Gönderen Konu: Yahudi mafyasi ADL basbakana reddemeyecegi bir teklif yapmis  (Okunma sayısı 392 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
I'm going to make him an offer he can't refuse! Ona öyle bir teklif yapacağım ki reddedemeyecek!
 
Turkish Prime Minister Pledges to ADL: Will Fight Anti-Semitism and Promote Israeli-Palestinian Peace Talks
Türkiye Başbakanı ADL'ye söz verdi: Semitizm Karşıtlığı ile savaşacağım ve İsrail-Filistin barış görüşmelerini destekleyeceğim



New York, NY, December 15, 2004 … Capping a series of meetings with high-level officials in Istanbul and Ankara, a delegation of leaders from the Anti-Defamation League (ADL) this week met with Turkey's Prime Minister, Recep Tayyip Erdogan, who pledged that his country would continue to fight anti-Semitism and take a leading role in Israeli-Palestinian peace talks.
(New York,NY 15 Aralık 2004... İstanbul ve Ankara'da devam eden üst düzey bürokrat toplantıları devam ederken, bu hafta  Anti-Defamation League (ADL) ile ülkesinin semitizm karşıtlığı ile savaşa devam edeceğine ve israil-filistin barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü üstlenmeye devam edeceğine dair söz veren Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir araya geldi. (ADL nin ne olduğunu www.adl.org sitesinden görebilirsiniz)


The mission to Turkey, which also included meetings with the Justice Minister, members of parliament, representatives of the Jewish community and Christian, Jewish and Muslim religious leaders, was led by Barbara B. Balser, ADL National Chair and Abraham H. Foxman, ADL National Director.
Türkiyenin misyonunun içerisinde adalet bakanı, milletvekilleri, yahudi ve hristiyan temsilcileri, yahudi ve hristiyan dini liderleri, ADL başkanı Barbara B. Balser ile ADL Milli direktörü Abraham H. Foxman arasında toplantılar tertip etmek yer alıyordu.


Mr. Foxman told Prime Minister Erdogan that his clear denunciation of anti-Semitism and expressions of solidarity with the Jewish community following last year's bombings of two synagogues in Istanbul, "will never be forgotten." Mr. Erdogan responded, "The same God created us all. Anti-Semitism is a crime against humanity. It is our red line."
Bay Foxman, Başbakan'a hitaben:  Semitizm karşıtlığını yok etmek için açık beyanı ve iki sinagogun bombalanması sonrasında yahudi cemaati ile dayanışmasının asla unutulmayacağını söyledi. Bay Erdoğan da cevaben: "Bizleri ayni tanrı yarattı. Semitizm karşıtlığı bir insanlık suçudur. Bu bizim kırmızı çizgimizdir" dedi.

Mr. Erdogan told the ADL leaders that Turkey will send its Foreign Minister to Israel before the end of the year and that he himself planned to visit Israel in 2005. Mr. Foxman emphasized the important role Turkey could play in Israeli-Palestinian negotiations, as well as in re-energizing peace talks between Israel and Syria.
Bay Erdoğan ADL liderine; yıl sonuna kadar dışişleri bakanını İsrail'e göndereceğini ve kendisinin de 2005 içerisinde İsrail'i ziyaret etmeyi planladığını söyledi. Bay Foxman, Türkiye'nin İsrail-Filistin görüşmelerinde önemli bir role sahip olduğunu ve ayrıca İsrail-Suriye arasında yeniden barış görüşmelerine destek verdiğini söyledi.

Ms. Balser assured the Prime Minister that, “ADL strongly supports Turkey’s bid for full membership in the European Union.”
Bayan Balser de başbakanın şundan emin olmasını istedi ki "ADL Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyeliğini güçlü bir şekilde destekleyecektir."



