Gönderen Konu: "Ya Allah bismillah serokeme (liderimiz) Abdullah"  (Okunma sayısı 3273 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
"Ya Allah bismillah serokeme (liderimiz) Abdullah"
« : Eylül 21, 2010, 06:26:20 ÖÖ »
TERÖR VE TOPLUM / MEHMET FARAÇ

Muhafazakârlaşan PKK ve "Demokratik İslam"!..

"Demokratik konfederalizim", "demokratik cumhuriyet" ve "demokratik özerklik"...

Türkiye, Kürt siyasetinin dayatmaya çalıştığı bu tanımlamaların anlamını çözmeye çalışırken PKK lideri Abdullah Öcalan dini esas alan yeni bir söylem geliştirdi!.. Bu söylem PKK"nin son iki yılda geliştirdiği muhafazakârlaşma politikasını giderek derinleştireceğini de gösteriyor. Gelin, Öcalan"ın "dini özerklik" de denilebilecek bu yeni söylemine geçmeden önce Güneydoğu"da son dönemde yaşanan çarpıcı gelişmelere dikkat çekelim:

PKK hem 1990"larda örgüte yönelik kanlı saldırılar gerçekleştiren Hizbullah"ın propagandalarını kırmak, hem de son yıllarda Kürt sorununda aktör olmaya çalışan Fethullahçıların önünü kesmek için muhafazakâr çevrelerle ilişkilerini yoğunlaştırmıştı.

BDP mitinglerinde Said Nursi posterlerinin açılması, Kuran taşıyan imamların örgüt gösterilerinde ön saflarda yürümesi, BDP"li belediye başkanlarının imamlara iftar yemeklerinde gümüş hediyeler sunması, ramazan nedeniyle eylemlerin durdurulması gibi yaklaşımların tek nedeni, Doğu ve Güneydoğu"daki Nakşi-Nurcu yapılanmanın PKK üzerindeki olumsuz etkilerini yıkmaktı.

Diğer yandan, PKK içinde "Ya Allah bismillah serokeme (liderimiz) Abdullah" diye başlayan yeni sloganlar, Öcalan"ın Urfa"nın Halfeti ilçesindeki evinin duvarlarına yüz sürmeye kadar giden tuhaf uygulamalara uzanmıştı!..

Öcalan"ın 4 Nisan"daki doğum gününde, evinin bahçesinden muska için toprak almak ve mutfaktaki kuru sac ekmeğini kapışmak, şeyh-mürit ilişkisindeki ritüelleri anımsatmıştı!

BDP-PKK çizgisi yanlızca bu yaklaşımlarla yetinmemişti... PKK"nin askeri kadrosu ile kırsaldaki milisleri, tüm bu yakın ilişkilere rağmen örgüt aleyhine çalışan unsurlara şiddet uygulamaktan da kaçınmadı. Örneğin başta BİM olmak üzere İslami sermayeye ait çok sayıda market, Fethullahçılara ait dershane, işyeri ve araçlar kundaklandı; Fethullahçı, Nurcu ve benzeri çizgideki tarikat ve cemaatlerin üyeleri ve yöneticileri de baskı altına alındı.

Cemaate tehdit!..

PKK"nin yayın organları bu tehditleri haber yaparak duyurmaktan da kaçınmadı. Örneğin 8 Eylül"de örgütün yayın organı ANF"de yayımlanan, "Halk İnisiyatifi"nden Gülen Tarikatı"na sert uyarı"başlıklı haberde, Fethullahçılara ait dershane ve okulların adları da verilerek şöyle denildi:

"Aksu Köyü bölgesinde çıkan operasyonda 9 PKK"linin yaşamını yitirmesinden sonra bir açıklama yapan Hakkâri Halk İnisiyatifi, Fethullah Gülen Cemaati"ne bağlı okul ve dershanelere çocuklarını gönderenlerin en ağır şekilde cezalandırılacağını bildirdi. Gülen Cemaati ile ilişkisi olan ve AKP Hakkâri teşkilatına üye olan herkes hedeflerimiz arasında olacaktır."

PKK"nin ramazan ayı ve referandum progandası sürecindeki kimi uygulamaları ise bölgede tepki çekti. Örgütün yayın organlarında 31 Ağustos"ta yayımlanan "Karlıova"da boykota karşı dini istismar" başlıklı haberde, bir imamın adı açıkça yazılarak şu iddialara yer verildi:

"Bingöl"ün Karlıova ilçesine bağlı Kalencik köyünde daha önce PKK"lilerin cenazelerine gitmediği için köyden kovulan imam M. B. bu kez referandum için ev ev dolaşarak, "˜Boykot derseniz hem devlet hem de Allah tarafından cezalandırılacaksınız" tehdidinde bulunuyor. İmamın eski Hizbullahçı olduğu ve Fethullahçılara yakın durduğu söyleniyor."

Ancak Hakkâri bölgesinde PKK aleyhine çalıştığı öne sürülen iki imam Karlıova"daki din adamı kadar şanslı değildi!.. Hakkâri"deki Hacı Sait Camii"nde görev yapan 31 yıllık imam Aziz Tan, 23 Ağustos sabahı namazdan çıktıktan sonra 8 kurşunla vurularak öldürüldü.

Tan, PKK"nin silahlı kanadı HPG tarafından, 22 Haziran"da hedef gösterilmişti. 6 din adamının ismini sıralayan örgüt bildirisinde, "Halkımızın dini duygularını ve yoksulluğunu istismar ederek yoksul ailelerin çocuklarına eğitim imkânı sunma adı altında ajanlaştırma ve Türkleştirme faaliyetleri yürütmektedirler" denilmişti.

Zaman gazetesi 25 Ağustos tarihli sayısında "PKK, cami imamını şehit etti, Hakkâri ağlıyor" başlıklı bir haberde Tan"ın öldürülmesine geniş yer verdi.

Şırnak"ın İdil ilçesinde oturan ve yöre insanlarının "Molla Emin" diye adlandırdığı M. Emin Hezer adlı din adamı ise 6 Eylül akşamı evine giderken uğradığı saldırıda öldürüldü. Eylemi PKK"nin yaptığı ortaya çıktı.

Demokratik İslam!..

PKK lideri Abdullah Öcalan önceki gün avukatlarıyla görüşürken yalnızca Hakkâri"de 9 yurttaşın ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının failleriyle ilgili düşüncelerini açıklamadı, Güneydoğu"da 15 yıl aradan sonra yeniden başlayan imam cinayetlerine de değindi. Öcalan, Fethullah yanlısı olduğu ileri sürülen Aziz Tan ve M. Emin Hezer adlı iki din adamının öldürülmesine değinirken örgütünü "Bu konulara dikkat edilmelidir" diye de uyardı.

Öcalan"ın bundan sonraki açıklamaları ise PKK"nin dine yaklaşımıyla ilgili yeni bir açılımı haber veriyor! Örgüt "Demokratik özerlik" planı içerisinde propaganda, eylem ve stratejilerini yeniden belirlerken Öcalan"ın şu açıklamaları çok tartışılacağa benziyor:

"Din konusunda da şunları belirtebilirim. Geçmişte Hizbullah ile fiziki soykırım, bugünkü manevi soykırım Diyanet imamları aracılığıyla yapılmaktadır. Hizbullah"ın yerini bugün Diyanet almıştır. Halkımız bugün faşist-devletçi propaganda yapan imamlara rağbet etmemelidir, bunlar öldürülsün demiyorum, ama bu tür imamlardan uzaklaşmalıdır, onları yalnız bırakmalıdır. Bu imamları boykot etmelidir."

Öcalan"ın açıklamaları bunlarla da kalmadı. PKK lideri bundan sonraki satırlarda hem yeni din yaklaşımının adını koydu hem de ayrı dini merkezlerde örgütlenilmesi gerektiğine dikkat çekti. İşte sözleri:

"Ben, sahte imamların verdikleri hutbeleri çok iyi biliyorum. Bu hutbeler faşist zihniyetle verilen hutbelerdir. O yüzden dini bütün halkımız "˜demokratik İslami" zihniyetle gerekirse parasını kendileri karşılayarak ibadetlerini mahallelerde kuracakları mescitlerle-camilerle gerçekleştirebilirler. Manevi-dini soykırım yapan camilere de gitmezler, buraları boykot ederler."

PKK"nin "demokratik özerklik" adını verdiği plan Güneydoğu"da eğitim, güvenlik ve yerel yönetimin özerkleşmesini hedefliyor! Öcalan"ın son açıklamaları da gösteriyor ki, PKK bölgedeki tarikat-cemaat kuşatmasını yarmak için kendi dini yapılanmasını kurmak istiyor!.. Bize de vay anasını demek kalıyor!..

mfarac@cumhuriyet.com.tr - www.mehmetfarac.com
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Diyarbakır"da kendilerine "Kürt Dili Eğitim Hareketi" (TZP-Kürdi) adını veren grup tarafından başlatılan okulları boykot eylemi kent merkezinde istenilen düzeyde tutmazken, İslami gruplar Özgür-Der ile Mazlum-Der ise, okullarda okutulan "Andımız"ın kaldırılması için Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem düzenledi.




Ramazan YAVUZ

DİYARBAKIR - İstasyon Caddesi üzerinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen ve aralarında küçük çocukların da bulunduğu Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der) ile İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği"ne (Mazlum-Der) üye yaklaşık 50 kişi ellerinde, "˜Andımız kaldırılsın, kışla tipi eğitime son", "˜Ne mutlu özgür bireylere", "˜Herkes insan ama herkes Türk değil" ve "˜Andımız Kaldırılsın" yazısı bulunan pankart ve dövizler taşıdı.

