Gönderen Konu: Obama kazanacaksa Bush İran'ı vuracak!  (Okunma sayısı 5404 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama kazanacaksa Bush İran'ı vuracak!
« : Haziran 05, 2008, 09:52:35 ÖÖ »
Obama kazanacaksa Bush İran'ı vuracak!
İbrahim Karagül - Yeni Şafak
ibrahimkaragul@gmail.com  2008-06-04
 
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, AK Parti'yle ilgili kapatma davasına ABD'nin bakışını birkaç cümleyle özetlemiş: "Bush ve Rice bizden yana ama Ortadoğu'nun istikrarı için. Cheney'nin başını çektiği şahinlerinse hiç umurunda değiliz, onlar için varsa yoksa İran." (Akşam: 3 Haziran 2008)

Cheney'nin başını çektiği grup için AK Parti'nin kapatılması diye bir gündem yok mu? Elbette var. Partinin kapatılmasına karşı olmak bir tarafa, onlar, içerideki ortaklarıyla birlikte, partiyi kapatmak için üç yıldır uğraşıyor. Bu basit bir umursamazlık değil, başka hedeflere yoğunlaşıldığı için hafife almak da değil. Bu, olası İran saldırısı öncesinde, ne yapacaklarını kestiremedikleri bir iktidarın devre dışı bırakılması için uygulanan son derece sistematik bir program.

Onlar için gerçekten de "varsa yoksa İran." Belki içerideki karmaşadan başımızı kaldırıp göremiyoruz ama, hem bölgesel hem de uluslararası gündemin tek konusu "ABD ve İsrail'in İran'ı ne zaman, nasıl vuracağı." Irak işgali için; "Yüz binlerce askerden oluşan Batılı bir ordunun Mezopotamya'ya yerleşmesini anlamıyorum" diyerek, enerji pazarlıklarının dışında, medeniyetler tarihi açısından konuya bakabilen Almanya Dışişleri eski Bakanı Joschka Fischer, "İran'a saldırının kaçınılmaz ve an meselesi" olduğunu söylüyor. Ona göre ABD ve İsrail bir ay içinde İran'a saldıracak. Bir Lübnan gazetesine konuşan Fischer, George Bush'un bölgeye yaptığı son ziyaretin bu amaçla ilgili olduğunu, İsrail parlamentosundaki konuşmasının saldırıya işaret ettiğini iddia ediyor. Ona göre bölge 2008 yılında büyük bir savaş yaşayacak ve şu an bu savaşın planlamaları yapılıyor!

İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırı bu yıl gerçekleşir mi gerçekleşmez mi, yakında göreceğiz ama eğer böyle bir saldırı olursa Türkiye, modern tarihinin en çetin kararıyla yüz yüze gelecektir. Bugünkü parti kapatma, iç siyaseti yeniden dizayn etme girişimlerinden çok öte, olası bir ABD-İsrail saldırısında Türkiye'nin alacağı pozisyon, cumhuriyet tarihi açısından çok ciddi bir kırılma/dönüşüm anlamına geldiği gibi, bu ülkeyi bekleyen geleceği de önümüze koyacak.

Yeniden savaş gündemine dönelim: İsrail'e göre, İran bu yıl sonunda nükleer güç olacak. Yine ABD-İsrail siyasi çevrelerine göre bugünkü Bush yönetimi, Barack Obama'nın seçimi kazanacağını, Cumhuriyetçilerin kaybedeceğini anladığı anda bu saldırı gerçekleşecek. Yeni yönetimin bu işin üstesinden geleceği düşünülüyor. Neoconlar ve İsrail aşırı sağı, yeni ABD yönetimini kendi gündemlerine mahkum edecekler.

Mayıs ayının ilk haftası Berlin'de 400 kişinin katıldığı "İran, İsrail ve Batı'ya karşı kutsal savaş ve Almanya yaklaşımı" başlığı altında oturumlar yapıldı. İsrail aşırı sağı ve neoconlar tarafından kurulan ve Berlin Şubesi açılan "Ortadoğu özgürlük Forumu"nun organize ettiği oturumda Almanya ve Avrupa Birliği'nin İran politikası eleştirildi ve nükleer İran'a karşı nükleer saldırı bile istendi. Rejim değişikliği, ekonomik ve siyasi olarak tamamen tecrit edilmesi, askeri müdahale yapılması ve nükleer saldırı seçenekleri ele alındı.

Berlin Şubesi'nin başında bulunan Diethard Pallaschke; Forum'un amacının İsrail sınırlarını güvenceye almak, anti-semitizmle mücadele etmek olduğunu söyledikten sonra; "İran insanlık tarihi için, medeni dünya en büyük tehlike" derken Yale üniversitesi'nden katılan bir başka konuşmacı; "Nazizm ve radikal İslam aynı ideoloji" diyor. İsrailli politikacı Binyamin Ben-Elizer, aynı oturumda, "ikinci soykırım" yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. İsrail'in Sesi radyosunun Farsça yayınlar bölümünün başkanı, dünya düzenini yıkacağını söylediği İran'ın şeytani bir yönetim olduğunu ilan ediyor ve Bush'un; "İran halkı kurtulmak için bizi bekliyor" sözüne atıfta bulunuyor.

Ben Gurion üniversitesi'nden bir başka konuşmacı, "İsrail tehdit altında: Yeni Bir Soykırım" vurgulu konuşma yapıyor. Aynı kişi; nükleer güce erişmiş bir İran'ın bölgede İsrail'in bütün stratejik pozisyonunu yok edeceğini, Arap ülkeleriyle yapılan anlaşmaların biteceğini, bu yüzden İsrail'in tek başına kalsa bile İran'ı vurması gerektiğini söylüyor.

Konuşmacıların ortak kanaati ABD'nin bu yönde İsrail'i güvence verdiği yönünde. Bu yüzden, saldırı seçeneğine yanaşmayan Almanya ve AB politikalarını etkilemeye, değiştirmeye çalışıyorlar.

İslam, anti-semitizm, Nazizm, soykırım ilişkili kavramlar haline getiriliyor ve bunlar üzerinden bir cephe oluşturuluyor. Adı ise "Yeni Hitler'e karşı anti faşist cephe!" Dünyanın her yerinden ırkçılar bir araya gelmiş "faşizm"e savaş ilan ediyor! Burada faşizm onlara göre İslam oluyor.

Savaş için ihtimaller şöyle: 1- çok güçlü bir askeri tehdit oluşturmak. 2- Ambargoyu, İran ekonomisini çökertecek ölçüde artırmak. 3- İran'daki etnik azınlıkları hareket geçirmek. ülke dışındaki 3 milyon İranlıyı organize etmek ve bu insanların İsrail'e destek vermesini sağlamak.

Neocon, İsrail aşırı sağı, yeni yetme Amerikancılar, lobiler hep bir arada Avrupa'yı bir savaşa hazırlıyorlar. Bunu yaparken d en güçlü argümanları, Avrupa'yı yeni bir Hitler'in, Nazi Almanya'sının doğduğuna inandırmak. çünkü Avrupa'da bu para ediyor, kitleler bundan etkileniyor.

Aynı çevreleri, insanları Irak'ı işgal ederken de sahnede gördük. Gariptir aynı çevrelerin, Türkiye'deki son siyasi krizle ve kapatma davasıyla da ilgili olduklarını görüyoruz. Evet, ABD ve İsrail için "varsa yoksa İran!" Fischer'in dediği doğruysa, yakında bu bölgede kıyamet kopacak demektir.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Ynt: Obama kazanacaksa Bush İran'ı vuracak!
« Yanıtla #1 : Haziran 05, 2008, 09:56:22 ÖÖ »
Yorumcunun adı bende kalmak şartı ile size bir yorum paylaşacağım.

Obama yi Soros destekledi ve bu pozisyona yukseltti.
Obama nin kampanyasi buyuk kurnazliklarla yonetildi, ornegin, o onbinlerce kisinin katildigi bazilarinin heyecandan bayildigi rallilerde,  rock muzisyenlerinin konser veriyor toplumu hele ki gencleri cilginca heyecanlatiyordu.

Obama tam siyah degil. Obama 100/50 beyaz. Ayrica, iyi bakilinca, 100/50 siyahta degil, fakat Arap ve Afrika karisimi. Evet Arap.

Orta Dogu daki dinciler Obama Israil'in kapilarini acacak biraksin onlar yagma etsin.
Fakat bunun idarecisi Soros ile, olur mu bu?
Ote yandan, evet, Obama ve Nancy Pelosi'nin programlarinda emekli gelirimizi daha da vergilemek istiyorlar, yani vergiyi daha da arttirmak.
Bilmem sizler Turkiyede emekli maasinizdan vergi verir misiniz.
Bizler, veririrz. Ornegin bu yil, biz 3000 dollar hukumet vergisi odedigimiz gibi ...
neyse..... neyse.....

18 milyon kadin erkek Hillary'ye oy verdi.
Obama dan cok populer oy aldi Hillary.
Hem ne hucumlara dayanmak zorunda kaldi bir kadindir diye!

Hillary nin taraftarlari bende dahil protesto ediyoruz Democrat Partiyi.
Cunku, onlarin aday elestiri sistemi 1 Insan, 1 Oy degil.

HALK OY VERIYOR AMA SONUNDA DELEGELER SECIYOR ADAYI
Hillary nin oy bakimindan kazandigi eyaletlerin delegeleri, halka kazik atti ve Obama yi tuttu.

FLORIDA gibi buyuk bir eyaletin milyonlarca oy vereni, ki Hillary'yi sectik,oylari once rededildi sonra buyuk protestolardan sonra, delege sayisinin ancak yarisi kabul edildi.

Ben Hillary nin Obama nin VicePresident i olmasini desteklemiyorum.
Independent (Bagimsiz) diye President adayligini ver, diye yazilar yaziyorum Ama maalesef Hillary benim gibi Scorpio hem azimli hem sadik,olse bile Democrat Partisine ihanet etmez.
---------------
Obama: Aday benim
 BBC- 04 Haziran, 2008 - TSİ 08:07 
Amerika Birleşik Devletleri Illınois Senatörü Barack Obama, Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için 16 aydır yürüttüğü mücadelede zaferini ilan etti. 

Demokrat Parti'nin başkan adayını belirlemek için son iki ön seçim dün Montana ve Güney Dakota'da yapıldı.

Montana'da Barack Obama, Güney Dakota'da ise Hillary Clinton kazandı.

Ancak Amerikan basını Obama'nın, Demokrat Parti'nin başkan adayı olabilmek için gereken 2118 delege sayısına ulaştığını bildiriyor.

Minnesota'da taraftarlarına seslenen Obama, adaylığını ilan etti.

Rakibi Hillary Clinton'dan övgüyle söz eden Obama, Clinton'ın dayanıklılığı, cesareti ve Demokrat Parti hedeflerine bağlılığı ile milyonlarca Amerikalıyı etkilemeyi başardığını söyledi.

New York'ta taraftarlarına seslenen Hillary Clinton da Obama'yı kutladı, ancak kampanyasının geleceği konusundaki kararı hemen vermeyeceğini, önümüzdeki birkaç gün danışmanlarıyla görüşeceğini belirtti.

Clinton dün daha önceki saatlerdeki bir açıklamasında, Obama'nın Başkan Yardımcısı adayı olmaktan mutluluk duyacağını dile getirmişti.

İngiltere basınında Obama-Clinton rekabeti

Tablo henüz bu kadar netleşmeden baskıya girmiş olsalar da, İngiltere'de yayınlanan gazeteler Obama'nın zaferinin yakın olduğunu duyuruyor.

Kiminin ön sayfasını, düşünceli-hüzünlü Hillary Clinton, kimininkini ise gülümseyen Barack Obama fotoğrafları süslüyor.

Clinton nerede hata yaptı?

"Clinton'ın Beyaz Saray hayalleri sona yaklaşıyor" manşetiyle çıkan Guardian, New York Senatörü'nün adaylık yarışında yaptığı hataları şöyle sıralıyor:

"Çılgınca değişim isteyen seçmeni anladığını gösteren mesajlar veremedi."

"Iowa'daki ön seçimde ya da 24 eyalette birden ön seçimin yapıldığı 5 Şubat'ta, Obama'yı yenememesi durumunda uygulanacak bir B planı ortaya koyamadı."

"Kendi yarattığı yenilmezlik mitine kapılan Clinton kampanyası, harcamanın ucunu kaçırdı. 120 milyon dolarlık bütçesi öylesine çabuk tükendi ki, bazı kritik eyaletlerin Şubat ayındaki ön seçimlerinde televizyon reklamı vermeye para ayrılamadı."

"Kampanyanın en büyük hazinesi iyi yönetilemedi. Bill Clinton, eşinin önündeki en büyük engele dönüştü."

Obama ne yapmalı?

Hillary Clinton'ın mücadeleyi kaybetmesine neden olan hataları böyle sıralayan Guardian, Barack Obama için ise yarışın daha yeni başladığının altını çiziyor. Gazetenin yazarlarından Michael Tomasky, Kasım ayındaki başkanlık seçiminden zaferle çıkmak istiyorsa, Barack Obama'nın 5 şey yapması, üstelik elini çabuk tutması gerektiğini söylüyor.

Tomasky'e göre, Clinton kampının saldırılarıyla, kampanyasının başındaki pırıltısını kaybeden Obama'nın, öncelikle kendisini yeniden tanımlaması gerekiyor.

Obama'nın yapması gereken ikinci şey ise, rakibi Cumhuriyetçi Parti başkan adayı John McCain'i yeniden tanımlamak. Obama - Clinton mücadelesi sırasında rahatça kampanya yürüten McCain'in, Obama tarafından savunma pozisyonuna geriletilmesi gerekiyor. Özellikle de Irak savaşına desteği konusunda.

Guardian yazarına göre Obama'nın üçüncü hedefi, Clintonlarla iyi geçinmek olmalı. "Kasım'da onlara çok ihtiyacı olacak ve yakınlarda Clinton destekçilerinin yüzde 40'ı, Obama'ya oy vermeyeceklerini açıkladı" diyor Michael Tomasky.

Tomasky'nin Obama'ya dördüncü önerisi, partiyi kendi etrafında birleştirmek için daha fazla çaba sarf etmesi. Özellikle de mavi yakalı çalışanların ve yaşlıların özel ilgi beklediğini hatırlatıyor.

Guardian yazarı Tomasky'nin Obama'ya beşinci ve son öneri ise, seçim gününe kadar çokça duyulacak ırkçı söylemlere hazırlıklı olması.

"Yarış Demokratları zayıflattı"

Demokrat Parti'deki adaylık yarışı Independent'ın da manşetinde. Obama'nın keyifle gülümseyen fotoğrafına, "Şimdi sıra McCain'de" manşeti eşlik ediyor. "Amerikan tarihindeki en pahalı ön seçim kampanyası sona erdi. Barack Obama Demokratların tacını giymeye hazırlanırken, Hillary Clinton kampı telaş içinde" diyen Independent şöyle devam ediyor:

"İlk siyah aday ile Beyaz Saray şansı açık olan ilk kadın aday arasındaki vahşi ve bazen de çirkin yarış, şimdiden Amerikan siyaset tarihinde ayrıcalıklı bir yer edindi. En masraflı, en çekişmeli ve seçmenin ilgisi açısından en büyük yarıştı bu."

"Ancak bu yarışın, Demokratların Kasım ayında zafer kazanma şansını da zedeleyen bir mücadele olduğu düşünülüyor. Zira Obama'ya karşı ırkçı önyargıların alevleri bu dönemde körüklendi. Obama'nın soğukkanlı tarzı, Amerika'nın üniversite mezunu elitleri ve siyahlarının gözlerini kamaştırdı. Nazik üslubu ve hitabet yeteneği de öyle."

"Ancak işçi sınıfından birçok Amerikalı için güvenilmez bir figür omaya devam ediyor. Bu özellikle Ohio ve Pennsylvania gibi ne yöne kayacağı belli olmayan eyaletlerde tehlikeli olabilir. Zira Cumhuriyetçi aday McCain buralarda, asker geçmişini kullanarak oy toplayabilir."

Clinton Başkan Yardımcısı olur mu?

Times'ın manşeti: "Obama tarihin eşiğinde bekliyor." Bunu şu satırlar takip ediyor:

"Barack Obama, partisinin bayrağını Kasım ayındaki başkanlık yarışında taşıyacak siyah adam olmak için tarihin kapısında bekliyor. Dün gece Demokrat Parti'nin başkan adaylığını kazanmak için gerekli sihirli sayıya, yani 2118 delegeye ulaşması bekleniyordu. Hillary Clinton ise Amerika'nın ilk kadın başkanı olmak için yürüttüğü tarihi kampanyanın sona ermesi ihtimali ile karşı karşıyaydı."

"16 ay süren maratondaki son ön seçimlerde, daha Montana ve Güney Dakota'daki oyların sayımı tamamlanmadan, Obama'nın başkan yardımcısı adayı olmayı kabul edebileceğini ilk kez açıkladı."

"Ancak Obama kampının bu fikre son derece şüpheci yaklaştığı düşünülüyor. Beyaz Saray'a Clintonları da almanın, Obama'nın siyasette yeni bir marka yaratma iddiası ile çelişeceğini düşünüyorlar."

"Obama ve Clinton el ele vermeli"

Financial Times Obama ve Clinton'ın, Demokrat Parti'yi Beyaz Saray'a taşımak için bundan sonra birlikte çalışması gerektiği inancında.

"Illinois Senatörü Barack Obama'nın Demokrat Parti'nin başkan adayı olması bekleniyor. Ancak kendisini, Cumhuriyetçi rakibini mağlup etmekten daha zor bir görev bekliyor. O da, Clinton'a oy veren milyonlarca seçmeni, kendisini desteklemeye ikna etmek."

"Yıpratıcı ön seçim maratonunun ardından, partiyi Obama'nın arkasında toplanmaya ikna etme konusunda etkili olabilecek tek kişinin Hillary Clinton olduğuna şüphe yok."

"Özellikle de Obama'nın ihtiyacı olan üç seçmen grubunu ikna etme konusunda: orta yaş ve üstü kadınlar, İspanyol kökenliler ve mavi yakalı beyaz işçiler. Bu gruplar arasında en zoru İspanyol kökenliler. Zira Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı John McCain de, göçmenlik yasalarının reformunu savunan politikasıyla, bu gruba göz kırpıyor olacak.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama'dan İsrail'e destek
« Yanıtla #2 : Haziran 05, 2008, 10:01:15 ÖÖ »
Obama'dan İsrail'e destek
 
BBC - 04 Haziran, 2008 - TSİ 19:28
 
Amerikan yakın tarihinin en uzun ve çekişmeli ön seçim kampanyası, Barack Obama'nın zafer ilan etmesiyle sona erdi.
 
Obama Demokrat Parti adaylığında zaferini ilan etti

Senatör Obama, Demokrat Parti başkan adaylığını garantilemek için yeterli oyu sağlamak amacıyla, ön seçim döneminin son gününe dek bekledi.

Demokrat Parti'nin adayının resmen ilanı, Ağustos ayındaki Kongre'de yapılacak.

Hillary Clinton yenilgiyi kabul etmezken, bir sonraki adımını, danışmanlarıyla yapacağı görüşme sonrası belirleyeceğini açıkladı.

Barack Obama, zaferini ilan etmesi sonrası dış politikaya ilişkin ilk konuşmasında, kendi ifadesiyle İsrail'e olan sarsılmaz desteğini ilan etti.

Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi AIPAC'te konuşan Obama, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için elinden geleni yapacağını belirtti.

Son iki önseçim

Demokrat Parti'nin başkan adayını belirlemek için son iki ön seçim dün Montana ve Güney Dakota'da yapıldı.

Montana'da Barack Obama, Güney Dakota'da ise Hillary Clinton kazandı.

Ancak Amerikan basını Obama'nın, parti kongresinde alacağı tahmini süper delege desteği de sayılırsa, Demokrat Parti'nin başkan adayı olabilmek için gereken 2118 delege sayısına ulaştığını bildiriyor.

Minnesota'da taraftarlarına seslenirken rakibi Hillary Clinton'dan övgüyle söz eden Obama, Clinton'ın direnci, cesareti ve Demokrat Parti hedeflerine bağlılığı ile milyonlarca Amerikalıyı etkilemeyi başardığını söyledi.

New York'ta taraftarlarına seslenen Hillary Clinton ise Obama'yı kutladı, ancak kampanyasının geleceği konusundaki kararı hemen vermeyeceğini, önümüzdeki birkaç gün parti ileri gelenleri ile yakın çevresine danışacağını belirtti.

Clinton dün daha önceki saatlerdeki bir açıklamasında, Obama'nın Başkan Yardımcısı adayı olmaktan mutluluk duyacağını dile getirmişti.

Kıyasıya yarış

BBC diplomasi muhabiri Jonathan Marcus, Amerikan seçim tarihinin gördüğü en dramatik adaylık yarışlarından birinin yaşandığına dikkat çekiyor.

Başlangıçta Demokrat Parti adaylığını, karizmatik ama deneyimsiz Senatör Barack Obama karşısında Hillary Clinton'ın kazanmasına kesin gözüyle bakılıyordu.

Gerçi öncelikle seçimlerden zaferle çıkanın, ya Amerika'nın ilk siyah ya da ilk kadın başkan adayı olacak olması başlı başına bir olaydı.

Ama Senatör Obama'nın değişim mesajı büyük yankı yarattı.

Cumhuriyetçi Parti cephesi de sürprizlerle doluydu.

Altı ay önce neredeyse adaylıktan çekilmenin eşiğine gelen Senatör John McCain, deyim yerindeyse yeniden doğup adaylığını garantiledi.

Şimdi önemli bazı konularda parti politikalarına ters düşmüş, başına buyruk bir Cumhuriyetçi aday, ilk siyah başkan adayıyla başa baş yarışacak gibi görünüyor.

Amerikan başkanlık seçimlerinde bu kez yarış, "yaş ve deneyim"e karşı "gençlik ve köklü bir değişim" mesajı arasında geçecek.

Başkanlık yarışı

BBC muhabiri Nick Miles'ın aktardığına göre yapılan kamuoyu yoklamalarının tümü, yarışın başa baş geçebileceğini ortaya koyuyor.

Bu da olağandışı bir durum, zira görevi bırakmaya hazırlanan Cumhuriyetçi yönetim, Irak savaşıyla epeyce yıpranmış, ayrıca New Orleans'ta yaşanan sel felaketiyle başetmekte yetersiz kalmış olması nedeniyle ağır eleştiriler almıştı.

Zaferini ilan eden Obama artık dikkatini rakibi McCain'e yöneltmiş görünüyor.

Obama, McCain'i överek onun Vietnam'da ülkesinin çıkarlarını kahramanca savunan bir insan olduğunu söyledi, aralarındaki karşıtlığın kişisel değil siyasi olduğunu belirtti.

İki liderin farklılıkları, keskin. Örneğin, Irak konusu.

Obama, ABD askerlerinin aşamalı olarak çekilmesi gerektiğini savunurken McCain, Amerikan birliklerinin Irak kendi kendini savunur hale gelene dek burada kalması gerektiğinden yana.

McCain ayrıca Obama'nın İran liderleriyle önkoşulsuz diyalog niyetini eleştiriyor.

Ekonomi politikalarına bakıldığında, Obama, Cumhuriyetçi rakibine kıyasla Amerikan ekonomisi için daha korumacı bir yaklaşımı benimsiyor ve daha varlıklı kesimlere uygulanan vergi muafiyet ve indirimlerine son vermek istiyor.

McCain ise başka ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarının, Amerikalı işçilere kazanç getirdiğini ve zenginlere uygulanan vergi kesintilerinin ise ekonomiye katma değer olarak döndüğünü savunuyor.

Önümüzdeki günlerde artık Demokrat Parti içindeki adaylık yarışının son bulmasıyla kampanyada bu tartışmalara daha çok odaklanılması beklenebilir.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İsrail'den İran konusunda sert uyarı
« Yanıtla #3 : Haziran 05, 2008, 10:02:59 ÖÖ »
İsrail'den İran konusunda sert uyarı
BBC - 04 Haziran, 2008 - TSİ 12:25
 
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İran'ın nükleer programının mümkün olan her yol denenerek durdurulması gerektiğini söyledi.
 
İsrail Başbakanı konuyu ABD Başkanı Bush ile de görüşecek. 

Amerika Birleşik Devletleri ziyaretinde konuşan Olmert, İran'a uygulanan yaptırımların yeterli olmadığını savundu.

Olmert, Tahran yönetimine, nükleer silah geliştirme planlarını sürdürmesi halinde korkunç sonuçlarla karşılaşacağının anlatılması gerektiğni savundu.

Uluslarararası toplumun daha sert önlemler alması gerektiğini belirten Olmert bunların ne olabileceğine ise açıklık getirmedi.

İsrail Başbakanı konuyu bugün ABD Başkanı George Bush ile de görüşecek.

Olmert'in bu son konuşmasının, İran'a yönelik en sert uyarısı olduğu kaydediliyor.

'Rasyonel değil'

ABD ile bazı diğer batılı ülkeler İran'i nükleer silah programı yürütmekle suçluyor. İran ise, nükleer programının tamamiyle barışçı olduğunu savunuyor.

Daha dün bir konuşma yapan İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney "hiç bir aklı başında ülke bugün nükleer silah yapmaya kalkışmaz. Rasyonel düşünceye aykırı bir şey bu" demişti.

Geçtiğimiz günlerde, BM nükleer denetim kuruluşu olan Atom Enerjisi Kurumu, İran'ın nükleer savaş başlıkları konusunda araştırma yaptığı haberlerinin ciddi kaygı yarattığını bildirmişti.

Olmert'in koltuğu sallantıda

Ehud Olmert'in ABD gezisi, İsrail'de kendisi aleyhindeki yolsuzluk iddialarının giderek daha büyük baskı yarattığı bir sıraya rastlıyor. Başbakana istifa etmesi çağrıları artıyor.

İsrail Başbakanı, 500 Bin dolar tutarında yasal olmayan kampanya bağışı veya rüşvet almakla suçlanıyor.

Ehud Olmert, suçlamaları reddediyor. Henüz resmen suçlama getirilmeyen Olmert, bu gerçekleşirse, istifa edeceğini söylüyor.
*************
Avrasya savaşı’ öncesi Pentagon’da...
2001 yılının ağustos ayı ortaları... Pentagon’un kapısından içeri girerken, yaşayacağım dakikaların çok kısa bir süre sonra ‘tarihe tanıklık’ niteliği taşıyacağını tabii ki bilemezdim...

Amerikan ‘derin devleti’nin ana merkezi olarak tanımlanan ‘Net Assesment’ta görevli bir tanıdığı görmeye gitmemin nedeni, beklenmedik bir anda gerçekleşecek önemli bir görüşme ile hiç bağlantılı değildi...

Her şey çok hızlı gelişti ve artık yazılma zamanı geldi...

Pentagon’a gidiş nedenim, Amerikan Savunma Bakanlığı’nın kütüphanesinde bir araştırma yapma amaçlıydı ve bunun için ‘içeriden bir referansa’ ihtiyaç vardı. Araştırma konum ise, Osmanlı’nın 1856-65 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’ne yapmış olduğu askeri yardımla ilgili belgelerdi...

Andrew Marshall’ın ofisinde olduğunu ve bu tür bir konuyu merak etmiş bir Türk gazetecisiyle hiç beklenmedik bir şekilde görüşebileceğini de bilemezdim...

Pentagon’daki dost, her zamanki nezaketiyle beni ofisine buyur ettiğinde karşımda bir ‘tarih’ ve daha da önemlisi ‘Amerikan devletinin ana beyninin’ durduğunu biliyordum...

1921 yılında doğan Marshall, Chicago Üniversitesi’ni bitirdi, Amerika’nın ilk think-tank’i Rand Corporation’a katıldığında takvimler 1949 yılını gösteriyordu...1950 ve 60’lı yılları, strateji uzmanı olarak bu kuruluşta geçirdi. Daniel Ellsberg, Herman Kahn ve James Schlesinger gibi çok güçlü beyinler ile aynı gruptaydı. Zaten bütün her şey, Schlesinger’in Amerikan Savunma Bakanı olmasıyla gelişti. Dönemin Başkanı Richard Nixon, Amerikan devletinin ana stratejilerini belirleyecek ‘Net Assessment’ın kuruluşunu ve başkanlığını 1973 yılında Andrew Marshall’a verdi...

...Ve o günden bugüne yeni gelen bütün başkanlar tarafından bu göreve yeniden atandı! Şu an 87 yaşında, bu görevi aksatmadan sürdürüyor ve daha da önemlisi Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Donald Rumsfeld, Zalmay Halilzad gibi günümüz Amerikan politikalarına yön veren isimleri yetiştiren portre olarak tanımlanıyor......Devamı......
http://haber10.com/makale/11748
***********
Obama speaks with Iraq's foreign minister, promises visit.
(CNN) – A day after his Republican counterpart sat down with visiting Iraqi foreign minister Hoshyar Zebari, Barack Obama spoke with him by phone from Chicago Monday morning and told him that he looked forward to seeing him in Baghdad before November.

WATCH Sen. Obama discuss Iraq

“I emphasized to him how encouraged I was by the reductions in violence in Iraq, but also insisted that it is important for us to begin the process of withdrawing US troops, making clear that we have no interest in permanent bases in Iraq,” Obama told reporters upon landing in Michigan for a two-day swing through the state.
http://politicalticker.blogs.cnn.com/2008/06/17/obama-speaks-with-iraqs-foreign-minister-promises-visit/
***********
Obama Hakkında Türklerin Konuşmaları Ve Görüşleri.
http://www.turkishforum.com/content/?p=167
***********
ATATURK’E VIZE VEREN YUZBASI,ATATURK’E NASIL VIZE VERDIM….
http://www.turkishforum.com/content/?p=166

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Kandirmasi.
« Yanıtla #4 : Haziran 27, 2008, 11:52:29 ÖÖ »
Obama Kandirmasi

Obama tutuculukta McCain'den fazla farkli degildir. Ondan ve Bush'tan daha iyi konusuyor ve yaziyor, meslekten avukat ve sonra da siyasetci oldugundan, agzi yapiyor. Dogactan ve egitimi nedeniyle, kendini dinletip sanki gercek bir secenekmis gibi umut veriyor.

Prof. Dr. Turkkaya ATAOV

TurkishForum Danisma Kurulu Uyesi

New York: Yari Afrika kokenli ve siyah deriliyle evli Barack Obama gibi biri Amerikan siyaset cekismesinde ilk kez onde gelen iki
partiden birinin baskan adayi konumuna oturdu. Bu bir yenilik sayilabilir. Yine siyah Powell ve Rice bakan olabilmisler,Jackson aday
adayi asamasindan geri donmustu. Ancak Obama'nin basarisinda ne ABD,ne de dunya icin temel degisikligin isaretleri var. Tam karsiti,
oradaki duzenin, degisim sozu veren, ama duzenden yana siyah derililere de gereksinimi var. Obama Beyaz Saray'a girecek olsa,
birtakim surumluk degisiklik onerilerinde bulunabilir de. Ne var ki,ne o koklu donusumlerden yanadir, ne de duzen onun boyle bir konuma
gelip oturmasina izin verir.

Benim bu yorumum onun yayimlanmis kitabinda soylediklerine ve soylemediklerine dayaniyor. Surumde uzun sure ilk sirada kalmis olan
kitabinin basligi "Umudun Kustahligi" diye cevrilebilir. Ilk kitabi daha cok babasina ve cocukluguna, bu ikincisi de siyasetteki
deneyimlerine odaklaniyor. Ikisi de ani agirlikli, ama ikincisinde siyasete iliskin gorusleri oraya buraya serpistirilmis. Yazdiklarina
ve yazmaktan kacindiklarina bakarak Obama'nin Amerika'da ve dunyada gunumuzdeki egemen duzenin savunucusu oldugu soylenebilir ve
soylenmelidir.

Ozellikle rakibi Demokrat Parti'deki elestirmenleri Obama'yi "asiri,devrimci" bulabilirler. Ancak Obama tutuculuktaMcCain'den fazla farkli
degildir.
Ondan ve Bush'tan daha iyi konusuyor ve yaziyor, meslekten avukat ve sonra da siyasetci oldugundan, agzi laf yapiyor. Dogactan ve egitimi
nedeniyle, kendini dinletip sanki gercek bir secenekmis gibi umut veriyor. Bu kandirmacaya degil, onun gercek inanclarina bakalim.
Once, Obama sermayeci duzenin ve gunumuz kuresellesmesinin hayrani.
Ilk ve ortaokul yillarinda kimi arkadaslarinin ve baskalarinin kapitalizmi yermelerini "sorumsuzca" buluyor. Icte ve dista sonuna dek
somuru demek olan kuresellesmenin kapilarini acan eski Baskan Reagan'in "Amerikan halkinin bekledigini" getirdigini soyluyor. 1929
Buyuk Ekonomik Bunalimi gelip cattiginda o zamanki Baskan Roosevelt'in coken kapitalizmi kurtarmak icin basvurdugu "Yeni Yaklasim"siyasetini bile bugun icin fazla buluyor.
Obama'ya gore duzenin acik ve gizli savunuculugunda yasadisi isler de yapmis olan (ve kapitalizmin de emperyalizmin de is bitiricilerinden) Bill Clinton'i "yoksullukla savasimda kisisel sorumluluk almis olan ve gormezden gelinmez bicimde ilerici" olarak alkisliyor. Esi Hillary de, ondan onceki Demokrat aday SenatorJohn Kerry de Obama'ya gore, "kapitalizmin erdemlerine ve Amerikan ustun ordusunun korunmasina inanmis"kisilermis!
Kendi partisine ogudu su: "Siyasette merkezden uzaklasmayin,asiri partizanlik yapmayin!" Ona bakilirsa, 1968 kusagi asiri sagi
kamcilamistir. Oysa Amerikan halki "alcakgonulludur" ve fazla bir sey istemiyor. Varligin yarisi en ustteki yuzde bire ait oldugu bugun de
istemiyor? Ya da dunya nufusunun yalniz yuzde 4'unu olusturan Amerika,cevreyi en az ucte bir oranda bozarken, bu denklemlere Obama'nin
soyleyecegi yalnizca bunlar mi? Marx'a ve Yeni Sol akimina "kacik"diyor. Kendi "gercekci"ymis! Yani, tekelci sermaye ve emperyalizm
yararina gercekci.
Ona kalirsa, Amerika'da anayasanin da buyurdugu gibi bir "halk yonetimi" varmis. Amerikan tarihini de siyasetin gercek isleyis bicimini de iyi bilmedigi kanisindayim. Adaylik savasimini iyi kavramis. Para nasil toplanir, nerelerde nasil konusulur, hangi orgutlu baski kumelerine nasil odunler verilir, onlari ogrenmis. Ama Amerika'da irk sorununun artik cozumlendigini saniyor. Hele kendi esi ve siyah cocuklariyla Beyaz Saray'a girdikten sonra.
Ya disarida kalanlar? Onlarin issizlik, saglik, egitim ve benzeri sorunlari?..
Sorun daha 14'luk kizlarin McDonald's'da kanserli yiyeceklerle midelerini doldurup duba gibi sisecek bozuk parayi ceplerinde
bulundurmalari degil.
Tekelci sermaye, ormanlari, bitki ve hayvan turlerini yok ediyor,ekim alanlarini zehirliyor, dogayi yok ediyor, tum kaynaklari eline
aliyor, baska uluslari tutsak ediyor, surekli kan dokuyor ve bunlari ozgurluk ve demokrasi ugruna yaptigini soyluyor. Obama bu konularda
suskun. Ama "Ermeni soykirimi" diye bir seyden birkac kez soz etti.
San Francisco'dayken New York'ta basilan ve Ermeni sorunuyla ilgili uc kitabimi ona verilmek uzere biraktim. Ama Obama, benimkilerin yaninda,Amerikan gecmisine iliskin yanlislarini da duzeltecek olan H. Zinc, J.Loewens, J. Feagin ve M. Brown gibilerinin yazdiklarini da okumali.

Çevrimdışı Yazar

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 74
  • Puan: +10/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Kardeşlik Dostluk Barış, Birbirimizi Anlayış Ümidi
Ynt: Obama kazanacaksa Bush İran'ı vuracak!
« Yanıtla #5 : Haziran 27, 2008, 05:26:00 ÖS »
AMERİKA HAKKINDA YANLIŞ BİLİNEN ŞEYLERDEN BİRİ İŞTE BUDUR

[size=10pt][size=10pt][size=10pt]"Varligin yarisi en ustteki yuzde bire ait oldugu bugun de
istemiyor? "
[/size][/size]
[/size]

LÜTFEN BU VARLIĞIN SADECE AMERİKANIN VE AMERİKANIN DIŞINDAN BURAYA GELIP
KENDİLERİNE KORPORASYONLARDAN, ENGİN TOPRAKLARDAN, MADENLERDEN, SULARDAN,
FAZLASIYLA PAY ALAN, YEREL HALKIN ÜRETİCİ HUYUNU VE YETENEKLERINI SÖMÜREN, BİR ELİT TABAKANIN ELİNDE OLDUĞUNU ANLAYIN, KABUL EDIN VE VURGULAYIN.

AMERİKAN HALKI HALK HALK HALK AĞIR ÇALIŞAN, HUYU YARATICI VE ÜRETİCİ OLAN HALK --- KADINLAR VE ERKEKLER --- BU VARLIĞA SAHİP DEĞİLDİR.