In a meeting with the Ecumenical Patriarch Bartholomew, the Archbishop of Constantinople, Mr. Foxman spoke of the need to have meaningful interfaith dialogue and thanked the Patriarch for making efforts to create an atmosphere for improved relations between Muslims, Christians and Jews. Rabbi Gary Bretton-Granatoor, ADL Director of Interfaith Affairs, called on the Orthodox Church to embark on a process of examining past attitudes that have contributed toward the hatred of Jews, similar to the process undertaken by the Catholic and Lutheran churches. The delegation asked the Patriarch to ensure that anti-Semitic tracts such as the infamous “The Protocols of the Elders of Zion” would be removed from church bookstores in Greece.

In the meeting with Justice Minister Cemil Cicek, he expressed interest in bringing to Turkey the League’s anti-bias training programs for law enforcement. ADL urged the Justice Minister to use the powers available to him under the Turkish laws against incitement to fight hatred on the Internet and in the media.

The ADL leaders also met with Ali Bardakoglu, President of the Religious Affairs Directorate, Rabbi Isak Haleva, the Chief Rabbi of Turkey, U.S. Ambassador Eric Edelman, Istanbul Mayor Kadir Topbas and members of Turkey’s 22,000-member Jewish community. The delegation also met with members of the Turkey-Israel Friendship Caucus of Parliament.

Kaynak: http://www.adl.org/PresRele/Mise_00/4604_00.htm


---------

Turkish Prime Minister Strongly Condemns Anti-Semitism (İngilizce)
(Türk Başbakanı Semitizm Karşıtlığını ağır dille kınıyor)

Remarks (translated to English) by
H.E. Recep Tayyip Erdogan,Prime Minister of the Republic of Turkey
At the Courage to Care Award Ceremony
Of the Anti-Defamation League
June 10, 2005, New York City

The human history throughout millennia has been witness to the endless struggle by courageous men and women against unspeakable crimes. To their determination and courage in the face of evil, that we owe our progress, our peace and sometimes our very existence.

We are emboldened by the ability of humanity to produce these distinguished persons who despite their own suffering do not fail the human civilization by standing up against the wrongful, however powerful the wrongful may be.

It is our common duty to remember the sacrifices and achievements of these men and women of courage and be inspired by their stories in our efforts to preserve the goodness of the values they uphold.

The Holocaust is the most inconceivable crime against humanity throughout history.

Yazının devamını okumak için...
http://tayyo.wordpress.com/2007/07/23/turkish-prime-minister-strongly-condemns-anti-semitism-ingilizce/#more-42
----------
Recep Tayyip Erdoğan ADL Ödül Töreni (Ingilizce)

Prime Minister Erdogan Tells ADL That "Anti-Semitism Has No Place in Turkey"

New York, NY, June 10, 2005 … In accepting an award from the Anti-Defamation League (ADL) on behalf of diplomats who saved Jews during the Holocaust, Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan strongly condemned anti-Semitism and stressed his country's close relationship with the modern State of Israel.

"Anti-Semitism has no place in Turkey. It is alien to our culture," Mr. Erdogan said in accepting the League's Courage to Care Award, which pays tribute to those who risked their lives to save thousands of Jews during the Holocaust. Mr. Erdogan accepted the honor at ADL's National Headquarters in New York City at a ceremony attended by various high-level Turkish government ministers, U.N. diplomats and leaders of the Turkish and American Jewish communities.

Yazının devamını okumak için..
http://tayyo.wordpress.com/2007/07/23/recep-tayyip-erdogan-adl-ile-gorusmesi-ingilizce/#more-41

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yakında el konulacak olan AKP genel merkez binası
« Yanıtla #1 : Haziran 02, 2008, 07:47:22 ÖS »
Partinin diger mallari ile birlikte el konulacak olan AKP genel merkez binası.
 
 
Binanin giris kapisinin ust tarafinda 10 adet asimetrik olarak icice gecmis iki karenin olusturdugu 8 koseli yildiz motifi yer aldi.

