Gönderen Konu: SAİD-İ NURSİ:İNGİLİZ İSTİHBATARININ NURCULUĞU KURMASI-1  (Okunma sayısı 754 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Said-i Nursi"nin Türk düşmanlığı
..11.kasım 1938 gününden itibaren,TÜRK Milleti ATA sına ağlarken,işte anglo-sakson işbirlikçisi TÜRK düşmanları sinsi sinsi geliştiler ve bugün ABD de deki çiftlikte "yan gelip yatıyor"lar..
"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu?
Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk"ün savaşması zor olmaz.
Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi"dir.
Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için "devrim şehidi" ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır.
Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye"nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır. Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.
1876 yılında Bitlis"in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit"e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede
3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen  fark eder. Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekteyse de, Türk toprağını kendi eliyle teslim edecek kadar Vahdettinleşmemiştir. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi"yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır.

Said, "Zalimler için yaşasın cehennem!" sözünü Abdülhamit için söyler.
31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs"ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar.
İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan içinİngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok
Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal"in kurmay
başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta"ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal"i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti"ne karşı tüm kinini kusacaktır.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı"ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti"ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. "Uyan ey Selahattin Eyyübi"nin torunları Kürtler!" diyerek  Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919"da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye"ye destek
vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
Cumhuriyet"in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder.


Said-i Nursi de bu isyanlara katılır.

 

 "Biraderi azamım" dediği Şeyh Sait"in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür" sözü Said-i Nursi"nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu"na karşı bu
hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder. Said-i Nursi bunu asla unutmaz. Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat"a "Biraderi azamım Şeyh Sait"in öcünü alacağım." der. Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk"ü sırtından vurmakla
geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük"ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti"ni parçalayarak bir  Kürdistan kurma düşü olan kişidir.
Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi"nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir. Emirdağ Lahikası"ndaki "Ulusal Kurtuluş Savaşı"nın kahramanlığını Mustafa Kemal"e vermediğim için bana hücüm  ediyorlar." sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.

Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. "Biraderi azamım" dediği Şeyh Sait"in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür" sözü Said-i Nursi"nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize
gösterir...
şeyh sait'in torunlarından bazıları:
Beş dönem milletvekilliği yapan, eski DYP'li, eski Meclis Başkanı Ali Rıza Septioğlu
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat AKP Diyarbakır Merkez İlçe Yöneticisi Muhammed Akar Hak-Par Genel Başkanı Abdülmelik Fırat Erzurum DEHAP İl Başkanı Biyadin Fırat RP ve ANAP"ta milletvekilliği yapan Suat Fırat ve Abdülvillah Fırat
Tarihçi Murat Bardakçı, 1925 ilkbaharında çıkan şeyh sait ayaklanması esnasında isyancıların dağıttıkları bildiriyi kısaltarak, günümüz Türkçesi ile yayınlamış:
"Din yolunda şehid düşen, namus için can veren ve aşiretinin şerefi uğrunda kan döken şanlı dedelerimizin mukaddes ruhları göklerden size bakıyor. Emanet ve yadigár olarak terkettikleri Allah"ın kitabını, Muhammed"in şeriatını yakan Ankara mürtedlerine ve onların icra vasıtası olan hükümet memurlarına karşı ne yapacağınızı görmek istiyorlar.
...Milli namus ve dinin kutsal kabul ettikleri uğrunda tüfeğe sarılarak çarpışanları takdir; hayatını muhafaza için fişekliğini belinden açan, tüfeğini Türk"e teslim eden, karısını zorla boşamaya ...rıza gösteren ve  hudud haricine çekildiği halde içerideki millettaşlarının imdadına koşmayan haysiyetsiz ve mayası kötü olanları da lánetliyorlar.
...Sağda-solda kanlı çarpışmalar devam ediyor, hükümet sizden saklıyor. Hiç beklemeyin, birbirinizle haberleşerek civarınızdaki askerleri teslim alın. Arslan gibi harbeden Kürt kardeşlerinizin imdadına yetişin. Lázistan, aylardan beri kan ve ateş içindedir.
Dindar Türk neferleri din kardeşlerine kurşun atmıyor, teslim oluyorlar. Dinine bağlı Türk ahalisi, fikren ve kalben sizinle beraberdir.
... Zaptedeceğiniz Türk topları, Türk tüfenkleri, Türk mühimmatı,size káfidir. Rehberiniz Muhammed, yardımcınız Allah"tır.Kuvvetiniz, hükümet kuvvetinin kat kat üstündedir. Cesaretiniz ve yiğitliğiniz, bütün dünyada bilinmektedir. Gafletten kurtulun, elele vererek mukaddesatınızı kurtarın, ...kurtaracağınız İslámi mukaddesat ve milli haklar ile peygamberin ruhunu
ve ...dedelerinizin ruhlarını şádedecek, onların soyundan gelmiş olduğunuzu isbat etmiş olacaksınız."

