Gönderen Konu: Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?  (Okunma sayısı 2658 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?
« : Nisan 15, 2011, 01:20:01 ÖÖ »

KÜLHANBEYLİĞİ




Padişah 3. Selim"in 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması"ndan sonra Devlette başlattığı ıslahat uygulamalarının genel adı Nizam-ı Cedit"tir. Yeni Düzen anlamına gelen bu uygulamalar çerçevesinde 1807 yılına kadar yapılan yenilikler devre damgasını vurmuştur. Bu devirde oluşturulan modern Ordu da bu adı almıştır.

Nizam-ı Cedit ordusunun kurulmasından 34 yıl sonra 1826 yılında Sultan 2. Mahmut yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır. Ordudan ayrılanlar yirmişer, otuzar kişilik gruplar halinde mahallelerdeki esnaflara dadanıp, astığım astık kestiğim kestik diyerek gözdağı verip, zorbalıkla haraç almaya ve mahallenin namusuna göz dikmeye başladılar.

Başlangıçta Külhanbeyleri de halkın namusunu korur, esnafa sahip çıkardı. Ancak sonradan onlar da bozulmaya yüz tuttular. Külhan, hamamların altına yerleştirilen büyük kapalı ocak ve eski Türk Hamamlarının ısıtma tertibatının bulunduğu bölümdür. Külhan, sıcaklık kısmına bitişik olur ve ayrıca dışarıdan girişi bulunurdu. Bu bölümde hamamda kullanılacak olan su, büyük bakır tekneler içinde odun ateşiyle kaynatılır, hamamın diğer bölümleri de külhandan gelen sıcak havanın döşemeler altında cehennemlik denilen özel galerilerde dolaştırılmasıyla ısıtılırdı.




Külhanbeyi sözcüğü, geceleri hamam külhanında yatan, yersiz yurtsuz kimse anlamında kullanılmıştır. Kendilerine has kıyafet ve konuşmaları olan başıboş ve haylaz takımından kimseleri ifade ediyordu.

Külhanbeyi inanışına göre bunların piri Layhar adında biridir.Söylentiye göre, hamam külhanında şarap tortularını (layhar) içen sarhoş biri olan bu adam bir gün meyhanede, Gazne"li Mahmut"un yakınlarından Senai Beyin ve çamura batan katırının şerefine kadeh kaldırır. Tam o sırada hamamın önünde hayvanı çamura gömülen Senai Bey, Layhar"ın sözlerini duyarak meyhaneye girer. Diz çökerek Layhar"ın elini öper, hayır duasını alır. Bu dua sayesinde ve Senai Beyin tedbirleriyle Gazneli Mahmut başarıya ulaşır.

İstanbul"da Külhanbeylerinin ilk barındıkları yer, fetihten sonra yapılan ilk hamam olan Gedik paşa Hamamıdır. Hamamı ısıtmak için ateş yakılan külhan kısmı birçok kimseyi barındırmaya elverişli idi. Yatacak yeri olmayanlar genellikle kış aylarında burada yatıp kalkarlardı. Bu yüzden bu kimselere Külhanbeyi denilirdi. Zamanla diğer hamamların külhanları da başıboş kişilere sığınak oldu.

Külhanbeylerinin kendilerine has argosu ve giyinişleri vardı. Eski niteliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Külhanlarda yatma geleneği kalkmıştı. Eskiden külhanbeyleri kuşaklarını bellerine gelişigüzel dolar, başlarına sıfır numara fes, paçası bol geniş pantolon, ökçesi basık yemeni giyerlerdi.


19. yüzyılın sonlarına doğru külhanbeyi tabiri toplum içinde asalak olarak kendi başına yaşayan ve serserilik yapan ipsiz sapsız ve belirli bir nizama tabi olmayan kimseler için kullanılmaya başlamıştır. Bunlara kopuk da denilirdi. her birinin bir lakabı vardı. Ve bu lakaplarla çağırılırlardı. Bu lakaplar onları toplumdan farklı kılardı ve onların nazarında sarhoşluk, yalancılık, hırsızlık, sahtekarlık sıradan işlerdi. Külhanbeylerinin yapmakla övündükleri bazı şeyler vardı. Cakalı boyun kırmak, omuz vermek, dirsek çırpmak, çoluk çocuğa laf atmak, kadınlara sarkıntılık etmek, koç çarpıştırmak, kabara, kabara gezmek, bazen da dayak yemek onlar için marifet sayılıyordu. Birbirlerine, "˜imanım, eyvallah, yakarım, yandan gel" gibi kalıplaşmış sözler söylerlerdi.

