halinden çıkarmak. Halkı da ananat-ı diniyye ve milliyetlerine intibak etmeyen haricî telkin ve fikirlerle tahrip etmektir. Manevî mihraklardan mahrum oldukları gün Türkleri kendilerinden şeklen çok kudretli, kalabalık ve zahiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kuvvetleri sarsılacak ve ancak o zaman maddî vesaitin faikiyetine istinat edilerek Türkleri yıkmak mümkün olacaktır".
**************
BAY NECİP FAZIL"I ÜSTADLAŞTIRAN ZAT!

Necip Fazıl ve Abdülhakim Arvasi
Necip Fazıl"ın Büyük Doğu ile bütünleşmesi büyük ıstırapların akabinde gerçekleşmiştir. Üstat, bir akşam çalıştığı bankadan çıkar Eminönü"nden vapura biner. Kendisine İslami telkinlerde bulunacak esrarengiz bir adamla karşılaşır. Yanına oturan adamla önce zahiri meseleleri konuşur. Necip Fazıl tasavvuftan sorunca adam Beyoğlu"nda Ağa Camii"nde Cuma günleri vaaz veren Abdülhakim Arvasi Hazretleri"ni işaret eder. Vapur Beylerbeyi"ne vardığında karşılıklı selamlaşıp ayrılırlar. O andan itibaren Necip Fazıl"ın zihninde hep fuhşun merkezi olan Beyoğlu"nda yalnız Cuma günleri vaaz veren Büyük Veli vardır. Kiminle konuşursa konuşsun hakikatte aklı hep Ağa Camii"ndedir.
Tamamı...
http://anadoluhaber.blogspot.com/2008/11/bay-necip-fazili-stadlatiran-zat.html
*************
Devlet tarikatları sevmiş miydi?
...  Kısakürek"in de mürşidi olan Abdülhakim Arvasi"den şeyhliği devraldı.

Kuleli Askeri Lisesi"nde kimya öğretmenliğinden albay rütbesiyle emekli olan Hüseyin Hilmi Işık. Necip Fazıl Kısakürek"in de mürşidi olan Abdülhakim Arvasi’den şeyhliği devraldı. Işık, Suudi Arabistan"ın resmi mezhebi olan Vehhabiliğe karşı düşmanca tavrıyla dikkati çekti. Onun "Seadet-i Ebeddiye" adlı ilmihali ve Vehhabilik karşıtı kitapları cemaat mensupları tarafından kapı kapı dolaşılarak satıldı. İşık’ın damadı Dr. Enver Ören Cemaatin dünyevi işlerini yüklendi. Önce Hakikat, ardından Türkiye gazetelerini çıkaran cemaatin önü 1970 sonlarına doğru birden açılmaya başladı.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1621.0


 "Necip Fazıl Kısakürek, the IBDA-C’s ideologue Ektedir.

Sufiler, Sufiler Birliği Ektedir.

***

İşte Abdullah Gül'ün Necip Fazıl'a çektiği o telgraf!

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=13060.msg35415#msg35415

Başı açık kadınlar için; Perdesiz ev ya kiralıktır ya da satılıktır sözü üzerine.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=13765.0

Necip Fazıl Kısakürek, Başbakan onu çok seviyor. Menderes'te çok severdi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=17767.0

1960’lı ve 70’li yıllarda Necip Fazıl hayranı kadro ülke yönetiminde.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=19755.0

AKP'li Cenahın İdolü: Necip Fazıl
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=15661.0

‘Ey Türk Faşisti...’  AZİZ NESİN
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=21697.0


Kılıç Ali'nin oğlu babasının cinayetlerini itiraf etti.

.../...

Babaeski müftüsü Ali Rıza Efendi ile Atıf Hoca yan yana Ankara Hapishanesinde kurulan sehpaya çıkarılır.

Şimdi daha evveline dönelim ve birkaç detaya girelim.
Atıf hoca da savunmasını yazarken bir aralık uyuya kalır, Necip Fazıl şöyle anlatır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1560.0


1- Aydınlık Gazetesi ve İşçi Partisi’nin ortaya attığı, Tuncay Özkan’ın da önceki akşam Kanal D’de yayınlanan 32. Gün programında dile getirdiği, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yasa dışı İBDA-C örgütünün ’Gölge’ adlı yayın organının Ankara Temsilciliği’ni yaptığı iddiası.
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/38300-ne-dediysek-o-hasim-kilicin-ibd-c-baglantisini-aydinlik-aciklamisti.html

2- Taraf Gazetesi’nde dün "Başbuğ-Paksüt görüşmesi" başlığıyla yayınlanan ve Paksüt’ün Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile 4 Mart’ta görüştüğü haberi.

Haşim Kılıç, 32 yıl önce Sayıştay denetçisi olduğunu sözkonusu dergide temsilcilik yapmasının mümkün olmadığını söyledi, Kılıç, "O kişi ben değilim. O kişi, İstanbul’da mukim (oturan), Hüsnü Kılıç’tır" dedi. Kılıç, 32.Gün programına gönderdiği açıklamada da, "Hayret ve dehşete düşüren bu pervasız sözlerle ilgili yayınlar hakkında yasal yollara başvuracağım" dedi.
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=9179075

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Malatya suikasti.
« Yanıtla #1 : Kasım 30, 2008, 06:05:25 ÖS »
Malatya suikasti.
Ergün POYRAZ anlatıyor
-------------
   Malatya Suikastı bugünkü Danıştay katliamındaki olaya çok benziyor.
   Vurulan Ahmet Emin Yalman, vuran Hüseyin Üzmez"¦
------------------
    Necip Fazıl "ın Ahmet Emin Yalman için söylediği şu sözlere bir bakın:
    "Dönme, Türk ırkının içinde frengi mikrobundan daha hain bir suikast metodunun sahibidir"¦ Sen İslam ve iman davasının baş düşmanı, baş suikastçı, baş haini bir alçaksın, "alçak" sıfatına yükseklik verecek kadar alçaksın; ve bu davaya karşı küfür ve delalet safının serdümenisin"¦ Ey cihanın baş çıfıtı, çıfıtların çıfıtı!... Allah"ın Kuran"ında Belhum Adal diye tarif ettiği, hayvanlardan ve necasetten adi, insanlık yüz karası Ahmet Emin Yalman!... Sen bizzat bir dönmenin bana dediği gibi "Başı hiçbir vincin kaldıramayacağı kadar boynuzla dolu" meşhur ve müseccel bir deyyussun."
--------------
    Üzmez bunları 16 yaşında dinliyor ve okuyor.

   Hüseyin Üzmez bu durumu, ruh halini "Malatya Suikastı" kitabında anlatıyor:

    "Vuralım mı, vurmayalım mı?... Tartışması hiç açılmadı. Sadece nasıl vurulması gerektiğini tartışıyorduk. Olaydan birkaç gün önce, o zamanın en önemli, ciddi ve İslami dergilerinden birisinin sahibi ve başyazarı, büyük bir alim Malatya"ya gelmişti"¦ Bizzat ben kendisine sordum:

    - Kusura bakma Hocam, dedim. Ben öyle ilmi ıstılahlardan anlamam"¦ Biz Ahmet Emin Yalman"ı öldürmek istiyoruz. Öldürelim mi, öldürmeyelim mi? Öldürürsek dini açıdan, Allah katında sorumlu olur muyuz? Sizden bu hususlarda berrak ve net cevaplar istiyoruz.

    Hoca bizden daha hararetliydi.

    - Öldürülmesi yalnız caiz değil, elzemdir dedi.

    Bununla da kalmadı. Üstelik vuracak olanın geçmişlerinin mezarına nurlar yağacağını söyledi.

    "¦İşte bu zat , olay patlak verdikten sonra aleyhimize ilk dönen insan oldu.

    "¦Hakkımızda en ağır yazıyı o yazdı. Bizi komünistlikle itham etti. Güya İslam"ı zor duruma düşürmek için komünistler tarafından tutulan ajanlarmışız."
-----------------
Necip FAZIL şöyle demiş: Bu suikast, Müslümanları karalamak isteyen gizli komünist veya CHP"lilerin işidir.
--------------
    Hüseyin Üzmez hapishaneden tahliye oluşunu şöyle anlatıyor:

    "Yüzlerce üniversite talebesi gençler, ellerinde çiçeklerle beni karşıladılar."
    "Her gittiğim yerde bir kahraman gibi karşılanacak, bol bol övülecek, alkışlanacaktım"¦Her gittiğimiz yerde mücahit diye karşılanıyorduk."


    "Gizli komünist" dedikleri Hüseyin Üzmez, olaydan 27 yıl sonra Sağlık Bakanlığı özel müşaviri olur. 
14 yaşında kıza tecavüz davasından hukuksuzluk ile yırtar.
-----------
    Şu an yurtseverleri Ergenekon davası ile suçlayan pek çok tarikat,Alpaslan Aslan"ın yaptığı suça "yanlış" demeyi günah sayıyor.

    Ama,Danıştay cinayetini "Ergenekon Çetesi"nin yaptırdığını iddia ediyorlar.

    Tıpkı, Yalman"ı vuran Hüseyin Üzmez"e bu işi komünistlerin yaptırdığını söylemiş olmaları gibi.
ALINTIDIR.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Atatürk"ün ölümünde Necip Fazıl ne yazdı?
« Yanıtla #2 : Mayıs 30, 2009, 08:49:53 ÖS »
Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983"te İstanbul"da vefat ettiğinde, Uğur Mumcu, Cumhuriyet"teki köşesinde yayınladığı "Necip Fazıl" başlıklı ünlü yazısında, "Herkes, inandığı, sevdiği yazarı, şairi dilediği biçimde anmalıdır.


Nazım Hikmet gibi Necip Fazıl gibi şairlere asla siyasal koşullandırmalar ile bakmamayı öğrenmeliyiz." dedikten sonra, bugüne kadar unutamadığım "Necip Fazıl iyi bir şair. Hiç şüphe yok. Necip Fazıl bir "Atatürk düşmanı". Buna da hiç şüphe yok." şeklindeki cümleleri yazabilmişti. O yazı çelişkilerle doluydu; hiçbir yazara yakıştıramayacağım sözkonusu iftira, yalan ve düşmanlık dolu metni, ölümünün hemen ardından yayınlaması, beni derin yaraladı. 

