Ekonomik özgürlüklerini eline alırlarsa insan olduklarını,hepsinden önemlisi de KADIN olduklarını anlarlar.
Kadın olmak suçtur bu tpolumda.Çünkü,kadın ikinci sınıf bile olamıyor.
Zar zor geçinebilen insanlar varken onlar nasıl olur da ikinci sınıf olabilirler ki?
Kadınlar hemen her toplumda olduğu gibi bu toplumda da vahim bir suç işliyor.
Kadın olmayı öğrenmek,insan olduğunu anlamak suçu.
Oysa ki kadın,anne olacak,eğitecek,yol gösterecek.
Peki o zaman ne olacak?
Eğitilmiş birylerden oluşan bir toplum oluşacak.Bu da bataklıklardan beslenelerin işni bozacak.
Aslında bu
5000 YILLIK KADIN-ERKEK ÇATIŞMASI'nın bir sonucudur.
Bakınız..
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-5000-yillik-kadin-erkek-catismasi/496863Başka bir yazıda Doç.Dr.Nusret Kaya'nın bu konu değişik açıdan özetlemesini bulacaksınız.Bakınız...
RAHİM DAYAĞI,KADER TANRIÇASI(KAHPE FELEK)http://ahmetdursun374.blogcu.com/toplumsal-rahim-dayagi-kader-tanricasi-kahpe-felek/2867837Oysa ki İslam adına bunları yaptıklarını söyleyenler hiç utanmadan,sıkılmadan
putperestliğin sünnetini yapmaktadırlar.
Bakınız...
PUTPERESLİĞİN SÜNNETİ http://ahmetdursun374.blogcu.com/bizzat-putperesligin-sunneti/492869PEKİ ÖYLEYSE BÜTÜN BUNLAR NEDEN YAPILMAKTADIR?GERÇEK AMAÇ NEDİR?İşte bu soruya yanıt tek bir satırla özetlenemez.
Temel amaç sömürü düzenini en alt sınıflara kadar indirgemek ve adına inanç denen sistemi çökerterek,kendi inanç sitemlerini kurmak ve epmeryal bir sömürü düzeninin örtüsü olarak yeni bir tek din yaratmanın çabalarıdır.
Bu çabalar dünyanın değişik bölgelerinde değişik şekillerde görülmekle birlikte,özellikle islam coğrafyasını ilgilendiren kısmında bunu
ILIMLI İSLAM adı ile görmekteyiz.
Çünkü "dinleri yöneten dünyayı da yönetir"zihniyeti bu faaliyetlerin temelini oluşturur.
Diğer dinsel inançlarda da değişik yöntemler uygulanmakta bunu bazen mesih,bazen kutsal kase,bazen tapınak şovalyeleri gibi değişik adlar altında görmekte ve ibretle izlemekteyiz.
Ne yaık ki insanların eğitimsizleştirilme çabaları,özellikle kadınları eğitimden yoksun bırakmakla başlıyor.
Bunu sömürge düşüncesi sahipleri çok iyi bilmektedirler.Bu nedenle kadınlarımızın,kızlarımızın iyi eğitilmesi hayati önem taşımaktadır.
Her kim ki kız çocuklarının eğitimlerine taraf değil,sadece erkeğinin istediği ölçüde kadın olması,erkeğinin istediği ölçüde özgür düşünmesi gereğini dile getiriyor ve bunu yaşam biçimi olarak ilan ediyor ise biliniz ki o en tehlikeli emperyalizm dostudur.
Üstelik eğitimsiz bir anne-baba'dan geldiğini bildiği halde,aynı düzenin devamı için çaba gösteriyor ise,bunun gerçek nedenlerini arayıp bulmakta sosyologların,psikologların,psikiyatristlerin öncelikli görevleri arasındadır.
Aydın demek,çok bilmek demek değildir.
Aydın demek:Bildiği gerçekleri her ne pahasına oursa olsun,korkmadan,cesaretle anlatabilme gücünü kendinde bulmak demektir.
