Gönderen Konu: Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?  (Okunma sayısı 2480 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?
« : Nisan 15, 2011, 01:20:01 ÖÖ »

KÜLHANBEYLİĞİ




Padişah 3. Selim"in 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması"ndan sonra Devlette başlattığı ıslahat uygulamalarının genel adı Nizam-ı Cedit"tir. Yeni Düzen anlamına gelen bu uygulamalar çerçevesinde 1807 yılına kadar yapılan yenilikler devre damgasını vurmuştur. Bu devirde oluşturulan modern Ordu da bu adı almıştır.

Nizam-ı Cedit ordusunun kurulmasından 34 yıl sonra 1826 yılında Sultan 2. Mahmut yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır. Ordudan ayrılanlar yirmişer, otuzar kişilik gruplar halinde mahallelerdeki esnaflara dadanıp, astığım astık kestiğim kestik diyerek gözdağı verip, zorbalıkla haraç almaya ve mahallenin namusuna göz dikmeye başladılar.

Başlangıçta Külhanbeyleri de halkın namusunu korur, esnafa sahip çıkardı. Ancak sonradan onlar da bozulmaya yüz tuttular. Külhan, hamamların altına yerleştirilen büyük kapalı ocak ve eski Türk Hamamlarının ısıtma tertibatının bulunduğu bölümdür. Külhan, sıcaklık kısmına bitişik olur ve ayrıca dışarıdan girişi bulunurdu. Bu bölümde hamamda kullanılacak olan su, büyük bakır tekneler içinde odun ateşiyle kaynatılır, hamamın diğer bölümleri de külhandan gelen sıcak havanın döşemeler altında cehennemlik denilen özel galerilerde dolaştırılmasıyla ısıtılırdı.




Külhanbeyi sözcüğü, geceleri hamam külhanında yatan, yersiz yurtsuz kimse anlamında kullanılmıştır. Kendilerine has kıyafet ve konuşmaları olan başıboş ve haylaz takımından kimseleri ifade ediyordu.

Külhanbeyi inanışına göre bunların piri Layhar adında biridir.Söylentiye göre, hamam külhanında şarap tortularını (layhar) içen sarhoş biri olan bu adam bir gün meyhanede, Gazne"li Mahmut"un yakınlarından Senai Beyin ve çamura batan katırının şerefine kadeh kaldırır. Tam o sırada hamamın önünde hayvanı çamura gömülen Senai Bey, Layhar"ın sözlerini duyarak meyhaneye girer. Diz çökerek Layhar"ın elini öper, hayır duasını alır. Bu dua sayesinde ve Senai Beyin tedbirleriyle Gazneli Mahmut başarıya ulaşır.

İstanbul"da Külhanbeylerinin ilk barındıkları yer, fetihten sonra yapılan ilk hamam olan Gedik paşa Hamamıdır. Hamamı ısıtmak için ateş yakılan külhan kısmı birçok kimseyi barındırmaya elverişli idi. Yatacak yeri olmayanlar genellikle kış aylarında burada yatıp kalkarlardı. Bu yüzden bu kimselere Külhanbeyi denilirdi. Zamanla diğer hamamların külhanları da başıboş kişilere sığınak oldu.

Külhanbeylerinin kendilerine has argosu ve giyinişleri vardı. Eski niteliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Külhanlarda yatma geleneği kalkmıştı. Eskiden külhanbeyleri kuşaklarını bellerine gelişigüzel dolar, başlarına sıfır numara fes, paçası bol geniş pantolon, ökçesi basık yemeni giyerlerdi.


19. yüzyılın sonlarına doğru külhanbeyi tabiri toplum içinde asalak olarak kendi başına yaşayan ve serserilik yapan ipsiz sapsız ve belirli bir nizama tabi olmayan kimseler için kullanılmaya başlamıştır. Bunlara kopuk da denilirdi. her birinin bir lakabı vardı. Ve bu lakaplarla çağırılırlardı. Bu lakaplar onları toplumdan farklı kılardı ve onların nazarında sarhoşluk, yalancılık, hırsızlık, sahtekarlık sıradan işlerdi. Külhanbeylerinin yapmakla övündükleri bazı şeyler vardı. Cakalı boyun kırmak, omuz vermek, dirsek çırpmak, çoluk çocuğa laf atmak, kadınlara sarkıntılık etmek, koç çarpıştırmak, kabara, kabara gezmek, bazen da dayak yemek onlar için marifet sayılıyordu. Birbirlerine, "˜imanım, eyvallah, yakarım, yandan gel" gibi kalıplaşmış sözler söylerlerdi.