O günden sonra Necip Fazıl"ın eserlerini okurken Atatürk aleyhinde bir ifadesi var mı diye hep dikkat ettim, ama bulamadım. 1997 yılından beri belgesel yapıyorum, yakın tarihi basından ve kitaplardan araştırıyorum. Necip Fazıl hakkında yazılan olumlu olumsuz bütün metinlere baktım, "Atatürk düşmanı" olduğunu gösteren bir yazısıyla karşılaşır mıyım diye, ama karşılaşmadım.
Tamamı için bakınız...
http://www.haberonay.com/haberdetay.asp?ID=697
***************
NECİP FAZIL KISAKÜREK
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=rG8oTsAagj0" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.youtube.com/watch?v=rG8oTsAagj0</a>

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ŞEYHİNİ "UÇURAN" MÜRİD!
« Yanıtla #3 : Temmuz 17, 2010, 04:01:47 ÖS »
ŞEYHİNİ "UÇURAN" MÜRİD!
Şeyh uçmaz, mürid uçurur, derler ancak, bu kez mürid Şeyhi Hüseyin Hilmi Işık"ı buharlaştırdı. İnanmıyorsanız, Türkiye Gazetesi"nin arşivinde, bu ismi ve onun da Şeyhi Abdülhakim Arvasi"yi arayin. Hatta eskiden Hüseyin Hilmi Işık adına bastırılan Saadet-i Ebediye isimli ilmihal kitabının yeni baskılarına bir bakın kimin ismi var.
Bir çok kimse, aslında "Efendi Hazretleri" nin hiç yaşamadığını iddia etmeye bile başladı. Biz, Enver Ören"in bir kayınpederi olduğunu biliyoruz. Ancak kendileri de bir zahmet, büyüklerine reva gördüğü vefayı! açıklasınlar da suizandan kurtulalım.
Denemek isteyen Enver bey"in resminin uzerine tıklayabilir!
sosyalforum.net

Yine güvenilir kitaplardan ve Silsile-i aliyye büyüklerinden toplanan eşsiz bir eseri (Saadeti Ebediye kitabını) sunuyoruz ki harf ile sorgulama da yapabilir, sayfa sayfa da gidebilirsiniz.
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?haberid=435266
----------
Bir deste özlem...
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=420115
----------
TA M  İ L M İH Â L  SE"ÂDET-İ EBEDİYYE
http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=4364
-----------
SAADET-İ EBEDİYYE / Dr.Ebubekir Sifil
Allah aşkına, o ucube ansiklopediyi camilerden kaldırın!
http://forum.memurlar.net/konu/846042/
----------
Felaket-i Ebediye !!!
http://www.aliaksoy.net/2008/09/10/felaket-i-ebediye/
----------
Milli mücadelede Nakşibendilik
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6603.msg11470#msg11470
---------
Türk İslam sentezini icad eden Arvasi kimdir?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3875.msg7267#msg7267
----------
Enver Ören"in dünü bugünü
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2794.msg11115#msg11115

aldimeola1122

  • Ziyaretçi
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #4 : Ağustos 23, 2010, 07:35:16 ÖS »
Teşekkürler bilgiler için.
Necip Fazıl Kısakürek

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #5 : Ağustos 23, 2010, 08:07:36 ÖS »
Ben teşekkür ederim.
Verdiğiniz adres açılmıyor.
İsterseniz gözden geçiriniz.
Saygılar...
A.Dursun

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Necip Fazıl"a Göre Adnan Menderes Çelişkilerin Adamıdır
« Yanıtla #6 : Eylül 19, 2010, 07:10:55 ÖS »
Necip Fazıl"a Göre Adnan Menderes Çelişkilerin Adamıdır

Merhum Adnan Menderes, vefatının 39. yıl dönümü münasebetiyle önceki gün bir kez daha anıldı. Bu vesileyle Merhum Menderes"e, bir kez daha Allah"tan sonsuz rahmetler diliyorum. Zihnimde Menderes"le ilgili olarak dolaşan en önemli söz, merhum babamın çocukluk yıllarımda söylemiş olduğu bir sözdür. Merhum babam derdi ki;

"Oğlum, Menderes bizi çarıktan kurtarıp soğukkuyu lastiğe kavuşturan, öşrü ve üzerimizdeki tahsildar baskısını kaldıran adamdır. Ancak bu devlet onu bile astı"¦"

Bu sözleri söylerken merhum babamın gözünden sicim gibi yaşların aktığını hatırlıyorum. 16 Eylül günü Topkapı"daki mezarı başında yapılan anma etkinliğini görünce nedense 39 yıl önce rahmeti rahmana kavuşan Merhum Adnan Menderes ile 12 yıl önce aynı nimete kavuştuğuna inandığım merhum babam birlikte geldiler gözümün önüne. Ve ruhlarına birlikte Fatiha okuma fırsatı buldum.

16 Eylül günü yapılan etkinlikte dikkatimi çeken hususlardan birisi, Sayın Başbakan"ın Adnan Menderes"i  "Demokrasi Şehidi" olarak ilan etmesi ve Necip Fazıl"ın Adnan Menderes için yazmış olduğu "Zeybeğin Ölümü" başlıklı şiirini okuması olmuştur. Bir diğer ayrıntı da başbakanın yanı başında duran oğul Aydın Menderes"in haddinden fazla duygulanıp ""¦Turgut Özal ve bugün... Türkiye Cumhuriyeti"nin pek muhterem aziz Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan"ın da çelenk koyduğu, dua ettiği, Fatiha"sını okuduğu işte 3 isim ve 3 resim... Menderes, Özal ve Tayyip Erdoğan isimleri ilelebet milletimizin kalbinde ve gönlünde bir arada yer alacaktır" şeklindeki değerlendirmesi olmuştur.

Sayın Başbakan"ın tespitine katılıyor, Merhum Menderes ve arkadaşlarının "Demokrasi Şehidi" olduğuna biz de inanıyoruz. Ancak Sayın Aydın Menderes"in öngörüsünün isabetli olup olmadığını elbette zaman gösterecektir. Çünkü Sayın Başbakan henüz hayattadır ve son sürat başkanlık için hazırlanmaktadır. Daha uzun yıllar Türkiye"nin gündeminde kalacağı anlaşılıyor. Bu sebeple Sayın Aydın Menderes"in yukarıdaki değerlendirmesinin ve öngörüsünün biraz zamansız ve erken olduğuna, siyasi kişiliklerle ilgili değerlendirmelerin, en azından onların aktif siyasi yaşamları bittikten sonra yapılması gerektiğine inanıyorum. Aydın Bey, söz konusu değerlendirmeyi,  Başbakanın referandumdan sonra evinde kendisini ziyaret etmesinin ve babası hakkındaki sitayişkârane açıklamalarından duymuş olduğu hassasiyetle ve bir minnet borcu olarak yapmış olmalıdır.

Umarım ve dilerim ki; oğul Menderes"in öngörüsü doğru çıkar ve Sayın Başbakan, bu milletin gönlünde hep Merhum Menderes ve Merhum Özal ile birlikte anılacak işlere imza atmış bir kul olarak dâr-ı dünyâdan dâr-ı ukbâya avdet eder"¦

İnsanlar henüz hayatta iken, üstelik de onların yüzlerine karşı yapılan değerlendirmelerin ne kadar isabetsiz olduğunu bir örnekle açıklayacak olursak, bu konuda verilecek en güzel ve yaşanmış örneğin, Merhum Necip Fazıl"ın Merhum Adnan Menderes hakkındaki değerlendirmeleri ve onun hakkında vermiş olduğu kıymet hükmü olduğunu görürüz.

Merhum Necip Fazıl, "Zeybeğin Ölümü" isimli şiirini tam olarak hangi tarihte yazdı bilmiyoruz. Muhtemelen idamını takip eden günlerde yazmış olmalıdır. Yani olay henüz tazeyken. Geçtiğimiz gün Sayın Başbakan"ın Merhum Adnan Menderes"in kabri başında bir bölümünü okuduğu, oğul Aydın Menderes"in de kendi adına kurulmuş olan internet sitesinde yayınladığı şiirinde Necip Fazıl şöyle diyor:
Zeybeğin Ölümü

"Zeybeğimi, birkaç kızan, vurdular;
Çukurda üstüne taş doldurdular.
Bir de, ya kalkarsa diye kurdular...

Zeybeğim, zeybeğim, ne oldu sana?
Allah deyip, şöyle bir doğrulsana!

Zeybeğim, kalkamaz, dirilemez mi?
Odası mühürlü, girilemez mi?
Şu ters akan sular çevrilemez mi?

Ne güne dek böyle gider bu devran?
Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran!

Kır at zincirlenmiş, ufuk sahipsiz...
Han kayıp, hancı yok, konuk sahipsiz...
Baş köşede sırma koltuk sahipsiz...

Kızanlar, dört yandan, hep abandınız!
Zeybeğin kanına ekmek bandınız!

Bilemem, susarak ölmek mi hüner?
Lisan çıldırıyor, dil nasıl döner?
Ondan son iz, uzak, uzak bir fener...

Öldü mü? Çatlarım yine inanmam!
Gizliye yanarım, ölüye yanmam!

Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne?
Teşbihi dökülmüş, aranır nine;
Balonu yok, ağlar çocuk haline...

Zeybeğim; dünyayı aldın götürdün!
Bir öldün de beni bin bir öldürdün!

Beyni tırmık tırmık, pençelere sor!
Mevsim niçin ölgün, bahçelere sor!
Sor; çukuru nerde, serçelere sor!

Ağla, bir dinmeyen hasretle ağla;
Zeybeksiz yolları gözetle, ağla!(1)

Necip Fazıl"ın Kehaneti(!)

Araştırma gereği duymadık ama yukarıdaki şiirin, Yassıada"daki idamı takip eden günlerdeki duygusal ortamda yazıldığı muhakkak. Çünkü şiir, tam bir ağıt özelliği taşımaktadır. Şiirde dikkatimizi çeken önemli bir ayrıntıda, Necip Fazıl"ın önemli bir kehanette bulunmuş olmasıdır. Özellikle "Şu ters akan sular çevrilemez mi?", "Ne güne dek böyle gider bu devran?", "Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran!" ve "Ondan son iz, uzak, uzak bir fener..." şeklindeki mısralar, sanki Türkiye"nin bugün içinde bulunduğu siyasi iklimi tam 39 yıl öncesinden haber verir gibidir. Çünkü 1950"de sağa doğru akmaya başlayan ve 1960"ta zorla sola kaydırılmaya çalışılan sular, çok geçmeden tekrar eski yatağına dönmüş, devran değişmiş, zeybeğin biriktirmiş olduğu sular bir sel ve bir çığ olup davranmış ve Türkiye Menderes"in izinde olduğunu söyleyen bir başbakanın ve DP"nin devamı olduğunu söyleyen bir partinin yönetimine teslim olmuştur.

