Gönderen Konu: Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?  (Okunma sayısı 2996 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?
« : Nisan 15, 2011, 01:20:01 ÖÖ »

KÜLHANBEYLİĞİ




Padişah 3. Selim"in 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması"ndan sonra Devlette başlattığı ıslahat uygulamalarının genel adı Nizam-ı Cedit"tir. Yeni Düzen anlamına gelen bu uygulamalar çerçevesinde 1807 yılına kadar yapılan yenilikler devre damgasını vurmuştur. Bu devirde oluşturulan modern Ordu da bu adı almıştır.

Nizam-ı Cedit ordusunun kurulmasından 34 yıl sonra 1826 yılında Sultan 2. Mahmut yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır. Ordudan ayrılanlar yirmişer, otuzar kişilik gruplar halinde mahallelerdeki esnaflara dadanıp, astığım astık kestiğim kestik diyerek gözdağı verip, zorbalıkla haraç almaya ve mahallenin namusuna göz dikmeye başladılar.

Başlangıçta Külhanbeyleri de halkın namusunu korur, esnafa sahip çıkardı. Ancak sonradan onlar da bozulmaya yüz tuttular. Külhan, hamamların altına yerleştirilen büyük kapalı ocak ve eski Türk Hamamlarının ısıtma tertibatının bulunduğu bölümdür. Külhan, sıcaklık kısmına bitişik olur ve ayrıca dışarıdan girişi bulunurdu. Bu bölümde hamamda kullanılacak olan su, büyük bakır tekneler içinde odun ateşiyle kaynatılır, hamamın diğer bölümleri de külhandan gelen sıcak havanın döşemeler altında cehennemlik denilen özel galerilerde dolaştırılmasıyla ısıtılırdı.




Külhanbeyi sözcüğü, geceleri hamam külhanında yatan, yersiz yurtsuz kimse anlamında kullanılmıştır. Kendilerine has kıyafet ve konuşmaları olan başıboş ve haylaz takımından kimseleri ifade ediyordu.

Külhanbeyi inanışına göre bunların piri Layhar adında biridir.Söylentiye göre, hamam külhanında şarap tortularını (layhar) içen sarhoş biri olan bu adam bir gün meyhanede, Gazne"li Mahmut"un yakınlarından Senai Beyin ve çamura batan katırının şerefine kadeh kaldırır. Tam o sırada hamamın önünde hayvanı çamura gömülen Senai Bey, Layhar"ın sözlerini duyarak meyhaneye girer. Diz çökerek Layhar"ın elini öper, hayır duasını alır. Bu dua sayesinde ve Senai Beyin tedbirleriyle Gazneli Mahmut başarıya ulaşır.

İstanbul"da Külhanbeylerinin ilk barındıkları yer, fetihten sonra yapılan ilk hamam olan Gedik paşa Hamamıdır. Hamamı ısıtmak için ateş yakılan külhan kısmı birçok kimseyi barındırmaya elverişli idi. Yatacak yeri olmayanlar genellikle kış aylarında burada yatıp kalkarlardı. Bu yüzden bu kimselere Külhanbeyi denilirdi. Zamanla diğer hamamların külhanları da başıboş kişilere sığınak oldu.

Külhanbeylerinin kendilerine has argosu ve giyinişleri vardı. Eski niteliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Külhanlarda yatma geleneği kalkmıştı. Eskiden külhanbeyleri kuşaklarını bellerine gelişigüzel dolar, başlarına sıfır numara fes, paçası bol geniş pantolon, ökçesi basık yemeni giyerlerdi.


