Gönderen Konu: Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?  (Okunma sayısı 4376 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Külhanbeyi ve kabadayı kime denir?
« : Nisan 15, 2011, 01:20:01 ÖÖ »

KÜLHANBEYLİĞİ




Padişah 3. Selim"in 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması"ndan sonra Devlette başlattığı ıslahat uygulamalarının genel adı Nizam-ı Cedit"tir. Yeni Düzen anlamına gelen bu uygulamalar çerçevesinde 1807 yılına kadar yapılan yenilikler devre damgasını vurmuştur. Bu devirde oluşturulan modern Ordu da bu adı almıştır.

Nizam-ı Cedit ordusunun kurulmasından 34 yıl sonra 1826 yılında Sultan 2. Mahmut yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır. Ordudan ayrılanlar yirmişer, otuzar kişilik gruplar halinde mahallelerdeki esnaflara dadanıp, astığım astık kestiğim kestik diyerek gözdağı verip, zorbalıkla haraç almaya ve mahallenin namusuna göz dikmeye başladılar.

Başlangıçta Külhanbeyleri de halkın namusunu korur, esnafa sahip çıkardı. Ancak sonradan onlar da bozulmaya yüz tuttular. Külhan, hamamların altına yerleştirilen büyük kapalı ocak ve eski Türk Hamamlarının ısıtma tertibatının bulunduğu bölümdür. Külhan, sıcaklık kısmına bitişik olur ve ayrıca dışarıdan girişi bulunurdu. Bu bölümde hamamda kullanılacak olan su, büyük bakır tekneler içinde odun ateşiyle kaynatılır, hamamın diğer bölümleri de külhandan gelen sıcak havanın döşemeler altında cehennemlik denilen özel galerilerde dolaştırılmasıyla ısıtılırdı.




Külhanbeyi sözcüğü, geceleri hamam külhanında yatan, yersiz yurtsuz kimse anlamında kullanılmıştır. Kendilerine has kıyafet ve konuşmaları olan başıboş ve haylaz takımından kimseleri ifade ediyordu.

Külhanbeyi inanışına göre bunların piri Layhar adında biridir.Söylentiye göre, hamam külhanında şarap tortularını (layhar) içen sarhoş biri olan bu adam bir gün meyhanede, Gazne"li Mahmut"un yakınlarından Senai Beyin ve çamura batan katırının şerefine kadeh kaldırır. Tam o sırada hamamın önünde hayvanı çamura gömülen Senai Bey, Layhar"ın sözlerini duyarak meyhaneye girer. Diz çökerek Layhar"ın elini öper, hayır duasını alır. Bu dua sayesinde ve Senai Beyin tedbirleriyle Gazneli Mahmut başarıya ulaşır.

İstanbul"da Külhanbeylerinin ilk barındıkları yer, fetihten sonra yapılan ilk hamam olan Gedik paşa Hamamıdır. Hamamı ısıtmak için ateş yakılan külhan kısmı birçok kimseyi barındırmaya elverişli idi. Yatacak yeri olmayanlar genellikle kış aylarında burada yatıp kalkarlardı. Bu yüzden bu kimselere Külhanbeyi denilirdi. Zamanla diğer hamamların külhanları da başıboş kişilere sığınak oldu.

Külhanbeylerinin kendilerine has argosu ve giyinişleri vardı. Eski niteliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Külhanlarda yatma geleneği kalkmıştı. Eskiden külhanbeyleri kuşaklarını bellerine gelişigüzel dolar, başlarına sıfır numara fes, paçası bol geniş pantolon, ökçesi basık yemeni giyerlerdi.


19. yüzyılın sonlarına doğru külhanbeyi tabiri toplum içinde asalak olarak kendi başına yaşayan ve serserilik yapan ipsiz sapsız ve belirli bir nizama tabi olmayan kimseler için kullanılmaya başlamıştır. Bunlara kopuk da denilirdi. her birinin bir lakabı vardı. Ve bu lakaplarla çağırılırlardı. Bu lakaplar onları toplumdan farklı kılardı ve onların nazarında sarhoşluk, yalancılık, hırsızlık, sahtekarlık sıradan işlerdi. Külhanbeylerinin yapmakla övündükleri bazı şeyler vardı. Cakalı boyun kırmak, omuz vermek, dirsek çırpmak, çoluk çocuğa laf atmak, kadınlara sarkıntılık etmek, koç çarpıştırmak, kabara, kabara gezmek, bazen da dayak yemek onlar için marifet sayılıyordu. Birbirlerine, "˜imanım, eyvallah, yakarım, yandan gel" gibi kalıplaşmış sözler söylerlerdi.