Kampanyasında kullanılan basılı dövizlerde ise, "˜Andımız" metnine benzer ama eleştirel bir dille yazılmış şu metne yer verildi:

Kürd"üm, Laz"ım, Çerkez"im, Ermeni"yim, Arab"ım, Türk"üm, ama herkes Türk diye dayatıyorlar, Doğruyum, çalışkanım büyüyünce zaten işsizim, büyüklerimden hiç sevgi görmedim ki küçüklerimi seveyim, ilk işim güzel oyuncaklar almak, üzüm yemek ve bağcıyı dövmemektir. ülküm taşla oynamak ama ne olursa olsun taşla yakalanmamaktır. Yakalanırsam gideceğim yer ceza almadan cezaevidir. Bir hedefim yok bu yaşta. Onun için de yürümeyeceğim. Varlığım zaten bir canımdır, onu da benden istemeyin ne olur. Kürdüm, Lazım, Çerkezim, Ermeniyim, Arabım, Türküm. Ama, mutlu değilim. Çünkü yaşıtlarım cezaevinde

Özgür-Der adına açıklamayı okuyan Mehmet Deniz, halen milyonlarca çocuğa her sabah okul kapısında ırkçı, şöven ant ettiren eğitim sistemiyle muhatap olduklarını belirterek, şöyle dedi:

"MGK sekreterliğinin yapısının bile bu süreçte büyük ölçüde değişip sivilleşmesine rağmen, maalesef halen kız-erkek tüm lise öğrencileri hazır ol vaziyetinde üniformalı Milli Güvenlik dersi hocalarını karşılamaya devam ediyor. Bakanlık çocukların giydikleri formaları tartışmaya açıyor ama, üniformalı eğitimi görmezden geliyor. Burada çarpıcı bir tutarsızlığa da dikkat çekmekte yarar var. Tek başına ant konusu dahi hükümetin "˜Kürt açılımı" söylemini boşa çıkartmaya yeter bir yanlıştır. Açık bir biçimde ırkı, etnik kimliği yücelten, farklı kimlikleri asimile etme zihniyetini yansıtan ve her sabah milyonlarca çocuğu yalan söylemeye zorlayan bir tutumu sürdürerek inandırıcı olamaz."

Okullarda çocuklara söylettirilen andımızın pek çok açıdan yanlış olduğunu anlatan Mehmet Deniz, "Bizler açısından tipik bir inkar, büyük bir zulümdür. Bu dayatmanın daha fazla sürdürülmemesi için adım atılmasını bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı 1930"lu yılların tek parti faşizmini yansıtan uygulamalarla çocukların, gençlerin beyinlerinin şartlandırılması çabalarını devam ettirmemelidir. Daha otoriter eğitimli, daha tahammülsüz, gergin ve saldırgan bir gençlik yerine, özgürlük, özgüven, farklılıklara saygı temelinde nesiller yetiştirmek için mevcut eğitim politikaları mutlaka gözden geçirilmelidir" diye konuştu. (dha)


''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
"Ya Allah bismillah serokeme (liderimiz) Abdullah"
« Yanıtla #2 : Eylül 07, 2012, 12:34:49 ÖÖ »
BDP Kürdistan İslam Konferansı düzenliyor

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, kentte '1'inci Kürdistan İslam Konferansı' düzenleyeceklerini açıkladı

Tan, bir gazetecinin sorusu üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürtler için Zerduşluk kavramı kullandığını ve bunu polemik malzemesi yaptığını savundu




Canan ALTINTAŞ- Serdar SUNAR

DİYARBAKIR - Diyarbakır 'da basın toplantısı yapan Tan, konferansın Diyarbakır 'da 8-9 Eylül tarihleri arasında düzenleneceğini söyledi. Milletvekili Tan, konferansa Türkiye ve bölgenin önemli din alimleri ile kanaat önderlerinin da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişinin katılacağını söyledi. Ortadoğu 'nun yeniden şekillendiğini ve İslam dünyasında ciddi değişiklerin olduğunu söyleyen Tan, şöyle konuştu.

" Cezayir , Tunus , Libya , Lübnan, Irak ve Kürdistan'a kadar İslam dünyasında ciddi sosyal, siyasal ekonomik değişimler ve hadiseler var. Bu büyük olayların nereye doğru gideceğini bugünden kestirmek imkansız. Meselenin entelektüel, fikri, felsefi ve sosyal boyutlarıyla ilgili tabiki çok daha ciddi tartışmalar var

radikal.com.tr
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
"Onlar benim için düşman değil'
« Yanıtla #3 : Eylül 07, 2012, 12:41:47 ÖÖ »
Kışanak, PKK'lılara neden sarıldıklarını açıkladı

BDP'li Gültan Kışanak, Şemdinli'de PKK'lılarla sarılma görüntülerini 'Çözüm için ölümü göze almış dağa çıkmış birine merhaba dedim. Onlar benim için düşman değil' sözleriyle açıkladı.





''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Hür Adam" Kurtuluş Savaşı'nda Neredeydi?
« Yanıtla #4 : Eylül 07, 2012, 12:52:41 ÖÖ »





"Hür Adam" Kurtuluş Savaşı'nda Neredeydi? / Sinan MEYDAN         

Son günlerde, Said-i Nursi’nin hayatını anlatan “Hür Adam” filmi nedeniyle bir Said-i Nursi tartışması başladı. “İşte Hür Adam’ın Gerçek Öyküsü” başlıklı yazımla ben de bu tartışmaya katıldım. Yazımda özetle; Said-i Nursi’nin Kurtuluş Savaşı’nda “dişe dokunur” herhangi bir katkısının olmadığını belirterek, Said-i Nursi’nin önce Alman etkisine, sonra Amerikan etkisine ve son olarak da Demokrat Parti etkisine girdiğini belgeleriyle ortaya koydum. Bu nedenle de Said-i Nursi’nin “Hür Adam” değil, olsa olsa ancak “Güdümlü Adam” olacağını ileri sürdüm.[1]

Son günlerdeki Said-i Nursi tartışmalarında konunun neredeyse bütün detayları tartışılmasına karşın, konunun “özünün” gözden kaçırıldığını gördüm. “Said-i Nursi Atatürk’e mektup yazdı mı yazamadı mı? Said-i Nursi Atatürk’le görüştü mü görüşmedi mi? Said-i Nursi Atatürk’ün yanında bacak bacak üstüne attı mı atmadı mı? Said-i Nursi parmağını Atatürk’e doğru uzatarak ‘Paşa Paşa namaz kılmayan haindir’ dedi mi demedi mi? ve daha birçok ayrıntı dile getirilip üzerinde saatlerce konuşuldu; ama işin özü, Said-i Nursi’nin, namı değer “Hür Adam”ın Kurtuluş Savaşı’na, “Hürriyet Savaşı”na nasıl bir katkıda bulunduğu, bu savaşa hangi maddi veya manevi desteği verdiği, bu savaşa katılıp katılmadığı ve dahası bu savaş sırasında nerede ne yaptığı hiç gündeme getirilmedi, hiç tartışılmadı. Ben geçen yazımda bu konuya değinmiş olmama rağmen, “işin özü” burası olduğu için, bu yazımda da “Said-i Nursi Kurtuluş Savaşı sırasında neredeydi ve neler yapıyordu?” sorusuna biraz daha geniş biçimde yanıt vermeye çalışacağım. Çünkü bir adamın “Hür Adam” olup olmadığını anlamak için o adamın yaşadığı dönemdeki “Hürriyet Savaşı”nda neler yaptığına bakmak gerekir.

HÜR ADAM BOĞAZ’DA ÇAMLICA’DA OTURUYORDU

Said-i Nursi, I. Dünya Savaşı sonlarında Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı günlerde, 1918 yılında İstanbul’a geldi.[2] Mütareke İstanbul’unda Boğaz’da Çamlıca’da oturan Said-i Nursi, evini, sekreteri olarak görev yapan yeğeni Abdurrahman ile paylaşıyordu.[3]

Kasım 1918’den itibaren Anadolu İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Ermeniler ve Yunanlılar tarafından işgal edilmeye başlandı.

15 Mayıs 1919’da İngiliz-Fransız destekli Yunan ordusu İzmir’i çok kanlı bir şekilde işgal etti. İzmir ve civarında “Türklerin katledilmeleri” üzerine Anadolu’nun değişik yerlerinde direniş cemiyetleri kurulmaya, yerel kongreler toplanmaya ve işgali kınayan mitingler yapılmaya başlandı.

HÜR ADAM İŞGALİ KINAYAN MİTİNGLERDE NEREDEYDİ?

Kadınların ve Darülfünun hocalarıyla öğrencilerinin de katıldığı mitinglerde, kanlı Yunan işgalleri kınandı. Fatih mitinginde Halide Edip Hanım, İstanbul Darülfünunun öğretim üyesi Selahattin Bey, Üsküdar mitinginde Sabahat Hanım, Kadıköy mitinginde Darülfünun öğrencisi Münevver Saime Hanım “işgali kınayan” çok coşkulu konuşmalar yaptı. Münevver Saime Hanım konuşmasının bir yerinde ellerini semaya doğru açarak kendisini dinleyen kalabalığa aynen şöyle seslendi:

“Yarabbi! Ben kardeşlerime değil ilk önce sana sesleniyorum. Vatanın felaketi karşısında bir genç kızın feryadını dinle. Bu ağlayan anneler şehitlerin annesi. Bu boynu bükük genç kadınlar fedakarların genç zevcesi, şu hıçkıran yavrular askerlerin yetimleri değil mi?Böyle necip bir kavme gözyaşı döktürmekte hikmet ne?... Ben kendi bağımsızlığı gasp edilmiş bir milletin kızı olarak bağımsızlığıma nasıl yürüyeceğimi söyleyeceğim.Bu beyanatım, kollarımızı bağlamak isteyenler için dikkate şayan olmalı..”[4]

Halide Edip’in, Selahattin Bey’in, Sabahat Hanım’ın ve Saime Hanım’ın işgali kınayan konuşmalar yaptıkları o İstanbul mitinglerinde Said-i Nursi yoktu. Said-i Nursi o sırada Nakşibendi tarikatına mensup İngiliz yanlısı Derviş Vahdeti ile birlikte siyasal İslamcı İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’ni kurmakla meşguldü. Cemiyetin kuruluşu nedeniyle 3 Nisan 1919’da Ayasofya camiinde mevlit okutulmuştu.[5]

ANADOLU’DA GERÇEK DİN ADAMLARI DİRENİŞ HAZIRLIKLARI YAPARKEN HÜR ADAM NEREDEYDİ?