Külhanbeyleri son dönemlerde de hamamlarda faaliyet göstermekten geri durmadılar. Müşterilerin eşyalarını çalarlar, itiraz edeni döverler ve hamamdan kovarlardı. Bir kısmı evlerde, bir kısmı bekar odalarında ve bir kısmı da sabahçı kahvelerinde sabahlarlardı.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra külhanbeyleri iyice yoldan çıkmışlar, güvenlik güçleri bunlarla baş edemez duruma gelmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal düzenlemeler gündeme gelmiş ve külhanbeyleri de 1940"lı yıllarda ortadan kalkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda külhanbeyliği kabadayılık sıfatıyla birlikte anılmaya başlanmış, iki sözcük aynı manayı içermeye başlamıştır. Çünkü artık her ikisi de yozlaşmıştı. Kabadayılar da başlangıçta mahallenin namusunu, şerefini koruyan insanlardı. Ancak zamanla kirlenerek ve halkın namusuna göz diken insanlar haline gelmişlerdi.

Not:Birol Aydın"ın Kravatlı Mafya eserinden faydalanılmıştır.

En bilindik naraları ise şöyleydi:

"Anamı kesen ben! Babamı kesen ben! Var mı ulan bana yan bakan?..."


TULUMBACI KABADAYILAR

Üstleri çıplak, kurşuni şalvarları, vücutlarının çeşitli yerlerine kızgın demir ya da antimuanla yapılmış dövmeleri, kimi çıplak ayak veya ayaklarında tulumbacıların giydiği karakaçan.. İki kişinin omuzlarında taşıdıkları yirmi beş kiloluk, emme-basma tulumba, her birinin elinde balta, kürek, kazma, urgan, hortum, merdiven, teneke ibrikler, naralar atarak kimi genç, kimi ihtiyar ...

"Yangınnnn vaaaaaaaaar! Yangınnnn vaaaaaaaaaaar! - Haaaayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasım Paşanın yiğitleri bunlar!"

Nidaları ile tulumbacı bölüğü yangından yangına koşarlardı. Her mevki ve görevde olanlar vardı aralarında. Hangi semtte yangın çıkmış ise , o semtin tulumbacı kabadayıları bütün işlerini bırakıp yangın söndürmeye giderlerdi.



Amatör itfaiyecilik olarak kabul edilen tulumbacılık kaldırılıp itfaiyenin kurulmasından sonra çok sayıda gencin işsiz kalmasıyla ortaya çıkıyor kabadayılık.

Bakın eski bir polis nasıl tarif ediyor kabadayıları"¦

"Racon keserlerdi. En ağır raconlar kumarda hile yapmamak, başkasının kızına göz koymamak, hırsızlık yapmamaktı. Silah kaçakçılığıyla, uyuşturucuyla, çete işleriyle ilgileri yoktu. Mahallelerinde başları eğik saygılı adamlardı. Kabadayılar karakola gitmemeleriyle övünürdü. Şimdikiler gibi polise yakalanmak, hapse girip nam salmak adetleri yoktu. Birçok zaman polise yardımcı bile olmuşlardır. Bir nevi fahri polistiler."
( Koçu, R.E.;"İstanbul Tulumbacıları", s. 478, Doğan Kitapçılık (2005).


EFENDİ KABADAYILAR

Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, külhanbeylerinden (bkz: külhanbeyi) ve diğer serseri gruplarından ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul"un tanınmış kabadayıları semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendilerini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlardı. Mahalle sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinmelerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumarhanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı bunları himaye ederdi. kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman mahallede ortaya çıkan sorunun kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul"un eski kabadayılığı bir nevi "şehir sövalyeliği"ydi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdi. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, raconları vardı. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve alışkanlıkları ile koydukları kurallara uymaya mecburdular. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederlerdi. Çünkü çevrelerinin onlara verdiği bazı hakları ayak altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlardı.


Onlar beydi, efendiydi, ağaydı. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete lâyık olmaya dikkat ederler, kendilerine "külhanbeyi" denilmesinden ödleri kopardı. Çoğu cahildi, fakat terbiyeli adamlardı. Büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlardı. Nesneli adamlardı, zevk ehliydiler, kılık kıyafet itibariyle de, herkes gibi giyinirlerdi. Hatta iyi terzilerden giyinirlerdi, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezlerdi. Çünkü koltuk altında, bellerinde silah taşırlar, bunu da bir çalım vasıtası yapmazlardı. Çoğu sanatkardı. hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildi. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de çıkmazlardı, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardı. "olmaktan çekinirlerdi. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezlerdi.

