Gönderen Konu: KADIN OLMAK SUÇTUR BU TOPLUMDA  (Okunma sayısı 3044 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KADIN OLMAK SUÇTUR BU TOPLUMDA
« : Mayıs 20, 2008, 02:00:42 ÖS »
Ekonomik özgürlüklerini eline alırlarsa insan olduklarını,hepsinden önemlisi de KADIN olduklarını anlarlar.

Kadın olmak suçtur bu tpolumda.

Çünkü,kadın ikinci sınıf bile olamıyor.

Zar zor geçinebilen insanlar varken onlar nasıl olur da ikinci sınıf olabilirler ki?

Kadınlar hemen her toplumda olduğu gibi bu toplumda da vahim bir suç işliyor.

Kadın olmayı öğrenmek,insan olduğunu anlamak suçu.

Oysa ki kadın,anne olacak,eğitecek,yol gösterecek.

Peki o zaman ne olacak?

Eğitilmiş birylerden oluşan bir toplum oluşacak.Bu da bataklıklardan beslenelerin işni bozacak.

Aslında bu 5000 YILLIK KADIN-ERKEK ÇATIŞMASI'nın bir sonucudur.
Bakınız..
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-5000-yillik-kadin-erkek-catismasi/496863

Başka bir yazıda Doç.Dr.Nusret Kaya'nın bu konu değişik açıdan özetlemesini bulacaksınız.Bakınız...
RAHİM DAYAĞI,KADER TANRIÇASI(KAHPE FELEK)
http://ahmetdursun374.blogcu.com/toplumsal-rahim-dayagi-kader-tanricasi-kahpe-felek/2867837

Oysa ki İslam adına bunları yaptıklarını söyleyenler hiç utanmadan,sıkılmadan putperestliğin sünnetini yapmaktadırlar.
Bakınız...
PUTPERESLİĞİN SÜNNETİ
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-putperesligin-sunneti/492869

PEKİ ÖYLEYSE BÜTÜN BUNLAR NEDEN YAPILMAKTADIR?GERÇEK AMAÇ NEDİR?
İşte bu soruya yanıt tek bir satırla özetlenemez.
Temel amaç sömürü düzenini en alt sınıflara kadar indirgemek ve adına inanç denen sistemi çökerterek,kendi inanç sitemlerini kurmak ve epmeryal bir sömürü düzeninin örtüsü olarak yeni bir tek din yaratmanın çabalarıdır.

Bu çabalar dünyanın değişik bölgelerinde değişik şekillerde görülmekle birlikte,özellikle islam coğrafyasını ilgilendiren kısmında bunu ILIMLI İSLAM adı ile görmekteyiz.
Çünkü "dinleri yöneten dünyayı da yönetir"zihniyeti bu faaliyetlerin temelini oluşturur.
Diğer dinsel inançlarda da değişik yöntemler uygulanmakta bunu bazen mesih,bazen kutsal kase,bazen tapınak şovalyeleri gibi değişik adlar altında görmekte ve ibretle izlemekteyiz.
Ne yaık ki insanların eğitimsizleştirilme çabaları,özellikle kadınları eğitimden yoksun bırakmakla başlıyor.

Bunu sömürge düşüncesi sahipleri çok iyi bilmektedirler.
Bu nedenle kadınlarımızın,kızlarımızın iyi eğitilmesi hayati önem taşımaktadır.
Her kim ki kız çocuklarının eğitimlerine taraf değil,sadece erkeğinin istediği ölçüde kadın olması,erkeğinin istediği ölçüde özgür düşünmesi gereğini dile getiriyor ve bunu yaşam biçimi olarak ilan ediyor ise biliniz ki o en tehlikeli emperyalizm dostudur.

Üstelik eğitimsiz bir anne-baba'dan geldiğini bildiği halde,aynı düzenin devamı için çaba gösteriyor ise,bunun gerçek nedenlerini arayıp bulmakta sosyologların,psikologların,psikiyatristlerin öncelikli görevleri arasındadır.
Aydın demek,çok bilmek demek değildir.

Aydın demek:
Bildiği gerçekleri her ne pahasına oursa olsun,korkmadan,cesaretle anlatabilme gücünü kendinde bulmak demektir.

Aksi halde bilmek salt kendinde kalan bilgi olmaktan öteye gitmeyecek ve bataklıklar her geçen gün daha da artacaktır.
Dünya insanlarının kurtuluşu da aydın sayısının çokluğuna bağlıdır.
Bu aydınlardaki cesaret,bilgiye dayalı olmak zorundadır.

Buna şahsım olarak MEDENİ CESARETdiyorum.
Özetle,kurtuluş yalnızca eğitimde değil,aynı zamanda eğitilmişlerin medeni cesaretlerini sergileyebilme başarıları ile orantılıdır.Saygı ile...
Ahmet Dursun 19 Mayıs 2008
----------
Bakalım Soner Yalçın ne yazmış bu konuda?

Politikacıların üniversite bitiren türbanlı kızları neden çalışmıyor?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Esra, ABD'de Indiana Üniversitesi'nde okudu. Çalışıyor mu? Hayır. Başbakan'ın diğer kızı Sümeyye çalışıyor mu; hayır!

Milli Görüş'ün lideri Necmettin Erbakan'ın kızları; Elif Bilkent Üniversitesini bitirdi,Zeynep ise ODTÜ'yü. Üstelik "başları açık okudular" diye parti içinde muhalif sesler çıkmıştı. Peki, bugün çalışıyorlar mı; hayır! Evlendiler, çocuk yaptılar. Yani ev hanımı oldular.

Enerji Bakanı Hilmi Güler'in kızı Ayşe Şeyma da Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü bitirir bitirmez, eski Orman Bakanı Osman Pepe'nin oğlu İsmail ile evlendirildi.

Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bilkent Üniversitesi'ni bitiren kızı İclal'i hemen evlendirdi.

Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım'ın kızı Büşrah...
Listeyi uzatmaya gerek var mı? Çok merak ediyorsanız; daha yaşları küçük olan Büşra Şahin, Zişan Güler, Büşra Çelik'i medyadan takip ediniz. Onlar da ablaları gibi üniversiteyi çok  iyi dereceyle bitirecekler ve sonra hemen evlendirilecekler. Niye? Bu gencecik kızlarımız üniversiteyi bitirir bitirmez, çalışmalarına fırsat verilmeden neden hemen evlendiriliyor?

Şimdi derler ki, "Sana ne, bu da bir özgürlük sorunu".

Öyle ya... Aslında tüm bunlar; özgürlüğün tesettüre sokulması değil mi?

Emine Erdoğan
Emine Gülbaran 15 yaşında intihar etmeyi düşündü. Yıl 1970'ti. Mithatpaşa Akşam Sanat Okulu'nun öğrencisiydi Romantik bir kişiliği vardı. Cep romanları okuyor.

Artistlerin kartpostallarını biriktiriyordu. Emel Sayın ve Ajda Pekkan'ı beğeniyordu. Bir de sinemaya gitmeyi. Ziya amcalarının eski Amerikan otomobilinde ilk kez direksiyona geçti; otomobil kullanmak istiyordu. Giyinmeyi çok seviyordu. Dikiş dergisi Burda'nın patronlarından kalıp çıkarıp, kendine elbise dikiyordu. İlk diktiği giysi ise çift taraflı bir pelerin oldu. Bir tarafı uçuk bir eflatun, diğer tarafı uçuk griydi.

Emine Erdoğan
Ağabeyi Hüseyin Gülbaran kendisinden bir yaş büyüktü. Kız kardeşi Emine'ye artık örtünmesi gerektiğini söyledi. Emine Erdoğan, yıllar sonra "Nasıl Örtündüler?"kitabının yazarı Gülay Atasoy'a o günü anlattı: "Ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm. Nasıl olur da örtünürdüm! Çevremde bir tane örneği yoktu.

 Köy gibi bir yerde olsam neyse...

Orada dikkati çekmezdim. Ama burada (İstanbul'da) olamazdı.Bu karışık duygular içindeyken, bir vesileyle Şule Yüksel Şenler'le tanıştım. Bu tanışma beni çok etkiledi. Böylelikle bir Müslüman hanımın hem modern, hem kültürlü, hem de örtülü olabileceğini gördüm." Emine Gülbaran 15 yaşında örtündü. Okuldan ayrıldı.

Hayrünnisa Gül
Abdullah Gül'ün annesi Adviye Hanım, gelini olmasını istediği Hayrünnisa'yı Kayseri'de bir akraba düğününde gördü. Hayrünnisa 14 yaşındaydı.
İstanbul'da Çemberlitaş Ortaokulu'nu yeni bitirmişti. Takdirname almıştı. Liseye başlayacaktı. Abdullah Gül 29 yaşındaydı. Sakarya Üniversitesi'nde asistandı.

Gül Ailesi, Özyurt Ailesi'ne görücüye gidip Hayrünnisa'yı istedi.

Hayrünnisa Gül
Aileler anlaştı. Ama ortada sorun vardı. Medeni Kanun, 14 yaşında bir kızın evlenmesine izin vermiyordu. Hayrünnisa'nın 15'ini doldurması beklenecekti. 18 Ağustos 1980. O gün Hayrünnisa'nın yaş günüydü. O gün yasal engel kalktı. O gün 30 yaşındaki Abdullah Gül ile 15 yaşındaki Hayrünnisa Özyurt evlendi. Ve o güne kadar başı açık olan Hayrünnisa, işte o gün, evlendiği gün tesettüre girdi.
Okuldan ayrıldı. Artık ev kadınıydı.

Münevver Arınç
Yıl 1978. Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Giyim Bölümü'nden, 5 üzerinden
4.5'la mezun oldu. Okulun en başarılı öğrencisiydi.
Münevver Tay,üniversite yıllarında modern giyimiyle dikkat çeken biriydi.
Bir de yardımseverliğiyle tanınıyordu.

Kırşehir Kaman'da öğretmenlik yapmaya başladı. Manisa MSP İl Başkanı Avukat Bülent Arınç, hemşerisi Münevver Öğretmen'i partisinin önde gelen isimlerinden İsmail Tay'dan istedi. Münevver Tay öğretmenliği seviyordu. Evlenmeyi şimdilik düşünmüyordu. Ancak... Babasının ısrarına fazla karşı koyamadı. Ve evlendi. Damat Bülent Arınç 31, gelin Münevver Tay ise 22 yaşındaydı. Öğretmen Münevver Tay evlenince ev hanımı oldu; tesettüre girdi.

Öğretmenliği bıraktı. Çok sevdiği öğretmenliği ancak bir yıl yapabilmişti.

Semiha Yıldırım
O da öğretmendi. Eşi; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Erzincan Refahiye İlçesi Kayı Köyü'nden akrabasıydı. Görücü usulüyle evlendiler. Evlenince o da öğretmenliği bıraktı. Örtündü. Ev hanımı oldu.

Gülten Çiçek
Ailesi Yozgatlıydı. Yozgat ile Yerköy arasındaki Saray İlçesi'nde öğretmenlik yapıyordu. Cemil Çiçek ise Yozgat'ta avukattı. Görücü usulüyle evlendiler.

Gülten Hanım'ın öğretmenliği sadece beş yıl sürdü. Örtündü. Ev hanımı oldu.

Fatma Ş. Akdağ
Fatma Şeyda, Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi.

Babası subaydı. Başı açıktı. Nesrin Akdağ, müstakbel gelinini Erzurum'da bir toplantıda görüp beğendi. Oğlu Recep Akdağ, Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirmiş; üniversitede kariyer yapmıştı. Bekárdı. Akdağ Ailesi, Ordu'ya gidip Fatma Şeyda Hanım'ı ailesinden istedi. Evlendiler. Fatma Akdağ,okulu yarım bıraktı. Tesettüre girdi. Ev hanımı oldu.