19. yüzyılın sonlarına doğru külhanbeyi tabiri toplum içinde asalak olarak kendi başına yaşayan ve serserilik yapan ipsiz sapsız ve belirli bir nizama tabi olmayan kimseler için kullanılmaya başlamıştır. Bunlara kopuk da denilirdi. her birinin bir lakabı vardı. Ve bu lakaplarla çağırılırlardı. Bu lakaplar onları toplumdan farklı kılardı ve onların nazarında sarhoşluk, yalancılık, hırsızlık, sahtekarlık sıradan işlerdi. Külhanbeylerinin yapmakla övündükleri bazı şeyler vardı. Cakalı boyun kırmak, omuz vermek, dirsek çırpmak, çoluk çocuğa laf atmak, kadınlara sarkıntılık etmek, koç çarpıştırmak, kabara, kabara gezmek, bazen da dayak yemek onlar için marifet sayılıyordu. Birbirlerine, "˜imanım, eyvallah, yakarım, yandan gel" gibi kalıplaşmış sözler söylerlerdi.

Külhanbeyleri son dönemlerde de hamamlarda faaliyet göstermekten geri durmadılar. Müşterilerin eşyalarını çalarlar, itiraz edeni döverler ve hamamdan kovarlardı. Bir kısmı evlerde, bir kısmı bekar odalarında ve bir kısmı da sabahçı kahvelerinde sabahlarlardı.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra külhanbeyleri iyice yoldan çıkmışlar, güvenlik güçleri bunlarla baş edemez duruma gelmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal düzenlemeler gündeme gelmiş ve külhanbeyleri de 1940"lı yıllarda ortadan kalkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda külhanbeyliği kabadayılık sıfatıyla birlikte anılmaya başlanmış, iki sözcük aynı manayı içermeye başlamıştır. Çünkü artık her ikisi de yozlaşmıştı. Kabadayılar da başlangıçta mahallenin namusunu, şerefini koruyan insanlardı. Ancak zamanla kirlenerek ve halkın namusuna göz diken insanlar haline gelmişlerdi.

Not:Birol Aydın"ın Kravatlı Mafya eserinden faydalanılmıştır.

En bilindik naraları ise şöyleydi:

"Anamı kesen ben! Babamı kesen ben! Var mı ulan bana yan bakan?..."


TULUMBACI KABADAYILAR

Üstleri çıplak, kurşuni şalvarları, vücutlarının çeşitli yerlerine kızgın demir ya da antimuanla yapılmış dövmeleri, kimi çıplak ayak veya ayaklarında tulumbacıların giydiği karakaçan.. İki kişinin omuzlarında taşıdıkları yirmi beş kiloluk, emme-basma tulumba, her birinin elinde balta, kürek, kazma, urgan, hortum, merdiven, teneke ibrikler, naralar atarak kimi genç, kimi ihtiyar ...

"Yangınnnn vaaaaaaaaar! Yangınnnn vaaaaaaaaaaar! - Haaaayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasım Paşanın yiğitleri bunlar!"

Nidaları ile tulumbacı bölüğü yangından yangına koşarlardı. Her mevki ve görevde olanlar vardı aralarında. Hangi semtte yangın çıkmış ise , o semtin tulumbacı kabadayıları bütün işlerini bırakıp yangın söndürmeye giderlerdi.



Amatör itfaiyecilik olarak kabul edilen tulumbacılık kaldırılıp itfaiyenin kurulmasından sonra çok sayıda gencin işsiz kalmasıyla ortaya çıkıyor kabadayılık.

Bakın eski bir polis nasıl tarif ediyor kabadayıları"¦

"Racon keserlerdi. En ağır raconlar kumarda hile yapmamak, başkasının kızına göz koymamak, hırsızlık yapmamaktı. Silah kaçakçılığıyla, uyuşturucuyla, çete işleriyle ilgileri yoktu. Mahallelerinde başları eğik saygılı adamlardı. Kabadayılar karakola gitmemeleriyle övünürdü. Şimdikiler gibi polise yakalanmak, hapse girip nam salmak adetleri yoktu. Birçok zaman polise yardımcı bile olmuşlardır. Bir nevi fahri polistiler."
( Koçu, R.E.;"İstanbul Tulumbacıları", s. 478, Doğan Kitapçılık (2005).