Anadolu’nun işgali üzerine “gerçek din adamları” ya silaha sarılarak ya da cami cami dolaşarak halkı “kurtuluş için” harekete geçirmeye çalışmıştır. Hatta birçok din adamı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurarak bölgesinde silahlı direniş başlatmıştır. Kurtuluş Savaşı başlarında kurulan 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde 84 din adamı yönetici durumundadır. Ayrıca bu 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 16’sının başkanı din adamıdır.[6] Ankara’da Müftü Rıfat Börekçi, Afyon’da Müftü Sait Efendi, Amasya’da Müftü Hacı Tevfik Efendi, Bilecik’te Müftü Mehmet Şükrü Efendi, Bolu’da Müderris Kürtzade Mehmet Sıtkı Efendi, Çankırı’da Müftü Bekirzade Ata Efendi, Denizli’de Ahmet Hulusi Efendi, Erzurum’da Hoca Raif Efendi, Hakkari’de Müftü Ziyaeddin Efendi, Isparta’da Şeyh Ali Efendi canla başla Mustafa Kemal’e ve Türk Kurtuluş Savaşı’na destek olurken, Said-i Nursi yine ortalarda yoktur. Bu sırada Said-i Nursi, İstanbul’da, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti’ni kurmakla meşguldür.[7] İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdi (Nursi)’nin de adı vardır.[8]

“Kuvvacı din adamları” birçok yerel kongrenin de aktif katılımcılarıdır. Örneğin, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasındaki Balıkesir Kongresi’ne katılan 48 delegenin 13’ü, mahalli müftü ve müderrislerden oluşmaktadır.[9] 10-23 Mart 1920 tarihleri arasında toplanan V. Balıkesir Kongresi’ne katılan 60 delegenin yarıya yakını, müftü, vaiz ve müderrislerden oluşmaktadır.16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Alaşehir Kongresi’ne katılan 45 delegenin 9’u müftü ve müderristir.[10] 6-9 Ağustos 1919, 19 Eylül 1919 ve 6 Ekim 1919 tarihleri arasında toplanan Nazilli Kongresi’ne Eşme Müftüsü Nazif Efendi, Isparta Müftüsü Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi, Karacasu Müftüsü Mustafa Hulusi Efendi, Bozdoğan Müftüsü Mehmet Efendi, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi, Isparta’dan müderris Ali Efendi, Tavas’tan Bektaşi Dedesi Mazlum Baba gibi birçok din adamı katılmıştır. 18 Ağustos 1919’da toplanan Muğla Kongresi’ne ise başta Müftü Zeki Efendi ve Hafız Emin Efendi olmak üzere çok sayıda din adamı katılmıştır. 5 Ağustos 1920 ve 8 Ekim 1920 tarihleri arasında toplanan Pozantı Kongresi’nde de din adamlarının çokluğu dikkat çekicidir. Ayrıca Erzurum ve Sivas Kongreleri’ne de çok sayıda din adamı katılmıştır.

Kuvvacı din adamları, işgallere karşı halkı örgütlemek için düzenlenen yerel kongrelere katılırken Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi İstanbul’da Kurtuluş Savaşı’yla ilgisi olmayan Müderrisler Cemiyeti (Teali İslam Cemiyeti), Yeşilay Cemiyeti ve Darül Hikmet’ül İslam gibi örgütlerde, kuruluşlarda yer almıştır.

ANADOLU’DA MUSTAFA KEMAL GERÇEK DİN ADAMLARINCA KARŞILANIRKEN HÜR ADAM NEREDEYDİ?

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan birkaç gün sonra Havza’ya geçmiştir. Mustafa Kemal Havza’da 6 Haziran 1919’da İzmir şehitleri için bir mevlit okutulmasını ve Cuma namazından sonrada işgali kınayan bir miting düzenlenmesini istemiştir. Mustafa Kemal’in isteği doğrultusunda mevlit okutulmuş ve mitingi düzenlemiştir. Ancak bölgenin en saygın ve tanınmış din adamlarından Sıtkı Hoca’nın mitinge katılamamış olması nedeniyle Mustafa Kemal, mitingin Sıtkı Hoca’nın da katılımıyla tekrarlanmasını istemiştir. İkinci miting, yine bir Cuma günü Cuma namazı çıkışı düzenlenmiştir.[11] Mitingde Sıtkı Hoca şunları söylemiştir:

“Ey cemaat düşmana karşı koymak için elde sopa lazımdır. En gücü yetmeyen en hakir Müslüman Türk bile bugünden tezi yok birer sopa olsun edinmelidir. Buna da iktidarım yok diyebilen kimse var mı?Varsa o da evinde kazmayı, keseri, bıçağı, o da yoksa yumruğunu hazırlasın. Artık zamanı gelmiştir. Hz. Allah’ta, Peygamber Efendimiz de böyle emrediyor.”[12]

Mustafa Kemal daha sonra Amasya’ya geçmiştir. Amasya’da onu karşılayanlar arasında Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi de vardır. Hacı Tevfik Efendi, Mustafa Kemal’i: “Çanakkale’den sonra şimdi de vatanı ikinci defa kurtarmayı ahdettiniz. Her anı endişeler içindeki yurda kurtuluşu nasip kılacak himmete eriştiniz. Hoş geldiniz, Safalar getirdiniz. Himmetiniz payidar olsun” diyerek karşılamıştır.[13]

Mustafa Kemal Paşa Amasya’da, 12 Haziran 1919’da hükümet konağında bir konuşma yapmış ve ülkenin içinde bulunduğu durumu ve yapılması gerekenleri anlatmıştır. Konuşma sırasında orada bulunan vaaz Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasında “ayet ve hadisleri” çok ustaca ve yerli yerinde kullandığını görünce, “Bu paşa başka paşa…Bu paşa bildiğimiz paşalardan değil” diyerek hayranlığını ve şaşkınlığını dile getirmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın önemini çok çabuk kavrayan bu din adamına Mustafa Kemal de çok özel bir ilgi göstermiştir.[14] O gün Mustafa Kemal ve heyeti konaklamak için Saray Düzü kışlasına hareket etmiştir. Burada Mustafa Kemal, Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’den ertesi günkü Cuma hutbesinde Kurtuluş Savaşı’nın öneminden söz etmesini istemiştir. Gecenin ilerleyen saatlerinde Abdurrahman Kamil Efendi, yarınki Cuma hutbesine hazırlanması gerektiğini belirterek Mustafa Kemal’den müsaade istemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ayağa kalkarak: “Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır” deyince Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal’in gözlerinin içine bakarak: “Gözlerinizin ışığı beni götürür paşam…” demiştir. Bu söz üzerine biraz duygulanan ve düşünen Mustafa Kemal, hocaya: “Baba! Bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da… İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar. Kelle gider! Ne dersin?” diye sorunca, Hoca Kamil Efendi, yine Mustafa Kemal’in o derin mavi gözlerinin içine bakarak: “Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun” demiştir.[15]

Ertesi gün Cuma namazı için Sultan Beyazid Camii’ne gelen Mustafa Kemal, avluda Kamil Efendi’yi görünce: “Baba hazırlandın mı?” diye sormuş, Kamil Efendi de kendinden emin: “Tamamdır oğul, tamamdır…” yanıtını vermiştir.

Amasya’da 13 Haziran 1919’da, Abdurrahman Kamil Efendi, Sultan Beyazit Camii’ndeki vaazında halka şöyle seslenmiştir:

“Muhterem evlatlarım! Türk milletinin, Türk hakimiyetinin artık kıymeti mevcudiyeti kalmamıştır. Madem ki milletimizin, şerefi, haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür. Artık bu hükümetten iyilik ummak bence abestir. Şu andan itibaren padişah olsun, isim ve unvanı ne olursa olsun, hiçbir şahsın ve makamın hikmeti mevcudiyeti kalmamıştır. Yegane çare-i halas (kurtuluş yolu) halkımızın doğrudan doğruya hakimiyetini ele alması ve iradesini kullanmasıdır..”[16]

Vaazdan çok memnun kalan Mustafa Kemal, namaz çıkışı avluda Abdurrahman Kamil Efendi’ye teşekkür etmiştir.[17]

Özetle Mustafa Kemal, Anadolu’ya ayak bastıktan sonra neredeyse her adımında bağımsızlığın kıymetini bilen, “gerçek” din adamlarınca karşılanmış ve desteklenmiştir. Erzurum’da Hoca Raif Efendi ve Şiran Müftüsü Hasan Fahri Efendi, Sivas’ta, Müfttü Abdurrauf Efendi, Hacı Bektaş’ta Çelebi Cemalletin Efendi, Ankara’da Rıfat Börekçi Hoca ve daha başka birçok gerçek din adamı hep Mustafa Kemal’in yanında olmuşlardır.[18]

Bu “Kuvvacı din adamları” Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal’le birlikte “Ya istiklal ya ölüm” parolası doğrultusunda “vatan ve namus” mücadelesi verirken Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi “Sunuhat” (1920), “Hakikat Çekirdekleri” (1920), “Nokta” (1921), “Rumuz” (1922) gibi risaleler (küçük kitaplar) kaleme almakla meşguldü.[19]

GERÇEK DİN ADAMLARI CEPHEDE SAVAŞIRKEN HÜR ADAM NEREDEYDİ?

