Gönderen Konu: Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?  (Okunma sayısı 3614 defa)

0 Üye ve 30 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?
« : Nisan 15, 2011, 01:20:01 ÖÖ »

KÜLHANBEYLİĞİ




Padişah 3. Selim"in 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması"ndan sonra Devlette başlattığı ıslahat uygulamalarının genel adı Nizam-ı Cedit"tir. Yeni Düzen anlamına gelen bu uygulamalar çerçevesinde 1807 yılına kadar yapılan yenilikler devre damgasını vurmuştur. Bu devirde oluşturulan modern Ordu da bu adı almıştır.

Nizam-ı Cedit ordusunun kurulmasından 34 yıl sonra 1826 yılında Sultan 2. Mahmut yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır. Ordudan ayrılanlar yirmişer, otuzar kişilik gruplar halinde mahallelerdeki esnaflara dadanıp, astığım astık kestiğim kestik diyerek gözdağı verip, zorbalıkla haraç almaya ve mahallenin namusuna göz dikmeye başladılar.

Başlangıçta Külhanbeyleri de halkın namusunu korur, esnafa sahip çıkardı. Ancak sonradan onlar da bozulmaya yüz tuttular. Külhan, hamamların altına yerleştirilen büyük kapalı ocak ve eski Türk Hamamlarının ısıtma tertibatının bulunduğu bölümdür. Külhan, sıcaklık kısmına bitişik olur ve ayrıca dışarıdan girişi bulunurdu. Bu bölümde hamamda kullanılacak olan su, büyük bakır tekneler içinde odun ateşiyle kaynatılır, hamamın diğer bölümleri de külhandan gelen sıcak havanın döşemeler altında cehennemlik denilen özel galerilerde dolaştırılmasıyla ısıtılırdı.




Külhanbeyi sözcüğü, geceleri hamam külhanında yatan, yersiz yurtsuz kimse anlamında kullanılmıştır. Kendilerine has kıyafet ve konuşmaları olan başıboş ve haylaz takımından kimseleri ifade ediyordu.

Külhanbeyi inanışına göre bunların piri Layhar adında biridir.Söylentiye göre, hamam külhanında şarap tortularını (layhar) içen sarhoş biri olan bu adam bir gün meyhanede, Gazne"li Mahmut"un yakınlarından Senai Beyin ve çamura batan katırının şerefine kadeh kaldırır. Tam o sırada hamamın önünde hayvanı çamura gömülen Senai Bey, Layhar"ın sözlerini duyarak meyhaneye girer. Diz çökerek Layhar"ın elini öper, hayır duasını alır. Bu dua sayesinde ve Senai Beyin tedbirleriyle Gazneli Mahmut başarıya ulaşır.

İstanbul"da Külhanbeylerinin ilk barındıkları yer, fetihten sonra yapılan ilk hamam olan Gedik paşa Hamamıdır. Hamamı ısıtmak için ateş yakılan külhan kısmı birçok kimseyi barındırmaya elverişli idi. Yatacak yeri olmayanlar genellikle kış aylarında burada yatıp kalkarlardı. Bu yüzden bu kimselere Külhanbeyi denilirdi. Zamanla diğer hamamların külhanları da başıboş kişilere sığınak oldu.

Külhanbeylerinin kendilerine has argosu ve giyinişleri vardı. Eski niteliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Külhanlarda yatma geleneği kalkmıştı. Eskiden külhanbeyleri kuşaklarını bellerine gelişigüzel dolar, başlarına sıfır numara fes, paçası bol geniş pantolon, ökçesi basık yemeni giyerlerdi.