Külhanbeyleri son dönemlerde de hamamlarda faaliyet göstermekten geri durmadılar. Müşterilerin eşyalarını çalarlar, itiraz edeni döverler ve hamamdan kovarlardı. Bir kısmı evlerde, bir kısmı bekar odalarında ve bir kısmı da sabahçı kahvelerinde sabahlarlardı.

1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra külhanbeyleri iyice yoldan çıkmışlar, güvenlik güçleri bunlarla baş edemez duruma gelmişti. Cumhuriyetin ilanından sonra toplumsal düzenlemeler gündeme gelmiş ve külhanbeyleri de 1940"lı yıllarda ortadan kalkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda külhanbeyliği kabadayılık sıfatıyla birlikte anılmaya başlanmış, iki sözcük aynı manayı içermeye başlamıştır. Çünkü artık her ikisi de yozlaşmıştı. Kabadayılar da başlangıçta mahallenin namusunu, şerefini koruyan insanlardı. Ancak zamanla kirlenerek ve halkın namusuna göz diken insanlar haline gelmişlerdi.

Not:Birol Aydın"ın Kravatlı Mafya eserinden faydalanılmıştır.

En bilindik naraları ise şöyleydi:

"Anamı kesen ben! Babamı kesen ben! Var mı ulan bana yan bakan?..."


TULUMBACI KABADAYILAR

Üstleri çıplak, kurşuni şalvarları, vücutlarının çeşitli yerlerine kızgın demir ya da antimuanla yapılmış dövmeleri, kimi çıplak ayak veya ayaklarında tulumbacıların giydiği karakaçan.. İki kişinin omuzlarında taşıdıkları yirmi beş kiloluk, emme-basma tulumba, her birinin elinde balta, kürek, kazma, urgan, hortum, merdiven, teneke ibrikler, naralar atarak kimi genç, kimi ihtiyar ...

"Yangınnnn vaaaaaaaaar! Yangınnnn vaaaaaaaaaaar! - Haaaayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasım Paşanın yiğitleri bunlar!"

Nidaları ile tulumbacı bölüğü yangından yangına koşarlardı. Her mevki ve görevde olanlar vardı aralarında. Hangi semtte yangın çıkmış ise , o semtin tulumbacı kabadayıları bütün işlerini bırakıp yangın söndürmeye giderlerdi.



Amatör itfaiyecilik olarak kabul edilen tulumbacılık kaldırılıp itfaiyenin kurulmasından sonra çok sayıda gencin işsiz kalmasıyla ortaya çıkıyor kabadayılık.

Bakın eski bir polis nasıl tarif ediyor kabadayıları"¦

"Racon keserlerdi. En ağır raconlar kumarda hile yapmamak, başkasının kızına göz koymamak, hırsızlık yapmamaktı. Silah kaçakçılığıyla, uyuşturucuyla, çete işleriyle ilgileri yoktu. Mahallelerinde başları eğik saygılı adamlardı. Kabadayılar karakola gitmemeleriyle övünürdü. Şimdikiler gibi polise yakalanmak, hapse girip nam salmak adetleri yoktu. Birçok zaman polise yardımcı bile olmuşlardır. Bir nevi fahri polistiler."
( Koçu, R.E.;"İstanbul Tulumbacıları", s. 478, Doğan Kitapçılık (2005).


EFENDİ KABADAYILAR

Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, külhanbeylerinden (bkz: külhanbeyi) ve diğer serseri gruplarından ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul"un tanınmış kabadayıları semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendilerini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlardı. Mahalle sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinmelerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumarhanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı bunları himaye ederdi. kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman mahallede ortaya çıkan sorunun kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul"un eski kabadayılığı bir nevi "şehir sövalyeliği"ydi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir alemdi. İstanbul şövalyeliğinin kendine mahsus kanunları, raconları vardı. Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve alışkanlıkları ile koydukları kurallara uymaya mecburdular. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederlerdi. Çünkü çevrelerinin onlara verdiği bazı hakları ayak altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlardı.