Fetullahın okullarından birinden (Azerbaycanda) mezunum. O okulda okumamın en büyük nedeni ailemin türkiye türklerine olan sonsuz sempatisiyidi. bunların deli bir kürdün saçmasapan kitaplarını her  sabah aç karına 11 sayfa okuyupta bi b.. anlamayan hipnoz edilimiş bir topluluk olduğunu bilseydiler hiç bir zaman o okullarda okumuş olmazdım. bunu fetullahcılar da iyi bilir
dolaysıyle her yerde ne mal olduklarını "tedbir" yaparak saklarlar.
6 yıl o okulda okudum, türkiyeye geldikten sonra 3 yıl onların evinde kaldım, maddi durumum bir az zor olduğu için buna mecbur idim. 3 yıl sonra islamiyetten nefret ederek o evden çıktım ve bir dinsiz oldum. her sabah 5 te kalkıp zorla namaz kıldırmaları yetmiyormuş gibi birde türkçe olduğunu idda ettikleri hangi dilde yazıldı belli olmayan ne üdüğü belirisiz, cümlesinin başiyla sonu
uyuşmayan deli saçmasını okumaya mecbur ederlerdi. çok tartıştım,yaptıklarının mantıksız olduğunu anltamaya çalıştım ama aldığım cevap mantıkla bir yere varılamayacağı oldu. bu nebiçim saçmalıktır anlamadım gitti.
sonunda ne oldu? ben hiç bir zaman fetullahcı olmadım, kürtlere hep nefret ettim bu nefretim hep içimde yaşadı, sayelerinde dinsiz dahi oldum. sonradan bidaha içim rahat etsin diye müslüman oldum gerçi.
Borçu bey kardeşim, uzun lafın kısası bence hiç endişe etme, onlar sadece kendileri gibi aptalları kandıra bilirler. aklı az da olsa çalışan ve damarlarında o asil kanı taşıyan eninde sonunda onların ne b olduğunu görecektir.

Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürtler!... Beşyüz sene yattınız. Yeter artık.
Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi  vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî teşkili ile Kürt gibi bir kütle-''azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islâmiyye
Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba ile muvazene ve
âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.
Kaynak:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/3193081/

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: SAİD-İ NURSİ:İNGİLİZ İSTİHBATARININ NURCULUĞU KURMASI-2
« Yanıtla #1 : Haziran 14, 2008, 08:13:13 ÖS »
Labels: N U R S U Z L A R