Mehtap Güler
CHP Muğla Milletvekili Hasan Fehmi İlter'in kızıydı. Annesi Sevilay İlter ressamdı. DSP'li, eski Dışişleri Bakanı Sina Şükrü Gürel ile kuzendiler. Hilmi Güler, ODTÜ'den Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans, doktora yaptı. TAŞ-TUSAŞ, MKEK, ETİBANK, İGDAŞ kurumlarında üst düzey görevler aldı. 33 yaşındaydı. Mehtap İlter ile tanıştı. Flört ederek, 1981 yılında evlendiler.
Babası Hasan Fehmi İlter bu mutlu olaya şahit olamadı;çünkü üç yıl önce vefat etmişti. Mehtap Güler evlenince örtündü.
Çalışmayı bıraktı, ev hanımı oldu.

Saniye Şahin
Mehmet Ali Şahin ile Saniye Şahin teyze çocuklarıydı. Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan'ın İstanbul İmam Hatip Lisesi'nden okul arkadaşıydı. Memleketi,Karabük'ün Ovacık İlçesi'ne bağlı Ekincik Köyü'nde 1.5 yıl imamlık yaptı.
Teyzesinin kızı Saniye ile evlendi. Bu akraba evliliğinden midir bilinmez;oğulları Fatih Şahin zihinsel engelli doğdu. Mehmet Ali Şahin sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirme başarısını gösterdi. Sonra siyasetin merdivenlerini hızla tırmandı. En büyük destekçisi ise eşi; ev hanımı Saniye Şahin'di.

Zeynep Babacan
Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencisiydi. İleride eşi olacak Ali Babacan'ın üç kız kardeşi Betül, Tuğba ve Merve ile yakın arkadaştı. Ali Babacan öğrenimini tamamlayıp ABD'den döndü. Babası Hilmi Babacan, oğlu Ali'nin evliliğini şöyle anlattı: "Amerika'dan dönünce Ali'nin kız kardeşleri,kendi arkadaşlarının arasından birini belirledi ve 'Ağabeyciğim, şu kız (ZeynepYurter) senin için uygundur' dediler. Biz de Allah'ın emriyle istedik.

İstediğimiz gün de kabul edildi. Kız kardeşleri, Ali'nin kendi karakterini ve nasıl birini istediğini bildikleri için mevcutların içinde sana bu uygun dediler. Biz de görücü usulüyle gittik, baktık ve beğendik." Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne taşıyacağı söylenen genç Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın evliliği görücü usulüyle böyle gerçekleşti. Evlenmesiyle birlikte Zeynep Yurter örtündü.

Ev hanımı oldu. Uzatmayayım... Hayati Yazıcı'nın eşi Selma; Hüseyin Çelik'in eşi Şahsenem; Mehdi Eker'in eşi Yasemin; Faruk Çelik'in eşi Beyhan... Liste uzayıp gidiyor. AKP çevresi diyor ki; kızlarımız-kadınlarımız tesettüre girmeye kendileri karar veriyor!

 Ne yazık ki türbanı "özgürlük sorunu" olarak gören entellerimiz de öyle düşünüyor. Ama hayat öyle demiyor işte.

Ahsen Unakıtan
Edirneliydi ailesi; merkeze bağlı Musabeyliği Köyü'nden. Orta halli Eral Ailesi'nin kızıydı. Mandolin ve piyano çalmayı küçük yaşta öğrendi. Tenis oynamayı seviyordu. Öğrenim hayatında hep başarılıydı. İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Avukatlık yapmaya başladı. Solcuydu. 1971 yılında Maliye Bakanlığı'nda Hesap Uzmanı olarak çalışan Kemal Unakıtan ile evlendi.
Edirne'den çocukluk arkadaşıydılar. Bir gün... Yolda gördüğü bir işportacıdan eşarp aldı. Örtündü. Avukatlığı bıraktı. Ev hanımı oldu.

Eşi bakan olunca,örtünme modelini değiştirdi; türbanı kulaklarının arkasından bağlayarak kendi
tarzını yarattı. Türban, Eral Ailesi'ni böldü. Bugün Eral Ailesi'nin çoğu hálá solcu.
Soner YALÇIN Sonery@hurriyet.com.tr"
------------
Gelen yorumlar:
Bu yazdıklarınızdan bir şey çıkıyor; sadece bir şey:
kadın çalışırsa, ekonomik özgürlüğünü eline alırsa her şey hallolacak! Kadına karşı işlenen suçlar ortadan kalkacak! Kadın toplumun efendisi ve hakkettiği konumu bulacak!
Halbuki ABD ve AB'de ve de yurdumuzda yapılan akademik (Sosyolojik) çalışmalar çalışan kadının dahi şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor! Bu durumda ya bu çalışmaların manasını biz (VE DE SİZ!!!) anlamıyoruz ya da bu çalışmalar saçma sapan sonuçlar veriyor!!
Mes'ele kesinlikle ekonomi değil! Mes'ele şiddete maruz kalan kadının şiddet üreten erkeğin annesi olmasıdır!!
Mes'ele şiddeti yaratan etkenin verilen eğitimin eciş-bücüş edilip ırzına geçildikten sonra
verilmesiyle ortaya çıktığıdır!! Eğitiminiz bozuksa nasıl vicdan muhasebesini anlatacaksınız çocuğa?
Nasıl kadının da yaratanın bir eseri olduğunu ve sizin üzerinizde hakkı olduğunu anlatacaksınız?
TÜRKİYE EĞİTİMSİZLİĞİN PERVASIZCA HÜKÜM SÜRDÜĞÜ VE DİNSİZLİĞİN DİN DİYE SATILDIĞI BİR GİRDAPTA TEPEDEN DE EKONOMİK ÇÖKÜNTÜLERLE ZAMAN TÜKETTİĞİNDE ANCAK BU KADAR ADAM VE ANCAK BU KADAR BİR TOPLUM ÇIKARIRSINIZ!!
BAŞKA YERLERDE ARAMAYIN SIKINTIYI!!!SELAMLAR..
Dr.O.Çataloluk.
--------
Sayın Çataloluk,
Tesbitlerinize katılmasına katılıyorum da şu ilk başta yaptığınız tesbit biraz aynlış algılama sonucu olmuş gibi geldi.
Yani şu sözlerden bahsediyorum:
Bu yazdıklarınızdan bir şey çıkıyor; sadece bir şey:kadın çalışırsa, ekonomik özgürlüğünü eline alırsa her şey hallolacak! Kadına karşı işlenen suçlar ortadan kalkacak! Kadın toplumun efendisi ve hakkettiği konumu bulacak!
Buradaki ekonomik özgürlük tek sorundur tesbiti tek başına düşünülmesi yanlıştır.
Zira benim söylediklerimde sadece bu sonucu çıkartmak biraz da eksik yorumlamak olmadı mı?
Aksi halde diğer söylediklerinize diyecek birşey yok.Doğrudur.
Saygı ile..A.Dursun
----------
Yıllardır, çalıştım çabaladım bir kadın olarak alın terimle kazandım.
Çalışmayan eşime de baktım yıllar boyu ve zaman geldi ayrıldım.
Sonra bu toplumda dul kadına nasıl bakıldığına tanık oldum.
Birebir yaşadım,ama paketlenmiş bir hatun olmadım.
Onlar mı akıllı,ben mi bilemedim.S.Y.
--------
Sayın S.Y hanımefendi,
Bu aslında daha farklı ir değerlendirme gerektiriyor.
Lakin yaklaşık aynı konuymuş gibi görünse de kadının kullanılmaya uygun olarak eğitilmiş olması,yaratılışta kadına verilen sevecenlik duygusunun istismara açık olmasından kaynaklanmaktadır.
Kendisini koruyucu,kurucu,üretici olarak gören kadın,bu görüş açısından bakıldığın da ne yazık ki sizinde belirttiğiniz gibi,istismara en açık olan insan türünü oluşturuyor.