Onlar beydi, efendiydi, ağaydı. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete lâyık olmaya dikkat ederler, kendilerine "külhanbeyi" denilmesinden ödleri kopardı. Çoğu cahildi, fakat terbiyeli adamlardı. Büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlardı. Nesneli adamlardı, zevk ehliydiler, kılık kıyafet itibariyle de, herkes gibi giyinirlerdi. Hatta iyi terzilerden giyinirlerdi, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezlerdi. Çünkü koltuk altında, bellerinde silah taşırlar, bunu da bir çalım vasıtası yapmazlardı. Çoğu sanatkardı. hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildi. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de çıkmazlardı, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardı. "olmaktan çekinirlerdi. Dostları ile bulundukları mecliste sabahlara kadar içerler, fakat sululuk yapmazlar, kendilerini kaybetmezlerdi.

Kabadayılıktan nam vermek için ilk imtihan olarak o alemde şöhret kazanmış bir kabadayıyı mağlup etmek lazımdı. Bununla birlikte hakiki kabadayılar kendisinden bahsettirecek herhangi bir olay ile övünmeyi ayıp sayarlardı. Görenler söylerler; şayet biri böyle bir olaya ilişkin soru sorarsa; "- evet. Öyle bir şey olmuştu" der geçerlerdi. Onlar için bu olaylar kabadayılık aleminin sıradan işleriydi.

Bunun yanında namlarının devam etmesi, inandıkları dava ve gerekirse kadın uğruna birbirleriyle kavga etmekten çekinmezlerdi. Aralarında anlaşamadıkları meselelerde racon kesmek konusunda anlaşmaya varır ve meseleyi bu şekilde halletmek yoluna giderlerdi. Racon kesmenin de kendisine has kuralları bulunmaktaydı.

Aslı İtalyanca olan "racon", İstanbul çapkınlarının, aralarında halledemedikleri meseleleri bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıydı. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verirdi, bu hükme hepsi itaatle mükellefti. racon kesenlerin, bitaraf olmaları, kabadayılık hayatında falsoları olmamaları, olgun ve tecrübe sahibi bulunmaları şarttı. Şayet iki taraf kesilen racona ehemmiyet vermezlerse meseleyi aralarında dövüşle hallederlerdi. Fakat bir taraf kabul eder diğer taraf kabul etmezse kabadayılık alemi, kabul etmeyeni bir dışlama ile aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmezdi ve böylece kendine başka bir çevre bulmaya mecbur olurdu.

Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılırlardı. Çeşme meydanında Azap kapı iskelesinde sandıkçılık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasımpaşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında kabadayı muhitinde "abu" diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla kendisi Arap olmamasına rağmen bu lakapla anılan Süleymaniye sancağından Arap Abdullah ve 1909"da bir ara Büyükada"da baş komiserliğe tayin edilen sarraf Niyazi, bu alemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.

Sonuç olarak;
Kabadayılık ve külhanbeylik arasında dağlar kadar fark vardır... Kabadayı tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, kabadayı merttir, dayılanması bile efendicedir, saygılıdır, mazlumların koruyucusudur, hak-hukuk gözetir, mahalle itliği yapmaz ve her zaman iyi bir amaç için gayreti vardır ama özellikle bilinmeli ki, hiç bir zaman kabadayılar , hasmının anasına küfür etmezler! Çünkü kadın"a saygı duyarlar ama özellikle annelere! Korkusuzdurlar, iyi bıçak ve silah kullanırlar..Ünlü kabadayılar, Tatavla ve Tophaneden çıkarlarmış. Tophane kabadayılarının, Tatavla kabadayılarına nazaran üslup ve tavırlarında da daha düşük seviyede olduğu söylenir... Aşkları dilleri destandır...Her birinin bir tane sevgilisi vardır. Bu kadınlar, genelde namlı fahişelerdir.