19. yüzyılın sonlarına doğru külhanbeyi tabiri toplum içinde asalak olarak kendi başına yaşayan ve serserilik yapan ipsiz sapsız ve belirli bir nizama tabi olmayan kimseler için kullanılmaya başlamıştır. Bunlara kopuk da denilirdi. her birinin bir lakabı vardı. Ve bu lakaplarla çağırılırlardı. Bu lakaplar onları toplumdan farklı kılardı ve onların nazarında sarhoşluk, yalancılık, hırsızlık, sahtekarlık sıradan işlerdi. Külhanbeylerinin yapmakla övündükleri bazı şeyler vardı. Cakalı boyun kırmak, omuz vermek, dirsek çırpmak, çoluk çocuğa laf atmak, kadınlara sarkıntılık etmek, koç çarpıştırmak, kabara, kabara gezmek, bazen da dayak yemek onlar için marifet sayılıyordu. Birbirlerine, "˜imanım, eyvallah, yakarım, yandan gel" gibi kalıplaşmış sözler söylerlerdi.

Külhanbeyleri son dönemlerde de hamamlarda faaliyet göstermekten geri durmadılar. Müşterilerin eşyalarını çalarlar, itiraz edeni döverler ve hamamdan kovarlardı. Bir kısmı evlerde, bir kısmı bekar odalarında ve bir kısmı da sabahçı kahvelerinde sabahlarlardı.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra külhanbeyleri iyice yoldan çıkmışlar, güvenlik güçleri bunlarla baş edemez duruma gelmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal düzenlemeler gündeme gelmiş ve külhanbeyleri de 1940"lı yıllarda ortadan kalkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda külhanbeyliği kabadayılık sıfatıyla birlikte anılmaya başlanmış, iki sözcük aynı manayı içermeye başlamıştır. Çünkü artık her ikisi de yozlaşmıştı. Kabadayılar da başlangıçta mahallenin namusunu, şerefini koruyan insanlardı. Ancak zamanla kirlenerek ve halkın namusuna göz diken insanlar haline gelmişlerdi.

Not:Birol Aydın"ın Kravatlı Mafya eserinden faydalanılmıştır.

En bilindik naraları ise şöyleydi:

"Anamı kesen ben! Babamı kesen ben! Var mı ulan bana yan bakan?..."


TULUMBACI KABADAYILAR

Üstleri çıplak, kurşuni şalvarları, vücutlarının çeşitli yerlerine kızgın demir ya da antimuanla yapılmış dövmeleri, kimi çıplak ayak veya ayaklarında tulumbacıların giydiği karakaçan.. İki kişinin omuzlarında taşıdıkları yirmi beş kiloluk, emme-basma tulumba, her birinin elinde balta, kürek, kazma, urgan, hortum, merdiven, teneke ibrikler, naralar atarak kimi genç, kimi ihtiyar ...

"Yangınnnn vaaaaaaaaar! Yangınnnn vaaaaaaaaaaar! - Haaaayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasım Paşanın yiğitleri bunlar!"

Nidaları ile tulumbacı bölüğü yangından yangına koşarlardı. Her mevki ve görevde olanlar vardı aralarında. Hangi semtte yangın çıkmış ise , o semtin tulumbacı kabadayıları bütün işlerini bırakıp yangın söndürmeye giderlerdi.



Amatör itfaiyecilik olarak kabul edilen tulumbacılık kaldırılıp itfaiyenin kurulmasından sonra çok sayıda gencin işsiz kalmasıyla ortaya çıkıyor kabadayılık.

Bakın eski bir polis nasıl tarif ediyor kabadayıları"¦

"Racon keserlerdi. En ağır raconlar kumarda hile yapmamak, başkasının kızına göz koymamak, hırsızlık yapmamaktı. Silah kaçakçılığıyla, uyuşturucuyla, çete işleriyle ilgileri yoktu. Mahallelerinde başları eğik saygılı adamlardı. Kabadayılar karakola gitmemeleriyle övünürdü. Şimdikiler gibi polise yakalanmak, hapse girip nam salmak adetleri yoktu. Birçok zaman polise yardımcı bile olmuşlardır. Bir nevi fahri polistiler."
( Koçu, R.E.;"İstanbul Tulumbacıları", s. 478, Doğan Kitapçılık (2005).