ÖTE YANDAN, BU HALK, AMERİKAN ORTA DİREĞİNİ [b][/b]YARATTIĞI İÇİN,
KAN TERLE AĞIR ÇALIŞMASI SAYESİNDE VE ÖDEDİĞİ BOL VERGİLER VE ÜRETİCİLİĞİ KADAR, TÜKETİCİLİĞİ İLE, HEM ALT TABAKAYI HEM DE ÜST TABAKAYI ATLAS GİBİ OMUZLARINDA TAŞIYOR.

NOT. ÖTE YANDAN, ATAÖV'ÜN OBAMA HAKKINDAKİ İKAZLARINA KATILIYORUM.
GÖNÜL İSTERDİ Kİ BARACK OBAMA UMDUĞUMUZ, BEKLEDİĞİMİZ, AMERİKAYI VE AMERİKAN HALKINI SEVEN DEVRİMCİ OLSUN. AMA KORKARIM Kİ, DEĞİL.
İNŞALLAH HAKSIZIM ...
NE DİYEYİM, AMERİKA, BENİM ÜLKEM, AMERİKAYI, ÇOĞUNUZUN TANIMADIĞI GERÇEK AMERİKAYI,
BENİM GİBİ SEVEN, SAYAN, BİR KİŞİNİN AMERİKAYA ÖNDER OLARAK ÇIKAGELMESİNİ UMDUĞUM İÇİN, OBAMA'yı PRESİDENT OLARAK İSTEMEMEKTE, HAKSIZ OLMAK İSTİYORUM.

NE VAR Kİ BAZI PERDE ARKASI VE PERDE ÖNÜ GÜÇLER ONU BU POZİSYONA KOYMAYA AZİMLİ.

YANİ DURUM, FAİT ACCOMPLİ = EMRİVAKİ, OLDU BİTTİ, OLDU BİTTİYE GİTTİ, gibiye benziyor.

Saygılarımla,
Kristina O'D




Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Fethullah Gülen'in umudu Obama.
« Yanıtla #6 : Haziran 28, 2008, 12:12:01 ÖS »
Gülen'in umudu Obama 
nagehan@nagehanalci.com
 
Birkaç gündür Fethullah Gülen’in ABD’de oturma ve çalışma izni için gerekli I-140 vizesinin reddedilmesini okuyoruz. Oturma süresi dolunca Hoca’nın Türkiye’ye dönüp dönmeyeceğini tartışıyoruz. Peki ama Gülen’e izin neden çıkmadı? ABD’nin son dönem politikalarında “ılımlı İslam” ile ilgili değişiklikler mi var? Şayet varsa Gülen ve çevresi bu değişikliğe karşı nasıl tavır alıyor?
* * *
Şimdi Bush Yönetimi’nin hassasiyetlerine ve vurgu yaptığı noktalara bir göz atalım: George W. Bush demek 11 Eylül demek. Bugünkü ABD algısını yaratan da, Bush’un diğer tüm politikalarını belirleyen de bu saldırı oldu.
* * *
11 Eylül “İslam korkusu” ile adeta eşanlamlı. ‘İslami terör’ adı altında kategorize ettikleri saldırının hemen ardından Amerikan Yönetimi bir karar aldı. Koskoca İslam dinini ve Müslümanları ortadan kaldıramayacağına göre en azından bu dinin yumuşak yüzünü aramaya koyuldu ve Fethullah Gülen, yani ılımlı İslam’ı buldu. İstedi ki İslam’ın ılımlı yüzünü de yanına alarak radikal yüzü ile savaşsın. Ancak zamanla “korkulan İslam” ve “güvenilen İslam” algılarında değişiklikler oldu.
* * *
11 Eylül ile birlikte ‘radikal İslam’dan korkulurken bugün bazı çevreler bunun kısmen tedbiri alınabilir olduğunu, asıl tehlikenin ‘lawful İslamists’ yani hukuka saygılı Müslümanlardan geleceğini ileri sürüyor, ‘Yumuşak Cihad’ kavramından bahsediyorlar.
* * *
Fethullah Gülen’i ABD dışına itecek algı da işte bu. Ve bu algının temelinde Bush Yönetimi yer alıyor. Bu yüzden Gülen cemaati son zamanlarda yaklaşan Amerikan seçimlerine karşı tavırlarını belirlediler. Önce Clinton üzerine oynuyorlardı. O aday olamayınca Obama’ya oynamaya başladılar. Demokratlar başa geçerse eski günlerine kavuşacaklarına inanıyorlar.
* * *
Bu inanca paralel olarak çalışmaya başlamışlar bile. Dinler arası diyalog üzerine çalışan ve cemaatin önde gelen uzantılarından biri olan Rumi Forum’un yöneticileri çok aktif. Onların yanı sıra Gülen adına hareket eden bazı isimler Podesta adlı lobi şirketi ile görüşüp, bir anlaşma imzalamışlar. Bundan böyle Podesta, Gülen Hareketi için Washington’da lobi yapacak, Demokratlar’ı ılımlı İslam ve Fethullah Hoca’nın önemine ikna etmeye çalışacakmış.
* * *
Kısacası, Hoca mevcut Amerikan yönetimi tarafından eskisi kadar korunup kollanmıyor. O da bu durumdan kurtulmak ve kaybettiği konumuna kavuşmak için yeni alternatif üzerine oynuyor.

P.S.: Önümüzdeki hafta izninizi istiyorum. Görüşmek üzere...
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=122139,10,194

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gülen Nobel'e aday gösterilmeli.
« Yanıtla #7 : Haziran 28, 2008, 12:15:05 ÖS »
HOUSTON ÜNİVERSİTESİ DEKANI ANLATIYOR

Gülen Nobel'e aday gösterilmeli

Amerikan Houston Üniversitesi Dekanı Colby, Gülen'in dünyanın en önemli entelektüeli seçilmesinin ardından Nobel'e aday gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Diyalog çalışmalarına verdiği önemle fikirleri dünyanın her yerinde ilgi gören Fethullah Gülen Hocaefendi'nin adına enstitü açan Amerikan Houston Üniversitesi Dekanı Ira Colby, Gülen'in dünyanın en önemli entelektüeli seçilmesinin ardından Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Devamı....
http://www.samanyoluhaber.com/haber-106734.html
***********
HOCAEFENDİ DÖNECEK Mİ?
http://www.gasteci.com/-hocaefendi-donecek-mi-haber13709.htm
************
HOCAEFENDİ'NİN DÖNMESİNİ EN ÇOK TAYYİP ERDOĞAN İSTEMEZ!
http://www.gasteci.com/hocaefendinin-donmesini-en-cok-tayyip-erdogan-istemez-haber13675.htm
**********

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama's "Not Exactly's"
« Yanıtla #8 : Haziran 29, 2008, 12:17:13 ÖS »
Subject: Fw: Just not exactly

Google verifies these 'not exactly' statements and the real truth about them:

Obama's 'Not Exactly's':

1.) Selma Got Me Born - NOT EXACTLY, your parents felt safe enough to have you in 1961 - Selma had no effect on your birth,
as Selma was in 1965. (Google 'Obama Selma' for his full March 4, 2007 speech and articles about its various untruths.)

2.) Father Was A Goat Herder - NOT EXACTLY, he was a privileged,well educated youth, who went on to work with the Kenyan Government.

3.) Father Was A Proud Freedom Fighter - NOT EXACTLY, he was part of one of the most corrupt and violent governments Kenya has ever had.

4.) My Family Has Strong Ties To African Freedom - NOT EXACTLY, your cousin Raila Odinga has created mass violence in attempting to overturn a legitimate election in 2007, in Kenya. It is the first widespread violence in decades. The current government is pro-American but Odinga wants to overthrow it and establish Muslim Sharia law. Your half-brother, Abongo Obama, is Odinga's follower. You interrupted your New Hamps hire campaigning to speak to Odinga on the phone. Check out the following link for verification of that..and for more. Obama's cousin Odinga in Kenya ran for president and tried to get Sharia muslim law in place there. When Odinga lost the elections, his followers have burned Christians' homes and then burned men, women and children alive in a Christian church where they took shelter.. Obama SUPPORTED his cousin before the election process here started. Google Obama and Odinga and see what you get. No one wants to know
the truth.

5.) My Grandmother Has Always Been A Christian - NOT EXACTLY, she does her daily Salat prayers at 5am according to her own interviews. Not to mention,Christianity wouldn't allow her to have been one of 14 wives to 1 man.

6.) My Name is African Swahili - NOT EXACTLY, your name is Arabic and 'Baraka' (from which Barack came) means 'blessed' in that language. Hussein is also Arabic and so is Obama Barack Hussein Obama is! not half black. If elected, he would be the first Arab-American President, not the first black President. Barack Hussein Obama is 50% Caucasian from his mother's side and 43.75% Arabic and 6.25% African Negro from his father's side. While Barack Hussein Obama's father was from Kenya, his father's family was mainly Arabs.
Barack Hussein Obama's father was only 12.5% African Negro and 87.5% Arab (his father's birth certificate even states he's Arab, not African Negro).
From....and for more....go to.....
http://www.arcadeathome.com/newsboy.phtml?Barack_Hussein_Obama_-_Arab-American,_only_6.25%_African

7.) I Never Practiced Islam - NOT EXACTLY, you practiced it daily at school, where you were registered as a Muslim and kept that faith for
31 years, until your wife made you change, so you could run for office.
4-3-08 Article 'Obama was 'quite religious in islam''
http://www.wnd.com/index.php?fa=PAGE.view&pageId=60559

8.) My School In Indonesia Was Christian - NOT EXACTLY, you were registered as Muslim there and got in trouble in Koranic Studies for
making faces (check your own book). February 28, 2008. Kristoff from the New York Times a year ago: Mr. Obama recalled the opening lines of the Arabic call to prayer, reciting them with a first-rate accent. In a remark that seemed delightfully uncalculated (it'll give Alabama voters heart attacks),Mr. Obama described the call to prayer as 'one of the prettiest sounds on Earth at sunset.' This is just one example of what Pamela is talking about when she says 'Obama's narrative is being altered, enhanced and manipulated to whitewash troubling facts.'

9.) I Was Fluent In Indonesian - NOT EXACTLY, not one teacher says you could speak the language.

10.) Because I Lived In Indonesia, I Have More Foreign Experience - NOT EXACTLY, you were there from the ages of 6 to 10, and couldn't even speak the language. What did you learn, how to study the Koran and watch cartoons.

11.) I Am Stronger On Foreign Affairs - NOT EXACTLY, except for Africa (surprise) and the Middle East (bigger surprise), you have never been
anywhere else on the planet and thus have NO experience with our closest allies.

12.) I Blame My Early Drug Use On Ethnic Confusion - NOT EXACTLY, you were quite content in high school to be Barry Obama, no mention of Kenya and no mention of struggle to identify - your classmates said you were just fine.

13.) An Ebony Article Moved Me To Run For Office - NOT EXACTLY, Ebony has yet to find the article you mention in your book. It doesn't, and never did,exist.

14.) A Life Magazine Article Changed My Outlook On Life - NOT EXACTLY, Life has yet to find the article you mention in your book. It doesn't, and never did, exist.

15.) I Won't Run On A National Ticket In '08 - NOT EXACTLY, here you are,despite saying, live on TV, that you would not have enough
experience by then, and you are all about having experience first.

16.) Voting 'Present' is Common In Illinois Senate - NOT EXACTLY, they are common for YOU, but not many others have 130 NO VOTES.

17.) Oops, I Misvoted - NOT EXACTLY, only when caught by church groups and Democrats, did you beg to change your misvote.

18.) I Was A Professor Of Law - NOT EXACTLY, you were a senior lecturer ON LEAVE.

19.) I Was A Constitutional Lawyer - NOT EXACTLY, you were a senior lecturer ON LEAVE.

20.) Without Me, There Would Be No Ethics Bill - NOT EXACTLY, you didn't write it, introduce it, change it, or create it.

21.) The Ethics Bill Was Hard To Pass - NOT EXACTLY, it took just 14 days from start to finish.

22.) I Wrote A Tough Nuclear Bill - NOT EXACTLY, your bill was rejected by your own party for its pandering and lack of all regulation - mainly because of your Nuclear donor, Exelon, from which David Axelrod came.

23.) I Have Released My State Records - NOT EXACTLY, as of March, 2 008,state bills you sponsored or voted for have yet to be released, exposing all the special interests pork hidden within.

24.) I Took On The Asbestos Altgeld Gardens Mess - NOT EXACTLY, you were part of a large group of people who remedied Altgeld Gardens. You failed to mention anyone else but yourself, in your books.

25.) My Economics Bill Will Help America - NOT EXACTLY, your 111 economic policies were just combined into a proposal which lost 99-0,
and even YOU voted against your own bill.

26.) I Have Been A Bold Leader In Illinois - NOT EXACTLY, even your own supporters claim to have not seen BOLD action on your part.

27.) I Passed 26 Of My Own Bills In One Year - NOT EXACTLY, they were not YOUR bills, but rather handed to you, after their creation by a fellow Senator, to assist you in a future bid for higher office.

28.) No One on my campaign contacted Canada about NAFTA - NOT EXACTLY, the Canadian Government issued the names and a memo of the conversation your campaign had with them.

29.) I Am Tough On Terrorism - NOT EXACTLY, you missed the Iran Resolution vote on terrorism and your good friend Ali Abunimah supports the destruction off Israel.

30.) I Want All Votes To Count - NOT EXACTLY, you said let the delegates decide.

31.) I Want Americans To Decide - NOT EXACTLY, you prefer caucuses that limit the vote, confuse the voters, force a public vote, and only operate during small windows of time.

32.) I passed 900 Bills in the State Senate - NOT EXACTLY, you passed 26,most of which you didn't write yourself.

33.) I Believe In Fairness, Not Tactics - NOT EXACTLY, you used tactics to eliminate Alice Palmer from running against you.

34.) I Don't Take PAC! Money - NOT EXACTLY, you take loads of it.

35.) I don't Have Lobbyists - NOT EXACTLY, you have over 47 lobbyists, and counting.

36.) My Campaign Had Nothing To Do With The 1984 Ad - NOT EXACTLY, your own campaign worker made the ad on his Apple in one afternoon.

37.) I Have Always Been Against Iraq - NOT EXACTLY, you weren't in office to vote against it AND you have voted to fund it every single
time.plan leaves us all to pay for the 15,000,000 who don't have to buy it...

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA:IRAK'TAN HEMEN ÇEKİLİRİM.
« Yanıtla #9 : Temmuz 05, 2008, 11:26:36 ÖS »
OBAMA:IRAK'TAN HEMEN ÇEKİLİRİM
Saturday, 05 July 2008 - Turkishny.com

Demokrat Parti Başkan Adayı Barack Obama seçildiği taktirde başkanlığının ilk gününden itibaren Amerikan askerini Irak'tan çekme çalışmalarına başlayacağını söyledi.
Obama başkanlığının birinci gününde en yüksek düzeydeki beş komutana savaşı kesin şekilde sona erdirme görevini vereceğini söyledi. Obama askerlerin tamamını geri çekme işinin de 16 ayda tamamlanmasını istediğini kaydetti. Demokrat başkan adayı, Irak konusundaki bu politikasını uzun süredir değiştirmediğine işaret etti.

Ancak Cumhuriyetçi Parti Başkan Adayı John McCain ise Obama'yı Irak savaşı konusunda tutum değiştirmekle suçladı. Yapılan açıklamada Obama, McCain'in askerin koşullar göz önünde tutulmadan derhal çekilerek sağlanan ilerlemelerin kaybedilmemesi şeklindeki politikasını kendine mal etmekle suçlanıyor.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Irak politikasını savundu.
« Yanıtla #10 : Temmuz 06, 2008, 07:18:14 ÖS »
Obama Irak politikasını savundu
 
BBC - 06 Temmuz, 2008 - TSİ 12:02
 
ABD'deki Demokrat Parti'nin başkan adayı Barack Obama, Irak politikasını değiştirmesini vurguladı.
 
Irak konusundaki sözleri Obama'yı zora soktu

Demokrat politikacı Irak politikasını ''rafine edeceği'' yönündeki sözlerinin, bu ülkedeki savaşı kısa sürede sona erdirme yönündeki kararlılığından vazgeçtiği anlamına gelmediğini söyledi.

Obama, hafta içinde yaptığı açıklamada, yakın zamanda Irak'ı ziyaret edeceğini ve oradaki Amerikalı komutanlarla görüşmelerinden sonra Irak konusundaki politikasını daha ''rafine'' bir hale getireceğini belirtmişti.

Daha önce, başkan seçildiği takdirde ABD ordusunu 16 ay içinde Irak'tan çekme sözünü veren Obama'nın bu sözleri, politikasını değiştirmeye hazırlandığı şeklinde değerlendirilmişti.

Ancak Obama son açıklamasında, medyanın sözlerini yanlış değerlendirdiğini ve rakip Cumhuriyetçi Partililerin de bunu istismar ettiğini savundu.

Demokrat partinin başkan adayı olan Obama, ''Irak politikamda değişiklik yok, savaşı sona erdirmeye kesinlikle kararlıyım'' dedi.

Etkili muhafazakar yorumcu Charles Krauthammer ise Washington Post gazetesindeki köşesinde, ''Obama, politikalarını gayet kolay değiştirmeye çok erkenden başladı'' diye yazdı.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İran,Güvenlik Konseyi'ne aday.
« Yanıtla #11 : Temmuz 06, 2008, 07:19:39 ÖS »
BBC - 06 Temmuz, 2008 - TSİ 12:07
 
İran,BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için İslam ülkelerinin desteğini istedi.
 
İran BM Güvenlik Konseyi'nde koltuk istiyor

İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki, İran'ın Asya kıtasını temsilen önümüzdeki dönemde aday olacağını ve seçilebilecek konumda olduğunu söyledi.

Mutteki, Güvenlik Konseyinin 2009-2010 dönemi geçici üyeliği için İslam ülkelerinden destek istedi.

İran, 1955-1956 döneminde BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği yapmıştı.

ABD, İngiltere, Rusya, Çin ve Fransa'nın daimi üye oldukları ve veto hakkına sahip oldukları BM Güvenlik Konseyinde 10 geçici üye bulunuyor.

Geçici üyeler, 5 kıtayı temsilen ikişer yıllığına rotasyon sistemine göre seçiliyor.

Aday ülkenin seçilebilmesi BM Genel Kurul üyelerinin en az üçte ikisinin oyuyla mümkün oluyor.

İran, dün de 26 yıl önce Lübnan'da kaçırılan 4 diplomatın bulunması için uluslararası toplumu göreve çağırmıştı.

İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki, "İsrail'in elinde olan diplomatların" bulunmasını ve serbest bırakılmasını sağlamaya kararlı olduklarını söyledi.

Lübnan'ın kuzeyinde 1982'de kaçırılan İranlı 4 diplomatın daha sonra İsrail'e teslim edildiği sanılıyor.

İran, diplomatlarının İsrail'in elinde bulunduğuna inanıyor.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama or McCain?İlter TÜRKMEN
« Yanıtla #12 : Eylül 03, 2008, 11:24:19 ÖS »
Obama or McCain?
Tuesday, September 2, 2008

İlter TÜRKMEN
  The Democratic National Convention held in Denver Colorado last week was impressive, even exciting in every aspect. Almost all speakers, including New York Senator Hillary Rodham Clinton, former President of the United States Bill Clinton, Vice presidential nominee Joe Biden, former Vice President Al Gore, Ms. Michelle Obama and U.S. presidential nominee Barack Obama addressed 80,000 people last Thursday night. Obama, who was criticized for speaking abstractly, had an urge to explain solid elements of his politics this time and focused rather on economy, energy, social programs, global warming and education.

  Obama also mocked his rival, the Republican Party presidential candidate John McCain, who had described the middle class as people having annual income of less than $5 million. Obama, claiming that employment was created for 23 million people in the Clinton period, said unemployment was at a peak today, as the Bush administration introduced tax exemptions for big companies yet neglected the middle class. Obama promised tax reduction for 95 percent of working families, improvement of renewable energy sources by spending $150 billion within the decade, reduction of U.S. dependency on the Middle East oil, widespread health insurances, higher level of education and modification of procedures not to allow conglomerates to pay lesser tax. 

  Al Gore's wisdom:

  I think Al Gore made one of the most striking speeches of the night. As you may recall, Gore was defeated in the controversial vote count as he was neck to neck with George W. Bush in the 2000 presidential elections. Gore said if Democrats had won that time, American wouldn't have to be in the Iraq quagmire today, Osama Bin Laden could have been followed until he was caught, America would not have faced the economic crisis, no one would show any disrespect to the U.S. Constitution, rights of all Americans regardless of their race, religion, gender and sexual preferences, and finally the climate crisis could never have occurred. According to Gore, America obviously needs a president like Obama today.

  But opinion polls reflect McCain, who is to continue Bush's policies, is neck on neck with Obama. Gore believes this is because “we're borrowing money from China to buy oil from the Persian Gulf to burn it in ways that destroy the future of human civilization … Oil company profits, as you know, have soared to record levels, and gasoline prices have gone through the roof, and we are more dependent than ever on dirty and dangerous fossil fuels … Many scientists predict -- shockingly -- that the entire North Polar ice cap may be completely gone during summer months during the first term of the next president ... Military experts warn us our national security is threatened by massive waves of climate refugees destabilizing countries around the world, and scientists tell us the very web of life is endangered by unprecedented extinctions.” Despite all these facts, Gore emphasizes that McCain still keeps his potential votes because pro-status quo sees Obama as a threat to their selfish interests. 

  McCain's choice:

  It is difficult not to agree with Gore. Normally, Obama's young age, intellectual capacity, balanced views, humanitarian side and social sensitivities should have been given more support together with Biden, a veteran in foreign politics, against McCain who gives the impression that he has some kind of temperament issues. Moreover, McCain accuses Obama of lacking experience in foreign policy, yet chose Alaska Governor Sarah Palin as his vice presidential nominee, who is very conservative and lacks experience in foreign politics more than Obama. He should have chosen a more experienced vice presidential nominee because McCain is 72-years-old, so his vice president would have been more likely to become the next president.

  As far as Turkey is concerned, both Obama and his vice presidential nominee, Biden, made some promises to the Armenian lobby during the election trails. However, policies of the Bush administration as the number one responsible of the instability around the world will definitely not serve to the benefit of Turkey.

http://www.turkishdailynews.com.tr/article.php?enewsid=114211

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Kürdistan’ı Türkiye’ye kurdurtacak.
« Yanıtla #13 : Ekim 24, 2008, 09:03:44 ÖS »
Obama, Kürdistan’ı Türkiye’ye kurdurtacak

Resim:yenicaggazetesi

ABD’de Demokrat Parti’nin başkan adayı Barack Obama’nın seçim bildirgesinde, “şimdiki Cumhuriyetçi Başkan George Bush’un yanlış Irak müdahalesi yüzünden, bölücü PKK terörünün arttığı ve Obama’nın, başkan seçildiği takdirde Türk-Amerikan stratejik ortaklığının onarılması için çalışacağı” bildirildi. Obama’nın internet sitesinde yayımlanan ve bütün önemli iç, dış ve ekonomi politikalarını kapsayan bildirgesinin Avrupa ile ilişkiler bölümünde Türkiye’den, “Türkiye ile stratejik ortaklığın restore edilmesi” başlığı altında bahsedildi. Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin kurulması için üstü örtülü olarak Türkiye’nin de destek vermesini isteyen Obama, bildirgede şunları söyledi: “Türk ve Iraklı Kürt liderlerin bir araya getirilmesi ve PKK tehdidiyle uğraşılmasını, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün güvence altına alınmasını ve Irak’ın kuzeyinde çok ihtiyaç duyulan Türk yatırımlarının ve buradaki Kürtlerle ticaretin kolaylaştırılmasını öngören kapsamlı bir anlaşma için görüşülmesi yönünde bir diplomatik çabaya önderlik edeceğim.”


Türk-Amerikan ilişkileri
Türk-Amerikan ilişkilerine geniş yer verilen bildirgede şöyle devam edildi: “Barack Obama ve Joe Biden, Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğünün ilerletilmesini ve Türkiye’nin AB’ye katılma çabalarını destekleyecek. Obama ve Biden  istikrarlı, demokratik, yüzünü Batı’ya çevirmiş bir Türkiye ile yakın bir ilişkinin, ABD’nin ulusal çıkarı için önemli olduğuna inanıyor. Bu ilişki, özellikle, bölücü PKK’nın Türkiye’ye yönelttiği terörist tehdidin yeniden canlanmasına yardım eden, Bush yönetiminin yanlış yönlendirilmiş ve yanlış idare edilmiş Irak müdahalesi yüzünden, son yıllarda derin şekilde gerginleşti.  (A.A)
****************

Obama Would Fail Security Clearance
by Daniel Pipes
Philadelphia Bulletin
October 21, 2008
http://www.meforum. org/article/ pipes/5983
 
With Colin Powell(http://www.msnbc.msn.com/id/27266223/) now repeating the lie that Barack Obama has "always been a Christian," despite new information further confirming Obama's Muslim childhood(http://www.danielpipes.org/blog/2008/08/bibliography-my-writings-on-barack-obamas.html) (such as the Indonesian school registration listing him as Muslim), one watches with dismay as the Democratic candidate manages to hide the truth on this issue.
*************
Barak Obama.....
Burak Obama olsaydı ne olurdu dersiniz?

Burak :
Köken : Arb.
Cinsiyet: Erkek
Anlam :Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti.

Esra :Köken : Arb.
Cinsiyet: Kız
Anlam :En çabuk, pek çabuk

Reyyan :
Köken : Arb.
Anlam: Suya kanmış, suya doymuş

Burak Hz.muhammed  miraca çıkarken bindiği bir "şey"in(At deniyor) ismi yani ne olduğu belli değil imam hatip mezunu bir basbakan oğluna nasıl olur da Burak ismini koyar ingilizce okursanız alın size BARAK..

Peygamberin bineti köpek olabilirdi,deve olabilirdi o zaman ne konulacaktı isim..?

Reyyan da holywood starı R'yan O Neil gibi yazılıyor...

Kızı ibranicesi EZRA,oğlu BURAK..Gelini Ryyan...damadı Berat..Ha, berat yersen BERAT eğer yemez isen sabetay sevi'nin Arnavutluk'ta öldüğü kendin adı...

Tamamı için bakınız...
BÖLÜNMEDE NAKŞİLERİN ROLÜ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=330.msg447#msg447

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA AMCANIN KULÜBESİ.
« Yanıtla #14 : Kasım 03, 2008, 12:58:28 ÖÖ »
OBAMA AMCANIN KULÜBESİ

Ankaradaki çocukluğum sırasında, çocuk romanlarına çok düșkündüm. Bütçemiz bunları almaya müsait değildi, çevremizdede ”gereksiz” kitaba para vermek israf olarak görülüyordu.. Yinede șu veya bu șekilde dünya çocuk klasiklerinin büyük bir kısmını 60’lı yıllarda okuyabildim..
 
Bunlardan biride ”Tom Amcanın kulubesi” idi. Okuyanlar bilirler,Tom amca beyazlara hizmet etmenin, Dünyadaki varlığının gayesi olduğuna inanmış çok uslu bir zencidir..Sadakatle hizmet ettiği insanlar tarafından horlanır, elden ele satılır. Hiç bir zaman onlara kin duymayı, isyan etmeyi aklına bile getirmez..En küçük okşanıştan mutlu olur, hakkını aramayı değil, beyazlardan gelecek lütfu bekler.
 
Amerikadaki seçimleri takip ederken, okuduğum bu çocuk romanı aklıma geldi.
 
Obamanın, Amerikan bașkanlık seçimlerindeki durumunu daha iyi anlayabilmek için, isterseniz 2007 istatistiklerine göre ABD’deki zencilerin, beyazlar karșısındaki durumlarına bir bakalım:
 
Beyazların % 74’ü eğitimini bitirmiș bu oran siyahlarda ise 12,8. Beyazların % 10,2’si fakirlik sınırının altında yașıyor, siyahların  % 24,7’si bu durumda.Siyahların yıllık ortalama gelirleri 32.000 dolar, beyazlarınki ise 52.000.
Siyahların, ABD’de beyazları yakaladığı tek yer ise hapishaneler. Ülkedeki tutukluların % 50’si zenci.
 
Yavaș yavaș dünyada bugüne kadar görülmemiș bir sosyal patlamaya doğru giden Amerika, daha doğrusu ipleri ellerinde tutan küçük bir zümre , kendine modern Tom amcayı bulmuștur.
Amerikada bir siyahinin seçilmesi, toplumun basıncını alacak, dünyaya ise Amerikan demokrasisinin parlak bir uygulaması olarak lanse edilecek.

Sömürdüğü ve perde arkasından ipleri çektiği ülkelerde, bu ișleri hep birer yerli ”Tom Amca” bularak onun eliyle halleden Amerika, bu sefer kendi toplumundan bir Tom Amca çıkarmak zorunda kalmıștır..

Seçilirse- ki görünüș öyle- Obamanın iși çok zor.
Siyah olduğu veya öyle tanımlandığı için çok dikkatli olmak zorunda. Beyazlara kendini ispat etme mecburiyeti var, bu sebeple pek fazla zenci hakları savunuculuğu yapamıyacak, onların toplum içindeki durumlarını iyileștirecek adımları atamıyacaktır. Ancak siyahların içindeki kızgınlık ve kini hafifletecek, psikolojik olarak onları umutlandıracaktır. ”Obama bașardığına göre imkansız değil” fikri, toplumun gazını alacaktır. Amerikanın  beyaz patronlarınında istediği budur.

Obama ”müslümanlık” söylentileri ilede savașmak, çok dikkatli olmak zorundadır. İslam dünyasınada soğuk durmak, kendini beyaz patronlara ve Amerikalı beyaz seçmenlere ispat etmek mecburiyetinde hissedecektir.. Kısacası beyaz adamın tam aradığı, beyazı beyazdan daha fazla savunacak bir siyahtır Obama..
Bizim yerli Tom amcaların durumu ise biraz farklıdır.. Amerika tarafından titizlikle seçilmișlerdir. Hemde halk arasında Amerikaya karșı olarak bilinenler arasından.

Amerikanın kendi Tom amcaları, Amerikan  emperyalizminin hizmetindedirler, yani ABD için bir tehlike arzetmezler.. Bizdeki Tom amcalar ise tam aksine kendi toplumlarını AB-D emperyalizmine teslim edebilmek için gayret ederler. Kendilerine sağlanan koltuğun bedeli budur.

Etrafınıza șöyle dikkatlice bir bakın.
 
Aydın,sanatçı,cemaat lideri,ișadamı,yazar,çizer,siyasetçi maskeli çok Tom amca göreceksiniz .
Maalesef Türk tarihi boyunca bu kadar içerden hücuma uğradığımız bașka bir devir bulamazsınız.

 
Milletimizin cevherine ben hala tam olarak güveniyorum. Sadece o cevherin üzeri toz, toprak, çamurla kaplanmıș durumda. Bunları temizleyebildiğimiz, özümüze dönebildiğimiz zaman, maskeleri çok rahatlıkla indirebileceğiz.. Ama inanın o gün, bugünün birçok yerli Tom amcası, hepimizden daha fazla Türk milliyetçisi olacaklardır..
 
Hürmetlerimle
İ.Esen

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD'nin dış politikası ne olacak?
« Yanıtla #15 : Kasım 05, 2008, 01:02:49 ÖS »
ABD'nin dış politikası ne olacak?

Washington yönetiminin iç ve dış politikasında birçok değişiklik olması bekleniyor.
 Siyah Demokrat Senatör Barack Obama'nın yeni ABD başkanı seçilmesiyle birlikte Washington yönetiminin iç ve dış politikasında birçok değişiklik olması bekleniyor.

Değişiklik mesajını, seçimin ardından yaptığı zafer konuşmasında da veren Obama'nın, Irak'taki Amerikan askerlerinin sayısı, Küba, Irak, İran politikaları, enerji politikası ve diğer birçok konuda yapmayı vaat ettiği değişiklik alanları şunlar:

VENEZUELA-ABD İLİŞKİLERİ
Venezuela, seçimden önce yaptığı açıklamada, Obama'nın başkan olmasıyla birlikte iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açılabileceğini açıkladı.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, kendisini devirmeye çalışmakla suçladığı Washington'la, Obama başkanlığında masaya oturabileceğini ilk kez söylerken, Obama, bu konuda temkinli davranacağını gösteren açıklamalarda bulundu. Obama'nın yardımcısı, Venezuela ile ilişkilerin gelişmesi için önce bu ülkenin demokrasi yolunda önemli adımlar atmasını söyledi.

KÜBA'YA YÖNELİK YAPTIRIMLAR HAFİFLEYEBİLİR
Obama, seçim kampanyasında, ABD'nin Küba'ya yönelik 46 yıllık yaptırımlarını hafifletme sözü verdi ve Küba yönetimi ile diyalog ihtimalini gözardı etmediğini söyledi.

Dolayısıyla Obama'nın başkan seçilmesi, 8 yıllık George Bush döneminin sert tutumuna alışan Kübalıların, ABD ile ilişkilerin ve böylece hayat şartlarının düzeleceği umudunu yeşertti.

Birçok Kübalı, John McCain'in başkan seçilmesinin, ambargoyu artıran George Bush yönetiminin devamı olacağı düşüncesini taşıyordu. Seçimde taraf olmadığını açıklayan Küba hükümeti, Obama için, "Kuşkusuz, cumhuriyetçi rakibinden daha kültürlü ve daha zeki" ifadesini kullanmıştı.

Obama'nın, aile bağı olanların Küba'ya seyahati ve ABD'de yaşayan Kübalıların Küba'daki ailelerine para göndermeleri konusundaki kısıtlamaları hafifletmesi bekleniyor.

AFGANİSTAN
Obama Irak'tan çekilecek askerlerle Afganistan'daki 32 bin Amerikan askerine 7 bin asker ekleyeceğini belirtti. Ayrıca "Pakistan harekete geçmez ya da bir şey yapamazsa" bu ülke topraklarındaki üst düzey terörist hedeflere karşı tek taraflı saldırılar düzenleme tehdidinde bulundu.

IRAK
Senatörken Obama önce Irak'a savaş açılmasına, sonra Irak'taki asker sayısının artırılmasına karşı çıktı. 2007'de büyük bir askeri harcama yasasına karşı oy verdi, bunun dışında savaşı desteklemek için getirilen mali paketleri destekledi.

Obama Irak'taki muharip Amerikan askerlerini 16 ay içinde çekmeyi planladığını söyledi.

İRAN
Obama, ilk başta ön koşulsuz İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'la görüşeceğini söylerken, şimdi Ahmedinejad'ın "görüşecek doğru kişi olduğundan" emin olmadığını söylüyor.

Ancak "İran liderleri" ile doğrudan görüşmelerin ABD'nin İran'a ağır uluslararası yaptırımlar yapılması isteklerine daha fazla meşruluk sağlayacağını belirtiyor. Obama ayrıca İran'a diplomatik baskıyı yoğunlaştıracağını söylüyor.

FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ
ABD'nin füze savunma sistemi için harcadığı paranın miktarı konusunda şüpheleri olduğunu belirtti. Avrupa'ya füze savunma sistemi yerleştirilmesini destekliyor, ancak sistemin etkinliğinin kanıtlanmasından sonra yerleştirilmesini savunuyor ki bu da füze yerleştirilmesini yıllarca geciktirebilir.

KUZEY KORE
Başkan George W. Bush'un ilk döneminde Kuzey Kore'ye karşı uyguladığı sert politikayı onaylamadı ve Kuzey Kore ile görüşmelerden yana olduğunu belirtti. Bush son dönemde bu politikayı benimsedi. Kuzey Kore'nin nükleer silah programını sona erdirmek için güçlü bir uluslararası koalisyondan yana.

SUDAN-DARFUR
Darfur'da Sudan hükümetinin desteğiyle yaşanan şiddet olaylarının önlenmesi için, ideal durumda BM adına uygulamaya konacak, bir uçuşa yasak bölge öneriyor. Mayıs ayında diğer Demokrat başkan adayları ile birlikte imzaladığı bir bildiride, Darfur'daki şiddeti kınadı ve bundan asıl olarak Sudan hükümetinin sorumlu olduğunu ve bu şiddeti Sudan hükümetinin durdurabileceğini belirtti.

KÜRESEL ISINMA
Biyoyakıt, rüzgar ve güneş enerjisi, şarj edilebilir hibrid arabalar, temiz kömür teknolojisi ve diğer "iklim dostu" önlemler için 10 yıllık, 150 milyar dolarlık fon ayrılmasını destekliyor.

2050'ye kadar, karbondioksit ve diğer sera gazı etkisi yapan gazların salımının 1990'daki düzeyine göre zorunlu olarak yüzde 80 oranında azaltılmasını öngörüyor.

Alaska'da petrol aranmasına karşı çıkıyor.

2025'de enerjinin yüzde 25'inin rüzgar, güneş ve biyo-yakıt ürünlerinden üretilmesini hedefliyor.

Vergi kolaylıkları ile 2015'e kadar 1 milyon hibrid otomobilin kullanıma sokulması da hedefleri arasında.

GUNTANAMO HAPİSHANESİ
Guantanamo'nun kapatılması ve tutukluların tutukluluk hallerine itiraz edebilmelerine izin verilmesini istiyor. Bush yönetimini Guantanamo benzeri sorunları çözmek için bir askeri yargı ve adalet sistemi oluşturma ihtiyacını gözardı etmekle suçluyor. Yüksek Mahkemenin Guantanamo konusunda sivil mahkemeler lehine verdiği kararı kutladı ve 2006'da Askeri Komisyon Yasası'na karşı oy kullandı.A.A.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama'yı 'kara' tablo bekliyor.İşte Obama'nın 5 vaadi.
« Yanıtla #16 : Kasım 05, 2008, 01:05:23 ÖS »
Obama'yı 'kara' tablo bekliyor.