Kabadayılıktan nam vermek için ilk imtihan olarak o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmek lazımdı. Bununla birlikte hakiki kabadayılar kendisinden bahsettirecek herhangi bir olay ile övünmeyi ayıp sayarlardı. Görenler söylerler; şayet biri böyle bir olaya ilişkin soru sorarsa; "- evet. Öyle bir şey olmuştu" der geçerlerdi. Onlar için bu olaylar kabadayılık aleminin sıradan işleriydi.

Bunun yanında namlarının devam etmesi, inandıkları dava ve gerekirse kadın uğruna birbirleriyle kavga etmekten çekinmezlerdi. Aralarında anlaşamadıkları meselelerde racon kesmek konusunda anlaşmaya varır ve meseleyi bu şekilde halletmek yoluna giderlerdi. Racon kesmenin de kendisine has kuralları bulunmaktaydı.

Aslı İtalyanca olan "racon", İstanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıydı. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verirdi, bu hükme hepsi itaatle mükellefti. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sahibi bulunmaları şarttı. Şayet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederlerdi. Fakat bir taraf kabul eder diğer taraf kabul etmezse kabadayılık alemi, kabul etmeyeni bir dışlama ile aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmezdi ve böylece kendine başka bir çevre bulmaya mecbur olurdu.

Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılırlardı. Çeşme meydanında Azap kapı iskelesinde sandıkçılık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasımpaşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında kabadayı muhitinde "abu" diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla kendisi Arap olmamasına rağmen bu lakapla anılan Süleymaniye sancağından Arap Abdullah ve 1909"da bir ara Büyükada"da baş komiserliğe tayin edilen sarraf Niyazi, bu alemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.

Sonuç olarak;
Kabadayılık ve külhanbeylik arasında dağlar kadar fark vardır... Kabadayı tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, kabadayı merttir, dayılanması bile efendicedir, saygılıdır, mazlumların koruyucusudur, hak-hukuk gözetir, mahalle itliği yapmaz ve her zaman iyi bir amaç için gayreti vardır ama özellikle bilinmeli ki, hiç bir zaman kabadayılar , hasmının anasına küfür etmezler! Çünkü kadın"a saygı duyarlar ama özellikle annelere! Korkusuzdurlar, iyi bıçak ve silah kullanırlar..Ünlü kabadayılar, Tatavla ve Tophaneden çıkarlarmış. Tophane kabadayılarının, Tatavla kabadayılarına nazaran üslup ve tavırlarında da daha düşük seviyede olduğu söylenir... Aşkları dilleri destandır...Her birinin bir tane sevgilisi vardır. Bu kadınlar, genelde namlı fahişelerdir.

Kabadayılar, karakola çağırıldıkları zaman asla gitmezlik etmezler. Hatta en iyi kıyafetlerini giyip, devletin karşısına çıktıklarında da, her zaman hem makamlara, hem de devlete karşı son derece saygılı oldukları söylenir...

Oysa külhan bey"ler, kopuk takımındandır, serkeştir ve keştir, kuralsızdır, gelene geçene sataşır, ağzını ayarı yoktur, sadece kendi çıkarını düşünür, kimseye saygı duymaz, kendinden güçlüsüne kolay eğilip bükülür... Açıkçası külhan beyler, kabadayılar arasında hor görülür...

alıntı...
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Siyasette Külhanbeyi nasıl olunur?
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2011, 02:37:24 ÖÖ »
Mersinli Çiftçi: Öldük bittik sayın başbakan. Bende bir şey yok rahat olun, devletimin başbakanı...
Tayyip erdoğan: Bir dakka girmeyin. Artislik yapma...
çiftçi: Artislik yapmıyorum lütfen hakaret etmeyin.
başbakan: Böyle bağırılmaz. Artislik yapma.
çiftçi: Artislik yapmıyorum sanatçı değilim ben.
başbakan: Artislik yapma, iyi bi sanatçısın. Terbiyesizlik yapma.
çiftçi: Tarım bakanınızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
başbakan: Lan bana anayasayı öğretme.
çifçti: Lan mı?
başbakan: Evet.
çiftçi: Canın sağolsun.
başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
çiftçi: Ne zaman?
başbakan: Şimdi.
çifçti: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı!
başbakan: Hadi, ananı al git burdan lan!
çifçti: Lan diye hitap etme! Ayıp be! Kim vuruyor, neden vuruyorsunuz?
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