EFENDİ KABADAYILAR

Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, külhanbeylerinden (bkz: külhanbeyi) ve diğer serseri gruplarından ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul"un tanınmış kabadayıları semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendilerini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlardı. Mahalle sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinmelerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumarhanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı bunları himaye ederdi. kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman mahallede ortaya çıkan sorunun kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul"un eski kabadayılığı bir nevi "şehir sövalyeliği"ydi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdi. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, raconları vardı. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve alışkanlıkları ile koydukları kurallara uymaya mecburdular. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederlerdi. Çünkü çevrelerinin onlara verdiği bazı hakları ayak altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlardı.


Onlar beydi, efendiydi, ağaydı. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete lâyık olmaya dikkat ederler, kendilerine "külhanbeyi" denilmesinden ödleri kopardı. Çoğu cahildi, fakat terbiyeli adamlardı. Büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlardı. Nesneli adamlardı, zevk ehliydiler, kılık kıyafet itibariyle de, herkes gibi giyinirlerdi. Hatta iyi terzilerden giyinirlerdi, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezlerdi. Çünkü koltuk altında, bellerinde silah taşırlar, bunu da bir çalım vasıtası yapmazlardı. Çoğu sanatkardı. hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildi. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de çıkmazlardı, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardı. "olmaktan çekinirlerdi. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezlerdi.

Kabadayılıktan nam vermek için ilk imtihan olarak o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmek lazımdı. Bununla birlikte hakiki kabadayılar kendisinden bahsettirecek herhangi bir olay ile övünmeyi ayıp sayarlardı. Görenler söylerler; şayet biri böyle bir olaya ilişkin soru sorarsa; "- evet. Öyle bir şey olmuştu" der geçerlerdi. Onlar için bu olaylar kabadayılık aleminin sıradan işleriydi.

Bunun yanında namlarının devam etmesi, inandıkları dava ve gerekirse kadın uğruna birbirleriyle kavga etmekten çekinmezlerdi. Aralarında anlaşamadıkları meselelerde racon kesmek konusunda anlaşmaya varır ve meseleyi bu şekilde halletmek yoluna giderlerdi. Racon kesmenin de kendisine has kuralları bulunmaktaydı.

Aslı İtalyanca olan "racon", İstanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıydı. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verirdi, bu hükme hepsi itaatle mükellefti. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sahibi bulunmaları şarttı. Şayet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederlerdi. Fakat bir taraf kabul eder diğer taraf kabul etmezse kabadayılık alemi, kabul etmeyeni bir dışlama ile aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmezdi ve böylece kendine başka bir çevre bulmaya mecbur olurdu.

Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılırlardı. Çeşme meydanında Azap kapı iskelesinde sandıkçılık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasımpaşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında kabadayı muhitinde "abu" diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla kendisi Arap olmamasına rağmen bu lakapla anılan Süleymaniye sancağından Arap Abdullah ve 1909"da bir ara Büyükada"da baş komiserliğe tayin edilen sarraf Niyazi, bu alemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.

Sonuç olarak;
Kabadayılık ve külhanbeylik arasında dağlar kadar fark vardır... Kabadayı tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, kabadayı merttir, dayılanması bile efendicedir, saygılıdır, mazlumların koruyucusudur, hak-hukuk gözetir, mahalle itliği yapmaz ve her zaman iyi bir amaç için gayreti vardır ama özellikle bilinmeli ki, hiç bir zaman kabadayılar , hasmının anasına küfür etmezler! Çünkü kadın"a saygı duyarlar ama özellikle annelere! Korkusuzdurlar, iyi bıçak ve silah kullanırlar..Ünlü kabadayılar, Tatavla ve Tophaneden çıkarlarmış. Tophane kabadayılarının, Tatavla kabadayılarına nazaran üslup ve tavırlarında da daha düşük seviyede olduğu söylenir... Aşkları dilleri destandır...Her birinin bir tane sevgilisi vardır. Bu kadınlar, genelde namlı fahişelerdir.