Bazı “Kuvvacı din adamları” da Kurtuluş Savaşı yıllarında elde silah düşmanla savaşmıştır. Afyonlu din adamı Müderris İsmail Şükrü Hoca, “Çelikalay” adlı milis kuvvetiyle, Kütahya-Eskişehir Savaşı’na katılmış ve 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında kendisine Çelikalay soyadı verilmiştir. İspartalı din adamı İbrahim Efendi ise Isprata Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuş, meclis üyesi iken izin alıp cepheye gitmiş, “Demiralay”ı kurarak savaşa katılmıştır. Soyadı Kanunu çıkınca da kendisine Demiralay soyadı verilmiştir.

İsmail Şükrü Hoca ve İbrahim Efendi, Çelikalay ve Demiralay adlı birliklerle düşmanla savaşırken, Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi, İstanbul’da “Darül-Hikmet’ül İslamiye” adlı kurumda görev yapmaktadır. “Said-i Nursi bunun son derece mutlu bir dönemi olduğunu belirtmektedir”.[20] 1916 yılında Doğu cephesinde yerel milislerle bölgede Ruslarla çarpışmalara katıldığı, (Bitlis savunması) iddia edilen[21] Said-i Nursi bu “milislik tecrübesinden” Türk milletinin ölüm kalım savaşı olan Kurtuluş Savaşı’nda da yararlanamaz mıydı?

LİBYALI ŞEYH AHMET SUNUSİ GÜNEYDOĞU’DA CAMİ CAMİ GEZERKEN HÜR ADAM NEREDEYDİ?

Kurtuluş Savaşı’na destek veren sadece Türk din adamları değildir, bazı yabancı Müslüman din adamları da Kurtuluş Savaşı’na destek vermiştir. Örneğin, Iraklı Uceymi Paşa, Hindistanlı Muhammed Ali ve Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi bu din adamlarından ve Müslüman önderlerden birkaçıdır.

Özellikle Libyalı Şeyh Ahmet Sunisi’nin Kurtuluş Savaşı’na verdiği destek çok önemlidir. Mustafa Kemal, İngilizlerin ve Fransızların, Kürtleri Türklere ve Milli Harekete karşı kışkırtmalarını önlemek, İngiliz ajanlarının Kürt bölgelerindeki ayrılıkçı faaliyetlerine engel olmak ve Kürtleri Milli Hareket’e kazandırmak için gerek Güneydoğu Anadolu’da gerekse Kuzey Irak’ta çok iyi tanınan Şeyh Ahmet Sünusi’yi görevlendirmiştir.[22]

Kurtuluş Savaşı başladığı sırada Bursa’da bulunan Şeyh Ahmet Sünusi’ye bir mektup yazan Mustafa Kemal, onu Ankara’ya davet etmiştir:

“Şeyh Sunusi Hazretlerinin Milli mücadeleye yardım hususunda gösterdikleri hassasiyete şükran arz eylerim. Hilafet makamının fiilen işgali faciası karşısında Şeyh Hazretlerinin duydukları infial hissinin İslam alemine tebliği pek ziyade lazım ve faydalı olacaktır. Bu konuda icab eden görüşünüzü ayrıca arz ederiz.. Şeyh Hazretlerinin Ankara’da bulunmalarını arz ederiz.”[23]

Mustafa Kemal’in bu mektubunu alan Şeyh Ahmet Sunüsi, 15 Kasım 1920’de Ankara’ya gelmiştir. Mustafa Kemal, 23 Kasım 1920’de Anakara’da TBMM’de Şeyh Ahmet Sunisi’nin onuruna bir yemek vermiştir. (Said-i Nursi 1922’de Ankara’ya gelince kendisinin özel olarak karşılandığını söyleyerek, bu karşılamadan Said-i Nursi’ye paye çıkarmak isteyenler, Şeyh Ahmet Sunusi’nin çok daha özel karşılandığını bilsinler..)

Şeyh Ahmet Sunusi burada yaptığı Arapça konuşmada. “İslamiyetin yok olmasının muhakkak görüleceği bir halin meydana çıkması üzerine Müslümanların ümitleri kesildiği bir sırada Mustafa Kemal Paşa hazretleri arkadaşlarıyla beraber din uğruna savaşmaya başladılar. Ve siz de beraber savaştınız. Cihat ettiniz. Bu hizmet bütün İslam aleminin devamına İslam aleminin kurtuluşuna ait mukaddes bir vazifedir.” demiştir.[24]

Mustafa Kemal cevabi konuşmasında Sunusilerden ve Şeyh Ahmet Sunusi’den övgüyle söz etmiştir: “Sunusi teşkilatı, diğer teşkilatlar gibi sadece bir tarikat değildir. İslamiyetin saadet yolunda yürümeye yönelik esaslı bir teşkilattır. Bu gece huzurlarıyla müşerref olduğunuz zat, İslam aleminde büyük bir esasa dayanan mukaddes bir teşkilatın başında bulunan yüce bir zattır… Dolayısıyla bundan sonra kendilerinin İslam alemine yapacakları hizmetler, şimdiye kadar olan hizmetlerini taçlandıracaktır. Ve bu sayede Türkiye devletinin bütün İslam cihanının dayanak merkezi olan Türkiye devletinin de sağlamlaştırılmasına hizmet etmiş olacaklardır. Seyyid Ahmet Şerif Sunusi Hazretlerinin gelecekteki hizmetlerine şimdiden gerek şahsım ve gerek TBMM namına teşekkür eylerim.”[25]

Mustafa Kemal, Şeyh Ahmet Sünusi’ye “aynı amaca yönelik” üç ayrı görev vermiştir.

İslam dünyasındaki antiemperyalist hareketleri Ankara’nın etkisi altına almak ve bu hareketlerden Türk Kurtuluş Savaşı’na destek sağlamak. Arap dünyasında, özellikle Irak ve Suriye’de Hilafet propagandası yaparak bölgedeki Arapları İngiltere ve Fransa’ya karşı harekete geçirmek, böylece hem Musul-Kerkük bölgesindeki hem de Güney Anadolu’daki İngiliz-Fransız etkisini kırmak. Türkiye içinde özellikle Güney Doğu Anadolu’daki Kürt bölgelerinde Milli harekete katılımı arttırmak.

Mustafa Kemal, Şeyh Ahmet Sunusi’yi “genel vaaz” olarak görevlendirmiştir. Sunusi, Mustafa Kemal’den aldığı bu görevle, özellikle Güneydoğu Anadolu’da çeşitli illerde camilerde vaazlar vererek, Kürtleri, Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır. Her gittiği yerde beyazlara sarılmış olarak verdiği vaazlar ve hutbeler çok etkili olmuş, önde gelen Kürt aşiret reisleri Milli Harekete katılmaya başlamıştır. Ahmet Sunusi, Urfa, Diyarbakır, Mardin’de cami cami, köy köy gezerek halkı Mustafa Kemal’in arkasında Milli Hareketi desteklemeye çağırmıştır. Sunusi her adımını telgrafla Mustafa Kemal’e bildirmiş, Mustafa Kemal’den aldığı talimatları birebir uygulamıştır.[26]

Mustafa Kemal, Milli Mücadele sırasında İslam dinine çok büyük bir önem vermiştir. İşgalci Hıristiyan işgal edilen Müslüman olunca “İslam”, ister istemez en önemli “savunma aracı” haline gelmiştir. Türk toplumunun ve İslam dünyasının bütün gerçeklerini çok iyi kavramış olan Mustafa Kemal, içte ve dışta Milli Harekete destek sağlamak için, İslama vurgu yapmıştır: İslam dünyasına yönelik bildiriler, İslami söylemler, TBMM’nin tekbir ve dualarla açılması, cami ve cem evi ziyaretleri hep Kurtuluş Savaşı sırasındaki “İslami Meşruiyet Politikası” ile ilgilidir. Kurtuluş Savaşı’nın başarısı açısından bu politika çok büyük bir önem taşımaktadır. Nitekim İslam dinin en temel özelliklerinden biri de “düşmana karşı direniş” göstermek, yani cihat anlayışıdır. İslama göre işgal altında bir ülkede (Dar-ül Harp) İslamı yaşamak dinen caiz değildir. İslamı yaşamak için öncelikle bağımsız olmak gereklidir. İşte İslamın bu temel ilkesinden hareket eden Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı yıllarında “gerçek” din adamlarına çok ihtiyaç duymuştur. Ve “gerçek” din adamları da hep Mustafa Kemal’in yanında yer almıştır. Şeyh Ahmet Sunusi bu bakımdan çok önemli işler görmüştür.

Bir taraftan Güneydoğu’yu gezerek Kürtleri Milli Harekete katılmaya çağırmış, diğer taraftan Irak’ta ve Suriye’deki Arap Müslümanları Türk Kurtuluş Savaşı’na destek olmaya davet etmiştir. Dahası Mustafa Kemal’in isteğiyle Sivas’ta bir İslam Kongresi düzenlemiştir.