Bu tüm kadın varlığı için geçerli olmasa da büyük bir çoğunluğu için geçerlidir.
Bir de yanlış inanç sistemleri,bozulmuş dinsel inançlar,aslına uygun olmayan dini öğretiler ne yazık ki bu süreçte kadını bu yolda yürümeye zorlamaktadır.
Tüm bunların üstüne ilave olarak ta bu düşünce içerisinde yaşayan kadın,tüm bu hataları görmezden gelerek yine kendisinin yetiştireceği çocuklarında da bu yanlış tutumu sürdürmektedir.
Hatta öyle ki;
Kendisini ikinci sınıf gibi gören kocasından şikayet etmesine rağmen,yine yetiştirdiği erkek evladına kul-köle olmayı bir vazife görüp,salt erkek olduğu için her hakka sahip olduğunu hissettiercek şekilde davranmaya devam ederek,yine kadınları kullanmaya,ikinci sınıf görmeye uygun erkek tipini de belki farkında olmadan,belki de anaç iç güdülerin teslimiyeti altında yine kendi yetiştirmekte hiç bir sakınca görmemektedir.

Bildiği ve isyan ettiği gerçekleri değiştirecek hiç bir tavır almadığı gibi,annelik duygusunun kendisine verdiği bu yanlış ve yanlı tutumu eleştirenleri de yine ördüğü duvarın arkasında bırakacaktır.

İşte toplumun ilk eğitilmesi gereken insanları da bu nedenle kadınlar/kızlarımız olmak zorundandır.
İstisnai haller hariç,kaç baba evlatlarının yetiştirilmesinde anneleri kadar etkili olabilmektedir ki?
Özetle geleceğin yeni kuşaklarını yetiştiren,onlara eğitimin temel dayanaklarını teşkil eden eller ilk olarak annelerinin elleridir.

Bu nedenle bir toplumu bozmak ya da bir toplumu aydınlığa ulaştırmak istiyorsanız ilk önce geleceğin anne adayları olan kızlarımızın eğitimlerine belki herşeyden daha önem vermek durumundayız.

Aksi halde temel eğitimdeki yanlış ellerin ürününü toplum olarak külfet olarak algılayacağız.

Gelecekte kendisini yönetmekten aciz,muhtaçlık duygusu içinde olan yeni nesil ve bu haldeki insanların yönetmeye talip olduğu bir ülkeden ne bekleyebiliriz ki?

Şikayetlerimiz şimdiki gibi artan bir hızla devem etmeye mahkum kalacaktır.

Bu suç ise,toplumun hemen her kesiminin otrak suçudur.
Bizlere düşen görev,başkalarına(annesi-babası dahil)muhtaç olmayacak,kendi gelecekleri hakkında doğru ve bilimsel gerçekler ışığında karar verebilecek düzeyde insanlar yetiştirmek olacaktır.

Aksi halde her işini yaşamının her döneminde,anne-baba unsurlarına havale eden,başkalarından feyz alacak,iki adım ötesini düşünemeyecek insanlar yetirştirmek hem kolay yol olur,hem de geleceği olmayan bir toplumun oluşmasına yol açacaktır.

Öyle ise geleceğimizi yetiştirecek olan ilk eller yani anne adayları kız evlatlarımızın en iyi eğitim almaları için lütfen birkez daha düşünelim,gayret edelim.

Bir toplumu yok etmek istiyorsanız eğitimsiz bırakınız,ya da yanlış yönde eğitime sevk ediniz.
Çünkü geleceğinizin nasıl olacağını şimdiden yapacağınız eğitim yatırımlarınız belirleyecektir.
Gelişmiş ülkelerin diğer ülkelerle,milletlerle arasındaki fark,o ülke topraklarının daha verimli olması ya da yöneticilerinin daha akıllı olması değildir.

Aradaki fark:
Eğitime yapılan yatırım ve çocuklarına miras olarak bıraktıkları ile ölçülür.
Biz ülkemizde çocuklarımıza miras olarak;ev,arsa,bankada para vs..gibi maddi varlıkları önemli sayıyoruz.
Oysa gelişmiş dediğimiz ülkelerde çocuklarına miras olarak bırakılan yegane şey DÜRÜSTLÜKtür.
Gerisi teferruat tır.
Eğitilmiş dürüst insanların yaşadığı toplumlar dünyanın hangi köşesinde yaşarlarsa yaşasınlar refah içerisinde olacaklardır.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
KADIN OLMAK dünyanın her yerinde zordur.
« Yanıtla #1 : Ağustos 30, 2008, 08:09:39 ÖS »
Kadın olmak
Kadın olmak dünyanın her yerinde zor. Pakistan'da daha da zor. Hepsi de yakınları tarafından yakılmış... Şimdi asitle yakılan 33 kadının hikayesi bir kitapta toplandı.
 