Aksi halde bilmek salt kendinde kalan bilgi olmaktan öteye gitmeyecek ve bataklıklar her geçen gün daha da artacaktır.
Dünya insanlarının kurtuluşu da aydın sayısının çokluğuna bağlıdır.
Bu aydınlardaki cesaret,bilgiye dayalı olmak zorundadır.
Buna şahsım olarak
MEDENİ CESARETdiyorum.
Özetle,
kurtuluş yalnızca eğitimde değil,aynı zamanda eğitilmişlerin medeni cesaretlerini sergileyebilme başarıları ile orantılıdır.Saygı ile...
Ahmet Dursun 19 Mayıs 2008
----------
Bakalım Soner Yalçın ne yazmış bu konuda?Politikacıların üniversite bitiren türbanlı kızları neden çalışmıyor?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Esra, ABD'de Indiana Üniversitesi'nde okudu. Çalışıyor mu? Hayır. Başbakan'ın diğer kızı Sümeyye çalışıyor mu; hayır!
Milli Görüş'ün lideri Necmettin Erbakan'ın kızları; Elif Bilkent Üniversitesini bitirdi,Zeynep ise ODTÜ'yü. Üstelik "başları açık okudular" diye parti içinde muhalif sesler çıkmıştı. Peki, bugün çalışıyorlar mı; hayır! Evlendiler, çocuk yaptılar. Yani ev hanımı oldular.
Enerji Bakanı Hilmi Güler'in kızı Ayşe Şeyma da Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü bitirir bitirmez, eski Orman Bakanı Osman Pepe'nin oğlu İsmail ile evlendirildi.
Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bilkent Üniversitesi'ni bitiren kızı İclal'i hemen evlendirdi.
Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım'ın kızı Büşrah...
Listeyi uzatmaya gerek var mı? Çok merak ediyorsanız; daha yaşları küçük olan Büşra Şahin, Zişan Güler, Büşra Çelik'i medyadan takip ediniz. Onlar da ablaları gibi üniversiteyi çok iyi dereceyle bitirecekler ve sonra hemen evlendirilecekler. Niye? Bu gencecik kızlarımız üniversiteyi bitirir bitirmez, çalışmalarına fırsat verilmeden neden hemen evlendiriliyor?
Şimdi derler ki, "Sana ne, bu da bir özgürlük sorunu".Öyle ya... Aslında tüm bunlar; özgürlüğün tesettüre sokulması değil mi?
Emine ErdoğanEmine Gülbaran 15 yaşında intihar etmeyi düşündü. Yıl 1970'ti. Mithatpaşa Akşam Sanat Okulu'nun öğrencisiydi Romantik bir kişiliği vardı. Cep romanları okuyor.
Artistlerin kartpostallarını biriktiriyordu. Emel Sayın ve Ajda Pekkan'ı beğeniyordu. Bir de sinemaya gitmeyi. Ziya amcalarının eski Amerikan otomobilinde ilk kez direksiyona geçti; otomobil kullanmak istiyordu. Giyinmeyi çok seviyordu. Dikiş dergisi Burda'nın patronlarından kalıp çıkarıp, kendine elbise dikiyordu. İlk diktiği giysi ise çift taraflı bir pelerin oldu. Bir tarafı uçuk bir eflatun, diğer tarafı uçuk griydi.
Emine ErdoğanAğabeyi Hüseyin Gülbaran kendisinden bir yaş büyüktü. Kız kardeşi Emine'ye artık örtünmesi gerektiğini söyledi. Emine Erdoğan, yıllar sonra "Nasıl Örtündüler?"kitabının yazarı Gülay Atasoy'a o günü anlattı: "Ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm. Nasıl olur da örtünürdüm! Çevremde bir tane örneği yoktu.
Köy gibi bir yerde olsam neyse...Orada dikkati çekmezdim. Ama burada (İstanbul'da) olamazdı.Bu karışık duygular içindeyken, bir vesileyle Şule Yüksel Şenler'le tanıştım. Bu tanışma beni çok etkiledi. Böylelikle bir Müslüman hanımın hem modern, hem kültürlü, hem de örtülü olabileceğini gördüm." Emine Gülbaran 15 yaşında örtündü. Okuldan ayrıldı.