18 Şubat 1921’de Sivas’ta Camii-i Kebir’de toplanan “İttihadı İslam Kongresi”ne Şeyh Ahmet Sunusi başkanlık etmiştir.[27]

Bu kongreye dünyadaki bir çok Müslüman lider katılmıştır. Kongre başkanı Şeyh Ahmet Sunusi, aynı gün Ulu Camii’de bir de hutbe okumuştur. Şeyh’in hutbe metni Ankara’da çıkarılan Sebilürreşad dergisinin 31 Mart 1921 tarihli sayısında yayınlanmıştır. Sunusi hutbesinde, Kurtuluş Savaşı’nı “cihat” olarak adlandırarak: “Müslüman, ecnebi tahakkümünde yaşayamaz, esaret altına giremez. Ecnebi hilelerine kapılmayınız, yaldızlı sözlerine inanmayınız.” demiştir.[28]

Sunusi’nin, Mustafa Kemal’in isteği doğrultusundaki bu çalışmaları, İngiliz istihbaratının dikkatini çekmiştir. İngiliz istihbaratı, Sunusi’nin adım adım Anadolu’yu gezdiğini Londra’ya rapor etmiştir. İngilizler, Sunusi’nin etkisinin Irak, Suriye ve hatta Hicaz’a kadar yayılmasından endişelenmişlerdir.[29]

İşte Libyalı Şeyh Ahmet Sünüsi’nin Kurtuluş Savaşı’na katkıları… Sunusi, Mustafa Kemal’in “İslam politikasını” hem içte hem de dışta başarıyla uygulamasında çok önemli bir role sahiptir. Bu toprakların havasını soluyan Dürrizade Abdullah, Mustafa Sabri gibi hain ve satılmış din adamlarına karşı Libyalı Ahmet Sunusi, Allah adına, İslam adına, Müslüman Türk ulusunun Mustafa Kemal önderliğindeki haklı davasında canını dişine takarak ve hiçbir karşılık beklemeden Türk Kurtuluş Savaşı’nın başarısı için çalışmıştır.

O günlerde, Şeyh Ahmet Sunusi, Selahhaddin Eyyübi ve Mustafa Kemal’i, Kuran’ı Kerim kuşanmış bir şekilde gösteren bir resim Anadolu’da elden ele dolaşmıştır.[30]

Şeyh Ahmet Sunusi’nin Anadolu’da il il cami cami dolaşarak halkı Kurtuluş Savaşı’na katılmaya çağırdığı o günlerde Said-i Nursi nerededir? O günlerde Said-i Nursi İstanbul’da ruhsal değişimler, dönüşümler geçirmektedir. Kendi ifadesiyle, “yakın arkadaşlarından birinin hiç beklenmedik bir ihaneti sonucunda” artık gençlik dönemini geride bıraktığı gerçeğini kavramış ve ruhsal yönden değişmeye başlamıştır! Said-i Nursi, yaşadığı bu ruhsal değişimleri, 1921 yılında Arapça yayımlanan Lemalar adlı bir dizi broşürde anlatmıştır. (Lema’lar, 104)[31]

HÜR ADAM RAHATINI BOZMAK İSTEMEDİ

Said-i Nursi’nin İstanbul Çamlıca’daki evinde kendi kendisiyle hesaplaştığı o işgal günlerinde Mustafa Kemal, Doğu Anadolu’da, Kuzey Irak’ta ve Suriye’de İslamı anlatacak, insanları Kurtuluş Savaşı’na katılmaya çağıracak din adamlarına ihtiyaç duymaktaydı ve bu nedenle Said-i Nursi’yi (Kürt bölgelerinde tanınmış olduğu için) Güney Doğu Anadolu’ya “vaaz” olarak göndermek istemişti. (Nitekim Said-i Nursi de, Emirdağ Lahikası’nın bir pasajında Mustafa Kemal’in kendisinden, Sunusi liderlerin Libya’da yaptıklarına benzer bir görevi yerine getirmesini, yani dini bir ittifak odağı oluşturulmasıyla halkın bu odak etrafında birleştirilmesini istediğini belirtmektedir)[32]. Ama Said-i Nursi, bir türlü İstanbul’daki “rahatını” ve “ruh hesaplaşmalarını” bırakıp Anadolu’ya geçmeye yanaşmamıştı; ta ki savaş bitip, galip belli oluncaya kadar! Bu durumda Mustafa Kemal de Libyalı Şeyh Ahmet Sunusi’den yardım almak zorunda kalmıştı. Evet, Sunusi Türk değildi; ama “bağımsızlığın önemini” bilen cesur bir Müslümandı. İşte, Kurtuluş Savaşı’na katılan birçok din adamı gibi o da gerçek bir Hür Adam’dı.

İŞTE HÜR ADAM’IN KURTULUŞ SAVAŞI’NA KATKISI

Said-i Nursi Kurtuluş Savaşı sırasındaki Kürt İsyanlarını bastırmak için de dişe dokunur bir adım atmamıştır. Tam terinse Kürdistan Teali Cemiyeti’nde yer almıştır.

Said-i Nursi, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını gıyaben yargılayıp idama mahkum eden Kürt Nemrut Mustafa Mahkemesi’ne de ses çıkarmamıştır.

Said-i Nursi, işgal altında bir şehirde, İstanbul’da dini işlerle uğraşmanın, ibadet etmenin dinen caiz olmadığını bilmiyor muydu yoksa?

Said-i Nursi’nin Kurtuluş Savaşı’na tek katkısı, o da katkı sayılırsa- işgalci İngiliz politikasına karşı bir risale yazması ve Hain Damat Ferit’in isteğiyle ve İngilizlerin desteğiyle İstanbul Müftüsü Dürrizde’nin hazırladığı, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını “dinsiz” ve “zındık” ilan eden hıyanet fetvasına karşı, “bu fetvanın ilmen geçersiz olduğunu” beyan eden “Hutuvat-ı Sitte” adlı bir bildiri hazırlamasıdır.[33] İyi de Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti, İstanbul Hükümeti’nin bu “hıyanet fetvasına” karşı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin başkanlığında 5 müftü, 9 müderris ve 6 ilmiye mensubundan oluşan toplam 20 kişilik bir grupla karşı fetva hazırlamıştır. Hazırlanan bu fetvada Anadolu’daki Milli Hareket’in dinen meşru olduğu, padişah ve halifenin düşman elinde esir bulunduğu, esir halifeye zor ve baskıyla fetva yayınlattırıldığı belirtilerek fetvanın geçersiz olduğu vurgulanmıştır. 83 müftünün imzaladığı ve 64 müftünün onayladığı bu karşı fetva ile “düşmana karşı mücadele etmenin din gereği olduğu” duyurulmuştur.[34] Yani, Said-i Nursi’den önce onlarca din adamının onayladığı bir “karşı fetva” yayınlanmıştır zaten.

HÜR ADAM’IN ÇAMLICA SEFASI VE ANKARA YOLCULUĞU

Tekrar soruyorum: “Türk’ün ateşle imtihan edildiği 1918-1922 arasında Said-i Nursi nerededir?”

Bu soruya en güzel yanıtı “Gerçek Bediüzzaman Said-i Nursi ve Doktrinleri” adlı bir kitap yazan Seyfi Güzeldere vermiştir.

İşte o yanıt:

“Molla (Said-i Nursi) İstanbul’a geldiği vakit Mütareke olmuştu. Müslüman-Türk toptan tutsak gitmemek için yer yer birleşip tedbir arıyordu. O hemen, kardeşinin oğlu Abdurrahman’ın Çamlıca’daki köşküne yerleşti. Kitap dediği uyduruk serisini bütünlemeğe başladı. Molla, bu işlerle uğraşırken, Anadolu bağımsızlık savaşının kan ve ateşi içinde idi. Bir dergi, Molla’nın bağımsızlık savaşına katıldığını yazıyor. Doğru değil. O savaşın gazilerinden binlercesi bugün yaşamdadır. Yalnız benim tanıdığım 200 var. Biri diyebilir mi ki bu insan, değil silahla fikir yoluyla olsun bu savaşa katılmıştır.

Önce kendi diyor ki, ‘Tutsaklıktan döndüm, İstanbul’da üç ay kaldım. 1918’in ortasından 1921’in ortasına gelelim. Sonbaharda ayrıldığını söylüyor. Demek 1922 olmaktadır. O zaman Molla’nın İstanbul’da beklemesinin açık gerekçesi oydu ki; Halife kazanırsa, zaten Halifeli, Türk ulusu kazanırsa Türk ola! Halifenin artık çöktüğünü görünce Ankara’dan geçip Van’a gitmiştir. (1922). (Zöhretunnur, sayfa 57)”[35]

Peki Said-i Nursi, 1922 sonlarında neden Ankara’ya gitti? Bu sorunun yanıtını da uzun yıllar Said-i Nursi üzerinde çalışan ve “Bediüzzaman Said-i Nursi Olayı” adlı bir kitap yazan Prof. Dr. Şerif Mardin’den alalım:

“(İstanbul’da) kendini herkes tarafından terkedilmiş hissetti; yeğeni ve katibi Abdurrahman yanından ayrılmıştı. Gerçi sonunda ondan bir haber alabilmişti; ama Abdurrahman bundan kısa bir süre sonra öldü. Bu kayıp Said-i Nursi’yi derinden sarstı. Belirttiğine göre özel dünyasının yarısı annesinin ölümüyle kaybolup gitmişti. Abdurrahman’ın ölümü ise özel evreninin diğer yarısının da yok olması anlamına geliyordu. Buna rağmen Abdurrahman’ın ölümüyle ortaya çıkan kayıp kısa bir süre sonra, kendisini Said-i Nursi’nin hizmetine ve yazılarının propagandasına adayan bir başka genç tarafından telafi edilecekti. (Lem’alar, 232)”[36]