Kabadayılar, karakola çağırıldıkları zaman asla gitmezlik etmezler. Hatta en iyi kıyafetlerini giyip, devletin karşısına çıktıklarında da, her zaman hem makamlara, hem de devlete karşı son derece saygılı oldukları söylenir...

Oysa külhan bey"ler, kopuk takımındandır, serkeştir ve keştir, kuralsızdır, gelene geçene sataşır, ağzını ayarı yoktur, sadece kendi çıkarını düşünür, kimseye saygı duymaz, kendinden güçlüsüne kolay eğilip bükülür... Açıkçası külhan beyler, kabadayılar arasında hor görülür...

alıntı...
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Siyasette Külhanbeyi nasıl olunur?
« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2011, 02:37:24 ÖÖ »
Mersinli Çiftçi: Öldük bittik sayın başbakan. Bende bir şey yok rahat olun, devletimin başbakanı...
Tayyip erdoğan: Bir dakka girmeyin. Artislik yapma...
çiftçi: Artislik yapmıyorum lütfen hakaret etmeyin.
başbakan: Böyle bağırılmaz. Artislik yapma.
çiftçi: Artislik yapmıyorum sanatçı değilim ben.
başbakan: Artislik yapma, iyi bi sanatçısın. Terbiyesizlik yapma.
çiftçi: Tarım bakanınızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
başbakan: Lan bana anayasayı öğretme.
çifçti: Lan mı?
başbakan: Evet.
çiftçi: Canın sağolsun.
başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
çiftçi: Ne zaman?
başbakan: Şimdi.
çifçti: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı!
başbakan: Hadi, ananı al git burdan lan!
çifçti: Lan diye hitap etme! Ayıp be! Kim vuruyor, neden vuruyorsunuz?
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

BÖYYÜK PROJELER (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 20, 2016, 01:08:43 ÖÖ]


BÖYYÜK PROJELER Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 19, 2016, 01:56:47 ÖÖ]


ALDATANLAR VE ALDATILANLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 17, 2016, 01:08:51 ÖS]


Ynt: Turkish Studies Association Bulletin Vol. 17, No. 1 (APRIL 1993), pp. 161-165 Gönderen: PLMPLM
[Ağustos 17, 2016, 12:30:41 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Ağustos 16, 2016, 08:26:48 ÖS]


DARBECİ KEMALİST Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 14, 2016, 04:14:16 ÖS]


Ynt: AKAR, VAKAR ve ONUR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 14, 2016, 01:32:35 ÖÖ]


AKAR, VAKAR ve ONUR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 13, 2016, 02:05:06 ÖÖ]


ESKİ VE YENİ FRANSIZ DOSTLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 12, 2016, 12:21:42 ÖÖ]


Ynt: Hayrullah Ismatullaev (1937-2008) -- Sultan Huseyin Baykara Fermani Gönderen: PLMPLM
[Ağustos 11, 2016, 12:03:48 ÖÖ]


YENİ BİR RAPALLO MU ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 10, 2016, 05:37:42 ÖÖ]


Hatalarımızdan Dersler Alabilmek Ümidiyle. Gönderen: halukgta
[Ağustos 09, 2016, 12:58:12 ÖS]


TÜRKİYE’NİN ÖNÜ AÇIK MI ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 09, 2016, 12:38:34 ÖS]


Hayrullah Ismatullaev (1937-2008) -- Sultan Huseyin Baykara Fermani Gönderen: PLMPLM
[Ağustos 09, 2016, 01:21:05 ÖÖ]


Eski Kocaeli Valisi Memduh Oğuz'un ismi FETÖ/PDY iddianamesinde yer aldı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 08, 2016, 03:05:54 ÖS]


OBAMA’NIN KIZI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 08, 2016, 02:11:04 ÖÖ]


Ynt: SESLİ KİTAP > George Orwell - Hayvan Çiftliği Gönderen: unicorn
[Ağustos 05, 2016, 03:30:07 ÖS]


TARİH’TEN ALINACAK DERS Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 04, 2016, 07:43:51 ÖS]


ARKADAŞIM NAZIM EKREN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 03, 2016, 01:03:14 ÖS]