ABD'de siyahlara karşı keskin ayrımcılık sürüyor.
Siyah Demokrat senatör Barack Obama'nın ABD başkanlığına seçilmesi, bu ülkede siyahlara karşı yapılan ırk ayrımcılığını tekrar öne çıkardı.

Amerikan tarihinde ilk kez bir siyah başkan seçilirken, siyahlara karşı keskin ayrımcılık hala devam ediyor.

İşte hayatın belirli alanlarında bilimsel araştırmalarla belirlenen bu ayrımcılığın çarpıcı sonuçlarının örnekleri:

SAĞLIK:

- Siyah kadınların yeni doğan bebeklerinin ölüm oranları beyaz kadınların yeni doğan bebeklerinin ölüm oranlarından 2,4 kat daha fazla.

- Doktorların göğüs kanserinin erken dönemlerinde ameliyat ettikleri siyah kadınlara radyoterapi uygulama ihtimalleri, aynı durumdaki beyaz kadınlara göre daha düşük.

- ABD'deki siyahlar kanser ve benzeri hastalıklarda beyazlara göre daha kötü tedavi ediliyor, doktorlar ise hala bunun nedenlerini bulmaya çalışıyor.

- Beyazların ortalama ömrü, siyahlarınkinden 5 yıl daha fazla.

- Kadınların doğumda ölüm oranı siyahlar arasında beyazlardan 3,3 kat daha fazla.

EKONOMİ

- ABD'de bu yılın 3. çeyreğinde genel işgücünün yüzde 6,1'i işsiz iken, aynı dönemde işsizlik oranı siyahlar arasında yüzde 11,4.

- Beyaz aileler için ortalama yıllık gelir geçen yıl 64 bin 427 dolar iken, siyah aileler için 40,143 dolar idi.

- Geçen yıl beyaz nüfusun yüzde 10,6'sı resmi yoksulluk sınırı olan 4 kişilik bir aile için 21 bin dolarlık yıllık gelirin altında iken, siyahlarda yoksulluk sınırının altında olan nüfus oranı 24,4 idi.

- Sosyal sigortadan yoksun olan beyazların oranı geçen yıl yüzde 14,3 iken, siyahlarda bu oran 19,2 idi.
- Beyaz Amerikalıların yüzde 72'si kendi evine sahipken, kendi evine sahip olan siyah Amerikalıların oranı yüzde 46.

SUÇ VE ADALET

- Hapse düşen erkek oranı beyazlarda yüzde 0,8, siyahlarda ise 4,6.

- 30-34 yaş arası siyah erkek nüfusun yüzde 10,7'si hapse düşerken, bu oran beyazlarda sadece 1,9.

- Genel nüfus içinde hapse düşen kadın sayısı erkeklerden daha az, ancak hapse düşen siyah kadın sayısı beyaz kadınlardan yine fazla.

EĞİTİM

- Los Angeles'taki California Üniversitesi'nin insan hakları projesinin değerlendirmesine göre Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında verdiği bir karar nedeniyle, giderek daha çok devlet okulunda ırklar ayrı ayrı eğitim görüyor ve bu trendin daha da hızlanması bekleniyor.

- Okullarda ırkların ayrılması, toplam öğrencilerin yüzde 43'ünü oluşturan beyaz olmayan öğrencilerin aldığı eğitimin kalitesini tehdit ediyor.

- Eğitimde ırkların ayrılması beyaz olmayanlar arasında okulu bırakma oranlarını artırıyor ve üniversiteye hazırlanma başarısını düşürüyor.

- 1968-2005 arasında devlet okullarına giden beyazların oranı yüzde 80'den yüzde 57'ye düşerken, devlet okullarına giden Latinlerin oranı aynı dönemde 4'e katlandı.

Kaynaklar: ABD İş ve İşçi İstatistikleri Bürosu, ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bürosu, ABD Adalet Bakanlığı, ABD İstatistik Bürosu.
*******************
İşte Obama'nın 5 vaadi

Halka "değişim" vaat eden Obama'nın vaatleri 5 ana başlıkta toplanıyor.
 ABD'nin yeni başkanı seçilen ve halka "değişim" vaat eden Obama'nın vaatleri 5 ana başlıkta toplanıyor.
Reuters'ın analizine göre Obama'nın vaatleri ve seçilmesinin olası sonuçları şunlar olabilecek:

1. Obama, Irak'taki askerleri belirli bir düzen içerisinde çekmeyi, bu ülkedeki ABD askerlerini, her ay 1 tugay olmak üzere tamamen çekmeyi ve Afganistan'a daha fazla asker kaydırmayı vaat etmişti. Demokratlara oy veren seçmen, bu vaadini yerine getirmesi için Obama'ya baskı yapabilecek. Ancak Obama, son gelişmeleri, özellikle ABD'nin Irak'taki varlığının son aylarda sağladığı kazanımları dikkate alarak, bu vaadini yerine getirme konusunda yavaş davranabilir.

2. Obama, 20 Ocak 2009'da görevini devralacak. ABD ekonomisinde halkın tüketim harcamalarının arttırılarak ekonomik durgunluğa karşı mücadele edilmesini amaçlayan "ikinci teşvik paketi" bu tarihe kadar Başkan George Bush yönetimi ve Kongre tarafından yasalaştırılmazsa, Obama ve Kongre'deki demokratlar paketi geçirebilir.

3. Obama, kredi krizi içerisinde bulunan ve bu yüzden Wall Street'te hisse senetlerinin zayıflamasına, halkın emeklilik fonlarının değer kaybetmesine yol açan finans sektöründe yeni düzenlemeler için muhtemelen bir dizi adım atacak.

4. Obama, yıllık geliri 200 bin doların altında olan Amerikan vatandaşlarına vergi indirimi vaat etmişti. Bu kesim, toplam vergi mükelleflerinin yüzde 95'ini oluşturuyor. Obama, yıllık geliri 250 bin doların üzerinde olanların vergilerini ise arttıracağını söylüyordu. Ancak Obama ve Kongre'deki Demokratlar bu vaatlerinden kısmen geri adım atabilir. Vaatlerde belirtilenden daha küçük bir kesimin vergilerinde indirim, vaatlerde belirtilenin daha fazla bir kesimin vergilerinde ise arttırıma gidebilir.

5. Obama başkan seçilirse, ABD karşıtlığı ile tanınan devletlerin liderleriyle önkoşulsuz olarak görüşmeyi arzuladığını belirtmişti. Bu ülkelere örnek olarak İran, Küba ve Venezuela sayılabilir. Ancak Obama'nın bu ülke liderleriyle görüşmesi, ABD'nin bu ülkelerle diplomatik trafiği yoğunlaştırdığı oranda anlamlı olabilecek.A.A

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD'nin yeni başkanı Obama.
« Yanıtla #17 : Kasım 05, 2008, 01:14:34 ÖS »
ABD'nin yeni başkanı Obama.

Demokrat Parti adayı Barack Obama Cumhuriyetçi rakibi McCain'i geçerek ABD'nin 44. Başkanı oldu.

OBAMA YANDAŞLARI BAYRAM YAPIYOR
ABD seçimlerinde sonucu Virginia eyaleti belirledi. Daha California'da sandıklar açılmadan, sonuç ortaya çıktı.
 
Zeynep Gürcanlı YAZIYOR
hurriyet.com.tr

Ohio, Pennsylvania ve en son, kritik eyaletlerden Virginia düştü. Virginia'da oylamanın ilk saatlerinde McCain önde gidiyordu. Ancak sonradan Obama'nın oyları gelmeye başladı. Ve Virginia, yüzde 51'e yüzde 49 gibi az bir farkla Obama'nın oldu.

Amerikan medyası, daha California'da oy verme işlemi bitip de, sandıklar bile açılmadan, Obama'yı "44. Amerikan Başkanı" ilan etti.
 Bunun nedeni, ABD'nin en büyük eyaleti California'nın geleneksel bir Demokrat destekçisi olması. Ve California'ya ait 57 delege de hesaplandığında, Obama daha sandıklar bile açılmadan, "kazanan" ilan edildi.


http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10286317.asp?gid=229
************

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10285666.asp?gid=229
***********

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=17455&rid=2

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
BARACK OBAMA VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ.
« Yanıtla #18 : Kasım 05, 2008, 10:37:05 ÖS »
BARACK OBAMA VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ

Barack OBAMA ABD'NİN yeni Başkanı seçildi.
Bu aslında aylar öncesinden beklenen bir sonuçtu. Burada bizi ilgilendiren konu Obama'nın özellikle Türkiye Cumhuriyetini ve bu bölgeyi ilgilendiren sorunlara bakış açısı olacak.
 
       Hepimizin bildiği gibi ABD'de 1.5 milyon ermeni seçmen var ve onların oyları Obama'nın seçilmesinde büyük rol oynadı. Bu ermeni lobisinin desteğiyle de onlara vermiş olduğu birde söz var. Sözde '' ermeni soykırımını tanıyacağız'' Bu en yakın tarihte ABD de görüşülecek olan konu.
Burada siyasetçilerimizin işlerini iyi yapmaları ve bu konuyu kendisine anlatmaları gerekiyor.
 
        Ayrıca; Barack Obama sözde kürdistanı Türkiye'ye kendi elleriyle kurduracağım demişti.
Burada, şimdi mevcut olan AKP İktidarının, Basiretsiz ve beceriksizce, yönetme özürlü tavırlarıyla yok olan kırmızı çizgilerimiz mi bizim için önem taşıyor? Yoksa sözde kürdistanı tanıyıp, Barzani pisliğiyle masaya mı oturulacak?
Buda diğer önemli ve hatta Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğü açısından, hayati bir konu.
 
        Yine Obama'nın Kıbrıs'taki Türk askerinin varlığını '' işgalci güç '' olarak nitelendirmesi, Kendisine bu konuda da yeterli bilgi verilmediği görüşü ön plana çıkıyor.
Türk Askerinin Adada bulunuş sebebi hepimiz tarafından biliniyor. Kıbrıs Barış Harekatı ile Askerimiz, katledilen, zulmedilen, tecavüze uğrayan Kıbrıslı Türk kardeşlerinin imdadına koşmuş ve şimdiye kadar da, bundan sonra da Türk kardeşlerini korumak ve Barışı temin etmek için orada bulunacak. Görev yapacak.
 
     Asıl Obama'nın düşünmesi gereken iki konu var. Birincisi İşgalci güç olarak bulundukları Irak'tan nasıl çekilecekleri. İkincisi ise yine sözde terörizm'i bitirmek amacıyla bulundukları Afganistan.
 
Sözde terörizm'e karşılar ve terörizm'le mücadele ediyorlar. Fakat diğer taraftan; Terör yaratıyorlar, terörist eğitiyorlar ve bunlara her türlü desteği sağlıyorlar. < Obama bu konuda ne düşünüyor acaba? >
 
Ayrıca; Hindistan'la olan işbirliği ile Pakistan üzerinde oynadıkları oyunlar.
Kuzey Kore'nin ABD ye kafa tutması ve nükleer denemelerini yapması.
ABD; Kuzey Kore'ye söz dinletemezken, yanı başımızdaki İran'a karşı bundan sonraki tavrının ne olacağını merak ediyorum.
 
     2015 Yılına kadar Obama ABD'nin Başkan koltuğunda oturacağına göre;
Bizim dış politikamızı belirleyen kişiler, Dış işleri Bakanlığı, Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız, Acaba işlerini iyi yapabilecekler mi? Yoksa Yine ABD ne derse o mu olacak?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm kurumlarıyla şimdiden çok sıkı çalışmak ve en küçük bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmamak, değerlendirmek zorunda!
 
Hiçbir taviz vermeden, en küçük bir menfaat ve çıkarlarımıza uygun olmayan, hiçbir yaptırımı, dayatmayı kabul etmeden, Türkiye Cumhuriyeti' nin bölünmez bütünlüğünü sağlamak zorundalar.
Bulundukları, işgal ettikleri mevkiler bunu yapmalarını gerektiriyor.
 
Ayrıca bir yandan, yukarıda yazdıklarımı yaparken, diğer yandan da Türkiye Cumhuriyetini TAM BAĞIMSIZ bir Devlet haline getirmeliler!
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ TAM BAĞIMSIZ DEVLET olmadığı ve kendi teknolojisini, savunma sanayini, geliştirmedikçe, ekonomik gelişimini düzenlemedikçe ve sanayicilerimiz dışarıya daha çok ihracat yapmadıkları, İthalata önem verdikleri sürece; Türkiye Cumhuriyeti AB ve ABD ne derse onu yapmaya mahkûm olacaktır.
 
Selam ve saygılarımla
Önder TOKER
05-11-2008

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Barak Huseyn Obamani niye secdiler?
« Yanıtla #19 : Kasım 05, 2008, 10:40:06 ÖS »
Barak Huseyn Obamani niye secdiler?
ABSH-in yeni prezidenti hansi mason teshkilatinin uzvudur?
ABSH-in yeni taktikasi Yeni Cag-da!
http://www.yenicag.az/modules/news/article.php?storyid=1188
*******************

Çevrimdışı Denizinoglu34

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 16
  • Puan: +1/-0
ABD de Yularları Gevşettiler !!!
« Yanıtla #20 : Kasım 07, 2008, 06:06:59 ÖÖ »
Yularları gevşettiler !!!

Sevgili Dostlar,

Özellikle doğu bloku yıkıldıktan sonra tek kutuplu dünyanın yöneticisi olan ülkede seçimler yapıldı ve 8 yıldır görevde olan Cumhuriyetçiler ki aslında en azılıları olan neoconlar iktidardan uzaklaştı, ve demokratlar seçimi kazandı.

Ve bütün bu olanı biteni bütün dünya TV lerden izledi.
Verilen büyük mesaj zenci azınlığa bağlı bir kişinin başkan olması idi.

Hatta iç savaş 147 yıl sonra bitti şeklinde The New York Times da makaleler yazıldı.

Bütün ilgi, bütün motivasyon zenci bir insanın başkan seçilmesi idi . Aslına bakarsanız ABD için daha 1950 lerde iç savaştan bile sonra korkunç ırk ayrımı yaşanan bir ülkede böylesi bir seçim kimseye pek olanaklı görünmüyordu . Peki nasıl oldu da oldu, nasıl oldu da tek kutuplu dünyanın savunucuları, terör ile savaşmak adına dünyayaı kana bulayan vahşi emperyalist kesim çok da sesini çıkarmadan sahneyi terk etti. ?
Bu sadece halkın gücümüydü.?

Yoksa çatlamak üzere olan atın biraz rahat nefes alması , biraz kendisini toparlaması için bir gerekliliğin doğurduğu ve sistem düzenleyicileri tarafından tezgahlanan bir senaryo muydu ?

İsterseniz biraz tarihe bakalım. ABD kapitalist sistemin kabesi. Ne diyor bu sistem? Mülkiyet hakkı girişimcilerindir. Her şey kişiler trafından edinilebilir, ticaret serbesttir, bazıları için daha da serbestir. Piyasa kuralları piyasayı düzenler. İnsanlar temel hayat gereksinimlerini karşılamak için çok çalışmak zorundadırlar.
Eğitim için sağlık için güvenlik için, emeklilik için para ödemek zorundadırlar.
Vergilerden kaçış yoktur. Vergi de bir gün ölüm gibi gelecek . diye atasözleri vardır.

Kendi işçi sınıfı aman ayaklanmasın, aman üretimi aksatmasın, aman tatlı karlarımızdan ve tatlı düzenimizden olmayalım diye, diğer ülkelerin yer altı , yer üstü, kaynaklarını, insan ve finans sistemlerini sömürmek ve elde ettikleri gelirin bir kısmını da kendi işçi sınıflarına dağıtmaktan ( emperyalizmden ) çekinmeden, geçinip giderler.

2. ya da 3. dünya ülkelerinde fabrika işçileri işlerine servisler ya da bisikletler ile giderken, Amerikan işçi sınıfı altlarında arabalar ile fabrikalara giderler. Fabrika çıkışı bir bara gidip iki bira içerler. Kıt kanaat da olsa geçinir giderler. Zaten az eğitimli bir işçi ne isterki dünya da, bir iş, bir ev, bir araba, bir de aile.

Eskiden sistem, işçi sınıfına çalış, emeklilik ikramiyen ile ev alırsın diyordu. İnsanlar 20-25 sene çalışıp ikramiyeleri ile bir ev alıyorlardı.

Fakat emperyalizm ve diğer ülkelerin sömürülmesi sonucunda sermaye o kadar çok birikti ki parayı koyacak yer bulamadılar. Ve sistemi tersine çevirmeye karar verdiler. Dediler ki kardeşim işçi sınıfı al istediğin evi, arabayı,mobilyayı şimdiden, biz sana krediyi açıyoruz. Ama sen de bunun karşılığında bize 30-35 yıl kölelik yapacaksın. Böylece 25 yıllık emek bir anda 30-35 yıla çıktı.

Amerikalılar buna seçme özgürlüğü diyorlardı. İstersen 25 yıl çalış sonra al. İstersen 35 yıl çalışacağını köle olacağını kabul et. Şimdi al. Şimdi almak bir çokları için avantajdı. İşleri vardı çünkü. Para da kazanıyorlardı.

Kredi veren sermaye gruplarının birikimi de yüzyıllardır dünyayı sömürdüğü için de oldukça fazlaydı.

Öyle ya kapitalist sistem serbest rekabete dayanır. En az iki kreditör olduğunu düşünelim.
ABD ye gittiğiniz de sadece bir yıllık bir kredi geçmişiniz olsun, birinci yılın sonunda kapınıza 50 tane banka kredi verelim diye gelir. Biz daha ucuza veriyoruz, biz daha uzun vadeli veriyoruz diye.

Kredi bulmak kolaylaştı ve ucuzladı. Bu da sermaye sınıfının bri oyunu idi aslında. Böylece işçi sınıfını daha fazla köleleştirebiliyorlardı. Çünkü tüketim mallarını sermaye sınıfı üretiyordu.

Bol ve ucuz kredi ver, herkes eve ve arabaya yani mala hücum etsin. Talep patlasın. Ve evi arabayı sen üret, sen sat. Talep gelince fiyatları da istediğin gibi yükselt. Ev fiyatları yükselmeye başladı. Ama bir kere ben evimi ŞİMDİ almak istiyorum kararına itilen işçi sınıfı alacağı kredi için 35 yıllık köleliği kabul etmişken artan fiyatlar ile 35 i kabul eden 40 ı da kabul eder, 40 ı kabul eden 45 i de kabul eder dedi ve aldı krediyi, oturdu evine.

Tıpkı eski yeşilçam filmlerinde olur ya. Sermaye olarak kullanılacak kötü yola düşene , önce elbise, vb eşyalar alınır borçlandırılır. Sonra da o borç çalış çalış hiç bitmez. İşte aynen o durumdur.

Finans sitemi de türevin türevini satarak finansal ekonomiyi şişirdi de şişirdi.

İş yaşantısı güçlü olan ayakta kalıra dayandığı için, bireyselciliğe dayandığı için çalışanlar mala mülke ŞİMDİ sahip olmak için verdikleri karar uyarınca işlerine canla başla asılacaklar, performanslarını en üst düzeye çıkaracaklardı. Öyle de oldu zaten.

Tabi şirketler de teknolojik gelişim ile artık daha az işçiye gereksinim duyuyorlardı. İşçilerde yavaş yavaş işlerini kaybetme korkusu başladı. Kaybetmek demek bitmek demekti. Nasıl ödenirdi onda borç.

Fiyatlar arttıkça eğitim için, yüksek eğitim içi, sağlık sigortası için, emeklilik fonu için, daha çok çalışmak gerekiyordu. Gece gündüz çalıştı insanlar.
Finans sisteminde artık kredi vermedik adam kalmadı, Green Span enbüyük hatamız düzenli olarak kredileri geri ödeyemeyecek olan kitleye de kredileri vermemizdi diyor.

1929 yılında ki o büyük ekonomik buhran yıllarının benzeri, 2008 de finans piyasas ile başladı.

Peki ekonomik krizin öncesinde sosyal yaşantı nasıldı ABD de.
Geçen hafta yayınlandı ABD dünyada ki en büyük gelir dağılımında uçurum olan ülkeler arasında en başlarda geliyor.

Zenciler ve latinler azınlıkta, ve gettolarda oturup kendi kültürlerini üretmiş durumdalar.
Daha yoksul, daha sağlıksız ve daha az yaşayan insanlar bu getto sakinleri.
Bu kültür deki işçi sınıfı ek olarak yıllar önce uyuşturucu ile tanıştırıldı ki o yıllarda komünizm fikirlerine bulaşmasınlar. Sermaye de sermayesine sermaye kattı o yıllarda.
Bu kültürün bu gün geldiği nokta ise, önlenemeyen suç, uyuşturucu ve şiddet dalgası.

Kısaca kapitalist sistem işçi sınıfını borçlandırdı, kredi veren sermayeye uzun yıllar için köleleştirdi, yoksullaştırdı, sağlıksızlaştırdı, suça , ve şiddete yöneltti.

Bütün bunların yanı sıra sosyal hayatta yanlızlaştırdı, eğitimsizleştirdi, toplum değerlerini yıktı, afrika ormanlarında güçlü olan yaşar prensibi uyarınca iş yerinde olsun sokakta olsun, her yerde saygı, ve yardımlaşma, dayanışma ortadan kalktı, bencillik, bireysellik, zayıfın kafasını koparma ve sistem dışına itme kavramları ile yoğruldu kitleler.

Kısaca vahşi kapitalizm insanları da vahşi birer köle haline getirdi.

ABD özelinde ise ırkçılık hiç bitmedi. Hatta “Black Latino Union” ile siyahların beyazlara karşı olan ırkçılığı da ortaya çıktı. Asyalılar, Ortadoğulular, Araplar, Müslümanlar “Black Latino Union” un hedefi haline geldi. E zaten Beyazlara göre hepsi zaten hedefti.

Bu sosyal çalkantılar içinde zaman zaman ciddi yağma ve sosyal patlamalar görüldü. ( Aşağıdaki link çalışmazsa Welcome 2 California başlığını youtube dan aratınız.

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/976bd1947ab2e2bf845bfcad640efaefd577ebd7c8f38f00598199bfc909eed04c3b1f22f3e532ad19960

Sokak çeteleri öyle büyüdü ki ABD nin arka bahçesi olan yoksul güney amerika ülkelerinde köksaldılar. Amerikayı beslediler.

En başlıcaları MS 13 ,

Blood, Cripler. ise zencilere ait eyaletler ötesi çeteler.

LA de 13 cü ve 18 cadde arası çetelerin mekanı oldu. Miamide bazı sokaların başında şu saat ile şu saat arasında bu sokaklara girmek “kendi riskinizdir” diye turistlere yönelik sokak levhaları var yıllardır.

Tecavüzler, cinayetler, soygunlar yaygınlaştı, halk vahşi kapitalizm içinde iyice vahşileşti.
Gangbangin Fo' Life Vol. 2 trailer on LA gangs, Blood & Crip
http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/ceb21b0ac00aa082ed622236414df61947cf1e49360e4da9a4ab4e6fb94f34559fef7e860fcd6234b2a086326ac131de407354e2a495dc7b20270



MS 13 Gangsters

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/ceb21b0ac00aa082ed622236414df61947cf1e49360e4da9a4ab4e6fb978305ce0c24c9111c2583820270



http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/ceb21b0ac00aa082ed622236414df61947cf1e49360e4da9a4ab4e6fb9406f30e0f56db570f94d1eb2a086326ac131de407354e2a495dc7b20270


İdam cazesı olması, ya da çok zor hapisane koşulları bile bu yoksul kitleleri suçtan uzak tutamadı. Çeteler eyaletler arası hapishanelerle, ve dışarısı ile haberleşme için inanılmaz şifreleme yöntemleri buldular.

Garip el işaretleri ve büyün vucuda yayılan dövmeler, sürekli alkol ve uyuşturucu alıp, kavga çıkaran gruplar, hapishanedeyken bile, dışarıdaki toplum için ciddi tehlike oldular.

Cezalarını tamamlasalar da azılı suçlular yine toplum içine azılı suçlu olarak geri dönüyorlardı. Bu konuda konferans üzerine konferanslar yapılmakta. Çözüm yolalrı aranmakta Nasıl engelleriz diye.

Öyle ki geçenlerde bir konferansda yeşiller parlementerinin şok bir iddiası gündeme düştü.
Katrina kasırgası sırasında New Orleansda devlet 5000 azılı mahkumun kafasına tek kurşun sıkarak mahkumları infaz etti. Ve bir bataklığa atarak yok etti .şeklinde.

http://newyorkwhitepride.blogspot.com/2008/10/cynthia-mckinney-5000-people-executed.html

Wednesday, October 1, 2008
Cynthia McKinney: 5,000 People Executed in New Orleans (Bullet to the Brain-Blamed on Katrina)
VIDEO: Former Democrat member of the House of Representatives and current presidential candidate of the Green Party Cynthia McKinney is alleging that 5000 prisoners were executed with one bullet to the head, and the thousands of bodies disposed of in a Louisiana swamp, using Hurricane Katrina as cover.

Her audience, a group on Oakland does not seem to find this implausible. See for yourself:
Ekli linkte parlementerin bu konuşmasının video görüntüsü var. devlet tabii ki red etti.
5-10 sene sonra doğrulanırsa hiç şaşırmayacağım.



New Orleansda ki çetelerin çok yaygın olduğu yoksul bir şehirdir, ben de 13-14 yaşındaki 50-75 arası çocuk irilerinden oluşan bir çetenin içinde kalıyordum ve taksi söförünün uyarısı sayesinde kurtulmuştum. Şöförün gözündeki korkuyu hala hatırlarım, bunlar küçük yaş grubu kızlı erkekli getto çeteleri dedi söför, pirahana gibi saldırıyorlar gittiklerinde bri çok yerinden bıçaklanmış olarak bulunuyorsun demişti bana. Bunca araştırmayı da o olayın üstüne yapmıştım.

E tabi bir de silah lobisinin faaliyeti ile insanlar kendileri korumak için silahlanıyorlar. Bunun getirdiği sorunlar ve stres de cabası. Polis çevirdiğinde kapıyı açıp ehliyet ruhsat vermek için aşağıya inmeniz sizi vurması için yeterli sebep. Ellerinizi direksiyonda tutmanız gerekiyor. Çünkü sizde silah olabileeği ihtimaline göre polis kendisini korumaya programlanmış. Sık sık da polis brutality ile karşılaşılıyor tabi ki.

Yanlış politikalar sonrasında yaşanan Mortgage krizi ile birlikte öncelkle finansal ekonomide başlayan kriz, reel ekonomiyi de vurduğunda, bunca insan işsiz kaldığında ve mortgage ini ödeyemediğinde, malını mülkünü kaybettiğinde, sosyal patlamalar çok daha şiddetli olacağı öngörüldü ve bekleniyor da ABD de.

Bu insanların gazı alınmalıydı.

Bu insanlara ülkenin güçlü olduğu, demokratik olduğu, egemenliğin halkta olduğu kanıtlanmalı idi ki insanlar geleceğe umutla bakabilsinler. Tepkilerini minimal düzeyde tutabilsinler.

İşsiz kaldım, evimi arabamı bankaya kaptırdım, yoksul kaldım, iflas ettim AMA BURASI MUCİZELER ÜLKESİ; BENİM IRKIMDAN BİR BAŞKANIMIZ VAR ARTIK diyerek olası tepkleri minimalize etmek istediler.

Kapitalist sistemde rekabet pompalandığı için en az iki sermaye grubu olduğunu kabul etmek yanlış olmayacaktır. Cumhuriyetçilerin ve demokratların arkasında ki sermaye grupları farklı olsa da partiler üstü ( derin ABD ) , yani sistem kollayıcıları, yüklerinin ağırlığından artık ağızlarından köpükler çıkan bu işçi sınıfı atının yularını gevşetmeleri gereğini gördüler.

Yoksa sosyalist sistemin yaşadığı mutsuz halkın sert tepkisi ile kapitalist sistem de kontrolsüz bir biçimde tehlikeye girecekti.

Şahinler olan neoconlar ki tek kutuplu dünya iken şahinler bunu fırsat bilip sivrilmesi olağandı, bertaraf edildi mi yoksa kendileri mi kendilerini pasife aldılar tartışılır. Sonuçta böylesi bir seçim yaşandı.


Buraya kadarı işin ABD çapında olan dinamikleri idi.

Bir de ülke dışında olan uluslar arası dinamikler var.
Neoconlar tek kutuplu dünya da emperyal emellerini fütürsuzca sergilediler. Kan , göz yaşı ve savaşlar ile işgaller ile dünyanın içine ettiler.
Amerikanın algılanışını bozdular. Kimse inanmıyor, güvenmiyor Amerikaya artık. Oysaki ticarette en önemli unsur güvendir.

Bu arada artan petrol fiyatları ile ekonomisini düzelten Rusya ve Çin de başat ülkeler olarak yeniden sahneye çıkmaya başladı.
Özellikle her iki ülke de karma ekonomik yöntem ile çok hızlı bir ekonomik büyüme gösterdiler. 12 yıl sonra 2020 de Rusya + ÇİN in ekonomisi ABD + AB nin ekonomisinden daha büyük hale geleceği öngörülüyor.

ABD adına bugün önlem alınmazsa ileride çok geç olacağı görüldü.

Peki ABD emperyalist emellerinden vaz geçecek mi ?
Bunu beklemek safdillik olur.

Demokratları da destekleyen şirketler var, onların da sistemi sürdürebilmeleri için , öncelikle yaşadıkları krizi başka ülkelere tahvil etmeleri gerekiyor, sonra da o ülkelerin yer altı yer üstü zenginliklerini, insan kaynağını sömürmeleri gerekiyor ki kendi ülkelerindeki işçi sınıfı olan büyük kitleleri sus payı ile ödüllendirebilsinler.

Demokrat destekcisi şirketlerin yatırımları tabii ki farklı ülkelerde olacaktır.
Ve tabii ki neoconlar gibi direk silah ile vahşet ile, o ülkeye demokrasi getireceğiz diye yalan söyleyerek işgal şeklinde olmayacaktır.

Irak örneğinde neocon destekcisi şirketlerinin petrol yatırımı varken, demokrat destekcisi şirketlerin önceliği Asya ve Kafkaslardır. Ermeniler ile flört buradan gelmektedir.

Unutulmasın ki demokrat olmasına karşın cumhuriyetçilerin desteklediği şirketlerin Irak daki çıkarını da korumak zorundadır Obama. İki nedenden dolayı Oy oranı % 47 dir. ABD nin varlığı dünya ülkelerini sömürmeye dayalıdır. Rakip parti de olsa sömüremez ise, bunun hesabı Obamadan sorulur.


Kısaca öyle bir seçim yapılmalıydı ki,

1)Krizle mücadele edecek kitlelere ülkelerine güven duygusunu doğurack müthiş bir şey yaşatılmalı, yeni bir enerji doğurulmalıydı
2)Krizin etkilerinin yoksul kitlelerde doğuracağı tepkilerin gazı alınmalıydı.
3)Sosyal patlamaların önü alınmalıydı ve kapitalimin vahşi şekilde uygulanmasının toplumun dinamiklerini bozduğu görülmüştü, artık sosyal refah devleti olunmalıydı.
Örneğin devlet de sosyal yaşamı destekleyecek önlemler almalı harcamalar yapmalıydı.Örneğin sağlık sigortası, örneğin eğitim gibi.
4)Bireyselleşme değil toplumsal projeler ile toplumsal briliktelik sağlanması gereği görüldü.
5) Dünya çapında sarsılan imaj yerine konmalıydı.
6)Farklı destekçi şirketlerin, neoconlarınkinden farklı olan ülkelerdeki yatırımları için çalışılmalı ve o ülkeler sömürülmeliydi.
7) Ve en önemlisi 2020 de Dünya da Rusya ya da Çin in büyümesi yakalanmalı dünyanın patronajı onlara bırakılmamalıydı.

Bunun için bir seçim yaptılar.

Yaşlı ve saçma sapan imajlar veren ( Obamanın arkasından yaptığı o hareketi hatrlayın lütfen ) bir başkan adayı karşısına, Obamayı çıkardılar.
Başkan yardımcısı adayı Palin de özenle seçilmiş olmalı.
Ülkeyi ve dünyayı krize götüren politikalarda ısrar edileceğini söyleyen bir politika izleyeceğini propagandası yapıldı Cumhuriyetçiler tarafından.

Diğer tarafda da Harward mezunu, sadece rengi itibari ile yoksul semtlerdeki zenciler ile ortak yanı olan, ancak iyi eğitimli, elit bir zenci olan Obamayı çıkardılar.


Seçim yapıldı. Beni şok eden hala % 47 lik bir kesimin ülkeyi ve dünyayı krize götüren sistem ile hala barışık olmasıdır.
Yanı sıra kapitalist sisteme biat etmişlerdir. Herkesin kendi parasını , mortgage fonunu, sağlık sigortasını ve emeklilik fonunu çalışarak yapması gerektiğine inanmışlardır. Yapamayan looserlardır ve çoğu looserda zencidir. Seçim öncesi youtube daki yorumları takip etmek çok öğretici idi.

Yukarıda ki amaçlar ile yapılan bu seçim de Obama zaten adres edilmişti çünkü içte yularların gevşetilmesine dışta da farklı ülkelerin sömürülmesine, ve Rusya ve Çin ile rekabet edebilir bir ekonomik büyüme sağlamaya acilen gereksinim vardı.

Ama halkın gözüne sokulan başka bir şeydi.

O beklenilen motivasyonu yaratarak ve ülkeye güveni arttırıcı olgu ırk ayrımı artık bitti, demokrasi kazandı teranesi sunuldu.

Bir de CNN in o gece tarihte ilk kez uyguladığı Tv stüdyosunda kilometrelerce uzakta olan başka bir habercinin hologram görüntüsü uygulaması vardı ki, biz ABD en teknik en muhteşem ülkeyiz, yeni başkan ile birlikte bakın ülkemiz de çok gelişiyor şeklinde bir imaj bombardımanı idi. E de olsa TV diriven bir toplum ABD halkı.

Öne çıkaardıkları bir zencinin başkan olmasıydı.
Ülkenin ve demokrasinin muhteşemliğine pay biçilmesi idi.

Olayı sosyal patlamaları önlemek den uzaklaştırıp, ırk ayrımının bittmesine bağladılar.

Haber:
Amerika 147 yıllık savaşı sandıkta bitirdi

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10294581.asp?gid=200


New York Times’ın köşe yazarı Thomas L. Friedman’a göre, Amerikan İç Savaşı, Obama’nın seçilmesiyle "gerçekten" bitti.

Federalizm yanlısı sanayileşmiş kuzey eyaletleri ile ekonomisi tarım ağırlıklı olduğu için kölelikten vazgeçmeyen güney eyaletleri, 1861-1865 yılları arasında savaşmış ve kuzeyliler savaşı kazanmıştı.

Friedman, iç savaşın ardından yüzyıl boyunca insan hakları yasaları, mahkeme kararları ve toplumsal eylemlere tanık olduklarını, buna karşın gerçek barışın ancak siyah bir başkanın seçilmesiyle sağlandığını yazdı. NYT yazarı, "Böyle bir ana ihtiyacımız vardı. İç savaş, ABD’nin beyaz çoğunluğu siyah bir başkan seçmeden bitemezdi. 21 Temmuz 1861’de Virginia cephesinde başlayan savaş, 147 yıl sonra aynı eyaletteki seçim sandığında sonlandı. Bu sabah farklı bir ülkede uyandık" ifadesini kullandı.


Haber:

Kimdir Obama.
Hürriyetten alıntıdır.

BÜYÜK HARFLER İLE FARKLI KARAKTERDEKİLER BENİM YORUMLARIMDIR.


Doğum tarihi : 4 Ağustos 1961, Hawaii.

Etnik köken: Baba Kenyalı bir siyah, anne Kansaslı bir beyaz. Atalarında, Çeroki Kızılderilisi, İrlanda ve İskoç kanı da var. Barack ismi, "bereket" kelimesinden geliyor. Göbek adı Hussein.

MAŞALLAH HER DERDE DEVA. ÇİKOLATASI FAZLA KARIŞIK DONDURMA. KİM NE ARIYORSA VAR.


Dini ve mezhebi : Reformcu ve radikal olmayan bir cemaate sahip Hz. İsa’nın Birleşik Kilisesi’ne bağlı bir Protestan. Dedesi bir Müslümandı.
BİRAZ ONDAN BİRAZ BUNDAN.


Eğitim durumu: İlkokula Endonezya’da, ortaokula Hawaii’de gitti. Columbia Üniversitesi’nde siyaset bilimi, Harvard’da hukuk okudu.
EĞİTİMLİ BİR ELİT YANİ.

Mesleği: Avukat, akademisyen ve 2005’ten beri federal düzeyde Senatör. ELİT ÖTESİ ELİT. AMA GETTOLARLA İLGİSİ YOK. DUYGU BAĞI VAR OKADAR.


Medeni hali: Michelle LeVaughn Robinson (44) ile evli. 10 ve 7 yaşlarında iki kız çocuk sahibi.

Askerlik durumu: Hiç askerlik yapmadı.

Lakabı: Ailesi ve arkadaşları ona "Barry" diyor, anneannesi ise "Bear" (Ayı). Gizli servis korumaların taktığı ad ise "Renegade" (Kaçak).