Anlaşıldığı kadarıyla Said-i Nursi, işgal İstanbul’unda ülkenin dertleriyle değil, kendi dertleriyle dertlenmektedir. Bazı kayıplar nedeniyle ruhsal bunalımlar yaşamaktadır. Özetle kafası ve ruhu karmakarışıktır. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı kazanılmış, Ankara’da Mustafa Kemal’in önderliğinde yeni bir devlet kurulmuştur. Yani, İstanbul ve Sultan-Halife kaybetmiş, Ankara ve TBMM kazanmıştır. Bu durumda Said-i Nursi, kazananın yanında yer almak, dini plan ve programlarını kazanan sayesinde hayata geçirmek için, 1922’de Ankara’ya gitmiştir. Ancak Ankara’da umduğunu bulamamıştır. Mustafa Kemal’in kuracağı yeni devletin, “aklı ve bilimi” esas alan “çağdaş bir devlet” olacağını anlamıştır. Ancak Ankara’da bulunduğu kısa sürede yine de şansını denemiş, Mecliste “dinsiz bir atmosfer” gördüğünü belirterek(!) “Namaza Çağrı” bildirileri dağıtmıştır. Aslında Mustafa Kemal’in hem yapacağı “dinsel eksenli devrimler” (halifeliğin kaldırılması gibi) için hem de “dinde öze dönüş hareketi” (din dilinin Türkçeleştirilmesi çalışmaları) için gerçek din adamlarına ihtiyacı vardır. Bu anlamda Said-i Nursi’den de yararlanmak istemiş olması olasıdır. Ancak Said-i Nursi’nin Ankara’daki “bazı davranışları” üzerine Mustafa Kemal, kuracağı yeni devletin “çağdaş din adamı” kadrosunda Said-i Nursi’ye yer olmadığına karar vermiştir. Mustafa Kemal’in yanında, cumhuriyet döneminde Rıfat Börekçi, Şemsettin Günaltay, İsmail Hakkı İzmirli, Mehmet Akif, Elmalılı Hamdi Yazır, Hafız Yaşar Okur gibi daha birçok gerçek din adamı vardır. Bilindiği gibi Mustafa Kemal, Elmalılı Hamdi Yazır’a “Kuran’ın Türkçe Tefsir ve Tercümesi”ni yaptırmış, Kamil Miras Hoca’ya da Buhari’nin Hadis Kaynağını tercüme ettirmiştir. Atatürk’ün isteğiyle tefsir ve tercüme edilen bu eserler, binlerce takım bastırılarak Türkiye’nin “dört bir yanına” ücretsiz dağıtılmıştır.

HÜR ADAM’IN SANSÜRCÜLÜĞÜ

Geçtiğimiz günlerde, Said-i Nursi’nin, 23 Kasım 1922'de Mustafa Kemal’e yazdığı bir mektup ortaya çıktı. Bu mektupta Mustafa Kemal’e: "İslam âlemi kahramanı Paşa Hazretleri" diye hitap eden Said-i Nursi, Atatürk öldükten sonra kaleme aldığı anılarında da bu mektuptan söz etmiştir; ama mektubun girişindeki Mustafa Kemal’e yönelik “saygı ve övgü dolu” ifadelerini sansürlemiştir. 1922’de Mustafa Kemal’e “İslam aleminin kahramanı Paşa hazretleri” diye methiyeler dizen Said-i Nursi, Atatürk’ün ölümünden sonra kaleme aldığı anılarında ve yazılarında Atatürk’e “deccal ve süfyan” demekten çekinmemiştir: Said-i Nursi Redoks’ta, Ankara’ya ikinci kez çağrıldığında neden gitmediğini açıklarken “…Ben Beşinci Şua aslının verdiği haberin bir kısmını orada bir adamda (Atatürk) gördüm. Mecburiyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım” diyerek 5. Şua’daki “Süfyan”ın Atatürk olduğunu ima etmiş ve “SÜFYAN ve bir İslam DECCALİNİN Mustafa Kemal olduğu Beşinci Şua’da anlaşılıyor”[37] diyerek de açıkça Atatürk’e süfyan ve deccal demiştir.

Görüldüğü gibi Said-i Nursi’nin Kurtuluş Savaşı’na “büyük bir katkısı” hatta “bir katkısı” yoktur. Hürriyet mücadelesi sırasında işgal altındaki bir şehirde, İstanbul-Çamlıca’da bir evde bazı kitaplar yazan, bazı cemiyetlere üye olan ve bazı ruhsal değişimler, dönüşümler yaşayan Said-i Nursi’ye “Hür Adam” demek, Kurtuluş Savaşı’nın gerçek “Hür Adam”larına saygısızlıktan başka bir şey değildir.

Kurtuluş Savaşı’na sadece din adamları katkı sağlamış değildir, ayrıca Kurtuluş Savaşı’na karşı, İngiliz yanlısı “hain din adamları” da vardır. Kurtuluş Savaşı’na destek olan sol gruplar, farklı etnik unsurlar da vardır. Bütün bunları bu yazı kapsamında anlatmak mümkün değildir tabi…






KAYNAKLAR:

[1] http://www.odatv.com/n.php?n=iste-hur-adamin-gercek-oykusu-3112101200
[2] Şerif Mardin, Bediüzzaman Said-i Nursi Olayı, “Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim”, İletişim Yay, 4.bs, İstanbul, 1994, s.145.
[3] Mardin, age, s.148.
[4] Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, İnkılap Yay, İstanbul, 2010, s.191.
[5] Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, İstanbul, 2007, s.60.
[6] Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine üye olan o 16 din adamı şunlardır: Ankara’da Müftü Rıfat Börekçi, Afyon’da Müftü Sait Efendi, Amasya’da Müftü Hacı Tevfik Efendi, Bilecik’te Müftü Mehmet Şükrü Efendi, Bolu’da Müderris Kürtzade Mehmet Sıtkı Efendi, Çankırı’da Müftü Bekirzade Ata Efendi, Denizli’de Ahmet Hulusi Efendi, Erzurum’da Hoca Raif Efendi, Hakkari’de Müftü Ziyaeddin Efendi, Isparta’da Şeyh Ali Efendi, Kırşehir’de Müftü Halil Hilmi Efendi, Konya’da Ali Kemal’i Efendi, Sivas’ta Müftü Abdurrauf Efendi,Van’da Müftü Şeyh Masun Efendi, Yozgat’ta Müftü Mehmet Hulusi Efendi, Zonguldak’ta Müftü İbrahim Efendi. Sinan Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, İnkılap Yay, 3.bs, İstanbul, 2010, s.326, dipnot: 590.
[7] Mustafa Yıldırım, Meczup Yaratmak, Ankara, 2006, s.73,74; Mardin, age, s. 147.
[8] Yıldırım, age, s.32,33.
[9] Mustafa Çalışkan, Kurtuluş Savaşı Sırasında Din Faktörü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1991, s.122; Meydan, age, s. 335.
[10] Çalışkan, age, s.123; Meydan, age, s.335.
[11] Yakın Tarihimiz, C.I, S.12,17, Mayıs, 1967, s.359; Meydan, age, s. 327.
[12] Recep Çelik, “Milli Mücadele Döneminde Atatürk ve Din Adamları”, Atatürk’ün İslama Bakışı, Belgeler, ve Görüşler, Ankara, 2005, s.78.
[13] Hüseyin Menç, Her Yönüyle Amasya, Amasya, 1997, s.202.
[14] Hüseyin Menç, Milli Mücadele Yıllarında Amasya, Ankara, 1972, s.36,37; Meydan, age, s. 329.
[15] Çelik, age, s.83; Meydan, age, s. 330.
[16] Menç, age, s.202; Meydan, age, s.330.
[17] Ahmet Emin Yetkin, “Abdurrahman Kamil Efendi’nin Oğlu İle Yapılan Roportaj”, Uğraşı dergisi, Yıl 1, S.7, 15 Haziran 1969: Menç, Milli Mücadele Yıllarında Amasya, s. 38; Çelik, age, s.26 (dipnot 25) Meydan, age, s. 330.
[18] Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, s.331 vd.
[19] Mardin, age, s.145,146.
[20] Mardin, age, s.148.
[21] Mardin, age, s. 144, 145.
[22] Meydan, age, s.452.
[23] Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.7, s.171.
[24] Celal Bayar, Ben de Yazdım, , C.2, İstanbul, 1997, s. 490,491.
[25] Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.10, s. 117-119.
[26] Meydan, age, s.455,456.
[27] Mustafa Oral, “Şeyh Sunusi’nin Kemalist Misyonu”, Toplumsal Tarih, Ağustos, 2005, S.140, s.70.
[28] A. Necip Günaydın, “Milli Mücadele’de Şeyh Sunusi’nin Sivas’taki İttihad-ı İslam Kongresi ve Ulucamii’deki Hutbesi”, Tarih ve Düşünce, Aralık, 2003, Ocak, 2004, s.45; Meydan, age, s.397.
[29] Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, C.3, s. 279.
[30] Meydan, age, s.457.
[31] Mardin, age, s.149.
[32] Emirdağ Lahikası, 1959, 10; Mardin, age, s.153.
[33] Mardin, age, s.153.
[34] ATASE, KI, 525, D, 129, F.2; Alemdar, 5 Mayıs 1336, Hakimiyet-i Milliye, 5 Mayıs 1336, İrade-i Milliye, 22 Nisan 1920, Meydan, age, s.361.
[35] Seyfi Güzeldere, Gerçek Bediüzzaman Said-i Nursi ve Doktirnleri, İstanbul, 1966, s.132,133.
[36] Mardin, age, s.153.
[37] Şualar, Redoks, s.417.
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Diyarbakır'da Kürdistan İslam Konferansı!
« Yanıtla #5 : Eylül 08, 2012, 11:04:43 ÖS »
Diyarbakır'da Kürdistan İslam Konferansı!

DHA
DİYARBAKIR’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından ilki düzenlenen Kürdistan İslam Kongresi başladı. Mardin Bağımsız Milletvekili ve DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, Kürt halkının esir durumda yaşadığını öne sürerken, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Kürt halkının özgürleşmesi gerekir. Bir gün mutlak Kürt ve Kürdistan özgür olacaktır" dedi.