SABİRA SULTANA: 30 yaşındaki kadın kocası tarafından yakıldığında hamileydi.


Yakılmasının sebebiyse yeterince çeyiz (drahoma) getirmemesi...

 
SHAMEEM AKHTER: 18 yaşındaki genç kız, 3 yıl önce sokak ortasında 3 erkek tarafından yakıldı.

 
IRUM SAEED: Şu anda 30 yaşında... Yakıldığında ise 18 yaşındaydı. Caddenin ortasında evlenmeyi reddettiği genç tarafından asitle yakıldı. Yüzü, sırtı ve omuzları tamamen yanık... Tam 25 kez ameliyat oldu.


 
ATTİYA KHALIL: 3 yıl önce yani 13 yaşındayken komşularının akrabası onunla evlenmek istiyordu. Red cevabı vermesi onun hayatının kararttı.

 
SAİRA LİAQAT: 26 yaşında, kuaförlük yapıyor. 15 yaşındayken, daha sonra kendisini yakacak olan adamla evlendi. Yakılmasının sebebiyse okulunu bitirmek istemesi...



Saira şimdi kameralara yakılmadan önceki fotoğrafıyla poz veriyor.
 

UROOJ AKBAR: Hayatını manikür yaparak kazanıyor. Ama eğer o da yakılmasaydı belki de çok başka bir hayatı olacaktı.

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Erdoğan'ın yeni müstakbel damadı kim oluyor?
« Yanıtla #2 : Ekim 24, 2008, 11:00:31 ÖS »
Erdoğan'ın yeni müstakbel damadı kim oluyor?

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın en küçük evladı Sümeyye Erdoğan'a kiminle söz kesti.
Sümeyye Erdoğan, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın en küçük evladı.

Sümeyye Erdoğan kamuoyunda, türbanlı olduğu için Türkiye'de okuyamadığı ve bu nedenle Amerika'ya gitmesi ile biliniyor.

Sırası gelmişken yazalım; medyanın bir hatasını düzeltelim:

Sümeyye Erdoğan 2 00 2 'de girdiği ÖSS sınavında 134,5 puan aldı.
Yani 1 2 0 olan dört yıllık üniversite tercih barajı düşünülürse Sümeyye Erdoğan'ın bu puanla Türkiye'de dört yıllık bir üniversiteye girmesi mümkün değildi.
Üstelik ortaöğretim başarı puanı 4 2 ,6 idi. Okul başarısını gösteren bu puan Sümeyye Erdoğan'ın ortalamanın altında bir öğrenci olduğunu gösteriyor.

Yani türban meselesinden çok lise başarısıyla ilgiliydi. Türkiye'de üniversiteyi kazansa gider miydi; bilinmez. Ama bu gerçeğin de bilinmesi gerekiyor. Neyse…

Sümeyye Erdoğan o yıl ABD'de Indiana Üniversitesi'nde The School of Public and Enveriomental Affairs (Kamu ve Çevre İşleri) departmanında Policy Studies (Politika Araştırmaları) eğitimi gördü. Yani yine medyanın yazdığı gibi “tarih” okumadı.

ABD'deki okula Ramsey'in sahibi Remzi Gür'ün bursu ile gitti. Indiana'da Müslüman Öğrenciler Birliği'ne üye oldu. 2 005 yılında mezun oldu.

Yani dört yıl okumadı. Üstelik bir yılda uzattığı basında yazıldığına göre Sümeyye Erdoğan iki yıllık bir okulu bitirdi.

Ardından, okuldaki yakın Ürdünlü arkadaşları ve  Ürdün Kralı Hüseyin'in eşi Rana'nın teklifi ile Ürdün'de Arapça eğitimi aldı.

Ardından 2 007'de London Schools of Economics'e “yüksek lisans” okumak için girdi. Ancak buranın bursunun kim tarafından verildiği bilinmiyor.

Yüksek lisans tezini 'sivil toplum örgütleri' üzerine yapıyor.
Sümeyye Erdoğan okul hayatıyla değil ama babasıyla birlikte bazı resmi gezilere gitmesi nedeniyle hep gündemde oldu. Zaten kendisi medyada gözükmekten hoşlanmıyor.

Shakira ile Teoman ve Işın Karaca'yı dinlemeyi seviyor.

Gelelim müstakbel dünürleriyle ilgili bilgilere…
Müstakbel damat  AKP Diyarbakır milletvekili M. İhsan Arslan'ın oğlu.
Hayır, akla ilk gelecek isim kuşkusuz Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Mücahit Arslan; ama o değil. Müstakbel damat, Mücahit Arslan'ın kardeşi Mahmut Arslan.

Odatv.com'a gelen bilgilere göre, geçtiğimiz günlerde M. İhsan Arslan ile eşi Halise Arslan İstanbul'da Başbakan'ın evinde giderek kızları Sümeyye'yi “Allah'ın emri Peygamberin kavliyle” istediler.

M. İhsan Arslan Batman Sasonlu. Birçok AKP'li gibi o da bir dönem idealist İslamcılardan. Bir dönem MAZLUM-DER'in başkanlığını yaptı. Zaman Gazetesi'nin ortaklarından biriydi. Şimdi başarılı bir müteahhit.

Beş çocuğu var; ikisi erkek üçü kız.
Kızlarından biri Kanal 7'de çalışıyor. Diğeri ABD'de okuyor. En küçük kızı Ayşe Arslan'ı geçtiğimiz Ağustos ayında Diyarbakırlı müteahhit Çınar Ailesinin oğlu Mevlüt Hilmi Çınar ile evlendirdi. Çift ABD'de tanışmışlardı. Nikah şahitleri Başbakan Erdoğan'dı.