Külhanbeyleri son dönemlerde de hamamlarda faaliyet göstermekten geri durmadılar. Müşterilerin eşyalarını çalarlar, itiraz edeni döverler ve hamamdan kovarlardı. Bir kısmı evlerde, bir kısmı bekar odalarında ve bir kısmı da sabahçı kahvelerinde sabahlarlardı.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra külhanbeyleri iyice yoldan çıkmışlar, güvenlik güçleri bunlarla baş edemez duruma gelmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal düzenlemeler gündeme gelmiş ve külhanbeyleri de 1940"lı yıllarda ortadan kalkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda külhanbeyliği kabadayılık sıfatıyla birlikte anılmaya başlanmış, iki sözcük aynı manayı içermeye başlamıştır. Çünkü artık her ikisi de yozlaşmıştı. Kabadayılar da başlangıçta mahallenin namusunu, şerefini koruyan insanlardı. Ancak zamanla kirlenerek ve halkın namusuna göz diken insanlar haline gelmişlerdi.

Not:Birol Aydın"ın Kravatlı Mafya eserinden faydalanılmıştır.

En bilindik naraları ise şöyleydi:

"Anamı kesen ben! Babamı kesen ben! Var mı ulan bana yan bakan?..."


TULUMBACI KABADAYILAR

Üstleri çıplak, kurşuni şalvarları, vücutlarının çeşitli yerlerine kızgın demir ya da antimuanla yapılmış dövmeleri, kimi çıplak ayak veya ayaklarında tulumbacıların giydiği karakaçan.. İki kişinin omuzlarında taşıdıkları yirmi beş kiloluk, emme-basma tulumba, her birinin elinde balta, kürek, kazma, urgan, hortum, merdiven, teneke ibrikler, naralar atarak kimi genç, kimi ihtiyar ...

"Yangınnnn vaaaaaaaaar! Yangınnnn vaaaaaaaaaaar! - Haaaayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasım Paşanın yiğitleri bunlar!"

Nidaları ile tulumbacı bölüğü yangından yangına koşarlardı. Her mevki ve görevde olanlar vardı aralarında. Hangi semtte yangın çıkmış ise , o semtin tulumbacı kabadayıları bütün işlerini bırakıp yangın söndürmeye giderlerdi.



Amatör itfaiyecilik olarak kabul edilen tulumbacılık kaldırılıp itfaiyenin kurulmasından sonra çok sayıda gencin işsiz kalmasıyla ortaya çıkıyor kabadayılık.

Bakın eski bir polis nasıl tarif ediyor kabadayıları"¦

"Racon keserlerdi. En ağır raconlar kumarda hile yapmamak, başkasının kızına göz koymamak, hırsızlık yapmamaktı. Silah kaçakçılığıyla, uyuşturucuyla, çete işleriyle ilgileri yoktu. Mahallelerinde başları eğik saygılı adamlardı. Kabadayılar karakola gitmemeleriyle övünürdü. Şimdikiler gibi polise yakalanmak, hapse girip nam salmak adetleri yoktu. Birçok zaman polise yardımcı bile olmuşlardır. Bir nevi fahri polistiler."
( Koçu, R.E.;"İstanbul Tulumbacıları", s. 478, Doğan Kitapçılık (2005).


EFENDİ KABADAYILAR

Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, külhanbeylerinden (bkz: külhanbeyi) ve diğer serseri gruplarından ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul"un tanınmış kabadayıları semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendilerini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlardı. Mahalle sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinmelerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumarhanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı bunları himaye ederdi. kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman mahallede ortaya çıkan sorunun kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul"un eski kabadayılığı bir nevi "şehir sövalyeliği"ydi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdi. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, raconları vardı. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve alışkanlıkları ile koydukları kurallara uymaya mecburdular. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederlerdi. Çünkü çevrelerinin onlara verdiği bazı hakları ayak altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlardı.