EFENDİ KABADAYILAR

Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, külhanbeylerinden (bkz: külhanbeyi) ve diğer serseri gruplarından ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul"un tanınmış kabadayıları semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendilerini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlardı. Mahalle sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinmelerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumarhanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı bunları himaye ederdi. kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman mahallede ortaya çıkan sorunun kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul"un eski kabadayılığı bir nevi "şehir sövalyeliği"ydi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdi. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, raconları vardı. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve alışkanlıkları ile koydukları kurallara uymaya mecburdular. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederlerdi. Çünkü çevrelerinin onlara verdiği bazı hakları ayak altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlardı.


Onlar beydi, efendiydi, ağaydı. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete lâyık olmaya dikkat ederler, kendilerine "külhanbeyi" denilmesinden ödleri kopardı. Çoğu cahildi, fakat terbiyeli adamlardı. Büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlardı. Nesneli adamlardı, zevk ehliydiler, kılık kıyafet itibariyle de, herkes gibi giyinirlerdi. Hatta iyi terzilerden giyinirlerdi, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezlerdi. Çünkü koltuk altında, bellerinde silah taşırlar, bunu da bir çalım vasıtası yapmazlardı. Çoğu sanatkardı. hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildi. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de çıkmazlardı, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardı. "olmaktan çekinirlerdi. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezlerdi.

Kabadayılıktan nam vermek için ilk imtihan olarak o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmek lazımdı. Bununla birlikte hakiki kabadayılar kendisinden bahsettirecek herhangi bir olay ile övünmeyi ayıp sayarlardı. Görenler söylerler; şayet biri böyle bir olaya ilişkin soru sorarsa; "- evet. Öyle bir şey olmuştu" der geçerlerdi. Onlar için bu olaylar kabadayılık aleminin sıradan işleriydi.

Bunun yanında namlarının devam etmesi, inandıkları dava ve gerekirse kadın uğruna birbirleriyle kavga etmekten çekinmezlerdi. Aralarında anlaşamadıkları meselelerde racon kesmek konusunda anlaşmaya varır ve meseleyi bu şekilde halletmek yoluna giderlerdi. Racon kesmenin de kendisine has kuralları bulunmaktaydı.

Aslı İtalyanca olan "racon", İstanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıydı. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verirdi, bu hükme hepsi itaatle mükellefti. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sahibi bulunmaları şarttı. Şayet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederlerdi. Fakat bir taraf kabul eder diğer taraf kabul etmezse kabadayılık alemi, kabul etmeyeni bir dışlama ile aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmezdi ve böylece kendine başka bir çevre bulmaya mecbur olurdu.

Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılırlardı. Çeşme meydanında Azap kapı iskelesinde sandıkçılık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasımpaşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında kabadayı muhitinde "abu" diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla kendisi Arap olmamasına rağmen bu lakapla anılan Süleymaniye sancağından Arap Abdullah ve 1909"da bir ara Büyükada"da baş komiserliğe tayin edilen sarraf Niyazi, bu alemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.

Sonuç olarak;
Kabadayılık ve külhanbeylik arasında dağlar kadar fark vardır... Kabadayı tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, kabadayı merttir, dayılanması bile efendicedir, saygılıdır, mazlumların koruyucusudur, hak-hukuk gözetir, mahalle itliği yapmaz ve her zaman iyi bir amaç için gayreti vardır ama özellikle bilinmeli ki, hiç bir zaman kabadayılar , hasmının anasına küfür etmezler! Çünkü kadın"a saygı duyarlar ama özellikle annelere! Korkusuzdurlar, iyi bıçak ve silah kullanırlar..Ünlü kabadayılar, Tatavla ve Tophaneden çıkarlarmış. Tophane kabadayılarının, Tatavla kabadayılarına nazaran üslup ve tavırlarında da daha düşük seviyede olduğu söylenir... Aşkları dilleri destandır...Her birinin bir tane sevgilisi vardır. Bu kadınlar, genelde namlı fahişelerdir.