Özellikle şu  "Ondan son iz, uzak, uzak bir fener..." mısraı çok anlamlı sayılmalıdır. Üstat Necip Fazıl bu mısrada sanki tam bir kehanette bulunuyor gibidir. Zira Türkiye, Necip Fazıl"ın bu mısraı yazmasının üzerinden henüz 30 yıl geçmişti ki; amblemi "FENER" olmasa bile "AMPUL" olan bir partinin yönetimine girmiş bulunmaktadır. Necip Fazıl bu mısrada, 30 yıl sonraki bir ışık kaynağını görmüştür görmesine de onu ampul değil, fener olarak tarif etmiştir!(2)

Bu kabil yorumlar, elbette Üstad Necip Fazıl"ın bağlıları ve yöneticileri büyük oranda onun bağlıları olan AKP"ye oy veren insanların yapacağı yorumlar kabilinden yorumlardır. Ancak asıl yorum bence şunlar olmalıdır ve akıl bunu gerektirir:

Necip Fazıl yukarıdaki şiirini, Merhum Menderes"in haksız yere idamı üzerine duymuş olduğu elem ve yaşamış olduğu yoğun duygular içinde yazmış olmalıdır. Şiirde bir dostu ve bir hamiyi kaybetmenin büyük üzüntüsü saklı gibidir. Peki, Adnan Menderes ile Necip Fazıl arasında bir dostluk veya hamilik ilişkisi var mıdır? Kanaatimizce evet, vardır. Çünkü Necip Fazıl, Adnan Menderes iktidarları tarafından maddi ve manevi olarak desteklenmiş bir şahsiyettir. Çıkarmış olduğu "Büyük Doğu" isimli dergi, Merhum Menderes tarafından devletin resmi "Örtülü Ödenek"i kullanılarak sürekli şekilde finanse edilip, desteklenmiştir. Bu husus Yassıada"da yargılama konusu olmuş ve Necip Fazıl duruşmalarda şahit sıfatıyla mahkeme heyetine bilgiler vermiştir. Bu konuda yayınlanmış pek çok eser ile Adnan Menderes ve Necip Fazıl"ın itirafları vardır. Adnan Menderes"in sağlamış olduğu destek mukabilinde Necip Fazıl ve yönlendirmiş olduğu kitlenin de genelde Adnan Menderes ve hükümetini destekler vaziyette bir tavır sergilemiş olduğu bir gerçektir.

Örneğin "Mahkemenin iddiasına göre; Necip Fazıl"a Büyük Doğu dergisi için 10 yılda 147 bin lira verilmişti. Hâkim Başol, "gerici ve Atatürk düşmanı birine" bu paranın neden verildiğini soruyor, Adnan Menderes de Necip Fazıl"ın bir vatansever olduğunu, o ve onun gibi farklı görüşlerden yazar ve gazetecilere ödenekten para yardımı yapıldığını söylüyordu. Hâkim Başol ise hayret uyandıracak hatta ihsas-ı rey olarak tarihe geçecek şu cümleyi kuruyordu: "˜Necip Fazıl mı vatansever!" Sıra şahit olarak Necip Fazıl"ın dinlenmesine gelmişti. Aralarında şöyle bir diyalog yaşandı: Başkan Başol: "˜Örtülü ödenekten para almışsınız..." Necip Fazıl: "˜Evet aldım. Ne aldığımdan ziyade niçin aldığım mühimdir. Ben örtülü ödenekten methiyeci, kasideci, eski Roma cenazelerinde sahte ağlayıcıları olarak para almadım ve bunlardan hiçbirini yapmadım. 1943"ten 1960"a kadar taştan taşa vurulan, zindandan zindana sürülen mukaddesatçı, milliyetçi, Anadolucu, ahlakçı bir idealin himayesi yolunda para aldım..."(3).

Bu bilgiler de gösteriyor ki; Adnan Menderes ile Necip Fazıl arasında  DP iktidarda olduğu süre boyunca maddi ve manevi bir ilişki mevcuttur. Adnan Menderes, Necip Fazıl"ı maddi yönden sürekli olarak desteklemiş, muhtemelen onun mevcut rejime ve siyasi sisteme karşı yöneltmiş olduğu kimi söz, davranış ve yazılarını görmezden gelebilmiştir ki; bu söz, davranış ve yazıların içinde, muhtemelen İnönü yönetimi tarafından takibata uğratılanlardan çok daha ağırları mevcuttu. Necip Fazıl, işte böyle bir hamiyi ve dostu kaybetmenin üzüntüsü içinde ve oldukça yoğun duygular içinde bir kadirşinaslık ve vefa örneği olarak "Zeybeğin Ölümü" isimli şiiri yazma gereği duymuş olmalıdır.

Necip Fazıl"a Göre Adnan Menderes

Peki, Necip Fazıl"ın Adnan Menderes hakkındaki kanaati, tamamen bu şiirde dile getirdiği üzere midir derseniz, kesinlikle hayır derim. Çünkü Necip Fazıl, dindarlıktan çıkıp dinciliğe doğru kaydıkça, bir zamanlar "Zeybeğim, zeybeğim, ne oldu sana? Allah deyip, şöyle bir doğrulsana!" diyerek "Ben örtülü ödenekten methiyeci, kasideci, eski Roma cenazelerinde sahte ağlayıcıları olarak para almadım ve bunlardan hiçbirini yapmadım" şeklindeki sözlerinin aksine meth-ü senada bulunup yücelttiği Merhum Menderes"i tenkit etmeye, onu tezatlarla, çelişkilerle ve hatta döneklik anlamına gelen sözlerle anmaya başlayacaktır. Hem de bizzat kendi hayatındaki çelişki, tezat ve inkârlara aldırmaksızın yapmıştır bütün bunları.

Bana kalırsa; Necip Fazıl"ın, Adnan Menderes hakkındaki gerçek düşünceleri ve onun hakkında vermiş olduğu kıymet hükmü, "Zeybeğin Ölümü" isimli şiirinde dile getirmiş olduğu düşüncelerde değil, onun hakkında daha sonra dile getirmiş olduğu düşüncelerde aranmalıdır. Bu bakımdan özellikle oğul Aydın Menderes"in, merhum babası ile Merhum Özal ve Sayın Başbakan arasında ilişki kurup, bu üç isim arasında kıyaslama yaparken acele etmemesi ve olayları bütün yönleriyle değerlendirmesi gerekmektedir. Sonuçta kim ne derse desin, hatta kendisi kabul etmese bile Aydın Menderes, bugün, çoğu kimse için bir kanaat önderidir.  Kanaat önderi olan bir kişinin ise tek taraflı değerlendirmelerden ve kısır hükümlerden özellikle kaçınması gerekir. Çünkü kanaat önderlerinin, kendilerine itibar eden kitlelere ve tarihe karşı sorumlulukları vardır. Örneğin oğul Menderes, Necip Fazıl"ın babası hakkındaki gerçek kanaatlerini tam olarak bilebilseydi, sanırım 16 Eylül 2010 günü babasının mezarı başında, onun şiirini dinlerken duygulanmaz, bu şiiri kendi internet sitesinde yayınlamaz ve herhalde yukarıdaki değerlendirmeleri yapmazdı.

Necip Fazıl"ın, Adnan Menderes hakkındaki gerçek düşüncelerini, onun ilk baskısı 1969 yılında, yani Adnan Menderes"in idamından yaklaşık 8 yıl sonra yapılan "Son Devrin Din Mazlumları" isimli kitabında bulmak mümkündür. Çünkü ne de olsa, artık Adnan Menderes"in vefatının üzerinden 8 yıl geçmiştir, Necip Fazıl"ın Adnan Menderes"e karşı duymuş olduğu yoğun duygular dağılmış ve böylece Necip Fazıl, Merhum Menderes hakkında tarafsız, önyargısız ve gerçekçi değerlendirmeler yapma fırsatına kavuşmuştur. Üstelik artık Menderes ve DP"den bir beklentisi de kalmamıştır.

Onun Merhum Menderes hakkındaki elbette kendi açısından en gerçekçi değerlendirmelerini bahsi geçen kitabında "Said-i Nursi" ve "Süleyman Hilmi Tunahan" hakkında kaleme almış olduğu bölümlerde yakalamak mümkündür. Çünkü ilgili bölümlerde adı geçen iki şahsiyete sahip çıkma adına Adnan Menderes"e bindirmeleri ve yüklenmeleri söz konusudur Necip Fazıl"ın. Kitabında şöyle diyor Menderes hakkında:

""¦Vaziyet açıktır; Adnan Menderes"ten en cömert mikyasta himaye beklenilen bir anda, Malatya hâdisesi dolayısiyle topyekûn dinî cereyan durdurulmakta, vicdanlar talan edilmekte ve "˜Büyük Doğu"ları aramak vesilesiyle Müslüman kadınların başörtülerine kadar İslâmî mahremiyat didik didik edilmektedir"¦ İşte Süleyman Efendi"nin asıl çile ve mazlumluk devri, vefatından tabutuna istikâmet değiştirmeye kadar varan bir zulümle, Demokrat Parti iktidarının bir türlü sabit istikametini bulamadığı ve birbirine aykırı ellerde tezada boğulduğu 950-960 çığırıdır.

Demokrat Parti iktidarının dine aykırılıkta Halk Partisini mumla aratacak kadar siyah kanadı, başta zamanın Dahiliye Vekili Namık gedik bulunmak üzere, Menemen hadisesine benzer bir tertip hazırlıyor. Bu adamlar, Başbakanlık odası tabanının budak deliğinden aşağı katlardaki kavgaları seyretmeye bayılan, herkesi başıboş bırakan, gizli tahakkümlere karşı durmayan ve başına ne gelmişse bu yüzden gelen Adnan Menderes"i "˜oldu-bitti"ye getirmekte mahirdiler"(4).

Görüldüğü gibi; Necip Fazıl"a göre Adnan Menderes yönetimindeki DP iktidarı, vicdan talancısı, başörtüsü tasallutçusu, sürekli istikamet değiştiren (yani dönek), dine aykırılıkta Halk Partisini bile mumla aratacak şekilde çelişkili icraatları olan bir iktidardır. Menderes ise bazı partililerinin elinde adeta bir oyuncaktır. Ona göre; zaten Menderes"in başına ne gelmişse partisine hakim olamaması yüzünden gelmiştir. Ona göre başbakanlık binası, bir hükümet yapısı değil, adeta taban tahtalarının budak deliklerinden aşağı katlar gözüken derme çatma bir Karadeniz evidir!

Necip Fazıl, ayrıca Süleyman Hilmi Tunahan hakkında ""¦Efendi"nin, Fatih Camii Haziresi"ne defnedilmesi için hükümetten müsaade alınmıştır. Fakat"¦ Tezatlar hükümetinin siyah kanadı, vefattan sonra buna hemen mani oluyor. O sırada İstanbul"da bulunan Dahiliye Vekili Namık Gedik, bir ölüyü bile esir etmek gibi, misli görülmemiş bir tasarrufa kalkıyor. Polise emri: "˜Karaca Ahmet Mezarlığı"nda bir çukur açtırınız ve oraya gömdürünüz"..."(5) şeklinde laflar ederek, DP"nin çelişkiler hükümeti olduğunu bir kere daha izhar etmesinin yanında, kendisinin aslında ne kadar büyük bir provokatör ve propagandist olduğunu da ortaya koyuyor. Neymiş efendim; devletin bakanı polise "Gidin Karacaahmet mezarlığında bir çukur açtırınız" diye emir vermişmiş!

Oysa muhtemelen bakan ve elbette başbakan ile hükümeti, bazı hassasiyetleri dikkate alarak sonradan fikir değiştirip, cenazenin Fatih Camii haziresine değil, Karacaahmet Mezarlığı"na defnedilmesini uygun görmüşlerdir. Ancak maksat Süleyman Hilmi Tunahan Efendi"nin bağlılarını tahrik ve DP iktidarını kötülemek olunca üstat hiçbir engel tanımıyor. Tarikat şeyhlerinin ve önemli müritlerin, Fatih ve Süleymaniye Camilerinin hazirelerine gömülme merakı nereden geliyor bilinmez ama bu camilerin hazirelerinin bazı tarikatların defin alanı yapılması oldukça yanlıştır. Necip Fazıl, bu tür yanlışlara karşı çıkacağı yerde, her nedense bu uygulamaya engel olan devrin hükümetini tenkit etmeyi tercih etmektedir.