Hadi söz geldi bir parantez açalım: Ayşe Arslan ABD'nin Ilionis eyaletinin Chicago şehrinde bulunan ve bir protestan din okulu olan Lutheran School of Theology at Chiacago Üniversitesi'nin sanat bölümünde yüksek lisans yapıyor.  Bunun dışında Ayşe Arslan eşi Mevlüt Hilmi Çınar ile Niagara Vakfı'nda yöneticilik yapıyor. Niagara Vakfı'nın onursal başkanı kim dersiniz; Fethullah Gülen.

Mahmut Arslan babasının AKP milletvekili, ağabeyinin Başbakan danışmanı olması nedeniyle ailenin ticari işlerini yönetiyor.

Erdoğan ve Arslan ailesi birbirine çok yakın. Başbakan Erdoğan danışmanı Mücahit Arslan'ı oğlu gibi gördüğü biliniyor.. Hatta Başbakan Erdoğan eşi Emine Hanım ile birlikte Mücahit'e kız baktıkları bile basında haber olmuştu.

Başbakan Erdoğan ile bir dönemin radikal İslamcısı M. İhsan Arslan abi-kardeş gibiler.
Bu nedenle,  Erdoğan Ailesi'nin bu teklife sıcak baktığı belirtiliyor. Ancak söz  konusu olan Sümeyye'nin okul meselesiydi. Ancak bunun evliliğe pek engel olamayacağı da dile getiriliyor.
Odatv.com olarak; Sümeyye Erdoğan ve Mahmut Arslan'a mutluluklar diliyoruz.
Odatv.com

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Hiç kadın olmayı düşündünüz mü?
« Yanıtla #3 : Aralık 23, 2008, 10:51:04 ÖS »
Hayatınızda hiç kadın olmayı düşündünüz mü?
Düşünmedi iseniz en azından bu gün düşünün.
İzleyiniz.....
http://www.reklamizlekazan.com/pages/reklamizle/?v=8CAFE9CEB707006

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Her dört evden birinde ensest ilişki yaşanıyor
« Yanıtla #4 : Ekim 05, 2009, 07:45:26 ÖS »
Her dört evden birinde ensest ilişki yaşanıyor.

Kürt Kadın Kongresi’nde konuşan KAMER Başkanı Nebahat Akkoç: ‘Her dört evden birinde ensest ilişki yaşanıyor’
Hakkari Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Kürt Kadın Kongresi’nde kadınların yaşadığı cinsel istismarlarla ilgili çarpıcı açıklamalar yapıldı. KAMER (Kadın Merkezi) Başkanı Nebahat Akkoç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da her dört evden birinde kadın ya da kızların ensest ilişkiyle cinsel istismara maruz kaldığını söyledi. Akkoç, “Bize başvuran yaklaşık 50 bin kadının yüzde 25’i aile içinde ensest ilişkiye maruz kalıyor. Bunun bir tabu olarak kabul edilmesinden dolayı şimdiye kadar bu dillendirilmedi” dedi.
Hakkari Üniversitesi’nin düzenlediği Kürt Kadın Kongresi’nin üçüncü gününün ilk oturumu yapıldı. Kongreye bugün de kadınların ilgi göstermediği ve salondaki koltukların boş kaldığı dikkat çekti. Oturumda konuşan ABD Akrom Üniversitesi Kürt ve Osmanlı Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.  Janet Klein, ‘Tarihsel perspektifiyle Kürt milliyetçilik söyleminde kadın ve cinsiyet’ konulu bir bildiri sundu. Prof. Dr. Klein’in ardından kürsüye çıkan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikososyal Travma Birimi Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel ise ‘Şiddet Mağduru Kadınların Yeniden Güçlenme Stratejileri’ başlıklı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Yüksel, konuşmasında tedavi ettikleri şiddet mağduru Mardinli bir hastasından söz ederek, aile içi cinsel istismarın kız çocukları üzerinde yarattığı köklü travmaya dikkat çekti.
KADINLARIN KATİLLERİ BİRİNCİ DERECE YAKINLARI
Prof. Dr. Şahika Yüksel, sunumunda aile içi cinsel istismarın doğu, batı ayırmadan ülkenin genelinde çok yaygın olduğunu belirterek, yaşanan kadın cinayetlerinde katillerin genellikle kadınların birinci derece yakınları olduğunu söyledi. Yüksel, “Bu nedenle kadınlar en yakınlarından gelen bu tehlike karşısında hiçbir önlem alamamaktadır. Yaşadıkları baskı nedeniyle cinsel istismara maruz kalan kızlar, buna karşı direnemedikleri gibi en yakınlarındaki annelerine, kız kardeşlerine bile anlatmakta zorlanmaktadırlar” dedi.
KADINLARIN YÜZDE 25’İ ENSEST İLİŞKİ MAĞDURU
Sunumların ardından söz alan KAMER Başkanı Nebahat Akkoç, cinsel istismarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Akkoç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurdukları 23 kadın merkezine başvuruda bulunan 50 bin kadının yüzde 25’inin ensest ilişkiye maruz kaldığını belitti. 4 evden birinde kadınlar ile kızların ensest ilişkiye zorlandığını belirten Nebahat Akkoç, şunları söyledi:
“Bu çok büyük bir rakam. Ama ne yazık ki toplumun mevcut tabuları yüzünden bu konuda kimse yüksek sesle konuşamıyor. Cinsel istismarın milleti, yoksul zengin farkı, eğitimli eğitimsiz ayrımı yok. Toplumun her kesiminde ve her bölgesinde kadınlarımız şiddete maruz kalıyor. En sık karşılaştığımız şiddet türü namus cinayetleri. Ama bu cinayetlerin tek sebebi sanıldığı gibi bekaret tartışmaları yada aldatma sorunları değil. Asıl sorun kadınların o bölgenin yada ailenin şartlarına itaat etmeme sorunu. Bazen sadece ‘Sen çok süslü giyiniyorsun, bizim ailedeki diğer kadınları da baştan çıkarırsın’ korkusuyla kadınlar potansiyel tehdit olarak görülüyor ve öldürülüyorlar.”
AÇILIMDA KADIN SORUNUNUN ALGILANIŞI SAMİMİYETSİZ
Konuşmasında ‘demokratik açılım’ sürecini de değerlendiren Nebahat Akkoç, “Bu süreçte konuşulmayan, değinilmeyen tek konu kadınlarımızın yaşadığı bu cinsel istismarlar, töre ve namus cinayetleri. Açılım sürecinde kadınlarla ilgili söylenen tek söz ‘Analar ağlamasın’ oldu. Ama bu samimiyetsiz ve romantik söylemle aslında kadınlar sadece ‘anne’ sıfatına büründürülerek ‘kadın’ olarak yaşadıkları sorunlardan uzaklaştırılmış oluyorlar. Halbuki kadın anne olarak da, eş olarak da, kız kardeş olarak da ağlıyor. Sadece ‘analar ağlamasın’ ekseninde olmak, samimiyetsiz ve sorunların çözümünden uzak bir söylem” diye konuştu.
Milliyet