Kabadayılar, karakola çağırıldıkları zaman asla gitmezlik etmezler. Hatta en iyi kıyafetlerini giyip, devletin karşısına çıktıklarında da, her zaman hem makamlara, hem de devlete karşı son derece saygılı oldukları söylenir...

Oysa külhan bey"ler, kopuk takımındandır, serkeştir ve keştir, kuralsızdır, gelene geçene sataşır, ağzını ayarı yoktur, sadece kendi çıkarını düşünür, kimseye saygı duymaz, kendinden güçlüsüne kolay eğilip bükülür... Açıkçası külhan beyler, kabadayılar arasında hor görülür...

alıntı...
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Siyasette Külhanbeyi nasıl olunur?
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2011, 02:37:24 ÖÖ »
Mersinli Çiftçi: Öldük bittik sayın başbakan. Bende bir şey yok rahat olun, devletimin başbakanı...
Tayyip erdoğan: Bir dakka girmeyin. Artislik yapma...
çiftçi: Artislik yapmıyorum lütfen hakaret etmeyin.
başbakan: Böyle bağırılmaz. Artislik yapma.
çiftçi: Artislik yapmıyorum sanatçı değilim ben.
başbakan: Artislik yapma, iyi bi sanatçısın. Terbiyesizlik yapma.
çiftçi: Tarım bakanınızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
başbakan: Lan bana anayasayı öğretme.
çifçti: Lan mı?
başbakan: Evet.
çiftçi: Canın sağolsun.
başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
çiftçi: Ne zaman?
başbakan: Şimdi.
çifçti: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı!
başbakan: Hadi, ananı al git burdan lan!
çifçti: Lan diye hitap etme! Ayıp be! Kim vuruyor, neden vuruyorsunuz?
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

‘ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2016, 08:17:33 ÖÖ]


Ynt: SESLİ KİTAP > George Orwell - 1984 Gönderen: bariscumtr
[Şubat 03, 2016, 04:57:22 ÖS]


Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkûm kadınlara akşam dersleri ver Gönderen: PLMPLM
[Şubat 02, 2016, 06:58:55 ÖS]


Where I can get for free XRumer 12.0.16?? Gönderen: StaceyzzKi
[Şubat 02, 2016, 05:25:57 ÖÖ]


Where I can get cheap XRumer + SocPlugin? Gönderen: StaceyzzKi
[Şubat 01, 2016, 08:27:08 ÖS]


Bir Erkek Eşine, Üç Kez Boş Ol Dediğinde, Boşanma Gerçekleşir mi? Gönderen: halukgta
[Ocak 31, 2016, 07:24:03 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XXV)- OTUZ YIL SAVAŞLARI ve WESTFALYA MODELİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 31, 2016, 07:46:47 ÖÖ]


Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Ocak 30, 2016, 12:53:20 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (XXIV): KAPİTALİZMİN K’SI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 27, 2016, 09:24:02 ÖÖ]


İLK TÜRK KADIN AVUKAT Süreyya Ağaoğlu LOKANTAYA GİDİNCE... Gönderen: PLMPLM
[Ocak 26, 2016, 04:28:08 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XXIII) : ŞİDDET ve TOPLUMSAL DÜZEN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 26, 2016, 07:21:18 ÖÖ]


GMO Gönderen: PLMPLM
[Ocak 26, 2016, 01:28:32 ÖÖ]


Diyanetin, Öz Evladına Şehvet Duyan Baba Konusunda, Verdiği Fetva Üzerine.... Gönderen: halukgta
[Ocak 23, 2016, 06:58:16 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XXII) : İNGİLİZ DEVRİMİ ve GERRARD WİNSTANLEY Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 23, 2016, 04:15:30 ÖÖ]


İsrail Adalet Bakanı, "Kürdistan Kurulmalı" dedi. Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 21, 2016, 07:32:47 ÖS]


DEVLET ÜSTÜNE (XXI): LİBERALİZM ve ELEŞTİRİLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 21, 2016, 04:10:44 ÖÖ]


BİR KOLLOKYUMUN ARDINDAN ORTA-DOĞU’DA SİVİL TOPLUM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 16, 2016, 10:48:18 ÖS]