Sekiz koseli yildiz motifinin Basbakan Recep Tayyip Erdogan'in, Ozbekistan gezisi sirasinda Buhara sehrindeki eserlerde gorup begenmesi uzerine genel merkez binasinda kullanildigi bildirildi. Selcuklu kultur ve sanatinin temel figurlerinden biri olan sekiz koseli yildizin Ortadogu'da bulunan eski medeniyetlerde ve Islam dunyasinda yaygin olarak kullanildigi, sayi biliminde 8'in cenneti anlatan bir sembol oldugu belirtiliyor. Ayrica dini kaynaklarda Islamiyet'in 8 esasa dayali oldugu, bunlara "sekiz cennet kapisi" dendigi, sekiz koseli yildizin da sekiz cenneti simgeledigi belirtiliyor. Sekiz ilke "Merhamet ve sefkat, sabretmek, dogruluk, sir tutmak, sadakat, fakirligini ve acizligini bilmek, comertlik, Rabbine sukretmek" olarak siralanirken Sekiz cennet de soyle isimlendiriliyor:

1. Dâri-celal
2. Dâri-karar
3. Dâri-selam
4. Cennetul huld
5. Cennetul mevâ
6. Cennetul adn
7. Cennetul firdevs
8. Cennetu naim

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Emine Erdoğan'a mektup
« Yanıtla #2 : Haziran 02, 2008, 07:48:54 ÖS »
Rıza Zelyut
Emine Erdoğan'a mektup/1
 
Sayın Emine Erdoğan!
Lütfen beni, selatin camiindeki müezzinlerden birisi gibi düşünün.
Hani padişah cuma namazına gelirken ezan okuyan, ezan bittikten sonra da şerefeden hükümdara doğru eğilip, 'Padişahım, senden büyük Allah vardır!' diyen müezzin var ya onun gibi. Ve en müstebit padişahların bile bu uyarıdan mutlu olduklarını hatırlayın.
Emine Hanım!
Bir ağabeyiniz olarak, ondan fazla kitabı bulunan bir aydın olarak size hitap etme hakkım olduğunu sanıyorum. Oy vermemiş olsam da Başbakanımızın eşi olmanızdan kaynaklanan gelenek sonucu da size saygı duyduğumu bilmenizi isterim. Lakin ben bunca yıllık yazarlık sürecimde kimseye 'Padişahım çok yaşa!' diye seslenmedim. Rahmetli Ecevit, Sayın Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller gibi başbakanlık yapmış isimleri de dönemlerinde sert biçimde eleştirdim.
Yani; sadece AKP'ye karşı olan birisi değilim. Ben, muhalifim... Gazeteci, hele hele aydın da muhalif olur.
Biliyorum ki çevrenizde 'Padişahım çok yaşa!' diyenler çok bol. Hem onların safına geçip bu çok yaşacıların kıskançlık husumetlerine maruz kalmamak için hem de önemli bir durağan gücü (yani sizin konumuzdan kaynaklanan gücü) harekete geçirmek için selatin müezzini olmayı tercih ettim.
Emine Hanım!
Sizin, geleneksel Türk kültürü ile yetiştiğinizi, görgülü bir aileden geldiğinizi biliyorum. Lakin; sizin; bulunduğunuz konumu; içinden geldiğiniz kültürü fazla dikkate almadığınızı düşünüyorum. Yetiştiğiniz çevrede cumhuriyet İstanbulu ve Türk İslamı egemendi. Bugün bulunduğunuz nokta ile o noktayı yeniden düşünmenizi istiyoruz. Düşünün ve cevap verin: Türkiye'deki yaşam modeli sizce ileriye mi gidiyor geriye mi? Siz bu süreçte nasıl bir rol oynadınız?
Bilmelisiniz ki siz artık sıradan bir kadın ve eş değil; toplumun ortak değerlerinin ve cumhuriyet sembollerinin kesiştiği bir noktasınız. Yani tümüyle kamusal bir varlıksınız. Sizin; kişisel tercihimdir diyerek istediğiniz gibi yaşama, davranma, giyinme hakkınız yoktur.. Bulunduğunuz konum buna izin vermez.
Topluma karşı sorumluluğun sadece eşiniz Sayın Başbakan ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü; binlerce yıllık Türk tarihi gösteriyor ki kağan da hatun da eşittir ve topluma karşı ikisi de kamusal varlık olarak görev yapmak konumundadırlar.
Lütfen, tarihteki Türk kadınının yerini araştırınız. Bu konuda size son kitabım olan 'Yabancı Kaynaklara Göre TÜRK KİMLİGİ'ni (Fark Yayınları) önerebilirim.
 