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
ARAP KADINLARIN ÇiLESi
« Yanıtla #5 : Aralık 21, 2009, 03:11:56 ÖÖ »
ARAP KADINLARIN ÇiLESi


 
Kahire’deki ‘Arap Dünyasında Kadın’ konferansında çarpıcı sonuçlara ulaşıldı.

Katılımcılar, kadınların elle ya da sözlü taciz yüzünden, kamusal alanlardan uzaklaşıp, eve kapandığına dikkat çekti. Kadınlar, yasaların yetersizliği sebebiyle  şikayette bulunamıyor. Taciz oranı Yemen’de yüzde 90, Mısır’da yüzde 83.

Sözlü taciz 22 Arap ülkesinde suç sayılmıyor.
milliyet.com.tr

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Erkek haremi tartışması
« Yanıtla #6 : Aralık 21, 2009, 03:14:27 ÖÖ »
Erkek haremi tartışması

Gazeteci Nadine El Bedair, erkeklerin çok eşlilik hakkı varken kadınların böyle bir hakkının olmamasını sorguladı.

Milliyet dış haberler servisi

Mısır’da bir kadın gazeteci, “Kadınlara da çok eşlilik hakkı verilsin” mesajı veren bir makale yazınca ülkede kızılca kıyamet koptu. Din adamları bunun İslama aykırı olduğunu savunurken, bir milletvekili de gazeteciye dava açtı

Mısır’ın “El Masri El Yavm” adlı gazetesinde Suudi Arabistanlı kadın gazeteci Nadine El Bedair imzasıyla yayımlanan bir makale, ortalığı karıştırdı. Din adamları ve politikacılar, İslamda erkekler için çok eşliliğe izin verilirken, bunun kadınlar için de neden bir hak olmadığını sorgulayan Nadine El Bedair’i topa tuttular.

Hatta parlamentoda gazete ve gazeteci hakkında dava açılması için önerge verildi.
Din adamları makalede verilen mesajın İslama aykırı ve kışkırtıcı olduğunu ileri sürdü.
 
Nadine El Bedair, El Masri El Yavm’da yayımlanan yazısında, erkekler için uygun görülen poligaminin her iki cins için de geçerli olmasını yani kadınlara da birden fazla erkekle evlenme hakkı tanınmasını istedi.
Bu olmadığı takdirde evliliğin yeniden tanımlanmasını talep eden kadın gazeteci, erkeklerin sadece eşlerinden sıkılmalarını gerekçe göstererek yeni bir eş almasına izin verilmemesi gerektiğini savundu.

‘Günahkârlığa teşvik ediyor’
Beklendiği gibi makale kısa sürede büyük tartışma yarattı ve Mısır’daki önde gelen İslam otoritelerinin şimşeklerini üzerine çekti. Otoritelerden biri, kadın gazetecinin İslami geleneklere saldırmaya hakkının olmadığını belirterek bunun durdurulmasını istedi.

Harekete geçen Mısırlı bir milletvekili ise günahkârlığı tevşik ettiği gerekçesiyle gazeteye karşı dava açtı. Bazı din adamları da erkeklerin birden fazla eşle evlenmesinin sosyal bir amacının olduğunu, böylelikle dul, boşanmış ve bekâr kadınların bir partner bulabildiğini söylediler.

Ancak din adamlarından biri, makalede kadınların birden fazla erkekle evlenmesinin önerilmediğini, bazı kadınların eşleri tarafından ne denli kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin bir uyarı yapıldığını belirtti.
**************
Tecavüz;Uçkur tanrısı tecavüze izin verir.

Bunlar sadece bu ülkede,bu ülkelerde mi olur?
Bu ülkede değil,bazı sapık inançlarda kimler,hangi ülkeler,neler neler kapsam alanına girecek anlatmış idim.

Sapık inançtan kastım şudur.
İnançlarını sapkınlıklarına örtü olarak kullanan her türlü inanç sistemleridir.
Sakın yanlış anlaşılma modasına kapılmayın da doğrusu budur.

Artık ilahi inanç sistemleri diye yutturulan olgular ne yazık ki allahın değil,insanların ürettiği inançlar olduğunu görmediğimiz sürece bu sapkınlıklar inanç perdesi ile her daim örtülecektir.

Bunlar,insan eliyle uydurulmuş din maskeli inançları kapsamaktadır.

Çünkü allahın adaletinde bu tür uygulamalar,ayrımcılık yoktur.

Bu sadece ve sadece UÇKUR TANRISI'nın inanç sisteminde vardır.

Saygı ile...
A.Dursun

UÇKUR TANRILARI,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=304.0
-------------
Akıllı erkek ZİNA yapmaz,TECAVÜZ eder.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3495.0

Çevrimdışı Teriyont

  • KULLANICI
  • *
  • İleti: 4
  • Puan: +0/-0
Ynt: KADIN OLMAK SUÇTUR BU TOPLUMDA
« Yanıtla #7 : Aralık 21, 2009, 03:19:23 ÖS »
Kadınlar içim ortadoğu pek parlak bir bölge değil, günayın başından beri bu böyle oldu. Kral egemenliğine dayanak edilerek kurumlaşan dinler/tanrılar, kadınları doğrudan gözetebilecek, nerede ne yaptıklarından çavlı olacak erkek tipini önemsediler. Teknolojinin gelişmesi sayesinde bazı ülkelerde kadınların bulundukları yerleşgeler aygıtlarla gözetlenir oldu. Bu nedenle erkeklerin haksız yere kuşkulanmalarının ardından atılacak dayaklarda azalma olmuştur.