Necip Fazıl"ın aşağıdaki sözleri, devrin İç İşleri Bakanı Namık Gedik ve Başbakanı Adnan Menderes"in başına gelenleri, sanki etme bulma dünyası gibi değerlendirdiğini ve bu iki şahsın akıbetlerinden gizliden gizliye bir sevinç duyduğunu izhar eder gibidir. Satırlarda bu iki şahsın akıbetine sevinenlerin Süleymancılar olduğunu söylüyor ama aksi hiçbir görüş bildirmediğine göre, kendisinin de bu konuda Süleymancılarla aynı istikamette kanaat sahibi olduğunu söyler gibidir:

"Bursa hâdisesinden birkaç gün önce Ankara"da Harp Okulunu ziyaret eden bir devlet büyüğü vardır ki, orada şöyle demiştir: -İrticanın bu memlekette avdet etmesine imkân yoktur! Fakat boş yere kan dökülmemesi için dikkatli olmamız icap eder- Böylece hâdisenin tertipçisi olduğunu belli etmiş olan bu zat, Arabi tarihle, aynı hadisenin tertiplendiği gün Harp Okulu talebesinin eliyle tevkif edilip orada bir odaya kapatılıyor. Namık Gedik ise malum"¦ Harbiye Okulundaki odasının penceresinden beyin üstü yuvarlanarak ölüyor ve yine Süleyman Efendi"nin bağlılarına göre Ankara Mezarlığında numarası belirsiz bir çukura 10 lira 67 kuruş masrafla gömülüyor. Yassıada muhakemeleri sonunda idam edilenlerin, 16 Eylül günü, yani Süleyman Efendi"nin vefatı tarihinde asılmaları ise yine Efendi"nin bağlılarınca gayet manidardır"(6).

Bu bakımdan ben, Sayın Aydın Menderes"in, 16 Eylül günü Topkapı"da babasının mezarı başında yapmış olduğu "Adnan Menderes, Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan, bu milletin gönlünde hep birlikte anılacaklardır" şeklindeki değerlendirmenin, son derece yüzeysel olduğuna inanıyorum. Tıpkı Necip Fazıl"ın, "Zeybeğin Ölümü" isimli şiirinde Adnan menderes hakkında dile getirdiği düşüncelerin gayet sığ, yüzeysel ve sonradan değiştirilecek düşünceler olduğuna inandığım gibi"¦

19 Eylül 2010
Ömer Sağlam
___________________
1- Bkz. http://www.aydinmenderes.com/index.php?kategori=alinti&id=319
2- Necip Fazıl, eğer 1960"lı yıların başında gördüğü ışığın kaynağını fener değil ampul olarak görseydi şiirdeki ilgili kıtayı muhtemelen şöyle yazardı:

Bilemem, susarak ölmek mi ister kul?
Lisan çıldırıyor, kar etmez para, pul?
Ondan kalan iz ise uzak bir ampul...

3-http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=989070&title=mahkeme-salonunun-ortasinda-komutana-ozel-kursu&haberSayfa=3
4- Necip Fazıl Kısakürek, "Son Devrin Din Mazlumları", s, 248,276, Büyük Doğu Yayınları, 23. Baskı, İstanbul, 2004.
5- Necip Fazıl Kısakürek, age, s, 275.
6- Age, s, 276-277.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Aydın Menderes"e tokat gibi yanıt!
« Yanıtla #7 : Eylül 20, 2010, 03:06:12 ÖS »
Ders almadılar, almıyorlar
Erdoğan, "Menderes"i idam etmekle milletin kendi iradesine sahip çıkmasının önünü kesebileceğini zannedenler, yaşadıklarından maalesef ders almadılar, alamıyorlar" dedi.


Erdoğan, Menderes"in idamının yıldönümünde Topkapı"daki Anıtmezar"da düzenlenen törene katıldı. Erdoğan, Menderes"in oğlu Aydın Menderes ve eşine taziyede bulundu. Erdoğan, Menderes"in mozolesine çelenk koymasıyla başlayan törende daha sonra dua okundu.

 

Adnan Menderes"in köylülerinden Aydın Menderes"e tokat gibi yanıt!

Mustafa Mutlu

Adnan Menderes"˜in köyü Çakırbeyli, "Her evet oyu, babamın ruhuna okunmuş Fatiha"dır" diyen oğlu Aydın Menderes"˜e sürpriz yapmış...

Aydın"˜ın Çakırbeyli köyünden referandumda 336 "Hayır", 139 "Evet" çıkmış...
***

Bizim halkımız vefalıdır...
Hele hele söz konusu olan köylüsü ya da akrabasıysa; vefada sınır yoktur...

İşte; Tunceli örneği ortada:

Doğu"˜daki tüm iller referandumda "Evet" derken, Tunceli; sırf evladı Kemal Kılıçdaroğlu"˜na vefasını göstermek için inanılmaz bir oranla "Hayır" dedi...
Böylece hem Kılıçdaroğlu"˜na sahip çıktı; hem de Dersim olayını kullanmak isteyenlere, "Biz bu oyunda yokuz" yanıtını verdi.

Peki; hem Aydın, hem de Menderes"˜in köyü eski başbakana, kendi evladına neden sahip çıkmadı?
Bu sorunun yanıtı açık:

Aydınlılar ve Çakırbeyliler, oğul Aydın Menderes"˜e ve AKP"˜ye, "Adnan Menderes"in asılması istismarını artık bitirin. Her seçimde bu olayı oy kapısı olarak kullanmayın. Biz bu oyunlara alet olmayacağız" mesajını verdi.
***

Şimdi Aydın Menderes şapkasını önüne koyup düşünmeli:
Kendi köylüleri bile referandumda "Evet" oyu vermenin, "Menderes"in ruhuna okunacak bir Fatiha" olduğunu düşünmüyorsa...

Artık sırf kendi siyasi istikbali için babasının anısını kullanmaktan vazgeçmesinin ve sadece kendi bileğine güvenmesinin zamanı gelmedi mi?

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Aydın Menderes; Evet Değerlendirme Konusunda Acele Ettim
« Yanıtla #8 : Ekim 04, 2010, 11:48:22 ÖÖ »
Aydın Menderes; Evet Değerlendirme Konusunda Acele Ettim

Malum; anayasa referandumunda, hükümete ve AKP"ye en büyük desteği Fethullah Gülen Hoca Efendi ve cemaati ile Sayın Aydın Menderes verdiler. Fethullah Gülen, bu desteği,  "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak "evet" oyu kullandırmak lazım. Ben zannediyorum kalkarlar da "(1) diyerek açıklarken, Aydın Menderes desteğini, "Referandumda her "evet" oyu babamın ruhuna bir Fatiha"dır"(2) şeklinde vecizeleştirmiştir. Aydın Menderes"in sözleri, tam olarak "Her "evet" oyu, merhum Adnan Menderes"in ruhuna okunmuş bir Fatiha yerini tutacaktır." biçimindedir.

Kim ne derse desin, Fethullah Gülen ve Aydın Menderes, bu ülkede kanaat önderi olarak çok önemli fonksiyonlar icra etmektedirler. Fethullah Hoca, bu işi hem bizzat, hem de bağlıları olan cemaat vasıtasıyla yaparken, Aydın Menderes, sadece soyadını kullanarak bile bu işi çok etkili bir şekilde yapabilmektedir. Fethullah Hoca ve Aydın Menderes"in sözlerinden etkilendiği anlaşılan DP Eski Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Eski Milletvekili İlhan Aytekin bakın neler demiş:


"Fethullah Gülen Hocaefendi"nin buyurduğu gibi mümkün olsa mezardakiler de "evet" oyu kullanmalıdır, çünkü 1980 darbe anayasasından, mezardakilerin de alacağı var. O gün bu ülkenin horozunun, tavuğunun bile menfaati söz konusudur. Bu sebeple geçmiş ve gelecek için "evet" deme zarureti vardır."(3).

1990"lı yıllarda yanılmıyorsam DYP saflarında da politika yapan ve Aydın Menderes ile de yakın ilişki içinde olduğunu bildiğim İlhan Aytekin"in yukarıdaki sözlerinden hareketle şu şekilde bir yorum yapmak pek ala mümkündür:

Hüsamettin Cindoruk"un liderliğini yaptığı DYP ve ANAP karışımı olan DP, bu referanduma fazla asılmamıştır. Belki de Süleyman Demirel"in yönlendirmesiyle sureti haktan görünerek ağız ucuyla "Hayır" demiştir. Eğer varsa bir tabanı, %42"lik "Hayır" oyu içinde bu tabanın hiçbir payı bulunmamaktadır. Çünkü DP"liler referandumda ya "EVET" oyu verdiler ya da "HAVET". %42"lik Bu oy oranı, tamamıyla CHP ve MHP tabanına ait olmalıdır. O bakımdan, %58"lik "EVET" oyu, önümüzdeki genel seçimler için bir kıstas değildir. Bunun için de referandum sonuçları, ne CHP ve MHP"yi fazla üzmeli, ne de hükümet ve AKP"yi fazla sevindirmelidir.

Fethullah Gülen ve Aydın Menderes"in "EVET" yönündeki desteği, hükümet tarafından da önemli görünmeli ki; Sayın Başbakan referandumdan hemen sonra Aydın Menderes"in evine koşarak teşekkür etti ve sevincini paylaştı. Ayrıca, teşekkür konuşmasında "Okyanus ötesi" diyerek Pensilvanya"daki  Fethullah Hoca"ya şükranlarını iletti. Adnan Menderes"in idamının 39. yılında ise Menderes ailesi ile birlikte Merhumun İstanbul Topkapı"daki anıt mezarına giderek çiçek koydu ve duâ okudu. Adnan Menderes"ten sitayişle bahseden bir konuşma yaptı ve Necip Fazıl"ın Adnan Menderes için yazdığı "Zeybeğin Ölümü" şiirini okudu. Oğul Menderes de bu jesti karşılıksız bırakmadı ve Sayın Başbakan"ı, babası Adnan Menderes ve Turgut Özal ile birlikte milletin gönlüne yerleştiriverdi!

***
Referandum sonucunda yaşanan ve yukarıda özetlenene manzarayı dile getirmiş olduğum 19.09.2010 tarihli ve "Necip Fazıl"a Göre Adnan Menderes Çelişkilerin Adamıdır" başlıklı yazımı, e-posta vasıtasıyla Sayın Aydın Menderes"e de göndermiştim. Aydın Menderes, sağ olsun şu cevabı verme nezaketinde bulunmuştur:


"Sayın Ömer Sağlam; Yazınızı büyük bir dikkatle okudum. Görüşlerinize saygı duyuyorum. İçinden istifade edeceklerim olacaktır. Necip Fazıl"ın şiiri yüzeysel değil aksine güzel ve duygulu bir şiirdir. Bunu siz de yazınızın bazı yerlerinde ifade ediyorsunuz. Necip Fazıl"ın yüzeysel olan sözleri Adanan Menderes"le ilgili olarak sizinde naklettiğiniz daha sonra ki sözleridir. Bunları da 1969 da ""Benim Gözümde Menderes"" kitabında ifade etmiştir. Millet bunları ciddiye almamıştır. Ama şiirini sevmiştir. Millet samimi olanı seçer. Benim üçünü aynı fotoğrafta olarak bahsetmemi acelecilik olarak nitelendiriyorsunuz. Tabi ki haklısınız. Zira kim bilir daha neler yaşayacağız. Ancak güzel bir söz vardır. Halkın dediği Hakkın dediğidir diye. Bu üç kişiyi bir araya milletimiz getirmiştir. Yıllar bana milletimizin kolay kolay yanılmadığını öğretti.