Hayatını değiştiren an: 2004’te Boston’daki Demokrat Parti Ulusal Kongresi’nde yaptığı etkileyici konuşma. Illinois’den Senatör adayı olan Obama, "Liberal ve muhafazar iki Amerika yok. Ayrılığı bir kenara bırakalım. Tek bir Amerika var, o da Amerika Birleşik Devletleri. Benim hayat hikayem, başka hiçbir ülkede mümkün olamazdı" dediği konuşmasıyla ilk kez dikkat çekmişti.

En çok tekrarladığı laf: "Bakın size bir şey söyleyeyim." DİKTE EDİCİ KİŞİLİK YAPISI.

Mezar taşında ne yazacak: İyi ve dürüst bir adamdı. İyi bir baba ve kocaydı. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kendisinden birşeyler verdi.

Kullandığı otomobil: Chrysler 300C

Evcil hayvanları: Henüz yok. Ama kaybetse de kazansa da, seçimden hemen sonra kızlarına bir köpek alma sözü verdi. Bu sayede kızlarından seçim desteği aldı.

Başlıca sloganları: "İnanabileceğimiz değişim" ve "Evet, yapabiliriz."

Başlıca vaatleri: Devletin aktif müdahalesiyle mali krizi çözmek. Orta sınıfın vergi yükünü azaltıp gelir dağılımında adalet sağlamak. Amerikan askerlerini Irak’tan çekmek ve Afganistan’da terörle mücadeleye hız vermek.
KISACA SOSYAL PATLAMAYI ÖNLEYECEĞİM, DESTEKÇİLERİMİN ÖNCELİĞİ OLAN VE RUSYA İLE ÇİN İN TAM ARASINDA OLAN ASYAYA OTURACAĞIM. DİYOR.

Rakipleri nasıl karaladı: Cumhuriyetçiler ona "Paris Hilton gibi bir meşhur" dediler. Genç kalabalıkları çekmesi nedeniyle "rock yıldızı" diye nitelendi. Gizli Müslüman olduğu, sosyalist eğilimleri bulunduğu ima edildi. CNN, ismini El Kaide lideri Usame bin Ladin ile karıştırdı. SOSYALİST EĞİLİMLER. DAHA ÖNCEKİ YILLARDA SENATODA SAĞLIK SİGORTASI İÇİN DANIŞMANLIK YAPIYoRMUŞ VE DEVLETİN HERKES İÇİN SAĞLIK SİGORTASINI ÖDEMESİNİ İSTİYORMUŞ. SOSYALİST EĞİLİMLER BURDAN GELMEKTE.
BİZ BUNA SOSYALİZAN DESEK DAHA DOĞRU OLACAK.


Destekleyen ünlüler: George Clooney, Scarlett Johannson, Robert de Niro, Tom Hanks, Matt Damon, Halle Berry, Bruce Springsteen, Oprah Winfrey.

İstenmeyen destekçileri: Hamas, Hizbullah ve İran Yönetimi.

Bir numaralı önceliği: Kapitalist sistemdeki tıkanıklığı açarak ABD’de ekonomiyi düzeltmek, ABD’nin dünyadaki imajını iyileştirmek.
DÜZELTTİN DÜZELTTİN DÜZELTMEDİN O SOSYAL PATLAMALAR O ÜLKEYİ ÖYLE BİR DÜZELTECEK Kİ GÖRECEKSİNİZ.


Seçilince ilk işi ne olacak: Öncelikle, taraftarlarının aşırı yükselttiği beklentileri düşürecek. Herşeyi bir anda değiştiremeyeceği yönünde gerçekçi bir mesaj verecek ve ilk yılı büyük oranda "başkanlığı öğrenmekle" geçecek.

Siyasi kahramanı: Martin Luther King Jr, Mahatma Gandhi ve 1993’te ölen insan hakları savunucusu Cesar Chavez.

En sevdiği filozof: Friedrich Nietzsche ve 1971’de ölen Protestan dinbilimci Reinhold Niebuhr.

En sevdiği özlü söz: "Senin önünde garibiz, yabancıyız, atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir." (Zebur’da, Hz. Davud’un duasını içeren "Tarihler" bölümünde 15’inci ayet. Obama, yazdığı biyografiye de bu ayetle başlamıştı)

En sevdiği kitap: İncil ve Nobel ödüllü Tony Morrison’dan "Song of Solomon."
DİNDARLARA SELAM OLSUN DİYOR.


En sevdiği şarkı: Fugees - "Ready or Not"

İzlediği ilk film: Born Free (Afrika aslanları hakkında 1966 yapımı bir film)
IRKÇILIK İLE İLGİLİ KAVRAM KUVVETLENDİRİCİSİ.

En sevdiği film: Baba (The Godfather)

İzlediği son sinema filmi: Shrek 3

En sevdiği aktör: Jeff Bridges.

En sevdiği TV programı: 1970’lerin Vietnam Savaşı konulu klasik komedi dizisi M.A.S.H ve bir spor programları.

En sevdiği süper kahraman: Örümcek Adam ve Batman.

En sevdiği yemekler: Acılı yemekler ve pizza.


YUKARIDA YAZDIĞIM GİBİ BU HABERE DE FARKLI KARAKTERLER İLE YORUMLARIMI YAPACAĞIM.

BAŞKANLIĞI KAZANDIKTAN SONRA YAPTIĞI İLKE KONUŞMA İLK İPUÇLARI.
Haber:

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10286495

“ÖNÜMÜZDEKİ YOL UZUN VE ZORLU”
Obama, bugün seçimi kazanmayı kutlamakla birlikte yarın ülkenin problemleriyle yüzleşmek gerekeceğine işaret etti ve "İki tane savaş var, gezegenimiz tehlikede ve finansal bir krizin içindeyiz" dedi. Ülkede yeni bir enerji olduğunu belirten Obama, "Önümüzdeki yol uzun ve zorlu olacak. Belki önümüzdeki 4 yılda istediğimiz yere gelemeyeceğiz. Ama size söz veriyorum, bir gün hedeflerimize ulaşacağız. Evet, yapabiliriz!" ifadelerini kullandı.
ÜLKEDE Kİ YENİ ENERJİ SAYESİNDE SABIR GÖSTERİN. DİYOR. SİSTEMİ ÖYLE KÜT DİYE ÇEVİREMEYİZ.
Hatalı başlangıçlar ve geri tepmeler olabileceğini, iktidardaki her tercihinin herkesçe kabul görmeyebileceğini vurgulayan Obama, her durumda halka karşı dürüst olma sözü verdi ve ülkeyi tuğla, tuğla, sokak, sokak birlikte inşa edeceklerini söyledi. BU SÖYLEM SİSTEMİ YAVAŞ YAVAŞ BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ ANLAMINA GELİYOR.

ABD'de Wall Street zenginlikleri yaşarken, "diğer sokakların" sıkıntı çekmesinin önüne geçeceğini belirten Obama, "Biz bu seçimi alçakgönüllülükle kazandık ve bölünmeleri iyileştirme kararlılığımızı da sürdürüyoruz" dedi. İŞTE BENİM EN ÇOK ÖNEMSEDİĞİM SÖZLER.
DÜNYAYA MESAJ GÖNDERDİ


Kendisini dünyanın farklı köşelerinden dinleyenlere de seslenen Obama, "ABD'de bugün yeni bir liderlik doğdu" diyerek önemli bir mesaj verdi. Obama, dünyaya zarar vermek isteyenleri yenecekleri ve barışın yanında olanları da destekleyeceklerini, "demokrasi, özgürlük, fırsat, umut" gibi ideallerin peşinde gideceklerini söyledi.
DÜNYA YA DAĞITILAN MAVİ BONCUK.

Obama'nın konuşmasının en ilginç yönlerinden biri de, 106 yaşındaki Atlantalı Ann Nixon Cooper'dan bahsetmesi oldu. Cooper'ın, bir asrı aşkın yaşıyla, kadınların oy kullanamadığı, siyahlara ayrımcılık yapılan bir dönemden geçtiğini anlatan Obama, bu seçmenin bugün elektronik oy kullanma makinasının ekranına dokunarak oy kullandığını söyledi. Obama, ABD'nin aya ayak bastığını, Berlin duvarının yıkıldığını gören yaşlı kadının varlığının önemli bir mesaj olduğunu belirterek, ABD'nin çocuklarının, kendi kızlarının, bu kadar uzun yaşama şansı bulurlarsa, daha iyi bir dönemde yaşamasına imkan sağlayacak şekilde yaşaması yönünde herkesin çaba harcamasını istedi. ÜLKEDE BU DEĞŞİMİ YAPMAK İÇİN ORTAYA ÇIKAN YENİ ENERJİYİ DAHA DA ÇIKARMAK İÇİN SÖYLENEN SÖZLER.
Obama konuşmasını, "Tanrı sizi ve ABD'yi korusun" diyerek bitirdi.
AMEN DİYEMEYECEĞİM GARİ.

Peki : Bu durumda bizim ne yapmamız gerekiyor.
1) Emperyalizmin sadece vitrin değiştirdiğini bilmemiz gerekiyor. Boş umutlara kapılanları uyarmalıyız.

2) ABD gibi refah toplumunda bile sosyal patlamalardan sistem kurucularının çok rahatsız olduğunu görmek gerekiyor.

3) Vahşi kapitalizm insanı doğasından çıkarıp değerlerini yok edip , suça ve vahşiliğe ittiğini görmemiz ve bunu anlatmamız gerekiyor. Son yıllarda bizim ülkemizde de uygulanan aşırı kapitalist uygulamalar nedeni ile suç ve suçda vahşet artmamışmıdır. ?

4) Ulusal çıkarlarımız önceliklidir. Olası olumlu ve olumsuz gelişmeler konusunda hazır olmalıyız.

5) Mülkiyet hakkı özel sektöründür diyen kapitalist sistemde tarihin en büyük devletleştirmeleri olması, sosyal patlamaları önlemek için ister istemez sosyal projeler üretmek zorunda kalmaları evrensel model olan Kemalizme doğru yönlendiklerini gösteriyor. Atam la bir kez daha gurur duyuyorum.

6) O ülkede ırkçılık hala bukadar yaygınken, bizim ülkemizde yaşanmamış olması Türk halkının üstünlüğüdür. Şu an ayrımcılık körüklenmesine karşın yıllar önce bile Kürt kökenli Başbakan, Cumhurbaşkanımız olmuştur. Bu da ayrımcılık yapan ırkçı Kürtlere kapak olsun. Biz bu vatanı hep birlikte kurduk. Kimse kimseyi hor görmedi. Irkçılık ve ayrımcılık yapan sizlersiziniz.

7) AKP hükümetinin bir dediğini iki etmeyen BUSH hükümetinin yerine gelen Obama, aynı politikayı izlemeyecek gibi görünüyor. Bugün haberlerde geçen bir alt yazıda RTE ABD gezisinde obama ile görüşme fırsatı arayacak şeklinde bri ibare vardı. İstermisiniz gitsin de görüşemesin.

8) Son söz insan doğasına ve toplum yaşayışına aykırı rejimler tıkanır.

9) En son söz: İnsan yavaş da olsa gelişen ve öğrenen bir varlıktır, 20. ve 21 YY insan doğası da olgunlaştıkça ve kültür birikimi üst düzeye çıktıkça, elbet ilerki yüzyıllarda bugünkünden çok daha toplumcu bir sistem, çok daha sosyalist bir sistem kurulacaktır.


Saygılar

Denizinoğlu

Çevrimdışı Denizinoglu34

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 16
  • Puan: +1/-0
ABD DE İŞSİZLİK REKOR DÜZEYDE
« Yanıtla #21 : Kasım 07, 2008, 11:42:47 ÖS »
BUGÜNKÜ BBC  DEN BİR HABER.

http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2008/11/081107_us_employment.shtml

07 Kasım, 2008 - TSİ 17:19
ABD'de işsizlik rekor düzeylerde
Amerika Birleşik Devletleri'nde işsizlik oranı, yüzde 6,5'e yükselerek son 14 yılın en büyük rakamına ulaştı.

ABD Çalışma Bakanlığı'nın yayınladığı resmi verilere göre, Amerikalı işverenler Ekim ayında 240 bin kişinin işine son verdi.
Böylece ABD ekonomisinde 10 ay üst üste işten çıkarmalar yaşanmış oldu ve bu dönemde toplam 1 milyon 200 bin kişi işini kaybetti.

Bazı ekonomi uzmanları, ülkedeki işsiz oranının gelecek yıl yüzde 8, ya da daha yüksek bir rakama tırmanabileceğini tahmin ediyor.
ABD'de Ağustos ve Eylül aylarında da, işini kaybedenlerin sayısı başta tahmin edilenin çok üzerine çıkmıştı.
Ağustos'ta işverenler 127 bin, Eylül'de de 284 bin kişinin işine son vermişti.
ABD'deki istihdam pazarı, ekonomi uzmanlarının beklediğinden çok daha zayıf durumda.
Daha önce, işsizlik oranının Ekim ayı itibariyle yüzde 6,3'e tırmanacağı tahmin ediliyordu.
Geçen cuma günü de otomotiv devi Ford son çeyrekte 2 milyar 980 milyon dolar zarar ettiğini açıklamış ve daha çok kişiyi işten çıkartmayı planladıklarını bildirmişti.
Kabinesini oluşturmaya çalışan ABD'nin yeni başkanı Barack Obama, bugün ekonomi danışmanlarıyla bir toplantı yapacak.
Obama'nın gelecek yılbaşında George Bush yönetiminden iktidarı devralmasına dek işsiz sayısının daha da artacağı tahmin ediliyor.
ABD'de 1980-1982 yılları arasında yaşanan ekonomik daralmada da işsizlerin oranı yüzde 10,8'e çıkmıştı.

YORUM:

DÜNYANIN BÜTÜN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN DERKEN BU ADAMLAR YAN GELİP YATIYORLAR VE 2.   3. DÜNYANIN EMPERYALİSMİN PENÇESİNDE SÖMÜRÜLMESİNE SES ÇIKARMIYORLARDI.

1929 DAN SONRAKİ EN BÜYÜK EKONOMİK KRİZ DAHA DA YOKSULLAŞTIRACAK BU KİTLELERİ.
YILALRINI İPOTEK EDİP ALDIKLARI EVLERİNİN KREDİLERİNİ ÖDEYEMEYİNCE VE EVLER ELLERİNDEN ALININCA DAHA DA BİLENECEKLER SİSTEME KARŞI.

SOSYAL PATLAMALAR GÜNDEMDE.

Saygılar
Denizinoğlu 
 

 

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
VAHŞETE KARA ÖRTÜ,OBAMA
« Yanıtla #22 : Kasım 08, 2008, 09:53:03 ÖS »
VAHŞETE KARA ÖRTÜ,OBAMA


ABD; Bush döneminde zirveye çıkan vahşeti, başarılı bir halkla ilişkiler çalışması sonucu tüm dünyada estirmeyi başardığı Obama rüzgarı ve 'ilk siyah başkan' figürüyle unutturmaya çalışıyor.


TÜm tarihi emperyalizm, kan, zulüm ve gözyaşıyla dolu ABD'nin Irak'ta, Afganistan'da hala sürdürdüğü işkence ve katliamları, Ebu Garib'de yaptıklarını hangi imaj operasyonu unutturabilir! 

* Amerika, Irak'ta 6.5 milyon çocuğu babasız bıraktı...
* Yaklaşık 150 bin kadına tecavüz ve ve işkence edildi
* 2.5 milyon kadın dul kaldı, 60 bini psikolojik tedavide

Vahşeti 'kara örtü'yle kapatma çabası!
'Değişim, özgürlük, demokrasi' sloganlarıyla başkanlık koltuğuna getirilen Obama'yla Irak ve Afganistan'da yaşananların üstü örtülmeye çalışılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, 4 Kasım'da sandığa giderek tercihini siyahi Barack Obama'dan yana kullandı. Büyük bir halkla ilişkiler çalışması sonucu seçtirilen Obama'dan ABD'nin 'korku imparatorluğu' imajının düzeltilmesi bekleniyor. Bush'un Irak ve Afganistan'da yaptığı vahşetlerin üstü Obama'nın 'ilk siyah başkan' figürüyle örtülmeye çalışılıyor.

Göz boyama...
"Özgürlük ve demokrasi" sloganıyla Ortadoğu coğrafyasını parça parça bölerek kan gölüne çeviren ABD; kirli ellerini, Demokrat Obama'nın 'değişim sabunu' ile temizleme kampanyası başlattı. Katliam ve işkence siciliyle tüm dünyada itibarı yerle bir olan işgalci güç ABD'nin yandaşları tarafından yürütülen kampanyada 'Sam Amca' karşıtlığının üzerine 'siyah merhem' sürülerek, yumuşatılıyor. Yeni Başkan Barack Obama, artık emperyalizmin merkezi Amerika'nın yaldızlı cilası ve sömürge ülkelerinin gözünü boyamak için kullanılan muhteşem bir araç.

Değişim yalanı
Bush'un Irak ve Afganistan'ı 'demokrasi' adına işgal ettiğini hatırlatan uzmanlar, benzer argümanları kullanan Obama'nın 'değişim' sloganına inanılmaması gerektiğini kaydetti. ABD'nin devlet politikasının kişilere göre belirlenmediğine dikkat çeken uzmanlar, Ortadoğu'da yapılan çocuk katlimları, kadınlara tecavüz ve işkence üslerinde yaşananların üstünün Obama ile örtülmek istendiğine vurgu yaptı.

Bunları unutacak mıyız?

6.5 milyon çocuk öksüz
Irak'ta 2003'ten bu yana 6.5 milyon çocuk Amerika'nın kurşunlarıyla öksüz kaldı. 2.5 milyon kadının da dul kaldığı ülkede halen 600'e yakın çocuk gözaltında ve hangi şarlarda bulunduğu bilinmiyor. BM Çocuklara Yardım Fonu'nun Mayıs'ta yayınladığı verilere göre ülkedeki işkencenin boyutu tahmin edilmiyor. Yine bağımsız kaynaklara göre Irak'ta bu güne kadar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 1,5 milyon kişi katledildi. Dünya Sağlık Teşkilatı'nın verdiği bilgiler ise insanın kanını donduruyor: "Ülkede 150 binden fazla kadına işkence edildi ve tecavüze uğradı. Tecavüze uğrayan kadınlar çareyi intihar etmekte buldu. Yaklaşık 60 bin kadın psikolojik tedavi görüyor."

Tecavüz edilen Iraklı kadının feryadı
Aralık 2006'da Irak'taki Ebu Garib cezaevinde tecavüz edilen Nur isimli kadının muktubu insanlık onurunun nasıl ayaklar altına alındığını tüm dünya gösterdi. İşte o mektup:
"Halkıma, Ramadi'nin, Halidiye'nin ve Felluce'nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara... Bu size, Amerikan-siyonist hapishanesi Ebu Garib'ten kardeşiniz Nur'un mektubudur...

Ey kardeşlerim;
Allah'a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım...
Burada yapılanlar, Siyonistler'in hapishanelerde Filistinli gençlere ve kadınlara yaptıklarından daha berbat.
Orada fiziki işkence yapıyorlardı. Oysa burada her gün ırzımıza geçiyorlar. Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi...  Avazımız çıktığı kadar çığlıklar atıyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok!... Elinize geçen bütün silahlarla bu hapishaneye saldırın! Hem onları hem de bizleri öldürün!... Hepimizin karnında onların p****leri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız! Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri..."

Hâlâ 420 gizli işkence merkezi var
Iraklı Sünni muhalefet milletvekili Muhammed El Daini, ülkesinde binlerce
kişinin, gizli gözaltı mer-
kezlerinde işkence gördüğünü söylemişti. 31 Ekim'de İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere konuşan El Daini, 420 gayri resmi gözaltı merkezinde direnişçilerin yasal gerekçe olmadan tutulduğuna dikkat çekmişti. Muhammed El Daini, bu gizli merkezlerden 13'üne girmeyi başardığını ve gizli gözaltı ağının varlığını doğrulayan bir hükümet raporunu da ele geçirdiğini belirterek "Elimde kanıtlar var" demişti.

Dehşete düşüren görüntüler...
Irak'ın Ebu Garip Cezaevi'nde 2003'te ABD askerlerinin tutuklulara yaptığı işkence görüntülerinin ortaya çıkması tüm dünyayı dehşete düşürmüştü. "Iraklı esirlere sopalar ve farklı aletlerle tecavüz edildiği, çırılçıplak soyuldukları, kadın çamaşırları giymeye zorlandıkları, günlerce su ve tuvalet bulunmayan hücrelerde tutuldukları ve sürekli olarak dövüldükleri" görüntüleri hafızalara kazınmıştı.

Siviller kuş gibi avlanıyor
Irak'tan iki yıl önce işgal edilen Afganistan'da da her gün onlarca sivil katlediliyor. Düğün konvoylarını ve evleri gözünü kırpmadan savaş uçaklarıyla bombalayan işgal kuvvetlerinin vahşeti aralıksız sürüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sadece 2004 yılında 5 bin sivilin öldürüldüğünü belirttti. Örgüte göre, 2007 ve 2008'de öldürülen insan sayısı 4 kat arttı. Afgan hükümet temsilcilerine göre 5 yılda 30 binden fazla sivil hayatını
kaybetti.

Guantanamo dramı
Amerika'nın bilinen diğer işkence üssü ise Guantanamo. Afganistan ve Irak'tan toplanan binlerce kişi burada insanlık dışı ortamlarda tutularak işkenceye maruz kaldı. Guantanamo'da düzenli işkence seanslarına FBI ve CIA ajanlarının da katıldığı ortaya çıktı. Uluslararası Af Örgütü'nün verilerine göre, işkence üssünde hala aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu 300 tutuklu bulunuyor.

İsrail'e tam destek verdi
ABD'nin 44'üncü başkanı seçilen Obama, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile telefon görüşmesi yaptı. Olmert'in ofisinden yapılan açıklamada liderlerin  görüşmede Ortadoğu barış sürecinin ileriye götürülmesi gerektiği konusunda anlaştıkları belirtildi. Açıklamada, İsrail'in güvenliğinin korunması gerektiği üzerinde durulduğu ve dostluğun süreceğinin teyit edildiğine dikkat çekildi. Yeni başkan Obama, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile de telefonda konuştu. Liderlerin görüşmesinin sıcak bir havada geçtiği belirtildi.
yenicaggazetesi.com

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA VE TÜRKİYE Yorum.
« Yanıtla #23 : Kasım 08, 2008, 09:59:07 ÖS »
Ömer Engin LÜTEM
ERMENİ ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ BAŞKANI
06 Kasım 2008

Yorum: OBAMA VE TÜRKİYE 
Barack Obama’nın ABD Başkanlığına seçilmesi Türkiye’de pek çok kesimde, bu seçimin Türkiye ile bir ilgisi ve doğrudan etkisi olmamasına rağmen sevinç ile karşılandı.  Belki bu duygusallık nedeniyle de, ileride Obama’nın tutum ve politikalarının Türkiye’ye zarar verebileceğine inanmayan veya bu zararı küçümseyen birçok yazı yayımlandığı görüldü.

Bunların hemen hepsinde ABD başkan adaylarının seçim kampanyasında verdikleri sözleri seçildikten sonra tutmamaları ve mesela Başkan Bush’un adaylığı döneminde Ermeni soykırım iddialarını tanıyacağını söylemesine rağmen seçildikten sonra “soykırım” sözcüğünü kullanmaktan kaçındığı vurgulanmaktadır.  Oysa durum tam olarak böyle değildir.
Başkan Bush her yıl Nisan ayında yayımladığı mesajda 1915 olayları için soykırım sözcüğü ile eşanlamlı olan toptan yok etme (annihilation) veya kitle halinde öldürme (mass killing)  gibi deyimler kullanmıştır. Ancak Türk kamuoyu ve hatta siyasetçileri,  “soykırım” sözcüğüne kilitlenmiş olduklarından Başkan’ın bu tutumundan memnunluk duymuşlar ve bu arada söz konusu mesajlardaki 1,5 milyon Ermeninin öldürülmüş olduğu dair sözlere,   hiçbir bilimsel temele dayanmamasına ve hatta ciddi Ermeni yazarları tarafından bile kullanılmamasına rağmen, tepki göstermemişlerdir.

Soykırım iddiaları konusunda Başkan Bush ve Barack Obama arasındaki en önemli fark George W. Bush’un adaylık döneminde bir kez bu iddiaları tanıyacağını pek de güçlü sayılmayacak bir şekilde beyan etmesine karşılık Barack Obama’nın bu konuda birçok kez, yazılı olarak ve kesin bir dille taahhüde girmiş olmasıdır. Bunlardan sonuncusu seçimlerden dört gün önce gerçekleşmiş olup, Sayın Davutoğlu ve Kınıklıoğlu’nun ABD’ye giderek Türkiye’nin özellikle bu konuda ki tutumunu başkan adayları temsilcilerine açıklamalarına tepki olarak, Ermeni kuruluşlarının talepleri üzerine, yapılmıştır. Kısaca Barack Obama, George Bush’dan çok daha fazla bir şekilde Ermenilere angaje olmuş durumdadır.

Diğer yandan Başkan Yardımcısı olacak Joseph Biden’in de eskiden beri Ermenilere (ve Rumlara) gayet yakın olduğunu, yirmi yıldır görev yaptığı Senato’da soykırım iddialarına ilişkin tüm karar tasarılarını desteklediğini, ayrıca daima ABD’nin Ermenistan’a yardım yapılmasına çalıştığını ve Türkiye ve Azerbaycan’a da sempati ile bakmadığını hesaba katmak gerekecektir.

Elbette ABD’nin yeni Başkanı ve Yardımcısı Türkiye’nin ülkeleri için arz ettiği önemin bilincindedir. Nitekim seçim bildirgelerinde Türkiye ile yakın ilişkiler kurulması gereğine dair sözler bu bilincin kanıtını oluşturmaktadır. Ancak, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmak niyeti Ermeni soykırım iddialarını tanımak isteğini ortadan kaldırmamaktadır. Yeni Amerikan İdaresi büyük bir olasılıkla bu iki konuyu birbiriyle bağlantılı olarak görmek istemeyecek,  bunları teklif etmeye çabalayacak ve soykırım iddialarının tanınmasına gösterilecek tepkileri Türkiye’yi memnun edecek bazı beyan veya tutumlarla hafifletmeye çalışacaktır.

Son olarak,  “Soykırım” sorununun bir önceliği olmadığını bu nedenle yeni Amerikan İdaresinin bu konuda bir politika belirlemek ve uygulamaya koymak en uygun zamanı seçmek için bekleyebileceğini de belirtelim.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama köpek arıyormuş.Bizde var verelim mi?
« Yanıtla #24 : Kasım 08, 2008, 10:24:15 ÖS »
Obama köpek arıyormuş.Bizde var verelim mi?
Ne dersiniz neden olmasın?
Olmaz diyenlere sorarım,Neden?

Bizde aday o kadar çok ki....
Hatta ödüllüsü,ödülsüzü dahi var...
Bence en iyisi senin köpeğin olayım diye mektup yazan PKK'dan bir tane seçseler iyi olur.
Gerçi Obama'nın çocuklarından birinde proteinlere(hayvan alerjisi)karşı tepki olduğunu söylüyordu.
Kendi üretimleri olduğu için proteinlere(hayvan alerjisi) karşı da korunmuş,alerji de yapmayan cinsten köpek sahibi olur.
 
Zira onların üretimi olduğu için çok ta yabancı gelmez.Zaten sahipleri onlar idi.
Sahi bu PKK neden mektupla köpek olmayı teklif etti ki?
Yoksa Obama bugünki yaptığı açıklamada olduğu gibi kırma cins istemiyor mu dersiniz?


Bakım evlerinden almayı düşünmüş karma/kırma isteyip istemediği tam anlaşılmadı.
Ben karma/kırmayım dedi ya...
Ne malum saf kan köpekler çocuklarında alerji yapıyordur.

Ancak Obama hiç merak buyurmasın,çünkü bizde alerji aşısı(allergivaksinasjon) yapılmış,eğitilmiş birtane var.

Hem de tüm PKK köpeklerinin atası isterse onu verelim.
Kimden bahsettiğimi anladınız mı?
Öcalan itinden bahsediyorum tabii ki.
Biraz yaşlı da olsa işlerine yarar.
Dişini çeker yollarız böylece çocuklarını dişleyemez....
A.Dursun
************
PKK'dan Obama'ya mektup!
 
Karayılan ve Aydar, ABD ve Irak'ın düşmanı olmadıklarını belirterek, Obama'dan Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı sunmasını istedi.
Karayılan ve Aydar, ABD ve Irak'ın düşmanı olmadıklarını belirterek, Obama'dan Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı sunmasını istedi. Obama'ya gönderildiği belirtilen ve örgüte yakın internet sitelerinde yayınlanan, mektupta şöyle denildi:

"Sayın Barack OBAMA
ABD Devlet Başkanı

Öncelikle ABD devlet başkanlığına seçilmiş olmanızı, halkımız ve örgütümüz adına içtenlikle kutlar, yeni görevinizde size başarılar dilerken, bu seçimin dünyanın her tarafında barış, özgürlük, huzur ve refaha vesile olmasını dilleriz.

Sayın Başkan;
Seçim kampanyanız, değişim, barış, özgürlük, eşitlik, adalet gibi yüksek ahlaki değerlere dayalı söyleminiz, dünyanın her tarafında olduğu gibi halkımız tarafından da ilgi ve sempatiyle izlendi. Vurgulamış olduğunuz insanlığın bu yüksek değerleri ne yazık ki bu çağda da ülkemiz ve bölgemizde halen ayaklar altına alınmaktadır. Bu değerlere en fazla ihtiyaç duyan bir halkın, Kürt Halkının birer temsilcileri olarak size yazıyoruz.

Kürdistan'ın Türkiye, İran, Irak ve Suriye tarafından bölünmüşlüğü ve Irak hariç diğer parçalarda Kürt Halkının asgari haklardan da yoksun olduğu gerçeği, tarafınızdan da bilinmektedir. Saddam rejiminin ortadan kaldırılmasından sonra Irak'ta durum değişmiş ve henüz tüm sorunlar hallolmamışsa da Kürtler belli bir statüye kavuşmuşlardır. Irak'ın aksine Türkiye, İran ve Suriye de, Kürt Halkının varlığı inkar edilmekte ve en basit hak talebi şiddetle bastırılmaktadır.

Türkiye'nin bu dayanılmaz baskı ve şiddetine karşı, hareketimiz öncülüğünde 30 yılı aşkın bir süredir halkımızın özgürlük mücadelesi devam etmektedir. Biz bir özgürlük hareketiyiz, Kürt Halkının her halk gibi kendi ülkesinde özgür olarak yaşamasını talep ediyoruz. Ayni zamanda Ortadoğu'da her düzeyde örnek alınabilecek, başta kadın hakları olmak üzere insan haklarını temel alan, laik-demokratik bir hareketiz. Ülkelerin sınırlarını parçalamadan, sorunun mevcut sınırlar dahilinde hak eşitliği temelinde çözümünden yanayız.

Başkan G. W. Bush döneminde hareketimiz haksız bir şekilde terör listesine alındı. En son olarak geçen sene Türkiye'yi memnun etmek için Sayın Bush tarafından hareketimiz ABD, Irak ve Türkiye'nin düşmanı ilan edildi. Türkiye'ye gelişmiş silahlar verildi, askeri istihbarat desteği sağlandı. Biz kimsenin düşmanı değiliz, hele hele Irak ve ABD'nin hiç değiliz. Bu güne kadar dünyanın hiçbir yerinde ABD veya ABDlilere yönelik en ufak bir olumsuz eylemimiz olmamıştır. Biz Türkiye'yle de sorunu diyalog yoluyla barışçıl demokratik bir şekilde çözmek istiyoruz."

Sayın Başkan;
Ülkenizin Türkiye ile çok yönlü iyi ilişkileri var. Bizim için Türkiye ile ilişkilerinizi bozmanızı talep etmiyoruz. Biz sizden ilişkilerinizi devreye sokarak, bu sorunun diyalog yoluyla çözülmesine yardımcı olmanızı istiyoruz. Bu konuda biz de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Kürt sorununu çağdaş bir çözüme kavuşturan Türkiye, hem demokratikleşir, hem Ortadoğu da barış ve istikrara daha çok katkı sunabilir, hem de sizinle daha iyi bir müttefik haline gelir.

Bu vesile ile başkanlığa seçilmenizi bir kez daha kutlarken, başkanlığınız döneminde Türkiye, İran ve Suriye'deki halkımızın acı içindeki durumunu göz önüne alarak, Kürt sorunun barışçıl demokratik çözümüne katkılarınızı esirgemeyeceğiniz inancıyla saygılarımızı sunuyoruz."

KNK DA PKK İÇİN RİCACI OLDU
Öte yandan PKK terör örgütü güdümünde faaliyet gösterenKürdistan Ulusal Kongresi (KNK) de, ABD'nin yeni Başkanı Barack Obama'yı seçimlerdeki zaferinden dolayı kutladı. KNK'nin kutlama mesajında şu ifadeler yer aldı:

"Biz KNK adına, ABD Başkanlık seçimlerinde Sayın Barack Obama'nın zaferini kutluyoruz. Umut ediyoruz ki, Sayın Barak Obama'nın da dediği gibi bu seçimler ABD, Ortadoğu ve tüm dünya için değişimin vesilesi olur.Ayrıca halklar arasındaki sorunların diyalog ve barış temelinde çözümünü, tüm dünyada demokrasi ve özgürlük temel değer ve amaç olmasını diliyoruz.

Bu çerçeve de Kürt sorununun çözümü için de Sayın Obama'nın Amerikan siyasetinde değişim yapmasını umut ediyoruz. Amerika'nın PKK'yi düşman ilan ettiği siyaset değiştirilsin. Zira Kürt halkı ve PKK, ne Amerika halkı ne de hiçbir halka karşı düşmanlık yapmadı ve yapmayacaktır.

Sorunların çözümü düşmanlıklar üzerine değil, diyalog ve barış üzerinedir. Biz KNK olarak, Sayın Obama'dan Güney Kürdistan'daki kazanımların korunması ve diğer tüm bölgelerde olumlu bir rol oynamasını umut ediyoruz. Biz bu umut ve beklenti ile Sayın Obama'yı bir kez daha kutluyor ve yeni dönemde kendisine başarılar diliyoruz."
Kanal D

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
TÜRKMEN YETKİLİLERİ,OBAMA HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORLAR?
« Yanıtla #25 : Kasım 08, 2008, 10:34:57 ÖS »
TÜRKMEN YETKİLİLERİ,OBAMA HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORLAR?



 Obama başkan oldu,her kes beklentiler içerisine girdi.
Dünya ve özellikle de Irak için yeni bir umut olan Obama'nın Başkan seçilmesi Türkmen yetkilileri tarafından da bir çok beklentilerle karşılandı.

Demokrat Partili Barack Oabama'nın başkan seçilmesini değerlendiren Türkmen yetkililer umut ve beklentilerini sıraladı.
Barack Obama'nın başkan seçilmesinin ardından Türkmeneli Televizyonuna değerlendirmelerde bulunan Irak Milli Türkmen Partisi Genel Başkanı Cemal Şan seçimi memnuniyetle karşıladıklarını söyleyerek beklentilerini dile getirdi. Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Cemal Şan konuşmasında, Amerika tarihinde ilk kez bir siyahın başkan olduğunu ve Obama'dan Amerika'nın Irak siyasetinin değişmesi yönünde beklentilerinin bulunduğunu belirtti. Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu üyesi ve Kerkük İl Başkanı Erşat Salihi'de bu seçimle birlikte Amerika'nın Irak siyasetinin değişmesini umduklarını belirterek Amerika'nın yeni başkanı Barack Obama'dan Irak'ta milletler arasında her hangi bir ayrıcalık yapmamasını istediklerini vurguladı.

Türkmeneli Partisi Genel İlişkiler Sorumlusu Cihat Avcı da Barack Obama'nın başkan olmasını memnuniyetle karşıladıklarını Obama'dan Türkmenlere diğer milletler kadar hak ve hukukların verilmesini ve yeni Başkanın Irak'ın toprak bütünlüğüne sahip çıkmasını istedi.
TürkmeneliTV
http://www.kerkukgazetesi.com/HaberDetay.aspx?Dil=1&Id=Hab633615920228593750&Konum=3

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Filistinlilerin katili İsrail'li Rahm Emanuel,Obama'ya danışman oldu.
« Yanıtla #26 : Kasım 08, 2008, 10:48:32 ÖS »
Başkan seçilen Barack Obama'nın Beyaz Saray Genel Sekreterliği'ne getirdiği ismin babası,iddialara göre Filistinlileri katleden siyonist bir çetenin üyesi.

Obama,Beyaz Saray’ın ‘bekçiliğine’ Filistinlileri katleden çete üyesi teröristin oğlunu getirdi.

ABD’nin ilk siyah başkanı olara tarihe geçen Kenya asıllı Barack Obama’nın baş danışmanlığına ve Beyaz Saray Genel Sekreterliğine İsrailli Rahm Emanuel getirildi. Timeturk'de yer alan habere göre, Rahm Emanuel'in babası, siyonist çetelerin İngiliz ordusuna karşı girdikleri çatışmalarda Etzel adlı bir terörist örgütün üyesi. Bu örgütün 1948'den önce Filistinlilere düzenlenen saldırılarda bir çok katliama imza attığı belirtiliyor.