Onlar beydi, efendiydi, ağaydı. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete lâyık olmaya dikkat ederler, kendilerine "külhanbeyi" denilmesinden ödleri kopardı. Çoğu cahildi, fakat terbiyeli adamlardı. Büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlardı. Nesneli adamlardı, zevk ehliydiler, kılık kıyafet itibariyle de, herkes gibi giyinirlerdi. Hatta iyi terzilerden giyinirlerdi, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezlerdi. Çünkü koltuk altında, bellerinde silah taşırlar, bunu da bir çalım vasıtası yapmazlardı. Çoğu sanatkardı. hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildi. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de çıkmazlardı, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardı. "olmaktan çekinirlerdi. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezlerdi.

Kabadayılıktan nam vermek için ilk imtihan olarak o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmek lazımdı. Bununla birlikte hakiki kabadayılar kendisinden bahsettirecek herhangi bir olay ile övünmeyi ayıp sayarlardı. Görenler söylerler; şayet biri böyle bir olaya ilişkin soru sorarsa; "- evet. Öyle bir şey olmuştu" der geçerlerdi. Onlar için bu olaylar kabadayılık aleminin sıradan işleriydi.

Bunun yanında namlarının devam etmesi, inandıkları dava ve gerekirse kadın uğruna birbirleriyle kavga etmekten çekinmezlerdi. Aralarında anlaşamadıkları meselelerde racon kesmek konusunda anlaşmaya varır ve meseleyi bu şekilde halletmek yoluna giderlerdi. Racon kesmenin de kendisine has kuralları bulunmaktaydı.

Aslı İtalyanca olan "racon", İstanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıydı. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verirdi, bu hükme hepsi itaatle mükellefti. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sahibi bulunmaları şarttı. Şayet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederlerdi. Fakat bir taraf kabul eder diğer taraf kabul etmezse kabadayılık alemi, kabul etmeyeni bir dışlama ile aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmezdi ve böylece kendine başka bir çevre bulmaya mecbur olurdu.

Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılırlardı. Çeşme meydanında Azap kapı iskelesinde sandıkçılık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasımpaşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında kabadayı muhitinde "abu" diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla kendisi Arap olmamasına rağmen bu lakapla anılan Süleymaniye sancağından Arap Abdullah ve 1909"da bir ara Büyükada"da baş komiserliğe tayin edilen sarraf Niyazi, bu alemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.

Sonuç olarak;
Kabadayılık ve külhanbeylik arasında dağlar kadar fark vardır... Kabadayı tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, kabadayı merttir, dayılanması bile efendicedir, saygılıdır, mazlumların koruyucusudur, hak-hukuk gözetir, mahalle itliği yapmaz ve her zaman iyi bir amaç için gayreti vardır ama özellikle bilinmeli ki, hiç bir zaman kabadayılar , hasmının anasına küfür etmezler! Çünkü kadın"a saygı duyarlar ama özellikle annelere! Korkusuzdurlar, iyi bıçak ve silah kullanırlar..Ünlü kabadayılar, Tatavla ve Tophaneden çıkarlarmış. Tophane kabadayılarının, Tatavla kabadayılarına nazaran üslup ve tavırlarında da daha düşük seviyede olduğu söylenir... Aşkları dilleri destandır...Her birinin bir tane sevgilisi vardır. Bu kadınlar, genelde namlı fahişelerdir.

Kabadayılar, karakola çağırıldıkları zaman asla gitmezlik etmezler. Hatta en iyi kıyafetlerini giyip, devletin karşısına çıktıklarında da, her zaman hem makamlara, hem de devlete karşı son derece saygılı oldukları söylenir...