Diyarbakır’da DTK tarafından düzenlenen 1’inci Kürdistan İslam Konferansı merkez Kayapınar İlçe Belediyesi Kültür Merkezi’nde başladı. Konferansa Mardin Bağımsız Milletvekili ve DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile din alimi oldukları söylenen yaklaşık 150 kişi katıldı. Kuran-ı Kerim okunması ile başlanan konreferansın açılış konuşmasını Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yaptı. Baydemir, Kürtçe yaptığı konuşmada, konferansın tarihi önem taşıdığını, burada farklı fikirlerin dile getirilebileceğini söyledi. Baydemir, şunları söyledi:

"Biz nasıl diğer toplumlar gibi onurlu bir yaşam yürütebiliriz? Bu anlamda bu konferans tarihi bir önem taşımaktadır. Bizler artık Kürdistan’da bize zulüm edenlere göz yummamalıyız. Türk, Arap ve diğer halkların özgürleşmesi için Kürt halkının özgürleşmesi gerekir. Bir gün mutlak Kürt ve Kürdistan özgür olacaktır."

Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, Kürt halkının esir durumda yaşadığını iddia ederken, Kürt alimlerini ’Zulme dur’ demeye çağırdı. Emeviler’den günümüze kadar devletlerin İslamiyet’i kendi politikaları için kullandıklarını öne süren Türk, "Kürt alimlerinin omuzlarına çok şey düşüyor. Biz alimler ve Kürt düşünürleri olarak bu ’Zulme dur’ demeliyiz. Bu boynumuzun borcudur. Allah, mazlumların yanındadır. Biz çalışırsak bunu başarabiliriz ve tüm Kürtler olarak özgürlüğümüze kavuşabiliriz" dedi.

Konuşmaların ardından divan kurularak kongreye başlanırken, kongrenin devamı basına kapalı olarak devam etti. Yarın da sürecek kongrede ’İslam’da siyaset devlet ve iktidar ilişkisi nedir? Nasıldır? Nasıl olmuştur? Nasıl olmalıdır?’, ’İslam’da ümmetçilik kavramı nedir? İslam’a göre kavmiyetçilik nedir?’, ’İslam’da haklar özgürlükler, nelerdir? Dini, mezhebi, etnik sınıfsal ve bu özgürlüklerin toplumsal barıştaki yeri nedir? Nasıl birlikte yaşanılabilir? Nasıl bir toplumsal düzen oluşturulabilir?’ ve ’İslami açıdan; Kürt meselesine nasıl yaklaşmalıyız? İslam hukuku ve çözümü açısından ne gibi öneriler ortaya koyabiliriz?’ başlıklı konular tartışılacak
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
CEMİL ÇİÇEK: SAİD NURSî ÖNEMLİ BİR MÜTEFEKKİR
« Yanıtla #6 : Nisan 02, 2013, 12:55:44 ÖÖ »
CEMİL ÇİÇEK: SAİD NURSî ÖNEMLİ BİR MÜTEFEKKİR 
 Risale-i Nur Enstitüsü tarafından Pazar günü İstanbul, Sütlüce’deki Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen “İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı” kongresine çok sayıda telgraf gönderildi.
 
 
8. Risale-i Nur Kongresine çok sayıda telgraf geldi

Risale-i Nur Enstitüsü tarafından Pazar günü İstanbul, Sütlüce’deki Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen “İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı” kongresine çok sayıda telgraf gönderildi. Milletvekilleri ve belediye başkanlarının yanı sıra,

TBMM Başkanı Cemil Çiçek de kongreye bir telgraf göndererek teşekkür etti. Çiçek’in “İnsanlık ve Dünya Barışı İçin Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı” kongresine gönderdiği telgraf şöyle:  “Ülkemizin yetiştirdiği önemli mütefekkirlerden Said Nursî’nin vefatının 53. yılı nedeniyle düzenlediğiniz toplantıya yaptığınız davet için teşekkür ediyorum. Ülkemizde yoğun olarak tartışılan millet, milliyet, kimlik konularını Said Nursî’nin öğretileri doğrultusunda ele alacağınız toplantının başarılı geçmesini diliyorum. Katılımcılara selâm ve sevgilerimi iletiyorum.”

http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=52695
''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

Çevrimdışı özkan özgür

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 5.766
  • Puan: +119/-1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: "Ya Allah bismillah serokeme (liderimiz) Abdullah"
« Yanıtla #7 : Nisan 05, 2013, 10:55:22 ÖS »
Ertuğrul Günay: 'Said Nursi ülkemize rehber olmuştur'

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay "Risale-i Nur Enstitüsü" tarafından düzenlenen "Risale-i Nur Konferansı"na telgraf gönderdi.

Ertuğrul Günay "Risale-i Nur Enstitüsü" tarafından düzenlenen "Risale-i Nur Konferansı"na telgraf gönderdi. Günay, telgrafında Said Nursi'nin "fikir ve eserleriyle" ülkeye rehber olduğunu savundu.

Ertuğrul Günay'ın "Risale-i Nur Konferansı"na gönderdiği mesajda şu ifadeler yer aldı:

“Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatının 53. yılı münasebetiyle tertiplediğiniz ‘İnsanlık ve Dünya Barışı için Said Nursi’nin Milliyet Anlayışı’ konulu toplantıya yönelik nazik davetiniz için teşekkür ederim.

Allah’a olan sevgisi ve inancıyla milletine sabır ve tahammülle hizmet eden Bediüzzaman, fikir ve eserleriyle inançlı nesillerin yetişmesi yolunda ülkemize rehber olmuştur.

Çok erken yaşlardan itibaren eğitime büyük önem veren ve hayatını ilim uğrunda hizmete adayan Said Nursi’yi rahmetle anıyor, bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve tüm katılımcılara içten selam ve saygılarımı sunuyorum.”

''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez!''

 

Son İletiler/Konular

DİZ ÜSTÜ YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK YEĞDİR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 05:13:31 ÖÖ]


Operasyon sayesinde Alman basınında da rezil olduk... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 16, 2014, 10:21:55 ÖÖ]


"Işık Motor" Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 15, 2014, 11:58:59 ÖÖ]


OPERASYON ve DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 15, 2014, 01:42:23 ÖÖ]


Ynt: HASSA ORDUSUNUN HASSASİYETİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 14, 2014, 05:53:54 ÖS]


Ynt: Paçozlaşmak üzerine Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 14, 2014, 04:48:39 ÖS]


Ynt: HASSA ORDUSUNUN HASSASİYETİ Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 14, 2014, 04:40:11 ÖS]


Susmadık susmayacağız biz gazeteciyiz.. (Shut up, we won't shut up we are jo.... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 14, 2014, 10:24:21 ÖÖ]


DER VALLAHİ ‘DARBE’ DER ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 14, 2014, 03:09:02 ÖÖ]


Ynt: HASSA ORDUSUNUN HASSASİYETİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 13, 2014, 09:56:58 ÖS]


Oyun Oynanıyor Manevi basınından Erdoğan'a faili meçhul yanıtı Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 13, 2014, 06:03:34 ÖS]


Paçozlaşmak üzerine Gönderen: Kemal Denizer
[Aralık 13, 2014, 03:58:02 ÖÖ]


HASSA ORDUSUNUN HASSASİYETİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 12, 2014, 11:05:15 ÖS]


ULUSAL ‘HAYSİYET’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 12, 2014, 01:11:26 ÖÖ]


Senarist yardımcısı Berlin Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 11, 2014, 04:56:33 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 11. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 11, 2014, 02:03:56 ÖS]


HAYSİYET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 11, 2014, 12:44:37 ÖÖ]


IŞID'e karşı yeni göstermelik ittifak Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 10, 2014, 08:58:14 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 10. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 10, 2014, 12:26:54 ÖS]


İNKAR YASASI’NIN GEREKÇELERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 10, 2014, 12:46:13 ÖÖ]


Dini Öğrenmenin Yaşı. Gönderen: halukgta
[Aralık 09, 2014, 04:30:32 ÖS]


AİHM tazminatı Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 09, 2014, 10:30:38 ÖÖ]


TEPELİ KÖYÜN MIZIKACILARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 09, 2014, 02:58:12 ÖÖ]


Kıbrıs'tan çağrı: ‘TC eğitim sisteminden vazgeçilmeli’ Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 08, 2014, 08:21:22 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 9. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 08, 2014, 12:51:38 ÖS]


DÜZEN PARTİLERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 07, 2014, 03:56:51 ÖS]


17-25 Aralık, "Hırsızlar haftası" ilan edilsin. Haydi TBMM... Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 07, 2014, 03:37:48 ÖS]


Yaptıklarından pişman Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 07, 2014, 02:48:50 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 8. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 07, 2014, 01:28:15 ÖS]


Biliyor musunuz, İnandığınız güç ne... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 07, 2014, 12:28:39 ÖÖ]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 7. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 06, 2014, 12:13:25 ÖS]


Bir Can Paker Kitabı-Geriye Bakmak Yok... Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 05, 2014, 10:28:35 ÖS]


Atatürk O.Ç idi, adamlar iddia ediyor, şimdi Tayyip O. Ç oldu. Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 05, 2014, 10:02:31 ÖS]


Bizimkiler sapıktı biz biliyorduk ama dünya bunu bilmiyordu, şimdi öğrendiler... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 05, 2014, 06:59:31 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 6. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 05, 2014, 01:41:35 ÖS]


AÇILIMIN İÇİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 05, 2014, 04:29:28 ÖÖ]


Dicle Nehri Hakkında Cenevre Konsensusu: Bir Dönüm Noktası mı? Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 04, 2014, 08:52:09 ÖS]


Atatürk'ün vasiyeti Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 04, 2014, 08:43:06 ÖS]


SOMA’DA İŞTEN ATILAN 2250 İŞÇİ, HAKLARINIZI BİLİYOR MUSUNUZ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Aralık 04, 2014, 08:33:49 ÖS]


Türkiye’de Terör Senaryosu Uyarısıymış Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 04, 2014, 11:57:32 ÖÖ]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 5. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 04, 2014, 09:09:01 ÖÖ]