Cuma, Mayıs 25, 2007
Teslim olan PKK'lı teröristten şok itiraflar
Özgür CEBE/DİYARBAKIR, (DHA)
TERÖR örgütü PKK'nın Kandil Dağı'ndaki kamplarında faaliyet yürütürken örgütten kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan terörist
Mehmet Şahin, Kuzey Irak'taki PKK kamplarına bir grup İsrail askeri temsilcinin gelerek, buradaki teröristlere bomba ve silah kullanımı
konusunda eğitim verdiğini iddia etti.Terörist Şahin, Kandil'e zaman zaman ABD'li askeri temsilcilerin geldiğini, örgütün üst düzey
yöneticileriyle gizli görüşmelerde bulunduğunu da öne sürerek, silah ve mühimmat yönünden ABD'nin PKK'ya destek verdiğini söyledi.Kuzey
Irak'taki terör örgütü PKK kamplarından 6 ay önce kaçarak Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde güvenlik güçlerine teslim olan ve hakkında
Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6 yıl 3 ay hapis istemiyle dava açılan ve tutuksuz yargılanan 20 yaşındaki Mehmet Kılıç, şok
itiraflarda bulundu. Güvenlik güçlerine verdiği ifadesinde, ÖSS sınavını kazanamayınca girdiği bunalım sonucu kapatılan DEHAP il
binasına gidip geldiğini, buradaki toplantılara katıldığını belirten  Şahin şunları anlattı:"Lise'de okurken bizlere yapılan
propagandalardan etkilenip DEHAP ve PKK'ya sempati duydum. Bize,Güneydoğu'nun Kürdistan olduğu, haklarımızın verilmediği, DEHAP ve
PKK'nın bizlerin hakkını savunduğu anlatılarak bir Kürt olarak hakkımızı aramanın en temel görev olduğu söyleniyordu. İşsiz olduğum
için psikolojim bozuldu ve Mahmut adlı arkadaşım örgüte katılanlara maaş verildiğini söyleyince, ben de derhal katılmak istedim. Benimle
birlikte örgüte katılmak isteyen 8 kişi camları perdeli, mavi renkli bir minibüse bindirildi. Bir süre gittikten sonra gözlerimiz
bağlandı. Yarım saat gittikten sonra gözlerimiz açıldı ve dağlık bir araziye geldik.
Burada yaklaşık 50 kişi eğitim ve spor yapıyordu.
Eğitimler gece intikali, pusu, pusudan kurtulma, kondisyon artırıcı şekilde oluyordu. 2- 3 gün burada eğitim aldık. Bizi oraya götüren
kişi, 'Burada sizi eğitime tabi tutacağız. Fiziki koşullarınız uygun olursa örgüte göndereceğiz' dedi ve 8 kişiyle Silopi'ye gelerek
burada gece nehri geçtikten sonra Irak topraklarına girdik."'İSRAİL ASKERLERİ EĞİTİYOR'Kandil Dağı'nda silahlı eğitim alırken ABD askeri
temsilcilerinin zaman zaman kamplara gelerek, PKK'nın üst düzey yöneticileriyle gizli görüşmelerde bulunduğunu iddia eden Mehmet
Şahin, silah ve mühimmat yönünden ABD'nin PKK'ya destek verdiğini söyledi. İsrail'in de Kandil Dağı'na bir grup askeri temsilci
gönderdiğini ifade eden terör örgütü PKK üyesi Şahin, İsrail askeri yetkililerinin, buradaki teröristlere silah ve patlayıcı konusunda
teknik bilgiler verip eğittiklerini söyledi. Şahin, "Örgüt yönetimindeki genel kanı ise, Kürtlerin hem Irak, hem de ABD tarafından kendi emelleri doğrultusunda Türkiye'ye karşı koz olarak kullanıldığıdır. Pişman olduğum için güvelik güçlerine teslim oldum.
Adalete sığınıyorum" dedi. 'KORKUTARAK ORADA TUTUYORLAR'Kandil Dağı'nda bir süre kaldıktan sonra kaçmaya karar verdiğini, Habur
Sınır Kapısı'na yakın bir bölgeden nehri geçerek Türkiye topraklarına girdiğini anlatan Mehmet Şahin şöyle devam etti:"Örgüt
kaçışları engellemek için bir dizi taktik uyguluyor. Moral ve motivasyonu yüksek tutmaya çalışmalarına rağmen örgütün çöküş
sürecine girdiğini anlamamak mümkün değil. Kaçmak isteyip yakalananların öldürüleceklerini, ayrıca sicil adı altında aldıkları
ailevi bilgilerle şantaj yaparak kaçanların ailelerini vuracaklarını açıkça söylüyorlar. Örgüt şu anda korku mekanizmasıyla ayakta
duruyor. Zaten örgüte kayıtsız şartsız bağlı olanlar üst düzeylerdir. Bunlarda deşifre oldukları için, rahat ortamları bozulmasın diye bağlılıklarını sergiliyor. Yeni katılımlar kış sürecinde çok zorlanıyor. Kandil'den kaçmak isteyen çok sayıda kişi var."

www.hurriyet.com.tr
Gepostet von VSB bei 6:11 AM 0 Kommentare
Labels: Alemtab - Türkçe Haberler

Türkler'den öcümüzü alacağız
El Kaide'nin yeni lideri, "Türkiye, Şeyh Ladin'in en önemli kurmayını yakalayıp ABD'ye teslim etti. Bunun cezasını çekecekler"dedi.