Tengriteg:Tengride:Bolmış:Türk:Bilge:Kağan:Bu:Ödke:Olurtum. (Göktürkçe Tamgalar Sağdan Okunur).

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Emine Erdoğan örneği ile kadınların trajik durumunu nasıl özetlemiş.
« Yanıtla #8 : Aralık 23, 2009, 12:32:44 ÖÖ »
New York Times,Emine Erdoğan örneği ile kadınların trajik durumunu nasıl özetlemiş.
Bakınız okuyunuz.
Yazı kaldırılırsa diye tamamını alıyorum.
Türkçe çevirisini ekten indiriniz.
-----------
The Obamas Watch But Don't See the Tragic Fate of Middle East Women: A Four-Picture Allegory.

By Barry Rubin

 Turkey used to be a secular state striving for modernization and a place in the Western world. That dream is turning into a nightmare. The AKP regime, despite its pretense of being a center-right, family values, good government party, is moving Turkey toward Islamism. Washington and the West in general doesn't seem to notice though horrified Turkish secularists and liberals are yelling for help.

Look at the photos below of Prime Minister Tayyip Erdogan and his wife arriving in Washington to meet the Obamas. It's not so much that his wife, Ermine, is wearing a hijab (in Turkey called a turban) but look at her  slumped over and self-effacing like a slave. I'm of no importance, is what her posture seems to say. Compare her abject stance to the three others in the picture standing tall and proud. In the first photo her sleeves are so long to conceal her hands that she can't even control them. Her head is slumped in a pose conveying  submissiveness and shame at being a woman. And then in the fourth photo, she slinks off, like a servant who has been dismissed.

The sequence seems to symbollize the fate stalking Turkish woman, subverting the equality envisioned under the Ataturk republic to a status of servility and second-class citizenship. This holds true in much of the Muslim-majority countries and it is getting worse--Egypt and Iraq come to mind--not better.

Yet the Obamas don't even notice what's going on before their eyes. To them, Turkey is the very model of a moderate Muslim democracy, a good model to be encouraged rather than a NATO ally slipping steadily into the Iranian-Syrian alliance.

Take a look at those photos below and shiver.

But for sheer insanity there's this New York Times article.   It celebrates the growing Turkish-Syrian alignment, claiming that this means Syria is becoming more moderate! The author actually states:

"For some [in Syria], the new closeness with secular, moderate Turkey represents a move away from Syria’s controversial alliance with Iran. For others, it suggests an embrace of Turkey’s more open, cosmopolitan society. And for many — including Syria’s president, Bashar al-Assad — it conjures different dreams of a revitalized regional economy, less vulnerable to Western sanctions or pressure."

Let me explain something. When a former ally joins your enemies you don't cheer about how your enemy is becoming your friend. Why should Turkey-Syria friendship mean Syria-Iran coolness, especially when Turkey and Iran are acting like great buddies? This article is just a pitiful parroting of Syrian disinformation. Shameful.

It isn't that Syria is aping a moderate pro-West Turkey but Turkey imitating an Islamist Iran. Want to see where Turkey is headed? Look at the photos below:








Barry Rubin is director of the Global Research in International Affairs (GLORIA) Center and editor of the Middle East Review of International Affairs (MERIA) Journal. His latest books are The Israel-Arab Reader (seventh edition), The Long War for Freedom: The Arab Struggle for Democracy in the Middle East (Wiley), and The Truth About Syria (Palgrave-Macmillan).
To read and subscribe to MERIA, GLORIA articles, or to order books.(http://www.gloria-center.org/)
 To see or subscribe to his blog, Rubin Reports.(http://www.rubinreports.blogspot.com/)

Çevrimdışı ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 9.786
  • Puan: +22/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İran Meclisi ikinci eşi onayladı.
« Yanıtla #9 : Ocak 03, 2010, 04:24:09 ÖS »
İran Meclisi ikinci eşi onayladı.

İran'da önerge olarak sunulan ve evli erkeklerin ikinci bir eşle evlenebilmesinin önünü açan yasa tasarısı Meclis'ten geçti.

İHA
Yeni yasaya göre evli bir erkek, karısının rızası olmasa bile ikinci bir kadınla evlenebilecek.

İran Parlamentosu'ndan geçen yasaya göre, evli bir erkek, karısının rızası olmasa bile ikinci bir kadınla evlenebilecek.

İran'da daha önceki yasalara göre bir erkeğin, ilk karısının rızası olmadan ikinci bir kadınla evlilik yapmasına izin verilmiyordu.

İran Meclisi'ndeki yeni yasama ile bir erkeğe ilk karısının rızası olmadan başka bir kadınla evlilik izni de çeşitli şartlar içeriyor. Bir kadının evlilikle ilgili kocasına karşı olan sorumluluklarını yerine getirememesi, kocaya itaatsizlik, tedavi edilemez ruhsal ya da fiziksel hastalıklar, kadının en azından bir yıl hapis yatmasını gerektirecek bir suç işlemesi, aileye zarar verecek herhangi bir alışkanlık, erkeğin evliliği sürdürmesini engelleyecek bir yanlış hareket, en az 6 ay boyunca evlilik hayatının gerektirdiği düzenin dışına çıkmak, kısırlık ve en az 1 yıl ortadan kaybolmuş olmak gibi şartların gerçekleşmesi durumunda, İranlı bir erkek karısının isteği dışında bir başka kadınla evlenebilecek.

Yasa, İran gazetelerinde de geniş yer buldu. Meclis komite üyesi Muhammed Dehqan, "Yasa, erkeğin ancak bu şartların gerçekleşmesi durumunda ikinci evlilik iznini veriyor" açıklamasını yaptı.