Philosophy in the Turk lands Gönderen: PLMPLM
[Ocak 13, 2016, 12:44:17 ÖÖ]


ALİ NEJAT ÖLÇEN’DE ‘ÖLÇÜ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 12, 2016, 09:11:34 ÖS]


Ynt: Etnografya Dergisi 1-20 Cilt arası. Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 11, 2016, 11:48:09 ÖS]


Ynt: Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: ahmetdursun
[Ocak 11, 2016, 11:45:21 ÖS]


SOYKIRIM YALANI ÇAĞI BİTTİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2016, 02:37:24 ÖÖ]


‘SOYKIRIMI İNKÂR’DA ‘SON’A DOĞRU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2016, 01:15:50 ÖÖ]


Ynt: IDENTITIES: How Governed, Who Pays? Turkcesi en altta Gönderen: PLMPLM
[Ocak 07, 2016, 10:09:17 ÖS]


Ynt: IDENTITIES: How Governed, Who Pays? Turkcesi en altta Gönderen: PLMPLM
[Ocak 07, 2016, 10:07:57 ÖS]


Kur'an da Kadının Şahitliği Konusu. Gönderen: halukgta
[Ocak 07, 2016, 03:57:40 ÖS]


SAVAŞ ve HIYANET-İ VATANİYE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 06, 2016, 11:25:11 ÖÖ]


Ynt: Yeni otomobil alacaklar dikkat, Sürüş Destek Sistemleri-Şoförsüz sürüşe az kaldı Gönderen: damladamla
[Ocak 05, 2016, 11:29:09 ÖÖ]


KORSİKA’NIN K’SI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2016, 12:46:09 ÖÖ]


YİNE ‘YENİ’ ANAYASA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 04, 2016, 07:53:29 ÖS]


AB’DE SONA DOĞRU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 03, 2016, 06:12:15 ÖS]


Cin'deki Turk Salar boy'unun okudugu kitap Gönderen: PLMPLM
[Ocak 02, 2016, 06:27:04 ÖS]


“HDP KAPATILMALI MI”? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 30, 2015, 06:09:06 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Aralık 30, 2015, 04:48:06 ÖS]


ZEKERİYA DAVYDOF Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 29, 2015, 08:25:04 ÖS]


HER SAVAŞ AYNI ZAMANDA BİR İÇ SAVAŞTIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 29, 2015, 02:01:52 ÖS]


GELECEK YIL AĞLAMAK İSTEMİYORUM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 28, 2015, 05:56:43 ÖS]


DİPLOMAT PUTİN ve ‘SAVAŞ’IN GİZİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 24, 2015, 05:38:11 ÖS]


Dini Kimden Ve Nereden Öğrenmeliyiz. Gönderen: halukgta
[Aralık 24, 2015, 03:37:07 ÖS]


Ataturk'un el'i kanar mi? Gönderen: PLMPLM
[Aralık 24, 2015, 02:17:05 ÖÖ]


Yılmaz Özdil, Y-CHP+AKP+BDP'nin soyunu, kim olduklarını yazmış. Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 23, 2015, 11:17:40 ÖÖ]


DİL ve EŞEK ARISI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 22, 2015, 04:15:16 ÖS]


Ynt: “Açları doyurdum, çıplakları giydirdim. Yoksul milleti zengin kıldım." Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 22, 2015, 03:23:04 ÖS]


İSPANYA’DA ‘YENİ DÖNEM’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 21, 2015, 10:33:09 ÖS]


“Açları doyurdum, çıplakları giydirdim. Yoksul milleti zengin kıldım." Gönderen: PLMPLM
[Aralık 19, 2015, 04:16:12 ÖS]


A Magnetic Wormhole (Manyetik solucan deliği) Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 19, 2015, 01:35:47 ÖÖ]


Hakan Fidan’ın karanlık geçmişi. Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 19, 2015, 01:21:36 ÖÖ]