Rüya Tabiri Ve Günümüzdeki Aldatmaca. Gönderen: halukgta
[Şubat 26, 2015, 05:54:00 ÖS]


DOSTLUK ve ULUSAL ONUR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 24, 2015, 07:52:34 ÖS]


Patriotism perverted (Bozulan Vatanseverlik) İngilizce Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 24, 2015, 01:07:12 ÖS]


İç Güvenlik Paketi, Bank Asya ve Fuat Avni neden suskun? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 12:10:06 ÖS]


TSK, Doğu Türkistan uyruklu şahıs yakalandı diye açıklama yapmış. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 03:05:32 ÖÖ]


Fırat Yılmaz Çakıroğlu ile ilgili ilginç detay... 2011 Türkiye İç Savaş Raporu Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 23, 2015, 02:51:10 ÖÖ]


JÖN-TÜRKLER’İN SAĞI SOLU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 22, 2015, 10:33:37 ÖS]


Sayın Erdoğan, bizim kadim inanç sistemimiz dinsizliktir. Türkler Dinsiz Ya da.. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 05:15:45 ÖS]


AK Soygun durmuyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:53:07 ÖS]


Ne gözü doymaz Vekillerimiz varmış, ne kadar açgözlülermiş, bir kurtulamadık... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:48:00 ÖS]


TSK, Süleyman Şah Türbesine Opersyon düzenlendi. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 22, 2015, 04:40:15 ÖS]


FETİH ve FESİH Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 21, 2015, 10:34:24 ÖS]


1908 TÜRK DEVRİMİ ve 1789 FRANSIZ DEVRİMİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 20, 2015, 02:28:24 ÖS]


Kadına Şiddet Ve İdam Cezası. Gönderen: halukgta
[Şubat 18, 2015, 08:07:04 ÖS]


LORD ZEKİ SARIHAN’A YANIT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 18, 2015, 01:16:21 ÖS]


ABD 30 ülkeden binlerce kişiyi izliyor Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 17, 2015, 03:49:20 ÖS]


MERHABA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2015, 05:21:51 ÖS]


Elektrik hırsızlarına "DUR" demek için Eyaletlere mi bölüneceğiz? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 14, 2015, 02:20:29 ÖÖ]


Ynt: 5N1K, İlk Özel Kürtçe TV. Gönderen: hikaye10
[Şubat 14, 2015, 02:01:05 ÖÖ]


Söz konusu Büyük İsrail ise, gerisi teferruattır. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 14, 2015, 01:13:11 ÖÖ]


OYUN MASASI - Soner Yalçın Gönderen: Kemal Denizer
[Şubat 14, 2015, 12:03:56 ÖÖ]


Suriyeli mülteciler için yasa hazırlanıyor, seçimlere az kaldı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 05:37:48 ÖS]


Torbada kanun, çorbada da sinek olmaz. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 05:09:04 ÖS]


Ali İmran Suresi 187. Ayet Ve Allah a Verdiğimiz Söz. Gönderen: halukgta
[Şubat 13, 2015, 03:24:12 ÖS]


Konuşan gavat, Nerde Pezevenk Varsa Laiktir demiş. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 01:37:44 ÖS]


Ukrayna’daki durum üzerine Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 12:41:14 ÖS]


Pepe Escobar: Rusya ve Çin, “böl ve yönet”le alay ediyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 12:28:08 ÖS]


HABERİMİZİN ARKASINDAYIZ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 13, 2015, 01:28:50 ÖÖ]


Profesör Ercan Candan, Ne yapsalar boş, kaderin üstünde kader vardır Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 12, 2015, 04:37:27 ÖS]


MAHKUM YAKINLARINDAN MEKTUPLAR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Şubat 12, 2015, 02:16:46 ÖS]


Ynt: Türk Toplumunda Cehaletin Yükselişi Gönderen: sisi06
[Şubat 12, 2015, 11:54:39 ÖÖ]


CEZAEVLERİ DOLDU TAŞTI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Şubat 10, 2015, 01:57:49 ÖS]


Ynt: Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 09, 2015, 04:43:05 ÖS]


Diyanet; Müzik indirmek caiz değil, Yarın da dinlemek haram derlerse? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 09, 2015, 04:41:13 ÖS]


Toplu sex havaalanına ilk uçak iniyor. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:10:49 ÖS]


Bu konuşma CHP'yi ileri götürmez ancak bu seçimde de bitirir. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:06:11 ÖS]