Kabadayılar, karakola çağırıldıkları zaman asla gitmezlik etmezler. Hatta en iyi kıyafetlerini giyip, devletin karşısına çıktıklarında da, her zaman hem makamlara, hem de devlete karşı son derece saygılı oldukları söylenir...

Oysa külhan bey"ler, kopuk takımındandır, serkeştir ve keştir, kuralsızdır, gelene geçene sataşır, ağzını ayarı yoktur, sadece kendi çıkarını düşünür, kimseye saygı duymaz, kendinden güçlüsüne kolay eğilip bükülür... Açıkçası külhan beyler, kabadayılar arasında hor görülür...

alıntı...
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Siyasette Külhanbeyi nasıl olunur?
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2011, 02:37:24 ÖÖ »
Mersinli Çiftçi: Öldük bittik sayın başbakan. Bende bir şey yok rahat olun, devletimin başbakanı...
Tayyip erdoğan: Bir dakka girmeyin. Artislik yapma...
çiftçi: Artislik yapmıyorum lütfen hakaret etmeyin.
başbakan: Böyle bağırılmaz. Artislik yapma.
çiftçi: Artislik yapmıyorum sanatçı değilim ben.
başbakan: Artislik yapma, iyi bi sanatçısın. Terbiyesizlik yapma.
çiftçi: Tarım bakanınızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
başbakan: Lan bana anayasayı öğretme.
çifçti: Lan mı?
başbakan: Evet.
çiftçi: Canın sağolsun.
başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
çiftçi: Ne zaman?
başbakan: Şimdi.
çifçti: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı!
başbakan: Hadi, ananı al git burdan lan!
çifçti: Lan diye hitap etme! Ayıp be! Kim vuruyor, neden vuruyorsunuz?
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

IMF, Türkiye'nin döviz borcunda iyleşme yok. Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 05:05:53 ÖS]


Yeniden seçim ya da Kürdistan için ne kadar kan dökülmesi gerek? Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 02:29:04 ÖÖ]


İȘID’IN ÖNÜ-ARKASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 24, 2015, 11:06:25 ÖS]


Fuat Avni'den İŞİD iddiası. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 05:12:11 ÖS]


2. GEZİ mi olacak? Barış yürüyüşüne katılım çağrısı Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 05:01:01 ÖS]


TSK'nin IŞİD operasyonu liderlerine sızdırıldı mı? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 04:24:16 ÖS]


Erdoğan'dan yeni masallar... Gereken her türlü adım atılacak Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 03:37:44 ÖS]


IŞİD’den internet yasağı, tıpkı bizimkiler gibi... Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 24, 2015, 02:48:34 ÖS]


IŞİD vahşeti ve İslam, Şaban Ali Düzgün ve Nevzat Tarhan yorumluyor Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 11:43:15 ÖS]


Lozan'ın 92. yıl dönümüne bir gün kala TSK IŞİD'le savaşıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 11:31:28 ÖS]


Ağabeylerinden aldığı talimata kapatılarak bomba patlatılmıştır. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 06:23:34 ÖS]


Coniler ve Mehmetler sözleri Atatürk'e ait değil mi? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 23, 2015, 12:35:23 ÖÖ]


Ynt: Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Gönderen: canpeker11
[Temmuz 22, 2015, 10:58:18 ÖÖ]


Menderes Domuz Eti/Yağı Yedirdi Mi? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 21, 2015, 11:10:04 ÖS]


Vahdettin’in İslam Dinine İhanetleri, Kur'an'ı yasaklatması. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 21, 2015, 10:57:41 ÖS]


SURUÇ’U GEÇECEKSİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 21, 2015, 02:57:40 ÖS]


SYRIZA’NIN S’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 20, 2015, 09:36:39 ÖS]


Ölümlü kazada firma gizlemeye son Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 20, 2015, 12:07:35 ÖÖ]


Millî Demokratik Devrim Üzerine Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 19, 2015, 06:45:40 ÖÖ]


MEB davalı kitapların hepsini listeden kaldırdı, KAZANDIK! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 18, 2015, 04:24:47 ÖS]