Beyaz Saray genel sekreteri, başkana en yakın danışmanlardan. Tüm Beyaz Saray personeli, başkanın gündemi, Oval Ofis'e kimin girip girmeyeceği Emanuel’den sorulacak. Emanuel’in, Obama’nın teklifi ile bu göreve gelmesi ülkesi İsrail’de geniş yankı buldu.

"BEYAZ SARAYDAKİ ADAMIMIZ"
İsrail’in etkin gazetelerinden Maariv, Obama’nın genel sekreterliğine getirilen Emanuel için ‘Beyaz Saray’daki adamımız’ başlığını attı. Wynet adlı internet sitesi ise, Emmanuel’in akrabalarından birinin, “Obama’nın İsrail’e duyduğu dostluktan emin olmasaydı onun danışmanlık teklifini kesinlikle kabul etmezdi.” şeklindeki sözlerini aktardı. Aynı internet sitesinin Şikoga’da faaliyet gösteren Yahudi Federasyonu başkanı Michael Kosign’le yaptığı röportajda Emmanuel’in İsrail’e son derece bağlı birisi olduğunu, çocuklarını İsrail’i desteklemek için düzenlenen bütün faaliyetlere çağırdığını, söz konusu toplantılarda yaptığı konuşmalarda İsrail’i ateşli bir şekilde desteklediğini söyledi.

BABA KATLİAMCI ÖRGÜTE ÜYE
Gazeteler, Emmanuel ailesinin tarihini ve geçmişini okuyucularına aktarırken babası Benyamin’in İsrail pasaportu taşıdığını, siyonist çetelerin İngiliz ordusuna karşı girdikleri çatışmalarda Etzel adlı bir terörist örgüte üye olduğunu kaydetti. 1948 yılında İsrail’in kuruluşundan önce de bu örgütün Filistinlilere karşı saldırılarda bulunduğu ve meşhur Deir Yasin katliamını düzenleyenin de bu örgüt olduğu belirtildi.

Haaretz gazetesi, Benyamin’in 60’lı yıllarda ailesiyle birlikte ABD’nin Şikago kentine giderek burada ikamet ettiğini, ancak ailenin İsrail’e bağlılığını sürdürdüğünü, Emmanuel’in 1991 yılındaki Körfez Savaşı’ndan önce İsrail ordusuna bağlı askerlik bürolarına adını yazdırarak askere gitme talebini ilettiğini kaydetti.

Baba Emanuel, 1931-48 yılları arasında Filistin’e saldırılar düzenleyen Siyonist militan grup ‘İrgun’un üyesi. İrgun’un bugünkü siyasi uzantısı ise sağcı parti Likud. Oğlunun göreve getirilmesiyle ilgili mutluluğunu dile getiren Emmanuel, yaptığı açıklamada: “Halen yaşamakta olduklarından mutluluk duyduğum ebeveynimin ABD’nin ilk Afrika kökenli Başkanı’nın beni bu göreve atadığını görmelerinden dolayı çok sevinçliyim.” dedi.

CLİNTON KARŞITLARINA “ÖLÜM ÖLÜM” DİYE ÇIKIŞMIŞTI
Obama’nın genel sekreterliğine getirilen Emanuel daha önce de Eski Demokrat Başkan Bill Clinton’a danışmanlık yaptı. Clinton’un tüm dünyada geniş yankı bulan Monica Lewinsky skandalı sırasında, başkanı destekleyenlerin başında gelen Emanuel, Clinton karşıtı Demokratların adının olduğu bir kâğıdı elindeki bıçakla ‘Ölüm, ölüm’ diye bağırarak parçalamıştı. 2002’de Illinois vekili seçilen Emanuel, 2005’te Demokrat Parti’nin kampanya komitesinin başına geldi ve 2006’de Demokratların 12 yıl sonra Temsilciler Meclisi’nin çoğunluğunu ele geçirmelerini sağladı.

LAKABI RAMBO
İnatçılığı ve aşırı rekabetçiliği teşvik eden idare tarzı yüzünden ‘Rambo’ lakabıyla anılan 48 yaşındaki Emanuel, sergilediği tavırlar ve tarzıyla siyah ve Hispanik vekilleri de öfkelendirdi. Eylülde “Bu seçimde Amerikan halkının önüne şu temel soruyu koyacağız: Orta sınıfların yaşam standardını düşüren ekonomi politikalarını kim değiştirecek” diyen Emanuel, Clinton’la Beyaz Saray’dan ayrıldığında yatırım bankacılığı yapıp 16 milyon dolar kazanmıştı. Dolayısıyla Wall Street’in müttefiki görülüyor. Rahm, Amerikan Yahudilerinden olan Martha ile evli ve üç çocuğu var. Çocuklarından ikisi Şikago’daki Yahudi okullarında okuyor.
Timeturk
************
Not:
Emanuel denince aklıma bir Emanuel daha geldi.Belki siz ilgi kurmayacaksınız ancak ben yine de hafızaları bir kurcalayım istedim.
Ne de olsa bu Emanuel başka Emanuel.....

..............O sözcünün adı Emanuel Karasu'ydu. Selanik Mebusu Karasu özetle Meclis-i Milli'nin Abdülhamit'in hal'ine karar verdiğini, kendilerinin bunu tebliğle görevlendirildiklerini söyledi ve hükmü üç sözcükle özetledi: "Millet sizi istemiyor."
Abdülhamit'in gizlemeye çalıştığı acıyı ela gözlerinden bir anlığına gelip geçen keder bulutları ele verdi. Gözlerini heyet üyelerinin üstünde gezdirdi. Sırayla. Sonra tane tane konuştu:

 "Bir Türk padişahına ve İslam halifesine hal' kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?" Emanuel Karasu (Yahudi), Aram Efendi (Ermeni), Esat Toptani (Arnavut) ve Ahmet Hikmet Paşa (Abdülhamit'in uzun süre yaverliğini yaptıktan sonra muhalefet saflarına geçen Gürcü) hiç tepki vermediler.
Tamamı için bakınız....
http://ahmetdursun374.blogcu.com/emanuel-karasu-ii-abdulhamit-i-selamlar-ve_28147311.html

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
TÜRKİYE ABD EYALETİ Mİ?Türklüğe hakaret başka nasıl yapılır?
« Yanıtla #27 : Kasım 08, 2008, 11:56:57 ÖS »
TÜRKİYE ABD EYALETİ Mİ?  
                                           
ORHAN SELEN
İkinci seçmen son dakikada fikrini değiştirmezse ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama Ocak ayında “tahta “ çıkacak.

ABD başkanları seçilmiş imparatorlardır.

Bazılarının yalakalık katsayıları çok yüksektir .

ABD’de demokrasi bulunduğunu söyleyip yazmaları bu nedenledir.

Bu kişilerin demokrasinin anlamını bilmemeleri de başka olasılıktır.

İmparatorun oturduğu yerin adında bile çelişki içindedirler..

Amerikalılar oraya “white house”  beyaz ev derken bizimkiler “beyaz saray” diye tuttururlar.

Demokrasi ve saray pek birlikte yaşamaz ama olsun, biz yaşatırız.

Obama seçildiği için Amerikalıların bayram etmeleri anlaşılır.

Zenciler neredeyse nüfusun yarısı.

Ayrıca adamlar yıllardır bir zencinin başkanlığına halkı hazırlıyorlar.

Dizilerde ve filmlerde sık sık zenci başkan olgusunu işlediler.

Zenci  başkanın işlendiği 24 adlı diziye dikkat çeksin diye ödül verdiler.

Zenci Colin Powell  önce genelkurmay başkanı sonra  dışişleri bakanı yapıldı.

Onun rengi açık gelmiş olacak ki, daha koyu renkli zenci Condoleeza Rice dış işleri bakanlığına getirildi.

ABD toplumu iyice hazırlandıktan sonra da  sıra zenci başkana geldi.

Demokratlarla Cumhuriyetçiler karşıtmış gibi görünseler de , ABD derin devletinin ileriye dönük siyasetini ve planlarını yürütmekle yükümlüdürler.

ABD halkı zenci başkanı bir  gelişme , önemli değişiklik olarak gördüğü için  şenlikli kutlamalar yapabilir..

Obama ABD sisteminde olağanüstü değişiklikler yapamaz.

Yapmasına izin de vermezler.

Başkanlar imparatordur ama bütün imparatorlara uygulanandan uzak kalamazlar.

Gerekirse yok edilirler.

Kenedy’nin öldürülmesi ABD derin devletinin iyi örgütlenmiş bir cinayetidir.

ABD zenci başkanını seçince Türkiye’de bayram yaparak işi 40 koyunu kurban edecek kadar abartanları ise anlamak zordur.

Utanmasalar Obama’nın seçildiği günü ulusal bayram  ilan edecekler.

ABD başkanlığına seçilen kişinin görevi kendi halkının ve ülkesinin çıkarlarını korumaktır.

Seçilen başkan ile bizim cumhurbaşkanı ikiz kardeş olsalar sadece doğum günü hediyelerinde ayrıcalık yapabilirler.

Devletler arasında dostluk, kardeşlik, arkadaşlık olamaz.

Obama tahta  çıktığı gün Türk halkına birer altın dağıtacaksa sevinmek için bir neden sayılabilir.

Türkiye’nin ABD’ye bağılılığı azalacaksa bayrakları hazırlayıp bayrama hazırlanalım.

ABD  başkanının rengi, dini, ırkı Türkiye ile ilişkilerini değiştirmez.

Van’da kurban keserek  Obama’nın başkanlığını kutlayanlar Türkiye’yi bir ABD eyaleti sanıyorlarsa, birileri onları kandırmış.

Ulusal kurtuluş savaşının ateşten çemberinden geçmiş halkın çocukları bir zenci ABD başkanı seçildi diye bayram yapıp kurban kesemez.

Bunu yapmak uşaklığa, köleliğe özentidir.

Bursa’daki Ulu  Cami yapıldığında  Amerika kıtası daha keşfedilmemişti.

Selimiye,Süleymaniye yapıldığında kıtada yerliler egemendi.

Batının” muhteşem” diye adlandırdığı Kanuni Süleyman dünyanın en büyük İmparatorluğunu yönetirken  Amerika kıtasında, kafasında hindi tüylerinden yapılmış başlılar taşıyan  reisler söz sahibiydi.

ABD zenci başkan seçti halkımızın bir kısmı bayram yapıyor.

Türklüğe hakaret başka nasıl yapılır?
**************************
Obama için 44 kurban kestiler! ABD'de değil Van'da!
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=107322&cat=200&dt=2008/11/07

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD'li Türk dostuna tehdit!
« Yanıtla #28 : Kasım 09, 2008, 03:03:27 ÖS »
ABD'li Türk dostuna tehdit!

Sözde Ermeni soykırımına karşı çıkıp Türkler'i destekleyen Steve Cohen'e ölüm tehditleri yağıyor.

ABD'nin Tennesse eyaletinde ezici bir üstünlükle Temsilciler Meclisi'ne giren Demokrat Parti'den Türk dostu Steve Cohen, ölüm tehditleri alıyor! Ermeni olmasına rağmen, sözde Ermeni soykırımına karşı çıkan ve Türkler'den aldığı desteği her daim söyleyen Cohen, tehditlerin üzücü olduğunu kaydetti. Ermeniler'in desteklediği Nikki Tinker adlı rakibini dize getiren ünlü siyasetçi, "Nikki'nin fikirlerini Ermeniler destekliyorsa, benim fikirlerime de Türkler aynı desteği veriyor. Nikki seçimden zaferle ayrılsaydı Türkler tarafından tehdit edilecek miydi? Hiç sanmam" dedi.

Pabuç bırakmıyor
Tennesse polisi ise, ölüm tehditleriyle ilgili olarak Cohen'le görüştü. Ancak Cohen tehditlerden korkmadığını söyledi. ABD'deki Türk dernekleri de, Cohen'e yapılan ölüm tehditlerini kınadı.
takvim.com

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA AİLESİ ALEVİYYE Mİ?
« Yanıtla #29 : Kasım 10, 2008, 01:04:06 ÖS »
OBAMA AİLESİ ALEVİYYE Mİ?
 
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın, aynı adı taşıyan babası Hüseyin Obama'nın Müslüman bir Kenyalı olduğunu biliyorsunuz. Peki, Kenyalılar ne zaman Müslüman oldu? Ülkede hangi İslami tarikatlar güçlüydü? Obama ailesi hangi tarikattandı; Aleviyye olabilir mi? Tayyibiyye nedir?
Gelin Amerikan Başkanı Obama'nın atalarının Müslüman geçmişine ilişkin tarihsel bir yolculuğa çıkalım…
 
Kara Afrika'nın en çok bilinen Müslüman'ı kimdir?
Sanırım büyük çoğunluk biliyordur; Bilal-i Habeşi.
Hz. Peygamber'in müezziniydi. Aynı zamanda Müslümanlığı kabul eden ilk yedi sahabeden biriydi.
Bilal-i Habeşi, bugün de kara Afrika İslam'ını temsil eden güçlü bir simge.. Bu nedenle, ABD'deki Müslüman siyah hareketine "Bilalian movement" denilmekte.
Bilal-i Habeşi'nin İslam dinine nasıl girdiğini, işkencelere rağmen Müslümanlıktan vazgeçmediğini hepimiz biliyoruz.
Peki, İslam mücahitleri, kara Afrika'yı, yüksek bir ideal olan "Bilalileştirmeye" ne zaman, nasıl başladı?
 
HABEŞİSTAN'A HİCRET
Türkiye'de pek üzerinde durulmaz ama İslam, Medine'den önce Afrika'ya ulaştı. Müslümanlar'ın Mekke'de ikamet etmeleri imkansız hale gelince Hz. Peygamber, başta damadı Osman Affan olmak üzere, 11'i erkek 4'ü kadın 15 sahabesine Habeşistan'a (yeni adıyla Etiyopya'ya)  göç etmesine izin verdi. Yıl: 615 idi.
Habeş Kralı Necaşi Eshame, hem gelen sahabelere hürmet gösterdi hem de kendisi Müslümanlığı seçti. Böylece İslam, Medine'den önce kara Afrika'ya ulaşmış oldu.
Bu nedenledir ki, Kenya, Sudan, Uganda vd ülkelerde her yıl "Hicri Yılbaşı" kutlamaları yapılmaktadır.
 
İslam'ın kara Afrika'ya bu sembolik girişinden sonra,  Müslüman Arap Ordusu'nun 639'da Mısır'ı almasıyla Afrika kıtası kuzeyden başlayarak Müslümanlaşmaya başladı.
Afrika sadece askeri fetihlerle İslam'a kazındırılmadı.
İkincil ve aslında daha önemlisi ticaretti.

İslam'dan önce, başta Hz. Peygamber olmak üzere Arap tüccarlar Kuzey ve Doğu Afrika liman-pazarlarına gidip geliyorlardı. İslam'ın Arap toplumunu geliştirmesiyle bu kıyı ticareti daha da gelişti. Sadece Arap tüccarlar da gelmedi.

İran körfezindeki ülkelerden ve Hindistan'dan gelen tüccar Müslümanlar da Afrika'ya yeni bir din ve kültürün getirilmesinde öncü oldular.
Kızıldeniz'in iki yakası arasındaki alışverişler ve Arapların yerli kadınlarla evlenmekten kaçınmamaları, İslam'ın özellikle Kuzey ve Doğu Afrika'da hızla ve çabuk yayılmasına neden oldu.
Sadece ABD Başkanı Obama değil; bugün bile Kenya'da Araplarla kaynaşan birçok aile neslinden hem siyah, hem beyaz hem de melez bebekler dünyaya gelmektedir.
Yeni gelen din ile birlikte dil de değişti: Arapça "sahil" sözcüğü anlamına gelen ve yüzde kırkından fazlası Arapça olan ''Svahili'' denen dil ortaya çıktı.

Dünyanın en önde gelen dillerinden biri olan Afro-İslami Svahilice, Obama'nın baba tarafının kullandığı dildi.
 
AFRİKA'DAKİ ZAVİYELER
Doğu Afrika denilen bölgeyi oluşturan Kenya, Uganda ve Tanzanya'da Müslümanlar bugün azınlıkta. Bunun nedeni Hıristiyan misyonerler.
Oysa bugün Hıristiyan misyonerlerin yaptığı geçen yüzyıllarda Müslüman sûfî tarikatlar yaptı. İslâm'ın kıtada hakim din haline gelmesi bu tarikat mensubu sufiler eliyle sağlandı.
Kabile kavgalarının yaygın olduğu¸ kıta emniyetinin söz konusu olamadığı¸ deniz korsanları ya da karadaki silahlı eşkıyalar yüzünden yol güvenliğinin kalmadığı dönemde,¸ toplumsal dayanışmayı¸ paylaşma kültürünü¸ birlikte yaşama tecrübesini¸ hak ve hukuka saygıyı öğütleyen İslam, Afrika yoksullarınca hemen kabul gördü.
 
Afrika'da tekke demek aynı zamanda ribat demekti.
Ribatlar; sınır boylarında kurulan ve gönüllü Müslüman mücahitlerin İslâm topraklarına yönelik dışarıdan gelebilecek tehlikeleri önlemek gayesi ile nöbet tuttukları askerî kuleler¸ garnizonlardı.
Bu ribatlarda hem dış tehlikelere karşı askeri hem de tasavvufî eğitimi verilirdi.
Sahra topraklarında¸ Afrika'nın kavurucu sıcağı altında yaşam mücadelesi veren yoksul kitlelerin yegane sığınağı da zaviyeler oldu.

Müslümanlar Afrika'nın vahşi bölgelerinde bile kurdukları zaviyeler ile sağlık hizmetlerini¸dönemin ve şartların elverdiği oranda en işlevsel tarzda gerçekleştirdiler.
Ayrıca misyoner Sufiler kendilerine özgü metot¸ zikir¸ süluk ve terbiye usullerini coğrafi ve kültürel şartlara da uygun hale getirerek Afrikalıların İslam'a geçmelerini kolaylaştırdı.
Afrika toprakları farklı tarikatlar arasında adeta taksim edilmiş vaziyette idi. Senegal denince Müridiyye¸ Moritanya denince Ticaniye¸ Fas denince Darkaviyye¸ Tunus denince Arusiyye¸ Cezayir denince Medyeniyye¸ Mısır denince Şaziliyye¸ Libya denince Senusiyye¸ Nijerya denince Kadiriyye¸ Sudan denince Mirganiyye ve Eritre denince Salihiyye akla gelmekteydi.
Peki, Obama'nın memleketi Kenya'da hangi tarikatlar güçlüydü?
 
OBAMA ALEVİYYE Mİ?
Kenya'da en yaygın tarikat "Kadiriye" idi.
Bugün dünyaya yayılmış 45 kolu olan Kadiriyye tarikatını, 12 yüzyılda Bağdat'ta Abdulkadir Geylani ( ö 1167) kurdu.

Başta Sudan olmak üzere bazı Afrika bölgelerinde Şeyh Geylani mehdi olarak tanınmaktaydı.
Kesin olmamakla birlikte bu tarikat 1550'lerde Hicaz'dan Doğu Afrika'ya geldi. O tarihe kadar İslam dünyasında pek de yaygın olmayan Kadiriyye tarikatı Afrika'da çok çabuk benimsendi ve hemen yayıldı. Bunun temel nedeni tarikatın sık sık zikir meclisi düzenlemesiydi! Zikir Afrika kültürüne yakın bir dini ritüeldi.
 
Kenya'da bir diğer tarikat ise, 13. yüzyılda Tunus'ta Şeyh Abdullah Şazili ( ö 1258) tarafından kurulan "Şaziliyye" idi.

Sünni bir tarikat olan Şaziliyye'nin 15. yüzyılda Doğu Afrika'ya geldiği tahmin ediliyor. Tarikat 19. yüzyılda bölgenin en güçlü tarikatı haline geldi. Tarikatın Kenya'da hala zaviyeleri var.
Burada bir parantez açacağım: Sultan II. Abdulhamid Şaziliyye şeyhlerinden Hasan Zafiri İstanbul'a çağırıp, Yıldız Sarayı'nın bahçesindeki iki konağı ona tahsis etti. Böylece İstanbul'da yaşamasını sağlayarak Afrika'daki Sünusi ayaklanmasını bastırdı. Bu konak Beşiktaş Barbaros Caddesi üzerindedir ve harap halde durmaktadır. Acaba bu tarihsel bina "tasavvuf müzesi" haline getirilemez mi?

Devam edelim:
"Rıfaiyye" tarikatının da Doğu Afrika'da belli bir tesiri vardı.
Keza: Muhammed Ali (1178–1255) tarafından Güney Arabistan'da kurulan "Aleviyye" tarikatı da bilhassa Kenya'da güçlüydü.

"Aleviyye" zamanla iki kola ayrıldı; Ebubekir Abdullah el- Ayderus'un kurduğu "Ayderusiyye" ile Abdullah Alevi Muhammed Ahmet el Haddad'ın kurduğu "Hadadiyye".

Kenya'nın yerli tarikatı ise Şeyh İdris Sa'ad tarafından 1930'da Daru's Selam'da kurulan "Askeriye" idi. Ancak bu tarikat diğerlerine göre çok az rağbet gördü.
Obama ailesi bu tarikatlardan birine bağlanmış mıydı acaba?
Bilinmiyor. Ancak bir tarikata bağlı olduklarından şüphe yok; çünkü hemen hemen tüm Afrikalı Müslümanlar bir tarikata mensuptu.
Bugüne kadar ABD Başkanı Obama ile ilgili her tür haberi yapanların bu durumu görmezlikten gelmeleri hayli ilginç.
 
TAYYİBİYE TARİKATI
18. yüzyılda İslam dünyasını etkileyen yenilik (tecdid) hareketi, başka yerlerde olduğu gibi Afrika'da da yeni tarikatların doğmasına neden oldu.
Bunlar, Fransız, İtalyan, İngiliz sömürgecilerine karşı bağımsızlık mücadelesi verdiler. Kısa zamanda bölgesel siyasetin de motor gücü haline geldiler.

"Neo-Sufizm hareketi" olarak tanımlanan bu tarikatlar¸ hurafe ve batıl inançlara karşı çıkıp, sünnetin yaygınlaşmasına öncelik etmeyi rehber edindiler. Yani tasavvufî uygulamalarda yer yer rastlanan kimi taşkınlıklara, aykırı yaklaşımlara karşı bayrak açtılar.
İşte bu tarikatlardan biri de 18. yüzyılda Abdulkerim es-Samman tarafından kurulan Hicaz merkezli "Samaniye" tarikatı idi.

Samaniye tarikatını geliştiren büyüten Ahmed el-Tayyip (ö 1824) oldu. Bu nedenle bu tarikata daha sonraları "Tayyibiyye" denmeye başlandı. Tarikat merkezi Sudan olmak üzere Doğu Afrika'da hayli gelişti.
Uzatmayalım; "Tayyibiyye" gibi onlarca tarikat vardı Afrika'da.
Aynı soruyu sormak durumundayım: Obamalar hangi tarikata mensuptu?
Ailenin oturduğu Victoria Gölü çevresinde "Tayyibiyye" tarikatının ağırlıkta olduğu biliniyor.

Obamalar "Tayyibiyye" tarıkatından diyebilir miyiz? 
Bu konuda elimizde bilgi/belge yok.
Sadece "ihtimaldir" diyebiliriz…
Diğer yandan, ABD Başkanı Obama "Tayyibiyye"yi bilmeyebilir ama Tayyip'i mutlaka tanıyacak.
Çünkü 13 Kasım'da ABD'ye gidecek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aksilik olmazsa Obama ile görüşecek!
Kimbilir belki Başbakan Erdoğan ikili görüşmelerinde, Obama'nın atalarını nasıl Müslüman olduğu konusunda bilgi verir!
 
Kunte Kinte'yi kaçıranlara
Obamalar yardım etti mi?

 
Tek kanallı televizyonun unutulmaz dizilerden biriydi: Kökler.
Afrikalı Müslüman siyah genç Kunta Kinte, davul yapmak için kütük ararken köle peşinde koşan Amerikalılar tarafından yakalanıp gemiyle ABD'ye götürülüp köle olarak satıldı.
Kuşkusuz Amerikalılar'a bu esir ticaretinde yardımcı olan Afrikalılar da vardı.
Bunlar arasında Obama'nın akrabaları var mıydı acaba?
 
Obama ailesi, Afrika'nın en büyük tatlı su gölü olan Victoria Gölü çevresinde yaşıyan Luo kabilesinden.
Luo kabilesi, bugün Sudan, Uganda, Kongo, Kenya, Tanzanya'ya yayılmış bulunan köklü bir kabile.
Kenya'nın yüzde 13'ü Luo kabilesinden. Luo'ların büyük çoğunluğu Hıristiyan, çok azı Müslüman. Buraya bir not eklemeliyim: Kenyalı Müslümanların ritüelleri, gelenekleri pek Anadolu Müslümanlığına benzememektedir, Örneğin reenkarnasyona inanıyorlar.

Luolar, Kenya'nın en büyük etnik grubu Kikuyular ile sürekli çatışıyorlar.
Kikuyular, Somali'nin güneyindeki Shungwaya'dan gelmişlerdi.
Luolar, Somali'den gelen içlerinde Müslümanlar da olan Kikuyular'a düşmandılar ama nedense Somali'deki siyah renkli Yahudi kabilesi Yabirsler ile çok sıcak ilişkileri vardı.
Luolar ile Yabirsler dinsel farklılık olmasına rağmen kız alıp veriyorlardı!
Luo kabilesiyle Yabirsler'in ilişkisi eskiye dayanıyordu. Yabirsler Hz. Davud döneminde Somali'ye gelip Luolar ile ilişkiye geçmişlerdi.

Bu ilişki konusunda Batı basınında son dönemde ilginç haber yorumlar çıktı.
İddialara göre, Luolar Afrikalıları Yabirsler aracılığıyla köle olarak Amerikalılara satmışlardı! Beraber köle ticareti yapmışlar yani.

Ve bu yüzden Luola, Batı ile oldukça iyi ilişkiler kurmuşlardı.
Afrikalı kabilelerin bu nedenle Obama'nın kabilesi Luolar'ı pek sevmediği yazılıyor.
Bu iddiaları ortaya atanlar iki örnek olay gösteriyor:
Bunlardan birincisi, Obama'nın babasının Amerikalı misyonerin bursuyla ABD'ye gitmesi.
İkincisi ise, seçim çalışmaları sırasında Obama hakkında sürekli, "Obama hiç köle olmadı" denilmesi. Bu propaganda ilginçti; sanki Afrika'da yakalanıp Amerika'ya köle olarak getirilmek ayıptı!
B. Hüseyin Obama'nın dünyanın en sevimli siyasal lideri haline gelmesinin nedeni Kunta Kinte'lerin bu çileli hayatı değil midir?
 
OBAMA'NIN KABİLESİ TURUNCU DEVRİM PEŞİNDE
Kenya'nın yüzde 13'ünü Laolar, yüzde 22'sini Kikuyular oluşturuyor.
İki kabile arasında çatışma siyasi arenada da kendini gösteriyor.
27 Kasım 2007 seçimlerinde Kikuyular'ın adayı Mwai Kibaki, Laolar'ın ise Raila Odinga idi.
Devlet Başkanlığını Kikuyular kazandı.
Ancak Sırbistan, Gürcistan, Ukrayna'da olanlar Kenya'da da tezgahlandı. Laolar seçime hile karıştırıldığı gerekçesiyle ayaklandı.

Ayaklanmanın öncüsü "Turuncu Devrim" isteğiyle Laolar'ı harekete geçiren, Turuncu Demokratik Hareketi lideri Raila Odinga idi.

Luolar ile Kikiyuların çatışması sonucu bin kişi öldü, 200 bin kişi yerinden yurdundan oldu.
BBC'den Mukoma Wa Ngugi, Luolar'ın turuncu devrim yapmak için bu vahşete neden olduklarını söyledi.
Tahmin ettiğiniz gibi Luolar ile Kikuyular'ın çatışmasında büyük güçlerin desteği de vardı.
Luolar'ın lideri Raila Odinga'nın arkasında ABD vardı.
Batı'nın "totaliter" olarak değerlendirdiği Kikuyular, bağımsızlıktan beri iktidardalar, Önceleri Sovyetler Birliği ile müttefiktiler.

Sonunda Kibaki Devlet Başkanı, Odinga Başbakan yapılarak çatışmalara son verildi.
 
Nerede bir renkli devrim girişimi olsa, adının mutlaka geçtiği "para sihirbazı" G. Soros'un ABD seçiminde B. Obama'yı destekledi.

Soros'un Kenya'daki Turuncu Demokratik Hareketi'nin de finansörü olduğunu biliyor musunuz?
Obama'nın babasının, Odinga'nın dayısı olduğunu belirtmeliyim! Kuzenler yani.
Soros'un vakıflarıyla ilgili tartışmalar bugün Kenya'da da medyanın gündeminde.
Bakalım Obama'nın ABD Başkanı olması Kenya'deki Luolar ile Kikuyular arasındaki çatışmayı nasıl etkileyecek?
Kuzenler; Obama ile Odinga bakalım el ele verip Kenya'ya Turuncu Devrim getirecekler mi?..
 
Soner Yalçın
Odatv.com
9 Kasım 2008

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Evanjelik Papazı Seçti.
« Yanıtla #30 : Aralık 19, 2008, 11:40:15 ÖS »
Obama Evanjelik Papazı Seçti.
20 Ocakta Yapılacak Başkanlık Yemin Töreni İçin Barack Obama Evanjelik Papaz Rick Warren'i seçti.

Kemal Bozkurt'un Haberi
ABD Başkanlığına 20 Ocakta yapacağı yeminle resmen başlayacak olan Barack Obama, bir taraftan süratle kabinesini ve diğer çalışma ekibinini seçerken diğer taraftan yemin merasimindeki dini töreni yapacak papazı da belirledi.

Obama süpriz bir şekilde başkan Bush gibi Evanjelik olan ve Güney Kaliforniya'nin Lake Forrrest şehrindeki Saddleback Kilisesi kıdemlı papazı Rick Warren'i dini tören için seçti.

Rick Warren'in en büyük özelliği aynı cins evliliklere karşı olması.
Yemin töreninde ayrıca şarkıcı Aretha Franklin, Yo-Yo Ma ve Itzhak Perlman gösteri yapacaklar.
habername.com
---------------------------

EVANGELİSTLER İŞ BAŞINDA!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=315.0
-----------
Obama Avrasya’ya yöneliyor
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3809.0
-------------
OBAMA ve ilk atama, Rahm Emanuel.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3836.0
--------------
Vaadedilmiş ülke miyiz? Obamerika’da sabah-Ishmael Reed
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3690.0
------------
“10 yıl sonra Ortadogu’yu tanıyamayacaksınız”
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3686.0
------------
Washington'da 'geleceğe dair dedikodular'
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3636.0
-------------
“Gerçek ve vatansever Amerikalı” “WASP” Amerikayı onlar yönetir....
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3614.0
-----------
Fethullah Gülen Obamacı mı McCainci mi?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3592.0
-------------
PENTAGON'un TÜRKİYE senaryoları.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1573.0
-------------
ABD'DE Kİ REFORMCULAR,McCain-Feingold
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3916.0
------------
“TANRI”NIN KAFKASYA’DAKİ ÖZEL GÖREVLİLERİ.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2672.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Kutsal kitabın neresini uygulayacağız?
« Yanıtla #31 : Ocak 18, 2009, 12:44:38 ÖS »
Obama din hakkında konuşuyor,Kutsal kitabın neresini uygulayacağız diyor!

************
Fethullah Gülen Obamacı mı McCainci mi?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3592.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
''Ya darbe ya iç savaş'' riski.
« Yanıtla #32 : Ocak 20, 2009, 02:37:49 ÖS »
''Ya darbe ya iç savaş'' riski.
Boston Globe, ABD Başkanı Obama'ya başyazısından Ergenekon çağrısı yaptı:
"Bu duruma bir el koyman gerek! Yoksa Türkiye'de bir darbe ya da iç savaş riski var!

ABD'nin etkili gazetelerinden Boston Globe dün yayınladığı başyazıda ABD'nin yeni başkanı Barack Obama ve ekibine Türkiye'deki Ergenekon davasıyla ilgili uyarılarda bulundu.

İKMB'de ekonomik kriz yüzünden değil Ergenekon davası ve son günlerde yaşanan gelişmeler yüzünden panik olduğunu kaydeden gazete yazısına şöyle devam etti:

"Barack Obama ve dış politika kurmayları aynı İMKB'deki yatırımcılar gibi Türkiye'nin istikrarı konusunda kaygı duymaya başlamalı. Türkiye AKP yönetimi altında köprüler kuran barış için arabuluculuk faaliyetleri yürüten bir ülke oldu. Ancak şu anda en önemli kaygı verici gelişme çarşamba günü gerçekleşen ve etkisi halen devam eden Ergenekon tutuklamaları. Genelkurmay Başkanı gözaltına alınan askerler nedeniyle Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşmeler yaptı. Son 50 yıl içinde ordunun 4 hükümeti devirdiği düşünüldüğünde ordunun sivil hükümete yönelik bu görüşmede dile getirdiği şikayetlerin 5'inci bir darbe uyarısı niteliğinde olduğu düşünülebilir.

Amerikalı yetkililer Türk liderlerini bu soruna barışçı yönden çözüm bulmak konusunda uyarmalı. Onlara tavsiyeler vermeli. Zaten Obama yönetimi birçok sorunla karşı karşıya buna bir de Türkiye'de iç savaş ya da darbe eklenmesini kimse istemez. "

İşte yazının orjinal metni..
- Turkish affright -
There was panic last week on the Istanbul stock market, and for good reason. The investors' anxiety was caused not by subprime mortgages or the global credit crunch but by something more political and parochial: fears of a coup to overthrow the moderately Islamist governing party.
President-elect Barack Obama and his foreign-policy advisors should be as worried about Turkey's stability as investors in the Istanbul market. Turkey under the Justice and Development Party (AKP) has become a builder of bridges, mediating indirect peace talks between Syria and Israel and offering to serve as a go-between for US-Iranian or Arab-Iranian dialogue.
The immediate cause for concern about Turkey was a wave of arrests last Wednesday in connection with an investigation of an ultra-nationalist group called Ergenekon. Eighty-six alleged members are currently standing trial for plotting to overthrow the AKP government. Last week's raids swept up 37 suspects, among them three retired generals, two serving officers, and secular academics, politicians, and journalists.
The army chief of staff held crisis meetings Thursday with Prime Minister Recep Tayyip Erdogan and President Abdullah Gul. Gul then had his own talk with the interior minister. Another top military official spoke with the police chief of Istanbul. Given that the military toppled four governments in the last 50 years, Turks have reason to suspect that the army's complaint to the civilian government about the recent arrests contained threats of a fifth military coup.
American officials should be counseling Turkey's leaders to resolve their differences peaceably. There is trouble enough awaiting the new Obama team without a military putsch or civil war in Turkey.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA; KIYAK EMEKLİLİK VE ÖTEKİLER!...
« Yanıtla #33 : Ocak 23, 2009, 01:23:45 ÖS »
HÜSEYİN OBAMA
Mustafa Nevruz SINACI
ABD tarihinin ilk siyahi (44.üncü) başkanı Barak Hüseyin Obama, 20 Ocak Salı günü, 233 yıldır (4 Temmuz 1776-20 Ocak 2009) tam bir inanç, sadakat ve kararlılıkla sürdürülen gelenek uyarı İsevilerin kutsal kitabı İNCİL üzerine yemin ederek görevi George W. Bush'dan bu güne kadar görülmemiş muhteşem bir merasimle devraldı.
Aralıksız 623 yıl yaşayan ve sadece yıkılışı bile, ABD’nin dünya siyaset sahnesinde zuhur etmesinden fazla süren (222 yıl) Osmanlı Türk-İslâm Devleti’nin bakiyesi Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken; Mustafa Kemal’de böyle bir başlangıç yapmış ve Cumhuriyet’in temellerini Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde okunan mevlid-i Şerif ve ülkenin her yanında 30 gün boyunca okunan Sahih-i Buhari ve Kur’an-ı Kerim hatim duaları ile atmıştı.
Bu törende ayrıca ‘Türk Devlet kurma’ geleneği’nin bütün icapları yerine getirildi.
TBMM kurbanlar kesilerek, ilâhiler söylenip dualar okunarak açıldı. Ayrıca;
Devlet’in; ‘ebed-müddet’ kaydı, Misak-ı Milli şartı ve ‘Alemi İslâm Halifeliği’nin münhasıran TBMM’nin nevi-i şahsında mündemiç kalması kaydıyla Cumhuriyet, insanlık düşmanı emperyalizme karşı ‘fazilet rejimi’ düsturu ile kuruldu. Cumhuriyet’in temelinde yatan asil gerçekleri, umur-u devletin usul ve idame biçimini bu vesileyle anmakta ve hususan hatırlamakta fayda ve zururet vardır.
Kaldı ki, O, (Mustafa Kemal Atatürk) hayatta olduğu sürece asker beş vakit namaz ictimâsına kalktı. Kur-an, Bayrak ve silâh üzerine “Besmele-i Şerif” ile yemin etti. Neferler ‘Askerin Din Kitabı’nı okurlar, Genelkurmay Başkanları, Generaller ve üst rütbeli subaylar beş vakit namaz kılarlardı. Orduda rütbeli tabur İmamları vardı. Cumhuriyet o dönemde sağlam, emin, adil, akil ve müstekar, adalet üzere, hür ve hükümran idi. Sonra İslâm’ın çimentosu lâiklik, Atatürk ilkeleri ve Türk İnkılâbına düşman ‘fundamentalist’ karşı devrimci koza ve kriptolarca sulandırıldı… Terör ve tedhiş unsuru ajan provokatörlerce bulandırıldı.
Fazilet rejimi yerini yozlaşma, çürüme, yalan ve talana bıraktı.
Şimdi bu elim ihmal ve derin sapmanın ağır bedeli ödenmekte.
Yalnız biz değil, Bilgi Çağını fetrete dönüştüren dünya da bedel ödemekte.
İnsanlığın maruz kaldığı bu ıstırabın ‘bilinç’inde olan Obama, ahtapotun kolları gibi dünyayı saran ve ülkeleri abluka altına alan ‘organize çıkar örgütleri, küresel mafyalar ve nitelikli dolandırıcıların neden olduğu krizin doruğunda’ samimi bir imanla işe başladı. .
Ülke tarihinin ilk siyahi başkanı yemin töreninden bir gece önce siyahi halkların ve Amerika’da yaşayan Müslümanların lideri (Hacı) Martin Luther King (Malcolm X) (1929-1968) anısına düzenlenen anlamlı bir konsere katıldı. (Dikkat: Bu çok önemli bir ayrıntıdır.)
Müslüman olduktan sonra Martin Luther King’in tek bir hedefi, ideali ve rüyası vardı: “Amerikan kâbusuna son vermek, bu ülkeye İslâm’ın öngördüğü insan sevgisi, adalet ahlâkı ve evrensel hukuk’un temel ilkelerini taşımak.”
O’na göre bu emel ve idealin gerçekleşmesi için illâ bir siyahi zencinin yani, ‘ÖTEKİ’ lerden birinin başkan olması gerekmekte idi. Aksi taktirde 250 sene önce Avrupa’dan kaçan, kovulan ve hayatlarını çapulculuk (yağma, yalan-talan, vahşi kapitalizm ve emperyalizm) üzerine inşa eden mutasyona uğramış imtiyazlı kitleden birinin adaleti sağlaması imkânsızdı.
SONUNDA RÜYA GERÇEKLEŞTİ!
Martin Luther King, Müslüman olup Hacca gidip döndükten sonra hakikati kavradı ve “dünyadan umudum var artık!” demeye başladı. Şimdi artık o umudu gerçekleşti. ABD’de Barak Hüseyin Obama bir tarih yazdı! ABD tarihinde ilk defa ötekilerden biri, bir siyahi zenci "BAŞKAN" oldu! Dünya vampir Bushtan kurtuldu!
İşte, Martin Luther King’in ruhu şimdi belki huzura kavuşmuş olabilir.
Darısı başımıza!...
Burada ‘belki’ diyorum çünkü Malcolm X’den bu yana ABD yönetimi yalnız Amerika ve halkının değil, bütün dünyanın kâbusu artık. Barak Hüseyin’ın dediği gibi ABD yeniden inşa, restore ve rehabilite edilmez ise; Haram, yalan-talan, baskı, zulüm, sömürü, işkence ve istibdat üzerine kurulu sermaye imparatorluğu ‘bütün dünyanın üstüne’ korkunç bir deprem, kahredici bir elem ve ölümcül bir sarsıntıyla çökecek.
Acil tedbir alınmazsa o gün ABD için çok yakındır!..
Kenya asıllı Müslüman bir babayla beyaz bir Amerikalı annenin oğlu Hüseyin Obama bunun ‘bilinçli olarak’ farkında.
O, 1964 yılında "tarla zencisi" Malcolm X"i 16 kurşunla delik deşik eden Amerika’nın 2008 yılında kendisini neden başkan yaptığını çok iyi biliyor..