Türkiye'de Syriza, Çipras fantazisi... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:04:08 ÖS]


Polis, PKK'nın atadığı valiyi koruyor mu? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 04:01:28 ÖS]


Babamın katili AKP kurucusu Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:54:22 ÖS]


BDDK Başkan Vekili Mutalip Ünal'a vekillik sözü verildi. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:38:20 ÖS]


Her devrim önce çocuklarını yer. Çanlar Zekeriya Öz için çalıyor. İslamofaşist.. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:35:14 ÖS]


Utanma Osmanlı çocuğu utanma, sadece bildiğimizi bil. Cizre ile birlikte ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:26:05 ÖS]


ISIS insan yakmadan önce, beyaz adam da siyah adamı yakmıştı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:20:18 ÖS]


MOSSAD, AKP'NİN RUHUNDA... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:16:37 ÖS]


IŞİD'i Allah mı yönetiyor bre pezevenk? Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:07:06 ÖS]


Erdoğan'ın sır küpleri ülkeyi nereye götürecek? PKK'yı desteklemeye mi ... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 03:02:31 ÖS]


Mehmet Cengiz'in vergi borçları... Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:58:33 ÖS]


AK AÇILIM DEVAM EDİYOR, ŞIRNAK ULUDERE'DE ASKERE DOÇKALI SALDIRI Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:55:54 ÖS]


AKP seçmeni, Obama'nın Başbakanı böyle çağırması sizi gururlandırıyor mu? Garson Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 08, 2015, 02:50:04 ÖS]


Ynt: Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: Yasin Altunoglu
[Şubat 07, 2015, 10:56:28 ÖÖ]


Facebook adresimi 4. kez kapattı. Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 06, 2015, 04:53:45 ÖS]


JEAN JAURES’E GÖRE 1908 ‘TÜRK DEVRİMİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 06, 2015, 03:33:32 ÖS]


Hadisler Ayetlerin Hükmünü Kaldırabilir mi? Gönderen: halukgta
[Şubat 04, 2015, 10:55:46 ÖS]


HOCA RÜYASINI GÖRDÜ MÜ ACABA ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2015, 03:08:08 ÖÖ]


Bu Türkiye Sizin Seçiminizdir, akan suyun nereye gittiğini seyredeceksiniz Gönderen: ahmetdursun
[Şubat 02, 2015, 12:55:55 ÖS]


‘PERİNÇEK SEFERBER EDİYOR’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 31, 2015, 12:48:16 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ocak 30, 2015, 09:31:55 ÖÖ]


MEMLEKETİN SAHİPLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2015, 12:43:50 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: bcdeniz
[Ocak 29, 2015, 09:34:16 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ocak 29, 2015, 12:22:59 ÖS]


İslam İnancında Fetva Verme Konusu. Gönderen: halukgta
[Ocak 28, 2015, 10:18:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: HektorX
[Ocak 28, 2015, 03:11:51 ÖS]


TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 25, 2015, 04:53:24 ÖS]


STARSBOURG’DAN SONRASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2015, 08:28:25 ÖS]


AKP’NİN EBU CENDEL’LERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2015, 01:54:29 ÖS]


KAPANA KISILMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 23, 2015, 01:15:41 ÖÖ]


Ynt: IŞİD'den yeni katliam Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 22, 2015, 12:34:18 ÖÖ]


50 GÜNDE 9741 İŞÇİ İŞTEN ATILDI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ocak 21, 2015, 08:19:55 ÖS]


AVRUPA’DA ‘SİYSAL DEPREM’ OLASILIǦI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 20, 2015, 11:05:23 ÖS]


İǦNEYİ KENDİMİZE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2015, 05:41:35 ÖS]


DEVLET KUŞU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2015, 03:21:49 ÖÖ]


Bu son fırsat, El-Kaide'ye yollanan silahların belgesini indirin. Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 17, 2015, 02:19:17 ÖS]


İslam a İftira Atanların Hezeyanı. Gönderen: halukgta
[Ocak 17, 2015, 12:38:37 ÖS]


Ynt: KARAÇARŞAFIN TARİHÇESİ Gönderen: akil28
[Ocak 17, 2015, 10:39:02 ÖÖ]


TERÖRÜN T’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 16, 2015, 04:05:11 ÖÖ]


DÜŞÜNÜYORUM O HALDE… Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2015, 07:56:26 ÖS]


MADALYONUN İKİ YÜZÜ : ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2015, 03:54:37 ÖÖ]