El Kaide örgütünün, Afganistan kanadına yeni lideri olarak atadığı Ebu El Yezid, El Cezire televizyonunda yayınlanan video mesajında
örgütün "Irak komutanı" Abdülhadi El Iraki'nin 18 ay önce Türkiye'de yakalanıp ABD'ye teslim edildiğini duyurdu. El Kaide lideri Usame
bin Ladin'in en yakın kurmaylarından biri olarak tanınan El Iraki'nin, 2002 ile 2004 yılları arasında Afganistan'daki NATO
güçlerine karşı düzenlenen operasyonlardan sorumlu olduğu açıklandı.
El Iraki, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'e yönelik  başarısız suikast girişiminin ardından, 2004 sonunda Ladin tarafından "Irak Komutanı" olarak görevlendirildi. Afganistan'da izini kaybettiren El Iraki'nin İran'a geçtiği öne sürüldü. Terörist,buradan da Türkiye'ye ulaştı. Ancak Irak sınırını geçemeden Türk istihbarat birimlerinin operasyonu sonucu yakalandı. El Iraki daha sonra CIA yetkililerine teslim edildi. İngiliz BBC televizyonuna konuşan ABD'li yetkililer El Iraki'nin CIA'nın gizli hapishanelerinden birinde tutulduğunu doğrulayarak, "Abdülhadi El
Iraki, ABD'nin elinde en üst düzey 14 teröristten biridir" diye konuştu. Şimdi Guantanamo'da ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 27
Nisan 2007 tarihinde yaptığı açıklamada, El Iraki'nin yakalandığını ve Küba'daki Guantanamo Üssü'nde tutulduğunu resmen kabul etti.
Pentagon, El Iraki'nin Türkiye'de yakalandığı konusunda bir bilgi vermedi. Pentagon yetkilileri, "Kendini Ladin'e adayan bir
mücahitti" demekle yetindi. El Iraki'nin Türkiye'de yakalanışı konusunda tüm detayları aktaran El Kaide'nin Afganistan sorumlusu
dünkü video mesajında Türkiye'ye tehditler savurdu. El Yezid, "Türkiye 1.5 yıl önce El Iraki'yi yakaladı. Ajan hükümet onu Amerikalılar'a verdi. Bunu Washington'dan AB'ye girme konusunda destek almak için yaptılar. Türkler'den öcümüzü alacağız. Cihada Müslümanlar'ın desteği tamdır" dedi. Başına 1 milyon $ konmuştu Abdülhadİ El Iraki 1961 yılında Musul kentinde doğdu. Arapça,Kürtçe, Farsça ve Pakistan'da konuşulan Peştun dillerini biliyor.
Irak Ordusu'na katıldı ve Saddam döneminde yüzbaşı rütbesine yükseldi. Ruslar, Afganistan'ı işgal edince "Mücahid" olmaya karar
verdi. 1980'lerin sonunda Afganistan'a gitti. Usame bin Ladin'le tanıştı ve en sadık yardımcılarından biri oldu. Newsweek dergisine
ABD, Irak'ı işgal edince Ladin güçlü bir direnişin başlayacağına inanmadı. Ancak El Iraki, Ürdünlü terörist Ebu Musab Zarkavi ile
temas kurdu. Ladin ve Zarkavi'yi tanıştı. İkisinin arasında ittifak kurulmasını sağladı. Ladin, 2004 sonunda El Iraki'yi Irak'a gönderme
kararı aldı. Zarkavi'nin yerine geçmesini talep etti. ABD başına 1 milyon dolar ödül koydu. CIA'nın hayalet uçağı 8 kez Türkiye'ye indi
İNGİLİZ gazeteci Stephen Grey, "Ghost Plane" (Hayalet Uçak) adlı kitabında CIA'nın işkence altında sorgulamak için gizli hapishanelere taşıdığı zanlılarla ilgili yeni detaylara yer verdi.
N379P/N8068V kuyruk numaralı Gulfstream V işkence uçağı 2002 ve 2005 tarihleri arasında CIA uçakları 8 kez Türkiye'ye indi. İniş
yapılanlar arasında İstanbul Atatürk, Sabiha Gökçen, Diyarbakır,Antalya havaalanları ve İncirlik Üssü bulunuyor.
www.kanalturk.com.tr

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: SAİD-İ NURSİ:İNGİLİZ İSTİHBATARININ NURCULUĞU KURMASI-3
« Yanıtla #2 : Haziran 14, 2008, 08:14:57 ÖS »
Labels: Alemtab - Türkçe Haberler

Perşembe, Mayıs 24, 2007
TERÖR DURMAZ İŞTE NEDENİ
BU terör durmaz. Çünkü terör örgütü PKK"nın arkasında Kuzey Irak"taki Kürt yönetimi ve ABD (ve AB) var. ABD; biliyorsunuz bizim
arkadaşların "strateji ortağı". ABD"nin Kuzey Irak stratejisi ne?..
Bir Kürt devleti... ABD Silahlı Kuvvetleri"nin resmi internet sitesindeki haritaya göre, bu Kürt devletinin sınırlarının içine nereler giriyor?.. Bizim Güneydoğu... PKK"nın elindeki silahlar ne?
ABD malı. ABD kim?.. "Strateji ortağı" arkadaşların. PKK"nın kampları, eğitim alanları, lojistik destek merkezleri, büroları,Türkiye"deki saldırı planlarının yapıldığı yer nerede?.. ABD"nin denetimindeki bölgede. ABD neyi arkadaşların?.. "Strateji ortağı..."
Beyaz Saray"da cumhurbaşkanı gibi karşılanan ve en üst düzeyde protokol uygulanan Barzani, "Türkiye PKK"ya yönelik operasyon yapar
da sınırlarımıza karışırsa, biz de Türkiye"yi karıştırırız" sözünü ilk nerede söyledi?.. ABD"de... PKK"ya kimin onayı ve bilgisi içinde
destek veriyor Kürtler?.. ABD"nin... Arkadaşların "strateji ortağı"kim?.. ABD... ABD, Kuzey Irak Kürt yönetimine ve PKK"ya destek
verirken, aynı zamanda Türkiye"deki bu seçimlerde kimi destekliyor?.. Arkadaşları... Arkadaşların; canına okuyup gücünü yok
etmek istedikleri Türkiye"deki ilk kurum hangisi?... PKK ile can pazarında mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri... Kime güveniyor
arkadaşlar?.. ABD"ye... ABD kimdir?.. Arkadaşların "strateji ortağı"... Sizce bu terör biter mi?..

http://www.kuvvaimilliye.net/news_detail.php?id=13763
Gepostet von VSB bei 6:39 AM 0 Kommentare