Hayrünnisa GülAbdullah Gül'ün annesi Adviye Hanım, gelini olmasını istediği Hayrünnisa'yı Kayseri'de bir akraba düğününde gördü. Hayrünnisa 14 yaşındaydı.
İstanbul'da Çemberlitaş Ortaokulu'nu yeni bitirmişti. Takdirname almıştı. Liseye başlayacaktı. Abdullah Gül 29 yaşındaydı. Sakarya Üniversitesi'nde asistandı.
Gül Ailesi, Özyurt Ailesi'ne görücüye gidip Hayrünnisa'yı istedi.
Hayrünnisa Gül Aileler anlaştı. Ama ortada sorun vardı. Medeni Kanun, 14 yaşında bir kızın evlenmesine izin vermiyordu. Hayrünnisa'nın 15'ini doldurması beklenecekti. 18 Ağustos 1980. O gün Hayrünnisa'nın yaş günüydü. O gün yasal engel kalktı. O gün 30 yaşındaki Abdullah Gül ile 15 yaşındaki Hayrünnisa Özyurt evlendi. Ve o güne kadar başı açık olan Hayrünnisa, işte o gün, evlendiği gün tesettüre girdi.
Okuldan ayrıldı. Artık ev kadınıydı.
Münevver ArınçYıl 1978. Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Giyim Bölümü'nden, 5 üzerinden
4.5'la mezun oldu. Okulun en başarılı öğrencisiydi.
Münevver Tay,üniversite yıllarında modern giyimiyle dikkat çeken biriydi.
Bir de yardımseverliğiyle tanınıyordu.
Kırşehir Kaman'da öğretmenlik yapmaya başladı. Manisa MSP İl Başkanı Avukat Bülent Arınç, hemşerisi Münevver Öğretmen'i partisinin önde gelen isimlerinden İsmail Tay'dan istedi. Münevver Tay öğretmenliği seviyordu. Evlenmeyi şimdilik düşünmüyordu. Ancak... Babasının ısrarına fazla karşı koyamadı. Ve evlendi. Damat Bülent Arınç 31, gelin Münevver Tay ise 22 yaşındaydı. Öğretmen Münevver Tay evlenince ev hanımı oldu; tesettüre girdi.
Öğretmenliği bıraktı. Çok sevdiği öğretmenliği ancak bir yıl yapabilmişti.
Semiha YıldırımO da öğretmendi. Eşi; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Erzincan Refahiye İlçesi Kayı Köyü'nden akrabasıydı. Görücü usulüyle evlendiler. Evlenince o da öğretmenliği bıraktı. Örtündü. Ev hanımı oldu.
Gülten ÇiçekAilesi Yozgatlıydı. Yozgat ile Yerköy arasındaki Saray İlçesi'nde öğretmenlik yapıyordu. Cemil Çiçek ise Yozgat'ta avukattı. Görücü usulüyle evlendiler.
Gülten Hanım'ın öğretmenliği sadece beş yıl sürdü. Örtündü. Ev hanımı oldu.
Fatma Ş. AkdağFatma Şeyda, Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi.
Babası subaydı. Başı açıktı. Nesrin Akdağ, müstakbel gelinini Erzurum'da bir toplantıda görüp beğendi. Oğlu Recep Akdağ, Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirmiş; üniversitede kariyer yapmıştı. Bekárdı. Akdağ Ailesi, Ordu'ya gidip Fatma Şeyda Hanım'ı ailesinden istedi. Evlendiler. Fatma Akdağ,okulu yarım bıraktı. Tesettüre girdi. Ev hanımı oldu.
Mehtap GülerCHP Muğla Milletvekili Hasan Fehmi İlter'in kızıydı. Annesi Sevilay İlter ressamdı. DSP'li, eski Dışişleri Bakanı Sina Şükrü Gürel ile kuzendiler. Hilmi Güler, ODTÜ'den Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans, doktora yaptı. TAŞ-TUSAŞ, MKEK, ETİBANK, İGDAŞ kurumlarında üst düzey görevler aldı. 33 yaşındaydı. Mehtap İlter ile tanıştı. Flört ederek, 1981 yılında evlendiler.