Araf Suresi 172-173. Ayetler.( Ben Sizin Rabbiniz Değil Miyim) Gönderen: halukgta
[Ağustos 03, 2016, 10:26:14 ÖÖ]


İMAMDAN AL HABERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 02, 2016, 02:22:34 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 31, 2016, 04:36:56 ÖS]


DARBELER ve RENKLERİ (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 31, 2016, 01:52:10 ÖÖ]


BİLİNECEĞİ BİLMEK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 30, 2016, 12:58:29 ÖS]


DARBELER ve RENKLERİ (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 28, 2016, 09:26:50 ÖS]


İnancımızı Kullananların Artık Tuzağına Düşmeyelim. Gönderen: halukgta
[Temmuz 27, 2016, 11:02:04 ÖÖ]


HALKIN YOLU HAKKIN YOLU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 26, 2016, 10:41:24 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 26, 2016, 02:26:28 ÖÖ]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Temmuz 26, 2016, 12:13:38 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: ahmetdursun
[Temmuz 25, 2016, 10:09:22 ÖS]


İMAN VE AKIL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 22, 2016, 04:54:59 ÖS]


ANIMSASAK DA OLUR ANIMSAMASAK DA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 21, 2016, 11:32:26 ÖÖ]


DARBELER ve RENKLERİ (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 20, 2016, 02:34:30 ÖÖ]


DARBELER ve RENKLERİ (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 19, 2016, 03:31:20 ÖÖ]


DARBELER ve RENKLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 18, 2016, 05:35:08 ÖS]


BREXİT’İN X’İ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 15, 2016, 02:37:17 ÖÖ]


‘VATANDAŞLIK’ ve BEŞ-TAŞ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 14, 2016, 02:22:52 ÖÖ]


N’OLACAK ŞU ‘AVRUPA’NIN HALİ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 11, 2016, 03:11:21 ÖS]


CİCİ GİBİ ÇATLAMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 10, 2016, 06:09:40 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 08, 2016, 05:09:33 ÖÖ]


Turkish Studies Association Bulletin Vol. 17, No. 1 (APRIL 1993), pp. 161-165 Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 05, 2016, 05:42:12 ÖS]


Ynt: ALPAMYSH destani (tum metin ilisik) Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 05, 2016, 05:36:23 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 05, 2016, 02:37:17 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 04, 2016, 11:12:06 ÖS]


VATANDAŞLIK VE EŞŞEKLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 03, 2016, 09:14:14 ÖS]


İslam ı Yaşarken Yaptığımız Mantık Hatası. Gönderen: halukgta
[Temmuz 03, 2016, 10:12:02 ÖÖ]


« ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR » Demek YASAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 02, 2016, 09:32:39 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 02, 2016, 12:28:04 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 30, 2016, 12:51:31 ÖÖ]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 28, 2016, 10:51:17 ÖS]


Kur'an da Her Şey Yoktur Diyenlere. Gönderen: halukgta
[Haziran 28, 2016, 10:18:00 ÖÖ]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 28, 2016, 03:59:09 ÖÖ]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 27, 2016, 06:04:51 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 26, 2016, 02:49:54 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 25, 2016, 11:43:31 ÖÖ]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2016, 09:47:29 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2016, 04:58:39 ÖÖ]


“Fransız Basınında Genç-Türk Devrimi’’ Üzerine Söyleşi.. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2016, 01:32:46 ÖS]


DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 23, 2016, 03:53:41 ÖÖ]


BEN BU KADINDAN KORKARIM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 20, 2016, 07:31:16 ÖS]


Yaptığımız Çok Büyük Yanlışların, Artık farkında Olalım. Gönderen: halukgta
[Haziran 20, 2016, 10:47:06 ÖÖ]


FRANSA’DA ‘DEVRİM’ ve ‘DEMOKRASİ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 19, 2016, 05:19:46 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 18, 2016, 05:50:59 ÖÖ]


Müslüman Bir Aile, Kaç Çocuk Yapmalıdır? Gönderen: halukgta
[Haziran 13, 2016, 01:03:46 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 11, 2016, 05:24:03 ÖÖ]


‘KATİL ESED’ VE EKONOMİK NATO Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 11, 2016, 03:15:55 ÖÖ]