Labels: The kurdish File

Was machen wir?
Ermeniler Çalışıyor, Peki Ya Biz Türkler? ; „Kürtler PKK'ya destek veriyor''

Sollte man sich da nicht fragen, unterstützten wir jemanden?
Mehmetcik Vakfi oder TSKG Vakfi? Sind wir überhaupt bereit jemanden zu unterstützen?
Kurden demonstrierten in Strassburg für Öcalan
Strassburg. DPA/baz. Mehr als 10 000 Kurden aus mehreren Ländern haben am Samstag in Strassburg für die Freilassung des früheren PKK-
Chefs Abdullah Öcalan demonstriert. Der Ex-Führer der nach eigenem Bekunden nicht mehr bestehenden Kurdischen Arbeiterpartei (PKK) war
im Februar 1999 in Kenia entführt und in der Türkei wegen Hochverrats zum Tode verurteilt worden. Die Strafe wurde später in eine lebenslange Haft umgewandelt. Seit der Festnahme von Öcalan verlangen Kurden vor allem aus Deutschland, den Niederlanden und
Belgien jeweils im Februar in Strassburg am Sitz des Europäischen Gerichtshofes für Menschenrechte seine Freilassung. Nach Angaben der
Polizei waren es diesmal 12 000, die Organisatoren zählten 25 000.
http://www.baz.ch
Gepostet von VSB bei 5:43 AM 0 Kommentare
http://www.louisbeam.com/leaderless.htm

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: SAİD-İ NURSİ:İNGİLİZ İSTİHBATARININ NURCULUĞU KURMASI-4
« Yanıtla #3 : Haziran 14, 2008, 08:17:30 ÖS »
Labels: RESISTANCE

"ŞEMDİNLİ'DE BOMBAYI BİZ ATTIK"
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam eden "Şemdinli Davası" için mahkemeye sürpriz bir ifade ulaştı. İran'da yakalanıp Türkiye'ye
iade edilen PKK'lı terörist A.K, bombalama eylemlerini, PKK'lı teröristlerin gerçekleştirdiğini söyledi.
İran'da yakalanan PKK'lı teröristin Jandarma Komutanlığı'na verdiği ifade Şemdinli'de terörist Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitapevine
atılan bombayla ilgili gerçekleri gözler önüne serdi. PKK'lı terörist A.K. ifadesinde, "Umut Kitapevi'ne atılan bomba, PKK tarafından planlanarak bizzat gerçekleştirildi" dedi.
Sürpriz ifadeYargıtay 9. Ceza Dairesi'nde devam eden "Şemdinli Davası" için mahkemeye sürpriz bir ifade ulaştı. İran tarafından
yakalanıp Türkiye'ye iade edilen PKK'lı terörist A.K, Şemdinli olaylarını PKK'lı "Cudi" ve "Amed" kod adlı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. İşte Jandarma Komutanlığı'nın aldığı o ifade.
Askerin üzerine attıkSORULDU: 1 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı misafirhanesi yanına park edilen araca
yerleştirilen patlayıcı maddenin patlaması sonucunda 27 kişinin yaralanması eylemi ile ilgili bildiklerinizi anlatınız?CEVABEN: Bu
patlama olayı PKK-Kongra-Gel terör örgütü içerisinde herhangi bir talimat olmaksızın kahramanlık yapmak için Rüstem Cudi (Kod) ve Amed
(Kod) örgüt mensupları tarafından planlanarak bizzat kendileri tarafından gerçekleştirildi. Basına da olayın JİTEM mensupları
tarafından yapıldığı izlenimi verildi. Ancak terör örgütü açık olarak kendileri tarafından yapıldığını kabul etmemesine rağmen hazırladıkları bir bildiri ile tüm kamplarda bulunan örgüt mensuplarını uyardı. Bu uyarı yazılı olarak bütün kamplara gönderildi. Ben de bu uyarıyı bizzat gördüm. Uyarı metninde, Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi'ndeki patlamayı bu örgüt mensuplarının yaptığı, fakat yazılı ve görsel basına bunu bu şekilde yansıtmadıklarını bu iki örgüt mensubunun kendi yöntemleriyle... belirtiyorlardı.

Umut Kitapevi sahibi terörist Seferi Yılmaz, olaydan sonra provogatif açıklamalarda bulunmuştu. İran'da yakalanan PKK'lı A.K.'nın verdiği ifade ise gerçekleri göz önüne serdi.
"KDP, lojistik destek veriyor"İran'da yakalanan PKK'lı A.K'nın ifadesinde dikkat çekici iki nokta daha var. Bunlardan birincisi,Irak'ın kuzeyinde terör örgütüyle KDP arasındaki ilişkiyle ilgili verdiği bilgiler. A.K, "Terör örgütünün KYP ile doğrudan bir ilişkileri söz konusu değil ancak KDP (Barzani) ile ilişki içerisindeler. KDP, her türlü konuda terör örgütüne destek sağlamaktadır" diyor. A.K'nın, gümrük kaçakçılığıyla ilgili verdiği
bilgi de önemli. PKK'lı terörist, "Terör örgütünün Türkiye-Irak ve Irak-İran sınır bölgelerinde, gümrükçü adında grupları bulunmaktadır. Kaçakçılık yapanlardan vergi alır. Ancak ben bu grupların yerleri hakkında bilgi sahibi değilim."
Kaynak : Yeniçağ