Babası Hasan Fehmi İlter bu mutlu olaya şahit olamadı;çünkü üç yıl önce vefat etmişti. Mehtap Güler evlenince örtündü.
Çalışmayı bıraktı, ev hanımı oldu.
Saniye ŞahinMehmet Ali Şahin ile Saniye Şahin teyze çocuklarıydı. Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan'ın İstanbul İmam Hatip Lisesi'nden okul arkadaşıydı. Memleketi,Karabük'ün Ovacık İlçesi'ne bağlı Ekincik Köyü'nde 1.5 yıl imamlık yaptı.
Teyzesinin kızı Saniye ile evlendi. Bu akraba evliliğinden midir bilinmez;oğulları Fatih Şahin zihinsel engelli doğdu. Mehmet Ali Şahin sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirme başarısını gösterdi. Sonra siyasetin merdivenlerini hızla tırmandı. En büyük destekçisi ise eşi; ev hanımı Saniye Şahin'di.
Zeynep BabacanHacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencisiydi. İleride eşi olacak Ali Babacan'ın üç kız kardeşi Betül, Tuğba ve Merve ile yakın arkadaştı. Ali Babacan öğrenimini tamamlayıp ABD'den döndü. Babası Hilmi Babacan, oğlu Ali'nin evliliğini şöyle anlattı: "Amerika'dan dönünce Ali'nin kız kardeşleri,kendi arkadaşlarının arasından birini belirledi ve 'Ağabeyciğim, şu kız (ZeynepYurter) senin için uygundur' dediler. Biz de Allah'ın emriyle istedik.
İstediğimiz gün de kabul edildi. Kız kardeşleri, Ali'nin kendi karakterini ve nasıl birini istediğini bildikleri için mevcutların içinde sana bu uygun dediler. Biz de görücü usulüyle gittik, baktık ve beğendik." Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne taşıyacağı söylenen genç Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın evliliği görücü usulüyle böyle gerçekleşti. Evlenmesiyle birlikte Zeynep Yurter örtündü.
Ev hanımı oldu. Uzatmayayım... Hayati Yazıcı'nın eşi Selma; Hüseyin Çelik'in eşi Şahsenem; Mehdi Eker'in eşi Yasemin; Faruk Çelik'in eşi Beyhan... Liste uzayıp gidiyor. AKP çevresi diyor ki; kızlarımız-kadınlarımız tesettüre girmeye kendileri karar veriyor!
Ne yazık ki türbanı "özgürlük sorunu" olarak gören entellerimiz de öyle düşünüyor. Ama hayat öyle demiyor işte.
Ahsen UnakıtanEdirneliydi ailesi; merkeze bağlı Musabeyliği Köyü'nden. Orta halli Eral Ailesi'nin kızıydı. Mandolin ve piyano çalmayı küçük yaşta öğrendi. Tenis oynamayı seviyordu. Öğrenim hayatında hep başarılıydı. İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Avukatlık yapmaya başladı. Solcuydu. 1971 yılında Maliye Bakanlığı'nda Hesap Uzmanı olarak çalışan Kemal Unakıtan ile evlendi.
Edirne'den çocukluk arkadaşıydılar. Bir gün... Yolda gördüğü bir işportacıdan eşarp aldı. Örtündü. Avukatlığı bıraktı. Ev hanımı oldu.
Eşi bakan olunca,örtünme modelini değiştirdi; türbanı kulaklarının arkasından bağlayarak kendi
tarzını yarattı. Türban, Eral Ailesi'ni böldü. Bugün Eral Ailesi'nin çoğu hálá solcu.
Soner YALÇIN
Sonery@hurriyet.com.tr"
------------
Gelen yorumlar:Bu yazdıklarınızdan bir şey çıkıyor; sadece bir şey:
kadın çalışırsa, ekonomik özgürlüğünü eline alırsa her şey hallolacak! Kadına karşı işlenen suçlar ortadan kalkacak! Kadın toplumun efendisi ve hakkettiği konumu bulacak!