Barzani bir devlet değil, bir Aşiret lideridir. Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 19, 2015, 01:15:56 ÖÖ]


OYUN İÇİNDE OYUN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 18, 2015, 10:08:51 ÖS]


BU KIŞ GELECEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 16, 2015, 09:38:40 ÖS]


Altay Kokenli Toplumlar Gönderen: PLMPLM
[Aralık 15, 2015, 01:44:31 ÖÖ]


Türbanlı Türkiye, Rusya'yla mücadelesinde asla başarılı olamayacak. Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 12, 2015, 10:52:30 ÖS]


ÇİN İŞİ-PUTİN İŞİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 12, 2015, 03:02:48 ÖS]


Ahmet Reyiz Yılmaz: "İsrail Gazını Uygun Fiyata Alıp Avrupa'ya Satalım" Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 12, 2015, 12:22:06 ÖÖ]


LE PEN BİZİ KESECEK ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 10, 2015, 03:39:13 ÖS]


Putin'den nükleer tehdit mi? Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 10, 2015, 02:04:12 ÖS]


Bakara Suresi 196. Ayetinin, HAC Konusunda Verdiği Bilgiler. Gönderen: halukgta
[Aralık 07, 2015, 10:10:03 ÖÖ]


OYUNBOZAN PUTİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 05, 2015, 07:34:07 ÖÖ]


VALERİ’NİN BOYU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 04, 2015, 06:27:42 ÖÖ]


MUHASEBECİ PUTİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 02, 2015, 07:20:53 ÖÖ]


ZEVZEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 30, 2015, 03:26:07 ÖÖ]


Ynt: Ateizmi Anlamak Gönderen: venom
[Kasım 28, 2015, 08:03:25 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 27, 2015, 11:15:35 ÖS]


YES MY PRESIDENT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 26, 2015, 11:53:34 ÖS]


Fetva Verme Makamı Zihniyeti, Toplumu Kur'an dan Uzaklaştırmıştır. Gönderen: halukgta
[Kasım 26, 2015, 06:43:42 ÖS]


BALTA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 26, 2015, 02:24:08 ÖÖ]


RUS UÇAĞI ve ‘UTANMA DUYGUSU’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 24, 2015, 10:27:49 ÖS]


Erdoğan, Hayatını zor kazanan biriydi. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 23, 2015, 05:16:43 ÖS]


KAPİTALİZM Mİ DEDİNİZ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 23, 2015, 12:36:47 ÖS]


PAZAR YAZISI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 21, 2015, 06:50:09 ÖS]


MALİ’NİN HALİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 21, 2015, 12:13:52 ÖÖ]


FRANSA’DA DÜZEY ve DÜZLEM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 20, 2015, 07:53:45 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (XIX)- DAEŞ (İŞID) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 19, 2015, 04:54:12 ÖÖ]


Ynt: Masonlar Dergisi Sayı 72, Yıl 1989 Gönderen: ferdi
[Kasım 18, 2015, 05:18:01 ÖS]


ZANA’NIN ZIRVASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 18, 2015, 12:39:45 ÖÖ]


ABD adına savaşa giriyoruz, yetmez ama eveeeeeet...!!! Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 17, 2015, 06:37:44 ÖS]


IŞİD Paris saldırısını en az 200 kişi biliyordu. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 17, 2015, 02:49:50 ÖS]


N’OLACAK ŞU FRANSA’NIN HALİ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 16, 2015, 10:41:38 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XVIII)- ‘HALKÇI EKONOMİ POLİTİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 15, 2015, 10:28:29 ÖS]


PARİS BU KEZ KARARLI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 15, 2015, 02:26:12 ÖÖ]


Masonlar Dergisi Sayı 72, Yıl 1989 Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 14, 2015, 01:37:29 ÖS]


Ynt: Ateizmi Anlamak Gönderen: Yasin Altunoglu
[Kasım 14, 2015, 11:46:12 ÖÖ]


ASGARİ ÜCRET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 13, 2015, 02:05:21 ÖS]