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
PKK:BAYDEMİR VE ŞEYH SAİT
« Yanıtla #4 : Haziran 14, 2008, 08:36:25 ÖS »
ŞEYH Sait, vatan hainiydi. Türkiye'nin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, din bezirganlığı yaparak oluşturmayı başardığı büyük koyun sürülerine Palu'da yetecek kadar mera bulamayınca Erzurum'un Hınıs kazasına yerleşmişti.

Ticaret için sık sık Suriye'ye gidiyor ve servetine servet katmaya devam ediyordu, servetiyle taraftarlarını besliyordu.

Tarikat ileri geleni bir şeyh ve zengin ağa olarak, bölgede ve Kürtler üzerinde etkili idi.
İngilizler'le işbirliği yapıyordu.

İngilizler, Milletler Cemiyeti'nde görüşülmekte olan Musul konusundaki isteklerini Türkiye'ye kabul ettirmek için çıkardıkları Nasturi isyanından istedikleri sonucu alamayınca, Şeyh Sait'i Kürt Teali Cemiyeti'ne soktular ve isyan çıkarması için kışkırtmaya başladılar.

Şeyh Sait, 13 Şubat 1925 günü Genç (Bingöl) ilinin Ergani İçesi'ne bağlı Piran Köyü'nde isyan başlattı. Kısa zamanda genişleyen isyan hareketi bütün bölgede etkili olmuştu. İsyancılar önce Genç'i daha sonra Muş, Çapakçur, Elazığ ve Palu'yu ele geçirmişlerdi. Hedef Diyarbakır'dı.

Şeyh Sait, 7 Mart'ta dört yönden Diyarbakır'a saldırdı. Kuzey cephesinde surlar dışında yapılan savunmayla asiler püskürtüldü. Güney cephesinde ise içeriden de yardım gören asiler şehre girdiler.
Fakat General Mürsel'in asiler üzerine süvari kuvvetleri yollaması sonucu, baskına uğrayan asiler 8 Mart'ta ilk kez yenilerek kaçtılar.

Şeyh Sait darağacında

YIĞINAKLARINI tamamlayan ordu birlikleri 26 Mart' tan itibaren Varto, Elazığ ve Diyarbakır üzerinden karşı harekata başladı. Asiler dört yönden kuşatıldılar, düzenli bir şekilde çembere alınarak Irak, İran ve Suriye'ye kaçmaları önlendi.
31 Mart'ta Diyarbakır ve Elazığ'dan gelen kuvvetler birleşerek Şeyh Sait'in karargahının bulunduğu Hani'ye girdiler. 2 Nisan'da kuşatmanın son bölümü de tamamlanınca asiler ve ana kuvvetler arasında çatışma başladı. Nisan'da Palu, Silvan ve Piran ele geçti. Bütün asiler Tunceli yönünde kaçmaya başladılar,

Başarılı harekat sonunda, ayaklanma Nisan ayı ortasında tamamı ile bastırıldı.

Varto'da yakalanan İngiliz soytarısı Şeyh Sait, Diyarbakır'daki İstiklal Mahkemesi tarafından 46 yandaşı ile birlikte idam cezasına çarptırıldı. Vatan haini asiler, 29 Haziran 1925'te Diyarbakır Dağkapı'da idam edildiler.

Akıbetleri aynı olur

İNGİLİZLER tarafından satın alınan Şeyh Sait ve taraftarlarının amacı, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkarak, başkenti Diyarbakır olmak üzere, şeriatla yönetilen bir Kürt devleti kurmaktı.

Bu emellerinden 82 yıldır vazgeçmediler.
Şeyh Sait'in torunları ve kalıntıları, bugün yine "Diyarbakır bir kaledir. Bugüne kadar birçok kişi düşürmek istedi ama düşmeyecektir" diyor ve "Diyarbakır'a karşı açıkça savaş ilan ediyorlarsa 'hodri meydan' diyorum. Biz burdayız. Savaştan kaçmayız" diye de devlete meydan okumaya devam ediyorlar.

Dağkapı'da idam edilen Şeyh Sait, İngilizler'e güvenerek Türk Devleti'ne meydan okumamaya kalkışmıştı.