DÜNYA’YA MESAJLAR!...
“Terörizme karşı savaşta kararlılık gevşemeyecek ve amacını terörle elde etmeye çalışanlar yenilecek.”
* Önce ABD terörist devlet olmaktan kurtarılmak zorundadır.
Müslüman ülkelere: ''İlerlemek için ortak çıkarlar ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir yol arıyoruz''
* Yol adalet ahlâkı, evrensel hukuk, mutlak mütekabiliyet, insanlık onuru ve idealidir.
Batı liderlerine: ''Unutmayın ki halklarınız sizi, yıktıklarınızla değil, inşa ettiklerinizle hatırlayacak''
* Demek ki günün bölücü, yıkıcı, çıkarcı ve karanlık liderleri lânetle anılacak!
''Hayat tarzımız için özür dilemeyecek veya savunmamızı gevşetmeyeceğiz. Amacını terörle elde edenlere karşı kararlılığımız güçlenecek ve onları yeneceğiz'' * Amacını terörle elde edenlerin başında AB-D gelmektedir. Buradan kast olunan halen işgal altında tutup alenen sömürdükleri ulusları kaybetme kaygısı mıdır? Acaba!..
“ABD, dünyada herkes için eşitlik ve barış isteyenlerin dostudur ve onlara liderlik (!) etmeye hazırdır. Sadece güç bizi koruyamaz. Canımızın her istediğini yapamayız. Bugün burada, önümüzdeki sınavın farkında olarak alçak gönüllülükle duruyorum. Bundan böyle ABD’yi yeniden inşa edecek ve yeni bir çağ açacağız…”
Elbette adalet ve müesses hukuka ve yedi milyar insanın eşit hakka sahip olduğu arz’a pervasızca hükmetmeye kalkışmak kimsenin haddi ve hakkı değildir. Güç, haklının elinde ve emrinde olursa meşru; Haksızın, emperyalist ve müstebitin elinde olursa gayrimeşrudur. Adil olmayan güçlere karşı ‘dünya ailesi’ birlikte mücadele ve bütün haksızlıklara müdahaleye mecburdur. İnsani boyut ve bilinç toplumunun (hakiki medeniyetin) gereği budur.

Obama bilmeli ki;
“Dünya barışı, adalet ve evrensel hukuk'un hakiki teminatı, evrensellik arz eden, tüm uluslara ışık tutan ve dünyayı aydınlatan Atatürk ilkeleri, Türk İnkılâbı ve binlerce yıllık bilgi, birikim ve deneyimden damıtılarak günümüze ulaşmış kadim Türk medeniyetinin “medeni siyaset" geleneğidir.
Umarız Obama bu gerçeği kavrar, icraatını; Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ve Bilinç Üniversitesi’nin "Sorun bencillik, çözüm sencillik" misyonu üzerine inşa ederek, bilgi çağı kepazeliğine son verip “Bilinç Çağı”nı açar.
Böylece, bu ‘yeni’ açılım, aşama ve ÇAĞ’a Atatürk ve Türk damgası vurulmuş olur..
Sonuçta Obama; tüm dünyada yankı uyandıran 'değişim vaadlerini' bu bağlamda ve mutlaka yerine getirmalidir!...

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ESKİ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANLARA KIYAK!.
« Yanıtla #34 : Ocak 23, 2009, 01:26:44 ÖS »
ESKİ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANLARA KIYAK!.
Mustafa Nevruz SINACI
Bakanlar Kurulu hafta başında (16 Ocak 2009), kamuoyuna açıklanan her hangi bir talep, istem ve halinden şikâyet vaki olmamasına rağmen, emekli cumhurbaşkanları ve eski başbakan maaşlarına yüzde 14 gibi (emsallerine oranla) astronomik bir zam yapma kararı aldı.
Memur, işçi ve emekli kesiminde derin infial yaratan bu haksız, adalet, ahlâk ve hukuk dışı kararın sebebi hikmeti, gerekçesi henüz bilinmiyor. Zira bir açıklama yapılmadı. Şu ana kadar bu çifte standart, haksızlık, onursuzluk ve adaletsizliğe muhatap eski Cumhurbaşkanı ve baş bakanlardan da bir ‘ret’ kararı veya tepki de gelmedi.
Sonuçta; Bakanlar Kurulu’nun bu tek yanlı, gelenek, adalet ve hukuka aykırı kararı ile eski Cumhurbaşkanlarının 2009 yılı emekli maaşları % 14 zamlanarak, cari asgari ücretin % 2000’ini aşan 10 bin 800 TL’ye yükseldi.
Kendi bütçesindeki maaş ödeneğine göre hesaplanan cumhurbaşkanlığı emekli maaşı, 1 Ocak’ta bin 330 TL arttı. ( Sadece oransal artışın karşılığı olan bu miktar bile; mevcut işçi, memur ve emekli maaşlarının kahir ekseriyetinden fazladır. Bu adaletsiz, hukuksuz, eşit işe eşit ücret ve hakkaniyet kavramına bütünüyle aykırı (yüzdeli artış) sistemin apaçık hak ve insanlık düşmanlığı olduğunun göstergesidir. Doğru olan: Kıdem, tahsil (hakkı müktesep) ehliyet, liyakat ve adalet ilkelerine uygun ‘seyyanen’ eşit miktarda artıştır.)
Bu haksız tasarruf ile geçen yıl 9.470 TL olan cumhurbaşkanlığı emekli aylığı, 2009 yılı için 10 bin 800 TL olarak tespit edildi. Bu çerçevede eski Cumhurbaşkanlarından Kenan Evren, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer, bu yılın sonuna kadar ayda 10 bin 800 TL miktarında ‘imtiyazlı (kıyak)’ emekli maaşı alacaklar.
Cumhurbaşkanlığı emekli maaşına bağlı olarak aylık ödenen eski Başbakanlar da bu yıl 7 bin 102 TL yerine 8 bin 100 TL (998 TL zamlı) emekli aylığı alacaklar. Böylece Bülent Ulusu, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Necmettin Erbakan gibi eski başbakanlara, 2009 yılı içinde yüzde 14 zamlı olarak 8 bin 100 TL emekli maaşı ödenecek.
İşte her fırsatta adalet ve hukuktan bahseden ‘Adalet ve Kalkınma Partisi’ hükümeti Bakanlar Kurulu’nun adaleti bu!.. Ne kadar adaletse bu!... Oysa adalet ve hukuk, insani ve ahlâki bir vecibe olarak ‘kılı kırk yarmak’ değil midir?
Buna mukabil memur, işçi ve emekli maaşlarına, TÜİK’in de yüksek katkılarıyla kılı kırk yararak (zam falan değil!) sadaka verildiğini esef, şaşkınlık ve üzüntüyle görüyoruz.
ÖTEKİ’LERE YAPILAN ZAM!...
Diğer taraftan, maaşları bütçe katsayılarına bağlanan memur emekli aylıkları yılın ilk yarısında % 4 artış gördü. (Bu oran bile SSK ve Bağ-Kur emeklilerine göre % 0.17 daha fazla. Adalet, ahlak ve hukukun terazisi nerede?) Bu oran yılın ikinci 6 aylık döneminde yüzde 4.5. Şu an 7’nin 9’undan emekli olan normal bir memurun eline Ocak – Haziran döneminde 803.9 TL geçecek. Yani milletvekili, eski başbakan ve cumhurbaşkanlarına verilen zamdan bile az)
SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise, yılın ilk 6 ayı için yüzde 3.83 zam yapılacak.
Ekim 2008'de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın 55. maddesi doğrultusunda, "Bir önceki 6 aylık (Temmuz-Aralık 2008) enflasyon oranında artırılacaktır” hükmüne göre: 2009 yılı Temmuz ayında alacakları zam % 6.77.
Tabii eğer adalet ve (hüküm doğrultusunda) hakkaniyet ilkelerine uyulursa eğer!..
ADALETSİZ 'AKP' VE HÜKÜMET!
Bir yanda eski ricale vaki % 14 zam, diğer tarafta ekonomik kriz, fakru zaruret ve sefalet içinde kıvranan, hayati ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz, yaşamı zindana dönen, sefalete mahkum edilen asıl vatandaş!..
Dahası var; Krediler ve kartlar yoluyla vaki banka zulmü,
Belediyelerin keyfi ulaşım zamları,
İçilemeyen şehir suları nedeniyle hane halkına yüklenen iyi su bedeli,
Dünyanın en pahalı akaryakıt, elektrik, su, doğalgaz ve ‘sabit ücretli’ telefon paraları..
Son aylarda doğalgaz, elektrik ve temel gıda maddelerine yapılan yüksek oranlı zam, aleni zulüm ve işkenceye karşın, bir de TÜİK’in hesaplamalarında gözlenen istihza, ince alay!.. Enflasyon sepetindeki ‘insanlık, hakkaniyet, hukuk ve adalet dışı” yansımalar..
Özellikle kışın vatandaş bütçesinin büyük bölümü doğalgaz, elektrik, su, odun, kömür gibi ısınma giderlerine ayrılmakta; Bu kalemlerde yapılan artışlar net yüzde 30'u bulmakta ve bir emekli sadece evini ısıtabilmek için ayda yaklaşık 250–300 TL arasında bir fatura ödemek zorunda kalmaktadır.Bütün bu gerçekleri TÜİK'in hesaplama sisteminde göremezsiniz!..
Üstelik bu zamlar doğrudan ve net biçimde aile bütçesine yansımaktadır.
Bunu neden hükümet ve TÜİK bilemez, anlayamaz ve kavrayamaz?
Diğer taraftan; 2008 yılı içinde SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan zam yüzde 9.3 iken, enflasyon 10.6 olduğuna göre: SSK ve Bağ-Kur emeklileri hükümetten yüzde 1.3; 2008 yılında ortalama yüzde 8 zam alan memur emeklileri de yüzde 2.6 alacaklı durumdadırlar.
Memur ve memur emeklilerine 2009 yılı ilk 6 ayı için verilen yüzde 4 zamma göre en düşük memur emekli aylığı yaklaşık 803 TL olacak, bu 30 TL'lik artış, yeterli mi? İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına gelince tüm ödemeler dâhil şuanda 598.27 TL olan en düşük işçi emekli aylığı Ocak 2009 itibariyle 621.18 TL' ye yükselmekte olup; yapılan artış aylık olarak 23 TL dir. Bağ-Kur'lunun en düşük emekliği aylığı 460 TL, Bağ-Kur (Tarım) aylığının ise en düşüğü 305 TL olacaktır.
İNSANI YAŞAT Kİ, DEVLET YAŞASIN!..
Çalışanlar ve özellikle Emekliler bu zorlu, zalim ve insanlık dışı koşullara rağmen, tedbir almaya, adaletli olmaya, Anayasanın emrettiği eşitlik ilkesine uymaya ve uygulamaya yanaşmayan yetkililere karşı haklı bir tepki içindeler.
Giderek artan gelir adaletsizliği ve süratle açılan makas karşısında insanlar adeta şok geçiriyor. Bir yanda asgari ücretin dahi altında seyreden utanç verici maaşlar, diğer tarafta asgari ücreti % 2000 (iki/bin) ilâ % 26.000’e kadar katlayan maaşlar…
Yaklaşık % 60’ı kayıt ve kapsam dışı reel sektörde ise ‘krizden dolayı’ işçi çıkaran, işçisinin maaşını gasp eden, vergi ve sigortasını yatırmayan patronlar, trilyonluk arabalara biniyor. Şato gibi devasa köşklerle süper lüks evlerde, israf ve safahat içinde yaşıyor, Alpler veya Havai’de tatil yapıyor, domuz gibi yiyip-içiyor, lordlar gibi giyiniyor, bazıları bilmem kaçıncı kez ‘Mecca Tavır’larına hac yapmak üzere gidiyor, tam bir safahat hayatı yaşıyorlar.
BU MU?.. ADALET!...

Elbette adalet falan değil!.. Nitekim bu bağlamda en önemli ve anlamlı tepki, sanal âlemin lider kuruluşu Bilinç Üniversitesi’nden geldi:
“Her türlü yanlış iş, davranış ve haksızlıktan kendilerini sorumlu tutmayı ve bu uğurda sorumluluğun gereğini yapmayı ilke edinenlerin inşa ettikleri Turgutreis Bilinç Üniversitesi; eski cumhurbaşkanları ile eski Başbakanlar için, maruz kaldıkları ağır (!) geçim sıkıntılarını hafifletmek amacıyla bir yardım kampanyası başlatma kararı aldı. Alınan karar ve kampanya kapsamında ilk bağış; kurucu Rektör "TC Emekli Sandığı emeklisi Galip Baran'dan..G. Baran bu kampanya için, Üniversite adına, "aylık 1082.00 TL olan maaşından", her ay 500.00 TL katkıda bulunmayı vaat ve TAAHHÜT etti.” Hani? Neden hüküm adalet ve hikmetle değil? Hükümet AKP’yi haksızlık ve zulümle abâd edeceğini sanıyorsa, çok aldanıyor!
Alma mazlumun âhını, çıkar aheste, aheste!...
--------------
WEB: http://mustafanevruzsinaci.blogspot.com
Özel iletişim için adres: gercek.demokrat@hotmail.com
Gönderiler için: PK, 118 [06 442] Yenişehir-ANKARA

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA PEYGAMBER Mİ?
« Yanıtla #35 : Ocak 27, 2009, 06:09:41 ÖS »
USTA GAZETECİ İLKER SARIER YAZIYOR:
 
OBAMA PEYGAMBER Mİ?
 
“Plastik”ler Obama’yı niye kutsuyor. Bush’tan sonra gelmesi “siyah” Obama’nın peygamberleştirilmesine yeter mi?
Bir de naçizare teklif: Lütfen nankör bir “milli irade” olmayalım. Türkiye’yi yeniden parlayan yıldız yapan AKP’ye yüzde 87 oy çıkartmalıyız. Çünkü AKP, ekonomik krizle aslında “halkın sağlığını” koruyor!
............
Sanırım sizi de rahatsız ediyordur.
Kurt gibi açken bile davet edilmediği sofraya oturmayan tokgözlü insanlarımızı “çip para” müptelası yaptılar.
Yarışma koşturup cebine para indirmeye çalışan, bonus peşinde nefes tüketen insan haline getirdiler. Memleket beleşçi oldu.
İlk mektebi bitirememiş adamı “kim 500 milyar ister” sandalyesine oturtan rezillik de bu rezillik.
Acun Ilıcalı’nın embesil yarışmasında üç kuruş para için salya sümük ağlatılan insanlar aynı insanlar.
Şimdi bir de hakem eskisi tombik Ahmet, yarışma yapıyor, “sinirleri sağlam olan gelsin” diye anons ediyor. Ulan siz adamda sinir mi bıraktınız?
Aniden ortaya çıkıp 500 milyar isteyecek bir insanın aslında doktorlar tarafından kontrolden geçirilmesi gerekir. Git piyango al, loto doldur, beygir oyna, iddaa’ya yazıl, hayır ille de yarışacak arkadaş. Beleş paraya bileğinin hakkıyla kazanılmış süsü verilecek.
Finansal hırsızlık sistemi tekmil dünyayı bu hale getirdi. Kazandığı ile iktifa etmek, kanaatkar olmak, tokgözlülük “eblehlik” ile eşdeğer tutulmakta artık.
...................   
Bu “çip para” tuzağı tüket de nasıl tüketirsen tüket anlayışının ürünü. Tükettikçe çip paran oluyor, onunla da tüketiyorsun. Pantolonuna kadar tüketiyorsun, sana ikinci bir don hediye ediyorlar, değiştir değiştir giy.
Fakat “çip para” hikayesinin esasında çok daha ideolojik bir arka planı var.
“Çip para”, küresel sermayenin bütün dünyadaki insanların “çip takarak” moleküller haline getirilmesi büyük projesinin ön hazırlığı idi eğer başarabilselerdi.
Temel stratejisi, kürede “tek egemen” küresel sermayenin emrinde tek devlet, tek ordu ve sonuçta bütün dünyada “insanoğlu”nun, vücutlarına monte edilmiş “bilgisel” mikroçiplerle, her saniye kontrol edilmesi, özel yaşantısının, sosyal etkinliklerinin, ekonomik verimliliğinin ve duruşunun izlendiği bir dünya hapishanesi.
İşe yaramaz ve tehlikeli olduğuna karar verilenlerin de sorgusuz sualsiz vücudundaki çip marifetiyle devreden çıkartıldığı bir sistem.
Yargı, hukuk, mahkemeler, savcılar, şikayet mercileri, parlamentolar ve birbiriyle çatışan devletler ve onların silahlı kuvvetleri gibi masraflı kurumların da bir tarafa itildiği yepyeni bir insanlık çağı!
Buna oysa havyanlık çağı bile denemez, çünkü ormandaki havyanlar birbirlerine çip takmıyorlar.
Neysi ki küresel sermaye bi güzel küresel biçimde gümledi de (gümlettirildi) bu belalı stratejiden şimdilik sıyırdık.
Bizim Batı budalası plastik münevverlere bakıyorum, çoğu gümleyen küresel sermayinin ardından “ağıt” döşenmekte, çok üzgünler ama nihayet küçük bir teselli buldular, George Bush defolup giderken gazete ve tv sahnelerine fırlayıp Obama şerefine göbek üzerine göbet atmaları biraz da bundan.
Küresel sermaye çöktü, son kesti Obama’ya tutunalım.
Arkadaşlar için Obama son çare, fakat biraz toriği çalıştırıp hayran oldukları ABD’ye dikkatle baksalar orada ne bir Fatih Sultan Han ne de Alpaslan göreceklerdir.
Batı’ya koşulsuz kayıtsız tapındıkları için ellerinde Obama’dan başka sarılacak şey kalmadı.
.................   
Televizyonlar içinde en sevindirik olanlarından NTV, Obama “özel yayınları” yapıyor. Gazetelerde çarşaf gibi birinci sayfalar, neymiş, sırf başkanlık nöbet değişimi için bile 170 milyon dolar harcanıyormuş.
Washington’a 2 milyon kişi gelmiş, Obama, Lincoln’ün 148 yıllık İncil’ine el basarak yemin etmiş falan filan...
Konuşması da vallahi ve billahi çok dokunaklıymış!
Ne kadar “içli” çocuklar bunlar!
Yahu, bu adamların işi göreve geldiklerinde zaten dokunaklı konuşmak, üstelik konuşmaları da başkaları hazırlıyor, bunlarda bir duygu kırıntısı bile bulunmaz, size ne oluyor.
Amerikalı düşünür Naom Chomsky bile o konuşmayı “en fazla görkemli bir retorik” diye kesti attı üstelik.
Bizimkilerdeki sevinç ve kutsama neyin nesi peki?
İnanıyorlar mı sahiden “siyah başkanla beyaz sayfa” açılacağı hikayesine?
Yoksa şimdilik bundan daha cafcaflı bir haber yok bari biz de sayfaları süsleyelim, ekran saatlerini dolduralım çapaçulluğu içinde mi çoğu?
Göreve geldiğinden beri yazdığımız gibi, zat-ı şahaneleri Bush’un daha Irak’a saldırırken ne haltlar karıştıracağı baştan belliydi, Obama şu yüzyılın lideri olur mu bilinmez ama Bush efendi yüzyılın en nefret edilen şahsiyeti olmayı garantiledi bile.
Türk medyasında, yüksek düşünce takımında yer alıp da, “Bush ile birlikte takılalım Irak’a dalalım, onlarla iş tutarsak nemalanırız, Özal döneminde üçün birini alamamıştık, bari bu sefer alalım” diye fetva veren zevatı da gördük, ki şimdi bunları deşeleyip yüzlerine vurmak bize yakışmaz. Hepsi arşivlerde duruyor.
..........................
Aynı kişilerin artık nasılsa gidiyor diye şimdi Bush’un arkasından teneke çalarken Obama’ya şapka çıkartması kendi içinde mantıklı da adamda hiç mi ayar olmaz? Obama’ya bu ne muhabbet bu ne teslimiyettir yarab!
Hani bizim, bölük durduktan sonra illa kendisine özel bir “sen de dur” komutuna ihtiyaç duyan Kandıralı misali fren balatalarını sıyırmış Cengiz Çandar bakın ne diyor:
“İçinde bulunduğumuz yüzyıl aslında Obama ile başlıyor. Hatta milenyum başlıyor dense yeridir.”
Boru değilmiş, yeni bir Amerika ile yeni bir dünya kuruluyormuş. Bu da Obama siyah olduğu için değilmiş, artık Amerika’nın “atlantik boyutu” değil “pasifik boyutu” öne çıkacakmış.
Cengiz Çandar öyle diyorsa öyle olacaktır, hikmetinden sual olunmaz fakat aynı arkadaş rahmetli Turgut Özal’a da “stratejik asist” vermişti bir vakitler, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar egemenlik” vizyonunu işlemekte idi, onun gazlaması ile neticede rahmetliye muazzam bir cenazi töreni yapıldı, bir de şatafatlı kabir, Türkiye desen Çin’e uzanacağım derken, Rus doğalgazına muhtaç hale getirildi.
O sebeple Cengiz Çandar bir şey anlatıyorsa iki defa “çek” edeceksin. Sadece önden değil, arkadan sağlama yapacaksın.   
.................   
Esasen Çandar’ı, Bekaa Vadisi’ndeki özveri dolu yıllarından Beyaz Saray şakşakçılığına getiren ve Obama’ya “yeni dünya peygamberi” muamelesi çektiren siyasi serencamına takılmaksızın, “muzip” bir basın figürü olarak değerlendirmek mümkün.
Fakat AB’cilikte müseccel Brüksel muhibbi Hadi Uluengin’i bile sollamış yazarımız Hasan Cemal’in,  22 Ocak 2009 tarihli Milliyet’te yazdığı satırları okuyunca, dedim ki ya ben oynattım ya da bunlarda sadece frenler patlamamış şanzımandan da ses gelmekte.
Şöyle diyor Hasan Cemal, ABD’nin turfanda başkanı Barak Obama’ya seslenerekten:
“Kısacası sayın başkan;
Hem ülkeniz hem de dünya sizden çok şey bekliyor.
Size çok umut bağladık.
İşiniz çok zor.
Bol şans Allah kolaylık versin.”
Bunları yazdıktan sonra iki rekat da namaz kıldı mı  bilemem. Çünkü çok yalvarmış yakarmış. Namazsız olmazdı.
Bir de bu “liberal” cemaat, sık sık Fethullahçıların “biat kültürü”nü eleştirirler, kendilerinin Batı’ya biatına bakarsan, tabii o “demokratik biat” olmuş oluyor.
Türkiye’nin el üstünde tutulan “poker face” demokrat yazarı yeni Amerikan başkanına nasıl sesleniyor gördünüz mü?
“Size çok ümit bağladık.”
2500 yıl önce Roma imparatorluğunun periferisinde bile böyle bir bağlılık görülmemiştir zahir. Cengiz Çandar’la fotofinişe kafa-burun giriyorlar, at başı oluyor, Amerikan kupası derbisinde!
..................   
Amerika içine sürüklendiği “ekonomik ve sosyal krizden” nasıl çıkacak kendisi de bilemezken, ortalıkta stratejistten geçilmiyor.
Misal, ABD’nin “saygın” stratejistlerinden George Friedman, son kehanetlerinde bakınız ne diyor:
“2050’de Rusya ve Çin dağılmış olacak. Türkiye ve Japonya ise Avrasya’nın kontrolünü ele geçirecek, Amerika’ya meydan okuyacaklar. 1. Uzay savaşından ABD zaferle çıkacak. Rusya 2015’te Sovyet blokunu yeniden inşa etmeye başlayacak fakat benzer sebeplerle soğuk savaşı yine kaybedecek. Cihatçı müslüman dünyası bölünmeler nedeniyle Avrupa ve Asya üzerinde hegemonya kurma amacına ulaşamayacak.
2090’da ise Amerika’nın dünya egemenliği son bulacak. 2030’da meksikalılar nüfustaki hakimiyeti ele geçirecek. Eski topraklarına geri dönecekler, ayrılıkçı bir meksika partisi, ordunun sadık olmayan birimleri ile işbirliği yaparak her türlü terör yöntemiyle Kuzey Amerika’nın hegemonyasını ele geçirecek.”
İşte size bi bu taraflardan, bi öte taraftan iki kehanet.
Bizimkisi, “Amerika  yeni milenyuma Obama ile başlıyor” diyor, onlarınkisi “ABD 2090’da cacık olur” diyor.
Hangisi Türk, hangisi Amerikalı diye sormuyorum. Türk görünen amerikalı, amerikalı görünen türk çıkabilir, ayrıca “astrolog”lara kimlik sorulmaz.
Ama kehanetler ortada, ister strateji niyetine okuyunuz, ister nefes açıcı niyetine gargara yapınız.
  .......................   
Bu Obama hengamesi içinde “aydın” vatandaşlar “yeni” Amerika’ya selam çakmakla meşgul iken bazı mevkuteler de asli görevlerini ihmal etmiyorlar.
“Hükümetsever”, “askersavar” gazetelerimizden, hani şu “Başbakan idolümdür” diyen patronun gazetesi Star, göbek sayfadan döşenmiş haber veriyor:
Kavşaktaki güç Türkiye!
Altında haberi şöyle açıyorlar:
“Gürcistan, Ermenistan ve Filistin sorunları ile Rusya-AB doğalgaz krizinin kritik ülkesi haline gelen Türkiye, Erdoğan’ın Brüksel çıkarması ile yine “yıldız” ülke haline geldi. Avrupa Birliği’nde Erdoğan rüzgarı esti.”
Allah canımı aslın ki bizim ülkeden söz ediyorlar. Yani yıldız olmuşuz bu arada ve aniden.
Gazetenin şuur altı, pilav üstü fikri şu, onu halka empoze etmeye çalışıyor:
“AB’ye, yani Brüksel’e gidersen ancak yıldızlaşırsın.”
Aksi halde nein, no, non!
Brüksel plastiklerinin gözünde ülkemizin yeri bu.
Herhalde, AB parlamentosu üyesi Rum milletvekili Marios Matsakis’in, “Bence Erdoğan 21. yüzyıldaki en iyi türk siyasetçilerinden biridir” demiş olmasından ilham alıyorlar. Da, Matsakis doğruyu ve inandığını mı söylüyor orası meçhul.
Bir şey daha var tartışmalı, onu başka zaman geniş geniş konuşuruz değinip geçelim, Türkiye Brüksel’e takıldığı zaman “yıldız” falan almaz, Avrupa Birliği son dünya düzeninde, kendi hali pür melaline bakıp, Türkiye’nin paçalarına yapışmaya çalıştığı zaman ancak  yıldız alır, canını kurtarır.
“Beşikler vermişim Nuh’a, salıncaklar hamaklar...”
“Havva Anan dünkü çocuk sayılır”
“Anadoluyum ben tanıyor musun?”
Star Gazetesi o haberiyle Başbakan’ı cilalıyor ayrıca, orasını önemsemedim.
  .........................     
Meslektaşım Engin Ardıç, geçen hafta, Refik Halit’in 1918 yılı , 5 Kasım tarihli Zaman gazetesindeki yazısında İttihat Terakki ileri gelenleri için yazdıklarına gönderme yaparak soruyor:
“Ayılanlar, bayılanlar, merdivenden kayanlar, yurt içinde ya da yurt dışında kalbi sıkışanlar, mermiye kafa atanlar... Efendiler, hesabı ödemeden nereye?”
Ardıç kuşu, Ergenekon soruşturması üzerinden İttihat Terakki zihniyetine giydiriyor. Bunda bir sakınca yok, öyle düşünür, öyle yazar.
Darbe zihniyeti taşıyan asker ve sivillerden nefret etmesi de anlaşılabilir.
Ancak neyi savunmuş olurlarsa olsunlar, iddianameli, iddianamesiz aylarca tutuklu bulunan zanlılardan, cezaevinden cesedi çıkan Kuddusi Okkır’lardan, uğradığı muameleyi tahkir olarak nitelendirip cezaevinde intihara kalkışarak bitkisel yaşama giren Şener Eruygur’lardan, hasta olduğu doktorlarca saptanan Levent Ersöz’lerden, daha neyle suçlandıklarını bilmeyen birçok insandan bu cümlelerle söz etmek en azından ayıptır.
Hele hele “suçlu olduğu” ispatlanmamış, hüküm giymemiş bir askerin ( em. alb. Abdülkerim Kırca) tabancayla intiharının ardından “mermiye kafa atanlar” diye söz etmek, en basit insani değerlerin bile tefessüh etmeye başladığına delalet eder.
O asker yagılanıp hüküm giyseydi bile “intiharı” bu şekilde terennüm edilmemeliydi. Ölü evinde taziyede bulunurken, “Ama rahmetli de çok dallamaydı” demezsiniz.
Engin Ardıç henüz kaybedilmiş kalemlerden değil, olmaması da gerek. Nitekim iki gün sonra köşesinde albayın ailesine başsağlığı, kendisine de rahmet dilemek zorunda kaldı.
Değer miydi?
Bu gibi saldırgan üslup ve merhametsizlik memlekette yeni “ittihat terakkiciler” üretir. İkincisi de, “nereye beyler” söylemi, kafasında “kaçma düşüncesi” ve kaçacak yeri olanların söylemidir.
Kalemini her zaman takdir ettiğim bir meslektaşın, bu kez üslupta ağır ifrata yönelmiş olmasından üzüntü duydum.
Medyada köşelere iliştirilmiş “kalemtraşlar”a baktığınızda Engin Ardıç, kendisi pespaye etmedikçe değeri bilinmesi gereken bir yazardır.
Yazının şehvetine kapılmayı anlarım ama şehvete kapılıp bir “mühtehir”e saygısızlığı anlayamam.
Bu kabil yazı şehvetleri, kalem sahibini tüketir. Nitekim, Engin’in o yazısıyla bir tek Gülay Göktürk’ten “alkış alması” hazindir.   
......................   
Geçerken bir de “düşünce özgürlüğü” şampiyonlarına bir çift sözümüz olmalı.
Son büyük soruşturmada, evlerde bulunan bombalar, silahlar külahlar, toprak altından kazılarak çıkartılan silahların “kimlere ait” olduğunun, gerçekte ne maksatla ve kimler tarafından saklandığının “yargı tarafından” belirlenmesi keyfiyetini ve zaruretini bir kenara koyarak sormak istiyorum.
Bir insanın, “AKP’yi devirmeyi” düşünmesi, bu iktidardan her nasıl olursa olsun kurtulmak gerektiğine inanması, hatta bunun için gerekiyorsa darbenin bile yapılmasını istemesi ve bütün bunları kendisine yakın gördüğü insanlarla konuşup, tartışması, neye girer?
“Düşünceye” girer değil mi?
Kuvveden fiile çıkmadıkça düşünceye girer.
Hatta buralarda bir Hyde Park olmuş olsaydı, bir kimsenin oraya gidip, “darbe yapılmalıdır, başka çare kalmadı” diye nutuk atmasında liberaller de sakıncı görmeyeceklerdi her halde.
Peki, bu düşünce özgürlüğü takımı neden ve nasıl, yazıları, gazeteleri, televizyonları ile “bu düşünceyi” linç edebiliyorlar?
Hani düşünce özgürlüğü vardı?
Ha, diyebilirler ki, bizim de düşüncemiz bu, eyvallah.
Ama karşı düşüncede olanları toplayıp tutukluyorlar, itip kakıyorlar, özgürlüklerini ellerinden alıyorlar, sizse özgürce söylemizine devam ediyorsunuz.
Hak mı bu! Elinde tabanca olanla, sopa olan düello yapar mı?   
..................
Bir “inanılmaz resim” daha var.
Son günlerde bazı isimler “hukuka saygı”yı vurgulayarak bir miktar fren yapıyorlar, Prof. Sami Selçuk gibi hocalar da “Dreyfus davası”ndan örnekle aynı hassasiyete dikkat çekiyorlarsa da...
Ortaya bir kere bir linç atmosferi çıkmış ya da çıkartılmışsa eğer, önde gidenler fren yapsalar bile arkadan gelenleri zapt edemezsiniz.
Engizisyon’da da böyle oldu, Amerikan cadı avında da, 79 Fransa ihtilalinde de, Paris komününde de, Sovyet ihtalilinde de, Osmanlı ayaklanmalarında ve dahi İttihat Terakki kalkışmalarında da hep böyle oldu.
Bir linç ortamının özellikle “liberal demokrat” aydınlarca fişteklenmesi dramatik bir çelişki değil mi?
Hani aydınlar her türlü lince karşıydılar.
Zavallı bir kadının recm edilmesi ile, liberaller gibi düşünmeyen aydınların linç edilmesi arasında ne fark var?
Demokrasi güçlenecekmiş! Sizin kibirli, kendi klanınızdan başka hiç kimseye saygı ve sevgi beslemeyen diktanızı getirecekse eğer, lanet olsun o demokrasiye.   
....................   
Burnuma bir koku geliyor:
“Koku” sadece, bilgi veya istihbarat falan değil, sakın havaya girmeyin.
Televizyonda bazıları tartışıyor ve diyorlar ki:
“Cumhuriyet, ağırlıklarından kurtuluyor. Pislikler temizleniyor. Demokrasi köklü bir şekilde bu sayede yerleşecek.”
Eğer böyleyse, ki demokrasinin yerleşmesine kimsenin itirazı olabilemez, o zaman senaryoların nasıl kurulduğuna da dikkat etmek gerek.
Esas “oyunu kuranlar” pisliklerin temizlenmesi için liberal demokrat görünümlü unsurları “temizleyici” niyetine sahaya sürmüş olabilirler.
Ama etkili temizlik bittikten sonra temizlik maddesine de gerek kalmaz değil mi? Veya pisliklerle birlikte temizlik maddeleri de kimyasal atıklar olarak akar gider.
Temizliyorum zannederken temizlenirsin, velhasıl.
Özellikle AKP iktidarında medyada oluşturulan “militan saflaşma” öyle gösteriyor ki, aklıbaşına gelmiş Türkiye’de, aklı başına gelmiş yeni bir medya kurulacak.
Her türlü ayrışma, billurlaşma ve iç çatışma, yeni sentezlerin habercisidir.
Böyle zamanlarda gazeteci kalabilmek, kritik dönemleri okuyabilmekle, çatışmanın ve başıboşluğun şehvetine kapılmamak, pompalanan küresel gazlardan uzak durmakla olası.
Tıpkı, AB komiserlerinin son ziyaretinde Başbakan Erdoğan’a, “Sizi Brüksel’e daha sık bekliyoruz” demelerinin, onun kara kaşına kara gözüne duydukları hayranlıktan ileri gelmeyeceğini bilip, “uluslararası zehirli gazlar”a dikkat etmek gibi.
Sen oksijen çekiyorum zannedersin, karbon monoksidi dayarlar adama... Belki de karbon dioksittir, çünkü daha uzun sürede tedricen etkili olur sera gazı CO2 , kaynayan tenceredeki kurbağa misali farketmeden pişersin .
Hiç istemem aslan gibi başbakanımıza gaz “versinler”. Ama nalettir bu Batılılar bir yönüyle de...
  .........................   
Akşam gazetesi yazarlarından Deniz Gökçe, iyi iktisat hocasıdır. Lafım olamaz.
Futboldan da çakmaktadır, ki o da normal, herşeyi bilme tekelini koca Türk medyasında bir Hıncal Uluç elinde bulundursaydı, yakışık almazdı.
Yıllardır gerek gazete köşelerinden gerekse NTV ekranlarından verdiği yüksek finansal “açı”larla Türk insanının refahına büyük hizmetlerde bulunmuş olan Deniz Hoca, 21 Ocak tarihli risalesinde bir “ilke” imza atmayı becermiş. En halisane hislerimle tebrik ediyorum.
Diyor ki hoca:
“Ekonominin kriz yıllarında insanlar daha sağlıklı oluyor!”
Yanlış okumadınız, çünkü ben yanlış anlamadığımı çek etmek için 40 kere okudum.
“Ekonominin kriz yıllarında insanlar daha sağlıklı oluyor”muş.
Türkiye dahil, bütün dünyada kriz var ya, ne icat yapacaksın, tabii ki böyle bir icat çıkartıp, tekmil ahaliye şapkayı ters giydireceksin, herkes kendi aklından şüphe etmeye başlayacak.
Sonra da, helal olsun be hoca, kriz var ama bize büyük müjde verdin, Allah senden razı olsun şeklinde mutlu olacaksın.
Malumunuz Deniz Hoca, her daim iyimserdir, milletin poposuna kürek sapı kadar kazık girse istifini bozmaz, bu sefer de yine öyle yapmış canım ciğerim.
University of North Carolina isimli okulda, ekonomi bölümü öğretim üyesi Christoper J. Ruhm isimli kişinin, üç adet bilimsel tıp ve ekonomi makalesine bakmış, bu kanıya varmış.
Krizlerde, işleri bozulanlar, yürüyüş yapıp spora başlıyormuş. Sigara içme ve aşırı kiloluluk ekonomi durgunluğa girdiği zaman azalıyormuş.
İkinci olarak, bazı ekonomik verilerin “düzelmesi” ölüm oranını arttırıyormuş. “Economics and Human Biology” isimli akademik dergide yayınlanan araştırmada, 1960-97 arasında 23 OECD ülkesinde makroekonomik durumla ölümler arasındaki bağıntı incelenmiş.
İşsizliğin azaldığı bu ortamda, genel toplam ölümler yüzde 0.4 (binde 4) artmış. Detaya inildiğinde,  işsizlik yüzde 1 azalırken kalp damar ölümleri yüzde 0.4, grip ve zatüree ölümleri yüzde 1.1, karaciğer ölümleri yüzde 1.8, trafikte ölümler yüzde 2.1, diğer kazalarda ölümler de yüzde 0.8 artıyormuş.
Ve son olarak da, işsizlik azalınca kalp krizi riski de artıyormuş.
...................
Deniz Gökçe hoca, bunlara “ezber bozan” tespitler diyor ve “Genel kanı ekonomi büyüdüğü ve işler iyi gittiği zaman toplumun sağlığının da iyi gideceğidir, halbuki bilimsel araştırmalar gösteriyor ki bunun tam tersi geçerli” şeklinde bağlıyor. Allah selamet versin, akıl fikir ihsan eylesin.
Karamehmet’in Türkcell’inin işlerine AKP’den bir zeval gelmesin diye koskoca hocanın “krizi tatlı göstermek gibi” gayretlere girişeceğini düşenecek kadar münafık değilim.
En fazla bir miktar “çıkıntılık” yapmaya matuf günlük bir yazı olabilir bu.
Madem öyleydi, taa Amerikalara kadar uzanıp, bırak Dudullu sosyetesini,  Nişantaşı’nda bile kimsenin tanımadığı Christoper isimli arkadaştan ilham alırsın da, niye şu fakir kardeşine bir telefon çekmezsin be hocam?
O saniye ben sana daha da ilginç fikirler vereyim de döşenesin köşene. Ha biliyorum, Dr. Doç, Prof, vesaire titri taşımayınca, bizim fikirlerimiz mecburen davulcu yellenmesi mesabesinde kalıyor ama bak yine de söyleyeceğim.
Otomobilleri kaldır ortadan, kamyonları falan da, trafiği men et, senede kafadan 5 bin kişi sağ kalır mı kalır. 20 bin yaralının kurtulması da bonusu.
Evlerdeki elektrikli aletler de fuzuli bana kalırsa, neymiş o buzdolabı, mikrodalga, çamaşır, bulaşık makinası falan, direkt tel dolaba geç, oradan da temiz 5-10 bin ev kazası telefatı önlenir.
İsrail’in Türkiye’ye kakaladığı hormonlu domatesten çık, bizim yerliye gir, tarımı tekmil organik hale getir...
Yetmezse, şehirlerdeki şişkin nüfusu köylere yerleştirip, tarımsal hayata mecbur bırak, insanlar gecekonduların, nemli loş ortamlarından kurtulup, doğaya versinler kendilerini, oradan da temiz bir 50 bin insan sağ kalır.
Sonra ne bu sigaraydı, içkiydi falan gibi zararlı iptilalar, hepsini kökten yasakla, al sana temiz bir 100 binlik ölmemiş insan daha...
Maksat ölenleri kurtarmak değil mi, biz de bunu yapıyoruz.
Bu silsile-i meratip içersinde alınacak bir grup tedbir neticesinde, tartışma götürmez ki her yıl yüz binlerce ölen insanımızı cennetmekan olmaktan kurtarabiliriz.
Yalnız bir tedbir daha gerekiyor.
Medyada Deniz Gökçe hocanın bu türden makaleler yazmasının da yasaklanması gerekiyor. Çünkü o zaman da bizim sağlığımız tehlikeye giriyor.
Netice itibariyle Deniz hocamızın son makalesi, sevgili matbuatımızdaki necip zevatın hergün tekrarlaya geldiği şirinliklere seçkin bir örnek teşkil etmeye aday bulunmaktadır.
Madem kriz denilen melanet topluma iyi geliyor.
O halde marş marş!
Bu krizi bize ihsan eyleyen AKP iktidarına oy vermeye gidiyoruz. Meğersem bizim sağlığımızı düşünmekte imişler.
İşten çıkartılan insanların bölük bölük jogging olayına girmesi de bu sebepleymiş.
Haydin sandığa.
Yalnız oy oranı yüzde 47’nin altında çıkarsa küserim bakın.
Hükümet bizim için bunca fedakarlığa katlanırken, “nankör” bir milli irade olamayız öyle değil mi arkadaşlar.
Haydi sandığa!
Ortada sandık!
 