Halbuki ABD ve AB'de ve de yurdumuzda yapılan akademik (Sosyolojik) çalışmalar çalışan kadının dahi şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor! Bu durumda ya bu çalışmaların manasını biz (VE DE SİZ!!!) anlamıyoruz ya da bu çalışmalar saçma sapan sonuçlar veriyor!!
Mes'ele kesinlikle ekonomi değil! Mes'ele şiddete maruz kalan kadının şiddet üreten erkeğin annesi olmasıdır!!
Mes'ele şiddeti yaratan etkenin verilen eğitimin eciş-bücüş edilip ırzına geçildikten sonra
verilmesiyle ortaya çıktığıdır!! Eğitiminiz bozuksa nasıl vicdan muhasebesini anlatacaksınız çocuğa?
Nasıl kadının da yaratanın bir eseri olduğunu ve sizin üzerinizde hakkı olduğunu anlatacaksınız?
TÜRKİYE EĞİTİMSİZLİĞİN PERVASIZCA HÜKÜM SÜRDÜĞÜ VE DİNSİZLİĞİN DİN DİYE SATILDIĞI BİR GİRDAPTA TEPEDEN DE EKONOMİK ÇÖKÜNTÜLERLE ZAMAN TÜKETTİĞİNDE ANCAK BU KADAR ADAM VE ANCAK BU KADAR BİR TOPLUM ÇIKARIRSINIZ!!
BAŞKA YERLERDE ARAMAYIN SIKINTIYI!!!SELAMLAR..
Dr.O.Çataloluk.
--------
Sayın Çataloluk,
Tesbitlerinize katılmasına katılıyorum da şu ilk başta yaptığınız tesbit biraz aynlış algılama sonucu olmuş gibi geldi.
Yani şu sözlerden bahsediyorum:Bu yazdıklarınızdan bir şey çıkıyor; sadece bir şey:kadın çalışırsa, ekonomik özgürlüğünü eline alırsa her şey hallolacak! Kadına karşı işlenen suçlar ortadan kalkacak! Kadın toplumun efendisi ve hakkettiği konumu bulacak!
Buradaki ekonomik özgürlük tek sorundur tesbiti tek başına düşünülmesi yanlıştır.
Zira benim söylediklerimde sadece bu sonucu çıkartmak biraz da eksik yorumlamak olmadı mı?
Aksi halde diğer söylediklerinize diyecek birşey yok.Doğrudur.
Saygı ile..A.Dursun
----------
Yıllardır, çalıştım çabaladım bir kadın olarak alın terimle kazandım.
Çalışmayan eşime de baktım yıllar boyu ve zaman geldi ayrıldım.
Sonra bu toplumda dul kadına nasıl bakıldığına tanık oldum.
Birebir yaşadım,ama paketlenmiş bir hatun olmadım.
Onlar mı akıllı,ben mi bilemedim.S.Y.
--------
Sayın S.Y hanımefendi,
Bu aslında daha farklı ir değerlendirme gerektiriyor.
Lakin yaklaşık aynı konuymuş gibi görünse de kadının kullanılmaya uygun olarak eğitilmiş olması,yaratılışta kadına verilen sevecenlik duygusunun istismara açık olmasından kaynaklanmaktadır.
Kendisini koruyucu,kurucu,üretici olarak gören kadın,bu görüş açısından bakıldığın da ne yazık ki sizinde belirttiğiniz gibi,istismara en açık olan insan türünü oluşturuyor.
Bu tüm kadın varlığı için geçerli olmasa da büyük bir çoğunluğu için geçerlidir.
Bir de yanlış inanç sistemleri,bozulmuş dinsel inançlar,aslına uygun olmayan dini öğretiler ne yazık ki bu süreçte kadını bu yolda yürümeye zorlamaktadır.