Oysa külhan bey"ler, kopuk takımındandır, serkeştir ve keştir, kuralsızdır, gelene geçene sataşır, ağzını ayarı yoktur, sadece kendi çıkarını düşünür, kimseye saygı duymaz, kendinden güçlüsüne kolay eğilip bükülür... Açıkçası külhan beyler, kabadayılar arasında hor görülür...

alıntı...
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Siyasette Külhanbeyi nasıl olunur?
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2011, 02:37:24 ÖÖ »
Mersinli Çiftçi: Öldük bittik sayın başbakan. Bende bir şey yok rahat olun, devletimin başbakanı...
Tayyip erdoğan: Bir dakka girmeyin. Artislik yapma...
çiftçi: Artislik yapmıyorum lütfen hakaret etmeyin.
başbakan: Böyle bağırılmaz. Artislik yapma.
çiftçi: Artislik yapmıyorum sanatçı değilim ben.
başbakan: Artislik yapma, iyi bi sanatçısın. Terbiyesizlik yapma.
çiftçi: Tarım bakanınızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
başbakan: Lan bana anayasayı öğretme.
çifçti: Lan mı?
başbakan: Evet.
çiftçi: Canın sağolsun.
başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
çiftçi: Ne zaman?
başbakan: Şimdi.
çifçti: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı!
başbakan: Hadi, ananı al git burdan lan!
çifçti: Lan diye hitap etme! Ayıp be! Kim vuruyor, neden vuruyorsunuz?
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

Cihat kadınlara neden cazip geliyor? Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Bugün, 07:46:21 ÖS]


DÜNYA SAVAŞINI KİM ÖNLEYEBİLİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Bugün, 02:20:44 ÖS]


IŞİD setinde bulunan figüran Militanı Ölmüş… Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Bugün, 01:00:00 ÖS]


İsrail'den Türkiye'ye terör suçlaması var... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Ekim 22, 2014, 08:28:44 ÖS]


PKK VE BDP TABANI BUNLARI BİLMİYOR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 22, 2014, 06:54:39 ÖS]


Ynt: TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 22, 2014, 03:13:27 ÖS]


TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: yoruk
[Ekim 22, 2014, 07:42:26 ÖÖ]


ÇİN ve RUSYA KATILACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 22, 2014, 05:08:39 ÖÖ]


Soygunun yeni şekli, 10 yılda bir kimlik parası 18 TL. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 03:46:05 ÖS]


ANLAMAK SEVGİLİM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 21, 2014, 02:29:54 ÖS]


Ynt: ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Talat Alp
[Ekim 21, 2014, 01:10:11 ÖS]


Kur'an a Bakış Açımızda ki Yanlışlıklar. Gönderen: halukgta
[Ekim 21, 2014, 10:29:20 ÖÖ]


KMÜ’DE BOYNUİNCELİ YÖRÜKLERİNİN DİLİ ARAŞTIRILDI Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 02:46:45 ÖÖ]


Kedi veya çiğ etten geçen parazit sizi yönetiyor mu? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 01:42:42 ÖÖ]


Ynt: Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Delimemed
[Ekim 21, 2014, 12:42:42 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: temellica
[Ekim 21, 2014, 12:30:17 ÖÖ]


Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Talat Alp
[Ekim 21, 2014, 12:13:13 ÖÖ]


Kur'an ın Emrettiği Namaz, Oruç ve Zekatın Özünü Amacını Doğru Anlamak. Gönderen: halukgta
[Ekim 20, 2014, 08:00:12 ÖS]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 19, 2014, 10:06:56 ÖÖ]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 18, 2014, 10:33:10 ÖS]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 18, 2014, 09:10:14 ÖÖ]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 18, 2014, 02:05:50 ÖÖ]


Erdemir Vakfı'na kesilen 129 milyon lira ceza % 5'e indirildi. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 17, 2014, 11:43:38 ÖS]


Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 17, 2014, 11:16:31 ÖS]


ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 17, 2014, 04:54:04 ÖS]


Müftü, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 16, 2014, 02:15:08 ÖÖ]


AKP'den CMK'yı değiştiren teklif. 'Faşizme çeyrek kala...' Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 10:37:03 ÖS]


AKP’NİN ‘ORTA VADELİ PLAN’ININ ŞİFRELERİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 15, 2014, 10:09:51 ÖS]


Altan Tan, Bahçeli olmasa Türkiye'de iç savaş çıkar...! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 05:34:26 ÖS]


Türk askeri IŞİD'le hatıra fotoğrafı çektirdi iddiası. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 04:30:28 ÖS]


ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-(6) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 15, 2014, 03:46:08 ÖS]