İlker Sarıer
21.01. 2009

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama'nın konuştuğu alan ve görüntüsü.
« Yanıtla #36 : Ocak 29, 2009, 08:11:58 ÖS »
Biraz bekleyince en uzaktaki alan dahi net olarak görüntülenebiliyor.
Yüksek çözünürlük nasıl oluyor görünüz.
http://gigapan.org/viewGigapanFullscreen.php?auth=033ef14483ee899496648c2b4b06233c

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
OBAMA BUSH'UN İZİNDE
« Yanıtla #37 : Şubat 23, 2009, 11:05:39 ÖÖ »
OBAMA BUSH'UN İZİNDE
Obama, Bush'un Afganistan politikalarını aynen devam ettiriyor. Afganistan'a 17 bin ek asker gönderilmesine ilişkin kararın onaylanmasının ardından ABD Adalet Bakanlığı da Afganistan'daki tutukluların anayasal hakkı bulunmadığına hükmetti. Karar, insan hakları savunucularının tepkisine yol açtı.
 ABD Başkanı Barack Obama'nın Bush'un Afganistan politikalarını devam ettireceği iddiaları doğrulanmaya başladı.
ABD Adalet Bakanlığı, eski Başkan George Bush yönetiminin kararını destekleyerek, Afganistan'daki tutukluların anayasal hakkı bulunmadığına hükmetti.  Bakanlık avukatları, Başkan Barack Obama yönetiminin, Bagram hava üssündeki tutukluların, tutukluluk durumlarına itiraz için ABD mahkemelerine başvuramayacağı yönünde karar aldığını belirtti.
İnsan hakları ve demokrasi konusunda meydanı kimselere bırakmayan ABD'nin bu kararı insan hakları savunucularını şoke etti. Bagram'daki bir tutukluyu temsil eden insan hakları avukatı Tina Monshipour Foster, farklı bir yol izleneceği konusunda Başkan Obama'ya güvenlerinin boşa çıktığını söyledi.
Amerikan Medeni Haklar Birliğinden avukat Jonathan Hafetz de, "yasadışı cezaevleri oluşturulabileceği yönündeki Bush politikasını benimsediler" diyerek Obama yönetimini eleştirdi.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Sözde "soykırım" konusunda kararını verdi
« Yanıtla #38 : Şubat 23, 2009, 11:06:57 ÖÖ »
Sözde "soykırım" konusunda kararını verdi

ANKA
Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi Doğu Etüdleri Enstitüsü Başkanı Ruben Safrastyan, Afganistan’in Obama Yönetiminin politikasının kilit bir boyutu haline getirildiğini, bu çerçevede Washington’un Ankara’ya ihtiyaç duyacağını belirterek “Barack Obama, ulusal çıkarlardan hareket ederek yıllık 24 Nisan açıklamasında soykırım sözcüğünü kullanmayacak” dedi.

Prof. Ruben Safrastyan, Ermenistan meydasına açıklamalarında önümüzdeki dönemde Türkiye-Ermenistan ilişkilerini etkileyecek çeşitli jeopolitik faktörlerin olduğuna işaret ederken Afganistan’ın, Irak ve İran’ın önüne geçerek Obama Yönetiminin politikasında kilit unsur haline geldiğini kaydetti.

“Bunun için Washington, Ankara’nın desteğine ihtiyaç duyacak” diyen Safrastyan, Obama’nın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmelerinin hemen ardından ABD ulusal istihbarat şefinin Ankara’ya gönderildiğini belirterek görüşmelerde “Türkiye’de olası bir ABD üssü”nün görüşüldüğü iddiasına yer verdi.

Safrastyan, bunların, kaçınılmaz olarak Ermenistan-Türkiye ilişkilerini etkileyeceğini öne sürerken de "Barack Obama, ulusal çıkarlardan hareket ederek yıllık 24 Nisan açıklamasında soykırım sözcüğünü kullanmayacak” dedi.

Ermeni profesörü, Rus-Gürcü çatışmalarından sonra Avrupa’nın, Türkiye üzerinde gaz pompalayacak olan Nabucco projesini lanse etmek için çaba göstereceğini de söyledi

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Amerikan asllı Türk vatandaşından Obama'ya mektup.
« Yanıtla #39 : Şubat 23, 2009, 11:24:29 ÖÖ »
James (Cem) Ryan Istanbul'da yasayan bir yazar.
A.B.Devletleri West Point Askeri Akademisinden mezun ve Edebiyat doktorasi var. 
I. Dunya savasi esnasindaki New York Sehrini anlatan tarihi romani 'Dogal Yakinliklar' 2004 yilinda yayinlanmis.
Bu linklerden 1.si kendisini anlatiyor, 2.si yazilarina yonlendiriyor.
 
Evet, linkler Ingilizce ama takdir edersiniz ki sayfalar dolusu yaziyi tercume etmem fiilen mumkun degil, sadece bilgilendirme amacli gonderiyorum.
Saygilarimla,Kaman
http://www.blogger.com/profile/07270411860127687874
http://forreasonsunknown-cem.blogspot.com/
****************
Metnin Türkçesi.
Sayin Baskan,

Bu mektubu size en icten saygi, iyi dileklerimle ve daha iyi ve adaletli bir dunyaya ulasmak adina sahip oldugum umut ile yaziyorum. Baskan olarak atandiginiz 20 Ocak gununu guzel duygularla hatirliyorum.48 yil once siz dogmadan alti ay once  ben ve West Pointen arkadaslarim yeni yemin etmis JFK yi selamlamak icin Pennsylvania caddesindeki resmi gecite katilmistik. West Point'ten mezun olduktan sonra, yasadigim bu olay hayatimdaki onemli olaylardan biri olmustu. 20 Ocak 1961  Bir gece once cok fazla kar yagmisti ve ertesi sabah antartika soguklariyla uy anmistik. Mukemmeldi derinlere gomulmus kristal bir hatira. Ne kadar genctik ayrica yeni genc Baskanimizla birlikte tehlikelere karsi koyacagimiz icinde bir o kadar heyecanli. Asiri mutluluk guzel olurken ayni zamanda da tehlikelidir. Sayin Baskan. Gerceklerin ortaya cikmasi uzun zaman almadi ve zaman oylece devam ediyor.

9 yildir Istanbul'da Turkiye'de yasiyorum. Bu son yillar icerisinde sevgili ulkemiz Amerikayi ilgilendiren bir gercek su yuzune cikti. Ve ben bugun size Turkiye'deki bu durum hakkinda uyarmak icin bu mektubu yaziyorum.

Mustafa Kemal Ataturk "Dunya denemelerin yapildigi bir alandir" diye yazmisti. Turkiye'yi ilimli bir islam cumhuriyeti durumuna getirmek olan ve devam eden Bush politikasi ise felaketlerin alani olmustur. Sayin Baskan bunun duzeltilmesi acisindan zaman cok kritik bir hal almistir. Ve bunu yapmak icin Turkiye hakkinda daha cok bilgiye sahip olmalisiniz.

Buna bagli olarak mektupla birlikte iki kitap gonderiyorum. Birincisi Andrew Mango tarafindan yazilmis bir biyografi ve digeri ise Mustafa Kemal Ataturk'un Buyuk Soylevidir.
Bu 36 saatlik edebi konusma, Ataturk tarafindan yazilmis ve 6 gun icerisinde Ekim 1927 tarihinde Mecliste okunmustur. Konusma Kurtulus Savasini ve Turkiye Cumhuriyetinin kurulusunu anlatmaktadir.Soylev inanilmaz, hayret verici bir dokumandir.

"Soylevimde bitmis denilen bir ulusun nasil bilime dayali modern ve milli bir devlet kurdugunu anlattim. Bugun ulastigimiz bu sonuc yillarca cekilmis olan acilardan elde edilen ogretilerin ve vatanin her karisina doktugumuz kanlarin meyvesidir. Bu kutsal hazineyi Turk Gencliginin ellerine emanet ediyorum. Ey Turk Gencligi birinci vazifen Turk Istiklal ve Cumhuriyetini korumak ve kollamaktir. (Ataturk, Soylev 715)"

Bu kitabi okudugunuzda Mustafa Kemal Ataturk'un buyuk dehasini anlayacaksiniz. Dinci asiri islamci guclerin Ataturk'un saltanati kaldirip,halifeligi devre disi biraktiktan sonra sihirli bir sekilde ortadan kaybolmadiklarini göreceksiniz.
Aksine yenilikci devrimleri basindan itibaren baltalamaya calismislardir. Bunu anlamaniz hayati bir onem arz etmektedir. Sayin Baskan Turkiye her zaman bu geri kafali guclerin hedefi olmustur. Ve simdi bu geri kafalilar Turkiye'yi yonetmektedir. Mustafa Kemal Ataturk'un sozlerini okumanin ayrica Mustafa Kemal Ataturk gibi buyuk bir dehaya sahip olan sizin kendi onemli kaynaklarinizi ve yeteneklerinizi duzenlemenize yardimci olacagini dusunuyorum. Karali ve dogru bilgilendirilmis liderlik bugun Amerika Birlesik Devletleri Baskaninin ihtiyacidir. Bunlar Ataturk'u onun buyuk kisisel durustlugunun yaninda tamamlayan karakteristiklerdir. Hayati boyunca dinci teroristlere karsi savasmis olan bu adamdan cok seyler ogrenebileceginizi dusunuyorum.

Su anda laik, demokratik, sosyal ve hukukla yonetilen Turkiye Cumhuriyeti iceriden ve disaridan saldiri altindadir. Sayin Baskan, ben burada yasiyorum, bildiklerim politikanin gereklerinden ve direk propaganda dolayisiyla arindirilmis degildir. Ataturk'un genc bir subay iken kafasinda yarattigi bu milletin ortadan kaldirilmasina uzun sureden beri devam edilmektedir. Bu gun ise bu yapilan artik apacik ortadadir. Asiri dinciligin kara dusunceli gericiligi hergun daha da belirgin hale gelmektedir. Alkollu icki yasaklari, politik bir sembol olan turban ile bayanlarin politikacilarla medyada beraber gosterilmesi, uzlasmaci ve bastirilmis basin bunlara sadece birer ornektir.

Burada "liberal" olarak bilinenler dis guclerin istegi dogrultusunda calismaktadir.( ornek sizin CIA nizla bay Baskan) Iktidarda bulunan dinci partinin yolsuzluklari sasirtici duzeydedir ve hirsizliktan, rusvete ve secim yolsuzluguna kadar goklere cikmaktadir. su anda Ergonokon olarak bilinen duzmece uydurmaca hukuki sel dalgasi karsit sol tarafi tasfiye etmektedir. Ataturk'un yarattiklarini dahada kirletmek icin alikoyulanlar arasina adi suclularda eklenmektedir. Butun bunlar demokratik Turkiyeyi nerdeyse diz cokmenin esigine getirmistir. Ve Mustafa Kemal Ataturk asla diz cokmemistir. cocukken bile uzun esek oynamayi egilecegi icin red etmistir.

O'nu hic okumamis tanimamis Avrupa Birligi uyeleri neden Ataturk hakkinda bu kadar karalama faaliyeti yapildigina sasirmaktadir. Ataturk zamanin entel gecinen Ingiliz Mandasina girmeyi planlayan liberalleri gibi bugunun Turk liberalleri (Libboslar) demokrasi adi altinda  laik Turkiye'yi ve Ataturk'un prensiplerini yok etmeye calismaktadirlar. Iktidar partisi dini programina bagli kalarak, Mustafa Kemal Ataturk tarafindan saglanan vicdan ozgurlugunu her firsatta ortadan kaldirmak icin calismaktadirlar. Ve Amerika Birlesik Devletleri, bizim ulkemiz Sayin Baskan direkt olarak yardim etmekte ve bu gucleri desteklemektedir. Bu utanc vericidir.

Sayin Baskan Amerikalilar sasilacak sekilde Turkiye'ye ve daha onemlisi Mustafa Kemal Ataturk'e karsi kayitsiz kalmaktadirlar. Bu adami tanimadan onun ulkesi hakkinda bilgi sahibi olunamaz. Ilave ettigim kitaplarin amaci sizin sadece ayiklanmis brifing kitaplarini, kendi  tarafindan hazirlanmis ozetleri ve ozelliklede bati basinin raporlarini okuyarak Turkiye hakkinda bilgi edinmenizi  onlemektir.

Turk basininin buyuk bolumu ve  ozellikle su andaki Turk hukumeti tek yanli progandanin saglayicilaridir. Sayin Baskan size akacak olan ve Turkiye'nin ilimli bir islam ulkesi oldugunu anlatan Bush sacmaligi akil disi, uydurulmus ve yanlis olan bilgilerle doludur.  Herhangi bir Kuran destegi olmadan yaratilan Turban sorunu olarak bilinen hastalikli caba batinin kullanabilmesi icin dindarligin gorsel kaniti olarak  Turkiye'de buyuk, saldirgan ve sosyal bir siizm yaratmistir. Sayin Baskan Amerika ilimli bir hiristiyan ulkemidir? sunu kastediyorum, Amerikalilar gorunebilir haclar mi takmalilar? Lutfen bu anlamsiz politikayi tekrar dusununuz. (Dinci yikici unsurlarin Ataturk'u nasil mesgul ettigini soylevden okuyunuz)
"Milletimizin ilkel bir millet olmadigini sadece onyargi ve hurafelerle dolduruldugunu kanitlamak icin butun bu onlemlerin alinmasi gerektigini herkes anlayaca ktir. Modern bir milletin kendisini, el falcilarina, sihirbazlara, zar aticilarina ve dini sembol saticilarina teslim etmesi, seyh ,dede,seyyit, celebi, baba ve emirler surusu tarafindan yonetilmesine tahammul edilebilir mi? Yuzyillar boyu milletimizi oldugundan farkli gostermis olan kurumlarin ve uzantilarinin yasatilmasi dusunulebilir miydi?" (Ataturk, Soylev 714)

Sayin Baskan yanlis bilgilendirmeden daha kotu olarak su andaki din kokenli hukumetin Turk halkinin cogunlugunu temsil ettigini iddaa eden saldiri ve gosterilerle karsilasabilirsiniz. Sayin Baskan, sizin ve Amerika Birlesik Devletlerinin bu sekilde kandirilmasi cok tehlikelidir. Bu size tuhaf gelebilir, fakat ne yazik ki dogru Sayin Baskan. su an Turkiye'de buyuk bir kotuye gidis mevcuttur. Bu yuzden sizi Turkiye'deki durum ve olanlar hakkinda bilgili olmaya davet ederken, ozellikle Mustafa Kemal Ataturk'u derinden tanimaniz konusunda  dikkatinizi cekiyorum. Turkiye konusunda size cevrenizdeki yanlis bilgiler veren,yagci ve yalanci ordularina ragmen bu bilgilere kendiniz ulasmalisiniz.

Farkli oldugunuzu dusunurken, su konuda sizi onceden uyarmak isterim. CIA, devlet bakanliginin ve Beyaz Sarayin  en akilli beyinlerine ulasabilmenize ragmen Turkiye'nin onemi ve Turk milletine dair dogru bilgileri, fikirleri alamayacaksiniz. Kesinlikle de su andaki Turk hukumeti uyelerindende Turk Milletinin ruhu hakkinda  bu bilgileri alarak ogrenemezsiniz.

Modern Turk ruhunun incelikleri, ozu size gonderdigim materyallerde tek kelime ile Ataturk'te bulunmaktadir.Onun askeri, politik, sosyal, egitime yonelik, yaratici basarilari, adaletli bir sekilde milletin birlikte yasamasina yonelik faaliyetlerini gostermektedir ve bu faaliyetler dar bir anlamda dusunulmemistir, onun dedigi gibi butun bu birlikte yasamanin ozu onun Yurtta Baris Dunyada Baris cumlesinde kendisini gostermektedir.

O sizinde sahip oldugunuzu dusundugum, Reinhold Niebuhr'un soyledigi haksizliklara kar si ruhunda olan buyuk kizginligi onleyen inanilmaz akilci ve nedensel bir zeka gucune  sahipti. Mustafa Kemal Ataturk bu ozelliklere sahip olarak karanligin guclerine karsi hep ust duzeyde savas vermistir. Savasarak halkini Osmanli Imparatorlugunun yikintilari arasindan kurtarmistir. Bugun onun dusunceleri ve faaliyetleri Turk Milletinin var olma temellerini tanimlamaktadir. Fakat Sayin Baskan, su an Mustafa Kemal Ataturk disaridan ve iceriden saldiri altindadir.

Bunlara ragmen, onun prensipleri hala kurdugu demokratikmillet icerisinde onmilyonlarca laik Turk'e ilham kaynagi olmaktadir.New York Times yazari Sabrina Tavernise'nin yanlis ve kesinlikle yanli olan inanilmaz guclu generaller, yargiclar toplulugu seklindeki laik elitler tanimi aptalcadir.

Milyonlarcamiz evet Sayin Baskan bende Turk vatandasiyim  Erdogan hukumetini destekleyen Amerikan politikasini protesto etmek icin 2007 ilkbaharinda caddelere dokulduk.

Ve durum o zamandan bu yana daha ciddi bir hal aldi. Sayin  Baskan, buyuk ihtimalle bu hukumet icerisinde neler oldugunu biliyorsunuz. Adalet ve Kalkinma Partisi (AKP) demokrasi adi altinda Turkiye'yi meydana getiren prensiplerden bir kaos ortami olusturmustur. Demokrasi adina AKP genelde asiri fakir ve egitimsiz secmenlerine komur ve ufak ev aletleri seklinde yardim adi altinda rusvet vermektedir. Iktidar partisi tarafindan, yuksek mahkeme calismalarina taarruz edilmektedir.Bu ozellikle Basbakan tarafindan yapilmakta ve savcilar dinci basinda hedef olarak gosterilmektedir.

Demokrasi, sosyal adalet ve hukuksal esitlik adina iktidar partisine karsi olduklari bilinen yuzlerce kisi Ergenekon adi verilen buyuk bir yakalama operasyonu ile devre disi birakilmaktadir. Kesinlikle bir cadi avi, suclari belirlenmeden 18 ay boyunca hapishanede tutulan sozde askeri darbe uyeleri, bu sure gectikten sonra yargilanmaya baslanmistir. Yazarlar, gazeteciler, universite rektorleri, isci sendikasi liderleri, avukatlar, emekli kara subaylari ve solcular hepsi bu utanc verici operasyonun icin de kendilerini  bulmuslardir. ( Daha once degindigim gibi kirlilik yaratmak adina siradan bazi gercek suclular guruba katilmistir ) Sayin Baskan egitimli, batili dusunen ve su anda tutuklu olarak Turkiye'nin ve Avrupan'nin en buyuk hapishanesi Silivri de bulunan kisiler adina size yaziyorum. Ayrica bu hapishane ayni anda yargilandiklari yerde. Yani hapihanede yargilaniyorlar! Sizde bir avukat olarak kesinlikle aninda bu davanin asiri on yargili oldugunu anlamissinizdir.

Toplu tutuklamalar genellikle iktidar partisinin kanuni veya adaletsizlikleri sebebiyle halk karsisinda zor duruma dustugu zamanlardan hemen sonra yapilmaktadir. ornek olarak ilk dalga AKP'nin antilaik uygulamalarin merkezi olarak suclu bulunmasindan sonra, ikincisi ise Almanyadaki bir yardim kurulusu olan Deniz Feneri ile ilgili suclamalarin ortaya cikmasindan sonra olmustur. Turkiye ve Almanya'daki Turkler tarafinda organize olan Deniz Feneri yardim severlerden 41 milyon Euro toplamis ve bunun 17 milyon Eurosunu iktidar partisine yakinligi ile bilinen medya kuruluslarina aktarmistir. Turk Radyo Televizyon Kurumu ve RTuK baskani AKP'li Zahid Akman'i Alman mahkemeleri tarafindan aktarilan paralarin toplandigi kisi olarak tespit edilmistir. Hala sigara icilmesini ve alkollu icki tuketilmesini gosteren yayinlari engelleyerek sorumlu bir sekilde milletin ahlakini koruyarak koltugunda oturmaya devam etmektedir. Alman savci Deniz Feneri yardim orgutunun baglantilarinin Basbakanin ofisine kadar uzandigini tespit etmistir.

Turkiye'nin seriata dogru hareketi devam ediyor. ulkenin buyuk kesimi alkolden arindirilmistir. Istanbul'da mayo reklamlari yasaklanmistir. Istanbul'un merkezindeki Ataturk Kultur Merkezi detaylari bildirilmeyen sebeplerden dolayi kapatilmistir. Takip eden zamanda devlet destekli opera bale ve senfoni orkestrasi toplatilmis. Tekrar biryerde faaliyete gecirilecekleri rivayet edilmektedir. Kulturel aydinlanma ugruna, yeterince tuhaf olmasina ragmen Istanbul 2010 yili icin Avrupa Kultur Baskenti secilmistir. Buna polit ik laf kalabaligi denmektedir.

Bay Baskan, uzun sure Amerika Turk ruhunun ilkelerini, onlari  yeniden sekillendirerek Amerikan boyundurugu altina almak icin etkilemeye calismistir. Butun bu baskilar, etkili olarak Turk beynini bozmus, onu Ataturk'un dusuncelerinden uzaklastirarak, onu cani gonulden herseye egilen, Amerika'nin isteklerine gore hareket eden bir aptal yapi haline sokmustur. Butun bunlar Turkiye'de iktidar partisinin ana gorevidir. Oda isini oldukca iyi yaparak, bir zamanlarin Ataturk'un gururlu milletini neredeyse diz cokecek seviyeye getirmistir. Ataturk bir resmi devlet yemeginde, bir garsonun dolu bir tepsiyi dusurmesi sebebiyle, yabanci konuklarina donerek, ben milletime herseyi yapmayi ogrettim, ama hizmet etmeyi degil demistir. Ataturk'un takipcileri icin Amerika tarafindan yaratilan hukumetler ne kadar kizdirici ve ortaya cikan durum ne kadar acikli degil mi? sunu bir dusunun siyaset yapmasi yasaklanan Recep Tayyip Erdogan hicbir kanuni dayanagi olmamasina ragmen Bush tarafindan Turk hukumetinin baskani Beyaz Sarayda kabul edilmistir. Ne kadar sinir bozucu degil mi? Bu yuzden emirlerin eksiksiz takipcisi Erdogan Bush'u ziyaret ettigi her zaman yildizi parlamistir. Sakin yanilmayin bay Baskan, bu hukumet ne size, nede Turk halkina hizmet eder. oylesine demokrasi adi altinda sadece kendine hizmet eder.

Emperyalizmin bu bozucu, yikici calismalari cok uzun zamanlardan beri devam etmektedir. Siz bunu kisisel olarak bilmektesiniz. Havai deki ve Kenya daki atalariniz, Endonezya daki genclik yillariniz, butun bu yuksek kisisel tecrube olanaklari size bunu aktarmislardir. Eminimki butun bu tecrubeleriniz su an Turkiye'yi etkileyen olaylar hakkinda kavrayisinizi ust duzeye cikaracaktir. Emperyalizm ic teslimiyet, bozulma ve cozulmeyi beraberinde getirmektedir.

Ataturk 500 yillik Osmanli saltanatindan Turkiye'yi kurtardiginda, Turk halkinin hayatini yasam asi icin yeni bir yol ortaya koymustu. Bu aydinlanma ve batililasma yolu idi. Umuyorum ki batinin nasil kendi hastalikli bencil amaclari icin bu aydinlanma ve batililasma calismalarini sabote etmeyi cesaretlendirdigini anliyorsunuzdur. En onemlisi bu okuduklariniz, o farkli karsilastirilamaz essiz insan hakkinda daha fazla ogrenmek isteginini ateslemistir.

Sayin Baskan, Amerika icinde ve disinda politikalarinizi "Babamdan Ruyalar" adli kitabinizda yazdiginiz gibi duzenleyeceginize guvenim tam. Uyguladigimiz politikalarin yasadigimiz gercek hayatlarin felsefesini yansitmasi gerekmektedir. Turk halkinin cogunluguda ayni seyi arzulamaktadir ve Amerika Birlesik Devletleri yollarindan cekilirse buna sahip olabilirler.

Saygilarimla.
James (Cem) Ryan.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama’nın stimulus paketi.
« Yanıtla #40 : Şubat 28, 2009, 12:12:05 ÖÖ »
Obama’nın stimulus paketi.

"2001 tecrübelerimiz bizi ayakta tuttu"
15 Şubat’a kadar tekrar Obama’nın 875 milyar dolarlık 3 yılı kapsayan bir stimulus paket dedikleri bir paket üzerinde uğraşıyorlar.
http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/124729-2001-tecrubelerimiz-bizi-ayakta-tuttu.aspx
------------
Davos’ta hemen herkes küresel ekonomik krizden ve devletlerin varolan sistemi ayakta tutmak için daha fazla destek vermeleri ve G-20’lerin daha aktif rol almasını konuşurken, ABD’de Obama’nın 825 milyar dolarlık (275’i vergi indirimi, 550 milyarı devlet harcaması) “stimulus paketi” 244’e karşı 188 oyla kabul edilmiş. Bir kaç gün içinde Senato’da görüşülmeye başlanacak paketin etkisiyle ABD borsaları günü yüzde 3.5’lik artışlarla kapattı.
https://www.finansonline.com/articles/aagaoglu/090129.asp
----------
Obama dev paketi onaylattı.
Obama'nın ekonomik krizle mücadelede büyük önem verdiği 787 milyar dolarlık dev teşvik planı kabul edildi. 
http://www.korsanhaber.com/haber.asp?haber=40730
---------
Başbakan ise, ekonominin talep yönünün "kamu harcamalarıyla canlandırılması" (Obama’nın stimulus paketinin benzeri) IMF’ce engellenirse, dövizde rahatlama olsa da kriz çözülmez diye düşünüyor. Pek tabii orta yolcu görüş sahibi olmak da mümkün. Yani hem özellikle döviz yönünden parasal rahatlama sağlansın hem de bütçeyi fazlaca yırtmadan canlandırma önlemleri alınsın denebilir. Böylece hem Musa’ya hem de İsa’ya yaranılmış olur. Hz. Muhammed ne der bilemem.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10896520.asp
-------------
Fethullah Gülen Obamacı mı McCainci mi?/Obama Kutsal kitab için ne diyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3592.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
IRAK'a demokrasi gelmedi ama OBAMA ülkemize geliyor.
« Yanıtla #41 : Mart 17, 2009, 12:22:47 ÖS »
Bir ülkeyi zorla ele geçirmek ve elde tutmak,o ülkenin sahiplerine egemen olmak için yeterli değildir.
(1924)Mustafa Kemal ATATÜRK

-------------------

ABD li Albay Ralp Peters'in, BOP projesi gereğince Ortadoğu'nun sınırlarını din,mezhep ve etnik köken kriterlerine gore 1999 da çizdiği,
Ülkemiz sınırlarını değiştiren ve Irakı da 3’e bölen ünlü haritası,
2006 da Romada NATO toplantısında ve
Temmuz-2007 de Atina'da masaya yatırılmıştı.

 
Değerli arkadaşlar,
ABD emperyalizminin 2000 yılında yaptığı seçim hilesi ile iktidara taşıdığı oğul Bush yönetimi, BOP projesi uğruna ABD ye çok pahalıya mal oldu. Ayrıca Kasım-2000 de seçilen bu yönetim yüzünden, dünyamız da çok büyük feleketlerle karşılaştı. Bu aşamada aklımıza pek çok soru gelmektedir. Örneğin;
Başkan Bushun seçilmesine hangi sermaye kesimi, neden destek verdi?
1999 da Halliburton petrol şirketi yöneticisiyken, Dick Cheynini Başkan Yardımcısı olarak kimler önerdi?
Mart-2003 de DEMOKRASİ GETİRECEĞİZ VAADİ ile Irakı işgal eden ABD yönetiminden, bu işgali hangi uluslararası şirketler istedi?
Irak işgali ile dünya petrolünün %65 ni kontrol eder hale gelen ABD li şirketlerin kazancı 6 yılda ne oldu?
11 Eylül 2001 de New York’un ikiz kulelerini kimler ve hangi amaca hizmet etmek için vurdu?
Taliban ve El Kaide örgütleri hala çökertilemedi ve Usame Bin Ladin neden yakalanamıyor?
Irak ve Afganistan işgali yüzünden binlerce masum insan canlarını kaybettiler. Bunun hesabını kimler verecek? Dünyada 51 adet olduğu belirtilen müslüman ülkelerden neden hiç ses çıkmıyor?
Sadece Iraka veda ziyareti sırasında konuşma yapan oğul Bush’a, protesto için ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci El Zeyit, 3 yıla mahkum oldu!!!

Değerli arkadaşlar,
Acı gerçekler er veya geç ortaya çıkar. Nitekim ABD gazeteci örgütlerinin bir araştırması, ABD Başkanı George W. Bush ile diğer yetkililerin Irak'ın işgali öncesinde, bu ülkenin tehdit oluşturduğu konusunda 935 yanlış açıklama yaptıklarını saptadı. En çok yanlış beyanat veren kişilerin başında, kitle imha silahları hakkında 231, Irak'ın El Kaide ile bağlantısı hakkında 28 olmak üzere toplam 259 açıklamayla Başkan Bush geliyor. Bush'u, kitle imha silahları hakkında 244, Irak-El Kaide ilişkisi hakkında 10 beyanatla dönemin Dışişleri Bakanı Colin Powell izliyor (24.01.2008-Milliyet).
 
ABD yöneticileri, Orta Doğuda 23 ülkenin sınırlarını değiştirecek olan BOP-GOP projesi gereğince Irak için yaptıkları yalan ve yanlış açıklamalarla birlikte, 11 Eylül olayını da kullanarak, dünyanın birçok ülkesini, Irak işgali için ikna ettiler. Dünyada sanki bir haçlı seferi gibi algılanan bu işgalden sonra geçen 6 yıl içinde Irakta;
·        1.000.000 Iraklı hayatını kaybetti, 1,5 milyon Iraklı ise yaralandı,
·        3 milyon Iraklı ülkesinden göç etmek zorunda kaldı,
·        Iraklı 1250 Üniversite hocası ve akademik kişi öldürüldü,
·        Irakta 235 gazeteci öldürüldü,
·        Terörist diye binlerce kişiye, Guantanamo gibi esir kamplarında işkence yaptılar,
·        4500 ABD askeri öldü, 40.000 tanesi yaralandı ve sakat kaldı,
·        Irağın müzeleri soyuldu, tarihi eserleri çalındı,
·        Geride kalan Sünnilerle Şiiler, birbirine düşürüldü. Müslüman olmalarına rağmen birbirilerinin camilerini bombalar hale getirildiler,
·        Kalanlar için yaşamak çok zorlaştı. Hergün patlayan bombalar, binlerce masum çocuk ve kadının hayatına maloluyor. Yaşam için gerekli olan bir bardak temiz su bulmak bile mucize oldu.
 