Allah ım, Merhametsizleri Bizlere Musallat Etme. Gönderen: halukgta
[Kasım 12, 2015, 10:25:58 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (XVII)- AVRUPAÎ BÖLGECİLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 12, 2015, 12:16:15 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (XVI)- ‘DEVLET-ULUS’UN SONU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 09, 2015, 09:40:41 ÖS]


Kara çarşafla yeni ayanaysa çalışmaları, katliam fetvaları geliyor. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 09, 2015, 01:51:16 ÖS]


Paralel evren bulundu mu? Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 08, 2015, 10:58:15 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XV)- ‘ÖZERKLİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 08, 2015, 12:38:56 ÖÖ]


RESTORASYONDA RESTORASYON Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 05, 2015, 01:50:30 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (XIV)-ULUSAL EKONOMİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 04, 2015, 05:16:27 ÖÖ]


HALKIN SAĞDUYUSU KAZANDI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 02, 2015, 09:02:31 ÖÖ]


Dünya Sağlık Örgütü, 2015 Karayolu Güvenliği Küresel Durum Raporu. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 31, 2015, 03:06:33 ÖS]


“FRANSA TÜRKİYE’Yİ TARTIŞMIYOR, ANCAK…” Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 30, 2015, 05:49:00 ÖS]


Fuat Avni, seçimde görevlendirilecek olan “Ak hırsızlar” listesi yayınladı. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 30, 2015, 03:53:13 ÖS]


Önce anayasanın sayıştay üyeliği maddesini değiştireceksin... Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 30, 2015, 02:16:41 ÖS]


Ruhban Sınıfı Ve Yaptığımız Yanlışlar. Gönderen: halukgta
[Ekim 30, 2015, 09:56:30 ÖÖ]


CUMHURİYET DEDİKLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 29, 2015, 01:24:09 ÖÖ]


KARABULUT ANAYASASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 28, 2015, 04:34:35 ÖÖ]


İngilizce-Türkçe karışık dosyalar... Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 26, 2015, 06:14:45 ÖS]


Figen Özen yaşamını yitirdi. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 22, 2015, 10:39:22 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XIII) ‘Minimum Devlet’in Felsefî Temelleri Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 22, 2015, 10:32:09 ÖS]


DEVLET ÜZERİNE (XII) -ÜRETİM EKONOMİSİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 20, 2015, 09:12:41 ÖS]


PKK’NIN YUNAN AYAĞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 19, 2015, 02:30:56 ÖS]


AİHM’İN KESTİĞİ PARMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 17, 2015, 05:03:47 ÖÖ]


‘SOYKIRIM’DA KIRILMA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 16, 2015, 12:04:22 ÖÖ]


Cumhurbaşkanlığı bütçesi hakkındaki soru önergeleri neden milletten gizleniyor? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2015, 11:19:35 ÖS]


YPG, IŞİD'in devamı gibi. Af örgütü raporunda korkunç PYD gerçekleri. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2015, 01:20:42 ÖÖ]


IŞİD Demirtaş'a suikast hazırlığında, emniyet alarmda. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2015, 12:14:18 ÖÖ]


Büyücülük Konusu Ve Kur'an. (Bakara 102. ayet) Gönderen: halukgta
[Ekim 14, 2015, 07:16:19 ÖS]


SYKES-PICOT ZÜRRİYETİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 13, 2015, 03:01:54 ÖÖ]


Petrol şirketlerine büyük imtiyazlar... Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2015, 05:42:03 ÖS]


Uyarıyorum, AKP'ye verilen her oy, çocuklarınıza kanser olarak dönecektir. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 09, 2015, 01:52:46 ÖS]


Stuxnet Virüsü İran’a Nasıl Etki Etti? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 06, 2015, 11:54:42 ÖS]


TANRI, APTAL, SARHOŞ ve ABD’LİLERİ KORUSUN! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 06, 2015, 12:20:56 ÖÖ]


DEVLET ÜZERİNE (11): ‘Demokratik Değerler’ Demokrasisi Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 05, 2015, 04:43:49 ÖÖ]