Torunları ise ABD'ye, AB'ye ve Barzani'ye güveniyor.
Ama dün İngilizler'in soytarısı Şeyh Sait nasıl susturuldu ve hayalleri nasıl darağacına çekildi ise, bugün ABD, AB ve Barzani'nin soytarılığını yapanlar da aynı şekilde susturulur ve iğrenç hayalleri darağacında son bulur.
Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Sırrı Cebeci
****************
Bu emellerinden 82 yıldır vazgeçmediler.
Şeyh Sait'in torunları ve kalıntıları, bugün yine "Diyarbakır bir kaledir. Bugüne kadar birçok kişi düşürmek istedi ama düşmeyecektir" diyor ve "Diyarbakır'a karşı açıkça savaş ilan ediyorlarsa 'hodri meydan' diyorum. Biz burdayız. Savaştan kaçmayız" diye de devlete meydan okumaya devam ediyorlar.

Baydemir Savas derken, meger secme-secilme savasini kast etmekte imis?
Lakin, bunu her iki tarafin da oteki, normal anlamda ki Savas gibi algiladiklarini da  (nasil ise tevili mumkun)
tebessüm ile izliyoruz...
Kaynak:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4114761/

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KİM BU SAİD-İ NURSİ?
« Yanıtla #5 : Haziran 14, 2008, 08:41:11 ÖS »
Biz ülkemizin bölünmezliği, milletimizin tekliği ve mutluluğu, Cumhuriyet’imizin değerlerinin korunması için çalışan, kişilere, inançsal düşüncesi, ırksal yapısı ne olursa olsun saygı duyan bir davranışa sahibiz. Böyle olmakla beraber, şu anda ülkemizi yöneten bazılarının, inançsal düşüncelerini ve o düşüncelerini hayata geçirmeye yönelik eylemlerini takip etmek zorunda olduğumuzu düşünenlerdeniz. Bu girişi yaptıktan sonra, birilerini tanımaya başlayalım: bunlardan biri ve birilerinin şeyhi durumundaki Said-i Nursi’dir.

Kimdir Bu Saidi Nursi?

Cumhuriyet’te İlhan Selçuk yazdı. O yazıdan da alıntılar yaparak, tanıtalım “BEDİ-Ü ZAMAN’ı!: “Geçen Cuma günü Cumhuriyet’in birinci sayfasında ünlü tarihçimiz Murat Bardakçı’nın bir yazısı vardı... Yazı şöyle başlıyordu:

“22 Temmuz seçimlerinin ve seçimlerden sonra Abdullah Gül ‘ün Cumhurbaşkanlığı’na gelmesinin, üzerinde pek fazla durulmamış olan en önemli sonuçlarından biri, altı asırdır var olan ve Türkiye’de imparatorluk döneminden başlayarak son iki yüzyıldan bu yana iktidar mücadelesi sürdüren bir hareketin, Nakşibendîliğin bu mücadeleyi kazanarak devlete -ordu dışında- resmen hâkim olmasıdır.”

Murat Bardakçı yazısını sürdürüyor:
“Osmanlı’nın yanı sıra Cumhuriyet döneminde de devletle çatışmaya giren dini grupların hemen tamamı, Nakşî doktrinden kaynaklanan görüşlere mensuptu.”

(…) “Günümüzde modern versiyonlarının giderek güç kazandığı Said-i Nursi’nin NURCULUK HAREKETİ de temelinde Nakşî doktrine dayanıyordu. AKP kadrolarının yetiştiği yer olan MNP-MSP ve RP oluşumlarının temeli de Nakşî düşünce sistemidir.”

“Son Yüzyılda Nakşilerin Kilometre Taşları...” Lafı uzatmadan sıralayayım:
Nakşî Derviş Vahdeti (31 Mart Vakası’nın kahramanı...)

Nakşî Şeyh Sait (1925’te ünlü isyanın lideri..)

Nakşî Said-i Nursi (Pek meşhur Fethullah Gülen’in ve Zaman gazetesinin şeyhi...)

Nakşî? Fethullah Gülen (Amerika’da yaşayan Gülen, 22 Temmuz seçiminden sonra tam sayfa reklâmla AKP’nin zaferini kutladı...)”

Selçuk devam ediyor:
“Nakşibendî tarikatı geçmişte, hep İngilizlerle birlikte Kemalizm’e karşıt politika yapmıştır... En çarpıcı örneği Şeyh Sait isyanında görülür... ABD’nin ünlü BOP’unun Türkiye ayağı ‘Ilımlı İs1am Devleti Modeli’, Nakşî mezhebinin siyasetini, Çankaya’ya da! tırmandırmıştır...Said-i Nursi’nin müridi Fethullah Gülen, ta Amerika’dan, gazetesi Zaman’da zaferi tam sayfa ilanla boşuna mı kutladı?..

Şimdi de Said-i Nursi’yi yakından tanıyalım:  
Said-i Nursi ve Nurculuk:
“Düzenli bir eğitim ve öğretim görmedi. Başlangıçta Said-i Kürdi adını kullanıyordu. Yazdığı yazılarla 31 Mart Ayaklanması’nın patlak vermesinde ve 1925 Kürt ayaklanmasında önemli rol oynadı." Said-i Nursi'nin tüm yaşamı tipik bir akıl hastasının tutarsız ve dengesiz davranışları içinde geçti.