Turk Dili (TDK) Temmuz 1985 "Alpamis ve Bamsi Beyrek: Iki ad, bir destan" Gönderen: PLMPLM
[Haziran 10, 2016, 12:41:16 ÖÖ]


MAŞALLAH EKONOMİSİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 09, 2016, 10:31:32 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Haziran 07, 2016, 12:16:02 ÖÖ]


FRANSA’DA POLİTİK DÜŞÜNCENİN EVRİMİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 05, 2016, 04:15:00 ÖÖ]


İslam ı Yaşarken, Yaptığımız Çok Büyük Yanlış. Gönderen: halukgta
[Haziran 03, 2016, 07:37:07 ÖS]


ŞU BİZİM FRANSIZLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 30, 2016, 03:23:35 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 28, 2016, 01:54:51 ÖÖ]


Saç Ekimi Bilgilendirme Gönderen: fbacker
[Mayıs 27, 2016, 12:50:33 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 25, 2016, 01:43:02 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 22, 2016, 08:46:46 ÖS]


Uzun Görüş Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 22, 2016, 12:30:06 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XXI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 22, 2016, 02:53:02 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 21, 2016, 04:22:19 ÖÖ]


Düşüncelerin Kökenine İnmek Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 20, 2016, 10:14:16 ÖS]


“Hiçbirşey Bilmemek Yönetimi” Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 20, 2016, 09:53:46 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 19, 2016, 11:45:10 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 18, 2016, 08:19:49 ÖS]


Bir Erkek, Eşinin Yaptıklarından Sorumlumudur? Gönderen: halukgta
[Mayıs 18, 2016, 09:58:39 ÖÖ]


Ynt: Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 17, 2016, 03:01:30 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 17, 2016, 12:25:08 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 16, 2016, 11:50:57 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 14, 2016, 04:16:22 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 12, 2016, 04:05:28 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 11, 2016, 03:17:49 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 10, 2016, 01:28:23 ÖÖ]


OLASI BAŞKANLIK SEÇİMLERİ MANİFESTOM. Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 09, 2016, 03:39:31 ÖS]


KIMLIK Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 06, 2016, 01:41:52 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 05, 2016, 02:05:43 ÖÖ]


23 N​İ​SAN - JAPONYA'da B​İ​R OKULDA ÖĞRENCİLER. Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 04, 2016, 04:32:30 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 02, 2016, 06:58:26 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 01, 2016, 10:13:21 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Mayıs 01, 2016, 12:52:30 ÖS]


Mutlaka Takip ediniz >> http://www.isteataturk.com Gönderen: PLMPLM
[Nisan 30, 2016, 07:06:18 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 30, 2016, 04:14:55 ÖS]


Kur'an da Selamlaşma Konusu. Gönderen: halukgta
[Nisan 30, 2016, 10:59:20 ÖÖ]


Dogal Us, Yapma Us Gönderen: PLMPLM
[Nisan 29, 2016, 02:44:50 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 29, 2016, 05:02:14 ÖÖ]


ANADOLU’DA TÜRKLER (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 28, 2016, 01:37:04 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 27, 2016, 04:37:49 ÖS]


AAA KİLİSE TOP MERMİSİ DÜŞMÜŞ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2016, 08:12:00 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2016, 01:44:23 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 25, 2016, 03:11:34 ÖÖ]


Anılarda Ermeni Soykırımı ve Yaşayan Görgü Tanıklarının Türkçe Şarkıları Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 24, 2016, 04:46:02 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 24, 2016, 04:10:40 ÖS]


ANADOLU’DA TÜRKLER (I) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 23, 2016, 10:09:18 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 20, 2016, 01:17:07 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 19, 2016, 11:59:21 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 18, 2016, 03:00:05 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 12, 2016, 03:26:19 ÖS]


Ynt: Maneviyat Kütüphanesi Gönderen: agulle
[Nisan 12, 2016, 12:47:58 ÖÖ]


AVRUPA’DA TÜRKLER (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 08, 2016, 04:24:33 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 07, 2016, 06:16:17 ÖS]


AVRUPA’DA TÜRKLER (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 06, 2016, 10:41:27 ÖS]