YUNUS'U DOGRU ANLAMAK
Geçenlerde, AKP genel merkez binasında milletvekili eşlerine seslendiğinizi öğrendim. Toplantının adı ilginçti: 'Yunus Emre: Barış-Sevgi'
Avrupa'da ancak 19. yüzyılda şekillenen hümanizmanın derinini bizim Türkler, Anadolu'da 13. yüzyılda ortaya koymuştur. Yunus Emre de Mevlana-Hacı Bektaş çizgisinden gelerek bu barış ve sevgiyi dillendirmiştir.
Belirtmeliyim ki Yunus Emre de bir Alevi ozanıdır. O; geri düşünceye, Arabizme, daha doğrusu Arap örfünü İslam gibi satanlara karşı mücadele etmiştir. Örneğin; kendi dönemindeki geri kafalı din adamlarını; 'Peygamber yerine geçen hocalar/Bu halkın başına zahmetli oldu!' diye eleştiren odur. 'Bir kez gönül kırdın ise/Bu kıldığın namaz değil' diyen odur. 'Yunus Emre der hoca/İstersen var bin Hacca/Hepisinden iyice/Bir gönüle girmektir' diyen de odur.
İslam dinini özsel (batıni) yönüyle benimseyen Yunus Emre'nin varacağı nokta elbette; 'barış ve sevgi' olacaktır. Sizler Yunus Emre'ye sahip çıkarken; onun fikir kaynaklarını da dikkate almalısınız.
Ve, Yunus ve çevresindekilerin nasıl yaşadıklarını da öğrenmelisiniz. Bilmelisiniz ki Taptuk Emre dergahında yetişen Yunus, 40 yıl o dergaha eğri odun bile getirmemiştir. Ve bu yüzden 'Doğruluktur taatımız' diyerek, ibadetin doğruluktan ibaret olduğunu söylemişitr..
Bu konuda Sayın Başbakan üzerindeki etkinizi, hatta tarihten gelen yetkinizi kullandınız mı?
Yarın size; Başbakan'a müdahale yetkiniz olduğunu tarihsel verilerle takdim edeceğim.
 
Rıza Zelyut
Emine Erdoğan'a mektup/2
Emine Hanımefendi!
Bilmelisiniz ki 'Bacıyan-ı Rum' denilen ve Anadolu'yu yurtlaştıran Anadolu Bacıları, erkekle eşit yaşayan; tek eşlilik dışında bir aile modeli tanımayan kadınlardı.
Dede Korkut Hikayelerini okuyunuz. Orada, kadınların erkeklerle güreştiğini göreceksiniz. .. Bunların; MÖ 700. Yüzyıl'da Karadeniz'in kuzeyindeki bölgelerde egemen olan Saka (İskit) Türklerinin savaşçı kadınlarının (Amazonlar) devamı olduğunu sanırım tahmin edersiniz.
Sonraki çağlarda da Türk kadını erkekle eşit konumda olmuş; devlet yöneticisi yani hatun olarak da görev yapmıştır. Bu yüzden de Orhun Yazıtları'nda da önce ana sonra ata anılmıştır. Sadece İbni Batuta Seyahatnamesi' ni incelemek bile Türk kadınının Anadolu'da ve Güneydoğu Avrupa'da erkeklerden kaçmadığını, otağda hatunun, kağana şarap sunduğunu gösterecektir.
Emine Hanımefendi!
Eşiniz Başbakan Erdoğan üzerinde, tarihin size verdiği yetkinizi- etkinizi kullanmakta çekingen davrandığınızı görüyorum. Sizi tarihteki o 'hatun'lar gibi davranmaya davet ediyorum. Büyük Selçuklu İmparatoru Tuğrul Bey'in ve Melikşah'ın eşleri gibi...
Ülkemizin şu anki yönetim biçimini; Yunus Emre'nin işaret ettiği 'Sevgi ve barış' biçimine dönüştürmek için sizin de konumunuza göre davranmanız gerekir. Bugün Türkiye'nin haline baktığımızda; toplumumuzun iyice gerildiğini; sevgi ve barışın yerine nefret ve çatışmanın egemen olmaya başladığını görüyoruz.
Saygıdeğer eşinize neden müdahale etmiyorsunuz?
 