Birçok kaynakta, O'nun bir süre Akıl Hastanesine kapatıldığı yazılıdır.” (Abdülbaki Gölpınarlı, "Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar", 1969)

"Nurcular, 1954 ve 1957 seçimlerinde Demokratları tüm güçleriyle desteklediler. 1958'de Başbakan Menderes, Nurculuğun yoğun biçimde yayıldığı Afyon'un Emirdağ ilçesine gittiğinde Nurcular tarafından minareye asılmış, "Hilafet" ve "Saltanat"ı simgeleyen İki Yeşil Bayrak’la karşılandı." "Nurculuk, ne bir mezheptir ne de bir tarikattır. Said-i Nursi Adında bir paranoyak tarafından ortaya atılmış dinsel bir akımdır.”
(A. G. "Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar)

“Nurcular, Türkiye Cumhuryeti'nin kurucusu Atatürk'ü, "İslam’ın Deccalı" olarak kabul ederler. Cumhuriyet Dönemi’nin dinsizlik olduğunu, Laikliğin ve Anayasa'nın "şeriat" esaslarına aykırı bulunduğunu ileri sürerler.

"Said-i Nursi'ye göre, Atatürk Dönemi, "dinsizlik, komünistlik komitelerinin eylem yıllarıdır." İslam’ın düzeni bu dönemde bozulmuştur. Türkiye, Atatürk döneminde bid'atların (Hz. Muhammed'den sonra ortaya çıkan esasların) topluma zorla kabul ettirildiği, Ezan-ı Muhammed'in yasak edildiği bir dönem yaşamıştır. Devrim yasaları geçicidir; bunlar Hıristiyan yasalarıdır.

“Demokrat Parti'nin yıkılışından ve Said-i Nursi'nin ölümünden sonra Nurcular, Adalet Parti'sinin destekleyicisi oldular. Daha sonra, Milli Selamet Partisi'nin tabanında önemli bir yer oluşturdular. Refah Partisi, eylemsel gücünü bir ölçüde Nurculardan almıştır. Onlara göre; Adalet din adına uygulanmalı, örneğin hırsızın eli kesilmelidir. Bir erkeğin dört kadın alması İslam’ın kabul ettiği bir sistemdir. Bir erkek bir kadınla yetinemez.  

Çarşaf kadınlar için bir siper, bir kale niteliğindedir. Faizin yasaklanmasını şiddetle savunurlar. Kadına, erkeğe eşit oranda miras hakkının tanınması Kur'an'a aykırıdır. Ve adaletsizliktir.” (Çağlar Kıraç,"Türkiye'de Gericilik", 1950-1990, İmge Yayınevi, 1993, Ankara.)

“Nurculuğa göre, devletin resmi dini olmalı, hükümetler şeriatın koruyuculuğunu yapmalıdırlar. Devlet yönetimi Müslüman din bilginlerinden oluşan bir kurula bırakılmalı ve Kur'an, Anayasa olarak kabul edilmelidir.” (Çetin Özek, "Türkiye'de Gerici Akımlar", 1964)  

Said-İ Nursi; “Kürtlerin nüfusunu çoğaltmak Türkleri ise zayıf düşürmek amacıyla, “Doğu’da Zürriyet Mübah, Batıda Günahtır” diyen, Şer’i Mahkemeler işlemeli, Hükümler Din Adına verilmelidir” diyen adamdır. Buraya kadar, Adına her sene büyük tantanalarla “MEVLİT” Okutulan, (Bediüzzeman Saidi Kürdi), Said-i Nursi’yi, tanımış ve ‘Nurculuğun’ ve (Nakşiliğin) ne olduğunu hatırlamış olduk, şimdi de yöneticilerimizden bir kaçını tanıyalım:

Recep Tayip Erdoğan: Nakşibendi İskender paşa Dergahı müridi,
Abdullah Gül: Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu ekolünden geliyor. (Nakşi) Abdulkadir Aksu: Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
M.Ali Şahin:Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
Beşir Atalay:Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
Ali Babacan:Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
Kemal Unakıtan:Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
Binali Yıldırım:Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı müridi,
Hüseyin Çelik:Nur tarikatı müridi,
Bülent Arınç:Nur tarikatı müridi.(İnternetten indirilmiştir)

Yöneticilerimizin hepsini saymaya yerimiz yok. Dileyelim onlarda “büyükleri” gibi düşünmeyip, Atatürk devrim ve ilkelerinin yılmaz savunucusu olurlar…
CEMİL DENK, (E. Albay)
http://ahmetdursun374.blogcu.com/said-i-nursi-ingiliz-istihbatarinin-nurculugu-kurmasi-1/6604044
-----------
Kaynak ve yorumlar:
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4109207/