CHARLIE’NİN NİYETLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 13, 2015, 02:45:35 ÖS]


Ynt: Çeşitli Kitaplar... Gönderen: bespecter
[Ocak 12, 2015, 03:08:23 ÖS]


CUMHURİYET’İ SİNEGOGA KAPATMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 11, 2015, 10:05:48 ÖS]


Paris'te komplo teorisi olsa ne olmasa ne .. Gönderen: Talat Alp
[Ocak 11, 2015, 12:17:06 ÖÖ]


FRANSA’DA FRANSIZ OLMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 10, 2015, 10:17:20 ÖS]


Ynt: VAYY BEE.. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 10, 2015, 05:19:40 ÖÖ]


VAYY BEE.. Gönderen: Talat Alp
[Ocak 09, 2015, 11:16:42 ÖS]


PARİS’TE HARÇ BİTTİ İNŞAAT PAYDOS Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2015, 10:01:17 ÖS]


CHARLİE HEBDO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2015, 03:22:32 ÖÖ]


Ynt: BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 10:22:38 ÖS]


Ynt: BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 06:43:49 ÖS]


BİR MİLLET UYANIYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2015, 02:38:16 ÖS]


PAÇASINDAN ASILMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 07, 2015, 11:48:39 ÖS]


BİR ÇUVAL CEVİZ (2) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2015, 09:53:12 ÖS]


BİR ÇUVAL CEVİZ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2015, 07:12:36 ÖS]


Nur Suresi 31. Ayeti Nasıl Anlamalıyız. Gönderen: halukgta
[Ocak 05, 2015, 04:09:55 ÖS]


Ynt: TEORİ VE PRATİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2015, 03:20:07 ÖÖ]


TEORİ VE PRATİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2015, 01:04:07 ÖÖ]


ALGI BOZUKLUĞU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 31, 2014, 03:10:35 ÖÖ]


VESAYET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 30, 2014, 02:16:01 ÖÖ]


SURİYE MAHKEMEYE GİDİYOR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 29, 2014, 03:10:20 ÖÖ]


Ynt: Hangisi doğru? Allah samed midir, yardıma muhtaç mıdır? Allah yaratmak !!! Gönderen: Kemal Denizer
[Aralık 27, 2014, 05:07:31 ÖS]


Ynt: Hangisi doğru? Allah samed midir, yardıma muhtaç mıdır? Allah yaratmak !!! Gönderen: Flesteen
[Aralık 27, 2014, 04:08:54 ÖS]


KARINCA VE AĞUSTOS BÖCEĞİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 27, 2014, 02:59:47 ÖS]


OSMANLICA’NIN O’SU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 26, 2014, 09:25:07 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 26, 2014, 02:09:08 ÖÖ]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: Talat Alp
[Aralık 24, 2014, 08:37:39 ÖS]


Timeo Hominem Unius Libri Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 24, 2014, 04:44:46 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 24, 2014, 04:20:17 ÖS]


Ynt: Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: Talat Alp
[Aralık 24, 2014, 03:08:26 ÖS]


ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (11) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 24, 2014, 08:18:16 ÖÖ]


Kur'an ı Nasıl Okumalıyız. Gönderen: halukgta
[Aralık 23, 2014, 03:04:50 ÖS]


ATMA RECEP ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 22, 2014, 09:23:31 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 17 kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 22, 2014, 12:01:27 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 15 kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 20, 2014, 10:04:14 ÖÖ]


BUNALIMI ÖNGÖRMEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 20, 2014, 06:00:57 ÖÖ]


PUTİN’İN ‘GÜNAHLARI’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 19, 2014, 08:43:14 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 14. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 19, 2014, 07:52:21 ÖS]


Ynt: ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 09:57:20 ÖS]


Ynt: ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 09:23:39 ÖS]


ULUSALCILIK İVME KAZANACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2014, 04:54:47 ÖS]


TAŞERON İŞÇİSİNİN ZAFERİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Aralık 18, 2014, 04:46:39 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 13. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 18, 2014, 01:10:29 ÖS]


DİZ ÜSTÜ YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK YEĞDİR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 17, 2014, 05:13:31 ÖÖ]


Operasyon sayesinde Alman basınında da rezil olduk... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 16, 2014, 10:21:55 ÖÖ]


"Işık Motor" Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 15, 2014, 11:58:59 ÖÖ]


OPERASYON ve DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 15, 2014, 01:42:23 ÖÖ]


Ynt: HASSA ORDUSUNUN HASSASİYETİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 14, 2014, 05:53:54 ÖS]