Yüce Divan yargılamalarında bugüne kadar kaç kişi yargılanmıştır? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 03:43:48 ÖS]


IVIR-ZIVIR KONULAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 03:58:56 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 02:12:12 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: dyy2002
[Ekim 14, 2014, 12:36:46 ÖÖ]


VATAN YAHUT… ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (5) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 13, 2014, 05:03:55 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ekim 13, 2014, 09:50:19 ÖÖ]


BÜYÜMENİN SONU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 12, 2014, 03:10:23 ÖS]


Allah Klonlamadan sonra 3D yazıcısını da öğrenecek Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 02:44:29 ÖS]


“Co-bahni 1915!” Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 01:14:08 ÖÖ]


TANI DA BÜYÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 03:14:04 ÖS]


İdrar Sıçraması Kabir Azabına mı Neden Olur? Gönderen: halukgta
[Ekim 09, 2014, 02:00:37 ÖS]


KİMLİK ve EKONOMİK/ ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (4) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 02:18:31 ÖÖ]


BU KAÇINCI DEPREM, EY VAN! Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 08, 2014, 05:30:15 ÖS]


Bilim ve Teknik Dergilerinin bazı sayıları-İNDİR Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 07, 2014, 01:05:41 ÖÖ]


520 çocuk 'Benim namazım' şenliğinde buluştu Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 06, 2014, 02:24:10 ÖS]


SAVAȘ VE BARIȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 03, 2014, 03:53:20 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-1 Gönderen: Delimemed
[Ekim 03, 2014, 10:21:13 ÖÖ]


Kdz. Ereğli Hastanesi, İş birliği ile yol tedbiri. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 02, 2014, 11:04:13 ÖS]


DEVLETSİZ OLMAZ (Ulusalcılık Sözlüğü III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 02, 2014, 05:42:01 ÖS]


ANAYASAL YURTTAȘLIK (‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 01, 2014, 11:49:40 ÖS]


ORHANELİ KALESİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 01, 2014, 05:53:03 ÖS]


Sezen Aksu'dan örtünme itirazı Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 30, 2014, 02:31:44 ÖS]


‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 29, 2014, 03:54:32 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: daliosma
[Eylül 28, 2014, 10:27:47 ÖS]


TELLAL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 28, 2014, 01:42:18 ÖÖ]


Mehmet Ali Alabora İngiliz vatandaşı oldu. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 27, 2014, 11:15:17 ÖS]


Ynt: Bir Kimlik Peşinde Türkiye Gönderen: marksist-leninist
[Eylül 27, 2014, 09:54:37 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Denis Diderot
[Eylül 27, 2014, 01:36:38 ÖÖ]


KAPIDAKİ KRİZE HAZIR MIYIZ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 26, 2014, 03:29:07 ÖS]


ÇIKAR MI ÇIKMAZ MI? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 24, 2014, 01:48:13 ÖS]


SENİN DEVLETİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 23, 2014, 04:52:56 ÖS]


Namaz Konusunda Düşünmemiz Gereken Bir Ayrıntı. Gönderen: halukgta
[Eylül 23, 2014, 12:55:53 ÖS]


Ynt: ANANIN DİLİ ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 19, 2014, 11:24:39 ÖS]


TORBA YASANIN KAZIKLARI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 19, 2014, 12:01:30 ÖÖ]


AKP TAŞERONLARI KAKA DA, CHP, MHP VE BDP TAŞERONLARI CİCİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 18, 2014, 11:59:25 ÖS]


ANANIN DİLİ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 18, 2014, 03:47:03 ÖS]


Belediye, AKP’nin eline geçtiğinden beri yalanda sınır tanımıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 18, 2014, 12:19:40 ÖS]


Erdemir vakfı, AKP iş birliği, işçinin sırtından doyan doyana...! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 17, 2014, 10:42:13 ÖS]


Sağırlar Uyarıldıklarında, Çağrıyı İşitmezler ki. Gönderen: halukgta
[Eylül 14, 2014, 10:27:46 ÖÖ]


İstanbul yeni başkent olmak için depremini mi bekliyor? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 13, 2014, 02:59:36 ÖS]


Ynt: Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:35:00 ÖS]


Tuz Gölü uyarısı, Böyle giderse yok olacak Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:09:50 ÖS]