Ben ifadeyi o an taşıdığım duyguların etkisi kadar milletimizin varmış olduğu bu hükme olan hürmetinden bahsettim. Hüsnüzan esastır. Benim söylediklerimin önemi yok. Ancak inşallah Sayın Başbakan Erdoğan milletin kendisi hakkındaki bu teveccühe bundan sonrada layık olmanın bütün gereklerini yerine getirir. Bundan milletimizin büyük bir istifadesi olur. Necip Fazıl"a tekrar döneyim. Benim gözümde Menderes kitabı da sizinde naklettiğiniz pek çok olumsuz ifadeyi Adnan Menderes için kullandıktan sonra kitabın en sonunda yinede yaşlı bir ninemizin halis ve sadık olduğuna inandığı rüyasına atıfta bulunmaktan ve ona rücu etmekten başka bir şey yapamaz. Yazınızda ismi geçen herkese ve sizinde geçmişlerinize Allah"tan rahmet diliyorum. Kıymetli düşüncelerinize tekrar teşekkür ediyorum. 20 Eylül 2010. Aydın Menderes"



Sayın Aydın Menderes"in yukarıdaki mesajı içinde yer alan en çarpıcı cümleler şunlar olsa gerekir: "Millet samimi olanı seçer. Benim üçünü aynı fotoğrafta olarak bahsetmemi acelecilik olarak nitelendiriyorsunuz. Tabi ki haklısınız. Zira kim bilir daha neler yaşayacağız..."

Anlaşılacağı üzere; Sayın Aydın Menderes de tıpkı bizim gibi, Sayın Başbakan"ı, Merhum Adnan Menderes ve Merhum Turgut Özal ile birlikte mütalaa etmenin ve onlarla kıyaslamanın henüz erken olduğunu, bu değerlendirmeyi yapabilmek için en azından Sayın Başbakan"ın aktif siyaseti bırakmasını beklemek gerektiğini söylüyor.

Sayın Aydın Menderes"in mesajını karşılıksız bırakmak olmazdı. 22 Eylül 2010 tarihinde kendisine uzunca bir mektup yazarak konuya ilişkin düşüncelerimi ve onun Milli Görüş"e yakın durmasının, Menderes ailesine karşı oluşan toplumsal sevgi ve hürmeti zedelediğini ve buna hakkı olmadığını söyledim. Kendisine yazmış olduğum ikinci mektupta bulunan satırlardan birkaçını sizlerle de paylaşmak gerekirse;


""¦-Bu üç kişiyi bir araya milletimiz getirmiştir- şeklindeki değerlendirmenize katılmak mümkün değildir. Zira bana göre; bu üç kişiyi bir araya getiren güç, Millet çoğunluğu değil, Milli Görüş çoğunluğudur. Ancak yazımda da bahsetmiş olduğum gibi, umarım ve temenni ederim ki; Sayın Başbakan da inşallah Merhum Babanız ve Merhum Özal"la birlikte anılacak derecede önemli işlere imza atar. Dolayısıyla bu üç ismi bir araya getirmek Milli Görüş için mümkünse de, Millet çoğunluğu için henüz erkendir"¦

Burada şunu önemle belirtmeliyim ki; bilindiği gibi merhum babanız, milletin çoğunluğu tarafından hüsnükabul görmüş bir siyasetçidir. Hatta sadece onun siyasi muarızları değil, kendisini asanlar bile sonraki yıllarda bir şekilde nedametlerini, yani pişmanlıklarını dile getirmiş durumdadırlar. Bu durumda, sizin Milli Görüş"e mensup siyasi partilerde siyaset yapmanız ve babanız ile Milli Görüş"ü yan yana getirir tarzda sözler sarf etmeniz, sanırım fazla isabetli değildir. Çünkü bana göre Milli Görüş, sizin tavrınızdan da cesaret alarak sürekli DP"ye atıfta bulunmakta ve DP"yi kendisine temel yapmaya çalışmaktadır. Milli Görüş"ün bu tavrı ise, DP"ye ve babanıza gönül veren insanları üzmekte, babanızın bazı muarızlarına ise babanızın ve DP"nin aleyhinde söz söyleme fırsatı vermektedir"¦"


***
Sayın Menderes, mesajımıza henüz cevap vermemiştir. Eğer vermiş olsaydı, kendisine Milli Görüş ile aynı siyasi kulvarda koşmasının ve başta 12 Eylül referandumundaki tavrı olmak üzere mevcut hükümetle yakın ilişki içinde görünüyor olmasının, toplumda yanlış algılandığını söyleyecek ve bu konuda MHP"nin tavrını örnek verecektim. Bilindiği gibi, Sayın Menderes"in tavrından MHP yönetimi de rahatsız olmuş ve Sayın Bahçeli "Alparslan Türkeş"in mezar yerinin değiştirileceği konusunda" duyum aldıklarını söyleyerek şöyle bir açıklama yapmıştır:


""¦Bu yönde ciddi duyumlar aldık. Merhum liderimiz Alparslan Türkeş"in mezarını kaldırmayı düşündükleri yolunda haberler aldık. Başbakan, 8 yıl sonra merhum Menderes"i hatırladı, mezarını ziyaret etti. Sonra Aydın Menderes"i ziyaret etti. Bu temaslar sırasında 27 Mayıs"la hesaplaşma anlamında Türkeş"in mezarının da bulunduğu yerden kaldırılması konuşulmuş. 27 Mayıs"ta Türkeş ihtilal lideriydi, bu nedenle mezar yeri kaldırılmalı, denilmiş duyumları aldık. Zannediyorum Devlet Mezarlığı"na veya başka bir yere nakledilmesi düşünülmüş. Böyle bir şeye girişirlerse çok kötü olur. Türkeş"in mezarına dokunurlarsa büyük yanlış yaparlar. Rahmetli Türkeş"i bir ihtilal lideri olarak görmekten çok köklü bir siyasi hareket olan Milliyetçi Hareket Partisi"nin lideri olarak, bir siyasi parti lideri olarak görmek gerekir. Tabii bu tür duyumlar bizleri çok üzdü. Bu konuşmalarda önce ülkücü camianın tepkisini azaltmak lazım gibi sözler de sarf edilmiş. Türkeş"in mezarına dokunulması, yapılacak en büyük hatalardan biri olacaktır"¦"(4).

Sayın Aydın Menderes, sergilemiş olduğu siyasi tavrın, toplumda yanlış algılandığını fark etmiş olacak ki; Milliyet Yazarı Fikret Bila"yı arayarak en azından Sayın Bahçeli"nin açıklamaları bağlamında topluma şu mesajı verme gereği duymuştur:


"Sayın Başbakan Erdoğan"ın beni ziyareti sırasında böyle bir konu hiç gündeme gelmedi. Ne rahmetli Türkeş"ten ne de 27 Mayıs"tan bahis bile açılmadı. Böyle bir düşünce de aklımdan geçmez. Rahmetli Türkeş yerinde sonsuza kadar rahmetle yatsın. Benim böyle bir düşüncem asla olmaz. Eğer MHP"li arkadaşlar bana sorsalardı böyle bir konunun geçmediğini ve düşünülmediğini ifade ederdim"(5).

Sayın Aydın Menderes"in açıklamalarını, başta şahsımız olmak üzere, toplumun bütün kesimlerine verilmiş bir mesaj olarak algılıyor, kendisinin, milletin çoğunluğu tarafından sevilen bir ailenin ferdi, bilge bir insan ve kanaat önderi olarak, çok daha yansız ve çok daha dikkatli davranması gerektiğini ısrarla savunuyoruz. Çünkü bizler, kanaat önderlerinin, tarihe ve milletin istikbaline karşı sorumlu insanlar olduklarına inanıyoruz.

4 Eylül 2010
Ömer Sağlam
___________
1- http://www. samanyoluhaber.com isimli internet sitesinde bulunan 1.8.2010 tarihli ve "Hocaefendi son noktayı koydu" başlıklı haber. Ayrıca bkz. http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=162646
2- http://www.zaman.com.tr  internet sitesinde bulunan 20.08.2010 tarihli ve aynı başlıklı haber.
3- http://www.zaman.com.tr internet sitesinde bulunan 19.08.2010 tarihli ve "1980 Anayasası"ndan mezardakilerin bile alacağı var" başlıklı haber.
4- Fikret Bila, "Bahçeli: Türkeş"in mezarına dokunmayın" başlıklı yazısı, Milliyet, 22.09.2010.
5- Fikret Bila, "Menderes: Türkeş yerinde rahmetle yatsın" başlıklı yazısı, Milliyet, 23.09.2010.

Çevrimdışı ferguan

  • KULLANICI
  • *
  • İleti: 1
  • Puan: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Ne Mutlu Türk"üm Diyene!
    • http://www.facebook.com/topic.php?topic=282&uid=110464988977988#!/profile.php?id=1086083294
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #9 : Kasım 08, 2010, 08:50:12 ÖS »
AHMET DURSUN sizde herhalde üstadın dediği gibi çöplükleri karıştıran bir köpeksin
Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl"a
"Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor? "
Necip Fazıl"ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur "Benin geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar"
________________________________________________
___Üstadın Müdafalarım"ında geçiyor.Yıl1939"¦ Çankaya"nın kalemşoru Falih Rıfkı Atay, Caddebostan"daki villasına Üstadı yemeğe davet eder. Bir ara sofrada şöyle der: "yahu, Necip, senin tarzında, senin çapında bir adam, nasıl Müslüman olur? "üstadın cevabı, anlayana zehir zemberek :"benim çapımı geç, insanın çapı yükseldikçe Müslümanlığa bağlanmak ve ondan başka hiçbir şeyi tanımama şansı artar. ___________________________________________________________
Üstad"ın çalışma odasına giren bir yazar üstadın çalışma odasına göz attıktan sonra:

-Hayrola üstad çalışma odanda hiç kitap yok, siz hiç kitap okumaz mısınız? diye soru sorduğunda, Üstad şu cevabı verir:

-Sen hiç süt içen inek gördün mü?
____________________________________________________________

Necip Fazıl"la Nazım Hikmet"in kaldıkları aynı hapisanede, tek kişinin geçebileceği koridor varmış

Koridordan Necip Fazıl geçerken karşıdan Nazım Hikmet te geliyormuş. Yaklaştıklarında Nazım Hikmet: "Ben Köpeklere yol vermem" demiş.
Sukunetini koruyan Üstad ise kenara çekilerek "Ben yol veririm." demiş
___________________________________________________
Nazım hikmet ne kadar üstad dan daha fazla reklamı yapılan ve gözlerde büyütülen bir adam olsa da kendi içinde üstadın büyüklüğünü biliyor heralde ki kıskançlığından garezinden kuduruyor.
Birgün üstad"a yine laf atar, gazetecilere konuşurken üstad için "alçak adam" der. Gazeteciler üstad"a gelir:
Nazım hikmet sizin hakkınızda alçak dedi derler.
Üstadın cevabı nazımı nasıl öldürmedi bilmem:
alçağın da bir seviyesi var, çukur adam ...
_____________________________________
Mahkemede hakim, Necip Fazıl"a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.963
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #10 : Kasım 08, 2010, 10:59:44 ÖS »
ferguan,

Necip Fazıl hakkında epeyce hikaye okumuşsun besbelli..
Onun kadar edepten uzaklaştığından anlaşılıyor.