CUMHURİYET'İN KADINISINIZ
Türkiye'de egemen olan laik dünya görüşü ve çağdaş yaşam modeli; biliyorum ki sizin ruhunuzun da beslendiği bir iklimdir. Peki; bu iklimin korunmasında ve geliştirilmesinde siz görevinizi tam yaptınız mı? Sayın Başbakan'ın kavgasını verdiği türbanlı kadın tipi; sizce doğrudur, olması gerekendir. Lakin bu model; toplumumuzu geren ve çatışmaya itekleyen model değil midir?
Sizin gibi Türk İslamı ile yetişen birisinin, Arabizmin sembolü haline getirilmesine izin vermemeli idiniz diye düşünüyorum. Sakın bunu; tercihinize yapılmış bir haksızlık veya saygısızlık olarak kabul etmeyin.
Bilmelisiniz ki siz herhangi bir kişi değilsiniz. Türkiye'nin kamusal kimliğisiniz. Eşinizin tercihine teslim olmanız nedeniyle; tarihteki yönetici Türk kadın tipini temsil edecek noktaya gelemediniz.
Buna üzülüyorum...
 
YASAM MODELİ NEREYE?
Emine Hanımefendi!
Bugün; başbakan eşi olarak türbanlı biçimde toplumun karşısına çıkarak, bu millete yeni bir kadın tipi ve buna bağlı yaşam modeli önerdiğinizi anlamıyor musunuz? Biliyorum ki sizin sokulduğunuz bu yaşam modeli üzerinden erkeklerin müthiş bir kadın istismarı yaptığını kimse size söylemedi.
İşte ben söylüyorum: Hüseyin Üzmez de dahil olmak üzere; AKP'ye destek veren binlerce zengin insan veya okumuş kişi; türbanla simgelenen hayat anlayışına dayanarak çok eşliliğe yöneldiler. Siz nasıl türbanı dine dayandırıyorsanı z onlar da imam nikahını dine bağlayıp çocuklara kadar inen bir kadın istismarına meşruiyet kazandırıyorlar.
Eminim ki siz, böyle oyunlara, bu işi Kuran'a dayamaya izin vermeyen bir insansınız. Sayın başbakanımız, gülümseyerek bile olsa; 'Kuran'da 4 kadına kadar evlenme izni var!' diyecek olsa, ona evi dar edeceğinizi de biliyorum.
Fakat geldiğimiz nokta işte bu sizin asla tahammül edemeyeceğiniz noktadır.
Eğer daha işin başında; kendi gücünüzün ve hakkınızın hakkını verseydiniz; bugün Türkiye belki de bu çatışma ortamına gelmeyecek; belki AKP hakkında kapatma davası bile açılmayacaktı.
Ama zaman geçmiş değildir...
Sizi; var olan gücünüzü hatırlamaya çağırıyorum. Sayın Başbakan'a; 'Biraz dur bakalım!' deme vaktiniz gelmiştir.
Hem Türkiye'nin nefret ve çatışma ortamından kurtarılması için; hem eşinizin sağlığı, çocuklarınızın mutluluğu açısından bu ikaza ihtiyaç olduğunu düşünüyorum..
Bu yazdıklarımı bir ağabey hatırlatması olarak alırsanız, memnun olurum...