Ehl-i Sünnet omurga çökertiliyor, adım adım... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:28:38 ÖS]


Sürücü Ehliyetlerinde T.C nosu zorunlu değil Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:05:00 ÖS]


Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: Delimemed
[Eylül 12, 2014, 10:05:54 ÖÖ]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 10:15:36 ÖS]


Ynt: GARACAOGLAN-5 Gönderen: yoruk
[Eylül 11, 2014, 09:02:29 ÖS]


CUMHURİYET TARIMI, CHP VE SHP DÖNEMİNDE TASFİYE EDİLDİ. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 11, 2014, 08:37:12 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:50:44 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:48:49 ÖS]


MEB, Kandil’de kurulan suikast okuluna öğretmen ataması yapmış mıdır? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 02:58:30 ÖS]


Orhun'dan Anadolu'ya Türk Damgaları Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 10, 2014, 11:55:10 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 10, 2014, 09:19:06 ÖS]


CHP, BAYRAĞINDAKİ GİBİ DEVLETÇİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 10, 2014, 09:01:22 ÖS]


TOKATLI ZEKERİYA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 09, 2014, 02:34:00 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 08, 2014, 06:10:03 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-3 Gönderen: Delimemed
[Eylül 08, 2014, 11:52:44 ÖÖ]


Der Spiegel, Erdoğan Devleti... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 10:35:34 ÖS]


DAVUTOĞLU HÜKÜMETİ VE ÖZELLEŞTİRMELER. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:26:42 ÖS]


BARİKATA ÇAĞRI... Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:25:42 ÖS]


Ynt: Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: nusty
[Eylül 04, 2014, 03:56:05 ÖS]


MAKAM-MEVKİ PEŞİNDE KOŞANLARA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 01:30:16 ÖS]


GERÇEK ve HAKİKAT (II) (YENİ REALİZM) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 04, 2014, 02:03:24 ÖÖ]


Ynt: Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 01:04:49 ÖS]


ARAPÇADAN ALDIĞIMIZ KİMİ SÖZLERİN ÇOK İLGİNÇ ÖYKÜSÜ Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 11:38:07 ÖÖ]


İSKOÇCA ‘APTAL’ NASIL DENİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 02, 2014, 12:43:21 ÖÖ]


Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: halukgta
[Eylül 01, 2014, 01:13:10 ÖS]


‘STRATEJİK DERİNLİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 31, 2014, 10:07:17 ÖS]


Egon Friedell-Antik Yunan Kültür Tarihi Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 06:17:25 ÖS]


Kürtçe Öğretmenlerinin Atama Çığlığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 02:05:39 ÖÖ]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ağustos 30, 2014, 01:11:18 ÖS]


Bir Görmemişlik, sonradan görmüşlük hikâyesi… Cumhurbaşkanı Forsu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 10:05:52 ÖS]


Sabancı Vakfı Üniversiteye Giriş Bursu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 04:08:15 ÖS]


Ynt: İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 01:18:21 ÖS]


Sırrı Süreyya Önder'den Emine Erdoğan'a: Türküm, tedavi oluyorum! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 12:55:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 28, 2014, 04:17:12 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: marksçı
[Ağustos 28, 2014, 03:02:26 ÖS]


İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: halukgta
[Ağustos 27, 2014, 12:37:07 ÖS]


Din tüccarlığının adı İNANÇ TURİZMİ olunca...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 26, 2014, 04:06:37 ÖS]


Vakıflar Dergisi 11-20 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 11:46:47 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 10:57:46 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 10:25:40 ÖS]


VAKIFLAR DERGİSİ 1-10 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:47:09 ÖS]


Küresel raporların tek konusu, "TÜRKİYE'DE KEMALİZM KRİZİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:36:17 ÖS]


Ynt: Aradığınız bazı E-Kitaplar Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 04:03:41 ÖS]


Babil Kitaplığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:33:48 ÖS]


İslam Ansiklopedisi 44 cilt Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:00:14 ÖS]


Eğirdir'de Özelleştirme Kararı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 01:27:10 ÖÖ]


Türk mezarı ile Caber Kalesi bambaşka yerlerdir. Süleyman Şah Türbesi yanlışlar. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 12:42:42 ÖÖ]