3 gün boyunca yorum yazamama cesası aldınız. Tekrarı halinde forumdan uzaklaştırılacak ve yeniden üye olamayacaksınız.

Bilginize

Kemal
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahidüddin
« Yanıtla #11 : Kasım 09, 2010, 01:07:39 ÖÖ »
Kemal,
Bunlar görevli zangoçlar.
Bunlara yanıt vermen onlar için önemli değil.
Dedim ya görevleri bu.
Zangoçluk.
Not: Zangoç; Ermenice kelime olup, Kilisenin hizmetlerini gören ve çan çalan kimseye verilen isimdir.
Buna zangoç dememin ikinci gerekçesi ise, kullandığı takma adın anlamını, tahminen bilmiyor oluşudur. Artık onuda biz öğretmeyelim, bulabilirse (!) bulsun bakalım.

Neyse,
Tüm görevli zangoç efendiler rast gelirde okur diye bazı bilgilere yer verelim.....


Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahidüddin

Erkan Acar
26 Temmuz 2005-Zaman

Necip Fazıl Kısakürek"in yasaklı kitabı "Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahidüddin" yeniden basılıyor.


Bu kitap nedeniyle Kısakürek, 1983 yılında hapse girecekken 79 yaşında vefat etmişti. Vahdettin"i savunduğu için mahkûm olarak ölen Kısakürek"in söz konusu kitabı, hâlâ yasaklılar listesinde. Kısakürek"in oğlu ve Büyük Doğu Yayınları"nın sahibi Mehmet Kısakürek, kitabı bedeli ne olursa olsun basacağını söylüyor.

"Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahidüddin" isimli kitabı Kısakürek, 1968 yılında yayınlamıştı. Kitap daha önce araştırma dizisi olarak Bugün gazetesinde yayınlandı. Birinci baskısı tükenmek üzereyken toplatıldı ve hakkında takibat başlatıldı. Kitabı incelemek üzere bir bilirkişi oluşturuldu. Bilirkişi, "Kitapta söylenenler hayal ürünüdür, ama herhangi bir suç unsuru yoktur." diye rapor verdi. Ankara, ikinci bir bilirkişi heyeti tayin etti. Bu heyetten de benzer bir rapor çıkınca, Kısakürek 1971"de beraat etti. 1972 yılında beraat kararı Yargıtay tarafından temyiz edildi. 1973"te mahkumiyet kararı çıktı. 1974"te Af Kanunu, olayı askıya aldı. 1975 yılında kitap yeniden basıldı. Yine takibat başlatıldı. 1976"da, üçüncü baskı yapıldı. 1977"de yeniden toplatma kararı alındı ve takibata geçildi. 1979"da üçüncü kez bir bilirkişi heyeti oluşturuldu. 1980 yılında dördüncü bir bilirkişi teşkil edildi. Heyetler, kitapta suç unsuru bulunmadığı yönünde rapor verdi.

12 Eylül darbesinden sonra Necip Fazıl ile ilgili mahkumiyet kararı 1982 yılında Yargıtay tarafından onandı. Fakat, kararın infazı 4 ay tehir edildi. Aynı yıl içerisinde Adli Tıp Kurumu, Necip Fazıl"ın Anayasa"da öngörülen cezanın affı şartlarını haiz olduğu yönünde dönemin Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren"e bir rapor verdi. Ancak Evren, Necip Fazıl"ı affetmedi; Atatürk"ün hatırasına neşren hakaret edildiği gerekçesi ile verilen cezasın infazı yönünde talimat verdi.

Necip Fazıl, 1983 yılında hapse girmesine az bir zaman kala vefat etti. Deyim yerinde ise son padişah Vahdettin"i savunduğu için mahkûm olarak öldü. Kısakürek"in kitabı, hâlâ yasaklılar listesinde bulunuyor.

Necip Fazıl"ın oğlu Mehmet Kısakürek, babasının tartışmalı kitabını yeniden basmaya hazırlanıyor. "Bedeli her ne olursa olsun, kitabı yayınlayacağım." diyen Kısakürek, Avrupa Birliği"ne giriş sürecinde hâlâ kitap yasaklamalarından söz edilmesinin hata olduğunu söylüyor.

Kurtuluş Savaşı"nı Vahdettin"in başlattığını anlatıyor

Necip Fazıl, "Vatan Haini Değil-Vatan Dostu Vahidüddin" adlı kitabında, resmi tarih tezinin aksine Kurtuluş Savaşı"nı, Sultan Vahdettin"in başlattığını yazıyor. Yaklaşık 300 sayfa olan eserde, Sultan Vahdettin"in, Mustafa Kemal Atatürk"e yüklü miktarda para yardımı yaparak Anadolu"ya gönderdiği anlatılıyor. Vahdettin"in, Anadolu"da başlayan kurtuluş hareketinin başarıya ulaşması için İstanbul"da ulemayı toplayarak nasıl dua ettirdiği de kitapta ayrıntılarıyla yer alıyor.

*************
ATATÜRK"ÜN ÖLÜMÜNDE NECİP FAZIL NE YAZDI?

Atatürk"ün ölümünden 15 gün sonra 25 Kasım 1938"de yayınladığı yazısında "Osmanlı İmparatorluğu"nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama sahip olabilmiş hükümdar yoktur" demesi, daha sonra
VATAN HAİNİ DEĞİL BÜYÜK VATAN DOSTU SULTAN VAHİDÜDDİN kitabını yazması ne derecede menfaatperest, iki uüzlü olduğunun işaretimidir değilmidir herkes kendisi karar versin.


Şimdi NFK"nın Atatürk"ün ölümünde ne yazdığına bakalım.

"Son on beş gündür her sabah yatağımızdan kalkıp Dolmabahçe Sarayı"nı yerinde bulduktan sonra, ona varlık ve mana izafe eden unsurun yok olduğuna inanabilmek, yaban bir idrak işkencesi; Atatürk"ten bir parça halinde kalan bir çok şey arasında onun yokluğu, merkezi olmayan bir daire tasviri gibi, içinden çıkılmaz bir muhal hissi veriyor. Fındığın kabuğunu kırmadan içini yiyen korkunç bir sihirbaz edasıyla ölüm, Atatürk"ü hüviyeti etrafındaki büyük zarfa el değdirmeksizin aldı götürdü.


Ölüm, her insanda basit bir tezahür farkı ile aynı marifeti tekrarlamasına rağmen; bu son misalde bulduğu müeyyide kudretini, bütün tarih boyunca sık sık ele geçirebilmiş değildir. Yaratıcının, bir defa bile şaşırmamaya memur sadık işçisi, bu misalde kudretinin her zamanki mevzuu ile mevzuunun bu defaki kudretini bir araya getirdi. Mahalleden bir ölü çıktığı zaman o semt, ister istemez kendisine bir alaka payı düştüğünü kabul eder. Ölümünün mücerred sirayet ve ihtarı küçük küçük bir mesafe yakınlığını, bir nevi akrabalık haline getirdi. Fakat ne de olsa ölen ne kadar içtimai ve herkese ait hüviyet taşırsa taşısın bu bağ, kan ve his yakınları karşısında, sadece yapma bir zihin telaşı uyandırmaktan ötürü bir acı duyurmaz. Bütün dünyada, kralına anası kadar yanacak kimse yoktur. Bu zalim ruh kanununa rağmen bu defa ki ölüm, vatanın her evinden çıkmış kadar göze büyük göründü. Evinizdeki bir kahve fincanının çatlaması, bize Yedikule surlarının çöküşünden daha tesirli geldiği halde; bu defaki ölümü hepimiz, fi"li ve şahsi bir mülkiyet kaybı ifadesiyle duyduk. İçtimai ölüler arasında her evin ölüsü olabilmiş kahramanlar, tek eldeki parmak sayısı kadar azdır.


Hiçbir Türk, kendini, devlet reisine, bütün dünyanın bu türlü bir saygı göstereceğini ümit etmezdi. Osmanlı İmparatorluğu"nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama sahip olabilmiş hükümdar yoktur. Avrupa"nın, bize en yabancı milletlerine kadar heyetlerle, askeri kıt"alarla ve en büyük mümessillerle Ankara"ya koşmuş olması gösteriyor ki garp, Atatürk"ün şahsında Türk ehliyet ve kıymetine artık inanmıştır. Bu inandırışın büyük aksiyonunu yapan milli kahraman"ın ölüsü karşısında da hiçbir protokol kaidesinin olmadığı ve hiçbir garplının bir yabancıya göstermediği bir hürmetle şapkasını çıkarmaktadır.


Atatürk"ün gözleriyle görmediği bu manzarayı biz yalnız gözlerimize bırakmayarak kesin bir delalet halinde şuurumuza indirmekle mükellefiz O Türk"e, hem Türk"ü, hem de Avrupalıyı inandırabildi. Tarihte büyük bedbinlerle (kötümserler) büyük nikbinlerden (iyimserler) ibaret iki sıra kahraman vardır. Her şeyi karanlık gören, aydınlığı aramaya doğru gizli bir cehde, aydınlık gören de, öldürücü şartlar karşısında kırılmaz bir mukavemete gebedir.



Bence bu fikirlerin ikisi de, dava ve aksiyon doğuracak çapta olmak şartıyla, kurtarıcılara mahsus vasıflardandır. Bedbin kahraman bizi, vücudunu görmediğimiz bir hayata indirmeğe, nikbin kahraman da vücudunu görmediğimiz ölüm tehlikesinden kaçırmaya memurdur. Atatürk"ün ruhi maktalarından (kesitlerinden) bence en alakalısı, o"nun yılmaz ve hezimet kabul etmez nikbinliğidir. Atatürk bu eşsiz nikbinliği, başta ve sonda, biri milletine ve öbürü şahsına ait iki büyük tezahürle vesikalandırdı.



Birinci vesika; bir millet için esaret ve mahkumiyet anının bir vakıa halinde teslim edildiği hengamede bu vakıaya inanmayan tek adam o idi. Bütün dünya ile birlikte milleti de kendi ölümüne inandığı vakit, o inanmadı. Bu Atatürk"ün millet ufkuna doğuşu ile başlayan ilk ve büyük nikbinliğinin tecellisidir.