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yahudilerden Erdoğan'a mektup.
« Yanıtla #3 : Ocak 23, 2009, 01:13:01 ÖS »
Yahudilerden Erdoğan'a mektup

Ahu Özyurt / Milliyet
ABD'nin en güçlü 5 Yahudi örgütü, Başbakan Erdoğan'dan bir istekte bulundu.
 ABD'nin en güçlü 5 Yahudi örgütü, Başbakan Erdoğan'dan Türkiye'de anti-Semitizme karşı harekete geçmesini istedi. Erdoğan'a 4 yıl önce ödül veren ADL Başkanı, gelişmelerden Başbakan'ın da sorumlu olduğunu söyledi

ABD'nin en güçlü beş Yahudi sivil toplum kuruluşu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yazdıkları ortak mektupla, Türkiye'de yükselen anti-Semitizm (Yahudi karşıtlığı) konusundaki endişelerini dile getirdiler ve Erdoğan'ı gerekeni yapmaya davet ettiler. Ayrıca Milliyet'e konuşan iki kuruluşun yöneticileri, "Bu gidişatın sonuçları ciddi olur" dedi.

American Jewish Committee (AJC), B'nai B'rith, Anti-Defamation League (ADL), Conference of Major American Jewish American Organizations ve Jewish Institute for National Security Affairs'in, Erdoğan'a önceki gün gönderdikleri ortak imzalı mektupta, İsrail'in Gazze politikasının anti-Semitizmi haklı çıkarmayacağı vurgulandı; Türkiye'deki Yahudilerin endişe içinde olduğu belirtilerek, isim vermeden resmi makamlar eleştirildi.

"İsrail Konsolosluğu önünde Yahudilere nefret yağdırılıyor. İstanbul'un her yerindeki billboardlarda Yahudi karşıtı sloganlar yer alıyor. Bir mağazanın camına, 'Sahibi Yahudidir bundan alış veriş yapmayın' yazılı poster asılıyor" denilen mektupta, "Bugün Türkiye'deki Yahudi dostlarımız, kendilerini kuşatılmış ve tehdit altında hissediyorlar. Ülkede yükselen anti-semitizm ile resmi makamların ortamı alevlendiren söylemleri arasında bir bağ olduğu ortada" denildi.

Bizler dosttuk
Türkiye'deki gelişmeleri Milliyet'e yorumlayan ADL Başkanı Abraham Foxman, gelinen noktada Erdoğan'ın sert açıklamalarının payı olduğuna inandığını belirtti. Foxman, "Türkiye bizim dostumuzdu. Bizler dosttuk... Hâlâ inanamıyorum. Çok üzgün ve şaşkınım. Türkiye'deki Yahudiler tehdit altındalar. İsrail'in politikalarını beğenmeyebilirsiniz. Ama bunu da eleştirmenin bir yolu vardır. Yahudiler kuşatılmış ve tehdit altında hissediyorlar; bunda Milli Eğitim Bakanı'nın yaptığı uygulamaların, Başbakan'ın sözlerinin çok büyük etkisi var. Başbakan'ın kelimelerini çok bilinçli seçtiği ortada. Çok sert konuşuyor. 'Medyayı Yahudiler kontrol ediyor. Onlar beni istemiyor' gibi cümleler kullanıyor. Biz dosttuk. Bu duruma nasıl geldik?" dedi.

Kongre'de kriz kapıda
AJC Devletlerarası İlişkiler Koordinatörü Jacob Isaacson da, "Bir kaynağı zehirlemeye bir kere başlarsanız bunun nereye varacağını bilemezsiniz. Bu gelişmelerin politik, sosyal ve kültürel yansımaları olur. Türkiye'deki Yahudi cemaati ile yakın temas halindeyiz ve çok endişeliyiz" ifadelerini kullandı.
Washington kulislerinde Başkan Barack Obama yönetimi ile birlikte düğmeye basan Ermeni lobisinin 'soykırım' tasarısını bu kez Kongre'den geçirmeye çok kararlı olduğu belirtiliyor. Yıllardır Türkiye'ye destek olan Yahudi lobisininse bu kez ne yapacağı merakla bekleniyor.

Etkili bir cemaat önderi, "Bu kez çok zorlanırız. Eskiden sadece Türkiye haklı olduğu için değil, dostumuz olduğu için de Türkiye'nin tezine destek bulabiliyorduk. Bu noktada bunu söylemem zor" dedi. Bir başka isimse, "Biz bu konuda artık hiç yokuz. Kongre'nin de bu meseleye dahil olmaması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye ve Ermenistan kendi arasında çözsün" dedi.