YATAĞAN İŞÇİSİ, SİZİN İÇİN DE SAVAŞIYOR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Aralık 03, 2014, 06:30:17 ÖS]


Kendi politik yapıları altında oluşan olgu nedeni ile Almanya Mültecilere Karşı Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 03, 2014, 01:49:13 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 4. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 03, 2014, 09:42:22 ÖÖ]


BURHAN (N’)ETTİN KUZU (YU) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 03, 2014, 03:24:39 ÖÖ]


Ynt: ANAPAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 03, 2014, 03:19:45 ÖÖ]


Ynt: ANAPAR Gönderen: Kemal Denizer
[Aralık 03, 2014, 12:59:20 ÖÖ]


Ynt: ANAPAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 03, 2014, 12:11:20 ÖÖ]


Ynt: ANAPAR Gönderen: Kemal Denizer
[Aralık 02, 2014, 11:48:58 ÖS]


ANAPAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 02, 2014, 11:33:46 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 3. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 02, 2014, 09:40:19 ÖÖ]


Ortodoks kilisesinin elinde Muhammed’in resmi var mı? Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 02, 2014, 12:30:21 ÖÖ]


1864 VİLAYET NİZAMNAMESİ’NİN 150.YILDÖNÜMÜ SEMPOZYUMU Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 01, 2014, 05:11:00 ÖS]


Ynt: BÜTÜN PROFESÖRLER TUTUKLANMALIDIR Gönderen: ahmetdursun
[Aralık 01, 2014, 05:01:02 ÖS]


Pez... olan Sancak bakın ne demiş : "Çıkarın lan Can Dündar pez...ni o listeden" Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 01, 2014, 04:08:49 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 2. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Aralık 01, 2014, 08:14:09 ÖÖ]


ÖZGÜRLÜK- EŞİTLİK- ADALET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 01, 2014, 02:15:45 ÖÖ]


Senarist ve senaryo yönetmeni ABD Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 30, 2014, 09:50:01 ÖS]


Kamu yararı kalkalı, sömürü en üst safhaya erişti. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 30, 2014, 05:00:53 ÖS]


Allah Huzurunda Kadın ve Erkek Eşittir. Gönderen: halukgta
[Kasım 30, 2014, 04:07:41 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 022 ( Konu 1. kısım ) Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 30, 2014, 08:57:48 ÖÖ]


Ynt: BÜTÜN PROFESÖRLER TUTUKLANMALIDIR Gönderen: Kemal Denizer
[Kasım 30, 2014, 02:24:06 ÖÖ]


Ynt: BÜTÜN PROFESÖRLER TUTUKLANMALIDIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 30, 2014, 12:00:42 ÖÖ]


BÜTÜN PROFESÖRLER TUTUKLANMALIDIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 28, 2014, 11:12:18 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 021 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 28, 2014, 04:42:30 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: mehmeturan
[Kasım 28, 2014, 04:35:26 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 020 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 27, 2014, 08:54:40 ÖS]


Bakalım ne olacak; İspanya'da yolsuzluk depremi Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 27, 2014, 05:11:59 ÖS]


40 yılda 40 kilometre yol yapamadılar. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 27, 2014, 03:58:48 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 019 Zaman Tüneli - 15 - Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 27, 2014, 01:37:55 ÖS]


Kıbrıslı Türklerin AB hüsranı Bölüm -4- Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 27, 2014, 10:14:08 ÖÖ]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 018 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 26, 2014, 05:01:01 ÖS]


Kıbrıs’ın unutulanları: Kıbrıslı Türkler Bölüm -3- Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 26, 2014, 12:25:40 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 017 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 10:05:29 ÖS]


Kıbrıs’ta müzakerelere siyaset kilidi Bölüm -2- Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 06:30:22 ÖS]


Hidrokarbon adası Kıbrıs Bölüm -1- Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 05:16:16 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Suzy
[Kasım 25, 2014, 03:48:23 ÖS]


Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 02:48:00 ÖS]


Af edilmeyen Af Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 01:11:04 ÖS]


Ynt: LAİKLİK İLKESİ /ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (10) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 25, 2014, 01:07:51 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 016 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 25, 2014, 09:58:23 ÖÖ]


LAİKLİK İLKESİ /ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (10) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 25, 2014, 02:46:44 ÖÖ]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 015 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 24, 2014, 01:24:52 ÖS]


Küba dağlarına cami dikeli, Mars’ta camilerin varlığı ortaya çıktı. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 24, 2014, 12:51:34 ÖS]


Evrensel’in Yolsuzluk Haberciliğine de Dava Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 24, 2014, 12:40:09 ÖS]


Joe Biden'in Ekümenik talebiyle ne ilgisi olabilir? Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 24, 2014, 01:22:43 ÖÖ]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 014 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 23, 2014, 09:24:05 ÖS]


Rusya Hedef Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 23, 2014, 05:40:34 ÖS]


Din savaşlarının yan görüntüsü olarak Edirne’de Sinagog Tartışması... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 23, 2014, 03:01:54 ÖS]


Arşivleyin... Dersim nedir, ne değildir? Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 23, 2014, 02:21:47 ÖS]


Yazarın Günlüklerinden Bölüm 013 Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 23, 2014, 11:46:15 ÖÖ]


SIĞIRDAKİ SIPA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 22, 2014, 04:28:21 ÖS]


Senaryo Finansörü ABD Dışişleri'nden Irak'ın Bütünlüğüne Vurgu... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 22, 2014, 11:07:28 ÖÖ]


Sette doğal oluşum.... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 22, 2014, 09:01:22 ÖÖ]


Rusya: Petro-savaş' ta bizde varız... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 21, 2014, 11:10:11 ÖS]


Zor ve Uzun Bir satranç oyunu... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 21, 2014, 06:32:06 ÖS]


‘İSKÂN’ ve ‘SÜRGÜN’ /ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (9) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 21, 2014, 02:42:50 ÖÖ]


Stres ve İman İlişkisi...... Gönderen: halukgta
[Kasım 20, 2014, 08:50:50 ÖS]


Çok köşelisin be Coni! Gönderen: Meltem yeli
[Kasım 20, 2014, 12:52:24 ÖÖ]


SİSTEM VE UYUŞTURUCU… Gönderen: Mehmet Akkaya
[Kasım 19, 2014, 01:38:30 ÖS]


Türkiye'nin son durumu 'Üçüncü göz' Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 19, 2014, 08:56:28 ÖÖ]


AKP-Almanya’da ‘muta nikahı’ kavgası! Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 19, 2014, 01:28:59 ÖÖ]


Ne güzel kendileri finanse edip kendileri korkuyor... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 18, 2014, 02:37:04 ÖS]


‘BEN SİZE KAN VE GÖZYAŞI ÖNERİYORUM’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 18, 2014, 01:10:30 ÖS]


Dün ABD Kuvvetleri Irak yasal terörist Birliklerini Eğitmeye Başladı Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 17, 2014, 11:42:13 ÖÖ]


Saldırı Kötü İlişkilerin sebebi mi? Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 16, 2014, 04:34:10 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: arsivci1
[Kasım 16, 2014, 12:10:16 ÖÖ]


DUALARDA NE İSTENİYOR ALLAH'TAN ? Gönderen: Talat Alp
[Kasım 15, 2014, 10:15:41 ÖS]


‘Beyci Nasıl Geri Alındı’? Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 15, 2014, 04:56:26 ÖS]


GÖRÜLEN İHTİYAÇ ÜZERİNE , BİLİNÇLİ SEÇMEN ARANMAKTADIR ( ! ) Gönderen: Talat Alp
[Kasım 15, 2014, 12:24:48 ÖS]


ÇARESİZ ve ETKİSİZ SEÇMEN KİMLİĞİ Gönderen: Talat Alp
[Kasım 15, 2014, 12:02:24 ÖS]


Türkiye'de Suriyeli Sığınmacılara Tepki Artıyor mu? Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 15, 2014, 09:58:07 ÖÖ]


Tarhan, 'Anadolu'yu Amerika'nın Sesi'ne Anlattı Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 14, 2014, 03:15:19 ÖS]


Ynt: Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: demerer
[Kasım 14, 2014, 04:30:13 ÖÖ]


TÜRKİYE’DE CIA'NIN BESLEDİĞİ ÖRGÜTLER - 2013 Gönderen: Mehmet Akkaya
[Kasım 13, 2014, 11:17:50 ÖS]


Tünel'den gelen ses , Hasret Gönderen: Talat Alp
[Kasım 13, 2014, 08:09:11 ÖS]


Suriyeli mülteci krizi senarist tarafından büyüdükçe büyüyor... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 13, 2014, 06:52:15 ÖS]


Senaryolar güncelleniyor Ortadoğu'da ağır suçlamalar Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 13, 2014, 05:34:19 ÖS]


Gizlilik için yapılan gizli sansür; WSJ, Almanya ve Türkiye’yi kapatıyor Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 13, 2014, 05:04:26 ÖS]


ABD’de dini bayram ibarelerine kısıtlama… Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 13, 2014, 02:16:25 ÖÖ]


KAZIK KADAR ADAM! Gönderen: Meltem yeli
[Kasım 13, 2014, 12:43:47 ÖÖ]


ATATÜRK’Ü ANLAMAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 12, 2014, 12:53:36 ÖS]


Yalan Söyleyenler, Doğru Söyleyenlere İnanmazlar. Gönderen: halukgta
[Kasım 12, 2014, 11:48:48 ÖÖ]


Kurtlar sisli havayı sever... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 11, 2014, 09:26:35 ÖS]


Senaryo Yapımcısı ABD askerleri Irak'a ulaştı... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Kasım 11, 2014, 05:51:30 ÖS]


İNSAN HAKLARI ve YURTTAŞ HAKLARI /Ulusalcılık Sözlüğü (8) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 11, 2014, 05:41:01 ÖS]