Erdoğan kime iyilik yapıp denize atacakmış. Komedi gibi… Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 17, 2015, 06:24:20 ÖS]


SINIF SAVAȘI ve DEVRİM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 17, 2015, 01:28:01 ÖÖ]


‘DEVRİM’İN ADI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 15, 2015, 05:12:16 ÖS]


Kur'an Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Işıktır. Gönderen: halukgta
[Temmuz 15, 2015, 11:37:35 ÖÖ]


Ynt: Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: heronero
[Temmuz 12, 2015, 10:32:33 ÖS]


Ynt: Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: heronero
[Temmuz 12, 2015, 10:31:29 ÖS]


KARA KAPLI KİTAP ÇARPSIN SİZİ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 11, 2015, 06:27:09 ÖÖ]


YUNANİSTAN DERSLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 10, 2015, 08:25:49 ÖS]


KEMER SIKMA ve PALAVRA SIKMA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 10, 2015, 02:19:32 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: andemirkan
[Temmuz 09, 2015, 08:34:37 ÖS]


Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station-ISS). Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 09, 2015, 05:26:54 ÖS]


YUNANİSTAN ‘KRİZ’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 09, 2015, 04:30:19 ÖÖ]


Saadettin Tantan "Yeni Zemin Dergisi"ni işaret etti Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 09, 2015, 12:43:17 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 08, 2015, 10:16:57 ÖS]


YSK'DA ERKEN SEÇİM HAZIRLIĞI MI VAR? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 08, 2015, 09:43:36 ÖS]


Kur'an da Geçen HURİLER Ne Anlama Geliyor? Gönderen: halukgta
[Temmuz 08, 2015, 01:48:58 ÖS]


DERİN DEVLET’İN SIĞ YORUMLARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 07, 2015, 03:29:04 ÖS]


Ynt: Tarihin büyük sırları, Paul Aron. Gönderen: rimpo
[Temmuz 07, 2015, 01:55:41 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: andemirkan
[Temmuz 07, 2015, 12:50:37 ÖÖ]


Dünya dışı yaşam bulundu mu? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 06, 2015, 11:58:05 ÖS]


ȘU YUNANLI ‘BÜYÜK MİLLET’ VESSELAM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 06, 2015, 08:46:01 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: TurkumDogruyum
[Temmuz 05, 2015, 09:22:19 ÖS]


5 KİŞİ BİR İNSANA GİRDİK BU KURBAN BAYRAMINDA! Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 05, 2015, 01:51:59 ÖS]


YUNANİSTAN’IN DEMOKRASİ SINAVI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 05, 2015, 12:56:45 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kamilonaran
[Temmuz 04, 2015, 10:52:41 ÖS]


Ynt: Çiftlik cennetimiz, Bilet namazımız. Gönderen: ByEmre
[Temmuz 04, 2015, 04:51:34 ÖS]


BAS DEHASI MARCUS MILLER Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 04, 2015, 02:31:19 ÖS]


Sınırımızda 3 bin MOSSAD ajanı, palavra mı? Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 03, 2015, 01:47:20 ÖÖ]


İran: Esad’a müdahele ederseniz Türkiye’yi vururuz. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 02, 2015, 01:56:07 ÖS]


ÜMİT ÖZDAĞ’DA STRATEJİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 02, 2015, 06:08:22 ÖÖ]


YENİ DÜNYA DÜZENİNDE SONUN BAȘLANGICI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 01, 2015, 02:21:51 ÖÖ]


Doğu Türkistan' yalanları... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2015, 05:46:00 ÖS]


Erdoğan'ın yargılanma sürecinde çok vahim gelişmeler oluyor, IŞİD'linin kimlik.. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 30, 2015, 05:10:15 ÖS]


DÜZEY KAVRAMI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 29, 2015, 08:08:42 ÖS]


28 HAZİRAN TAU-GÜNÜ Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2015, 04:58:59 ÖS]


NASA SpaceX roket patlamasını sansürlemeyi tercih etti. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 29, 2015, 04:50:33 ÖS]