Mektubun tam metni

Sayın Başbakan Erdoğan,
Size, son günlerde Türkiye'de artan Yahudi karşıtı gösterilerden duyduğumuz derin endişeyi anlatmak için yazıyoruz.

Pekçok olay bizde sıkıntı ve üzüntü yaratıyor. İsrail Konsolosluğu önünde Yahudilere nefret yağdırılıyor. İstanbul'un her yerindeki panolarda Yahudi karşıtı sloganlar yer alıyor. İstanbul Üniversitesi yakınlarındaki bir mağazanın camına 'Sahibi Yahudidir bundan alış veriş yapmayın' yazılı bir poster asılıyor. İzmir sinagoguna yapılan saldırı kentteki tek sinagogu da neredeyse kapatılma noktasına getirdi.

Hükümetinizin Gazze politikası ve sizin son dönemdeki çok sert ifadelerinizle hemfikir değiliz. Çatışmanın sorumluluğunun Hamas'ta olduğuna ve İsrail'in kendini savunma hakkını korumaya mecbur olduğuna inanıyoruz. Ama yine de, bu tip fikir ayrılıklarının ne Türkiye'de ne de başka biryerde anti-Semitizm üzerinden yansıtılması haklı kılınamaz.

Türkiye yüzyıllardır Yahudilerin yaşadığı bir toprak olmakla haklı olarak övünür. Ama bugün Türkiye'deki Yahudi dostlarımız kendilerini kuşatılmış ve tehdit altında hissediyorlar. Ülkede yükselen anti-Semitizm ile resmi makamların ortamı alevlendiren söylemleri arasında bir bağ olduğu ortada.

Türkiye'nin bölgesindeki önemli rolünü anlıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti ile derin geçmişi olan bir dostluğumuz ve Hükümetiniz ile olan ilişkimize de büyük değer veriyoruz. Daha önceleri anti-Semitizm'i 'insanlık suçu' sayan görüşlerinize binaen, derin endişelerimizi bildiriyor ve bu nahoş gelişmeleri bilginize sunuyoruz.

Saygıyla

Mektubu yazan gruplar
American Jewish Committee-Amerikan Yahudi Komitesi (AJC): 1906'da ABD'de Rus göçmeni Yahudiler tarafından kurulmuş en köklü kuruluşlardan. Başkanı David Harris. New York'taki ana merkezi dışında 29 şubesi, 3 bağımsız yan kuruluşu ve ABD dışında da 8 ofisi, 175 bin üyesi ve 50 milyon dolarlık bir bütçesi var.

Anti-Defamation League-İftira ile Mücadele Birliği (ADL): 1913 yılında Yahudilerin adil muamele görmesi ve iftiralara karşı korunması için kuruldu. Başkanı Abraham Foxman, her sene en az iki kere Türkiye'ye gelen ve Ankara'da Başbakan'ı ziyaret eden bir isim. Başbakan Erdoğan'a 2005'te "Cesaret Ödülü" vermişti.

B'nai B'rith: Yahudi karşıtlığıyla mücadeledeki en büyük uluslararası grup. 1843'ten bu yana faaliyet gösteriyor. 50 ülkeye yaygın bir etki ağı var.

Conference of Presidents of Major American Jewish Organisations-ABD Yahudi Dernekleri Başkanları Konferansı (CPMAJO): ABD'deki 51 büyük Yahudi kuruluşunun başkanlarının oluşturduğu bir üst yapı. 50 yıllık bir geçmişi var.

Mektuba imza koyan isim İcra Kurulu Başkanı Malcolm Honlein.

Jewish Institute for National Security Affairs-Ulusal Güvenlik İşleri için Yahudi Enstitüsü (JINSA): 1973'teki Yom Kippur Savaşı'ndan sonra kuruldu. 17000'in üzerinde üyesi var. Eski başbakan Tansu Çiller, emekli Orgeneral Çevik Bir ve işadamı Mehmet Emin Karamehmet bu kuruluşun ödül verdiği isimler arasında.