Değerli arkadaşlar,
ABD, bu cinayetlere ve işgale bizi de ortak etmek istedi. Ama 1 Mart 2003 tezkeresi, yapılan oylama sonucunda TBMM de red edildi. Başta CHP li MV’ler olmak üzere red oyu veren, tüm Milletvekillerimizi bir kez daha kutlarım. Güzel ülkemizin, bu vahşi işgalin aktörlerinden birisi olmasını engellediler ve ülkemizin uluslararası saygınlığını korumasını sağladılar. Bu saygınlığımızın, BM Güvenlik Konseyinin geçici üyesi olarak yapılacak görev sırasında, yöneticilerimizin de işine yarayacağını yeniden anımsatmak istedim.
 
Değerli arkadaşlar,
Kendi Petrol çıkarları uğruna ürettiği BOP projesi ile ülkemizi bölmek ve Kuzey Irakta bir KÜRT DEVLETİ kurmak isteyen ve de giderek artan terör olaylarından sorumlu olan ABD emperyalizminde, yönetim değişse de işledikleri suçlar unutulacak mı? Son olarak yine yetersiz ve beceriksiz Bush yönetimi yüzünden AB-D emperyalizmi, büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya. Tüm yöneticilerimizin bu aşamada çok dikkatli olması gerekiyor. Aksi halde AB-D emperyalizmi uğradığı ekonomik zararı bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden çıkarmak için her türlü yaptırımı uygulamaktan kaçınmazlar.
 
ABD, BOP projesi uğruna Irakta 6 yılda 750 milyar dolar harcamış. 2010 yılı sonuna kadar Iraktan çekilme kararı veren yeni ABD yönetimi de geçen ay 780 milyar dolar ekonomiye destek ve yardım programı açıkladı. Ne kadar tezat değil mi???
 
Değerli arkadaşlar,
4 Kasım 2008 de yapılan seçimlerde Demokrat Partiden, 47 yaşındaki Barack Hüssein OBAMA, yeni ABD Başkanı olarak ve de Senatör Joe BİDEN başkan yardımcısı olarak seçildiler.
 
Bilindiği gibi ABD kongresinin üst kanadı senatoda, çoğunluk demokratların elindedir. Senatonun Demokrat Senatörü ve şimdi Başkan yardımcısı olan Joe BIDEN tarafından BOP projesine göre önerilen ve Irakın gevşek bir fedaretif yapı içinde Şii, Sünni ve Kürt bölgelerini içeren üç bölgeye ayrılmasını öngören tasarının, 23’e karşı 75 oyla onaylandığını sizlere yeniden anımsatmak isterim (Washington-AA, Milliyet-27.09.2007). Yani bugün başkan ve başkan yardımcısı çıkaran demokratlar, binlerce kilometre ötedeki bir ülkenin 3’e bölünmesine karar verebiliyorlar. Bu kararın, nasıl bir demokrat mantık sonucu alındığını sizlerin takdirine sunarım!!!
 
Şimdi de Yeni Başkan Obama ülkemize geliyormuş. Bakalım bu gelişi ile ABD emperyalizmi ülkemizden neler isteyecek? Acaba eski isteklerinden vaz geçecek mi yoksa bu kez seçimlerde kullandığı CHANGE WE NEED sloganı ile değişimi vurgulayan Obama, demokrat havası ile yeniden BOP-GOP projesine devam mı edecek? Bu konuda her kurumumuzun yeterince hazırlıklı olmasını dilerim.
 
Umarım yöneticilerimiz ve danışmanları, güzel ülkemizin çıkarlarını koruyacak şekilde ve ABD nin olası isteklerine karşı, ulusal projeler hazırlamışlardır.
 
Sevgi ve saygılarımla (17.02.2009).
Prof.Dr.Mehmet Ali KÖRPINAR
----------
NOT:
18 Ocak 1927 tarihinden beri LOZAN antlaşmasını tanımayan ABD tarafından, 4 Temmuz 2003 de Kuzey Irakta (Süleymaniye) askerlerimizin başına, nasıl ve neden çuval geçirildiğini unutmadığımızı ve hala özür dilemelerini, yeni yönetimden de beklediğimizi anımsatmak isterim. Obama,TBMM de konuşma yapacakmış. Belki bu konuşmasında ülkemizden özür diler!!!
*************
TOGEÇ arşivlerinden derlemeler.

ABD seçimlerinde skandal.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1622.0
----------
Joe Biden Türkiye düşmanıdır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2680.0
----------
Fethullah Gülen Obamacı mı McCainci mi?/Obama Kutsal kitab için ne diyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3592.0
--------
“10 yıl sonra Ortadogu’yu tanıyamayacaksınız”
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3686.0
------------
Washington'da 'geleceğe dair dedikodular'
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3636.0
--------
PENTAGON'un TÜRKİYE senaryoları.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1573.0
---------
DEMOKRAT PARTI KONGRESINE DAVET EDILEN BAĞIŞ,DENVER'DA ALBRIGHT
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2565.0
-----------
AB,DİNCİ YAPILANMAYI GÖRMEZDEN GELİYOR
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1075.0
--------
AKP'nin laik ABD cizgisi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3097.0
----------
TSK'nın Gediklisi Ahmedinejad'a Suikast İstedi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1517.0
---------
Satılmış Tarihçi: Ermenilere soykırım yapıldı
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3023.0
----------
ERMENİ:ÖZBEKİSTAN ERK DEMOKRATİK PARTİSİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3071.0
--------
KOÇ'UN GİZLİ ORTAGI BURLA BİRADERLER.
Jack Kamhi'den Kritik Ziyaret
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2144.0
----------
Tayyip Erdoğan'ı baronlar,bölücü kürtçüler neden terk ediyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3744.0
-----------
TÜRKİYE'NİN YAPMASI GEREKENLER MASAYA YATIRILDI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3512.0
------
ABD'nin geleceği,RAPOR.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3136.0
----------
Yahudi mafyasi ADL basbakana reddemeyecegi bir teklif yapmis
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1394.0
----------
TESEV VE FETHULLAHÇILARIN İŞBİRLİĞİ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=503.0
-----------
“TANRI”NIN KAFKASYA’DAKİ ÖZEL GÖREVLİLERİ.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2672.0
----------
Rusya ve Çin dolara karşı savaş başlattı!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3597.0
----------
Şangay İşbirliği Örgütü ve Çağdaş Uygarlık
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2167.0
-----------
Alaska Valisi Sarah Palin,ABD'nin savaşa girmesi gerektiğini söyledi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2761.0
--------
RUM SİYASİLERİN İTİRAFLARI.Mc CAİN Mİ,OBAMA MI?.
Prof.Dr.Ata ATUN
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2563.0
------
William Enghdal-Sihirbaz Soros Arkasindaki Gizli Finansal Sebeke-1/2
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1498.0
----------
ABANT Platformu "KÜRT SORUNU" toplantısıyla ilgili basın açıklaması yaptı.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1703.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yorumlardan
« Yanıtla #42 : Mart 17, 2009, 09:32:33 ÖS »
Obama biraz sallamis. Neyi nasil ve hangi para ile kurdurtacak? Eger K. Irak'ta bir Kurd devleti kurdurtulmak isteniyorsa bu is icin gereken para vs. yine orada var, hal boyle iken kurdurtma isini Turkiye'ye tevdi etmek ya aslinda ben bu isi uyapmak istemiyorum Obamacasi olsa gerek.
Saygilarimla
Can Ikiz
 
Kim ki bir cicek koparir,
En uzak yildizi rahatsiz etmistir.
                     - Thomas Tralnerne
--------------------
Sevgili Can, kuzey ırakta bir kürt devleti "de facto" var.. "para"sı var..
kimlik kartları, "pasaport"ları var.. "bayrak"ı var..KKTC de olmayan tanınmışlığı ve uluslararası desteği var.. sadece biz görmezden geliyoruz o kadar... ve bunlar dolaylı yollardan TC tarafından finanse edildi. yani biz ödedik.. 25 yılda güneydoğuya akan 100 milyar dolar para "güya teröre karşı savaş" adı altında kaynak aktarımından başka bir şey olmadı.. nasıl mı? borçla karşılanan bu paranın faiz farkı yılda yaklaşık 50 milyar dolardır.. [daha doğrusu devletin iç+dış borçlarının toplamının yıllık faiz karşılığı] 50 milyar doların her yıl 1-2 milyar doları el altından "bölgeye" akıtılmıştır. bu "savaşta"  100 milyar dolar karşılığında 20 bin teröristin öldürüldüğü söyleniyor.. yani bir teröristin ölümü 5 milyon dolara mal oluyor.. senin aklın kesiyor mu? Amerikan devlet başkanına suıkast yapacak katillere bile 1 milyon dolar ödenmiyor..bu tamamen al gülüm- ver gülüm oyunudur.. Obama olmasa bile Obamayı ak eve taşıyanlar hesaplarını iyi biliyorlar..
Prof.Dr.D.Ali Ercan
-------------
Sayin Ercan,
Aslinda kazin ayagi giderek farkliliklar gosteriyor. Bugun bizim degil ama Iran'in katkilari ile yavas da olsa Araplar arasinda Sunni Sii ittifaki kuruluyor ve bence ayakkabi meselesi aslinda bu ittifakin atesleyicisi olmustur. Bu ittifak Kuzey'deki Kurd oldu bittisine karsi gayet radikal dusuncelere sahiptir. Bir anlam da Amerika'nin bir an evvel tasi taragi toplayip gitmesi de yaklasan bu Arap firtinasina isaret eder gibi. Daha once bir Kurd kedisini bile bizden ustun goren Barzani iti bugun firsat bulsa Turkler ile kazaska oynayacak, cunku asagidan gelen harareti oda hissediyor. Kanser dolayisi ile gunleri sayili olan Talabani'den de o kadar destek olmayacak gibi.
 
Ancak, gecmiste olan bitenin bir ozeti olarak asagida yazdiklariniza da katiliyorum. Daha hala Barzani'nin Mersin'deki mal varligi aciklanmadi. Cunku hala hazirda K. Irak'tan nemalan icimizdeki isbirlikci, komisyoncu takiminin isi bitmedi.
 
Kisacasi K. Irak'in varlik nedeni olan Kerkuk belki de K. Irak'in yok olus yada biaat etme nedeni olacak. Tabi bu durumda bizim Naksi iktidarimizin ne yapacagi da cok onemli. Bakalim gelecek gunler ne getirecek...

Saygilarimla
Can Ikiz
-----------------------
Degerli grup uyeleri...
 
Sayin Ercan'a katiliyorum.
Burada onemli olan bilisim-iletisim teknolojisini geldigi duzey nedeniyle heryerde dinlemeye bile takildigimiz, cebimizdeki telefonla hangi apartmanin kacinci katinda bulundugumuzu bile bilindigi; artik kucuk bir koy olan bir dunyadayiz...
 
Ekonomik bagimliliklar, yatirim mallari, teknoloji, aramallari, turizm - saglik sektorleri nedeni il nihai tuketim mallari ithalati ve her tur ihracat ile buna bagli dis borc duzeyleri, uluslarasi finans sistemine sicak para ihtiyaci da eklendiginde bagimsizliktan sozedilemeyecegini once kabuletmemiz gerek.
 
Bu gercegi kabul ederek baktiginizda uluslarustu sermaye; manuplator unsuru devletler ile bagimsiz merkez bankalari eli ile butun dunyayi "kendi stratejistleri" tarafindan alternatifli reel ve sun'i senaryolarla bes, on, yirmibes, elli ve tuzyillik perspektiflerde tam kontrolde yonetmekte, makro politikalarini uygulamaktadir.
 
Yine buradan yola cikarak; makro bazda dunyaya bakmayi beceren ulkemiz aydinlarinin; fiili durum uzerinde gerek politik olarak ne kadar etgen olacaginin bilincine varmali; gerekse her ulkedeki ulusal devlet politikalarinin hangi noktada gercekte kimlerin elinde oldugunu gormelidir.
 
Sistemin itiraz edenlere ve zayif muhalefet seslerine de ihtiyaci oldugunu unutmayiniz... Cunki en iyi ve yeterli olabilecek "kendi isine yarar bireyler" muhalefetin icindeki makro bakabilenlerdir. Sistemin birinci derecede ihtiyaci "demokrasi icinde denenerek" sisteme alinan bireylerdir. Ve aykiri olan taraflari traslanarak, sisteme monte edilir, uydurulur. Yani asimile edilir.
 
Bizim demokrasilerimiz icin guzel bir betimle;
"Herkes istedigini soyler en sonunda baskanin dedigi olur..."
"Kendini sececek delegeleri baskan secer; genel kurul veya kurultay'lar da baskani..."
Bunu dunya geneline de uygulayabilirsiniz....

Bilisim-iletisim teknolojisini geldigi duzey nedeniyle "heryer"de dinlemeye takildigimiz, cebimizdeki telefonla hangi apartmanin kacinci katinda bulundugumuzun bile bilindigi; artik kucuk bir koy olan bir dunyadayiz...
 
Ekonomik bagimliliklar, yani; yatirim mallari, teknoloji, aramallari, turizm - saglik sektorleri nedeni ile nihai tuketim mallari ithalati ve her tur mal-hizmet ihracati; buna bagli dis borc duzeyleri, uluslarasi finans sistemine sicak para nedeni ie ihtiyac da eklendiginde; bagimsizliktan sozedilemeyecegini once kabuletmemiz gerek.
 
Bu gercegi kabul ederek baktiginizda uluslarustu sermaye; manuplator unsuru devletler ve bagimsiz merkez bankalari eli ile butun dunyayi "kendi stratejistleri" tarafindan alternatifli reel ve sun'i senaryolarla bes, on, yirmibes, elli ve yuzyillik perspektiflerde tam kontrolde yonetmekte, makro politikalarini uygulamaktadir.
 
Yine buradan yola cikarak; makro bazda dunyaya bakmayi beceren ulkemiz aydinlarinin; fiili durum uzerinde gerek politik olarak ne kadar etgen olacaginin bilincine varmali; gerekse her ulkedeki ulusal devlet politikalarinin hangi noktada gercekte kimlerin elinde oldugunu gormelidir.
 
Sistemin itiraz edenlere ve zayif muhalefet seslerine de ihtiyaci oldugunu unutmayiniz... Cunki en iyi ve yeterli olabilecek "kendi isine yarar bireyler" muhalefetin icindeki makro bakabilenlerdir. Sistemin birinci derecede ihtiyaci "demokrasi icinde denenerek" sisteme alinan bireylerdir. Ve aykiri olan taraflari traslanarak, sisteme monte edilir, uydurulur. Yani asimile edilir.
 
Bizim demokrasilerimiz icin guzel bir betimle;
"Herkes istedigini soyler en sonunda baskanin dedigi olur..."
"Kendini sececek delegeleri baskan secer; genel kurul veya kurultay'lar da baskani..."
Bunu dunya geneline de uygulayabilirsiniz....

Not.
1. Bu yazi asimile edilen ve butun ulke yonetimleri dikkate alinarak yazilmistir.
2. Yine bu yazi Obama'ya; Uluslar Ustu Sermaye'nin  ortadogu'da nasil devlet kurduracagi solylemi sonucu yazilmistir.
Aytac ERDOGDU 

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Erdoğan desteğiyle Obama’nın 2010 hedefi Afganistan’ın vurulması ve Pakistan’ın bölünmesi.

Nedim İLKAY
Obama, Nisan 2009’da yapacağı Türkiye ziyaretinde Başbakan Erdoğan ile Afganistan’ı vurmayı ve Pakistan’ı bölmeyi konuşacak.
Afganistan ve Pakistan’ı Irak’tan daha kötü bir senaryo bekliyor. Maalesef yine Türkiye taşeron ülke. Bakalım Başbakan Erdoğan, Obama’nın bütün bu beklentilerini açıkça mı gizlice mi karşılayacak. Yeni bir tezkere özellikle Saadet Partisi’nin yükselişe geçtiği bir dönemde imkânız gibi duruyor.

ABD`nin yeni başkanı Barack Obama yönetiminin Afganistan ve Pakistan`da izleyeceği yeni politikanın ayrıntılarında yavaş yavaş sona geliniyor.

Projenin detayları yakında açıklanacak. Obama, Nisan 2009’da yapacağı Türkiye ziyaretinde Başbakan Erdoğan ile bu ayrıntıları paylaşacak ve hükümetten çok sayıda talepte bulunacak. Proje uygulanırsa, Afganistan ve Pakistan’ın Irak ile benzer bir kaderi paylaşacağı kesin gibi. Maalesef bu yeni kriz projesinde de Türkiye yine taşeron ülke olacağa benziyor. Ancak bu defa Türkiye’nin yanı sıra Hindistan ve diğer bazı bölge ülkelerin de sürece dahil edilmesi bekleniyor.

Sansasyon olmasın diye seçimin geçmesi bekleniyor
Obama’nın Afganistan ve Pakistan planlarında Türkiye’nin çok özel fonksiyonu olacağı için taktikler dikkatlice belirleniyor. Bundan dolayı, Obama ziyareti seçim sonrasına alındığı gibi planın detayları da henüz resmen ilan edilmedi.
Ancak, bölge politikalarını gözden geçirmekle görevlendirilen kişilerden biri olan Başkan Obama`nın bölgedeki özel temsilcisi Richard Holbrooke BBC muhabiri Lyse Doucet’e bazı ipuçları verdi.

Richard Holbrooke BBC muhabiri Lyse Douce’e verdiği söyleşide bakın neler söylüyor:
“Kimileri Amerika Birleşik Devletleri`nin Afganistan`daki hedeflerini daralttığını ileri sürüyor. O yüzden, şimdi, gerçeklere bakalım diyorum. Daha çok asker, daha çok kaynak, daha yüksek düzeyde ilgi. Gereksinim duyulanlar bunlar. Geçmişte bunlar hep ihmal edildi. Bu sorunun üzerinde odaklaşacağız.”

Richard Holbrooke’ın bu ifadeleri aslında Afganistan ve Pakistan’ı Irak’tan daha kötü bir senaryonun beklediğini gösteriyor.

Richard Holbrooke devam ediyor ve şunları söylüyor:
“Ama Kabil`de dünyanın en iyi yönetimi bile iktidarda olsa, Pakistan`ın batısında aşiretlerin sözünün geçtiği bölgelerde şimdi mevcut olan durum sürdükçe Afganistan`da istikrar sağlanamaz. Bizim vurgulamak istediğimiz mesaj şudur: Pakistan ile Afganistan ayrı ayrı sorunlar olarak değerlendirilemez. Bundan önceki Amerikan yönetimi bunları iki ayrı yere oturttu. Bir Afgan politikası bir de Pakistan politikası vardı. Bizim işte bu ikisini bütünleştirmemiz gerekiyor.”

Richard Holbrooke bu ifadesiyle de sadece Afganistan’ı değil Pakistan’ı da dize getireceklerini açıkça söylemiş oluyor.
Muhabir tam burada şunu soruyor: “İyi ama Pakistan`daki sorunun üstesinden nasıl geleceksiniz?”

Richard Holbrooke bunu net cevaplıyor:
“Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Birleşmiş Milletler ve bölgede nüfuzu olan diğer ülkelerin harekete geçmesi lâzım. Bu ülkelerin nüfuzu geçmişte iyi kullanılmamıştı ama şimdi doğru biçimde kullanılır umuyorum. Çünkü Pakistanlıları, bu sorunla başa çıkmaya ikna etmemiz gerekiyor.”

Bakalım Başbakan Erdoğan, Obama’nın bütün bu beklentilerini açıkça mı gizlice mi karşılayacak. Yeni bir tezkere özellikle Saadet Partisi’nin yükselişe geçtiği bir dönemde imkanız gibi duruyor. Zaten günlerdir Numan Kurtulmuş da Obama konusunu işliyor ve Erdoğan’ı açıkça ikaz ediyor.

Afganistan’ın vurulması ve Pakistan’ın bölünmesi.
boyuthaber.com
**************
Holbrooke,yeni stratejilerini anlattı

 
ABD'de Barack Obama yönetiminin Afganistan ve Pakistan'da izleyeceği yeni politikanın ayrıntıları yakında açıklanacak.
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2009/03/090323_hollbrooke.shtml

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama'nın geliş nedeni ETİBANK ve BOR madeni mi?
« Yanıtla #44 : Mart 29, 2009, 02:43:31 ÖÖ »
Obama'nın geliş nedeni ETİBANK ve BOR madeni mi?

OBAMANIN GELiS NEDENI;ETIBANK
Konu:KAYNAK YAĞMASI 
 
OBAMA'nın TÜRKİYEYE GELME SEBEBİ BELLİ OLDU SONUNDA ETİBANK SATILIYOR!..
ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRiLYON DOLAR DiKKAT!!!
 
9 MiLYON VEYA
9 MiLYAR DEGiL
9 TRiLYON DOLAR...
 
ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK!
 
YAZIKLAR OLSUN....
KAPTIRANA, VERENE ve SUSUP SEYREDENE... .
 
ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.
 
HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK ÖZELLESTİRİLECEK. . (ALICISI AMERIKA) VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE. KONULAN FİYAT 40 MİLYON $.
 
LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN
YASADIĞIN DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN,BARI ÜLKENİ SORGULA.....
 
ÖNEMLİ....! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..
Borla çalışan araba üretildi,maliyeti 200 tl olan 1 kg bor ile 19 000 km yol yapabiliyor( 1100kg. oto sabit 100 km süratle giderse) Bu demek oluyorki Petrole son. Tam tersine Batılı ülkeler bor işletmeciliğinin kansere yol açtığını iddia ederek BOR madenininden soğutma çabası içindeler. Oysa bu mucize maden kanser tedavisinde de kullanılmaktadır.

Türkiye kiskacta!
Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.
TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 73`üne sahip Ve Türkiye GELECEĞİN DUBAİSİDİR.
Uluslararasi teroristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.
 
TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ

Not:Bu yazı 21.5.2006 Tarihinde yayınlanmıştır.Obama ile ilişkilendirilmesinin mantığını düşünmek gerek.
O tarihte de Obama'mı başkan idi?Garip bir mantık değil mi?
Her şey birilerinin korku yaratma mantığı üzerinden kirletilmiyor mu dersiniz?
Yani bir gerçek var ortada evet.
Ancak neden Obama'ya mal ediliyor dersiniz?

Salt Obama söylemi yanlıştır diyorum.
Ha Obama ha Buş(Bush)ne fark eder dersek belki anlayabilirim.

Evet emperyalizmin oyuncularının adı değişebilir derim.
Ancak salt Obama ile ilişkilendirilerek hezeyan yaratılmasının da arka planını iyi düşünmek gerek.

Acaba neyi neyin örtüsü yapıyorlar/yapacaklar dersiniz?
Gerçekleri değiştirilmeye,çarpıtılmaya,üretilmeye çalışılan bir korku üzerinden pazarlamanın mantığı ne ola ki?
Her neyse......
Ahmet Dursun

Yazının yayın tarihi için bakınız....
http://ahmetdursun374.blogcu.com/vatanini-seven-okusun_609414.html
*************
İstanbul Şubesi’nden Etibank ve Bor Madenleriyle İlgili E-Posta Hakkında Açıklama
İnternet ortamında Etibank’ın özelleştirilmesi ve bor madenleriyle ilgili dolaşan e-postada Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi imzası yer almaktadır.

Anılan metnin altında ismimiz iznimiz ve bilgimiz dışında kullanılmıştır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak bu konuda bir araştırmamız ve açıklamamız bulunmamaktadır.
http://www.cmo.org.tr/index.php/ilanlarduyurular/duyurular/537-stanbul-ubesinden-etibank-ve-bor-madenleriyle-lgili-e-posta-hakknda-acklama

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD'nin"Türkiye himayesinde Kürdistan" planı devrede.
« Yanıtla #45 : Haziran 28, 2009, 06:39:09 ÖS »
"Obama, Kürdistan’ı Türkiye’ye kurdurtacak"dendiğinde inanmayanlar olmuş idi.
Bakınız...

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.msg6024#msg6024

Amerika'nın değişmeyen planı:
Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu'yu "ortak bir ekonomik bölge"de birleştirmek.
Böylece "Büyük Kürdistan"ın, yani BOP Merkez Üssü'nün altyapısını kurmak.
 
Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak'ı kapsayacak
“Nitelikli Sanayi Bölgesi” Projesi
ABD’nin Türkiye analistlerinden kıdemli istahbaratçı Prof. Henry Barkey, Wall Street Journal’da, Obama’nın Türkiye’deki Kürt sorununun çözülmesi için devreye girmesini istedi.
Barkey, ABD’nin ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla da “Kürtlerin yaşadığı Güneydoğu ve Kuzey Irak’ı kapsayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını” önerdi. (Wall Street Journal, 22 Haziran 2009)
ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, "Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile Kuzey Irak’ın tek bir ekonomik bölge haline getirilmesi gerektiğini" söylemişti.
Pearson’ın da, Barkey’in de açıkça dile getirdikleri aslında ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planıdır.
Bu planın uygulanabilmesi için bugüne kadar AKP eliyle çıkarılan yasalardan en önemli üçü şunlardır:
1-İkiz sözleşmeler TBMM’den geçirildi.
BM’nin ikiz sözleşmeleri diye bilinen “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ve “Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi” başlıklı uluslararası sözleşmeler, 4 Haziran 2003 günü TBMM'de onaylandı.
Bu sözleşmeler, Türkiye’yi etnik ve ekonomik parçalama yasaları olarak değerlendiriliyor.
a) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “bölgenin su ve enerji kaynaklarını bize bırakın” derken, arkasını AKP’nin TBMM’den geçirdiği bu ikiz sözleşmelere dayıyordu!
b) Başbakan Erdoğan’ın Bush’la görüşmesinin ardından ekranlardan verdiği şu mesaj da yine ikiz sözleşmelerin eseridir: “Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım”.
2-AKP, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM’den geçirdi. Bu yasa da, bölgelerdeki iktidar odaklarına yerel hükümetler kurma zemini oluşturuyor.
3-Kalkınma Ajansları yasası TBMM’den geçirildi.
AKP Türkiye’yi 12 “eyalet”e bölen yasayı, 25 Ocak 2006 tarihinde TBMM’den geçirdi. ABD ve AB’nin çıkması için yoğun baskı uyguladığı yasa,  Türkiye’yi etnik ve ekonomik temelde bölgelere ayırıyor.
ABD’nin “Türkiye himayesinde Kürdistan” planı tüm boyutlarıyla yürürlükte…
Önce AKP iktidara getirildi. Yasalarla zemin oluşturuldu. Irak işgaliyle coğrafya duruma hazır hale getirdi. Çuval operasyonuyla TSK’ya silah gösterildi. Ergenekon tertibiyle direnecek kuvvetler oyun dışı bırakıldı… Şimdi sıra Irak’ın kuzeyindeki yönetimi resmi olarak tanımakta… Yani Kukla Devleti kabul etmekte…
Cumhurbaşkanı Gül aracılığıyla başlatılan “açılım” işte bu aşamanın enstrümanıdır!
Mehmet Ali Güller
23 Haziran 2009
-----------------
Yavşak Obama ve TBMM
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4798.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama EŞCİNSEL mi?
« Yanıtla #46 : Temmuz 31, 2009, 03:31:05 ÖS »

Bu adam Obama'nin sevgilisi mi?

Amerika bugunlerde muthis bir dedikoduyla calkaniyor. Iddalara gore ABD Baskani Barack Obama yanindan hic ayirmadigi genc adamla escinsel iliski yasiyor!
 
Cumhuriyet Haber Portali
31 Temmuz 2009
 
Istanbul- ABD’nin ilk siyahi baskani olan Barack Obama’nin, Beyaz Saray’a yerlestigi gunden beri yanindan hic ayrilmayan genc bir erkek tum ulkenin dikkatini cekiyor.
Obama’nin yakin dostu ve kisisel asistani olan 28 yasindaki bu gencin adi ise Reggie Love. Iki yil once o zaman senator olan Obama’nin yanina stajyer olarak giren ve hizla sevgisini kazanan Reggie’nin, gorevi ise saymakla bitmiyor:

Obama’nin telefonunu tasimak, gerekli numaralari aramak, atistirmalik yiyecek veya sakiz getirmek, baskana kiminle el sIkistigini soylemek, Obama’nin kalem ve not defterini tasimak, gerektiginde not tutmak, Beyaz Saray ahcisina yemek menusunu soylemek, ofisinde onun sevdigi kuruyemislerden bulundurmak, sigara tiryakisi olan Obama’nin cignemesi icin nikotin sakizi bulundurmak.

Kisacasi ihtiyac duyulan her anda Obama’nin yaninda olmak ve onun kisisel ihtiyaclarini karsilamak. Ancak daha once eski ABD Baskani George W. Bush’ un Disisleri Bakani Condoleezza Rice ile ask yasadigi haberiyle ulke gundemine damgasini vuran Globe dergisi, Reggie’nin Obama’icin kisisel asistandan cok daha fazlasi, baskanin sevgilisi oldugunu one surdu.
 
Derginin “Michelle’in buyuk acisi: Obama’nin escinsel sevgilisi Beyaz Saray’da calisiyor” basligiyla kapaktan verdigi habere gore, Reggie ve Obama, uzun suredir escinsel ask yasiyordu. Bu ask, Reggie’nin Chicago’da ise basladigi gunde alevlenen bu ask, ikilinin Beyaz Saray’a tasinmasi ile devam etti. Globe, First Lady Michelle Obama’nin bu asktan haberdar oldugunu ancak herhangi bir skandala neden olmamak ve cocuklari Malia ve Sasha’nin iyiligi icin sessiz kalmayi sectigini one surdu.
 
Ayda 10 bin $ kazanan gozde bekar
Baskan Barack Obama’nin sag kolu olan Reggie Lova, ABD’nin en saygin universitelerinden Duke’de siyaset bilimi okudu. Ayni zamanda okulun basketbol takiminin da kaptanligini yapti. Obama “Benden daha cool” dedigi Reggie ile siyaset konusmuyor. Gece yarilarina kadar birlikte TV’deki spor karsilasmalarini izliyor, bira iciyor ve her hafta basketbol da oynuyorlar. Reggie Lova, yilda 120 bin dolar maas aliyor.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama'ya "Komünist" Suçlaması.
« Yanıtla #47 : Eylül 14, 2009, 02:32:28 ÖS »
Obama'ya "Komünist" Suçlaması

Obama'nın sağlık reformunu protesto etmek amacıyla dün 2 milyon kişi gösteri düzenledi.


ABD'nin dört bir yanından gelerek Washington'da toplanan onbinlerce kişi, ABD Başkanı Barack Obama'nın politikalarını protesto etti. Vergilerin azaltılmasını, devletin küçültülmesini ve daha fazla ekonomik serbestiyet tanınmasını talep eden "Freedomworks" adlı hareket tarafından düzenlenen gösterilere yaklaşık 2 milyon kişi katıldı. Beyaz Saray önünde toplanan göstericiler, özellikle sağlık reformu tasarısını eleştiren sloganlar atarak, dövizler taşıyarak Kongre binasının bulunduğu Capitol Hill'e kadar yürüdü. Göstericiler, Obama'yı ülkeyi "sosyalizme sürüklemekle" suçladı. Gösteriler Obama'nın reforma destek arayışı çerçevesinde Minneapolis'te bir miting düzenlediği sırada gerçekleşti.

ZENGİNLER, İŞVERENLER KIZGIN

315 milyon Amerikalı'dan 47 milyonunun sağlık güvencesinin olmadığı ABD'de yeni sistemle her Amerikalı'nın daha iyi bir sigortaya sahip olması hedefleniyor. Giderlerin ise zenginler için yapılacak vergi artırımı, çalışanlarını sigortalamayan işverenlerin ödeyeceği ek vergiler ve diğer devlet sigortaları Medicaid ve Medicare'den elde edilen tasarruflarla yapılması düşünülüyor. Maliyetleri düşüren ve kişilere tercih hakkı sunmayı öngören reform, destek gösterileri ve protestolara yol açıyor. Özel sigorta sistemi yüzünden 2 trilyon dolara varan sağlık harcamaları büyük bir bütçe açığına yol açıyor. Sağlık reformu için Kongre'de gerekli anlaşma sağlanamaması, paketi yıl sonuna kadar geçirme sözü veren Obama'yı zor durumda bırakıyor.
aktifhaber.com
---------------
ESKİŞEHİR TABİP ODASI BÜLTENİ
Sağlıkta Dönüşüm/Sağlığın Finansmanı

Bir “Kazanma ve Kaybetme” Öyküsü:Sağlığın Finansmanı
Doç.Dr.Mehmet ZENCİR Pamukkale Üniversitesi Tıp FakültesiHalk Sağlığı AD
--------
Aile Hekimliği; Sağlıkta Geriye GidişinÖyküsü
Dr. Bülent Nazım YILMAZ TTB MK Denetleme Kurulu ÜyesiSES Eskişehir Şubesi Başkanı
--------
Ne Kadar Para,O Kadar GSS(Genel Sağlık Sigortası)
Dr. Osman ÖZTÜRK İstanbul Tabip Odası Sağlık Politikaları Komisyonu Üyesi

Tamamı için bakınız...
http://www.ebto.org.tr/bulten/Bulten.pdf

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Obama Klonlandı mı?
« Yanıtla #48 : Eylül 16, 2009, 12:43:44 ÖS »
Arkadaşlar,
Akıl dışı olgular nedense insanı her daim çekmiştir.
Kesinlikle olmaz,olamaz demek ne denli hatalı olur ise,evet doğrudur demek te o denli hatalı olur.

Bence buradaki amaç acaba(?) sorusunu kafalara yerleştirmektir.

Peki neden kafalara yerleştirmek gerekir?
1-Bundan olumlu anlamda fayda sağlayacaklar olabileceği için.
2-Bundan olumsuz anlamda faydalar sağlayabilecekler olabileceği için.


Olmlu fayda sağlanabilir:
Çünkü,itikad açısından Obama'ya tapınmanın yolu açılması düşündürülebilir.
Günümüzde insanlığın çok büyük bir kesimi açlık,yoksulluk,sefalet ile boğuşturulduğundan,çıkar tek yol mesih'in gelip kurtarıcı rolünü üstelnemsine inandırılmak istenmektedir.
Böylece mesih olana kayıtsız itaat sağlanmak istenmesi gayet doğaldır.

İnançlar her dönemde olduğu gibi kullanıma hep açık olmuştur.

Olumsuz fayda sağlanabilir:
Çünkü,Obama için böylesine kötü bir sunuş,kötüleme çabaları dahi iyi bir propaganda malzemesi olacaktır.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz.

Daha evvel de bir yazıda konuya açıklık getirilmişti.
"Ay'da Petrol Bulundu" başlıklı yazıda konu deteylandırılmış idi.

Kötü propagandanın önemli olan kısmı kafalarımızdaki soru işaretinin her daim var olmasını sağlamak,her zaman aklımızın bir köşesinde bu işaretin kalmasını sağlamaktır.
Bizim için kötü(olumsuzluk doğuran düşünce/çelişki),propogandacı için iyi olan kısmıdır.

ZİHİN KONTROLÜ:AY'DA PETROL BULUNDU
CIA toplumlara bir şeyi kabul ettirmek için neler yapıyor,hangi yöntemleri kullanıyor?
Toplum mühendisliği nasıl yapılıyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1047.0

Zaten amaç:
Durumun böyle olup olmadığı değil,acaba sorusunun kafalarımızdaki işgal gücü ve bu gücün kapsadığı zaman aralığı olduğunu asla unutmayınız.
Şimdi kouyla ilgili anlatıma bakınız...
Saygı ile...
Ahmet Dursun
-----
A.B.D. Başkanı Barack Obama için Antik Mısır Kralı Akhenaton'un bir çeşit özel çalışma ile İLLUMİNATİ tarafından gelecekte halka (Sahte Kurtarıcı) Mesih olarak lanse edilmek üzere laboratuvarda Firavunun mumyasındaki genlerinden klonlanarak hazırlanmış birisi olabileceğine dair iddialar var.
http://www.devadim.com/pagelist/videodetay.php?id=185

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 10.312
  • Puan: +26/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ABD'nin"Türkiye himayesinde Kürdistan" planı devrede.
« Yanıtla #49 : Haziran 23, 2010, 01:04:20 ÖÖ »
Bu günlerde yaşadıklarımızı geçmişteki yazılarımıza,alıntılarımıza bakarak yeniden değerlendirecek olursak bu günlere nasıl helindiği ayan beyan ortada görülmektedir.
Bu sayfayı baştan sona kadar gözden geçirsek dahi,bu günlere ışık tutacaktır.

Ayrıca önerdiğim bazı başlıklar.
Obama Kürdistan'ı Türkiye'ye kurdurtacak.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.msg6024#msg6024
-------
IRAK'a demokrasi gelmedi ama OBAMA ülkemize geliyor.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.msg8704#msg8704
---------
VAHŞETE KARA ÖRTÜ,OBAMA
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.msg6401#msg6401
--------------
Obama’nın stimulus paketi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1426.msg8412#msg8412