İkinci vesika; milli kahraman, hasta döşeğinde günden güne fenalaşırken yakınlarından itibaren bütün Türk milleti"ne kadar herkes ağır bir ümitsizlik içinde boğuluyor; fakat kendisi bir çocuk gibi saffetli, ayağa kalkacağı, otomobiline veya motörüne bineceği dakikayı bekliyor, ölebileceğine bir an bile mümkün gözü ile bakmıyordu. Bu da sonuncu tecelli.

Atatürk, başlangıçta milletinin; sonunda da kendisinin ölümüne inanmadı. Bu iki nikbinlik tecellisinin birinde haklı, ötekinde haksız çıktı. Fakat koca bir millete hayat vesilesi getirmiş bir kahramanın ferdi hayatı olamayacağı için onu ikinci tecellide de haksız bulamayacağız."

Herkesin aklı, fikri var.
İsteyen istediği yorumu çıkartsın.

A.Dursun

VaKa

  • Ziyaretçi
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #12 : Ağustos 15, 2011, 02:38:19 ÖS »
yazıklar olsun be gençlerin beyinini yalnış bilgilerle yıkıyosunuz sen atatürkü dinin önünde gördükçe kör kalacaksın bre ahmak !

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #13 : Ağustos 15, 2011, 03:28:31 ÖS »
Adından da anlaşıldığı üzere hastalıklı bir VaKa olduğun belli oluyor.

Ahmaklık yapacağına bunların yanlış olduğunu söyleyebilseydin belki daha dikkat çekici olurdun.

Bu şekilde ancak hastalıklı bir VaKa olduğunu ispat etmiş olduğunu bile fark edemiyorsun-uz.

Hamd Olsun...!

A. D

Cevat Kelle

  • Ziyaretçi
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #14 : Ağustos 15, 2011, 08:40:29 ÖS »
Ukalalık edip, ahmakça yorumlar yapacağınıza, yazı içindeki iddiaları çürütmekle yükümlü olduğunuzu unutmayın.

Bu yazılanları doğru olmadığını kanıtlamak görevinizdir.
Ukalalık etmeyin beyler, dersinize çalışın.

Çevrimdışı gondolcu

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 185
  • Puan: +42/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • TEBLİĞ NET
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #15 : Ağustos 17, 2011, 02:49:53 ÖS »
NFK, eski hayatım çöplüktü demiş.gençlikte her pisliği yaparlar.yaşlanıncada hastalıklar bastırınca
dinci olurlar.çünkü para dinciliktedir.bizim burada aynısı olur.gençlikte fındık kırarlar yaşlanıncada hacıya.  ;D


Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.373
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gençlikte fındık kırarlar, yaşlanıncada hacıya...
« Yanıtla #16 : Ağustos 17, 2011, 05:10:43 ÖS »
...gençlikte fındık kırarlar yaşlanıncada hacıya....

Evet üstelik onlar dindar olur, biz dinziz.
Gerçi dinsiz denmesi benim için onurdur.
Böyle dindar olmaktansa dinsiz olmayı her zaman tercih etmişimdir.
A. D
----

BAKARA SURESİ:  213 İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zina kârlık yüzünden, çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı. Allah, dilediği kişiyi/dileyeni dosdoğru yola iletir.

ALİ İMRAN SURESİ: 19 Allah katında din İslam"dır/barış ve esenlik için Allah"a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zina kârlık yüzünden ihtilafa düştü. Kim Allah"ın ayetlerine nankörlük/Allah"ın ayetlerini inkâr ederse, Allah, hesabı çabucak görecektir.

NİSA SURESİ: 24 Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Bu, üzerinize Allah"ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri, mallarınızı vererek almanız; şunu bunu dost tutmayarak iffetli yaşamanız, zina etmemeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz kadınların mehirlerini onlara bir hak olarak verin. Mehir kesişmeden sonra karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

NİSA SURESİ: 25 İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlarından biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hep birbirinizdensiniz. O halde onları, ailelerinin izniyle nikâhlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezasının yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

MAİDE SURESİ: 5 Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınların iffetlileriyle, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiğiniz takdirde; iffetinizi korumanız, zinadan uzak kalmanız ve şunu-bunu dost tutmamanız şartıyla size helaldir. İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir. Ve o, âhirette de hüsrana uğrayanlardandır.


MÜMTEHİNE SURESİ: 12 Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah"a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey"atleşmek isterlerse, onlarla bey"atleş ve onlar için Allah"tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr"dur, Rahîm"dir.

Diğer ayetler için...
Zina KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

İRAN: ZİNA YAPTIĞI İÇİN ÖLDÜRÜLECEK.(RECM)

tevfik

  • Ziyaretçi
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #17 : Ocak 16, 2012, 12:36:30 ÖS »
 1-" döneklik" dediğiniz şey döndüğünüz yere göre değişir.Bu Hak yoluysa hele bin defa dönmeye değer.
 2-Bu kadar aydın düşündüğünü zanneden bir yazara Kürt vatandaşlarımızı küçümsemek hiç yakışmamıştır
 3-Bir milliyetçilikten ziyade faşistlik özelliği göstererek diğer ırkları aşağılamanız sağ duyulu bir davranış değildir
 4-Bir Türkçe öğretmeni olarak türkçenin bu özelliklerini doğrularım ve bu bilgilerin üniversitede dahi verildiğini biraz araştırsaydınız görmüş  olacaktınız.Tüm dil bilimcileri haksız çıkaramazsınız.bu tam anlamıyla devekuşu timsali bir hareket olur.
 5-Dersimde 13 bin kürdün katliamı da doğrudur kayıtlardadır bu gerçeği dile getirmenin neden Türkçülüğe hakaret olduğunu anlamış değiliz
 6-Türk kimliğimden gurur duyarak şunları söyleyebilirim;üstad ırkıçılıktan ziyade tüm insanlığı ortak bir güzelliğin etrafında İSLAM dininde toplamayı amaçlamıştır.Hiçbir ırk diğerinden üstün değildir.İnsanların değeri ancak işledikleri güzel ameller neticesinde Rabb"leri katındaki değerledir.gerisi ANGARYA!! bugüne kadar türkçülük diyerek bize  dinci,kürt,yobaz,aydın yaftası yapıştırarak  birbirimizden ayırmaya çalıştınız.NECİP FAZIL ise herkesi ortak bir paydada buluşturma çabasıyla kardeşlik için İSLAM dedi.Asıl siz döneksiniz ki atalarınızın yazısına, dinine ihanet ederek aydın(!)dediğiniz üç beş insana iki kuruşa sattınız!!

tevfik

  • Ziyaretçi
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #18 : Ocak 16, 2012, 12:53:54 ÖS »
ÜSTAD ABDULHAKİMLE TANIŞTIĞINDA OTUZUNDAYDI. BU YAŞ OLDUKÇA GENÇ BİR YAŞTIR.HERKES NEYSE ONU DİYOR GALİBA.YAŞLANINCA DİNE YAKLAŞTIĞI YANLIŞ BİR DEYİMDİR.HEP DİYORUM TANIMADAN BİRİSİ HAKKINDA SIKMAYIN ARKADAŞIM!

Ahmet Dursun Efendi, müslümanlığı tam manasıyla yap kendine bak.başkaları gibi müslüman olmaktansa olmamayı tercih etceğine sen o dediğin halisane müslümanlığı yaşa başkalarına örnek ol.senin ne işin var başkalarıyla.İslam diniyle sözde yanlış olduğunu düşündüğün müslümanları aynı kefeye koyma.Sen kendinden mesulsun.Ayrıca kuran ayetlerini yazmakla onları uygulamak aynı değil.Ezbere bilmek de mağrifet değil. Uygularmısın bilemem ama bunları yazdığına göre şunu da biliyor olmalısın ki Allah"ın emirlerini harfiyen uygulayan biri Atatürkü bu kadar yüceltmez çünkü bilir ki Allah dışında kimse eksiksiz değildir.ve sen en basitinden Allah"ın emrettiği başörtüsünü bir kulun (Atatürk)lafıyla inkar ediyorsan ya müslüman değilsin veya iki yüzlü münafığın tekisin vesselam

Çevrimdışı gondolcu

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 185
  • Puan: +42/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • TEBLİĞ NET
Ynt: Necip Fazıl Kısakürek Gerçeği.
« Yanıtla #19 : Ocak 16, 2012, 01:11:48 ÖS »
tevfik efendi iyiliği güzelliği herkes bilir.dünyadan bağlantısı olmayan kabileler bile bunu bilir.
iyilik,güzellik helal kazanç insanı zengin etmez.iyi bi sanatınız vardır...çalışırsın emeğinin
karsılığı günde 50-100 tl. para kazanırsın.ancak geçinir emekli olur,ölümü beklersin o kadar.

fakat yalan dolan kamuda ballı ihaleler alırsın binlerce insanın emeğini sömürürsün bu haramlarla zengin olursun.
sonrada hac ve umre turlarına katılarak itibar görürsün.

bu muhamedi bi davranış değildir, mekkenin baronlarına has bi davranıştır.
mekkeli müşrik baronlarla günümüz din anlayışı birbirinin aynısıdır.


 

Son İletiler/Konular

Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: halukgta
[Bugün, 01:13:10 ÖS]


‘STRATEJİK DERİNLİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 10:07:17 ÖS]


Egon Friedell-Antik Yunan Kültür Tarihi Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 06:17:25 ÖS]


Kürtçe Öğretmenlerinin Atama Çığlığı Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 02:05:39 ÖÖ]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ağustos 30, 2014, 01:11:18 ÖS]


Bir Görmemişlik, sonradan görmüşlük hikâyesi… Cumhurbaşkanı Forsu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 10:05:52 ÖS]


Sabancı Vakfı Üniversiteye Giriş Bursu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 04:08:15 ÖS]


Ynt: İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 01:18:21 ÖS]


Sırrı Süreyya Önder'den Emine Erdoğan'a: Türküm, tedavi oluyorum! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 12:55:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 28, 2014, 04:17:12 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: marksçı
[Ağustos 28, 2014, 03:02:26 ÖS]


İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: halukgta
[Ağustos 27, 2014, 12:37:07 ÖS]


Din tüccarlığının adı İNANÇ TURİZMİ olunca...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 26, 2014, 04:06:37 ÖS]


Vakıflar Dergisi 11-20 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 11:46:47 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 10:57:46 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 10:25:40 ÖS]


VAKIFLAR DERGİSİ 1-10 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:47:09 ÖS]


Küresel raporların tek konusu, "TÜRKİYE'DE KEMALİZM KRİZİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:36:17 ÖS]


Ynt: Aradığınız bazı E-Kitaplar Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 04:03:41 ÖS]


Babil Kitaplığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:33:48 ÖS]


İslam Ansiklopedisi 44 cilt Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:00:14 ÖS]


Eğirdir'de Özelleştirme Kararı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 01:27:10 ÖÖ]


Türk mezarı ile Caber Kalesi bambaşka yerlerdir. Süleyman Şah Türbesi yanlışlar. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 12:42:42 ÖÖ]


Ynt: Kur'an da Nesih Edilen Ayet Var mıdır Gönderen: halukgta
[Ağustos 24, 2014, 11:33:53 ÖÖ]