Tüm bunların üstüne ilave olarak ta bu düşünce içerisinde yaşayan kadın,tüm bu hataları görmezden gelerek yine kendisinin yetiştireceği çocuklarında da bu yanlış tutumu sürdürmektedir.
Hatta öyle ki;Kendisini ikinci sınıf gibi gören kocasından şikayet etmesine rağmen,yine yetiştirdiği erkek evladına kul-köle olmayı bir vazife görüp,salt erkek olduğu için her hakka sahip olduğunu hissettiercek şekilde davranmaya devam ederek,yine kadınları kullanmaya,ikinci sınıf görmeye uygun erkek tipini de belki farkında olmadan,belki de anaç iç güdülerin teslimiyeti altında yine kendi yetiştirmekte hiç bir sakınca görmemektedir.Bildiği ve isyan ettiği gerçekleri değiştirecek hiç bir tavır almadığı gibi,annelik duygusunun kendisine verdiği bu yanlış ve yanlı tutumu eleştirenleri de yine ördüğü duvarın arkasında bırakacaktır.
İşte toplumun ilk eğitilmesi gereken insanları da bu nedenle kadınlar/kızlarımız olmak zorundandır.
İstisnai haller hariç,
kaç baba evlatlarının yetiştirilmesinde anneleri kadar etkili olabilmektedir ki?
Özetle geleceğin yeni kuşaklarını yetiştiren,onlara eğitimin temel dayanaklarını teşkil eden
eller ilk olarak annelerinin elleridir.Bu nedenle bir toplumu bozmak ya da bir toplumu aydınlığa ulaştırmak istiyorsanız ilk önce geleceğin anne adayları olan kızlarımızın eğitimlerine belki herşeyden daha önem vermek durumundayız.
Aksi halde temel eğitimdeki yanlış ellerin ürününü toplum olarak külfet olarak algılayacağız.
Gelecekte kendisini yönetmekten aciz,muhtaçlık duygusu içinde olan yeni nesil ve bu haldeki insanların yönetmeye talip olduğu bir ülkeden ne bekleyebiliriz ki?
Şikayetlerimiz şimdiki gibi artan bir hızla devem etmeye mahkum kalacaktır.
Bu suç ise,toplumun hemen her kesiminin otrak suçudur.Bizlere düşen görev,başkalarına(annesi-babası dahil)muhtaç olmayacak,kendi gelecekleri hakkında doğru ve bilimsel gerçekler ışığında karar verebilecek düzeyde insanlar yetiştirmek olacaktır.
Aksi halde
her işini yaşamının her döneminde,anne-baba unsurlarına havale eden,başkalarından feyz alacak,iki adım ötesini düşünemeyecek insanlar yetirştirmek hem kolay yol olur,hem de geleceği olmayan bir toplumun oluşmasına yol açacaktır.Öyle ise geleceğimizi yetiştirecek olan ilk eller yani anne adayları kız evlatlarımızın en iyi eğitim almaları için lütfen birkez daha düşünelim,gayret edelim.
Bir toplumu yok etmek istiyorsanız eğitimsiz bırakınız,ya da yanlış yönde eğitime sevk ediniz.
Çünkü geleceğinizin nasıl olacağını şimdiden yapacağınız eğitim yatırımlarınız belirleyecektir.
Gelişmiş ülkelerin diğer ülkelerle,milletlerle arasındaki fark,o ülke topraklarının daha verimli olması ya da yöneticilerinin daha akıllı olması değildir.
Aradaki fark:Eğitime yapılan yatırım ve çocuklarına miras olarak bıraktıkları ile ölçülür.Biz ülkemizde çocuklarımıza miras olarak;ev,arsa,bankada para vs..gibi maddi varlıkları önemli sayıyoruz.
Oysa gelişmiş dediğimiz ülkelerde çocuklarına miras olarak bırakılan yegane şey
DÜRÜSTLÜKtür.
Gerisi teferruat tır.
Eğitilmiş dürüst insanların yaşadığı toplumlar dünyanın hangi köşesinde yaşarlarsa yaşasınlar refah içerisinde olacaklardır.
Saygı ile...
Ahmet Dursun