Sezen Aksu 7 Haziran'da Hepimize Ayar Verdiler! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2015, 11:30:23 ÖS]


Yazık oldu Erdoğan'a, biletini erken kestiler. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 28, 2015, 01:30:25 ÖÖ]


EY SOLCU ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 27, 2015, 05:39:13 ÖS]


Obama, eşcinsel evlilik kararına sevindi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 27, 2015, 03:40:53 ÖS]


FRANSA’DAKİ KESİK BAȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 27, 2015, 12:51:41 ÖÖ]


CİHAN DURA’NIN ‘MİLLET’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 26, 2015, 10:42:15 ÖS]


Teravih Namazı Ve Peygamberimiz...... Gönderen: halukgta
[Haziran 25, 2015, 08:34:48 ÖS]


BATI ERDOĞAN’I NASIL GÖRÜYOR ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 25, 2015, 12:57:17 ÖÖ]


TBMM genelev değildir. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 24, 2015, 02:21:27 ÖS]


ZERRE-İ MİSKAL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2015, 05:37:49 ÖÖ]


Avrupa'da Müslüman antipatisi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 23, 2015, 02:01:37 ÖS]


EMPERYALİZM’İN M’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2015, 02:24:52 ÖÖ]


ERMENİ FAALİYETLERİ Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 04:47:58 ÖS]


Gizli hesapları Amerikalı ajan bildirdi Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 12:07:17 ÖS]


ÖZEL HASTANELERE GİDERKEN YANINIZDA BULUNSUN. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 01:14:23 ÖÖ]


HDP artık PKK değildir. PKK, AKP ile iş birliği içindedir. Bahçeli Efendiye ilan Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 20, 2015, 12:44:51 ÖÖ]


DAVA AÇAN EMEKLİ 23 BİN LİRA KAZANDI Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 19, 2015, 08:17:39 ÖS]


DEVLET, DEVRİM, DEMOKRASİ 1,5 Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 19, 2015, 06:43:59 ÖS]


İstiklâl Mahkemeleri Uluslararası Sempozyumu Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 19, 2015, 03:02:39 ÖÖ]


Bahçeli, 80 vekille milletin başına bela olmaya devam ediyor. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 19, 2015, 01:09:04 ÖÖ]


DEVLET, DEVRİM, DEMOKRASİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 18, 2015, 02:15:02 ÖS]


Ramazan Ayının Bereketi Üzerinize Olsun. Gönderen: halukgta
[Haziran 18, 2015, 01:49:43 ÖS]


Çaylara katkı maddesi katılamayacak, bu güne kadar ne içtik? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 17, 2015, 01:30:32 ÖS]


700 bini aşkın kişinin Türkiye sınırına akın etme endişesi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 17, 2015, 01:15:49 ÖÖ]


ABD Rusya’yı uyarıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 17, 2015, 12:15:47 ÖÖ]


Davutoğlu Türkiye'yi tehdit ediyor. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 16, 2015, 12:51:52 ÖS]


ABD'den emir geldi, Hükümet kurulabilir...! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 16, 2015, 12:11:08 ÖS]


Türkmenleri, ABD uçakları da vuruyor Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 16, 2015, 10:53:08 ÖÖ]


ÇANKAYA NOTERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 15, 2015, 03:50:25 ÖS]


WikiLeaks'te adı geçen Türk firması çip üretti. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 15, 2015, 01:45:33 ÖS]


Baykal, Erdoğan'ı yedirtmem, 17-25 Aralık protokolde yer alamaz. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 15, 2015, 01:10:27 ÖS]


Ey Bahçeli, Milleti “OYALAMAK” görevin bitmedi mi? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 15, 2015, 12:33:47 ÖS]


17-25 Aralık dosyası yeniden açılacak, tapeler imha edildiyse... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 15, 2015, 12:09:15 ÖÖ]


Müstafi Hükümet giderayak para AKlama yollarını buldu. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 14, 2015, 08:31:13 ÖS]


TEK Mİ ÇİFT Mİ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 13, 2015, 07:59:06 ÖS]