Türkiye ensest ve pedofilide Avrupa birinci liginde! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:53:11 ÖS]


Onur Öymen, ‘BND ile görüşme’ neden yalanlanmıyor? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:38:38 ÖS]


Cumhurbaşkanlığı Savunma Reformu Raporu. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 23, 2014, 02:28:14 ÖS]


RESTORASYON Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 22, 2014, 07:22:06 ÖS]


Ynt: EĞİRDİR PETROLLERİ NASIL UNUTTURULDU?!.. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 20, 2014, 05:27:54 ÖS]


EĞİRDİR PETROLLERİ NASIL UNUTTURULDU? Gönderen: Delimemed
[Ağustos 20, 2014, 01:35:21 ÖS]


ERDEMİR KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI BAĞLANTI YOLLARININ YAPILMASI Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 19, 2014, 02:29:33 ÖS]


Güçlü Ve Sağlam Bir İmanın Yolu..... Gönderen: halukgta
[Ağustos 18, 2014, 06:49:11 ÖS]


Tak Türbanı, her yol serbest olsun. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 05:53:54 ÖS]


Adam yeni Allah'a oy veriyor normaldir. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 03:32:15 ÖS]


Yeni otomobil alacaklar dikkat, Sürüş Destek Sistemleri-Şoförsüz sürüşe az kaldı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 18, 2014, 02:44:07 ÖS]


Türban, bayraktan neden daha önemlidir? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 10:02:29 ÖÖ]


ABD-Dünyaya Demokrasi dersi verirken, özgürlükleri kısıtlamak… Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 09:52:10 ÖÖ]


YSK "Devlet Başkanı seçilmiştir" dedi, TC ibaresini kaldırdı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 03:53:18 ÖÖ]


IŞİD Kürdistan için devreye sokuldu. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 17, 2014, 03:16:33 ÖÖ]


Türklerde "Diz vurma" töresi Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 06:27:51 ÖS]


IŞİD'den yeni katliam Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 01:24:10 ÖS]


Bütün analar tek kalptir-Fatima ana Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 12:33:40 ÖS]


Cono larla ilgili bilgisi olan varmı? Gönderen: Delimemed
[Ağustos 16, 2014, 11:23:49 ÖÖ]


YABANCIYA TOPRAK SATIŞI...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 16, 2014, 10:36:12 ÖÖ]


Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 15, 2014, 11:52:53 ÖS]


Yunan, adalarımıza el koydu haberin var mı? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 15, 2014, 10:12:39 ÖS]


Ynt: Sosyal Çatışma ve Din; Sosyal Psikoloji Nedir? Gönderen: efiratcan
[Ağustos 15, 2014, 09:42:42 ÖS]


Arkeoloji Dergisi 1-26 Cilt arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 14, 2014, 06:38:13 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: hasanturk
[Ağustos 14, 2014, 06:08:28 ÖS]


Araç sahipleri sevinecek mi? Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 14, 2014, 03:31:34 ÖS]


Terörist başının tutukluluk koşulları AİHM'e aykırı...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 05:49:18 ÖS]


IŞİD Erdoğan'ı tehdit etti, Bize Biat Etsin Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 04:34:29 ÖS]


''Kılıçdaroğlu bıraksın'' diyen altı kişilik gruba sert tepki... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 13, 2014, 03:59:33 ÖS]


DR CÜNEYT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 12, 2014, 06:29:53 ÖS]


Prof. Tolga YARMAN: CB SÜRECİ BİTMEDİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 12, 2014, 03:13:39 ÖS]


Ekmelettin İhsanoğlu, Amacıma ulaştım çok mutluyum...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 12, 2014, 01:19:57 ÖS]


Milletin karısına, kızına orospu damgası vuran müftü...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 11, 2014, 05:03:29 ÖS]


KİME OY VERMİȘ OLDUK ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 09, 2014, 04:09:20 ÖS]


Fırdöndüler Erdoğan'a bağış izdihamı yarattı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2014, 06:58:58 ÖS]


Tuğrul Türkeş, Ermeni olmak suç mu? Demiş...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:58:55 ÖS]


IŞİD'li çeteler İstanbul'da halkı tehdit ediyor. AKP buna neden göz yumuyor. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:25:40 ÖS]


CB adaylarının yüz analizi ortaya çıktı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:14:30 ÖS]


NSA, Tundra Freeze kodlu yüz tanıma sitemi kullandığını açıkladı. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 05:05:26 ÖS]


Boykot Neden intihardır, Dr. Orhan Çekiç...! CIA ERDOĞAN’I NEDEN HEDEF ALDI... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:50:03 ÖS]


Başbakan ülkenin CEO'sudur Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:38:54 ÖS]


ŞEYTANIN DEMOKRASİSİ...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 07, 2014, 04:10:13 ÖS]


HAKİKAT VE GERÇEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 07, 2014, 01:49:02 ÖS]


SOMA, TUNÇBİLEK VE ORHANELİ’Nİ DE SATIYORLAR. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 06, 2014, 06:46:38 ÖS]


MİLYONDA BİR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 06, 2014, 12:04:06 ÖS]


Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 06, 2014, 12:30:29 ÖÖ]


Kimlikte Din Hanesi kaldırıldı, dava açmaya gerek yok. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 05, 2014, 03:21:16 ÖS]


Ynt: ‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 05, 2014, 12:59:34 ÖS]


HAKİKAT ve DÜȘÜNCE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 05, 2014, 12:50:06 ÖS]


Ynt: ‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: ferdi
[Ağustos 04, 2014, 05:54:32 ÖS]


‘ÇOK ACİL ÇAĞRI’YA ÇOK ACİL YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2014, 02:45:48 ÖS]


11 AĞUSTOS 2014 Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2014, 01:37:50 ÖÖ]


'Berlusconi'den Ruby'ye 6 milyon Euro sus payı'. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 03:29:43 ÖS]


Allah, Felsefe ve Bilim - Caner Taslaman (Mehtap TV - Tek Parça) Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 03:10:49 ÖS]


Kıbrıs Konulu dosyalar... Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 02:26:20 ÖS]


ATATÜRK ve ANA DİLDE İBADET Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 01:48:59 ÖS]


MASONİK BİLDERBERG,TÜRKİYE, CFR-Kamuda Tehlikeli Reform Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 03, 2014, 11:21:34 ÖÖ]


BASİRETİ BAĞLANMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 02, 2014, 11:34:01 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Delimemed
[Ağustos 01, 2014, 08:07:36 ÖS]


SURİYELİ İŞÇİ TEHLİKESİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 01, 2014, 06:59:45 ÖS]


İŞÇİLER NEDEN SAĞ PARTİLERE OY VERİYOR? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ağustos 01, 2014, 06:55:01 ÖS]


ULUSAL SOL İDEOLOJİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 31, 2014, 11:56:16 ÖS]


ȘU FİLİSTİN DAVASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 31, 2014, 04:24:55 ÖÖ]


Âmin kelimesi geleneksel İslam’a Hıristiyan ya da Yahudi kaynaklarından girmiş. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 04:43:33 ÖS]


1-893 Nolu Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 12:36:31 ÖS]


İSRAİL ENFORMASYON MERKEZİ-İSRAİL Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 30, 2014, 11:57:23 ÖÖ]


Ynt: Meryem Anamızın Aslında Evli Olduğunu Söyleyen.... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 29, 2014, 08:15:54 ÖS]


AFFERİM MAHMUD Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 27, 2014, 02:36:24 ÖÖ]


Bizi Yönetecekleri EHİL İnsanlardan Seçelim. Gönderen: halukgta
[Temmuz 26, 2014, 12:38:35 ÖS]


‘MİLLİ İRADE' ve KOMPLO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 25, 2014, 03:17:55 ÖÖ]


NİHAYET YSK DOĞRU SEÇMEN SAYISINI AÇIKLADI Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 23, 2014, 11:02:40 ÖS]


PARANIZLA KUMAR OYNUYORLAR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Temmuz 23, 2014, 06:25:51 ÖS]


Kürt petrol satışlarının perde arkası Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 22, 2014, 04:58:33 ÖS]


VE ZEKERİYA ȪZ GİTTİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 22, 2014, 01:07:31 ÖÖ]


Meryem Anamızın Aslında Evli Olduğunu Söyleyen.... Gönderen: halukgta
[Temmuz 20, 2014, 05:27:42 ÖS]


‘İĞFAL’ YILLARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 20, 2014, 01:11:19 ÖÖ]


VAH FİLİSTİN VAH Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 19, 2014, 01:53:43 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 18, 2014, 04:10:25 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: aysedogu
[Temmuz 18, 2014, 02:02:36 ÖS]


Bakara 184. Ayeti Nasıl Anlamalıyız. Gönderen: halukgta
[Temmuz 18, 2014, 10:47:21 ÖÖ]


REJİM TEHLİKESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 17, 2014, 04:37:13 ÖS]


NASA, Yalnız olmadığımız kanıtlanacak dedi. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 16, 2014, 08:47:10 ÖS]


EMEKLİNİN KADERİNİ EMPERYALİST MERKEZLER BELİRLİYOR! Gönderen: Mehmet Akkaya
[Temmuz 16, 2014, 05:45:25 ÖS]


TIPIȘ TIPIȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 15, 2014, 01:00:35 ÖS]


HAVA KURȘUN GİBİ AĞIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 14, 2014, 05:27:10 ÖS]


ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUSUR? (Kara M Yayınevi) Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 13, 2014, 05:41:28 ÖÖ]


Ey ‘Millet’ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 12, 2014, 05:38:00 ÖS]


Ynt: Mübarek Ramazan Ayını İdrak Edebilmek. Gönderen: turtem
[Temmuz 11, 2014, 12:48:54 ÖS]


Mübarek Ramazan Ayını İdrak Edebilmek. Gönderen: halukgta
[Temmuz 10, 2014, 11:37:36 ÖS]


HALK VE HALKÇILIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 09, 2014, 05:01:48 ÖS]


ORTA-DOĞU’NUN HAYAL(ET) DEVLETLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 06, 2014, 01:50:51 ÖS]


BİLİM ve EKMEL BEY Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 05, 2014, 10:37:45 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Temmuz 05, 2014, 01:04:10 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Bruno
[Temmuz 04, 2014, 11:19:15 ÖS]


Kocası itiraf etti... Meğer Defne Samyeli Kocasını çatır çatır aldatmış! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 02, 2014, 02:28:09 ÖS]


Benim vekillerim'i açıkça tehdidimdir Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:59:49 ÖS]


KARNINDAN KONUŞAN EMİNE ÜLKER TARHANIN MİSYONU NEDİR? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:46:00 ÖS]


EMİNE ÜLKER TARHAN’LA BAŞLAYAN YENİ SÜREÇ VE BAZI KAYGILAR Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:18:04 ÖS]


Emine Ülker tarhan hakkında yazışmalardan... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 09:44:25 ÖS]


Diyanet işleri e. başkan yrd. Nursaçan (Cevşen), Haram para ile hacca gidilir. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 03:29:27 ÖS]


Bu rapor Erdoğan'ı bitirecek, C. Başsavcılığı kapatma istemek zorunda olacak. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 01, 2014, 10:09:01 ÖÖ]