Bahçeli’ye ABD tarafından özel görev mi verildi? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 13, 2015, 01:12:02 ÖÖ]


Cumhurbaşkanı istifa talimatı mı aldı, 2. Dolmabahçe sırrı mı? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 12, 2015, 04:05:35 ÖS]


Kemal Derviş, AKP-Y-CHP büyük koalisyonu. Kızma hakkı kimin olmalı? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 12, 2015, 03:04:15 ÖS]


SON DELİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 12, 2015, 12:25:25 ÖÖ]


KOALİSYON OLASILIĞI % 84 Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 11, 2015, 04:40:40 ÖS]


Reenkarnasyon, Tekrar Yaratılma Kur'an da Var mıdır? Gönderen: halukgta
[Haziran 11, 2015, 11:20:34 ÖÖ]


SİZE SÖZ VERDİĞİM YAZI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 11, 2015, 12:53:36 ÖÖ]


Bartın, Parmak izinden cinsiyet tespit sistemi dünyada ilk. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 10, 2015, 11:13:27 ÖS]


Hükümet kurma çalışmaları KaçAK Saray'ı meşrulaştıracak mı? Kılıçdaroğlu sözünü Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 10, 2015, 11:01:06 ÖS]


Baykal Erdoğan ile neden görüşür, siyasi ahlak bu kadar mı ucuzladı? Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 10, 2015, 04:03:52 ÖS]


Din ticaretini bitiremeyenler hükümet kurmamalıdırlar. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 10, 2015, 02:01:16 ÖS]


Prof. Dursun Ali Ercan'ın seçim analizi. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 09, 2015, 02:00:30 ÖS]


Plakasız araçlar kimin çıktı Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 09, 2015, 01:29:54 ÖS]


Fuat Avni, Evraklar Başbakanlıkta yakılıyor... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 08, 2015, 12:09:55 ÖS]


Halk Erdoğan'a “Ey Tayyip, ananı da al ve git” demiştir. Uğur Mumcu yine ... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 07, 2015, 11:03:11 ÖS]


Türk tarihini değiştirecek keşif! Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 07, 2015, 05:31:26 ÖS]


Son dakika, Diyarbakır'da patlama... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 06, 2015, 12:11:05 ÖÖ]


AK Polislerin kararttığı yaşamlar. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 05, 2015, 11:37:06 ÖS]


Hergün diş fırçalamak kanser yapıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 05, 2015, 04:30:59 ÖS]


Mutlu Diş Gönderen: TurkiyeDis
[Haziran 05, 2015, 04:17:35 ÖS]


Botoks Gönderen: TurkiyeDis
[Haziran 05, 2015, 04:13:30 ÖS]


Turkiye Diş Hastanesi Gönderen: TurkiyeDis
[Haziran 05, 2015, 04:12:42 ÖS]


Ankara Diş Hastanesi Gönderen: TurkiyeDis
[Haziran 05, 2015, 04:12:03 ÖS]


İmplant Gönderen: TurkiyeDis
[Haziran 05, 2015, 04:10:23 ÖS]


Ynt: Ahmet Dursun'un 12 Haziran manifestosu. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 05, 2015, 01:47:53 ÖS]


Cem Özdemir' i Protesto Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 05, 2015, 01:31:35 ÖS]


BİR KARA KİTAP Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 05, 2015, 03:21:24 ÖÖ]


Ynt: Ahmet Dursun'un 12 Haziran manifestosu. Gönderen: ferdi
[Haziran 04, 2015, 06:16:15 ÖS]


Sinekler şaşırtıcı derecede zekilermiş ancak biz, arıları sarhoş bilirdik. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 04, 2015, 02:35:19 ÖS]


SEÇİM, SANDIK ve DEMOKRASİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 04, 2015, 12:55:31 ÖÖ]


‘VATANSIZ SOLCU’NUN VATANI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 01, 2015, 04:47:02 ÖS]


Kahpe Bizans'a yasak geldi! Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 31, 2015, 02:18:04 ÖS]